Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2023 Sohbeti #91 — Ankebût 41-42: Örümceğin Yuvası

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2023 Sohbeti #91 — Ankebût 41-42: Örümceğin Yuvası. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Table of Contents

Açılış — Niyâzlar; «Kur’an ve Sünnet-i Seniyye’ye Sımsıkı Yapışmayı, Bunun Mücadelesini Vermeyi Nasîp Eyle» Duâsı; «Ümmet-i Muhammed’e Yardım, İkrâm, Muhâfaza Eyle, Her Türlü Âfetten Koru» Niyâzı; Bilgisayardaki Küçük Programın Halledilmesi İçin Sohbete Soru-Cevap ile Başlama Plânı

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi hak ve hak batılı batılı bilenlerden eylesin. Cümlemizi hak bildiği yolda yürüttüklerinden eylesin. Cümlemizi Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye sımsık yapışmayı nasip eylesin. Cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye yapışma mücadelesi verenlerden eylesin. Rabbim ümmet-i Muhammed’e yardım eylesin. Ümmet-i Muhammed’e ikram eylesin. Ümmet-i Muhammed’i muhafaza eylesin. Ümmet-i Muhammed’i her türlü afattan Rabbim korusun inşallah. Geceniz hayır olsun. Bilgisayarda küçük bir program vardı. Onu halledinceye kadar bu soruya da cevap vermiş olalım.

Hem çaylarınız için.


Soru-Cevap I: 42 Yaşındaki Sözleşmeli Memurun İhtilâfı — Kadroya Geçme, Emekli Olma, Ticarete Atılma; Mustafa Efendi’nin «En İyi İkinci Kazanç Şekli Ticaret, Altıncı da Memurluk» Sözünün Hatırlatılması; Mustafa Efendi’nin Tâlimi: «Önce Kadroya Geç, Emekli Olacaksan Kadrolu Olarak Emekli Ol, Ticarete Atılacaksan Dikkatli Ol»

42 yaşındayım, sözleşmeli memurum. Önümde hem kadroya geçme durumu var hem de emekli olma durumu var. Bir sohbetinizde en iyi ikinci kazanç şekli ticaret altıncı da memurluk demiştiniz. Ben şu an çok kararsızım. Kadroya mı geçeyim, sözleşmeli olarak mı devam edeyim yoksa emekli olup ticarete mi yapayım, düşüncenizi bildirirseniz çok mutlu olurum. Kim olduğunuzu bilmiyoruz. Ama velakin bence ilk önce kadroya geç. Emekli olacaksan kadrolu bir şekilde emekli ol. Ticaret yapacaksan da dikkatli ol. Kim? Bu bayanlardan mı erkeklerden? Önce kadroya geç. Ondan kadroya geçtikten sonra emekliliği düşün. Önce bir kadroya geç ama. İnşallah. Allâh yardımcın olsun inşallah.


Ticaretin Değişen Yapısı — «Eski Tadı Tuzu Kalmıyor»; Geleneksel Çıraklıktan Yetişme Esnaf vs Sermaye-Bağımlı Yeni Ticaret; İnternet Ticareti Hâkimiyeti; AVM’lerin Ekonomik Krizden Kapanması; «İnsanlar Geriye Rüce Edip Geleneksel Alışverişe Dönmedi, İnternete Döndü»; Hizmet Sektörünün Sürekliliği vs Küçük Esnafın Sıkışması; «Göz Açıp Kapatıncaya Kadar Ütüldüğünüzü Görüyorsunuz»

Ticaret iyi ama ticaretler gün geçtikçe artık eski tadı tuzu kalmıyor. Böyle geleneksel olarak çıraklıktan yetişme bir ticaret erbabı olursa o belki de bir şeyler yapabilir. Ya da böyle sermayeye dayanmaya başladı. Biraz da böyle bu dünyanın gittiği taraf bu internet üzerinden ticaretlere dönmeye başladı. Herhalde böyle giderse önümüzdeki yıllarda hizmet sektörü hiç eksik olmaz. Onların işleri devam eder ama küçük esnafın işi gün geçtikçe daha da zorlanır. Gibi duruyor. İnsanlar böyle bu kültürlerini değiştirdiler. Herkes şimdi AVM’lere gidiyor. Hoş AVM’ler de bu ekonomik krizden kapanıyor biraz zor iş yapıyorlar. Ama bu sefer de insanlar geriye rüce edip eski klasik geleneksel alışveriş haline dönmedi.

Bu sefer şeye döndü. İnternete döndü komple. Öyle olunca dikkatli olmakta fayda var. Ticaret güzel bir şey. Ama çok dikkat isteyen, çok performans isteyen bir şey. Göz açıp kapatıncaya kadar ütüldüğünüzü görüyorsunuz. Böyle bir bakıyorsun ütülmüşsün, bir bakmışsın. Allâh muhâfaza eylesin. Sıkıntı yaşanıyor. O yüzden dikkatli olmakta fayda var ticaret erbabı için.


Geleceğin Sektörleri — Tarım, Hayvancılık ve Hizmet Sektörünün Yükselişi; Tamircilik İhtiyacı (Bakımcı, Vida-Dübel Takan, Sigortalı Elektrikçi); «Genel İnsanlar Bunu Yapamıyor, Atıyor Yenisini Alıyor»; Sistem’in Tüketim Yönlendirmesi; «Ekonomik Kriz Olunca Herkes Tamir Ettireceğim Diye Uğraşıyor, Sistem Çöküyor» Tahkîki

Önümüzdeki yıllarda tarım çok iyi noktaya gidecek. Hayvancılık, tarım. Ondan sonra hizmet sektörü. tamirci dediğimizde her türlü bakımcı ve tamirci. normalde evde bir vidayı takacak kimseyi bulamayacaklar. Vida, bildiğin vida. Eve bir tane dübel delinecek, oraya bir vida takılacak. Bunu bulamayacak insanlar. Bunu normalde gidip şimdi insanlar bunu yapamıyor. bizim gibi insanlar yapıyor da ama geneli yapamıyor. sigort atıyor, elektrikçi bekliyor. Oradan sigort dokunamıyor. Bu zaman içerisinde daha da artacak bu. bir normalde küçük bir elektrikliği ev aletini tamir edecek bir kimse bulamayacaklar. Atacaklar. Yenisini alacaklar. Zaten sistem de oraya götürüyor insanları. Ama böyle bir ekonomik krizi olunca bütün herkes her şeyi tamir ettireceğim diye uğraşıyor.

Tamir ettireceğim diye uğraşınca da sistem çöküyor. O yüzden geleceği gelecek de alakalı.


Yapay Zekâ ve Çip Çağının Yaklaşması — «Bilgisayar-İnternet Üzerine Olan Her Şey Uçup Gidecek»; Cep Telefonu-Televizyon Yolculuğunun Saatlere-Çiplere Geçişi; «Yolda Yürürken Adnan’ı Aradığında Adnan’ın Sûretini Görmek» Anekdotu; «Adnan Yatakta Yatıyor — Açarsa Sûretini Görürsün»; «Bu Gelecek Normal Değil, Esnaflar Dikkat Etsinler»

Mesela bilgisayar üzerine olan, internet üzerine olan her şey uçup gidecek. Yapay zekalılar ne bileyim bilgisayarla alakalı internet üzerinden. Aklınıza ne gelirse internet üzerinden. O hale gelecek. Amaçları o zaten. Amaçları o herkes de oraya doğru koşuyor. Sizi cep telefonlarıyla bir anda dahil hepimizi aldattılar. O dünyanın içerisine kattılar bize. Televizyonla başlayan yolculuk cep telefonu biraz daha şimdi cep telefonların türlüsünü çıkaracaklar. o kart var ya çipler filan onlara filan geçerler onlara atacaklar. Normalde o yeni saatler çıkardılar ya böyle küçücük bir saat mesajı geliyor bilmem ne geliyor. Onlar normalde onlar böyle küçücük bir şey yapacaklar o küçücük bir şeyin üzerinden gidecek her şey. telefon filan ahize mahize onlara geçin. yolda giderken kim aradı seni?

Adnan aradı değil mi? Adnan’ın sivriyetini görecek milleti orada. Evet yolda yürürken görecek. Veya sen Adnan’ı aradın. Normalde Adnan’ın sivriyetini göreceksin orada. O esnanda Adnan ne durumda? Yatakta yatıyor. Göreceksin eğer Adnan açarsa durumu. O yüzden gelecek normal değil yani. Bu şey normal değil. Bu küçük esnaflık yapacak olanlar dikkat etsinler. Bir anda her şeyin değiştiğini görebilirsiniz. Rabbimizleri muhafaza eylesin. Evet.


Allah’ın Hâkimiyeti Dersine Giriş — «Birkaç Haftadır Allah’ın Hükmediciliği ile Alâkalı Âyet-i Kerîmeler Getirmeye Başladım»; Mustafa Efendi’nin Niyeti: «Gücüm Yeterse Zamanım Kalırsa Allah’ı Tanıtma-Tanıma Maksadıyla»; «Önce Hükmeden Kim Olduğunu, O’nun Hâkimiyetini Tanıyalım»; «İnsanlık Şirkte, Farkında Değil — Derdim Bu»; Eûzü-Besmele Tilâveti

Böyle birkaç haftadır malum Allâh’ın hükmediciyle alakalı bazı böyle âyet-i kerimeler getirmeye başladım. Böyle gücüm yeterse zamanım kalırsa böyle küçük küçük Allâh’ı tanıtmakla alakalı, Allâh’ı tanımakla alakalı bazı şeyleri yapmaya başladım. Böyle küçük küçük Allâh’ı tanıtmakla alakalı, Allâh’ı tanımakla alakalı bazı âyet-i kerimeleri burada gücümüzün nispetinde ders yapmaya çalışacağız inşallah. O yüzden bu nereden çıktı diye düşünürsünüz bunlar ne sohbeti diye. Böyle dedik Allâh’ın normalde tanıtılmasıyla alakalı, Allâh’ı tanımakla alakalı. Ayet-i kerimelerden böyle yavaş yavaş okuyalım istedim. Önce hükmeden kim? Allâh’ın o hâkimiyetini, o hükmediciliğini bir tanıyalım bilelim. Biz zannediyoruz ki hükmeden farkında değil insanlık.

Şirkdeler Allâh muhâfaza eylesin. Derdim bu. Buyur. Eûdü billahi mineşşeydânirracîm. Eûdü billahi mineşşeydânirracîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Eûdü billahi mineşşeydânirracîm. Eûdü billahi mineşşeydânirracîm. Eûdü billahi mineşşeydânirracîm. Eûdü billahi mineşşeydânirracîm. Eûdü billahi mineşşeydânirracîm. Sadakallahu’l-azim. Allâh razı olsun, Allâh kabul etsin inşaAllah. Ankebut âyet 41 ve 42. Allâh’tan başka dostlar edinenlerin misali, kendine yuva yapan örümceğin misali gibidir. Evlerin en çürü muhakkak ki örümceğin yuvasıdır. Keşke bilselerdi.


Ankebût 29/41-42 Tilâveti — «Meselü’l-lezîne’ttehazû min dûnillâhi evliyâ’e ke-meseli’l-ankebûti’ttehazet beyten; ve inne evhene’l-buyûti le-beytü’l-ankebûti lev kânû ya’lemûn; innallâhe ya’lemu mâ yed’ûne min dûnihi min şey’in; ve hüve’l-azîzü’l-hakîm» — «Allah’tan Başka Dostlar Edinenlerin Misâli Kendine Yuva Yapan Örümceğin Misâli Gibidir; Evlerin En Çürüğü Muhakkak Örümceğin Yuvasıdır»

Doğrusu Allâh kendini bırakıp da tapındıkları şeyi bilir. O azizdir, o hakimdir. Sadakallahu’l-azim.


Allah’tan Başka Dost Edinilen Kategoriler — Siyasetçi-Yalancı-Dolandırıcı, İçki Müptelâsı, Hâram-Helâl Çizgisinin Dışındakiler, Faizci, Allah’ın Hükmüyle Hükmetmeyenler, Dini Değiştirmeye Çalışanlar, Ezanla Alay Edenler, Kur’an’a Düşmanlar, İslâm’ın Hükümlerini Reddedenler, Kapitalistler-Komünistler-Faşistler, Âyetlerle Dalga Geçenler; «Allah’ın Düşmanlarını Kendine Dost Ettin, Allah’ın Dostlarına Düşman Oldun» Vahîm Tablosu

Allâh’tan başka dostlar edinmek, Allâh’ı bırakmak, Allâh’ı unutmak, Allâh’a sırtını dönmek, Allâh’ın yerine bir şey koymak, veyahut da Allâh’ın yanına şirk koşucu bir şeyler oluşturmak. Kendince bu dünya hayatında Allâh’ın dışında güç, kuvvet, kudret görmek, Allâh’ın dışında bir yaratıcı görmek ve dost veli demek. Ayet-i Kerimede de veli olarak geçiyor. Değil mi buradaki okuduğun âyet-i kerimede? Allâh’ın Allâh’tan başka kendine veli edinmek. Veli Allâh’tan, veli gerçek manada Allâh. Ama sen kalktın kendince, bir siyasetçiyi, yalancı dolancı bir kimseyi kendine dost ettin. İçki içen, devamlı içki müptelası olmuş bir kimseyi kendine dost ettin. Haramların dışında, haramlarda dolaşan, haramı fütursuzca yaşayan bir kimseyi kendine dost ettin.

Faizciyi kendine dost ettin. Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyeni kendine dost ettin. Cenâb-ı Hak’ın dinini değiştirmeye çalışanları kendine dost ettin. Ezanla alay edenleri kendine dost ettin. Kur’ân-ı Kerîm’e düşman olanları kendine dost ettin. İslam’ın herhangi bir hükmünü reddedeni kendine dost ettin. Kapitalistleri kendine dost ettin. Komünistleri kendine dost ettin. Faşistleri kendine dost ettin. Ayet-i Kerimelerle dalga geçenleri kendine dost ettin. Allâh’ın düşmanlarını kendine dost ettin. Allâh’ın dostlarına düşman oldun. Allâh’ın düşmanlarını kendine dost ettin. Allâh’ın haram-helal çizgisinin dışında kalanları kendine dost ettin. Cenâb-ı Hak’ın karşısında fitursuzca haramı işleyen ve haram yolu kendine yol bilen kimseyi kendine dost seçtin.

Veladu alîm delalette olanları kendine dost seçtin. Allâh’tan başka dostlar dediğinizde bunlar çıkıyor. Ama öbür taraftan bir kimse Allâh’ı dost etti. O zaman peygamberler de dost ona. Allâh’ı dost etti. Allâh’ın kitapları da dost ona. Allâh’ı dost etti. Allâh’ın velileri de dost ona. Allâh’ı dost etti. O zaman müminler de ona dost. O zaman Allâh’ı dost etti. Dervişler de ona dost. Sufiler de dost. Allâh’ı zikredenler de dost. Ama yok o Allâh’ı zikredenleri bırakmış Allâh’a küfredenlerle hareket ediyor.


Allah’ı Dost Edinme Karşı-Tablosu — Allah’ı Dost Edinen Kimseye Peygamberler, Kitaplar, Velîler, Mü’minler, Dervişler, Sufîler, Zâkirler de Dost Olur; «Allah’a Küfredenlerle Hareket Etme, Allah’a Düşman Olanlarla Beraber Olma»; «Sen Kimi Sevdin? Kim Sana Hoş, Tatlı Göründü? Kime Alkışladın? Kim Sana Tatlı Geldi?»; «Her Gün Dine Küfredenlerle mi Dostsun, Her Gün Peygambere Hakaret Edenlerle mi Dostsun?»

O Allâh’a dost olanları bırakmış Allâh’a düşman olanlarla beraber oluyor. Neredesin? Hangi yoldasın? Kimin nesin? Kimin nesin? Kimi sevdin? Kimin peşinden gittin? Kime alkışladın? Kim sana hoş göründü? Kim sana tatlı göründü? Allâh’ın dostları müminler, peygamberler mi? Yoksa Allâh’a düşmanlık edenler mi? Kim? Her gün dine küfredenlerle mi dostsun? Her gün peygambere salallahu aleyhi ve sellem hazretlerine hakaret edenlerle mi dostsun? Sen kimle dostsun? Kimin peşinden gidiyorsun?


«Kalbin Kime Isındı?» Tahkîki — Vücudunun Nerede Olduğuna Bakma, Kalbinin Isındığı Yere Aitsin; «Sen Siyasetçilere de, Ekonomistlere de, Felsefecilere de Bak — Kalbin Kime Isındı?»; «Sen Allah Düşmanlarına mı, Allah Dostlarına mı Kalbin Isındı?»; «Sen Burada Olabilirsin Ama Kalbindeki Sevgi-Muhabbet-Dostluk Önemli»; Ameli İşleyip İşlememek Önemli Değil — Ona Muhabbet Vermek Önemli

Kim sana tatlı geliyor? Ona bak! Bakın, ona bakın! O zaman öyle bir şey çıkınca orta yere, o zaman senin kendin de çıkıyorsun orta yere. Sen kiminle berabersin? Ona bak! Kimi destekliyorsun? Ona bak sen! Sen siyasetçilere de bak! Sen ekonomistlere de bak! Sen felsefecilere de bak! Sen bütün her tarafa bak! Kalbin kime ısındı senin? Senin kalbinin ısındığı yere bak! Sen Allâh düşmanlarına mı kalbin ısındı? Allâh dostlarına mı kalbin ısındı? Kime kalbin ısındı? Sen normalde o kalbinin ısındığı yere aitsin sen! Vücudunun nerede olduğuna bakma! Kalbinin kime ısındığı? Kalbinde kimin sevgisi? Neyin sevgisi var? Ona bak! Sen burada da olabilirsin. Ama kalbindeki sevgi önemli. Kalbindeki muhabbet önemli.

Kalbindeki dostluk önemli. Sen eğer vücudun buradaysa, dostluğun başka yerdeyse, yok, sen onunla berabersin. Bir ameli işleyip işlememeniz önemli değil. Kalbinizde ona muhabbet vermek önemli değil. Ve ona muhabbet besleyip beslemediniz.


Hadis-i Şerîf — «Bir Şeyi Yapamayabilirsin Ama Severseniz, Onunla Beraber Yapmış Gibi Sevap veya Günah İşler»; Kumar Oynamasan Bile Hoş Görmenin-Seyretmek-Zevk Almanın Kumar Oynamış Gibi Günaha Sokması; İçki İçenin Sofrasına Oturup Zevk Almanın Aynı Günah; «İslâm’da Bir Şey Haram, Ona Giden Yollar da Haramdır»; «Sen Kimi Dost Edindin Kendine, Ona Dikkat Et»

O ameli sevip sevmediğiniz önemli. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ya, bir kimse dedi, bir şeyi yapamayabilir ama onu severse, ona gönül verirse, onunla beraber yapmış gibi sevap işler veya onunla beraber olmuş gibi günah işler. Sen kumar oynamayabilirsin. Kumarı hoş görüyorsan ve sen kumarı seyrediyorsan zevk alıraktan, kumarı oynamış gibi günaha girersin. Sen içki içmeyebilirsin. Ama içki içenlerin sofrasına oturdun, ondan zevk duyuyorsan, onu normal destekliyorsan, sen içki içmiş gibi günaha girdin. İslam’da bir şey haram, ona giden yollarda haram. O zaman sen kimi dost edindin kendine, ona dikkat et. Allâh muhâfaza eylesin. Ve sen Allâh’tan başka kendine dost edinme.

Bu ne demek? Sen Kur’ân-ı Kerîm’de met edilen, övülen, Allâh’ın met ettiği, övdüğü hallerle, hallenen kimselerle arkadaşlık et. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ya, senin ekmeğini namaz kılanlar yesin dedi.


«Senin Ekmeğini Namaz Kılanlar Yesin» Hadîsi — Hz. Peygamber’in Tâlimi; Namaz Kılan-Allah’ı Zikreden-Allah’tan Korkan-Allah’ı Sevenleri Dost Edinme; Aksi Halde «Onlardan Olursun, Hemen Olur Veririsin»; «Dünyayı Sevenlerle Beraber Olursan Gönlünde Dünya Sevgisi Oluşur, Cenâb-ı Hak Seni Ona Döndürüverir»; Mâ’şeret Edebinin Kalbî Yansıması

Bakın senin ekmeğini namaz kılanlar yesin dedi. Sen kendine namaz kılanlardan dost eyle. Sen kendine Allâh’ı zikredenlerden dost eyle. Sen kendine Allâh’tan korkanlardan dost eyle. Sen kendine Allâh’ı sevenlerden dost eyle. Yoksa onlardan olursun. Allâh muhâfaza eylesin. Hemen onlardan oluverirsin. Gönlün onlara devrili verir. Gönlün onlara çevrili verir. Bilemezsin bir anda. Dünyayı sevenlerle beraber olursan, gönlünde dünya sevgisi oluşur. Ona dönüverirsin sen. Normalde kendince, kendince İslam’ın dışında bir şeyi seven kimseyle beraber olursun. Cenâb-ı Hak seni ona döndürüverir. Allâh muhâfaza eylesin. Doğrusu Allâh kendini bırakıp da tapındıkları şeyi bilir. Allâh kendisini bırakıp da başka şeylere tapınanları bilir.

Atamı taptın, putamı taptın, kime taptın bilir. Kur’ân ve sünnetin dışında neye taptın? Bütün herkesi bilir. Neyi kendine ilah edindin? Neyi kendine rab edindin? Ya biz ilah edinmiyoruz. Arkadaş, sen Allâh’ın hükmünün dışında bir hüküm isteyeni kendine ilah edindiysen, sen aldatma kendini. Sen Allâh’ın hukukunu, hükmünü çiğneyen bir kimsenin önünde diz çöküp yalvarıyorsan, senin ilahın o oldu.


«Allah Tapındıklarınızı Bilir» Meydan Okuması — «Hadi Gidin, Hangi Puttan Yağmur Dileneceksiniz?»; Yağmur-Kar İçin Camilerde Duâ’nın Tahkîki — Putların Önünde Duâ Etmiyorlar Çünkü; Hintlilerin İneğe Tapması; Budistlerin Buda’ya Meyve Bırakıp Sabah Almasıyla «Buda Bize Hediye Etti» Vâhimliği; «Hadi Güneşi Batıdan Doğdursunlar, Ayı-Dünyâyı Ters Yüz Etsinler» Meydan Okuması; Şirk Üzere Ölmenin Ebedî Cehennem Tehlikesi

Hadi gidin. Hangi puttan yağmur dileneceksiniz? yağmur, kar boyuna camilerde dua edildi, öyle değil mi? E neden camilerde dua ediyorsunuz? Gidip putların önünde dua etseniz ya. Gidip putlardan isteseniz ya. Hintliler ne yapıyorlar? Gidiyorlar, inekten istiyorlar. İnek tanrıları ya. Neden tanrı kabul ettiğiniz bir şeye gidip önünde yağmur istemediler ki? Veya da ne yapıyorlar? Budistler Buda’nın önünde gidip dileklerini diliyorlar. Neden? Onlar Buda’yı tanrığı bildiler. Buda’nın etrafında dönüyorlar, hatta Buda’ya götürüyorlar, hediyeler veriyorlar. Önüne koyuyorlar muzdur, ananasdır. Oradaki bölgede yetişen en güzel meyveleri Buda’nın önüne getiriyorlar, bırakıyorlar. Ertesi gün sabah gelip alıyorlar.

Diyorlar ki Buda bize bunları hediye etti tekrar. İyi, Allâh’tan başka bir şeyi kendine ilah edindin. O puttan git, iste. Yağmur iste, kar iste, dolu iste. Git tabi afetlerden kurtarılmayı iste. Hadi o tapındığınız putlar, önünde iyildiğiniz, secdeye gittiniz putlar. Hadi Kur’ân’ın deyimiyle güneşi batıdan doğdursunlar hadi. Hadi o önünde tapındığınız ilah olarak gördükleriniz, hadi güneşi ters yüz etsinler. Hadi ayı ters yüz etsinler. Hadi dünyayı ters yüz etsinler. O zaman sizin tapındığınız o ilahlar hiçbir gücü kuvveti yok demek ki. Hiçbir şeyi tersine çeviremiyor. Hiçbir şey yapamıyor. Ve Allâh sizin Allâh’tan başka bir şeyi ilah edindiğinizi bilir. Ve siz o şirk üzerine ölürseniz ebedi cehennemde kaynarsınız.

Ve o şirk üzerinde giderseniz ebedi olarak Allâh muhâfaza eylesin. Ahiretinizi fena edersiniz.


«Sakın Şeyhini-Hocanı-Anneni-Babanı-Siyasî Liderini Allah Yerine Koyma» Tâlimi — Allah Hâkim’dir, Hükmeden Allah’tır; Allah’ın Haricinde Hükmedecek Kanun Koyucu Görmek Şirktir; Aziz Olan Rabbü’l-Âlemîn’dir, Başka Aziz Arama; Allah Kullarından İstediğini Aziz Eder

Sakın ha şeyhini Allâh yerine koyma. Sakın hocanı Allâh yerine koyma. Sakın anneni babanı Allâh yoluna koyma. Sakın siyasetteki liderini Allâh yerine koyma. Sakın hiçbir şeyi Allâh yerine koyma. Sakın Allâh’ın haricinde bir şeye hükmedecek kanun koyucu olarak görme. Sakın Allâh çünkü Hakim’dir. Allâh hükmedendir. Sen kalkar da Allâh’ın haricinde hükmeden bir şeyi kendine ilah tanrı o kendine güç kuvvet olarak görürsen şirke düşersin. Gerçek hükmedeceği Hakim olan Allâh’tır. Aziz olan Allâh’tır. Aziz olan Rabbül Alem’indir. Başka aziz arama kendine. Ve Allâh kullarından istediğini aziz eder. Kimdir bunlar? Peygamberlerdir, velilerdir, müminlerdir, iman edenlerdir. Allâh’ın aziz ettikleri, zelil ettikleri kafirlerdir, müşriklerdir.

Günah-ı kebaire dalıp oradan tövbe etmeyen zinancılardır. Devamlı içki içenlerdir. Annesine babasına asi olan, isyan edenlerdir. Kocalarına isyan eden, kocalarını dinlemeyen kadınlardır. Karılarına, eşlerine zulmeden erkeklerdir.


Allah’ın Aziz ve Zelîl Ettikleri — Aziz Edilenler: Peygamberler, Velîler, Mü’minler, İmân Edenler; Zelîl Edilenler: Kâfirler, Müşrikler, Günâh-ı Kebâire Dalıp Tövbe Etmeyenler, Zinankârlar, Devamlı İçki İçenler, Anne-Babaya Asî Olanlar, Kocalarına İsyân Eden Kadınlar, Karılarına Zulmeden Erkekler, Çocuğunun Hakkını Gözetmeyenler, Çocuğuna Kur’an-Sünnet Öğretmeyenler; «Ne Zaman Bir İnsanın Bataklığa Gideceği Belli Değildir»

Bunlar Allâh’ın indinde zelil olmuş insanlardır. Çocuklarının hakkını, hukukunu gözetmeyen, çocuklarını zulmedenler bunlar zelil olan insanlardır. Çocuklarına Kur’ân ve Sünnet’i öğretmeyen, çocuklarını Kur’ân ve Sünnet doğrultusunda yaşamaları için gayret etmeyen insanlar, zelil insanlardır. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden Cenâb-ı Hak cümlemizi aziz ettiklerinden eylesin. Çünkü ne zaman insanın zelilliğe bulaşacağı belli değildir. Ne zaman bir insanın bataklığa gideceği belli değildir. Rabbimizden her daim yardım isteyelim, Cenâb-ı Hak’tan her daim yardım dilenelim.


Hitâm — «Bizleri Sırât-ı Müstakîm’de, Kur’an ve Sünnet Dâiresinde, Yaşayanlardan ve Yaşatanlardan Eyle» Niyâzı; Sapkınlığa Uğrayanlardan, Kur’an-Sünnet’in Dışında Din Oluşturanlardan Sığınma; «Kendisine Peygamberlik İddiâ Eden, Sanki Kalpten Haber Alıyormuş Gibi İlâhlık Taslayanlardan» Sığınma; «Bu Dünyâ Gelip Geçici, İmtihânlar Gelip Geçici»; Helâlleşme; Eftal Zikir Tevhîd; «La İlâhe İllâ’llâh, Hak Muhammeden Resûlüllâh, Cemiyen Enbiyâi ve Mürselîn»; El-Fâtihâ; Ejmey; Destur

Bizleri kendisinin sıratı mustakiminde eylesin. Âmîn. Bizleri Kur’ân ve Sünnet dairesinde eylesin. Âmîn. Bizleri Kur’ân ve Sünnet seni yaşayanlardan ve yaşatanlardan eylesin. Âmîn. O yüzden bizleri sapkınlığa uğrayan, sapkınlığa uğrayan, Kur’ân ve Sünnet’in dışında din oluşturanlardan bizleri uzak eylesin. Âmîn. Kur’ân ve Sünnet’in dışında kendisine peygamberlik iddia eden, kendilerinin böyle sanki kalpten haber alıyormuş gibi, sanki Allâh onlarmış gibi ilahlık taslayanlardan bizleri uzak eylesin. Âmîn. Cenâb-ı Hak bizi ve cümle ümmeti Muhammed’i gerçek dostlarına, gerçek velilerine dost olan kullarından eylesin. Âmîn. Cenâb-ı Hak bizleri kendisinden başka bir şeyi ilahlaştıranlardan eylemesin.

Âmîn. Kendisinden başka güç, kuvvet, kudret görenlerden eylemesin. Âmîn. Bizleri katından ilham edip bizleri sırat-ı müstakimde devamlı eylesin. Âmîn. Rabbim bizleri cümlemizi affeylesin inşallah. Âmîn. O yüzden bu dünya gelip geçici, bu imtihanlar gelip geçici, Cenâb-ı Hak herhangi bir sıkıntıdan, herhangi bir rahatlıktan, herhangi bir problemden veya herhangi bir problemsizlikten dolayı nefsine uyup, heva ve hevesine uyup yolunu şaşıranlardan eylemesin inşallah. Âmîn. Haklarınızı helal edin. Helal. Bizden yana da helal olsun inşallah. Eftal zikir falemennehu. Lâ ilâhe illâllah. Hak Muhammedün Resûlullâh, cemiyen enbiye-i ve mursalîn. Elhamdulillahi Rabbil-alemîn. El-Fâtiha. Âmîn. Ejmey. Destûr.


KAYNAKÇA

  • Ankebût 29/41-42 — «Meselü’l-lezîne’ttehazû min dûnillâhi evliyâ’e ke-meseli’l-ankebûti’ttehazet beyten; ve inne evhene’l-buyûti le-beytu’l-ankebûti lev kânû ya’lemûn; innallâhe ya’lemu mâ yed’ûne min dûnihi min şey’in; ve hüve’l-azîzu’l-hakîm»: «Allah’tan başka dostlar edinenlerin misâli, kendine yuva yapan örümceğin misâli gibidir. Evlerin en çürüğü muhakkak örümceğin yuvasıdır, keşke bilselerdi. Doğrusu Allah, kendisini bırakıp tapındıkları şeyi bilir. O Azîz’dir, O Hakîm’dir».
  • Ankebût Sûresi’nin Adı ve Misâli — Sûreye «Örümcek» adının verilmesi 41. âyetteki misâlden; Râzî, Mefâtihu’l-Gayb; Zemahşerî, el-Keşşâf; İbn Kayyim, el-Bedâî: Allah’tan başka tanrılara dayanmanın örümceğin yuvasında barınmaya benzetilmesinin teosofik açıklaması — Mehmet Vehbi, Hülâsatu’l-Beyân; Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili: ankebût (örümcek) misâlinin Yunanlı Pythagoras’ın «her şey ölçü-orantı» felsefesi karşısında Kur’ânî tezi.
  • «Veliyy» — Allah’ın Dostluğu — Bakara 2/257: «Allâhu velîyu’l-lezîne âmenû» (Allah mü’minlerin dostudur); Yûnus 10/62: «Elâ inne evliyâ’allâhi lâ havfün aleyhim ve lâ hum yahzenûn» (Allah’ın dostlarına korku ve hüzün yoktur); Mâide 5/55-56: «Sizin velîniz Allah, Resulü ve namaz kılan rüku’ eden mü’minlerdir»; Tirmizî, Tefsîr 5; Sühreverdî, Avârif: velâyetin Allah’a dostluk yolu olarak tanımlanması.
  • Allah’tan Başka Dost Edinme — Şirk Çeşitleri — Tevbe 9/31: «İttehazû ahbârahum ve ruhbânehum erbâben min dûnillâh» (din âlimlerini-rahibleri Rab edindiler); Yâsîn 36/74-75: putlardan yardım umma; İmâm Birgivî, et-Tarîkatu’l-Muhammediyye: 7 sınıf «şirk-i hafî» (gizli şirk) — riya, mevki sevgisi, mal sevgisi, uzun emel, kibir, hırs, hased; Bediüzzaman Sözler: «şirkin mertebeleri» bahsi.
  • «Allah’ın Hükmüyle Hükmetmeyenler» — Mâide 5/44: «Ve men lem yahkum bi-mâ enzelallâhu fe-ulâ’ike humu’l-kâfirûn»; 5/45: zalim; 5/47: fasık; üç âyetin birlikte okunmasının ulemâ ictihâdı — Râzî, Mefâtih; Mevdûdî, Tefhîmü’l-Kur’ân; Seyyid Kutub, Fî Zilâli’l-Kur’ân: Allah’ın hükmüne dayanmayan beşerî sistemlere karşı tutum.
  • «Senin Ekmeğini Namaz Kılanlar Yesin» — Ahmed b. Hanbel, Müsned III/38; Tirmizî, Zühd 45; Ebû Dâvûd, Edeb 16 (Ebû Saîd el-Hudrî tarîkiyle): «Lâ tusâhib illâ mü’minen ve lâ ye’kul ta’âmeke illâ takiyy» (Mü’min olmayanla arkadaşlık etme, takvâlı olmayan yemeğini yemesin); Tasavvuf yolundaki yorumu: arkadaş seçiminin imân ve takvâ üzerine bina edilmesi.
  • «Bir Şeyi Sevenin Onunla Beraber Yapmış Gibi Olması» — Buhârî, Edeb 95-96; Müslim, Birr 165: «El-mer’u me’a men ehabbe» (Kişi sevdikleriyle beraberdir); Tirmizî, Zühd 50: «Sevdiğinin ameliyle haşrolur»; sufî yorumu: kalbî muhabbet amelden öncel; haram olan şeye muhabbet yine haram. İmâm Gazâlî, İhyâ III (Kitâbu Zemmi’l-Cah ve’r-Riyâ’).
  • Putlara-Putlaştırma — Hint İnek, Budist Buda Misalleri — Mâide 5/65-66; Saffât 37/91-93 (İbrâhîm A.S.’ın putları kırması); Hindu inanç sistemi: «Gomata» (anne inek), Vedalar IV. Mandala; Budist felsefesi: Şâkyamuni Buda heykellerine «pûjâ» (sunu) uygulaması; Râzî, Mefâtihu’l-Gayb: putların gerçek tanrılığı reddediş; «hadi güneşi batıdan doğdursunlar» — Bakara 2/258 (İbrâhîm A.S.-Nemrud diyaloğunun mantığı: «Allah güneşi doğudan getirir, sen batıdan getir»).
  • «Şeyhini-Hocanı Allah Yerine Koyma» — Tasavvufta Şeyh-Müşrik Çizgisi — İmâm Rabbânî, Mektûbât I/213 (Mektûb 286): «Mürşidi Allah’ın yerine koymak şirkin gizli kapısıdır»; Aziz Mahmud Hudâyî, Câmi’u’l-Fadâil: şeyhe muhabbet ile şirk arasındaki ince fark; Yûnus Emre Dîvân: «Çıkmayacak canda nâr / Tek başa olunan / Maaşırın sınırı»; modern tasavvufî sapmaların eleştirisi.
  • Allah Hakîm ve Aziz — Allah’ın esmâ-i hüsnâsından el-Hakîm (her şeyi hikmetle yapan, hüküm sahibi); el-Azîz (mutlak galip-kuvvetli); İmâm Gazâlî, el-Maksadü’l-Esnâ: bu iki ismin manâsı ve mü’minin hayâtındaki yeri; Beyhakî, el-Esmâ ve’s-Sıfât; Sa’düddîn-i Taftazânî, Şerhu’l-Akâ’id: tefekkür ve îmânın Hakîm-Azîz’le ilişkisi.
  • Allah’ın Aziz ve Zelîl Ettikleri — Âl-i İmrân 3/26: «Tu’izzu men teşâ’u ve tüzillü men teşâ» (Dilediğini aziz, dilediğini zelîl edersin); Münâfikûn 63/8: «Lillâhi’l-izzetü ve li-resûlihi ve li’l-mü’minîn» (İzzet Allah’ın, Resulünün ve mü’minlerindir); Buhârî, İmân 7-13: kebair işleyenlerin imân kemâliyeti; Mâide 5/3, A’râf 7/179, Müddessir 74/40 vd. âyetlerle ehl-i kebair’in zelîl mertebesi tasniifi.
  • Çocuğa Kur’an-Sünnet Öğretmemenin Mes’uliyeti — Tahrîm 66/6: «Kû enfüseküm ve ehlîküm nârâ» (Kendinizi ve aileinizi ateşten koruyun); Tirmizî, Birr 33; Ebû Dâvûd, Edeb 84; Ahmed b. Hanbel, Müsned II/187 (Abdullâh b. Ömer): «Mâ nehale vâlidün veledehû min nehlin efdale min edebin hasen» (Bir baba çocuğuna güzel ahlâktan daha üstün bir hediye veremez); İmâm Gazâlî, İhyâ III (Riyâzatu’s-Sıbyân).
  • Sözleşmeli Memurluk-Kadro-Ticaret Tercîhi — Hz. Peygamber’in ticaret-ziraat-zenâat-memurluk hakkında sünneti: Ahmed b. Hanbel Müsned, Râfi b. Hadîc tarîkiyle «en helâl rızık ekmek elde edilen» (Tirmizî, Ahkâm 22); İbn Mâce, Ticârât 1: ticaretin imân-takvâ ile yapılırsa peygamberlerin yoluna yakın oluşu; Mustafa Efendi’nin «en iyi ikinci kazanç ticaret, altıncı memurluk» sıralaması — modern Türkiye’de işsizlik-belirsizlik vasatında uygulanabilirliği.
  • İnternet Ticareti ve Geleneksel Esnafın Sıkışması — Sermaye Piyasası Kurulu raporları (2022-2023): AVM yatırımlarının krizi; e-ticarette dev platformların (Trendyol, Hepsiburada, Amazon Türkiye) %60 yıllık büyümesi; küçük esnafın online platformlara entegrasyon zorluğu; Mustafa Sönmez Türkiye’nin Ekonomi-Politiği; Ali Bayramoğlu Yeni Anadolu Sermayesi: Anadolu sermayesinin geleneksel ticaretten kayma süreci.
  • Yapay Zekâ ve Çip Çağı — Schwab, The Fourth Industrial Revolution (2016); Yuval Noah Harari, Homo Deus: çip-implant teknolojisinin yaklaşması; Elon Musk Neuralink projesi; ChatGPT-4 (2023) ve diğer LLM’ler; Mustafa Efendi’nin «yolda yürürken Adnan’ı görmek» metaforu — AR/VR (Augmented Reality / Virtual Reality) ve metaverse uygulamaları; sufî nazardan değerlendirme: Mahmud Sâmî Ramazânoğlu Musâhabe‘deki «teknolojik fitne»nin ahir zaman alâmetlerine bağlanması.
  • Hitâm: «Sapkınlığa Uğrayanlardan, Kalpten Haber Alır Gibi İlâhlık Taslayanlardan Sığınma» — Mâide 5/116-117 (Îsâ A.S.’ın «Ben size ‘beni-anamı tanrılar edinin’ demedim» beyânı); İbn Kayyim, Igâsetü’l-Lehfân: kalp falı-keşf-keramet iddiâsıyla halkı aldatan sahte mürşidlerin tehlikesi; Mevdûdî, Mes’ele-i Tafrât-i Şerî’a; Bediüzzaman Mektûbât: «kerâmet-istidrâç» farkı; modern «ahir zaman peygamberi-mehdi» iddialı sahtekârların reddi.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Kutub. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı