Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: Mucize ve Keramet — Sayfa 2

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Mucize ve Keramet(429) — Sayfa 2/5

İbn Arabî’nin İsrâ 23 tefsîri nedir?

Efendi hazretleri Muhyiddîn İbn Arabî hazretlerinin İsrâ sûresi 23. âyet üzerindeki tefsîrini şerh etmiştir. Âyet: "Ve kadâ Rabbüke ellâ ta’budû illâ iyyâh" — "Senin Rabbin kendisinden başkasına ibâdet etmeyeceğinizi kadâ etti." Şekilci âlimler kadâ kelimesini "emretti" diye tercüme ederler. İbn Arabî ise "keşf yoluyla hükmetti" anlamına gelir der — ve doğru olan da budur. Neden? Çünkü insan fıtraten Allâh’tan başkasına tapamaz. Allâh’tan başkasına tapanlar bile aslında "bu putları sırf kendilerini Allâh’a yaklaştırsın diye taptıklarını" itirâf ederler. Bütün putlara gerçek ilâhı temsîlen, ona nisbeten tapılır.

Kaynak: 38. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Kur’ân-Sünnet Üzre Evlilik, İnanç-Bilim Ayr

Cebrail aleyhisselam bir kanadıyla güneşin doğusunu durdurmuş?

Bu keramet hem Hz. Ali’nin Peygamber’e olan manevi yakınlığın ispat eder, hem de Cenâb-ı Hakk’ın bir bakanlık göstermek için güneş bile durdurabileceğini.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 23 Mart 2013 | Kur’an’a Saldırılar, Nefsin Mert

Azrâil Aleyhisselâm ve cân alma meselesiyle ilgili ne söylüyor?

"Azrâil Peygamber veya âlimlerden cânını almak için müsâade ister mi?" sorusuna Efendi kısa ama önemli bir cevap verir: "Normalde bâzı bu noktada söylenenler vardır, ama sonuçta Azrâil’in vazîfesi bellidir. Vazîfesi belli olduğu için ‘müsâade alınacak’ diye bir kâide yok."

Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Bid’at Kavramının İstismârı, Seferîlik, Câm

"Ol" emrinin bu dünyâda tecellîsi nedir?

Hazret-i Ömer radıyallâhu anh Hazretlerinin naklettiği hadîs ("Allâh’ın öyle kulları vardır ki yağmura yağ deseler yağar"), Hazret-i Ali radıyallâhu anh Hazretlerinin duâsı ("Alî’nin döndüğü tarafa Hakk’ı döndür"), Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in hurma çekirdeğini ânında ağaç hâline getirmesi — bütün bunlar velînin "ol" mazhariyetine nâil olabileceğinin delîlleridir.

Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik, Cehennem-Cennet Kavramı ve "Ol" Em

Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in mucizesi nedir?

Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin elinden suların aktığını aynı anda kendisi de içer onun. İçtiği anda Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin o mucizesine îmân eder. Onun kafasında ‘acaba’ diye bir şey kalmaz. Der ki: ‘Hakîkat, onu daha da sıkıştırsan içtim’ der çıkar. Neden? İçmiştir çünkü.

Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Laiklik, Cehennem-Cennet Kavramı ve "Ol" Em

Varlık bir sinema perdesi olarak nasıl açıklanır?

Yaratılan her şey bir sinema perdesi gibi görün. Bir sinema perdesi ve yaratılan her şey o an içinde yaratıldığında hükmü bitti. Yâni burada bir sinema perdesi düşünün. Habire buradan görüntülerin geçtiğini düşünün. Her geçen görüntünün hükmü bitti. Düşünebiliyor musunuz bir ânda ne perdeler geçiyor bir tefekkür edin.

Kaynak: 20. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Cehennem Ateşi Temizleyicidir: Rahman Sûret

Büyü herkesi tutar mı?

Büyü herkesi tutar — Hz. Peygamber bile tutuldu; "derviş tutmaz" yanılgıdır

Kaynak: 4. Dergâh Sohbeti — Tövbenin Hakîkati, Kâr Ederek Yatma, Allâh’a Yakînlik, Faiz

Rüya bir hakikattir; hâl görmek bir hakikattir; vâridata mazhar olmak hakikattir; ilhâmâta mazhar olmak hak, hakikat mıdır?

Rüya, hâl, tecellîyat, vâridat, ismini bunların ne derseniz deyin — bu bir hakikattir. Rüya bir hakikattir; hâl görmek bir hakikattir; vâridata mazhar olmak hakikattir; ilhâmâta mazhar olmak hak, hakikattir.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 16 Şubat 2013 | İnkisar-ı Hayal, Tekke Terbiyes

Umuma ait rüyalar, ferde ait rüyalar ve telsiz misali nedir?

11. Umuma Ait Rüyalar, Ferde Ait Rüyalar ve Telsiz Misali, umuma ait rüyalar, ferde ait rüyalar ve telsiz misali konularını ele alan bir sohbetin başlığıdır.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 16 Şubat 2013 | İnkisar-ı Hayal, Tekke Terbiyes

İlahi takdir nasıl lev-i mahfûz aracılığıyla aşıya iner ve zuhur eder?

Efendi Hazretleri meseleyi somutlaştırmak için bir basamak daha iner: "Biz bunu Lev-i Mahfûz olarak görelim. Sizin anlayacağınız dil. Ayın-ı sabiteden lev-i mahfûza yazıldı olsun, lev-i mahfûzdan da vakti saati gelince aşağıya tecelli etmiş olsun." Burada Efendi Hazretleri bir kinaye koyar: "Bunu varlığa döndürdü, şimdilik ayın-ı sabiteyi. Anlayacağınız hale getirdim. Araya bir tane Cebrail koydum. Ne? Koyduğun Cebrail, lev-i mahfûz." Yani ilahi takdir, lev-i mahfûz aracılığıyla aşağıya iner ve zuhur eder.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E

Lev-i Mahfûza inen yazılanlar bazen silinmektedir. Neden?

Efendi Hazretleri bunun sebebini Mirac hadisinde bulduğun cizirt ile izah eder: "Demek ki yazılan lev-i mahfûzda bazen de siliniyor. Neden bunu parantez içinde koyduğunumu ileriki derslerde göreceksiniz. Birisi diyecek ki ‘yazıldıysa o yazdı. O zaman o yazdıysa, ben nası beni cehenneme attı diyecek.’ Anladın mı?" Yani kader meselesinde klasik bir itirazdır bu: Eder Allah yazmışsa, bana ne bırakılmış sorumlulukla ilgili? Efendi Hazretleri bu itiraza kapıyı açar ama cevabını haftaya bırakır.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E

Hadîs-i şerîfte buyurulur: "Kim ‘Sübhânallâhi ve bi-hamdihî midir?

Hadîs-i şerîfte buyurulur: "Kim ‘Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, sübhânallâhi’l-azîm ve bi-hamdihî, estağfirullâhe’l-azîm’ derse deniz köpükleri kadar olsa günahını affederim." Günde yüz sefer söyle bunu. Sabah bismillâh çıkmadan önce söyle. Gece yattığında söyle. Bu müjdeye nâil ol.

Kaynak: 26. Dergâh Sohbeti — Affedilmeyecek Günah Yok, Gerçek Tövbe ve Küçük Günahların

Keramet meselesi nedir?

Derviş kerametsiz olmaz; kerameti bekler. Bir sahabe de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinden mucize bekler. Zayıf gönüllüler mucizelerle ve kerametlerle desteklenir. Ve bir derviş kerameti görür, tanır, yaşar. Ama "hadi şöyle bir keramet göstereyim" diyen üstad câhildir; böyle bir şey üstad olmadığını gösterir.

Kaynak: 81. Dergah Sohbeti — Farz-Nâfile-Muhabbet Yolu, Keramet ve Hiçbir Şeye Zarar Ver

İbrâhim aleyhisselâmın kuşlar kıssası ne anlatır?

İbrâhim aleyhisselâm Cenâb-ı Hakk’a "Yâ Rabbi, Seni yeniden dirilttiğine inanıyorum ama mutmain olmak istiyorum" demiştir. Allah "Dört kuş tut, kes, karıştır küllerini, dört tepeye savur, sonra ‘Kün!’ de" buyurmuştur. İbrâhim bunu yapmış, kuşlar dirilip gelmiştir. Tasavvufî yorumuyla: Allah derviş olan kimsenin de dört kuşunu içinden uçurur, aşk ateşinde yakar, dumanını atar, külünü savurur. Ve gönlüne "Hû!" der, tecellî eder. Dört kuş kalbinde yeniden neşvünemâ olur. Bu dört kuş: Gizli şirk, riyâ, gösteriş ve tevhidin kalbe yerleşememesidir.

Kaynak: 81. Dergah Sohbeti — Farz-Nâfile-Muhabbet Yolu, Keramet ve Hiçbir Şeye Zarar Ver

Âdem’den (a.s.) beri şeytanın vazifesi belli midir?

Âdem’den (a.s.) beri şeytanın vazifesi bellidir. Câhil cinlerin yeryüzünde kan dökmesi, insanların o melânetleri câhil cinnîlerden öğrenmesi… Ancak şeytan hâlis kullara asla zarar veremez.

Kaynak: 94. Dergah Sohbeti — Hz. Dâvûd Kıssası, İyiliğin Temsilcisi Olmak ve Zikrullahın

Sırlar âlemine girmek neden tehlikelidir?

Abdestinin farzını bilmeyen bir kimse sırlar âlemine girecek — neresiyse orası? Namazı yok, abdesti yok, orucu yok, zikri yok; her türlü haram üzerine — sırlar âlemine girecek!

Kaynak: 128. Dergah Sohbeti — Sosyal Hayatı Sünnete Örmek ve Rabıtanın Hakikati

Mucizeleri anlatın, kerametlere takılmayın neden?

Mucizeleri anlatın, keramatlarla takılmayın. Keramet anlatacaksan sahabenin kerameti yeter. Hazreti Ömer Efendimiz’in komutanı Dicle’yi geçmesi emredilmiş; köprü yok, vasıta yok. Komutan seccadesini Dicle’nin üzerine serer, namaz kılar: "Ya Rabbi, senin kelimetullahın için yola çıktık, Dicle çıktı önümüze. Kudret ve kuvvetinle yardım et!" Kendisi ve ordusunun son neferi Dicle’nin üzerinden geçer. Hangi şeyhin kerameti buna yetişebilir?

Kaynak: 156. Dergah Sohbeti — Ehl-i Tasavvufun Yolu, Fıtrat, Tebliğ ve Mucize

Nurun gerçek mahiyeti nedir?

Nurun rengi nurdur. Nurun rengi eşittir nur, nurun cismi eşittir nur. Ama biz nura baktığımızda kendi rengimizi, kendi cismimizi, kendi hayalimizi, kendi varlığımızı görürüz. Nuru gerçek mahiyetinde görebilmemiz için önce kendimizden geçmemiz gerek.

Kaynak: 164. Dergah Sohbeti — Allah’ı Tanımak, Akıl ve Şeytan, Sevgilinin Emanetleri

Büyüye inanmak haktır mı?

Büyüye inanmak haktır; kim büyüyü inkar ederse küfre düşmüş olur. Ancak büyücüye inanarak büyü yaptırmak küfürdür.

Kaynak: 181. Dergah Sohbeti – Cömertlik Ölçüsü, Hatme-i Şerif ve Fatiha’da Üç Mertebe

Meşhur hadis-i kutsîde anlatılır: Mahşer yerinde hiç kimsenin gölgelenmediği anda Allah, nurdan minberler üzerinde bazı kullarını oturtturur mu?

Meşhur hadis-i kutsîde anlatılır: Mahşer yerinde hiç kimsenin gölgelenmediği anda Allah, nurdan minberler üzerinde bazı kullarını oturtturur. Mahşer halkı ve peygamberler onlara gıpta ile bakarlar. "Bunlar hangi peygamberlerden?" diye sorulunca peygamberler bile "Bilmiyoruz" derler. Bir münâdî melek cevap verir: "Bunlar, dünyâdayken birbirlerini Allah için seven ve toplandıklarında Allah’ı zikredenlerdır."

Kaynak: 255. Dergâh Sohbeti – Şa’bân Ayında Oruç Fazîleti, Gaflet Zamanında İbâdet, Nurd

İbn Teymiyye dahi bu hadisleri reddedememiştir?

Talebesi Aliyyü’l-Kârî de mecbûren almıştır. Bu hadis-i kutsî velîlerle alâkalıdır ve "Onlara dünyâda da âhirette de müjdeler vardır" âyet-i kerîmesinin tefsîrinde geçer.

Kaynak: 255. Dergâh Sohbeti – Şa’bân Ayında Oruç Fazîleti, Gaflet Zamanında İbâdet, Nurd

Ramazan ayında şeytanların bağlanması hadis-i şerîfte nasıl anlatılmıştır?

Hadîs-i şerîfte Ramazan’da şeytanların bağlanması bildirilmiştir. Cenâb-ı Hak şeytanları bağlar ama iki ayaklı şeytanlar çalışmaya devam eder. Ramazan ayı, Kur’ân’ın Levh-i Mahfûz’dan Âlem-i Emre indirildiği aydır. Bu indirme esnasında şeytanların büyüklerine zincirler vurulmuş, Kur’ân-ı Kerîm’e zarar vermelerinin önüne geçilmiştir.

Kaynak: 262. Dergâh Sohbeti: Recm Hükmü, Ramazan’da Şeytanların Bağlanması, 28 Şubat ve

Ramazan ayında fitne çıkaranlar ve şeytanın askerleri kimlerdir?

Her Ramazan, bazı kimseler Müslümanları ifsâd etmeye çalışırlar: Teravihin rekât sayısını tartışma çıkarırlar, sahur ve iftar vakitlerini mesele yaparlar, oruç tutanları caydırmaya uğraşırlar. Televizyonlarda "bu sıcakta oruç tutanlar bayılacak" diyenler, namaz kılanlarla ve oruç tutanlarla uğraşanlar şeytanın askerleridir.

Kaynak: 262. Dergâh Sohbeti: Recm Hükmü, Ramazan’da Şeytanların Bağlanması, 28 Şubat ve

Siyah sarık ne anlama gelir?

Siyah sarık sünnettir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hüzünlü olduğu zamanlar, cihada gideceği zamanlar siyah sarık sarmıştır. İçinde resim ve suret bulunan eve rahmet melekleri girmez — bu hadis-i şeriftir. Hz. Ayşe validemize duvar kilimi hediye edilmiş, üzerinde hayvan sureti vardı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri odadan onu kaldırtmıştır.

Kaynak: 267. Dergah Sohbeti – Sufi Ahlakı, Dünya Sevgisinin Tehlikesi ve Hz. Abbas Kıssa

Rabıta edilecek tek kimse kimdir?

Rabıta edilecek tek kimse Resulullah’tır. Şeyhlerin cenneti, cehennemi, arşı, levh-i mahfuzu yoktur; yardım yalnız Allah’tandır. Şeyhleri küçük tanrı gibi görüp onlardan yardım dilemek küfürdür. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuştur: ‘Ben sizin babalarınızdan, canlarınızdan size daha yakınım.’ O halde rabıta edilecek tek kimse Resul,ullah’tır.

Kaynak: 274. Dergah Sohbeti: İmanı Koruma Mücadelesi, Rabıta ve Dervişlik Ahlakı

Gönlü mescidlere bağlı olan kimse nedir?

Üçüncü sınıf: gönlü mescidlere bağlı olan kimse. O kimsenin gönlü camilere bağlı, gönlü dergaha bağlı, gönlü zikrullaha bağlı, gönlü sohbetlere bağlı. Sohbetten sohbete gidiyor, zikrullahtan zikrullaha gidiyor. Sabah namazını kılmış, öğle namazının hasretini çekiyor. Öğle namazını kılmış, ikindi namazının hasretini çekiyor. Abdestini ona göre ayarlıyor, işini ona göre ayarlıyor.

Kaynak: 289. Dergah Sohbeti — Yedi Sınıf İnsan: Allah’ın Gölgesinde Gölgelenenler

Ribat nedir?

Allah Resulü’ne soruyorlar: "Ya Resulallah, ribat nedir?" Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri: "Gönlü mescidlere bağlı olmadır, gönlü namaza bağlı olmadır" buyurmuştur. O zaman gönlün mescidlerde olacak, mescid ehlinde olacak, namaz kılan kimselerle olacak, hasenatta olacak, cemaatte beraber olmakta olacaksın.

Kaynak: 289. Dergah Sohbeti — Yedi Sınıf İnsan: Allah’ın Gölgesinde Gölgelenenler

Hürriyet makamı nedir?

Sufilerde hürriyet makamı, yaratıkların boyun eğdiği, gönül verdiği dünyaya ait hiçbir şeye bağlanmamak, yalnız kainatın yaratıcısı olan Mevla’sına halis kullukla bezenmektir. Kul bu noktaya gelince eminler makamına girer. Orada sırlara muttali olur, mükellem ve muhatap olur. Kendisine konuşulan ilham onunla olur ve feraset sahibi olur. Eminliğinden dolayı bazı kalp bilgilerine vakıf olur. Müdebbirlerin makamını, ariflerin hallerini görür, kontrol eder. Bu nokta velayet makamının son noktasıdır.

Kaynak: 291. Dergah Sohbeti — Hürriyet Makamı, Asıl Keramet ve Gaye Verilenlerin Hali

Vahyin Dereceleri nedir?

Vahyin Dereceleri. Allah arıya vahyetti. Arının nasıl olacağını, arıların nasıl yaşayacağını, onların matematiğini, fiziğini, kimyasını arının üzerine, arının aklı olarak oturdu, yerleştirdi. Allah yaprağın nasıl olacağını yazdı, yaprağın aklı var, hücrenin aklı var.

Kaynak: 292. Dergah Sohbeti — Mücadele Makamı, İlham-Hitap Farkı ve Naz-Niyaz Yolu

Büyü ve sihir yaptırmak günah mıdır?

Büyü ve sihir yaptırmak günah-ı kebairdir. Yapan da yaptıran da büyük günah işlemiş olur. Bu işe başlayanlar ilk önce ‘insanlara iyilik olsun, böyle şeyleri bozmak için öğreniyorlar’ diye başlarlar. Ondan sonra buradan para kazanmak, nemalanmak insanın nefsine tatlı gelir. Bir müddet sonra bu para kazananlar ahlaksızlaşırlar.

Kaynak: 309. Dergah Sohbeti — Büyü ve Sihir, Suizan Dereceleri, Sufilerin Seyahati

Sır nedir?

Sır, bir şeyi bilmemek değil, bilmektir. Bilenin sırrı olur, bilmeyenin sırrı olmaz. Bir kimse bir şeyi biliyorsa ve başkaları bilmiyorsa, o bildiği şey ona sır olarak verilmiştir. Başkaları bilmedikleri şeyin sırrına sahip olamazlar.

Kaynak: 317. Dergah Sohbeti: Cüz’i İrade, Sevginin Korkusu ve Sırrın Hakikati

Keramet, hâle ve rüya ile ilgili görüş nedir?

Gözünüzü keramete, hâle ve rüyaya dikmeyin; gözünüzü kulluğa dikin. Kerameti istememek, istikamet istemek bizim yolumuzdur. Kerameti inkâr etmiyoruz; sadece gözünüzü oraya dikmeyin, kulluğa dikin diyoruz.

Kaynak: 318. Dergah Sohbeti: Salih Rüya, Sünnet Merkezli Tasavvuf ve Beşeriyetten Eksilt

Bir kimse güneşe doğru yolculuğa çıksa, aldığı ısı ve ışık değişecek midir?

Güneş dünya üzerinde herkese aynı derecede ısı ve ışık verir. Ama bir kimse güneşe doğru yolculuğa çıksa, aldığı ısı ve ışık değişecektir. Güneşe yaklaştıkça gözleri kamaşacak, güneşe doğrudan baksa körlük yaşayacaktır. Güneşe çok yaklaşan bir cisim erir, buharlaşır. Dışarıdan bakan artık onu göremez; sadece güneşi görür. İşte hakkal yakîn budur.

Kaynak: 333. Dergâh Sohbeti — Hizmette Rotasyon, Namazın Fazileti ve Allah’a Yakınlık

360. Dergah Sohbeti — Nazar Boncuğu, Sufi Yolunda Kalma, Zühd ve Teslimiyet nedir?

Sufi: Nazar Boncuğu Takmak: Haram ve Küfür Tehlikesi

Arabalara, iş yerlerine, evlere nazar boncuğu takmak Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şerifinin gereğince haramdır. Bu nazar boncuğunun nazardan koruyacağına inanarak takmak büyük ittifak halinde küfürdür. Öylesine, süs olarak takmak ise günah-ı kebairedir.

Evlerimize, arabalarımıza, hayvanlarımıza, iş yerlerimize nazardan korunması için nazar boncuğu, taş, kemik gibi herhangi bir nesne takmak yasaklanmıştır. İnanaraktan takarsa küfür, öylesine takarsa büyük günahtır.

Mürşid-i Kamile Tabi Olmak: İhtiyaç Değil İbadet

Mürşid-i kamile tabi olmak bir ihtiyaç değil, fazilettir ve ibadettir. Fatiha-i Şerife’de ‘bizi salihlerle beraber eyle’ diye dua ederiz. Cenab-ı Hak başka ayet-i kerimelerde de ‘siz salihlerle beraber olun’ diye emreder. Bir kimse hem salihlerle beraber olmayı isteyecek, hem de salih insanları arayıp bulacaktır.

Mürşid-i kamil, salihlerin içerisinde derece ve fazilet noktasında en yüksek mertebede olan kimselerdir. Ayet-i kerimede ‘Allah’ın yeryüzünde manevi direkleri vardır’ buyurulmuştur. Hazreti Abbas Efendimiz ve oğlu Abdullah bu ayeti, peygamberlerden sonra imanı yaşama ve yaşatmak için mücadele edenler olarak yorumlamışlardır.

Namaz nasıl ihtiyaç değil ibadetse, oruç, zekat ve hac nasıl ibadetse, salihlerin yanında durmak da ibadettir. Zikrullah halakasına oturmak vacip hükmündedir. ‘Onlar az zikrederler’ ayetinde az zikretmek münafıklık alametidir; devamlı zikretmek münafıklıktan kurtulmaktır.

Ehlibeyt Sevgisi ve Alevilik Meselesi

Bütün Müslümanlar Hazreti Ali Efendimiz’i severler. Ehlibeyt’i sevmek imandandır. Hazreti Ali, Hazreti Fatıma, Hazreti Hasan ve Hüseyin Efendilerimizi ve onlardan devam eden silsileyi sevmek vacip hükmündedir. Bu manada bütün Müslümanlar Alevidir.

Ancak bugünkü anlamda bir siyasi organizasyon gibi veya Kuran ve Sünnet’in kısmen dışında duran bir fraksiyon olarak Alevilik, gerçek Alevilik değildir. Gerçek manada Alevilik, Kuran ve Sünnet’e sıkı sıkıya yapışıp Ehlibeyt’e muhabbet beslemektir. Sufiler Ehlibeyt’e aşırı derecede muhabbet beslerler. Orta Asya’dan itibaren Türkler Ehlibeyt’ten din öğrenmiştir.

Sufi Yolunda Kalmanın Sırrı: Sabır, Edep ve Teslimiyet

Yaklaşık on altı yıldır sohbetlere gelen bazı kardeşler ön halakada manevi haller gördüklerini söylerlerdi, sonra zikri ve cemaati bırakıp gittiler. Sufilik bir taraftan kolaydır -teslim olan için kolay-, bir taraftan zordur -nefse ağır gelir-. Son nefese kadar olan bir yoldur.

Yolun sırrı şudur: Ne yaşarsan yaşa, dersini çek, halakaya otur, hizmetine devam et. Yanlış anladığın insan yolda düzelir, seni yanlış anlayanlar da zamanla düzeltir kendilerini. Kendi durduğun noktanın Kuran’a, Sünnet’e ve sufilerin temel prensiplerine uygun olmasına dikkat et.

Şeyh Efendi’yi terk edenlerin hala bir şeyhleri yok. Gevşeklik yapanların gittikleri bir mürşid-i kamil de yok. Eğer yapılan şey doğru olsaydı, getirisi de doğru olmalıydı. Namazı niyazı terk edip kötü noktaya dönenler yolsuz kaldılar.

28 Şubat Deneyimi ve Bursa’daki Direniş

28 Şubat’ta bütün her yerde dersler iptal edildi, herkes kilit vurdu. Ama Bursa’da kilit vurmadık. Mahallelerde toplandık, evlerde toplandık, basıldık. Orada toplandık, burada toplandık, rüzgar gibi geçtik. Cenab-ı Hak o günleri geçirdi. Seni dışarıdan birisi yıkmaz, seni ancak sen yıkarsın.

Cenab-ı Hak ayet-i kerimede buyurur: ‘Siz azar saparsanız Allah yeni bir kavim getirir.’ Osmanlı kocaman bir imparatorluktu, İslam’ın bayraktarlığını yapıyordu. Ama çöktü. Çöküşe sebep olan alimler, şeyhler, paşalar, padişahlar sorumluydu. Medrese düzgün talebe yetiştirmedi, tekkeler düzgün sufi yetiştirmedi, askeriye düzgün paşa yetiştirmedi.

Zakirliğin Alınması ve Verilmesi: Kişisel Bir Deneyim

Şeyh Efendi zakirliğimi aldı. Nikah esnasında mehir konuşulmamış olması sebebiyle pir efendiler zakirliğimi aldılar. Şeyh Efendi bir başka arkadaşa ders yaptırma vazifesi verdi. Ben de o arkadaşa şeksiz şüphesiz itaat sergiledim. Tüm arkadaşları topladım ve dedim ki: Bundan sonra İsmail kardeş dersi yaptıracak, hepimiz ona itaat edeceğiz.

O arkadaş sonra dedi ki: ‘Senin davranışın bize nasıl davranmamız gerektiğini öğretti. Biz zakire nasıl davranılacağını bilmemişiz.’ Önemli olan orada durmaktır. Hayatın her alanında bu tip haller yaşanabilir. Yola giren bir kimse bulduğu yere kendini çivilesin, manevi bir emir gelinceye kadar devam etsin.

İtaat ve Teslimiyet: Kuran ve Sünnet Dairesinde

İtaat maruftadır, yani iyilikte ve doğruluktadır. Din noktasında itaat Kuran ve Sünnet dairesindedir. Haram bir şey söylenirse kimseye itaat edilmez. Ancak her mesleğin, sanatın, yolun bir hiyerarşisi vardır. Doktor tıpta okuyor, orada da itaat ve hiyerarşi var.

Sufiler üstadlarına teslim ve itaat ederler. Sufi üstadından başka kimseye tesyim olmaz ama hiyerarşideki ağabeylerine itaat eder. Teslimiyet farklı, itaat farklıdır. Gerçek manada teslimiyet Allah’adır. Yolun adabı, erkanı, çalışması noktasında teslimiyet üstadadır.

Şeyhin Allah’laştırılması Tehlikesi

Şeyhin Allah’laşması sufi yolunun en büyük vartalarından biridir. Şeyh, farz ve vacip ibadetlerin önüne kendi koyduğu kuralı koyuyorsa, o şeyh Allah’laşmıştır. Bunu hiçbir sufi topluluğu açık açık konuşamaz. 33 sefer Subhanallah, 33 sefer Elhamdülillah, 33 sefer Allahu Ekber’in önüne üstadın dersini koyuyorsanız, üstadı ilahlaştırıyorsunuz.

Zühd Anlayışı: Dünya Sevgisinden Arınmak

Sufiler zühdü malı mülkü dünyayı terk etmek olarak algılamamışlardır. Gerçek zühd, hadis-i şerif gereğince dünya sevgisinden arınmaktır. Dünyaya aşık olmaktan, dünyalık elde etmekten lezzet almaktan arınmaktır. Dünyayı terk edip, işi gücü bırakıp dilencilik yapmak zühd değildir.

Zekat vermek farzdır, sufiye de farzdır. Zekat verebilecek noktaya gelmek zorundasın. Ama işinden dolayı namazını terk etme, orucunu terk etme. İşin ibadetinin önüne geçmesin, eşin ve çocukların dinin önüne geçmesin. Dinin dairesi içindeki lezzet sana helaldir ve ibadettir.

İnsanlardaki derviş algısı yanlıştır: Dervişin malı mülkü olmayacak, parası pulu olmayacak, işi gücü olmayacak… Böyle bir derviş görmeyen insanlar çarpılıyorlar. ‘Bu değirmenin suyu nereden geliyor?’ diye soruyorlar. Sufiliği yoksullukla eşleştirmek büyük bir yanılgıdır.

Sıkıntılar Karşısında Sabır: Hastalığı Büyütmemek

Bir şeyi sıkıntı görmek, onu gözünüzün önünde büyütmek demektir. Problemi büyüttükçe yenemezsiniz. Hastalık büyüttükçe yenememezsiniz, borç büyüttükçe yenemezsiniz, işsizlik büyüttükçe yenemezsiniz. Problem gelecektir, sıkıntı gelecektir, bela gelecektir; ama bunları büyütürseniz baş edemezsiniz.

Sağlam kale gibi durun, o vursun göğsünüze, dökülsün. Sebepler dairesini terk etmek yok: ilacını al, diyetini yap, dersini çalış, işine dikkat et. Ama hastalığı hayatınızı engelleyen bir bela olarak görmeyin. Onunla anlaşın, onu yenin. Ben de 1998’den beri şeker hastasıyım, yaşıyorum.

Sigara Satışı ve Haram Hükmü

Eski fıkıh kitaplarında sigara mekruh olarak geçer çünkü o dönemde zararı bilinmiyordu. Bugün sigaranın insan vücuduna verdiği zararlar bilimsel olarak kesinleşmiştir. Akciğer kanserinin yüzde seksen beşi sigaradan kaynaklanmaktadır. Zararı kesin olarak tespit edildiğinden dolayı sigara haramdır.

Darü’l-İslam’da sigarayı üretmek, tüketmek ve satmak yasaktır, paranası haramdır. Ancak darü’l-harp hukukunda, harbiyi zehirlemek amacıyla cevaz verilmiştir. Tıpkı İmam Muhammed’in devlet hukuku kitabında darü’l-harpte şarap satışına müsaade ettiği gibi.

Hazreti Peygamber Sufi Miydi?

Evet. ‘Senin mürebbin ben değil miyim?’ buyurmuştur Cenab-ı Hak. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri saf idi ve mürebbisi Allah’tır. Saflıkta hangi mertebedeydi? Varlığın, yaratılmışların en yücesi olan Hazreti Peygamber’in saflığının son noktasını hesaplamamız mümkün değildir. Ancak kendimizi onun saflığına doğru zorlamakla mükellefiz.

İki Bayram Arası Düğün ve Eğlence Meselesi

İki bayram arası dedikleri, bayram namazı ile cuma namazı arasındaki kısa süredir. Aynı gün hem bayram hem cuma namazı kılınıyorsa, bu iki bayram arasında düğün yapmaya zaten vakit kalmaz. Bununla alakalı ayet ve hadis yoktur, halk arasında bir söz olarak yerleşmiştir.

Bayramlarda ve düğünlerde def çalıp eğlenmek konusunda Hanefiler kadınların kendi aralarında def vurup eğlenmelerine cevaz vermişlerdir. Hazreti Peygamber, Hazreti Aişe’ye ‘def vurdunuz mu?’ diye sormuş, ‘hayır’ cevabı üzerine ‘defsiz nikah nikah değildir, ensar defi severdi’ buyurmuştur. Bu konu hakkında Profesör Süleyman Uludağ’ın ‘İslam’da Musiki ve Eğlence’ kitabı tavsiye edilir.

Kaynak: 360. Dergah Sohbeti — Nazar Boncuğu, Sufi Yolunda Kalma, Zühd ve Teslimiyet

Gaybdan haber verme meselesi nedir?

Cinleri Görmek

İnsanlar cin görür mü? Evet. Bazıları zannedebilir, ama cinlerden insanlara zarar da gelebilir.

Gayb Bilgisi ve Veliler

Bir şeyh ya da alim, ileride olacaklardan haber verebilir mi? Evet. Eğer gaybdan kasıt ertesi gün, üç gün, on gün, yirmi yıl sonra olacak bir şeyden haberdar olmaksa, bir kimse bundan haberdar olabilir. Hz. Ömer Efendimizin içki içmenin haram edileceğini daha önceden söylemesi, ezan-ı şerifi rüyasında gören sahabenin bunu anlatması ve ezanın hala o rüyanın tecellisinde okunması gibi, bu bir velilerde yaşanan haldir. Cenab-ı Hak ileride olacak hadiselerin belli kesitlerini belli insanlara gösterebilir.

Cin Suresi 26-27. ayetlerinde ‘Gaybı bilen ancak O’dur. Gaybı kimseye bildirmez, ancak seçtiği peygamberler müstesna’ buyrulmaktadır. Peygamberlere Cenab-ı Hak gaybı bildirir, başka ayet-i kerimeler de bu konuda mevcuttur. Ancak bir kimsenin ‘Ben gaybı biliyorum’ demesi uygun bir şey değildir.

Kaynak: 367. Dergah Sohbeti — Beyin Ölümü, Zina Hukuku, Evrensel Hukuk Eleştirisi, Affet

Rüya ve halleri küçük görmek neden yanlıştır?

Kabir hali haktır. Keramet haktır. Rüyetullah haktır. Allah’ı rüyada görmek haktır. Üç gün sonrasını, beş gün sonrasını görmek haktır. Hz. Peygamber (s.a.v.) kabir hallerine vakıf oldu. Kabirde vefat eden kimselerle konuştu, onlardan bize haber verdi. Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali efendilerimiz de bu hallere vakıf idiler. Sahih rüya görmeyi küçük gören kimse, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzünü küçük gördüğü için kibirlenmektedir. Sufinin kendi içerisinde Hz. Peygamber’in sünnetleriyle örülü hal ve fiiliyatları küçük görenler farkında olmadan küfre düşüyorlar. Her küfür ehli için tecdit-i iman, tecdit-i nikah gereklidir. Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: 381. Dergâh Sohbeti — Şükrün Hakikati, Şeyh-Mürid Bağı ve Sufinin Adabı

Abdülkadir Geylani Hazretleri ve şeytanın aldatması hakkında ne söylendi?

Abdülkadir Geylani Hazretleri dervişleriyle bir Ramazan günü yolda seyahatteyken bir nida duyarlar: ‘Ey Abdülkadir, senden ve dervişlerinden razı oldum. Orucunuzu bozun, size ikram ettim.’ Abdülkadir Geylani Hazretleri ‘Eûzübillahimineşşeytanirracîm Bismillahirrahmanirrahim’ deyip yerden taşı aldı ve o tarafa fırlattı. ‘Gidin, o şeytandır’ dedi. Bazı dervişler ise oruçlarını bozmuşlardı.

Kaynak: 384. Dergâh Sohbeti — Taklid ve Tahkik: Zahirin Önemi, Farzdan Hakikate Yol

Abdülkadir Geylani Hazretleri şeytanın aldatmasının nereden farkını nasıl anladı?

Abdülkadir Geylani Hazretleri cevap verdi: ‘Üç ilimle bildim. İlmel yakîn, aynel yakîn, hakkel yakîn.’ Şeriat ilmiyle bildim ki Cenab-ı Hak bugüne kadar hiçbir peygamberine böyle bir şey vermedi, farz oruçta böyle bir şey olmaz. Tarikat ilmiyle bildim ki şeytan bir yönden hitap etti, Allah’ın hitabı yönden değil, her yerdendir. Hakikat ilmiyle bildim ki o hitap sadece zahir kulağıma geldi, halbuki Allah’ın hitabı bütün vücudu sarar.

Kaynak: 384. Dergâh Sohbeti — Taklid ve Tahkik: Zahirin Önemi, Farzdan Hakikate Yol

Musibetlerin büyüklüğü nedir?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ateşler içinde kıvranırken sahabelere ‘Belaların ve musibetlerin büyüklüğü önce peygamberlere, sonra velilere, sonra o velilerin etrafında duranlara’ buyurmuştur. Yakınlık iddiası büyüdükçe imtihan da büyür.

Kaynak: 393. Dergâh Sohbeti — Yakınlığın Hakikati, Kişisel Temizlik ve İslami Uyanış

Hakiki cezbe ve sahte cezbe nedir?

Cezbe, Allah anıldığında gözyaşı dökmektir. Tek başına kalındığında günahları hatırlayıp ağlamaktır. Gece namazında secdeye gittiğinde seccadenin ıslanmasıdır. Oruç tutarken dudakların susuzluktan çatlamasıdır. Cenab-ı Hakk’ın esma ve sıfatlarının tecelliyatını hayret noktasında izlemektir.

Kaynak: 448. Dergah Sohbeti – Talak Hukuku, Hakiki Cezbe ve Rabıta

Sahte cezbe nedir?

Cezbe, titreyip debelenmek değildir. Titreyip debelenenler nefsine uymuştur; şeytanın onların üzerinde tecellileri vardır. En fazla titreyen en cezbeli değil, en fazla nefsine uyandır. Sırayı bozan, elini namazda düzgün tutmayan, sözü kesen hep nefsine uyanlardır. Bizim dergahımızın adap ve erkanında böyle sahte cezbe hareketleri yoktur.

Kaynak: 448. Dergah Sohbeti – Talak Hukuku, Hakiki Cezbe ve Rabıta

Dövme Meselesi: Hadislerde Lanetlenmiş Bir Fiil nedir?

Dövme yaptırmak hadis-i şeriflerde lanetlenmiş büyük günahlardandır. Yaptıranlar mümkünse tedavi edip dövmelerini silecekler, mümkün değilse tövbe edip hayatlarına devam edeceklerdir. Ancak İslam öncesi cahiliye döneminde bilmeden yapmış olanlar için durum farklıdır.

Kaynak: 463. Dergah Sohbeti — Tekke Mülkiyeti, Marifetullah, Ruhun Sureti ve Nurun Renkl

Peygamberlerin mucizeleri nelerdir?

Allah peygamberleri ve kitapları gönderirken asıl akılı mağlup eder. Musa aleyhisselam asasını attı, asa yılan oldu, Firavun adamlarının oyunlarını yuttu. İsa aleyhisselam ölüyü diriltir. İbrahim aleyhisselama ateş yakmaz. Hepsi de akla ters olan şeylerdir.

Kaynak: 466. Dergah Sohbeti

Domuz yağı içeren kremler ve kantoron yağı caiz mi?

Domuz yağından üretilen kremleri kullanmak caiz değildir. Kapanmayan yaralar için kantoron yağı tavsiye edilir: sarı kantoron çiçeğini bir şişeye koyup üzerine zeytinyağı dökülür, güneşte bekletilir. Şeker hastalığından dolayı kapanmayan yaralar bile Allah’ın izniyle kantoron yağıyla kapanmıştır.

Kaynak: 494. Dergâh Sohbeti — Ehven-i Şer, Derviş Gönülsüzlüğü, Laiklik Eleştirisi ve Sı

498. Dergâh Sohbeti — Faiz Sistemi, Karşı Cinsle Arkadaşlık ve Hayvan Kesi mi?

Faiz: Zikir Halinde Musallat Olma ve Laf Taşıma

Zikir Halinde Musallat Olma

Soru: Kişi zikir halindeyken başka varlıkların o kişiye musallat olma hali yaşanabilir mi?

Böyle bir şey olmaz. ‘Lâ ilâhe illallah benim kalâmdır. Kim benim kalâma sığınırsa ne yüce, ne güzel kalaya sığınmıştır’ buyurulur. Zikrin efdali Lâ ilâhe illallah demektir. Bir kimse Allah’ı zikrederken ona başka herhangi bir varlık musallat olmaz. Böyle bir şey düşünüyorsa o kimse için bu psikolojik bir vakadır, başka bir şey değildir.

Laf Taşıyanlara Karşı Tutum

Soru: Çevremizde laf taşıyan kişilerle ilişkilerimiz nasıl olmalıdır?

Bir kimse devamlı haram işliyorsa nasihat edilir, bir daha nasihat edilir. Laf taşıyan kimse yanınıza gelip bir başkasının lafını söylüyorsa, ‘Kardeş, dedikodu etmeyelim, gıybet etmeyelim, iftira etmeyelim, harama girmeyelim’ dediğiniz anda o susar. Ya nasihatınızı kabul eder ya da sizi terk eder. Bir daha yanınızda gıybet etmeye kalkışırsa zaten küser size.

Hamam Hükmü ve Hava Yolu Şirketlerinde Çalışma

Hamamın Dinimizdeki Yeri

Soru: Dinimizde hamamın yeri nedir?

Evlerinizde banyolarınız var, bu sizin için yeterlidir. Ama sağlıkla alakalı kaplıca türünde bir şey olursa bunda bir beis yoktur. Hadîs-i şerifte buyrulur: ‘Siz onlara mecbur olduğunuzda hızla girip çıkın.’ Mecburiyetten gidecekse hızla işini bitirecek. Öyle hamamda keseleneyim, sauna yapayım, iki saat masajlanayım diye değil.

Hava Yolu Şirketlerinde Çalışmak

Soru: Hava yolu firmalarında yolculara içki servisi yapılır. Bir kişinin orada çalışması haram mıdır?

Bunu bu açıdan bakacak olursak o firmalarla uçmak da câiz olmaz. O firmaların bağlı bulunduğu devlet sistemlerini de sorgulamak gerekir. İslâm dünyasının en büyük handikaplarından birisi bu: sivrisineğe uğraşıyoruz. Daha düne kadar bu devlet içki üretip satan bir devletti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulunca ilk kurulan fabrika rakı fabrikasıdır.

Markette içki var, oradan alışveriş etmeyelim — güzel, şahıs kendini koruyor. Ama içkiyi müsaade eden devletin sistemiyle uğraşmıyor kimse. Bankada faiz var — ya mübarek, o bankadaki faize müsaade eden devlet var. Birinci derecede en büyük faizci devlet zaten. Hazine dışarıdan borç alıyor, faiz ödüyor. Türkiye’nin ABD’den elli yedi milyar dolar alacağı var ama faiz alamıyor. Yüz otuz milyar dolar dış borcu var, her ay faiz ödüyor.

Eğer bir kimse İslâm hukukunu icra etmek için mücadele etmezse, buna niyet etmezse, Allah muhafaza eylesin imanını kaybeder. Bir kimse İslâm’ın hukukunu istemek, İslâm’ın hukukunu kurmak, İslâm’ın hukukunun yolunda gitmekle mükelleftir.

Karşı Cinsle Arkadaşlık Meselesi

Soru: Normal arkadaş olanlar da zinâ kapsamına girer mi? Karşı cinsler arkadaş olabilir mi?

Ben böyle bir kızın bir erkeğe normal arkadaş gibi bakabileceğini kafam almıyor. Hadîs-i şerif çok açıktır: ‘Ateşle barut yan yana olmaz.’ Yine hadîs-i şerifte ‘Bir kadınla bir erkek baş başa kalırsa üçüncüsü şeytan olur’ buyrulmuştur. Bir kızın erkek arkadaşı olmaz, bir erkeğin kız arkadaşı olmaz.

İş yerinde erkek de çalışıyor kadın da çalışıyor, çalışıyorlar; iş arkadaşıdır. Selâmün aleyküm, aleyküm selâm, bu evrakı kaydeder misiniz, kaydetti bitti. Başka bir şeye gerek yok.

Kendini Beğenmek ve Saç Ektirmek

İnsan Kendini Beğenmeli mi?

Soru: İnsan kendisini beğenmeli mi, bunun ölçüsü var mı?

Birisinden üstün görmek kibirliliktir. Ama bir kimsenin kendisini beğenmesi kendisiyle barışık olmasıdır. Allah yaratmış, ne beğenmeyeceksin? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri aynaya baktığında ‘Beni böyle ahsen-i takvîm üzerinde yaratan Allah’a hamd ederim’ derdi. Bir Müslüman kendini beğenir: ‘Beni her şeyimle yaratana hamdolsun’ der. Bu kibirlenmek değildir.

Saç Ektirmek Câiz midir?

Soru: Saçım döküldüğü için saç ektirmek istiyorum, câiz midir?

Câizdir, hatta sünnettir. Sahâbeden bir kimsenin sakalı çıkmıyordu; Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kendi sakalından bir tanesini koparıp onun çenesine yatırdı, onun da sakalı çıktı. Bir başkasının başında saçı yoktu, aynı şekilde tedavi edildi. Fıtrata uygun olmayan bir hali fıtrata uygun hale getirmek sünnettir. Kim câiz değildir diyorsa cahilliğinden söylemiştir.

İslâmî Hayvan Kesimi Usulü

Soru: Almanya’da şoklayarak kesilmiş hayvan yenir mi?

İslâmî usullere göre kesimde hayvanın kanının akıtılması gerekir. Birinci bıçakta hayvanın atar damarı, toplar damarı ve nefes borusu kesilir. Beklenir, kan fışkırır. Hayvanın bir ayağının boş kalmasının sebebi hayvanın vurarak kanını fışkırtmasıdır. Son deme gelirken artık kan fazla gelmeyince içindeki can damarı kesilir. Bu usuldür. Bu usule uygun kesilmemiş olsa da et mındar olmaz ama İslâmî âdâb ve erkâna uygun kesilmesi esastır.

Hz. Peygamber’in Tövbesi ve Diğer Sorular

Hz. Peygamber Neden Tövbe Ederdi?

Soru: Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri günah işlememiş biri olarak yaptığı tövbe ne içindi?

‘Allah tövbe edenleri sever’ âyet-i kerimesi vardır. O yüzden tövbe ederdi. Günde en az yetmiş kere tövbe etmesi Cenâb-ı Hakk’ın sevgisine daha fazla mazhar olmak içindi. Hz. Âdem aleyhisselâm hatasına tövbe etti; Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ise Allah’ın sevgisine daha fazla mazhar olmak için töv,be etti.

Kız Kaçırma ve Evlilik

Soru: Bir kız sevdiği kişiye ailesi tarafından verilmiyorsa kaçması doğru mudur?

Bir kız demek ki sevdiği kimseyle konuşmuş, o yüzden günah-ı kebâir işlemiştir. Bir erkek Kur’ân ve Sünnet dairesinde bir kızı ister, aile vermezse kız der ki ‘Beni bu adamla evlendir’, anne baba onu evlendirmesi gerekir. Ama kızlar, erkekler haram ilişkilerden uzak dursunlar. Üç sefer görüşme hakkı vardır, sonra evlenilsin.

Yağmur Yağıyor Demek Şirk midir?

Soru: Yağmur yağıyor demek şirke girer mi?

Hayır, yağmur yağıyor demek şirk olmaz.

Kaynak: 498. Dergâh Sohbeti — Faiz Sistemi, Karşı Cinsle Arkadaşlık ve Hayvan Kesimi

Sihir ve büyü var mıdır? Bunlarla insanın rızkı bağlanır mı?

Sihre büyüye inanmak câizdir, hani bu var. Ama böyle yok onun şusunu bağladılar, yok bunun bu diyenlere ben inanmıyorum. Bir insanın bir diğerinin işini, rızkını etkileyebilmesi meselesine de pek inanmıyorum.

Kaynak: 502. Dergâh Sohbeti — Hayırlı Eş, Türkçe İbadet, Akâid ve Aile Meseleleri

504. Dergah Sohbeti — Darbe Gecesinin Manevi Boyutu, Kader Bahsi ve Beddua Meselesi nedir?

Beddua: Kendi Kendine Zikir Çekmek

Kendine zikir çekebilir miyiz? Evet. Günlük dersim var, bazen de aklım esiyor değişik esmaları zikrediyorum. Bunda bir sakınca var mı? Hadis-i şeriflerle sabit olan esmalara sayı koymak sakıncalıdır; hadisle belirlenmiş sayılı olanlar o sayıyla çekilir. Geri kalanları sayısız çekebilirsiniz.

Kadınların Mezarlık Ziyareti Meselesi

‘Bulunduğumuz yerde bayanların mezarlığa gitmesinin haram olduğunu, yedi tane don giyip gitmesi gerektiğini söylüyorlar.’ Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri Mekke döneminde kabir ziyaretini yasaklamıştı. Medine döneminde de bir süre bu yasak devam etti. Uhud şehitlerinden sonra kabir ziyaretini bütün ümmete serbest oldu.

Ancak kadınların kabristanın içine girip dolaşmaları uygun değildir, caiz değildir. Velilerin, mürşid-i kâmillerin kabr-i şeriflerinin etrafını çevirirler. Kabristanın duvarı varsa, o duvardan içeri girmemek kaydıyla kadınlar kabristanları ziyaret edebilirler. Böylece sünnet de yerine gelmiş olur.

Türbelerin yapılma amacı da budur: kabristan hükmünden ayırmak için. Burada bir sınır var, kabir var ama arada duvar var. Duvar olunca kadınlar kabristanı ziyaret etmiş olmuyorlar, kabristanın içine de girmiş olmuyorlar. Vahhâbî zihniyeti ‘kabristanları ibadethane haline getirdiniz’ deyip türbeleri yıktı; oysa türbe şer’an kabristan hükmünden ayırmak içindi.

İç Ses Meselesi: Tıbbi ve Manevi Değerlendirme

Bir kardeş diyor ki: ‘Eve dönerken kafamın arkasında bir sesin sustuğunu fark ettim. Susana kadar sürekli konuştuğunu anlamamıştım.’ Doktorumuz açıkladı: bu şizoafektif bozukluk dediğimiz bir rahatsızlığın başlangıç işareti olabilir. Bir stres yaşanmış olabilir, o sıra kendi kendine yabancılaşıyor.

Manevi açıdan bakarsak: insanlarda değişik sesler vardır; zahir olanlar duyma organlarıyla duyulan seslerdir, bir de kalbi kulak dediğimiz iç sesler vardır. Nefis konuşur, şeytan konuşur. Vasat noktada olanlara şeytan genelde ulaşmaz. O iç ses dediği şey nefsinin sesi olabilir: namaz kılacak, ‘iki dakika sonra kıl, şu işini yap’ der. Değişik sesler duyuyorum diyorsa tıbbi değerlendirme gerekir; bunu hemen maneviyata atfetmemek lazım.

15 Temmuz Darbe Gecesi: Zikir ile Darbeyi Püskürtmek

Müslümanlar kendilerini değiştirmezlerse Allah da onları değiştirmez. 15 Temmuz’da millet kendini değiştirdi; sokağa çıktı, tankın, topun çıkacağı yerlerin önüne kamyonları, otobüsleri çekti. Millet değişince darbe olmadı, darbeciler darbe yedi.

Darbe Gecesinin İsm-i Azamı: Ya Allah, Bismillah, Allahu Ekber

Bu millet bir tane mantar tabancası patlatmadan darbeyi önledi. Karşısında tank var, top var, tüfek var, uçak var, helikopterler mermi kusuyor. Herkesin gözünü kaçırdığı şey: bu millet zikirle darbeyi önledi. Bütün herkesin dilinde tekbir vardı. ‘Ya Allah, Bismillah, Allahu Ekber’ ülkücülerin de kullandığı, milletin dilinde tesbih olan bir zikirdi.

Hadis-i şerifte buyrulmuştur: ‘Mehdî askerleri zikirlerle galip gelirler, zikirle fethederler.’ Darbe gecesinde ehli zikrin zikri milletin dilinde tesbih oldu, gönüllerinde aşk, muhabbet ve cesaret oldu. Her birinin vücudu manevi bir hal aldı, tabiri caizse melekûtlaştı. Her zikir çeken manevi bir gülle, manevi bir set oldu.

Darbenin Çözüldüğü Yer: Bursa

Darbenin birinci adımı ‘Allahümme Lebbeyk’ idi; o işin manevi anahtarıydı. İlk yakalanan jandarma alay komutanının çantasında bulunan darbeci listesi Bursa’da faş oldu. Liste Türkiye’nin her tarafına gönderildi; listedeki isimler belli, alınacaklar belli, gidilecek yerler belli. Darbe Bursa’da bitti.

Lanet Etmek ve Beddua Meselesi

‘Lanetçi olmak mümine yakışmaz’ hadis-i şerifi hakkında soru geldi. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in birkaç yerde kâfirlere lanet okuduğuna dair rivayet vardır: Hendek Savaşı’nda ‘Allah onlara lanet etsin, namazımı kılamadım’ buyurmuştur. Ama ne kendine, ne sahabeye, ne de lâ ilâhe illallah diyenlere hiç lanet etmemiştir.

Bir kimse beddua ederse o beddua semaya çıkar ama Allah katına ulaşmaz. Güzel kelimeler Allah katına çıkar, kötü sözler çıkmaz. Beddua semada döner durur; bedduy edilen o şeye layıksa onun başına gelir, layık değilse beddua edenin başına gelir.

Dervişin Yaklaşımı: Buğz Değil Dua

Dervişler kötüye ve kötülüklere buğz ederler. Avam buğz eder; has dua eder: ‘Ya Rabbi buna hidayet eyle.’ Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Tâif’te taşlanınca ‘Onlara hidayet eyle’ dedi. Bu hasın işidir. Kardeşlere dua edeceğiz; buğz etmek değil, dua etmek işimiz.

Şiir ve Musiki Hakkında İslam’ın Hükmü

Hz. Ömer şiiri sevmezdi. Ancak Mekke Fethi’ne gidilirken Peygamber’in şairi şiir okumaya başlayınca Hz. Ömer susturmak istedi; Resulullah buyurdu ki: ‘Onun sözleri sizin mızraklarınızdan daha fazla etkilidir müşriklerin üzerinde.’ Buradan hareketle Hanefîler ve ehl-i sûfî, şiir okumanın ve yazmanın Kur’an ve Sünnet dairesinde olduğu müddetçe caiz olduğuna hükmetmişlerdir.

Musiki ile alakalı caiz olan yerler vardır: savaşa giderken, bayram günlerinde —dini ve milli—, düğünde, kınada, nişanda. Hz. Peygamber’in Hz. Ayşe annemizin kız kardeşinin kınasında cariyelerin musikiyi çalmasını susturmaması buna delildir. İbn Arabî der ki: ‘İnsan musikiyi hakkıyla dinlerse onu öldürür.’ Musikinin insan ruhu üzerinde çok büyük etkisi vardır.

Kader Bahsi: Kaderin Üstünde Bir Kader Vardır

Cumhurbaşkanımızın sık dile getirdiği ‘kaderin üstünde bir kader vardır’ sözü, aslında Sezai Karakoç’a ait olup İbn Arabî’nin kader ekolünden gelmektedir.

Cenab-ı Hak’ın mutlak kader anlamında tayinata koymuş olduğu bir ölçü, bir sistem vardır. Bir de kulun cüz’î iradesinin etki ettiği bir nokta vardır. Ben diyorum ki bir darbe oluyordu; insanlar zikirlerle bu darbeye karşı çıktılar ve Cenab-ı Hak onların karşı çıkışını kabul etti. Zat-ı ulûhiyetinden cevap verdi ve levhaların üzerindeki hali değiştirdi.

Allah yazandır, bozandır; kendi yazdığını kendisi bozar. Bahçıvan on fidan eker, beşini söker; geride kalanlar daha iyi büyüsün diye. Bahçıvan o işin uzmanıdır, biz soru sormayız. Kullar öylesine yalvarır, öylesine dua eder, öylesine bir geri dönüş yapar ki Cenab-ı Hak yazdığını siler, başka türlü yazar.

Kaynak: 504. Dergah Sohbeti — Darbe Gecesinin Manevi Boyutu, Kader Bahsi ve Beddua Mesel

Zikir meclislerinde meleklerin nasıl hazır bulunduğu açıklanır mı?

Enes Radıyallâhu Anh Hazretleri’nden, Resûlullah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah Teâlâ’nın zikir meclislerini arayan bir takım gezici melekleri vardır. Zikredenlere geldiklerinde onları kuşatırlar. Sonra ellerini semaya kaldırarak: ‘Ey Rabbimiz, kullarından bir kısım insanların yanına geldik. Onlar Senin nimetlerini tazim ediyorlar. Kitabını okuyorlar. Peygamberin Muhammed Sallallâhü Aleyhi ve Sellem’e salavat getiriyorlar. Ve Senden âhiretleri ve dünyaları için dilekte bulunuyorlar’ derler." "Bunun üzerine Allah Teâlâ: ‘Onları rahmetimle kuşatınız. Onlar iyi arkadaşlardır. Arkadaşlardır ki kendileriyle arkadaşlık yapan da kötü olamaz’ buyurur."

Kaynak: 536. Dergâh Sohbeti — Dergâhların Tarihî Seyri, Atatürk Tartışmaları ve Zikir Me

Keramet aramak ne anlama gelir?

Keramet aramak, mucize aramak Ebu Cehil’in işidir. Kerameti Ebu Cehil arar. Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh keramet mi aradı? Mucize arayan kimdi? Müşriklerdi. Ne dedi Ebu Cehil? "Beni bu kuyudan Muhammed kurtarırsa iman edeceğim." Kurtarıldı. Sonra "Ayı ikiye böl" dedi. Ay ikiye bölündü. Ne dedi? "Vallahi senin büyücü olduğuna şimdi daha iyi inandım."

Kaynak: 542. Dergâh Sohbeti – Zikir Ehlinden Sormak, Aşkın Şeriatı, Sûfîlik ve Keramet

Hz. Dâvûd’un Câlût’u öldürmesi ne anlama gelir?

Hz. Dâvûd’a da taşlar dile gelmişti: "Ey Dâvûd, beni al!" O güne kadar yenilmeyen, bütün savaşlardan galip çıkmış olan Câlût’a sapan taşıyla attı, Câlût çöktü. Varlığın sahibi Allah isterse en güçlü orduyu yerle bir eder. Demek ki taşın da canı var, taşın da ruhu var, taşın da dili var. "Her şey maşuktur" diyen Hz. Pîr’in sözü de buraya işaret eder.

Kaynak: 542. Dergâh Sohbeti – Zikir Ehlinden Sormak, Aşkın Şeriatı, Sûfîlik ve Keramet

Keramet nedir ve nasıl ifade edilmelidir?

Kerameti izhâr etmemenin âdâbı; velinin kerametini dillendirmemesi

Kaynak: 555. Dergah Sohbeti — Nübüvvet Nuru, Vesvese, İstidat, Keramet ve Rüya Meselesi

Bu ilim hadis-i şeriflerde vardır; ashab okumuştur, selef-i sâlihîn okumuştur?

Bu konularda gerçekten ehil olan bir kimse varsa, o ehil kimseye insanlar gidebilirler. Bu ilim hadis-i şeriflerde vardır; ashab okumuştur, selef-i sâlihîn okumuştur. Bu ilmi reddetmek mümkün değildir. Ancak bu işle uğraştığını iddia edenlerin büyük çoğunluğu soytarıdır.

Kaynak: 617. Dergah Sohbeti – Duygu ve Hakikat Ayrımı, Hadis İnkârcıları ve Kur’ân-Sünne

Aşı meselesi ve Dünya Sağlık Örgütü hakkında ne söylendi?

Bebeklere dönem dönem yapılan ve farklı isimler altında üretilen aşıların yapılmasını tavsiye eder misiniz diye soruldu. Dünya Sağlık Örgütü’nden gelen hiçbir şeyi tavsiye etmiyorum, karar ailelere aittir. Dünya Sağlık Örgütü dediğimiz sağlıksız örgüt, ne yazık ki dünyanın sağlıkla alakalı yararına çalışmaları olduğuna inanmıyorum. Kırk yıl önce bir yerde bir aşılama yapmışlar; kırk yıl sonra bir sürü olumsuz sonuç çıkarmışlar.

Kaynak: 650. Dergah Sohbeti — Ehlibeyt Sevgisi, Hadis Meselesi, Keramet ve Deccalist Sis

Şia ve Ümeyye oğulları fraksiyonları hakkında ne söylendi?

İki taraf da hatalı tutum sergiliyor. Şia kesimi Hz. Hasan Efendimiz’i çok dile getirmez, hatta bir kısmı Hz. Hasan Efend’imi’nin küfrüne fetva verir; çünkü devlet başkanlığını Muaviye’ye bırakmıştır. Öte yandan Ümeyye oğullarının devamı niteliğindeki kimseler de Hz. Hüseyin Efendimiz hata yaptı deyip mevcut sisteme başkaldırdığı için bâğî olduğunu ima ederler.

Kaynak: 650. Dergah Sohbeti — Ehlibeyt Sevgisi, Hadis Meselesi, Keramet ve Deccalist Sis

Alevîlik kavramı ve tarihî gerçeklik hakkında ne söylendi?

Osmanlı’nın son iki yüz yılına kadar "Alevî" kavramı yoktur. Osmanlı’da Türkmenler vardır; kimisi Bektâşî, kimisi Bayramî’dir ama bunlar kendilerini Alevî olarak nitelendirmezler. Alevî olarak nitelendirilmeleri İngilizlerin oyunudur. Bu süreçte namaz, abdest, oruç gibi temel ibadetler devre dışı bırakılmıştır.

Kaynak: 650. Dergah Sohbeti — Ehlibeyt Sevgisi, Hadis Meselesi, Keramet ve Deccalist Sis

Evliyanın kerameti haktır mı?

Evliyanın kerametini anlatıncaya kadar Hz. Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem’in mucizesini anlatmayı yeğlerim. Bir keramet anlatıncaya kadar Kur’ân ve Sünnet’i anlatmayı yeğlerim. Bir Sünnet-i Seniyye’yi öğretmek binlerce keramet öğretmekten daha faziletlidir. Ölçü: Kur’ân, Sünnet, imamların ictihâdı ve ilk sûfîlerin âdâb-ı erkânıdır.

Kaynak: 650. Dergah Sohbeti — Ehlibeyt Sevgisi, Hadis Meselesi, Keramet ve Deccalist Sis

Abdülkadir Geylânî Hazretleri ve Tavuk Kıssası hakkında ne söylendi?

Abdülkadir Geylânî Hazretleri’nin sohbetlerinin sonunda meşhur tavuk kıssası vardır. Bir kadıncağız gelir, "bizim çocuk aç kalıyor, sen burada tavuk yiyorsun" der. Geylânî Hazretleri kemikleri toplar, "Kün bi-iznillah" der ve tavuk kalkıp yürür. "Senin oğlun da bu hâle gelince o da tavuk yer" buyurur. Bunun delili vardır: İbrahim aleyhisselâm kuşlara "Kün bi-iznillah" dedi ve kuşlar canlandı. İsâ aleyhisselâm ölüleri diriltirdi. Havariler de bu tecellîye mazhar oldu.

Kaynak: 650. Dergah Sohbeti — Ehlibeyt Sevgisi, Hadis Meselesi, Keramet ve Deccalist Sis

Keramet yerine Kur’ân ve Sünnet anlatımı hakkında ne söylendi?

Bir evliyanın kerametini anlatıncaya kadar Hz. Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem’in mucizesini anlatmayı yeğlerim. Bir keramet anlatıncaya kadar Kur’ân ve Sünnet’i anlatmayı yeğlerim. Bir Sünnet-i Seniyye’yi öğretmek binlerce keramet öğretmekten daha faziletlidir. Ölçü: Kur’ân, Sünnet, imamların ictihâdı ve ilk sûfîlerin âdâb-ı erkânıdır.

Kaynak: 650. Dergah Sohbeti — Ehlibeyt Sevgisi, Hadis Meselesi, Keramet ve Deccalist Sis

Hadis-i Şerif meselesi ve zayıf hadisle amel hakkında ne söylendi?

Hadis Düşmanlığının Tespiti

Dervişliğimin ilk yıllarında ağır tartışmalarım oldu: Melamîlerle, Menzil Nakşibendîleriyle, Yeni Asyacılarla, Selefîlerle, Millî Görüşçülerle. Bu tartışmalarda büyük bir tehlikeyi sezinledim: Hadîs-i şerîflerin üzerindeki şek ve şüphe, yani "her hadis sahih değildir" söylemi çok tehlikeli bir oyundur. İki kitap okumamış kimseler hadîs-i şerîflerin sahih olmadığını iddia ediyorlar. Bu özellikle bazı ilahiyatçı tiplerde daha fazla.

Otuz Üç Hadis Mecmuası

Otuz üç tane hadis mecmuası vardır; otuz üçünün de hepsini kabul ediyorum. Hiçbirisini reddetmiyorum. Onların içerisinde geçen hadisleri de kabul ediyorum. İlahiyatçılar Süyûtî’yi kabul etmez, "mevzû hadis çok" derler. Gazâlî’yi kabul etmezler, "İslâm dünyasının fikrî noktada bağrına saplanmış bir hançerdir" derler. Hâlbuki sen Gazâlî’nin tırnağının üzerindeki toz bile olamazsın.

Zayıf Hadisle Amel Edilir

Bütün ehl-i sünnetin ortak noktasıdır: Zayıf hadisle amel edilir. Ben bu noktada kemikleştim. Zayıfsa zayıf, kabul ediyorum, amel ediyorum. Bu kemikleşme Bursa’ya geldiğimde de devam etti. Hatta bir gün iş yerime çantalı elemanlar geldi: "Sohbetlerini kitaba çevirelim, bastıralım; her ay hesabına on bin dolar yatırılacak. Ama hadîs-i şerîflerle alakalı zayıf var, mevzû var demen lazım" dediler. Para teklif ettiler; reddettim.

Hadis Düşmanları Mossad-CIA Yetiştirmesidir

Son kırk-elli yıldır basılmış olan herhangi bir profesörün, herhangi bir doçentin, herhangi bir İslâm araştırmacısının hadislerle alakalı "zayıf var, mevzû var, hadisler sahih değil" demesi hâlinde hükmü veriyorum: Bu da Mossad’ın, CIA’nın yetiştirmesidir. Hadis-i şerif üzerinden ümmet-i Muhammed’i ifsat edeceklerin adamıdır. Televizyonlarda hadîs-i şerîflerle alakalı gevşek konuşanların hepsi ruhlarını satmış insanlardır.

Kaynak: 650. Dergah Sohbeti — Ehlibeyt Sevgisi, Hadis Meselesi, Keramet ve Deccalist Sis

Cemaatler, tarikatlar ve deccalist sistem hakkında ne söylendi?

Her Cemaatte Ortak Hastalık

Yeni Asyacılarda kurtuluşa erenler bir tek Yeni Asyacılar; başka kimse kurtuluşa eremez. Süleymancılarda her şey para pul götürmeye bakıyor. Fethullah Gülen cemaatinde de aynı: himmet topluyorlar, paranın üzerine kurulu sistem. Millî Görüşçülerde de aynı: Refah Partili olursan kurtuluşa erersin, değilsen yolun eğri. Bu hastalıkları teker teker tespit ettim.

İngiliz Masonluğu ve Tarikatlar

İngilizlerin kurduğu dergâhlar, tarikatlar, cemaatler günü geldiğinde, lazım olduğunda kullanılır. Gerçek bir sûfî devlet erkânına yaltaklanmaz. İmâm-ı Âzam’ın yolu budur ulemâ olarak; gerçek sûfîlerin de yolu budur. Devlet erkânına yaltaklanan âlim ve şeyh, âlimliğini ve şeyhliğini devlet erkânının kapısında bırakır.

Karabaş Velî Tekkesi Meselesi

Karabaş Velî Tekkesi’ni bizden alıp verdikleri yer, Londra Uluslararası Mevlânâ Vakfı’nın yan kuruluşudur; mason, hepsi de İngiliz masonudur. Yöneticilerinin babaları, TBMM tarafından İngiliz ajanı olduğu tespit edilip Halep’e sürülmüştür. İngilizler kendi ajanlarını asla öldürtmezler, tekrar ülkeye geri çevirirler.

Deccalist Sistem ve Türkiye

Dünya üzerinde mevcut bir deccalist sistem vardır. Hristiyan mısın, Yahudi misin, Türk müsün, Kürt müsün hiç önemli değil. Uluslararası deccal sistemi senin her şeyini ifsat eder, bozar. Bunun için parasa para, bombaysa bomba. Türkiye bu bombalama tehdidinin altında olan bir ülkedir: Ya deccalist sisteminin suyolunda yürür ya da bombalanır.

Kaynak: 650. Dergah Sohbeti — Ehlibeyt Sevgisi, Hadis Meselesi, Keramet ve Deccalist Sis

Kaynakça bölümünde neler yer alıyor?

Kur’ân-ı Kerîm

Bakura 2/44 — "Efela ta’kılûn / Akletmez misiniz?" — Aklı kullanma emri

En’âm 6/50 — "Efela tetefekkerûn / Düşünmez misiniz?" — Tefekkür emri

Muhammed 47/24 — "Efela yetedebberûn / Tedebbür etmezler mi?"

Kaynak: 650. Dergah Sohbeti — Ehlibeyt Sevgisi, Hadis Meselesi, Keramet ve Deccalist Sis

İstihraç Nedir? Keramet ile Farkı nedir?

İstihraç Nedir? Keramet ile Farkı

İstihraç, bir kimsenin Kur’an ve Sünnet dairesinde hem fikrî hem amelî olarak durmadığı halde üzerinde olağanüstü hallerin tecelli etmesidir. Mesela bir kimse değişik okumalarla, değişik şeyler yaparaktan cinnî tayfesiyle irtibat kurabilir. Bu irtibatında kâfir cinnileri kendi emelleri doğrultusunda kullanabilir ve bunların üzerinden istihraç görülebilir. Ama bunlar Kur’an ve Sünnet dairesinde değillerdir. Bu bir papazın üzerinde de görünür, kendince şeyh süsü veren bir kimsenin üzerinde de görülür.

Kaynak: 661. Dergah Sohbeti — Mücahede, İstihraç ve İslam Dünyasının Durumu

Ayet: "Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacak mıdır?

Zuhruf Sûresi 36. ayet: "Kim Rahman’ı zikretmekten yüz çevirirse, biz ona bir şeytanı musallat ederiz; artık o şeytan onun arkadaşıdır." 37. ayet: "Şüphesiz ki bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar. Onlar da kendilerinin hidayette olduğunu sanırlar." 38. ayet: "Nihayet bize geldiğinde der ki: ‘Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar mesafe olsaydı. Ne kötü arkadaşmışsın!’", 39. ayet: "Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz siz azapta ortaklarsınız." Bu ayet-i kerimeler Taberî tefsirinde açıkça "zikrullah" olarak geçmektedir. Kim zikrullahtan yüz çevirirse Allah ona bir şeytan musallat eder. Şeytan onun arkadaşı olur. Gece gündüz her zaman onun yanındadır. O kişinin kalbini mühürler çünkü o kendi kendine sapıklığı seçmiştir.

Kaynak: 665. Dergah Sohbeti — Zuhruf Sûresi 36-39: Zikrullahtan Yüz Çevirene Şeytan Musa

Zikrullahtan yüz çevirenlerin cezası nedir?

Zikrullahla alay edenlerin durumu, zikrullahı terk etmiş, zikre sırtını döndürenlerin şeytanla dost oldular. Şeytanın vesvesesi seni yendi. Çünkü zikrullahı terk etti, zikre sırtını döndü. Zikri unuttu, hatta daha ilerisini söylersek zikirle alay etmeye başladı. Kim zikrullahla alay ederse zikirden dolayı küfre düşer. Küfre düşünce de ayet-i kerime "kâfirleri gördüğünüz yerde öldürün" der. Zikrullaha karşı olanlar şeytan dostudur, başka bir şey değil. Çünkü zikrullaha karşıdırlar, düşmandırlar. Oturmuşlar Allah’ı zikrediyorlar, sen o zikrullaha karşısın — sen kendinde bir bozukluk ara. Akaid olarak bozukluk ara, süt olarak bozukluk ara. Sen bütün her şeyinde bozukluk ara. Çünkü Allah’ı zikir en büyük iştir.

Kaynak: 665. Dergah Sohbeti — Zuhruf Sûresi 36-39: Zikrullahtan Yüz Çevirene Şeytan Musa

Zikrullahla alay edenlerin sonu ne olur?

Ahirette zikrullahtan yüz çevirenlerin cevabı: "Ey dünyada Allah’ı zikretmekten yüz çevirenler! Bugün hepinizin beraberce ateşte olmanız size hiçbir menfaat sağlamayacaktır. Zira herkes ateşten kendisi için ayrılan bölümde yanacaktır. Çünkü siz dünyadayken Allah’ı zikretmekten uzak durarak kendinize zulmedenlerden oldunuz." Bu cevap İmam Taberî’nin tefsirinde geçmektedir. İmam Taberî bu ayet-i kerimenin sonunu böyle tefsir etmiştir.

Kaynak: 665. Dergah Sohbeti — Zuhruf Sûresi 36-39: Zikrullahtan Yüz Çevirene Şeytan Musa

Artan azap kavramı nedir?

Âyet-i kerîmedeki ‘artan azap’ ifadesi son derece dikkat çekicidir. Normal bir günahta belli bir karşılık vardır ve cezası çekilince biter. Ancak zikrullahtan yüz çevirmenin azabı öyle değildir; azap sürekli artmakta, katlanmakta, eksilerek bitmemektedir. Bu, Cenâb-ı Hakk’ın zikrinin hafife alınmaması gerektiğine dair çok büyük bir tehdittir.

Buna mukabil hayır-hasenâtta Cenâb-ı Hakk’ın keyfiyeti vardır: Bir iyilik 10, 10, 700 hatta sayısız katıyla mükâfatlandırılabilir. Ancak zikrullahtan yüz çevirme konusunda keyfiyet değil, kemiyet vardır — azap katlanarak artar.

Kaynak: Artan Azap, Dar Hayat ve Kalbin Tecellîsi — 677. Dergâh Sohbeti

Kalbin kararması ve ilâhî tecellî nedir?

Hadîs-i şerîfte buyurulur: "Allah kendisini zikretmeyen bir kula gazap eder." Bir başka rivâyette: "Kalpler, Allah’ı zikretmedikleri zaman kararır." Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur (Ra’d Sûresi, 28).

Kalbin Allah’a yönelik yaratılmış olması, zikrullahın fıtrî bir ihtiyaç olduğunu gösterir. Kalpte zikrullah varsa Cenâb-ı Hak oraya husûsî olarak tecellî eder. Kalpte zikrullah yoksa şeytan oraya yerleşir. Hadîs-i şerîfte: "Şeytan kalbin kapısında durur; içeride zikrullah olduğu müddetçe içeri giremez. Ne zaman zikrullah kesildi, anında şeytan oraya girer." Kalpte ya zikrullah vardır ya şeytan — ortası yoktur.

Kaynak: Artan Azap, Dar Hayat ve Kalbin Tecellîsi — 677. Dergâh Sohbeti

Husûsî tecellî ve mübeşşirât kavramı nedir?

Cenâb-ı Hak sıfatlarıyla bütün varlığa tecellî eder; ancak bir mü’min kulun kalbine tecellîsi husûsîdir. Zikrullah yapılırken görülen hâller, rüyalar ve mânevî müjdeler Cenâb-ı Hakk’ın tecelliyâtıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bunları ‘mübeşşirât’ yani müjde olarak nitelendirmiştir. Bu tecelliyâta mazhar olmak isteyenin çokça zikretmesi gerekir; az zikir bu kapıyı açmaz.

Kaynak: Artan Azap, Dar Hayat ve Kalbin Tecellîsi — 677. Dergâh Sohbeti

Ahmed-i Rufâî Hazretleri’nin bir kerâmeti mi?

Herkes yapabilir. Ahmed-i Rufâî Hazretleri’nin bir kerâmeti.

Kaynak: 694. Dergah Sohbeti | Boykot Meselesi, Dervişlerin Hatalarını Örtmek ve Zikrullâ

Peygamberler, veliler, zikrullah halkası, namaz, oruç, zekat, iyilik yapmak ve insanlara faydalı olmak — bunların hepsi rahmet bulutu mudur?

Rahmet bulutu insanlar üzerinde dolaşır. Peygamberler, veliler, zikrullah halkası, namaz, oruç, zekat, iyilik yapmak ve insanlara faydalı olmak — bunların hepsi rahmet bulutudur. Sen bu dairede durursan gittiğin her yere rahmet olursun.

Kaynak: Devlet başkanı hem devletine hem milletine hem topraklarına rahmet olmalıdır

Kalben geçen düşünceler henüz eyleme dönüşmemişse Allah kullarını bundan sorumlu tutmaz mı?

Kalben geçen düşünceler henüz eyleme dönüşmemişse Allah kullarını bundan sorumlu tutmaz. Bu ilahi merhamet, insanın nefsiyle verdiği içsel mücadelede ona alan ve zaman tanıyan büyük bir lütuftur.

Kaynak: Allah kalbimizden geçenlerden bizi hesaba çeker mi?

Peygamberlerin mucizelerini inkâr edenler neler yapmaktadır?

Peygamberlerin mucizelerini inkâr ediyorlar. Musa’nın denizi yarması, peygamber mucizelerinin anlatılması hikayelere indirgenmiştir. Bunlar sapkındırlar ve reformist görünümü altında dini değiştirmeye çalışmaktadırlar.

Kaynak: Bozuk Müslümanlar eğer ki gerçek bir mürşid-i kamile intisab etmezlerse gidecekl

Dervişlerin mucizeleri zamanla nasıl değerlendirilir?

Bir derviş mucizeler gösteriyorsa ve havalanıyorsa, bunun hakikat olup olmadığı zamanla anlaşılır. Eğer bu kerameti gerçekse zaman bunu ortaya koyacaktır. Ancak yıllar sonra o "uçan adam"ın aslında sapıtmış olduğu, oksijen dayanışının olmadığı, yolunu kaybettiği görülmüştür. Zaman, yalanı görmek ve yanılgıyı ortaya çıkarmak için gerekli olan ilaçtır.

Kaynak: Bir insanın, bir yolun hakikati zamanla çıkar meydana

Allah lütu geniş olan ve her şeyi bilen midir?

Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu her başağında 100 tane olmak üzere yi başak veren bir tanenin durumuna benzer. Allah dilediğine kat verir. Allah lütu geniş olan ve her şeyi bilendir. Bakura ayet 261. Sen maddi manevi her şeyini dağıt. Maddi manev ki vermen gerekeni ver. Sevgini yay. Lütfunu ikramını yay.

Kaynak: Maddi ve manevi herşeyini dağıt, kuru tohum senin yüreğinde yeşersin

Yüce güneş deyince ne anlama gelir?

Yüce güneş deyince ben bunu Allah’ın zatı tecellisi olarak algıladım. Bir başkası bir başka şekilde algılayabilir. O yüzden ister sen ona zati tecelli de, istersen ona Muhammed Mustafa’nın nuraniyeti de, isterse sen ona mürşid-i kamilin nuraniyeti de, aslında baktığında Hazreti Mevlana’ya göre bunların birbirlerinden farkı yoktur der.

Kaynak: Nefsin karanlıklarından kurtulup kalbin aydınlık deryasına kendini atmak gerekir

Peygamberler en zor zamanlarında Cenâb-ı Hak tarafından mucizelerle desteklenmiştir?

Allah onların daha da makamlarını yükseltmek, daha da derecelerini yüceltmek için onlara değişik bela ve musibetler ver. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de Mekke döneminde yaklaşı hicret edinceye kadar böyle bir dönemi oldu. dönemde kabiri caizse okyanusal hüzün, okyanusal keder göklerde oldu ve sevdiklerinin ona bu konuda destek olanları teker teker toprağa gömdü. En son toprağa göldüğüm Hazreti Hatice annemizdi. O onun bir haycı tabiri caizse üldü bir hayci onu sarstı. Hazreti Haticanizi kaybetmek en büyük destekçisini en büyük yanında duran, arkasında duran, önünde duran, onu her şeyiyle taberi caizse hizmet eden, koy fanat gelen o hadicesini kaybedince Mekke bunun için bir yalnızlık oldu ve günlerce Beytullah’a gider. Beytullah’ta dua eder, namaz kılar ve kendi kendisine o hüzün okyanusunda tutard ve öyle yine hüzün okyanusunda tuttuğu zamanlardan bir zaman Mekke’den Beytullah’a karşı bakarken bir miraç yaşadı. Ben üç miraç olduğunu inanırım. Bu ikinci miracıydı ve o miracı sufi dibiyle hal olarak yaşadı. Bu aynı zamanda da o muhteşem büyük 3ünc miraca basamaktı. Ve sonra ayet-i kerime ile sabit olan o üçüncü miraç gerçekleşti. Çünkü peygamberlerin böyle çok sıkıntılı, böyle çok dertli, çok kendi bize büyük hadiseler olduğunda Cenabı Hak onlara değişik mucizelerle onları desteklemiştir.

Kaynak: Peygamberler en zor zamanlarında Cenâb-ı Hak tarafından mucizelerle desteklenmiş

Allah’ın peygamberlerine mucizelerle destek vermesinin nedeni nedir?

Allah onların daha da makamlarını yükseltmek, daha da derecelerini yüceltmek için onlara değişik bela ve musibetler ver.

Kaynak: Peygamberler en zor zamanlarında Cenâb-ı Hak tarafından mucizelerle desteklenmiş

Peygamberlerin zor zamanlarda mucizelerle destek almasının örnekleri nelerdir?

Yunus Aleyhisselam’ın balığın karnından çıkması gibi veyahut da Yunus Aleyhisselam’ın balığının karnına girmesi, balığın karnında yaşaması, sonra balığın karnından sağ salim tekrar yeryüzüne çıkması gibi veyahut da Yusuf Aleyhisselam’ın cezaevine girip sonra cezaevinden çıkması gibi veyahut da İbrahim Aleyhisselam’ın ateşe atılıp İbrahim Aleyhisselam ateşin yalamaması, ateşin ona dokunmaması gibi veyahut da Musa Aleyhisselam’ın firun onun arkasına takılıp bütün askerleriyle ve Musa’yı inananlarıyla beraber onları öldürüp katletedeceği zaman Musa’nın Cenabı Hakk’ın emriyle hasasını denizin üzerine atıp onlara bir hususi yol açılması gibi veyahut da yine Musa Aleyhisselam böyle derdli bir zamanda Turi Sinada Allah’la sohbet ederken, konuşurken bir anda kendisini ben seni göremez miyim noktasına getirip ya onu görme iştiyakıyla, aşkıyla o konuşmanın üzerine görmeyi istemesi gibi. O konuşma da bunun için neydi? büyük mucizelerden birisiydi. Allah’ın adetullah’ı üzerine peygamberlerine böyle mucizeler verir ve bu mucizelerle peygamberlerini destekler.

Kaynak: Peygamberler en zor zamanlarında Cenâb-ı Hak tarafından mucizelerle desteklenmiş

Peygamberlerin mucizelerle destek almasının bir diğer örneği nedir?

Davut’un Cavutu öldürmesi gibi Davut’a taştan gelip " Davut beni al. Ben Cutu öldürecek olan taşım" demesi. Bir müddet sonra başka bir taşın dire gelip beni de al. Callutu öldürecek olan benim diyor 3üncü taş geldiğinde 3üncü taşı da Davut’a beni de al deyip Davut’un o üç taşla Callut’u öldürmesi gibi.

Kaynak: Peygamberler en zor zamanlarında Cenâb-ı Hak tarafından mucizelerle desteklenmiş

Peygamberlerin mucizelerle destek almasının başka bir örneği nedir?

Süleyman Aleyhisselam’ın şeytanlara ve cinnilere laf geçirmesi, onları emrine alması, onları emrinde çalıştırması hatta Süleyman Aleyhisselam’a bütün hayvanatın dilinin verilmesi ve bütün hayvanatın dilini anlaması Bunlar tek böyle dini kitaplarda veya dini tarihi kitaplarda olan şeylerdir. Ve bunlar hem ayetle sabittir. Bunları anlattıklarımın bir kısmı hem de hadislerle sabittir.

Kaynak: Peygamberler en zor zamanlarında Cenâb-ı Hak tarafından mucizelerle desteklenmiş

Hazreti Muhammed Mustafa’nın zor zamanlarda mucizelerle destek almasının örnekleri nelerdir?

Hazreti Muhammed Mustafa son peygamber, son resul, son nebi, son kitap peygamberi. O yen tarafından görevlendirilince Mekke’den onun için çok yüzümlü, çok sıkıntılı, çok dertli, çok kedyi. böyle bir anda, böyle bir zamanda daha öncesinde birinci miraç hal olarak, ikinci miraç yine hal olarak bununla alakalı hadisler var. 3üncü miraç ayet-i kerimede bahsedilen miraç isra hem geçe yolculuğun hem de Cenabı Hak’la hususi manada görüşme, konuşma.

Kaynak: Peygamberler en zor zamanlarında Cenâb-ı Hak tarafından mucizelerle desteklenmiş

Hayal nedir?

Hayal, İbn Arabi’ye göre "Hem o hem O değil." durumunun hakikati kâinatta yalnızca hayalle anlaşılabilir. Örneğin hayalin bir fonksiyonu olan rüya halinde insan cisim olmayan cismani şeyler görür. Gördüğü nesnelerin maddi suretleri olsa da bu nesneler maddi alemde değil, ruh olan hayal aleminde yer alırlar. Hayal bir mana üstlenebilir, yani akledilebilir, dünyanın şekli olmayan bir gerçekliğine dönüşebilir, ona duyusal biçim (suret-i mahsusa) kazandırabilir.

Kaynak: Nefes III — 4 Kasım 2017 Sohbeti

İsa aleyhisselamın küp metaforu nedir?

İsa aleyhisselamın küp metaforu, bir dergâhtan rengarenk insanların oluşması. Herkesin kendi kıyafetleriyle. Kendisi ya o kendisi. Bakın, o kendisi. Kendin ol, hürriyet bu. Kendin ol ya, bırak ne renk giyersen giy, bana ne ya.

Kaynak: Nefes III — 17 Haziran 2017 Sohbeti

Yaratmada benzeysel benzerlik nedir?

Bir sonumuz daha var; YARATMADA BENZEYİŞ! Buraya da bir işaret atayım, bu yaratmada benzeyiş çok özür dileyerek söyleyeceğim bunu, kör olanların aldandığı bir şeydir. Buna ben bir kafadan bir sufice vurayım da ondan sonra siz zahirine bakın. Yaratmada sufinin körü, bu sufinin kördür, her şeyi aynı zanneder. Dünkü eşle bugünkü eşi de aynı zanneder, dünkü çocukla bugünkü çocuğu da aynı zanneder, dünkü dervişle bugünkü dervişi de aynı zanneder, dünkü çayla bugünkü çayı da aynı zanneder, dünkü Mustafa Özbağ’la bugünkü Mustafa Özbağ’ı da aynı zanneder. Göçmüştür halbuki o, göçebe ya. Veya dünkü gibi zannedersin geri dönersin aynı değildir. Bu kördür amâ değil. Bu, kör. Gözü görmeyen bu manada zahiren kör demek yoktur ona. Sufiler ona kör demezler. Ona derler ki tabiri caizse, amâ o kimse der, hiçbir şey görmüyorsa. Onun yüzene de kör demezler, onun yüzüne de amâ demezler. Öyle görmeyen bir kimse olursa onu görüyormuş gibi hareket ederler. Hiç tavır ve davranışlarında bir farklılık göremezsiniz gerçek sufiler. Bir kimsenin eksikliğini, noksanlığını sufiler o kimsenin yüzüne vurazlar. “Aa senin gözlerin bozulmuş demek gözümü takıyorsun?” demez. Onu rahatsız görmez, onu hasta görmez. Bunu beyin gerisinde ölçülendirir. “Bu öksürüyor soğuk algınlığı var bunun, ben bunu şimdi fazla terletmeyeyim.” Bu ince bir ayrıntıdır. Ben şimdi buna “gözün görmüyor okuyamıyorsun” demeyeyim, “herhalde yazılar küçük galiba” gibi,” ben bile okumakta zorluk çektim onu.” “Ben zorluk çekerekten okudum ama siz maşallah iyi okudunuz.” İnce ahlak. Hani ben bunu kabacasını anlatırım ya: adam bir gün eli boş gelmiş eve ya. Böyle anlatılır. Bu kadınları ben hiç karşılaşmadım böyle bir kadınla. Bizim kadınlarımız böyle değildir asla. Kabul ettiğim bir şey değil ama böyle tarif ederler ya, hani kadın demiş ya “Aa adam senin gözün körmüş ya” demiş. Hani menfaatçi bir kadın, her gün adamdan bir şey bekliyor. Ben bizim kadınlarımızdan böyle bir seviyesizlik hiç görmedim. Etrafımda bildiğim, tanıdığım. Hiç ama. Hiç. Gerçekten. Bunun gibi birisinin eksikliğini yüzüne vurmak, birinin eksikliğini yüzüne vurmak ayet-i kerimeyle sabittir, haramdır. Günah-ı kebâirdir. Birisinin hatasını, kusurunu, yanlışlığını, eksikliğini hem fiziki hem manevi yüzüne vurmak haramdır. “Sen neden namaz kılmıyorsun?” sufiler söylemezler. “Sen nasıl Müslümansın başın açık” demez sufiler. Nasihat ederler. Din nasihattir, din eleştirmek değildir. Güzel ahlak eleştirmek değildir. “Ben onun yüzüne söylerim” o da günah-ı kebâir. Arkasından konuşmak ondan daha büyük günah-ı kebâir. Olmayanı söylemek daha büyük günah-ı kebâir. Zina etmekten daha kötü. Gıybet etmek, gıybet etmek zina etmekten daha kötü bir tavır, daha kötü bir tecelliyat. Allah muhafaza eylesin. Gıybet etmek; bakın birisi zina etse bir başkası da “Aa duydun mu ya” “ne oldu?” “filanca zina ediyormuş” desen, zina edenden daha büyük günaha giriyorsun. Çenemiz durmaz ki bizim. Allah bizi muhafaza eylesin. Evet yaratılışta ayniyet sufiler için bir handikaptır. Bu körlüktür. O yüzden sufi mesela bir hal görür Abdülkadir Geylani hazretlerini görür, o tekrar aynı Abdülkadir Geylani’yi göreceğini düşünerekten onu rabıta eder. Bu onun körlüğündendir. Aynı şey Allah’ı tanımada da vardır. Ya? Hani Cenâb-ı Hakk tecelli edecek ya cennet halkına, bir kısmı diyecek ki “Bu bizim Rabbimiz değil.” kafasında bir Allah var çünkü.

Kaynak: Nefes II — 2 Mayıs 2015 Sohbeti

Âlem sadece hayal edilebilir mi?

Âlem, gerçek olmasına rağmen sadece hayal edilebilir. Sadece bunu anlayanlar yolun sırlarına erişir (Füsus/157).

Kaynak: Nefes — 6 Aralık 2014 Sohbeti

Bu mucize nasıl olmaktadır?

Arabî Kur’an’daki Seba melikesi Belkıs kıssasından vücud aleminde sürüp gitmekte olan bu kesintisiz ifna yani yok olma ve ibga yeniden yaratılma yönünden çok güzel bir örnek bulmaktadır. Bu kıssa nevm suresi 38 ve 40 da zikredilir. Arabî ona yeniden yaratılış diyor. Bize göre taht tek bir anda bir yerden diğer bir yere taşınması vaki değildir. Bu ancak aynı anda yok etmek, idam ile var etme, icaddır. Prof. İzutsu. Sizce nedir?

Kaynak: Nefes — 2 Şubat 2013 Sohbeti

Allah’ın vaadini nasıl bir örnek olarak göstermiştir?

Allah’ın vaadini, Hz. Muhammed’in Mekke’de peygamberlik görevini devam ettirirken Medine’ye hicret etmesiyle göstermiştir. Hicretten sonra Mekke, Hayber, Bahreyn, Arap yarımadasının diğer yerleri ve Yemen ülkesinde korku ortadan kalktı; emniyet hakim oldu. Hristiyan’ı Yahudi’si, bütün tebaa, oradaki halk hatta hayvanlar dahil ne yaptı? Emin bir şekilde yaşadı ve ardından Hacer mecu-silerinden, Şam yörelerinin bir kısmından cizye alındı. Rum ralı Heraklius ile Mısır ve İskenderiye hakimi Mukavkıs, Umman kralları ve Habeş kralı Neccâşî ona hediyeler gönderdi.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 4 Ocak 2020 Sohbeti

Cihad kavramı nasıl eleştirilir?

M. Arkın "Din dışı tarih siyasal mücadelede silahlı eyleme bağlılıkları bilinen Müslüman Kardeşler’de özellikle açıkça mevcuttur. Konu çok uzadı ama bir parantez açalım. En uç tecrübe tabiki cihaddır. Bu İslamcılara göre komünistlere (Afga-nistan), siyonistlere (Filistin) karşı, radikal islamcılara göre de dinden çı-kanlara ve kafirlere karşı silahlı mücadeledir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Cihad konusundaki literatür hedeften çok (ki bu hedef İslami devlet kurmak) mistik boyutun (hayatı feda etmek) altını çizer mi?

Fakat! Cihad konusundaki literatür hedeften çok (ki bu hedef İslami devlet kurmak) mistik boyutun (hayatı feda etmek) altını çizer. Cihadın di-ninin 5 temel direğinden biri olmaması radikal islamcıları rahatsız eder. Bunlardan Mısırlı Ferec cihadın 6. "na mevcud" şart sayar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Mevlânâ Mesnevisinde dini reddetmenin anlamı nedir?

Hazreti Mevlâna Mesnevi’sinde böyle işaret koymar ya. Der ki” sen güneşe gözlerini yumarsan güneş ortadan kalkmaz ki” der. Sen güneşe gözlerini yumduğun zaman güneş ortadan kalkmaz, güneşi yok göremezsin. Sen sadece gözünü yumdun. Işte din de böyle bir şeydir. Siz dini reddetseniz dahi reddederken dinin varlığını kabul etmiş olursunuz ve tarih boyunca kim dini reddettiyse hep yıkılmıştır devletleri.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 9 Kasım 2019 Sohbeti

Musa Aleyhisselam’ın Turî Sina’ya gitmesinin nedeni nedir?

Musa aleyhisselam da Turî Sina’ya kırk gün çünkü orda halvet etti tabiri caizse, erbain çıkardı. Kırk gün erbaindir. O yüzden erbain de Musa Aleyhisselam’ın sünnetinden gelir. Sufilerin bir kısmında bu terbiye sistemi vardır. Dervişlere kırk günlük erbain çıkarttırırlar. Bizim dergahımızda yoktur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2255-2263. Beyitler Şerhi

Rahmet ne demektir?

Evet, rahmet ayet-i kerimeye göre müjdedir. Yani hava yağınca, rahmet olunca müjdedir veyahut da aynı rahmet senin ticaretine olabilir. Aynı rahmet senin evine olabilir. Aynı rahmet senin bedenine, aklına, kalbine olabilir. O zaman normalde sen bunun kıymetini bil. Doğru yerde, doğru zamanda, doğru platformda bunu kullan. Senin ilmin Allah’tandır, rahmettir. Senin zenginliğin Allah’tandır, rahmettir. Senin sağlığın Allah’tandır, rahmettir. Senin mutluluğun Allah’tandır, rahyettir bu. Sen o zaman normalde bunu doğru yerde kullanmalısın. Senin aklın Cenab-ı Hakk’ın rahmetidir. Senin aklın düşünsenize gitti. Bitti gitti. Bitti, gittiğinizi dahi aklının gittiğini dahi fark etmezsin. Bakın aklınızın gittiğini dahi fark etmezsin. Öyle büyük nimettir. O zaman aklını doğru yerde kullan. Aklını Kur’an sünnette kullan. Kalbi akıl büyük nimettir. Büyük rahmettir. Bakın büyük rahmettir. Tabiri caizse Cenab-ı Hakk’ın katından senin kalbine ilim indirilmiş. Büyük rahmettir. Senin kalbine bir feraset nuru gelmiş. Bir zikrullah nuru gelmiş. Büyük nimettir bu. Hani ayet-i kerimede Cenab-ı Hak, sudan laf açıldı. Hani der ya Allah size gökten temiz su indirdi. Allah size gökten temiz su indirdi. Şimdi bu ayeti kerimeye baktığınızda zahiren evet yağmurlar, içme suları bunlar Cenab-ı Hakk’ın size temiz su indirmesidir. Bu ayet-i kerimeye başka açıdan da bakmak lazım. Bu nedir? Allah senin kalbine ilham etti. Senin kalbine doğruyu ilham etti. Asıl tertemiz su odur. Su çünkü maneviyatta ilimdir, berekettir, lütuftur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2248-2249. Beyitler Şerhi

Rahmet bulutu ne demektir?

O yüzden senin kalbine su indirdi. ilmi ledün indirdi. Senin kalbine vasıtasız bilgi indirdi ve kendi katından indirdi bunu. Bu büyük bir rahmettir. Bu büyük bir berekettir. Bu büyük bir lütuftur. Bu büyük bir ikramdır sana. seni bir Zikrullah meclisiyle hemhal etmiş. O normalde seni bir zikrullah meclisine oturtturmuş. Bir zikrullah meclisinde seni nasiptar etmiş. Seni zikretmiş. Eğer o seni zikretmeyecek olsaydı seni Zikrullah halakasına oturtturmazdı. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. O zaman bu sana gökten indirilmiş berrak su gibi onun kıymetini bil. Onu normalde ehemmiyetli gör. Sakın ha ona karşı bir küstahlık yapma. Edepsizlik yapma. Sırtını dönme sakın ha. Neden? Çünkü Cenab-ı Hak eğer ki bir halkı böyle şefkat tokatıyla, bir topluluğu şefkat tokatıyla onları hizaya getirmeye çalışıyorsa böyle küçük küçük şefkat tokatları verir ona. Akıllan, kendine gel, toparlan. Bak daha büyük afatlara mazhar olacaksın. Daha büyüklere gebesin. Daha büyükler gelebilir. Çünkü Cenabad-ı Hak öyle kavimleri helak etmiş ki onların ne zenginlikleri, ne devletleri, ne güçleri, ne güzellikleri, ne şehirleri, ne koca devasa binaları, ne o devasa silahları, onların hiçbirisinin bir faydası olmamış. Cenab-ı Hak yerle yeksan etmiş. Herkes demiş ki bizim bitkilerimiz var, bağlarımız var, bahçelerimiz var. Bir çekirge sürüsü göndermiş. Ne varsa hepsini yemiş atmış. Bir tane çöp kalmamış çekirge sürüsünden. Geçmiş hala daha geçmiş ümmetler çekirge sürüsünden korkarlar. Neden? Çünkü Cenab-ı Hak çekirgeyle afat vermiş. Bazı kavimleri helak etmiş. Depremle helak etmiş. Yanardağlarla helak etmiş. yangınlarla helak etmiş, su baskınlarıyla helak etmiş, kuraklıkla helak etmiş, zalimlerle helak etmiş. Yani o topluluğun başına bir zalim tayin etmiş. O zalim orayı helak etmiş, yerle yeksan etmiş, dağıtmış oraları. Çünkü o helakın nereden ne zaman, nasıl geleceğini, yönünü tayin etmek mümkün değil. O yüzden o padişah öyle bir padişah ki, o kimse öyle bir kimse ki hem yeryüzünü, bulunduğu yeri adaletle, hikmetle, doğrulukla yönetiyor ve aynı zamanda da insanlara tasadduk ediyor. Kendine biriktirmiyor. Bakın kendine biriktirmiyor. Kendi eşrafına biriktirmiyor. Kendi yandaşlarına, kendi etrafına biriktirmiyor. Ya? Halkın fakirinin fukarasını görüyor. Halkın ihtiyaç olanını görüyor ve doğru yerde, doğru zamanda müdahale ediyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2248-2249. Beyitler Şerhi

Rahmet bulutu olmak ne demektir?

O yüzden sen bu noktalarda duruyorsan, bu dairede duruyorsan, senin başında rahmet bulutu var. Sen gittiğin yere rahmet olursun. Gittiğin yere rahmet olursun. Sen insanların en faydalısı, etrafa zarar vermeyeniniz hadis-i şerifine uyarsan sen gittiğin yere rahmet bulutu olursun. ‘Sizin en hayırlınız etrafa en fazla faydası dokunanınızdır.’ Hadis-i şerifini kendine ölçü edinirsen rahmet bulursun. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Sen Allah’ı zikredersen gittiğin yere rahmet bulutu olursun sen. Çünkü normalde ‘siz dünyadayken cennet bahçelerine uğrayınız. Oradan nimetleniniz.’ ‘Ya Resulallah dünyadayken cennet bahçesi var mı?’ ‘Evet.’ ‘Neresi?’ ‘Allah’ı zikredilen meclisler ve o sizin orada zikretmekliğiniz de cennet nimetidir’ der. O zaman sen bir zikir halakasına oturduysan orası bir rahmet bulutudur. Sen orada zikrettiysen yağmur üzerine yağdı. Çünkü ‘oradan affolmuş olarak kalkınız.’ Başka bir hadis-i şerifte de ‘geçmiş günahlarınız hayra çevrilmiş olarak kalkınız’ dedi. Rahmet bulutudur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2248-2249. Beyitler Şerhi

Allah dilediğine hesapsız rızık verir ne anlama gelir?

Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Sen rızkı sen zannedersin ki yediğin içtiğin değil. O hesapsız rızık manevidir. Sen yediğin ne yiyeceksin ki? Sana hesapsız ekmek verse ne olacak? Günlük yiyeceğin bir ekmek. Sana hesapsız et verse ne olacak ki? Günlük yiyeceğin iki kilo et. Sana hesapsız rızık verse ne olacak ki? Günlük yiyeceğin, bir kilo et, bir tane ekmek. Bu değil ayet-i kerimenin aslı. Ayet-i kerimenin özü şu: Sana hesapsız rızık verir. Dilediğine. Bu rızık manevidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2248-2249. Beyitler Şerhi

Hendek olayında Peygamberin mucizesi nedir?

Hendekten örnek vereyim, birisi geldi Hazreti Peygamberin kulağına dedi ki, “Ya Resulallah, sütten ve doğurmaktan kesilmiş bir koyunum vardı. Onu kestim dedi. Akşama bize gel.” Allah Resulü kafasını kaldırdı sallallahu aleyhi ve sellem : ‘Ey ashabım! Filanca kardeşiniz” dedi, “Bir koyunu varmış, kesmiş. Akşama hepiniz oraya davetlisiniz’ dedi. Sahabe, yok ya bir şeysi, kendi kendine düşündü, nasıl doyuracağım diye. Hendek kazasında ne kadar varsa erkek kadın, o akşam o sahabenin evine gitti. Hepsi de bir koyundan doydu. Hazreti Peygamberin mucizelerinden birisi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi

Bazı kara cahiller ve zır cahiller Peygamberin mucizelerine inanmamakla ilgili ne söylendi?

Şimdi bazı kara cahiller, bazı zır cahiller Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mucizelerine de inanmıyorlar. Bunlar imam hatipte öğretmen, bunlar ilahiyatta öğretim üyesi, bunlar diyanette görevli. Allah bunların ciğerlerini kanatacak. Kanatsın zaten. Bunlar Hazreti Peygambere savaş açmış insanlar.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2230-2233. Beyitler Şerhi

Cenab-ı Hak manevi hediyeleri neden dostlar üzerinden tebliğ eder?

Çünkü yani o dost, dostla, Allah’la dost olmuş, o dosttan da o öbür dosta manevi müjdeler geliyor. Çünkü normalde sufilikte, tasavvufta mesela bu bir Cenab-ı Hak o veliye, o mürşidi kamilin kalbine ilham eder. O manevi bir hediye birine verilecekse onun üzerinden Cenab-ı Hak verir. isterse o kimsenin direkt kalbine ilham eder isterse genelde terbiye sisteminde üstadın üzerinden terbiye olur herkes ve manevi o emanetler, manevi hediyeler de üstadın üzerinden gider.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2180-2189. Beyitler Şerhi

Cansız varlıkların konuşabildiğini anlatan örnekler nelerdir?

Aynı şeyi ne yaptı? Davut’a yaptı taş, Davut Callut’la savaşmaya gidiyordu. Callut’la savaşmaya giderken taşın birisi dile geldi, dedi ki: “Ey Davut beni al.” O taşı eline aldı. Yürüyor devam ediyor, başka bir taş daha dile geldi, dedi ki: “Ey Davut beni de al.” Onu da aldı. Ondan sonra bir taş daha yolda dile geldi, dedi ki: “Beni de al.” Onu da aldı. Üç tane taş, üç tane taş Callut’u aşağı indirdi, devasa o savaş makinesini aşağı indirdi. Taş dile geldi, bakın taş dile geldi. Bu aslında taşın dili vardı zaten. O esnada taş “Beni al.” diyerekten Davut’a seslendi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2153-2162. Beyitler Şerhi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları