1. Bölüm
5 milyar ve biraz altına olan genç bir kıza kurban kesmek vacip midir? Evet vaciptir. Nisaf miktarı mala sahip olan bir kimse kurban kesmek zorundadır. Hanefi’ye göre vaciptir. Şafi’ye göre kurban kesmek nafile ibadettir. sünnettir. Bir kimse Hanefi’ye göre kurban kesme ibadetini terk ederse günahı kebair işlemiş olur. Vacibi terk, günahı kebairdir. Kurbanla alakalı önümüzdeki hafta inşâAllah sohbet edeceğim ama kısaca ben şöyleyim bu hayır kurumlarına veya vakıplara veya telefon numarası ile kurban kestiriyorlar ya bununla alakalı soruyorlar. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri vekaletle kurban kestirdi ama kurbanının başında durdu. Hazreti Fatıma’ya dedi ki kızım Fatıma kurbanının başındadır.
Bir kimse kurbanı boynuzunun kırıldı. Ne yapacak ki? Ayağı kırıldı, yazdırdı, yatırdı parayı oraya. Hangi hayvanın, kimin sahibi, kim bu hayvanın? Yok. Kırıldı birisinin boynuzu, kimin kurbanının boynuzu kırıldı? Yok. Öldü, kiminki öldü belli değil. Gece yalnız kaldığı zaman korkan ve panik atak geçiren, yalnız kalamayan bir insana tavsiye edebileceğini duan eder. İnsanlar yalnız kaldıklarında Allâh’a iltica edecekler. Yalnızlık Allâh’a iltica etme zamanıdır. Kimsenin bulunmadığı yerde, kimsenin görülmediği yerde Allâh’a iltica edilir, dua edilir, zikrullah edilir. Ve o esnada yapılan dua, o esnada yapılan zikrullah, o esnada yapılan ibadete rüya karışmaz kolay kolay. O yüzden yalnızlığı nimet bilin.
Debriş için yalnızlık nimettir. Allâh’a aşıklar için yalnızlık nimettir. Cenâb-ı Hak onu o esnada yalnız bıraktıysa kendisiyle dost olmasını istediği için yalnız bırakmıştır. Eğer etrafınızda hiç kimse kalmamış ise, herkes sizi terk edip gittiyse bilin ki Allâh var, Allâh herkesi terk ettirmiştir sizin etrafınızda. O yüzden yapayalnız kaldığınız anda yalnızlığınızı dolduracak olan Allâh vardır. Ve Allâh her şeye kafidir. Ve Allâh her şeye yeter. Ve Allâh her şeye hakimdir. Eğer ki öyle bir yalnızlık esnasında Ya Rabbi deseniz, Allâh’ın buyur kulun sesini duyarsınız. Anne ve baba çocuklarına kötü davranır veya döverse günahı var mıdır? Evet, kim kime kötü davranırsa, kim kime zulmederse o günahtır.
Kötü davranış kim kime davranırsa günahtır. Anne çocuğuna davrandı, anneye günah değil değil. Veya baba çocuğuna kötü davrandı, babaya günah değil değil. Böyle bir şey yok. Kim kime kötü davranırsa, kim kime kötülük yaparsa o günaha kebair işlemiştir. Yaptığı şeye göre, yaptığı kötülüğe göre, yaptığı yanlışlığa göre, yaptığı eksikliğe göre, söylediği sözlere göre o kimse günah işlemiştir. O yüzden anne babalar çocuklarına, çocuklarınıza karşı bir suç işlediğinizde, bir hata işlediğinizde, erdemlilik gösterin, çocuklarınızdan özür dileyin. Onların gönüllerini alın. Hata işlemek muhakkak ki eksik ve yanlış. Ama velakin özür dilememek, hatayı telafi etmemek daha büyük yanlış. İnsanlar o daha büyük yanlıştan geri dönecekler.
2. Bölüm
Bir kimse yanlışlık yapıyorsa, kime yapıyorsanız yapın. İster kardeşinize, ister arkadaşlarınıza, ister komşularınıza, ister akrabalarınıza, ister eşinize, ister çocuklarınıza, isterseniz büyüklerinize birisini hata yaptınız. Bundan geri dönün. Özür dileyin, helallaşın. Özür dileyin, helallaşın. Ve helallaşıncaya kadar, helallaşıncaya kadar onun gönlünü almaya çalışın. Onun helallaşmasını sağlayacak, helal etmesini sağlayacak, ne gerekiyorsa onu yapmaya çalışın. Şunu unutmayın. Sizin peygamberiniz, ölmezden önce herkes de helallaşma adına, sırtına kırbaç vurdurmaya razı olan bir peygamber. Dedi ki sahâbe, bir savaşta benim çıplak yurtuma, kırbaç yurtuma vurdun yanlışlıkla. Bütün asap ayağa kalktı.
Herkes dedi ki ne istiyorsan söyle. O üç sefer vurmuş, bir beş sefer vur, on sefer vur, otuz sefer vur. İstediğini söyle. Yeter ki dediler Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem maddetlerini, şimdi böyle üzme. O dedi ki hayır, ben kısasa kısas istiyorum. Allâh Allâh. Mübarek hasta, ateşler içerisinde, sırtını açtırdı, herkes vuracak diye ağlaşırken, geldi Nübüvvet mührünü öpüverdi. Dedi ki ya Resûlullâh, amacım, maksadım, niyetim, sizi kırbaçlamak değildi. Amacım, maksadım, Nübüvvet mührünü öpmek de dedi. Allâh Resulü şefkat ve merhamet timsali. Dedi ki cennetlik birini görmek istiyorsanız buna bakın. Ve Peygamberiniz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, asla ve asla insanların hakkına ve korkuna riayet eden bir kimseydi.
Ne pahasına olursa olsun. O yüzden birilerine karşı hata yaptıysanız, anneniz babanız olabilir, anne baba da çocuklar ne yapmış olabilir, helallaşın, özür dileyin. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Âmîn. Çocukların anne baba üzerinde hakkı var mı? Demiş evet. Çocukların da anne ve babalarından hakları var. Bir, hayırlı isim konması. İki, onların dinlerinin öğretilmesi. Çocuklarınıza dinlerini öğretin. Üç, eğer kız çocuğuysa ev işinden, el işinden, kocaya davranışlarından, akrabalara davranışlarından tutun. Bir kadının nasıl olması gerektiğine dair varıncaya kadar. Eğer erkekse, sanattan, ticaretten, tarımdan neyden olacaksa, onun yaşesini sağlamasına vesile olmaktır. Evimize misafir geldiği zaman bazıları ayakkabıyla girmek istiyor.
Uyarıyoruz ama alınıyorlar. Günaha giriyor muyuz? bir eve ayakkabıyla girmek, eğer ayakkabısı temiz ise haram değil, günah değil, yanlış değil. Bu bir kültür meselesi. Eğer ayakkabısı temiz değil ise, o zaman bir kimsenin evine girerken temiz olmayan ayakkabıyla girmek yanlış. İnsanlar evlerini temiz tutacaklar. Ha bu noktadan misafiri tatlı bir şekilde uyarın. Daha doğrusu böyle tatlı bir şekilde ifade edin. Ama kırmadan, üzmeden, misafirinizi üzmemeye gayret edin. Çünkü eğer o misafir evde, ev sahibine karşı, ev sahibinin namusuna, şerefine, haysiyetine, malına, evin içindeki herhangi bir şeye tecavüskar davranıyorsa, ev sahibi ona müdahale eder. Ama öbür türlü böyle insanların kültürleriyle alakalı, veya kılık kıyafetleriyle alakalı, veya hatta ne bileyim kendi örtme adetleriyle alakalı bir şeyse, eğer haram değil ise bu, Allâh ve Resulü yasaklamadıysa o kınanmaz.
3. Bölüm
İyi bir misafir nasıl olmalı? İyi bir misafir edepli olandır. İyi misafir ahlaklı olandır. İyi misafir gitmiş olduğu evi rahatsız etmeyen, gitmiş olduğu evde böyle bir şeyi istemeyen, bir şeye atlamayan, saldırmayan, ev sahibini eleştirmeyen, dedikodu etmeyen, gıybet etmeyen, süizan beslemeyen kimse, iyi bir misafir, iyi bir misafir etrafını küçük görmeyen, vesaire ikramı küçük görmeyen, verilen ikramı reddetmeyenler, misafir Allâh’ın misafiridir. Ama misafir eğer ki edepsiz davranırsa, misafir eğer ki ahlaksız davranırsa, misafir eğer Kur’ân ve Sünnet ondelerini yerine getirmezse, misafir kaybeder, ev sahibi kaybetmez. İyi bir misafir bu noktada edebe, erkana riayet eder, tevazulu, alçak gönüllü, hoşgönüllü, yumuşak huylu, güler yüzlü olması lazım.
Eğer ki birinin evine gittiğinizde, onun eşyasını kınarsanız, yaptığı ikramı kınarsanız, onun hal ve hareketlerini kınarsanız, günaha girdiniz. İnsanlar vardır, bir eve gider, evin halısını beğenmez, perdesini beğenmez, kilimini beğenmez, koltuğunu beğenmez, evin eşyasını beğenmez, bununla alakalı ev sahibini rencide eder. Bu koltuğa mı oturacağım? Bu mindere mi oturacağım? Bana bu ikramı mı layık gördün? Geldin bir tek çay mı içireceksin bana? Veya bir çayın dahi yok mu? Bir şekerin dahi yok mu? Tutamadın mı? Bunlar bir misafirin ev sahibine söyleyeceği sözler değil. Misafir gider, nereye misafir olursa olsun. Allâh rızası için gider. Allâh rızası için gittiği için, ne açlığını söyler, ne toklunu söyler.
Ne uykusuzluğunu söyler, ne rahatsızlığını söyler. Misafirsin, gidersin oturursun. Bir bardak su verirlerse içer, kalkarsın. Bir bardak su dahi vermez derse, bir bardak su verir misiniz demezsin. Ev sahibin misafirinin önüne ne getirirse, onun en edepli misafir, ev sahibinden bir bardak su dahi istemeyen misafirdir. Bir bardak su. Bir bardak su. Demeyin bana bir bardak su katar mısın diye. Çeşmeden deme. Otur, ev sahibin bir bardak suyu getirsin senin önüne. İçtiğin zaman bir daha getiriyorsa bir daha getirsin. Çay getiriyorsa çay getirsin. git misafirliğe, boş çay bardağının içerisine kaşık çıkırdatıyor, sallıyor. Çayın bitti, misafir yapıyor bunu. Misafir, gittiği yerde hiçbir şey istemez.
Kimin evine giderseniz girin, misafir iseniz hiçbir şey istemeyin. Kendi evinizde dahi istemeyin. Hakkınız değil mi? Evet hakkınız. Alışkanlık olur ama. Hep istersiniz o zaman. Kendinizi terbiye edin. Kendi evinizde dahi istemeyin. Kendi iş yerinizde dahi istemeyin. Kendinizi terbiye etmek maksadıyla. O sizin hakkınız olmadığı için değil. O sizin hakkınız. Ama terbiye edin kendinizi. İstemeyin. Hiç kimseden hiçbir şey istememeyi kendinizi terbiye edin. Kendi nefsinizle alakalı bir şey istemeyin. Evet kendi evinizde dahi. Bu size tuhaf gelebilir. Eğer ki bu noktada bir terbiyeye ihtiyacınızı görüyorsanız kendi nefsinizle evet istemeyin. Düşünün şimdi tefekkür edin. Ben kimin evine gittim ne istedim deyin.
4. Bölüm
Bir bardak su istedin mi birisinin evinde istedin. Kendini terbiye et. Birisinin evine gittin karnım ağcıktı benim dedin mi dedin. Kendini terbiye et. Benim uykum geldi ben nereye yatacağım dedin mi dedin. Kendini terbiye et. İsterse senin annenin babanın evi olsun. Misafirsin. İster teyzer ister halan ister amcan olsun isterse kardeşin olsun. Hiç kimseden hiçbir şey istemeyin. Hele misafirseniz hiç istemeyin. Hiç istemeyin. Bu sizin ahlakınızı incitecektir. Bu sizin ahlakınızı güzelleştirecektir. Bu sizi iyi misafir edecektir. Bu sizi hafif misafir edecektir. Karşıdaki insan bakarken sizi bu noktada diyecek ki hiçbir ağırlıyor. Hiçbir şey istemiyor ki. Hiçbir şeyi sorgulamıyor. Ya gittik evine de bir çorba içtik çıktık.
İyi ikram etmiş. Asraf ikram edecek çorbayı da bulamazdı. Bir hurma ikram ederlerdi. Bir hurma ikram ederlerdi. Siz şimdi çorbayı küçük görüyorsunuz. Bizler şimdi çorbayı küçük görüyoruz. Bizler şimdi bir kap yemeği küçük görüyoruz. Bizler şimdi bir dilim ekmeği küçük görüyoruz. Bizler şimdi bir tebessümü küçük görüyoruz. Bizler şimdi birisi bize bir çeşit yemek çıkaracak. Misafire hakaret etmiş gibi görüyoruz. Misafire hakaret etmiş gibi görüyoruz şimdi. Gelin Sünnet-i Resûlullâh’a bakalım. Hiç kimseleri hiçbir şey istemiyorum. Hz. Avrupa Ekrem Efendimiz halife. Kırbacı düşer devenin üzerinden. Devi ıhıldadır iner. Kırbacını alır. Derler ki ya Emre müminin. Söyleseydin biz sana verirdik. Der ki biz Resûlullâh’a hiç kimseden hiçbir şey istememek için söz verdik.
Düşen kırbacımız dahil hesap. Hiç kimseden hiçbir şey istemeyiz. Enteresan şeydir. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hadîs-i şerifte der ki her şeyinizi Allâh’tan isteyin. Kaybolan düşen ayakkabınızın bahı dahil. Ayakkabınızın bahı. Onu dahil Allâh’tan isteyin. Evet bir misafirliğe gittiğiniz suya mı ihtiyacınız oldu? İçinizden deyin ki ya Rabbi susuz kaldım büyüdüm su. Bir bardak su. Evet Allâh’tan isteyin. Eğer o noktada Allâh’a olan imanınız kavi ise Allâh’a olan imanınız metin ise Allâh’a olan imanınız olgunlaştı ise merak etmeyin. Allâh size su lazımsa o ev sahibinin kalbine ilham edin size suyu getirttirecektir. Merak etmeyin. Ama bize Allâh’tan istemeyi öğretmediler.
Allâh’tan isteyin. Cenâb-ı Hak kayanın içerisinden su çıkarttırır. Allâh’tan isteyin. Allâh çamağacından elma verir. Allâh’tan isteyin. Allâh çamağacından hurma verir. Verir. Bu size tuhaf gelebilir. Ama Allâh’tan isteyin o verir. Şeriatın kuralları belli. Yukarıdakinden sohbet edeceksiniz. Dışarı çıkıp sohbet edeceksiniz. Dışarı çıkıp sohbet edeceksiniz. Tariqatın adabındandır. Sohbetlerin adabındandır. Burası olması şart değil. Nereye sohbete giderseniz girin. Sohbet esnasında bir başkası bir başkasıyla sohbet ediyorsa konuşuyorsa sohbet eden hakaret etmiyor. Orada dinleyenlere de hakaret ediyor. Bu biraz ağır bir söz ama doğrusu bu. Bilmeden olabilir. Olabilir. Biliyorsa yanındaki ona cevap vermeyecek.
5. Bölüm
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin huzurunda ashab birbirleriyle sohbet esnasında konuşmazlardı. Bunu hep silsile takip etmiştir. Hiçbirisi de sohbet esnasında birbirleriyle konuşmamışlardır. Camilerde insanlar birbirleriyle dünyayı sohbet etmezler. Cahil değildir. Camide insan selamlaşır, çıkar bahçede ne konuşacaksa konuşur. Yüksek sesle olmamak şartıyla. Tekkelerde sohbet meclislerinde insanlar birbirleriyle sohbet etmezler. Sohbet esnasında. Sohbet bittiyse evet herkes birbirleriyle sohbet eder. Tanışır, kaynaşır, konuşur. Veya sohbet başlamamışsa o esnada o ana kadar tanışırlar, konuşurlar. Sohbet başladığı anda insanlar birbirleriyle konuşmayı birbirleriyle sohbet etmeyi bırakırlar.
Lazım olan bir şey var ise görevliler bir şey söylüyorlar ise veya küçük şeyler vardır. Bunları söyleyebilirler. Bir kelimeyle, iki kelimeyle. Anan nasıl, baban nasıl, çocuklar nasıl, akraba nasıl? Öyle miydi, böyle miydi? Konuşulmaz, sohbet edilmez. Ve birisi böyle bu şekilde konuşur ise ona cevap verilmez. Adaptandır. Allâh bizi affetsin. Şeriatın kuralları belli, tarikatın da biliniyor. Peki hakikatle marifetin kuralları var mıdır, nasıl öğrenilir? şeriatı ve tarikatı bir kimse öğrendiyse ve bu haliyle hallendiyse, ona marifetin ve hakikatın da hali ve edebi verilir. Şeriat ve tarikat çalışmakla elde edilir. Hakikat ve marifet verilir. Bu çalışmakla alakalı değil. Kul farzlarla benim emrimi yerine getirir.
Nafilelerle bana yaklaşır. Ve beni sever. Ondan sonrası Allâh’a ben de onu severim. Anlaşıldı? Allâh bizi onlardan eylesin. Bir üstad dervişlerinin kim olduğunu önceden bilir mi? Bildiği de olur, bilmediği de olur. Bazı kitaplarda veya bazı şahıslar bunların hepsi de bize bildirildi dediği anda şatahat yapmış olur. Bu çok uygun bir kelime değil. Bu çok uygun bir söz değil. Böyle söyleyenler var mı? El cevap var. Söylemek uygun mu? Bir işin bencesi varsa uygun değil. Ama evet bir kimse bir veli bir üstad kendisine derviş olacak olan daha doğrusu kendisiyle yol gidecek olan insanları tanır mı? El cevap tanıdıkları olur. Allâh tanıdırsa tanıyacak. Allâh rüyasında halinde gösterdiyse o da görecek.
Gerçek derviş kimdir? Bulsak ben dahil bulsak Allâh bizi affetsin. Tasavvuf’ta cezbe hali var mıdır? Evet tasavvuf’ta cezbe vardır. Ama böyle titremek, kalkımak ondan sonra ne bileyim böyle değişik hal ve hareketlere girmek değildir. Hanım vardır ya titrer böyle. Görüyorum ben onları. Camilerde de görüyorum. Önceden daha fazla görüyordum. Değişik meclislere değişik sohbetlere gidiyordum. Orada daha fazla görüyordum. Allâh affetsin. Onlar cezbe değil. Onlar hiyâ, onlar gösteriş. Allâh muhafaza eylesin. Meşhurdur. Hazret-i Ömer efendimizin zamanında öyle titremeye başlıyor. Hazret-i Ömer efendimiz soruyor bu kimdir? Iğraklı Müslümanlardan birisidir ya Emre müminin. Bu ne ki diyor? Ya Emre müminin onun yanında Allâh anıldığında o böyle bir hale giriyor derler.
6. Bölüm
Hazret-i Ömer efendimiz der ki onda şeytanın tecelliyatını görüyor. Kadınlarda daha fazladır bu. Böyle zikrullah esnasında Kur’ân-ı Kerim okurken bir titrerler filan. Erkeklerde de olur. Onunla o kimse gündeme gelir. Onunla o kimse öne gelir. Dikkat çeker. Herkes döner ona bakar. Hatta derler ki ne aşk var ya kadında veya erkekte. Çok aşkı canım. Ya zikrullah da tiril tiril titriyor. Allâh Allâh. Hâl insanı ağırlaştırır. Cezbe insanın gözünden yaş akıtır. Cezbe insanı titretmez. Cezbe hali nedir? O esnada birden Abdülkadir Geylân Hazretleri şahkak gelir. İntilirsin. Eyvallâh. Bugüne kadar halde hiç öyle bir şey yaşamamışsındır. İrkilirsin. Hayretin artar. Eyvallâh. O ana kadar kendinle alakalı hiç yaşanmamış bir şey yaşarsın.
Hayrete dalarsın. İrkilirsin. Bir anda olursa. Eyvallâh. Cezbe odur. Yoksa cezbe el etreye tutulmuş gibi titremek değildir. Yoksa cezbe böyle kendini yerden yere atıp top gibi hoplamak değildir. Insanların arasında o esnada prim sağlamış olabilirsin. Insanlar o esnada vay ya ne cezbe geçirdi ya ne oldu ya filan der. Veya başına toplanırlar senin. sen böyle bayılırsın, ayılırsın. Herkes senin başında. Güzel şey bunlar. Değil mi? Tatlı. Insana tat verir bu lezzet verir. Kime? Nere ne? Nefsine. Bu senin nefsine lezzet verir. Sen dersin ki kendi kendine ooo. Herkes der ona zaten. Ya ne cezbe geçirdi ya. Ne hal var ya Allâh’a. Çok basit. Kulağına yiyileceksin. Kimi gördün diyeceksin. Şunu gördüm derse götüreceksin bir kabristana çekivercen.
Kabirdeki taşı. Bu kim diyeceğim buradaki? Çok basit. Veya birini gördüm dediğinde ama onun ehli olacak orada. Bunu söyleyecek olan kimse onun hal gördüğünü ve halinde de neyi gördüğünü bilecek. O derse ben Abdülkadir Geylani Hazretleri’ni gördüm. Ona diyeceksin ki bu akşamki sardığı sarık ne renkti? Ona diyeceksin ki gözlerini gördün mü bu gece? Çok basit sorular var. Çok basit. Ha ehli olmayanları kandırırlar. Bu yolun yalancıları çoktur. Her yolun yalancıları olduğu gibi yolun da yalancıları çoktur. Cezbenin de yalancısı çoktur. Kimse bilmiyor ya. O kendince öyle der o. Ulan yutturdun buradaki herkese. Aviyane konuşayım. Enay sen kendini kendine yutturdun. Neden? Yaptığın zikrullahı bedavaya götürtürdün.
Şeytan aldı götürdü. Şeytan aldı götürdü. Şeytan kandırdı. Yarın ahirette sen diyeceksin ki ben zikrullah yaptıydın. Allâh da diyecek ki sen bunun için zikrullah yaptın. Ya insanlar beni beğensin. Ne açlığı ne tezbeli desin. Insanlar beni beğensin. Vay hüngür hüngür ağlıyor desinler. Insanlar beni beğensinler. Kabak ya hepsi de. Manaviyattan da haberleri yok ya. Eee ben şimdi burada bir cezbe hareketi yaparsam herkes beni çay içerir, çorba içerir, yemek yedirir. Dervianın başına geçerim. Ya şeyh bile olursun. Titreyerek şey olur mu insanlar olur. Bilmeyenler başına titreyerekten şey olur. Olur mu olur? Evet. Çok titreyen şey gördüm ben. Bir titriyor dervişin birisi diyor ki şimdi peygamber efendimizle görüşüyor.
7. Bölüm
Diyen de ben derviş dedim de şimdi şey olmasın. Keşke derviş olsa halife diyen Aa dedim demek görüşürken böyle ciğeran tutmuş efendimiz ya dedim. Demek ki daha dedim kendi kafası dese artmış dedim. Fazla geliyor. Ciğeran ya. Allâh bize affetsin. Insanlar ölüp gidecek. Fani. Ben de faniyim. Ben de öleceğim Uzak yakın. Size ölçü kalsın. Çünkü gün geçtikçe hikmeti hüda eski dergahlardan yetişen kimseler kalmıyor. Artık insanlar sabırlı değiller. Insanlar çilelilere katlanmak istemiyorlar. Uzun nefesi işlere gelmiyor insanlar. Hele bu dervişlik olunca daha zor. Bozuluyorlar, yıkılıyorlar, bıkıyorlar. Bıkıyor, bozuluyor. Yıkılıyor. Bir şeyler oluyor. Ve o eski eğitimi alan o eski terbiyeyi alan insan çok az.
Bu öğretenlerin suçu değil. Bu öğrenenlerle alakalı. Ben Bursa’ya geleni on sekiz yıl oldu. En eski Hüseyin var içinizde. Ali var. Nerede Ali? Ali var. En eski. Öyle değil mi? Sizden daha eskisi var mı? Yok. Yok. Var mı Ali sizden daha eskisi? Efendim? Yok değil mi? Kim var? Hasan var. Hasan var. Hüseyin var. Iki kardeş zaten onlar. Tamam. Sen varsın. Başka kim var dikkatlılığında? Mehmet var. Evet sen varsın. Evet öbür ki var. Evet öbür Mehmet var. Dört kişi, beş kişi. O zaman da zaten on beş yirmi kişilik değil mi? On kişilik, on beş kişilik. Adnan var bundan sonra. Kafer var. en eski dediğimizde baştan bir Adnan da yoksa bir ay sonra, iki ay sonra o kadar bir şeydir. Kalmıyor. düşünebiliyor musunuz?
On dokuz, on sekiz yıl, on sekiz yıldan beri bu hizmet devam ediyor ve ilklerden olan on kişi, on beş kişi. Insanlar uzun bir eğitim, uzun bir maraton. Uzun bir yol. Devam ettirmek çok zor. Çok üzülüyorum. Evet. Bizim benim de ilk başladığım zamanlardan kalan kalmadı desem yeri var. çok az kaldıydı. Benim de başlayan Sivasta Ahmet Turan abu vardı. Nevşehir’de vardı beş altı kişi. Sivasta vardı on kişi kadar. O kadardı. Başka kimse yoktu yani. Cezbe noktasında konuştum ya onunla alakalı söylüyorum. Öğrenin ki bir der sonra gelecek olanlara veya başka sohbetlere başka yerlere gittiğinizde ölçü olsun. Allâh bize affetsin inşâAllah. Bir şey de belirteyim. Hemen hemen cemaat toplandı. Hoş ııı zikrulların sonunda da söyleyeceğim.
Geç geliyorsunuz. Önümüzdeki hafta saat sekizde sohbete başlayacağım. Sohbetinden bıktığınız için istemediğiniz için mi geç geliyorsunuz? Olur ya. Sekizde toplanamaz mısınız? Sekizde toplanalım diyenler elini kaldırsın. Harbi harbi. Peki sekiz buçukta toplanalım diyenler elini kaldırsın. Harbi harbi. Ben fikrimi kenara attım. Tekrar söyleyeyim. Sizin için sizin fikriniz önemli. Biz evet sohbet sekiz buçukta başlasın anca yetişiyoruz, dışarıdan geliyoruz anca topladığınız diyorsanız sekiz buçuğu endeksleyeceğim veya sekiz on beşe endeksleyeceğim. Açık konuşuyorum. O yüzden ya ben sekizde başlayacağım dediğim için elinizi kaldırmayın. Tekrar oylamayı yapıyorum. Sekiz buçukta başlayalım diyenler elini kaldırsın.
8. Bölüm
Peki sekiz on beş diyenler elini kaldırsın. Sekiz diyenler elini kaldırsın. Tamam. Ne gelmediniz sekizde o zaman? Hıh. On iki saat çalışanlar kaçta geliyorlar? On iki saat çalışanlar elini kaldırsın. Nasıl geleceğiniz o zaman sekize? Yetişebileceğiniz mi? O zaman ortası olsun. Sekiz buçukla sekizin ortası. Sekiz çeyrekte. Tamam. Sekiz çeyrekte zikrullah ha sohbete başlarım. Haberiniz olsun inşâAllah. Haklarınızı helal edin. Evet. Konu sırası gadap. sinirlenmek. kızmak. Boş yere öfkelenmek. Boş yere öfkelenmek. Boş yere kızmak. Haksız yere kızmak. Şüphesiz öfke şeytandandır. Şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateş ancak su ile söndürülür. Sizden biriniz öfkelendiği vakit abdest alsın. Buyurmuş Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem adetleri.
Hatta bir yerde duydum. Başka bir hadîs-i şerif daha ilerisini söylemiş. Öfkelendiğinizde yıkanınızdır. Yine söylüyor. öfke şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Kim öfkelenirse yıkansın diyor hadîs-i şerifler. Demek ki bir kimse haksız yere öfkelenmeyecek. Öfkelenirse abdest alacak. Daha da öfkesi geçmedi. Başka hadîs-i şerifler de diyor ki öfkelendiğin zaman otur ayaktaysan. Ayaktaysan otur. Oturuyorsan ayağa kal. Yine öfken geçmedi. Ya hadîs-i şerifi diyor ki o zaman da yatsınız. Ya öfkeni bindir. Öfkeni geçiştir. Haksız yere öfkelenme. Haksız yere insanların kalbini kırma. Haksız yere kötü söz söyleme. Öfkelendiysen öfkeni yut. Sizin en kemalliniz öfkelendiğinde öfkesini yenen insan.
Ne diyor Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve başka bir hadîs-i şerifte pehlivan odur ki öfkelendiğinde öfkesini yenert. Derviş ehli tasavvuf. Yolcu Allâh yolcusu haksız yere öfkelenmez. Allâh yolcusu haksız yere öfkelenip insanların kalplerini kırmaz. Allâh yolcusu haksız yere boş söz söylemez öfkelenip de. Insanların kalplerini kırmaz Allâh yolcusu. Haklı olmuş olsa dahi kalbini kırmaz hiç kimsenin. Öfkelenenler Allâh’ı az zikredenler desin. Allâh’ı az zikredenler münafıktır, münafıklık elameti vardır üzerinde. Allâh âyet-i kerimede o münafıklar var ya onlar Allâh’ı az zikredenler der. Haksız yere öfkelenmek yok. Bu günah kebalilerinin üçüncüsü. Birincisi neydi? Şirk. İkincisi neydi? Riyal. Üçüncüsü ne?
Haksız yere öfkelenmek. Haksız yere gadablanmak. Insanları kasıp kavurmak. Evde çoluğu çocuğu kasıp kavurmak. Iş yerindeki insanları kasıp kavurmak. Müşfik olun. Merhametli olun. Şevkatli olun. Etrafınızdaki her şeye iyi davranın. Etrafınızdaki her şeye yüksek ahlaklı davranın. Öfkelenmeyi bırakın. Haklı olmuş olsanız dahi. Hiddetlenmeyi bırakın. Haklı olmuş olsanız dahi. Öfkenizi yatıştırın. Sakinleştirin. Sakinleştirin. Hemen zikrullah’a başlayın. Öfkelendiğinizde hadîs-i şerifte der ki Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri siz birden öfkelendiğinizde evzü billahi kimin e şeytanı racim deyinizden. Şeytanın şerinden Evet. Çünkü öfke şeytandandır. Öfke insanı yer bitirir. Öfke insanın kemalini götürür.
9. Bölüm
Öfke insanın hayrını hasenatını götürür. Öfke insanın ahlakını bozar. Kimliğini bozar, kişilini bozar. Öfke insanı aşağı çeker. Şeytanımı batırır. Insanlar bakarlar ki ne kadar boş insanmışlar. Ne kadar hafif bir insanmışlar. Erkekler evde öfkelenmeyi erkeklikten sayarlar. Hayır. Öfkelenmek adamlıktan sayılmaz. Adamlık öfkelenecek yerde öfkelenmemektir. Iyilik kızılacak yerde kızmamaktır. O sizin damarınıza damarınıza basar. O sizin nasılınıza nasılınıza basar. Bu neyse ona şeytan galip gelmiştir. Karşınızdaki kimseye şeytan galip gelmiştir. Ve onun üzerinden sizi alt etmeye çalışır. Onun üzerinden sizi indirmeye çalışır. Onun üzerinden şeytan sizi katletmeye çalışır. Sakın. Hemen zikrullah’a başlayın.
Hemen tevhide devam edin. Lâ ilâhe illâllah devam edin. O sizi kurtaracaktır. Susun. Bu büyük bir yardımlılıktır. Öfkelenip yanlış konuşmaktansa susmayı tercih edin. Öfkelenip kötü konuşmaktansa ağzınıza bant çekin. Unutmayın. Dilini koruyan dilini korur. Öfkesini koruyan imanını korur. Öfkesini muhafaza eden zapturapt altına ala. Imanını muhafaza eder, zapturapt altına alır. Şeytanın sevdiği üç tane hal vardır. Şeytan bu üç hali çok sever. Üç hali. Bunun başındaki öfkedir. Gazaptır. Gazaptır. Haksız yere. Ikincisi cimriliktir. Üçüncüsü sarhoşluktur. İçki içerim sarhoş olmaz. Şeytan bu üç hali çok sever. Niçin? Bir kimse öfkelendiğinde kendi dengesini kaybeder. Kendi de aklı dengesini kaybettiğinde ağzına geleni söylen ve eline geleni yapar.
Diline geleni şeytan çok hoşuna gider bundan. Ikincisi sarhoş insan içki içer ya, uyuşturucu alır ya, şeytanın çok hoşuna gider. Ona her türlü melaneti işletir. Işki içen kimse her türlü melaneti işlemeye hazırdır. Her türlü sözü söylemeye hazırdır. Işki içen aşırı derecede öfkelenen kimseler imanlarını kaybetmeye, nikahlarını kaybetmeye, arkadaşlarını, dostlarını kaybetmeye, etrafını kaybetmeye mahkumdur. Üç zümre etrafındaki her şeyi kaybeder. Sarhoş içki içen ve içmeye devam eden. Öfkelenen, öfkelenen ve aynı zamanda cimri. Ben buna kibirlenenleri beklerim. Bunlar etrafındaki arkadaşlarını, komşularını, dostlarını, eşlerini her şeylerini kırarlar, Şeytan bu üç kimsenin çok hoşuna gider. Bu üç kimseyi sevdiği kadar şeytan kimseyi sevmez.
Bu üç kimseyle dost olduğu kadar kimseyle dost olmaz. Ve şeytan senin üzerinde galip gelmezse bil ki senin karşındakinden galip gelmeye çalışır. eşinizden, çocuklarınızdan, etrafınızdaki çalışanlarınızdan, sokakta trafikte ki başka bir şoförden, taksi şoförlerinden, minibüs şoförlerinden, acemi şoförlerden, bayan şoförlerden, kendini bilmez, ne olduğunu bilmez şoförlerden, evet trafikte, sokakta kendini bilmez komşulardan, kafana çöp atar seni. Evet, arabanın üzerine çöp atar senin. Balkonuna çöp atar senin. Aşağıdan güm güm vurur senin. Yukarıdan güm güm vurur. Gürültü geliyor diye. Şeytan onların üzerinden sana doğru geliyor. Öfkelenme. Kadablanma. Sakın ha. Öfke insanı bitirir, yok eder. Harap eder.
10. Bölüm
Manevi olarak. Bunlar kalbin manevi hastalıklarıdır. Bunların günahı kebair olarak anlatıyoruz. Üç dört haftadır. Bunların günahı kebair muhakkak günahı kebair asıl amacım, asıl maksatım derviş kalbi rahatsızlıklardan, kalbi hastalıklardan alınması gerekir. Eğer haksız yere hala da öfkeleniyorsanız dervişlikten çok uzaksınız. Allâh’ı çok sen zikrederekten Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlakını düşünerekten, onu tefekkür ederekten bunlardan usak duracaksınız. Bir neydi? Şirk, iki rüya, üç öfkelenmek. Haksız yere. Derviş kardeşler bunlara dikkat edecekler. Tasavvuf güzel ahlak yoludur. Tasavvuf kalbi hastalıkları onarıldı, tedavi edildi, alındı. Allâh muhafaza eylesin. Yoksa ehli tasavvuf, ehli derviş kalbi hastalıkları devam ederken ehli derviş kalbi rahatsızlıkları devam ederken onların kalplerinde nur kapılar açılmaz.
Onların kalplerinde nur perdeleri açılmaz. Zikrullah, zikrullah bir kalbe yerleştiyse o kalpte şirk, o kalpte rüya, o kalpte gösteriş, o kalpte öfke, o kalpte kibir, o kalpte cimrilik, o kalpte asla ve asla Allâh’ın sevmediği şeyler yaşamaması gerekir. Derviş Allâh’ın ahlakıyla ahlaklanan kimse. Derviş Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri’nin ahlakıyla ahlaklanan kimse. Size öfkelenirler, size öfkelenmiyor. Size kibirlenirler. Siz kibirlenmeyin. Her ne kadar Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kibirlenene kibirleniniz dediyse de onda da ayrı bir hastalığa işaret ve ayrı bir tedaviye tedavi vardır. Siz en azından başkalarına kibirlenmeyin. Allâh bizi onlardan eylesin.
Allâh’ın söfkesine sahip olanlardan eylesin. Hatta haksız hiç öfkelenmeyen, hiddetlenmeyenlerden eylesin. Aynen. Öfke bizim fıtratımız da var. Yaradılışımız da var. Doğru yere kanalize edeceğiz. Ya cimrilikimize öfkelenelim. Riyakarlığımızı öfkelenelim. Yalakalığımızı öfkelenelim. Şahsiyetsizliğimize öfkelenelim. Kimliksizliğimize öfkelenelim. Sünneti Resûlullâh’a tabi olamadığımızdan dolayı şahsiyetsizlik ve kimliksizleri odur. Onlara öfkelenelim. Günah işlemişiz. Nefsimize öfkelenelim. Ama haksız yere başka yollarına öfkelenmeyelim. Allâh bizi onlardan eylesin. Âmîn. Ya Rabbi halkın olan sevablar evvelen müzahat, tarikayı, namize saygı, mevcudat, peygamber efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip iş geçmiş.
Bütün peygamberimizin şanlı fellerimizin ruhlarına ayrı ayrı hediye ediliriz. Basır ve sedar eyle ya Rabbi. Eyle ya Rabbi. Fevzatlarını, himmetlerini, şefaatlarını üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Ya Rabbi. Osman’ı Dündürüyen Ali Ali Murtaza radıyallahu enbüzün evladı Resûlullâh, şöyhedi Resûlullâh, zevciatı Resûlullâh’ın, ashabı Resûlullâh’ın ruhlarına imam mazam Ebu Hanifi, imam-ı şafi, imam Malik, imam Muhammed adı da ruhlarına ayrı ayrı hediye ediliriz. Basır ve sedar eyle ya Rabbi. Haber dar eyle ya Rabbi. Fevzatlarını, himmetlerini, şefaatlarını üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Ya Rabbi. Âmîn. Estağfirullâh. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah el-Azim. Ya Malik el-Mülk el-Gadim.
Estağfirullah el-Azim. Ya Malik el-Mülk el-Gadim. Estağfirullah el-Azim. Ya Malik el-Mülk el-Gadim. Estağfirullah el-Azim. Ya Malik el-Mülk el-Gadim. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah tübdil Allâh. Veleytu kalbi anmasim Allâh. Estağfirullah tübdil Allâh. Veleytu kalbi anmasim Allâh. Estağfirullah tübdil Allâh. Veleytu kalbi anmasim Allâh. Estağfirullah tübdil Allâh. Veleytu kalbi anmasim Allâh. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah, aman ya Rabbi, minkel ve tembi dövme ya Rabbi. Estağfirullah, aman ya Rabbi, minkel ve tembi dövme ya Rabbi. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Ya Rahman, ya Rahim, ya Allâh Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Allâh Ya Malikü, Ya Kudüs, Ya Allâh Ya Henna, Ya Menna, Ya Allâh Ya Diyan, Ya Burhan, Ya Allâh Ya Sultan, Ya Subhan, Ya Allâh Ya Rezzak, Ya Fettah, Ya Allâh Ya Mü’min, Ya Latif, Ya Allâh Ya Aziz, Ya Hakim, Ya Allâh Ya Celal, Ya Cemal, Ya Allâh Ya Şafi, Ya Dafi, Ya Allâh Ya Kahhar, Ya Cebbar, Ya Allâh Ya Kerim, Ya Vedud, Ya Allâh Ya Settar, Ya Gaffar, Ya Allâh Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed nebi ümmi ve ala Adi ve Sahibi ve sellim Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed nebi ümmi ve ala Adi ve Sahibi ve sellim Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammed nebi ümmi ve ala Adi ve Sahibi ve sellim Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Eftari zikir falemenna hu Lâ ilâhe illâllah Fatiha
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, Kalb, Sünnet, Şeyh, Silsile, Aşk, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı