Tasavvuf’ta sıkça karşılaşılan temel terimlerin kısa ve sahîh tanımları. Bu sözlük; Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde, Mesnevî şerhlerinde ve dergâh derslerinde geçen ana kavramları tek sayfada toplamak üzere hazırlanmıştır. Toplam 65 terim — her terim için tanım, ilgili soru-cevap arşivine bağlantı ve kavram-arası çapraz referanslar verilmiştir.
Alfabetik Endeks:
Ashâb-ı Kirâm · Aşk · Bast · Bekā · Dergâh · Dervîş · Ehl-i Beyt · Erbâin · Evtâd · Fenâ · Hakîkat · Halife · Halvet · Hamd · Hayret · Heybet · Hâl · İcâzet · İhsân · İlm-i Ledün · İstiğfâr · Kabz · Kalb · Kesret · Kutub · Kâbe · Makâm · Muhabbet · Muhâsebe · Murâkabe · Mârifet · Mârifetullâh · Mîrâc · Mürîd · Mürşid · Müşâhede · Nefs · Nefs-i Mutmainne · Nûr · Ravza-i Mutahhara · Ruh · Râbıta · Rızâ · Sabır · Salavât · Silsile · Sâlik · Sülûk · Sünnet · Tahmîd · Tarîkat · Tecellî · Tekke · Tesbîh · Tevekkül · Tevhîd · Vahdet · Velâyet · Vird · Yakîn · Zikir · Çile · Üns · Şeyh · Şükür
- Ashâb-ı Kirâm
- Hz. Peygamber’i (s.a.v.) hayâtında gören ve îmân üzere vefât eden mü’minler. Tasavvuf silsilesinin ilk halkası olup, sahâbeye ittibâ esâstır.
- Bakınız: Ehl-i Beyt, Silsile, Sünnet
- → Ashâb-ı Kirâm hakkında soru-cevap arşivi
- Aşk
- Muhabbetin galebesi. Sâlikin kendinden geçerek tamâmen Sevgili’ye yönelmesi. Mevlevî yolunda esâs makâmdır.
- Bakınız: Muhabbet, Hayret, Fenâ
- → Aşk hakkında soru-cevap arşivi
- Bast
- Kalbin açılması, ferahlık ve neşe hâli. Hakk’ın lütuf tecellîsiyle gelen genişleme; kabz’ın zıddıdır.
- Bakınız: Kabz, Hâl, Üns
- Bekā
- Fenâ’dan sonra gelen mertebe; Hak ile bâkî olmak. Sâlik kendisini değil, kendinde tecellî eden Hakk’ı görür.
- Bakınız: Fenâ, Tecellî, Mârifetullâh
- → Bekā hakkında soru-cevap arşivi
- Dergâh
- Tarîkat erbâbının zikr, sohbet ve hizmet için toplandığı mekân. Tekke ve hânkâh ile aynı anlamda kullanılır.
- Bakınız: Tekke, Dervîş, Halvet
- → Dergâh hakkında soru-cevap arşivi
- Dervîş
- Sülûk yoluna girmiş, dünyâdan elini çekip Hakk’a yönelmiş kişi. Farsçada “kapı eşiği” anlamına gelir; tevâzu sembolüdür.
- Bakınız: Mürîd, Sâlik, Tekke
- → Dervîş hakkında soru-cevap arşivi
- Ehl-i Beyt
- Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hâne halkı. Bilhassa Hz. Alî, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin (r.a.); tasavvuf silsilelerinin pek çoğu Hz. Alî’ye dayanır.
- Bakınız: Ashâb-ı Kirâm, Silsile, Ravza-i Mutahhara
- → Ehl-i Beyt hakkında soru-cevap arşivi
- Erbâin
- Kırk günlük halvet. Çile diye de bilinir; Mevlânâ’nın bahsettiği nefsin terbiyesinin esâsî sürelerinden.
- Bakınız: Çile, Halvet, Nefs
- Evtâd
- Velâyet hiyerarşisinde belirli vazîfelere me’mûr edilmiş velîler topluluğu. Kutub’un altında, dünyânın dört yanında bulundukları rivâyet edilir.
- Bakınız: Kutub, Velâyet, Silsile
- → Evtâd hakkında soru-cevap arşivi
- Fenâ
- Sâlikin kendi varlık iddiâsından ve nefsâniyetinden geçmesi. Fenâ-fillâh, sâlikin bütün varlığını Hakk’ta erittiği nihâî mertebedir.
- Bakınız: Bekā, Vahdet, Sâlik
- → Fenâ hakkında soru-cevap arşivi
- Hakîkat
- Şerîat ve tarîkatın ardından gelen mertebe; eşyânın Allâh katındaki gerçekliğine vâkıf olma hâli. Mârifet de denir.
- Bakınız: Mârifet, Sünnet, Tarîkat
- → Hakîkat hakkında soru-cevap arşivi
- Halife
- Şeyhinin izniyle (icâzetle) onun yerine irşâdı temsîl eden velî zât. Tarîkatın silsilesini sürdüren kişidir.
- Bakınız: İcâzet, Silsile, Mürşid
- → Halife hakkında soru-cevap arşivi
- Halvet
- Sâlikin belirli bir süre yalnız bir mekânda zikr ve murâkabe ile meşgul olması. Halvetiyye’nin esâsıdır; “halvet der encümen” ise Nakşî yolunun “toplum içinde halvet” hâlidir.
- Bakınız: Erbâin, Çile, Murâkabe
- Hamd
- Allâh’a yönelik medh ü senâ. Fâtiha’nın açılışı; her duânın ve her ibâdetin baş tâcı olan zikir.
- Bakınız: Şükür, Tahmîd, Tesbîh
- Hayret
- Hakk’ın tecellîlerinden ârifin aklını ve idrâkini aşan, susmaktan başka çâre bırakmayan hâl. Yüksek velâyet makâmlarındandır.
- Bakınız: Müşâhede, Aşk, Mârifetullâh
- Heybet
- Hakk’ın azametinin kalpte uyandırdığı korku ile karışık tâzîm hâli. Üns’ün mukâbilidir.
- Bakınız: Üns, Hayret
- Hâl
- Sâlikin kalbinde Allâh’tan gelen geçici mânevî tezâhür. Çalışmakla değil, ihsânla gelir; gider de gelir, kalıcı değildir.
- Bakınız: Makâm, Müşâhede, Tecellî
- → Hâl hakkında soru-cevap arşivi
- İcâzet
- Mânevî yetki belgesi. Bir mürşidin halifesine verdiği irşâd ve telkîn-zikr izni. Tasavvufta sahîh silsilenin ispâtıdır.
- Bakınız: Halife, Silsile, Mürşid
- → İcâzet hakkında soru-cevap arşivi
- İhsân
- Cibrîl hadîsinde tarif edildiği üzere: “Allâh’a sanki onu görüyormuş gibi ibâdet etmen; sen onu görmesen de o seni görmektedir.”
- Bakınız: Murâkabe, Müşâhede, Mârifet
- → İhsân hakkında soru-cevap arşivi
- İlm-i Ledün
- Allâh’ın katından gelen, çalışılarak değil ihsân edilerek elde edilen mânevî bilgi. Hızır (a.s.) kıssasında zikredilen “ledünnî ilim”.
- Bakınız: Mârifetullâh, Mârifet
- → İlm-i Ledün hakkında soru-cevap arşivi
- İstiğfâr
- Allâh’tan af dilemek. Tasavvufta sâlikin günde belirli sayıda söylediği esâsî zikir; “Estağfirullâhe’l-azîm” formülü ile.
- Bakınız: Zikir, Vird, Muhâsebe
- → İstiğfâr hakkında soru-cevap arşivi
- Kabz
- Kalbin daralması, mânevî sıkıntı hâli. Sâlikin sülûkunda Allâh’tan gelen bir terbiyedir; bast’ın zıddıdır.
- Bakınız: Bast, Hâl, Sâlik
- Kalb
- Tasavvufta îmânın, zikrin ve mârifetin merkezi. “Müminin kalbi Allâh’ın evidir” hadîs-i kudsîsi gereğince temizlenip nûrlandırılması esâstır.
- Bakınız: Ruh, Nefs, Zikir
- Kesret
- Çokluk. Yaratılmışlar âleminin görünüşteki çoğulluğu. Sâlik kesretten vahdete döndükçe terakkî eder.
- Bakınız: Vahdet, Tecellî
- → Kesret hakkında soru-cevap arşivi
- Kutub
- Velâyet hiyerarşisinin tepe makâmı. Çağın kutbu — gavs-ı a’zam — kâinâtın mânevî terbiyesinden mes’ûl velîdir.
- Bakınız: Evtâd, Velâyet, Silsile
- → Kutub hakkında soru-cevap arşivi
- Kâbe
- Mekke’deki Beytullâh; Müslümanların kıblesi. Tasavvufta zâhirî Kâbe’ye karşılık “kalp Kâbesi” mefhûmu da işlenir.
- Bakınız: Mîrâc, Kalb
- → Kâbe hakkında soru-cevap arşivi
- Makâm
- Sâlikin sülûkunda kendi gayreti ve istikâmetiyle elde ettiği kalıcı mânevî mertebe. Tövbe, sabır, tevekkül, rızâ gibi makâmlar vardır.
- Bakınız: Hâl, Sülûk, Mârifet
- → Makâm hakkında soru-cevap arşivi
- Muhabbet
- Tasavvufun esâsı olan ilâhî sevgi. Hak’tan başkasını kalpten çıkaran, sâliki Hak’la birleştiren mânevî kuvvettir.
- Bakınız: Aşk, Üns, Râbıta
- → Muhabbet hakkında soru-cevap arşivi
- Muhâsebe
- Sâlikin günün sonunda nefsini hesâba çekmesi. “Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesâba çekin” hadîs-i şerîfine müstenid temel tasavvufî vazîfedir.
- Bakınız: Nefs, İstiğfâr, Murâkabe
- → Muhâsebe hakkında soru-cevap arşivi
- Murâkabe
- Kalbin Hak’tan gelen ilhâmları gözetlemesi; Allâh’ın kendisini her ân gördüğünü bilmek. Tasavvufun temel ibâdetlerindendir.
- Bakınız: İhsân, Müşâhede, Muhâsebe
- → Murâkabe hakkında soru-cevap arşivi
- Mârifet
- Allâh’ı kalben tanıma; ilmin ötesinde mânevî bilgi. Sülûkun nihâî meyvesi, ârifin makâmıdır.
- Bakınız: Mârifetullâh, Hakîkat, İlm-i Ledün
- → Mârifet hakkında soru-cevap arşivi
- Mârifetullâh
- Allâh’ı isim, sıfât ve fiilleriyle kalben tanıma. İlmin ötesinde, hâl olarak bilmek; sâlikin nihâî gâyesidir.
- Bakınız: Mârifet, Müşâhede, İlm-i Ledün, Nûr
- → Mârifetullâh hakkında soru-cevap arşivi
- Mîrâc
- Hz. Peygamber’in (s.a.v.) göklere yükselişi. Tasavvufta “sâlikin mîrâcı namazdır” hadîsi gereğince, mânevî yükselişin de adıdır.
- Bakınız: Kâbe, Ravza-i Mutahhara
- → Mîrâc hakkında soru-cevap arşivi
- Mürîd
- Hak yoluna girip bir mürşide intisâb ederek sülûka başlayan kişi. “İrâde” kökünden; Hakk’ı isteyen anlamındadır.
- Bakınız: Mürşid, Sâlik, Dervîş, Râbıta
- → Mürîd hakkında soru-cevap arşivi
- Mürşid
- Tarîkat yolunda sâliki Hakk’a ulaştırmaya vazîfeli mânevî rehber. Sahîh bir silsileye bağlı, icâzet sahibi velî zât.
- Bakınız: Şeyh, Halife, İcâzet, Silsile, Mürîd
- → Mürşid hakkında soru-cevap arşivi
- Müşâhede
- Kalp gözüyle hakîkati doğrudan görme. Murâkabenin kemâle ermiş hâli; Hakk’ın esmâ ve sıfâtının kalpte tecellîsi.
- Bakınız: Murâkabe, Tecellî, Yakîn, Hayret
- → Müşâhede hakkında soru-cevap arşivi
- Nefs
- İnsanın isteyici, arzulayıcı boyutu. Tasavvufta yedi mertebesi vardır: emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziye, marziyye, sâfiyye.
- Bakınız: Ruh, Nefs-i Mutmainne, Muhâsebe, Çile
- → Nefs hakkında soru-cevap arşivi
- Nefs-i Mutmainne
- Yedi nefs makâmının dördüncüsü; Hak’la huzûr bulmuş, mutmain olmuş, ızdırâbtan kurtulmuş nefs. “Yâ eyyetühe’n-nefsü’l-mutmainne” âyetinde geçer.
- Bakınız: Nefs, Rızâ, Üns
- → Nefs-i Mutmainne hakkında soru-cevap arşivi
- Nûr
- Allâh’ın isimlerinden “en-Nûr”. Tasavvufta hidâyetin ve velâyetin kalpte parlaması için bu ism-i şerîfin tecellîsi esâstır.
- Bakınız: Tecellî, Kalb, Mârifetullâh
- Ravza-i Mutahhara
- Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Medîne’deki kabr-i şerîfi. “Ravzam, cennet bahçelerinden bir bahçedir” hadîsiyle anılır; sûfîler için en mübârek mekânlardandır.
- Bakınız: Salavât, Ehl-i Beyt
- → Ravza-i Mutahhara hakkında soru-cevap arşivi
- Ruh
- İnsanın mânevî, ölümsüz, melekûtî boyutu. “Ben ona rûhumdan üfledim” âyetinde geçen, bedeni canlandıran ilâhî nefes.
- Bakınız: Nefs, Kalb
- Râbıta
- Mürîdin mürşidini gönlünde tasavvur ederek mânevî bağ kurması. Nakşbendiyye’nin temel adâbındandır; gâye, edebin ve hâlin mürşidden mürîde aktarılmasıdır.
- Bakınız: Mürşid, Mürîd, Muhabbet
- → Râbıta hakkında soru-cevap arşivi
- Rızâ
- Allâh’ın takdîrine kalpten razı olma. Sâlikin en yüksek mertebelerindendir; “Rabbinden razı, Rabbi de ondan razı” sırrına işâret eder.
- Bakınız: Tevekkül, Şükür, Üns
- → Rızâ hakkında soru-cevap arşivi
- Sabır
- Belâya, mihnete ve ibâdetin meşakkatine tahammül. Mevlânâ’nın “Sabır acıdır lâkin meyvesi tatlıdır” dediği temel ahlâktır.
- Bakınız: Tevekkül, Şükür, Rızâ
- → Sabır hakkında soru-cevap arşivi
- Salavât
- Hz. Peygamber’e (s.a.v.) yapılan rahmet duâsı. “Allâhümme salli alâ Muhammed” formülü esâs; tasavvufî yolların ortak vazîfelerindendir.
- Bakınız: Zikir, Vird, Ravza-i Mutahhara
- → Salavât hakkında soru-cevap arşivi
- Silsile
- Bir tarîkatın Hz. Peygamber’e (s.a.v.) ve oradan da Allâh’a kadar uzanan kesintisiz nispet zinciri. Velâyetin sahîh kaynağını gösterir.
- Bakınız: Mürşid, İcâzet, Velâyet
- → Silsile hakkında soru-cevap arşivi
- Sâlik
- Tarîkat yolunda yürüyen, sülûka devâm eden kişi. Mürîd hâlinden ileri, fakat henüz vâsıl olmamış olan.
- Bakınız: Sülûk, Mürîd, Dervîş
- → Sâlik hakkında soru-cevap arşivi
- Sülûk
- Tarîkat yolunda yürümek; mürşid eşliğinde nefsi terbiye edip Hakk’a yönelmek. Sâlikin sürekli hâlidir.
- Bakınız: Sâlik, Tarîkat, Mârifet, Fenâ
- → Sülûk hakkında soru-cevap arşivi
- Sünnet
- Hz. Peygamber’in (s.a.v.) söz, fiil ve takrîrleri. Tasavvufun aslı sünnet-i seniyyeye ittibâ; sünnet üzere olmayan tasavvuf, sahîh değildir.
- Bakınız: Hakîkat, Ehl-i Beyt, Ashâb-ı Kirâm
- → Sünnet hakkında soru-cevap arşivi
- Tahmîd
- “Elhamdülillâh” demek; Allâh’a hamd etmek. Tesbîh’le birlikte zikrin temel rükünlerindendir.
- Bakınız: Zikir, Tesbîh, Hamd
- → Tahmîd hakkında soru-cevap arşivi
- Tarîkat
- Sâlikin Allâh’a vâsıl olmak için tâkip ettiği mânevî yol. Şerîatın bâtınına nüfûz eden, mürşid rehberliğinde yürünen sülûk yoludur.
- Bakınız: Sülûk, Mürşid, Silsile, Hakîkat
- → Tarîkat hakkında soru-cevap arşivi
- Tecellî
- Allâh’ın esmâ, sıfât veya zâtının kalpte zuhûr etmesi. Sâlikin hâlleri ve makâmları bu tecellîlerle değişir.
- Bakınız: Hâl, Müşâhede, Vahdet
- → Tecellî hakkında soru-cevap arşivi
- Tekke
- Dervîşlerin barındığı, eğitim aldığı ve zikr meclislerinin yapıldığı kurum. Osmanlı’da binlerce tekke vardı; tasavvufî terbiyenin merkeziydi.
- Bakınız: Dergâh, Dervîş
- → Tekke hakkında soru-cevap arşivi
- Tesbîh
- “Sübhânallâh” demek; Allâh’ı her türlü noksanlıktan tenzîh etmek. Otuz üç kere tesbîh, namazlardan sonra dergâh edebidir.
- Bakınız: Zikir, Tahmîd, Vird
- → Tesbîh hakkında soru-cevap arşivi
- Tevekkül
- Sebeplere yapışıp neticeyi Allâh’a havâle etmek. Ârifin makâmıdır; gâfilin tembelliğiyle karıştırılmaz.
- Bakınız: Sabır, Rızâ
- → Tevekkül hakkında soru-cevap arşivi
- Tevhîd
- Allâh’ın bir olduğunu, ortağı bulunmadığını kalp ve dilde tasdîk. “Lâ ilâhe illallâh” formülü esâstır; tasavvufun esâsıdır.
- Bakınız: Zikir, Vahdet
- → Tevhîd hakkında soru-cevap arşivi
- Vahdet
- Birlik. Hakk’ın zâtının ve fiilinin tek olduğunu hâl olarak müşâhede. Vahdet-i Vücûd, Muhyiddîn-i Arabî’nin (k.s.) öne çıkardığı tasavvufî bakışın merkezidir.
- Bakınız: Tevhîd, Kesret, Fenâ
- → Vahdet hakkında soru-cevap arşivi
- Velâyet
- Allâh’a dostluk; velîlik mertebesi. Velîler peygamberlerin vârisleri olup ümmetin mânevî reisleridir.
- Bakınız: Kutub, Evtâd, Silsile
- → Velâyet hakkında soru-cevap arşivi
- Vird
- Sâlikin günlük yapması gereken, mürşidin verdiği belirli sayı ve düzendeki zikr ve duâ vazîfesi. Sülûkun istikrârı için zarûrîdir.
- Bakınız: Zikir, Salavât, Tesbîh, Tahmîd
- → Vird hakkında soru-cevap arşivi
- Yakîn
- Şüphesiz, kesin bilgi. Üç mertebesi vardır: ilme’l-yakîn (haber yoluyla), ayne’l-yakîn (görerek), hakka’l-yakîn (yaşayarak).
- Bakınız: Mârifet, Müşâhede
- → Yakîn hakkında soru-cevap arşivi
- Zikir
- Allâh’ı kalp ve dille anmak. “Beni anın ki ben de sizi anayım” âyetinin emrettiği temel ibâdet. Cehrî (sesli) ve hafî (sessiz) çeşitleri vardır.
- Bakınız: Vird, Tesbîh, Tahmîd, Salavât, Tevhîd
- → Zikir hakkında soru-cevap arşivi
- Çile
- Kırk gün süren mânevî riyâzet. Erbâin’in Türkçe karşılığı; mürîdin nefsini kıracak inzivâ dönemi.
- Bakınız: Erbâin, Halvet, Nefs
- Üns
- Hak’la mânevî yakınlık ve dostluk hâli. Sâlikin yalnızlıkta Hak’la huzûr bulması; havf ve heybetin ardından gelir.
- Bakınız: Heybet, Muhabbet, Halvet
- Şeyh
- Tarîkatta mürîdleri irşâda yetkili, silsileye bağlı, sülûkunu tamamlamış mânevî rehber. Bir başka adıyla mürşid; sahîh tasavvufta mutlaka silsileye dayanır.
- Bakınız: Mürşid, Halife, Silsile
- → Şeyh hakkında soru-cevap arşivi
- Şükür
- Allâh’ın nimetine kalp, dil ve organlarla mukâbele. Nimetin devâmının ve artmasının sebebi olarak Kur’ân’da bildirilmiştir.
- Bakınız: Sabır, Hamd, Rızâ