Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

502. Dergâh Sohbeti — Hayırlı Eş, Türkçe İbadet, Akâid ve Aile Meseleleri

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 502. Dergâh Sohbeti — Hayırlı Eş, Türkçe İbadet, Akâid ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Daha önceki sohbetlerinizde hayırlı bir eş için ya latif ya muhin çekmemizi söylemiştiniz. Belli bir sayısı var mı? Yok. Bayanlar da erkekler de bu evlenme ile alakalı Kur’ân ve Sünnet’e uygun hareket etmiyorlar. O yüzden evlenmelerinde problem çıkıyor. Geç evleniyorlar, evlenemiyorlar. Herkesin kendince kendi kendine şey var. Heva hevesinden koymuş olduğu kriterleri var. Kendince kendisine bir kriter koymuş. O kriteri kendine uygun değil halbuki. Ama ne yazık ki o kriterine sımsıkı yapışmış. O yüzden kendilerince hayırlı bir evlilik, hayırlı bir eş seçip hayırlı bir evlilik yapma düşüncesinde değiller.

Bu dillerinde kadınlar da erkekler de. Dil olarak, edebiyat olarak hayırlı bir eş, hayırlı bir eş onu söylüyorlar. Ama erkekler de kadınlar da bu noktada Sünnet-i Resûlullâh’a uygun davranmıyorlar. Hayırlı bir eş diyen bir bayanı bir erkek gönderiyorsunuz. Gid görüş, bir sürü şartname çıkıyor ortaya. Veya bir erkek, hayırlı bir eş falanca yerde bir bayan var. Neler çıkıyor arkasından? Arkasından bir yılın bir şey çıkıyor. Bu sefer geri dönüyor insan. Madem bu bir sürü kriterim vardı, neden bir tek bir şey söyledin, hayırlı bir eş dedin? Örneğin de ki ben kariyer sahibi, araba sahibi, ev sahibi, belli bir gelir olan üstüne hayırlı bir adamla evleneceğim. De ki 1.75’den aşağı olmayan sarışın, mavi gözlü, siyah saçlı, annesi babası zengin, altında arabası olan işi olan, evi olan bir hayırlı bayanla evleneceğim de.

Muhteşem. Diyelim ki onun hayırlı dediği buymuş. Hakkıdır, isteyebilir. O yüzden bu şey değil, ne o? Dilde kalıyor hayırlı bir eş meselesi. En başta hayırlı bir eş deyince benim aklıma şu geliyor. Kur’ân ve sünneti yaşayan ahlakı güzel. Kur’ân ve sünneti yaşayan ahlakı güzel. Harika. Benim hayırlı eşten anladığım bu. Kur’ân ve sünneti yaşayan güzel ahlakı. Erkek ise eşini dövmeyen, sövmeyen, akaret etmeyen, çocuklarına kötü davranmayan, evde kötü davranmayan. Benim bildiğim erkeğin hayırlısı bu evde. Kadın ise kocasına itaat eden, kocasını seven, sahaya muhabbet besleyen, çoluğunla, çocuğunla ilgilenen, eviyle ilgilenen. Benim bildiğim hayırlı kadın da bu. Benim bildiğim bu. Ama yok, böyle değil insanlar.

Allâh muhafaza eylesin. Araç kaskosu yaptırmanın sakıncası var mı? Sakıncası olan kim var söyleyen? Soru kimin ki? Kim söyledi? Arkadaşlar arasında. Araç kaskosu yaptırılması darıl harpte bir sıkıntı yoktur. Tamam. Suriyeli kardeşlerimize vatandaşlık verilmesi konusundaki görüşleriniz nedir? Kardeşim demişsiniz ya. Kardeşimiz dedikten sonra bir sıkıntı var mı ki? Kardeşimiz demişsiniz. Bir sıkıntı yok ama çifte vatandaş yapmaları lazım. Tekli vatandaş değil hem Suriye pasaportları geçerli olması lazım hem de Türkiye pasaportu geçerli olması lazım. İki pasaportları olacak. O yüzden normalde çifte vatandaş gibi olacaklar. Çifte vatandaş olunca Suriye’de işler düzelince onların tekrar Suriye’ye gitmeleri mümkün olsun.


2. Bölüm

Veya Suriye’ye göndermek mümkün olsun. Adamı tek vatandaş yaparsanız, adam normalde örneğin oradan cezaevinden mi kaçtı geldi, cenayet mi işledi geldi, bir yanlışlık mı yaptı geldi bu bilinmiyor. Öyle olunca böyle bir sıkıntılı olan bir kimse varsa onu sınır dışı etmek, onu tekrar ülkesine göndermek kolay olsun. O yüzden normalde bu noktada inşâAllah onlar da bizden iyi düşünüyorlardır muhakkak. O yüzden böyle bir şey yaparlar. Bunda bir beis yok, bir sıkıntı yok. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sonuçta imparatorluktan kalma. Bizim içimizde hepsi de var. O imparatorluğun bütün renkleri ne ise hepsi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin içerisinde mevcut, bir sıkıntı yok. Evimi satarken aynı anda iki müşteri vardı, ilk gelen evini ben aldım dedi ve kapırayı verdi.

Eğer almazsan, cayarsan kapırayı yanar dedi. Tamam dedi o da bir hafta sonra caydı, şimdi bu kapıra ne olacak, yanmış. Yusuf Hoca yanar bu kapırası? He hocam? Anlaşmalarında yanar demiş ama ben değilim. Anlaşma, akit var yan cana da. Eğer yanar dememiş olsaydı üç gün içerisinde adamın cayma hakkı var. Evet. Ama adam 3 günlük cayma hakkını kullanmamış kapırayı yanar demiş. Demek ki yandı, dumanı tüttü şimdi. Soruyu soran kaç paraydı kapıra? 1500 lira. Kaç? 1500 lira. Ne diyor şimdi cayan adam? Öyle kaldı efendim, öyle kaldı bir şey demedi yani. Bir şey demedi yani. Öyle kalmış bir şey dedi yani, ister verirse ister vermez ki bir şey dedi. Doğru. Sen ne yapmayı düşünüyorsun? Efendim bilmiyorum efendim, öyle kaldı bir soruyu dedim, ondan sonra size ne yapacağım?

Verirsem efendim. Kaç gün oldu? Bir hafta oldu efendim. Bir hafta oldu, bir hafta bekledin mi sen onu? Öbür müşteri gitti tabi. Gitti, sonra geldi, olmadı. Sıkıntı olur, başkala gelir sonra. Sattın mı evi? Sattım. Onun dediğini, ona verdi. Aynı fiyata. Cennette Allâh görünecek mi? Görünecek inşâAllah. Ashab-ı ikram efendilerimiz gayri müslümleri dini nasıl tebliğ ederdi? Bu konuda sizin tavsiyeleriniz ne derdi? Bizim karşımızda müşrikler yok yalnız. Biz müşriklere din tebliğ etmiyoruz. Din tebliğ etmekle din nasihat etmek farklı. Biz etrafımızda dini nasihat ederiz. Ama birinci derecede biz böyle kendi nefsimize nasihat edelim. Biz kendimiz inşâAllah o nasihat alalım. Bizim en güzel tavsiyemiz, en güzel nasihatımız dini kendi nefsimizde yaşamamız.

Güzel ahlaklı olmamız. Bizim için en güzel nasihat güzel ahlaklı olmalı. Etrafına güzel ahlakın örneklerini sergilemek. Birinci derecede kadın, erkek, eşlerine, çocuklarına, anne babalarına, akrabalarına, kardeşlerine güzel ahlaklı davranmak. Edebli, terbiyeli, Kur’ân ve Sünnet’e uygun davranmak. Düğünlerde bayan ve erkeklerin beraber oynaması ve oturmaları doğru mu? Oynamaları yanlış. Oturmakta bir beyesi yok herkes oturabilirse. Dinimizce düğünlerimiz nasıl olmalıdır? Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, Ayşe annemiz böyle gelirken ona dedi ki Ya Ayşe, kıydınız mı filancanın nikahını? Kıydık ya Resulallah. Def vurdunuz mu? Hayır ya Resulallah. Defsiz nikah nikah değildir.


3. Bölüm

Ensar defi severdi. Def vursaydınız dedi. O yüzden bir kimsenin evlilik düğününde eğlencenin olması caizdir. Kadınlar kadınlar kenderalarına, erkekler kenderalarına ya da erkekler orada bir oyun sergilerlerken kadınların izlemesi, erkeklerin de izlemeleri caizdir. Çünkü harbeleriyle oynayan Yemenliler, Habeşliler kendilerince kendi oyunlarını icra ederlerken Hazreti Ayşe annemizi izlettirdi. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri. Bu cihetle Hanefiler ehl-i sünnet değişik eğlence tipleri var. Bunlarından birisi evlenme eğlencesi. Bunu caiz görmüş. Birincisi Ramazan bayramı eğlencesi. Bir tanesi Kurban bayramı eğlencesi. Bir tanesi çocukların sünnet olduğunda eğlence. milli günlerin eğlencesi.

Çünkü Habeşlilerin kendi milli günlerinde kendileri oyunlarını oynayınca onlara da seslenmemiş. O yüzden normalde düğünlerde kadınların kadın kadını, erkeklerinin erkek erkeğe ders vermelerine bir sıkıntı yok. Ben Tuncay bana ders vermenizi istiyorum. Kimmiş bu Tuncay? Tuncay sana söyledim. Üzüldü derim ama hakkını helal et. Yok. Arkadaşlar ben normalde otur Tuncay. Bütün herkese beyan ediyorum. Bir kimse bizim dergamızdan bu kim olursa olsun. Bizim dersimizi bırakır giderse birkaç yerde de böyle muhabbet oldu. Allâh razı olsun. Helallaşıyorlar gidiyorlar. Bunda bir sıkıntı yok. Zaten olması gerekenin de bu olduğunu söylüyorum. Hakkınızı helal edin. Ben dersi çekemeyeceğim. Gidiyorum. Allâh yolunuzu açık etsin.

Buyurun gidelim. Geri dönüşü yok bunun. Bunun bir tek geri dönüşü var benim kapımda, benim dairemde. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, ashabı Resûlullâh, geçmiş peygamber. Bana derlerse ki bu arkadaşa ders ver, ben tekrar veririm. Pir efendileri bazen bu söylemiyorum. Pir efendiler de bana derse ki bu kardeşe ders ver, ben ona tekrar ders veririm. Ama öbür türlü bir kardeş kendince kendi kendisine dergahı uygun görmemiş, bizi uygun görmemiş. Ne bileyim bir şekilde burada bir eksiklik görmüştür, kusur görmüştür. Var bizde çünkü. Bende görmüştür, arkadaşlar da görmüştür, burada bir sıkıntı görmüştür, var. Veya hiçbir şey görmemiştir, içi ısınmamıştır, içi soğumuştur. Hepsi de mümkün bunlar.

İnsanız sonuçta. Kardeş helallaşıp gitti mi bir daha geri dönmesin bize. Ne üzülelim, ben üzülüyorum gerçekten. Ne de o üzülsün. Dükkanın önüne geliyorlar, yok orada bekliyorlar, yok vermeyeceğim diyorum. Veya orada ağlamaya kalkıyorlar, etrafta esnaflar var. Soruyorlarmış ne arıyorsun, ben ondan ders almaya geldim, bana ders vermedi. Kahveciyle ne işiniz var, sizin işiniz orada çay ocağında çalışan kahveci mi halledecek? Öyle bayanlar var, onlar da. Şimdi bunu böyle vesileyle söyleyin, toparlamış olayım. Gelmeyin kardeş. Gelmeyin. Yapmayın, hiç gerek yok. Biz arkadaşız, kardeşiz, mümkün kardeşiz, bunda bir sıkıntı yok. Ama bir daha ders istemeyin. Yapmayın. Ya rüyamda gördüm de şöyle, eyvallâh görmüşsündür.


4. Bölüm

Rüyamda kabul ediyorum, haktır rüyam. Ben görmedim. Benim körlüğümden. Bekleyeceksin ya da ben görünceye kadar. Görürsek eyvallâh. Bunda söylenecek bir laf yok, Allâh bizi affetsin. Yine şahsi araçlarımıza kasko demiş. Yaradılışta cennet bahçesinde olan Hazreti Adem ve Havva’yı Allâh izin verdiği için mi Şeytan Hazreti Havva’yı kandırarak yemesini gereken meyveden yemesi sağlanarak dünya hayatın başladı. Allâh niçin şeytana izin verdi? İzin verir. Sana ne, bana ne? Şeytan izin vermiş. Böyleymiş, öyle algılar. Bırak, bunu anlayınca ne anlayacaksın ki? Ne değişecek? Cenâb-ı Hak diyor ki yaklaşma dedim bir yere. Yaklaşmış oraya. Yaklaşma, yaklaşmış. Bunun üzerinden bir sürü yorum yapılıyor. Yorumların hepsini at kenara.

Yok buğday mıydı? Yok elma mıydı ya? Bırak. O gün için öyle yorumlamışlar, öyle söylemişler. Bir buğday yedi diye cennetten mi atılır bir insan? Elma yedi diye cennetten mi atılır? Değil. Yaklaşma denilen yere yaklaşmış. Bir sınır koymuş. Sınırı aşma demiş. Sınırı aşmış. Aynı sınır bizim için de geçerli. Cenâb-ı Hak bize de sınır koymuş. Demiş ki bunları yaparsanız cennete giremezsiniz. Sen o sınırı gözet. Sen o sınırı gözet. Bunları yaparsan benimle dostluk kuramazsın demiş. Biz o sınırı gözetelim. Biz oturmuşuz. Tarihsel sürecin içerisinde, bununla muallakta bu mesele. Tam sağlam bir kazığa bağlanmamış. Hakkında hadisler var. o hadisleri bakaraktan da hareket etse, yine muallakta. O yüzden bunlar işari olarak tefsir edilecek şeyler.

Hiç gerek yok. Yaklaşma denilen yere yaklaşma iş. Bize de demiş ya yaklaşmayın. Biz de yaklaşmayın dediğiniz yerlere yaklaşmayalım inşâAllah. Müslüman olmayan cennete giremez. Giremeyecek. Ancak dünyada. Oku bakalım Halit. İkinci kısmı. Müslüman olmayan cennete giremeyecek. Ancak dünyada. Giremeyecek. Evet diğer din sesli oku. Mikrofonu aç. Müslüman olmayan cennete giremeyecek. Ancak dünyada diğer dinlerde Allâh’a iman var olmasına rağmen neden cennete giremeyecek? Diğer iman sahipleri, ehli kitap olanlar kendi zamanlarından sorumlular. Onlar iyilik yaptılarsa, iyi ameller işledilirse onlar cennete girecekler. Ama Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden sonra Hz. Peygamber efendimizi kabul etmeyenler cennete giremeyecekler.

Allâh’a şirk koşmayan herkes cennete giremeyecek mi? Müslümanlar eğer Allâh’a şirk koşmazlarsa eninde sonunda cennete girecekler. İmam-ı Azam kendi son kısmını oku. İmam-ı Azam kendi dini, ibadeti izin vermiş. Kendi dilinde o zaman. Soru kimin? Kendi dilinde. Kendi dilinde ibadeti için izin vermiş. Kureyş tebaasında olan Kur’ân’ı kendi dillerinde okumasına izin vermiş. Şimdi neden izin verilmiyor? İzin verilmiyor diyor bir kaide yok. Normalde Hanefiler dinin tarihselliğinin üstünde evrenselliğini söylerler. Maturidiler. Maturidide buna dair. Tarihselliği reddetmezler, evrenselliği savunurlar. Bu noktada da Yûnus Hoca da söylüyor ya evrensel mi tarihsel mi beni de evrenselci niye koydu ya? Ben kendimi evrenselci veya tarihselci olarak nitelendirmiyorum.


5. Bölüm

Ama Kur’ân’ın hem evrenselliğe bakan hem de tarihselliğe bakan yönü vardır. Eğer öyle bir yön bakılacaksa. Bu mesela Hanefilerin Maturidilerin bu noktada Kur’ân’a bir evrensellik anlam yüklemesi der. Kur’ân evrenseldir. O yüzden bir kimse ibadet dilini öğreninceye kadar kendi diliyle Kur’ân’dan herhangi bir şeyi okuyarak ibadet edebilirler. Bu müsaade edilmiş ama Hanefiler bunun özellikle üzerinde durmuşlar. Demişler ki öğreninceye kadar bir kimse Fatiha’yı, Arapçasını öğreninceye kadar o kimse Fârisice biliyorsa Fârisice Fatiha’yı okuyabilir. Bunda bir beyiş yok. Ama Türkiye’de bir kısmının yaptığı gibi illaki biz Kur’ân’ı Kerim’de Türkçe okuyacağız diye böyle bir kaydı yok. Çünkü o manayı veremez mümkün değil.

Ahiret hayatında ailenle geçirmek isteyebilir misin? Evet isteyebilirsin. Ahiret hayatında ailenle geçirmek isteyebilirsin. Bunda bir sıkıntı yok. Geçen gün bir yerde bir sohbet oldu. Bir sohbet eder Hoca Efendi. Sohbet ederken Adamın birisi böyle sohbet esnasında adamın birisi sormuş. Demiş ki hadi biz cennete girdik. Eşimiz de cennete girdi. Benim eşim ne olacak demiş orada. O da ona demiş ki senin eşin baş huure olacak. Adam birden kalkmış kardeş demiş. Seni de cemaatı da istemiyorum. Demiş çekeceğim kadar çektim. Bir de cennete gidip demiş. Hatunun kafamda baş huure olmasını asla çekemem demiş. Gidiyorum demiş böyle sohbet de olmaz olsun böyle hoca da olmaz olsun demiş. Bunu anlatan diyor ki bana.

Ben diyor toparlamaya çalıştım. Ben bunu latife yaptım şaka yaptım. Bana şakası da gerçektir demiş. Gerçeği de gerçektir. Seni sohbetini istemiyorum demiş. Demden demiş cemaatı da terk ediyorum. Seni de terk edeyim demiş. Terk etmiş adam. O yüzden bir kimse evet. Benim çektiğim yetmez diyorsa. Çekmeye devam edebilir. Murat Azar kafasını salladı böyle. Bana mı öyle geldi Murat Azar? Doğru mu? İçinden mi salladın kafanı? Salladın yapacak bir şey yok diyorsun ya. Murat Azar senin başına bir de baş huuri kesiliyormuş mu? Neyse bu taraf tam duymadı. Duyurma zaten sen. Türkçe ibadet neden uygun görünmüyor? Verilen vaazlarda. Vaazlardan tutup anlayasınız diye geçer. Ama biz. Ezberleme surellerle ibadeti doğru kabul ediyoruz.

Kardeş. Bunu böyle Türkçe ibadet etmek istiyorlardı da. Birisi onların önüne engel mi oldu? Bu Türkçe ibadet isteyenler namaz kılıyorlardı. Birisi onun kulağıyla dinliyor mu senin hangi sureyi? Nece okudun diye? Bu ne? Bu ne? Bu ne? Bu ne? Bu ne? Birisi Allâh’a ekber dedi namaza durdu. Onun içinden okuduğunu kim duyuyor ki? Bu Türkçe ibadet isteyenler o birisi Türkçe ibadet okuyordu da. Onun kalbinden birisi ne okuduğunu anladı da. Ona bir zorluk da mı bulundu? Birisi dedi ki ben namaz kılacağım, Türkçe namaz kılacağım. Ikl kardeş, onu engelleyen mi oldu? Bu cemaattan hiç engelleyen oldu mu elini kaldırsın. Olmamış kimse. Duydunuz mu birisi Türkçe namaz kılıyormuş diye cezalandırılan, engellenenliğine?


6. Bölüm

Tutturmuşlar bir terenine Türkçe ibadet yap kardeş. Ben ezanı Türkçe okutacağım. Olur hemen git bir 500 metrekare bir yer al. Yap cami içine müsaadesini al belediyeden. Çıkart, Türkçe ezan okut, Türkçe namaz kıldır, yap. Engelleyen mi oldu? Biz şimdi bir İngiliz vatandaşına soruyoruz mu sen neyle ibadet ediyorsun, ne okuyorsun diye? Aynı şeyi mesela siz ortodokslara yaptırabilecek misiniz? Katoliklere yaptırabilecek misiniz? Aynı normalde Türkçe ibadet Müslümanların esesinde boza pişirdiğiniz kadar ülkenin içerisindeki katoliklere, ortodokslara, protestanlara, Süryanilere, Ermenilere, Kürtlere bunu mu yapacaksınız? Gidip şimdi herhangi bir ortodoks kilisesine kardeşim sen böyle latince okuyamazsın, latince ibadet edemezsin, senin bu incirin de latince olmaz, deyip değiştirecek misiniz onu da?

Biz Gökçe adaya metopolitanı ziyarete gittik, ne kilisesiydi orası? Rum ortodoks kilisesi, çok eski metopolitlik, eski, orada içeride mahrem bir oda varmış, bizim edepsizliğinden miizdir artık nedendir, biz langırtak daldık içine, kimse giremiyormuş, oraya bir tek metropolit giriyormuş bir tek, bir de şey, ne o? Oraya bir tek metropolit giriyormuş hesapta, biz de daldık, içeri girdikten sonra metropolite telefon açtık, biz içeri girdik dedik. tabi saygı duymak lazım ibadet haneleri, kendilerince bir usul kuralları var, neyse orada incil açık, ben de hemen oradan bir paragrafa elimi uzattım, dedim oku buraya, yanımızdaki papaza, o biliyor, o latince okudu, dedim bize Türkçe’yi çevir, Türkçe’yi çevir, Türkçe’yi çevirdi, diyor ki bir deveyi iğne delinden geçirmeniz mümkündür, bakın benim oku buraya dediğim yer bu, bir deveyi iğne delinden geçirmeniz mümkündür, ama dünyaya aşık, dünyayı seven bir kimseyi imana getirmeniz mümkün değildir, dedim tamam dersimizi aldık, düşmek istiyorum, papaz latince bir şey okudu ama bu şerre baba papaza yaptı, babası böyle kaldı yani, incili de orada şerretti yani, bu şer Mustafa Efendi’ye, o latince biliyor mu şu an? babası da şaşırdı zaten, ne yapıyor bu, şerre başlayınca, burada bu yazıyor, bu yazması lazım, babası, Allâh’ım dedi herhalde, sonra papaz hep arkamızdan dolaştı, o kadar edebli dolaştı ki değil mi, bir adım arkamızdan geldi, şimdi bu Türkçe ibadet diyenler, normalde bütün Türkiye’deki, Türkiye sınırları içerisindeki, bütün insanlara Türkçe mi ibadet ettirecekler, yarın öbür gün mesela Kırım’da, bir halkoylaması olsa, Türkiye’ye güçlense, Kırım dese ki, biz Türkiye’ye bağlanmak istiyoruz, Türkiye’ye bağlanırsa, Kırım’daki insanların hepsi de ortodoksu, protestanı, hepsi de Türkçe mi ibadet ettireceğiz biz, yarın öbür gün Kıbrıs, Türkiye iyice güçlendi, Güney Kıbrıs’ta da bir referandum oldu, birleşti Güney ile Kuzey, sonra bir referandum oldu, Kıbrıs Türkiye’ye bağlanmak istedi, biz oradaki Rum ortodokslara, biz veya oradaki İngiliz protestanlara, veyahut İngiliz-Angalikan klisesine bağlı olanlara Türkçe ibadet edeceksiniz, bundan sonra Türkçe mi okuyacaksınız diyeceğiz?

Ben bunu, bir bana anlatsalar bunu, öyle ya, mesela Süryani cemaati var Güneydoğu’da, biz o Güneydoğu’daki Süryani Türkiye vatandaşı onlar, biz onlara şimdi baskı mı yapacağız, onlara diyeceğiz ki siz Türkçe mi ibadet edeceksiniz diyeceğiz, veya Güneydoğu’da herkes Kürtçe konuşuyor, medreseleri Kürtçe, tefsirleri Kürtçe, fıkıhları Kürtçe, biz şimdi onlara gidip medreselerine kapı vurup hepsini de Türkçe mi öğreteceğiz, hepiniz de bunları Türkçe mi yapacaksınız diyeceğiz, veyahut da şeyde Karadeniz’in bazı dağlık alanlarında eski Rumlardan kalma Rumlar var, Hristiyan, onlara biz şimdi Türkçe mi diyeceğiz, bunu da bir açıklasalar bize, yoksa bunların dertleri, davaları, Türkiye’deki Müslümanların huzurunu kaçırıp, herkes ibadet ederken kendince bunların huzurunu kaçırmak mı dertleri, ne bunların dertleri, yarın öbür gün daha da terör şey oldu, olmuyor, örnekliyorum ya, hayal bu şimdi, Türkiye Şam’a kadar girdi, ne lan bu dedi, sizle mi uğraşacağım dedi, zırt pırt, zırt pırt, zırt pırt, dinlemiyorum Amerika’sın da Rusya’sın dedi, çıktı baba Yiğit bir kimse, lan burası zaten bizimdi dedi, Kerkük, Musul’u da aldı, oradan Şam’ı da aldı, gitti İsrail’e ne oldu, şey oldu, sınırdaş oldu, ne yapacak şimdi, Suriye’nin içerisinde Kürtler var, Dürziler var, Hristiyanlar var, Süryeniler var, Müslüman sünniler var, Şia var, ne yapacak şimdi Türkiye hepsinde, hepiniz de Türkçe mi konuşacaksınız, Türkçe mi ibadet edeceksiniz diyecekler, bunu anlayamıyorum ben, bir de bunu söyleyenler zaman zaman bir profesör oluyor, zaman zaman böyle bir, ondan sonra siyasetçi oluyor, zaman zaman devlette görev yapmış kimseler oluyor, ben bakıyorum şimdi, Anglican klisesine siz şimdi Türkçe ibadet edecek misiniz diyeceksiniz, ya Türkiye’deki Katalüklere siz şimdi Türkçe ibadet edeceksiniz mi diyeceksiniz, hakkınızı helal edin, Allâh insanları yargılamak için cennet ve cehennemi yarattı, geçici bir hayat ama sonsuz bir yaşam, evet, insanlar iyi yapsınlar, iyilik yapsınlar diye, Cenâb-ı Hak insanları kendisini tanısın, kendisini bilsin diye yarattı, yoktu insanoğlu sonuçta, bakıyorsunuz doğdu, var mıydı önceden, yoktu, Cenâb-ı Hak tanısın bilinsin diye yarattı, o tanımıyor bilmiyor dikine dikine gidiyor, ailesinde biri cehenneme girecek öteki dünyada cennete onu düşünerek üzülmemize acı çekmez mi? aaa girmesin cehenneme beraber bizden beraber dolaşsın, bizden beraber koşsun o da biz onun cehenneme girmesini istemeyiz, o da cennetlik ameller işlesin, nasihat ediyoruz tavsiye ediyoruz söylüyoruz, aileye de söylüyoruz herkese söylüyoruz, çocuklarımıza da söylüyoruz, Allâh cennetten insanların isteğiyle cehennemi kapatabilir mi?

Yok cehennem ebedi, öyle meyani kapatır gibi kapattım, yok öyle bir şey, tüm insanlar hazreti adem ve havvadan mı geldi? Evet sonradan yaratılan insanlar oldu mu? Bizim bildiğimiz hazreti adem ve havvadan geldi ilk insanlar, hayvanların ruhu var, bedeni toprak olacak ruhları nereye gidecek? Hayvanların ruhu bizim ruhumuz gibi değil, namaz 3 vakit mi? Neden 5 vakit? Namazda okunan duaların bazıları kuranda neden yok? Namaz normalde 5 vakit, 3 vakit olan o normalde şiha öğlenle ikindiği akşamla yatsıyı cem ediyor, öğlenle ikindiği yatsıyla akşamı cem ettiğinden orada 3 vakit zannediyorlar, değil onlar da 5 vakit namaz kılıyorlar ama öğlenle ikindiği akşamla yatsıyı cem ediyorlar. Namazda okunan duaların bazıları kuranda neden yok?


7. Bölüm

Bütün cüldük olarak yok ama sonuçta kelime veya cümle itibariyle Kur’ân-ı Kerim’de hepsi de var. Hz. Muhammedin sallallâhu aleyhi ve sellem, beni evladından daha çok sevmeyen cennete giremez hadisi doğru mudur? Böyle bir şey okumadım ama siz beni her şeyden fazla sevmedikçe imanınız kemale ermez der. Cennete giremez demez. Kur’ân’ı yorumlayanlar olmada anlaşılması mümkün değil diyorlar. Doğru mu? Doğruysa Kur’ân apaçık anlatım denilmesi yalan mı? Bu noktada Kur’ân apaçık anlaşılır vaziyette, ben anlıyorum diyorsan sen bir başkasının anlamasına bakma o zaman. Eğer anlamadığın yer var ise siz bilmediklerinizi zikir ehline sorunuz. Kur’ân’dan âyet zikir ehline sor. Veya siz ihtilafa düştüğünüz şeylerde Allâh ve Resulüne gidiniz der.

O zaman Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine bak. Ama bir kimse kendince ben Kur’ân’ı okurum, istediğim gibi de anlarım diyor. O yolu ne âyet? Bizi ilgilendirmez. Var ya şimdi çıkıyorlar, diyorlar ki hadislere ihtiyaç yok. Daha önceki yorumlara da ihtiyaç yok. Harika. Eee ben kendim yorumlarım. Olur kendin yorumlayabilirsin. Bu da senin kendini bağla. Neden onu en doğru olarak bize dayatmaya çalışıyorsun? Burası sıkıntılı. Her topluma elçiler gönderildiği söyleniyor. Afrika’da, Amazon’da yaşayan yeni keşfedilmiş kabilelere de elçiler gönderildi mi? Evet, gönderildi. Bunu nasıl ispatlayabiliriz? Ben neden ispatlamak zorundayım? Benim dalım bu değil ki illaki ispatlamak zorundadır değiliz.

Cenâb-ı Hak âyet-i kerimde biz her topluluğa bir elçi gönderdik demiş. Onları da göndermiştir. Onlar belki de o Amazon’ların içerisinde öyle yapayalnız kalanlar belki de o topluluğun içerisinde bir yanlışlık, eksiklik yaptığı için topluluktan ayrılmış sapkın kimseler olabilir. Mesela İslam dini ne için köylerde, mezralarda oturulmayı uygun görmüyor? Sürgün cezası var. Bu eski topluluklarda dahi var. Bir kısım insanlar toplum içerisinde hata, yanlış, eksik davranırlarsa sürgün cezası yiyor. Sürgün cezası yiyince o şehirde oturamıyor. Gidiyor bir mezrada oturuyor. Mezrada oturunca mezrada yaşamaya çalışıyor. Mezrada yaşayınca o ilimden, dinden, imandan, öğretiden uzak oluyor. Cahil cühella kimse oluyor.

Ve o mezrada oturanlar, bedeviler örneğin, hep cahil insanlardır. Şimdi de Suudi Arabistan’da gördükleriniz büyük bir çoğunluğu bedavi. Medine’de adam bize anlatmaya çalışıyor. Ben bir kelim dedim bedavi bunların hepsi. Evet bedavi dedi. Şu anda Suudi Arabistan’da hakimiyet bedavilerin içerisinde, elinde. Bedavi. Aslında dünya üzerinde hakimiyet bedavilerin elinde şu anda. Ehli ilmin elinde değil. Kamil insanların elinde değil dünya üzerindeki yönetim veya yöneticiler. Önde olanlar şu anda dünya üzerindeki bedaviler. Nerede olursa olsun. Bu ne demek? Cahil. İlmi yok, irfanı yok. İlmi irfanı yok. Bu ilmi irfanı yok dediğimde sakın al. Bunlar okuma yazma bilmeyen veyahut okumamış kimseler olarak görmeyin.


8. Bölüm

Bunlar okumuş da gelebiliyor sizin karşınıza. Ama irfansız, irfanı yok. Kemal’e ermemiş, olgunlaşmamış. Üç tane üniversite bitirmiş, olgunlaşmamış. Önemli değil. Veyahut da herhangi bir karşınıza bir böyle dünyevi bir makamla da gelebilir karşınıza. Bu önemli değil. O yüzden tüm kabilelere, tüm topluluklara Cenâb-ı Hak uyarıcılar göndermiş. Bir şekilde onlara uyarıcı gitmiş. Ve gidin onların inançlarına bakın. Onların inançlarına bakın. İslam’ın temel doğrularından, evrensel doğrularından doğru göreceksiniz. Siz hangi kabileye giderseniz gidin, birisinin malının haksız yere alınmasının yanlış olduğunu, zulüm olduğunu göreceksiniz. Siz gitseniz Amazon’lara, bir kimse avlanmış kapısının önüne koymuş avını, bir başkasının habersiz o avı almasının o Amazon’ların ortasındaki kabile de dahi yasak olduğunu göreceksiniz.

Bu İslam dininin evrenselliğini gösterir ve İslam dininin sürekliliğini gösterir. Siz bugün gidin Çin’e, Japonya’ya, Orta Asya’nın derinliklerine, Himalayalar’a gidin, oradaki inanışları araştırın. Onların içerisinde dahi İslam’la örtüşen, aynı doğruyu savunan ölçüler göreceksiniz. Dünya üzerindeki kim neye inanıyorsa inansın, o inancının temelinde İslam’ın temel evrensel doğrularını ve ölçülerini göreceksiniz. Ne hangi yere giderseniz gidin, siz hiçbir kadının orta yer malı olduğunu göremezsiniz. Hangi inanç sahibine giderseniz gidin, orada huuş haramdır, zina haramdır, yasaktır. Nereye giderseniz gidin, nereye giderseniz gidin, haksız yere adam öldürmek büyük günahdır. Hangi inancı giderseniz gidin, anne babaya saygıyı, sevgiyi görürsünüz orada.

Hangi inancı giderseniz gidin, eşe kıymet vermeye görürsünüz orada. Emevilerin Kur’ân ayetlerini kendi işlerine geldiği gibi sıraya dizdiği söyleniyor. Doğrusu ve hurafelerin Emeviler döneminde dinimize girdiği söyleniyor. Bunlar saçma sapan şeyler. Bir kere Kur’ân, Emeviler devrinde âyetler sıraya konmadı. Hz. Emebek’in r.a.z. zamanında çalışma başladı. Hz. Ömer zamanında bu çalışma tamamlandı. Bu Emeviler ta Hz. Ali efendimizden sonra nereden Emeviler’e göre sıraya girdi ki? Erkek çocuğunu sünnet ettirmek farz mı? İnsan eksiksiz ve kusursuz yaratıldıysa neden sünnet oluyoruz? Erkek çocuğunu sünnet ettirmek farz değil. Biz sünneti Resûlullâh adı üzerine sünnet zaten. Sünnet ettirmek farz mı?

Değil. Bir kimse sünnetsiz de olsa olur mu? Olur. Ama sünnet ettirmek Hz. Muhammed’i olmanın şigarı göstergesi mi? Evet. Bunda bir sıkıntı yok ve bundan ya neden tam olarak yarattık? neden sünnet ettiriyoruz diye düşüncesi kadar çok affedersiniz ama absürt bir düşünce yok. O sırf bu ulusaldan oradan buradan şey yapanlar var ya laf atmak isteyenlerin söylediği şeyler. Son bire geliyor. Sorular bitecek gibi değil. Evliliğinde eşim sürekli her konuda annesine danışıp birlikte aldığımız kararları değiştiriyor. Bana sen kimsin ki? Tabii ki annemi dinleyeceğim diyor. Benim hiçbir kararıma saygı duymuyor, bana değer vermiyor, bana vermediği değer sebebiyle evliliğimi bitirirsem dinen günaha girer miyim?


9. Bölüm

Evet. Çünkü bir erkek illaki eşine bu konuda danışmak mecburiyetinde değil. Bir gümrük şirketinde çalışıyorum. Şirket eliyle çok fazla rüşvet vermek ve şirket tarafından söylenen yalanı iletmek zorunda kalıyorum. Şirketi bırakmak isterim başka iş bulamadım, gümrük mezunu evine yapmalıyım. Buluncaya kadar devam et. Kredi kartı kullanmak caiz midir? Mümkün olduğunca kullanmamaya gayret edin. Günlük dersi açıklar mısınız? Herkesin günlük yapmış olduğu yırtlar. İki adet sorumuz var, bir kıyamete yakın, güney tarafından bir ateş belirip bir türlü dinleyecek diye duyuyorduk. Acaba bu Suriye Harbi midir? Bir sürü olabilir. Erkeğin hanımının üzerindeki hakkı benim sizin üzerinizdeki hakkım gibidir diye tekerete de bir hoca vaiz etti.

Doğru mudur? Evet. Çocuğa Muhammed Yağız ismini koymak uygun mudur? Uygun. Muhammed ismi çocuğa ağır geldiğini ifade ediyorlar. Koysak uygun olur mu? Olur. Hocam çocuğun isim koymak kimin hakkıdır? Annenin mi yoksa babanın mı? Babanın. Çocuğa hakika kurbanı kaç yaşına kadar kesilir? 7 yaşına kadar. Oğlana ne kadar? Kıza ne kadar? Oğlana iki kıza bir. Mahdü dürmü olmayanlar nasıl keser? Kesmezler. İslam’la miras hukuku nasıldır? İslam’ın miras hukuku geçerli değil. Anlatmama gerek yok. Kendi kendimize bu zamanda İslam’ın miras hukukunu uygulayacağız demeyin. Bilhassa erkekler kızlara karşı böyle yapıyorlar. Mal vermek istemiyorlar. Sanki İslam’ın bütün hukuku var da bu ülkede miras hukukunu uygulayacaklar.

Bu büyük bütüncülük bir bütün içerisinde olması lazım. Komple bu ülkenin İslam’ın miras hukukunu kabul etmesi lazım ki o zaman bir haksızlık olmasın. Kişi miras dağılımını yazılı olarak mı yoksa sözlü olarak mı yapar? Mirasını kendi sağlığında yapacaksa yazılı yapacak. Günümüz değişen koşulları içinde ülke çeşitli sebeplerle göç eden Suriyelilere ve Türkmenlere bakış açısı nasıl olmalıdır? Bu durum Türkiye’yi içeride yıpratır mı yoksa avantaj mıdır? Neden yıpratsın ya? Bu meseleyi neden bu kadar çok büyüttü ki bu insanla? Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri Yunanistan’dan gelmiş, Bulgaristan’dan gelmiş, Kırım’dan gelmiş, Ahiska’dan gelmiş. Ne olmuş gelince? Daha gelsin Türkiye’ye ihtiyaç var.

Türkiye ekonomik olarak büyüyecekse ihtiyaç var daha. Millet çalışacak eleman bulamıyor. Çalıştıracak eleman bulamıyor. Konfeksyonda, tekstilde, normal işlerde çalışacak eleman yok. Yasin nerede? Yasin konfeksyonda eleman var mı? Var mı? Aradığımız gibi değil. Efendim? Olduğu kadar yok yani. Aradığı kadar yok. Eleman eksik. Var mı konfeksiyon atelyesi olan? Yasin bir tek sen mi varsın ya? Seninle mi konfeksiyon ateli? Buyur. Çalışmasın. Neden mecbur olsun? Aç kalmaz kimse. Çalışmasın. Bir kim ben olsam çalışmam örneğin. Ama işim yoksa çalışırım. Hayır mesela. Kimisi de ben normalde değerimi bulacağım diyor işsiz dolaşıyor. Bir türlü değerini bulamıyor. Var mı iş olmayan arkadaş içinizde? Ben boşum dolaşıyorum diye.


10. Bölüm

Daha okul yeni bitti senin. Sen mi boşsun? Kaldır elini. İki. Kaç üç kişi. Kaldırın ellerinizi bakayım. Evet kalk ne iş yaptığını söyle millete. Üretim desen planlama analizle çalışıyormuşum. Daha önce nerede çalıştın? Patronla anlaşamadım. Niye anlaşamadın? İşle alakalı. O mu çıkardı sen mi ayrıldın? Sen ayrıldın. Neden sen ayrıldın? Olmaz. Sen işle alakalı insan tartışır da kavga eder. İş iştir. Sen ne iş yapıyorsun? insan tartışır da kavga eder. Iş iştir sen. Konuştuğumuz gibi olmadı. Işler herkese, işlerine karıştı. Işe karıştı. bu süre vaksılık oldu. Kendine ayrılmış. Adam bıraktırmamış sana. Evet şuradan eli kalkar. Kim o boşalanmış oradan? Kaldır elini. Ne iş yapıyordun? Bölümün ne? Ne?

Slav dilleri ve edebiyatı. Sözleşmeli öğretmenlik yaptın. Devam et. Işsiz değilsin o zaman. Evet başka. Başka şuradan kalktı birkaç kişinin eli. Ha böyle söyleyince zorunuza mı gidiyor yoksa? Söyle ha. Oradan alıp satıyorsun. Işin var demek ki. Ticaretine devam et. Başka? Şuradan kimdi o? Sen? Ne iş yapıyorsun? Vasıfsız elemansın. Nerede çalışıyordun en son? Kasım’ın yanında çalışıyordun. Şimdi? Şu anda işin yok. Vasıfsız elemansın. Her işi yaparım diyorsun. Başka? Garsonsun. Garson olmak istiyorsun. Ne iş yapıyorsun şu anda? Kaç yaşındasın? On altı yaşındasın. Kasım Usta adam lazım mı? He? He bak arkanda bak var bir tırası. Hemen görüşün ondan. Nerede evin senin? Atı evlerde. Tamam oraya yakın bir tane şu başlı Kasım Usta.

Tamam. Başka var mı işsiz olan? Efendim ben aslında işsiz değilim. Ha on bir aydır şirketimizin durumu çok bozuk. Eee düzenli gelirimiz yok. Patronumuz da bizi işten çıkartıyor. Düzelteceğim diyor. On bir aydır sabrediyoruz. Ne iş yapıyorsunuz? Eee bakire biriması, otomasyon biriması. Ben orada lojistik ve güllük, ithalat ve ihracatla bakıyorum. Eee ama on bir aydır maalesef işimiz var ama gelirimiz yok. Düzenli maaş alamıyorum. Alamıyorum. Düzenli hiç mi alamıyorsun? Hemen on bir ayda altı bin beş yüz kaldı. Almışım parça parça. Eee kiracın. Dört yüz lirada kiram var. Ortalama altı altı yüz liraya geldi. Dört yüz de kira, iki yüz liraya da hamdolsun. Patron ne diyor? Düzelteceğim diyor. Düzelteceğim inşâAllah diyor.

Ayrılmıyor diyor. Zaten yüz otuz çalışanımız vardı. Kalın dört kişi beş kişi. Sabredin. Bir annen hepsi aynı. Bunlar mahkemeyi de verdiler. Alacaklarını da istiyorlar. Dedim şu anda on bir ayda orada maaş ve tazminat alacağımla birlikte kırk beş bin liraya kadar alacağımlar patlamıyor. Eee adam bir iş yapamıyor şu anda. Yapamıyor, yapacağım diyor. Ben bu ha bu ay, ha öbür ay giderken arka olmakta on bir ay olmuş. Şimdi iş anıyorum. Birkaç yerle görüşüyorum. Olumlu olumsuz haberler geliyor. Ama patronuma da bunu söylemedim. Akrabalığımız da var kendisiyle. Daha da söylemedim ama o benden mutlu. bırakma diyor. Biz Allâh yarın günümüzü. Cenâb-ı Hak vefanın karşılığını versin insana. Sihir büyüğü var mıdır?


11. Bölüm

Var. Bunlarla insanın rızkı bağlanır mı zannetmiyorum olabilir. Ben inanmıyorum, ben de inanmıyorum. Şimdi sihire büyüğe inanmak çaiz. bu var. Ama böyle yok onun şusunu bağladılar. Yok bunun bu. Ben inanmıyorum. Ya öyle bir sihir yapan, öyle bir büyüğü yapan bir kimsenin olduğuna da inanıyorum. Bir insan, bir insanın bir diğerinin işini, rızkını veya başka bir şeyini etkileyebilmesi acaba etkileyebilecek mi acaba yanlış mı düşünüyorum? Yok yanlış düşünmüyorsun bence. Ben de inanmıyorum çünkü. Erkek arkadaşlarla bayanların olmadığı yerde denize gidebilir miyiz? Bir de ellerinizden öperim demiş. Müsaade edersen etmez misin? Erkeklerin diz kapağıyla göbek deliğinin arasını örterken denize girmelerinde bir beis yok.

Bayanların olmadığı bir yerde olabilir. Zaman gazetesinin Hollanda şubesi peygamber efendimiz yaşasaydı eş cinsel evli izin verirdi dedi. Bunu ne kadar buna gerçekten bunu yazan kimse buna şahit mi ki? Soru kimin? TRT haberde çıktı. TRT haberde çıktı. İkisini de seyrettik. Bir kimse bunu söylerse eş cinsel evliliğe izin verirdi derse teclid iman teclidi nikah gerekli o kimseye. Çünkü eş cinsellik ayetle hadisle çok büyük günahı kebar ve yasak ve haram. Halk ne kadar tepki verdiyse geri adım atmadı. Bazı insanlar da peygamber efendinin efendimiz yaşasaydı insanlara hoşgörülü yaklaşmak için kaleyi işten fethetmek, insanlara ılımlı ve yumuşak davranırdı. Bazıları da sakallarını keserdi. Pantolon giyerdi.

Ortama ayak uydurdu vesaire diyorlar. bunlar vesaire bunlar farklı farklı şeyler. Insanlara ılımlı yumuşak davranmak zaten peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlakı. sakallarını keserdi. Bu sıkıntılı. Bakın öbür kül ahlakı. Bu geçmiş peygamberlerin de sünneti. Bunu şimdi olsaydı sakalını keserdi demek onun adına hükmetmek. Bu doğru değil. Bu kapı açılırsa şimdi peygamber efendimiz yaşasaydı içki de içerdi diyelim o zaman. Haşa. Insanlara yumuşak davranmak için onları içeriden fethetmek için uyuşturuyaca da müsaade eder miydi diyeceğiz? İçeriden fethetmek için namazın farcıyetini kaldırır mıydı diyeceğiz? Yok. Bu doğru değil. Sorum şu, peygamber efendimiz salallahu aleyhi ve sellem insanı İslamiyete kazandırmak için önce onun zaaflarına ses çıkarmayıp ya da izin verip sonra da onu kötülükten mi kurtarırdı?

Hazreti peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazreti dini kafasına göre tebliğ edip kafasına göre yaşamadı. Allâh ona emretti, o emir üzerinde dini tebliğ etti ve yaşadı. Böyle bir taktiği var mıdır? Yoktur. Hoşgörüsü ne kadardır? Kur’ân ve sünnet tarihisindedir. Ilımlı davranıyor muydu? Kur’ân ve sünnet tarihisinde davranırdı. Para için her yer mübahter miydi? Hayır. Bizi aydınlatır mısınız? Bitti. Martur teknik lise mezunu eleman ihtiyacı var. Martur teknik lise mezununa eleman ihtiyacı varmış. lâ ilâhe illâllah. Ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu. Allâh! Olma cender canımı, aman Allâh’ım aman. Olma cender canımı, aman Allâh’ım aman. Görmeden sultanımla, aman Allâh’ım aman. Görmeden sultanımla, aman Allâh’ım aman.

Bileceğiz yüzü göreyim, haline gün süreyim. Bileceğiz yüzü göreyim, haline gün süreyim. Anda canım meleğim, aman Allâh’ım aman. Anda canım meleğim, aman Allâh’ım aman. Allâh. Maşa’z Muhammeden ol Rasul’üm en ceden. Koyma bizi fir kader, aman Allâh’ım aman. Audhu billahi min ash-shaitani r-rajim. Bismillahi r-Rahmani r-Rahim. Wa l-asr. Inna l-insana lafee khusbah illa allazeena amanu wa amilu s-salihati wa tawasahu bil haqqi wa tawasahu bil sabr. Sadaqallahul azim. Subhane Rabbika Rabbi l-Izzati amma yusifun wa salamun ala l-mursalin wa l-hamdu lillahi Rabbi l-Alamin. Allâh. Kuvveti şerifler hayrına, yediler fethola, yediler defola. İlahi ve şanı ismiyle kalbimiz sahir, saadola. Yediler sefalar müjdatola, zülü ve aşıkan baki şaduhandan ala.

Nebi Hazreti Mevlânâ, Cenabı Sır Şam’sı Tebrizî, Cenabı İmam Ali, Şefaati Muhammedur Rasulullah’ı Nebi. Fatiha, selam. Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed ve ala Ali Muhammed. ümit Muhammed’in matrimatı dertlerine deva. Âmîn. İsmail’in hastalarına şifa. Âmîn. İsmail’in borçlarına da. Âmîn. İsmail’in belmura da onların halkların asıl olmasına vesile olması için huu diyelim. Huuu. el-Fâtiha maasalat.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı