Karabaş-i Velî Tekkesi 2018

58. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Ümmet Katlediliyor, Derviş Problemleri, Müttaki ve Kur’ân Gecesi

Mustafa Özbağ Efendi hazretleri, Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde icra buyurulan bu 58. sohbet-i şerîfinde dört ana ekseni ele almıştır. İlk bölümde kandil gecesi vesilesiyle ümmet coğrafyasındaki katliam ve kan tablosunu aktarmış; Kur’ân’ı savunacak entelektüelliğin, siyasi gücün ve ekonomik kapasitenin yerinde bulunmadığını; iman ettik ama hükmünü uygulamak irticacılık sayılıyor paradoksunu işlemiştir. İkinci bölümde dervişlerin problemlerini — ‘gözümde arpacık çıktı tarana lapası koydum’ anekdotuyla güldürerek — gündelik hayatın içine getirmiş; AVM indirimi peşindeki ümmeti eleştirmiş; çocuklara din anlatılamaması sorununu Ramazan ve itikaf boyutuyla işlemiştir. Üçüncü bölümde müttaki’nin tanımını Bakara’dan yapımış; Elif-Lâm-Mîm’ın tüm akılları mat ettiğini vurgulamış; ‘garip sufi’ ve Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in sahabelere ‘sizden kıymetlileri var mı’ sorusunu aktarmıştır. Son bölümde ‘dayım’ anekdotunu, Kur’ân gecesinde Kur’ân’ın hükmünün sorgulandığını, ‘eski derviş’ kavramının doğru anlamını ve oruç/zekat sorularına verilen fıkhî cevapları aktarmıştır.



Kandil Günü, Ümmetin Katledilmesi ve Kur’ân’ı Savunacak Entelektüelliğin Yokluğu

Allah gecenize hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Cenab-ı Hak kandilinizi de mübarek eylesin. Allah nice ramazanlarda nice kandillerde buluşmayı nasip eylesin inşallah. Bugün malum Kadir gecesi. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin ehemmiyeti de durdu. Kur’ân’ın bin geceden hayırlı dediği ve Kur’ân’ın indirildiği gece. Her ne kadar ümmeti Muhammed 150-200 yıldan beri rahat bir nefes alarak bir ramazan kurban bayramları veyahut da nefes alarak tatlı bir sene geçirmeden aylar, yıllar, seneler göçüp gidiyor. Ümmet kendi yaşadığı çağlarda, kendi yaşadığı zamanlarda ama bunun farkında ama bunun farkında değil. Dağılmışlığın, parçalanmışlığın, savrulmuşlığın altında ne yazık ki ne yaşadığının farkında bile değil. Bu kandil gecesinde gönlüm arzu ederdi ki farklı sohbetler etmek. Ama baktığınız zaman ümmetin coğrafyasına ne yazık ki ümmet bu coğrafyada huzuru olmayan, bu coğrafyada neşesi olmayan, tadı olmayan, bu coğrafyada namusu, şerefi, haysiyeti yerle bir edilen, bu coğrafyada kanı dökülen, bu coğrafyada biraz tabirimi hoş görün ama ırzına geçilen, bu coğrafyada çoluk çocuk demeden katledilen bir ümmet coğrafyası var.

Baktığımız zaman Ürdün’de kan var, Yemen’de kan var, Irak’ta kan var, Suriye’de kan var. Türkiye’de daha yeni bir zamana kadar Güneydoğus’unda kan vardı. Hatta Ankara’da kan vardı, İstanbul’da kan vardı. Hatta Bursa’nın göbeğinde Ulu Cami’de dahi kan vardı. Tabi insan, bilhassa ümmet, ahir zaman elameti bu da ne yaşadığının farkında değil, hızda geçiyor ya unutuyor. O yaşarken neler yaşadığının farkında değil. Biz Suriye’yi unutacağız neredeyse, Irak’ı unutacağız neredeyse, Yemen’i unutacağız neredeyse veyahut da Bosna’yı unuttuk bile. Biz yılda bir Bosna’ya gittiğimizde yıldan yıla orada da Sırpların oradaki katliamını, katliamın izlerini zaman kaybediyor. İlk gittiğimde ben şok yaşamıştım. Apartmanlarda roket izleri, yanmış yaşlılar evi, yanmış hastane, işte bir köye girmiş Sırplar, köyde ne kadar erkek kadın varsa şehit etmişler, kocaman bir mezarlık veya şimdi yılda bir sefer anılıyor ya Sıbraniska’da şehitlerle alakalı ümmet unutuyor bunları.

Ve baktığınız zaman 150 yıldan beri ümmet bir gün yüzü görmemiş ve gün yüzü görmüyor. Ben dinle tanışalı 30 yılı geçiyor. 30 yıldan beri ben 30 yıllık hayatıma baktığımda ümmet-i Muhammed’in nefes aldığı, ümmet-i Muhammed’in soluklandığı, ümmet-i Muhammed’in böyle bir derinden hiç olmazsa rahat ettiği bir dönem yok, bir zaman yok. Tabii bu kaosun içerisinde ümmet-i Muhammed kendince küçük küçük kandil kutlama, küçük küçük böyle dini günler, milli günler ümmete bir nefes oluyor. Tabii bundan önce bunları böyle kutlamak da yoktu. Yani benim yeni İslam’la tanıştığım zamanlarda böyle 5 kişi bir evde toplanınca basılıyorduk biz. 5 kişi, 6 kişi öyle 10 kişi filan değil. Biz hadis kitabı evde hiç kimse yok, arkadaşlarla oturduk ders yaptık hepsini dağıttım birden. Polis geldi bastı tek başıma oturuyorum ben salonda. Evi ben tamir-i tadilat ettim.

Ondan sonra orayı ben dergah gibi kullanıyorum. Bastı polis orayı, tek başımayım ben. Orta yerde de buharı var. Bunu hep anlatıyorum ya zaman zaman. Bunu anlatmamın sebebi şu, bu gençler bunu bilmiyorlar şimdi. Yaşadıkları dinin veya yaşadıkları hayatın kıymetini bilmiyorlar şu anda. İmam Buhari’nin dini kitap olup olmadığını Cumhuriyet Savcılığı müftülüğe yazı yazdı. Müftü, tanışıyoruz kendisiyle bir ay yazıya cevap yazamadı. Bu dini kitaptır diyemedi. En sonunda müftübeye dedim ki görüşüyoruz. Ben o zaman orman işletmesinde çalışıyorum. İşte bir camiye tahta lazım, bir camiye rabıta lazım, bir camiye şu lazım. Ben orman işletmesinde ihal eden birisine diyorum ki bunu sen al ormaniye sat böyle işlerini görüyorsun. İyi tanıştığımız kimse. Hocam dedim eğer imam bunu dedim açıklıkla söylüyorum böyle yaz demeni istemiyorum senden dedim. Ama İmam Buhari dahi dini kitap olarak yazı yazamıyorsanız bu ülkede konuşulacak bir şey yok artık dedim ben.

Bir ay sonra yazdı dini kitaptır diye Savcılığa. Ümmet bunların içerisinden geliyor. Sürgün yiyen ümmet. Bombalanan ümmet. Namusları paçavraya çevrilen ümmet. Yeraltı zenginlikleri ve yeryüzlü zenginliklerinin yağmalanan ümmet. Petrolü yağmalanan ümmet. Madenleri yağmalanan ümmet. Faiz ödeyen ümmet. Kendi başına atılan bombaların parasını ödeyen ümmet. Kendisine sıkılan kurşunların parasını ödeyen ümmet. Ümmet. Darbeler yaşanan ümmet. Darbeye maruz kalan ümmet. Böyle bir resim çizmek istemezdim size. Mübarek kandil günü. Ama bu ümmet direniyor. Kendince direniyor. Düşünebiliyor musunuz? Afganistan komple muhacir hükmünde. Suriye muhacir, Irak muhacir, Yemen muhacir, Lübnan’da iç savaş var. İç savaş var. Muhacir. Ümmetin resmini çiziyorum. Çin’de Doğu Türkistan muhacir. Çin’in zulmünde. Rusya’daki Müslümanlar zulüm altında. Avrupa’daki Müslümanlar zulüm altında. Camileri kapatılıyor. Dövülüyor. Beşinci sınıf vatandaş muamelesi görüyor. Ümmetin çektiği çileyi görüyor musunuz? Ümmetin düştüğü nokta bu. Bu resmi çizmek istemezdim.

Ama resim bu. Ve ümmet Türkiye’de de düştüğü noktayı görüyor musunuz? Ümmetin kitabı sorgulanıyor. Ümmetin kitabındaki hükümler sorgulanıyor. Ümmet sessiz. Ümmetin mezhebi sorgulandı. Mezhepleri dağıttılar. Ümmet sessiz. Ümmetin hadislerini dağıttılar. Sessiz. Ümmetin şimdi elindeki Kur’ân’ı dağıtıyorlar. Ümmet yine sessiz. Bu gece ne? Kadir gecesi. Bu gecenin ehemmiyeti ne? Kur’ân indirilmeye başlanmış. Kur’ân’ın indirildiği gece biz konuştuğumuz sohbet konusu ne? Kur’ân’ın değiştirilmeye çalışılması. Hani hangi İncil diyoruz ya biz. Aynı hale getirecekler. Hangi Kur’ân? Kimin Kur’ân’ı? Kimin tanzim ettiği, kimin dizayn ettiği Kur’ân? O hale getirecekler. Ve ümmet zaten zayıflatıla, zayıflatıla, zayıflatıla, zayıflatıla, tokatlana, tokatlana, tokatlana, tokatlana, ırzına geçile geçile, tecavüz edile edile. Öyle bir noktaya taşındı, öyle bir noktaya getirildi ki, öyle bir noktaya getirildi ki ümmetin Kur’ân’ı savunacak mecali yok. Ümmetin Kur’ân’ı savunacak entelektüelliği yok. Ümmetin Kur’ân’ı savunacak bilgi birikimi yok.

Ümmetin Kur’ân’ı savunacak ekonomik, siyasi, askeri gücü ve kuvveti yok. Zaten ümmete kalmış olsaydı Kur’ân’ı korumak, muhafaza etmek şimdiye dağıldıydı. Hamdolsun ki Cenab-ı Hak bu Kur’ân’ı, bu kitabı biz indirdik, biz koruyacağız diyor. Cenab-ı Hakk’ın korumasında olmamış olsaydı şimdiye dağıtacaklardı, tuz dağıtır gibi. Biz her birimiz hardal tohumu gibi dağıldıydık, her şey dağıldıydı. Bunu gözümüze soka soka tartışıyorlar. Bunu kalbimize kocaman bir kazı çaka çaka tartışıyorlar. Çakıyor kalbimize. Biz ritmik bir şekilde o kazığı alıp onun kalbine sokamıyoruz. Yavaş yavaş sokuyor bizim kalbimize. Acıta acıta, kanırta kanırta. Bir de bizden tebessüm ediyor, bize gülüyor bir de alayvari bir şekilde. Biz o acının içerisinde, o sancının içerisinde çırpınıyoruz biz ama elimizi kolumuzu kaldıramıyoruz. Mecadisiziz. Hani hadîs-i şerîf’te Hz. Peygamber’e sallallâhu aleyhi ve sellem azettir ahir zamanla alakalı meseleleri anlatırken sahabe bir anda dayanamıyorlar ya.

Diyorlar ki ya Resulallah o zaman ümmet kalabalık olmayacak mı, güçsüz mü olacak? Kalabalık olacaklar ama denizin üzerinde köpük misali diyor. Denizin üzerinde köpük misali. Bir ağırlığı yok, bir yaptırımı yok. Denizin üzerindeki köpük misali. Herhangi bir etkinliği yok. Denizin üzerindeki köpük misali. Herhangi bir şey yapabilirliği yok. din böyle bir kültür gibi bizde şu anda. Kültürel bir şey. Buna da şükür bunu böyle şey yapmıyorum bu kültür olarak da kabul etmeyebilirdi. Buna da şükür. Buna da ayrı bir mesele. Ama ümmetin durmuş olduğu nokta bu. Kur’ân var. Hükmü geçerli olmayan bir Kur’ân. Kur’ân’ın hükmü geçerli. Ama İslam dünyası olarak Kur’ân’ın hükmünün uygulanmadığı, Kur’ân hükmünün geçerli olmadığı, Kur’ân hükmünün konuşulmadığı bir İslam dünyası. İman ettiğimiz Kur’ân’ın hükmünü yaşamayan, iman ettiğimiz Kur’ân’ın genel kaide ve kurallarına uymayan bir İslam dünyası. Ya bu kitap ne diyor?

Ya ne derse desin. Benim ne dediğim önemli. Biz kitaba iman ettik. İman ettik. Hükmü? Hükmü yok. Hükmü yok. Neden? Hükmünü uygulama noktasında, hükmünü isteme noktasında olursanız, irticacı, gerici teröristsiniz. Batı İslam’ın hükmünü, kaidesini, ahlakını, hukukunu isteme noktasında durursan seni irticacı, gerici, yobaz terörist damgasını vuruyor sana. Aynı şekilde Batı’nın tanzim ettiği, dizayn ettiği devletler sistemi tamamiyetle Kur’ân’ın hükmünü, Kur’ân’ın kaidelerini uygulamaya çalışan, uygulanmasını isteyen bir şahsa veya topluluğa da aynı uygulamayı gösteriyor. Direkt terörist muamelesi görüyor, direk gerici, irticacı muamelesi görüyor. Kur’ân’ın ahlakı, Kur’ân’ın hukuku dersen anında otomatikman gerici, yobaz, irticacı, mürteci, ne bir sürü ismi var da bağlı yaşadığım devletin kural ve kaidelerini, dini kural ve kaideleri dönüştürmekten 13 yıl ceza. Sebep? Sen Kur’ân’ın ahlakını ve hukukunu istedin. Kur’ân’ın ahlakını ve hukukunu istediğin için sen tuğ kakasın. O zaman ne?

Kur’ân geldi sadece ibadet için. İbadet de ne? Beş vakit namazını kılacaksın. Şimdi namazı da sulandırıyorlar. Salat, dua demek illaki böyle ritüel olarak, böyle rükulluğu, secde, ondan sonra oturarak ayakta kılınacak bir namaz olarak düşünme. Dua et kardeşim sen. O da salat, o da duadır. Öbür kür oruç. Kışında tutabilirsin, yazın tutmak zorunda değilsin, saatlerde problem var, size çok oruç tutturuyorlar. Oruç tutulacaksa gelin bu saatte biz orucu bir zamana bağlayalım, ne zamana bağlayalım? Hazret demiş ki kışın oruç tutsun Müslümanlar. Kim? Besum Tübük. Haccı da bir zamana bağlayalım, hacca da o zaman gitsinler, gitmeye versinler. Hatta biz bir tane bir yere, bir tane bir beytullah yapalım, dört tane duvar çevirelim. Bu Araplara para mı idirelim, gidelim orada beytullahla tavaf edelim, onu da söylüyorlar. Sessiz Müslümanlar. Bize lazım olan şu, hocam ben parmaklarımın üzerine oja sürdüm, abdestim olur mu olmaz mı?

Hocam ben saçımı boyadım, abdestim olur mu olmaz mı? Hocam namazda eller kulak memesine değmeli mi, değmemeli mi? Kulak memesine değerse namazımız olur mu, olmaz mı? Ben kulak memesine değdirmedim ellerimi, namazım olur mu, olmaz mı? Hocam çocuğumun ismini ne koyayım, hocam bana bir isim bul, lütfen hiç kimsede olmasın ama Kur’ân’dan olsun. Hocam benim çocuğumun ismi Abdülkadir, bu ismi bu çocuğum taşıyabilir mi, taşıyamaz mı? Hocam benim çocuğumun ismi benim eşimin babası kaldı, gerici bir isim koydu, ne koydu? Abdurrahman koydu, ne? Abdurrahman koydu. Nasıl gerici bir isim bu? İşte eski gerici bir isim koydu hocam. Ya kızım Abdurrahman ismi Allah’ın Rahman olan kulluğunun ismi güzel bir isim. Güzel bir isim, hocam gerici ismi değil mi bu? Benim kocam babası koydu bunu. Bu çocuğuma benim ağır geliyor, geceleri uyuyamıyor.

Bunu değiştirebilir miyiz? Sağlı sollu yanaşın. Hocam ben evliyim, ben evliyken bir tane sevgili edindim, ben ona gittim bir ay onunla yaşadım, baktım onu da beğenmedim, ben onu da bıraktım, gittim öbür günle yaşadım 15 gün. Ben onu da beğenmedim, benim nikahım duruyor mu durmuyor mu? Diyanete sorsaydın yavrum, diyanete sordum sen kimle resmi olarak nikahlıysan senin nikahın onunla duruyor dedi. Benim nikahım duruyor mu ben onunla devam edeyim mi? Diyanet sana devam et demiş, devam edebilirsin içine siniyorsa. Evet. Hocam bizim evimizde sesler duyuyorum, bu sesleri neden duyuyorum? Benim çocuğum gece titriyor, neden titriyor? Günlük yani böyle şimdi abartı gibi gelebilir size. En az 10 tane 15 tane mail, en az 30-40 tane whatsapp’tan soru. Zaman zaman bunları diyorum toplayayım ümmetin resmi diyorum, yayınlayayım diyorum ben, hadi diyorum ya boş ver uğraşma diyorum.

Ümmet nelerle ilgileniyor? Google Hazretlerinden bir şey ne o kandil mesajı ümmetin yazmaya dahi zamanı yok. Hazreti Google’dan bir tane kandil mesajı, en güzel kandil mesajı at herkese, bir tane video at herkese, bir tane söz at herkese, cihat etti adam. Ne büyük iş yaptı, tebile etti ya. Üstad’ı çok sevdi yazıyor, selamünaleyküm aleyküm selam, nasılsın? İş yok yanım. Aradan yarım saat geçiyor, soru işareti, ses yok, haa derviş bunlar. Ümmet devasa, ne önemli problemleri var, ne önemli problemleri var. Neredeyse onu soracaklar, gözümde arpacık çıktı, tar

Arpacık/Tarana Lapası Anekdotu, Dervişlerin Problemleri ve Çocuklara Dinî Anlatılamaması

ana lapası koydum geçmedi, zeytinyağı sürdüm düşmedi. Ne yapabiliriz? Ne yapabiliriz? Onu soracak. Ümmetin büyük problemleri bunlar. Evet, gidip devasa evler alacaklar, devasa işler yapacaklar, ümmetin büyük problemi bunlar. Evde kavga edecekler, eşiyle beraber dövüşecek, o ona söyleyecek, o ona söyleyecek, ümmetin problemi bunlar. Ondan sonra hocam diyecek, bizim evde büyü var, ne oldu? Ne oldu? Biz birbirimize çok kavga ediyoruz, nefisten değil, şeytana uyduklarından değil, evde büyü var kesin, nazar var, bir gökyüzlü zaten hatun var kurtulamıyorum ondan. Her dönem yakalıyor beni, bugün de yakaladı. Dün akşam onun sohbetini ettim, bugün yakaladı gene beni. O gökyüzlü kaybolmadı gene. Gene birisinin gökyüzlüsü var, o görmüş onu, o kör olasıca hatun bakmış ona, gene nazar değmiş birine. Ömür boyu kurtulamayacağım ben, demek ki benim de çilen bu, o gökyüzlü hatunu görsem gözlerini ben oyacağım.

Ümmetin problemi bunlar. Ümmetin problemi düşünebiliyor musunuz? Ümmetin problemi Kur’ân değil. Ümmetin problemi sünnet-i Resulullah değil. Ümmetin problemi dinin yaşanması değil. Ümmetin problemi dinin algılanması, dinin öğrenilmesi değil. Ümmetin problemi teyzemin filanca kızının düğünü var, düğünde ne giyeceğiz biz? Dığdımın, dığdının sünneti var, sünnette ne giymeliyiz biz? Nasıl bir kıyafetle endam etmeliyiz biz? İhsanın işi de batacak şimdi. Ümmetin problemi bunlar. Nereye gidilirken hangi ayakkabıyı giymeliyiz? Ümmetin problemi. Hangi otellerde menüne iftar menüsü, onlara bakalım. Hangi restoranın iftar menüsü neler? Hangisinin iftar menüsü güzel? Ya dün akşam gittik iftara ya filanca restorana gitmiştik. Hiç beğenmedim. Neden? Çok soğuktu her şey. Ayy. Ne büyük problem. Ümmetin problemi bunlar. Hangi nerede, hangi kıyafet ucuzlamış, nerede hangi ayakkabı ucuzlamış, hangi alışveriş internet hesabından ne indirime girmiş, hangi AVM’de, hangi markette indirimde ne var?

Koşun çocuklar. Filanca AVM’de filanca şey indirime girmiş. Hep beraber sabahlayalım orada. Alalım muhakkak onu. İndirime girmiş ya. Bulamayız sonra. Çok lazım zaten bize. Ümmetin problemi. Bir tane ayakkabı alacak, on tane mağaza dolaşmalı, yirmi tane AVM dolaşmalı, otuz taneydi, koltuğun altına almalı, o zaman almalı. Ümmetin problemi. Bunlar önemli şeyler. Bakın bunlar önemli şeyler. Ümmet özgür olmalı bu manada. Habire yemeli, habire içmeli, habire giymeli, habire kullanmalı, habire tüketmeli ümmet. Ümmetin problemi bu. Eğer tüketemezse ümmet psikolojisi bozulur. Ayy ne olurlar bilir misiniz? Ümmetin problemi. Hepimizin cebinde bizden akıllı telefonlar. Bizden akıllılar. Neden? Hepimizi esir alıyor çünkü. Bir şey seni esir alıyorsa senden akıllıdır. Bir şey seni esir alıyorsa senden zekidir. Bir şey seni esir aldıysa sen ona bağımlısın, bağlısın demektir. Ümmetin problemi bu. Herkes de IHONX olmalı. Herkesin cebinde televizyon gibi bir tane telefon olmalı.

Onu bir de kadınlar, erkekler arka ceplerinde taşımalı. Kocaman. Daracık pantolonların, daracık arka ceplerine koymalılar televizyonu arkalarında taşıyorlar. Güzel bir şey ama ha. o telefon oraya yakışıyor. Güzel bir şey. Ama ümmetin önemli bir işlevi bu. Problemi bu. Ümmet bunu muhakkak tanzim ve tasnif etmeli. Buna ulaşmalı. Ümmet Twitter nasıl kullanılır, WhatsApp nasıl kullanılır, Facebook nasıl kullanılır. Bunu tam manasıyla öğrenmeli. Büyük problem bu. Namazı nasıl kılacağını bilmemeli ama. Evet. Ne abdesti bozar bilmemeli. Ama o kes, kopyala yapıştır. Abdestin farzını, vacibini gönderebilir oradan. Tebliğ ediyor ya. Kendisi okumaz ama. Ümmetin problemi bunlar. Bunlar olmazsa olmaz. Twitter yasaklanırsa ne yaparız biz? Demokrasi ayıbı olur. Özgürlük ayıbı olur. Facebook yasaklanırsa ne olur? Batarız biz ülke olarak. Büyük bir özgürlük ayıbı olur. Kur’ân’ın hükümleri yasaklanmış. Yasaklansın zaten. Ya ne olacak yani? Kur’ân’ın hükmünde bizim bağlantımız mı var?

Bir sene. Zaten filanca bizim Cumhurreisimiz Süleyman Demirel Efendi Hazretleri demedi mi bu hukuk geçmişte kalmıştır. Uygulanması mümkün değildir. Birisi öyle dediydi. Senin şeyhinden daha mübarek bir zat dediydi de ben o yüzden öyle söylüyorum onu. Bir nurcu tanıdığımız vardı bana öyle dedi Bayındırdağ. Senin şeyhinden daha büyük evliya o dedi. Evet onun evliyası o. O televizyonda öyle dediydi. Kur’ân’ın hükümleri uygulanamaz şu anda dedi. Geçmişe kaldı. O dönem içinde geçerliydi o dedi. E bunu böyle söyleyen ilahiyat profesörler de var ya Kur’ân’ın hükümleri o gün için geçerledi. Bizim problemimiz değil. Ya Kur’ân’ın hükümleri yasakmış, uygulanmıyormuş. Uygulanmasın ama Twitter’ımız açık olsun. Kur’ân’ın hükümleri uygulamada yok. Aman olmasın. Facebook’umuz açık olsun bizim. Ya Kur’ân’ın hükümleri yok. Olmaya versin canım. WhatsApp’tan biz mesajlaşıyoruz ya. Ha buraya atıyoruz böyle videolar atıyoruz haberler atıyoruz.

Olur olmaz şeyler atıyoruz. Oturuyor koskoca adamlar benim bende var çünkü. Olur olmaz videolar paylaşıyorlar, yazılar paylaşıyorlar. Utanıyorum artık ben doğru bir şey paylaşmaya dayı utanıyorum. O kadar çok kirlilik var ki zaten kimse kimseyi okuduğu yok. Ha kim göndermiş filanca. Tamam tamam tamam. Tamam at boyuna. Ümmetin problemi bunlar önemli şeyler. Kur’ân’ın kerimi okunmuyormuş okunmasın. Ha ne günü bugün bizim Kur’ân günü. Ha boş ver ya Kur’ân’ı okumasını bilsek de olur bilmesek de olur. Bugün kandile giderken ne giyeceğimiz önemli. Bugün camiye giderken hangi kıyafeti giyelim gidelim. Ah geçen bu kıyafeti giydim gittim aynı kıyafetle gitmeyeyim ben caminin şimdi oradaki cemaat bakar. Aa Mustafa Özba aynı takım elbiseyle gelmiş ya olur mu ya? Olmaz ya o değişik takımla gideyim ben. Ha aynı ya Cumartesi aynı örtüyle gittin oraya tekledeki sohbete şimdi yine aynı örtüyle mi gideceksin?

Yok değişik zaten 35-40 tane örtü var. Biz değiştirelim habire. Ümmetin problemi bunlar. Dervişlerin de problemi. Evet. Dervişlerin de problemi. Allah bizi affetsin. Evet. Ayrıca şeyler. Bütün ümmetin problemi ümmet çocuklarından mızdarip. Çocuklarına dini anlatamıyor. Çocuklar anneleri babaları dinlemiyorlar dini meselelerde. Çocuklar da o deccalın ağzındalar. Neden? Çocuklar da okula gidiyorlar okulda ateisti var, dinsizi var, imansızı var her şeyi var okulda. İmamatipte de var. Nereye gönderirsen gönder, ne tarafa dönersen dön. O çocuk onların içerisinde dinini yaşamaya çalışacak zor. Kur’ân bizim için dert olmaktan çıktı. Ümmet için onun yaşanması için dertlenelim bu çıktı. Kur’ân ümmete uzak. Ümmet de Kur’andan uzak. Kur’ân ümmete ağır geliyor artık. Haşa tabiri caizse ümmet onu yük olarak görüyor. Bir kurtulsa bir yakasını sıyırsa rahat edecek. Hani diyorlar ya deist olmaya başladılar diye. Yakasını kurtarmak istiyor çünkü.

Bakıyor bu hükümleri uygulamak zor. Bu hükümler nefsez ağır geliyor. Ya Allah var tamam kabul ettim ama yani geri kalanını yok kabullenmem mümkün değil. Ya nasıl olur ağır geliyor artık. bugün Kur’ân’ın indirildiği gün. Kadir Gecesi. Şüphesiz biz onu Kadir Gecesinde indirdik. Son 10 günün içerisinde. Rivayetlerin büyük bir çoğunluğu ağırlığı son 10 günde. Aynı rivayetlerin kendi içerisindeki ağırlığı 27. günler. Hadis-i şeriflerde. Hadisleri kabul edenler için. Bir de o hastalığımız var ya şimdi. Hadisleri de kabul etmiyoruz artık biz. Bir hastalığımız da o. Eğer hadisleri kabul ediyorsak o zaman 27. gün. Şimdi biz 27. gün bizim için bugün öyle değil mi? Ama Suud’lar için yarın 27. gün. Onların bugün değil 27. günleri. Neden? Onlar bir işte Hilali Gördük Görmedik tartışması her sene çıkarıyorlar. Her sene o tartışmada bakıyorlar Türkiye ne zaman Ramazan’a girecek?

Ayın 1’inde. Onlar ya 29. gününde giriyor ya ikisinde giriyor. Türkiye’yle aynı günde veyahut da belli bir bölüm, İslam dünyasının belli bölümüyle aynı günde girmiyorlar. 27. gece. İnşallah bu gece. İnşallah. Bizim niyetimiz o. Bizim düşüncemiz o. Ve tabi Ramazan ile alakalı, Ramazan ayıyla alakalı da öyle bir aydır ki Kur’ân o ayda indirilmiştir denilince. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri işte bir Ramazan’ın ilk 10 gününde sonraki sene Ramazan’ın ikinci 10 gününde sonraki sene Ramazan’ın 3. 10 günde 3. 10 günde itikafa girmiş sonradan son 10 günde itikaf etmeye başlamış son 10 gün içinde arayınız demiş ve son 10 gün içerisinde aramak İslam ümmeti içerisinde bir oturmuş yerleşmiş bu noktada toplanmışlar. Sonradan 27. gecede kendilerince bütün bakmışlar hadisleri analiz etmişler. Hadislerinin işaret ettiği 27. gün 27. günü Kadir gecesi olarak ne yapmışlar?

Uygulamaya başlamışlar, aramaya başlamışlar ama asıl son 10 günde aramak gerekiyor. Bir hadîs-i şerîf birkaç tane hadîs-i şerîf var son 7 gün içerisinde aranmasına dair. Ama son 10 gün itikafa girmiş Hz. Peygamber Salulü Aleyhi ve Selam Hazretleri son 10 günde aranması lazım. Hamdolsun bu sene dergah olarak kardeşler 2. saatlik, 3. saatlik, 1. günlük, 2. günlük bu son 10 gün içerisinde itikaflara devam ediyorlar. Cenab-ı Hak’a hamdolsun bu sene itikafa giren bir hayli kardeşimiz oldu. Bayanlar bu konuda daha aktifler açık konuşmak gerekirse. Bayanlar bir hayli aktif itikafla alakalı bu son 10 gün iyice bu son günler aktifliklerini arttırdılar. Cenab-ı Hak’a hamdolsun hepsini de tebrik ediyorum. Allah mübarek eylesin inşallah. Ve Cenab-ı Hak ayetle sabitlemiş bin aydan hayırlı bu Kadir Gecesi. Bin aydan hayırlı. Bin aydan bir gecede bin aydan hayırlı bir ibadet işlemiş olacaksınız.

Allah bize o ibadete erenlerden eylesin inşallah. Ve bu Kadir Gecesi ile alakalı Kur’ân’ın indirilmesi ile alakalı geçmiş kitaplarda da değişik işaretler değişik bu noktada sözler ve kelimeler var. Tabi ben bugün özellikle Kur’ân’ın hükmüne uymak ile alakalı bir küçük sohbet hazırlamıştım. Tehlikeli mecra burları. Neden tehlikeli mecra? Kur’ân’ın hükmü konuşulmuyor çünkü. Bir tek ibadetler konuşuluyor. Bu noktada hukuku konuşulmuyor. Allah bizi affetsin. Bakara başlangıç ilk 5 ayet Elif La Mim onunla başlıyor ya o kitap yani Kur’ân kendisinde hiç şüphe olmayan ve takva sahiplerine doğru yolu gösteren bir kitaptır. Kur’ân üzerinde hiç şüphe olmayan üzerinde şüpheye sebep verecek, şüpheye mahal yaratacak, soru işaretine sebep olacak hiçbir şüphesi olmayan bir kitap. 1400 yıldan beri üzerinde hiç şüphe oluşmamış yegane tek kitap. Üzerinde akli dengesi yerinde olanların hiç şüpheye düşmeyeceği bir kitap.

Cenab-ı Hakk’ın kendi fazlından kerametinden ilminden indirdiği bir kitap kendi katından indirdiği bir kitap ve indirildiği günden itibaren noktası dahi değişmeyen kitap Kur’ân. Ama bu Kur’ân sadece ve sadece buraya dikkat edin sadece ve sadece takva sahiplerine doğru yolu gösteren bir kitap. Sadece takva sahiplerine bir kimse takva sahibi değilse Kur’ân ona yol göstermiyor. Kur’ân onun yolunu aydınlatmıyor. Kur’ân onun kalbini aydınlatmıyor. Kitabın ikinci surenin ilk, Kur’ân’ın ikinci surenin ilk beş ayeti ilk beş ayetinin içerisindeki ikinci ayet. Takva sahiplerine doğru yolu gösteren bir kitap. Takva sahiplerine Kur’ân elalade yoldan geçene kitap indirilmiş kitap değil. Takva sahibi olmayan, inanmayanlara yol gösterecek bir kitap değil. Müşriklere, münafıklara, gavurcuklara yol gösterecek bir kitap değil. Beynini Amerikan Johnys’ine satmış, kalbini İngiliz Londra Kraliaysarayı’na satmış, gözünü Moskva’da dikmiş, kalbini iki tarafa peşkeş çekmiş insanlara yol gösterecek olan kitap değil.

Kur’ân öyle diyor. Kur’ân ancak takva sahiplerine yol gösterir. Ama âyet-i kerîme’nin arkasında diyor ki, takva sahiplerini bize tarif ediyor Kur’ân. Bir başkasının tarifine bırakmıyor. Takva sahibi olmayı bir başkasının tarifine bırakmıyor. O takva sahipleri ki, gayba iman ederler. Namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar. Devam ediyor. Onlar sana indirilene ve senden önce indirilene de iman ederler. Ahirete de kesinlikle onlar inanırlar. Ahirete de kesinlikle onlar inanırlar. İşte Rablerinin doğru yolunda olanlar bunlardır. Kurtuluşa erenler de bunlardır. Ey Ümmeti Muhammed! Gaybe iman etmezsen, namazını kılmazsan, Allah’ın verdiği rızıklardan infak etmezsen, senden önce indirilen kitaplara ve peygamberlere iman etmezsen, ahirete, ahiretin var olduğuna hesaba kitaba iman etmezsen, takva sahibi değilsin, Kur’ân sana kendini açmaz. Yüzünden okur geçersin. Kur’ân sana kendini açmaz. Kur’ân müttakilerin kitabıdır. Müş

Müttaki Kimdir, Elif-Lâm-Mîm’in Matı ve Hz. Peygamber’in Sahabelerine Sorusu

riklerin değil, münafıkların değil, gavurların değil, Allah’tan korkanların kitabıdır. O Allah’tan korkanlar ki haramdan uzak durur, helalı yaşarlar. Müttakil olmak haramlardan uzak durmaktır. Müttakil olmak farzlara sık sık yapışmaktır. Kur’ân kendisini kapatır. O Allah’tan yeryüzüne müminlerin gönlüne indirilmiş bir nurdur. Takva sahiplerinin kalplerine indirilmiş bir yol gösterici nurdur. Takva sahiplerine şifadır. Şifa ve gönüllerinde nurdur. Bugün Kur’ân günü. Kur’ân günü Kur’ân. Kur’ân namaz kılmayanlara kendini açmaz. Kur’ân, gaybe iman etmeyenlere kendini açmaz. Kur’ân, ahirete iman etmeyenlerin kendini açmaz. Hesaba kitaba inanmayan, görüntüsü mümin ama içi münafık olanlara kendini açmaz. Ahirette hesaba kitaba çekileceğini düşünmeyen, ahiret bilince olmayan, ahiret inancı olmayan kimselere Kur’ân kendini açmaz. Hafız olabilirsin, profesör olabilirsin, müftü olabilirsin, şeyh olabilirsin, derviş olabilirsin. Sana bu isimlerle hitap edebilirler. Ama sen takva sahibi değil isen Kur’ân sana kendini açmaz. Senin gözün körleşir, kulağın sağırlaşır, kalbin mühürlenir.

Sen görüntüde Müslüman, özünde münafık olursun, özünde kafir olursun. Sen herkesle beraber namaz kılarsın. Cennetin cehennemin varlığına iman etmezsen, sabahtan akşama kadar namaz kılarsın camide. Ama cavursundur, kafirsindir. Sen zekatını vermezsen, zekata iman etmezsen, sen sadaka vermezsen, sadakaya iman etmezsen, Kur’ân sana açmaz kendini. Sen bir gürültü olarak dolaşırsın, sen takva sahibi olmazsan, harandan uzak durmazsan, farzları yerine getirmezsen, Kur’ân sana açmaz kendini. Sen yüzünden okur gidersin. Benim gibi kara bir taş olursun, Yunus’un dediği gibi sen bir kara taşsın. Denizin içine düşsen de su almazsın ya diyor. O zaman takva sahibi olmak, birinci derecede bakın, Kur’ân-ı Kerim Fatiha’dan sonra Bakara Suresinin ilk beş ayeti. İlk beş ayeti dikkat edin. İlk beş ayeti. Elif-La-Mim, önce seni durduruyor, çakıyor seni duvara. Elif-La-Mim, duruyorsun orada, anlamadın hiçbir şey çünkü, neden? Elif-La-Mim dedin, kaldın.

Üç tane harf. Senin önüne bir kocaman bilinmezlik koydu, kocaman bir denklem koydu. Senin önüne kocaman bir sır koydu. Senin önüne kocaman bir derya koydu. Sen deryanın önüne geldin, şapşal eşekler gibi kaldın. Hiçbir şey anlamadın. Elif-La-Mim, kaldın orada. Sen neyi biliyorsun? Sen neyi biliyorsun ey insanoğlu? Sen kendi bilgini nereden ilahlaştırdın? Sen kendini nereden ilahlaştırdın? Sen kendini nerede Tanrılaştırdın? Sen nerede firavunlaştın? Sen nerede kendini ilah yaptın? Sen aklını ne zaman ilah yapıp da onun önünde secde ettin aklına? Hadi gel şimdi. Elif-La-Mim, söyle bana oradan bir tane harf. Söyle oradan bana bir tane kelime. Söyle oradan bana bir tane nefes. Oradan bana bir şey getir. Elif-La-Mim, üç harf de mat etti seni. Elif-La-Mim, ilmel yakin, aynel yakin, akkel yakin. Üç harf de mat etti bütün akılları. Kur’ân gecesi kaldın Elif-La-Mim’de.

Arkasından sana o sırlı deryanın, o sırlı okyanusun, o sırlı pencerenin şifresini verdi sana Allah. Dedi ki Elif-La-Mim, bu kitap dedi bu kitap. Şeksiz şüphesiz. Üzerinde şüphe edilmeyecek noktada sana indirildi. Bundan şüphe edersen Elif-La-Mim’i anlayamazsın, orada kalırsın. Hazreti Pir’in aştan nasibi olmayan eşeğin bataklıkta battığı gibi kalır demesi. Akıl aşka gelince, çamura saplanmış eşek gibi olur. Akıl Elif-La-Mim’e gelince çamura saplanmış eşek gibi olur. Bütün bilginler toplansın, bütün alimler toplansın, bütün profesyonler toplansın, bütün müftüler toplansın. Toplanın ey gavurcuklar! Elif-La-Mim’den bir harf getirin. Kur’ân gecesi. Bütün ümmet kaldı Elif-La-Mim’de. Kur’ân kendini açıyor yeniden. Diyor ki bu kitap üzerinde şüphe olmayan takva sahiplerine doğru yolu gösterir. Sen Elif-La-Mim’de kaldın, sen denize ayağını dağıtamadın, sen denizi dahi göremedin, sen yakinlik neredesin de uzaklardasın. Neredesin? Sebep? Diyor ki bundan ancak takva sahiplerini anlar.

Bunu ancak takva sahipleri bilir. Bunu ancak takva sahipleri görür. Bu ancak takva sahiplerinin gönlüne indirilir. O takva sahipleri neymiş? Gayba iman edenler. Biz gayba iman ederiz. Öyle bir gayba iman eden topluluğuz ki biz. Biz zahiren görmediğimiz peygamberin peygamberliğine iman ederiz. Biz zahiren gözümüzle dizinin dibinde oturmadığımız peygamberin peygamberliğine iman ettiğimiz gibi Onda indirilen Kur’ân’a da iman ederiz. Aslında Ahir Zaman ümmeti gayba iman noktasında en mükemmel olan ümmet. Gayba iman noktasında. Müjde size. Batırdım ya çıkarayım şimdi. Çökerttim ya. Cenab-ı Hakk’ın izniyle çıkarayım. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerine. Bizi gene derleyip toparlayacak olan o. Bizim başımıza okşacak olan o. Yine bizim elimizden tutacak olan Allah’ın izniyle o. Gözümüzün yaşını silecek olan o. Garip insanlarız biz. Kimimiz kimsemiz yok. Garip insanlarımız. Garip insanlarız. Arkamızda devlet yok, arkamızda Londra yok, ardımızda Washington yok, Mossad yok, CIA yok.

Rusya’sı, Çin’i yok arkamızda. Gerçekten sufi olanlar garip insanlardır. Zahiren onların ellerinden tutan hiç kimse yoktur. Garip insanlardır. Sufiler. Gerçekten bir kimse sufiyse evinde gariptir. Çocuklarının yanında gariptir. Ailesinde gariptir. Sokakta gariptir. İman edenler, gerçekten iman edenler garip insanlardır. Ben kardeşlerin evlerinde, işlerinde, sokaklarında ne yaşadıktan üç aşağı beş yukarı bilirim. Eşiniz başka bakar, çocuklarınız başka bakar. Arkadaşlarınız başka bakar. Herkes başka bakar. Kimisi deli görür, kimisi divana görür, kimisi nereye gidiyor bu der. Kimisi uzaklaşır. Düğünlerine davet edilmezsiniz, sünnetlerine davet edilmezsiniz, toplantılarına davet edilmezsiniz, akraba günlerine davet edilmezsiniz. Sakalınız uymaz oraya. Gidersiniz kadınlarla tokalaşmazsınız, uymazsınız oraya. Kadınlarınız orada çan çini çan çini adamların önünde oynamaz. Uyumazsınız oraya. Denizin kenarına uyumazsınız, deniz kenarındaki restoranlara uyumazsınız, otellere uyumazsınız. Öyledir sufilik. Şatıata uyumazsınız, şatafata uyumazsınız. Herkes sizi gördüğü zaman heva ve hevesine uyanlar, sanki şeytanı görmüş gibi kaçarlar.

Aslında Muhammed Mustafa’nın nurundan kaçıyor onlar. Gerçekten sufilik gariplik yoludur. Zenginliğe fakirliğe bakmaz gariplik. Gariplik senin imanınla alakalıdır. Senin o imanı hayata geçirme felsefenle alakalıdır. Herkes senden heva heves bekler, herkes senden şeytaniyet bekler. Çocukların senden heva heves bekler, eşin senden heva heves bekler. Kadın erkek değişmez. Arkadaşların senden heva heves bekler. Akrabaların heva heves bekler. Öyledir ama sen yapamazsın hiçbirisini. İmanın bir taraftadır ya. Bir de o müjdeyi almışındır ya. Kimse o müjdeyi okuyarak tanılır. hadîs-i şerîf ne der? Okuyalım, okuyarak alanlardan. Bir de okumadan alanlar vardır. Okumadan alanlarda Cenab-ı Hakk’ın kendince Habibi Mustafa’yı sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’yle okumadan tanıştırdıkları vardır. Onun yapacak bir şey kalmamıştır, tanışmıştır onunla. O heyecan, o zevk, o aşk ona oturmuştur, yerleşmiştir. O hasbel kadar gecenin bir yarısında sen böyle garip garip ağlarken ödüne gelivermiştir Hazreti Muhammed Mustafa.

Bir bakmışındır ki demiştir sen benden’sin, bitmiştir senin işin artık. Veyahut da bir başını okşamıştır senin. Veyahut da cihar yarı güzin gelmiştir. Gelmiştir en dertli zamanında Hazreti Abubakar Efendimiz. Ağzına bir damla bir şey vermiştir. Hiç umulmadık zamanda Hazreti Ali Efendi gelmiştir. Atının terkisini bindirivermiştir seni. Hiç umulmadık zamanda Hazreti Ömer, hiç umulmadık zamanda bir Hazreti Hasan, bir Hazreti Hüseyin. Hiç umulmadık zamanda böyle daraldığım zamanda o Cennet Annesi Fatıma Atlusu Zehra gelivermiştir. Bunda kimsenin yapacak bir şey yoktur. Ona gariplik namgası vurulmuştur. Bitmiştir mesela. O gariptir artık. O şaklabanlık yapsa da gariptir. Üzerinde durmaz çünkü. O ne yaparsa yapsın gariptir. Üzerinde durmaz. Ne yaparsa yapsın. Üzerinde durmaz. Dedikodusu çok, iftirası çok, sıkıntısı çok, problemi çok. Kaybaya iman etmiş çünkü. O görmüştür Cenneti. Bu enteresan bir şeydir. Millet okur, okur, okur, okur.

O bir perdede bakıverir onu. O cehennemin dehşetini bir anda olsa görmüştür. Ne dehşet? Bir perdede onu yaşamıştır. Ve o bağrıltının, çağrıltının zerresini bir insan duysa aklını kaybeter ya. Ona bir nebze dokunmuştur o. Veya zikrullah esnasında Allah, Allah, Allah derken bir bakmış ki Eylânâ Hazretleri oradadır. Onunla beraber Allah diyor. Bir bakmış Ahmet de Rufay orada, Hazreti Mevlânâ orada gibi. Öyle bir gariplik dokunur ona. Veya herkes orada Allah, Allah derken bir anda adamın şeyhi görüvermiştir onu. Gariplik dokanır ona. Dokunur. Bir rüya görür. Gariplik dokunur ona. O böyle artık kelenin kuşu gibi olur. Ne yerde ne gökte ne sağda ne sola. Bir garip olur o. Bir garip olur. Sufilik böyle bir şeydir. Müminlik, has müminlik böyle bir şeydir. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’ne sahabeler sorar. Bizden daha kıymetlileri var mı ya Resulallah?

Enteresandır bu. Cevap verir. Sizin için imanı garip olan hangi yaratık vardır bu yurdunda bulunanlar? Derler ki meleklerdir. Allah Resulü der ki, Rab’lerin katında bulunanlar, Rab’inden şüphe ederler mi? İmanlarına şüphe ederler mi? Geçer. Peygamberler, peygamberler kalplerine vahyi gelmiş. Onlar şüphe ederler mi? Onlar da geçerler. Cevap verir. Yaratıklar içinde imanı en garip olanı sizden sonra gelecek olan bir topluluktur. Onlar üzerinde yazı bulunan sayfaları bulacaklar ve o yazılara iman edeceklerdir. Biz iki kalın kartonun arasında bulunan Musaf’a iman etmiş olanlarız. Okuyaraktan ama duyaraktan iman etmiş olanlarız. O yüzden gerçekten garipiz. Garip. İşte o gayba iman ederiz. Gayba iman etmek, Hz. Muhammed Mustafa’nın peygamberliğine iman etmek, onun sünnetine iman etmek, o kalın iki yaprağın arasındaki Musaf’ta yazanlara iman etmektir. Garip olan budur. Bu iman etmek yalnız kuru bir iman değildir.

Ya? Bu iman etmenin içi doludur. Çünkü bu gayba iman etmekle kalmaz. Ne olur? Namaz kılmak vardır. Onlar gayba iman ederler. Namazı dosdoğru kılarlar. Namazı dosdoğru kılmak ne demek? Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor ya, ibadetleri benden gördüğünüz gibi yapın. İbadetleri benden gördüğünüz gibi yapın. Farzını, vacibini, sünnetini, kaidelerini benden gördüğünüz gibi yapın. Heva hevesi uymuş, şeytana uymuş, şaklabanlara değil. Ya? Muhammed Mustafa’ya uyun. Namazı dosdoğru kılın. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar. Allah yolunda harcayın. Allah yolunda harcayın. Allah yolunda harcayın. Allah yolunda harcayın. Allah yolunda harcadığınız olsun, bir lira olsun. Allah yolunda harcayın. Bir lira da olsa Allah yolunda harcayın bir şey. Bir lira, bir lira harcayın. Allah yolunda harcayın. Ona üzülmeyin. Ona içiniz burkulmasın. Ben bu bir lirayı neden yedirdim buna? İçiniz burkulmasın. O fukaraya yedirdiğinizden içiniz burkulmasın.

O fukaraya harcadığınızdan içiniz burkulmasın. Allah yolunda bir şey yapmışsınız. Allah yolunda. Zikrullah’a gidiyoruz. Hadi kardeşim. Bu sefer benzini doldurayım. Olmaz. Ya doğen dolduracağım bitti. Allah yolunda harcıyorsun. Hadi kardeşler bu sefer yol paranız bana ait. Allah yolunda harcıyorsun. Bir sefer. O takva sahibi olmanın göstergesi. Ne? Gayba iman etmek. Allah’a, meleklerine, gayba iman, din gününe, gayba iman. Hesaba kitaba çekileceğine inanmak, gayba iman. Ve namazı dost doğru kılan. Ve o takva sahiplerinin, Cenab-ı Hak kendisi tarif ediyor. Kendisi tarif ediyor. Cömertliği koyuyor. Allah yolunda harcarlar. Devam ediyor. Sana indirilene, Kur’ân’a, senden önce indirilenlere de iman ederler. Sana indirilen ne? Kur’ân. Ona iman ederler. Müttaki, takva sahibi ve ondan önce indirilenlere de iman ederler. Biz Adem Aleyhisselâm’dan, Muhammed Mustafa’ya kadar ne kadar peygamber geldiyse iman ettik ve ne kadar onlara Allah’tan bir şey indirildiyse hepsine de iman ettik.

Bütün peygamberlerin dinleri İslam’dır çünkü. Ahirete de kesinlikle onlar inanırlar. Ahirete kimler inanırlarmış? Bunlar inanırlarmış. Başkası değil. bunlar kurtuluşa erenlerdir. Elif Lamim dedi. Orada senin aklını batırdı. Ondan sonra dedi ki gel Elif Lamim’in sırrını öğrenmek istersen bu haline hallen. İşte yine İsra ayet 82. Biz Kur’ân’ı iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olarak indiriyoruz. Kur’ân zalimlerin ise ancak zararını artırır. Ey insanlar size Rabbinizden bir öğüt, göğüslerde olan dertlere bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir. Yunus ayeti 57. Rabbinizden bir öğüt, göğüslerde olan dertlere şifa, müminler için hidayet ve rahmettir. Kur’ân bize Allah’ın hükmüyle hükmedilmesini emreder. Maide 48. Ey Muhammed sana da geçmiş kitapları tahsik eden ve onları muhafaza altına alan Kur’ân’ı hak olarak indirdik. Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet, onların heva ve heveslerine uyarak sana gelen haktan sapma.

Her biriniz için bir şeriat ve yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat sizi ümmetlere ayırması verdikleriyle sizi imtihan etmesi içindir. O halde iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O ihtilaf etmekte olduğunuz şeyi size bildirecektir. Kur’ân kendinden önce geçen bütün kitapların hem koruyucusudur hem de şahididir. Kur’ân şahittir. Peygamberlerin varlığını da Kur’ân şehadet eder. Peygamberlerin varlığını, Peygamberlerin yaşadığını Kur’ân şehadet eder. Adem Aleyhisselâm ile Muhammed ve Mustafa arasında ne kadar Peygamber ve ne kadar kitap var ise Kur’ân’ın şahitliğine muhtaçtır. Bakın Kur’ân’ın sırrı hala da çözümlenebilmiş değil. Bakın ne İncil’in ne Tevrat’ın ne Zebur’un yazılmış gerçek yazıtları bulunamamakta. Bunun İncil’in var olduğuna şehadet eden tarihi vesika Kur’ân’dır. İman ederiz. İncil adında bir kitabın tarihi vesika olarak bulunabilirliği yoktur. Tarihi vesika olarak İsa Aleyhisselâm adında bir Peygamberin yaşadığına dair tarihi bir vesika yoktur.

Musa Aleyhisselâm’ın yaşadığına dair tarihi bir vesika yoktur. Adem’den itibaren bütün Peygamberlerin peygamberlikleriyle alakalı birer tarihi vesikaları yoktur. Ey madde perestler, ey dünya perestler, ey her şeyin, her şeyin kendilerince delilini arayan Batılılar, İsa’nın yaşadığına dair bir delil getirin. Kendileri tartışıyorlar, bulamıyorlar. Ey Yahudiler, Musa adında bir Peygamberin yaşadığına, Tevrat adında bir kitap indirdiğine tarihi bir vesika getirin. Yok. Yok. Onun şehadeti Kur’ân’da. Kur’ân var olduğunu bize iman söylüyor. Biz iman ediyoruz galiba, iman ettik bakın. Kur’ân var dedi biz iman ettik. İsa adında bir Peygamber var dedi iman ettik. Musa adında bir Peygamber var dedi iman ettik. Yahya adında bir Peygamber var dedi iman ettik. Zekerya adında bir Peygamber var dedi iman ettik. Yusuf’u, Yakup’u, Yunus’u iman ettik. Bütün Peygamberlerin Peygamberliklerine iman ettik. Bunun bizdeki vesikası Kur’ân. Bir vesika getirin.

Siz iman ettiniz Peygamberle alakalı? Yok. Bir vesika getirin. İncilin. Yok. Hepsi de sonradan yazılma. Binlerim kaç bin tane incil çıkmış ortaya. Elemişler elemişler elemişler. Sekiz yüze. Bir daha elemişler elemişler. Atmışa yetmişe kırka. Bir daha elemişler. Ondan sonra 15-20’ye bir daha elemişler. Ondan sonra 4’e indirmişler. Bu dördün haricindekileri de demişler ki ellerindeki incilleri yakarız demişler. Hepsine de savaş ilan etmişler. Onları kafir ilan edip Hıristiyanlar birbirlerini katletmişler. Şimdi 4 tane incil var. 5.si bulundu. Öyle değil mi? Barnaba incili. Bir vahette Barnaba incili bulununca merhum Muhsin yazıcı oğluna götürmüşler. Muhsin yazıcı oğlu da onun fotokopisini çektirmiş. Aslını genelkurmaya gönderdi diyorlar. Genelkurma’ın kozmik odasında saklanıyor diyorlar. Şehir efsanesi olabilir. Muhsin yazıcı oğlunda şehit edilmesinin sebebinin bu olduğunu söyleyenler var. Çünkü bir çanta var. Orta yerde bulunmayan bir çanta. Çantada Barnaba incilinin fotokopileri tek fotokopisi onlardı diyenler var.

Doğru yanlış bilmiyoruz. Bizim insanımız da şehir efsanelerini sever. Şimdi o Barnaba incili de Hz. Muhammed Mustafa’nın geleceğini söyleyen bir incil. Kur’ân’ın geleceğini söyleyen bir incil. Barnaba incili testi sinancı yok. Barnaba incilinde. Baba oğul kutsal ruh değil yani. O yüzden sıkıntı var. Belki de Vatikan’la da alakalı sıkıntı var. Belki de bu kitap bizde duruyor. Bu kitap bizde durduğu için bu kadar teröre, ekonomi terörüne, siyasi teröre, askeri teröre, her şeyi teröre bizi maruz kalıyoruz. Olabilir. Çünkü Barnaba incilinin hakikatinin gerçekliğinin kabul edilmesi demek bütün Hristiyan dünyasının yıkılması demek felsefi ve ekonomik olarak. Evet. E onu bu kitabı elinde tutan bir ülkeyi yerle yeksan etmeye çalışırlar mı? Çalışırlar. Alın size bir komplo teorisi. Ben inanmıyorum değilim bunlara. Ha. Bu zalim gavurlar öyle gavurdur ki. Bunlar kendi açıklarını meydana çıkmaması için dünyaya ateşe verir bunlar.

Bizim insanımızda gavurlara karşı böyle bir sempatik durma var. Bizi Amerika’yı sempatik göstermişler. Bizi İngiltere’yi sempatik göstermişler. Bizi Mossad’ı, CIA’yı sempatik göstermişler. Evet. Böyle gavurlara karşı bizim böyle bir şeyimiz var, zaafımız var. Evet. Gavur bir şey yapınca bizim hiç sıkıntı yok bizde. Gavurdan gelsin yeter ki. Gavurdan gelsin. Ne geliyorsa gelsin başımız gözümüz üstüne bizim. Orada bir şey çıkıyor yarın burada. Tabii onlar bir memnelerini açıyorlar anında biz de açıyoruz. Tabii. Yani hiç kimse yamalı pantolon giymez öyle değil mi? Giymiyor hiç kimse. Bir yamalı kot modası çıktı. Anında bizde de yamalı kot modası. Ulan bir yamalı bir şey giy desen giymez hiç kimse. Hiç yırtık kot giyen var mı? Olmaz. Yırtık bir kıyafet de dışarı çıkan olur mu? Olmaz. Bir yırtık modası çıktı. Aha bütün herkesin yırtık. Ben de saf gibi önce de acaba dedim ya bunların parası mı yok?

Böyle bunları yamayacak elleri de mi yok? Yok. Yamayı verecek böyle bir dikiş atacak elleri de yok. Benim dayım vardı Allah rahmet eylesin. Bizim kuyucu

Dayım Anekdotu, Kur’ân Gecesi Sorusu, Eski Derviş ve Oruç/Zekat Meseleleri

Mehmet’in babası. Bizim sülalenin biraz çılgını. Şimdi bir düğüne müğüne gittiğimizde orada askılı bir bayan diyelim ki bir kız kıyafet giymiş. Beni bir gün çağırdı. Mustafa dedi. Gittim. O zaman da İzmir’den böyle bayan arkadaş geldi düğüne işte. Misafir. İlgileniyoruz biz de. Tabii İzmir kızı biraz daha böyle dekolte askılı böyle bulyüz falan giymiş. Çağırdı beni Mustafa dedi. Buyur dey dedim ben. Böyle para vereceğim diye uğraşıyor. Hayırdır dedim. Oğlum dedi bu kızın dedi bu kumaşı almaya parası yetmemiş herhalde dedi. Bu çok hani kısa kalmış gibisin. Aman dedim ya içimden adam olmak dedi. Nasıl dersi harcam diye uğraşıyor. Böyle baktım. Doğru söylüyorsun değil mi dedim. Para vereceğinden değil. Yapmaz öyle şey asla. Parayı cebine koydu tabii. Versi alacağım. Tamam dedim dayı. Şimdi batıda çıkıyor anında alıyoruz ya biz. Bizde öyle.

Dün bizim dün müydü? Dün Cafer öyle diyor. iPhone Amerika’da çıkıyor ertesi gün Türkiye’de diyor herkes alıyor diyor. Evet. O yüzden normalde batıda bir şey çıkıyor anında alıyoruz ya biz. Anında geliyor bize. Bizde öyle bir hayranlık var. Şimdi böyle hayranlık olduğumuz bir şey biz böyle oraya yumuşak bakıyoruz böyle tatlı bakıyoruz böyle her şey batıda güzel. Çok güzel. Oğul şehirleşmişler medenileşmişler. Bizi öyle gösteriyorlar. Medeni dediniz batıyı gidin Bosna’da izleyin. Medeni dediniz batıyı gidin Afganistan’da izleyin. Medeni dediniz batıyı gidin Suriye’de izleyin. Medeni dediniz batıyı gidin Irak’ta izleyin. Medeni dediniz batıyı gidin Yemen’de izleyin. Evet. Medeni dediniz batı binmam kaç bin tır. Orta Doğu’ya silah gönderiyor. Medeni dediniz batı güneydoğunu güneydoğuyu köstebek yürümüşcesine her tarafını hendek yapıp iç savaş çıkarıyor. Medeni dediniz batı yapıyor bunu. Biz hala da batıcıyız.

Hala da biz medeni olarak onları görüyoruz. Medeni dediniz batı ülke topraklarını işgal edip, onlar böyledir. Ülke topraklarını işgal edip ülkedeki kadınların kırzlarını tecavüz eden batı. Giderken bütün şehirleri yakan batı. Allah için sizlere söylüyorum. Osmanlı üç kıtadan çekilirken desinler ki çekildiği ülkelerde, şehirlerde, böldelerde, şehirlerde, köylerde bir tane ağacın meyvasına zarar verdi desinler. Yemen’de şehitler bırakırken, Balkanlarda şehitler bırakırken, Kafkasya’da şehitler bırakırken, dünyanın üç kıtasında şehitler bırakırken, dünyanın üç kıtasından çekilirken bir şehri yaktı, bir evi yaktı, bir hayvanı öldürdü, bir insanı öldürdü desinler. Diyemezler. Bakın diyemezler. Balkanlardan çekilirken bir kadına tecavüz etti desinler. Ortadoğu’dan çekilirken bir kadına tecavüz etti desinler. Kafkaslardan çekilirken bir kadına tecavüz etti desinler. Diyemezler. Bosna’da, Sırpların tecavüzlerine uğrayıp zorla hamile kalan, Bosnalı kadınların doğurmuş olduğu çocukların vakıflara bırakılıp, vakıflarda büyütülmeye çalışıldığını biliyor musunuz? Hollandalıların, Almanların, Sırtların tecavüzlerine kaç tane Bosnalı kadının uğradığını biliyor musunuz?

Bize medeni gibi gösterilen batı, Irak’ta kaç kadına tecavüz edildi biliyor musunuz? Suriye’de kaç kadına tecavüz edildi biliyor musunuz? Neden geldiler bizim ülkemize gelmemeleri lazımdı? Senin eşine, senin çoluğuna, çocuğuna, gözün gibi baktığın kızına tecavüz etmeye kalksalardı ne yapardın? Siz Irak’ta bir şehrin kadınlarının hepsinin top sahalarına toplatılıp orada sırayla tecavüz edildiğini biliyor musunuz? Bir kazanın erkeklerinin top sahasına toplanıp hepsini de yaylım ateşine tutulup o kazanın bütün kadınlarının kızlarının tecavüz edildiğini biliyor musunuz? Afganistan’da kaç kadının hırzına geçildi bilmiyor mu? Medeni batı dediniz bu. Bize medeni dedikleri bu. Siz batılı mı olacaksınız? Hangi sivil masumların üzerine siz atom bombası atabilirsiniz ki? Hangi şehrin yukarıda atom bombası atabilirsiniz ki? Hangi imanla atarsınız? Hangi şehri yok edebilirsiniz bir atom bombasıyla? Bana söyler misiniz? Bu kinini nereden bulacaksınız? Bu vahşeti nereden bulacaksınız?

Bu hayvanlığı nereden bulacaksınız? Bu insanlıktan daha aşağı hayvanlıktan daha aşağı bir duyguyu nereden bulacaksınız? İmanla nereden bulacaksınız bunu? Bulamazsınız. Bize medeni dedikleri batı bu. Bize Kur’ân’ı bırakın batılı dedikleri batılı olun dedikleri hayat bu. Evet bir kadın kaç tane erkek dolaşmış belli değil. Batılı dediniz bu. Batıdan geldi bize. Homo seksüelik. Batıdan geldi bize. Trans seksüel, homo seksüel, biseksüel. İsimleri mi bilirdik biz? Lezbiyen ilişkiler. Bilir miydik isimlerini? Kadın kadına erkek erkeği ilişkiler. İsim mi bilirdik biz? Bunlar özgürlük adına demokrasi adına bizim sokaklarımızda var şimdi. Batılı oluyoruz ey Müslümanlar. Trans seksüellerimiz sokaklarda. Kur’ân gecesi bugün. Homo seksüeller sokaklarda. Kur’ân gecesi bugün. Ramazan olmasına rağmen meyhaneler açık, barlar açık, saz evler açık. Kur’ân gecesi bugün. Her türlü kirli ilişkiler, her türlü yanlış ilişkiler. Sokaklarda, meydanlarda, televizyonlarda. Kur’ân gecesi bugün.

Nerede Kur’ân’ın hükmü? Kur’ân’ın ahlakı nerede? Kur’ân’ın hayat felsefesi nerede? Kur’ân’ın ekonomik felsefesi nerede? Kur’ân’ın ahlak felsefesi nerede? Kur’ân’ın hukuk felsefesi nerede? Kur’ân’ın devlet felsefesi nerede? Kur’ân’ın aile felsefesi nerede? Kur’ân’ın birey felsefesi nerede? Bugün Kur’ân gecesi. Kur’ân gecesi. Biz Kur’ân’ı yaşamazsak benim kendi şahsiyi karnandım. Bin bir tane Kadir gecesini üst üste toplasak, Kur’ân’ı yaşamazsak ne anlamı kaldı ki? Kur’ân’a iman ettiğimiz gibi, iman ettiğimiz gibi yaşamazsak ne anlamı kaldı ki? Onun istediği gibi iman etmezsek, onun istediği gibi yaşamazsak ne anlamı kaldı ki? Ne anlamı kaldı? En büyük homoseksüel, en büyük sanatçıysa, en büyük transeksüel, en büyük yazar ise, en büyük bilmem ahlaksızlıkta dip yapmış kimse, en güzel şarkıcımız ise. Kur’ân nerede kaldı? Uyuşturucu satmaktan tutuklanıp cezaevine girmiş, cezası sabitlenmiş kimse, televizyonda şarkı yarışmacısında juri ise. Bana söyler misiniz?

Kur’ân nerede kaldı? Her gece sevgili değiştirmeyi uygun gören, her gece sevgili sevgili kucaktan kucağa dolaşan en büyük sanatçımız ise, söyleyin bana Kur’ân nerede kaldı? Ve herkes alkışlıyorsa ona, orasını burasını en fazla gösteren en iyi sanatçıysa ve belediyeler ve muhafaza kar belediyeler, orasını burasını açanlara en fazla paraları veriyorsa, söyler misiniz bana? Kur’ân nerede kaldı? Neremizde kaldı? Kur’ân ki bizim gönüllerimize şifa ve uyulması mecbur, hükmüne uymamız lazım. Allah bizi affetsin. Şükür ki Kur’ân’ı koruyan Allah var. Şükür ki Cenab-ı Hak Kur’ân’ı kullara bırakmamış. Demiş ki koruyucusu biziz, Allah bizi muhafaza eylesin. Ben tabi uzun uzun yazmışım ama bir seferde yazdığımızı okuyalım demeyi okuyamıyoruz. Maide 49’u okuyacağım, bitecek gece. Hakkınızı helal edin. Maide 49, aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların heva ve heveslerine uyma. Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni saptırmalarından sakın.

Peygamber ne söylüyor bunu? Peygamber ne söylüyor? Peygamber ne söylüyor dikkat edin. Diyor ki aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Zina edenlerin hevesi hükmet. Evli kadın, nikahlı kadın, nikahsız bir başkasıyla nikahlanması mümkün değil. Onunla cinsel ilişkiye girdi. Onun cezası ölüm. Nikahlı bir erkek, nikahsız başka bir kadınla cinsel ilişkiye girdi. Onun cezası ölüm. Bir başkasının canına keyfiyetten katletti bir kimse. Onun cezası ölüm. Adamın babasını dangadak vurdu. Neden baktın bana diye. Cezası ölüm. Neden yoldan geçtin? Gümbedek öldürdü. Gümbedek öldürdü. Cezası ölüm. Bir karış toprak için gitti adamı öldürdü. Cezası ölüm. Mirasını konmak için annesini babasını katlediyorlar. Cezası ölüm. Miras için annesini babasını öldürüyor. Bu hale geldik. Birkaç yıllı, üç dört yıllı Reyhan mahallesinde anneannesinin bileğini kesti kolundaki bilezi için adam. Anneannesinin bileğini kesti kolundaki bilezi için. Cezası ölüm. Para için, pul için bir başkasını öldürdü cezası ölüm.

Aralarında Allah’ın hükmüyle hükmet. Sen bir kısmından seni saptırmalarından sakın. Seni nefislerine acı gelecek, nefislerine zor gelecek şeylerden seni saptırabilirler. Peygamber ne diyor? Bundan sakın. Fâiz haram. Müslüman müslümandan faiz alırsa annesiyle Kabe duvarının dibinde nikahlanmış gibi günaha kebaire girer. Allah’ın hükmü bu. Allah’ın hükmü. Tabi böyle söylersen garip kalıyorsun. Müslüman müslümandan faiz alamaz. Allah’ın hükmü bu. Aralarında diyor, sen Allah’ın hükmüyle hükmet. Allah’ın hükmüyle. Biz ne yaptık? Ceza davaları İtalya’dan. Medeni hukuk İsviçre’den. Bilmem ne hukuku Fransa’dan. Nerede Allah’ın hükmü? Yok. İsviçre medeni hukukuna göre evleniyoruz, İsviçre medeni hukukuna göre boşanıyoruz. Nerede İslam hukuku? Yok. Avrupa ceza davalarına göre ceza veriyoruz, cezayı kaldırıyoruz. Nerede İslam hukuku? Yok. İki erkek birbiriyle cinsel ilişkiye girse cezası yok Türkiye Cumhuriyeti Devleti hukukunda. Avrupa’da da yok, bizde de yok. Avrupalaşıyoruz ya. Eşcinselliğin cezası olmayan bir ülkede yaşıyoruz.

Evet. Allah’ın hükmü yok. Allah bizi muhafaza eylesin. Eğer Allah’ın hükmünden yüz çevrilirse bil ki Allah bir kısım günahlar sebebiyle onları müsibete uğratmak istiyor. Muhakkak ki insanların birçoğu fasıktırlar. Allah bizi bunlardan muhafaza eylesin. Kıymetli kardeşler gönlümü arzu ederdi ki size böyle ay kuşların cıvıl cıvıl uçuşundan bahsedeyim. İşte size böyle saç boyasından tırnak boyasından bahsedeyim ama bizde garip gelmişiz ya böyle garip geçip gideceğiz. Böyle garip garip şeyler söylüyoruz. Garip garip işler buluyoruz. Allah bizi affetsin. Şunlara da böyle hızla bakayım geçeyim inşallah. Kardeşler yazmışlar. Bunlara inşallah es geçmeyin. Eşim eski dervişlerden aramızda kavga çok oluyor. Beni dövüyor. Çok ağır hakaretler ediyor. Benden hep şikayetçi. Anneme babama küfrediyor. Çocuklarımız buna hep şahit oluyor. Çok yoruldum artık çoktuk kendim. Eski dervişlerden çok eskimiş demek ki bu. Bir şey çok eskiyince yırtılıyor demek ki yenileyememiş kendini.

Orası burası yırtılmış. Orası burası da yırtılınca bu tip şeyler olmuş. Çok eskiyince kendisini çok eski görünce yırtılır insan. Eski derviş olmak her daim kendisini yenileyen. Yenileye yenileye tecrübe sahip olmuş. Yenileye yenileye kendisini iyileştirmiş, güzelleştirmiş demektir. Eski derviş demek köhneleşmiş bu. Bu eski derviş değil. Bu köhne derviş. Kendisini yenileyememiş, ahlaken güzelleştirememiş, ahlaken ileriye gitmemiş. Ne çekiyorsak bunlardan çekiyoruz zaten. Bunlar yolumuza taş getiren insanlar. Yolumuza laf getiren insanlar. Bunlardan çektiğim kadar hiçbir şeyden çekmiyorum. Hani Süleyman’a demiş ya kuş, demiş ben onun kolunun kırılmasını istemiyorum. Ya şunu demiş üzerinden şu dervişli kırkasını çıkarın. Çünkü demiş ben onun üzerinde dervişli kırkası var. Bana dokunmaz diye düşündüm demiş. Çok ağır aslında bu. Bir kimse dervişli kırkası giymiş içi derviş değil. Bu acı bir şey. Allah muhafaza eylesin. Karı koca çalışıyoruz.

Ben paramdan kenara ayırıyorum. Kocam çok kızıyor. Yarın önümüzde, yarın ömrümüzdense rızkımız gelir diyorum. Ömre parası diyorum. Hayır biriktirme. Nasip olunca gideriz diyor. Kendime bilezik yaptım haberi olmadan kendi maaşımdan haram olur mu? Olmaz. Senin paranla karışamaz bile o. Eşimle çok tartışıyoruz ciddi boyutlarda ikimiz de dervişiz ama kavgamızın sınırı olmuyor. Çok üzülüyorum dua eder misiniz? Böyle dervişiz demeyin ya. Çok acı. dervişiz diyen kimse eşiyle kavga eder tartışır mı? Kavgamızın sınırı olmuyor. Böyle bir şey olur mu? Siz heva heves derviş olmuşsunuz. Su uyur düşman uyumaz açıklar mısınız? Kandınız kabul olsun, sağırınız iftarınız hayırla doğsun. E düşman uyumuyor bak bir hendek kazıyor. Veya tırlarla silah gönderiyor. Uyumuyorlar. İçimize fitne koyuyorlar. Uyumuyorlar. Müslümanlar uyuyor. Kur’ân-ı Kerim hadni şerifimiz var. Bu gece boğuştun inşallah. İnşallah arkadaşlarım akıllarına gelir. Bir tane daha var burada.

İki adet Kur’ân-ı Kerim hadmi bir adet İhlâs-ı Şerif hadmi varmış. İnşallah unutmaz kardeşler. Babam Ramazan’ın 9. günü vefat etti. 9. gün oruç borcu. 9. gün? 9 gün. 9. gün oruç borcu var. Zekatını nasıl hesaplayacak? Allah. Bu konuda bir de zekat yardımcı olursanız memnun olurum. Bir kimse vasiyet ederse, oruç borcum olursa benim şu paramdan bunu ödeyin diye onun diyeti ödenir. Eğer vasiyet etmese, mirasçılar arkasından öderlerse harika bir şey olur. Bu noktada orucunun diyeti olur. İnşallah. Hakkınızı helal edin. Geceniz hayır olsun inşallah.


Kaynaklar ve Referanslar

Kandil Geleneği ve Ümmet Coğrafyası — Efendi hazretleri kandil vesilesiyle şu tabloyu çizdi: Ürdün, Yemen, Suriye, Filistin, Mısır — kana bulaşmış bir ümmet coğrafyası. Bu büykü kaosun içinde dini günler ve kandiller ümmet-i Muhammed’e küçük bir nefes aralığı açmaktadır. Ama asıl mesele: Bu küçük nefes alındıktan sonra ne yapılıyor?

Kur’ân’ı Savunacak Güç Yok — Efendi hazretleri şöyle dedi: ‘Ümmetin Kur’ân’ı savunacak entelektüelliği yok, bilgi birikimi yok, ekonomik, siyasi, askeri gücü ve kuvveti yok.’ Bu eksiklik birikmeden ya yüz yıllık bir proje gerektirir ya da ilahi bir tecellî. Bu yüzden ümmetin yapması gereken: Kur’ân’ı anlamak, yaşatmak ve çocuğuna aktarmaktır.

Arpacık/Tarana Lapası Anekdotu — Efendi hazretleri dervişlerin problemlerini komik bir anekdotla gösterdi: ‘Yarım saat geciyor, soru işareti, ses yok, haa derviş bunlar. Gözümde arpacık çıktı, tarana lapası koydum geçmedi, zeytinyagi sürdüm düşmedi.’ Bu anekdot, dervişlerin bile gündüz güncel kaygılardan kurtulamadığını ârizıyla işler.

Müttaki Kimdir — Bakara 2–5 — Efendi hazretleri açıkladı: ‘Müttakilerin kitabıdır. Müşriklerin değil, münafikların değil.’ Müttaki: Gayba iman eden, namaz kılan, rzıktan infak eden, söz konusu edilen kitaplar ve peygamberlere iman eden, ahirete iman edendir. Bu vasıfları taşımayanlar Kur’ân’dan nasiplerini kısıtlar.

Elif-Lâm-Mîm — Akılların Matı — Efendi hazretleri vurguladı: ‘Elif-Lâm-Mîm — buradan bana bir tek harf getir, bir kelime getir, bir nefes getir.’ Bu üç harf tüm akılları mat etti. İlmül yakin, aynel yakin, akkel yakin. Bu sırrı açıklayamayan Kur’ân karsısında âciz kalmıştır.

Eski Derviş Ne Demektir? — Efendi hazretleri açıkladı: ‘Eski derviş: Yenileyerek yenileyerek tecrübe sahibi olan demektir.’ Güyümüş, eskimiş, yırtılmış derviş değil; her gün kendini yenileyen, iyileştiren, güzelleştiren derviş ‘eski derviş’ unvanını hak eder.

Oruç Borcu ve Zekat Sorusu — Fıkhî Cevap — Efendi hazretleri aktardı: Ramazan’da vefat eden birinin 9 günlük oruç borcu vardır. Zekat hesaplamında evçe hesaplanmıyorsa ilgili fıkhî eserler incelenmelidir. Vasiyet bırakmış kimse için varis oruç tutabilir; bu çerçevede Hanefi mezhebinin esaslarına göre hareket edilir.


Bu sohbet-i şerîf, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin 2018 yılında Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde icra buyurduğu 58. sohbetin transkriptinden tez formatında düzenlenmiştir. Orijinal video: https://www.youtube.com/watch?v=MI__2EkxO2U