Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf’ta sıkça karşılaşılan temel terimlerin kısa ve sahîh tanımları. Bu sözlük; Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde, Mesnevî şerhlerinde ve dergâh derslerinde geçen ana kavramları tek sayfada toplamak üzere hazırlanmıştır. Toplam 65 terim — her terim için tanım, ilgili soru-cevap arşivine bağlantı ve kavram-arası çapraz referanslar verilmiştir.

Ashâb-ı Kirâm
Hz. Peygamber’i (s.a.v.) hayâtında gören ve îmân üzere vefât eden mü’minler. Tasavvuf silsilesinin ilk halkası olup, sahâbeye ittibâ esâstır.
Bakınız: Ehl-i Beyt, Silsile, Sünnet
→ Ashâb-ı Kirâm hakkında soru-cevap arşivi
Aşk
Muhabbetin galebesi. Sâlikin kendinden geçerek tamâmen Sevgili’ye yönelmesi. Mevlevî yolunda esâs makâmdır.
Bakınız: Muhabbet, Hayret, Fenâ
→ Aşk hakkında soru-cevap arşivi
Bast
Kalbin açılması, ferahlık ve neşe hâli. Hakk’ın lütuf tecellîsiyle gelen genişleme; kabz’ın zıddıdır.
Bakınız: Kabz, Hâl, Üns
Bekā
Fenâ’dan sonra gelen mertebe; Hak ile bâkî olmak. Sâlik kendisini değil, kendinde tecellî eden Hakk’ı görür.
Bakınız: Fenâ, Tecellî, Mârifetullâh
→ Bekā hakkında soru-cevap arşivi
Dergâh
Tarîkat erbâbının zikr, sohbet ve hizmet için toplandığı mekân. Tekke ve hânkâh ile aynı anlamda kullanılır.
Bakınız: Tekke, Dervîş, Halvet
→ Dergâh hakkında soru-cevap arşivi
Dervîş
Sülûk yoluna girmiş, dünyâdan elini çekip Hakk’a yönelmiş kişi. Farsçada “kapı eşiği” anlamına gelir; tevâzu sembolüdür.
Bakınız: Mürîd, Sâlik, Tekke
→ Dervîş hakkında soru-cevap arşivi
Ehl-i Beyt
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hâne halkı. Bilhassa Hz. Alî, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin (r.a.); tasavvuf silsilelerinin pek çoğu Hz. Alî’ye dayanır.
Bakınız: Ashâb-ı Kirâm, Silsile, Ravza-i Mutahhara
→ Ehl-i Beyt hakkında soru-cevap arşivi
Erbâin
Kırk günlük halvet. Çile diye de bilinir; Mevlânâ’nın bahsettiği nefsin terbiyesinin esâsî sürelerinden.
Bakınız: Çile, Halvet, Nefs
Evtâd
Velâyet hiyerarşisinde belirli vazîfelere me’mûr edilmiş velîler topluluğu. Kutub’un altında, dünyânın dört yanında bulundukları rivâyet edilir.
Bakınız: Kutub, Velâyet, Silsile
→ Evtâd hakkında soru-cevap arşivi
Fenâ
Sâlikin kendi varlık iddiâsından ve nefsâniyetinden geçmesi. Fenâ-fillâh, sâlikin bütün varlığını Hakk’ta erittiği nihâî mertebedir.
Bakınız: Bekā, Vahdet, Sâlik
→ Fenâ hakkında soru-cevap arşivi
Hakîkat
Şerîat ve tarîkatın ardından gelen mertebe; eşyânın Allâh katındaki gerçekliğine vâkıf olma hâli. Mârifet de denir.
Bakınız: Mârifet, Sünnet, Tarîkat
→ Hakîkat hakkında soru-cevap arşivi
Halife
Şeyhinin izniyle (icâzetle) onun yerine irşâdı temsîl eden velî zât. Tarîkatın silsilesini sürdüren kişidir.
Bakınız: İcâzet, Silsile, Mürşid
→ Halife hakkında soru-cevap arşivi
Halvet
Sâlikin belirli bir süre yalnız bir mekânda zikr ve murâkabe ile meşgul olması. Halvetiyye’nin esâsıdır; “halvet der encümen” ise Nakşî yolunun “toplum içinde halvet” hâlidir.
Bakınız: Erbâin, Çile, Murâkabe
Hamd
Allâh’a yönelik medh ü senâ. Fâtiha’nın açılışı; her duânın ve her ibâdetin baş tâcı olan zikir.
Bakınız: Şükür, Tahmîd, Tesbîh
Hayret
Hakk’ın tecellîlerinden ârifin aklını ve idrâkini aşan, susmaktan başka çâre bırakmayan hâl. Yüksek velâyet makâmlarındandır.
Bakınız: Müşâhede, Aşk, Mârifetullâh
Heybet
Hakk’ın azametinin kalpte uyandırdığı korku ile karışık tâzîm hâli. Üns’ün mukâbilidir.
Bakınız: Üns, Hayret
Hâl
Sâlikin kalbinde Allâh’tan gelen geçici mânevî tezâhür. Çalışmakla değil, ihsânla gelir; gider de gelir, kalıcı değildir.
Bakınız: Makâm, Müşâhede, Tecellî
→ Hâl hakkında soru-cevap arşivi
İcâzet
Mânevî yetki belgesi. Bir mürşidin halifesine verdiği irşâd ve telkîn-zikr izni. Tasavvufta sahîh silsilenin ispâtıdır.
Bakınız: Halife, Silsile, Mürşid
→ İcâzet hakkında soru-cevap arşivi
İhsân
Cibrîl hadîsinde tarif edildiği üzere: “Allâh’a sanki onu görüyormuş gibi ibâdet etmen; sen onu görmesen de o seni görmektedir.”
Bakınız: Murâkabe, Müşâhede, Mârifet
→ İhsân hakkında soru-cevap arşivi
İlm-i Ledün
Allâh’ın katından gelen, çalışılarak değil ihsân edilerek elde edilen mânevî bilgi. Hızır (a.s.) kıssasında zikredilen “ledünnî ilim”.
Bakınız: Mârifetullâh, Mârifet
→ İlm-i Ledün hakkında soru-cevap arşivi
İstiğfâr
Allâh’tan af dilemek. Tasavvufta sâlikin günde belirli sayıda söylediği esâsî zikir; “Estağfirullâhe’l-azîm” formülü ile.
Bakınız: Zikir, Vird, Muhâsebe
→ İstiğfâr hakkında soru-cevap arşivi
Kabz
Kalbin daralması, mânevî sıkıntı hâli. Sâlikin sülûkunda Allâh’tan gelen bir terbiyedir; bast’ın zıddıdır.
Bakınız: Bast, Hâl, Sâlik
Kalb
Tasavvufta îmânın, zikrin ve mârifetin merkezi. “Müminin kalbi Allâh’ın evidir” hadîs-i kudsîsi gereğince temizlenip nûrlandırılması esâstır.
Bakınız: Ruh, Nefs, Zikir
Kesret
Çokluk. Yaratılmışlar âleminin görünüşteki çoğulluğu. Sâlik kesretten vahdete döndükçe terakkî eder.
Bakınız: Vahdet, Tecellî
→ Kesret hakkında soru-cevap arşivi
Kutub
Velâyet hiyerarşisinin tepe makâmı. Çağın kutbu — gavs-ı a’zam — kâinâtın mânevî terbiyesinden mes’ûl velîdir.
Bakınız: Evtâd, Velâyet, Silsile
→ Kutub hakkında soru-cevap arşivi
Kâbe
Mekke’deki Beytullâh; Müslümanların kıblesi. Tasavvufta zâhirî Kâbe’ye karşılık “kalp Kâbesi” mefhûmu da işlenir.
Bakınız: Mîrâc, Kalb
→ Kâbe hakkında soru-cevap arşivi
Makâm
Sâlikin sülûkunda kendi gayreti ve istikâmetiyle elde ettiği kalıcı mânevî mertebe. Tövbe, sabır, tevekkül, rızâ gibi makâmlar vardır.
Bakınız: Hâl, Sülûk, Mârifet
→ Makâm hakkında soru-cevap arşivi
Muhabbet
Tasavvufun esâsı olan ilâhî sevgi. Hak’tan başkasını kalpten çıkaran, sâliki Hak’la birleştiren mânevî kuvvettir.
Bakınız: Aşk, Üns, Râbıta
→ Muhabbet hakkında soru-cevap arşivi
Muhâsebe
Sâlikin günün sonunda nefsini hesâba çekmesi. “Hesâba çekilmeden önce kendinizi hesâba çekin” hadîs-i şerîfine müstenid temel tasavvufî vazîfedir.
Bakınız: Nefs, İstiğfâr, Murâkabe
→ Muhâsebe hakkında soru-cevap arşivi
Murâkabe
Kalbin Hak’tan gelen ilhâmları gözetlemesi; Allâh’ın kendisini her ân gördüğünü bilmek. Tasavvufun temel ibâdetlerindendir.
Bakınız: İhsân, Müşâhede, Muhâsebe
→ Murâkabe hakkında soru-cevap arşivi
Mârifet
Allâh’ı kalben tanıma; ilmin ötesinde mânevî bilgi. Sülûkun nihâî meyvesi, ârifin makâmıdır.
Bakınız: Mârifetullâh, Hakîkat, İlm-i Ledün
→ Mârifet hakkında soru-cevap arşivi
Mârifetullâh
Allâh’ı isim, sıfât ve fiilleriyle kalben tanıma. İlmin ötesinde, hâl olarak bilmek; sâlikin nihâî gâyesidir.
Bakınız: Mârifet, Müşâhede, İlm-i Ledün, Nûr
→ Mârifetullâh hakkında soru-cevap arşivi
Mîrâc
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) göklere yükselişi. Tasavvufta “sâlikin mîrâcı namazdır” hadîsi gereğince, mânevî yükselişin de adıdır.
Bakınız: Kâbe, Ravza-i Mutahhara
→ Mîrâc hakkında soru-cevap arşivi
Mürîd
Hak yoluna girip bir mürşide intisâb ederek sülûka başlayan kişi. “İrâde” kökünden; Hakk’ı isteyen anlamındadır.
Bakınız: Mürşid, Sâlik, Dervîş, Râbıta
→ Mürîd hakkında soru-cevap arşivi
Mürşid
Tarîkat yolunda sâliki Hakk’a ulaştırmaya vazîfeli mânevî rehber. Sahîh bir silsileye bağlı, icâzet sahibi velî zât.
Bakınız: Şeyh, Halife, İcâzet, Silsile, Mürîd
→ Mürşid hakkında soru-cevap arşivi
Müşâhede
Kalp gözüyle hakîkati doğrudan görme. Murâkabenin kemâle ermiş hâli; Hakk’ın esmâ ve sıfâtının kalpte tecellîsi.
Bakınız: Murâkabe, Tecellî, Yakîn, Hayret
→ Müşâhede hakkında soru-cevap arşivi
Nefs
İnsanın isteyici, arzulayıcı boyutu. Tasavvufta yedi mertebesi vardır: emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziye, marziyye, sâfiyye.
Bakınız: Ruh, Nefs-i Mutmainne, Muhâsebe, Çile
→ Nefs hakkında soru-cevap arşivi
Nefs-i Mutmainne
Yedi nefs makâmının dördüncüsü; Hak’la huzûr bulmuş, mutmain olmuş, ızdırâbtan kurtulmuş nefs. “Yâ eyyetühe’n-nefsü’l-mutmainne” âyetinde geçer.
Bakınız: Nefs, Rızâ, Üns
→ Nefs-i Mutmainne hakkında soru-cevap arşivi
Nûr
Allâh’ın isimlerinden “en-Nûr”. Tasavvufta hidâyetin ve velâyetin kalpte parlaması için bu ism-i şerîfin tecellîsi esâstır.
Bakınız: Tecellî, Kalb, Mârifetullâh
Ravza-i Mutahhara
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Medîne’deki kabr-i şerîfi. “Ravzam, cennet bahçelerinden bir bahçedir” hadîsiyle anılır; sûfîler için en mübârek mekânlardandır.
Bakınız: Salavât, Ehl-i Beyt
→ Ravza-i Mutahhara hakkında soru-cevap arşivi
Ruh
İnsanın mânevî, ölümsüz, melekûtî boyutu. “Ben ona rûhumdan üfledim” âyetinde geçen, bedeni canlandıran ilâhî nefes.
Bakınız: Nefs, Kalb
Râbıta
Mürîdin mürşidini gönlünde tasavvur ederek mânevî bağ kurması. Nakşbendiyye’nin temel adâbındandır; gâye, edebin ve hâlin mürşidden mürîde aktarılmasıdır.
Bakınız: Mürşid, Mürîd, Muhabbet
→ Râbıta hakkında soru-cevap arşivi
Rızâ
Allâh’ın takdîrine kalpten razı olma. Sâlikin en yüksek mertebelerindendir; “Rabbinden razı, Rabbi de ondan razı” sırrına işâret eder.
Bakınız: Tevekkül, Şükür, Üns
→ Rızâ hakkında soru-cevap arşivi
Sabır
Belâya, mihnete ve ibâdetin meşakkatine tahammül. Mevlânâ’nın “Sabır acıdır lâkin meyvesi tatlıdır” dediği temel ahlâktır.
Bakınız: Tevekkül, Şükür, Rızâ
→ Sabır hakkında soru-cevap arşivi
Salavât
Hz. Peygamber’e (s.a.v.) yapılan rahmet duâsı. “Allâhümme salli alâ Muhammed” formülü esâs; tasavvufî yolların ortak vazîfelerindendir.
Bakınız: Zikir, Vird, Ravza-i Mutahhara
→ Salavât hakkında soru-cevap arşivi
Silsile
Bir tarîkatın Hz. Peygamber’e (s.a.v.) ve oradan da Allâh’a kadar uzanan kesintisiz nispet zinciri. Velâyetin sahîh kaynağını gösterir.
Bakınız: Mürşid, İcâzet, Velâyet
→ Silsile hakkında soru-cevap arşivi
Sâlik
Tarîkat yolunda yürüyen, sülûka devâm eden kişi. Mürîd hâlinden ileri, fakat henüz vâsıl olmamış olan.
Bakınız: Sülûk, Mürîd, Dervîş
→ Sâlik hakkında soru-cevap arşivi
Sülûk
Tarîkat yolunda yürümek; mürşid eşliğinde nefsi terbiye edip Hakk’a yönelmek. Sâlikin sürekli hâlidir.
Bakınız: Sâlik, Tarîkat, Mârifet, Fenâ
→ Sülûk hakkında soru-cevap arşivi
Sünnet
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) söz, fiil ve takrîrleri. Tasavvufun aslı sünnet-i seniyyeye ittibâ; sünnet üzere olmayan tasavvuf, sahîh değildir.
Bakınız: Hakîkat, Ehl-i Beyt, Ashâb-ı Kirâm
→ Sünnet hakkında soru-cevap arşivi
Tahmîd
“Elhamdülillâh” demek; Allâh’a hamd etmek. Tesbîh’le birlikte zikrin temel rükünlerindendir.
Bakınız: Zikir, Tesbîh, Hamd
→ Tahmîd hakkında soru-cevap arşivi
Tarîkat
Sâlikin Allâh’a vâsıl olmak için tâkip ettiği mânevî yol. Şerîatın bâtınına nüfûz eden, mürşid rehberliğinde yürünen sülûk yoludur.
Bakınız: Sülûk, Mürşid, Silsile, Hakîkat
→ Tarîkat hakkında soru-cevap arşivi
Tecellî
Allâh’ın esmâ, sıfât veya zâtının kalpte zuhûr etmesi. Sâlikin hâlleri ve makâmları bu tecellîlerle değişir.
Bakınız: Hâl, Müşâhede, Vahdet
→ Tecellî hakkında soru-cevap arşivi
Tekke
Dervîşlerin barındığı, eğitim aldığı ve zikr meclislerinin yapıldığı kurum. Osmanlı’da binlerce tekke vardı; tasavvufî terbiyenin merkeziydi.
Bakınız: Dergâh, Dervîş
→ Tekke hakkında soru-cevap arşivi
Tesbîh
“Sübhânallâh” demek; Allâh’ı her türlü noksanlıktan tenzîh etmek. Otuz üç kere tesbîh, namazlardan sonra dergâh edebidir.
Bakınız: Zikir, Tahmîd, Vird
→ Tesbîh hakkında soru-cevap arşivi
Tevekkül
Sebeplere yapışıp neticeyi Allâh’a havâle etmek. Ârifin makâmıdır; gâfilin tembelliğiyle karıştırılmaz.
Bakınız: Sabır, Rızâ
→ Tevekkül hakkında soru-cevap arşivi
Tevhîd
Allâh’ın bir olduğunu, ortağı bulunmadığını kalp ve dilde tasdîk. “Lâ ilâhe illallâh” formülü esâstır; tasavvufun esâsıdır.
Bakınız: Zikir, Vahdet
→ Tevhîd hakkında soru-cevap arşivi
Vahdet
Birlik. Hakk’ın zâtının ve fiilinin tek olduğunu hâl olarak müşâhede. Vahdet-i Vücûd, Muhyiddîn-i Arabî’nin (k.s.) öne çıkardığı tasavvufî bakışın merkezidir.
Bakınız: Tevhîd, Kesret, Fenâ
→ Vahdet hakkında soru-cevap arşivi
Velâyet
Allâh’a dostluk; velîlik mertebesi. Velîler peygamberlerin vârisleri olup ümmetin mânevî reisleridir.
Bakınız: Kutub, Evtâd, Silsile
→ Velâyet hakkında soru-cevap arşivi
Vird
Sâlikin günlük yapması gereken, mürşidin verdiği belirli sayı ve düzendeki zikr ve duâ vazîfesi. Sülûkun istikrârı için zarûrîdir.
Bakınız: Zikir, Salavât, Tesbîh, Tahmîd
→ Vird hakkında soru-cevap arşivi
Yakîn
Şüphesiz, kesin bilgi. Üç mertebesi vardır: ilme’l-yakîn (haber yoluyla), ayne’l-yakîn (görerek), hakka’l-yakîn (yaşayarak).
Bakınız: Mârifet, Müşâhede
→ Yakîn hakkında soru-cevap arşivi
Zikir
Allâh’ı kalp ve dille anmak. “Beni anın ki ben de sizi anayım” âyetinin emrettiği temel ibâdet. Cehrî (sesli) ve hafî (sessiz) çeşitleri vardır.
Bakınız: Vird, Tesbîh, Tahmîd, Salavât, Tevhîd
→ Zikir hakkında soru-cevap arşivi
Çile
Kırk gün süren mânevî riyâzet. Erbâin’in Türkçe karşılığı; mürîdin nefsini kıracak inzivâ dönemi.
Bakınız: Erbâin, Halvet, Nefs
Üns
Hak’la mânevî yakınlık ve dostluk hâli. Sâlikin yalnızlıkta Hak’la huzûr bulması; havf ve heybetin ardından gelir.
Bakınız: Heybet, Muhabbet, Halvet
Şeyh
Tarîkatta mürîdleri irşâda yetkili, silsileye bağlı, sülûkunu tamamlamış mânevî rehber. Bir başka adıyla mürşid; sahîh tasavvufta mutlaka silsileye dayanır.
Bakınız: Mürşid, Halife, Silsile
→ Şeyh hakkında soru-cevap arşivi
Şükür
Allâh’ın nimetine kalp, dil ve organlarla mukâbele. Nimetin devâmının ve artmasının sebebi olarak Kur’ân’da bildirilmiştir.
Bakınız: Sabır, Hamd, Rızâ