Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: Veliler ve Evliyâ

Table of Contents

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Veliler ve Evliyâ(379)

Akşemseddîn Hazretleri Niçin Devlet Yönetmedi?

Babacım geçmiş zamanında yaşamış olan Mürşid-i kâmiller ve velîler meselâ Fâtih Sultân Mehmed’in hocası Akşemseddîn Hazretleri o kadar ma’nevî büyükken devlet yönetiminde değil de geride kalıp Fâtih Sultân Mehmed’in devlet yönetmesi o ma’nevî büyüklerin aslında devlet yönetimine gelse daha iyi bir devlet yönetmesi varken neden hep geri durmuşlar? Bunlar normalde böyle bir pîr seviyesindeki olan zatlar yönleri cemâlullâh’a yöneliktir. Öyle olunca onlar için dünyâ kıymetsizdir. Ancak böyle bir işâret verebilir onlara, bir reçete sunabilir. Onları ikāz edebilir, onları irşâd edebilir ama devlet yönetimine geçmez. Devleti yönetmek farklı bir şeydir. Devlet yöneticisi kesilecek olanı, kesecek, asılacak olanı, asacak, dirâyet üzerinde yönetiyorsa bu farklı bir şey devlet yönetmek.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Q&A: Kadir Gecesi, Sevenin Korkusu, Nûr Renkleri ve İslâm Devleti

Pîr Seviyesindeki Zâtların Yönü Cemâlullâh’a nedir?

Babacım geçmiş zamanında yaşamış olan Mürşid-i kâmiller ve velîler meselâ Fâtih Sultân Mehmed’in hocası Akşemseddîn Hazretleri o kadar ma’nevî büyükken devlet yönetiminde değil de geride kalıp Fâtih Sultân Mehmed’in devlet yönetmesi o ma’nevî büyüklerin aslında devlet yönetimine gelse daha iyi bir devlet yönetmesi varken neden hep geri durmuşlar? Bunlar normalde böyle bir pîr seviyesindeki olan zatlar yönleri cemâlullâh’a yöneliktir. Öyle olunca onlar için dünyâ kıymetsizdir. Ancak böyle bir işâret verebilir onlara, bir reçete sunabilir. Onları ikāz edebilir, onları irşâd edebilir ama devlet yönetimine geçmez. Devleti yönetmek farklı bir şeydir. Devlet yöneticisi kesilecek olanı, kesecek, asılacak olanı, asacak, dirâyet üzerinde yönetiyorsa bu farklı bir şey devlet yönetmek.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Q&A: Kadir Gecesi, Sevenin Korkusu, Nûr Renkleri ve İslâm Devleti

Devlet Yönetimi Dirâyet İşi nedir?

Babacım geçmiş zamanında yaşamış olan Mürşid-i kâmiller ve velîler meselâ Fâtih Sultân Mehmed’in hocası Akşemseddîn Hazretleri o kadar ma’nevî büyükken devlet yönetiminde değil de geride kalıp Fâtih Sultân Mehmed’in devlet yönetmesi o ma’nevî büyüklerin aslında devlet yönetimine gelse daha iyi bir devlet yönetmesi varken neden hep geri durmuşlar? Bunlar normalde böyle bir pîr seviyesindeki olan zatlar yönleri cemâlullâh’a yöneliktir. Öyle olunca onlar için dünyâ kıymetsizdir. Ancak böyle bir işâret verebilir onlara, bir reçete sunabilir. Onları ikāz edebilir, onları irşâd edebilir ama devlet yönetimine geçmez. Devleti yönetmek farklı bir şeydir. Devlet yöneticisi kesilecek olanı, kesecek, asılacak olanı, asacak, dirâyet üzerinde yönetiyorsa bu farklı bir şey devlet yönetmek.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Q&A: Kadir Gecesi, Sevenin Korkusu, Nûr Renkleri ve İslâm Devleti

Velilerin şöhret istememe hali nedir?

Beyhakî Hadîs-i Şerîfi — «Allâh’ın Korudukları Müstesnâ»; Velîlerin Şöhret İstememe Hâli

Allahu Teala’nın korudukları müstesna insana zarar olarak din ve dünya işlerinde parmakla gösterilmesi yetişir. Beyhak ki Allâh’ın korudukları müstesna geri kalan zararda. Allâh muhâfaza eylesin. kemale ermeyen, nefis terbiyesi görmeyen bir insanın din ve dünya işlerinde şöhret sahibi olması dinine de, dünyasına da zarar verir. Allâh muhâfaza eylesin. Âmîn.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Halkın Ululamasının Kötülüğü; «Bir Kimsenin Parmakla Gösterilmesi

Velilerin silsilesi neden önemlidir?

O silsile devam ettiği müddetçe sen de o silsileyi takip et. Oradan kokulan. Burnun koku alsın. Burnun koku almazsa o zaman ne yazık ki sen ne yaparsın? O meselede yolda kalırsın. Ve bu böyle çok benim dikkatimi celbeder.

Kaynak: 2024 Sohbeti — «Rabbinizin Güzel Kokuları» Hadîsi: Yemen’den Esen Rahmân’ın Koku

Hak kabûl ve delîl getirme nedir?

Ama onun delilini de getiririm derim ki onun da delili var, konuşulanın da delili var ama insanlar din bilmiyor. Mesela bunun delili ne? İsa Aleyhisselâm normalde ölüyü bu manada diriltir miydi? Evet, havaresi de yaptı mı? Evet. İbrahim Aleyhisselâm kün tübi iznillah dedi, kuşlar canlandı mı? Evet. Benim velilerim, beni İsrail Peygamberinin üstündedir. Bir Hadîs-i Şerîf de gaza üstündedir, olanı kendisine ölçalır.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Q&A: Aşı Tavsiyesi, Hac İhdâsı, İngiliz Etkisi ve Şeyh Efendi’nin

Kader ve ilahi tecelliyetle ilgili ne anlatıldı?

Ama ne yazık ki İşin bir de Kaderin cilvesi var Cenâb-ı Hak’ın İlahi tecelliyeti var O vücudun üzerine Hz. 63 Yaşında Hâtırâlar — Mürşidin Hayat Tecrübeleri ve Mü’mine İbret Dersleri Muhammed Mustafa’nın Dostları velileri Varisleri de o vücutta Yaşıyor Hazret-i Peygamber yaşadığı gibi. Onun dostları varisleri de Ne yapıyor O vücudun üzerinde yaşıyor Ve aslına bakarsanız Bütün Müminlerin bütün vücutlarına O Muhammed Mustafa’nın Nurundan olma O vücutun vücutlarına Nurundan olma Ruhları da onlara üfleniyor. Hatta Çok uzun bir hadîs var Şeyle alakalı Yaratılmayla alakalı ilk Yaratılan Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Ruhaniyeti ve nuraniyeti Diyor ki o Allâh’ı zikretti Allâh’ı zikredince sırtından Bir ter çıktı O ilk çıkan sağ taraftaki Terden Cenâb-ı Hak Peygamberlerin ruhlarını Yarattı Sonra diyor bir ter daha çıktı Ondan da diyor. Cenâb-ı Hak velilerin Mürşid-i kâmillerin ruhlarını Yarattı Sonra diyor bir ter daha çıktı Ondan müminlerin Ruhları yaratıldı Sonra ondan bir ter daha çıktı Sonra Arşala Lefim hafız Ondan sonra devam ediyor. Cennet o Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Sağ tarafından Sırtından çıkan Bazı rivayetler var Göğsünden çıktığına dair Peygamberlerin ve velilerle alakalı Değişik yerlerde okuyabilirsiniz Yıllar önce böyle bir şey Bir yerde okuduydum. Şimdi tabi yine Hazret-i Peygamber Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Sol tarafından da kâfirlerin ruhları Sıralanıyor onlarda Geçmiş gün şimdi Tam olarak hıfsımda değil. Ama Şu normalde kesin. Net Bu Hadîs-i Şerîf Cenâb-ı Hak hadisi kutsal ediyor ki Seni kendi nurumdan Nurumdan Diğer şeyleri de Senin nurundan yarattım diye böyle bir hadîs-i şerîf var bütün her şeyde O seni kendi Nurumdan Diğer şeyleri de senin nurundan yarattım diye Hadîs-i Şerîf var Onu bir yerde okuyabilirsiniz.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Q&A: Zekât Toplama, Hayat Hâtıraları ve «Gül Bahçesinden Mahrûm K

Kur’an ve Sünnet’e tabi olmayanlar neden Peygamberlerin ruhlarıyla beraber değil?

Fakat okur da, Hz. Epir uyarı veriyor, fakat okur da dediğini tutmazsan, Kur’ân ve Sünnet iseniye sık sıkı yapışanlar ancak Peygamberlerin ruhlarıyla beraber olabilirler. Fakat okur da, Hz. Epir uyarı veriyor, fakat okur da dediğini tutmazsan, Kur’ân ve Sünnet iseniye okudun, Kur’ân ve Sünnet iseninin bilgisi sana geldi ama dediğini tutmazsan farz et ki peygamberleri ve velileri görmüşsün, inanmadıktan sonra, onlara uymadıktan sonra ne fayda var?

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şöhretten Kaçınma ve Melâmetin Zirvesi

«Meselü’l-lezîne’ttehazû min dûnillâhi evliyâ’e ke-meseli’l-ankebûti’ttehazet beyten; ve inne evhene’l-buyûti le-beytü’l-ankebûti lev kânû ya’lemûn; i midir?

«Meselü’l-lezîne’ttehazû min dûnillâhi evliyâ’e ke-meseli’l-ankebûti’ttehazet beyten; ve inne evhene’l-buyûti le-beytü’l-ankebûti lev kânû ya’lemûn; innallâhe ya’lemu mâ yed’ûne min dûnihi min şey’in; ve hüve’l-azîzü’l-hakîm» — «Allah’tan Başka Dostlar Edinenlerin Misâli Kendine Yuva Yapan Örümceğin Misâli Gibidir; Evlerin En Çürüğü Muhakkak Örümceğin Yuvasıdır»

Kaynak: 2023 Sohbeti — Ankebût 41-42: Örümceğin Yuvası

Velilere belânın gelişi nedir?

Velilere belânın gelişi ama kibirlenenleri sevmemesi. Neden? Çünkü Cenâb-ı Hak onları buna sabrederekten, müminler bu başına gelen belaya, müsibete sabredip buradan makamlarını yükseltirler. Onları durduğu yerde bu gelir mi gelir ama hiç kimse kendini bu noktada görmesin. Bu sefer de adam kendisini hatasız, kusursuz, yanlışsız görüyor, eksiksiz görüyor.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Bakara 155 ve Nahl 112: Bela-Müsibet’lere Karşı Sabır; «İmtihan D

Velîlerin kerametleri nedir?

Vehirlik âyet de hadisle imamların iştahatleriyle sabit olan bir hal. Bir kimse vehirliği inkar ederse, âyet kerimeleri inkar etmiş oluyor. Ayeti inkar ediyor. Hadisleri inkar ediyor. İmanların iştahatlerini inkar ediyor. Ve inkar eden kimse bir küfre giriyor. Vehirliği inkar eden kimseye tehditli iman, tehditli nikah gerekli. Hala da diyorsa vehirlilik yok, o kesin kafir oluyor. Kesin. Bir kimse şunu diyebilir. Ben X kimsenin vehirliği olduğuna inanmıyorum. Allâh yoluna çık etsin. Sen inanmayabilirsin. Bunda bir sıkıntı yok. Ama veliliğe inanmıyorum diyorsa o kimse kesin kafir oluyor.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mesnevî 1668. Beyit: Velîlerin Kerametleri, Yaydan Çıkan Oku Geri

Velîlik Kur’ân ile sabit midir?

Velilik veliler veya velilik Kur’ân ile sabit. Önce bunu bir kendimizde yerleştirme. Velilik Kur’ân ile sabit olan bir hal. O zaman bunu inkar etmek haşa insanın küfre düşmesidir. Ve yine bu Kur’ân’dan bakın bunlar. Ben bu konuda kendi sözümü söylemiyorum. Ne bir suresi âyet 38, 39, 40. Böyle söylüyorum ki sohbetleri böyle irdelercesine veya sohbetleri böyle bir eksik kusur bulmak için uğraşanlar var. Böyle kendilerini de açığa veriyorlar, yazıyorlar sonra. Burada böyle böyle demiştim bunun şey nerede, delilin nerede diye. O yüzden delillendirerekten söylüyorum. Allâh onlardan da razı olsun. Ben onlara kızmıyorum. Beni daha da iyi diziklin ediyorlar. Ben dersime iyi çalışıyorum. ben onlardan rahatsızlığım yok. Sakın öyle bir şey de anlaşılmasın.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mesnevî 1668. Beyit: Velîlerin Kerametleri, Yaydan Çıkan Oku Geri

Velîlerin kerameti inkar edenler ne yapar?

Veyillerin üzerindeki aslında kerameti inkar ediyorlar. Bakın veyillerin üzerindeki kerameti inkar ediyorlar. diyorlar ki, keramet hak olsa dahi, ya bu zamanda öyle veli mi var, bu zamanda öyle şeyh mi var, bu zamanda öyle mürşid mi var, siz bunları mürşid mi diyorsunuz? Daha da ileri sözler var da ben şimdi onları söylemeyeyim. Tabii bunlar normalde bile ama evliya meykubelerinde geçer. Kuşehri’de olsun, Havaruf-u Mârif’te olsun, ve Abdülkadir Geylân Hazretlerinin sohbetlerinin sonundaki kerametleriyle alakalı konulan yazılar olsun. Bunların hepsini de böyle üst üste koyup, veyahut da bir kısım böyle sufilerin ileri geri şatahatvari konuşmalarını da örnek alarak da buna böyle aykırı bir cephe oluşmuş vaziyette. Bunu böyle son 300 yıl, 400 yıl, 500 yıl olarak nitelendirmemiz biraz böyle zamanı daraltıyor. Ben son 1000 yıl diyorum buna.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mesnevî 1668. Beyit: Velîlerin Kerametleri, Yaydan Çıkan Oku Geri

Velîlerin kerameti inkar edenlerin sonucu nedir?

Vehirliği inkar eden kimseye tehditli iman, tehditli nikah gerekli. Hala da diyorsa vehirlilik yok, o kesin kafir oluyor. Kesin. Bir kimse şunu diyebilir. Ben X kimsenin vehirliği olduğuna inanmıyorum. Allâh yoluna çık etsin. Sen inanmayabilirsin. Bunda bir sıkıntı yok. Ama veliliğe inanmıyorum diyorsa o kimse kesin kafir oluyor.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mesnevî 1668. Beyit: Velîlerin Kerametleri, Yaydan Çıkan Oku Geri

Velîlerin kerameti nedir?

Veyillerin üzerindeki aslında kerameti inkar ediyorlar. Bakın veyillerin üzerindeki kerameti inkar ediyorlar. diyorlar ki, keramet hak olsa dahi, ya bu zamanda öyle veli mi var, bu zamanda öyle şeyh mi var, bu zamanda öyle mürşid mi var, siz bunları mürşid mi diyorsunuz? Daha da ileri sözler var da ben şimdi onları söylemeyeyim. Tabii bunlar normalde bile ama evliya meykubelerinde geçer. Kuşehri’de olsun, Havaruf-u Mârif’te olsun, ve Abdülkadir Geylân Hazretlerinin sohbetlerinin sonundaki kerametleriyle alakalı konulan yazılar olsun. Bunların hepsini de böyle üst üste koyup, veyahut da bir kısım böyle sufilerin ileri geri şatahatvari konuşmalarını da örnek alarak da buna böyle aykırı bir cephe oluşmuş vaziyette. Bunu böyle son 300 yıl, 400 yıl, 500 yıl olarak nitelendirmemiz biraz böyle zamanı daraltıyor. Ben son 1000 yıl diyorum buna.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Mesnevî 1668. Beyit: Velîlerin Kerametleri, Yaydan Çıkan Oku Geri

Mürşid-i Kamilin dergahında ne gibi durumlar vardır?

O öyle bir kötü bir zamandayız ki biz ahir zamanın artık en kötü bir dönemindeyiz. bunu böyle dervişler şimdi o belli bir dairede yaşadıklarında bunun vahşetinin farkına varamayabilirler. şu anda bir kimse iyi bir dervişse bir dergahda bir mürşidi Kamil’in bir velinin dergahındaysa o kimsede levamede de değildir o. O mülhümeye geçmiştir. Mülhümeye geçmiştir.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Tasavvuf Sohbeti (05.10.2023)

Veliler ve Evliyâ nedir?

Veliler ve Evliyâ, Allah’ın her şeyi yaratmış, yaratmış olduğu her şeyi kaderlemiş ve kaderlediği her şeyi meydana getirmiş olduğuna inanmaktır.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Lâiklik

Velîlere düşmanlık yapanlar ne gibi sonuçlar doğurur?

Velilere düşmanlık yapanlar îmânsız giderler. Velilere düşmanlık yapanlar bu dünyada âhiretlik hiçbir şey almadan yürüüp giderler. Senin üstadın olsun olmasın bütün velilere saygı duy. Düşmanlık yapma. Tüm velilere, Adem’den bugüne kadar gelmiş olan bütün velilere. Biz Adem’in aleyhisselâm’ın peygamberliğine îmân ettik, onun ümmetinin olduğuna îmân ettik. Adem’den sonra Şit’ten sonra Nuh’a, bütün peygamberlere biz îmân ettik. O peygamberlerin zamanlarında da Allah dostları velileri vardı. Hiç eksilmedi. Onlar bugüne kadar devam etti geldi o velîler silsilesi. Bütün peygamberlerle beraber velîler silsilesi devam etti geldi. Kıyamete kadar devam edip gidecek. Sen çatlasan da, patlasan da, istesen de, istemesen de, sevsen de, sevmesen de, düşmanlık da yapsan o velîlik silsilesi devam edecek.

Kaynak: Mesnevî Sohbeti — Mü’min Aynası ve Feraset Nûru

Metin, Veli Kerameti ve Ebdâller konusunu tartışmakta mıdır?

Metin, Veli Kerameti ve Ebdâller konusunu tartışmaktadır. Bu konu, Allah’ın salih takvâ sahibi velî kullarında zuhur eden olağanüstü hal olan kerâmetin hak olduğuna inanmayı ve bu kerâmetin hem Kur’ân-ı Kerîm’de hem de Sünnet-i Resûlullah’da geçtiğini açıklamaktadır. Ayrıca, velilerin kerâmetleri hem kitapla hem sünnetle hem imâmların iştahatleriyle sabittir. Kerâmeti inkar eden İslâm dünyasının içerisinde mutezileler bir tek kerâmeti inkar ederler.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Kerâmet nedir?

Kerâmet, Allah’ın salih takvâ sahibi velî kullarında zuhur eden olağanüstü hal diye tanımlanmış. Bu terim, Allah’ın velilerinde bu tür olağanüstü olayların meydana gelmesini ifade eder. Kerâmet, tabiat kanunları ile açıklanamayan olağanüstü ve sıra dışı bir olaydır. Mahiyet itibariyle Peygamberlerin mucizelerinden farklı değildir. Aralarında fark meydana geliş şekli olarak aralarında fark vardır. Çünkü mu’cize Peygamberlerden kerâmet tam olarak ona bağlı olan velilerden zuhur eder.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Velilerin kerâmetleri nerede geçer?

Velilerin kerâmetleri hem Kitabullah’ımız Kur’ân-ı Kerîm’de geçer hem de Sünnet-i Resûlullah’da, sünnetlerde, hadislerde geçer. O yüzden velilerin kerâmetleri de hem kitapla hem sünmezle hem imâmların iştahatleriyle sabittir. Kerâmeti inkar eden İslâm dünyasının içerisinde mutezileler bir tek kerâmeti inkar ederler.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Velilerin kerâmetleri neden hak olarak kabul edilir?

Velilerin kerâmetleri, hem Kitabullah’ımız Kur’ân-ı Kerîm’de geçer hem de Sünnet-i Resûlullah’da, sünnetlerde, hadislerde geçer. O yüzden velilerin kerâmetleri de hem kitapla hem sünnetle hem imâmların iştahatleriyle sabittir. Kerâmeti inkar eden İslâm dünyasının içerisinde mutezileler bir tek kerâmeti inkar ederler. Ayrıca, velilerin kerâmetleri, Allah’ın salih takvâ sahibi velî kullarında zuhur eden olağanüstü hal olarak tanımlanmış ve bu kerâmetlerin hak olduğuna îmân edilmesi gerekir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Velilerin kerâmetlerini göstermek doğru mudur?

Velilerin kerâmetlerini göstermek doğru değildir. Bir başkası o zatla alakalı bir keramete şahit olur, o zatla alakalı bir olağanüstü böyle bir hale şahit olur, o zaman o kimsenin söylemesi hak olur. Ben şöyle bir hal geldi başıma, böyle bir hal geldiğinde şöyle bir zuhurat oldu, bu zuhurattan dolayı ben onun velî olduğuna inanıyorum demek o kimsenin hakkıdır. Ama velî bir kimsenin ben veliyim deyip de ortalıklara çıkması ve hatta kendisine manevi olarak görev verilmiş olsa dahi ben böyle bir şeyhim, ben böyle bir üstadım deyip orta yere çıkması doğru değildir. İlk sufilerin yolu değildir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Velilik yolu kapandı diyen bir kimsenin tecdidi ne demektir?

Tecdidi îmân, tecdidi nikah gerekli. Çünkü velilik âyetle sâbit. Ayetle sabit olduğu için âyetle sâbit olan bir yolu kapandı demek, âyetle sâbit olan bir şeyin tecelliyatı yok hükmünde görmek doğru bir nokta değil, insanı küfre götürür.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Velilerin kerameti ve ebdâllerinin varlığına dair bir hadîs-i şerif var mı?

Ahmed bin Hanbel Hâkim’e baktığımız gibi, görmesi mümkün değildir. Şimdi Ahmed bin Hanbel hazretlerinin naklediği bir hadîs-i şerîf. Bu ümmette ebdâllar 30 tanedir. Kalpleri Halîl-i Rahmân, Hazret-i İbrâhim aleyhisselâm’ın kalbi üzeredir. Bunlardan biri ölünce Allah onun yerine bir başkasını koyar, hadîs-i şerifini nakleder.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Velilerin kerameti ve ebdâllerinin varlığına dair bir başka hadîs-i şerif var mı?

Ubâde’den naklediliyor. Başka bir hadîs-i şerifte rivayet şöyledir. Ümmetimde ebdâllar 30 tanedir. Arz onlar sebebiyle ayaktadır. Onlar sebebiyle yağmuramazlarsınız. Onlar sebebiyle yardımamazlarsınız. Demek ki dünya üzerinde o velîler yüzüsü ürmetine dünya ayakta durur. O velîler yüzüsü ürmetine yağmur yağar. O velîler yüzüsü ürmetine ümmet-i Muhammed yardıma mazhar olur.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Veli Kerameti ve Ebdâller nedir?

Ümmet-i Muhammed’i korumak, Ümmet-i Muhammed’i muhafaza etmek, Ümmet-i Muhammed’i uyarmak noktasında bunu söylüyorum. Ben nicelerini gördüm ki Allah dostlarına, velilerine laf söyleyenler ben şahidim. Başında kelime-i şehadeti ona tebliğ etmeme rağmen kelime-i şehadet okuyamadan göçüp gidenleri gördüm. Nice velilere laf söyleyenleri gördüm. Bunlar namazlarını kılarlar, oruçlarını tutarlardı. Velilere laf söylediler, velilerin gönüllerini incettiler, velilerle helallaşmadılar ve ne yazık ki ömürlerinin sonlarına doğru namazı terk ettiler, orucu terk ettiler, zikri terk ettiler. Ne yazık ki perperişan bir şekilde ölüp gittiler. Ben nice kimseler tanıyorum, nice kimseler tanıyorum. Şeyh efendinin zamanından da tanıyorum. Şeyhimize laf söyleyenler, şeyhimizin arkasından atıp tutanlar, şeyhimizin veliline leke getirecek sözler söyleyenler. Ne yazık ki dergahı bıraktılar, tekkeyi bıraktılar, zikruluğu bıraktılar, perperişan oldular. Hatta şeyhimizin sağlığında ona yeterli derecede gerekli noktada intisâb etmeyen, onun bu noktada yolunu devam ettiremeyenler, öldükten sonra ne yazık ki bir şeyhe dahi intisâb edemediler, bir şeyhe gidip ders alamadılar. Ne rüyalarında gördüler herhangi bir şey efendiyi, ne de bir velî zatı gördüler rüyalarında gidip ders alsınlar. O yüzden kıymetli dostlar, bir kimsenin velî olduğuna inanmayabilirsiniz. Bir kimsenin veliliği ile alakalı şüphe de olabilirsiniz. Otur kardeşim oturduğun yere, savaş açmak sana mı düştü? Bu ne cahillik. Otur oturduğun yere, Allah kimi kime dost etmiştir, kimi kendine dost etmiştir, kimi kimine yoldaş etmiştir. Senin elinde bir delil mi var? Eğer Kur’ân ve Sünnet tarihinde bir eksikliği noksanlığın varsa, Allah’a verecek hesabını ve sen ona nasîhat etmekle mükellef görüyorsan kendini, git ona nasîhat et. Git ona şurada harama düşüyorsunuz, burada yanlış yapıyorsunuz, burada eksik yapıyorsunuz. Bu yaptığınız bu hadise Kur’ân’a aykırı, bu hadise Sünnet-i Seniye aykırı, bu hadise imâmların iştahadına aykırı de, ona nasîhat et. Bilmediğin şeye düşmansın, cehalet almış sarmış seni, şeytanın kulu olmuşsun, şeytanın peşinden gidiyorsun. Şeytân sana velilere savaş açtırıyor, şeytân sana Müslümanlara savaş açtırıyor, şeytân sana müminlere savaş açtırıyor, şeytân sana namaz kılanlara savaş açtırıyor. Sen şeytanın hile ve destesine uyup, Allah’ı zikredenlere savaş açıyorsun. Sen şeytanın hile ve destesine uyuyorsun. Allah için toplanıp, Allah’ı zikreden, Allah için toplanıp Allah’ı seven, Allah için toplanıp birbirini seven topluluğa karşı düşman oluyorsun. Sen farkında değilsin, Allah’ın lanetlediklerinin yerine geçiyorsun. Allah seni lanetleyecek, melekler seni lanetleyecek, velîler seni ne yazık ki dualarını almayacaklar, kendi halakalarını almayacaklar, ne yazık ki peygamberler seni kendi halakalarını almayacaklar. Sen kendince, kendi zannınca şeytana heva ve hevesin peşine takılıp doğru yaptığını zannediyorsun. Ahmaklık yapıyorsun, cahillik yapıyorsun. Sana mı düştü velilere savaş açmak? Sana mı düştü Allah’ı zikredenlere savaş açmak? Sana mı düştü namaz kılanlara savaş açmak? Sana mı düştü Kur’ân’a îmân edenlere savaş açmak? Sana mı düştü hadîsi şerifleri, sünneti seni kendisine ölçü bilenlere savaş açmak? Bu ahmaklık nereye kadar? Ahmaksınız. Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerine savaş açanlar, sünneti seniyeye savaş açanlar, sizler kocaman birer ahmaksınız. Sizler kocaman birer şeytân yolcusu, şeytân dostusunuz. Allah’ın velilerine savaş açanlar, sizler birer şeytân dostusunuz. Sizler birer kocaman ahmaksınız ne yazık ki. Ve bu ahmaklığınızla göçüp gideceksiniz bu dünyadan. Gelin yol yakınken tövbe edin. Gelin yol yakınken hangi veliyle savaştıysanız gidin ona helâllaşın. Bunu sizin adınıza söylüyorum. Hadi şimdi şeyhim, üstadım Nevşehirli Abdullah Gürbüz Efendi’ye savaş açanlar, hadi gidin helâllaşın bakalım. Helallaşabilir misiniz? Helallaşamazsınız. Bakın Bayındır’da, İzmir Bayındır’da ona savaş açanlar vardı. İzmir Tire’de ona savaş açanlar vardı. İzmir Ödemiş’te ona savaş açanlar vardı. Nevşehir’de ona savaş açanlar vardı. Sivas’ta, Kayseri’de, Antalya’da, Bursa’da, İstanbul’da, nice yerlerde ona savaş açanlar vardı. Hadi gidin helâllaşın şimdi helallaşabilir misiniz? Helallaşamazsınız. ne yapacaksınız? Perperişan oluyorsunuz. Her şeyinizde perişan oluyorsunuz. Aile hayatınızda düzen yok, kendi hayatınızda düzen yok, kalbinizde düzen yok, bakışınızda düzen yok, yürüyüşünüzde düzen yok. Sıkıntılar birbirinin ardına gidiyor, ahiretinizde perişan ediyorsunuz. O yüzden kıymetli dostlar, Allah’ın velilerine asla ve asla savaş açmayın. Allah’ın velilerine dilinizi uzatmayın. Allah’ın velilerine karşı kendinizi bu noktada onların karşısına koymayın. Varsa nasîhat edeceğiniz bir şey gidin onlara nasîhat edin. Eğer bir bilginiz var ise, eğer bu noktada elinizde bir deliliniz var ise, eğer yok ise otur otur dünyaya kardeşim, namazını kıl, orucunu tut, Allah’ı zikret. Norma’da dini ibâdetlerini yerine getir. Sana ne? Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, ne yazık ki bu son dönemlerde Allah’ın velilerine karşı böyle bazı ahmaklar, bazı cahiller savaş açmış durumdalar. Bir şey değil, o ahmaklar yüzünden Ümmet-i Muhammed sıkıntı çekecek. içimizdeki aptallar ve ahmaklar yüzünden bize de ceza bulaşır mı, bize de ceza gelir mi diye âyet-i kerime var ya, evet, içimizdeki ahmaklar yüzünden biz de bir belaya, bir müsibete duçar oluruz. İçimizdeki bu velî düşmanlarından dolayı biz onlara nasîhat etmez, onları susturmaz, onlarla bu noktada cihâd etmez, onlarla mücadele etmezsek, o umumi gelecek olan bela ve müsibetten biz de nasibimizi alırız. Biz de çünkü bu toprakların üzerinde yaşıyoruz. Biz de bu topraklarda yaşayarak onlarla mücadele etmezsek, biz de bu umumi azaptan, umumi felaketlerden biz de nasibimizi alırız. Şimdi Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar ediyorlar. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet isenyesini inkar edip savaş atıyorlar. Ve bunlara karşı biz susuyoruz. Bunlara karşı susup da mücadele yolunu seçmezsek, umumi gelecek olan azaptan biz de ne yazık ki nasibimizi alırız. O yüzden kıymetli Müslümanlar, kıymetli mü’minler, Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerine sahip çıkın. Onun sünnet isenyesine sahip çıkın. Hem yaşayın hem de yaşatmaya çalışın. Ve onun sünnetlerini ve hadislerini hakaret eden, inkar eden, alay edenlerle karşı da mücadele edin. Siz bir kötülüğü gördünüz de elinizde, o da mümkün değilse, dilinizde, o da mümkün değilse kalbim bu uzadayktan önlemeye çalışınız ki, bu da imanın en zayıf noktasıdır dedi. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem. O yüzden bunlar zâlim insanlar. Bunlar Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini zulm ediyorlar. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini ve sünnet isteniyesini inkar eden, onlara savaş açanlar, gerçekte Hazret-i Peygambere ve müminlere zulmedenlerdir. Ve biz bu zalimlerle mücadele etmekle yükümlüyüz. Bu zalimlerin zalimliklerine susamayız. Bu zalimlerin zalimliklerini görmemezlikten gelemeyiz. Bu zalimlerin zalimliklerine karşı biz mücadele etmekle mükellefiz ki, en büyük cihatlardan birisi budur. Biz daha nereye kadar susacağız? İnsanlar Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine laf söylüyorlar. İnsanlar Kur’ân’ın hükümlerine laf söylüyorlar. Susmayalım kıymetli mü’minler, susmayalım kıymetli Müslümanlar. Bu sosyal medya denilen bu olguda insanlar Hazret-i Peygamber’e küfrediyor. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine, hadislerine laf söylüyor. Sünneti saniyesine laf söylüyor. Bunları takip etmeyelim, bunları izlemeyelim, bunları engelleyelim. Bunları normalde, bunlarla biliyorsak âyet veya hadîs-i şerîf, imanların iştahıdır. Bunlarla bu noktada mücadele edelim, cihâd edelim. Ama önce kendimiz yaşayalım inşallah. O yüzden kıymetli dostlar aynı şey velîler ve mezheb imamları için de geçerli. İnsanlar mezheb imamlarıyla dalga geçiyorlar. İnsanlar mezheb imâmların koymuş olduğu iştahatlerle dalga geçiyorlar. İnsanlar mezheplerle dalga geçiyorlar. Onları alay alıyorlar. Dolayısıyla bizim dinimizle alay ediyorlar. Bizim dinimize alay alıyorlar. İnsanlar velililere karşı, veliliğe karşı savaş açmışlar. Veliliğe karşı savaş açanlar âyet-i kerimeye dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’e savaş açıyorlar. Velilik Kur’ân’la sabit, Kur’ân’la sabit olan bir velilik dairesine savaş açmak, Kur’ân’la savaşmak, Allah’la savaşmak. Kur’ân’la ve Allah’la savaşan insanlar zâlim insanlardır. Ve Müslümanların bu zalimliklerle mücadele etmesi, bu zalimliklerle savaşması haktır, vaciptir, büyük cihattır. Allah bizi o cihâd ehlinde olanlardan eylesin. Yine, Hilyet-ül Evliyâ’da Ebû Nuaym, Hazret-i Ömer Radıyallâhu Anh Hazretlerinin oğlu Abdullah’tan naklediyor. Her nesilde, bakın burası çok önemli, her nesilde dediği her zaman, her nesilde dediği her zaman, ümmetimin en hayırlıları 500 kişidir. Ebedallar da bunların içinden 40 kişidir. Ne 500’ler için ne de 40’lar için eksilme vardır. Bunlardan bir kimse ölünce Allah yerine 500’lerin içine birisini alır. Ve 40’lardan ölen olursa 500’lerden de ne yapar? 40’ların içerisini alır. O yüzden yanındakiler dediler ki Hazret-i Peygamber’e, Ey Allah’ın Resulü, bize onların amellerini söyle dediler. bize onların amellerini söyle. Hazret-i Peygamber’in, sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki, onlar kendilerine zulmedenlere affederler, kendilerine kötülük yapanlara iyilik yaparlar. Allah’ın kendilerine verdiği şeylerde başkalarına pek gömert davranırlar. Demek ki onların özellikleri neymiş? Kendilerine zulmedenlere affedermiş. Velî Kerâmetleri: Suretler ve Geylânî O yüzden kıymetli dostlar, eğer bir Allah’ın dostuna, bir velîye, bir mü’mine zulmetmişseniz, gidin ondan helâllık alın, gidin ondan özür dileyin. O Allah’ın dostuysa sizin özür dilemenizden ve helallığınızı kabul edip sizi affedecektir. Hakkını helâl edecektir. Eğer normalde onlara kötülük yaptığınızda merak etmeyin, onlardan bir kötülük görmeyeceksiniz. Ama eğer siz o kötülükle ölürseniz, ne yazık ki intikamını Allah alacak sizden. O yüzden bir kısım velîler kendilerine kötülük yapıldıklarında karşıya kötülük yapmazlar ama ona cevap verirler. Ona cevap vermelerinin sebebi ona rahmettir. Neden rahmettir? Cevap vermezse susarsa onun vekili Allah’tır. Allah ondan intikam alır. O velinin ona cevap vermesi o intikamı söndürür. Cenâb-ı Hak bu sefer onun üzerinden o meselede velayet eyleyir, alır. Allah’ın velisi bunu gördüğü için ona cevap verir ki o helâk olmasın. Ona cevap verir ki o perperişan olmasın. Rabbim o velilere hizmet eden kullarından eylesin bizi. Yine Tirmizî naklediyor. Arz Allah’a nübvetin kesilmesinden şikayette bulundu. Allah-u Teala senin sırtına kırk tane siddik koyacağım. Onlardan biri ölünce yerine bir başkasını bedel kılacağım. Bu sebeple onlara bedel dendi. Ve Allah onların ahlaklarını tebdil etti. ahlaklarını güzelleştirdi, ahlaklarını değiştirdi. Onlar arzın direkleridir, onlar sebebiyle arz ayaktadır, onlar sebebiyle yağmur yağar buyurdu. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem. Yine Tirmizî Ebû’d-Derdâ’dan naklediyor. Onlar insanları ne çok namaz kılaraktan, ne çok oruç tutarak, ne de çok tespih çekerek geçmiş değillerdir. Fakat onları öne geçiren husus, güzel ahlâk, vera ve takvada sızık, halis niyet, iç temizliği gibi ahlâkî distrullardır. Allah’ın velileri ahlâkî distrulları önde olan kimselerdir. Allah’a ve âhiret gününe îmân eden bir kavmin kendi babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa, Allah ve Peygamberine muhalefet eden kimselere sevgi beslediğini göremezsin. onların kalbine Allah’a îmân yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları altından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Bunlar orada ebedi yan kalacaktardır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır. onlar Allah’ın hizbidir. Dikkat edin!

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Veli kerameti nedir?

Allah’a ve âhiret gününe îmân eden bir kavmin kendi babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa, Allah ve Peygamberine muhalefet eden kimselere sevgi beslediğini göremezsin. onların kalbine Allah’a îmân yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları altından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Bunlar orada ebedi yan kalacaktardır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır. onlar Allah’ın hizbidir. Dikkat edin!

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Allah’ın hizbi kimlerdir?

Dikkat edin! Allah’ın hizbi, felaha erenlerin kendileridir. Bunlara uyanlar hizbullahdır. Hizbullah olanlar kurtulaşa erecek olanlardır. Mücadele Suresi, Âyet 22. kıymetli dostlar, Allah’ın velileri, Allah’ın dostları hem Kur’ân ile, hem Sünnet-i Seniye ile, hem de imâmların ictihâdları ile sabittir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Velilerin kerameti nedir?

Onların üzerinden görülen böyle harikulade haller kerâmetler de haktır. Onlar da bu noktada o kerâmetler, o kerâmetler onların üzerinden zuhur eder. O yüzden onların farklı farklı kerâmetleri olabilir. Mesela onlar değişik bir cismin şekline şemaline girebilir. Onlar değişik bir şekilde görünebilir. Normalde başka suretlerde de görülebilir. O yüzden başka suretlerde de görünmesi de haktır.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Velilerin kerametlerinin örnekleri nelerdir?

Veya hatta normalde farklı suretlerden farklı kerâmetlerin olması, onların önünde arzın durulması, onların önünde mesafelerin kısalması, onların önünde yolların kısalması, herkesin 5 saat, 6 saat, 7 saatte gittiği yolu onların bir anda gitmesi, yarım saatte gitmesi, bir saatte gitmesi veya hatta değişik zamanda değişik yerlerde görülmesi, aynı anda 3-5 yerde görülmesi, aynı anda değişik yerlerde görülmesi gibi normalde bu tip kerâmetleri var mıdır? Vardır. Hatta Gunyetü’t-Tâlibîn arkasında Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin bir kerametinden bahsedilir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Velilerin kerametlerine inanmak neden önemlidir?

Hacı Ebû Bekir Baba’yı anlatırlar gelir çoruma derganı kurar derganı kurduktan sonra 5-6 ay hiç kimse ondan ders almaz hiç kimse 5-6 ay incin top atıyor derler ya onun gibi sonra çorumda büyük bir yangın çıkar 3 gün 4 gün 5 gün yangını söndüremezler evler yanıyordur cayır cayır ve mübarek bir bardak suyu alır bir yudum alır diye çorumun üzerine üfle verir bütün yangın durur onu o zaman bütün herkes koşturur aman burada bir velî var burada bir evliyâ var deyip ondan ders alırlar ve o yüzden velilerin kerametlerine haktır buna inanırız buna îmân ederiz Allah bizi bunlardan eylesin inşallah o yüzden normalde velilerin

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Veli Kerameti ve Ebdâller konusunu açıklayan metin hangisidir?

Allah bizleri Kur’ân ve sünnete sımsık yapışıp Kur’ân ve sünnete îmân edip inanıp o yolda koşturanlardan eylesin inşallah bugünkü sohbet biraz uzun oldu hakkınızı helâl edin ama konu biraz ehemmiyetliydi önemliydi o yüzden uzattık o yüzden ve bu konularınızı tekrar tekrar helâl ediniz şimdi de inşallah İlk Sorular: Rüyâ, Altın He

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Velilik ve sevgi arasında bir şirk olur mu?

Selâmün aleyküm adım Özgür Mustafa Özbah Hocamıza sorum olacaktı zamanında Çanakkale dokumuştum ve bir kız ile tanıştım evlenmek istedim bana Mevlânâ ol gel demişti ve sizin yolunuza beni yönetti ve ben de kendimi size adadım sevdiğim kızı Allah aşkı için sevdim helavum olarak sizin nikahı sizin nikahınızı nikahlamanızı temennettim ama sevdiğim insan sizden beni göremedi kul aşkı Allah aşkının önüne geçti sizden ne türüne beni gördü haşa Allah aşkı yerine sizin aşkınıza ibâdet etti sizce yanlış değil midir siz hocasınız vesilesiniz bu sevgi şirke girmez mi kardeşim insanlar üstadlarını Allah için severler Allah için üstadlarına tabi olurlar o yüzden normalde sen öyle görmüşsün öyle diyeyim hiçbir kardeşimiz bizi Allah’tan fazla sevmez bizi Allah yerine de koymaz bizim yolumuzun ölçüsüdür biz üstadımızı Allah rızası için Allah için severiz asla Allah ve Resulü’nden üstün görmeyiz Allah ve Resulü’nden de fazla sevmeyiz yolumuzun ölçüsüdür

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Belkıs Aleyhisselâm’la alakalı kıssa neden bir keramettir?

Belkıs Aleyhisselâm’la alakalı ayeti kerime-i nemin suresinde geçen Belkıs Aleyhisselâm’la alakalı Süleymân Aleyhisselâm’la alakalı ayeti kerimeyi söylemiş Instagram’dan aldım numaranız ve sorular için niye yazıyordu. Evet Bu Normande kerametle alakalı Kur’ân-ı Kerîm’de bir kıssadır Süleymân Aleyhisselâm’la alakalı Belkıs’ın arasındaki kıssa o zaman için Süleymân Aleyhisselâm’ın etrafındaki dostlarından birisi diyor ya Ben onu Normande tahtıyla beraber getiririm diye ve Süleymân Aleyhisselâm da onu müsaade ediyor. Belkıs’ı da tahtıyla onu getiriyor bu mümkün müdür?

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Veli Kerameti ve Ebdâller nedir?

Tecavüz edilmemiş hükmündedir imâm azama göre bunların tedavi edilmesi gerekir bu tecavüz edenlerin normalde cezalandırılması gerekir bu tip taciz edilenlerin tecavüz edilenlerin rehabilite edilmesi lazım tedavi edilmesi lazım bu noktada bir suça maruz kaldıysa bir kimse suçluların cezalandırılması gerekir ki bu kimselerin bu noktada psikolojileri düzelsin.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Veli kerameti ve ebdâllerin toplumda nasıl uygulandığı eleştirilmektedir?

Metinde veli kerameti ve ebdâllerin toplumda bazı durumlarda cahil ve yanlış yorumlarla uygulandığı eleştirilmektedir. Bu eleştiriler, toplumda adaletin sağlanamadığı, hukukun bozulduğu ve yanlış yorumların toplumun düzenini bozduğu yönündedir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Velilerin doğal afet ve hastalıkları korona üzerinde bir tasarruf olabilir mi?

Tesirleri olabilir mi? Normalde bu manada direk bir şeyin üzerinde tasarruf, ahir zamanla alakalı insan velilerin üzerinden kaldırıldığına dair bir hüküm var. Ama muhakkak ki duaları etki eder.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Bir mürşidi kâminin elini tutmamış ama toplumda iyi bir örnek olabilmiş kişileri gördükçe nasıl bir velî ile buluşma nimetinden mahrum bırakıldıklarını anlayamıyorum?

Bazen bir mürşidi kâminin elini tutmamış ama toplumda iyi bir örnek olabilmiş kişileri gördükçe nasıl bir velî ile buluşma nimetinden mahrum bırakıldıklarını anlayamıyorum.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Normalde toplumda iyi insanlar olabilir onlar da bir mürşide bir veliye bağlanacak diye bir kâide yok mu?

Allah’ın selamın bereketi üzerine olsun. Ömrümüz hayırlı, ilminiz bereketli olsun. Rabbim nur âlâ nur eylesin inşallah. Cümlemize inşallah. Bütün ümmet-i Muhammed’e inşallah.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Nefis meratiplerini bitiren zatlara kutub denilebilir mi?

Öyle denmez. Çünkü kutub denilince o kimsenin gedilerden olması gerekir. Normalde nefis meratiplerini bitiren kimseler velî olabilir. Kutub denmesi için üçler, beşler, yediler diyoruz ya, o üçler, beşler, yediler onlar kutuptur. Diğerleri normalde velî hükmündedir. Doğrusunu Allah bilir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Sohbette bahsettiğiniz üçyüzler veya beşyüzler olan zatların belli nefis meratipleri var mıdır? Var ise bu zatlar hangi grup nefis meratiplerindendir?

Normalde üçyüzler ayrıdır, beşyüzler ayrıdır. Ama beş yüzlerin hepsi de evliyâ sınıfındandır. Bunları artırmak mümkün. Tabii normalde beş yüz derken bu beş binde olabilir. Bu üç yüz derken bunlar üç binde olabilir. O yüzden bu rakamlar sizi yanıtmasın. Bir daha soru sorarsam iki olsun, iki olsun inşallah. Kahretmene gerek yok kardeş. Daha önce yazmış bizim sorumuz arada kaynadı diye. Ne yapalım yapacak bir şey yok. Gücümüzün yettiğince sorumluyuz. Kahretmenize, intisar etmenize gerek yok canım kardeşlerim ya. Allah için buradayız ya. Bir daha soru sorarsam iki olsun demiş. Sormuşsun bak iki olmuş.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Aynı anda başka yerlerde görülmek yalnızca velilere has bir özellik midir?

Bu insan olarak velilere has bir özelliktir. Bu cinni tayfesinde de görülür, bu melek tayfesinde de görülür. Bunlar ayrı şeylerdir. Ama insan olarak sadece velilere has bir şeydir. Peygamberlere has bir şeydir bu. O yüzden melekler aynı anda birkaç yerde görülebilir mi? Evet. Cinni tayfesi de görülebilir mi? Evet. Cinni tayfesi farklı suretlerde görülebilir mi? Evet. Şeytanda farklı suretlerde görülebilir mi? Evet. Ama velîler de farklı suretlerde görünebilirler mi? Evet. Bu da doğru bakın.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Dıhye kimdir?

Dıhye Peygamber’in ashabından bir kimsedir. Cebrâil aleyhisselâm Hazret-i Peygamber’e sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden, topluluğun içerisinde meşhurdur. Bu Cibril hadîsi denir. Îmân nedir, İslâm nedir, ihsan nedir diye üç tane ayrı ayrı soru sorar. Ondan sonra kıyamet ne zaman kopacaklar kısa kısa anlatıyorum. Sonra kalkar gider. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ashabına sorar bu soruyu soran kimdi, bildiniz mi der. Onlar da Dıhye’dir ya Resûlallâh dediler. O da dedi ki Dıhye değil de o Cebrâil kardeşim de size dininizi öğretmeye geldi dedi.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Veli Kerameti ve Ebdâller konusunda ne anlatılmaktadır?

Arkadaşlar bizi de beraber hareket eden, yol giden kardeşler, sigara harâm. Birinci derecede sigarayı bırakacaksınız. İkincisi eşlerinize böyle fazla eleştirel bakmayın. adamın akılsızı evde hatunla, normalde köyde de muhtarla dövüşürmüş. Adamın akılsızı olma, hanımıma evde kavga etme. Erkekler şunu iyice öğrenin. Ne kadar kavga ederseniz edin. Evde eşlerinize en son haksız sikçek olan sizsiniz.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Eşlerin birbirine karşı nasıl davranmaları gerekir?

İkincisi eşlerinize böyle fazla eleştirel bakmayın. adamın akılsızı evde hatunla, normalde köyde de muhtarla dövüşürmüş. Adamın akılsızı olma, hanımıma evde kavga etme. Erkekler şunu iyice öğrenin. Ne kadar kavga ederseniz edin. Evde eşlerinize en son haksız sikçek olan sizsiniz. En iyisi kavga etmeyin. Yemeğinde onda bunda, normalde kusur görmeyin. Ucundan kenarından orasından murasından yemek yapın. Hanımı yemeğin ne kadar güzelmiş, harikaymış deyin. Ayakta halkınç deyin. Size yemek yapıyor yapmasanız ne yapacaksınız ya? Yapmayın canım kardeşlerim ya. Eşlerinizi üzmeyin.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Veli Kerameti ve Ebdâller

Herkes sıradan Şeyh Efendi’den ders alıyor mu?

Dönüyor ya tekrar. Döndüğünde ben ders vermiyorum tabi. Ben gidene diyorum bir sefer gittim adam. Ders vermem kardeşim. Tabi geliyor. Herkes sıradan Şeyh Efendi’den ders alıyor. Allah rahmet eylesin. O gelirdi. Ben o gelince kadar herkesi bekletirdim. Ders vermezdim genelde. Şeyh Efendi Hazretleri gelince 30 kişi, 40 kişi, 50 kişi herkes süreye girer. Sıradan herkes biatlaşır ders alırdı. Neyse onlar tabi o dersini bırakıp gidenler. Ben vermiyorum ya tekrar biatlaşacaklar. Sıraya girerler, biatlaşırlardı. Uyanıklık yapacaklar. Bazen öyle olurdu ki o dersi alır gelirdi. Bir şey söylerdi bana. nasıl dersi aldım? bana kenayisine söylüyor. Aldım senin dersini şimdi gene aldım derdi. Dersini. O gelir 6 sefer gelir 7 sefer gider. O gelip gitmeyi kendine şey edinmiştir. Şigar edinir. Kaypak. Yol tutmaz o. Çivi tutmaz mıh tutmaz. Gevşek tahta çivi tutar mı? Tutmaz. Sen istediğin kadar sağlam çivi çakacağım diye uğraş. Gevşek tahta gevşek. Çivi tutmaz. O yüzden nerede kullanırlar orada burada kullanırlar. Sağlam yerde kullanmazlar. Öyle insanın cibilliyeti gevşekse cinsi gevşekse çivi tutmuyor. Geliyor gidiyor. Geliyor gidiyor. Allah muhafaza eylesin. Kimi söz dinlemez. Söz verir sözünü yerine getirmez. Ee kardeşim sen söz vermedin mi bunu böyle yapacaksın diye. Neden yapmadın? Aa yapmadı. Dinlemiyor seni. Ne işi var? Allah yoluna çıkasın. Hadi git bak işine. O yüzden normalde sağlam, hassas, tetiz davranarak bir şeyhe bir üstadaydı intisâb edin. Ondan sonra geri dönmeyin. Sapa sağlam durun. Nefsine zor gelecek söyledi. Tabii zor gelecek. Kimin nefsine kolay geliyor? Senin nefsine kolay mı gelir? Sen düp düzgün çalışan dükkanı bir dakikada sat. Kimin nefsine kolay gelir o? Veya hatta bir yerden bir yere göç. Kimin nefsine kolay gelir? Hiç kimsenin nefsine kolay gelmez. Sen çok biliyorsun ya buradan gideceğim diyorsun. O diyor ki buradan gideceksin. Ya ben buradan gidilecek biliyordum. Canım kardeşim oradan git dedi sana. Nefsine tabi ters gelecek. O yüzden sağlam hassas bir şekilde tart, ölç, biç gerçekten tereddüt et. Şüphe et. Bakın bu tereddüt bu şüphe seni hakikate götürür. Seni ilmin merkesine götürür. Bu şüphe doğru şüphedür. Bu tereddüt doğru tereddüttür. Şüphe et, incelâ araştır. Dosdoğru bir şekilde bir mürşid-i kâmilden dersini al ve orada kal. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir de gassalın önüne meyyit ölü gibi ol diyeceksin ya o zaman ölü gibi ol. O zaten öyle bir mürşid-i kâmilse sana Kur’ân ve Sünnet’in dışında bir şey söylemeyecek ki seni eğitecek çünkü. Seni olgunlaştıracak. Seni kemalerdirecek. Senin içkine karışmayacak, senin kumarına karışmayacak, senin gece hayatına karışmayacak. Onları da helâl görecek öyle mi? O da mürşid-i kâmil olacak öyle mi? Allah muhafaza eylesin. O yüzden Cenâb-ı Hak cümlemizi doğru bir mürîd eylesin. Çünkü mürîd iradesi olan isteyen manasındadır. Bakın mürîd nedir? İradesiyle isteyen, ne istediğini bilen kimsedir. Allah cümlemizi gerçek müridlerden eylesin inşallah. O yüzden mürîd kendi iradesiyle bir tasavvuf hayatını seçen, bir tasavvuf yolunu seçen. Bu noktada kişiliğini, hal ve hareketlerini, ahlakını o tasavvuf yolunun Adaf ve Erkân’ına, ahlakına uyacak olan kimse demektir. O yüzden gerçek sûfîlik bu manada. Gerçek sûfîlik özgürlüktür, hürriyettir. Bakın gerçek sûfîlik. Sebebi, sen artık heva hevesinden gelen, sen artık şeytanın destelerinden gelen her şeyi attın. o zaman özgürlüğe sen yol açtın. O yüzden Allah’a kul olan, bir tek kapı olan, Allah’a kulluğu seçen gerçek müridler. O yüzden başka kulluklardan ele çek çeken. paradan, mevkiden, ondan sonra insanlara bağlanmaktan, şöhretten, gösterişten ele çek çeken. Bunların hepsi de aslında bunlara da kulluk yaparlar. Bir kimse paraya, mevkiye, şahana, şöhrete, gösterişe kulluk yapar. Allah muhafaza eylesin. Bakın bu tip insanlar sufiliğe dönerlerse o zaman hürriyeti bulurlar. O zaman Allah’a gerçek kulluğu bulurlar. O zaman hürriyeti tadarlar. Çok özür dilerim. Hakkınızı helâl edin inşallah. O yüzden kıymetli dostlar, mürşidler birer vesiledir, birer araştır. Mürşidler yolcuya yol gösteren bir kimsedir. Karanlıkta kalmış kimselere yıldız gibi yol gösteren, onların yollarını aydınlatan kimselerdir. Yoksa mürşid-i kâmiller bu noktada farklı bir dairede değillerdir. Öyle görmek lazım, öyle bilmek lazım. O noktada, o dairede durmak lazım. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Kaynakça ve Referanslar Gül Yabanî ve Şeyhsiz Tasavvuf: Karabaş-ı Velî Hazretleri’nin Varidâtındaki “Şu halde yürü, şeyhin emrinin gölgesi altına git” nasihati; “Ey ahmak! Eğer başında mürşidin gölgesi olmazsa gül yabanî sesleri seni şaşırtır” temsili; iştirâk-i ubudî ve tabî’iyyet mes’elesi — Ebû Nazîr-i Serrâc, el-Lüma; şeyhsiz seyr-i sulûk imkânsızlığı — Sühreverdî, Avârifu’l-Maârif, Kitâbu’l-Şeyh; İmâm-ı Gazzâlî, İhyâu Ülûmi’d-Dîn, Kitâbu Âdâbi’s-Sohbe; Karabaşî-Halvetî-Şabânî silsilesinin ders alma âdâbı Peygambersiz Din ve Aşısız Sûfî: Hadîs inkârına karşı sünnetin hücciyyeti — Haşr 59/7 (“Peygamber size ne verdiyse alın”); Nahl 16/44 (“Sana da zâhir olanı indirdik ki insanlara açıklayasın”); Nisâ 4/80 (“Kim Resûle itâat ederse Allah’a itâat etmiş olur”); aşısız zeytin-delice zeytin temsili Bayındır-Bursa zeytinciliği; mürşidsiz dâvayı şeyhlikle yürütmenin tehlîkesi — İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât I. cilt; mo’cize ve kerâmet farklaşması — İbn Âtâ’ullâh, Hikem Sahte Doktor Misâli ve Velî Mertebeleri: Ehliyetsiz tedavi temsili — İmâm-ı Gazzâlî’nin İhyâsındaki kâmil-nâkıs ayrımı; peygamberlerin alt-üst mertebeleri — Bakara 2/253 (“O peygamberlerden bir kısmını diğerlerine üstün kıldık”); İsrâ 17/55; Hazret-i Muhammed Mustafâ sallallâhu aleyhi ve sellem’in “İnsânlara Peygamber olarak gönderildim. Sonda geldim, ahiri sonuncusuyum” hadîsi — Buhârî, Enâbiyâ 50; “Âdem henuz su ve çamur arasındayken ben peygamber idim” rıvâyeti — Tirmizî, Menâkıb 1; velî mertebelerinin silsilesi ve şahsiyyet vasfı — Hücvîrî, Keşu’l-Mahcûb Kâmil-Mükemmel Ayrımı ve İcâzet: “Kâmil olgunlaşmış, mükemmel olgunlaştırıcıdır” tanımı — Sühreverdî, Avârifu’l-Maârif, Bâbu’l-Murkşid; İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât I/260 (kâmil-mükemmel farklanması); icazet/hılafet âdâbı — Abdülkadir-i Geylânî, el-Günye li Tâlibi Tarîki’l-Hak; hilâfet vermeden önce “Peygamber’i rüyâda gordun mü, senden böyle hayr-ı duâ aldın mı” örüklenme sorağı (Niğdeli Baba sohbetinden aktarım); lîyâkatsiz şeyhlik yasağı — İmâm-ı Gazzâlî, İhyâ, Kitâbu’l-Helâl ve’l-Harâm; başkasının nefs-oyunu tanınmadıkça teferru’-i nâfız olmaması Sahte Tavır, Rüyâ-İstihâre ve Seçim: “Üç-beş kişinin seçmesiyle üstâd olunmaz” ilkesi (sünnet-i seniyyeye aykırılık) — Buhârî, Ahkâm 43; İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr, Kitâbu’l-İmâme; istihâre hadîsi — Buhârî, Teheccud 25, Da’avât 48; rüyânın peyğamberlikten bir cüz olduğu — Buhârî, Ta’bîr 2; şeyhliğe seçilme değil “alınma” — Şâh-ı Nakşibend’in risâleleri; sesine derinlik katma/kılık değiştirme tehlîkesi — Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf I. cilt (“Nefsin sağ elinde tespih ve Kur’ân vardır, yeninde kılıç saklıdır”); ezber-kitâpçılığın ve menkıbe kekemelenmesinin iflası Şerî’at Sağlamlığı ve Yaşanan Tasavvuf: Şeyhin Kur’ân ve Sünnet’e, imâmların ictihâdına ve ilk sûfîlerin ictihâdına bağlı olması şartı — Küşeyrî, er-Risâle, Bâbu’Ş-Şerî’a; Ebû Nazîr Serrâc, el-Lüma’; “Tasavvuf okumak değil yaşamaktır” ilkesi — Ahmed bin Hanbel, ez-Zühd; kalbin hâlleri olmadan okumayı çoğaltının fayda vermeyişi — Cum’a 62/5 (yüklü merkep benzetmesi); imâmların ictihâdı: Hanefî, Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî; ilk sûfîlerin ictihâdı: Cuneyd-i Bağdâdî, Bâyezîd-i Bestâmî, Sehl-i Tüsterî; amel ve hâl farkı — İmâm-ı Gazzâlî, İhyâ, Kitâbu’l-İlm Semâzen Kardeşler, Helâllık ve Kibir: “Semâzenlik de ibâdet mîsali dâiredir” — Ahmed Eflâkî, Menâkıbu’l-Ârifîn; kadınların ibâdette erkeklerle eşitliği — Nahl 16/97 (“Erkek ve kadından kim mu’min olarak sâlih amel işlerse onu güzel bir hayat ile yaşatırız”); Ahzâb 33/35 (“Mü’min erkekler, mü’min kadınlar, namaz kılan erkekler, namaz kılan kadınlar Allah onlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfât hazırlamıştır”); helâlleşme âdâbı — Buhârî, Mazâlim 10 (“Kardeşinizin hakkını alıp da helâlleştirmemiş iseniz”); kibrin altıncı büyük günâh oluşu — Müslim, Îmân 147 (“Kalbinde zerre kadar kibir olan cennete giremez”) Herkese Uygun Dil ve Hakkı Haykırmak: Mürşid-i kâmilin herkesin anlayabileceği bir dille konuşması ilkesi — Buhârî, İlm 49 (“İnsânlara akıllarının sânıyacağı şekilde konuşun”); Nahl 16/125 (“Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır”); emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker vazifesi — Âl-i İmrân 3/104, 3/110; A’râf 7/164 (“Helak edilecek bir kavme neden öğüt veriyorsun”); menfâat endişesi ile hakkı gıybî etmenin yasağı — Buhârî, Rikâk 38; Mâide 5/67 (“Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et”) Allah’la Ara ve Türk Cibilliyeti: “Allah ile arınca dönâtılan işler” — Şura 42/20; zümrey-i vütü’l-emr — Nisâ 4/59; mü’minlerle dostluk ve münâfıklarla ayrışma — Mâide 5/51; Eşrâf-ı Türk cibilliyetinin tasavvuf üzerindeki yansıması (Ahmed Yesevî, Hâce Üveyssi’l-Karanî’nîn irsâli üzerinden tarihî aktarım); Anadolu irfânının İslâm’a kucak açması — Ahmet Yesevî, Dîvân-ı Hikmet; Oğuz cibilliyeti ve sözünä vâkıf olmak — Kâşgârlı Mahmûd, Dîvânu Lügâti’t-Türk; kaypak-yanar döner olmamanın şartı — Fetih 48/10 (“Allah’a bi’at edenler Allah’a bi’at etmiş olurlar”) Zikrullâh, İstikâmet ve Ma’nevî Hekîm: “La ilâhe illallâh” kelime-i tevhîdi ve zikrullâhla hemhâl olma — Ra’d 13/28 (“Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı zikrettikleri zaman huzura erer”); zikrin dilde-kalbde-uzuvda tezahürü — Şâh-ı Nakşibend’in “zikr-i hafî” âdâbı; istikâmet üzerine — Hûd 11/112 (“Şû hâlde emrolunduğun gibi dosdoğru ol”); Şûrâ 42/15; Fussilet 41/30 (“Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanlar”); “Mânevî hekim” tanımı ve velîlerin tıbb-ı ruhânî vasıfları — Nìmetüllâh-ı Velî, Risâleler; Hazret-i Ârıf İbn Âtâ’ullâh, Hikem; nefsiyle değil Allah’la oynaşta olma tabiri — Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf Sahte Şeyhlik, Dilencilik ve Nafâka: “Mürşid-i kâmilin sahtesi olmaz, şeyhin sahtesi olur” tasnîfi — İbn Âtâ’ullâh, Hikem; dilencilik yasağı — Buhârî, Zekât 50 (“İki kardeşim arasında olmayı tercih etmem, dilenciliği”); Müslim, Zekât 108 (Ebû Zer el-Gıfârî’ye “kimseden bir şey isteme” bi’atı); Nisâ 4/6 (yetîm malı yasağı); “Bizim ücretimiz haktan gelir, bu da bize yeter” — İbrâhîm bin Ed-hem, Abdülkadir-i Geylânî’nin zahîdane çizgisi — el-Günye; tüm sûfîlerin başkalarının malına göz dikmemesi — Küşeyrî, er-Risâle, Bâbu’l-Kanâ’a; gizli şeyhlik tezgâhı — İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât I/262 Derviş Edebi ve Yol Gösterici Yıldız: Dervişin işini kendisi yapması — Buhârî, Cum’a 11 (“Her biriniz çobanıdır”); Müslim, İmâre 20; kâfî miktar nafâkayla kanâat — Buhârî, Rikâk 5 (“Ümmetim için Allah’tan istediğim zenginlik değil, kâfi miktâr rızıktır”); sözüne vâkıf olmak — Nahl 16/91 (“Ahidleştiğiniz zaman Allah’ın ahdini yerine getirin”); cibilliyet-gevşeklik-çivi tutmama temsili; şeyhlerin “yıldız gibi yol gösteren” vasfı — En’âm 6/97 (“Karanığa yıldızlarla yolunuzu bulasınız”); Nahl 16/16; “Âlemlerin hâlleri ki bir kıvrılmışlığı bilen kılıçlar gibi kesen” silsile dâiresi — Abdülkâdir-i Geylânî, Ahmed er-Rifâî, Ahmed el-Bedevî, İbrâhîm-i Düsûkî, Ebû’l-Hasan eş-Şâzelî, Şâh-ı Nakşibend, Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî, Hacı Bektâş-ı Velî, Hacı Bayrâm-ı Velî, Muhyiddîn-i Üftâde Hazretleri silsilesiyle Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e uzanan silsile-i şeref

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Velî, Mürşid ve Erenler nedir?

Aşısız sûfî böyle delice zeytin gibidir. Aşısız sûfî neden? Onun üstünde bir mürşidi yok. Ona bir mürşidi kâmil yok. Ona bir yol gösterici yok. Ona bir üstâd yok. Öyle olunca o delice zeytini gibidir. Ve şeytân onu aldatır. Şeytân onu kandırır. Şeytân onu saptırır. O rüyasını kendi kendine yorumlamaya başlar. Halini kendi kendine yorumlamaya başlar. bir ses duydum bana 70 bin şundan çek dedi der. Onu maneviyat zanneder. Onu çeker. Çünkü şeytân da aldatır insanı. Ve o rüyası yürütücüsü sonra değişik tipik hareketler yapmaya başlar ki onu maneviyattan zanneder. gözü seyirmeye başlar. Onu maneviyattan zanneder. Bir tik oluşur onda. Onu maneviyattan zanneder. ertesi gün yine bir görüntü olur. Yine bir ses olur. Ona şunu çek çeksin der. Bunu çek çeksin der. O rüyaları üstadına anlatmış olsa üstadı ona der ki tevhîd çekmeye devam O rüyasının nefsine yüklenir. Bak üstadın senin halini anlamadı. Senin durumunu anlamadı. Bak maneviyat sana örnekliyorum bunu. 10 bin tane ya kahhar çek dedi. Ama bak görüyor musun o kahhar esmasını da sana vermedi. Tevhîd çektiriyor sana deyip şeytân o kimseye vesvese verir. bir üstâd olmazsa o kimse 10 bin tane ya kahhar çeker. Neye çektiğini kime çektiğini bilmez. Çünkü şeytân geldi onun kulağına üfledi. Şeytân geldi ona o vesveseyi verdi. Bu tip insanlar şeyhi olmayan kimseler ve hatta bir şeyhe intisâb edip de şeyhi dinlemeyen, şeyhe itaat etmeyen şeyhin vermiş olduğu virdin dışına çıkanlar şeytanın vesvesesine kanmış, şeytân onlara sapkınlığa uğratmış, saptırmış kimselerdir. Hazret-i Pîr Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Hazretleri diyor ki şeytân onları doğruluk yolundan, insanlık yolundan 100 binlerce yıl uzaklara düşürdü. O insan kendince doğru yapıyorum derken kendince sûfî bir hayat yaşıyorum derken ne yazık ki o doğru daireyi cehaletinden şeytanın uymuş olduğundan yanlış hale getirir. Allah bizi muhafaza eylesin.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Tasavvuf yolu mürşidsiz olmaz mı?

Tasavvuf yolu mürşidsiz olmaz. Tasavvuf yolu mürşidsiz gidilmez. Bu yol mürşidsiz, bu dağlar, bu engeller aşılmaz. Bu ovalarda mürşidsiz yürülmez. Kapalı havada, açık havada, puslu havada mürşidsiz gidilmez. Gecenin karanlığında mürşidsiz, rehbersiz yol alınmaz. Güneşin aydınlığında da rehbersiz yol alınmaz. Evet. Ama bu mürşidlik ne? Mürşid-i Kamillerde bulunması gereken özellikler ne? Mürşid olabilmek kolay bir iş değildir. Bunu böyle kolay bir iş zannedenler bunu bilsinler ki kolay bir iş değil. Ve bir kimse de yola çıkarken Allah’a yakinlik peyda etmek için yola çıkar. Yol onu artık o çalıştıkça bir menzile doğru götürür. Ama mürşid olabilmek öyle herkesin yapabileceği, herkesin başarabileceği herkesin olabileceği bir şey değildir. Bunun için o kişide verili özelliklerin muhakkak bulunması gerekir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid olmamak ne gibi sonuçlara neden olur?

Şeytân onu aldatır. Şeytân onu kandırır. Şeytân onu saptırır. O rüyasını kendi kendine yorumlamaya başlar. Halini kendi kendine yorumlamaya başlar. bir ses duydum bana 70 bin şundan çek dedi der. Onu maneviyat zanneder. Onu çeker. Çünkü şeytân da aldatır insanı. Ve o rüyası yürütücüsü sonra değişik tipik hareketler yapmaya başlar ki onu maneviyattan zanneder. gözü seyirmeye başlar. Onu maneviyattan zanneder. Bir tik oluşur onda. Onu maneviyattan zanneder. ertesi gün yine bir görüntü olur. Yine bir ses olur. Ona şunu çek çeksin der. Bunu çek çeksin der. O rüyaları üstadına anlatmış olsa üstadı ona der ki tevhîd çekmeye devam O rüyasının nefsine yüklenir. Bak üstadın senin halini anlamadı. Senin durumunu anlamadı. Bak maneviyat sana örnekliyorum bunu. 10 bin tane ya kahhar çek dedi. Ama bak görüyor musun o kahhar esmasını da sana vermedi. Tevhîd çektiriyor sana deyip şeytân o kimseye vesvese verir. bir üstâd olmazsa o kimse 10 bin tane ya kahhar çeker. Neye çektiğini kime çektiğini bilmez. Çünkü şeytân geldi onun kulağına üfledi. Şeytân geldi ona o vesveseyi verdi. Bu tip insanlar şeyhi olmayan kimseler ve hatta bir şeyhe intisâb edip de şeyhi dinlemeyen, şeyhe itaat etmeyen şeyhin vermiş olduğu virdin dışına çıkanlar şeytanın vesvesesine kanmış, şeytân onlara sapkınlığa uğratmış, saptırmış kimselerdir. Hazret-i Pîr Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Hazretleri diyor ki şeytân onları doğruluk yolundan, insanlık yolundan 100 binlerce yıl uzaklara düşürdü. O insan kendince doğru yapıyorum derken kendince sûfî bir hayat yaşıyorum derken ne yazık ki o doğru daireyi cehaletinden şeytanın uymuş olduğundan yanlış hale getirir. Allah bizi muhafaza eylesin.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Şeyh kimdir?

Şeyh pir, ihtiyar saçı sakalı ağırmış kişi demektir. Fakat ey yanlış düşüncelere kapılan, bu beyaz kılın anlamını bil. Siyah saç onun benliğinin sembolüdür. Saçların ağırması şeyhin benliğinden varlığından kurtulmasını gösterir. Saçı sakalı bembeyaz olunca onun varlığından, benliğinden bir kıl bile kalmamıştır demektir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mevlevilik sadece okumakla yaşanabilir mi?

Mevlevilik bir yoldur, bir tarikattır. Ve mürşidsiz o yolun, o tarikatın gidilmesi mümkün değildir. Çünkü bir olgunlaşmış mürşid, müride, kendisine tabi olan o mürîd adayına, o derviş adayına, o sûfî adayına neyi, nerede, nasıl yapacağını öğretir. Ve ona öğretme bilgisi ve becerisi de vardır. Ona burada şöyle yapacaksın, burada böyle yapacaksın, burada bu esma yapacaksın, burada şu duayı okuyacaksın. Veyahut da nefsinden böyle ses gelince böyle davranacaksın, sana böyle yaptıklarını da böyle edeceksin.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Tasavvuf sadece okumak mıdır?

Tasavvuf okumak değil. Allah muhafaza eylesin. Mürşid-i Kâmiller muhakkak ki etrafındaki insanların dini yaşamalarına yetecek kadar fıkh bilgilerine sahip olmaları gerekir. Etrafındaki insanların dini yaşayabilecekleri kadar hadîs ve Kur’ân ilmine vakıf olmaları gerekir. O yüzden ha bir mürşid-i kâmil kalkıp da bütün herkesin işine koşacak diye bir kaide yok. Ama kim onun kapısına gelirse, kim onun yanına gelirse, kimin bir dini olarak bir mağzuratı var ise onu mümkün olduğum ölçüde cevaplandırması, onun müşkilini halletmesi gerekir. Bu ilme sahip olması gerekir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid-i kâmil ve velî arasındaki fark nedir?

Dikkat edin. Ben mürşid-i kâmil dediysem o olgunlaştırıcı özelliğe sahiptir. Kâmil bir insan olgunlaştırıcı özelliğe sahip değil. Velî, her velî olgunlaştırıcı özelliğe sahip değildir. Velilerin içerisinde mürşid-i kâmiller ancak olgunlaştırıcı özelliğe sahiptir. Bu ayırımı iyi yapın. mürşid-i kâmiller bu noktada asla ve asla dervişlerin sırlarını bir başkasına aktarmazlar. Anlatmazlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden onlar dervişlerin sırlarını ifşa etmemeli.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid-i kâmilin gönlü nasıl olmalıdır?

Bir mürşid-i kâmilin gönlü zengindir. O mürşid-i kâmil hakka yaslandığından, hakka dayandığından, her şeyi haktan bildiği için gönlü zengin olmalı. Gönlü zengin olmalı ki dervişlerin malına, parasına, puluna gözünü dikmemeli. Bir mürşid-i kâmil şehrinden dolayı, mürşid-i kamilliğinden dolayı, oradaki eğitici ve öğreticiliğinden dolayı para toplamaz. Böyle bir şey yapmaz. Onun gönlü zengin değil ki mürşid-i kâmil dilenciye çıkmış.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid-i kâmilin Kur’ân ve Sünnet’e yaklaşımı nedir?

O yüzden mürşid-i kâmiller Kur’ân ve Sünnet dairesinde olan bir şeye kızmazlar. Ama Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki bir şeye kızarlar. Ya gönlü yüksek, gönlü geniş olacak. Nasıl kızdı buna? Canım kardeşim, Kur’ân ve Sünnet’in dışında bir şeyse şeytanidir. Şeytani işlere kızılır. Şeytanın vesvesesine kızılır. Nefsin oyunlarına kızılır. Kafirlerin oyunlarına kızılır. Onlara Hazret-i Peygamber’in damarları çıkardı dışarı. Kızardı. O yüzden mürşid-i kâmiller de Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın ahlakı üzerinedir. Onlar da Kur’ân ve Sünnet’in dışında şeytani işlere kızarlar. Şeytani işlere öfkelenirler. Ama mü’min kardeşlerine şefkatli ve merhametli olurlar.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid-i kâmilin dervişlerden para alması neden reddedilmelidir?

O yüzden mürşid-i kâmillik taslaması. Dervişlerinin parasından geçinen, dervişlerinden aldığı zekat, fitre, sadaka ile geçinen bir mürşid-i kâmil olmaz canım kardeşim. Olmaz. Açık söylüyorum, olmaz. Olmaz ki olmaz. Allah muhafaza eylesin. O alnının terini yiyecek. Çalışacak, çabalacak alnının terini yiyecek. O dervişlerden geçinmeyecek. Dervişlerden geçinen bir kimse, ister mürîd, ister mürşid, ister zâkir, ister nakîb, ister nukâbâ, ister halife, ister şu’abâ, ne olursa olsun. Hepsi de avamdır, hepsi de boştur. Hepsi de avam, hepsi de boştur. O yüzden mürşid-i kâmiller asla 3-5 kuruşun peşinde değildir. Küçük hesapların peşinde değildir. Birilerini memnun edeyimin peşinde değildir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid-i kâmilin Allah’a olan tutumu nedir?

Bir mürşid-i kâmil sadece Allah’ı düşünür. Düşünce başka bir şey yoktur. Onun önü arkası sağı solu altı üstü hep Allah’ı düşünür o. O bu dünyaya ait değildir çünkü. O bu dünyaya ait değildir. O ötelerden gelmiş ötelere giden bir yolcudur. Dünya onun için bir duraktır. Ötelerden gelmiş ötelere giden bir yolcu. Dünya onun durağı. O neden başka şeyleri düşünsün? O Allah’tan başka bir şey düşünmez. O Allah’ın gönlü kırılmasın diye bakar. O Allah incinmesin diye bakar. O Allah küsmesin diye bakar. Bütün insanlar sana küse Allah sana küsmese hiçbir zarar görmezsin. Ama bütün insanlar seni ne küsmese iyi olsa Allah’la aran kötü olursa yandı keten elva. Yandı. O yüzden kıymetli dostlar Allah’la aranızı iyi yapın.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Allah’la aranız iyi olmanın önemi nedir?

Allah’la aranız iyi olursa merak etmeyin. Peygamberlerle aranız iyi olur. Muhammed Mustafâ ile aranız iyi olur. Velilerle aranız iyi olur. Müminlerle ar,anız iyi olur. Allah’la arası iyi olanın. Peygamberler, velîler, mü’minler, gökteki melekler onun dostu olur. Allah’la arası iyi olmazsa münafıklar, kafirler, şeytân, kafir cinniler onun dostu olur. Başka kimse onun dostu olmaz. Bakın Allah’la arası iyi olmayanın. Allah’la münasebeti olmayanın. Allah’la ilişkisi olmayanın. Allah’ı unutan kimselerin. Ancak şeytanlarıdır dostları. Ancak kafir cinnileridir dostları. Ancak kafirler ve münafıklar ve mürtetlerdir dostları. Başka hiç kimse onların dostu değildir. O yüzden kıymetli kardeşler, mürşid-i kâmiller hakkı hak, batılı batıl bilenlerdir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Velî, Mürşid ve Erenler nedir?

Bakın Allah’la arası iyi olmayanın. Allah’la münasebeti olmayanın. Allah’la ilişkisi olmayanın. Allah’ı unutan kimselerin. Ancak şeytanlarıdır dostları. Ancak kafir cinnileridir dostları. Ancak kafirler ve münafıklar ve mürtetlerdir dostları. Başka hiç kimse onların dostu değildir. O yüzden kıymetli kardeşler, mürşid-i kâmiller hakkı hak, batılı batıl bilenlerdir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid-i Kâmil ne demektir?

Bakın Şeyh Ebu Ali Edde Gag diyor ki kendi kendine yetişen bir ağaç meyva vermez. Bütün meyva ağaçları aşılanması gerekir. Aşılanmamış bir meyva ağacın meyvası acı olur, meyvası güzel olmaz, meyvası tatlı olmaz, meyvası nefasetli olmaz. Ne yazık ki ya küçücük bir şey olur, yetişmez gelişmez ya da hiçbir zaman tatlı bir meyva olmaz. mürşid-i kâmile bağlanmayan bir sûfî de aynı bu meyvasız ağaçlara meyvası kötü ağaçlara benzer ki Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Tasavvuf yolu mürşidsiz olabilir mi?

Tasavvuf yolu mürşidsiz olmaz. Tasavvuf yolu mürşidsiz gidilmez. Bu yol mürşidsiz, bu dağlar, bu engeller aşılmaz. Bu ovalarda mürşidsiz yürülmez. Kapalı havada, açık havada, puslu havada mürşidsiz gidilmez. Gecenin karanlığında mürşidsiz, rehbersiz yol alınmaz. Güneşin aydınlığında da rehbersiz yol alınmaz. Evet. Ama bu mürşidlik ne? Mürşid-i Kamillerde bulunması gereken özellikler ne? Mürşid olabilmek kolay bir iş değildir. Bunu böyle kolay bir iş zannedenler bunu bilsinler ki kolay bir iş değil. Ve bir kimse de yola çıkarken Allah’a yakinlik peyda etmek için yola çıkar. Yol onu artık o çalıştıkça bir menzile doğru götürür. Ama mürşid olabilmek öyle herkesin yapabileceği, herkesin başarabileceği herkesin olabileceği bir şey değildir. Bunun için o kişide verili özelliklerin muhakkak bulunması gerekir. O özellikler o kimsede bulunmaz ise o kimsenin mürşidlik yapması o kimsenin insanl’ara eğiticilik yapması mümkün değildir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid-i kâmilin dervişlerden para alması neden yasaktır?

Ondan geçin, o mürşid-i kâmil değil. Bir dergi hazırla, dergiyi dervişlere sat. Ondan geçin, o mürşid-i kâmil değil. Bir CD hazırla, o CD’yi dervişlere sat. O mürşid-i kâmil değil. Mürşid-i Kâmillik taslaması. Dervişlerinin parasından geçinen, dervişlerinden aldığı zekat, fitre, sadaka ile geçinen bir mürşid-i kâmil olmaz canım kardeşim. Olmaz. Açık söylüyorum, olmaz. Olmaz ki olmaz. Allah muhafaza eylesin. O alnının terini yiyecek. Çalışacak, çabalacak alnının terini yiyecek. O dervişlerden geçinmeyecek. Dervişlerden geçinen bir kimse, ister mürîd, ister mürşid, ister zâkir, ister nakîb, ister nukâbâ, ister halife, ister şu’abâ, ne olursa olsun. Hepsi de avamdır, hepsi de boştur. Hepsi de avam, hepsi de boştur. O yüzden mürşid-i kâmiller asla 3-5 kuruşun peşinde değildir. Küçük hesapların peşinde değildir. Birilerini memnun edeyimin peşinde değildir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid-i kâmilin Allah’la olan ilişkisi nedir?

O yalnız Allah’ı düşünür. Ne kimseyi görür ne de kimsenin asedine bakar. Her şeyden gözünü yummuştur. Ateş gibi kuru da yakmıştır yaşı da. Bir mürşid-i kâmil sadece Allah’ı düşünür. Düşünce başka bir şey yoktur. Onun önü arkası sağı solu altı üstü hep Allah’ı düşünür o. O bu dünyaya ait değildir çünkü. O bu dünyaya ait değildir. O ötelerden gelmiş ötelere giden bir yolcudur. Dünya onun için bir duraktır. Ötelerden gelmiş ötelere giden bir yolcu. Dünya onun durağı. O neden başka şeyleri düşünsün? O Allah’tan başka bir şey düşünmez. O Allah’ın gönlü kırılmasın diye bakar. O Allah incinmesin diye bakar. O Allah küsmesin diye bakar. Bütün insanlar sana küse Allah sana küsmese hiçbir zarar görmezsin. Ama bütün insanlar seni ne küsmese iyi olsa Allah’la aran kötü olursa yandı keten elva. Yandı. O yüzden kıymetli dostlar Allah’la aranızı iyi yapın.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid-i kâmil nedir?

Başkalarının derdine derman olmaya çalışan, onlara yol göstermeye çalışan, onlara bu noktada eğiticilik yapan bir kimsedir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid-i kâmilin sahtesi olmaz mı?

Mürşid-i kâmilin sahtesi olmaz. Şeyhin sahtesi olur. Allah muhafaza eylesin. Bunlardan uzak durmak gerekir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Dervişlerin maddi menfaatlerine bakılmalı mı?

Hiçbir derviş hiçbir Mürşid-i Kâmil’in malı hükmünde değildir. Hiçbir dergâh bir Mürşid-i Kâmil’in malı hükmünde değildir. O yüzden bütün dervişler Allah’ın kuludur. Bir Mürşid-i Kâmil onları Allah’a hakiki bir kul etmeye, Hazret-i Muhammed Mustafâ’ya hakiki bir ümmet etmeye yolundadır.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid-i kâmilin dervişlere ne gibi bir rolü vardır?

Mürşid-i Kâmiller kendilerine derviş toplamazlar. Mürşid-i Kâmiller kendi nefislerine bağlanılmasını istemezler. Mürşid-i Kâmiller. Seb, ep onlar çünkü normalde insanlara Kur’ân ve Sünnet’i, hak ve hakikati anlatıp onlara birer yol gösterici gibidir. Bir kandil gibidir onlar. Onlar bir kandil gibi yol gösterirler. O yolu o sûfî kendisi yürüyecek kendisi gidecek.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Mürşid-i kâmilin dervyşlere ne gibi bir rolü vardır?

Mürşid-i Kâmiller kendilerine derviş toplamazlar. Mürşid-i Kâmiller kendi nefislerine bağlanılmasını istemezler. Mürşid-i Kâmiller. Sebep onlar çünkü normalde insanlara Kur’ân ve Sünnet’i, hak ve hakikati anlatıp onlara birer yol gösterici gibidir. Bir kandil gibidir onlar. Onlar bir kandil gibi yol gösterirler. O yolu o sûfî kendisi yürüyecek kendisi gidecek.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid ve Erenler

Velîlik özel bir yol mudur?

Ümmet-i Muhammed’in yanında durur. Kur’ân ve sünnet’e hizmet eder. O velîlik elbisesiyle hizmet eder. Velîlik sıfatıyla hizmet eder. O yüzden velîlik özel bir yoldur. Bu manada özel anlamda velîlik özel bir yoldur. Tabii zaman zaman şeyh kelimelerini de duyarız ya. şeyh nedir? Hz. Pirdi öyle diyor. Saçı sakallara ağırmış kimseye diyor. İhtiyar kimseye şeyh denir diyor. Hazret-i Mevlânâ. O yüzden şeyh de yaşa eliye geçmiş ondan sonra. Saçları sakallara ağırmaya yüz tutmuş. Kişiler hakkında kullanılan bir terim. bir meslekte bir herhangi bir fiili hatta eskimiş, tecrübe kazanmış bir saçı sakalı o meslekte ağırmış bir kimse. O yüzden normalde şeyh dediğimizde ihtiyar bir kimse. Saçı sakalı bir yolda ağırmış. Mesela o kimse tamirci. Çok iyi bir tamirci. Bir sürü çıraklar yetiştirmiş. Bunu normalde eskiler tamircilerin şeyhi diye nitelendirebilirler mi? Evet. Ve tamircilerin şeyhi, tercilerin şeyhi olabilir mi? Evet. nasıl böyle üniversitelerde profesörler vardır ya böyle yaşlıdır. O konuda artık o duayen gibi olmuştur. Öyle derler ya. o böyle 80 kusur yaşındadır, 70 kusur yaşındadır ama ilim ehlidir onlar. Para pul gözetmek sizin vazifelerine devam ederler. Öyle insanlara hayranım. Ayakta alkışlamak lazım öyle kimselere. Emeklilik bilmiyorlar. şeyhin manası da bir meslekte yoğrulmuş, bir meslekte tecrübe sahibi olmuş, bilgi sahibi olmuş, ilim sahibi olmuş, yaşlanmış kimseye dönüyor. Genelde Araplarda kabile reisleri vardır. Kabile kabiledir. Onların kabillerinin başındaki o kimseye de şeyh denir. Şeyh denir. çevresinde bir önderlik yapan bir kimseye şeyh denir. bu noktada böyle şeyhler böyle isimlendirilen kimseler olduğu gibi tasavvutta da bir eğitim görmüş, bir yol yordam görmüş, bir tarîkat görmüş, bir şeyh görmüş. O tarikatta o şeyhin eğitimin altında durmuş. İrşat ve noktasında belli bir hale gelmiş. İcazete layık, liyakata haiz, Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sisiilesine mensup ve o sisiyleye ulaşan bir icazetli tasavvuf büyü, tarîkat büyü. Tarikatın, tasavvufun, piramidin en zirve noktasında duran kimşede de ne deniliyor? Şeyh deniliyor. O yüzden bizim bu akşam konuşacaklarımız bu şeyh efendilerle alakalı. tasavvuf ilminde derinleşmiş, tasavvuf ilminde icazete layık görülmüş ve buna liyakat göstermiş ve icazeti de Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sisiilesine ulaşmış mürşidler, velîler, şeyhler, ebdâller, babalar, dedelerle alakalı bu akşamki sohbetimiz konumuz. O yüzden bu ehli tasavvuf zahir kal ilminde olmayıp onlar hal ilmiyle uğraşan, hal ilmiyle yürüyen öyle olunca da tasavvuftaki öğretinin, tasavvuftaki yolun rengi de değişiyor. Çünkü benim her zaman söylediğim bir şeydir. Siz fıkıh ilminin çok incelikleri olmasa da kendinizi dini yaşayabilecek hale okuyarak getirebilirsiniz. O hale getirebilirsiniz. Dininizi yaşayacak kadar bir ilim eline kendinizi getirebilirsiniz. meşhur ben el-Hidaye’den bakarım fıkıhla alakalı meselelere. Kuduri’den bakarım. Daha da çetrefili bir mesele ise İbn-i Abidin’den bakılır. Fetavayı Hindiye’den bakılır. Fetavayı Mesele-i Mes’ebine göre söylüyorum. Ama bu tasavvuf ilmiyle alakalı siz eski tasavvuf kitaplarından meselenin ana kaidelerini öğrenebilirsiniz belki de. Ama o yaşanırken muhakkak ki bir üstaddan, bir mürşidden öğrenmeniz. Bir üstaddan, bir mürşidden bunun zikzaklarını, iniş çıkışlarını bilmeniz, öğrenmeniz gerekir. Onun rehberliğinde bunu elde edebilirsiniz. Çünkü tasavvuf bir hal ilmidir. Bu hal ilmini ancak bir mürşidden, bir üstaddan öğrenir o kimse. Bir mürşidi yoksa, bir üstadı yoksa o hal ilmini sağlam delilleriyle öğrenmesi sapmadan, saptırmadan o yolda yürüyebilmesi çok güçtür. Mürşid-Velî-Erenler ve İnsân-ı Kâmil İşte tasavvufta bu manadaki üstadlar için mürşid, velî, erenler, abdâl, dede, baba gibi, şeyh gibi kavramlar kullanılır. Bu ünvanları alan kimse, eğer gerçekten bu ünvana layık bir kimse ise insân-ı kâmil, mürşid-i kâmil diye nitelendirilebilir. Ve bu kemale asaleten sahip olan da Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleridir. Çünkü Adem Aleyhisselâm’dan günümüze ve kıyamete kadar Allah’ı en fazla bilen, en yüksek derecede bilen, en nam-ütenayi hal ile bilen Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleridir. O yüzden tabiri caizse en büyük sûfî, en büyük velî, en büyük mürşid, en büyük derviş, en büyük baba, en büyük abdâl Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri. Ve diğer kâmil velîler, şeyhler bu kemale veraset yolu ile sahiplerdir. Asalet yolu ile değil, asaleten bu Hazret-i Muhammed Mustafa’ya aittir, Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e. Ama normalde diğer bütün velîler veraseten ona sahiptirler. Çünkü onlarda da, onların hepsi de nur Muhammed’inin nurundan kandillerini yakmışlardır tabiri caizse. O yüzden o velilerin, o mürşidlerin üzerinde bir nur var ise o nurun kandili Hazret-i Muhammed Mustafa’dan ateşlenmiştir. Hazret-i Muhammed Mustafa’nın şemşeyesinin altındadır bütün velîler, mürşid-i kamiller ve alimler. O yüzden meşhurdur ya, hadîs-i şerîf, alimler Peygamberlerin nüvarisidirler. Peygamberler miras olarak ne dinar ne de dirhem bırakmışlardır. Onlar sadece miras olarak ilim bırakmışlardır. Kim ilimden nasibini alırsa çok büyük hayırlara kavuşmuş olur. Ebu Davud, İbn-i Maci Buhari, Ebu Davud. O yüzden bu ilmin, tasavvuf ilminin aslı, asaleti Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerindedir velîlik olarak. Bütün velîler veraset yoluyla bu ilmi Hazret-i Muhammed Mustafa’nın üzerinden alırlar. Bir kısım melamet ehli, öyle söyleyelim. Zaman zaman içlerinden bazıları ilmi direkt Allah’tan aldıklarını iddia etmişler. Bu onların kendi iddiaları. O yüzden buna kalkıp da aradan Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini de kaldırıp, biraz tehlikeli bir perde orası. Direkt ilmi bu manada Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri olmaksızın oradan aldıklarını iddia edenler olmuş. Bunlar konumuzun dışında eğer konuşulması gerekirse onlar da konuşuruz. Tabi yine Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kendisinden sonra yaşanacak olan hadiselere, sıkıntılara, kendisinden sonra yaşayacak olanlara bir hadise bir sıkıntı olduğunda nereye müracaat edeceklerini beyan etmiş. Demiş ki Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapışın. Başka bir hadise de herhangi bir ihtilafla karşılaştığınızda size düşen görev benim sünnetime ve hulefai râşidinin sünnetine uymaktır demiş. Bu da Müsted’de, Darimî’de, İbn-i Macî’de, Ebu Davud’da, Tirmizi’de geçiyor. Başka bir hadise de Kur’ân’a ve ehli beytime müracaat ediniz demiş. Bunları tabi böyle farklı farklı mânâlar vermek mümkün. Mesela Kur’ân’a ve ehli beytime dediğinde bütün tasvufi bilhassa Cehri Tariqat erbabı Hazret-i Ali radıyallâhu anh Hazretlerinden geldiği için Cehri Tariqat’ın eğer silsilesi oraya kadar dayanıyorsa onları da biz bu mânâda veraset yoluyla ehli beyt noktasında görebiliriz. Sebep? Çünkü bir problemde bir meselede ehli beyti uyunuz demiş. Tabi ehli beyt aynı zamanda sünnet mânâsındadır. Bakın ehli beyt aynı zamanda sünnet mânâsındadır. Hazret-i Peygamber’in sahih yaşadığı dinle alakalı ve söylediği sözlerle alakalıdır. Ehli beyt sadece kan yoluyla değildir. Bu normalde belden gelen ehli beytlik değildir. Yoldan gelen ehli beytliktir. O yüzden bir kimse kendince eğer silsilesi Hazret-i Peygamber’in sahih yaşadığı ders aldıysa o da ehli beyti tabi olmuş olur. Ama bunda büyükler muhakkak o icazeti bir şeyhe intisâb etmekle bunun mümkün olduğunu söylemişler. Orada şer düşmüşler ve Hulefe-i Râşid’in sadece dört halife demek değildir. Bir kısmı böyle ilk dört halifenin kastedildiğini kabul edenler olduğu gibi diğer Müslüman imamların da bu gruba girdiğini söyleyenler olmuş. O yüzden bu sadece bununla alakalı değil. Bu konuyu Tevbe Sûresi âyet 119 ile kapatmak istiyorum. Bakın bu şeyhler, velîler, ebdâller, mürşidler, babalar, dedelerle alakalı en önemli âyet-i kerimelerden birisi budur. Tevbe Sûresi âyet 119 der ki ”Ey îmân edenler Allah’tan korkun ve sâdıklarla beraber olun.” Aynı zamanda bir velî, bir mürşidi sevmek, ona rabut etmek, onun haliyle hallemeye çalışmak da bu âyet-i kerimeye dayanır. Çünkü ”Sâlihlerle, sâdıklarla beraber olun” denilince onlarla beraber olmanın yolu olması gerekir. Bir sâdıklarla beraber olmanın ”Fâtiha-i Şerife’de bizi sâlihlerin yanında ile, onlarla beraber ile” dediğimiz o âyet-i kerime de bunun içindedir. O zaman sâlihlerin bir yolu, sâlihlerin bir kaidesi, kuralı olması lazım ve Cenâb-ı Hak da bizi o sâlihlerle beraber olmanı emrediyor. Sâlihlerle Beraberlik Farzı ve Deliller Buradan hareket edersek o zaman sâlihlerle beraber olmak, sâdıklarla beraber olmak ve bu beraberliği arttırmak ve bu beraberlikte mukim olarak durmak farz. bazen zaman zaman derler ya ”Bir mürşide bağlanmak gerekir mi?” ya sence gerekli değilse gerekmez, bağlanma. Ama bu âyet-i kerimeye göre bakarsan o zaman iş değişti. Ben sâdıklarla beraber olacağım. Bana bir sâdık tarif et, bana bir sâlih tarif et. Ben onunla beraber olmak istiyorum. Neden? Dini ben onunla beraber yaşamak, onunla yol yürümek istiyorum dediğimizde işin rengi değişiyor. Tabi bu âyet-i kerimeyi bizim Bursa’mızın medar iftiharı olan İsmail Akkı Bursefi Hazretleri Ruh-ul Beyan’ında bunu tefsir ederken bahsi geçen sadıklardan huratın kâmil mürşidlerin olduğu bir sâlik onların kapılarında ciddiyetle hizmet eder. bir derviş adayı, bir sûfî adayına sâlik deniyor. bir yola intisâb eden kimse. Bir sâlik, bir derviş adayı, bir sûfî adayı, bir yolcu adayı onların kapılarında ciddiyetle hizmet eder. Muhabbetiyle nazarlarına kabul olunursa onların feyiz ve bereketiyle maasivayı terk etmeye, Allah yolunda istikamet üzere bulunmaya rahatlıkla muvaffık olur ve huzuru hakka kavuşur buyuruyor. Bakın salihlerle beraber olun, sâdıklarla beraber olun. Âyet-i kerimesini Hz. İsmail Akkı böyle tarif ediyor. Bu âyet-i kerimeyi böyle tevil ediyor. Diyor ki muhakkak ki onlarla beraber onların kapısında dediği yolları, onların dergahları, onların tekkeleri, onların bulunduğu topluluklar orada bulunmalı, orada ciddiyetle hizmet etmeli. orada Kur’ân ve Sünnet dairesinde, imamların içtihâdı dairesinde orada yapılacak olan işler var ise Kur’ân’a hizmette, Sünnet-i Resûlullah’a hizmette, Ehli Tasavvuf’a hizmette yapılacak olan bir iş varsa o işe katkıda bulunmam. Kimisi tuvalet bile temizlemiş. Kim? Eşref oldu Rumi örneğin. Şimdi insanlar kibirli, şimdi insanlar bir yola intisâb etmek istemiyorlar. Eşref oldu Rumi müderris bugünkü manada profesör gitmiş Hacı Bayram’ı Velî Hazretleri’nin dergahında tekkesinde tuvaletleri temizlemiş. Hatta Hacı Bayram Velî Hazretleri’nin dergahında tekkesinde dergahın köpeğinin yanına misafir edilmiş. Öyle söyleyelim. Oraya bir tane kilim atmışlar, o köpeğin yanında orada sabahlanmış, akşamlanmış günlerce. Nefis terbiyesi çünkü bu. O yüzden o nefsi terbiye etmek için muhakkak nefsi ezmek lazım. Ve orada o üstadın nazarına girme, o üstadın normalde tabiri caizse, ya bu iyi bir derviş olacak, iyi bir sûfî olacak, bu iyi bir yolcu olacak, bu Allah’a vuslat olur. Düşüncesine onun üzerinde sahip olmak, o yüzden var gücüne nefsiyle mücadele etmek, Kur’ân ve Sünnete sımsık yapışmak ve o yolun bereketiyle nefsi terbiye edip mağsıvayı terk etmek, şeytanın vesvesesini tıkamak ve şeytanın yolunu terk edip direkt Hakka vasıl olma yolunda bulunanlar ancak muvaffak oluyorlar o sâdıklarla beraber olma yolunda. Allah cümle ümmet-i Muhammed’i bu yolda, bu uğurda, bu noktada duranlardan eylesin inşallah. Tabi bu mürşid, velî, şeyh, erenler, abdâl öyle ya bunlar Kur’ân’da geçiyor mu? Şimdi yeni moda bu ya. Bir şey oluyor, bir şey söylüyorsunuz, bu Kur’ân’da var mı? Canım kardeşim Kur’ân bu işin anayasası, dinin anayasası Kur’ân. anayasa var, bir sürü de kanunlar var, bu işin kanunları da Sünnet-i Seniye.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler

Şeyh nedir?

Hz. Pirdi öyle diyor. Saçı sakallara ağırmış kimseye diyor. İhtiyar kimseye şeyh denir diyor. Hazret-i Mevlânâ. O yüzden şeyh de yaşa eliye geçmiş ondan sonra. Saçları sakallara ağırmaya yüz tutmuş. Kişiler hakkında kullanılan bir terim. bir meslekte bir herhangi bir fiili hatta eskimiş, tecrübe kazanmış bir saçı sakalı o meslekte ağırmış bir kimse. O yüzden normalde şeyh dediğimizde ihtiyar bir kimse. Saçı sakalı bir yolda ağırmış. Mesela o kimse tamirci. Çok iyi bir tamirci. Bir sürü çıraklar yetiştirmiş. Bunu normalde eskiler tamircilerin şeyhi diye nitelendirebilirler mi? Evet. Ve tamircilerin şeyhi, tercilerin şeyhi olabilir mi? Evet. nasıl böyle üniversitelerde profesörler vardır ya böyle yaşlıdır. O konuda artık o duayen gibi olmuştur. Öyle derler ya. o böyle 80 kusur yaşındadır, 70 kusur yaşındadır ama ilim ehlidir onlar. Para pul gözetmek sizin vazifelerine devam ederler. Öyle insanlara hayranım. Ayakta alkışlamak lazım öyle kimselere. Emeklilik bilmiyorlar. şeyhin manası da bir meslekte yoğrulmuş, bir meslekte tecrübe sahibi olmuş, bilgi sahibi olmuş, ilim sahibi olmuş, yaşlanmış kimseye dönüyor. Genelde Araplarda kabile reisleri vardır. Kabile kabiledir. Onların kabillerinin başındaki o kimseye de şeyh denir. Şeyh denir. çevresinde bir önderlik yapan bir kimseye şeyh denir. bu noktada böyle şeyhler böyle isimlendirilen kimseler olduğu gibi tasavvutta da bir eğitim görmüş, bir yol yordam görmüş, bir tarîkat görmüş, bir şeyh görmüş. O tarikatta o şeyhin eğitimin altında durmuş. İrşat ve noktasında belli bir hale gelmiş. İcazete layık, liyakata haiz, Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sisiilesine mensup ve o sisiyleye ulaşan bir icazetli tasavvuf büyü, tarîkat büyü. Tarikatın, tasavvufun, piramidin en zirve noktasında duran kimşede de ne deniliyor? Şeyh deniliyor. O yüzden bizim bu akşam konuşacaklarımız bu şeyh efendilerle alakalı. tasavvuf ilminde derinleşmiş, tasavvuf ilminde icazete layık görülmüş ve buna liyakat göstermiş ve icazeti de Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sisiilesine ulaşmış mürşidler, velîler, şeyhler, ebdâller, babalar, dedelerle alakalı bu akşamki sohbetimiz konumuz. O yüzden bu ehli tasavvuf zahir kal ilminde olmayıp onlar hal ilmiyle uğraşan, hal ilmiyle yürüyen öyle olunca da tasavvuftaki öğretinin, tasavvuftaki yolun rengi de değişiyor.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler

Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler Kur’ân’da geçiyor mu?

Tabi bu mürşid, velî, şeyh, erenler, abdâl öyle ya bunlar Kur’ân’da geçiyor mu? Şimdi yeni moda bu ya. Bir şey oluyor, bir şey söylüyorsunuz, bu Kur’ân’da var mı? Canım kardeşim Kur’ân bu işin anayasası, dinin anayasası Kur’ân. anayasa var, bir sürü de kanunlar var, bu işin kanunları da Sünnet-i Seniye.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler

Kur’ân ve sünnetin dışında bir yol açanlar ne adlandırılır?

Kur’ân ve sünnetin dışında bir şeyi tavsiye ediyorsa kimse, Kur’ân ve sünnetin dışında bir yol açıyorsa o tautun velisidir.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler

Nûr Sûresi 37. âyetiyle ilgili ne söylendi?

Nûr Sûresi âyet 37’de öyle erler ki ne ticaret ne alışveriş onları Allah’ı zikretmekten namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz onlar gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar. Gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar mahşerden nur suresi âyet 37 buyurmuş.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler

Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler kimlerdir?

Dünyayı ilgilendiren ne varsa hiçbir şey, hiçbir şey. Onu Allah’ı zikretmekten alıkoymamış. O kafasını kaldıracak. Ve onu normalde kalkacaklar ve çok az bir kimse kalkacak diyor.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler

Evliyâya korku yoktur, mescid edebi nedir?

Sonra Allah diğer yaratıkların hesabını görecek. Bakın onlar hesap kitap yok onlara. başka bir şimdi bu diğer âyet-i kerimede bu gelecek ama şimdiden bağlayayım. Bu Allah dostlarına korku yoktur. Âyet-i kerimede ki tefsir ederken hadîs-i şerifi söyleyecektim. Şimdi söyleyim peygamberler gıpta ile bakarlar. Allah’ın gölgesinde gölgelenenler vardır. Ve sorar mahşer halkı bunlar kim bunlar hangi peygamberlerden bir münaadi cevap verir. Bunlar peyg, Allah’ın gölgesinde gölgelenenler vardır. Ve sorar mahşer halkı bunlar kim bunlar hangi peygamberlerden bir münaadi cevap verir. Bunlar peygamber değil bunlar hangi şehitlerden bunlar şehit de değil. Ya bunlar kim mahşer halkı sorar bunlar kim bunlar münaadi cevap verir. Bunlar yeryüzündeyken birbirlerini Allah için sevenler. Toplandıklarında Allah’ı zikredenler birbirlerini Allah için sevenler.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler

Allah’ın velileri kimdir?

Bunlar Allah’ın velileri, bunlar Allah’a sâdık, Allah’a dost olmuş olan kimseler. Bunlar kim? Allah’ın dostlarıyla dost alan, Allah’ın sâdık kullarının beraberinin yanında duran, Allah’ın sâlih kullarıyla beraber olanlar orada.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler

Allah’ın velilerinin sevdiği şey nedir?

Sebep? Çünkü o Allah dostunu Allah için sevmiş. Bir menfaat yok, bir alışveriş yok, bir ticaret yok. Biz o yüzden özellikle topluluğumuzun içerisinde parayı, pulu, ticareti katmayız. O yüzden biz topluluğumuzda para toplamayız. O yüzden biz topluluğumuzda ticaret unsurlarını ortadan kaldırırız. Allah için toplanalım, Allah için zikredelim, Allah için birbirimizi sevelim. Allah için birbirimizin koluna girip girip Allah’a yol tutalım. Derdimiz budur.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler

Gayretlerinin neticesinde Allah’a yaklaşır mı?

Allah dilediğini kendine velî eder. Allah dilediğini kendine dost seçer. Allah dilediğini kendine yaklaştırır. Bütün kullar Allah’a yaklaşmak için gayret sarf eder. Evet. Ama Cenâb-ı Hak birisini tabir icaysa şşş diye çekip alıverir mi? Çekip alıverir. O Allah’ın fazlıdır lütfudur ikramıdır ihsanıdır. Kulların ona sözü geçmez. Sözü geçmez. Kulların bu noktada ona nazı geçmez. O veliye sözü ve nazı geçmez. Ancak laf üretirler arkasından. Bundan başka Allah’ın velisi olmayacak mı derler bu seferde hallere gider. Bu seferde onların gönül kapıları kapanır. Bu seferde onlar ne olur? Bu manevi yoldan feyiz alamazlar, lütuf alamazlar. Allah dilediğini kendine seçer. Kime ne eki? Allah dilediğine dilediği şekilde onu rüyasında gösterir mi? Evet. Sen patlar çatlarsın bunlar nasıl rüyâ görüyorlar? bu rüyaların hepsi de yalan dert çıkarsın. Allah ama onu kendisine seçmiştir. Ve istediğine, istediği kuluna o velisini rüyasında gösterir mi? Evet. O velisini rüyasında gösterdiğine Cenâb-ı Hak kendi katından lütf ediyor. Kendi katından ikram ediyor. Kendi katından ona ihsan ediyor. Kendi katından onu manevi olarak nimetlendiriyor. Bu kimsenin elinde değil ki. Bilmem hangi şehirden, bilmem hangi ülkeden, bilmem nereden. O kimseyi rüyasında görüyor. Bir velî zatı rüyasında görüyor. Kim olursa olsun bu. Bakın şahıs konuşmuyoruz, tarîkat konuşmuyoruz. Şu isim, bu zat demiyoruz. Bu kim olursa olsun. Cenâb-ı Hak birisini gösterdi ona. Cenâb-ı Hak ona birisini gösterdi. Cenâb-ı Hak ona birisini gösterdiyse o kimseyi lütf etti, ikram etti, ihsan etti. Sâlih bir rüyâ ile gördü. Sâlih bir rüyâ ile görünce müjdelendi o. Bakın müjdelendi. E şimdi o müjdelenen kimseye biz ne diyebiliriz? Hiçbir şey diyemeyiz. O müjdelenen kimseye hiçbir şey konuşamayız. O müjdelenen kimseye biz hiçbir şey diyemeyiz. Sebep Allah onu kendisi seçti. Birisini aldı, ölenin yerine onu koydu. Yine başka bir rivayet. Ümmetimden ebdâller 30 tanedir. Arz onlar sebebiyle ayaktadır. Onlar sebebiyle yağmura mazlarsınız. Onlar sebebiyle yardıma mazlarsınız. Onlar sebebiyle yağmura mazlarsınız. Onlar sebebiyle yardıma mazlarsınız. Bakın bu velîler, bu mürşidler, bu kâmil şey efendiler, bu ebdâller, bu dedeler, bu babalar, bu kâmil zatlar yüzü sürmetine arz diyor ayaktadır. Onlar sebebiyle yağmura mazlardır.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler

Her dönemde her dönemde Allah’ın velileri var mıdır?

Allah’ın sıfatlarının herhangi bir sıfatının tecellî etmemesi işlevini yitirmesi gibi bir şey söz konusu olmaz. O yüzden her dönemde her dönemde Allah’ın velileri vardır. Ne oluyormuş ölünce Allah onun yerine başkasını koyuyormuş kim koyuyormuş Allah koyuyormuş. Velî’yi kim koyuyormuş onun yerine Allah insanlar değil. Bakın velî’yi velî eden Allah’tır. Üstad mürşid ona yol gösterir sadece ona anlatır ona teblih eder ona nasîhat eder. Gerekirse ona kızar gerekirse ona celallenir gerekirse onu terbiye etmek için değişik terbiye metotları kullanabilir. Ama bir velî bir başka kimseyi velî edemez. Bir kimse bir başka kimsenin velî demesiyle de velî olmaz. Ve o yüzden velîlik direkt Allah’ın elinde olan bir şeydir. Allah dilediğini kendine velî eder. Allah dilediğini kendine dost seçer. Allah dilediğini kendine yaklaştırır. Bütün kullar Allah’a yaklaşmak için gayret sarf eder. Gayretlerinin neticesinde Allah’a yaklaşır mı? Evet. Ama Cenâb-ı Hak birisini tabir icaysa şşş diye çekip alıverir mi? Çekip alıyer. O Allah’ın fazlıdır lütfudur ikramıdır ihsanıdır. Kulların ona sözü geçmez. Sözü geçmez. Kulların bu noktada ona nazı geçmez. O veliye sözü ve nazı geçmez. Ancak laf üretirler arkasından. Bundan başka Allah’ın velisi olmayacak mı derler bu seferde hallere gider. Bu seferde onların gönül kapıları kapanır. Bu seferde onlar ne olur? Bu manevi yoldan feyiz alamazlar, lütuf alamazlar. Allah dilediğini kendine seçer. Kime ne eki? Allah dilediğine dilediği şekilde onu rüyasında gösterir mi? Evet. Sen patlar çatlarsın bunlar nasıl rüyâ görüyorlar? bu rüyaların hepsi de yalan dert çıkarsın. Allah ama onu kendisine seçmiştir. Ve istediğine, istediği kuluna o velisini rüyasında gösterir mi? Evet. O velisini rüyada gösterdiğine Cenâb-ı Hak kendi katından lütf ediyor. Kendi katından ikram ediyor. Kendi katından ona ihsan ediyor. Kendi katından onu manevi olarak nimetlendiriyor. Bu kimsenin elinde değil ki. Bilmem hangi şehirden, bilmem hangi ülkeden, bilmem nereden. O kimseyi rüyasında görüyor. Bir velî zatı rüyasında görüyor. Kim olursa olsun bu. Bakın şahıs konuşmuyoruz, tarîkat konuşmuyoruz. Şu isim, bu zat demiyoruz. Bu kim olursa olsun. Cenâb-ı Hak birisini gösterdi ona. Cenâb-ı Hak ona birisini gösterdi. Cenâb-ı Hak ona birisini gösterdiyse o kimseyi lütf etti, ikram etti, ihsan etti. Sâlih bir rüyâ ile gördü. Sâlih bir rüyâ ile görünce müjdelendi o. Bakın müjdelendi. E şimdi o müjdelenen kimseye biz ne diyebiliriz? Hiçbir şey diyemeyiz. O müjdelenen kimseye hiçbir şey konuşamayız. O müjdelenen kimseye biz hiçbir şey diyemeyiz. Sebep Allah onu kendisi seçti. Birisini aldı, ölenin yerine onu koydu. Yine başka bir rivayet. Ümmetimden ebdâller 30 tanedir. Arz onlar sebebiyle ayaktadır. Onlar sebebiyle yağmura mazlarsınız. Onlar sebebiyle yardıma mazlarsınız. Onlar sebebiyle yağmura mazlarsınız. Onlar sebebiyle yardıma mazlarsınız. Bakın bu velîler, bu mürşidler, bu kâmil şey efendiler, bu ebdâller, bu dedeler, bu babalar, bu kâmil zatlar yüzü sürmetine arz diyor ayaktadır. Onlar sebebiyle yağmura mazlardır.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap — Velî, Mürşid, Şeyh ve Erenler

Medet ya Abdülkadir diyen kâfir olur mu?

Medet ya Abdülkadir diyen kâfir olur. Medet ya Allah demek gerekir dediniz. Benim videolarını izlediğim sarıklı cüppeli ölmüş bir şahıs. Konuşmalarına başlamazdan önce medet ya Sultanul Evliya diyordu. Böyle diyen kâfir mi olur? Yoksa adamı çok imanlı bir Müslüman olarak tanımıştım.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Siyasî İslâm ve Hilâfet

O vakitler Allah sana uykunda rüyanda onlara ağız gösteriyordu mu?

Allah muhafaza eylesin. Dervişlerin dervişliklerine, zikirlerine ve zikre, halakayı zikre laf söyleyen, küçük gören vallahi de billahi de kalbi mühürlenir de gider bu dünyadan. Allah muhafaza eylesin. Bakın enfal kürküt. o vakitler Allah sana uykunda rüyanda onlara ağız gösteriyordu. Eğer Allah sana onlara kalabalık gösterseydi korkacaktınız ve savaş konusunda anlaşmazlığa düşecektiniz.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Mesnevî Şerhi (917. Beyit) Kaza-Kader

Bir veli, Allah’ın nesidir?

O veliler, o Allah dostları Allah’ın bu manada Hz. Perin dediği gibi çocuğu hükümledirler. Rabbim cümlemizi onlardan eylesin.

Kaynak: 2020 Soru-Cevap Sohbet — Mesnevî Şerhi (921-922. Beyit)

Allah’ın velilerinden başka bir de salih insanlar topluluğu vardır mı?

Allah’ın velilerinden başka bir de salih insanlar topluluğu vardır ki onlar gizli hareket ederler. Onların hem kerametleri hem kendileri hakkın hareminde gizlidir. Onların adlarını Allah’ın ebdal kulları bile işitmemiştir. Bunlar Rical-ül Galb Erenleri dediğimiz kimselerdir. Bunlar Allah’ın hususi dostlarıdır, salih kullarıdır. Evet bunlar mürşid-i kamiller gibi değillerdir. Ama bunların dereceleri mürşyid-i kamillerden yukarı değildir.

Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Sohbetleri — 11 Haziran 2020 Soru-Cevap

Yanlış mı yapıyoruz?

Ben de biliyorum ama kesmesine rica ediyoruz. Hem de çok yanlış yapıyorsunuz. Bir sünneti seneye karşı çıkmak, bir sünneti seneyi istememek küfre götürür insanı.

Kaynak: Mesnevî Şerîf Şerhi (1061-1066. Beyit) — 2020 Soru-Cevap

Veliler ne demektir?

Allah’ın dostları velileri, alimler, yolunu kaybetmiş olan insanlara manevi yol göstericileridir.

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Velilerin görevi nedir?

Bunlar Allah’ın izniyle insanlara yol göstericidir. Sufiler insanların içerisinde yol göstericidir. Her türlü zorluya, her türlü sıkıntıya, her türlü derde, her türlü çileye, her türlü probleme göğüs gererekten insanların içerisinde insanların karanlıktan aydınlığa ulaşması, eğrilikten doğruluğa ulaşması, yanlışlıktan, eksiklikten tamlığa doğru yürümesinde onlar birer yol göstericidir.

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Veliler ne şekilde şeytanla savaşır?

Onlar yeryüzünü şeytan ve şeytani düşünceler, duygular, hareketler yeryüzünü işgal etmesin diye şeytanla ve kafir cinnilerle amansız bir savaşın içindedirler. Onlar her daim şeytanla ve kafir cinnilerle ve kaf, kafirlerle savaş halindedir.

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Veliler kimlerle dost olabilir?

Bir kimse ya mümindir ya da değildir. Mümin ise onun dostu Allah, peygamber ve müminlerdir. Onun başka bir dostu yoktur. Mümin ise. O yüzden bu Allah dostları, Allah’ın velileri, Allah’ın mürşidi kamilleri ancak Allah’a, peygambere ve iman edenlere dost olurlar.

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Her toplulukta manevi kutbu var mı?

Her evin bir manevi kutbu vardır. Onlar evin içerisinde mesela Kur’ân ve Sünnet’i doğru olanı tebliğ eden bir kimse vardır evde. O der ki bu haram bundan uzak durun. İnsanların nefislerine bu acı gelir. Her mahallede, her toplulukta, her şehirde bu tip insanlar vardır.

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Lât, Menât, Uzzâ ne anlama gelir?

Lât, Menât, Uzzâ: Tarihte Bozulmanın Üç Sebebi ve Hz. Peygamber’in Çağlar Aşan Cevabı

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Lât, Menât, Uzzâ tarihsel olarak ne ifade eder?

Tarih boyunca Adem’den itibaren inananları bozan üç şeydir. Bir, kadın. İki, para menat. Üç, devleti yöneltmek. Lâat menat uzza. Lâat menat uzza. Kur’ân’da geçer ya üç tane put ismi. Tarih boyunca Adem’den itibaren inananları bozan üç şeydir.

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Lât, Menât, Uzzâ ile ilgili tarihsel örnek verilebilir mi?

Peygamber’in Çağlar Aşan Cevabı ber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine Mekkeli müşrikler geldiler, dediler ki, Ey Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’e, ne istiyorsan söyle, bu Mekke’de hangi kadını istiyorsan söyle onu sana nikahlayalım. Evli ise boşaltacaklar ki hangi kadını istiyorsa. Dikkat edin. Söz konusu olan devletin başına geçmekse, aha dediler, geç devletin başına bizi idare et. Dikkat edin buraya. Burası imanın kemal noktası. Bir müminin, bir Müslümanın olması gereken nokta. Üçüncüsü, dediler ki derdin hazine ise, para ise, aha dediler sana Mekke devletinin hazinelerinin anahtarı.

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Hz. Peygamber’in Lât, Menât, Uzzâ konusundaki cevabı neydi?

Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin çağlar aşan cevabı, çağlar aşan ve bütün çağlara ışık tutan ve bütün her şeyi yerle yeksan eden ve her şeyi bir merkezde toplayan cevabı, bir elime ayı verseniz, bir elime de güneşi verseniz ben La İlahe İllallah demekten vazgeçmeyeceğim.

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Hz. Peygamber’in Lât, Menât, Uzzâ konusundaki cevabı nasıl etkiliydi?

Bir elime ayı verseniz, bir elime de güneşi verseniz. Biz aydan ahiret alemini kastetti diyelim, güneşten ahiret alemini kastetti diyelim, aydan da dünya alemini kastetti diyelim. Ne ahiret için ne de dünya için. İkisini de bana verseniz ben La İlahe İllallah demekten vazgeçmeyeceğim. bu Peygamberlerin, bu velilerin, bu evliyaların haleti ruhiyeleri budur.

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Hz. Peygamber’in Lât, Menât, Uzzâ konusundaki cevabı nasıl bir durumda verildi?

Onları siz kadınla, onları siz parayla, onları siz makamla davalarından vazgeçtiremezsiniz. Onlar bir gün dünyaya yönelik, ertesi gün ahirete yönelik, bir gün ona kanmış, bir gün ona kanmış, bir gün o kandırmış, bir gün bu kandırmış bir noktada göremezsiniz.

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Hz. Peygamber’in Lât, Menât, Uzzâ konusundaki cevabı nasıl bir etki yarattı?

Onlar her daim Kur’ân ve Sünnet ile diptiridir. Necim süresi ayet 2-3-4. Arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O hevadan arzularına göre konuşmaz. Onun konuşması kendisine vahye dilinden başkası değildir. Hz. Muhammed Mustafa heva ve hevesinden hiç konuşmadı, hiç azmadı, hiç sapmadı. Sapmak fikridir. Fikri plandadır sapışlar. Azmak ise zahirdir, fiili plandadır. Azmak. O kimse azar, fiili plandadır. Azgın ve sapkın. Azmak fiili planda. Gidip zina etmek, gidip kumar oynamak, gidip haram işlemek.

Kaynak: 65. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Veliler Yıldız Gibi, Lât-Menât-Uzzâ ve

Kur’ân’ın yasakladığı her şeyin ülkede serbest olmasının nedeni nedir?

”Kur’ân’ın Yasakladığı Her Şey Ülkede SerbestEfendi hazretleri en sert eleştirilerinden birini yapmıştır: “30 yıldan beri bağırıyorum. Ne kadar haram varsa ülkede serbest. Kumar serbest — toto, loto, bilmem ne. İçki serbest — üret, sat, istediğini yap, sabaha kadar iç, zehirleninceye kadar iç. Eşcinsellik suç değil bu ülkede! Fâiz %45. Suyu ödeyemedin fâiz, elektriği ödeyemedin fâiz, telefonu ödeyemedin fâiz, vergiyi ödeyemedin fâiz. Mezarlarınızdan şeytan çarpmış şekilde kalkacaksınız’ — Kur’ân söylüyor bunu.”

Kaynak: 26. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mehdî Beklentisi ve Yalancı Mehdîler,

"Biz camdan öptürecek şeyhlerden değiliz" düstûru ne anlama gelir?

Efendi hazretleri bir fotoğrafa atıfla eleştiri yapmıştır: "Konuşmuyorum şimdi — bir fotoğraf yayınlamışlar, şeyhi orada oturuyor, adam camdan öpüyor. Allâh affetsin." Ardından kendi topluluğundaki düstûru anlatmıştır: "Var mı sizden ücret isteyen? Duyamadım sesinizi! Benim adımı kullanarak para isteyen var mı? Lokmacılar lokma dağıtıyorlar mı? Ücret alıyorlar mı? Zorla mı? Hayır." Sonra ispatını yapmıştır: "Bu topluluğu para istemez, hizmetinin karşılığında bir şey istemez. Mustafa Özbağ mı dağıtıyor lokmayı? Hayır. Bana mı getiriyor? Hayır. Para mı kazanıyor? Hayır. Kim aldanacak burada? Makam yok burada. Ben size bugüne kadar ‘ben şeyhim, ben velîyim, ben mürşidim’ — ağzımdan böyle bir lâf duydunuz mu? Hayır."

Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — "Çalap" ve "Tanrı" Kelimesi Meselesi,

Şeyh Efendi’nin "Kapıyı Kapatamayız" kıssası nedir?

Efendi hazretleri 1987-88 yıllarında yaşanan bir hâdiseyi nakletmiştir: Bir kasabanın zâhirî (Şeyh Efendi’nin halîfesi) gelip "tarzımızı değiştirelim, siz herkesle görüşüyorsunuz, kıymet bilinmiyorsunuz, kapıyı kapatalım, telefonunuzu açmasın kimse" teklifinde bulunmuştur. İstanbul’dan ve Anadolu’dan isimler vererek "filancı şeyhe ulaşamıyorlar, evlerinin önünde yatıp kalkıyorlar, o yüzden daha çok bağlanıyorlar" demiştir. Şeyh Efendi hazretleri kafasını sallamış, sonra Efendi hazretlerine "Sen ne düşünüyorsun?" diye sormuş. Efendi hazretleri: "Söylediği her şey sünnete aykırı efendim." Şeyh Efendi: "Yavrum biz Mustafa Efendi’den (üstâdımızdan) böyle gördük. Biz kapımızı kapatamayız. Görüşmek isteyen gelir görüşür, konuşur. Derdi olan derdini anlatır, rüyâsı olan rüyâsını anlatır. Biz yapamayız yavrum onu. Biz üstâdımızdan böyle gördük, bunun dışında bir şey yapamayız."

Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — "Çalap" ve "Tanrı" Kelimesi Meselesi,

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları