Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: İlim ve Hikmet

Table of Contents

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

İlim ve Hikmet(388)

Münâfıklık Her Yanımızı Sarmış?

Ama yok inciniyor arkadaş. İnciniyorlar Allâh bizi affetsin. Demek ki kuzu postuna bürünecekler. Münâfık bunlar. Senin paranı makamını mevkeni kullanmak istiyor. Ve dilleri şekerden tatlı. Bunlar insanları aldatmak için konuşuyorlar çünkü. Şekerden tatlı yumuşak yumuşak söylüyorlar. bakıyorsun sanki ilim ehli. Evet peygamber de hatalar işlediler. Peygamber onun asker arkadaşı sanki. Evet. Allâh bizi affetsin.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2125: Münâfığın Sureti, Kalp Para Altın Sıvası ve Nesli B

Hikmet Müslümânın Yitik Malıdır mı?

Hikmet Müslümânın yitik malıdır. Çin’de de olsa gidiniz alınız demiş. Bakın bunu çevirirlerken Türkiye’ye ilim olarak çeviriyorlar. İlim değildir. Hikmettir bu. Çünkü bana sorarsanız hikmet ne diye ben diyeceğim ki Hz. Muhammed Mustafâ’nın sallallâhu aleyhi ve sellem’in sünneti. Bunu ilim olarak bizim dilimize çevirdiler. Bize öyle bunu söylediler. Bu hikmetin karşılığı ilim değildir. Hikmet ilimi de kapsar ama hikmeti sadece ilim dersek daraltmış oluruz. Çünkü hikmet hem maddî âlemi hem de bugünkü dilde metafizik diyorlar ya ma’nevî alemi de kapsar.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2140: Aklı İlâhlaştıran Felsefe ve Sorgulama Farzı

Mürşidlerin ilmi nedir?

Mürşidler bu manada eğer ilm-i ledünden ilim aldıysa gizli hazinenin anahtarı gibidir. Bak gizli hazinenin sahibi Allâh’tır. Mürşid o hazineyi açacak anahtar hükmündedir. Senin bir hazinen olsa anahtar olmaz mı? ilmi ledin hazinesinin de anahtarı hükmündedir mürşid.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Mürşidlerin ilmi ve hikmeti nedir?

Mürşidler bu manada eğer ilm-i ledünden ilim aldıysa gizli hazinenin anahtarı gibidir. Bak gizli hazinenin sahibi Allâh’tır. Mürşid o hazineyi açacak anahtar hükmündedir. Senin bir hazinen olsa anahtar olmaz mı? ilmi ledin hazinesinin de anahtarı hükmündedir mürşid.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

Mürşidlerin ilmi ve hikmeti nasıl etki eder?

Mürşidler bu manada eğer ilm-i ledünden ilim aldıysa gizli hazinenin anahtarı gibidir. Bak gizli hazinenin sahibi Allâh’tır. Mürşid o hazineyi açacak anahtar hükmündedir. Senin bir hazinen olsa anahtar olmaz mı? ilmi ledin hazinesinin de anahtarı hükmündedir mürşid.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Bakara 2/269 «Hikmet Verilen Çok Hayrı Almıştır», Tevâzu Deryâsı

İlm-i Ledünniyât nedir ve nasıl tanımlanır?

İlm-i Ledünniyât, Kehf 18/65 ayetinde ‘Hızır Aleyhisselâm’a katımızdan ilim öğrettik’ şeklinde ifade edilir. Bu ilim, sâliklerin ilm-i ledüne erişme şartları ve bu ilmin akademik ilimle mukayesesiyle açıklanır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 2090: Çalgıcının Saf Âleme Geçişi

İlim verildikten sonra ne yapılmalıdır?

Ben ilim verdim, sen ilim öğrendin. Evet. Sen bu ilimle hak ve hakikati aykırdın mı? Onu soracak ona. Allâh sana soracaktır belli. Suudan’a gittim, toprağın üstünde orada hasırların üzerinde talebeler ders okuyorlar. Devasa binaları yok. Yok. Gece oturduk oranın hocalarıyla konuşuyoruz. İsmail de tercüme diyor. Ben yokluyorum, ne okuyorsunuz? Ne okutuyorsunuz? Bir iki bir şeyler soruyorum. Harika. Harika.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Nasîhat/10: Mason Örgütleri, Tecâvüz Gündemi ve Sarsılmaz Hak

İlim verdim, ilminle ne yaptın? sorusunun cevabı nedir?

İlim verdim, ilminle ne yaptın? sorusunun cevabı, ilmin emâne-tinin hesabını vermek anlamına gelir. Metinde, bu soru, ilmin emâne-tinin hesabı ve ilim verenlerin sorumluluğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, bu soru, ilmin nasıl kullanıldığı ve ilim verenlerin bu ilmi nasıl kullanması gerektiğiyle ilgilidir.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Nasîhat/10: Mason Örgütleri, Tecâvüz Gündemi ve Sarsılmaz Hak

İlim ve Hikmet nedir?

İlim ve Hikmet, Allah’ın her şeyi yaratmış, yaratmış olduğu her şeyi kaderlemiş ve kaderlediği her şeyi meydana getirmiş olduğuna inanmaktır.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Lâiklik

Mezhep nedir?

Kelime olarak gidilen yol anlamına gelen mezhep, dinin ana meselelerindeki farklılaşmanın zamanla sosyal hayatta taraftar bularak kurumsallaşması sonucu oluşan dini, siyasi, fikir akımları olarak tanımlanmakta.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Mezhep eşit midir din ile?

Mezhep eşittir, din değildir. Mezhepler var olan kat’i, Kur’ân’la sabit olmuş olan hükümlerin üzerinde ictihâd edemezler. Onu değiştirmeleri mümkün değildir. O yüzden mezhep eşittir, din değildir.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

İmâm-ı Âzam ile ilgili ne söylendi?

İmâm-ı Âzam, Emevî Devleti’nin zalimane baskılarının ve davranışlarının neticesinde bir İmâm-ı Âzam hareketi vardır ki İmâm-ı Âzam o günkü devletin yıkılmasına fetvâ veren insandır. İmâm-ı Âzam’ın zamanındaki siyasi, iktisadi ekonomik, kültürel, devlet yönetimi, bunların hepsinin de anlaşılması gerekir. İmâm-ı Âzam’ın hocalarının, İmâm-ı Âzam’ın ilim okuduğu kimselerinin araştırıp anlaşılması gerekir. gerekir ve imam azamın kendince yolunun da araştırılması gerekir ki imam azamı İmâm-ı Âzam eden unsurlar bunlardır.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Din siyasetin ana merkezinin içindedir mi?

Evet. Çünkü din devletin nasıl olması gerektiğini, devlet adamının nasıl olması gerektiğini, tüccarın nasıl olması gerektiğini, işverenin nasıl olması gerektiğini, çalışanın nasıl olması gerektiğini, bürokratın nasıl olması gerektiğini, siyasetçinin nasıl olması gerektiğine karışan bir dindir İslâm dini. Böyle olunca siyasetin tam ortasındadır İslâm dini.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Mezheplerin ana çatırdayan meseleleri nelerdir?

Mezheplerin ilgilendirdiği hatta belki de ana çatırdayan meselelerden birisi budur. Dinde fikir ayrılığı olur mu? Bu nereden çıkmıştır? Kur’ân mahluk mu değil mi? Bu mesela mezheplerin ilgilendirdiği hatta belki de ana çatırdayan meselelerden birisi budur.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Din siyasetten arındırılmamalı mı?

Dini siyasetten arındırmak, siyasetten uzaklaştırmak isteseniz de mümkün değildir. Rüşvetle alakalı fikri vardır, sözü vardır. Bu sefer siyasetçiyi de bağlar, bürokratı da bağlar, valiyi de bağlar, belediye başkanı da bağlar, hakimi de bağlar, savcıyı da bağlar. Siz onu yok edemezsiniz. Veyahut da adaletten bahseder, adaletten bahsedince der ki adaletsiz devlet başkanına karşı cihâd etmek farz der. Din karışır.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Mezheplerin çıkış noktaları nelerdir?

Klasik İslâm mezhepleri tarihi eserlerine bakıldığında, mezhebin ortaya çıkışı şartları göz ardı edilmiş ve bir süreçten ziyade bir kişi veya bir fikirle, başlatmışlardır. Eserlerin pek çoğu, karşıt gördüğü mezhep ya da fikre bir reddiye veya kendi görüşlerini savunmak amacı gütmüştür.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

İmâm-ı Mâtürîdî ile alakalı sorular hazırlandı mı?

Evet. İmâm-ı Mâtürîdî ile alakalı sorular hazırladı. Bilmiyorum kaç hafta sürecek. Bu kadar mı sorular? Arkası gelebilir. Evet efendim soruların beşte biri burada. Beşte biri on bir sayfa. Maşallah dokuz on sayfa. İnşâallâh bu akşam oradan başlayacağız.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı konusunu ele alıyor mu?

2022 Sohbeti #26 — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı başlıklı sohbet, İmâm-ı Mâtürîdî’nin Türk din anlayışına nasıl katkı sağladığını ve bu anlayışın tarihsel gelişimini ele alır. Bu sohbet, İmâm-ı Mâtürîdî’nin felsefi ve teolojik düşüncelerinin Türk İslam dünyasında nasıl yerleştiğini ve bu anlayışın tarih boyunca nasıl bir önderlik rolü oynadığını tartışır.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

İmâm-ı Âzam ve İmam-ı Mâtürîdî’nin gelişimleri nasıl açıklanır?

İmâm-ı Âzam ve İmam-ı Mâtürîdî’nin gelişimleri, onların üzerinde bir baskı söz konusu olmaması, devletten nemalanmamış olması, korkmak söz konusu olmaması ve korkusuz olmaları nedeniyle açıklanır. Bu nedenle, Emevî Sultanlığı’nın yıkılmasına fetvâ vermek gibi zorlu görevleri üstlenmeleri mümkün olmuştur.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Kitab-ül Tevhîd ve Tevhidatül Kur’ân eserlerinin önemi nedir?

Kitab-ül Tevhîd ve Tevhidatül Kur’ân eserlerinin önemi, Türk-İslâm düşüncesinin kendisine has özelliklerini yansıtan iki kültür hazinesi olmasıdır. Daha doğrusu, Müslümanlığı sonradan kabul eden Türk milletinin din anlayışını ve İslamiyet’i nasıl dünya çapında bildiğin haline gelişini ortaya koyan iki Türk din klasiğidir.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Türklerin İslâm’la tanıştıktan sonra genel ahvalleri nasıl açıklanır?

Türklerin İslâm’la tanıştıktan sonra genel ahvalleri, imam azamlar, imam maturidiler, serahsi gibi zatlar veya Osmanlı’nın ilk kuruluşundaki büyük fakihler, sûfî insanlar gibi figürlerin ortaya çıkmasıyla açıklanır. Bu figürler, Türk din anlayışının gelişmesine ve İslâm dünyasının yeniden toplanmasına önemli katkılar sağlamışlardır.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Fıkhu’l-Ekber ve İmâm-ı Âzam’ın cesaretinin önemi nedir?

Fıkhu’l-Ekber ve İmâm-ı Âzam’ın cesaretinin önemi, onların İslâm dini için cesaretli ve korkusuz bir yaklaşım sergilemesiyle açıklanır. İmâm-ı Âzam, meselelerde Kur’ân’a ve Sünnet-i Seniyye’ye dayanarak fetvâ verirken, İmam Mâtürîdî bu çizgiyi takip ederek felsefi bir zemine oturtmaya çalışmıştır. Bu cesaret, Türk din anlayışının tarih sahnesinde yer almasına ve önderlik rolü oynamasına önemli katkıda bulunmuştur.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

İmâm-ı Âzam’ın fetvâ verme tarzı nasıl açıklanır?

İmâm-ı Âzam’ın fetvâ verme tarzı, meselelerde Kur’ân’a ve Sünnet-i Seniyye’ye dayanarak, bazen ashabın bu meselede ne yaptığına bakarak verilir. Bu tarz, İmâm-ı Âzam’ın aklı vahye ve Sünnet-i Seniyye’ye dayalı bir yaklaşım sergilemesini gösterir. Bu yöntem, onun fetvâ verme cesaretini ve dinin doğru yorumlanmasını sağlar.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Türk din anlayışının Aşağı Mezopotamya ile olan farkı nedir?

Türk din anlayışının Aşağı Mezopotamya ile olan farkı, kolaylaştırma takvâdır. Türk din anlayışı, zorlaştırmadan takvâyı kolaylaştırır. Aşağı Mezopotamya ise zorlaştırmayı takvâ olarak görür. Bu fark, Türk din anlayışının daha gerçekçi ve pratik bir yaklaşım sergilediğini gösterir.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Türk İslamının kültürel, siyasi, askeri, ailevi ve sosyal yaşantılarıyla uyumlu bir din anlayışı var mıdır?

Evet, Türk İslamının kültürel, siyasi, askeri, ailevi ve sosyal yaşantılarıyla uyumlu bir din anlayışı vardır. Bu anlayış, Orta Asya’dan gelen bir din anlayışıyla örtüşmüştür. Bu anlayış, Hanefî ve sûfî din anlayışıyla örtüşmüştür. Bu anlayış, Türk toplumunun bu din anlayışını kabul etmesiyle ilgili bilgiler veriliyor.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Aşağı Mezopotamya sûfî anlayışı ne anlama gelir?

Aşağı Mezopotamya sûfî anlayışı, kadınlara çarşaf giymeleri gerektiğini belirten ve çarşaf giymeyen kadınları çıplak hükmündedir diyen bir anlayıştır. Bu anlayış, Türk toplumuna sokulmuş ve zorlaştırmıştır. Bu anlayış, Suûdî Arabistan’da dini en iyi bilenler ve yaşayanlar Araplardır diyen bir anlayışla ilişkilidir.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Suûdî Arabistan’da dini en iyi bilenler ve yaşayanlar kimlerdir?

Suûdî Arabistan’da dini en iyi bilenler ve yaşayanlar Araplardır. Bu anlayış, Araplardan başka dini bilen kimse olmadığını ve Suûdîlerden başka din bilen kimse olmadığını ifade eder. Bu anlayış, Emevi’den kalma bir ırkçı anlayıştır. Bu anlayış, Hanefî, Mâlikî veya hanbeli mezheplerini Hanefirlikten üstün tutar.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Türklerin dini yaşamı nasıl şekillenmiştir?

Türklerin dini yaşamı, Orta Asya’dan gelen bir din anlayışıyla şekillenmiştir. Bu anlayış, Hanefî ve sûfî din anlayışıyla örtüşmüştür. Bu anlayış, Türk toplumunun bu din anlayışını kabul etmesiyle ilgili bilgiler veriliyor. Bu anlayış, Balkanlara yayılmış ve Pomaklar, boşnaklar, Arnavutlar gibi topluluklar bu anlayışı kabul etmiştir.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Horasân erleri ne anlama gelir?

Horasân erleri, Orta Asya’dan gelen bir din anlayışıyla ilişkilidir. Bu anlayış, teslîs inancı yoktur, ötelemek yoktur, itelemek yoktur. Horasân erleri, ırkçılık yapmaz, bağnaz din anlayışı yoktur. Horas, erleri, bu din anlayışıyla örtüşmüştür. Bu anlayış, Hanefî ve sûfî din anlayışıyla örtüşmüştür.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Türkçesini okuyan Müslümanlar dinini bilmiyor mu?

Evet, Türkçesini okuyan Müslümanlar dinini bilmiyor. Bu durum, din devrimini yaptığı Türk herkesi cahil bıraktığını ifade eder. Bu durum, Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe dahi okunmadığını ve bu yüzden Müslümanlar dini bilmediğini gösterir. Bu durum, Türkçe Kur’ân okuyanlar da dini bilmediğini ifade eder.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Türkçesini okuyan Müslümanlar dini bilmiyorlar mı?

Evet, Türkçesini okuyan Müslümanlar dini bilmiyorlar. Bu durum, din devrimini yaptığı Türk herkesi cahil bıraktığını ifade eder. Bu durum, Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe dahi okunmadığını ve bu yüzden Müslümanlar dini bilmediğini gösterir. Bu durum, Türkçe Kur’ân okuyanlar da dini bilmediğini ifade eder.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Türk Dîn Anlayışı

Halvet nedir?

Halkın hevâ ve hevesinden kendini uzak tutmak. Halkın şeytaniyetinden kendini uzak tutmak. Şeytaniyetin hevâ hevesinin kol gezdiği yerlerden kendini uzak tutmak.

Kaynak: 2021 Mesnevî — Halvet, Reform ve Zulüm

Zulüm ne demektir?

Allah’ın koyduğu hudutları aşan insanlar zalimlerdir. Allah’ın koymuş olduğu hududu, Allah’ın koymuş olduğu hukuku aşan insanlar zâlimlerin ta kendileridir. Kim Allah ve Resûlünün indirdiğiyle hükmetmezse zâlimlerin ta kendileridir. Başka bir âyet-i kerime de kâfirlerin ta kendileridir. Başka bir âyet-i kerime de münâfıkların ta kendileridir. O zaman bir kimse eğer ki Allah’ın hududunu aşıyorsa o zâlim bir kimsedir. Kur’ân’da zulüm tarif edilirken şirk, küfür, inkâr, günâhkârlık, itikadi amellerin dışına çıkmak veya itikadi kuralları çiğnemek, Allah’ın koyduğu harâm helâl sınırlarını çiğnemek, bakın harâm helâl sınırlarını çiğnemek. bir şey harâm, evet haramı sen helallaştırma, o sınırda dur.

Ama bir şey de helâl, sen o helalı da haramlaştırma. Şimdi bu son dönem bunlarda olmaya başladı. Kardeşim bir şey çay helâl mı diye soramazsın. Neden? Çay zaten helâl. Haramları öğren. Haramları öğren, o sana yeter. Helâl çoktur çünkü harâm azdır. Helâl çoktur. Haramları öğren, geri kalan helâl sına. Bu helâl mı diye sorma. Bilgi, harâmları öğrenmektir. Yeter bu insana. Bir Müslüman kendi dini bilgiye sahip olması, harâmları bilmesidir. Geri kalan helâl zaten. Yiyecekler harâmlar, içecekler harâmlar, kullanılacaklar giyimdeki harâmlar, ticaretteki harâmlar, ticaret yapıyolarsa. Evinin içerisinde işine karşı olan harâmlar, çocuklarına karşı olan harâmlar bitti. Bitti bu kadar. 50 sayfaya geçmez.

Kaynak: 2021 Mesnevî — Halvet, Reform ve Zulüm

Dost doğru olmak ne anlama gelir?

Namaz kılanlar dost doğru olsa, oruç tutanlar dost doğru olsa mesele bitecek. ilâhiyâtçılar, ilahiyatçılar, diyanetçiler, sufiler, İslâmî cemâat cemiyetinin içerisinde bulunanlar, bu toplulukların içerisinde bulunanlar, bulunanlar dost doğru olsa, yemin ediyorum Kur’ân ve Sünnet hakim olur bütün dünyaya. Bütün dünyaya hakim olur. Bir Müslüman evinde, işinde, aşında, eşinde, sokakta, caddede, memurlukta, işçilikte, siyasette, bürokratta, adalette dost doğru olsa yemin ediyorum vallâhi, billâhi, tillâhi bütün dünya İslâm olur. Bütün dünya İslâm olur. Ama şimdi olmaz. Biz oturmuşuz kulaklarının, memesinin önene mi değdi, ardına mı değdi Allah’a akber derken tartış Allah tartış. Dost doğru ol kardeşim ya.

Kaynak: 2021 Mesnevî — Halvet, Reform ve Zulüm

Dervişin ahlâkı nedir?

Dost doğru ol. Dost doğru ol. Kimsenin parasında, pulunda, malında, mülkünde gözün olmasın. Dost doğru ol. Devlet ihalelerini dost doğru yap. Belediye ihalelerini dost doğru yap. Dost doğru ol. İşçinin hakkını dost doğru ver. Çalışanların hakkını gözet. Dost doğru ol. Kimseye aldatma, kandırma dost doğru ol. Dervişliğin de dost doğru olsun. Şeyhliğin de dost doğru olsun. Müritliğin de mürşidliğin de dost doğru olsun. Yapma dost doğru ol. Sadece kendine yapmıyorsun. Kocaman bir İslâm dünyasına yapıyorsun. Kocaman bir yola yapıyorsun. Dost doğru ol. Hem sûfî im deyip hem gidip eşine zulmetme. Hem derviş im deyip hem çocuklarına zulmetme. Dost doğru ol. Hem dini senden iyi bilen yok senden fazla da eşine ve çocuklarına zulmeden yok.

Kaynak: 2021 Mesnevî — Halvet, Reform ve Zulüm

Yûsuf, Süleymân ve Nûh’un Gayb Hâli nedir?

Açılış Duâsı, Rukye ve Muska Mes’elesi: Yûsuf, Süleymân ve Nûh’un Gayb Hâli: Yûsuf aleyhisselâm’ın cezâevi arkadaşına rü’yâ te’vîli ve krala hatırlatma ricâsı — Yûsuf 12/41-42 ("Fakat şeytân efendisinin yanında anmasını unutturdu, böylece Yûsuf birkaç yıl daha zindanda kaldı"); Süleymân aleyhisselâm’ın divânına Belkıs’ın tahtını kim getirebilir sorusu ve Âsaf b. Berahyâ’nın cevabı — Neml 27/38-40; Süleymân’ın kuş-hayvân diline vukûfu — Neml 27/16-18; Nûh aleyhisselâm’a gemi yapma emri ve tûfân — Hûd 11/37-43 ("Oğlum!

Kaynak: 2021 Soru-Cevap — Rukye, Keşf ve Dergâh Hiyerarşisi

Mehdî aleyhisselamın gelişinin alameti olabilir mi?

Mehdî aleyhisselamın zuhuruyla alakalı en önemli işarettir ondan sonra olan bütün hadiseler mehtinin geleceğine işarettir bu açıdan bakabilirsiniz geceniz mübarek olsun inşallah

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Kur’ân Sünnet yolunun ne olduğunu anlatır mısınız?

Yolumuz Kur’ân Sünnet yoludur kardeş. Kur’ân Sünnet’i kendimize destur ediniriz. Kendimizce yolumuz Kur’ân Sünnet yolu. Kur’ân ve Sünnet’i yaşarken sûfîce yaşamaya gayret ederiz. Bu ne yapmalıyız bizim bu noktada ne yapmalıyız derken çok böyle şunu şunu böyle böyle yapmamız lazım deyip klişeleşmiş bir halimiz yok. Kur’ân Sünnet neyi emrediyorsa onu yaşamaya gayret ediyoruz biz de. Bugün bir yolumuzun desturları ile alakalı bir böyle kısacık maddelendirdiydim. Onları okuyayım istersen ölçülerimiz diye.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Bir meselede Kur’ân’a Sünnet’e imâmların iştahatlerine bakar amel ederiz mi?

4- Bir meselede Kur’ân’a Sünnet’e imâmların iştahatlerine bakar amel ederiz.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Allah’a Resûn’le Kur’ân’a Sünnet’e laf söylemeyiz mi?

5- Allah’a Resûn’le Kur’ân’a Sünnet’e laf söylemeyiz, söyletmeyiz, söyleyenlerle mücadele ederiz. Bunu da cihattan görürüz.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

İlim nedir?

İlim, İslam hukukunda, toplumun düzenine uygun şekilde yaşamayı ve toplumda yer almayı ifade eder. İlim, toplumun düzenine uygun şekilde yaşamayı ve toplumda yer almayı ifade eder. Metinde, ilim kavramı, İslam hukukunun toplumsal düzeni ve toplumda yer alma hakkını eleştirmektedir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm, Ulu’l-Emr ve Fâiz

Ehl-i sünnet siyâsî hakimiyetin kaynağını nerede görür?

Ehl-i sünnet siyâsî hakimiyetin kaynağını teoride halka dayandırmasına rağmen uygulamada bunu gerçekleştirememiştir. Emevîlerden itibaren Müslüman toplumların yönetimi halkın onayıyla belirlenmemiş, babadan oğula geçen saltanata dönüştürülmüştür.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

Kur’ân Sünnet ve İmamların İctihatı dairesinde baktığımızda ne yaparız?

Kur’ân’a müracaat edeceğiz. Kur’ân bu nokta, bu noktada bize ne emrediyor? Hac Sûresi âyet 41. Onlar o müminlerdir ki eğer kendilerine yeryüzünde bir iktidâr mevkiyi verirsek namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

Hac Sûresi âyet 41 ne anlatır?

Hac Sûresi âyet 41. Onlar o müminlerdir ki eğer kendilerine yeryüzünde bir iktidâr mevkiyi verirsek namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar. Eğer yeryüzünde bir Müslüman topluluğa devlet verilirse, müminler başa geçerse, onlar ki eğer yeryüzünde bir iktidâr mevki verirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

İslâm’da kötülükle mücadele etmek neden önemlidir?

İslâm’da kötülükle mücadele etmek çok önemli. Kötülükle mücadele etmeyen bir Müslüman cihâdı terk etmiştir. Kötülükle mücadele etmeyen bir Müslüman kötülüğe yardım etmiştir. Bakın mücadele etmiyorsanız ona yardım ettiniz. kötülüğü işlemiş gibi günaha girdiniz. Çünkü kötülüğü işlemekle eşdeğerde görülüyor. İslâm kötülükle mücadele etmeyenleri kötülüğü yapmış, icra etmiş gibi görüyor.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

Kötülükle Mücâdele ve Sahâbe Örneği nedir?

Elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Elinin altında erkekler için eş ve çocuklar, ellerinin altında bayanlar için eş ve çocuklar her ikisi için de hadîs de var. sadece erkeklere ait değil elinin altındakilerden sorumluluk. Kadınlar da sorumlu. Kadınlar da çocuklarından sorumlu, eşlerinden sorumlu. Kadının da eşi harama gidiyorsa onu göz kulak olacak, ona nasîhat edecek. Çocuklarına da göz kulak edecek, ona da nasîhat edecek. Çünkü İslâm toplumunun ve İslâm devletinin en önemli özelliği kötülüklerle mücadele etmek.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

Ömer bin Abdül’azîz ve Emevî Eleştirisi nedir?

Ömer bin Abdül’azîz biliyorsunuz Hazret-i Ömer efendimizin torunu. Ve o emevî devletinin en adaletli hükümdarlarından birisi. Örnek. Ve emevîleri eleştiren, emevî devlet sistemini eleştiren ön önemli bir kimselerden birisi. Dikkat edin. Devlet başkanı olurken çok zengin bir kimse olup devlet başkanlığında fakirleşen bir kimsedir. Hazret-i Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali devlet başkanı olduklarında, halleri vakitleri yerinde olup devlet başkanlıkları sona erdiğinde veya şehit edildiklerinde geriye mal bırakmayan devlet başkanlarıdır. Ben o yüzden dört halifenin halîfeden sonraki bir sistemi İslâmî olarak görmem.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

Siyasal İslâm ve Demokrasi kavramları arasında nasıl bir ilişki vardır?

Devlet vatandaşlarının arasında adaletli davranacak. Devlet vatandaşlarının arasında hak ve hakaniyeti gözetecek. Devlet vatandaşlarına kim zulmediyorsa o zulmeden kimseyi yine Allah’ın kanunu ve hukukuyla ne yapacak? Cezalandıracak. Devlet bir grubu, bir topluluğu sevmediğinden, hoşuna gitmediğinden dolayı onlara adaletten sapmayacak. Bu ırki olabilir, bu siyâsî olabilir, bu dini olabilir, bu dinin içerisinde bu akidevi olabilir, bu mezhebi bir nokta olabilir. Burada İslâm devletinin vazifesi vatandaşlarının içerisinde hak ve adaleti sağlamaktır.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

İslâm devletinin vazifesi nedir?

Burada İslâm devletinin vazifesi vatandaşlarının içerisinde hak ve adaleti sağlamaktır.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

İslâm devleti nasıl bir adalet sistemine sahip olmalıdır?

Mahkemeler zenginlere ayrı, fakirlere ayrı çalışmayacak. Mahkemeler bürokratlara ayrı, bürokrat olmayanlara ayrı çalışmayacak. Mahkemeler bazı partililere ayrı, partisizlere ayrı çalışmayacak. Mahkemeler hakkı, hukuku, hakkaniyeti savunacak.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

İslâm devleti nasıl bir yönetim anlayışıyla yönetilmelidir?

İslâm siyâset düşüncesi bu noktada kavram olarak Şûrâ’nın, şurayı ve istişareyi getirir. Kur’ân’da bu noktada hem Şûrâ suresi vardır hem de Kur’ân’da Hazret-i Peygamber’e istişâre etmesi ve istişarenin neticesine tabi olması emredilir. O yüzden mesela İslâmî dil literatüründe Şûrâ meşveret kökünden türetilmiştir. İnsanları bir araya getiren birbirlerinin görüşlerine başvurarak ortak bir görüşü belirlemek istemelerine de istişâre denir. Bir araya gelip görüş alışverişinde bulunan topluluğa da Şûrâ denir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

İslâm’da Şûrâ ne anlama gelir?

İslâmî dil literatüründe Şûrâ meşveret kökünden türetilmiştir. İnsanları bir araya getiren birbirlerinin görüşlerine başvurarak ortak bir görüşü belirlemek istemelerine de istişâre denir. Bir araya gelip görüş alışverişinde bulunan topluluğa da Şûrâ denir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

İslâm’da Şûrâ meclisi nasıl bir yapıdadır?

İslâm’da her ne kadar bir tane halîfe var ise de, her ne kadar bir başkan ve etrafında yöneticiler var ise de tek başına karar alması, bu noktada tek başına hükmetmesi tırnak içerisinde, İslâmî kurallar manzumesinin içerisinde doğru değildir. Ya o devlet başkanının bir Şûrâ meclisi olmalı ve o Şûrâ meclisinde konular, meseleler istişâre edilmeli. Eğer söz konusu olan şey siyâsî devletin idaresi ile alakalıysa siyâsî bir Şûrâ meclisi kurulmalı. Yok, söz konusu olan şey dini bir meseleyse o zaman dini Şûrâ meclisi kurulmalı. Dinin Şûrâ meclisinde söz konusu olan şey tasavvufla alakalıysa, sufilikle alakalıysa tasavvuf ve sûfî Şûrâ meclisi kurulmalı.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

İslâm’da fetvâ verme süreci nasıl işler?

Dini konularda fetvâ verecek olan bir mercinin olması gerekiyor mu? Evet. O merci tek başına mı? Hayır. Onlar da şuura olarak belli kimselerin toplanıp orada hükmetmesi lazım. Önceden bunlar genelde bir şahıs üzerinde toplanıyormuş. Mesela fetvâ verebilecek olan kimseler ayetten, hadisten, tefsirden, fıkıhtan, kelamdan, matematikten, fizikten, kimyadan, astrofizikten etkili ve yetkili icazetlere olması gerekiyordu. Eğer yok ise o eksik ve nakıstı.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

İslâm’da fetvâ verme sürecinde hangi disiplinlerin etkisi vardır?

Fetvâ verebilecek olan kimseler ayetten, hadisten, tefsirden, fıkıhtan, kelamdan, matematikten, fizikten, kimyadan, astrofizikten etkili ve yetkili icazetlere olması gerekiyordu. Eğer yok ise o eksik ve nakıstı.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

İslâm’da fetvâ verme sürecinde bir merci tek başına mı çalışmalıdır?

O merci tek başına mı? Hayır. Onlar da şuura olarak belli kimselerin toplanıp orada hükmetmesi lazım. Önceden bunlar genelde bir şahıs üzerinde toplanıyormuş.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

İslâm’da fetvâ verme sürecinde klasik medreselerden yetişen kişilerin rolü nedir?

Klasik medreselerden yetişme fıkıhçılar var mı? Yok. Klasik medreselerden yetişme hadisçiler var mı? Yok. Klasik medreselerden yetişme kelamcılar var mı? Yok. Klasik medreselerden yetişme tefsirciler var mı? Yok. Bildiğim kadarıyla yok.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

İslâm’da fetvâ verme sürecinde Diyanet İşleri Başkanlığı nasıl bir rol oynar?

Diyanet İşleri Başkanlığında fetvâ kurulu var mı? Evet. Ve Diyanet fetvâ kurulu fetvâ veriyor mu? Evet. Peki Diyanetin fetvâ kurulu kimlerden oluşuyor? Diyanetin kendi memurlarından oluşuyor. Kendi memurlarından. Bunu bildiğim kadar söylüyorum. Bu konuda Diyanetin yapılanmasına çok aşina değilim. Ve Diyanet bir fetvâ verirken o fetvâ kurulundan çıkacak olan fetvâyı vermeye çalışıyor.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

İslâm’da fetvâ verme sürecinde klasik medreselerden yetişen kişilerin eksikliği neden önemlidir?

Klasik medreselerden yetişme fıkıhçılar var mı? Yok. Klasik medreselerden yetişme hadisçiler var mı? Yok. Klasik medreselerden yetişme kelamcılar var mı? Yok. Klasik medreselerden yetişme tefsirciler var mı? Yok. Bildiğim kadarıyla yok. Ben bunu bir eksiklik, fazlalık olarak değil, bir tanımlama açısından söylüyorum. O zaman dini konularda fetvâ verecek olan bir mercinin olması gerekiyor mu? Evet.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Siyasal İslâm ve Demokrasi

Müslüman ülkelerdeki devlet orientalist bakış açısı karşısında Müslüman dünya çıkışlı eleştiriler nasıl farklılaşır?

Müslüman ülkelerdeki devlet orientalist bakış açısı karşısında Müslüman dünya çıkışlı eleştiriler üç çevreye göre farklılaşır. Bir batılılaşmış aydınlar, modern devletin değerlerini kabul edenler parantez içinde. Iki, ulemâ ya da okumuşlar. Üç, İslamcılar.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

Osmanlı’nın batılılaşma süreci nasıl başlamıştır?

Osmanlı’nın batılılaşma süreci 16. yüzyıldan itibaren başlamıştır. Yurt dışına gönderdiği sefirler devlet adamları yurt dışındaki bilhassa Fransa’da Fransa bu noktada çok etkileyici bir noktada başlangıç noktasında Fransa’da görmüş oldukları o devlet düzeni sistemi halkın duruşu etkilenmişler.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

Osmanlı’nın batılılaşma süreciyle ilgili hangi konular ele alınmıştır?

Osmanlı’nın batılılaşma süreciyle ilgili tanzimatlar, meşruiyetler, şunlar, bunlar. Bunlara girmek istemiyorum. Benim işim Osmanlı neden yıkıldı, neden yıkılmadı?

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla ilgili hangi süreçler ele alınmıştır?

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu cumhuriyetin kuruluştan sonraki devrimler, cumhuriyetin kuruluşundan sonraki değişikler hep askeri rejimli oldu. Türkiye Cumhuriyeti de son döneme kadar on beş Temmuz’da bunun içerisine koyarak koyarsak askeri onu ihtilallerle askeri ııı çalışmalarla bir yere geldi. Ve şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin son anayasası da askerlerin onun kevliliğinde yapmış olduğu anayasa.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

Osmanlı aydınları batıllaşmada üç farklı metodun takip edilmesini gündeme getirmişlerdir?

Bunlar siyasi rezim tartışmaları, Batı’nın ilim ve tekniğinin alınması, Batı’nın ilim ve tekniğinin yanında manevi kültür unsurların da alınması şeklidir. Bu Osmanlı’da bu az önce batılılaşmış aydınlar dediğimiz modern devlet değerlerini kabul edenler dediğimizin başlangıcı Osmanlı’dadır. Bu Osmanlı’da bu şekilde başlayıp hala da bu devam etmektedir. Bugün için ama Diyanet İşleri Teşkilatı ama Diyanet İşleri Teşkilatı’nın şu anda temelini teşkil eden Türkiye’deki üniversitelerdeki ilahiyet fakülteleri Osmanlı’daki ve buna paralel olarak Türkiye’deki cemaat yapılanmaları buna cemaat yapılanmalarının içerisinde kızacaklar şimdi bana. Normalde mesela Risâle-i Nûr’dan ayrılan Fethullah Gülen cemaati gibi. Çünkü normalde ileri demokrasiyi savunan, daha batıcı, daha seküler cemaatı öyle oluştu. O oraya otutturuyordu çünkü. Daha seküler normalde bu noktada eee batının değerlerini reddetmeyen ve batının değerlerini eee kendince İslâmî eee distrularla, figürlerle boyayıp eee sunan bir yapı bu. Normalde aynı zamanda eee bir kısım ehli tarîkat. Bunların içerisinde melamiler, bunların içerisinde bir kısım Mevlevîler, bunların içerisinde bir kısım Bektaş’iler, bunların içerisinde İstanbul tarîkat ve sûfî toplulukları bu eee batırlaşmış aydın kesimi olarak nitelendiren nitelendirilenlerin yanında. Tabii bunu böyle siz batırlaştırılmış aydın kesiminin yanındasınız deseniz bunu kabullenmezler. Ama hem içsel dünyalarında hem de din anlatımlarında ve dini sentezlemede analiz etmede batı düşüncesi bunlarda çok rahat görülebilir. Ama bizim toplumumuz tam bir Kur’ân, sünnet ve imamların ictịhâdı bilgisinden uzak olduğundan dolayı onların sentezlerini sanki İslâm’mış gibi algılıyor. Çünkü İslâm’ı bilmediklerinden dolayı Müslüman ama İslâm’ı bilmiyor. Müslüman imam imam Mağdurididinin akaidini bilmiyor. Müslüman imam azamın akaidini bilmiyor. Müslüman imam azamın Hanefîyim dediği halde siyasi duruş noktasını bilmiyor. Müslüman imam Malik’in siyasi duruş noktasını bilmiyor. neden bilmiyor? Bu öğretilmiyor, bu konuşulmuyor. Çünkü eee fıkhçıların ve hatta akaidîcilerin eee sen ya buraya otur ya arkaya otur böyle ayrı durdun. Geçersin geçsin millet yanmışlar. Bu normalde bu ııı devam ediyor fakat toplumun içerisindeki cemaatler toplumun içerisindeki tarîkat kendilerince sûfî yapılanmaları tam olarak analiz edilemediğinden dolayı analiz edilememesinin sebebi bu konuda bilgili bu konuda bu meselelere ışteat edecek bu meseleleri masaya inin üzerine yatıracak bilgi olmadığı gibi bunları konuşmak da herkesin harcı değil çünkü ııı herkesin başında duran bir ııı rejim var. O rejimin her an için ııı normalde kıyma makinesinden geçme ihtimali var. Bu böyle çok farklı farklı şeyler. O yüzden bu batılılaşmış aydınlar argümanı İslâm dünyasında devam etmekte. Bu değişik örtülerle değişik böyle yapılanlarla Müslümanlar bunun farkında değiller. Hiçbirimiz farkında değiliz. Bu aydınlanmış batıcı kafalar siyasetçilerin içerisinde de var. muhafazekar siyasetçi dediğimiz veya İslamcı siyasetçi dediğimiz veyahut da dini siyasetçi dediklerimizin içinde de var. Bunlar normalde hadîsleri inkar eden, fıkhı inkar eden, ne bileyim her şey batıda görüp batıyı normalde kendisine örnek alan muhafazekar veya dini noktada duran siyasetçiler de var.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

Ulemâ Tanımı ve Umerâ Ayrı mı?

Şimdi ııı geldik ikinciye ulemâ ve okumuşlara ulemalara. Neydi bu ulemâ ya da okumuşlar? Normalde ülkelerdeki devlete oryantilis bakış açısının karşısında Müslüman dünya çıkışlı eleştirirler. Müslüman dünya bunlar kimler Müslüman dünya istiyorlar? Bir de ulemâlar. Şimdi ulemâları konuşmazdan önce benim için ııı bu benim kendi şahsi durduğum nokta. Malum bütün arkadaşlar kardeşler benim duruş noktamı bilirler. Ben imam azamcıyımdır. Ben imam azamdan sonra imam Muhammed ve bu noktada serahsinin yolunu takip ederim kendimce. Ama ben kendimce kendi fıkıhi konumumu imam azama dayandırırım. İmâm-ı A’zam benim için gerçekten imam azamdır. Ve imam azama dayandırırken imam azamın duruşu, fetvâları, dünya görüştüğü, ictịhâdları bunun içerisinde sadece ameli ve fıkihi veya hukuki değil siyasi duruş noktası da imam azamın beni çok etkiler. O zaman ulemâ dediğimizde devletin yapılandırmasındaki veya devletin nasıl olması gerektiğindeki ulemanın duruş noktası çıkar meydana. Biz nasıl bir ulemâ olmalı ki o ulemâ bizi normalde doğru noktaya götürsün. Buradaki asıl mesele bu Osmanlı’da böyle bir ulemâ var mıydı? Veyahut da şeyden sonra Allah’ın Resulü, kendime şimdi kendime hocam. Osmanlı’da böyle bir ulemâ var mıydı? Veyahut da Osmanlı’nın olmadığı bölgelerde böyle bir ulemâ var mıydı? Ulemâ hangi noktada durdu, hangi noktada geçti de bu meselelere cevap veremedi veya bu meseleleri yerli yerine oturtturamadı, yerleştiremedi ve ulemanın Osmanlı’nın yapılanmasında veya Osmanlı’nın çökmesinde. Veyahut da Osmanlı çökerken ulemâ neredeydi, ne yapması gerekirdi, neyi yapmadı? Veyahut da Osmanlı devleti yıkılırken mevcut ulemâlar neyle meşgul oldular? Neyle uğraştılar da gelinen nokta bu oldu. İslâm dünyasında ulemâ problemi var mı? Varsa nasıl bir ulemâ problemi var? her şey siyasi organizasyonun hatası mı veya her şey batılılaşma düşüncesinin hatası mı? batıllaşmak isteyenlerden dolayı mı bu hale geldik? O zaman batıllaşmak isteyenler bu noktada dururken onun karşısına hiç kimse çıkmadı mı, çıkamadı mı? Nasıl bir ulemâ profili olması lazımken nasıl bir ulemâ profili var önümüzde? O zaman ulemâyı biz konuşurken bize bir tane ulemâ portresi lazım. Biz o portreye göre ulemâları nitelendirmemiz lazım. Mesela sufileri, sûfîler için portre kimdir? Sûfîler derler ki bizim üstadımızdır. İyi. Üstadın portresi ne olmalı? Hazret-i Peygamber olmalı sallallâhu aleyhi ve sellem veya pir efendiler olmalı. Nasıl bir profil çiziyor? Üstat o profile uyuyor mu? Veya ta üstadın profili Hazret-i Peygamber’e ne kadar uyuyor? Veya üstadın profili mesela bir fıkıh imamına ne kadar uyuyor? Veya üstadın profili atıyorum bu noktada Abdülkâdir-i Geylânî’ye ne kadar uyuyor? O nerlerde uyuyor? Nerlerde uymuyor? Biz bunu nasıl bileceğiz? Nasıl tespit edeceğiz? O zaman ulemâyı da biz konuşurken bizim elimizde bir protip, bir ulemâ lazım. Benim için protip ulemadır İmâm-ı A’zam. Bu sadece benim için değildir. Kendisinden sonra gelecek olan mezheb imamlarının da bu noktada protipidir. Ve bir kimse ona uyar ama uymaz. Ama protiptir İmâm-ı A’zam. İmâm-ı Mâlik’e protiplik yapmış. İmâm-ı Şâfiî’ye protiplik yapmış. İmâm-ı Hanbelî’ye protiplik yapmış. Bakın protiplik yapmış. Ve bütün mezheb imamları kendilerini imam azamı protip olarak almışlar. Ve imam azamı kendilerini ölçe etmişler. O zaman biz nasıl bir İmâm-ı A’zam tanıyoruz? Veya ta biz imam azamı şahsında ulemâları nasıl nitelendireceğiz? E nafız beni görmeden gitme. Şimdi bu İslâm dünyasında belki de zaman zaman konuşulan, tartışılan bir mesele. Ama halkın bilmediği bir yön. Konuşmadığı bir yön. Şimdi batınlaşmış aydınlardan sonraki şey bizim için neydi? Ulemâ kısmıydı. Ulemâ ne? Bu okumuşlar kimler? Kelime manası ulemâ fıkhi ilimleri tahsil eden bazı şerih hükümlerin tatbikinden sorumlu dini ve dünyevi alanlarda ilmi aktiviteler gerçekleştiren, bilgi üreten, dini bir kimliğe sahip âlimler, fakîhler, mütefekkirler bunlar neymiş? Ulemâ’mış. Ulemâ varsa o zaman ulemanın işi nedir? Bir tarafı umerâ yöneticilerle alakalıdır. O ülema ve umerâ din ve devlet İslâm’da ayrılmaz ikilidir. Bakın İslâm’da dinle devlet ayrılmaz bir ikilidir. Bunları ayrıştırmak, bunları ayırmak, bunları farklı farklı odalara hapsetmek mümkün değildir. İslâm’da bu mümkün değildir. Hiçbir zaman mümkün olmamıştır. Dinle devlet hep iç içe olmuştur İslâm’da. Zaten batıyla İslâm’ın yol ayrımı, ayrışması bu noktadandır. Yoksa bir İslâm’ı kutsal metin olarak kabul ettiğimiz Kur’ân’ı ve kutsal metin olarak kutsal metnin açıklaması olarak kabul ettiğimiz hadîsleri devlet işinden ayırırsak o zaman din sadece okullarda öğretilen imama tiplerde ilahiyatlarda öğretilen insanların camide mescide yaşayacağı bir din olacak. Ayırıştırırsak. E bunu normalde mesela hukukla alakalı ayetler, hukukla alakalı hadisler, yönetimle siyasetle alakalı ayetler ve hadisler ne yapacağız? E bunlar atıl vaziyete duracak. Ya da ııı daha önce Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilk yıllarında kurulduğunda meclisteki tartışmalardan o birisi oydu. E Kur’ân’ı Kerim’deki bazı âyet-i Kerîm’leri biz ortadan kaldıralım, kaldıralım ııı Kur’ân’ı yeniden basalım. Veya geçenlerde Fransa bunu söyledi ya Fransa bunu söyleyince ortalık ayağa kalktı. E büyük millet meclisinde bu zaten konuşuldu. Fransa devlet başkan dese ki ne ayağa kalkıyorsunuz? Bunu siz kendiniz konuştunuz. Kendiniz tartıştınız. Kendiniz hala da bunu kendiniz istiyorsunuz dese söyleyecek bir lafımız yok. O zaman din ve devletin birbirinden ayrılması mümkün değil. Umerâ yönetim. Idari ve mali işlerden sorumlu politik bir kimliğe sahip ülke düzen ve asayişinden sorumlu yöneticiler sınıfı, devlet başkanı, vali, yüksek rütbeli askerlerdir. Dini iktidarı temsil eden ulemâ ile, dünyevi iktidarı temsil eden Umerâ’nın, Hazret-i Muhammed ve Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerine ve Râşid Halîfeler döneminde böyle bir ayrımı söz konusu değil. Bu ulemâ, Umerâ ayrımı ne Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretinin zamanında var ne Hazret-i Öbübükür, Ömer, Osman Ali zamanında var. Ulemâ da Umerâ’nın devleti yönetenlerle dinin üzerinde ictịhâd eden, fetvâ veren ulemanın birbirinden ayrı, birbirinden gayri işleri yok. Ama normalde bu Hazret-i Ali Efendimiz’den sonra inkutaya uğradı mı? Evet. İslâm geleneğindeki din dünya, din mülkiyet ya da din devlet şeklindeki ayırımın batıyla bizim ayrı düştüğümüz noktalardan birisi. Hıristiyan düşüncesindeki kilise devlet arasındaki ayırım ile aynı olmadığı bir gerçek. Biz onlardan ayrılıyoruz. Biz asla bir batı gibi bir devlet modeli bize olmuyor, uymuyor. Sebeb? Onlardaki kilise yapılanması ile bizdeki dini yapılanma aynı değil. Nitekim dini ve Hıristiyan düşüncesinde dini ve dünyevi alan şeklindeki ayırım zaman içerisinde oluşmuş olmakla birlikte İslâm geleneğinde, Hıristiyan dünyasında olduğu gibi bir ruhban sınıfından ve din zemininde gerçekleşen tabakalı toplum yapısından bahsetmek güçtür. Nitekim orta çağ Hıristiyan Avrupasında kilise papazları hiyerarşik olarak en üst konumda temsil edilmekte kilise papazları hiyerarşik olarak en üst noktada ikincisi kim? devlet başkanları ondan sonra yönetici sınıfı, askerler, soylular ondan sonra kim? Bunlar tüccarlar, zanaatkarlar, normalde köylüler, bunlar da ne? Toplumun en alt katakorisi olarak nitelendiriliyor. Bir papazlar toplumun devletin birinci katakorisi, en üst sınıf hiyerarşik olarak ikincisi yöneticiler devlet başkanları, bakanlar, valiler, askerler, bunlar ikinci katakorideki insanlar üçüncü katakoride ne? Zanaatkarlar, ticaret yapan tüccarlar, köylüler ne bileyim bunlar da ne? Bunlar da üçüncü sınıf vatandaşlar. Hiyerarşik öyle hiyerarşik olarak böyle katakorileşmiş her şey. Bir en üst sınıf var bunun papazlardan ve kilise. Ikinci sınıf var devleti yönetenler. Üçüncü sınıf var halk. Zaten halkın ezilmesi ve normalde kiliseye başkaldırmasının bir sebebi o kilise normalde vergi topluyor, toplanan vergilerden belli bir kısmını alıyor, kilise vergileri arttırıyor veya vergileri düşürüyor, dünya kilisenin üzerinde dönüyor. Evet.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

Neydi bu ulemâ ya da okumuşlar?

Şimdi ııı geldik ikinciye ulemâ ve okumuşlara ulemalara. Normalde ülkelerdeki devlete oryantilis bakış açısının karşısında Müslüman dünya çıkışlı eleştirirler. Müslüman dünya bunlar kimler Müslüman dünya istiyorlar? Bir de ulemâlar. Şimdi ulemâları konuşmazdan önce benim için ııı bu benim kendi şahsi durduğum nokta. Malum bütün arkadaşlar kardeşler benim duruş noktamı bilirler. Ben imam azamcıyımdır. Ben imam azamdan sonra imam Muhammed ve bu noktada serahsinin yolunu takip ederim kendimce. Ama ben kendimce kendi fıkıhi konumumu imam azama dayandırırım. İmâm-ı A’zam benim için gerçekten imam azamdır. Ve imam azama dayandırırken imam azamın duruşu, fetvâları, dünya görüştüğü, ictịhâdları bunun içerisinde sadece ameli ve fıkihi veya hukuki değil siyasi duruş noktası da imam azamın beni çok etkiler. O zaman ulemâ dediğimizde devletin yapılandırmasındaki veya devletin nasıl olması gerektiğindeki ulemanın duruş noktası çıkar meydana. Biz nasıl bir ulemâ olmalı ki o ulemâ bizi normalde doğru noktaya götürsün. Buradaki asıl mesele bu Osmanlı’da böyle bir ulemâ var mıydı? Veyahut da şeyden sonra Allah’ın Resulü, kendime şimdi kendime hocam. Osmanlı’da böyle bir ulemâ var mıydı? Veyahut da Osmanlı’nın olmadığı bölgelerde böyle bir ulemâ var mıydı? Ulemâ hangi noktada durdu, hangi noktada geçti de bu meselelere cevap veremedi veya bu meseleleri yerli yerine oturtturamadı, yerleştiremedi ve ulemanın Osmanlı’nın yapılanmasında veya Osmanlı’nın çökmesinde. Veyahut da Osmanlı çökerken ulemâ neredeydi, ne yapması gerekirdi, neyi yapmadı? Veyahut da Osmanlı devleti yıkılırken mevcut ulemâlar neyle meşgul oldular? Neyle uğraştılar da gelinen nokta bu oldu. İslâm dünyasında ulemâ problemi var mı? Varsa nasıl bir ulemâ problemi var? her şey siyasi organizasyonun hatası mı veya her şey batılılaşma düşüncesinin hatası mı? batıllaşmak isteyenlerden dolayı mı bu hale geldik? O zaman batıllaşmak isteyenler bu noktada dururken onun karşısına hiç kimse çıkmadı mı, çıkamadı mı? Nasıl bir ulemâ profili olması lazımken nasıl bir ulemâ profili var önümüzde? O zaman ulemâyı biz konuşurken bize bir tane ulemâ portresi lazım. Biz o portreye göre ulemâları nitelendirmemiz lazım. Mesela sufileri, sûfîler için portre kimdir? Sûfîler derler ki bizim üstadımızdır. İyi. Üstadın portresi ne olmalı? Hazret-i Peygamber olmalı sallallâhu aleyhi ve sellem veya pir efendiler olmalı. Nasıl bir profil çiziyor? Üstat o profile uyuyor mu? Veya ta üstadın profili Hazret-i Peygamber’e ne kadar uyuyor? Veya üstadın profili mesela bir fıkıh imamına ne kadar uyuyor? Veya üstadın profili atıyorum bu noktada Abdülkâdir-i Geylânî’ye ne kadar uyuyor? O nerlerde uyuyor? Nerlerde uymuyor? Biz bunu nasıl bileceğiz? Nasıl tespit edeceğiz? O zaman ulemâyı da biz konuşurken bizim elimizde bir protip, bir ulemâ lazım. Benim için protip ulemadır İmâm-ı A’zam. Bu sadece benim için değildir. Kendisinden sonra gelecek olan mezheb imamlarının da bu noktada protipidir. Ve bir kimse ona uyar ama uymaz. Ama protiptir İmâm-ı A’zam. İmâm-ı Mâlik’e protiplik yapmış. İmâm-ı Şâfiî’ye protiplik yapmış. İmâm-ı Hanbelî’ye protiplyik yapmış. Bakın protiplik yapmış. Ve bütün mezheb imamları kendilerini imam azamı protip olarak almışlar. Ve imam azamı kendilerini ölçe etmişler. O zaman biz nasıl bir İmâm-ı A’zam tanıyoruz? Veya ta biz imam azamı şahsında ulemâları nasıl nitelendireceğiz? E nafız beni görmeden gitme. Şimdi bu İslâm dünyasında belki de zaman zaman konuşulan, tartışılan bir mesele. Ama halkın bilmediği bir yön. Konuşmadığı bir yön. Şimdi batınlaşmış aydınlardan sonraki şey bizim için neydi? Ulemâ kısmıydı. Ulemâ ne? Bu okumuşlar kimler? Kelime manası ulemâ fıkhi ilimleri tahsil eden bazı şerih hükümlerin tatbikinden sorumlu dini ve dünyevi alanlarda ilmi aktiviteler gerçekleştiren, bilgi üreten, dini bir kimliğe sahip âlimler, fakîhler, mütefekkirler bunlar neymiş? Ulemâ’mış. Ulemâ varsa o zaman ulemanın işi nedir? Bir tarafı umerâ yöneticilerle alakalıdır. O ülema ve umerâ din ve devlet İslâm’da ayrılmaz ikilidir. Bakın İslâm’da dinle devlet ayrılmaz bir ikilidir. Bunları ayrıştırmak, bunları ayırmak, bunları farklı farklı odalara hapsetmek mümkün değildir. İslâm’da bu mümkün değildir. Hiçbir zaman mümkün olmamıştır. Dinle devlet hep iç içe olmuştur İslâm’da. Zaten batıyla İslâm’ın yol ayrımı, ayrışması bu noktadandır. Yoksa bir İslâm’ı kutsal metin olarak kabul ettiğimiz Kur’ân’ı ve kutsal metin olarak kutsal metnin açıklaması olarak kabul ettiğimiz hadîsleri devlet işinden ayırırsak o zaman din sadece okullarda öğretilen imama tiplerde ilahiyatlarda öğretilen insanların camide mescide yaşayacağı bir din olacak. Ayırıştırırsak. E bunu normalde mesela hukukla alakalı ayetler, hukukla alakalı hadisler, yönetimle siyasetle alakalı ayetler ve hadisler ne yapacağız? E bunlar atıl vaziyete duracak. Ya da ııı daha önce Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilk yıllarında kurulduğunda meclisteki tartışmalardan o birisi oydu. E Kur’ân’ı Kerim’deki bazı âyet-i Kerîm’leri biz ortadan kaldıralım, kaldıralım ııı Kur’ân’ı yeniden basalım. Veya geçenlerde Fransa bunu söyledi ya Fransa bunu söyleyince ortalık ayağa kalktı. E büyük millet meclisinde bu zaten konuşuldu. Fransa devlet başkan dese ki ne ayağa kalkıyorsunuz? Bunu siz kendiniz konuştunuz. Kendiniz tartıştınız. Kendiniz hala da bunu kendiniz istiyorsunuz dese söyleyecek bir lafımız yok. O zaman din ve devletin birbirinden ayrılması mümkün değil. Umerâ yönetim. Idari ve mali işlerden sorumlu politik bir kimliğe sahip ülke düzen ve asayişinden sorumlu yöneticiler sınıfı, devlet başkanı, vali, yüksek rütbeli askerlerdir. Dini iktidarı temsil eden ulemâ ile, dünyevi iktidarı temsil eden Umerâ’nın, Hazret-i Muhammed ve Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerine ve Râşid Halîfeler döneminde böyle bir ayrımı söz konusu değil. Bu ulemâ, Umerâ ayrımı ne Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretinin zamanında var ne Hazret-i Öbübükür, Ömer, Osman Ali zamanında var. Ulemâ da Umerâ’nın devleti yönetenlerle dinin üzerinde ictịhâd eden, fetvâ veren ulemanın birbirinden ayrı, birbirinden gayri işleri yok. Ama normalde bu Hazret-i Ali Efendimiz’den sonra inkutaya uğradı mı? Evet. İslâm geleneğindeki din dünya, din mülkiyet ya da din devlet şeklindeki ayırımın batıyla bizim ayrı düştüğümüz noktalardan birisi. Hıristiyan düşüncesindeki kilise devlet arasındaki ayırım ile aynı olmadığı bir gerçek. Biz onlardan ayrılıyoruz. Biz asla bir batı gibi bir devlet modeli bize olmuyor, uymuyor. Sebeb? Onlardaki kilise yapılanması ile bizdeki dini yapılanma aynı değil. Nitekim dini ve Hıristiyan düşüncesinde dini ve dünyevi alan şeklindeki ayırım zaman içerisinde oluşmuş olmakla birlikte İslâm geleneğinde, Hıristiyan dünyasında olduğu gibi bir ruhban sınıfından ve din zemininde gerçekleşen tabakalı toplum yapısından bahsetmek güçtür. Nitekim orta çağ Hıristiyan Avrupasında kilise papazları hiyerarşik olarak en üst konumda temsil edilmekte kilise papazları hiyerar,ik olarak en üst noktada ikincisi kim? devlet başkanları ondan sonra yönetici sınıfı, askerler, soylular ondan sonra kim? Bunlar tüccarlar, zanaatkarlar, normalde köylüler, bunlar da ne? Toplumun en alt katakorisi olarak nitelendiriliyor. Bir papazlar toplumun devletin birinci katakorisi, en üst sınıf hiyerarşik olarak ikincisi yöneticiler devlet başkanları, bakanlar, valiler, askerler, bunlar ikinci katakorideki insanlar üçüncü katakoride ne? Zanaatkarlar, ticaret yapan tüccarlar, köylüler ne bileyim bunlar da ne? Bunlar da üçüncü sınıf vatandaşlar. Hiyerarşik öyle hiyerarşik olarak böyle katakorileşmiş her şey. Bir en üst sınıf var bunun papazlardan ve kilise. Ikinci sınıf var devleti yönetenler. Üçüncü sınıf var halk. Zaten halkın ezilmesi ve normalde kiliseye başkaldırmasının bir sebebi o kilise normalde vergi topluyor, toplanan vergilerden belli bir kısmını alıyor, kilise vergileri arttırıyor veya vergileri düşürüyor, dünya kilisenin üzerinde dönüyor. Evet.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

Kûfe’de o gün için sonradan İslâm topraklarına katılmış, malum şu anda Kûfe dini bir merkez olarak şu anda duruyor mu?

Kûfe’de o gün için sonradan İslâm topraklarına katılmış, malum şu anda Kûfe dini bir merkez olarak şu anda duruyor. O zaman için İslâm topraklarına katılmış ama aslında ilk kurulurken de askeri amaçlı kurulmuş. Fırat’ın yanında ortada bir bölge askerlerin yiyecek ve içeceklerini rahat bir şekilde kolay bir şekilde alabileceği, ikmalin kolay bir şekilde yapılabileceği bir coğrafi yapıya sahip. Ama sonradan Kûfe ticaret merkezi haline gelmiş, kültür merkezi haline gelmiş, sanat merkezi haline gelmiş, her türlü kültürün birleştiği odak nokta haline gelmiş. Kûfe bu noktada ilk etapta Medîne, Medîne-i Münevvere ayrı bir simge, ayrı bir odak noktası ama Mekke ayrı bir odak noktası, Şam ayrı bir odak noktası, Kûfe de ayrı bir odak noktası oluşmuştur İslâm dünyasının içinde.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

Mevâlî kelimesi ne anlama gelir?

Mevâlî kelime olarak arkadaş, yardımcı, velî, köle anlamlarına gelmekte ve ilk böyle İslâmî kaynaklarda da Azad edilmiş kölelere bu noktada mevâlî kelimesi kullanılıyor ilk başlangıçta. Azad edilmiş kölelerine savaşta esir alınmış veya daha önce satın alınmış olan kimseler azad ediliyor. İslâm onları azad ediyor. Eğer onlar İslâm olurlarsa, Müslüman olurlarsa din onları azad ettiriyor. Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin bunu başlatan bir kimse o azad etmeye başlayınca sahâbeler de azad etmeye başlıyorlar. Hatta zengin sahâbeler köle pazarına gidip îmân etmiş köleleri satın alıp azad ediyorlar.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

Mevâlî kültürü nedir?

Bir toplulukta esmer vatandaşlar veya herhangi bir ırka dayalı bir kimse bir önemli vazifeye getirilmiyorsa orada mevâlî bir kültür var demektir. Şimdi bu mevâlî kültürün temelini atan emevilerdir. Ve bu temelin üzerine kurulmuştur. Ve mevâlî kültürde sonradan fethedilen ve hatta İslâmlaştırılan yerlerde bu normalde yeni ırklar, yeni ne bileyim kavimler bu noktada yeni topluluklar, yeni inanışlar İslâm dünyasına. O zaman için kendilerince onlar bu yeni İslâm olan kimselere mesafele davranmışlar ve Arapların içerisinde İslâm öncesinde mevcut olan kabileciliği biraz daha yaygınlaştırmışlar, biraz daha o kabilecilik ruhunu işlevini ilerletmişler ve bu noktada Farklı kimliklerden, farklı kültürlerden gelen insanları kendi topluluklarında ikinci sınıf vatandaş olarak görmüşlerdir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

İmâm-ı A’zam’ın mevâlî kültürüne karşı tutumu nedir?

İmâm-ı A’zam Kûfe’de böyle bir atmosferin içerisinde yaşamış, büyümüş Araplar’ın deyimiyle mevâlî bir kimsedir. ayrımcılığa tabi tutulmuş, dışlanmış, ötekileştirilmiş, itilmiş, tabiri caizse kakılmış bir hal ve ruhaniyet içerisinde büyüyor. O yüzden İmâm-ı A’zam biraz Emevî ve Abbâsî hanedanlarına karşı muhalif bir tutumdan gelmekte. Ama bu sadece Kûfe’de değil, bu bölgenin hemen hemen her tarafında böyle bir mevâlî kültürü var. İmâm-ı A’zam’ın bu noktada ilk tabiri caizse muhalefeti bununla başlıyor.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

İmâm-ı A’zam’ın ulemâ ve umerâ ilişkisindeki rolü nedir?

Ebû Hanîfe ulemâ ve umerâ ilişkisinde ortaya koyduğu örneklik İslâm siyasi tarihinde yüzyıllardır oldukça sorunlu ola gelen bilgi ulemâ, iktidar umerâ problemini anlamak Müslümanların iyi, adil ve doğru bir yönetim kurmalarının önündeki engellere aşmak ve ulemâ umerâ ilişkisinde olması gereken mesafesini tayin etmek açısından önemlidir. Müslümanlar için bu çok önemlidir ve bu normalde ulemâ ile ümaranın arasındaki mesafeyi tayin etme. Ulemanın nerede durması gerektiği, umerâ’nın nerede durması gerektiğine dair İmam Azam’ın üzerindeki duran elbise protip herkese örnek teşkil edecek bir protiptir. Herkese derken bütün ulemaya örnek teşkil edecek bir protiptir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

Cahiliyeye giderekten onu yapıyor mu?

Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin döneminden öncesine dönerekten câhiliyeye gitti yani. Cahiliyeye giderekten onu yapıyor. Hazret-i Hüseyin Efendimizin karşı çıkışı bu yüzden o yüzden. Diyor ki hayır bu seçilme yöntemi İslâmî değil. Bu seçilme yönemi İslâmî olmadığından dolayı karşı çıkıyor. Sıkıntı bu. O yüzden normalde İslâmî yöntemle bir şûrâ oluşacak, o şûrâ seçecek. Bu olmadığı müddetçe İslâmî değil. Bu belki de yeniden ictịhâd edilebilir, yeniden şekillenebilir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mevlevilik, Siyâsî İslâm ve İmâm-ı A’zam

İslâmcı düşünce programını yerine getiriyor mu?

Peki İslâmcı düşünce programını yerine getiriyor mu olacak? İslâmcı düşüncenin modernliği bu evrensel devlet anlayışından gelir. İlk Müslüman toplumuna atıfta bulunmaları ve tarihi reddetmeleri tek başına düşüncelerine arkaizm damgası vurmaya yeterli değildir. Bir başka fundamentalist düşünce olan Protıstan reformu bilindiği gibi ekonomik ve siyasal modelleşmeye geçişte en iyi araçlardan birisi olmuştur. Peygamberin sünneti tarihten çıkan geleneği kuşatmaya ve böylelikle bir modernliği kapsamaya imkan sağlar. Arkaizm bir meselede kullanıldığı çağdan daha eski bir çağa ait biçimi yapının özelliği kelime anlamı bu.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — İslâmcı Düşüncenin Çöküşü

İslâmcı düşünce programının modernliği nereden gelir?

İslâmcı düşüncenin modernliği bu evrensel devlet anlayışından gelir. İlk Müslüman toplumuna atıfta bulunmaları ve tarihi reddetmeleri tek başına düşüncelerine arkaizm damgası vurmaya yeterli değildir. Bir başka fundamentalist düşünce olan Protıstan reformu bilindiği gibi ekonomik ve siyasal modelleşmeye geçişte en iyi araçlardan birisi olmuştur. Peygamberin sünneti tarihten çıkan geleneği kuşatmaya ve böylelikle bir modernliği kapsamaya imkan sağlar. Arkaizm bir meselede kullanıldığı çağdan daha eski bir çağa ait biçimi yapının özelliği kelime anlamı bu.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — İslâmcı Düşüncenin Çöküşü

Evrensel devlet anlayışı nedir?

Evrensel devlet anlayışı dediği normalde babadan oğula geçmeyen bir devlet anlayışı. Evrensel devlet anlayışı normalde bir şuranın seçtiği bir devlet başkanı ve şûrâ bir devlet başkanı seçerken o devlet başkanı da işlerini istişâre ile götürüyor. O istişâresiz hiçbir işini yapmıyor, icra etmiyor. Bu düşünce yapısı İslamcılar açısından bugün modern dünyanın devlet anlayışının üstünde bir devlet anlayışı. Çünkü modern dünyada diye nitelendirdiğimiz Batı’da veyahut da ABD’deki yönetimsel biçimi aslında onların da istedikleri noktada değil.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — İslâmcı Düşüncenin Çöküşü

İslâm dünyasında yönetimsel sıkıntılar nereden kaynaklanır?

İslâm dünyası bu yönetimsel sıkıntılarının problemlerinin ne olduğunu, sebeplerinin ne olduğunu, kaynağının ne olduğunu tespit edip bunları dizayn etmesi lazım, düzenlemesi lazım. Ama ne yazık ki bunu düzenleyemiyor ve yönetimsel şeklini evrenselleştiremiyor. Yönetim biçimini evrenselleştiremiyor ve ne yazık ki Batı’nın köhlemiş, Batı’nın şu anda kendisinin dahi değiştirmeyi düşündüğü ama değiştiremediği yönetimsel bir biçimlendirme ile devam ediyor. Bu sadece Türkiye ile alakalı bir şey değil.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — İslâmcı Düşüncenin Çöküşü

Batı’nın yönetimsel biçimi neye dayanır?

Batı’nın zaten en büyük hastalıklarından birisi menfaatperest olması, hakperest olması değil. Batı yönetimsel biçimi menfaatperestliğin üzerine kuruluyor. Batı kendi menfaatperestliğine dokunulmadığı müddetçe Batı herhangi bir şey söylemiyor. Aslında Batı’nın bu noktada klasik olarak bir direkt bir duruşu yok. Herhangi bir fikri olarak bir hakkaniyet noktasında fikri bağlamda herhangi bir şey yok.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — İslâmcı Düşüncenin Çöküşü

İslâm bu noktada evrensel bir yönetim biçimi kurabilir mi?

İslâm bu noktada bütün dünyanın kabul edebileceği veya hatta Batı’lıların deyimiyle modern dünyanın kabul edeceği bir İslâmî yönetim biçimi var mı? Evet. Ama İslâm bunu kurup Müslümanlar bunu harekete geçirip kurabiliyorlar mı? Hayır. Kurabildiler mi? Hayır.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — İslâmcı Düşüncenin Çöküşü

Modernlik ne anlama gelir?

Modernlik selefilerde olduğu gibi salt dışsal bir olgu değil, Müslüman topluma örgü bir veridir de. normalde artık dünya Müslümanları ne yazık ki Müslüman gençliği artık İslamcılık ya da yeni selefîlik olarak algılamakta. sanki dünya İslâmî gençliği veya Müslümanlar hepsi de bu Batı’lıların tabiriyle Neo-selefî denilen yeni selefîlik olarak görüyor.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — İslâmcı Düşüncenin Çöküşü

Modernlik nasıl tanımlanmalıdır?

Modernliğe bakarken nereden baktığımız önemli. modernliğe bakarken nereden baktık? Normalde modernliğe teknolojik anlamda mı bakacağız? Yoksa ahlâkî bağlamda mı bakacağız? Yoksa felsefi bağlamda mı bakacağız? Modernlik olarak gördüğümüz şey ne olacak? Modernlik olarak gördüğümüz şey ceplerimizdeki cep telefonları ise o zaman en fazla cep telefonu alan en modern toplum mu olacak? Yok. Modernlik olarak biz ahlakı öne koyarsak hangi ahlâkî umdelere sahip olanlar modern toplum olarak nitelendirilecek? modernlik olarak kadınların ve erkeklerin ne kadar ahlaksızca bir tutum içerisine girmeleri mi olacak? Yoksa ahlâkî bir tutum içerisine girmeleri mi olacak? Ahlâkî bir tutum içerisine gireceklerse hangi ahlâkî temel üzerine kuracaklar modernizmi?

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — İslâmcı Düşüncenin Çöküşü

Batı’da modernlik kavramı nasıl algılanır?

Bugün Batı dahi bu modernizmin ne olduğunun üzerinde tam bir görüş birliğine varamamış noktada. Öyle olunca o zaman biz moderniteden ne anlayacağız? ne kadar eşcinsel evlilikler olursa o kadar çok modernitemiz mi artacak? Kadınlarımız ne kadar fazla soyunurlarsa o kadar çok modernitemiz mi olmuş olacağız? Veya ne olacak bizim modern anlayışımız ne olacak? yolların yapılması mı modern olacak? teknoloji ne kadar çok bizde var ise biz o kadar çok modern mi olacağız? Burada modernlikten anlaşılan ne? Bunu normalde yerli yerine koyup tespit etmekte güçlük çekiyor. Batıda güçlük çekiyor. Mesela ahlâk derken hangi ahlâk umdelerini koyacağız? Mesela örneğin Batı’nın şimdi belli bir Protıstan hristiyanları eşcinselliğe karşı, Yahudiler eşcinselliğe karşı.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — İslâmcı Düşüncenin Çöküşü

Radikalizm neden İslâm dünyasında artmaktadır?

Bir de onlar aynı zamanda cihatçıya kendilerini öyle tanımlıyorlar ya bu neo-selafi bir de İslâm dünyasında kendince kendisini cihâdçı olarak tanımlayanları da büyülüyor. Ve onlar için bir ilahiyat, bir tasavvuf veyahut da bir düşünsel bir şey onu ilgilendirmiyor. Onlar komple eylemden ve şiddetten besleniyorlar. Aslında en enteresan da benim kendimce burada eylem ve şiddet işte Irak’ta, Suriye’de veyahut da Afganistan’da neydi oradaki örgütün adı? Tâlîbân veya Tâlîbân’la beraber orada öldür Ustama Bin Laden’ın ona kurulduğu neydi? El-Kaide. Normalde o El-Kaide’nin Irak’a gelip de kendince isim değiştirmesi, Suriye’de isim değiştirmesi, orada dayiş olması ve onların normalde bu noktada uyguladıkları eylemler, yaptıkları şeyler bu şeyler aslında İslâm’ın radikalleşmesi değil bence. dediler ya onlar radikal İslâmcı diye öyle söyle tanımladılar. Bence onlar radikal İslâm değildi. Neden radikal İslâm değildi? İslâm, bu öyle bir radikalliği yok İslâm’ın çünkü. Onlar orada bu tip eylemler yaparken bizler burada gerçek İslâm’ın ne olduğunu, İslâm’ın bir radikalizm olmadığını anlatmak için gayret gösterdik.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — İslâmcı Düşüncenin Çöküşü

Kur’ân-ı Kerim’in meâlini okumak ve Arapçasını okumak hangisi daha faziletli?

İkisi de faziletlidir. Hem biz Kur’ân’ın kendi diliyle okumayı öğrenelim, hem öyle okuyalım hem de aynı zamanda da meâlini okuyalım. Bu noktada bilgi edinelim inşallah.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Mirâç, Rüyetullâh ve Karantina

Bir geçen konuşmanızda size tabi olanlara ikinci eş almayı yasaklamıştınız. Allah’ın verdiği hakkı neden alıyorsunuz?

Bir üstadın kendi dervişlerinin üzerinde bunu yapmaya hakkı vardır. İştahattır bu. Çünkü bu iştahatı kullanabilir. Hazret-i Peygamber, bunun ölçüsü de şudur. Hazret-i Peygambil, bunun ölçüsü de şudur. Hazret-i Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin Hazret-i Ali efendimizi böyle evlendirmeye kalktılar. Geldi Hazret-i Ali efendimizi dedi ki ne benim sağlığımda ne de Fatıma’nın sağlığında asla olmaz dedi. Onu yasakladı. O yüzden bir üstâd dervişlerinin üzerinde bir şeyi harâm etmez. Yasaklayabilir. Perhizdir bu.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Şirk, Tevhîd ve Put Kırmak

Modern devletlerde kanun değişiklikleri nasıl olur?

Ama şu anda görüyorsunuz ki insanların önüne getirilen kanunlar 10 yılda mihatlarını dolduruyorlar. biz bugün Adalet Bakanlığı’nın adaletle alakalı kanun, hüküm ve yürürlüklerine baktığımızda 100 yıl içerisinde belki de her 2-3 yılda bir kanunlar değişmiş, cezalar değişmiş. Bu konuda yapılanların bir öncekinden hiç farkı, bir öncekiyle hiç benzeri olmayan şeyler olmuş. Hatta bu ülkede biz onu da gördük, anayasa mahkemesi meclisin çıkarmış olduğu bir kanunu iptal edip, kendisi bir kanun idame ettirip, malum bu ülkede refah partisinin kapatılmasını dahi hükmetmişti.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasî İslâm ve Hilâfet

İslâmî devletin özellikleri nelerdir?

Ve siz onu işlediniz diye mahkemede yargılanır ve siz ceza yatabilirsiniz. Bunun gibi şeyler de bulmak mümkün. O yüzden İslâmî devlet dediğimizde o devletin de bütün organları, bütün fonksiyonları bir şekilde çalışır. Bunu şöyle de örnekleyebiliriz. 600 yıllık bir Osmanlı devleti var, ondan önce Selçuklu devleti var, ondan önce Abbasi’ler var, Emeviler var. İslâmî devlet modeli olarak baktığımızda Emevilerden önce dört halîfe dönemi var, dört halîfe döneminden Hazret-i Peygamber’in dönemi var. Biz bu dönemlere baktığımızda devletin bütün fonksiyonları çalışmış, devlet bizatihi bütün her dairede ihtiyaçlara cevap vermiş.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasî İslâm ve Hilâfet

İslâmî devlette emir nasıl belirlenir?

İslâmcı teorisyenlerin büyük bir çoğunluğunda iki kavram öne çıkıyor. Yönetici emîr danışma konseyi, şuura. Peki emiri kim belirler? Soru işareti, İslâmî literatürde emirin belirlenmesinin somut usulleri ve emirin iktidarının kapsamı ve sınırları konusunda söylenen azdır. Oylama ve seçim birçok İslamcıya İran istisna tutalım. Ümmetin birliğini zayıflatan, yalnızca Allah’tan asıl olan bir şeyi nispileştiren, insanileştiren bir düşünce gibi görülür.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasî İslâm ve Hilâfet

Hazret-i Peygamber’in halifelik seçim süreci nasıl geçti?

Hazret-i Peygamber’in hayatında kendi elleriyle gerçekleşen bir İslâm devleti var. Ve bu İslâm devletinin ilk başkanı da Hazret-i Muhammed Mustafa. Hazret-i Peygamber’in döneminde bir halîfe nasıl seçilecek, nasıl seçilmeli, böyle bir ibara söz konusu değildi. Ve Hazret-i Peygamber de, sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri de kendisinden sonra gelecek olan halifeyi açık bir şekilde söylememişti. Bunu Şia’nın Hazret-i Ali Efendimiz’le alakalı olan söylemlerini parantez içerisinde kenarda tutuyorum. Şia’nın bu konuda değişik söylemleri var biliyorsunuz.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasî İslâm ve Hilâfet

Hazret-i Ebû Bekir’in halifelik seçim süreci nasıl geçti?

Hazret-i Ebû Bekir Efendimiz de halîfe seçilirken tabiri caizse seçimle geldi Hazret-i Ebû Bekir Efendimiz. Ve seçimin içerisinde aşere-i mübeşşere vardı. Hızla seçildi. Hızla seçilerekten görevini yerine getirdi. Ve Hazret-i Ebû Bekir Efendimiz’in seçilmesiyle de sahabenin içerisindeki anlaşmazlıklar hemen hemen son buldu. Herkes Hazret-i Ebû Bekir Efendimiz’in etrafında toplandı. Hazret-i Ali Radiyallahu anh Hazretleri hariç. O da 6 ay sonra biat etti ona.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasî İslâm ve Hilâfet

Hazret-i Ömer’in halifelik seçim süreci nasıl geçti?

Hazret-i Ebû Bekir Efendimiz’den sonra Hazret-i Ömer Efendimiz’i aşere-i mübeşşere seçti. Ondan sonra Hazret-i Osmân seçildi. Sonra Hazret-i Ali Radiyallahu anh Hazretleri seçildi. Ve Hz. Hasan Efendimiz Hazret-i Ali Efendimiz’den sonra 6 aylık kadar bir halifelik yaptı. Ardından muaviye adına geri çekildi. Ama muaviyeye hedef şunu söylemişti. Demişti ki senin adına geri çekiliyorum. Senin oğlun adına değil.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasî İslâm ve Hilâfet

İslâmî devlette emîr seçimi nasıl yapılmalıdır?

Benim için seçimle belirlenme. Bu benim kendi şahsi düşüncelerim öyle söyleyeyim ama ben bu düşüncelerimi de kendimce tespit ederken ben bunu mesela seçimle derken örneğin Hazret-i Ali efendimizin seçimle iş başına gelmesi, Hazret-i Ebû Bekir Radı’l-Lahvan Hazretleri’nin seçimle iş başına gelmesi gibi, hadiselerden ilk halifelerin bu seçilme esnasındaki ölçütlerden hareket ederekten bu kanıya varıyorum. İkincisi seçimin serbest olması. o seçimdeki serbestliyetlik söz konusu olmalı. Ve bu serbest olması herkesin kendince evet seçilecek olanlarda biz belli özellikler tespit edelim. O özelliklere uyan herkes o seçimlere katılabilmeli. Ve seçmen olabilecek nitelikli herkesten katılmasını isteyelim.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasî İslâm ve Hilâfet

İslâmî devlette emîr seçimi için hangi kriterler geçerlidir?

Böylece herkes seçmeye katılsın ki yarın öbür gün söyleyecek sözü kalmasın. O yüzden bu seçim değişik şekillerde olabilir. Ben onun şekliyle alakalı çok önemli olarak görmüyorum. Bakın bunları siz farklı farklı kitaplardan toparlayabilirsiniz belki de. Ama benim kendimce toparlayabildiğim dört halîfe ile alakalı ve hadîs-i şeriflerden toparlayabildikleri bunlar. Mesela örnekliyorum bunu. Halîfe adayları tarafsız bir kurul aracılığıyla da belirlenilir. Ve o kurul tarafından seçime şunlar, şunlar, şunlar katılabilinir de deline bilinir. O yüzden aday sınırının da olmaması gerektiğine inanıyorum. O yüzden bir kişi de olabilir bu bir grup da olabilir. Ancak adaylarda halîfe olma şartlarına taşımaları gerektiğine inanıyorum.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasî İslâm ve Hilâfet

İslâmî devlette emîr seçimi için adaylar nasıl belirlenir?

Bunları da ben raşit halifelerin dört halifenin halifelerin seçim esnasında gözetilen kurallar neticesinde sonuca ulaşıyorum. Ve tabi bunda çok önemli unsurlardan birisi de o kimsenin Kur’ân ve Sünnet dairesinde bu çizgide olması önemli. Ali Merad’a göre İbn-i Badis açısından en iyi çözüm aydınlanmış ve sorumlu kişilerden oluşan bir meclisin cemaati müslüminin yardım ettiği adil bir şeftir imamdır. Tabi emîr hiçbir zaman peygamber düzeyinde görülmemekte bir davranış modeli olarak alınmaktadır. Bu çok kuramcı emire iştahat hakkını dinsel yasanın yorum hakkını tanımaktadır. Bu ise onun ulemanın üzerine çıkartmaktadır.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasî İslâm ve Hilâfet

İslâmî devlette emîr seçimi için şura mekanizması nasıl işler?

Burada evet bir şura da sorumlu kişilerden oluşan bir meclisin cemaati müslüminin yardım ettiği adil bir şeftir imamdır diyor. bir şura seçilebilir çünkü şuraya girecek olan insanların özellikleri de var. O şura oluşturulabilir. O şuranın içerisinde bir devlet başkanı da seçilebilir mi el cevap seçilebilir. Ama burada tabi o seçilen devlet başkanı asla hiçbir zaman peyg, Peygamber düzeyinde görülmemesi gerekir. Bakın kıymetli dostlar hiçbir şey, hiçbir üstâd, hiçbir mürşid, hiçbir devlet başkanı, hiçbir emîr peygamber düzeyinde bir kimse değildir. Böyle algılanmaması gerekir. Ama tarih boyunca bu tip insanlar ve bu topluluklar görülmüş mü? Evet cevap görülmüş.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasî İslâm ve Hilâfet

İslâm toprakları genişlerken nasıl bir durumla karşılaşıldı?

Ashabın büyüklerine derdi ki bununla alakalı peygamberden bir şey duyan var mı? Herkeste peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden duyduğu bir şey varsa aktarıdı. Hadislerin toplanması ve hadislerin ezberlenmesi bu sebepten dolayı çok önemliydi. Çünkü İslâm toprakları genişlerken değişik kültür ve inançlara da karşılaştı. Karşılaşınca değişik kültür ve inanışlardan, inanışlardan değişik şeyler öğrenmeye başladılar. Öyle olunca bu İslâm’ın neresinde vardı, var mıydı, yok muydu, burada neyle hükmedilmesi lazım, nasıl hareket edilmesi lazım, dönüp sahâbe birbirine soruyordu. İlim böyle gelişti, böyle derinleşti ve Âyet-i Kerimelerin tefsirleri gerçek manasını bir şekilde bulmaya çalıştı.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasî İslâm ve Hilâfet

İlmi kendi çıkarları için kullanırsa, insanları kandırırsa Allah katında azabı nedir?

Ilmi kendi çıkarları için kullanırsa, insanları kandırırsa Allah katında azabı nedir?

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasal İslâm, Şûrâ ve Ulu’l-Emr

Aydınlık bir devletin kalkış noktası nedir?

Aydınlık bir devletin kalkış noktası, İslam’ın ilim ve bilimle buluşmasıdır. İslam, ilim ve bilimle buluştuğunda, ilim ve bilim İslam’ın ilim ve bilimle buluşmasıdır. İslam, ilim ve bilimle buluştuğunda, ilim ve bilim İslam’ın ilim ve bilimle buluşmasıdır.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — 71. Hadîs: Her Şey Allah’ı Zikreder

Bilgi neden önemlidir?

Bilgisiz bir insanın insan olması mümkün değil. Bilgi Süleyman mülkünün hatemidir. Bütün alem cesettir, ilim candır. Hazret-i Pîr burada bilgiye önem veriyor. Diyor ki bilgi Süleyman mülkünün hatemidir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Mesnevî Şerhi (1028-1041. Beyit)

İlimin varlığı nasıl açıklanır?

Bilgisiz ve ilimsiz hiçbir şey hareket etmez. Ve bu bilgiyi ve ilmi veren Allah’tır Celle Celaluhu. O yüzden sende ilim yok ise sende cesetten bir farkın yoktur. O yüzden bu âlem ilimle, bilgiyle, Cenab-ı Hak’ın kudretiyle, kuvvetiyle, nuruyla ve bilgisiyle kuşatılmış vaziyettedir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Mesnevî Şerhi (1028-1041. Beyit)

İmân-ı Kâmil olan biri Türkiye’de yüksek bürokrat veya siyâsetçi olabilir mi?

İmân-ı kâmil olan bir kimse bu tırnak içerisinde Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışıp Kur’ân ve Sünnet’e iman etmiş, Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki her şeye karşıyım ben dediğinde Türkiye’de siyaset yapması mümkün değildir. Türkiye’de yüksek bürokrat memurluk yapması da mümkün değildir. Sebep onun imanı kamilliği kalmaz çünkü. Ne siyaset yapanda imanı kamillik kalır ne yüksek bürokratta imanı kamillik kalır. Şimdi bunu böyle değişik örneklerle örneklediğimizde pert olur bütün herkes. imanı kamil olan bir kimse faize evet diyebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse huşa evet diyebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir şeye Kur’ân ve Sünnet’in haram kıldığı bir şeye evet diyebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse rüşvet alabilir mi? Liyakatsız insanları göreve getirebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse Kur’ân ve Sünnet’in dışında yaşayan insanlara kalkıp da baş tacı eder mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse Allah’ın sevmediği bir kimse rüşvet alabilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse Allah’ın sevmediği, Allah’ın lanetlediği, Allah ve Resulünün istemediği şeyi evet diyebilir mi? Onu kabullenebilir mi? Bu mümkün değil. Bakın bu mümkün değil. O yüzden imanı kamil olan bir kimse Türkiye’de siyaset yapamaz. Bu mümkün değil. Bu benim kendi şahsi düşüncem ve kanaatım. İmân-ı kâmil olan bir kimse, Türkiye’de yüksek bürokratlık yapamaz. Bakın imanı kamilliği bahsediyoruz yalnız, Müslüman olmaktan değil. Sebep bir kimse "La ilahe illallah Muhammeden Resûlullah" dediğinde Müslümandır. Müslüman içki içer mi içer, kumar oynar mı oynar, hırsızlık yapar mı yapar, huyuş yapar mı yapar. Müslüman günah işler, Allah da onu tövbe eder, tövbesini kabul eder Cenab-ı Hak, affeder. Ama bir imanı kamil olan bir kimse bunları yapamaz. Bunları yapanı da destekleyemez. İmân-ı kâmil olan bir kimse bunları serbest bırakan bir kanun da çıkaramaz. İmân-ı kâmil olan bir kimse böyle bir kanuna da karşı gelir. İmân-ı kâmil olan bir kimse bir ülkede genelevlerinin olmasını destekleyebilir mi, isteyebilir mi, müsaade edebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse kumar oynanmasını serbest bırakabilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse içkiyi serbest edebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse Kur’ân ve Sünnet’in yasakladığı bir şeyi helal edebilir mi, serbest edebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse eşcinselliği serbest edebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse eşcinsel okul açabilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse eşcinselliği serbest edebilir mi, destekleyebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir şey Allah’ın lanet dediği faizi meşru hale getirebilir mi? Getiremez. İmân-ı kâmil olan bir kimse Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir. Hükmü orada dururken Allah’ın hükmünün dışında bir hükme gidebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerin, nasıkların, zalimlerin ta kendileridir ayet-i kerimesi dururken Allah’ın hükmünün dışında bir hüküm koyabilir mi? Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerin, nasıkların, zalimlerin ta kendileridir. Allah’ın imanı kamil olan bir kimse bu hükümle hükmün olunabilir mi? Bu mümkün değil. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti devleti layık bir devlettir. Bir İslam devleti değildir. İslam devleti olmadığı için burada siyaset yapan kimseler imanın kamil noktasında durmaları çok zordur. Türkiye Cumhuriyeti devleti layık bir devlettir. dinsizdir. Dinsiz bir devlette yüksek bürokratlık yapan bir kimse bir sürü dinsizlik hükümlerinin altına imza atar. O yüzden normalde imanın kamil noktasında onun durması mümkün değildir. Müslüman mıdır? Evet müslümandır. Biz hiç kimseye la ilahe illallah Muhammed’e nasullah diyen bir kimseye ben kendimce bu müslüman değildir diyemem. Ama imanın kamilliğin özellikleri var. Mümin olmanın vasıfları var, özellikleri var.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Mesnevî Şerhi (1028-1041. Beyit)

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları