Karabaş-i Velî Tekkesi 2018

70. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: İyiler ve Kötüler—İki Denizin Karışmayışı, Kitabın Mirasi ve Zikrullahın Fazileti


1. İyiler ve Kötüler Damar Damar Ayrıştı: İki Denizin Karışmayışı ve Kötülükle Mücadelenin Farızı

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşaAllah. Cenab-ı Hak gününüzünü hayırlı eylesin. Ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin inşaAllah. Kaçıncı bir yetmiş? Yedi yüz? Ham pişkenin halinden ne anlar demiş? Bu tatlı suyuyla tuzlu su damar damardır. Halk arasında su üfürülünceye dek birbirine karışmadan böylece gider durur. İyilere tatlı su mirası kaldı. O ne mirasıdır? Kainat, evrensel kitap mirasıdır.

Dikkat edersen görür anlarsın ki taliplerin dileği Peygamberlik cevherinin şuleleridir. O şuleleri dilerler. Şuleler mücevherlere tabi olarak parıldar ve dönerler. Şule nereden çıkıyorsa madeni neredeyse oraya gider. Cenab-ı Hak Adem’i var ettiğinden itibaren iyilerle kötülerin arasında mücadele başladı. Adem’in ilk çocukları büyüyüp Habil ile Kabil’in arasında problem çıkınca damar damar ayrıştı. Damar damar iyiler bir damar oldu, kötüler de bir damar oldu.

İyiler geriye iyiliklerini miras bıraktılar, kötüler de geriye kötülüklerini miras bıraktılar. Kötülüğü simgeleyen insanlar olduğu gibi iyiliği ve iyileri de simgeleyen insanlar oldu. Cenab-ı Hak her ikisini de bu dünya denilen bu mihni taneyi gönderdi. Ve her ikisi de iyiler de kötüler de birbirlerinin içerisinde karışık yaşarken amelleri ile birbirlerinden ayrıştılar. Rahman Suresi ayet 19-20 iki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.

Aralarında bir engel vardır, birbirlerine gelişip karışmıyorlar. İyiliğe asla kötülük içine girip karışmaz, kötülüğün içerisine de iyilik karışmaz. Bir kimse örneğin kötü ise o kötü olan o kimseden kötülük sudur eder. İyiyse o kimseden de iyilik sudur eder. Kötü bir kimseden zaman zaman iyilik sudur ediyormuş gibi görünür. Kötü bir kimseden. Ama o aldatıcı fecir gibidir. böyle güneş doğuyormuş gibi görünür ya, aldatıcı fecirdir o. Bu da onun gibi bir şeydir.

O kimse çünkü tam manasıyla tövbe edip iyiler safına katılmadığı müddetçe ondan kötülükler hep sudur edecek. Bir de miras gibidir bu kötülük ve iyilik. Eğer bir kimse tövbe ederse, geri dönerse o kimse iyilik mirası bırakacak. Ama tövbe etmez geri dönmezse o kimse kötülük mirası bırakacak. Ya o kötünün elindekini alacaksın, onu tanzim ve tamir edip iyiye sevk edeceksin. Ya da o kimse mirası olarak hep kötülük bırakarak gidecek.

Bu iyiler ve kötüler kıyamet kopuncaya kadar birbirlerine hiç karışmayacaklar. Birbirlerinin içine girmeyecekler. Ama biz bunlara baktığımızda dışarı çıkacağız. Toplumu analiz ederken bakarken insanların kendi içerisinde hayatı yaşadıklarını göreceğiz. İyisi de o toplumun içerisinde yaşayacak, kötüsü de o toplumun içerisinde yaşayacak. Ama asla birbirlerine karışmayacaklar. İyiyle kötünün birbiriyle dost olması mümkün değildir.

İyi bir insanla, kötü bir insanla, kötü bir insanla dost olması da mümkün değildir. İyinin anlaşabileceği ancak iyidir. Kötünün de anlaşabileceği ancak kötüdür. İyi, kötüyle anlaşması mümkün değildir. İyinin kötüyle dost olması da mümkün değildir. Bir kötünün iyiyle dost olması da mümkün değildir. Ya o kimse iyilik elbisesini çıkaracak, kötülük elbisesini giyecek, o kötüyle beraber arkadaşlık edecek.

Ya da o kimse kötülük elbisesini çıkaracak, iyilik elbisesini giyecek, o iyiliğiyle arkadaşlık kuracak. Bunun ortası yoktur hiç. Bir kimse bir amel işlerken, bir fiiliyat yaparken ya şeytanidir, ya Rahmanidir, ortası yoktur. Bir iş yapıyorsun, yapmış olduğun o iş ya şeytanidir, ya Rahmanidir. Ortası yoktur hiç. Ya iyilik yapmışındır, ya kötülük yapmışındır. Ortası yoktur hiç. Hiç. Filiyat olarak, amel olarak söylüyorum. Bir insandan iyilik de sudur eder, kötülük de sudur eder.

Ama o kimse iyiyse kendisinden bir kötülük sudur ettiğinde o kötülüğe tövbe edip geri döner. O kimse iyiyse iyiler kendilerinden bir kötülük sudur ettiğinde dönüp tövbe edip bir daha o kötülüğü yapmamaya gayret gösterenlerdir. O iyidir. Kötüler ise, yapmış olduğu kötülüklerden pişman olmayan, nedamet getirmeyen, o kötülüğe devam eden insanlardır. Onlar o kötülükten tat alırlar, o kötülükten lezzet alırlar, o kötülükten beslenirler. Çünkü onların damarlarında kötülük dolaşır.

Bir kimsenin damarında dedikodu dolaşıyor. Onu durdurmak çok zordur. O kimse kendi kendine tövbe edip kendisini terbiye etmesi lazım. Kendi kendine tövbe edip kendisini terbiye etmezse o döner dolaşır, cümleyi bitirirken tak dedikodu yapar yine. Anında. Bu böyle bir mücadele edilmezse böyle bir hastalıktır bu. O yüzden Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hz. nefis de cihat en büyük cihattır demiş. Çünkü insan nefsi bu manada terbiye edilmezse her daim kötülüğe meyledendir.

Kötülüğe meyleder. İnsanın nefsi iyiliğe meyletmez. Kötülüğe kanat çırpar hep. Kötülüğe doğru gider. Allah muhafaza eylesin. Yine Furkan ayet 53. İki denizi birbirine salıveren de odur. şu su sussuzluğu giden tatlı su. Diğeri de tuzlu ve acı bir sudur. Aralarını ise Allah birbirlerinin sınırlarını aşmaktan alıkoyan bir engel koymuştur. Furkan 53. İyi su iyilikler ve iyiler insanların sussuzluğunu giden bir su gibidir.

İyi insan insanların ihtiyaçlarını gören, insanlara yardımcı olan, insanlara merhamet eden, insanların yardımına koşan, insanların içerisinde hafif bir insan olan Buradaki hafiflikten kastım ahlakı hafiflik değil. insanlara ağırlık olmayan, insanlara zulmetmeyen, misafiri ağırlaması, etrafına zulmeden, etrafından laf söyleyen kimse değil. Ahlakı bu manada ince ahlak sahibi. Bu iyi insanlar ve iyilerin iyilikleri sussuzluğu giden su gibidir. Sussuzluğu giden su gibidir.

İnsanlar o iyileri görünce gönülleri ferahlar. İyilik görünce nasıl insanın gönlü ferahlıyorsa, iyi insanları gördüğü zaman da insanın gönlü ferahlar. İçi onların bir hoş olur iyi insanları görünce. Bir kimse kötü insanı görünce içi daralır. Kötülüğe maruz kalınca bir kimsenin içi daralır. Kötü ve kötülükler insanın ağzının tadını acıya çevirenlerdir. Gönlünü acılara boğan insanlardır. Kötü bir insan etrafının gönüllerini acıya boğar.

Kötü bir insan dilinden kötülük çıkan, gözünden kötülük çıkan, elinden ayağından kötülük çıkan, vücudundan kötülük çıkan bir kimse Allah muhafaza eylesin. Şeytanın yeryüzünde iki ayaklı temsilcisi gibidir. Etrafa acı verir onlar. Hiç kötü bir insandan tatlılık bekleme. Dili kötü, gözü kötü, kulağı kötü, eli kötü, ayağı kötü, bedeni kötü, kalbi kötü bir kimseden iyilik beklemek taştan gözyaşı beklemek gibidir. Ama insanlar öyle bir noktada ki kötü, kötüyü seviyor.

Zannediyorlar ki, kötüler bir araya toplandıklarında, kötüler çoğunlukta olduğundan kendilerini iyi zannediyorlar. bakıyorsunuz, kötüler halbuki kötüler birbirlerini bulmuşlar, kötüler kol kola dolaşıyorlar, kötüler kuvvetli, kötüler arsız. Arsız! Kötülerin arsızlığından iyiler sinmiş, kötüler çirkef. İyiler, o kötülerin arsızlığından ve çirkefliğinden sinmiş vaziyetteler. İyiler, iman ettikleri için kuvvetli olduklarının farkında değiller. İyiler iyiliklerini haykıramıyorlar.

İyiler iyiliklerini gösteremiyorlar. İyiler kötülere karşı mücadele edemiyorlar. Ve böylece iyiler farkında değiller, kötülere yardımcı oluyorlar. bizde şöyle bir anlayış var. bir şey yapamadığı, bir şey yapamamak kötülüğe alkış tutmaktır. Bir şey yapamamak, bir şey yapmamak kötülüğe destek olmaktır.

Hadis-i şerit-i peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki, bir kötülüğü gördüğünüzde elinizle, mümkün değilse dilinizle, o da mümkün değilse kalben buğz ederek önlemeye çalışınız ki, bu imanın en zayıf noktasıdır. Şu anda ümmet-i Muhammed genel itibarıyla imanın en zayıf noktasında. Sebep, kötülere karşı tek vücut olup haykıramıyor. Harana karşı haykıramıyor. Zulme haykıramıyor.

İnsanlara acılık veren, insanları hüsrana boyan, insanları mutsuz eden, insanları birbirine düşüren kötülüklerle mücadele etmekte ümmet-i Muhammed zayıf. Ümmet-i Muhammed bununla mücadele etmeyi göze almadığı müddetçe, çocuklarına iyi bir dünya bırakacağını düşünmesinler. susmak, kötülükle mücadele etmemek, dolaylı bir şekilde kötülüğü desteklemektir. Senin yanında iyi bir kimsenin dedikodusu yapıldığında onu susturmuyorsan onunla berabersin.

Senin yanında, senin etrafında kötülük yapılırken onunla mücadele etmiyorsan, aslında sen onu destekliyorsun. Gizli destekçisin. Oruçlusun. Sigara içilen ortama gidip de oradaki sigara dumanından faydalanmaya çalışıyorsun. Oruçlusun. Sigara başına vurmuş ya senin. Oruçlu bir kimsenin gidip sigara içilen bir kahvehanenin içerisine girip orada duman altı olmayı hedeflemesi gibidir. İyi, kötülerin yanında yalakalık yapması. İyi, kötünün yanında yalakalık yapmaz. İyi, kötünün kötülüğüne ortak olmaz.

İyi, kötüyle mücadele eden insandır. İyi, kötünün kötülüğüne sessiz kalan değildir. Bizde bu böyle değil. Kötülüğü yapan eşimizse, annemizse, babamızsa, kocamızsa, karımızsa, çocuğumuzsa, ne malandığımız bir yerse biz susuyoruz. Seslenmiyoruz. Senin çocuğun çünkü o ya. Başkasının çocuğu yapınca gözüne görünüyor. Kendi çocuğun kötülük yapınca gözüne görünmüyor. Gelin sana kötülük yapınca gözüne görünüyor. Kızın sana kötülük yapınca gözün görünmüyor. Damadın sana kötülük yapınca gözüne görünüyor.

Oğlun sana kötülük yapınca gözüne görünmüyor. Adaletsizsin. Evet. Adaletsizsin. İyi insan değilsin. Kötülüğün hepsine karşı çıkın. Kötülükle mücadele et. Ve arkana kötü bir miras bırakma. Yanında hiç kimsenin kalmayacağını bilsen dahi iyi ve iyilik yap. Doğru ol. Adaletli ol. Seni kimse sevmeyebilir. Sen iyiliğine devam et. Sen doğuruyor, nasihat etmeye devam et. İyi insanlardan ol. Allah muhafaza eylesin. Fatır Suresi ayet 12. İki deniz birbirine eşit olmaz.

Bu tatlıdır, susuzluğu keser, içilmesi kolaydır. Şu da tuzludur, acıdır. İyi insanla kötü insan bir olur mu? İyi de kötü de aynı şekilde sevilir mi? Ayy biz çakralarımızı açtık. İyi de seviyoruz, kötü de seviyoruz. Gel bakayım sen benim yanıma. Sen nereye kötüyü seviyorsun? Kötüyü sevmek küfürdür. Sen küfür çakranı açmışsın. Bizim Sufi anlayışımıza göre biz kötü de seviyoruz. Kötüyü sevemezsin kardeşim. Kötüyü sevmek imansızlıktır. Kötüyü nereye seviyorsun sen? Bizim hocamız böyle öğretti.

Senin hocan da yanlış, sen de yanlışsın. Kötü sevilmez. Kötü sevilmez. Senin hocan da yanlış, sen de yanlışsın. Kötü sevilmez. Kötü kötüdür. İyi sevilir. İyiler sevilir. Kötü desteklenmez. İyi desteklenir. Kötü ile arkadaşlık yapılmaz, dostluk yapılmaz. Dostluk yapılmaz. İyi ile dostluk ve arkadaşlık yapılır. Ötörcü dükkanına giden itir kokar, demirci dükkanına giden iş kokar dedi Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem.

Sen bahar çiçekleri gibi gönlü olan bir kimseyi seversen, bahar kokusu alırsın. Gönlünde kötülükleri dolaştıran bir kimseyi seversen, senin gönlün çıfıt çarşısı olur. Sen kötülükler, etrafa kötülük saçan bir kimseyi seversen, senin gönlün neces çukuru olur. Başka bir şey olmaz. Allah muhafaza eylesin. Kötü bir kimseyi seven kimse, kötünün yaptığı amellerden de üzerine alır. İyi seven kimse de, iyinin amellerinden üzerine alır. Sen sevdiğin kimseye dikkat et.

Bizim Sufi anlayışımız, biz iyiyi de severiz, kötüyü de severiz değildir. Biz iyiyi severiz. Kötü ve kötülüklerle mücadele ederiz. Kötü ve kötülüklerle mücadele ederiz. Kötü ve kötülüklerle mücadele etmek en büyük cihattır. İmanın kemalidir. Kötü ve kötülüklerle mücadele etmek. Allah muhafaza eylesin. Nemil ayet 61 Yoksa yeryüzünü yaşamaya elverişli hale yaratan, içinde ırmaklar kılan, oraya sabit dağlar yerleştiren ve iki denizin arasına engel koyan mı? Allah’la beraber başka bir ilah mı var?

Hayır. Doğrusu onların çoğu gerçeği bilmezler. O zaman yeryüzünü yaşamaya elverişli kılan, yeryüzünü yaşanabilir hale getiren iyi insanlardır. İyiliklerdir. İyi insanlar ve iyilikleri yeryüzünü yaşanır hale getirir. Kötüler ve onların kötülükleri yeryüzünü yaşanır hale getirmezler. O yüzden kötü ve kötülüklerden uzak durup, kötü ve kötülüklerle mücadele etmek farzdır. Arkadaşlarınız iyi insanlardan olsun. Dostlarınız iyi insanlardan olsun. Gidin iyilerle arkadaşlık yapın.

Gidin dostluklarınızı iyilik yapanlarla kurun. İyi insanların yanında bulunmaya gayret edin. Ağzından şer çıkan, gözünden şer çıkan, dilinden, kulağından, azalarından şer çıkan insanlarla onlara iyi olmaları için nasihat edin. Onlara iyi olmaları için onları bu noktada tebliğ edin. Kötüler ancak tebliğ edilmek için, nasihat edilmek için onlarla ilişkiye girilir. Onlarla dostluk kurmak için değil. Bir insanın dostu, arkadaşı, kardeşi iyi insanlardan olacak.

Kendinize iyi insanları arkadaş ve dost edinin. Kendinize kötülerden arkadaş ve dost edinmeyin. Kötülere nasihat edin. Onlara tebliğ edin. Allah bizi onlardan eylesin. İyilere tatlı su mirası kaldı. O ne mirasıdır? Evrensel kitap mirası. Kur’ân.


2. Kitabı Miras Alanların Üç Zümresi: İman, İslam’ın Şartları ve Peygamberlik Cevherinin Şuleleri

Fatır Suresi ayet 32. Sonra biz kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras bıraktık. Kitabı seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan kimi kendine zulmeder, kimi orta yolu tutar, kimi de Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçer. bu Allah’ın büyük lütfudur. Bu kitabı miras bırakılanların kimisi ne yapıyor? Kendisine zulmediyor. Kitaba uymuyor. Kitabın emrettiği gibi yaşamıyor. Bunlar kimler? Bunlar ben Müslümanım deyip de dinini yaşamayan insanlar.

Bunlar iman ettik deyip imanlarının gereğini yerine getirmeyen kimseler. Bunlar kendi nefislerine kendilerine zulmediyorlar. Bunlara Allah zulmetmiyor. Allah hiçbir kuluna zulmetmez. Cenab-ı Hak yarattığı hiçbir varlığı zulmetmez. Allah Kur’ân’ı ve Sünnet’i insanlara miras olarak bıraktı. Kime? İman edene. Bir kimse iman etti. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resûluhu dedi iman etti. O kimse imanının gereğini yerine getirecek.

O kimse eşhedü enne la ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resûluhu dedi iman etti. İman ne? Allah’a, Allah’ın varlığına, Allah’ın birliğine iman etmek, inanmak. Görmediği Allah’ın var olduğuna inanmak. Onun yine görmediği meleklerinin varlığına iman etmek. Ve o meleklerin bir peygambere peygamberlik tebliğ ettiğine iman etmek. O peygamber Adem’den Muhammed Mustafa’ya kadar bütün peygamberlerin, Salallahu Aleyhi ve Sellem’e kadar bütün peygamberlerin peygamberliklerine iman etmek.

Ve Müslümanız Hz. Muhammed Mustafa’nın Cenab-ı Hakk’ın peygamberi olduğunu, nebisi olduğuna iman etmek. Ve ona indirilen Kur’ân’a iman etmek. Ve Adem’den itibaren hangi peygambere ne evvel ne iman etmek. Ve ona indirilen Kur’ân’a iman etmek. Ve Adem’den itibaren hangi peygambere ne emir ve kitap indirildiyse, hepsine de iman etmek. Hepsine de. Peygamberin peygamberliğine iman ettin, Adem’den itibaren aynı zamanda bütün gönderilmiş ismini bildin bilmedin. Bütün peygamberlere iman ettin.

Kur’ân’ın ilahi bir kitap olduğuna iman ettin. Adem’den itibaren peygamberlere indirilen bütün kitaplara da iman ettin. Ölüme gözünün önünde ya. Öldükten sonra kabir hayatına. Ondan sonra hesaba çekilmeye. Yeniden mahşerde diriltilip, yeniden mahşerde diriltilip hesaba çekilmeye. Hesaptan sonra yama cennete ama cehenneme gidilmeye. Kadere. Şimdi Mustafa İstamoğlu var ya, kadere iman etmeyi taca çıkarıyor ya. Kadere iman etmeyi taca çıkarıyor. Kabir azabını taca çıkarıyorlar.

Mahşerde yeniden dirilmeyi orasını burasını kırpıp oynatıp taca çıkarmaya çalışıyorlar. Bunlar dini reformist düşüncelerle güncelleyeceğiz diye uğraşan ahmaklar grubu. Bunlar akılları beş para etmez aptallar grubu. Bunlar dinlerini imanlarını İngiliz sarayına satmış İngiliz uşağı bunlar. Hadislerin orasını burasını kırpıp hadislerin üzerinde şüphe arz etmeye çalışanlar.

Sunnet-i Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem adetlerinin orasını burasını kırpıp sunnet-i resulullahın üzerinde şüphe arz etmeye çalışan. Bunlar direkt İngiliz gavurunun, Yahudi, İsrail gavurunun, Amerikan, CIA gavurunun yetiştirip İstan ülkelerinin içerisinin husisi ama şeyh adı altında ama alim adı altında ama ne bileyim bilim adamı altında.

Ama bilmem ne profesör adı altında Müslüman ülkelerindeki İslami uyanışı, İslami direnişi ve dirilişi ifsat etmek için Müslümanların arasında birliğin beraberliğin korunmasını kurulmasını ifsat etmek için özel karanlık dehlizlerde ve mahvellerde hazırlanmış kimseler bunlar. Bunlar böyle meşhur olmak için söylemen sözler değil. Bunlar vatan haini, bunlar din haini, bunlar Allah kitap haini, bunlar millet haini, hain bunlar.

O yüzden bir televizyonda birisi çıkarıyor kaderi inkar ediyor, birisi başka televizyonda çıkarıyor, kabir azamını inkar ediyor, birisi başka bir televizyonda çıkıyor, mahşeri inkar ediyor, birisi başka bir televizyonda çıkıyor, hesabı kitabı başka türlü anlatmaya çalışıyor, kırpmaya çalışıyor. Bunlar böyle mısır patlaması gibi oradan buradan çıkıyor. İnsanlar ne tarafa döneceğine şaşkın zaten. Şaşırmış vaziyette insanlar.

Bir bakıyor adam sakallı cübbeli sarıklı, öbür kü kravatlı, takım elbiseli, koca televizyona çıkmış. Bir bakıyor öbür günün yanında yok milletvekili var, yok siyasi bir parti var, yok bilmem kimin yanında bilmem kim var, o kocaman bir tarikat müntesibi. Bunlar özel kurgu bunların hepsi de. Özel. Bunların hepsi de özel yetiştirilme. Bunların adı Muhammed olabilir, adı Abdullah olabilir, adı böyle İslami isimler olabilir. Evet. Bunların dışı yeşil türbe içi, estağfurullah tövbe bunların.

imanı anlatırken düşünebiliyor musunuz? Artık böyle hayrın şerrin Allah’tan geldiğini kadere böyle bundan bırakamıyoruz bunu. Sebep? Adamın adı profesör. Adam çıkıyor, kadere iman yoktur diyor. Adamın adı profesör. Adam çıkıyor, kabir azabı yok, nereden çıkardınız bunu diyor. Adam profesör veata değil. Mahşerde yenilendirilme olmayacak diyor, ne alakası var diyor. Öldün bitti diyor. Adam cennet cehennem bu dünyada dedi mi küfür ehli o kimse. Bize hoş geliyor, ah cennet cehennem buradaymış ya.

sen iyilik yap. İyi ol cennetin burada. Dünya. Cennet cehennem bu dünyada diyen küfür ehli. Tecid-i iman tecid-i nikah gerektir ona. Mahşerden sonraki cehennem cennet algısını yok etmeye çalışıyor. Küfür ehli bu manada söylüyor çünkü. Bunlar imanlarını insanların zedeliyorlar. Zedeliyorlar. Farkında değil Müslümanlar bunun. Koca koca alimim diyen, şeyhim diyen, dervişim diyen, müftüyüm diyen, profesörüm diyen. Bunlar kocaman insanlar Türkiye’de. Bunlar sarostan alıyorlar maaşlarını.

Bir dernek kuruyorsun oraya bilmem ne derneğe diye, sonrası geliyor o derneğe para yatırıyor. Siz Türkiye’deki hangi derneklerin sarostan nemalandığını bilen var mı? Yok. Türkiye’deki hangi derneklere Avrupa Birliği para veriyor? Ne kadar biliniyor? Var mı bilen? Yok. Türkiye’deki hangi dernekler, hangi vakıflar Avrupa’dan, Amerika’dan, Fransa’dan, İngiltere’den, Mossad’dan ne kadar yardım alıyor? Bunları devletin araştırıp ortaya da çıkarması lazım.

Bunu bu vatanını bu milleti seven savcılar, hakimler bunları araştırması lazım. Hangi profesörler bu derneklerden nemalanıyor? Hangi profesörlerin kitapları, bu uyduruk kitapları? Bu deforme eden, dini deforme eden, bu uyduruk adamların uyduruk kitapları hangi kitap evlerinde basım evlerinde basılıyor? Basım evleri bunlara ne kadar para veriyor? Bu paraların ne kadar faturalı, ne kadar faturasız? Ne kadar resmi, ne kadar gayri resmi? Resmi olarak ne kadar satılıyor?

Bu uyduruk, bu deformeci arkadaşların, deformeci bu hainlerin kitapları, ortaokullarda, liselerde ne kadar bedava dağıtılıyor? Hangi adreslere bedava dağıtılıyor? Evet. Bunların incelenmesi lazım. Evet iman etmek. diyor ayet-i kerimede kendilerine zulmederler. İman etti, imanı bu şekilde. Cebrail aleyhisselâm geldi ya imandan sonra İslam nedir dedi. İslam nedir deyince ne dedik? اَشَدُ وَنْ لَا اِلَهِ لَلَوَ وَاَيْشَدَنِ مُحَمَدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ Demek. Ondan sonra namaz kılmak.

Ondan sonra horuç tutmak. Ondan sonra hacca gitmek. Ondan sonra zekat vermek. İslam bu beş anaatıyla. Namazını kıl kardeşim. Namazını kıl. Hangi şartlarda olursan ol, namazını kıl. Hangi şartlarda olursan ol, sağlığın el veriyorsa orucunu tut. Hangi şartlarda olursan ol, yol bulabiliyorsan haccına git. Haccına git. Öyle o uyduruk kafalıların araplara para yedirmeye gidiyorsunuz. Lafına bakma. Haccına git. Sen Los Angeles’te kumar oynamaya giderken Elin Johnys’ine para yediriyorsun diyen var mı?

Sen Paris’e giderken, İtalya’ya giderken, Yunan adalarına giderken Elin Gavur’una para yediriyorsun diyen var mı? Hiç çıktı mı televizyona bir tane adam siz Elin Gavur’larına para yedirmeye gidiyorsunuz, buralara tatillere giderek diyerekten eleştirildiğini gördünüz mü? Ama Müslümanları eleştirmek kolay. Çıkarsın televizyona, siz araplara para yedirmeye gidiyorsunuz, oraya dersin, hiç kimse de sana bir şey söylemez. Meşhur olursun memlekette. Meşhur olursun.

Ama hatayla, kazayla Avrupa’ya, Amerika’ya, bilmem hangi adalara, bilmem hangi çıplaklar kampına tatile gidenler oradaki Gavur’cuklara para yedirmeye gidiyor dersen Türkiye’de seni çarmıha gererler. Ama hacca gidenlere at gitsin. Bir sefer gideceksin hacca. Sen kaç sefer gittin tatile? Ben her yaz Antalya’ya tatile giderim demesini biliyorum. Ben her yaz Bahama adalarına gitmesini biliyorum. Bilmem balayı için, bilmem hangi adalarda, bilmem kaç şeyli otellere gitmesini biliyorum.

Onlara hadi bir laf söyle. Hadi söyle. Sana insan özgürlüğünden tut, seyahat özgürlüğünden tut her şeyden bir de irticacı damgasını vursun göndersin seni. Evet, yol bulabilen hacca gidecek. Yol bulabilen. Haç parası olan bir kimseye farz. Cebinde haç parası olduğu halde hacca gitmezse o kimsenin Yahudi veya Hristiyan olarak ölmesinde bir beis yoktur. Hadis-i şerif. Bitti. Yol bul git. Hiçbir şey bilmiyorsan al pasaportunu eline giy, ihramı yola çık yayan. Yoldan geri çevirsinler seni.

Nereye gidiyorsun? Haccede. De. Geri çevirsin seni, sen git. Reyhanlıya kadar git. Git. Param yok başladım yayan gitmeye de. Çık yayan yola ya. Bir de niyetlen ihramı da giy. Nereye gidiyorsun dedi. Hacca yolculuğa çıktım de. Bisikletin varsa bisikletinle. He. Televizyonda belgeselde izliyorum. Adam Himalayalar’daki 7 tane keşişlerin ibadet ettiği 7 tane ibadethaneye gittiğinde hacı oluyor. Nasıl gidiyor? Böyle çocuklar gibi imekleyerekten gidecek.

Televizyonda gecenin saat 3.00’ünde belgesel izliyorum. Bildiğiniz belgesel. Budist. Budist kendince hac ibadeti yapıyor. Himalayalar’da 7 tane ismini ne deniyor onların ibadet hanelerini? Kültürümüz sınıfta kaldı. Sınıfta kaldı. Neydi ibadet haneleri? Tapınak. 7 tane tapınak. 7 tane tapınak. Böyle bildiğiniz dinleniyorlar yemek az miktarda yiyorlar. Ondan sonra başlıyorlar.

Ellerinin altına o kamyon lastiklerinden kocaman lastiklerden böyle dizlerine yapmışlar ellerine böyle bildiğiniz imekleye imekleye gidiyor. Baktım inancı bak dedim ya böyle hacca gidiyor adam hac yapacak kendince. 7 tane o tapınağı ziyaret etti adamlar. 4-5 arkadaş. Belgesel olarak da onlar çekmişler adam hacını yaptı. Orada o tapınaklarda onlara diğer budistler hürmet ediyorlar hizmet ediyorlar onlara yediriyorlar içiriyorlar. Yollarına devam ediyorlar.

Müslümanlar dedim bunlar kadar cesareti değil. Müslümanlar dedim bunlar kadar inançlı değil. Evet. Evet. Hac geliyor şimdi öyle değil mi? Bize demişler ki sıraya girceniz. 10 yıl sonra sıra giriyor. 10 yıl sonra sıra geliyor. Ben şimdi biraz daha konuşsam halkı isyana teşvik etmekten içeri gireceğim. Kamu düzenini bozmaktan halkı isyana teşvik etmekten güldürt hadi yürü bakalım. Evet. Hacca gitmek. Ondan sonra zekat vermek. Müslüman zekat verecek hale gelecek. Onun için de çalışması lazım.

İslam bu. Buna iman etti. Buna iman etti. İman etti. Ama yaşamıyor. Bu kendi nefsine zulmedenlerden oldu. İkincisi ne? Orta yolu tuttu. İman etti. Yaşamaya çalışıyor kendince. var ya bizde böyle iman etti kendince dinini kendi kendine yaşıyor. Bu orta yolu tuttu. Kimi de Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçer. Sufiler hayırlı işlerde öne geçmeye çalışan koşturan topluluklardır. Sen hayırlı işlerde öne geçmeye çalışan hayırlı topluluklardan ol. İyilerden ol.

İyilerden ol ki arkana iyi bir miras bırak. Allah bizi muhafaza eylesin. Dikkat edersen görür anlarsın ki taliplerin dileği peygamberlik cevherinin şuleleridir. O şuleleri dilerler. Şuleler mücevherlere tabi olarak parıldar ve dönerler. Şule nereden çıkıyorsa madenin neredeyse oraya gider. Şule nedir? Bir şeyin aksetmesidir. Siz orta yere bir tane buraya şimdi bir pırlanta koysak, pırlantanın üzerine ışık vurdukça pırlantadan hangi ışık vuruyorsa ne olur? O ışık akseder.

Orta yere siz eğer örneğin atıyorum mavi renkli bir pırlanta koysanız o mavi ışık aksettirir. Orta yere siz sarı bir veya beyaz veya yeşil veya kırmızı yakut bir tane pırlanta koysanız onun üzerine ışık vursa kırmızı bir şule oluşur. Kırmızı bir şule. Müridler ehli tasavvuf, sufiler orta yerde duran peygamberin ışığına muştaktırlar. Sufiler peygamberin ışığıyla ışıklanmak ve peygamberin ışığını aksettirmek için uğraşırlar. Bizim işimiz orta yerde duran Hz.

Muhammed Mustafa’yı bir mücevher olarak görürseniz onun ışığını kendi üzerinizden aksettirmek, onun ışığını görmektir. Şuleler her akseden ışık aslında döner. siz Hz. Muhammed Mustafa’nın sallallâhu aleyhi ve sellemin sünnetlerine tabi olursanız sizden aks edecek olan, sizden sudur edecek olan, sizden zuhur edecek olan Muhammed Mustafa’nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin nuru olacaktır. Hz.

Pir diyor ki, taliplerin dileği sufilerin, müridlerin dileği peygamberlik cevherinin şuleleridir. Biz peygamberlik cevherinin renklerini üzerimizde bulundurmamız gerekir. Müridlerin ehli sufinin derdi budur. Onun üzerinde peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin renkleri olacaktır. Ve o tekrar ona geri döner. nereden çıktı o? İyilikten çıktı. Onu kim terbiye etti? Cenab-ı Hak terbiye etti. Ve onun üzerinde sudur eden her şey Allah’ın istemesi dilemesi ve vahiy ile.

O zaman ondan sudur eden çıkan her şey tekrar ona dönecek. Biz de ona döneceğiz. Biz ona dönerken, biz de Hz. Muhammed Mustafa’nın nuruyla geri dönelim. Allah bizi onlardan eylesin. Cenab-ı Hak iyilerin yolunda gidenlerden eylesin. Cenab-ı Hak hayırda öne geçenlerden eylesin inşallah. Allah sizden razı olsun. Pazartesi gün inşallah burada berat kandili programı olacak. Bütün herkes davetli inşallah. Burada birkaç soru var onlara da bakalım. İnşallah sohbeti bitirelim.


3. Kötülere Karşı Tutum: Akraba, Dost ve Davet Meselelerinde Sufi Duruşu

Normal bir arkadaşın uygun olmayan hareketlerini görünce yolumuzu ayırıyoruz. Bu durum akrabalarımızda olunca tutumumuz nasıl olmalı? Bir kimsenin arkadaşınız, eşiniz, dostunuz, akrabanız onun yolunda sıkıntı görüyorsanız, kendisinde sıkıntı görüyorsanız ona nasihat edin. O sizi kötü yola götürür, beni kötülüğe alıştırır diye korkuyorsanız uzaklaşın. kimisi vardır, ya ben bu arkadaşa namaz alıştırayım, ee, ya kahveye gidiyor, ben de onunla beraber kahveye gidiyorum.

Ya bir pişpirk oynayalım orada. Onunla arkadaş olayım, onu, yok hayır, o haram oldu. Sen git, anlat, bir daha anlat, bir daha anlat, hadi gel camiye gidelim de götür. Eyvallah. Uzaklaşmayın. Yoksa kötüler kötülüklerini arttırıyorlar. Bazen kötünün yanında güçlü bir iyi onun kötülüğünü önler. Senin yanında kötülük yapamaz mesela. Sen yapma yavrum, otur oturduğun yere dersin, oturur o. Halk bilmez bunu. Ya bu neyi arıyor bu kötülerle beraber bu? O kimse onun yanında kötülüğünü yapamaz.

Benim yanımda kim kötülük yapabilir şimdi? Adam sigara içecekse dahi bakıyor öyle, ben böyle yüzümü biraz değiştiriyorum, tak sigarasını atıyor. Dervişlikle alakası yok adamın. Sonuçta bizim milletimiz imanlı. Bakıyor böyle, aman diyor, saçı sakalı ağırmış, biraz da ters baktı diyor, sigarayı tak atıyor. Ya da eline saklıyor elinde. Bu onun edepli olduğunu gösteriyor, imanlı. Veya görüyor, tak masanın altına atıyor sigarayı. Ben ona dua ediyorum. Bu diyorum imanla da edepli insan.

Tanıyor tanımıyor. Bu pozitif bir şey. Müslümanlar, dervişler böyle geri adım atmayacaklar. Senin orada bulunman, oraya böyle bir rengini değiştirecekse orada bulunacaksın sen. Sen olmasan dağıtacaklar ortalığı. Kimin ne yaptığı belli olmayacak. Sen orada dur. İçinden Allah’ı zikret, tövbe et. Ya Rabbi benim burada durmamın sebebi, kötülüğü biraz daha engellemek, biraz daha aşağı çekmek. Ya , . Örneğin benim sülalem hiç bir düğüne beni davet etmez.

Ben gitsem benim yanımda içki içemeyecekler, vur patlasın çal oynasın yapamayacaklar. Bana soruyorlar davet etsek gelir misiniz? Gelirim diyorum ben. Onlar gelmeyeceğim cevabı bekliyor. Ben gidiyorum cenaze evi gibi oluyor. Herkes bakıyor gitse de bir rapsak yapacağımızı. Ben de gitmiyorum. Şeytan azapta gerek. Bakıyorlar ediyorlar ben oturuyorum gayet rahat bir şekilde. Herkesi tanıdık, bir şey de diyemiyorlar, git de diyemiyorlar. En sonunda çağırmaktan vazgeçiyorlar artık.

Kimse davet etmiyor şimdi. Etseler bazen soruyorlar, ağzım yok diyorlar. Gelirim ne gelmem. Ama diyorlar çalgılı olsun ben gelirim otururum orada diyorum ben şimdi. Orkestra beni görür ilahi çalmaya başlar, bilemem diyorum. Bu sizin terciheniz. E bizim orada istek yaparlar. Adam bir istek yata. Ben de orkestra bir istek yazarım diyorum ben. Bir ilahi söyleyiveririm derim diyorum ben. Düşünsenize düğünde ilahi okunacaktır. Orkestra bu ver parayı istediğini çalsın. Davet etmiyorlar tabi.

Yalan söyleme sözünde durmama, borcunu alacaklığa ödemeden paramız yok deyip işlerine gelince masraftan kaçın. Kaçınmama istedikleri gibi harcama. Eh bunlar insanların yaptıkları şeyler şimdi. Bunları nasihat ederekten düzelteceğiz. Nasihat ederekten düzelteceğiz. Müslüman benim bildiğim Müslüman geri çekilen kimse değildir. Benim işim geri çekilmek değildir. Ben kendime öyle bir Müslüman tarifi biçmiyorum. Biz iyiyi doğruyu güzeli tebliğ edeceğiz. Bu noktadaki hakkı ve hakikati anlatacağız.

Nasihat edeceğiz. Nasihat edeceğiz. Eve kapanma zamanının geldiğine inanmıyorum ben de. Yoksa gideriz eve otururuz herkes evinde kendince açar televizyonu alır tespit eline. Var ya benim vay namussuzlar la ilahe illallah. Bunlar edepsiz ya la ilahe illallah. O değil. Hanım gördün mü ya ne hale geldi be bevleket. Vay be la ilahe illallah. Doldur bediz bu çayı. Ha akşam oldu yat. Ne mücahit arkadaş. Ramazan da geliyor şimdi. Bu mücahit arkadaşlar bir paket dağıtırlar. Müslüman mümin kimseler tabi.

Erzak paketleri dağıtın erzak paketlerini. Vicdanınız rahatlasın zekat filan vermeyin. Gidin bilmem Almira’da orada burada Kervansaray’da bir de iftar verin. Bir de ilan edin gazetelere filanca iş adamı iftar verdi diye. Gidin çadırlarda bir iftar verin. Belediye başkanlarıyla beraber bir fotoğraf verin. Gazetelere bastırın kendinizi. Filanca iş adamı filanca çadırda bu akşam iftar verdi. Oramızdaydı. Tamam ya oldu. Bitti ya işiniz. Bu hale getirdik. Bu hale getirdik.

Bir sürü zaten dergahtı cemaattı cemiyetti. Topluluktu kurstu bilmem neydi. Onlarda zaten kapı kapı dolaşıyorlar. Zekatınızı bize verin, fıtratınızı bize verin, sadakanızı bize verin. Oraya da çekleri yaz orada da sana bir şilt versinler. Götür orda da baş köşeyi oturtursunlar bitti. Bu kadar. Bu hale geldik.


4. Zikrullah İbadetlerin En Faziletlisidir: Cemaatle Zikir, Bakara 152 ve Zikredene Hiçbir Şey Üstün Tutulmaz

Bazı hadislerde veya kitaplarda namazda bir zikir, oruçta bir zikir, haşta bir zikir olarak geçer. Zikirle ibadetin arasındaki fark nedir? Zikir midir? Bunlar yoksa ibadet midir? Evet bu son fasıl çıktı şimdi bunlar. Şimdi oturup la ilahe illallah zikrullah yapılıyor ya halakaya zikrullah kuruluyor ya. O yolları kutlandırmanın yolu. Oruçta bir zikirdir. Kardeş orucun Kur’ân-ı Kerim’deki ismi savun. Namazda bir zikir. Kardeş namazın Kur’ân’daki adı salat. Haçta bir zikir.

Haccın Kur’ân’daki yeri haç. Zikir zikirdir. Zikir de bir ibadettir. Allah’ı zikir en büyük iştir. Neyi koyacaksın onun yerine şimdi? Allah’ı zikir en büyük iştir. Allah’ı zikir en büyük iştir. En büyük iş Allah’ı zikirdir. Neyi koyacaksın onun yerine şimdi? Bunlar sufiliye düşman. Bunlar zikre düşman. Bunlar millet oturup da Allah’ı zikretmesin diye ellerinden gelen bütün çabayı sarf eden hain bunlar. Oruçta zikirdir. İyi. İyi. Oruçta zikir olsaydı Cenab-ı Hak derdi ki aç olaraktan zikrediniz.

Oruç ibadeti savunmadı. Evet o zaman Allah’ı zikir en büyük iş. Sizin oturup topluca Allah’ı zikretmeniz en büyük iş. Hadis-i şerifte diyor ki namazdan da faziletlidir. Hazretler de faziletlidir. Haçtan da faziletlidir. Meydanlara çıkıp cihat etmekten, savaşmaktan da faziletlidir diyor. Zikirle alakalı. Hadis-i şerif. Allah’ı zikredenler bütün ibadetleri yaptılar. Ya Resulallah namaz kılanların in-eftali kimdir? Allah’ı zikredenler. Oruç tutanların en kıymetlisi kimdir? Allah’ı zikredenler.

Hacca gidenlerin, hac ibadeti yapanlarının faziletlisi kimdir? Allah’ı zikredenler. Hazret-i Ömer Efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir Efendimiz’e diyor. Ey Ebu Havz! Allah’ı zikredenler hepsini aldı götürdü sildi süpürdü gitti. Bunu söylüyor oturduğu yerden Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri duyuyor. Evet! Evet! Allah’ı zikredenler hepsini de aldı götürdü. Allah’ı zikredenlerden daha kıymetli bir topluluk yoktur. Oturup Allah’ı zikretmek bütün ibadetlerin üstündedir.

Bütün ibadetlerden kıymetlidir. Namazdan da, oruçtan da, hacdan da, savaş meydanında, savaşmaktan da kıymetlidir Allah’ı zikretmek. Birileri kalkıp da oruçta Allah’ı zikirdir dediğinde zikrullahın kıymetini ve zikrullah yapanların kıymetini aşağı düşürmeye çalışan din haini. Evet! Evet! Oturup Allah’ı zikretmeniz, oturup Allah’ı zikretmeniz bütün ibadetlerin üstündedir. Namaz farz, oruç farz, hac farz, zekat farz. Bu ibadetlerin üstünde daha faziletli ibadettir oturup Allah’ı cemaatle zikretmek.

Oturup Allah’ı cemaatle zikretmek bütün yaptığınız ibadetlerden üstündedir. Evet! Sohbetten de faziletlidir, namazdan da faziletlidir, oruçtan da faziletlidir, hacdan da faziletlidir, orta yerde cihat etmekten de faziletlidir. Ya Resulallah cihat eden de daha faziletli. Bir kimse elini kılıcına alsa, savaşsa savaşsa savaşsa kılıcı kırılsa, ikinci kılıcını alsa, savaşsa savaşsa savaşsa kırılsa, üçüncü kılıcını alsa, savaşsa savaşsa kırılsa, oturup cemaatle zikretmenin seviyesine gelir.

Bir savaşçı bir kimsenin bir gün içerisinde bir savaşta üç tane kılıcını kırması mümkün değil. Üç tane kılıcını kırması mümkün değil. Üç tane kılıcı kırılınca kadar savaştı, cemaatle zikredenle seviyeye geldi. Cemaatle Allah’ı zikretmek, oturup zikretmek ibadetlerin en faziletlisidir. Burada namaz kılmamak, oruç tutmamayı çıkarmayın. Bunlar olacak. perşembe günleri namazgahta toplanıp Allah’ı zikrediyoruz ya, İslam dininin içerisinde en faziletli ibadeti yapıyorsunuz.

En faziletli ibadeti yapıyorsunuz. mahallelerde, orada burada arkadaşlar toplanıyorlar ders yapıyorlar, mahalle dersleri yapıyorlar ya. İslam dininin içerisinde en faziletli ve en büyük ibadeti yapıyorsunuz. Kınanmaktan korkmayın Allah’ı zikretmeniz için. Horlanmaktan korkmayın Allah’ı zikretmeniz için. Varsın size kim laf söylüyorsa söylesin. Allah’ı zikredenlere hep laf söylemiş ahmaklar grubu. Söylesinler. Siz Allah’ı zikretmeye devam edin. Allah’ı zikir halakasından ayrılmayın.

En faziletli iş. Ayet var, hadis var, hadisi kutusu var. Kim Allah’ı zikir halakasında oturursa af olmuş olarak kalksın. Bitti. Bu kadar. Dikkat edin Ayet-i Kerim’i. Kim oruç tutarsa Allah da ona oruç tutar demiyor. Kim hacca giderse Allah da ona hac yapar demiyor. Kim namaz kılarsa Allah da ona namaz kılar demiyor. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Ayet. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder.

Allah’ın sözünün üzerine söz koyacak var mı? Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Otur Allah de. Yolda yürüyon. La la hey la la. La la hey la la. La la hey la la. Araba kullanıyon. Allah Allah Allah Allah. Ne iş yapıyosan yap. Senin zikrullahla irtibatın olsun her daim. Dersin var. Mahalle dersin. Git. Git mahalle dersine. Toplu ders var. Git dersine. Dersini terk etme. Zikrullahını terk etme. Yer yarılsa zikrullah alakasını bırakma. Yer yarılsa zikrullah alakasını sırtını dönme.

Vallahi de billahi de tillahi de. 30 yıldır bu işin içerisinde olan bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Helak olursun. Evet. Nicelerini görmüşüm. Kendim titrerim kendim. Kendim. Bir gün olur nefsime uyarım diye kendim titrerim. Titre. Ve ince hareket et. Orada olmadık bir kimsenin kalbini kırarsın. Olmadık bir kimseyi incitirsin. Orası öyle bir meclistir. O zikrullah alakasına gelen bir kimseyi dikkat edin. Allah da onu zikreder diyor. Sen kimin kalbini kırdın? Allah’ın zikrettiğini kimsin sen?

Kime tepeden baktın? Allah’ın zikrettiğini kimsin sen? O yüzden çok kızarım çok üzülürüm. Birisinin kalbinin kırılmasına orada. Sebep? O Allah’ı zikretmeye geldi. Sakın onun kalbini kırma. Sakın onu incitme. Sakın ona tepeden bakma. Sakın onu kendi heva ve hevesine kurban etme. Sakın ona kendi nefsinden bir laf söyleme. Sakın. Sakın ona bana bir çay getir deme. Kime? Dedin onu. Allah’ın zikrettiğini dedin. Kime tepeden baktın? Allah’ın zikrettiğini tepeden baktın. Sakın. Fıkaranın teki.

Bırak ya bu adamı ya. Bırak ya. Sakın ha. Allah’ın gönlünü kırmış olursun. Perperişan olursun. İki yakan bir araya gelmez. Gelmez. Orada bulunamazsın. Sonra mektup yazarsın artık bir sürü bahane bulursun ortalığa. El sallar gidersin. Sakın ha. Allah’ı zikreden bir topluluk kadar Allah’ın hoşuna giden başka bir topluluk yoktur. Allah’ı zikreden bir topluluğu muhafaza ettiği kadar Cenab-ı Hak hiçbir topluluğu muhafaza etmez. Sakın ha. Oraya gelenlere hizmet et, hürmet et, saygılı davran.

Oraya gelenlere bir faydan olsun. Bir su içir, bir çay içir. Bir terini sil onun. Sen oraya gelen kimsenin kıymetini bilmiş olsan vallada billa de tilla da önünde tiril tiril titrarsın. Ama bununla kalbini kırmayayım bir şey yapmayayım diye. Sebep o Allah’ı zikrediyor. Allah da onu zikrediyor. O Allah’ı zikrediyor, Allah da onu zikrediyor. Oraya zikreden gelen bir kimseye beğenmemezlik, Allah’ın zikrettiğini beğenmemezlik. Ne büyük küstahlık bu. Ne büyük küstahlık.

Adamın birisi, el fatiha el fatiha el fatiha hadi herkes koşturama. Herkes koşturama, kimin kargadadır kimisi bülbüldür dedi. Bizi atıyor dergattan zikrullah yapmaya gittik. Eyv sahibini davetiyle gittim ben. Eyv sahibi böyle ezilip büzülüyor. Bunu yapan şey, eyv sahibi ne dedim ki. Önemli değil beni kovmanız dedim. Ben Allah’ı zikretmeye gelmiştim. Benim hesabımı Geylana Hazretleri sorsun dedim. Kaldı. Ben Allah’ı zikretmeye geldim dedim. Ben Allah’ı zikretmeye geldim.

Allah affetsin adam on yıl kapımı dövdü bana hakkını helal etti. Ben dedim ya benlik bir şey yok. Ben o esnada benim ağzımdan çıktı. Benim hesabımı Geylana Hazretleri görsün dedim dedim. Bu kadar. Sakın Allah’ı zikredenlere kem gözle bakma. Küçük göze görme. Sakın onlara dil uzatma. Nefes veremezsin son nefeste. Nefes veremezsin son nefeste. O yüzden Allah’ı zikir en büyük iştir. Allah muhafaza eylesin. Bunu böyle küçültmeye çalışıyorlar. Bunu böyle halk arasında böyle Allah affetsin.

aşağı çekmeye çalışıyorlar. sufilere laf söyleyecekler. Rabbim muhafaza eylesin. Derviş kardeşlerin arasında herhangi bir sıkıntı yaşandığında ona bundan sonra sen benim derviş kardeşim değilsin demek ne kadar doğrudur. Hala dersini çeken birine kardeşim değilsin denilir mi? O değilsin diyen kimse dergahtan çıkmıştır o yüzden demiştir. Anladınız mı? Sen bizim derviş kardeşimiz değilsin sözü ancak üstada aittir.

Üstadın haricinde veyahut da üstad müsaade ettiyse birisine sen istediğinin dersini alırsın, istediğinin dersini verirsin dediyse o kimsenin de hakkı olur. Öbür türlü üstadın hakkıdır. Ya da onu diyen kimse sen benim derviş kardeşim değilsin dediyse derviş olan bir kimse derviş kardeşim değilsin demek ben dergahı bıraktım demek. Türkçesi bu. Allah yoluna açık etsin bırakabilir herkes. Hakkınızı helal edin. Selamun aleyküm.


Kaynakça ve Referanslar

  • İki denizin karışmaması (tatlı su–tuzlu su): Rahmân 55/19-20; Furkân 25/53; Fâtır 35/12; Neml 27/61
  • Kitabın mirası ve üç zümre (zâlim li-nefsih, muktesid, sâbık bi’l-hayrât): Fâtır 35/32
  • Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder: Bakara 2/152
  • Bir kötülük gördüğünüzde elinizle, dilinizle, kalben buğz ederek önleyin: Müslim, Îmân 78; Ebû Dâvûd, Salât 242; Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17
  • Attâr/demirci dükkânı benzetmesi (iyi ve kötü arkadaşın misali): Buhârî, Büyû’ 38; Müslim, Birr 146; Ebû Dâvûd, Edeb 16
  • Nefisle cihat en büyük cihattır (cihâd-ı ekber): Beyhakî, ez-Zühdü’l-Kebîr; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd
  • Cebinde hac parası olduğu halde hacca gitmeyen hakkında: Tirmizî, Hac 3; Dârimî, Menâsik 3; Beyhakî, Şuabü’l-Îmân
  • İslâm’ın beş şartı (Cibrîl hadisi): Buhârî, Îmân 1-2; Müslim, Îmân 1, 5
  • Zikrullahın ibadetlerin en faziletlisi olması (Ebû Bekir–Ömer rivayeti, kılıç kırılana kadar cihat): Tirmizî, Daavât 5-6; Ahmed b. Hanbel, Müsned; Beyhakî
  • Zikir halkasına katılanın af olması: Buhârî, Daavât 66; Müslim, Zikr 25; Tirmizî, Daavât 129
  • Amellerin en hayırlısı Allah’ı zikretmektir: Tirmizî, Daavât 5; İbn Mâce, Edeb 53; Mâlik, Muvatta
  • Peygamberlik nuru ve velîlik nuru ilişkisi: Mesnevî-i Şerîf; İbn Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye