Giriş ve 67. Hadîs: Kerâmet Kavramı
Cümleten herkese hayırlı akşamlar. Cenâb-ı Hak gecenizi, gündüzünüzü, ayınızı, yılınızı, gününüzü mübarek eylesin inşallah. Perşembe sohbetlerine devam edeceğiz. Koronalı günlerde insanların sosyal mesafeyi koruması muhafaza etmesi dediğimiz bu günlerde inşallah böyle geçirmeye gayret edeceğiz. Malum bu virüsle alakalı bütün dünya teyakkuz halinde. Bu bütün dünya teyakkuz halindeyken biz de kardeşlerle dostlarla Perşembeleri ve Cumartesileri internet üzerinden beraber olmaya inşallah gayret edeceğiz. Bu akşamki sohbetimiz 67. hadîs-i şerîf. Şddâd bin el-Hâd anlatıyor. Bir bedavi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine geldi. Ona îmân ve ittiba etti. Sonra da dedi ki ben memleketimden ayrılıp buraya yerleşeceğim.
Seninle beraber oturacağım dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de onu bakması için asavından birisine teslim etti. Daha sonra bir savaş oldu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem düşmandan esirler aldı ve esirleri taksim etti. O bedaviye düşeni de ayırdı ve onun hissesine düşenini de o asava teslim etti. O ise asabın hayvanlarını otlatıyordu. Eve gelince sahabi ona hissesine düşen esiri verdi. Bedavi dedi ki nedir bu diye sordu. O asaptona cevap verdi. Dedi ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin sana ayırdığı hisse, bedavi hissesine düşen esiri alıp Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine getirdi. Ve bu nedir diye sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinde bunu da sana ayırdım buyurdu.
Bedavi ben ganimet almak için sana tabi olmadım. Fakat buraya eliyle boğazına işaret ederek ok atılarak ölmek ve bunun neticesinde cennete girmek üzere sana tabi oldum dedi. Resûlullah da sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ona Allah için doğru söylüyorsan Allah seni doğrulayacaktır dedi. Çok zaman geçmeden düşmanla savaşa tutuştular. İşaret ettiği yere ok isabet etmiş olduğu halde onun naaşını taşıyarak Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine getirdiler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bu o kimse midir diye sordu. Ashab da evet dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Allah’a doğru söyledi. Allah da onun doğruluğunu orta yere çıkardı buyurdu.
Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu kendi cübbesiyle kefenledi. Bu hadîs-i şerifi Nesâî’yi nakletmiş. Bu hadîs-i şerifte bir sahâbenin kerâmeti söz konusu ve bu hadiste kerâmetin ispatı var. Ve sahâbenin değişik zamanlarda böyle değişik kerâmetleri görülmüş. bunlardan birisini Hazret-i Ömer Radiyallahu An Hazretlerinin orada ordu İran Savaşı’ndayken ordu komutanına hutbeden bağırıp Cebele dağı diye hitab ettiler. Ve ordu komutanı ve orduki askerlerin bunu duyması. Ve sonra onların Medîne Eminevver’e geldiklerinde bunu teyit etmeleri gibi. O yüzden kerâmet haktır. Biz kerâmetin hak olduğuna îmân eder ve inanırız. Nasıl Peygamberlerde mu’cizeler var ise Allah dostlarında, Allah’ın velilerinde de kerâmetler görülmüş.
O salih mü’minler o normalde kerâmet ile Cenâb-ı Hak tarafından desteklenmiş. Tabi kerâmet terim olarak Allah’ın salih takvâ sahibi velî kullarında zuhur eden olağanüstü hal diye tanımlanmış. Ve İmâm Azam Hazretleri de Fıkh-ı Ekber’nde velilerin üzerinde, evliyaların üzerinde kerâmetin hak olduğunu beyan etmiş. Tabi kerâmet aynı mucizelerde olduğu gibi tabiat kanunları ile açıklanamayan olağanüstü ve sıra dışı bir olaydır. Mahiyet itibariyle Peygamberlerin mucizelerinden farklı değildir. Aralarında fark meydana geliş şekli olarak aralarında fark vardır. Çünkü mu’cize Peygamberlerden kerâmet tam olarak ona bağlı olan velilerden zuhur eder. Mesela İsâ Aleyhisselâm’ın ölüleri diriltmesi, onlarla konuşması bu manada büyük bir mucizedir.
Veya İbrâhim İsâ Aleyhisselâm’ın yine alaca hastalığına tutulmuş olan kimseleri eliyle sıvazlayıp normalde o alaca hastalıktan onları kurtarması gibi. Bunlar Kur’ân-ı Kerîm’de geçen mucizelerdir. Veya hatta Mûsâ Aleyhisselâm’ın Firavun’un elinden denizin üzerinde yürüyerek geçmesi gibi. Cenâb-ı Hak o en dar zamanında ona öyle bir mu’cize bahşetmiş, o suyun üzerinde yürüyerek inananlarıyla beraber karşı tarafa yürümüş geçmiş ve arkasından Firavun ordusu komple boğulmuş. Bunun gibi Peygamberlerde mu’cizeler bu noktada hep görülmüş. Mesela Hazret-i Peygamber’in Hendek gazasında susuzluktan kırılan Müslümanların parmaklarından su içirmesi gibi. Veya Bedir savaşında kafirlere bir avuç toprak atıp bir avuç toprakla kafirlerin dağılması gibi, perişan olması gibi.
O yüzden Hazret-i Peygamber’in bu manada çok mu’cizeleri vardır. Bu ayın ortadan ikiye bölünmesi gibi veya hatta en büyük mucizelerinden birisi mi’râc hadisesi gibi. Her ne kadar şimdi bizim içimizden ama Müslüman mıdır değil midir bir şey diyemem bir kısım ilahiyatçının veya hatta onlar kendilerini din araştırmacısı gibi gösteriyorlar. Onların Peygamberlerin üzerindeki mu’cizeleri bu noktada inkar etmesi hatta Hazret-i Peygamber’in dağı mucizelerini inkar etmeleri, hatta bir kısım ilahiyatçının veyahut da kendilerini din bilgini olarak gösteren kimselerin Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin âyetle sâbit olan mi’râc’ı inkar etmeleri gibi. O yüzden Peygamberlerde mu’cizeler olmuş bu Peygamberlerdeki mu’cizeler haktır.
Îmân edilmesi gerekir. Îmân edilmesi gerekir ki onların Peygamberliklerinin bu noktada üzerinde bizim kafamızda bir şek şüphe oluşmasın ve toplum bu konuda bunların üzerinde tartışma götürmesin. O yüzden Peygamberlerin tartışma yapılmaması lazım ve velî kullar için de kerâmet haktır. Cenâb-ı Hak velî kullarını da destekler, Cenâb-ı Hak velî kullarında yaşamış oldukları dinin kendilerince bir delil olarak onu normalde kabul edilir. Tabii bu velilerin kerâmetleri de hem Kitabullah’ımız Kur’ân-ı Kerîm’de geçer hem de Sünnet-i Resûlullah’da, sünnetlerde, hadislerde geçer. O yüzden velilerin kerâmetleri de hem kitapla hem sünnetle hem imâmların iştahatleriyle sabittir. Kerâmeti inkar eden İslâm dünyasının içerisinde mutezileler bir tek kerâmeti inkar ederler.
Peygamber Mu’cizesi ve Velî Kerâmeti
Bir de bidat ehli normalde onlar ne yazık ki İslâm dünyasında ve bütün dinlerin içerisinde, dindarların içerisinde vardır. O bidat ehilleri, bunları normalde muhalefet ederler. Ama onların muhalefetleri var olan bir şeyi, gerçek olan bir şeyi, hak olan bir şeyi hükmüne koymaz. O yüzden mu’cizeler peygamberlere ait, kerâmetler de Allah dostlarına velilere aittir. Ve mucizelerle peygamberler peygamberlik iddiasının, peygamberlik davasını doğrulamak için bir delil olarak sunarlar. Çünkü peygamberler bir iddia üzerine peygamberlerdir ve o peygamberliklerinin doğrulamakla mükelleftirler. Cenâb-ı Hak o yüzden onlara mucizeyi verir ve mucizeyle onları destekler. Ve normalde o iddianın ispatı için mu’cize gerektir.
Ama Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerine örnek alan velîler ise velilik iddiasında bulunmadığı gibi kimseye de meydan okumamaları gerekir. Kur’ân ve Sünnet tarihinde duran, Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerinin izini takip eden bir velî kendince bir velilik iddiasında bulunmaz. Ve veliliği bir iddia noktasına getirmez. Getirmemesi ve meydan okumaması lazım. Ve biz kendimizce ölçe aldığımız ilk sûfîler asla kendi velilikleri hakkında bir iddiada bulunmamışlar. Velilik iddiasında koşmamışlar. Ben şöyle şeyhim, ben böyle veliyim, ben böyle mürşidim, ben böyle pirim dememişler. Bu ilk sufilerin yolu Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerinin izinde yürümüşler, sahâbenin izinde yürümüşler.
O yüzden normada asla ve asla böyle bir iddiada bulunmamışlar. Ve biz hiçbir ilk velilerin, hiçbirisinin ağzından duymamışızdır. Eserlerde de geçmez. Ben şöyle veliyim, ben şöyle şeyhim, ben böyle mürşid-i kamilim, ben şöyleyim, ben böyleyim, benden şöyle kerâmet zuhur eder, ben böyle kerâmet ehliyim gibisinden hiç kimsenin ağzından bir söz duyulmamıştır. Ve tabi böyle insanlar bu son dönemde bu tip sözleri aşina olduğundan, duyduklarından bütün şeyhlerden, bütün mürşidlerden böyle şath-varî sözler bekliyorlar. bir kimse ben şöyle veliyim, ben böyle veliyim deyince sanki o meşhur bir zat oluyormuş gibi geliyor insanlara. onlar kerametlerini izhâr etmeye çalışıyorlar, göstermeye çalışıyorlar.
İllaki kerametlerini izhâr edecekler, illaki kerametlerini insanlara kendi ağızlarından anlatacaklar. Bu câiz değildir, bu doğru değildir. Bir başkası o zatla alakalı bir keramete şahit olur, o zatla alakalı bir olağanüstü böyle bir hale şahit olur, o zaman o kimsenin söylemesi hak olur. Ben şöyle bir hal geldi başıma, böyle bir hal geldiğinde şöyle bir zuhurat oldu, bu zuhurattan dolayı ben onun velî olduğuna inanıyorum demek o kimsenin hakkıdır. Ama velî bir kimsenin ben veliyim deyip de ortalıklara çıkması ve hatta kendisine manevi olarak görev verilmiş olsa dahi ben böyle bir şeyhim, ben böyle bir üstadım deyip orta yere çıkması doğru değildir. İlk sufilerin yolu değildir. Hatta size bir velilik verildiyse, size bir makam bir mevki verildiyse, veren makam ve mevki lazım olanın rüyasında gösterir, lazım olanın halinde gösterir.
Ve o lazım olan da rüyasında gördüyse, halinde gördüyse gider o kimseye intisâb eder. Çünkü herkes sûfî olacak, herkes derviş olacak, herkes o yolda yürüyecek diye bir şart, bir kâide yok. Sûfîlik bir manada özel bir yoldur, hususi bir yoldur, herkese açık bir yol değildir. Yolun anlatımı herkes açıktır ama yolda yürümek herkese nasip değildir. Herkes sûfî olacak diye bir kâide yoktur. Ama ne yazık ki günümüzde her şeyin hesabı, düzeni, sistemi, kaidesi, ölçüsü kaçtığı gibi bunun da ölçüsü kaidesi kaçtı. Yoldan geçen herkes kendince bir sûfîlik iddiasında, sabah erken kalkan kendince bir şehlik iddiasında bulunuyor ve bu iddiasının peşine düşüyor. Kıymetli dostlar, o yüzden bir velî kendi üzerinde kendince ben kerâmet gösteriyorum diyemez ve ben kerâmet gösteririm de diyemez.
Sonuçta kerâmeti halk edecek olan, kerâmeti icra edecek olan, hatta mucizeyi de halk edecek olan, mucizeyi de bu noktada lütfedecek olan Cenab-ı Allah’tır. meşhurdur ya, Cenâb-ı Hak Mûsâ’ya dedi ki, sen asanı denize at. Mûsâ Aleyhisselâm asayı denize atınca bir yol açıldı. Yol açılınca Mûsâ bile şaşırdı kendisine yol açıldığında. Aynı şekilde Firavun ve müneccimleriyle beraber bir imtihana tabi tutulmuştu. Müneccimler hepsi de 40 tane toplandılar, hepsi de ayrı ayrı bir harikulade haller gösteriyorlardı, göz boyuyorlardı. Bütün sihirlerini orta yere koymuşlardı. Cenâb-ı Hak Mûsâ Aleyhisselâm’a Allah’ın ismini zikret ve elindeki asayı at deyince اَعْزُبِ اللّٰهِ مِنَ شَيْطَانُ رَجٍ بِاسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنُ رَحْمٍۜ dedi.
Mûsâ Aleyhisselâm asayı orta yere attı. Asa kocaman bir ejderha oldu. Sihirbazların bütün sihirlerini yutuverdi. Ondan sonra tekrar asa haline geldi. Ve o asanın yaptığına Hazret-i Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Hazretlerinin deyimiyle Mûsâ da şaştı. O yüzden kıymetli dostlar, bir velî kendince ben şöyle kerâmet göstereceğim diyemez, dememesi gerekir. O yüzden normalde biz sûfîler kerâmeti Allah-u Teala’nın velî kullarına bir ikramı, bir lütfu olarak kabul ederiz. Bunu normalde ama Cenâb-ı Hak onun üzerinden nerede, ne zaman, ne şekilde tecellî ettirecek bilemeyiz. Buna net bir şekilde bir şey söylemek çok hoş bir şey de değildir. Zaman zaman bu son dönemde bazı şey efendiler kendilerince kendi şehirliklerini güçlendirmek, kendi şehirliklerine inananları daha da çoğaltmak için bu tip iddiada, şatahatlarda bulunuyorlar.
Bunlar da tecellî etmeyince kendilerinin utanmasını kenara bıraktık. Yola karşı insanlarda bir şek şüphe oluyor. O yüzden sûfîlik yolu bu tip iddiaları, bu tip şath-varî söz ve hareketleri kaldıracak bir yol değildir. Cenâb-ı Hak kendisine itaat eden ve normalde Habibinin ayak izlerine basmaya çalışan ve Habibinin sünnet seneyesine sımsıkı yapışmış olan bu velilere normalde kerâmeti ihsan eder mi? Cevap eder. Ama bu zorunluluk mu? Değil. Cenâb-ı Hak’ın bir lütfudur, ikramıdır, ihsanıdır. Tabii söz konusu olan şey velilik olunca bu velilerin de hadîslerle ve âyetlerle sâbit olduğu da kesindir. Çünkü Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’inde velilerin mahcup ve mahsun olmayacağını, onlara dünyada da ahirette de müjdeler olacağını söylemiştir.
O yüzden el velî ismi şerifi Cenâb-ı Hak’ın ismidir. Cenâb-ı Hak’ın ismi olduğu için o ismin tecellî edeceği zatlar hiçbir zaman eksik olmamıştır. Bazen normalde üstadları olan, şeyhleri ölen kimse, ardından şimdi velî mi var? Son velî bizim şeyhimizdi. velilik yolu kapandı şimdi. Veyahut da bu zaman velilik zamanı değil veya bu zaman velilerin olduğu bir zaman değil gibi sözlerle karşılaşıyoruz. Bunlar doğru değil. Velilik yolu kapandı diyen bir kimsenin tecdidi îmân, tecdidi nikah gerekli. Çünkü velilik âyetle sâbit. Ayetle sabit olduğu için âyetle sâbit olan bir yolu kapandı demek, âyetle sâbit olan bir şeyin tecelliyatı yok hükmünde görmek doğru bir nokta değil, insanı küfre götürür. O şunu diyebilir belki de, Cenâb-ı Hak benim tabi olacağım bir velî bana göstermedi.
Ben bir veliyle karşılaşmadım diyebilir. Onun onu görmemesi, onun onunla karşılaşmaması onun yok hükmünde değildir. Bir kimse dolunayı hiç görmemiş olabilir. Ona dolunayın var olduğunu söyleyen bir kimse, o hiç görmeyen bir kimse der ki ben hiç ömrü hayatımda hiç dolunay görmedim. Onun görmemesi ayın dolunay halinin olmadığına delil değildir. Çünkü o görmemiştir. Birisi onu görmedi diye dolunay yok veya ay yok hükmünde değildir. O yüzden velîler de normalde güneşin bulunmadığı zamanda yol gösterici yıldızlar gibidir. Çünkü Cenab-ı Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri, ”Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisini takip ederseniz, hangisine tutunursanız beni bulursunuz.” demiş. O yüzden velîler de zamanın ashabı gibidir, yıldızlar gibidirler.
O yüzden gece karanında yollarını kaybetmiş, yollarını şaşırmış ümmet-i Muhammed’e yol gösterirler. Hangi veliye tabi olunursa o yol Muhammed Mustafa’ya. Dolayısıyla Kur’ân ve Sünnet’e çıkar. Çünkü gerçek bir velî Kur’ân ve Sünnet’in hizmetçisi, Kur’ân ve Sünnet’in yolcusudur. İnsanlara Allah ve Resul’a yakınlaşmasına, yaklaşmasına sebep olacak birer vesiledir. Hiç bir velî yoktur. Hiç bir velî Resûlullah değildir. Hiç bir velî Kur’ân ve Sünnet’in yerine tutması mümkün değildir. Her velî Allah ve Resul’una davet eden bir davetçiden ibarettir, bir tebliğciden ibarettir. Ve yolunu şaşırmış ümmet-i Muhammed’e doğru yolu göstermeye çalışan Allah’ın sevdiği kullardır. Allah’la arasını barıştırmış, Allah’la arasını düzeltmiş olan kullardır.
O yüzden velîler ve velilik haktır. Bir kimse bunu görmedi diye, bununla buluşmadı diye, bununla yolu kesişmedi diye, yok hükmünde görmesi mümkün değildir.
Ebdâllar Hadîsleri ve Şâm Ehli
Şimdi Ahmed bin Hanbel Hâkim’e baktığımız gibi, görmesi mümkün değildir. Şimdi Ahmed bin Hanbel hazretlerinin naklettiği hadîs-i şerîf var mı? Hadîs-i şerifler var. Ben bunlardan teker teker okuyacağım ki velîliğin de sünnet-i seniyye ile sabit olduğu, Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadisleriyle sabit olduğu belirlenmiş olsun. Ve bu hadîs-i şerifleri normalde İmâm-ı Hambel’den, Kütüb-i Şerîfe’den, Tirmizî’den bulmanız, görmeniz mümkündür. Veya Ebû Nuaym’den bulmanız mümkündür. Veya Taberânî’den bulmanız mümkündür. Normalde Kütüb-ü Siddeden bulmanız mümkündür. Kütüb-i Sitte’ye açsanız, Kütüb-i Sitte’de de ebdâllar diye, ebdâllar diye yazsanız, oradan da bulmanız mümkündür.
O yüzden normalde bu hadîsleri de inkar etmek, bu hadîsleri de yok hükmünde görmek ve ümmetin velilerini, ümmetin velilerini inkar etmek, ümmetin velilerini yok hükmünde görmek de hem Âyet-i Kerime’yi ve hem de hadîs-i şerifi inkar ettiği için insanları küfre sokar. Bir kimsenin hakkıdır. Ben filanca kimseyi velî görmüyorum diyebilir. Eyvallah! Bu herkesin hakkıdır. Ama veliliği inkar etmek, veliliği bu noktada yok hükmünde görmek bu doğru bir nokta değildir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Ahmed bin Hanbel’in naklediği bir hadîs-i şerîf. Bu ümmette ebdâllar 30 tanedir. Kalpleri Halîl-i Rahmân, Hazret-i İbrâhim aleyhisselâm’ın kalbi üzeredir. Bunlardan biri ölünce Allah onun yerine bir başkasını koyar, hadîs-i şerifini nakleder.
O yüzden kıymetli kardeşler, eğer senin üstadın, senin şeyhin, senin velî olarak kabul ettiğin bir kimse vefat ettiyse hadîs-i şerîf mucibince onun yerine bir kimse dahi, onun yerine bir kimse tayin olacaktır. Onun yerine velilik makamına bir kimse oturacaktır. O yüzden Allah’ın velileri, Allah’ın dostları kıyamete kadar hiç eksilmeyecektir. Sen o zaman bir velî bulmakta maharetli değilsin. Sen bir velî bulamamışsın, sen bir Allah dostu bulamamışsın, o senin problemin, senin açmazındır. Yine, Ubâde’den naklediliyor. Başka bir hadîs-i şerifte rivayet şöyledir. Ümmetimde ebdâllar 30 tanedir. Arz onlar sebebiyle ayaktadır. Onlar sebebiyle yağmuramazlarsınız. Onlar sebebiyle yardımamazlarsınız. Demek ki dünya üzerinde o velîler yüzüsü ürmetine dünya ayakta durur.
O velîler yüzüsü ürmetine yağmur yağar. O velîler yüzüsü ürmetine ümmet-i Muhammed yardıma mazhar olur. Bunu inkar edecek şimdi inkarcılar. Ama o inkarcılar zaten hadîs-i şerifleri inkar ederler. O yüzden bunu da inkar edecekler. Ve arz onlar yüzüsü ürmetine ayaktadır. Hadîs-i şerifini de inkar edecekler. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri bir gün der ki, peygamberlik ve nebilik son bulmuştur. Benden sonra ne bir resul, ne bir peygamber gelecek deyince, ashab der ki, ya Resûlallâh senden sonra nicedir bu ümmetin hali deyince, Cenab-ı Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri, benden sonra ümmetin velileri olacak, onlar arzın direkleri gibidir der. O yüzden kıymetli dostlar bunlar normalde yeryüzünde eksik olmayacaklar.
Ne zaman eksilecek? En son zamanın kutbu olan velî vefat ettikten sonra onun yerine bir velî tayin edilmeyince kıyamet kopacak. Yoksa kıyamete kadar velîler her daim var olacaklar. En son velî vefat edince kıyamet kopacak ve kıyamet kopacağı zaman da önce Müslümanlar sabah namazından sonra bir böyle samyeli gibi bir yel esip onların canları alınacak, ruhları kapsedilecek. Kıyamet kafirlerin üzerine kopacaktır. Kıyamet Müslümanların müminlerin üzerine kopmayacaktır. Yeryüzünde gerçek manada Allah diyenler var olduğu müddetçe kıyamet kopmayacaktır. O yüzden biz gerçek manada Allah demenin sırrına ulaşmaya çalışalım. Ya da gerçek manada Allah demenin sırrına ulaşmış olanların halakalarında oturup onların feyizlerinden, onların lütuflarından, ikramlarından feyizlenip lütuflanıp ikramlanmaya çalışalım.
Ve o yolda olalım. Yine Taberânî’nin rivayetinde ebdâllar Şâm ehli arasındadır. Onlar sebebiyle yardım görürler. Onlar sebebiyle rızka mazhar olurlar buyrulmuştur. Kıymetli dostlar Şâm ehli deyince Şâm coğrafi bir bölgedir. Şehir ismi değildir. Şehrin ismi Surîye’deki Dimeşk’tir. Yoksa Şâm bir coğrafi bir bölgedir. Anadolu’nun da büyük bir kısmı o bölgenin içindedir. Ve İran bir kısmı, Surîye’nin büyük bir kısmı ve normalde Akdeniz’e kadar olan kısmı bu Şâm bölgesi hükmünde geçer eski coğrafi anlatımda. O yüzden Anadolu bu noktada evliyası bol olan topraklardır. Ve Anadolu toprakları bu noktada gerçekten feyzin, bereketin, lütfun, ikramın oluk oluk aktığı topraklardır. Ama bu noktada bu Anadolu topraklarımızın kıymetini bilelim, vatanımızın kıymetini bilelim, milletimizin kıymetini bilelim, bu toprakları kıymetini bilelim ki koruyalım, muhafaza edelim.
O yüzden kıymetli dostlar ama yerin altındaki ama yerin üstündeki velilerin dualarını alalım. Onları normalde kalplerini gönüllerini incitmeyelim, kırmayalım. Bakın, nice zamanlarda nice şehirlerde velilerin gönülleri kırılmış, o velilere o şehir halkları zulmetmiş. O velîler de o şehri terk ettikten sonra da o şehirler helâk olmuş. Perperişan olmuş. Rabbim bizleri velilere savaş açmaktan muhafaza eylesin. Çünkü Hadîsi Kutsi’de de Cenâb-ı Hak buyurdu ki, kim benim velilerime savaş açarsa, gerçekten Allah’a savaş açmış gibidir. Ben velilerime savaş açanlara yırtıcı hayvanların avlarından intikamlarını aldığı gibi ben de intikam alırım, buyurmuştur. Biz o yüzden asla ve asla velilere savaş açmamaya, velilerin yoluna savaş açmamaya, velilerin bu noktada bulundukları daireye savaş açmamaya gayret gösterelim.
Siz bir kimsenin velî olmadığını hükmedebilirsiniz. Ama bu sizin savaş açmanızı gerektirmez. Savaş açıyorsanız Allah muhafaza eylesin. Bunun en büyük helakı son nefesinizde imansız gidebilirsiniz. Kim velilere savaş açar, tövbe etmeden ölürse son nefesi tehlikededir. Bir veliye savaş açtıysanız, bir veliyle cedelleştiyseniz, ondan hızla helâllık almaya çalışın. Ondan gidin, helallığınıza alın. Helallık almadan ne ölün ne de onun ölümünü bekleyin. Çünkü Allah muhafaza eylesin. Helallık almadan o ölürse siz onunla helâllık almanız mümkün değil. Allah muhafaza eylesin. Kalbiniz kararır, kalbiniz mühürlenir, son nefesiniz tehlikeye girer. Çünkü bir velinin gönlünü kırmak demek Allah’ın gönlünü kırmak demektir.
Hiç kim, hiçbir yere sığmadım, mü’min kulumun kalbine sığdığım dediği o mü’min kul Allah’ın velileridir, evliyalarıdır, dostlarıdır. Rabbim velilerin gönlünü kırmaktan, velilere savaş açmaktan bizleri muhafaza eylesin inşallah. Yine Hazret-i Ali Radıyallâhu Anh Hazretleri rivayet eder. Ebdâllar Şâm’dadır, onlar 40 erkektir. Bunlardan biri öldü mü Allah yerine birini koyar. Yağmur onlar sebebiyle sular. Düşmanlara karşı onlar sebebiyle yardım edilir. Şâm ehlinden azap olanlar sebebiyle, Şâm ehlinden azap onlar sebebiyle bertaraf edilir buyurmuştur. O yüzden kıymetli dostlar, eğer bir beldenizde bir velî var ise o belde rahmet yar, bereket yar, lütuf yar, ikram yar. Mesela Bursa’mızda büyük velî ama Hazret-i Üftâde Hazretleri ama Emîr Sultân Hazretleri ama İsmail Hakkı Bursa’yı Hazretleri büyük zatların bulunduğu bir yer.
O yüzden Bursa bu manada hem yerin altında hem yerin üstünde velilerin eksik olmadığı bir yer. Keza İstanbul gibi bir yer. Hem yerin altında hem yerin üstünde velilerin olduğu beldeler bunlar. O yüzden Anadolu toprakları bu noktada velilerin evliyaların bol olduğu bir yer. Aman kardeşler aman dostlar. O yüzden sakın bu zamanda velî yok, bu zamanda da velî mi olurmuş? Bu zamanda nerede velî? Böyle boş sözler, boş muhabbetler etmeyin.
Velîlere Savaş Açmanın Vahameti
Veyahut da herhangi bir çevrenizde bir kimse, insanlar onu velî tanımışlar, insanlar onları rüyalarında görmüşler, ona intisâb etmişler, ona bağlanmışlar. Sen bağlanma kardeşim sen intisâb etme. Ama düşman da olma, onun aleyhine laf söyleme, onun aleyhine bir şeyler deme. Sakın bunu kendi nefsim için söylediğimi zannetmeyin. Ümmet-i Muhammed’i korumak, Ümmet-i Muhammed’i muhafaza etmek, Ümmet-i Muhammed’i uyarmak noktasında bunu söylüyorum. Ben nicelerini gördüm ki Allah dostlarına, velilerine laf söyleyenler ben şahidim. Başında kelime-i şehadeti ona tebliğ etmeme rağmen kelime-i şehadet okuyamadan göçüp gidenleri gördüm. Nice velilere laf söyleyenleri gördüm. Bunlar namazlarını kılarlar, oruçlarını tutarlardı.
Velilere laf söylediler, velilerin gönüllerini incettiler, velilerle helallaşmadılar ve ne yazık ki ömürlerinin sonlarına doğru namazı terk ettiler, orucu terk ettiler, zikri terk ettiler. Ne yazık ki perperişan bir şekilde ölüp gittiler. Ben nice kimseler tanıyorum, nice kimseler tanıyorum. Şeyh efendinin zamanından da tanıyorum. Şeyhimize laf söyleyenler, şeyhimizin arkasından atıp tutanlar, şeyhimizin veliline leke getirecek sözler söyleyenler. Ne yazık ki dergahı bıraktılar, tekkeyi bıraktılar, zikruluğu bıraktılar, perperişan oldular. Hatta şeyhimizin sağlığında ona yeterli derecede gerekli noktada intisâb etmeyen, onun bu noktada yolunu devam ettiremeyenler, öldükten sonra ne yazık ki bir şeyhe dahi intisâb edemediler, bir şeyhe gidip ders alamadılar.
Ne rüyalarında gördüler herhangi bir şey efendiyi, ne de bir velî zatı gördüler rüyalarında gidip ders alsınlar. O yüzden kıymetli dostlar, bir kimsenin velî olduğuna inanmayabilirsiniz. Bir kimsenin veliliği ile alakalı şüphe de olabilirsiniz. Otur kardeşim oturduğun yere, savaş açmak sana mı düştü? Bu ne cahillik. Otur oturduğun yere, Allah kimi kime dost etmiştir, kimi kendine dost etmiştir, kimi kimine yoldaş etmiştir. Senin elinde bir delil mi var? Eğer Kur’ân ve Sünnet tarihinde bir eksikliği noksanlığın varsa, Allah’a verecek hesabını ve sen ona nasîhat etmekle mükellef görüyorsan kendini, git ona nasîhat et. Git ona şurada harama düşüyorsunuz, burada yanlış yapıyorsunuz, burada eksik yapıyorsunuz.
Bu yaptığınız bu hadise Kur’ân’a aykırı, bu hadise Sünnet-i Seniye aykırı, bu hadise imâmların iştahadına aykırı de, ona nasîhat et. Bilmediğin şeye düşmansın, cehalet almış sarmış seni, şeytanın kulu olmuşsun, şeytanın peşinden gidiyorsun. Şeytân sana velilere savaş açtırıyor, şeytân sana Müslümanlara savaş açtırıyor, şeytân sana müminlere savaş açtırıyor, şeytân sana namaz kılanlara savaş açtırıyor. Sen şeytanın hile ve destesine uyup, Allah’ı zikredenlere savaş açıyorsun. Sen şeytanın hile ve destesine uyuyorsun. Allah için toplanıp, Allah’ı zikreden, Allah için toplanıp Allah’ı seven, Allah için toplanıp birbirini seven topluluğa karşı düşman oluyorsun. Sen farkında değilsin, Allah’ın lanetlediklerinin yerine geçiyorsun.
Allah seni lanetleyecek, melekler seni lanetleyecek, velîler seni ne yazık ki dualarını almayacaklar, kendi halakalarını almayacaklar, ne yazık ki peygamberler seni kendi halakalarını almayacaklar. Sen kendince, kendi zannınca şeytana heva ve hevesin peşine takılıp doğru yaptığını zannediyorsun. Ahmaklık yapıyorsun, cahillik yapıyorsun. Sana mı düştü velilere savaş açmak? Sana mı düştü Allah’ı zikredenlere savaş açmak? Sana mı düştü namaz kılanlara savaş açmak? Sana mı düştü Kur’ân’a îmân edenlere savaş açmak? Sana mı düştü hadîsi şerifleri, sünneti seni kendisine ölçü bilenlere savaş açmak? Bu ahmaklık nereye kadar? Ahmaksınız. Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerine savaş açanlar, sünneti seniyeye savaş açanlar, sizler kocaman birer ahmaksınız.
Sizler kocaman birer şeytân yolcusu, şeytân dostusunuz. Allah’ın velilerine savaş açanlar, sizler birer şeytân dostusunuz. Sizler birer kocaman ahmaksınız ne yazık ki. Ve bu ahmaklığınızla göçüp gideceksiniz bu dünyadan. Gelin yol yakınken tövbe edin. Gelin yol yakınken hangi veliyle savaştıysanız gidin ona helâllaşın. Bunu sizin adınıza söylüyorum. Hadi şimdi şeyhim, üstadım Nevşehirli Abdullah Gürbüz Efendi’ye savaş açanlar, hadi gidin helâllaşın bakalım. Helallaşabilir misiniz? Helallaşamazsınız. Bakın Bayındır’da, İzmir Bayındır’da ona savaş açanlar vardı. İzmir Tire’de ona savaş açanlar vardı. İzmir Ödemiş’te ona savaş açanlar vardı. Nevşehir’de ona savaş açanlar vardı. Sivas’ta, Kayseri’de, Antalya’da, Bursa’da, İstanbul’da, nice yerlerde ona savaş açanlar vardı.
Hadi gidin helâllaşın şimdi helallaşabilir misiniz? Helallaşamazsınız. ne yapacaksınız? Perperişan oluyorsunuz. Her şeyinizde perişan oluyorsunuz. Aile hayatınızda düzen yok, kendi hayatınızda düzen yok, kalbinizde düzen yok, bakışınızda düzen yok, yürüyüşünüzde düzen yok. Sıkıntılar birbirinin ardına gidiyor, ahiretinizde perişan ediyorsunuz. O yüzden kıymetli dostlar, Allah’ın velilerine asla ve asla savaş açmayın. Allah’ın velilerine dilinizi uzatmayın. Allah’ın velilerine karşı kendinizi bu noktada onların karşısına koymayın. Varsa nasîhat edeceğiniz bir şey gidin onlara nasîhat edin. Eğer bir bilginiz var ise, eğer bu noktada elinizde bir deliliniz var ise, eğer yok ise otur otur dünyaya kardeşim, namazını kıl, orucunu tut, Allah’ı zikret.
Norma’da dini ibâdetlerini yerine getir. Sana ne? Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, ne yazık ki bu son dönemlerde Allah’ın velilerine karşı böyle bazı ahmaklar, bazı cahiller savaş açmış durumdalar. Bir şey değil, o ahmaklar yüzünden Ümmet-i Muhammed sıkıntı çekecek. içimizdeki aptallar ve ahmaklar yüzünden bize de ceza bulaşır mı, bize de ceza gelir mi diye âyet-i kerime var ya, evet, içimizdeki ahmaklar yüzünden biz de bir belaya, bir müsibete duçar oluruz. İçimizdeki bu velî düşmanlarından dolayı biz onlara nasîhat etmez, onları susturmaz, onlarla bu noktada cihâd etmez, onlarla mücadele etmezsek, o umumi gelecek olan bela ve müsibetten biz de nasibimizi alırız. Biz de çünkü bu toprakların üzerinde yaşıyoruz.
Biz de bu topraklarda yaşayarak onlarla mücadele etmezsek, biz de bu umumi azaptan, umumi felaketlerden biz de nasibimizi alırız. Şimdi Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar ediyorlar. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet isenyesini inkar edip savaş atıyorlar. Ve bunlara karşı biz susuyoruz. Bunlara karşı susup da mücadele yolunu seçmezsek, umumi gelecek olan azaptan biz de ne yazık ki nasibimizi alırız. O yüzden kıymetli Müslümanlar, kıymetli mü’minler, Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerine sahip çıkın. Onun sünnet isenyesine sahip çıkın. Hem yaşayın hem de yaşatmaya çalışın. Ve onun sünnetlerini ve hadislerini hakaret eden, inkar eden, alay edenlerle karşı da mücadele edin.
Siz bir kötülüğü gördünüz de elinizde, o da mümkün değilse, dilinizde, o da mümkün değilse kalbim bu uzadayktan önlemeye çalışınız ki, bu da imanın en zayıf noktasıdır dedi. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem. O yüzden bunlar zâlim insanlar. Bunlar Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini zulm ediyorlar. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini ve sünnet isteniyesini inkar eden, onlara savaş açanlar, gerçekte Hazret-i Peygambere ve müminlere zulmedenlerdir. Ve biz bu zalimlerle mücadele etmekle yükümlüyüz. Bu zalimlerin zalimliklerine susamayız. Bu zalimlerin zalimliklerini görmemezlikten gelemeyiz. Bu zalimlerin zalimliklerine karşı biz mücadele etmekle mükellefiz ki, en büyük cihatlardan birisi budur.
Biz daha nereye kadar susacağız? İnsanlar Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine laf söylüyorlar. İnsanlar Kur’ân’ın hükümlerine laf söylüyorlar. Susmayalım kıymetli mü’minler, susmayalım kıymetli Müslümanlar. Bu sosyal medya denilen bu olguda insanlar Hazret-i Peygamber’e küfrediyor. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine, hadislerine laf söylüyor. Sünneti saniyesine laf söylüyor. Bunları takip etmeyelim, bunları izlemeyelim, bunları engelleyelim. Bunları normalde, bunlarla biliyorsak âyet veya hadîs-i şerîf, imanların iştahıdır. Bunlarla bu noktada mücadele edelim, cihâd edelim. Ama önce kendimiz yaşayalım inşallah. O yüzden kıymetli dostlar aynı şey velîler ve mezheb imamları için de geçerli.
İnsanlar mezheb imamlarıyla dalga geçiyorlar. İnsanlar mezheb imâmların koymuş olduğu iştahatlerle dalga geçiyorlar. İnsanlar mezheplerle dalga geçiyorlar. Onları alay alıyorlar. Dolayısıyla bizim dinimizle alay ediyorlar. Bizim dinimize alay alıyorlar. İnsanlar velililere karşı, veliliğe karşı savaş açmışlar. Veliliğe karşı savaş açanlar âyet-i kerimeye dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’e savaş açıyorlar. Velilik Kur’ân’la sabit, Kur’ân’la sabit olan bir velilik dairesine savaş açmak, Kur’ân’la savaşmak, Allah’la savaşmak. Kur’ân’la ve Allah’la savaşan insanlar zâlim insanlardır. Ve Müslümanların bu zalimliklerle mücadele etmesi, bu zalimliklerle savaşması haktır, vaciptir, büyük cihattır. Allah bizi o cihâd ehlinde olanlardan eylesin.
Yine, Hilyet-ül Evliyâ’da Ebû Nuaym, Hazret-i Ömer Radıyallâhu Anh Hazretlerinin oğlu Abdullah’tan naklediyor. Her nesilde, bakın burası çok önemli, her nesilde dediği her zaman, her nesilde dediği her zaman, ümmetimin en hayırlıları 500 kişidir. Ebedallar da bunların içinden 40 kişidir. Ne 500’ler için ne de 40’lar için eksilme vardır. Bunlardan bir kimse ölünce Allah yerine 500’lerin içine birisini alır. Ve 40’lardan ölen olursa 500’lerden de ne yapar? 40’ların içerisini alır. O yüzden yanındakiler dediler ki Hazret-i Peygamber’e, Ey Allah’ın Resulü, bize onların amellerini söyle dediler. bize onların amellerini söyle. Hazret-i Peygamber’in, sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki, onlar kendilerine zulmedenlere affederler, kendilerine kötülük yapanlara iyilik yaparlar.
Allah’ın kendilerine verdiği şeylerde başkalarına pek gömert davranırlar. Demek ki onların özellikleri neymiş? Kendilerine zulmedenlere affedermiş.
Velî Kerâmetleri: Suretler ve Geylânî
O yüzden kıymetli dostlar, eğer bir Allah’ın dostuna, bir velîye, bir mü’mine zulmetmişseniz, gidin ondan helâllık alın, gidin ondan özür dileyin. O Allah’ın dostuysa sizin özür dilemenizden ve helallığınızı kabul edip sizi affedecektir. Hakkını helâl edecektir. Eğer normalde onlara kötülük yaptığınızda merak etmeyin, onlardan bir kötülük görmeyeceksiniz. Ama eğer siz o kötülükle ölürseniz, ne yazık ki intikamını Allah alacak sizden. O yüzden bir kısım velîler kendilerine kötülük yapıldıklarında karşıya kötülük yapmazlar ama ona cevap verirler. Ona cevap vermelerinin sebebi ona rahmettir. Neden rahmettir? Cevap vermezse susarsa onun vekili Allah’tır. Allah ondan intikam alır. O velinin ona cevap vermesi o intikamı söndürür.
Cenâb-ı Hak bu sefer onun üzerinden o meselede velayet eyleyir, alır. Allah’ın velisi bunu gördüğü için ona cevap verir ki o helâk olmasın. Ona cevap verir ki o perperişan olmasın. Rabbim o velilere hizmet eden kullarından eylesin bizi. Yine Tirmizî naklediyor. Arz Allah’a nübvetin kesilmesinden şikayette bulundu. Allah-u Teala senin sırtına kırk tane siddik koyacağım. Onlardan biri ölünce yerine bir başkasını bedel kılacağım. Bu sebeple onlara bedel dendi. Ve Allah onların ahlaklarını tebdil etti. ahlaklarını güzelleştirdi, ahlaklarını değiştirdi. Onlar arzın direkleridir, onlar sebebiyle arz ayaktadır, onlar sebebiyle yağmur yağar buyurdu. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem. Yine Tirmizî Ebû’d-Derdâ’dan naklediyor.
Onlar insanları ne çok namaz kılaraktan, ne çok oruç tutarak, ne de çok tespih çekerek geçmiş değillerdir. Fakat onları öne geçiren husus, güzel ahlâk, vera ve takvada sızık, halis niyet, iç temizliği gibi ahlâkî distrullardır. Allah’ın velileri ahlâkî distrulları önde olan kimselerdir. Allah’a ve âhiret gününe îmân eden bir kavmin kendi babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa, Allah ve Peygamberine muhalefet eden kimselere sevgi beslediğini göremezsin. onların kalbine Allah’a îmân yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları altından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Bunlar orada ebedi yan kalacaktardır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır. onlar Allah’ın hizbidir.
Dikkat edin! Allah’ın hizbi, felaha erenlerin kendileridir. Bunlara uyanlar hizbullahdır. Hizbullah olanlar kurtulaşa erecek olanlardır. Mücadele Suresi, Âyet 22. kıymetli dostlar, Allah’ın velileri, Allah’ın dostları hem Kur’ân ile, hem Sünnet-i Seniye ile, hem de imâmların ictihâdları ile sabittir. Onların üzerinden görülen böyle harikulade haller kerâmetler de haktır. Onlar da bu noktada o kerâmetler, o kerâmetler onların üzerinden zuhur eder. O yüzden onların farklı farklı kerâmetleri olabilir. Mesela onlar değişik bir cismin şekline şemaline girebilir. Onlar değişik bir şekilde görünebilir. Normalde başka suretlerde de görülebilir. O yüzden başka suretlerde de görünmesi de haktır. Şimdi kendimi bir yere koymak için söylemeyeceğim ama bir gün şeyhimi öyle rüyamda görmüştüm.
Böyle arkamdan bana kötülük yapmak isteyenler böyle bir güruh halinde koşuşturuyorlar. Şeytân var içinde, cinni tayfesi var, insanlar var. Ben böyle değişik zikirler yaparaktan onlardan normalde böyle kurtulmaya çalışıyorum. O esnada şeyhimi görmüştüm rüyamda. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi de sağdı. Öyle bir makina haline geldi ki kocaman bir savaş makinesi gibi oldu. Henüz daha öyle bir savaş makinesi savaş aletlerinin içerisinde görmüştüm yok. Enteresan bir savaş makinesi haline geldi. O bana düşmanlık yapacak olanların hepsini perperişan etti. Böyle öyle bir perişan etti, öyle bir perişan etti. Ondan sonra tekrar şeyhimi haline geldi. Ve kendimce o zamanlar çok geçmiş zaman, o zamanlar buna bir mana vermemiştim.
Tabi sonradan bazı şeylere vukufiyet söz konusu olunca bir velinin, bir mürşid-i kâminin değişik suretlere girebileceği, değişik suretlerin haline alabileceğini idrak ettim. O yüzden bu velilerin kerametidir. Ama rüyâda ama halde ama değişik, zahiri bir halde değişik suretlere bürünebilirler, değişik suretlerde görünebilirler. Bunlar haktır. Mesela Cebrâil aleyhisselâm’ı insanların Dıhye suretinde gördüğü gibi. bütün oradaki asab onu Dıhye suretinde gördü. Ama o Cebrâil aleyhisselâm diye. Veya hatta o veliyi orada bir başkası başka surette görebilir. O veliyi başka bir surette gördüğünde, ya böyle bir surette de girilir mi, böyle bir şey de olur mu dememesi gerekir. Çünkü bu da onların kerametlerinden birisidir.
Veya hatta normalde farklı suretlerden farklı kerâmetlerin olması, onların önünde arzın durulması, onların önünde mesafelerin kısalması, onların önünde yolların kısalması, herkesin 5 saat, 6 saat, 7 saatte gittiği yolu onların bir anda gitmesi, yarım saatte gitmesi, bir saatte gitmesi veya hatta değişik zamanda değişik yerlerde görülmesi, aynı anda 3-5 yerde görülmesi, aynı anda değişik yerlerde görülmesi gibi normalde bu tip kerâmetleri var mıdır? Vardır. Hatta Gunyetü’t-Tâlibîn arkasında Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin bir kerametinden bahsedilir. Bir Ramazân, mübarek Ramazân günü, bir gece olduğunda dergaha gelen, hamdolsun, pardon özür dilerim, gündüz olduğunda dergaha gelen hamdolsun akşam iftarda Üstad bizimleydi, hamdolsun benimleydi, hamdolsun benimleydi, bu dergahın çavuşu uyanık bir çavuş, hamdolsun benimleydi diyenlere teker teker yazmış 70 kişiye iftara gitmiş Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri ve ondan sonra Geylânî Hazretleri dergaha gelince demiş ki efendim böyle bir zuhurat oldu dün akşam 70 kişiye iftarda bulunmuşsunuz, iftarda görülmüşsünüz, o dergahın çavuşuna diyor ki Allah’ın dün akşam Kadir ismi şerefi üzerinde tedellettiği 70 değil 700 kişi davet etseydi hepsinde de görünürdüm demişler o yüzden normalde bu velilerin üzerinden bu tip kerâmetler görülebilir, bu tip kerâmetler ondan sonra hissedilebilir, ben yeni Şeyh Efendi’yi intisâb ettim de böyle başımdan geçen hiç unutamadığım enteresan bir şey var, biz o zaman için Bayındır’da küçük bir evimiz var orada yemek vereceğim ben Şeyh Efendi’yi davet ettik büyük bir heyecanla bize gelecek diye Allah rahmet eylesin o zaman biz Tire’deki Zakir kardeşe dedim ki bize 10 kişi gelsin 15-20 kişi de bizim Bayındır’dan toplanırız kendimce öyle düşünüyorum 25-30 kişi oluruz ben de çok ayıp söylemesi 2 kilo kuru fasüleden bir kuru fasülle pişirttirdim bir ahşi arkadaşa 2 kilo pirinçten ondan sonra bir pilav yaptırdım kendimce bizim Hacı Nuri bir dağar biz dağar deriz böyle bir tepki yoğurt aldı geldi zaten tahmin ediyorum 1-2 kilo da baklava aldı geldi böyle biz böyle Şeyh Efendi yanında 10 tane misafir Bayındır’dan da 10-15 tane yeni arkadaşlar var onlarla böyle küçük bir yemek ve böyle bir Şeyh Efendi ilk defa Bayındır’a geliyor ilk defa böyle bir şey olacak Bayındır’da bunun heyecanı içindeyiz tabii biz o arkadaşa 10 kişi dedik ama tabii bir minibüs geldi yaklaşık içinden 15 kişi indi bir kocaman otobüs indi 302 onun içinden ayakta olanlar da vardı 45-50 kişi indi özel taksilereyle gelenler derken yaklaşık 100 kişi oldu biz şaşkınız bizde ne 100 tane kaşık var ne 100 tane çatal var ne 100 kişiye yetecek ekmek var neti 100 kişiye yetecek yemek var böyle uydur kaydır bir sofra kurduk ondan sonra Şeyh Efendi bizi zikrullâh yaptırdı yemekten önce uçuyor ama ortalık ondan sonra yemekleri dağıtmaya başladık ben böyle mutfak gibi küçük böyle bir ipli dayı bir yer var orada yemek katıyorum bizim Oktay Nuri birkaç arkadaş daha gençler var o zaman Harun Hoca var mıydı yok mudur şimdi tam hatırlamıyorum yemek dağıtıyorlar boyuna habire tabaklar geliyor tabaklar geliyor ben doldurup gönderiyorum doldurduk gönderdik doldurduk gönderdik bir ara Oktay geldi içeri abi ne oluyor dedi.
Oktay’a işaret ettim Oktay sus dedi çünkü o olandan ben de hayretteyim herkes yedi içti yedi içti gitti arttı en son bize Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin dedi estağfurullâh oğlan oğlum siz de yiyin bakayım dedi biz de oturduk yedik hizmet edenler olarak en son kim gelseyi benim hoşlanmadığım bir kimse var o geldi dedi ki Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin ona da sofra kurun biz tabi ona da sofra kurduk o da yedi baklavada koyduk ona baklavadan da yedi en son Şeyh Efendi oğlan oğlum kalanları da dedi anana hayır dedi annen de yesin dedi o yüzden kıymetli dostlar velilerin kerâmeti haktır velîliğin kerametine inanmayan müşriktir şirk ehlidir direkt ve velilerin kerametini inkar edenin son nefesi tehlikelidir o yüzden velilerin kerametine inanın ha filanca X kimsenin kerâmet ehli olmadığına inanmayabilirsin eyvallah bu senin hakkın ama velilerin kerametine inan eğer inanmazsan son nefesin sıkıntılı olur Allah muhafaza eylesin o yüzden velilerin kerâmeti olarak bir şehri kocaman içine aldığını görebilirsiniz bir bölgeyi içine aldığınız vücutları cüsseli büyür vücutları cüsseli büyüyerekten içine alır bütün şehri alır bir ülkeyi alabilir o yüzden normalde onları vay bunlar nasıl olur bunlar nasıl gider diye düşünme ve velinin o kerametini hak gör veya bütün hastaları kendi vücudunda toplayabilir bütün sıkıntıları kendi vücudunda toplayabilir onu öyle gördüğünde sakın inkar etme yoluna gitme o velîliğin kerametidir o esnada mesela anlatırlar bizim çorumdaki Hacı Ebû Bekir Baba’yı anlatırlar gelir çoruma derganı kurar derganı kurduktan sonra 5-6 ay hiç kimse ondan ders almaz hiç kimse 5-6 ay incin top atıyor derler ya onun gibi sonra çorumda büyük bir yangın çıkar 3 gün 4 gün 5 gün yangını söndüremezler evler yanıyordur cayır cayır ve mübarek bir bardak suyu alır bir yudum alır diye çorumun üzerine üfle verir bütün yangın durur onu o zaman bütün herkes koşturur aman burada bir velî var burada bir evliyâ var deyip ondan ders alırlar ve o yüzden velilerin kerametlerine haktır buna inanırız buna îmân ederiz Allah bizi bunlardan eylesin inşallah o yüzden normalde velilerin zamana göre zemine göre duruma hale göre hepsinde farklı farklı kerâmetler olabilir farklı farklı kerâmetler zuhur edebilir o yüzden onların kerametlerine ve bu noktada keramete inanmamız şart olur Allah bizim dilimizi velilere ve veliliğe karşı savaş açmaktan muhafaza eylesin.
Allah bizleri Kur’ân ve sünnete sımsık yapışıp Kur’ân ve sünnete îmân edip inanıp o yolda koşturanlardan eylesin inşallah bugünkü sohbet biraz uzun oldu hakkınızı helâl edin ama konu biraz ehemmiyetliydi önemliydi o yüzden uzattık o yüzden ve bu konularınızı tekrar tekrar helâl ediniz şimdi de inşallah
İlk Sorular: Rüyâ, Altın Hesabı, Fâiz
sorulara başlayacağız Selâmün aleyküm sorularımızı sadece sohbet olduğu gün mü sormamız gerekiyor. Evet tekrar söyleyelim kıymetli kardeşler bu telefon sadece sohbet günleri ve sohbet anında açılıyor o yüzden sorularınızı sohbet anında sohbet günlerinde soracaksınız şimdiden söyleyeyim Cumartesi günü de İslâm’da siyaset bu konuya devam edeceğiz çünkü o konu yarım kaldı üst üste Cumartesi günü de sohbetimiz olacak inşallah Bir kardeş sormuş Hocam çok merak ediyorum iki defa gördüm sizi rüyamda yeni nikahlandım bir ay kadar oldu yirmi bir yaşındayım ve rüyâlar çok etkiliyor beni korkuyorum demiş Allah yardımcınız olsun canım kardeşim Almanya’da geç bir kız çocuğu vefat etti duâ etin cenazeler yıkanmıyor çok acı bir durum onu da söyleyeyim kıymetli kardeşler normalde bu korona virüsü ile alakalı bir kimse vefat ederse yıkanma şartı arınmaz çünkü hastalık söz konusu onların dezenfekte edilerekten ve hatta belli bir korunaklı bir şekilde gömülmelerinde bir beis yok Bir kardeş ses kayıtları göndermiş buradan ses kayıtlarını dinletmemiz dinlememiz mümkün değil o yüzden hakkınızı helâl edin inşallah Selâmün aleyküm adım Özgür Mustafa Özbah Hocamıza sorum olacaktı zamanında Çanakkale dokumuştum ve bir kız ile tanıştım evlenmek istedim bana Mevlânâ ol gel demişti ve sizin yolunuza beni yönetti ve ben de kendimi size adadım sevdiğim kızı Allah aşkı için sevdim helavum olarak sizin nikahı sizin nikahınızı nikahlamanızı temennettim ama sevdiğim insan sizden beni göremedi kul aşkı Allah aşkının önüne geçti sizden ne türüne beni gördü haşa Allah aşkı yerine sizin aşkınıza ibâdet etti sizce yanlış değil midir siz hocasınız vesilesiniz bu sevgi şirke girmez mi kardeşim insanlar üstadlarını Allah için severler Allah için üstadlarına tabi olurlar o yüzden normalde sen öyle görmüşsün öyle diyeyim hiçbir kardeşimiz bizi Allah’tan fazla sevmez bizi Allah yerine de koymaz bizim yolumuzun ölçüsüdür biz üstadımızı Allah rızası için Allah için severiz asla Allah ve Resulü’nden üstün görmeyiz Allah ve Resulü’nden de fazla sevmeyiz yolumuzun ölçüsüdür bu Allah muhafaza eylesin torunum yoğun bakımda sizlerden duâ bekliyorum Allah hayırlı şifa versin inşallah hayırlı geceler hocam Allah dostunun filminde şöyle bir replik var dünyevi aşkı bulmayan ilahi aşkı bulamaz bu sözün geçerliliği nedir hocam bu normalde dünyevi aşkı demeyelim de normalde dünyevi olarak bir şeyi sevmeyen bir kimse Allah’ı da sevemez o yüzden onun sevgiden nasip olması lazımdır bir kimse çorumlu Hacı Mustafa Efendi hazretlerine ders almaya gelmiş ders almaya gelince çorumlu Hacı Mustafa Efendi ona sormuş evladım böyle çiçekleri sever misin öyle bağ bahçeye yeşilliğe bakar mısın yok efendim demiş hiç kuş balık bir şey sever misin yok efendim oğlum sevdiğin bir kız var mı senin demiş yok efendim demiş oğlum sen neyi seversin ben hiçbir şeyi sevmem efendim demiş oğlum demiş bir kurda özür dilerim bir kuşa bir doğaya bir kimseye sevgisi olmayan Allah’ı nasıl sevecek demiş o yüzden normalde etrafındaki varlıklara karşı sevgisi olması lazım insanın şimdi kardeşler bunu ben böyle söylediğinden beri hiç kimse gelmiyor daha önce gelmişti bir arkadaş ben bir kıza aşığım dedi kalktım sarıldım oh ne kadar güzel dedim ya aşık oldum bir kimse var dedim Cenâb-ı Hak bizi aşıklardan eylesin inşallah Selam beni arayabilir misiniz demiş bir arkadaş herhalde yurt dışından bu kardeş artı 49 çünkü telefonu ne yazık ki kıymetli dostum arayamayız kusurumuza bakmayın bir sorunuz varsa sorunuzu inşallah buraya yazacaksınız Selâmün aleyküm Mustafa Bey benim iki tane sorum olacaktı size yazmadan önce internet üzerine biraz araştırma yaptım fakat bir sonuca varamadığım için yazmak durumunda kaldım bir bankaya altın veya döviz yatırıyoruz bazı bankalarda altın hesabımız var ama hesabımızda altın olduğu halde bankadan altın almak istediğimizde altın olarak vermiyorlar bunun bir sakıncası var mıdır evet Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin bu konuda ilgili hadîsi var mıdır evet normalde altınsa altın olarak ödenicek kağıt paraysa kağıt para olarak ödenicek dolarsa dolar olarak ödenicek iyi hurma ise iyi hurma olarak ödenicek kötü hurma ise kötü hurma olarak ödenicek bununla alakalı eğer bankaya altın hesabı açıldıysa banka size onu altın olarak geri verecek eğer banka onu altın olarak size geri vermiyorsa fâiz işlemiş oluyor bu konuda kesin net hüküm var hanefilerce bu faizdir bununla alakalı hadîs-i şeritte var o yüzden banka altın hesabı açtırılırsa banka onu altın olarak verecek yok dolar hesabı açtırılmış bankona dolar olarak ödeyecek yok TL hesabı açtırılmış bankona TL olarak ödeyecek borçlar için de aynı borcun ne senin TL TL olarak ödeyeceksin borcun ne dolar dolar olarak ödeyeceksin borcun ne örneğin diyelim ki iyi hurma iyi hurma olarak ödeyeceksin.
Osmanlı’da kağıt para basıldığında kağıt parayı önceden bir kağıt para bir altın lira alıyormuş bir zaman sonra bir kağıt para bir altın lira alamaz haline gelmiş Osmanlı uleması fetvâ vermiş o zaman için bu normalde mülte kağıdı da geçer kağıt parayla borçlananlar kağıt olarak ödeyecekler altın ile borçlananlar altın olarak ödeyecekler diye bu konuda kesin hadîs-i şerifler var bakın bir fark çıkmasa dahi işlem olarak faizdir göz göre göre bile bile fâiz işlemiş olur bir kimse ha şuna farklı bir pencereden bakabilirsiniz normalde x bir banka faizi fâiz olarak görmüyorsa faizi helâl bir davranış biçimi helâl bir ticaret gibi görüyorsa o haramı helallaştırdığı için küfür ehlidir küfür ehliyle de aranızda fâiz yoktur Hanefîye göre iki borsa altın veya döviz olarak kurlar artınca satmak düşünce alarak bu şekilde para kazanmak doğru mudur doğrudur bunda bir sıkıntı yok altın yükselince satabilir sonra düşünce alabilir dolar yükselince satabilir düşünce alabilir bu noktada bir beis yok Allah’a emanet olun Erdoğan Yalçınkaya Ankara Rabbim seni de emanet alsın kardeşim inşallah Selâmün aleyküm bu sabah rüyâ gördüm telefon numarasına anlatabilir miyim bu numaraya Mustafa Hoca’ma bakıyor İsmini Serkan Kahraman İzmir Bayındır Çırpı ikamet ediyorum hayırlı günler Serkan kardeş seni tanıdım hatırladım yalnız bu telefon numarası sadece sohbet günleri normalde kullanılıyor başka bir günler kullanılmıyor Serkan kardeş Çırpı köyünde esnaf eskiden beri sohbetlerimize gelen giden bir kardeşimiz Bayadır görüşemedik Allah razı olsun.
Allah yardımcısı olsun inşallah Buradan selam ediyorum Bayındır’a ve Çırpı köyüne inşallah Selâmün aleyküm Hasan sabah tarih kitaplarında ve internet kaynaklarında kötü olarak anlatılıyor Süikastçı müritlerine afya verip cennette hurilerle kandırdı evlenmenin kadının içkinin bunun gibi şeylerin yasak olduğu bir hayat sürdürdü müritlerin hiç acımadan cinayet işleyip öldürdükleri zaman şehit olduklarına inandırdığı yazıyor Hasan sabah aslında kimdir Hasan sabahın düşünceleri yaptırımları günümüze gelebilmiş midir ya da günümüzde onun devamının nitelinde olanlar var mı Allah razı olsun. Kıymetli kardeş bu Hasan sabah hiç araştırma konum değil Hasan sabahla alakalı gerçekten bu tip şeyler söyleniyor ne bir araştırdım ne bir soruşturdum beni ilgilendiren bir şey olarak görmedim ben genel olarak Kur’ân ve sünnet okumaları yaparım genel olarak bu tip sufilikle alakalı şeylerle ilgilenirim Hasan sabah ilgi alanımda değil bilmiyorum Selâmün aleyküm ben akşamları çok tedirgin oluyorum daha çok kaygılarım oluyor gündüz de oluyor ama genelde gece daha çok evhamlarım oluyor hem çocuklarım hem de eşim için kendim için bunun için ne yapmalıyım Allah razı olsun normalde bu tip kaygı problemi olanlar eğer kaygıları normalde belli bir noktada ise o noktayla alakalı tedavi olacak yok öyle bir noktada değil genel bir kaygı durumları varsa Allah’a imanlarını kavileştirip oldunlaştıracaklar Allah’ı çokça zikrullâh edecekler Kıymetli kardeşler la ilahe illallah zikrini devam edin bunu normalde hafife almayın ve gerçekten bütün psikolojik ve psikolojik problemlerinizi la ilahe illallah zikri ile çözümleyebilirsiniz muhakkak ki abdest alacaksınız abdesti dolaşmaya gayret edeceksiniz beş vakit namazınızı kılacaksınız ibadetlerinizi bir tamam yerine getirmeye gayret edeceksiniz haramlardan uzak duracaksınız ve kelime-i tevhîde devam edeceksiniz inşallah Selâmün aleyküm zikrinden sonra el-Fâtiha Salavât deyince sadece salavât ve Fâtiha mı okuyoruz?
Yoksa 3 ihlas bir Fâtiha mı okuyoruz?
Zekât Verilecek Kimseler ve Şefâat
Biz genelde el-Fâtiha denilince 3 ihlas bir Fâtiha okuruz ama zâkirimize veyahut da üstadımıza bakarız sadece Fâtiha okuyorsa biz de Fâtiha okuruz veyahut da genel adab-ı erkân 3 ihlas bir Fâtiha okumaktır Nisan yağmuru virüs için içelim mi demiş Nisan yağmurları şimdi Nisan yağmursa da yağmur yağıyor yapabilenler muhakkak bu yağmur suyundan biriktirsinler yağmur suyu hadîs-i şerifle ölüm hariç her şeye şifadır diyor o yüzden bütün Anadolu bakın yağış aldı Nisan yağmur alıyor ve inşallah bütün Anadolu bu Nisan yağmurlarından toplayıp içsinler hatta bayyun sularına katsınlar şifa olur hadisle sabit hatta Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri böyle baharda Nisan’da yağmur yağdığında rivayet edilir ki üstünü soyar Nisan yağmurunda ıslanır mı şifa olduğuna dair çünkü rivayet var Selâmün aleyküm zekât kimlere verilir yoksul ve hasta yakın akrabaya verilmesi uygun mudur?
Kıymetli dostlar zekât bu noktada birinci derecede fakirlere ikinci derecede miskinlere üçüncü derecede Allah yolunda koşturanlara dördüncü derecede borçlulara şimdi bu sıralama Kur’ân-ı Kerîm’de farklıdır ama normalde Kur’ân-ı Kerîm’deki normalde Kur’ân-ı Kerîm’de farklıdır sıralamada Allah yolunda koşturanlar daha sona doğru gider ama ben bunu Türkiye şartlarında söylüyorum birinci derecede zekatın verileceği kimseler fakirlerdir fakir kimdir? Hanefîye göre çalışan, çabalayan ama kendini ve çoluğunu çocuğunu evini geçindirmekte zorluk çeken kenarda nisap miktarı kadar parası olmayan kimse fakirdir o yüzden onlara zekât verilebilir mi? el cevap evet ikincisi miskinlerdir miskinler kimlerdir?
Hanefîlere göre evi barkı olmayan böyle düzgün bir hayat olmayan çoluğu çocuğu olmayan evlenmemiş orada burada gününlü gecesini geçiren kimselerdir üçüncü derecede Allah yolunda koşturan, hizmet eden bu noktada Kur’ân ve Sünnet’i tebliğ eden kimselerdir sebep neden üçüncü noktaya onu koydum? çünkü insanlarımız dini bilmiyorlar o dini anlatan, Kur’ân ve Sünnet’i anlatan kimseler kendilerinin bu noktada vakfeden kimselere de zekât verilerekten destek olunması lazım üçüncü derecede borçlar bir kimse iflas etmiş, esnaf, borcu var ne yapılır? ona da zekât verilebilir mi? evet çünkü borçlu kimseye zekât vermek borçlu kimseye yeniden ayaklandırmak onu tekrar zekât verir hale getirmek önemli bir ibadettir o zaman sonra kime? yolcu, yolda kalmış mesela bu korona meselesinden dolayı garajlarda insanlar kaldılar, belki de parasız kaldılar yakalandılar, memleketlerine gidemeliler zengin de olabilirler, onlara da zekât verilir mi? el cevap evet bu noktada yoksul, hasta, yakın akrabe verilebilir mi? verilebilir çünkü birinci derecede insanlar akrabalarına verecek ama aynı şehirde, anefiler demişler ki aynı zekât bir şehirden bir şehirde taşınmaması gerekir demişler o yüzden herkes bulunduğu şehirdeki kimselere bu zekatlarını vermeleri gerekir soru iki, bu yaşanan olaylar Mehdî aleyhisselamın gelişinin alameti sayılabilir mi? hazreti peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin vefat etmesi Mehdî aleyhisselamın zuhuruyla alakalı en önemli işarettir ondan sonra olan bütün hadiseler mehtinin geleceğine işarettir bu açıdan bakabilirsiniz geceniz mübarek olsun inşallah amin cümlemize Cenab-ı Allah’ın kıskanması sevdiği kuluna verdiği müsibetlere mi anlaşılır bilir Hazreti peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Allah kıskançtır ben de kıskancımdır der o yüzden Allah mü’min kullarına veylilerine karşı kıskançtır peygamberlerine karşı kıskançtır müminlere karşı kıskançtır Allah onların gözlerinin başka bir yere kaymasını istemez onların sadece kendileriyle hemhal olmalarını ister o yüzden Allah bu manada kıskançtır her şey O’nunsa niye kıskansın?
O dostlarını kıskanır normalde dostları da O’nundur her şey O’nundur ama dostlarını kıskanır O yaratıp ruhundan öflediyse kime karşı kıskançlıyor? yarattıklarından karşı hal ile hayali nasıl ayırt edebiliriz? bunu ilk zamanlarda insanlar derviş kardeşler sûfîler bunu ayırt edemeyebilirler o yüzden bunları üstadlarını anlatmakta fayda var ama ayırt edemeseler dahi hala açılan kapı hayalden geçer bu noktada bir sıkıntı yok bir an kendiliğinden gözümün önünde oluşan yoksa bilinçaltından dışarı verilen midir? beynin oyunu mudur? eylemeyin beyin bize güzel şeyler oyunlar oynasın sevdiklerimiz de Allah yolunda olan inşallah oyunlar oynasın. Selâmün Aleyküm akıl ve din çatışır mı? eğer normalde akıl Kur’ân ve Sünnet dairesindeki aklı algılarsak akıl ve din çatışmaz ama aklı dinin karşısına koyar aklı ilahlaştırırsak o zaman çatışır bunun çatışması da gayet normaldir ve normalde ne yazık ki bugün yeryüzünde aklı ilahlaştıran insanlar var bu aklıma uymadı bunu kabul etmiyorum diyor bu sefer bunu kabul etmiyorum deyince çatışma çıkıyor normalde meleklere îmân görmüyor insan görmediğini duymadığını bilmediğine îmân ediyor akıl bunu kabul eder mi normalde? kabul etmez ama meleklere îmân ediyoruz burada akıl ve din bu noktada eğer aklı biz ilahlaştırırsak çatışıyor sadece mü’min Müslümanlar cennete girecek ise geri kalan bütün insanlık cehenneme mi girecek? bunda sıkıntılı olacak bir şey yok sadece Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri zuhur ettikten sonra Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini duyduysa bir kimse o zaman normalde o kimse Hazret-i Peygamber’i duyduğu halde Hazret-i Peygamber’in peygamberliğine îmân etmediyse evet cehennemlik olacak insanların kimi Müslüman kimi Hristiyan Yahûdî Bûdist Mecûsî ateist ailelerde doğuyor biz dünyaya Müslüman olarak geldik avantajlı mı başlıyoruz bunun hikmeti nedir? avantajlı olup olmadığımız belli değil bizimde normalde nice Müslüman aileler var onların çocukları ateist oluyor nice Müslüman aileler var onların da normalde çocukları Hristiyan oluyor Yahûdî oluyor Bûdist oluyor hepsi de oluyor hiç kimse ve hatta nice Müslüman ailelerin çocukları var son nefesinde imanlarını kaybediyorlar o yüzden bu noktada illa ki şunlar cennetlik olacak diye bir kaydı yok Selâmün aleyküm şefaat hak mıdır?
Evet Şefaat hem Kur’ân’la hem sünnetler hem hadîs şeriflerde hem de imâmların iştahatleriyle haktır kimler şefaat edecektir? En başta Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri şefaat edecek geçmiş Peygamberler şefaat edecek şehitler şefaat edecek Allah’ın dostları mü’min kullar şefaat edecek hafızlar şefaat edecek cennete girecek bir kimse bir başka kimse şefaat edecek Bazı tarîkatlarda şeyhimize tabi olursanız kıyamet günü şefaat edecektir bu konuda kıymetli bilgilerinizi lütfedermisiniz normalde bir ehli tarikatın bunu böyle söylemesi çok hoş bir şey değil buna gerek yok velilerin şefaat hakları Cenâb-ı Hak inşallah orada bahşetcek verecek ama o kimse velidir değildir bunu bilemeyiz her şeyhi velî kabul etmemiz de mümkün değil o yüzden bir kimsenin kendi şeyhini velî görmesi o kimsenin hakkıdır ama benim gel tabi ol benim şeyhim sana şefaat edecek demesi hakkı değildir Selâmün Aleyküm Allah’ın rahmeti bereket üzerinizde olsun.
Allah’ın rahmeti bereket üzerinizde olsun. Allah’ın rahmeti bereket üzerinizde olsun. Burada bir kardeşimiz bir ayeti kerime-i nemin suresinde geçen Belkıs Aleyhisselâm’la alakalı Süleymân Aleyhisselâm’la alakalı ayeti kerimeyi söylemiş Instagram’dan aldım numaranız ve sorular için niye yazıyordu. Evet Bu Normande kerametle alakalı Kur’ân-ı Kerîm’de bir kıssadır Süleymân Aleyhisselâm’la alakalı Belkıs’ın arasındaki kıssa o zaman için Süleymân Aleyhisselâm’ın etrafındaki dostlarından birisi diyor ya Ben onu Normande tahtıyla beraber getiririm diye ve Süleymân Aleyhisselâm da onu müsaade ediyor. Belkıs’ı da tahtıyla onu getiriyor bu mümkün müdür? Evet bu da bir keramettir o yüzden kerâmetin hak olduğuna dair bir delildir Selâmün Aleyküm Bir Mürşid-i Kâmil’in dervişine sarığına vermesinin anlamı nedir?
Normallede sarık bu manada bir Mürşid-i Kâmil bir Üstad sarığına bir kimse veriyorsa ona tarîkat yolunda, sûfîlik yolunda ona yol vereceği, ona bu noktada nazar ettiği, ona himmet ettiğine işarettir inşallah Selâmün Aleyküm birkaç sorum olacaktı teşekkür ederim Bir süreçte çocuklarımız evde internet TV ile fazla vakit geçiriyor biz de çalıştığımızdan çok ses çıkaramıyoruz duâlarınız ve önerilerinizi isteriz gerçekten bütün ailelerde hepimizde böyle bir sıkıntı var hepimizde diyorum ben de dahilim buna Ne yazık ki çocuklar bu süreçte televizyondan internetten cep telefonundan kurtaramadık hiçbirimizde kurtaramadık bunu normalde sevgi idare edemedik bununla alakalı evlerde anneler babalar çocuklar büyük bir çatışma içinde bu hastalıktan hepimizde muzdarıbiz ve bu hastalığı yok etmeye çalıştığımızda bu hastalıkla mücadele etmeye kalktığımızda çocuklarımız da aramız bozuluyor çocuklarla bilhassa annelerin araları müthiş şekilde bozuluyor babalar bu işin içerisine girince sertleşiyor ortam daha da ara bozuluyor Cenâb-ı Hak tez zamanda şu virüs belasını bizim üzerimizden kaldırsın biz de bu gerçekten büyük sıkıntılar açtı ailelerin içerisine gönül arzu eder ki başka yönlere yönlendirelim ama başka yönlere yönlendirmemiz de ne yazık ki bu zamanda zor oldu bir de işin ilginç noktası devlet normalde özel okullar bu internet üzerinden özel dersler özel kurslar özel eğitimler vermeye kalkınca çocukların elinden telefonları almak bilgisayarlar almak veya interneti kapatmak da zor oldu gerçekten bu konuda sıkıntı büyük Allah muayenemiz olsun inşallah iki iş yerinde hiç durmadan geçirdiğimiz bu süreci vesile edip dini eleştirlilerde bulunuyorlar sessiz kalıyorum çoğunluğunda çünkü her şeyi tartışmak istiyorlar ben de inanıyorum deyip çıkıyorum işin içinden ve susuyorum sonra sessiz kalmam sıkıntılı mı? normalde hiç olmasa kalbim buğz etmeye çalışacağız orada ses çıkaramıyorsak o ortamdan uzaklaşacağız çünkü Kur’ân ve Sünnet’e laf söylenen bir ortamda oturmamız dahi bizim kalbimize hasar vermesi bizim imanımıza hasar vermesi bu belaya ve müsibete duçar kalmamız âyetle sâbit bir yerde Kur’ân ve Sünnet’e laf söyleniyorsa bir elimizle susturmamız mücadele etmemiz mümkünse elimizde mümkün değilse dilimize nasîhat ederekten o da mümkün değilse kalbim buğz ederekten biz önlemeye çalışacağız ama eğer oradan gitmemiz mümkün ise oradan uzaklaşacağız iki metre uzaklaşın bir metre uzaklaşın bir odada oluyorsa diğer odaya geçin Kur’ân ve Sünnet’e savaş açılan dine savaş açılan yerlerde bulunmamaya gayret gösterin kötülüklerin açıktan yaşandığı yer kötülüklerin açıktan öldüğü yerlerde bulunmamaya gayret edin açıktan içki içiliyor oraya girmemeye gayret et açıktan içki satılıyor oraya girmemeye gayret et açıktan fuhuş yapılan yer oraya girmemeye gayret et açıktan Allah’ın harâm işlendiği yerler açıktan işleniyor oralara gitmeyin oralarda bulunmayın o çatının içerisinde bulunmayın açıktan Kur’ân ve Sünnet’e savaş açılmış ayetlerle ve hadîslerle alay ediliyor peygamberlerle müminlerle alay ediliyor normalde dilinle nasîhat edip susturuyorsan dilinle nasîhat et sustur dilinle nasîhat edip susturamıyorsan orada mecburiyetten bulunuyor kalbim buğz et içinden Allah’ı zikret içinden Allah’a de ki Ya Rabbi ben bunlarla beraber değilim ve Allah’ı zikret eğer oradan ayrılamıyorsan ayrılabiliyorsan orayı terk et oruç tutarken enerjim düşük oluyor ailemdekiler annemle birlikte yaşıyoruz bu durumdan rahatsız oluyorlar ve bu süreçte direncini düşürme deyip duruyor nafile oruçta ya da kaza oruçları tutmakta birlikte yaşadığımız kimselerin rızası önemli midir hayırlı
Çocuk Eğitimi, Cum’a ve Yol Destûrları
cumalar bu süreç tez geçer ve zekir halkalarında sizin himmetinize şerefleniriz inşallah normalde nafile oruçla alakalı bir tek bayanlar kocalarının eşlerinin müsaadesini almak zorundalar geri kalan nafile oruç ve kaza orucuyla alakalı başka bir kimseden müsaade alınması rızasının alınması şart değil erkekler evlendiği itikâfa girebilirler mi itikâf süresi nasıl olmalı onların adı itikâf olmaz da inziva olabilir ne bileyim böyle kendince böyle bir odaya çekilip Allah’ı zikredebilir tefekkür edebilir inşallah süresi ne kadar olmalı niyet ederler odadan çıkıncaya kadar diye böyle bir şey olabilir râbıta nedir râbıta insanların mesleklerine, hallerine, durumlarına göre tabiri değişir ama tasavvufi manada râbıta nedir üstadına kalbini bağlamak, hazreti peygambere kalbini bağlamak, hazreti Allah’a kalbini bağlamaktır işrâk namazını saat kaçta kılabiliriz güneş doğduktan bir mızrak boyu yükseldikten sonra hemen kılınabilir küçük kız çocuğu iken kendisine tecavüz edilmiş bu kız çocuğu büyümüş buna din anlatılmış o da dine soğuk bakıyor ben küçükken bana tecavüz edilirken Allah nerededir diyor ve buna benzer zulüm görmüş kesilmiş doğranmış kemikleri kılmış insanlar için ne söylersiniz bununla alakalı bir geçen haftalarda bir soru sorulmuştu aynı şeyi söylerim yine o yüzden normalde bu tip kimseler böyle şeyler yaşadılar ise örneğin bu kız çocuğu hiç tecavüz edilmemiş hükmündedir imâm azama göre bunların tedavi edilmesi gerekir bu tecavüz edenlerin normalde cezalandırılması gerekir bu tip taciz edilenlerin tecavüz edilenlerin rehabilite edilmesi lazım tedavi edilmesi lazım bu noktada bir suça maruz kaldıysa bir kimse suçluların cezalandırılması gerekir ki bu kimselerin bu noktada psikolojileri düzelsin.
Selâmün aleyküm genellikle geceleri bağırarak uyanıyorum hiçbir şey görmediğim duymadığım halde tetreyerek uyanıyorum kendime gelinceye kadar korku içinde oluyorum ne önerirsiniz? Abdestli yatmanızı mümkünse öneririz abdestli yatarken normalde Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yaptığı gibi 7 tane âyet-ül kürsü okuyup sağına soluna önüne arkana ondan sonra aşağıya yukarıya yedincisini de içine çekerekten yatmanızı tavsiye ederiz Selâmün aleyküm hayırlı akşamlar mahalle bayan sohbette ne hadîs okuması 1 saatten fazla sürüyor toplam sohbet 1.5 saat bazen de geçiyor onu en azca saate indirmek mümkün müydü? okuldan gelen çocuklarımız var evde yaşlılarımız var evet çok geç kalıyoruz bu gerçekten fazlaymış normalde en uzun sohbet yarım saat olması lazım en uzun sohbet yarım saatten 40 dakikadan sonra uzayan sohbetler kalıcı bir sohbet olmaz özellikle kardeşlerimize söylüyoruz yarım saat olsun en fazla 40 dakika olsun diye ben daha şimdi az önce 1 saate yakın bir sohbet ettim bunu daha kendimce uzun gördüm hatta dedim uzun olduğu için özür dilerim dedim o yüzden kardeşlerim böyle yakaladıktan sonrası burada 3 kişi 5 kişi deyip 2 saat orada hadîs sohbet etmeleri çok hoş değil bizim ölçümüz değil bizdeki en uzun sohbet yarım saat 45 dakika sürmesi lazım gerek yok Allah muhafaza eylesin 2. soru kardeşler 8 veya 9 yaşlarındaki erkek çocuklarını dergaha getiriyorlar sohbet de uzadığı için okul çıkışı erkek çocuklar dergaha geliyorlar zikir anında halakaya giriyorlar dikkat dağıtıyorlar bu normalde sohbetin uzun olmasından kaynaklı bir şey halakada zikir halindeyken kardeşlerin çocukları bebekleri olduğu için takip etmek için mecburiyetten dolayı halakadan kalkmak mümkün müdür olabilir birisini görevlendirebilirsiniz o böyle çocuklarla ilgilenebilir inşallah annem 37 yıllık gelin babaannem 83 yaşında maşallahı var zor bir kayınvalide annem devamlı bana şikayet ediyor biz de teselli ediyoruz yaşlıdır sabret büyümüz diyoruz bu şekilde annemizi dinlemek gıybete girer mi bize neler tavsiye edebilirsiniz gıybete girer ama sen annene gıybet ettin desen annen seni çarmıha geri o yüzden o makinalı tüfek gibi annemiz babamız bir şeyler bize bir şeyler söylüyorsa biz Allah’ı zikredelim Allah’tan inşallah duâ edelim Allah’tan yardım dileyelim Selâmün aleyküm bayanların gün içinde girdikleri kısa süreli itikaflar için müsaade almaları haber vermeleri gerekir mi?
Müsaade alırlarsa hoş olur olmazlarsa da bir sıkıntı olmaz kısa süreliler için. Selâmün aleyküm abdest alırken bayan ve erkek tesettürü nasıl olmalıdır? Bir kardeş de beni yakından tanıdığını söylemiş evet o kardeşi de tanıyorum ben Allah razı olsun teşekkür ederim şimdi kartını söylemiş reklam alacak şimdi onu söylemeye siz de ona selam söyleyin inşallah. Normalde abdest alırken normalde namazda abdest alıyorsak zaten insanların içerisindeki tesetturumuz belli kendi kendimize olan tesettür de belli o yüzden abdest alırken de o tesettür şartlarına riayet edeceğiz kadınların da erkeklerin de göbek deliği ve diz kapağı arasında örtmeleri lazım en alt tesettür noktası. Selâmün aleyküm canan yeter.
Gecen hayır olsun inşallah maşallah. Allah razı olsun inşallah baybırttan başta size ve bütün derviş kardeşlerime selamlar saygılar. Ben gözden uzanmam ama gönlüm hep sizinle. Allah razı olsun canan. Şimdi canı rast gelirsin geçen gün oğlunla görüştüm selamlıyım derdim onunla. Allah muhine olsun. Allah yardımcın olsun inşallah. Yolunuz nedir sizinle beraber yol yürümek istiyorum ne yapmalıyım? Yolumuz Kur’ân Sünnet yoludur kardeş. Kur’ân Sünnet’i kendimize destur ediniriz. Kendimizce yolumuz Kur’ân Sünnet yolu. Kur’ân ve Sünnet’i yaşarken sûfîce yaşamaya gayret ederiz. Bu ne yapmalıyız bizim bu noktada ne yapmalıyız derken çok böyle şunu şunu böyle böyle yapmamız lazım deyip klişeleşmiş bir halimiz yok.
Kur’ân Sünnet neyi emrediyorsa onu yaşamaya gayret ediyoruz biz de. Bugün bir yolumuzun desturları ile alakalı bir böyle kısacık maddelendirdiydim. Onları okuyayım istersen ölçülerimiz diye. Bir Kur’ân ve Sünnet’i her şeyden üstün tutarız. 2- Kur’ân’ı birinci derecede görürüz. 3- Kur’ân’ı Sünnet’e göre inanır ve yaşarız. 4- Bir meselede Kur’ân’a Sünnet’e imâmların iştahatlerine bakar amel ederiz. 5- Allah’a Resûn’le Kur’ân’a Sünnet’e laf söylemeyiz, söyletmeyiz, söyleyenlerle mücadele ederiz. Bunu da cihattan görürüz. 6- Ehl-i Beyt’i severiz. Hasan ile Hüseyin Efendimizi ayrıca Husis’i severiz. Hasan ile Hüseyin Efendimizi sevmeyi imandan görürüz. Hazret-i Hüseyin Efendimiz’i ve Yezid arasındaki meselede de Hazret-i Hüseyin Efendimiz’in tarafındayız. 7- Hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanırız. 8- Kadere îmân eder, üzerinde tartışma yapmayız. 9- Kaderi îmân esastanından görürüz.
Kadere îmân esastanından görmeyenleri, hadîsi şerife karşı çıktıklarına hükmeder, mücadele ederiz. 9- Hurmadan, üzümden, elmadan yapılmış şiranın içilmesini câiz görür, içeriz. 10- Günahı sebebiyle hiçbir mümine kâfir demeyiz, müminleri tekfir etmeyiz, Müslümana kâfir diyenleri de sevmeyiz. 11- Allah’ın sıfatları hakkında ve müteşâbih ayetler hakkında tartışmayız, tartışanları da hoş görmeyiz. 12- Ehl-i sünnete göre Allah’ın sıfatlarının tevkifi olduğuna inanırız. 13- Bütün sahâbeler hakkında hayırdan başka bir şey söylemeyiz. 14- Hazret-i Ali Efendimiz’e muaviye arasındaki meselelerde Hazret-i Ali Efendimiz’e tâbi olur, Ali Efendimiz’e haklı görürüz. 14- Sahabenin en üstünü Hazret-i Ebu Bekir, sonra Hazret-i Ömer, sonra Hazret-i Osman, sonra Hazret-i Ali, sonra Aşere-i Mübeşşere, sonra Bedir Ehli, sonra Uhud Savaşı’na katılanlar, sonra Hudeybiye’de bulunanlar, sonra Bi’at-u Ridıvân’da bulunanlar, sonra Akıbebiyat’ında bulunanlar olarak inanırız. 15- Üzerinde yaşadığımız toprakları birinci derecede vatan bilir, vatanımızı ve milletimizi sever ve koruruz.
İkinci derecede ecdadımızı geri çekildiği toprakları da vatan hükmünde görürüz. Üçüncü derecede bütün arz bize vatandır. 16- Sufili Kur’ân’a sünneten imâmların iştihadıyla ilk sufilerin ölçülerine göre yorumlar yaşarız, bunun dışındaki fikirleri itibar etmeyiz. 17- Üstadımızı asla Kur’ân’dan, sünnetten, Hazret-i Allah’tan, Hazret-i Peygamberimiz’den, Sahâbeler’den üstün görmeyiz ve onlardan fazla da sevmeyiz. 18- Hazret-i Peygamberimizin sallallâhu aleyhi ve sellemin bizim bilmeyeceğimiz, bilemeyeceğimiz ölçüde Allah’ı gördüğüne, salih müminlerin de Allah’ı sıfatsal olarak rüyâda görebileceğine inanır, öyle amel ederiz. Kısaca, yolumuzun bu noktadaki disturları bunlardır. Evet, 20- Virdimizin arzına nasıl tövbe etmeliyiz?
Tövbe tövbedir, asıl tövbe o günahı işlememektir bir daha. 21- Evimizde saati itikâfa girmek istersek müsaade almalı mıyız? Kısa süreli gireceksek de 70 bine niyet etmeli miyiz? 22- Şart değil, zikretmeyi unutuyorum nasıl oturtabilirim? Zikretmek, hatırlamak zaten inşallah hep hatırlarsınız. Selâmün aleyküm, size naafile namazlarının vakitlerini sormak istiyorum. İşrak, kuşluk, evâbin ve teheccüh namazlarının en doğru vakit nedir? İşrah vaktini söyledim, hemen sabah güneş doğduk, bir mızrak, iki mızrak boynuna çıktığında hemen işrâk kılınır. Kuşluk saat 10-11 gibi kullanır. Evab’in namazı hemen akşam namazının farzını, sünnetini kıldıktan sonra kılınır. Teheccüh namazı da gecedir. Eğer yatar, az bir şey kalkar kılarsanız teheccüh olur.
Yatmadan kılarsanız o da gece namazı olur. İnsanların bazı yanlışlarını gördüğümde onlardan soğuyorum, kalben uzaklaşıyorum. Ama size bakıyorum, diyorum ki benim bütün kirli çamaşırlarımı bildiği halde o bana karşı hala sıcak davranıyor. Bunu nasıl başarıyorsunuz? İnsanların saygısız, duyarsız, acımasız davranışlarına ben nasıl kalbimde eriteceğim? Bu sebeple temiz kalamıyorum, hakkınızı helâl edin. Normalde insanların yanlışlıkları seni hiçbir şekilde soğutmasın. Çünkü insanlar o yanlışlıklarına devam edecekler. Soğuyup uzaklaşırsanız o daha da yanlışlıkların içine gömelecekler. O yüzden din nasihattır, din nasihattır, din nasihattır. Hadîs-i şerîfi mûcibince etrafımızdaki yanlışlık yapan kimselere dini nasîhat edeceğiz.
Onlardan soğumamaya gayret edeceğiz. Soğumayacağız ki biz onlara dini nasîhat etmekte bu noktada aramızda perde oluşmasın. Normalde onlara karşı onların hatalarının kusurlarını örtceğiz. Hatalarını kusurlarını örtmekte gece gibi olun demiş Hazret-i Mevlânâ. Kim bir mü’min kardeşinin hatasını örterse onun da hatasını örter demiş Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem. O yüzden biz de insanların hatalarını kusurlarını örterekten onlarla arkadaşlığımızı ve dostluğumuzu devam ettireceğiz. Kıymeti dostlar bu dünya geçici onu uzaklaştır, bunu uzaklaştır kimde kalacağız baş başa kalacağız. O yüzden normalde derdimiz Kur’ân ve Sünnet’i insanlara anlatmak, insanları yaşama ve yaşatma mücadelesi vereceksek insanların hatalarının kusurlarına bakmadan onlara nasîhat etmeye devam edeceğiz.
Taif Kıssası, Hakaretler ve Ehl-i Kitâb
Evet günümüzün insanı saygısız, duyarsız, acımasız Gerçekten gün içerisinde hepimiz bunları belki de en derinlemesine yaşıyoruz. İnsanlar ne yazık ki fitursuz bir şekilde karşısındaki insana etrafındaki insana hakaret ediyor, saygısız davranıyor. Ne yazık ki ona böyle duygulsuz ve acımasız davranıyor. Bunun belki de en ağırını yaşayanlardan birisiyim. İnsanlar ama Twitter’da ama Instagram’da ama sosyal medyada, hakkımızda olur olmaz bütün her şeyi yazıyorlar, her türlü hakareti yapıyorlar, her türlü küfre maruz kalıyoruz. Bir mesele de hak ve hakikati bilmiyorlar. Mesela millet tutturdu şimdi kendi Allah’lık iddiasında diye, ağzımdan böyle bir şey çıkmış değil, ben Allah’ım ben Rabbim dediğim değil, rü’yetullâh haktır diye İzmir 9 Eylül Üniversitesi’nde üniversitede oradaki ilim ehli profesörlerle yapılan bir sohbeti kestiler, kırptılar, medyaya koydular.
Ahmet Hakan’a varınca kadar herkes hakaret etti, herkes bir laf söyledi. Kimse işin doğrusuna, hakikatine bakmadı, dinlemedi. Sorma ihtiyacı dahi duymadı. Duymadı. Her gün daha hakaretlere devam ediyorlar, her gün daha küfretmeye devam ediyorlar. İnsanları hakaret etmek için, küfretmek için sanki bir sebep lazım. Ve ne yazık ki buna müftüler bile girdi. Müftüler kendi Diyanetin İslâm anziklodibisini dahi okumamışlar, rü’yetullâh hak mıdır değil mi diye. Bakma ihtiyacı bile görmemişler. Oradaki hadîsler okumamışlar. Haberleri yok, koca müftü olmuş. Koskoca il müftüsü olmuşlar bir de. desek ki bir ilçede müftü veya daha küçük bir yerde müftü alacağız kabul edeceğiz. Koskoca il müftüsü olmuşlar.
Nasıl il müftüsü oldularsa bir sınava tabi tutulmuyorlar mı, bir hadîs bilgisine, bir Kur’ân bilgisine tabi tutulmadan mı müftü oluyorlar. İslâm anziklopedisinde ve Diyanetin yazmış olduğu akayet kitaplarında rüyetullahın hak olduğunu salih ve Müslüman mü’min insanların Allah’ı rüyâda görebileceklerine dair hem hadîs-i şerifler hem de fetvalar, iştahatler olmasına rağmen insanlar ağızlarını doldura doldura hakaret ediyorlar, doldura doldura küfrediyorlar, ağızlarını doldura doldururlar, her şeyi söylüyorlar. Oysa Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Mü’min odur ki diğer mü’minler onun dilinden ve elinden emindir der. Ne yazık ki bu ahlakı sahip mü’minler azaldı, azaldı ve ne yazık ki insanlar aslını astarını bilmeden her türlü hakareti yapıyorlar, her türlü lafı söylüyorlar.
Ama bu saygısız, bu ahlakı seviyesi düşük, bu duyarsız, bu acımasız insanlar bu vatanın insanları biz onlara yine Kur’ân ve Sünnet’i tebliğ edeceğiz, biz onlara yine Kur’ân ve Sünnet’i anlatacağız, biz onlara yine Kur’ân ve Sünnet’in doğrularını aktaracağız. Kendinize şunu ölçe edin, Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri taife gitmişti, taife giderken de bir nefes alırım, orada beni dinleyen olur, orada ben biraz böyle bir tebliğ ederim, oradakinlara bari bir şeyler anlatırım diye niyetlenmişti ve taife gideceğini müşrikler duyunca ondan önce taife gittiler, bir tezgah kurdular, tezgahlarını hazırladılar ve Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri taif taşladılar, onun böyle değişik eziyetleri maruz kaldılar ve Cebrâil aleyhisselâm geldi yanında dağların meleği, yanında bir sürü melek ordusuyla geldi, dedi ki ey Muhammed emret şu iki dağı taifin başına geçireyim, emret bu rüzgar meleği yanımda, buranın altını üstüne getireyim, Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri ben ümmetime lanet edici bir peygamber olmak istemem, onların gelecek zürriyetlerinden îmân eden insanların geleceğini ümit ederim deyip lanet okuyan olmadı.
Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, sûfîlik böyle bir ince sanat, ince ahlaktır. Size küfür edecekler, size hakaret edecekler, size saygısız davranacaklar, size acımasız davranacaklar, size bu noktada ellerinden gelen her türlü kötülüğü işleyecekler, bunu bir imtihan olarak göreceksiniz ve bunu bir imtihan olarak görerekten sabretceksiniz. Bunlarla dilinizle mücadele edeceksiniz, bunları kalbim buzlu ederekten mücadele edeceksiniz. Bunları doğruyu anlatmaya çalışacaksınız çünkü bu topraklar bizim, onlar da din cahili, onlar da sûfîlik cahili, onlar da ne yazık ki bilmiyorlar. Bilmedikleri için öyle, öyle yorumlayıp biz Kur’ân ve Sünnet tarihisinde hem yaşama hem yaşatma mücadelesine devam edeceğiz.
Yılmak yok, mücadeleden geri düşmek yok, bu noktada yorulmak yok, gözünü kırpmak yok, bu noktada fedai can olup Kur’ân ve Sünnet’i yaşama ve yaşatma mücadelesini devam ettireceğiz. Allah’ı sevme, Allah’ı sevdirme, Resulünü sevme, Resulünü uydurma, uyma halimiz devam edecek inşallah. Cinnilerin ve şeytanların şerrinden korunmak için felak ve nassûrelerinde ne zaman ve nasıl okumalıyız? Her zaman okuyabilirsiniz, Âyet-ül Kürşü’yü okuyabilirsiniz, felak okuyabilirsiniz, nasıl okuyabilirsiniz, Allah’ı zikredebilirsiniz, devam edin inşallah. Gece yattığımızda yatarken kulaklıkla Kur’ân-ı Kerîm ve meali dinleyerek saygısızlık etmiş olur muyuz? Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri uyuyacağı zaman uyudu, yemek yiyeceği zaman yemek yedi, ibâdet edeceği zaman ibâdet etti.
Arkadaşlar yatarken hiçbir şey dinlemeden addestinizi alın, sağınıza yatın, sünnet olan bu. Allah’ı zikrederekten uyuyun, sünnet olan bu. Sünnet olan yatmazdan önce Üç İhlas bir Fâtiha okuyabilirsiniz, Âyet-ül Kürşü okuyup etrafınızı üfleyebilirsiniz veyahut da Allah’ı zikrederekten yatabilirsiniz, sünnet olan bu. Selâmün aleyküm, Fetavayı Hindye’de mescidin avlusunda imama iktida etmiş olsa, savlar birbirine bitişmemiş ve avlu dolmamış olsa da o kimsenin iktidası siyahî olur, hükmü kayıtlıdır. Bununla alakalı imamı göreni görmek şartı var diye biliyordum. Bu şart ile hüküm çelişiyor mu? Çelişmiyor. Arada diyor caminin avlusundaysanız bunda bir sıkıntı yok. Selâmün aleyküm, eşinin zulmüne dayanmak sabır mıdır?
Yoksa bir zaman sonra insan kendini zulüm mü ediyor? Hangi durumda boşanmak haktır? Allah razı olsun. Normalde bir erkek bir kadına zulm ediyorsa, kadın da erkeğe zulm ediyorsa zulüm var çünkü. Zulüm ne demektir? Kur’ân ve sünnetin dışındaki davranışlardır. Her şeyi içine alır. Haram ilişkiye içine alır, dövmeye içine alır, sövme içine alır. Ne bileyim her türlü saygısızlığı, acımasızlığı içine alır. O yüzden geniş bir yelpaz edir zulüm. Bu noktada onlara nasîhat edilir, onlara söylenir, hâlâ daha devam ediyorsa erkeğin de, kadının da boşanma isteği hak olur, boşanabilir. Cumhurbaşkanımızın başlattığı kampanya hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Devlet bir kampanya başlatmış, dileyen katılabilir, dileyen katılmaz.
Bu karar insanların kendilerine aittir. Diyanet, zekatlarımızı oraya verebileceğimizi dair fetvâ verdi. Sizin bu konudaki tavsiyeleriniz ve görüşleriniz nelerdir? zekatın kimlere verileceği Kur’ân’la sabit. O yüzden Kur’ân’la sabit olan bir şeyin başka bir kimsenin değiştirme hakkı olamaz. Tekrar söylüyorum. Kur’ân’la sabit bir hüküm var ise bunu hiç kimsenin değiştirmesi mümkün değildir. O yüzden zekât birinci derecede fakirleredir, ikinci derecede miskinleredir. Normalde fakirlere ve miskinlere ise o zaman biz birinci derecede fakirlere, miskinlere, Allah yolunda koşturanlara ve borçlulara bu noktada yolda kalmışlara veririz. Şimdi bir de ikinci ve son iki hükmü söyleyeceğim Kur’ân’daki. Birincisi gönülleri İslâm’a ısındırmak.
Kıymetli dostlar bizim kendi fakirlerimiz bitti mi ki gönüllerini İslâm’a ısındırmak için biz gayrimüslimlere bu noktada zekât verelim. normalde bizim kendi fakirlerimiz var iken ve çevremizde ve beldemizde ve mahallemizde ve topraklarımızda bir sürü fakir var iken birinci derecede biz onlara verelim. İkinci, sonra söyleyeceğim şey şu, zekât memurları hükmü var. Zekât memurları hükmü. Eğer devlet layık değilse o zaman devlet Kur’ân ve Sünnet’i kendine ölçü ve kural olarak gördüyse zekât memurları tayin eder, biz de o zekât memurlarına gider, zekatımızı veririz. Bunda bir sıkıntı yok. Ama bizim devletimiz Kur’ân ve Sünnet devleti değil. O yüzden bizim devletimiz tayin ettiği zekât memurları da yok.
Zekât memurları da olmadığı için zekât memuru hükmü de geçerli değil. Türkiye için söylüyorum bunu. Bir önceki madde Türkiye için söylüyorum yine bunu. Açık açık söylüyorum. insanları İslâm dinine ısındırmak. Canım kardeşim, zekât fakirin fukaran biter de, fakir fukaran bittikten sonra kalan paranı sen, kalan zekatını insanların dini İslâm’a ısındırmak için verirsin. Kıymetli dostlar, öyle fukara insanlar var, fukara öğrenciler var, fukara aileler var. Yardıma ihtiyacı olan, yardıma muhtaç olan öyle aileler var ki başka bir şey aramamı benim kendi nefsim olarak söylüyorum, benim başka bir şey aramama gerek yok. Başka bir yol aramamada gerek yok. O yüzden Diyanet böyle bir fetvâ vermiştir. Nereden fetvâ verdi, ölçüsünü nereden çıkardı bilmiyorum.
O yüzden ben bir mesele de Kur’ân’a bakarım. Bulamazsam sünnete bakarım. Bulamazsam imâmların iştahadına bakarım. Kardeşler, Kur’ân’a göre zekât verilecek yerler belli. Sünnet-i Seniyye de bunu destekler. İmanların iştahadı da bu noktada açık. O yüzden herkes eğer zekât verecekse hükmü de meydanda. Ha bir kimse kalkıp başka bir noktada, başka bir derdede başka şeyler yapıyordur. Ona bir şey diyemem. Açsanız bir Hanefî kitabını, herhangi bir Hanefî kitabını açsanız, isterseniz ben de buradan açabilirim, direkt okuyabilirim size zekât verilecek kimlere zekât verilmesi lazım diye. Çok basit. bu normade fıkıh hitapları belli. Nereden isterseniz okunur, nereden isterseniz buna da bakabilirsiniz inşallah.
Ben de buradan Hanefîlerin fıkıh hitaplarından bakayım inşallah. Bakın direkt ben oradan okuyayım inşallah. Siz de dinleyin. Mesela el ihtiyar var. Ondan sonra el hidaye var. İsterseniz el hidayeden bakalım. Zekât. Zekât. El hidayeden bakıyorum. Zekât kimlere verilmez kimlere verilmez. Başlık bu. Cenâb-ı Hak, zekatlar ancak fakirlerin, miskinlerin, zekât memurlarının, kalpleri Müslümanlığa ısındırılmak istenenlerin, kölelikten kurtulmak isteyenlerin, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların hakkıdır buyurmuş. Bu normade tevbe süresi âyet atmış. Bakın bu âyet-i kerimin olduğu yer. O yüzden zekât kiminmiş? Fakirlerin. Ondan sonra kimin? Miskinlerin. Eğer bir İslâm devleti olmuş olsaydı, sonra zekât memurlarının da.
Yine normade senin fakirin bittiyse, senin zekât verilecek bir yerin kalmadıysa, o zaman kalpleri Müslümanlığa ısındırmak istenenlere verecektin. Veya çevrende köleliler varsa, onları kölelikten kurtulmak için verecektin. Veya ta Allah yolunda olanların ve yolda kalanların hakkıymış. Bakın bu âyet de sabit. Bu âyet de sabit olduğu için, bunların dışına, bir düğümların dışındaki bir kimseye siz zekatlerinizi veremezsiniz. Zekât memuru kimmiş? Zekatları toplama görevinde çalışırken, devlet tarafından kendisine zekattan, kendisiyle çoluk çocuğuna normal bir şekilde geçinebileceği kadar maaş verilen kimsedir. Böyle bir kimse varsa Hanefîye göre siz ona zekatınızı verin. Var mı? Yok. O yüzden normalde bu noktada kölelikten var mı etrafınızda Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem’in zamanındaki gibi köle olan?
Yok o zaman ona da veremezsiniz. Böyle bir kimse yok çünkü. Allah muhafaza eylesin. Yolda kalmış kimselere onu anlattık zaten. Başka bir şeyle gerek yok. Diyanet nereden fetvâ verdi, nasıl fetvâ verdi bilemem. O diyaneti bağlıyor. Bu virüse yakalanıp hayalini kaybeden şehit hükmünde midir? Öyleyse bunun nedeni buğullarak ölüm olduğu için midir? Kıymetli kardeşler bu virüse kapılıp îmân etmiş, namazın da abdestinde sabırlı bir kimse, devasız bir hastalıktan ölürse o kimse şehit hükmündedir, boğularak ölürse şehit hükmündedir, depremde kalır, ölürse şehit hükmündedir, başa ağrısı ölse şehit hükmündedir, midesi ağrısı ölse şehit hükmündedir. Allah’tan uzaklaştığımızı düşündüğümüz zamanlarda nasıl yakınlaşabiliriz?
Tövbe ederekten, zikrederekten. Zikir çekmek konusunda nefsimle çok mücadele ediyorum, bu konuda zorlanma hep devam eder mi? Uzun müddet devam edecek. Ne zaman ki bu şath-varî bir söz olacak ama sen zikir oldun, o zaman mücadele bitecek. İnşallah sen zikir olursun. Müslüman değilim, hiç olmadım. Ben deistim diyen bir hanımefendiyle evlenmek câiz midir? Ehli kitap hükmüne girer mi? Ehli kitap hükmüne girmez. Hatta bugünkü Hristiyanların ve Yahudilerin dahi ehli kitap olup olmadıklarıyla alakalı yeni bir tartışma açılması lazım, yeni bir ictihâd açılması lazım. Ehli kitap nedir? İsâ aleyhisselamı peygamber olarak görür. İncili de kendisine kitap olarak gören bir kimse ehli kitaptır. İsâ aleyhisselamı Allah’ın oğulu olarak gören kimse ehli kitap değildir.
Neden? Orada şirk var, orada Allah’a iftira var. Veya Yahûdîler de salih Allah’ın oğludur dediler. Eğer normalde herhangi bir peygamberi, Yahudilerden herhangi bir kimse bir peygamberi Allah’ın oğlu olarak görürse o da normalde şirk ehli olmuş olur, ehli kitap olmaz. O yüzden oradaki ehli kitap hükmünü iyi bilmemiz lazım. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında insanların bir kısmı İsâ aleyhisselamı Allah’ın oğlu olarak görüyor, bir kısmı görmüyordu. İsâ aleyhisselamı Allah’ın oğlu olarak görmeyenler ehli kitap hükmündedir. O yüzden deistler, burada deist dediğimiz kimse normalde Allah’ın varlığını kabul ediyor, peygamberi ve peygamberin getirdiği Kur’ân’ı kabul etmiyor.
Bunlar asla Müslüman olarak görülmez. O yüzden onlar da bir Müslüman erkeğin onları nikahına alması câiz değildir. Selamun gavle mer rabbin rahim. Ne demektir, manası nedir? E bunu geçen derste sohbet ettik, aynı kimse aynı soruyu yine sormuş. Kıymetli kardeş, soruyorsun dinlemiyorsun herhalde. O yüzden geçen hafta çok iyi hatırlıyorum, bunu inşallah cevaplamıştık. Selamün aleyküm. Capsaka veya Caplika hakkında bilgi verir misiniz? Kardeşler ben Meydan Loros değilim veya Kütüphane de değilim. Caplika ne bilmiyorum. O yüzden mübarek insanlar. Sizin ağzınızdan daha önce böyle bir yer duymamıştım. İlk defa duydum. Ayrıca bu şehirler ilgili Taberan’ın da kitaplarında bahsettiği, hatta İbn Abbâs’ın bu şehirle ilgili bu alemde var olan her şeyin içinde bir benzerinin var olduğu başka bir alem vardır.
Hatta orada benim gibi bir İbn Abbâs vardır dediği rivayet ediliyor. Vardır. Ben bu noktada bilgi sahibi değilim. Hakkınızı helâl edin. Zekatı verdikten sonra biri kim yapmanın bir mahsuru var mı? Yok. Kim zekatını verirse farzını yerine getirmiş olur. Bir kadının rüyasında Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem bu sargın hastalık için sumak suyu içmemizi söylemiş. Bu olayı yetkililer neden irdelemiyor? Doktolar, hastalar üzerine neden bunu uygulamıyor? Ve sosyal medyada insanlar bu olayı alay alıyorlar. Sadece bizim içmemiz yeterli olur mu? Rüyada Peygamberimiz bütün ümmeti hatta gayrimüslimleri de söyleyin demiş. Bu konuda ne yapmamız gerekir? Îmân edene, inanana bu. O yüzden buna inanıyorsa bir kimse kendince içer.
İnanmıyorsa içmez. İnsanları inandırmak veya insanları bu noktada ikna etme zorunluluğumuz yok. Selâmün aleyküm. İsrâ 36. âyet.
Dıhye, Hüddâm ve Belçika’daki Aileler
Bilmediğin şeyin ardına düşme. Doğrusu kulak, göz ve kalp bunların hepsi o şeyden sorumlu olur şeklinde buyruluyor. Bilimsel gelişmeler ya da günümüzdeki bilimsel çalışanların temeli insanın bilmediğini sorgulaması ile oluyor. İslâm dini, ilimi, müminin yitim olarak tarif ediyor. İslâm’ın bilime karşı olduğunu söyleyemeyiz. Fakat yukarıda gayet de peşine düşünmeyecek vebali olan bilgiyi nasıl anlamamız gerekir? Bir kimsenin üzerinde sû-i zan beslemek. Bu süizanı arttırmak. Bilmediğinin peşinde koşmak bu. normalde bir adam var, yolda gidiyor, yanında bir kadın var. Karısı mı? Bilmiyorsun. Halası mı? Bilmiyorsun. Teyzesi mi? Bilmiyorsun. Kardeşi mi? Bilmiyorsun. Ama onun hakkında kendince hükmediyorsun.
Bununla alakalı Allah alem. Selâmün aleyküm hocam. Biz sigara içmiyoruz. Evimizde de sigara içilmesini istemiyoruz. Gelen misafirde uyarmamıza rağmen ısrarla içmeye devam ediyorlar. Nasıl davranmalıyız? Bu noktada uyaracaksınız, bir daha uyaracaksınız, bir daha uyaracaksınız. O uyarıya uymuyorsa illaki sigara içiyorsa, odayı terk edin o zaman. Yan odaya geçin. Sen sigara içince kadar biz bu odada oturmayacağız diyelim. Aklımıza gelen bu oldu şimdi. Ya insanlar neden inat ediyorlar? Sigara harâm. 30 yıldan beri sigara harâm diyoruz. O yüzden arkadaşlar, sigara harâm. Bir, zina eden kadının durumu nedir? Pişman olması durumunda kurtuluşu var mıdır? Bütün günahı kebalilerinden kurtulma yolu nedir?
Tövbedir. Zina eden erkekler, zina eden kadınlar, tövbe edip geri dönün, Allah’tan af dileyin. Allah’ın affetmeyeceği hiçbir günah yoktur. O yüzden kim tövbe ederse hiç günah işlememiş gibidir. Çok tövbe edin, bir daha aynı günahlar geri dönmeyin. İki rüyâda ölmüş kişi rüyâmızda görürse ve konuşmuyor ise de kendi ruhumu gelmiş olur. Bu rüyâlar böyle anlatılmaz. O yüzden bu, anlattığınız şeyi es geçiyorum. Virüsleri parayı ve savaşları üst akıl yönetiyor. Diyorlar bunu Allah’ı Teala biliyor. Peki neden izin veriyor? Teşekkürler, iyi yayınlar. La fa’ili illallah. Allah’tan başka fa’il yoktur kardeşim. Üst akılmış, alt akılmış, yan akılmış, eksi akılmış, art akılmış. Allah’tan başka fa’il yok. O zaman bu üst akıl idare edenlerin de kendilerini üst akıl olarak kimi görüyorlar?
Amerika’yı. Bak perişan oluyor. Avrupa, bak perişan oluyor. O yüzden bir virüsü kim idare edecek? Kimse idare edemez. Cenab-ı Hakk’ın kuraklık verse kim idare edecek? Çekirge saldırısı kim idare edecek? Veyahut da bir sürü, o hastalık sürüsü kim idare edecek? Kim bunları sevip idare edecek? Allah’ı görmemek, Allah’ı tanımamak, Allah’ı bilmemek, Allah’ı es geçmek bu. Evet, kullar kendi elleriyle bir fesat oluştururlar. Onu yine Allah yaratır. Hayrihi ve şerrihi. Biz hayrın da şerrin de Allah’tan olduğunu inanıyoruz. Birilerinin bir yerlerde hesapları vardır, Allah’ın da bir hesabı vardır. Birilerinin bir yerde tuzakları vardır. Allah en büyük tuzak kurucu ve bozucudur. O yüzden Allah kurdukları tuzakları kendi başlarına makul seylesin.
Allah kurdukları hileleri kendi başlarına makul seylesin. Bizim gücümüz yetmiyor, gücümüzün yetmediği yerde duâ ederiz, Allah’ta yalvarırız. Gücümüz yetse de Allah’a duâ ederiz, yetmese de duâ ederiz. Gücümüz yetse de Allah’tan isteriz, yetmese de Allah’tan isteriz. Biz Allah’a yaslanırız, Allah’a dayanırız. Ona îmân ettik. O yüzden Cenâb-ı Hak’a yalvarırız, yakarız. Yakarız. Ya Rabbi bizleri fitnecilerin fitnesinden, kafirlerin kafirliğinden, zalimlerin zalimlinden, adaletsizlerin adaletsizliğinden, münafıkların münafıklığından, mürtedlerin mürtedinden bizleri muhafaza eyle. Amin. Vatanımızı, milletimizi, topraklarımızı her türlü hastalıktan, beladan, müsibetten, dinsizlikten, küfürden, şirkten, büyük tahından, günah akabaylılardan muhafaza eylesin inşallah.
Kainatta gördüğünüz her ne var ise Allah’ın emrindedir. O yüzden biz tövbe edelim, o yüzden biz Allah’a yalvaralım inşallah. Selâmün aleyküm. Yatalak olan annemin ölmesini istemek günahımı, onun için nasıl duâ etmeliyim? Allah’a duâ edin, onu bir nimet olarak verin. Annenize hizmet edin, annenize hürmet edin, annenize bakmaya çalışın. Anneleriniz, babalarınız bir lütuftur, bir ikramdır. Annenleriniz, babalarınız bir rahmettir. Onların gönüllerini kırmamaya çalışın. Onun gücünüz yettiğince onlara hizmette, hürmette, yardım etmekte elinizden geleni gösterin. Üf dağ demeyiniz demiş Âyet-i Kerime’de. O yüzden annelerinizi, babalarınızı bir nimet, bir ikram olarak görün. Bir mürşid-i kâmilin rüyasında veya halinde Hazret-i Peygamber’i görmesi kerâmeti sayılabilir mi?
Her kim Hazret-i Peygamber’i rüyasında görürse, o salih bir kimsedir, onun için büyük bir keramettir. Ama kendisi nedir bu? Bir delildir, bir hüccettir. O yüzden normalde salihlerin rüyâda görülmesi de bir hüccettir, bir delildir. Allah bizi o hüccetlerle, o delillerle delillendirir inşallah. Hocam ne olur duâ edin, kızın pazartesi günü bebeği olacak. Allah nasip ederse bu sıkıntılı zamanda iş yok. Duâ etmenizi istiyoruz. Allah darda kalanlara yardım etsin. İnşallah ne güzel taze taze herkese bebek ve çocuk nasîb eylesin. Kıymetli dostlar evlenin, çoğalın. Ben sizin çokluğunuzu iftâr edeceğim demiş. 2019 yılı olarak, 2018 yılında bebek doğumlarında çok az dolasa bir düşüş var. 1 milyon 200 kusur bin bebek doğmuş. 2018 yılında yaklaşık 400… 420 bin ölüm var aklımda kaldığı kadarıyla.
Hatta 410 bin falan bir şey var, ölüm var. 400 bin kişide ölüm var öyle diyelim. Ama bebek doğumlarında bir düşüş var. O yüzden biz evleniniz, çoğalınız, hadîs-i şerîf mucibince biz bakabileceğimiz, onları eğitebileceğimiz, onları normalde Kur’ân ve sünnet tarihinde yaşamlarını idam ettirebileceğimiz kadar çocuk sahibi olma yolunda gidelim. Bu virüsten olan ölemler gönül arzu etmez, gönül istemez ama şunu da unutmayın, 2018 yılında Türkiye’de 400 bin kişi ölmüş. böyle baktığımızda meseleyi bu açıdan baktığımızda bu ölümleri çok kafanızda yüksek bir ölüm olarak görmeyin. Allah iyi etsin inşallah. Selâmün aleyküm. Allah’ımıza Allah ismi nereden geliyor? Muhteşem. Evet Allah ismi ilk başlangıçta Âdem aleyhisselamdan geliyor.
Bunu Allah diyeni telendiren ilk, Allah diyeni telendiren Âdem aleyhisselâm. Âdem aleyhisselâm da bu vahyi indiren kim? Allah. Selâmün aleyküm velilerin doğal afet ve hastalıkları korona üzerinde bir tasarruf olabilir mi? Tesirleri olabilir mi? Normalde bu manada direk bir şeyin üzerinde tasarruf, ahir zamanla alakalı insan velilerin üzerinden kaldırıldığına dair bir hüküm var. Ama muhakkak ki duaları etki eder. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem, sünnet zikirleri nelerdir? Yüzer defa çekilen üyetleri. Ben araştırdım, üç tane buldum, çekiyorum fakat eksik sanırım. Teşekkürler demiş. Normalde hadîs kitaplarında bu konuda bir hayli hadîs-i şerîf var. Ben günde yüz kez tövbe ederim diye, kim yüz tane La ilahe illallah derse, kim yüz tane salavât-ı şerîfe çekerse, kim iki yüz tane günlük ihlas suresini okursa, kim yüz tane La ilahe illallah vatabu ilahe şerikele lehul mevkü ve lehul hamdü ve velehü velehü kül-i şeyin kadir derse diye böyle değişik rivayetler var hadîs kitaplarında.
Nevevinin zikirle alakalı, buharın zikirle alakalı, terimizin zikirle alakalı, Kütüb-i Sitte’nin zikirle alakalı bahislerini açıp okuyabilirsiniz. Selâmün aleyküm. Malum önümüzde kaza ve kaderin yazıldığı Berât Kandili bu kandile nasıl hazırlanmalıyız? 13, 14, 15 oruç tutmak uygun olur mu? Veba salgının da oruç tutmak uygun mu? Hakkınıza helâl edin. Oruç her zaman için nafile oruçların tutulmayacağı bir tek cum’a günleri var. Bir de Kurban Bayramı’nın birinci ve ikinci günü, Ramazân Bayramı’nın birinci günü. Diğer günlerde normalde nafile oruçlar tutabilir. Bu sıkıntı değil. Biz her kandilde kandile hazırlanırız. Biz zikirle, oruçta, ibadetle kandilerimizi geçeriz. Erkeğin kulak deldirilmesi günah mıdır?
Hayırlı akşamlar. Normalde kulak deldireni hiç görmedim. Normalde sahabelerden de böyle bir şey yok. Kulak deldirildikten de dair bir rivayet yok. Bu konuda kulak deldirilmesi ile alakalı olumlu veya olumsuz bir hadîs de okumadım. Ama kulağa küpe takan bir tek Yavuz Sultân Selîm’i biliyorum. O da ben Allah’ın kölesiyim diye kulağına küpe takmış. O da deldirmemiş. Ondan sonra böyle bir kulağına küpe takmış. Erkeklerin bu noktada kulaklarını küpe taktırmasını böyle biliyorum. Burada niyet söz konusu. Eğer o erkek kulağına küpe taktırırken kadınları özendiyse lanetlenmiş bir iş yapar. Kâfirleri özendiyse yine lanetlenmiş bir iş yapar. Gelinin kaynanası ve kayınpederine bakmasının dinimizdeki hükmü nedir?
Hanefîlere göre kadının kaynanasına ve kayınpederine bakma zorunu yoktur. Erkek evlat bakmakla yükümlüdür. Kadınlar normalde kocalarının anne ve babalarına bakmalarına karışmayacaklar. Ha erkek bu sefer hanımı bakmak istemiyorsa kendince bir çözüm yolu bulup baktırabilir. Bu çözüm yolu da Kur’ân ve Sünnet’e uygun ise normalde kadının ona söyleyecek bir sözü olmaz. Selâmün aleyküm, geceniz hayır olsun inşallah. Amin. Cümlemize bir kulun bir mürşidi kâmille buluşup buluşmaması ne ile alakalıdır? Normalde biz perdenin gerisini bu konuda konuşmak istemeyiz ama perdenin önünde o kul kendince bunu bir ihtiyaç görmüştür. Bir sûfî yolunda yürümek istemiştir. Allah onu inşallah arayan bulur. Hadîsi kudsi mucibince bulur.
Bazen bir mürşidi kâminin elini tutmamış ama toplumda iyi bir örnek olabilmiş kişileri gördükçe nasıl bir velî ile buluşma nimetinden mahrum bırakıldıklarını anlayamıyorum. Ayrıca bizi bırakmadığınız için tekrar teşekkür ediyorum. Estağfurullah. Ya normal toplumda iyi insanlar olabilir onlar da bir mürşide bir veliye bağlanacak diye bir kâide yok. Allah’ın selamın bereketi üzerine olsun. Ömrümüz hayırlı, ilminiz bereketli olsun. Rabbim nur âlâ nur eylesin inşallah. Cümlemize inşallah. Bütün ümmet-i Muhammed’e inşallah. Yaklaşık dört senedir zikir ehliyim. Ağabey etis atlı değilim. Ağabey etis atlı değilim. Şu var ki bir tek WhatsApp kullanıyorum. Sizin fikrinizi almak istiyorum nasıl ulaşabilirim.
Bursala değilim, Allah’a emanet. Burada ağabey etis atlı değilim. Buraya anlayamadım. WhatsApp kullanıyorsanız Bursa’ya değilim Allah’a emanet nasıl ulaşabilirim. Normalde ulaşmışsın işte. Ulaşabilirsin. Normalde istagramım var anlamsın. Twitter’ım var. Oradan benim mail adresime de ulaşabilirsin. Biz herkesin ulaşabileceği bir yerdeyiz. Daha önce Perşembe günleri Bursa’da Namazgat’ta Tasavvuf Vakfı’nın bir yeri var orada sohbet ve zikir yapıyorduk. Cumartesi günlerde burada yine Tasavvuf Vakfı’nın yeri olan bu merkezde cumartesi sohbetleri yapıyorduk. İnşallah bu korona meselesi bitince tekrar sohbetlerimiz, zikirlerimizde devam edeceğiz. Biz herkesin çok rahat olabileceği bir noktadayız inşallah.
Selâmün aleyküm. Sohbetlerinizde Sûfîlik disiplin işidir diyorsunuz. Sûfî kendisini nasıl disiplin etmelidir? Haramlardan uzak durmak ve Allah’a yakın olmak için, hızlı yol yürümek için, günlülük yaşamda önleriniz nelerdir? Sûfî vaktin çocuğudur diye müthiş bir ibare vardır ya. Sûfî disiplinlidir. Sabah namazına kalkmaya gayret eder. Öğürler, özür dilerim. Sûfî disiplinlidir. Haramları işlememeye gayret eder. Sûfî disiplinlidir. Her vakitte ne yapması gerekiyorsa onları yapmaya gayret eder. O disiplin üzerinde olalım, o disiplin üzerine gidelim. Disiplinimizi asla ve asla bozmayalım inşallah. Selâmün aleyküm. Tasavvuf kitaplarında sıkça geçen gavs makamı nedir? Tasavvuf ıstıraatında konumu kutub ile aynı makam mıdır?
Normalde eski tasavvuf kitaplarında kutub olarak geçer, gavs olarak geçmez. Bu sonradan oluştu gavs sözü. Bu benim söylediğim Geylana Hazretleri’nden de önceki sûfî eserlerinde gavs kelimesi yok. Tabii gavs kelimesi Abdülkadir Geylana Hazretleri ile sûfî ıslahına girmiş Gavsü’l-A’zam Abdülkadir Geylana Hazretleri diye. Sonradan bu gavs kelimesini Abdülkadir Geylana Hazretleri’nin dışındaki başka kimseler de kullanmaya başladı. Normalde kullanılmayacağına benim hükme noktasında değilim ama ben bazı terimler vardır. Birli şahısların üzerinde konmuştur. Onları taklit etmekten yana değilim. O yüzden benim nazımda bir tek gavs var. O da Abdülkadir Geylana Hazretleri. Zamanın kutbu var mıdır? Vardır.
Onları normalde ebdâl denir, velî denilir, kutub denilir. Sûfî ıslahı budur. Ben bunları kullanmayı gayret ediyorum. Nefis meratiplerini bitiren zatlara kutub denilebilir mi? Öyle denmez. Çünkü kutub denilince o kimsenin gedilerden olması gerekir. Normalde nefis meratiplerini bitiren kimseler velî olabilir. Kutub denmesi için üçler, beşler, yediler diyoruz ya, o üçler, beşler, yediler onlar kutuptur. Diğerleri normalde velî hükmündedir. Doğrusunu Allah bilir. Sohbette bahsettiğiniz üçyüzler veya beşyüzler olan zatların belli nefis meratipleri var mıdır? Var ise bu zatlar hangi grup nefis meratiplerindendir? Normalde üçyüzler ayrıdır, beşyüzler ayrıdır. Ama beş yüzlerin hepsi de evliyâ sınıfındandır.
Bunları artırmak mümkün. Tabii normalde beş yüz derken bu beş binde olabilir. Bu üç yüz derken bunlar üç binde olabilir. O yüzden bu rakamlar sizi yanıtmasın. Bir daha soru sorarsam iki olsun, iki olsun inşallah. Kahretmene gerek yok kardeş. Daha önce yazmış bizim sorumuz arada kaynadı diye. Ne yapalım yapacak bir şey yok. Gücümüzün yettiğince sorumluyuz. Kahretmenize, intisar etmenize gerek yok canım kardeşlerim ya. Allah için buradayız ya. Bir daha soru sorarsam iki olsun demiş. Sormuşsun bak iki olmuş. Aynı anda başka yerlerde görülmek yalnızca velilere has bir özellik midir? Bu insan olarak velilere has bir özelliktir. Bu cinni tayfesinde de görülür, bu melek tayfesinde de görülür. Bunlar ayrı şeylerdir.
Ama insan olarak sadece velilere has bir şeydir. Peygamberlere has bir şeydir bu. O yüzden melekler aynı anda birkaç yerde görülebilir mi? Evet. Cinni tayfesi de görülebilir mi? Evet. Cinni tayfesi farklı suretlerde görülebilir mi? Evet. Şeytanda farklı suretlerde görülebilir mi? Evet. Ama velîler de farklı suretlerde görünebilirler mi? Evet. Bu da doğru bakın. Selâmün aleyküm. Dıhye kimdir? Dıhye Peygamber’in ashabından bir kimsedir. Cebrâil aleyhisselâm Hazret-i Peygamber’e sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden, topluluğun içerisinde meşhurdur. Bu Cibril hadîsi denir. Îmân nedir, İslâm nedir, ihsan nedir diye üç tane ayrı ayrı soru sorar. Ondan sonra kıyamet ne zaman kopacaklar kısa kısa anlatıyorum.
Sonra kalkar gider. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ashabına sorar bu soruyu soran kimdi, bildiniz mi der. Onlar da Dıhye’dir ya Resûlallâh dediler. O da dedi ki Dıhye değil de o Cebrâil kardeşim de size dininizi öğretmeye geldi dedi. Selâmün aleyküm. Hüddam nedir? Allah razı olsun, geceniz mübarek olsun. İhlasın inzivası ayrıdır, salat-ı selamın inzivası ayrıdır. Bunu tekrar tekrar söylüyorum. Bunları ölçeyip kendinizi yapmaya çalışmayın. Çünkü tam aslını size söylemiyorum şimdi. Bunu açık açık söylüyorum bakın. Mesela Fâtiha’ın inzivası vardır. Belli bir günü vardır. Belli bir gün o kimse güneş görmeyen bir yere inzivaya çekilir, namazlarını kılar, oruç tutar. Ondan sonra Allah’ı zikreder.
Zikri de onun Fâtiha-ı Şerif’i olur. Hayvansal gıdalar yemez. İnsanların pişirdiği, büyüttüğü, beslediği bir şey yemez. Bu işler öyle kolay şeyler değildir. O yüzden normalde ottur, çöptür, doğadaki normal kimsesiz bitkiler, ağaçlar, meyvalardan alır kendisine. Onlardan beslenir. Çünkü helâl olması lazım yediğinin. Ve Fâtiha-ı Şerif’i defalarca sayıları bellidir. Onu okur. Bir müddet sonra Fâtiha’ın hüddamı gelir. Hüddamı, Fâtiha’ın. O hüddam ona bilmediği ilimleri öğretmeye başlar. O hüddam ona bir bilgi verir. Ona belli cifir ilmi dediğimiz farklı ilimler verir. Bunlar farklı farklı ilimlerdir. Bunlarla uğraşanlar var mı? Evet. Bunlar doğuda, güneydoğuda bu tip ilimle uğraşanlar daha fazladır.
Batıda bunlarla uğraşanlar çok fazla yoktur. Uğraşıyorum diyenler biraz yalan söylüyorlar. Bu konuda insanları aldatıyorlar. Ufak tefek bir şeyler yapıyorlar. Kendilerine cifir ilmi var zannediyorlar. Bunlarla da büyücülük, muskacılık, sihirbazlık, sihirlik yapıyorlar. Doğru değil. Allah muhafaza eylesin. Bu tip insanlara da gitmeyin. Canlı yayında, Diyanet’in yayınladığı cum’a namazına tabi olunur mu? Gündemde böyle bir tartışma var. Normalde gündemde böyle bir tartışma olabilir. normalde cum’a’yı Diyanet herhalde bir mescitte kıldırıp insanlarda, televizyonlarda normalde buna tabi olmak için böyle bir şey, böyle bir fetvâ verilir mi, verilmez mi, nasıl verilir? Buna bir şey diyemem. Ama Hanefîlere göre cum’a kılınması için üç kişi dahi cemaat hükmünde olur.
Üç kişi dahi cum’a’yı kılabilir. Bu da bir çıkış noktasıdır. İnsanlar cum’a’yı üç arkadaş evlerinde toplanıp veya bir yerlerde toplanıp cum’a’yı kılabilirler. Kılmasalar dahi bu zaman için onlar da cum’a şartı aranmaz. Bu Diyanet İşleri Başkanı da özel bir cum’a kıldı. Normalde hem insanları camileri kapattıracaksınız, toplu ibâdetler, farz ibadetleri yaptırmayacaksınız. Ondan sonra da kalkıp kendiniz orada cum’a’yı kılacaksınız. Bu doğru değil, bu etik değil. Bunun normalde neye, nasıl göre yaptınız? O insanları neye göre oraya seçtiniz? O insanları neye göre topladınız? Bu tip şeyler yapmalarına gerek yoktu. Buna katılmıyorum. O yüzden cum’a’a kılınmayacak diye bir hüküm kondu. Bu virüsten dolayı toplanılmayacak diye bir hüküm kondu.
Kılınmıyor ama gel gör ki, medyada bunu görüyoruz. İnsanlar para yardımı almak için, para almak için, maaş almak için PTT’lerin önünde yığılıyorlar, her yerde yığılıyorlar, pazarlarda yığılıyorlar, çarşılarda yığılıyorlar. Her yerde yığılma normalde haddinin hesabı yok ama vakit namazlarında devlet böyle bir hüküm verdi. Toplanmayacaksınız, kılmayacaksınız toplu olarak dedi. Biz Müslümanlarda ona uymaya gayret ediyoruz. Selâmün aleyküm, özür diliyorum böyle bir soru sorduğum için hakkınıza helâl edin inşallah. Utandığım için bugüne kadar sormaya çekindim kusura bakmayın. 2016’de Ramazân umresi dönüşünde her ay 100 dolar, 150 dolar ayırabilirsiniz. Daha sonra da gitmek için birikim olur demiştiniz.
Elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum. Elimde bir miktar dolar var. Amerika’nın ve doların durumundan dolayı ne yapmamı tavsiye ederdiniz? Bundan sonra ne almama uygun olur? Allah razı olsun hakkınızı helâl edin. Kimsenin parasına, puluna, işine, aşına, eşine karışmayız. Yatırımlarınızı istediğiniz gibi yapabilirsiniz. Kimsenin işi, aşı, eşi bizi ilgilendirmeyi arkadaşlar. Selâmün aleyküm. Ben Recep Karataş bazı… Biz arkadaşlar arasında fikir alışverişinde bulunurken, bizimkisi arkadaşımız Türk ırkının yok alacağını söylediler. Benim de zoruma gitti. Hiçbir bilgim olmaması, karşılık onlara yok olmayacağını içimden gelerek söyledim. Bunun için doğrusunu öğrenmek ve arkadaşlarımın doğru bilgiyi vermek için sizi rahatsız ettim, özür dilerim.
Bu konuda hiçbir hadîs yok. Türk ırkının yok olacağına dair. Hatta bu hadîs var Türklerle savaşmayın diye. O yüzden herkes ayağını denk alsın. Hadîs var, Türklerle kimse savaşmasın. Ondan sonra o yüzden normalde herkes kendine dikkat etsin. O Türk ırkı inşallah kıyamete kadar da devam edeceğine inananlardan ol. Koronavirüsü Mehdî’nin’in habercisi mi? Hep virüsler çıkmış, hep hastalıklar olmuş. O yüzden bu da virüslerden birisi, hastalıklardan birisi. Bunun da zamanı geçer biter. Merak etmeyin. Fazla bir zaman yaşamaz. Dört ay önce biz çok güçlü bir ülkeyiz diyen bir başkanın sonra halktan para istemesi doğru mudur? Dinen câiz midir ve tarihte böyle bir şey olmuş mudur? Selâmün aleyküm. Devlet idaresidir.
Bunun normalde bir devlet başkanı, bunun böyle söylemesinde bir beys yok. normalde çok güçlü bir ülke olduğumuza ben de inanıyorum. Bu noktada devletin halktan tasadduk ettim demesi, yardım istemesi abes bir şey değil. Normalde farklı bir şey de değil. Gayet normal bir şey. Bunu neden böyle görüyorsunuz ki normalde Fransa da yardım istedi halkından. İngiltere de istiyor, Avrupa ülkeleri de istiyor. Bu noktada devlet, millet zor da kaldıysa yardım edecek. Bunu ben farklı yorumlamamaya gayret ediyorum. O yüzden bunda sıkıntı görmüyorum. Selâmün aleyküm. Yurt dışında Belçika’da kalmaktayız. Oğlum anaokuluna gitmekte. Buradaki okul eğitim sistem bir yönden bize ters. Kendi okul döneminde çok sıkıntı çektim.
Annem babam dini hususlar da çok eksik bıraktılar. Bu sebepten batı kültürünü hayat tarzı olarak benimsemiştim. Hand olsun. Allah kendine döndürdü. Bu hususta biz yurt dışında kalanlara ne tavsiye edersiniz? Duanızı eksik etmeyin. Evinizde dini öğrenmeye ve öğretmeye gayret edin. Normalde tatil günlerine muhakkak onun bir dini bilgi almasını sağlayın. Kolay şeyler yaşamıyorsunuz onlarda. İnşallah çocuklarınızı doğru dini anlatmaya çalışın. Selâmün aleyküm. Çiftlikte yetişen tavuklardan alıp biraz kendimiz baktıktan sonra kesip tüketilebilir mi? Olabilir. normalde tavuklara az bir şey kendiniz besledikten sonra. En az üç gün onları temiz yiyecekler yedirdikten sonra. Yedi gün daha da yapabilirseniz yirmi bir gün bakarak keser yerseniz olabilir.
Selâmün aleyküm. Erken doğumlu bir erkek bebeğimiz dünyaya geldi. Birkaç saat yaşayıp vefat etti. Akîka kurbanı kesmek gerekir mi? Allah razı olsun. Ona sadece isim konacak ve gömülecek. Ona başka bir şey lazım değil. Bir sorun daha olacak.
Çocuk Erkil Aile, Obezite ve Az Yemek
Düşük bebek ve doğup vefat eden bebeğin mahşerde kadar ki hali nedir? Bunlar normalde nefes aldıysa bir bebek, o normalde nefes alıp öldüyse o direkt cennete gidiyor. Ve normalde cennete gittikten sonra orada birinci kat cennette tekrar onlara din anlatılıyor. Ondan sonra normalde daha doğrusu ben ruh üflendiği zaman değilim. Çünkü ruh üflendiğinde o şahsiyet kazanmış oluyor. Öyle olunca birinci kat cennete gidiyorlar. Birinci kat cennette İbrâhim Aleyhisselâm onlara tekrar din tebliğ edecek. Ondan sonra cennetin öbür makamlarına gidecek. Anne babalarına da şefaat edecekler inşallah. Selâmün aleyküm Rabbim ömrünüzü bereketli eylesin. Cümlemizi inşallah. Melekler aleminde Hz. Cebrâil, Hz. Mîkâil, Hz.
İsrâfîl, Hz. Azrâil Aleyhisselâm, melekut aleminin reisleri ya da peygamberleri midir? Teşekkür ederim. Normalde melekler aleminde Hz. Cebrâil, Hz. Mîkâil, evet melekler alemlerinin reisleridir. Hz. Cebrâil Aleyhisselâm bu noktada en büyükleridir. Melekut aleminin reisi hükmündedir. Selâmün aleyküm. Diyanetin fetvası gerinci ucumalar kılınmıyor. Ne zaman tekrar kılınacak belli değil. Ne düşünüyorsunuz? Normalde bu koronavirüsü meselesi zannetmiyorum birkaç haftaya veya iki üç haftaya kadar biter. Eski haline döner inşallah. Ama arkadaşlar kardeşler en fazla üç kişi bir araya gelip cum’a kılabilirler değişik mekanlarda, dükkanlarında, evlerinde. Kılmasanız da bir şey gerekmez. Selâmün aleyküm.
Zor bir durum anında Allah’tan yardım istemek yerine şeyhimle medet istemek doğru mudur? اِيَّا كَنَا مُدُوَ اِيَّا كَنَا سْتَعِينَ Ancak Allah’a ibâdet eder, ancak Allah’tan yardım ederiz. Yardım Allah’tandır kardeşler. şeyhim imdat, şeyhim yardım et bunlar doğru sözler değildir. Tekrar söylüyorum. Şeyhim yardım et, şeyhim imdat et bunlar doğru sözler değildir. Biz yardımı Allah’tan dileriz. Ancak Allah’a ibâdet eder, ancak Allah’tan yardım dileriz. Bir kısım sûfîler bunu böyle bu sözleri böyle kullanırlar. Bunları doğru görenlerden değiliz. Tekrar söylüyorum. Bir kısım sûfîler şeyhinden medet beklerler. Şeyhim yardım et, şeyhim bana rızık ver, şeyhim benim elimden tut, şeyhim beni bundan kurtar diye söylerler.
Bunları doğru görmüyoruz. اِيَّا كَنَا مُدُوَ اِيَّا كَنَا سْتَعِينَ Ancak Allah’a ibâdet eder, ancak Allah’tan yardım dileriz. Şeyhi vesile etmek ayrı bir şeydir. Şeyhten yardım dilenmek ayrı bir şeydir. Ayırt edelim. Böyle söyleyenler sufiliye laf getiriyorlar. bir söz var ya övürmesini bilmeyen köpek kuzuya kurt getirmiş. Bu da onun gibi bir şey. Allah muhafaza eylesin. Selâmün aleyküm. Sürekli iç sesimle konuşuyorum. Özellikle geceleri uyumadan önce sürekli kafamın içinde hayaller ve diyaloglar dönüyor. Bazen günün içerisinde o kadar çok kendimle veya hayalimle oluşturduğum kişilerle konuşuyorum ki bu bende baş ağrısı oluşturuyor. Bunu nasıl atlatabilirim? Az zikrediyorsunuz, Allah’ı az zikrediyorsunuz, Allah’ı az zikrediyorsunuz.
Allah’ı hatta zikretmiyorsunuz. Kendi kendinize bir sürü vesveseler, heva vesler yapıyorsunuz. Abdest alıp Allah’ı çokça zikredin. Oturun kalkın ay Allah’ı ayaktayken otururken, yanlarınızın üzerindeyken Allah’ı çokça zikredin. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Âyet-i Kerime bunlar. Allah’ı zikir en büyük iştir. Allah’ı zikredin. La ilahe illallah. En büyük zikirdir. En büyük zikre devam edin kardeşlerim. Selâmün aleyküm, yayın başladım acaba saat 21.03. Hemen hemen 21.03’te veya 5’te mi? 21.10’da başlamışız. Onu da söyleyeyim. Böyle gecikmenin sebebi malum bu merkezin dibinde bir camimiz var. O caminin hoparlöründen sala okunuyor, ezân okunuyor. Arından tekbirler getiriliyor, dualar ediliyor ve o ses burada bizim bulunduğumuz mekana net bir şekilde geliyor.
Onun bitmesini bekliyoruz. O bittikten sonra yayına başlıyoruz. Gecikmemizin sebebi bu canım kardeşlerim. Bir daha sarılmak kısmet olacak mı? Neden olmasın? Allah ömür verdiği müddetçe inşallah. Hocam ilişkiden sonra kusurlu abdesti ne kadar süre sonra alırız? Belli bir süresi var mı? Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ilişkiden sonra sağına az bir şekilde hafif bir şekilde yatardı. 3 dakika, 5 dakika, 10 dakika kadar uyumazdı. Uyuyacak olursa bu da hadiste sabittir. İnsanın uzuvlarını yıkayarak uyuması gerekir. O da normalde uyacaksa. Uzuvlarını yıkamadan uyuyamaz. Uzuvlarını yıkacak, temizleyecek uzuvlarını öylesi yıkacak. O yüzden eğer zamanı müsaitse o kimsenin sağ yanına az bir şey yatacak, dinlendirecek vücudunu kadın da erkekte.
Ondan sonra kalkacaklar, kusletecekler. Bu 3 dakika, 5 dakika, 10 dakika, yarım saat bilemediniz. O yüzden ondan sonra kusletmek sünnete uygun. Selâmün aleyküm, hayırlı akşamlar. Herkes sûfîlik yolunda yürüyemez demiştiniz. Peki sûfîlik yolunda yürüdüğümüzü veya yürüyebileceğimizi nereden anlayacağınız? Bunu normalde kesin net bir şekilde anlamak mümkün. Nasıl mümkün? Rüyalarımız da mümkün. Rüyâ görmüş olsak dahi normalde elimizde bir delil var mı? Yok. Ama biz bir sûfîlik yolunda girdiysek orada son nefesimize kadar yürümeye gayret edeceğiz. Bu kimsenin bu noktada elinde bir delili yok. Şu kadar olacak diye. Kıyamet Müslümanların üzerine kopmayacak dediniz. Allah’ın nurunu tamamlayacaktır, Allah’ın vadidir.
Peki Allah’ın nurunu tamamladıktan sonra kafirliğe dönüş nasıl olacak? Normalde Allah’ın nurunu tamamlayacak, Müslümanlar bütün dünyaya İslâm hakim olacak. İslâm hakim olduktan sonra bütün o hakimiyetin İslâm’a geçtiğini, İslâm’ın olduğunu görecek bütün herkes İslâm’ın ne olduğunu anlayacak yaşayacak. Sonra önce İsâ Aleyhisselâm vefat edecek, sonra Mehdî Resulü vefat edecek. Ondan sonra iyiler teker teker vefat etmeye başlayacak. Sonra Müslümanlar tekrar yoldan sapıtacaklar, azıtacaklar. Ondan sonra din, tabiri caizse rafa kaldırılacak. Ondan sonra kıyamet kopacak. Hayırlı akşamlar. Annem yoğun bakımda. Allah şifa versin, Allah yardımcınız olsun. Rabbim hafız eylesin inşallah. Az önce babanla görüştüm, öyle bir şey söylemedi.
Akşam saat 7.30-8.00’e doğru babanla görüşmüştüm, böyle bir şey söylemedi. Rabbim hayırlı şifa versin inşallah. Cenâb-ı Hak korusun. İnsan kendini bir sorum olacak. İnsan kendini eksik hissetmekten ve kaygından nasıl kurtarabilir? Eksik hissetmek yanlış bir şey değil ama bu insanda psikolojik olarak batırmaya götürmesin. İnsan kendisini tam hissetmekten ise eksik hissetsin. Bunu yapamadım, tam olarak namaz kılamadım, tam olarak oruç tutamadım. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri’nin sünneti ve yoludur. Hakkıyla kulluk edemedim, ya mağbud demiştir. O yüzden kendimizi eksik görürüz her daim. Bu doğrudur. Kaygıdan kurtulmanın yolu Allah’a olan imanımızı ve inancımızı kemal-i erdirmektir inşallah.
Babana da selam söyle. Allah şifa versin inşallah. Mesaj atın yapabileceğimiz bir şey varsa ilgilenelim inşallah. Selâmün aleyküm. Mürşid’e tam kapsamlı olarak nedir? Soruyu anlamadım. Mürşid olacak herhalde. Mürşid öğretici demek, gerçek mürşid Allah’tır. Allah da yeryüzüne nasıl dinini Peygamberlerin üzerinden gönderdiyse, Peygamberlerinden sonra da velilerle dinini yaşatır ve tebliğ ettirir. Her asırda bunlar vardır. Selâmün aleyküm. İşimizde ve manayotumuzda kendimizi nasıl disiplin edebiliriz Allah razı olsun? Bunu her daim söylüyorum. İnsanın kendisinin vaktine göre hareket edecek. İşinin de bir hukuku vardır. İşine göre kendini disiplin edip bundan hiç taviz vermeyecek inşallah. Arkadaşımın eşi başka bir hanıma nikah kıydı.
Bunu eşi bilmiyor. Bizim bilip de susmamız mı? Yoksa arkadaşıma söylemem mi gerekir? Bizi ilgilendirmez. Neden bir başkasının kendi özel hayatını biz bir başkasına aktaralım? Bu doğru bir şey değil. Herkesin özel hayatı kendine. Bankaya açılan altın gram hesabı da mı faizle giriyor? Bakın arkadaşlar, altın hesabı açtıysa götürüp altın verdin oraya. Öyle değil mi? Onu tekrar altın olarak alacaksan fâiz değil. Götürüp altın verdiysen tekrar altın olarak alıyorsan fâiz değil. Ne verdin? 24 ayar 20 gram altın verdin. Banka sana 24 ayar 20 gram altın veriyorsa sana bu fâiz değil. Ama 24 ayar 20 gramlık para veriyor sana. TL veriyor. Fâiz oluyor. Sana altını verecek, altın olarak koyacak senin önüne.
Hanefî’ye göre doğru olan bu. Artma eksilmeye bakmıyor burada din. Kağıt paraysa kağıt para, altınsa altın. Neyse borcun veya yatırdın onu öyle alacaksın inşallah. Altın yükselince para artıyor, düşünce düşüyor. Çekmeye kalktığımızda da para olarak çekiyoruz. Altın götürdüysen bankaya altın olarak kalacaksın. Doğru olan bu kardeşim. Selâmün aleyküm. Şeyhimiz üzerinden zuhur edecek bir kerâmeti görmek istememizde bir sakınca var mıdır? Bunu ilk sûfîler sakıncalı görmüşler. Şeyhlerinden kerâmet beklemeyi sakıncalı görmüşler. Cüneyd-i Bağdâdî, senin üstadının Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yaşaması en büyük kerâmetler demiş. Benim için yeryüzü temiz ve mescid kılındı. Kime namaz vakti gelirse bulunduğu yerde namazını kılar.
Müslüm ve Buhârî. Cum’a ve vakit namazları merkezden canlı yayından kılınmalı. Sayın Diyanet İşleri Başkanı’nı cum’a saatinde hutbeyi okuyun. İnsanlar canlı yayından takip etsinler. Farz olan iki rekat cum’a namazını devlet başkanı veya Diyanet İşleri Başkanı canlı yayında kıldırsın. İnsanlar evlerinden tabi olsunlar. Beş vakit farz namazlardır buna dahildir. Yeryüzünün tümünü mescid olarak kabul etmek, yukarıdaki hadiş-i şerif içinde bulunduğumuz durumu, ele aldığımızda uygun olur mu? Namaz sırasında olası yayın kesilmesi sırasında şahıs kaldığı yerden namazı tamamlar. İnsanlar cumasız ve camasız kalmasın. Sosyal medyada böyle bir yazı okudum bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Diyanete söyleyin bakalım Diyanet ne diyecek?
Muhteşemsiniz ya. Selâmün aleyküm hayırlı akşamlar. Eşim uzun zamandır dersinize geliyor çok şükür. Ama bazı huylar beni ve çocuklarımı aşırı derecede artık rahatsız ediyor. Her yemek yapışımda hep kusur buluyor ve bağırıyor. Çocuklar da iyi anlaşamıyor, ilgilenmiyor. Bu konuda ne yapmanız şu anda sizi dinliyor eşim. Ve sigara içiyor içme dememe rağmen çocuklarımın rızkını sigaraya yatırıyor. Arkadaşlar bizi de beraber hareket eden, yol giden kardeşler, sigara harâm. Birinci derecede sigarayı bırakacaksınız. İkincisi eşlerinize böyle fazla eleştirel bakmayın. adamın akılsızı evde hatunla, normalde köyde de muhtarla dövüşürmüş. Adamın akılsızı olma, hanımıma evde kavga etme. Erkekler şunu iyice öğrenin.
Ne kadar kavga ederseniz edin. Evde eşlerinize en son haksız sikçek olan sizsiniz. En iyisi kavga etmeyin. Yemeğinde onda bunda, normalde kusur görmeyin. Ucundan kenarından orasından murasından yemek yapın. Hanımı yemeğin ne kadar güzelmiş, harikaymış deyin. Ayakta halkınç deyin. Size yemek yapıyor yapmasanız ne yapacaksınız ya? Yapmayın canım kardeşlerim ya. Eşlerinizi üzmeyin. Devir kadınların devri şimdi. O yüzden sakın devri iyi hesaplayın, devri iyi görün. Sakın kadınlara gözünüzün üstünde kaşınız var demeyin. Valla bir telefona bakar haliniz ha. Allah muhafaza eylesin. Devir şimdi bakın önceden erkek erkil bir aile yapılanması vardı. Dünya üzerinde. Sonradan bu yapılanma bozuldu. Şimdi İslâm erkek erkil bir yapılanma üzerinde durur.
Evin reisi erkektir. Bu bitti. Nasıl bitti? Ardından kadın erkil bir aile yapısı oluştu. Şimdi çocuk erkil bir aile yapısı var. Bakın iyi dinleyin burayı. Burayı iyi dinleyin. Şimdi ümmet-i Muhammed’de çocuk erkil bir aile yapısı var. evde çocuğun hükmü geçiyor. Annenin babanın hükmü geçmiyor. Çocuk evde neyi nasıl istiyorsa öyle yapıyoruz biz. Çocuk telefonu istiyor telefonu alıyoruz. Çocuk şunu istiyor yapıyoruz. Çocuk bunu istiyor yapıyoruz. Çocuğa gözünün üstünde kaşın var demiyoruz. Çocuk erkil bir aile yapısı oluştu bizde. Hadîs-i şerif kıyamet elametleri. Anne ve babalar kral ve kraliçelerini doğurmadıkça kıyamet kopmaz. Kral ve kraliçeler doğurmadıkça ne demek? Çocuklarımız. Erkekler, erkek çocuklarımız evde kral.
Kız çocuklarımız evde kraliçe. Ben şu yemeği istemiyorum bunu yiyeceğim anne yapılıyor. Ben bunu istemiyorum bunu yapmak istiyorum yapılıyor. Ben öyle istemiyorum böyle istiyorum yapılıyor. Ben bu telefonu beğenmedim bunun üst modelini almak istiyorum yapılıyor. Ben bu kıyafeti beğenmedim bunu giymeyeceğim yapılıyor. Ben bunu yemeyeceğim yapılıyor. Ben buraya gitmeyeceğim yapılıyor. Ben misafire çıkmayacağım yapılıyor. Çocukların hükmü geçiyor evlerde. Anneler, babalar, medya, eğitim sistemi hepimiz de biz bundan sorumluyuz. Ne hale geldi? Çocuk ya kendi hayatını kendisi bişecek. Kendisi karar verecek. Ya on yaşındaki çocuğun ne tecrübesi var neye karar verecek? On beş yaşındaki bir çocuğun neye tecrübesi var neye karar verecek?
Yirmi yaşındaki çocuğun neye tecrübesi var neye karar verecek? Öyle bir şey oluştu ki psikologlar, psikiyatristler, çocuk eğitimcileri, sosyologlar toplandılar. Çocuk erkil bir aile oluşturdular. Çocuk erkil. Çocuk sinemaya gitmek istiyor gidiyor. Çocuk bara gitmek istiyor gidiyor. Çocuk saza gitmek istiyor gidiyor. Çocuk mini etek gezmek istiyor geziyor. Çocuk başa açık gezmek istiyor başa açık geziyor. Çocuk onu beğenmiyor, yeni salınıyor. Onu beğenmiyor, o yeni salınıyor. Çocuğun harcadığı paranın haddi hesabı yok. Kimse çocuğa hesap sormuyor. Anneler çocuklarına hesap soramıyor. Babalar çocuklarına hesap soramıyor. Çocuk ne diyorsa o oluyor. Çocuk erkil bir aile oldu şimdi. Böyle oldu. Hepimizin ailesi böyle ha.
Sakın bunları söyleyen benim. Mustafa Özbağ’ın ailesini farklı olarak görmeyin. Mustafa Özbağ’ın ailesi de aynı oldu. Değişmedi bir şey. Eğer mümkün mü bir babanın şimdi çocuğuna bir laf söylemesi? Bir baba çocuğunu terbiye etmeye kalkarsa önce anne dikiliyor. Anne çocuğunu terbiye etmeye kalkarsa baba dikiliyor. Anne baba çocuğunu terbiye etmeye kalkarsa dedeler neneler dikiliyor. Ve çocukları terbiye eden YouTuberlar, çocukları terbiye eden internet, çocukları terbiye eden artık ne yazık ki bakın. Ne yazık ki ne dediğini bilmeyen, ne konuştuğunu bilmeyen, erkek mi kadın mı belli olmayan, hayat standartının ne olduğu belli olmayan, internetteki YouTuber denilen kimseler, gözler takmak, kirpikler, yelpaze gibi gevşek gevşek konuşanlar, hayat standartları hiç insanların hayat standartları gibi olmayan, lüks villalarda, lüks arabalarda, lüks dairelerde yaşayan YouTuberların hayat standartları.
Vücutu senin geçenlerde birisi göndermiş, kız çocuğu için söylüyor. Vücut sizin istediğiniz gibi kullanırsın. Hain! Vücut nerede o çocuğun? O zaman vücut o çocuğun kendisininse istediği gibi fuhuşa mı göndereceksin? İstediği gibi açıp istediği gibi her türlü melaneti işlemesine göz mü yumacaksın? Akın senin istediğin gibi şirk ehlim olsun, küfür ehlim olsun. Çocuklar bunları izliyorlar şimdi. Hepimizin çocukları izliyor. Hepimizin. Biz bunu durduramıyoruz. Biz bunu yok edemiyoruz. Biz bunu önleyemiyoruz. Ümmet-i Muhammed’in çocukları gidiyor. Ümmet-i Muhammed’in çocukları, aileleri dağılıyor. Ümmet-i Muhammed’in ailesi dağılıyor. Şimdi bir kadın isterse erkeği istediği anda evinden uzaklaştırabilir.
Bir telefon açsa 155’e dese ki eşim beni dövme noktasına geldi. Bana fiili olarak taciz ediyor dese evden uzaklaştırma var anında. Sen kime laf söylüyorsun şimdi ya? Kime laf söylüyorsun? Sen elini kaldırsan kaldırmanızı istemeyiz. Sûfî ahlakında bir adamın eşini dövmesi yoktur. Sûfî ahlakında bir erkeğin çocuğunu dövmesi yoktur. Ama terbiye etmesi vardır. Özür dilerim. Ama şimdi anneler babalar terbiye edemiyor ki. Anneler babalar kimseyi terbiye edemiyor şu anda. Hangi anne baba çocuğuna ne kadar laf geçirebilir ki? Yapma diyorsun, yapıyor. Söyleme diyorsun, söylüyor. Namaz kıl diyorsun, kılmıyor. Oruç tutuyorsun, tutmuyor. Dinlemiyor annesini babasını. Dinlemiyor annesini babasını. Bunu al, bunu giy diyorsun, giymiyor.
Bir şey alıyorsun, para varmış yokmuş dinlemiyor. Ve bir dükkanda şahit oldum. Bir dükkana gitmiştim orada şahit oldum. Kız çocuğu annesini öyle soruyor ki bunu alacaksın, Allah alacaksın, alacaksın, Allah alacaksın. Kadıncağız öyle söylüyor olmuyor, böyle söylüyor olmuyor. Yavrum alamayız şimdi. Sonra alalım, şöyle yapalım. Yok dinlemiyor, ağlıyor, tepiniyor. Ben kendi kendime düşündüm bu kadının belki de parası yok, belki de alacak durumu yok, belki de onu ihtiyaç görmüyor. Ama çocuk onu dinlemiyor. O yüzden şimdi çocuk erkil bir aile oldu. Kıymetli kardeşler, çocuk erkil bir aile olduk. Çocuklarımız evin prensi veya kraliçesi oldu. Onlar ne diyorsa o oluyor. Allah muhafaza eylesin. Önceden, bunun bir öncesi, bir tık öncesi bazı ailelerde kadın erkil oldu.
Kadın erkil oldu. Kadın hükmediyor her şeye. Erkeğe de kadın hükmediyor. Parasına kadın hükmediyor. Ne alacağını, ne almayacağını, ne yiyeceğini, ne içeceğini, ne giyeceğine, ne zaman yatacağına, ne zaman kalkacağına, kimlerle görüşeceğine, kimlerle konuşacağına. Kadın hükmediyor. Kadının sevdikleri, kadının istedikleri eve giriyor. Kadının sevdiği, kadının istediği akrabalarla görüşülüyor. Kadının sevdiği, kadının hoşlanmadığı, kadının sevmediği, kadının hoşlanmadığı bir akrabayla görüşülmüyor. Bu amca olsun, bu teyze olsun, bu hala olsun, bu akrab olsun hiç önemli değil. Kadın onu sevmiyor mu? Sevmiyor. Bitti. O evden içeriye ne amca girebiliyor, ne hala girebiliyor, ne teyze girebiliyor, ne dayı girebiliyor.
Hiç kimse giremiyor. Kadın sevmiyorsa o eve hiç kimse girmiyor. Kadın erkil bir aile oldu. Ne yazık ki bu hale geldik. Allah muhafaza eylesin inşallah. Anne babaya erkek çocuk bakmakla yükümlü demiştiniz. Eğer oğlu yoksa kızı varsa kız çocuğu mu bakmakla yükümlü olur? Olmaz. Kız çocuğu evleniyor. Evlenince normalde kocasının hükmünde. Eğer kocası ona müsaade ederse bakabilir. Kocası müsaade etmezse bakmaz. Ama kocaların kız çocuklarına, kocaların eşlerine, anne ve babalarına bakmalarına müsaade etmeleri, adamlar için, erkekler için gerçekten saygı duyulacak, alkışlanacak bir hareket ve ibâdet. Bakın bu bir ibâdet. Normalde erkek buna müsaade etmek zorunda mı değil ama müsaade ederse çok iyi bir hareket yapmış olur, ibâdet etmiş olur.
Biz yakın zamanda altın hesabı açtık. Al sat aynı bir şey diye düşündük ama fâiz olduğunu bilmiyorduk. Bankadan değil de normal kuyumcudan mal alalım. Normalde bankadan alıp satabilirsiniz altını. Bunda bir sıkıntı yok. Bankaya altın da satabilirsiniz. Bunda bir problem yok. Bakın bankaya altın hesabı açtınız, altın götürdünüz. Banka size öderken ne ödedi? Altın mı verdi, para mı verdi? Götürdünüz 20 tane sarı lira koydunuz bankanın önüne. 20 tane sarı liraya sarı liraya olarak mı yazdı para olarak mı yazdı? Para olarak yazdı dediğimiz bu. Selâmün aleyküm hocam affınıza sığınarak sormak zorunda kaldım çünkü burada etrafımda kimileri harâm kimileri helâl diyor. Bir Müslüman olur. Porno filmi izlemek harâm mıdır?
Canım kardeşim porno filmi izlemek haramdır. Ama normalde zina etmiş gibi canlı zina etmiş gibi değildir. Haramdır, günahı kebardır. Mümkünse uzaklaşmaya gayret edin. Selâmün aleyküm Resûlullah efendimiz herhangi bir hastalık için Allah’a duâ edip bunu falanca tarafa gönder diye niyaz etmiş midir? Biz de bu şekilde duâ edebilir miyiz? Hiç böyle bir hadîs-i şerîf okumadım. Bunu filanca yere gönder diye bir hadîs-i şerîf okumadım. O yüzden normalde bunu filanca yere gönder diye böyle bir duâ edilebileceğine inanmıyorum. Şu an cennette yaşayan birileri var mı? Var. Şu anda cennette yaşayan birileri var. Selâmün aleyküm hayırlı akşamlar. Sadaka ile ilgili çok hadîs okudum. Son zamanlarda durumum çok yok.
Kendi bünyemde az da olsa sürekli sadaka veresim var. Bu nefsimle alakalı mı Allah razı olsun. Bir yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinizi söndürünüz. O yüzden bunda bir beis yok. Geceniz hayır olsun. Ben hanımın altınlarının zekatını veriyorum. İşçiyim. Bana dışarıdan herhangi birisi zekât verebilir mi? Hanımının altınları hanımına ait. Hanımının altınlarının zekatını vermek zorunda değilsin. Hanımını bakmakla yükümlüsün. Zekatını vermekle yükümlü değilsin. O hanım da bileziğinin biraz ucundan kestirecek. Canından can gider gibi. Onun zekatını verecek. Selâmün aleyküm aynı bankada hem TL hesabım hem altın hesabım var. Maşallah sıvanallah. Allah fazlalaştırsın inşallah. Bu TL hesabımdaki parayla, interaktif işlemle altın alıp yine altının değeri yükselince interaktif işlemle satış yapıp TL’ye çeviriyorum.
Bu işlemleri telefon ve bankamatikten yapıyorum. Bazen düşük değerde de bozdurabiliyorum. Bu alışveriş bir de sakınca var mı? Canım kardeşlerim bakın, bunlarda normalde ben fâiz oluyor diyorum ya bu normalde hiç kimse şunu sormuyor. Bu fâiz olmasına rağmen bu alışverişi yapabilir miyiz yapamaz mıyız diye. Bakın burası farklı bir şey. Bana soruyorlar bu fâiz diyorum. Bunu yapabilir miyiz yapamaz mıyız? Bakın bu farklı bir şey. Hanefî’ye göre Darül Harp’te harbinden fâiz alışverişi yapılır mı? El cevap yapılabilir. Bakın bu fetvâ ayrı. Ama bu fâiz mi? Fâiz. Ama Darül Harp’te harbiyle bunu bu işlem yapabilir misin? El cevap yapabilirsin. Selâmün aleyküm. Diyanet eşleri başkanı. Zekatların dayanışma kampanyaları vasıtasıyla toplanıp, hak sahiplerine ulaştırılması caizdir diye bir açıklama yaptı.
Ramazân ayına yaklaştığımız şu günlerde bizlere tavsiyelerinizi lütfederseniz sevinirim. Ayrıca sohbetin sıra görüntü kalitesi ve sunum da çok güzel. Allah sizlerden razı olsun. Teşekkür ederiz. Diyanetin normalde bu fetvasını bilmiyorum. Ben kendimce Kur’ân Sünnet tarihinde bildiğim bir şey vardır. zekât fakirinin hakkıdır, miskinlerin hakkıdır, Allah yolunda koymuş olanların hakkıdır. Türkiye standartlarında söylüyorum. Borçların hakkıdır. Ben ya bir kendi elimle gidip veririm göz göre göre bile bile. Ya da çok inandığım, güvendiğim bir kimseye derim ki senin etrafında bir insan varsa al bunu ver. Ben başka bir şey bilmem. Annem aylığından aç parası biriktiriyor. Ekim ayında nisan miktarı bir yıl dolayacak.
Bir yıl dolmadan Ramazân ayında zekatını verebilir mi? Verebilir. Verebiliyorsa bir yıl dolana kadar parasını üzerine eklerse ne yapması gerek? Hiçbir şey yapmasına gerek yok. Selâmün aleyküm. Beni bazı geceler korkutuyorlar. Ağırlık şeklinde üzerime çöküyor. Boğuluyorum. Bu durumda ne yapmam lazım? Tövbe et, zikret, ibadetlerine devam et. Eksiklik yapma. Selâmün aleyküm hocam. İyi yayınlar. Epifiz bezini dinle bağlaştırabilir miyiz? Epifiz bezini bilmiyorum canım kardeşim. Selâmün aleyküm. Vefat eden zikir ehli bir kişi ailesinden ve etrafından haberdar mıdır? Hakkınızı ele alın. İnşallah sen haberdar olursun. Selâmün aleyküm. Devlet büyüklerimizin açıkladığı, biz bize yeteriz diye toplanan yardımlaşma sizce doğru mu?
Cumhurbaşkanı, zekatlarınızı da veriniz dedi. Sizce nasıl davranmalıyız? Geceniz hayır olsun. Devlet yardım toplayabilir. Devletin böyle bir hakkı var. Ben kendi nefsim için söylüyorum. Ben zekât vereceksem kendi elimle veririm. Veya örneğin, atıyorum. Bu soruyu soran kimseyi tanıyorum. Ona derim kardeş senin burada etrafında birisi varsa ona verelim derim. Örtebili ben ibâdet. Hazret-i Âişe annemize demiş ya, kurbanını keserken başındadır. Kurbanını keserken başındadır. İbâdet. Zekatımı ben kendim veririm, güvendim bir kimseye veririm. Bitti. İbâdet. Yeter, aldandımız. Bir dergaha gittiğimi, selamun aleyküm. Bir dergaha gittiğimi, üstadımın ismini söylediğim de senin şeyhin, yalancı şeyh değil, kendisi yanacak arkasında da sizi de yakacak demişti.
Böyle söyleyen kişiler karşı tavrımız ne olmalı? Adamın elinde bir delil varsa koysun delilini. Selâmün aleyküm. İlk ders aldığımda manevi hal ve rüyaları şu an göremiyorum. Bu manevi olarak düştüğümü mü gösterir? Büyük bir ihtimal. Bu noktada ne yapmamız lazım? Fırından çıkmış taze ekmek gibi hep taze olmak lazım. Ey gönül, yan yakıl ham kaldıkça senden aşk kokusu, gönül kokusu gelmez. Ateşte yanmadan koku veren ve tacını sen nereden gördün? Divanı kebir. Kendi kendini, gönlünü yakması nasıl olur? Ah bir seversen, bir aşık olursan öyle bir kendini kendine yakarsın, öyle bir kendini kendine yakarsın ki. Ateşinin kokusu ta ötelerden duyulur. Bir kadının kocası sürekli alkol oluyor ama kadın bir yerde pes etti artık içme demiyor.
Fakat içmesine de gönül yok. Kocası diyor ki eve kardeşim de gelir içer, arkadaşım da gelir içer diyor. Bu yüzden tartışma çıkıyor. Kadının bu durumda ne yapması lazım? Zor bir durum. içki içmek harâm, gıybet etmek de harâm, dedikodu etmek de harâm. O da bir harâm işliyor. Duâ edelim, tövbe etsin geri dönsün inşallah. Selâmün aleyküm, hükümet bağış kampanyası başladı. Vay bu bağış kampanyası bu gece esir aldı ya. Daha önce başlamış olan Ekrem İmâm oldu ve Mansur Yavaş’ın bağış kampanyaslarını iptal etti. Bu konuda fikirlerini paylaşır mısınız? Geceniz mübarek olsun. Ne diyeyim kardeşim? Devletin işleyişi, devlet bir istediğini yapar. Devlet bu. Allah Allah. Devletin yaptığı şey, devletin Kur’ân’ın, devletin bu noktada hukukuna, anayasasına aykırı değilse devlet doğrudur. devletin anayasası var, devletin bir hukuku var.
Devlet kendi anayasasını ve hukukunu işletiyorsa, devletin devletçe yaptığı doğru olmuş olur. Ama yok, biz sivri sineklerle uğraşıyoruz. Biz normalde beni sivri sineklerle uğraştırmayın. Bataklığı görmüyorsunuz. Sivri sineklerle uğraşıyorsunuz. Devlet bunu böyle yapmış, doğru mu? Meyhaneleri doğru mu diye soranınız var mı? Devlet genel evlerine müsaade ediyor, soranınız var mı? Devlet kumar oynatıyor, soranınız var mı? Devlet fâiz oluyor, soranınız var mı? Devletin anayasası Kur’ân mı, sünnet mi, neyini sorguluyorsunuz? Devletin bir anayasası var. O anayasaya da bu insanlar gitmişler, darbe anayasası, %90 kusuru evet demiş. Bunun üzerine kalkıp söylenecek bir laf var mı kardeşim? Anayasaya uygunsa uyguntur.
Anayasaya uygun değilse söyleyecek bir lafınız var mı? Uygun değilse uygun değildir. O zaman gidersiniz, devletin mahkemeleri var, mahkemeye müracat edersiniz. Dersiniz ki bu anayasaya uygun değil. Verin mahkemeye, verin mahkemeye, verin mahkemeye, verin mahkemeye, verin mahkemeye, verin mahkemeye, verin mahkemeye. eğer İstanbul Belediyesi’nin veya Ankara Belediyesi’nin veya başka bir belediyenin yardım toplamasının yasaklandıysa, onlar da gitsinler, yürütmeye durdurma kararı aldırsınlar, yardım toplasınlar. böyle bir hakları varsa yapsınlar, ne var bunda? Bunun dini, bakın devletin işleyişi ile alakalı dinen helâl mı, harâm mı, câiz mi, değil mi diye sorgulanması bataklığın görülmemesi. Bu devlet Kur’ân ve Sünnet kaidelerine göre çalışılan Kur’ân ve Sünnet hukukunu kendisini hukuk kabul etmiş olan bir devlet sistemi değil.
Devletin o yüzden bu noktadaki kanunlarını, kaidelerini, hukukunu Kur’ân ve Sünnet tarihisinden yorumlamak, câiz mi, değil mi demek boş muhabbet canım kardeşlerim. Boş muhabbet. Evet. Devletin şu anda anayasası veya hukukunun hemen hemen hiçbir bölümünde İslâm hukuku ile alakası ve bağlantısı yok. Birisi Türkiye Cumhuriyeti devleti İslâm devletidir dersi suç işlemiş olur. Veya burada birisi İslami bir hukuk var. Bu İslâm hukukuna uygun derse devletin işleyişini normadi dini bir hukuka dini bir fikriyata işletmekten suç işlemiş olur. Kendinize gelin Allah muhafaza eylesin inşallah. Ben yanmaktan veya sorgulanmaktan korktumdan değil meselenin özünü söylüyorum. Meselenin özü ne? Meselenin özü şu arkadaşlar Türkiye Cumhuriyeti devleti bir İslâm devleti değil.
Hukuku da İslâm hukuku değil. Bunu kim böyle söyler derse böyledir derse suç işlemiş olur. Aslında burada devletin zekât toplaması da laikliğe aykırı. Devlet zekât mı toplarmış İslâm devleti değil? Madem laik demokratik insan haklarına dayalı hukuk devleti ee laik devleti ne olarak tanımladılar bize? Din ve devlet işlerinin ayrı olması. Devlet dine dayalı bir hüküm mü koyar? Devlet dine dayalı bir şey mi yapar? Devletin hukuku ve hükmü mü değişti haberimiz mi yok bizim? Selâmün aleyküm nasıl anlatacağım da bilmiyorum ama bir yerden başlayayım. Ben son 3 yıldır içinde bulunduğum bazı şeyleri fark etmeme rağmen iradesiz yaşar olmuşum namaz kılmamak, ezân sesine tahammül edememek, adı bilinmeyen bir sürü hastalıkla uğraşmak gibi psikolojik olarak da berbat haldeyim.
Evliliğim bu süreçte çok kez bitme aşamasına geldi. Hala çok sıkıntılı, tevafuk bu ya bir çok, tevafuk bu ya bir çok farklı büyüğe maruz kaldığımı öğrendim. Evden de çıktı zaten, bir zat muska vesaire yaptı. Rabbime şükür ama aylar geçmesi rağmen eşim ya da ben çıkarınca direkt hasta oluyorum, kalbe vuruyor olacak de en olmaz kalp ağrıları çekiyorum. Etkisinden bir şey kaybetmiyor sanki ilk günkü gibi güçlü bir şekilde deniyor. Her şey en başa duâ ediyorum ama gücüm de yok Allah rızası için. Yardım bekliyorum canım kardeşim. La ilahe illallah’a devam inşallah. Selâmün aleyküm, Cumaat-ı Sügünkü Sohbet-i Hazret-i Yûsuf aleyhisselâm’ın ona seni seviyorum diyenlerden sıkıntı çektiğini söylemiştiniz.
Birini sevdiğimizde ister istemez o kişiye zararımız dokunuyor mu? Ne yapacağız sevmeyeceğiz mi? Boş ver biz sevelim o zarar çeksin ya. koronavirüs sürecinde dünyada ve ülkemizde normalleşme nasıl sağlanır hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor. Her karanlığın zirve noktası sabahattir. Ümitsiz olmayın inşallah. Ümitsizlik asıl sıkıntıdır. Ümitsizlik şeytanidir Allah muhafaza eylesin. Şaban ayında kaza oruç borcumuzu yerine oruç tutabilir miyiz? Evet. Niyetlenirken bu durum belirtmeli miyiz? Kaza orucu olarak niyetlenin. Hazret-i Ayşe annemizin sünnetidir. Selâmün aleyküm, babam mürşid-i kamilliği dergahları namazı orucu mantıklı bulmuyor ve hep bu konularda ters düşürüyor. Dalga geçiyor. İlk sizle tanıştım da ona da anlatmıştım.
Onunla içine siner diye ama sinmedi. O günden beri hep laf ediyor kendince. Beni kurtarmak için size de namaza da Kur’ân sünnet tarihinde yaşama mantığında laf ediyor. Bir rüyamın tevinle manen rızkın olduğunu öğrenmiştim. Ona duâ etmem gerektiğini öğrenmiştim. Kısa sürelik kafa girdiğimizde ne kadar öne çektiğimiz belli oluyor mu? Tevhîde devam. Selâmün aleyküm, Kân-ı Sultân Süleymân Sadrâzam’ın kendi iradesinden korumak için öldürmemek için yemin ediyor. Sonrasında ya da zamanın kadısından fetvâ alıyor. Onu öldürmek için. Kadı uyuduğun zaman ölü sayılırsın. Ölü olduğun için yaptığından yükümlü değilsin diyor ve o kişiyi katlettiriyor. Lakin bu emir verirken hükûk hâline değil. Bu durumda bu fetvâ ne kadar doğru?
İlk defa şimdi senden duydum fetvâ doğru değil. Ben İstanbul’dan küpeli dervişiniz. Salih Büyükbaşı, tüm derviş kardeşlere selamla. Eyvallah aleyküm selam. Millâ ki küpeli derviş oldun da beyan edecek. Küpe muhabbet açıldı ya. Siz sohbeti bitirirken Fâtiha okuyoruz ya dersimizi yapmış sayılıyor muyuz? Yoksa birdimizi çekmene miyiz? Çekeceğiniz birdi. Allah iyilsin inşallah. İlk yaratılan insan Adem aleyhisselâm’dan beri tüm yaratılanlar Mehdî aleyhisselâm’dan sonra gerçekleşecek. Kıyamete mi mizanla çıkacak? Evet. Muayene zamanımda rüyalarımda korkutulurum. Hayat okuyamadım, namaz kılamadım için ne yapmamı önerirsin? Tevhîde devam. Rüyamda 60.000 çek dendi o zaman olurdu istendi dendi fakat ne çekeceğimi hatırlamıyorum.
Hakkınızı helâl edin. 70.000 tevhîde niye de? Hayırlı geceler eşin babasıyla sürekli çatışma halinde. Hiç anlaşamıyorum böyle yapmamasını söylüyorum. Yine de aynı nasıl yol izlemem lazım. Bir kimse babasıyla kavga ederse en büyük hatasını yapmış olur. Yeme içme konusunda bir türlü kendimi terbiye edemiyorum. Çok kez dinledim sizden suyufu az yer az konuşur az uyur diye ama oruçlu olmadığım zamanlarda yeme isteyemiyorum. Bir türlü frenleyemiyorum. Fazla yedikçe sizin sözünüze ihanet etmiş gibi hissediyorum. Huzursuz oluyorum. Nefsimi bir konuda terbiye edebilmem ve nefsin terbiyesi konusunda duâ buyurur musunuz? Oruç tut bol bol kendine oruç oruca vakfet az yemeye vakfet. Bakın kıymetli dostlar bu son zamanın en büyük hastalığı çok yemek ve insanlar ne yazık ki çok yiyorlar.
Her birisi obez. Her birisi obez. Aynı hastalık bende de vardı. Norma de ben de önceden çok yerdim ve kendi kendimi daldatıyordum. Su içsem yarıyor diyordum. Yalan. Biz yiyoruz. Ben normalde böyle yeni derviş olduğumda da çok zayıftım. Yeni dervişliğimde de zayıftım. Kendi kendimi oruçla terbiye ederdim. bunu kendimi böyle methetmek için söylemiyorum. Bir yalan söyledim hemen oruç tutardım. Bir kadına gözüm kaydı hemen oruç tutardım. Veyahut da böyle içim bozuldu hemen ertesi gün oruç tutardım. Kendi kendimi oruçla terbiye ederdim. Ben böyle dervişliğimin ilk yıllarında 59-60 kiloydum ben. Sonra Şeyh Efendi ile seyahatlere çıkmaya başlayınca Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin. Yemediğini bana yediriyordu.
Mustafa Efendi bitir bunu. Mustafa Efendi ye bunu. Ben yemeye alıştım. Bunda da bir hikmet var dedim. Sustum. Şeyhi bir insanı ye deyince yiyecek çaresi yok. Ye Mustafa Efendi yiyordum ben. Tabii bizim seyahatler de uzun sürüyordu. 10 gün, 15 gün, 18 gün, 20 gün sürdüğü seyahatler oluyordu. Tabii beldeden beldeye dolaşıyoruz, şehirden şehire dolaşıyoruz. Farklı kültürler, farklı arkadaşlıklar. Ben bir de ardından 28 Şubat bir de iflas ettim. Bit artıldığımda 133 kiloydu. Sonra hızla ben bir diyet yapmaya başladım. Şu anda kıymetli dostlar 87 ile 89 arasında gidip geliyorum. Yememeye gayret ediyorum. Az yemeye gayret ediyorum. Sağlığıma kavuştum. Bakın sağlığıma kavuştum. Şimdi anne babalar çocuklarını obez yapıyorlar.
Çok yediriyorlar. Çocuklar da anne babalarını istedikleri gibi oynadıkları için şunu yap yap yapıyorlar, bunu yap yapıyorlar, şunu yiyeceğim yiyorlar. Zayıf çocuk ender görüyorsunuz. Çok ender görüyorsunuz. Ve çocuklar normalde ve aileler rahatlar şimdi. Herkes her şeyi istediğini alıyor, yiyor, içiyor. Semirdik hep beraber biz. Bakın semirdik. Külası olmayan kimse yok. Oysa Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri göbekli bir dervişe parmağını uzattı böyle. Bizden değil dedi. Göbeğini bizden değil dedi. Şimdi kadınlar göbekli, erkekler göbekli, çocuklar göbekli, herkes göbekli. Kadınlar da kendine dikkat etmiyor. Kadınlar da külolu. Kadınlar da göbekli. Hiç kendi kendine düşünmüyor.
Bu adam beni beğenecek mi, beğenmeyecek mi? Erkekler göbekli, kendi kendilerini düşünmüyorlar. Bu kadın beni beğenecek mi, beğenmeyecek mi? Ya eşlerinize saygınız yok mu? Evli olan erkekler, evli olan kadınlar, eşlerinize saygınız yok mu? Eşlerinize karşı bu beni beğenir mi, beğenmez mi diye düşünmüyor musunuz? göbekli bir adam düşün ya. Bir kadın göbekli bir adamı ne kadar beğenir? Göbekli bir kadın düşünün. O göbekli kadını bir adam ne kadar beğenir ya? Bunu kendi kendinize düşünün, hesap edin. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazreti’nin beğenmediğini kim beğenir? Tekrar altını çiziyorum. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazreti’nin beğenmediğini kim beğenir? Göbeğine elinin parmağını sokmuş, bizden değil demiş.
Kim beğenecek şimdi göbekli kadını veya göbekli erkeği? Kim beğenecek göbekli sufiği? Bir terini tutturmuşlar. Yiyelim içelim de günah istemeyelim. Yiyorsun içiyorsun günahı da istiyorsun. Az yiyin arkadaşlar az yiyin. Kendinizi terbiye edin. Az yiyin. Bütün hastalıklar çok yemekten. Zahiri hastalıkların büyük bir çoğunluğu çok yemekten. Manevi hastalıkların büyük bir çoğunluğu çok konuşmaktan ve çok uyumaktan. Az yiyin. Oruç tutun. Kendinize küçük kaseler küçük tabaklar alın. Küçük küçük yiyin. Az. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri şu dünyadan doymadan göçtü gitti ya. Doymadan göçtü gitti doymadı. Siz yedikçe yiyoruz biz. Yedikçe yiyoruz yedikçe yiyoruz yedikçe yiyoruz.
Allah muhafaza eylesin. Biz soruları bitirmeye kalkarsak baya daha var soru. Saat yarım oldu. Neyse. Rüzgar gibi geçiyorum. O yüzden uzun olan soruları okumayacağım. Hakkınızı helâl edin. Rüzgar gibi geçeyim için. Yatağımıza girip salavât çekerek uyumakta sıkıntı var mı? Ben hiç yapmadım. Allah’ı zikrederim daha iyi. Televizyondan canlı yana takılıp imama uyup namaz kılınabilir mi? Sorulacak şeye, ne olacağı? Diyanete sorusunlar bakalım. Ne cevap verecekler? Selâmün aleyküm. Faizle çalışan bir devletin Diyanet imamının arkasında namaz kılınır mı? Normalde imâm günahkar da olsa ona tabi olunur. Hanefiye göre bunda sıkıntı yok. Bu yaşanan olaylar kehanet olarak söylenir. Bu ne kadar doğru? Hiç öyle şeylere kafam basmaz.
Hazret-i Ömer 40 yaşında, 40. Müslümandı. Peki o kadar peygamber geldi. Müslüman sayısı neden azdı? Mekke gibi yerlerde. Âyet-i Kerime var. Çok azınız îmân eder diye hala da gerçek Müslüman az. Selâmün aleyküm. Muhammed. Ben internet sohbetlerinizi izliyorum. Bugün de internet sitenizden virtlerinizi gördüm. Bugün yana nasipledim, başladım. Sizden ricam beni derganızı kabul edip bana ders verir misiniz? Ben size ve derganız yakına olmak yetişmek istiyorum. Sizden ve derganızdan Allah rızası için duâ talebi derim. Herkesten Allah rahatsın. Allah yardımcınız olsun. Rabbim kabul etsin. Devam et canım kardeşim. Selâmün aleyküm. Îmân eden kimselerin salat ve selam göndermesi nasıl olmalı, nasıl bir tefekkür içerisinde bulunmalıdır?
Teşekkür ederim. Kime salâtü selâm ediyorsan ona râbıta et. Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini düşün inşallah. Hızlı gidiyorum. Selâmün aleyküm. Eşimle aram çok kötü duâ eder misiniz? Eşinle aranı düzelt. Alimle birlikte yaşıyorum ve çalışıyorum. Bana zekât düşer mi? Kenarda param varsa düşer. Kıybeti kalbimizden geçirince kıybet olur mu? Dışarı çıkınca, zuhur edince harâm olur. Mesih imamları hakkında açıklama yapar mısınız? O uzun manevi virüslerden temizlenme yoluna tövbe. Uzun soruları geçiyorum. Tenha yerlere çıkmakta bir beyisi var mı dağ dere kenarı gibi. Kardeşler şehirdesiniz. Şehirde oturmaya devam edeceksiniz. Pazartesi gününden beri nafile orucu tutuyorum.
Cum’a gününde devam edebilir miyim? Edebilirsin. Canlı yayındaki ders bittikten sonra soruların bitmesini beklemek zorunu mu? Hayır. Bir sohbetinizde sûfîlik yolunun kolay yürünmediğini, örneğin evli bir kişinin yanında yatmakta olan eşini bir anda farklı bir surette görebileceğini deymiştiniz. Bugüdür bunlarda kişinin tavrını olmalı şeyhine miracat edecek. Bayramda sizinle doya doya bayramlaşırız inşallah. Bahsettiniz üçler beşler, üçyüzler beşyüzler velîler ve yer ve gökyü ehli için Perşembe geceleri Peygamberimizle beraber Hira, Nur dağında toplandıkları söylenleri merak ettim. Toplanıp ne konuşuyorlar? Toplanıp konuştuğunu söyleyenlere bir sor. İki günü bir olan ziyandadır hadîs-i şerîf.
Hamdolsun iki günümüz bir değil. Hamdolsun. Hocam rüyamda gökyüzünde yıldızlarla besmele-i şerifi yazılı görmek ne anlama gelir? Her işini besmele ile yap. Atasoy Kemal herhalde sensin ki kininden dolayı bu rüyayı sormuyorsun. Yoo bilmiyorum ki ya kim sordu? Korona virüsü ne zaman geçer? Geçti bile ya boşver. Ne zaman bir rahat nefes alırız? Nefes alıyoruz neyimiz var? Allah iyiyesin inşallah sıkıntı yok. Takıntılarımıza nasıl kurtulabiliriz? Takıntısına bağlı. Hocam bu internet üzerinden gram altın yapılması ve bozulması câiz midir? Yaptırın yapın bakalım hayırlısı inşallah. Fıkıh kitaplarını ve Kur’ân-ı Meal’i okurum. Abdest almak ve testül olmak gerekir mi? Olursa hoş olur. Bir mürşidi kâmile bağlıysak ahirette de üstadımızın yanında toplanacak mıyız?
Biz öyle inanıyoruz. Arkadaşlar çok hızlı geçiyorum ya da hızlı geçmeyin bunları bir dahaki derste mi devam ettireyim? Ama çok uzun sorularınız. Hakkınızı helâl edin. Hocam ismim Yavuz Selîm. Az önce konuşmanızda Korona ile alakalı iki üç haftaya geçer dediniz. Bu hissiyat mı yoksa tahmin mi ya da adı neyse bize açıklar mısınız? Dilimizden öyle çıkmış ya. Selâmün aleyküm ben çalışıyorum çalıştığım iş yerine namaz kılıyorum ama arkadaşın biri ben çalıştırırken sen namaz kılamazsın diyor kul hakkına giriyorum. O da kılsın namaz ver. TL hesabımızdan gram altın hesabından paramız kadar gram altın alıyoruz. Soru bozuluyoruz o günkü kuru zenden fazlası fâiz mi oluyor? Fâiz oluyor ama yaptırabilirsiniz öyle söyleyeyim.
Yüzdelik almıyorum bunlardan ama yaptırabilirsiniz. O cennet nerede demiş. Allah sana göstersin inşallah. Hakkınızı helâl edin. Geceniz hayır olsun. Bugün belki de uzun oldu ama soruları bitirmeye gayret ettik. Son dönemdeki soruların bazılarını okumadım uzun olanları. Onlar da haklarını helâl etsinler inşallah. Geceniz hayır olsun. El-Fâtiha.
Kaynakça ve Referanslar
- Giriş ve 67. Hadîs: Kerâmet Kavramı: Şddâd bin el-Hâd rıvâyeti (Bedevînîn şehâdeti ve Resûlullah’ın cübbesiyle kefenlenmesi) — Nesâî, Cihâd; kerâmet-mu’cize tanım ayrımı — İmâm-ı A’zam, Fıkh-ı Ekber; peygamber mu’cizesi örnekleri: İsâ aleyhisselâm’ın ölüleri diriltmesi ve alaca hastalığını iyileştirmesi — Âl-i İmrân 3/49; Mûsâ aleyhisselâm’ın denizi yarması — Şuarâ 26/63; parmaklardan su akıtılması ve bir avuç toprakla düşmanın dağıtılması (Bedir-Hendek) — Buhârî, Megâzi; ayın ikiye bölünmesi — Kamer 54/1; mi’râc hâdisesi — İsrâ 17/1
- Peygamber Mu’cizesi ve Velî Kerâmeti: Mu’tezile’nin kerâmeti inkârı ve Ehl-i Sünnet reddi — İmâm-ı Mâtürîdî, Te’vîlâtu Ehli’s-Sünne; ilk sûfîlerin iddia etmemesi — Küşeyrî Risâle, Sühreverdî Avârifu’l-Maârif; Mûsâ’nın asâsının ejderha olması ve sîhirbazları yutması — A’râf 7/117, Tâhâ 20/69, Şuarâ 26/45; “Sûfî kendi veliliğini iddia etmez, meydan okumaz” prensibi — İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât; Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin “Mûsâ da şaştı” beyti — Mesnevî-i Şerîf
- Ebdâllar Hadîsleri ve Şâm Ehli: “Bu ümmette ebdâllar otuz tanedir, kalpleri Halîl-i Rahmân üzeredir” — Ahmed bin Hanbel, Müsned; “Ümmetimde ebdâllar otuz kişidir; arz onlar sebebiyle ayaktadır” — Ubade bin Sâmit rıvâyeti, Ahmed bin Hanbel Müsned; “Ebdâllar Şâm ehli arasındadır” — Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebir; “Arz nebiyyetin kesilmesinden şikayet etti…” — Tirmizî; Hazret-i Ali rıvâyeti — Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ; “Ensabim yıldızlar gibidir, hangisine tutunursanız beni bulursunuz” hadîsi; Kütüb-i Sitte’nin ebdâl bâhisleri; Anadolu velileri ve Bursa (Üftâde Hazretleri, Emîr Sultân, İsmâil Hakkı Bursevî)
- Velîlere Savaş Açmanın Vahameti: “Kim benim velime savaş açarsa…” hadîs-i kudsîsî — Buhârî, Rikâk 38; Nevşehirli Abdullah Gürbüz Efendi’ye hakaret edenlerin helâkleri (İzmir Bayındır-Tire-Ödemiş, Nevşehir, Sivas, Kayseri, Antalya, Bursa, İstanbul); “En’am’da içimizdekilerin ahmaklığı” — A’râf 7/155; kalb ile buğz — Müslim, Îmân 78 (“Kim bir kötülük gördüğünde eliyle değiştirsin, gucu yetmezse diliyle, ona da yetmezse kalbiyle”); helâllık almadan ölme tehlıkesi — Ahmed bin Hanbel rıvâyetleri; Mücâdele 58/22 (“Bunlar Allah’ın hizbidir, muhakkak Allah’ın hizbi felaha erenlerdir”)
- Velî Kerâmetleri: Suretler ve Geylânî: Cebrâil aleyhisselâm’ın Dıhye suretinde görülmesi — Buhârî, Feda’il 4; velilerin farklı suretlere bürünmesi — İbn Arabî, Futûhâtu’l-Mekkiyye; mesâfenin tayyı (tayy-i mekân) — İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât; Abdülkâdir-i Geylânî Hazretleri’nin yetmiş iftar sofrasında aynı anda görülmesi — Gunyetü’t-Tâlibîn; Bayındır’daki 100 kişilik iftar kerâmeti ve bereket hakıkatı (iki kilo kuru fasülye, iki kilo pirinç); şeyh ile seyahat eden üstâdın rahmet ve bereket vesayeti — Abdullah Gürbüz Efendi anekdotları
- İlk Sorular: Rüyâ, Altın Hesabı, Fâiz: Rüyâda Hazret-i Peygamber’i görmenin hak olduğu — Buhârî, Ta’bîr 10 (“Beni rüyâda gören hakikaten görmüştür”); Almanya’da vefât eden yakalaşma vâkıaları ve korona şehitleri; dini “aşk”ın açıklaması — Bakara 2/165; altın-döviz-para hesapları ve fâiz hükmü — Bakara 2/275-279; “İyi hurmaya iyi hurma, kötü hurmaya kötü hurma” hadîsi — Buhârî, Bey’u’s-Selem 4; Osmanlı mülte kâğıdı fetvâsı (Ebussuud Efendi); Hâcı Nuri, Oktay Nuri, Harun Hoca gibi Bayındır’daki derviş kardeşler
- Zekât Verilecek Kimseler ve Şefâat: Zekât sekiz sınıf hak sahibi — Tevbe 9/60 (fakirler, miskinler, zekât memurları, kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenenler, köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar); Nisan yağmurlarının şifâ olması (“yağmur suyu ölüm hariç her şeye şifâdır”) — İbn Mâce, Tatıbb 38; şefâat hakkı — Bakara 2/255, Tâhâ 20/109; peygamberler-şehitler-hâfızlar ve Allah dostları şefâatçileri; Berat Kandili hazırlığı — Dühan 44/3-4; dev-i kaygıdan kurtulma zikri: “lâ ilâhe illallâh” — Tirmizî, Da’avât 63 (“En faziletli zikir lâ ilâhe illallâh’tır”); Hazret-i Süleymân-Belkıs kıssası — Neml 27/38-40
- Çocuk Eğitimi, Cum’a ve Yol Destûrları: Korân ve sünnete laf atılan yerde bulunmama — Nisâ 4/140; “Sizden kim bir kötülük görürse eliyle, diliyle, kalbiyle” — Müslim, Îmân 78; Cum’a namazı üç kişiyle câiz (Hanefî) — Mergınânî, el-Hidâye; iftikâf yerine inzıvâ (erkekler için bir odaya çekilme); nâfile oruç ve kaza orucunda eş izni (kadınlar için) — Buhârî, Savm 74; 20 maddelik yol desturû: Kur’ân’ın üstünlüğü, Kur’ân’ı Sünnet’e göre anlama, Ehl-i Beyt sevgisi, Hazret-i Ali-Muaviye meselesi (Hüseyin’in yanında), sahâbeler arası fazilet sıralaması, hayır-şer Allah’tan; Hazret-i Peygamber’in Allah’ı sıfatsız görmesi — Necm 53/13-18
- Taif Kıssası, Hakaretler ve Ehl-i Kitâb: Taif ziyareti ve dağların meleği hadisesi — Buhârî, Bed’u’l-Halk 7 (“Ben ümmetime lanet edici bir peygamber olmak istemem”); rü’yetullâh tartışması ve 9 Eylül Üniversitesi sohbeti; Ahmet Hakan ve medyanın tahrifi; “Mü’min odur ki insanlar onun dilinden ve elinden emîndir” — Buhârî, Îmân 4; ehl-i kitâb hükmü — Bakara 2/62, Mâide 5/5; Hıristiyanların “İsa Allah’ın oğludur” demesi ve Yahûdîlerin “Salih Allah’ın oğludur” demesi — Tevbe 9/30; deist ile nikâh câiz değil (ehl-i kitâb olmadığı için); sumak suyu ve rüyâda Peygamber’i görerek şifâ iddiaları
- Dıhye, Hüddâm ve Belçika’daki Aileler: Cibrîl Hadîsi ve Dıhye el-Kelbî’nin suretine bürünmesi — Müslim, Îmân 1 (“Bu sizin dininizi öğretmeye gelen Cebrâil kardeşimdir”); hüddâm ve cıfr ilmi (Fâtiha hüddâmı) — İbn Haldûn, Mukaddime (Batıl ilimler); Belçika’da çocuk eğitimi ve batı kültürü; akika kurbanı ve erken doğan bebek — Tirmizî, Eda’hî 23; “Şü dünyadan doymadan göçtü gitti” hadîsi — Tirmizî, Zühd 38; çiftlik tavuklarının arındırılması üç gün / yedi gün / yirmi bir gün kuralı — İmâm-ı Rabbânî; erken doğan bebek ve vefat edenlerin cennet birinci katında İbrâhim aleyhisselâm’ın yanında bulunması — Buhârî, Ta’bîr 48
- Çocuk Erkil Aile, Obezite ve Az Yemek: Kıyâmet alametleri — “Anne ve babalar kral ve kraliçelerini doğurmadıkça kıyâmet kopmaz” — Müslim, Îmân 1 (Cibrîl hadîsi bâbı); çocuk terbiyesi — Ebû Dâvûd, Salât 26 (yedi yaşında namaz, on yaşında terbiye); kânûnî Sultân Süleymân’ın “uyuyan ölü sayılır” fetvâsı şebâbeti (Ebussuud-Zınar Bey fethi rıvâyeti); porno ve zinâ — Nur 24/2-3; “Şeyhim medet!” sözünün redü — Fâtiha 1/5 (“Ancak Sana ibâdet ederiz, ancak Senden yardım dileriz”); Cüneyd-i Bağdâdî’nin “Üstâdının Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yaşaması en büyük kerâmet” sözü; “Benim için yeryüzü temiz ve mescid kılındı” hadîsi — Müslim, Mesâcid 3; obezite ve az yemenin sünneti — Tirmizî, Zühd 47 (“Hiç bir kimse mide denen kaptan daha zararlı bir kap doldurmamıştır”); “Göbekli dervişe: Bizden değil” hadîsi — Ahmed bin Hanbel, Müsned; “İki günü bir olan ziyandadır” hadîsi — İbn Hibbân; Hirâ — Nûr Dağı zikir halkası rıvâyetleri
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Tarîkat, Zikir, İhsân, Kalb, Sünnet, Şeyh, Râbıta. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı