Karabaş-i Velî Tekkesi 2018

59. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Ticaret, Çıraklık, Şehitlik ve Mesnevi Dersi

Bu sohbette Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde ele alınan konular: ticaret bilmek ve çıraklık eğitiminin önemi, kaybedilmiş neslin çocuk yetiştirmedeki zaafiyeti, şehitlik ve hastalık hadîsleri, itikaf meselesi, öfke ve güzel ahlak üzerine soru-cevap; Mesnevî’nin nur saçıcısı ve üç sevgi dersi ile itaat ve harama itaatin hükümlerine dair kapsamlı bir sohbet.




1. Ticaret, Çıraklık, Kaybedilmiş Nesil ve Çocuk Yetiştirme

Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gününüzünüze hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Bir akrabamla beraber bir dükkan açmak istiyorum. Ev tekstili ve çeyizlik eşya üzerine bunun için ne buyurursunuz? Allah yardım etsin. Bizim diyecek bir şeyimiz olmaz. Kardeşler bir iş açıyorlarsa Allah işlerini denk getirsin deriz. Ama ticareti hiç bilmeyen kimseler ticaret yapacaklarsa muhakkak bir ticaret yapan kimsenin yanına gidip onun yanında bir çıraklık eğitimi alsınlar. Hiçbir ticaretten, almaktan, satmaktan haberi olmayan bir kimse kendince bir ticaret yapacaklarsa kendince ticareti atılacaklarsa bir işin içerisine giriyor. Ondan sonra orada sermaye bırakıyor, orada ne yazık ki batıyor. Sadece kendisine de değil, başkalarına da zarar veriyor. Bir kimse bildiği işi yapmalı. Eğer bir işi de bilmiyorsa bir bilenin yanına gidip çıraklık yapmalı. Bu şimdi gün geçtikçe herkes her şeyi biliyor ya, çok fazla biliyor ya. Bundan bütün herkes etkileniyor. bu sadece dini meselelerde değil. Mesela herkes dini çok iyi biliyor, herkes suhili çok iyi biliyor, herkes şeyh, herkes patron, herkes amir, herkes alim. İnsanlarda böyle bir şey oluştu. bilmediği bir meselede dahi ahkam kesmeyi, bilgisilik taslamayı bir şey zannediyor. Bütün böyle hastalık bu. Nefsin hastalığı. Farkında değil. Allah muhafaza eylesin. Ondan sonra da yıkıyor ortalığı. Perişan ediyor. Demiyor mu ben bunu bilmiyorum diye. Kaçıncı beydi? 700. O yüzden ticaret bilmeyenler, bir sanat bilmeyenler, bir meslek bilmeyenler, o bilenlerin yanına gidip eğitim görecek orada. Orada çalışacak. O kimsenin parasının olması yetmez. Çocuklar dışarıda oynayan o zaman. Ya sohbet dinleyin, tamam mı? Hadi bakalım. gidecek, çıraklık eğitimi görecek, çıraklık eğitimi görecek. Duracak orada. Bilmiyor çünkü. Bir de bir yerde çıraklık yapar bir kimse, bir işi yönetemeyebilir. Orada o işi yöneteceğine dair elinde bir şey olacak, bir belge olacak, elinde bir tecrübe olacak. İnsan vardır, çocuğum üretmez hiç. Ona git, gel, getirir, götürür, at, sat, yat. Hep emir bekler o. Bir şey üretmez. Öyle olunca o kimseden de ticaret erbabı olmaz. Çok iyi ustadır, yönetemez. Şimdi Cevdet’i görünce tamircilikten şey yaptı. Çok iyi tamircidir ama bir iş yeri yönetemez. Çok iyi kalfadır, bir iş yeri çalıştıramaz. Mesleği çok iyidir, herhangi bir mesleği. Yöneticiliği yoktur. Olmaz. O yüzden eline her para geçiren kimse ben ticaret yapacağım deyip de gömülmesin. Bu kardeş, kim olduğunu bilmiyorum bu kardeş için, bunu söylemiyorum. Bu herkes için umumu bir şey. Bakıyorsun adam hiç ticaret mantaritesi yok veya para yönetimi yok. Bir kimse vardır, 10 lirayla 100 liralık iş yapar. Bir kimse vardır 100 lirayla 10 liralık iş yapamaz. Adama ver 100 bin lira, hadi ne iş yapacaksın de adam iş yapamaz. Para değil iş yapar. İş yapmakta para ikinci plandadır. İş yapacaksa para ikinci plandadır. Kimse o konuda ehli olması lazım. Bizim şimdi son dönem, son 15-20 yıldır insanlar çocuklarını her şarta göre yetiştirmiyorlar. Erkek çocuklarını. Bu son 30 yıllık nesil zaten ben onu kaybedilmiş nesil olarak görüyorum. şu anda 30 yaşına, 35 yaşına kadar olan nesli ben büyük bir çoğunluğunu kaybedilmiş nesil olarak görüyorum. Bunlar bu son nesil yamalı ayakkabıyı bilmiyor. Yamalı pantolonu bilmiyor. Yamalı iş çamaşır bilmiyor. Söküğünü dikmesini bilmiyor. Düğmesi kopsa düğmesini dikmesini bilmiyor. Öyle olunca bu nesil kaybedilmiş nesil. Mücadele etmesini bilmiyor. Didinmeyi bilmiyor. Yetinmeyi bilmiyor. Küçük şeylerden mutlu olmayı bilmiyor. Küçük şeylerle mutlu etmeyi de bilmiyor. Mutlu olmayı bilmeyen kimse mutlu etmeyi de bilmiyor. Doyumsuzluk var. Öyle olunca bakıyorsun adam 30 yaşında ben evi nasıl bakacağım diye düşünüyor. bir bayan 30 yaşında ben evi geçindiririm, ben evi yönetirim. Ben adamı da yönetirim, çocuk da doğururum, çocuğu da yönetirim, bakarım. Ben az şeyle de yetinirim. Böyle bir şey düşünmüyor. Ev hazır olacak, katı, yatı, işi, aşı, eşi her şey hazır olacak. Adam bir blog gibi olacak. Adama gelecek gelecek, gidecek gidecek. Öyle bir adam profili istiyor o kadın. Sıkıntılı 700 kaçtı? O yüzden iş bilmeyen arkadaşlar muhakkak bir yerde çıraklık yaparaktan işi öğrenecekler. Çocuklarını çocuk yetiştiren, erkek çocuk yetiştiriyor mu? Evet. Evet. Erkek çocuk 10 yaşına, 11 yaşına, 12 yaşına geldi mi evde durmaz. Onu götürecek bir esnaf, ticaret erbabı mı yapmak istiyor ona? Evet. Götürecek bir ticaret erbabının yanında çırak olarak verecek. Çocuk orada, o ticaret erbabının yanında öğrenecek orada. Ben bazen zaman zaman diyorum Allah rahmet eylesin. Benim baba tarafımın hali vakti yerindeydi mahallede bizim çocukluğumuzda. Öyle 4-5 sokak cadde alın böyle o bölgenin hemen hemen dedem hali vakti en iyi yerinde olan kimseydi. Bazen zaman zaman söylüyorum ben de bunu böyle büyüklenmek için söylemiyorum. Ben de söylemiyorum hakkınızı helal edin. Ben 6 yaşındaydım ilk takım elbise giydim de okula bile gitmiyordum. Bizim her sene bir takım elbise dikilirdi bizde 6 yaşından itibaren babam ölünceye kadar. Bizim yaşımızdaki çocuklar takım elbise nedir bilmiyorlardı. Ama yamalı pantolon da giyerdik biz. Yamalı çorap giyerdik. Ben parayı tanıdığımdan beri ticaret yapmasını biliyorum. Ben panos satardım pazarda. İyi ki öğretmişler. Ben babam öldüğünden sonra ben kendi ailemden annemden ve annemin sülalesinden babamın sülalesinden kimse yoktu bir babam vardı çünkü. Bir zeytin yoktur bende. Ben hiç kimseden hiç bir para almadım. Hiç bir yardım almadım. Cenab-ı Hak’a hamdolsun kendim çalıştım. Allah da verdi. Kendi göbeğimi kendim kestim ben. Bunu her daim babama dua ederim. İyi ki bana maydona sattırmış pazardan. İyi ki ben dedemin dükkanında yardım etmişim ona. Orada ticareti öğrenmişim. İyi ki benim elimde bir sanat kaldı o. Benim elimde bir ticaret bir meslek haline geldi. Hamdolsun. İsterim ki herkes çocuklarını öyle yetiştirsin. Çocuklarını kendi işlerinde, mesleklerinde ve hatta ticarette erbap yetiştirsinler. Okusun yine çocuklar sıkıntı yok. Ama çocuklarını yetiştirsinler inşallah. Yakın çevrem ailem zaman zaman buraya geldiğinde vakitlerde bir günde gitme her gün gidilir mi? Bir günde evinde otur gibi sözler söylüyorlar. Ne yapmalıyım onlara karşı kırıcı olmak istemiyorum. Kırmak kimseye insanlar bunu bilmiyorlar. Bilmedikleri için böyle söylüyorlar. Gördükleri bir şey değil, yaşadıkları bir şey değil, tattıkları bir şey değil. Bunu görmediklerinden, yaşamadıklarından, tatmadıklarından dolayı böyle söyleyecekler. Ailelerinizi kırmayın. Kim olursa olsun susun. Bu noktada taşmayın. Debinizi yükseltmeyin sinir olarak. Sakin olun. Söyleyecekler tebessüm


2. Şehitlik, İtikaf, Öfke ve Evlilik: Soru-Cevap

edin geçin. Talkıp da bir şey söylemenize gerek yok. Annem 6 ay önce kanser hastalığından öldü. Ölmeden önce bilincini kaybetti ve sürekli gözlerinden yaş geldi. Kanserden ölen şehit sevabı alır mı? Şehit olması için bir kimsenin iman ehli olması lazım. Eğer iman ehliyse devasız hastalıktan ölen, herhangi bir hastalıktan ölen, devasız da olması şart değil. Çünkü kadının birisi ağlıyordu oğlum öldü, böyle tabiri caizse boş boş öldü diye. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki neden öldü? Homma ateşli hastalıktan öldü diye söylüyince onun şehid oldu dedi. Ondan sonra daraltmayınız, genişletiniz karın ağrısından ölen şehittir, ateşli hastalıktan ölen şehittir, vebadan ölen şehittir diye o günün hastalıklarını sıraladı. Bu hastalıklardan dolayı ölen kimse şehittir dedi. Ama o kimse iman ehliyse. İman ehli La ilahe illallah Muhammeden Resulullah demekle başlar. Ama din ve din dinle alakalı herhangi bir şeyi hiç inkar etmemiş olacak, küfre düşmemiş olacak. Bu sadece bu yazan kardeş için söylemiyorum. dinle, diyanetle hiç alakası yok, hiç alakası yok. babam şu hastalıktan öldü şehit. Ya camide görmemişler babanı hiç. Birine sordum sen namaz kılarken hiç gördün mü babanı dedim hayır dedi. 30 Ramazan orucunu tutarmaydı dedim ben hayır dedi. Şimdi bir kimse 30 Ramazan oruç tutmuyor, hiç namaz kılmıyor, hasta oldu şehit oldu. Biz onun şehit veya değildir hükmünü verme noktasında değiliz. Ama iman ehli. Hadis-i şerif var bir insan namazı kasten terk ederse küfür ehlidir diye. Hadisler var bir kimse göz göre göre bir farzı terk ederse, olmazsa olmaz bir farzı terk ederse küfür ehli diye. Hanefiler bunları küfür olarak görmemişler. Demişler ki o kimse günah-i kebâir işlemiş olur. bir farzı terk etmekle ama tehlikeli Allah muhafaza eylesin. Eşim uzman çavuştuğu kazandı ve asker olmayı çok istiyor ama babası askere gitmesini istemiyor ne yapmalı. Çocuğun ebeveinden hakkı üçtür. Bir hayırlı isim konması, iki ona dininin öğretilmesi, üç ona bir meslek sahibi etmek. Eğer bir baba çocuğuna meslek sahibi ettiyse, o zaman çocuğuna diyebilir ben seni bu meslek sahibi ettim, ben bu işi sana kurdum, sen bu devam et. Ama öbür türlü çocuğun üzerine böyle hükmetmek çok uygun değil. Ve hatta öyle yapmasına rağmen çocuk bir iş yapmak istiyor. Ben serbest bırakırdım. İtikaf bozulur mu, neden bozulur, bozulursa ne yapmak gerekir. On günlük hanefilere göre on günlük itikafı bozmamaya gayret etmek lazım. Ramazanın son on günü bir kimse erkekler bir camide cuma kılınan bir yerde, bayanlar kendi evinde veya bir evde, herhangi bir evde itikafa niyet etti. On günlük itikafa niyet ettiyse bu on günlük itikafı bozmayacak. Dışarı çıkmayacak hiç, bozmamaya gayret edecek. Bozarsa bu iade edilmesi gerekir. İtikafı bozan haller itikaf mahalini terk etmek, özürsüz. Cinsel ilişkiye girmek, bunlar itikafı bozan haller. E şimdi bunlardan birbirisi olursa itikaf bozuldu, iadesi gerekir. Nafile itikaflar vardır bir de. Mesela bir kimse bir günlük itikafa niyet etti değil mi? Sünnet itikafı bu nafile. Bu bozulunca buna bir şey gerekmez. Bir günlük niyet etti yarısında çıktı. Buna bir şey gerekmez. Veya en fazla olsa bir güne bir gün gerekir. Buna bir şey lazım gelmez. Veya hatta o yüzden bozulmaması için arkadaşlar diyoruz ki biz on günün haricinde olan itikaflara çıkıncaya kadar diye niyet edin. Şimdi burada hep beraber yarabbi niyet ettik buradan tekkeden çıkıncaya günlük itikafımıza dedik değil mi? Ben şimdi niyet ettim. Ben tekkeden çıkıncaya kadar itikafa niyet ettim şimdi. Ben tekkeden çıkıncaya kadar dedim. Ne zaman tekkenin bu dış kapısından çıktım itikaf bitti benim için. Ama ben dedim ki beş saatli niyet ettim. Beş saatli olmadan çıktım. İtikafı bozdum . Buna bir ceza gerekmiyor. Bunu iade etmek de gerekmiyor Hanefi’ye göre. Ama öbür türlü on günlük itikafa girdi. Bir kimse camide girdi on günlük itikafa girdi. Orada ancak zaruret olursa kısa mesafede o kimse itikaf mahalini terk edebilir. Ne oldu diyelim ki orada cuma kılınıyordu o gün orada cuma kılılmayacak. En yakın camiye gider cumasını kılar geri döner geri. Bu itikafı bozdu olmaz. Mesela gust etmesi gerekti o kimsenin. Orada gust etmek bir yer yok. O zaman hızla gider, gust eder hiç konuşmadan tekrar gelir itikaf mahaline. Bu o itikafı bozmaz. Bunlar zaruret bakın. Öbür türlü zaruret değil. Zaruret olmadan itikaf mahalini terk ederse itikafı bozulmuş olur. Şimdi bu sıkıntı olmasın diye biz kardeşlere arkadaşlara diyoruz ki çıkıncaya kadar diye niyet edin. Evinizde bir günlük iki günlük itikaf edeceksiniz. Evdeseniz hadi bir günlük niyet edin iki günlük niyet edin. Tamam bir sıkıntı yok ama acil bir şey oldu. Çıkman gerekti. Zarar görme o zaman çıkıncaya kadar diye niyet et. Veya çünkü diyelim ki bayanın itikafta. İtikafta cinsel ilişkiye girmek de yasak. Adamın kafası döndü. Anında çıkar oradan itikafta. Mesela bir iade meselesi çıkmamış olur. Allah itikaflarınız mübarek eylesin. İçimde geçmeyen bir sinir var. Her şey çok çabuk sinirleniyor. Ne yapmam gerekir? Evdüzü besmele çek. Allah’ı zikret. Geçmeyen sinir var diyen kimse şeytan onun kalbine, gönlüne, midesine, bağırsaklarına, damarlarına her şeyine oturmuş. Şeytan orada hükmünü icra ettiriyor. Öfkeyle, öfkeyle, öfkeyle. Öfke şeytandandır. Karşınızdaki kimse öfkeleniyorsa şeytan ona galip geldi. Ben zaman zaman derim. Erkeklere de bir kadınlara da. Hadis de var çünkü. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine bir kadın geldi dedi ki bana iki kişi talip. birisi dedi filanca birisi dedi filanca. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki o filanca hali vakti yerindedir ama sinirlidir dedi. Eli uğraktır. Öbürü kü dedi hali vakti yerinde değildir ama yumuşaktır. Şimdi kadın erkek. Evlenecek olduğunuz bir kadın düşünün. O kadın ben sinirliyim ben şöyleyim ben öfkeliyim diyorsa uzak durun. Bir erkek ben sinirliyimdir, öfkeliyimdir, ben kızarım. Ben kızarım. Çatık karşı, sert, uzak durun. Evleneceksiniz bir kadına. Kadın böyle çatık karşı, sert, öfkeli, uzak dur. Bir ömrünce bu ne zaman öfkelenecek diye onu mu takip edeceksin? Hayat öyle geçmez. Ve hatta bir erkek aynı, sert, böyle acımasız, öfkeli, uzaktır. Evlenecek olduğunuz kimselerde o yüzden güzel ahlak aranır. diyor ya hadis-i şerifte nikah dört şey için yapılır. Dini için, güzelliği için, malı mülki için, nesebi için siz dindar olanı seçiniz. Dindarlıktan kasıt ne? O kimsenin güzel ahlaklı olması. O kimse güzel ahlaklıysa isterse cebinde beş kuruş olmasın o adamın. Yemin ediyorum vallahi de billahi de tillahi de açık konuşuyorum. Bir erkek güzel ahlaklı olsun isterse cebinde beş kuruş olmasın. Bir kadın güzel ahlaklı olsun isterse çeyiz olarak hiçbir şeyse olmasın. Yeter ki güzel ahlaklı olsun. Vallahi hayatınız cehennem olur, billahi hayatınız cehennem olur. Cehennem olur güzel ahlaklı kadın veya güzel ahlaklı bir erkekle evlenmezseniz. Sadece kendi hayatınızı cehennem haline getirmezsiniz. Sizden doğacak olan, sizden olacak olan çocukların da hayatlarını cehennem hayatına döndürürsünüz. Ve çocuklarınız cehennem çukurunda doğar, cehennem çukurunda büyür. Tekrar söylüyorum cehennem çukurunda doğar, cehennem çukurunda büyür. Güzel ahlaklı bir kimseyle evlenmezseniz. Eğer kadın veya erkek çocuklarınızı güzel ahlaklı kimselerle evlendirmezseniz sadece onların başlarını yakmazsınız. Kendi ailenizin de başını yakarsınız. Bir ömür değil kendinizce bir ömür boyu çile çekersiniz. Kızınızı gittiniz güzel ahlaklı olmayan bir adamla evlendirdiniz. Vallahi de billahi de tillahi de sadece kendi kızınızın başını yakmadınız. Kendi başınızı da yaktınız. Kızın başını da yaktınız, ondan doğacak olan çocukların da başını yaktınız. Gittiniz oğlunuza güzel ahlaklı olmayan bir bayan aldınız değil mi? Bir kız aldınız. Sadece oğlunuzun başını yakmadınız. Torunlarınızın da başını yaktınız, kendi başınızı da yaktınız. Siz de ahlakı olan herkesin başını yaktınız. Hz. Pir ne diyor Mevlânâ Celalatürrüm hazretleri? Edepsiz, sadece kendisini ateşe vermez diyor. Bütün cihanı ateşe verir. Bir edepsiz sadece kendine zarar vermez. Kendisiyle ilgili ve alakalı olan bütün her yere zarar verir. Çocuklarınız o yüzden erkek çocuklarınızı tembel yetiştirmeyin. Çocuklarınız evde zaman geçirmesin. Belli bir çağa geldi mi gitsinler bir yerde çalışsınlar. Ev bakmasını öğrensinler. Kız çocuklarınızı tembel yetiştirmeyin. Evin içerisinde iş yapmasını bilsinler boş zamanlarında. Tembel yetiştirmeyin. Çocuklarınızı terbiyeyle ve edebli yetiştirin. Bir çocuğun terbiyesini düzgün vermeyen bir aile kendi başını yakmıyor sadece. Bir aile başını yakmıyor sadece. O çocuğuyla alakalı bütün ailelerin başını yakıyor. O yüzden öyle sinirliymiş. Aman kardeşim bizden uzak dur. Sen çok mu sinirlisin? Evet. Hata yaptım kusur ettim seni nikahıma aldım. Allah yoluna çık etsin. Sen bak işine. Adam çok sinirliymiş. Aa öyle mi? İyi aman siniri dağın başına. Bizden uzak dursun. Adam tembel çalışmıyor. Yol yakınken ayırın yolu. Evet tecrübe bunlar. Bakın tecrübe. Allah muhafaza eylesin. Evet. Devletliler onun


3. Mesnevi Dersi: Nur Saçıcısı, Üç Sevgi ve İtaat

la eteklerini doldurmuşlardır. Bir önceki beyin neydi? O nuru canlara hak saçtı. Cenab-ı Hak kendi nurunu ne yaptı? Saçtı. Kendi nurunu saçınca da ne yaptı? Devletliler onunla eteklerini doldurmuşlardır. O nur saçıcısını bulan yüzünü Allah’ın gayrısından çevirmiştir. Cenab-ı Hak alem-i berzahta ruhları yarattı. Ruhları yarattıktan sonra ben sizin Rabbiniz değil miyim diye sordu. Ben sizin Rabbiniz değil miyim deyince bütün ruhlar bela evet. Sen bizim Rabbimizsiniz dediler. Ve Cenab-ı Hak onlara secde emri verdi. Birinci secdeye herkes gitti. Malum bu hadisi biliyorsunuz. İkinci secde emri bir kısmı gitti bir kısmı gitmedi. Üçüncü secde emri ikiye gidenlerin bir kısmı üçe gitti. İkiye gidenlerin bir kısmı üçe gitmedi. İkiye gitmeyenlerin bir kısmı üçe gitti filan uzun mesele. Ve Cenab-ı Hak ruhlar aleminde nurunu saçtı. Bunu Muhyiddin İbn Arab Hazretleri burayı biraz ayağını sabit olarak nitelendirir ya ayağını sabit ede ruhlar kendi istidatlarınca o nurdan aldılar. İstidatlarınca aldılar. Ne kadar istidatları var ise o kadarını aldılar. Ama orada nurunu Cenab-ı Hak bütün ruhların üzerine saçtı. O nuru saçınca Hazreti Pir diyor ki devletliler burada devletliler dedi yüce kimliğe kişilere sahip olanlar, peygamberler, veliler, müminler, mürşitler, dervişler, sufiler bunlar eteklerini doldurdular. Kimisi ne yaptı? Eteğini açtı tabiri caizse. bir şey çok olur çok almak isteyen kimse avucu ile almaz. Ne yapar? Eteğini açar daha fazla alır. Doldurur. Diyelim ki bir meyve dolduracak eteğini kaldırır doldurur veya yiyecek içecek bir şey var eteğini kaldırır doldurur çok almak ister. Bunlar istidatları geniş olanlar. Bu daha da daha, daha da daha diyenler. Bunlar bir maneviyat noktasında doymak bilmeyenler. Bunlar için ne yaparsan yap hep daha da diyecekler. Ve sen hep daha da’nın yolunu aracaksın. O kimse de çünkü hep daha da’nın yolunu arar. Bunlar eteklerini doldurmak isteyenler. Bir kimse gönlünü, gözünü, eteğini, kalbini her şeyini doldurmak istiyor. O kimse hep daha da’sı lazımdır. Sufiler mana noktasında hep daha da’sını arayan kimliklerdir. Sufi dünyada azla yetinebilir belki de. Ben onu da kabul etmiyorum da. Bir kimse şunu diyebilir. Ya ne olacak az bir şey burada yiyelim içelim ben onu da kabul etmiyorum. Benim sufilik anlayışım öyle değil. Biz dünyaya da ahirette de daha da deriz. Yalnız dünyaya daha da derken dünyaya aşıklık noktasında, dünyaya sevdayla yaklaşma noktasında değildir dünyaya daha da değişimiz. Biz daha fazla insanlara el uzatalım, daha fazla veren el olalım. Biz daha fazla hayrı hasenete koşalım. Biz daha fazla bizden faydalanan insanlar olsun. Bizim dünyaya daha da değişimiz odur. Öyle miskinlik köşede oturmuş miskinlik yapan ben böyle bir sufilik tanımlamasını kabul etmiyorum. Sufi bu manada da veren el olması için mücadele eder. Onlar zekatlarını bir tamam verirler. Onlar dediği velileri tarif ediyor, evliyaları tarif ediyor, müminleri tarif ediyor Cenab-ı Hak. Ne diyor? Onlar iman ederler. Namazlarını dost doğru kılarlar, zekatlarını verirler. İman edenleri tarif ederken Cenab-ı Hak hepsinin sonunda zekatlarını verirler diyor. Zekatlarını verirler demek o iman eden kimse zekat verme noktasında olacak. Zekat verme noktasında kimdir? Nisaf miktarı paraya mala sahip olan kimse. O zaman o kimse tembel değildir, o kimse hımbıl değildir. O kimse annesinin babasının malını yemez. O kimse bir başkasının kazancına bakmaz. O kimse benim çocuklarıma kim bakacak ya? Göndereyim de kayınvalide baksın bunlara, göndereyim kayınpeder baksın. Göndereyim ben bunu kayınpederin evinde otursun. Ya biraz onlar yardım etsin. Onlar yardım etsin. Git lan annenden babandan ne alacaksan al gel. Bunlar adamın müsveddesi. Adamın müsveddesi bunlar. Bu böyle değildir. Sufi zekat verecek. Zekat verme noktasına getirecek kendisini. Çalışacak, çabalacak, yürücek, koşacak. Maddeden de, manen de koşacak. Ben şeyhimi rüyamda gördüm yeter ya. Yetmez. Her gün göreceksin, yetmez. Her an göreceksin. Yetmez, baktığın yerde göreceksin. Yürü, tembellik yapma. Tembellik yapma. Yetmez, Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hz.’ni göreceksin. Yetmez, konuşacaksın onunla. Bu bir şizofreni değil. Bu sufilik yolu. Yetmez. Yeter diyen yolda kalır. Sen dolduracaksın her şeyini. Senin beyninin bir tarafı dünyaya çalışacak, bir tarafı ahirete çalışacak. Sen ikisini beraber koşutturacaksın. İkisini beraber koşutturacaksın. Yeter diyen kimse sufilikte yolu yoktur. Yeter diyen bir kimsenin sufilikte yolu yoktur. Yürü. Cenab-ı Hak’ın nurunla doldur her tarafını. Koş. Ciğerin patlayıncaya kadar koş. Kalbin yarılıncaya kadar koş. Usan mı? Ne güzel söylemiş sevmekten kim usanır diye. Ne güzel söylemiş sevmekten kim usanır diye. Usanma. Yıkıldığın yerden kalk, koştur. Tökezlendiğin yerde kalk koştur. Kimseye kabahat bulma. Kabahat da senin, suç da senin, günah da senin. Ne dedi Koskoca Peygamber? Ben nefsimi temize çıkaranlardan olmam dedi. Nefsini temize çıkarma. Ne dedi Koskoca Peygamber? Ben nefsime zulmedenlardan oldum dedi. Sen nefsine zulmedenlardan olma. Kaç, yürü. Kendi kendini temize çıkarma. Kendi kendine haklılığa çıkarma. O şeytanın yolu. O zaman, sen o eteklerini dolduranlardan ol. Sen yüreğini o nurla dolduranlardan ol. Senin gözün, gönlün, kalbin, kulağın, elin, ayağın o nurla nurlansın. Gönlünde her daim zikrullah gümbür gümbür devam etsin. Senin bakışın nur, duyuşun nur, tutuşun nur olsun. Konuşman nur olsun. Senin dünyaya bakışın, ahirete bakışın, kardeşliğe bakışın, insanlara bakışın nur olsun. Kendini ona göre dizan et. O nur saçıcısını bulan yüzünü Allah’ın gayrısından çevirmiştir. O nurun saçıcısı, o nurun dağıtıcısı, o nurun sahibi kim? Hz.Allah Celle Celaluhu. Onu bulan, onunla hemhal olan, onun yoluna giren, yüzünü başka bir yere çevirmez. Enam Suresi ayet 79. İbrahim Aleyhisselâm söylüyor. Ben yüzümü tamamen gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim. Ve artık ben asla Allah’a ortak koşanlardan değilim. Sen o nur saçıcısı olan Allah’a yüzünü dön. Ve ondan başkasına yüz çevirme. Bize üç sevgi lazımdı. Üç sevgiden sorgu, sual sorulmaz. Allah’ın sevgisi, Resulullah Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin sevgisi ve bizi bunları tanıştıran, bu sevgiyle ulaştıran, bunlarla görüştüren Üstadımızın sevgisi. Dua, muhteşem, Ya Rabbi senin sevgini, senin sevenin sevgisini, seni sevdirenin sevgisini, çölde susuz kalmış kimseye soğuk şerbeti sevgili kıldığın gibi bize de sevgili kıl. Amin. Biz bu üç sevgiyle yoruluruz. Aslında bu üç sevgi değildir. Bu üç sevgi değildir. Bunu anlatırken üç sevgi olarak anlatırız biz. Hadîs-i Şerîf mucibince, bu üç sevginin arasında renk farklılığı yoktur. Derece farklılığı vardır. Yoksa bu üç sevgiyle sevgilenen, herhangi bir sevgisiyle sevgilenen kimse, kimse onun boyasıyla boyanmıştır. Biz Üstadımızı Allah için severiz. Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine Allah onu peygamber kılmış, o Allah’ın Resulü olduğu için severiz. Biz Allah’ı da Allah olduğu için severiz. O yüzden bu üç sevginin arasında bir fark yoktur aslında. Ama biz bu noktada hataya düşmemek için Şeyh’imizi Allah’ı sever gibi sevmeyiz. Bizde böyle bir şey yoktur. Biz sevgimizi Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine sever gibi sevmeyiz. Biz Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine Allah’ı sever gibi de sevmeyiz. Allah’ın sevgisi uçsuz bucaksızdır. Bucaksızdır. O bütün sevgilerin üstündedir. Bütün sevgilerin üstünde. Ha şöyle düşünülmesin biz, örneğin eşimizi dostumuz da severiz. Onları da Allah için severiz yalnız. Biz eşimizi de severiz Allah için. Çocuklarımızı da severiz Allah için. Arkadaşlarımızı kardeşlerimizi de Allah için severiz. Allah için severiz. Sınırlar bellidir Allah için sevgide. Harika ben o kardeşi Allah için seviyorum tamam. Allah için seviyorsam ben onu sınırı belli. Ben o kadını Allah için seviyorum sınırı belli. Ben o erkeği Allah için seviyorum sınırı belli. Onun kocası Allah için seviyor sınırı belli. Onun karısı Allah için seviyor sınırı belli. Onun kardeşi Allah için seviyor sınırı belli. Allah için olan sevgilerin hepsinin de sınırı bellidir. Hukuku bellidir. sınırı bellidir, hukuku bellidir. Allah için seviyorum diyen bir kimse hukuksuz değildir. Bakın hukuksuz değildir, sınırı bellidir. Ya ben seni Allah için seviyorum hadi gidelim nereye gidiyorsun ya nikah lazım, hukuk lazım bir şey lazım var mı öyle bir şey? Allah için seviyorum. Heva ve hevesten olan sevgiler sınırsızmış gibi gelir insana. Heva hevesten yok o şeytani o. Hazreti Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin sevmenin dahi sınırı var. O Allah değil. O Allah değil. Bakın sınırı var. Şeyhi sevmenin sınırı var o Peygamber değil. O Allah hiç değil. Vardır ya böyle sevgisini göstermek isterler şeyhim bana öl dese öldürürüm oğlum ne alakası var? Zaten sana öldüyorsa o şeyh değil. Neden nefsine uymuş? Ne alakası var? Birisi öyle dedi. ben şimdi onun şeyhinin tabirini söylesem hangi dergaha bağlı olduğu meydana çıkacak böyle. Cigarası da böyle ateşe, cigaranın üzerine de parmağını böyle oynatıyor. Bu ne dedim ben? Devamlı cehennem ateşini dedi bununla dedi biz dedi şey yapıyoruz. Ne o? Aklından çıkarmıyormuş. Cigaranın üzerinde böyle cahillikler var bizde. Bu cehaletin ta kendisi. Bunlar böyle sufilik, şehlik, dervişlik değil mi bunlar? Bunlar cahil insanlar. Din bilmez, dianet bilmez, cahil, cühela insanlar. Cigaradan cehennem ateşi arkadaş şey yapıyor. Cehennem ateşini devamlı hatırında tutuyor. Allah muhafaza eylesin. O bana öyle demişti. Bir de bu böyle bir yerin zâkiri. Dedi ki bize dedi bana dedi haram bir şey söyledi şunu yap deseydi yaparım dedi. Dedim kardeş. Sen tecid-i iman getir. Kızdı bana. Sana dedi üstadın haram bir şey söylese yapmaz mısın dedi. Hayır dedi bizde yok öyle. Benim üstadım bana haram bir şey emrederse ben yerine getirmem dedim. Bizim üstadımıza olan bağlılığımız Kur’ân ve Sünnet tarihisinde. Sonra hadîs-i şerîf söyledi bana. Meşhur ya seriyeye gönderiyor on kişi. Başlarında bir tane de komutan. Canları sıkılıyor. Komutanla seriyeye giden askerlerin arasında anlaşmalarız çıkıyor. Komutan diyor odun toplayın toplayıyorlar çalı toplayın toplayıyorlar. Yakın ateşi yakıyorlar. Emrediyorum ben sizin komutanınızım atın kendinizi ateşe diyorlar. Sahabeler atmıyorlar kendilerini ateşe. Medine-i Münevvere dönülünce bu meseleyi Hazreti Peygamber Salûlü Aleyhi ve Selam Hazretlerine söylüyorlar. Diyor ki eğer ateşe atsaydınız kendinizi ebedi yengehennemde kalacaktınız diyor. Sonra meşhur o sözü söylüyor. Maruf itaat maruftadır itaat maruftadır itaat maruftadır. itaat iyiliktedir. İyiliğe itaat edilir. Harama itaat edilmez. Kötülüğe itaat edilmez. Bir erkek eşinden haram bir şey istese kadın itaat etmez ona. Bir çocuk anne babası ondan haram bir şey istese itaat etmez ona. Haramda itaat yoktur. Harama itaat edilmez. Kur’anla sünnetle imamların iştahadıyla sabit bir harama itaat edilmez. Bakın harama itaat edilmez aslında. Bir şey efendi sana git hırsızlık yap dese Demez gerçek bir mürşid. Dediyse mürşid değildir zaten. O zaman terk et onu. Onu terk etmek vefasızlık değildir. Allah muhafaza eylesin. Doğu da Allah’ın batı da Allah’ındır. Artık nereye dönerseniz dönün orası Allah’a çıkar. Şüphe yok ki Allah’ın rahmeti geniştir. O her şeyi bilendir. Bakara 115. Cenab-ı Hak’ın nuru her yeri sarmıştır. Sen ne tarafa dönersen dön. Ne tarafa yönelirsen yönel. Allah’ın vecih Allah’ın yüzü o yöndedir. Cenab-ı Hak bize kıbleyi şart kılmış. Biz kıbleyi bildiğimiz anda kıbleye yöneliriz. Bilemezsek ne tarafa yönelirseniz yönelelim. Allah’ın vecih onun üzerindedir. Mesneviden beit ve bitiyor. Eğer sen kendinde ön art olduğunu sanıyorsan cisme bağlısın. Candan mahrumsun. Alt üst ön art cismin vasfıdır. Nurani olan can ise bunlardan münezzeh ve cihetsizdir. yönsüzdür. Kısa görüşürler gibi zanla düşmemek için gözünü kapa. Padişahın nuruyla aç. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Cenab-ı Hak bu Ramazan’ın son günlerinde oruçlarınızı kabul etsin. Bu son günlerinde Kadir gecesini Erenlerden eylesin. Bu günlerde her geceyi Kadir gecesi gibi nimet bilin inşallah. Yarın akşamda burada Allah izin verirse kandil programımız var. Inşallah. Cuma günı bayramın birincisi günü. Bayramın birincisi günü de cumadan sonra inşallah bayramlaşma programımız var burada. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Evimizde balkona çıkış kapısının üstünde arılar yuva yapmış. Evin içine de girip çıkıyorlar. Bu durumda ne yapmalıyız? Yuvayı bozmak uygun olur mu? Dikkat edin arılar sizi ısırmasın. Onlar bu zehirli arılardır genelde. Nerede bizim arıcı balcı başı? Bizim oğullar buraya mı gitti yoksa? Benim kovanlardan kaçan oğul var mı? Yok değil mi? Söyle onlara kaçarlarsa vururum onları. Senin oğullardan var mı kaçan? İki tane kaçmış. Tövbe et biraz. Tövbe et. Oğullardan iki tane kaçtıysa bir sıkıntı var o zaman. İtahsizlik var bak. Yakaladın mı? Ağaçta yakaladın mı? Birisi de kaçtı yakaladın . Kim bilir ne kadar sen nelerden neler indirdin . Kim bilir kimlere söyledin? Pir efendilerime söyledin. İyi bizimkinler gene kaçan oğulları yakalıyorlar. Hamdolsun. Neydi öyle dervişler var değil mi? Geçenlerde göndermişler bana. Ne o o Amerikan uzay aracı vardı ya. Neydi onun? Klinger mi? Maşallah. Onu düşürüyormuş dervişler. Göndermişler bana da. Maşallah subhanAllah. onu düşüreceklerine şu pis Yahudinin bombalarını kafalarını düşürtmüyorlar. Uçaklarını kilitlemiyorlar da. Allah selametlik versin ümmet-i Muhammed’e. Geceniz hayırlı olsun. Selamün aleyküm.


Kaynakça

Âyet-i Kerîmeler

  • En’âm Sûresì, 79. Âyet: “Ben yüzümü tamamen gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim; artık ben asla Allah’a ortak koşanlardan değilim.” — Hz. İbrahim Aleyhisselâm’ın kavmine hitabı.
  • Bakara Sûresì, 115. Âyet: “Doğu da Allah’ındır batı da. Artık nereye dönerseniz dönün, orası Allah’ın yüzüdür. Şüphe yok ki Allah’ın rahmeti geniştir; O her şeyi bilendir.”

Hadîs-i Şerîfler

  • Nikâh Hadîsi: “Kadın dört şey için nikâhlanır: malı, nesebi, güzelliği ve dini için; sen dindar olanı seç.” (Buhârî, Nikâh 15; Müslim, Radâ 53 — Ebû Hüreyre rivayeti)
  • Şehîtlik Hadîsi: “Karın ağrısından ölen şehittir, ateşli hastalıktan ölen şehittir, vebadan ölen şehittir.” (Buhârî, Cihâd 30; Müslim, İmâre 165 — Ebû Hüreyre rivayeti)
  • İtaat Hadîsi: “İtaat ancak maruftadır; harama itaat edilmez.” Bir seriyye anekdotunda komutanın ateşe atılın emrine sahabe uymamış, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bu tavrı doğrulamıştır. (Buhârî, Ahkâm 4; Müslim, İmâre 39)
  • Öfke ve Evlilik Hadîsi: İki talipten sinirli ve eli uğrak olanı değil, yumuşak huylu olanı tercih etme tavsiyesi. (Ebû Dâvûd, Nikâh; Ahmed b. Hanbel, Müsned)

Mesnevî Beyitleri (Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî)

  • “O nur saçıcısını bulan yüzünü Allah’ın gayrısından çevirmiştir.” (Mesnevî, yaklaşık 700. beyt)
  • “Edepsiz sadece kendisini ateşe vermez; bütün cihanı ateşe verir.”
  • “Eğer sen kendinde ön-art olduğunu sanıyorsan cisme bağlısın, candan mahrumsun. Alt, üst, ön, art cismin vafsıdır; nuraînî olan can ise bunlardan münezzeh ve cihetsizdir.”

Sohbet videosu: https://www.youtube.com/watch?v=P049vqfYYm0