Karabaş-i Velî Tekkesi 2018

62. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Güzel Ahlak, Sufilik ve Hadis İnkârcılarına Cevap

Bu sohbette Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde ele alınan konular: İbn Mes’ûd’dan rivayetle ateşe girmeyecek kimsenin sıfatları (cana yakın, ağır başlı, yumuşak huylu); din güzel ahlak üzerine kurulmuştur ilkesi ve Sufi geleneğinin önemi; hadis inkârcıları ve Müslümanların dini özgüvenini yitirmesi; sufilik geriledikçe İslam ahlakının gerilemesi ve ambar-delik metaforu; soru-cevap: akika kurbanı, anne ile küsme, dövme ve kız çocuklarına yapılan zulüm.




1. İbn Mes’ûd Hadisi: Cana Yakın, Ağır Başlı ve Yumuşak Huylu İnsan

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşaAllah. Cenab-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak nice Ramazanlarda buluşup, Ramazanın sonunda affolanlardan eylesin inşaAllah. Evet. Evet. Evet. Evet. Evet. Evet. masala selam İbn Mesud Radel Lahu An Hazretleri anlatıyor. Resulullah Sallallâhu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki ateşe kimin haram kılındığını yahut ateşin kime haram olduğunu size haber vereyim mi cevap veriyor. Cana yakın ağır başlıyor yumuşak huylu ve kolayca iş gören her şahsa şahsa haram kılınmıştır.

Nebevi ve tırmızı. Hadiste bahsedilen kolayca iş görmek ile kastedilen ne kastedilmektedir? Dünyavi işler mi? Her türlü iş. Bir kimseyle bir iş yaptırırsınız. Kolay iş yapar, kolay yardım eder, işini kolay bitirir, ağırlıklı değildir. Bu titiz değildir manasında değil. İnsanların arasında eziyet etmez, iş çıkarmaz, bir iş yaparken eziyetli bir hale getirmez. Etrafı üzmez, etrafı kırmaz, incitmez. Aslında bu cana yakın olmak o kimsenin insanlar arasında iyi ahlaklı olması, insanlarla çabuk irtibat kurabilmesi, insanlarla bu noktada geçiminin kolay olmasıdır.

Cana yakın insan iyi ahlaklı insandır. Sıcakkanlı, iyi ahlaklı, güzel ahlaklı, cana yakın olmak, böyle asık yüzlü olmamak, tebessümlü olmamak, iyi huylu olmak, etrafıyla olan diyaloğunu belli bir minval üzerinde yürütmek, cana yakın olmak. Ağır başlılık hafif hareket etmemek. Ağır başlılık, ağır başlılık yolda ağır yürümek değildir. Yolda ağır yürümek de sünnettir ama ağır başlılık bu değildir. O kimse hafif hareketler etmez. Mesela olur olmaz her şeye gülmez, olur olmaz her şeye kahkahatmaz, hafif insan.

Olur olmaz her şeye karışmaz. Karışanlar hafif insanlar. Her şeye maydanoz olur, hafif insan. Ağır başlı insan vakarlıdır. Her şeye maydanoz olmaz, her şeye laf atmaz. Cahiller ona laf attığında onlara karşılık vermez. Böyle ağız dala şey etmez. Ağız dala şey edenler hafif insanlardır. Ağır başlı insan tabiri caizse ağır taş yerinde yakışır misali, lök gibi insandır. Oturmasıyla, kalkmasıyla, yürümesıyla, hareketlerle, tavrıyla, tarzıyla, etrafa olan davranışlarıyla o bir eminlik arz eder etrafa.

O böyle kendine güvenen, etrafa güven veren emin insandır. Ufak tefek şeylere bozulmayan, ufak tefek şeylere dağılmayan, ufak tefek meselelerden, ufak tefek hadiselerden problem çıkarmayan insandır. Bunlar ağır başlı insan. Öbürkü de zaten yumuşak huylu. Yumuşak huylu demek sert, kaba, hain insanlar değil. Ayet-i Kerim’de diyor ya, eğer sen sert ve kaba olsaydın, peygamberine söylüyor. Etrafında hiç kimse olmazdı. Bakın etrafında hiç kimse yoksa bir kimsenin sert, kabadır. Haşindir, haindir. Onun etrafında hiç kimse durmaz Aziz Allah Celle Celaluhu.

o, kimisi mesela o sert, kaba davranışını iyilik zanneder. Sert ve kaba davranış iyilik değildir. Etrafını kıran, döken, etrafını üzen insanlar. İyi insanlar değildir. Asık yüzlü, herkese laf söylüyor, herkese pat küt girişiyor. Lafla, hareketle, mimikleriyle. Allah muhafaza eylesin. Bunlar iyi huylar değil. Din güzel ahlakın üzerine kuruludur. Ent


2. Sufilik, Din-Ahlak İlişkisi ve Hadis İnkarcılarına Cevap

eresan bir şey, sufileri bunu bu konuda eleştirirler. Ama tarih zaman, insanların yaşadıkları görüldükçe sufilerin kendilerince Kur’ân ve sünnetten süzülmüş yollarının hakikati ve doğruluğu çıkıyor. Dini ne zaman ki ibadet üzerine oturtup ahlakı içinden aldılar, dindarlar ne yazık ki sert, kaba, hain, haşin lafının sözünü bilmeyen bir güruha döndüler. Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurdu ki, Müslüman odur ki elinden ve dilinden diğer Müslümanlar emindirler. Bizim elimizden ve dilimizden kimse emin değil.

siz şimdi İslam dünyasına baktığımızda dilinden eminlik var mı? Hele bu sosyal medya denilen facia çıktığından beri, hiç kimsenin dilinden hiç kimse emin değil. Adam gözünden görmüş görmemiş hiç önemli değil. Önüne geleni, diline geleni söylüyor. Önüne geleni, diline geleni söylüyor. Tanısın tanımasın hiç önemli değil. Oysa Âyet-i Kerîme’de size bir haber geldiğinde onu araştırınız diyor. Hiç kimse araştırmıyor bile. Araştırmaya ihtiyacı da duymuyor. Müslümanların birbirlerinden dilleri emin değil.

Mümin odur ki diğer insanlar onun üzerinden canlarından emindir. Canından da emin değil Müslümanlar. Birisi Allahu Ekber diyor camide bomba patlatıyor. Birisi başka mezhepten diye oraya rokata tarla saldırıyor. kendi ülkemizde bakın. bundan iki yıl öncesine kadar ulucağın önünde bombayı kim patlattı ya? Garın önünde bombaları kim patlattı? Ne adına, kim adına patlattı? Veya Irak’ta, Suriye’de ne adına, kimin adına ibadet hanımefendi bomba patlatılıyor. Demek ki Müslümanların birbirlerinden can emniyetleri diyor.

Bırakın Müslümanı katletmeye. Siz bir kiliseye bile saldıramazsınız. Siz bir canlıyı öldüremezsiniz ya. Ölürsünüz. Bu size tuhaf geliyor. Müslümanlara bu tuhaf geliyor. Ya sen ölürsün. Öldüremezsin ama. hadîs-i şerîf var. Fitne zamanında, ahir zamanda Adem aleyhisselâm’ın oğullarının başına gelene geldiğinde kimin yolunu seçecektin? Şehit olanın yolunu seçecektin. Eee biz kimin yolunu seçiyoruz şimdi? O yüzden Sufiler burada kasıtlı olarak eleştire uğradılar. Din güzel ahlakın üzerine kuruludur.

Hadis-i şerifini kendi üzerlerine yaşadılar, eleştirildiler. Din’i sadece ibadetin üzerine oturturmak ve güzel ahlakı içinden almak, din diye ortalıkta hiçbir şey kalmaz. Bakın, namaz kılmak, oruç tutmak birer ritüele döner o zaman. Eğer güzel ahlak yok ise. Aç kaldın Ramazan mübarek günde. eğer dilini muhafaza etmediysen, ahlakını güzelleştirmediysen, seni oruç tuttum diye herkesi önüne gelene harf hurt yaptın, bağırdın, çağırdın. Tabiri caizse ben onu şimdi farklı tarif edeceğim. sen önüne geleni ısırdın ardından geleni deptiysem oruç tuttum diye.

Tutma kardeşim oruç aç kaldın. Oruçtan maksat nefsini terbiye etmek. İbadetten maksat nefsini terbiye etmek. Allah’ı hatırlamak. Ya bir insan oruçtu, bakın bir ibadet var ki belli bir saatin içerisinde devamlı ibadet halinde tutuyor seni. Oruç sabah imsak vaktinden akşam iftar vaktine kadar bir kimseyi devamlı ibadet halinde tutan bir ibadettir. Bakın bunu sufiler hadis-i şeriften devamlı ibadet halini hadis-i şerifi kendilerine baz alarak da şöyle yaparlar. Kim sabah namazını kılarda öğlen namazının vaktini hedeflersen arasındaki küçük günahlar affolur.

Ondan sonra ibadet etmiş gibi olur. Öğlen namazını kılar ikindiye niyetlenirse, öğle ile ikindi arasındaki küçük günahları affolur, ibadet hükmünde oluyor. Neden? O kimse beş vakit namazda kendisini her daim yeniden namaza ne yapıyor? Endeksliyor kendisini. Kendisini yeniden namaza endekslediğinden o arada geçmiş olan zamanı ibadet etmiş gibi Cenab-ı Hak yazıyor. Ve o aradaki küçük günahlarını affediyor onun iki namaz arasında. O kimse ne almış oldu? İki namaz arasında ibadete devam etmiş hükmünde oldu.

Aslında bunlar ümmetin veyahut da Müslümanların gözünden kaçırdığı haller. Gözden kaçıyor bu. Şimdi Ramazan oruç bir kimsenin imsak vakti girdiğinden sahur, pardon iftar vaktine kadar iki arada daim ibadet ettiği zamandır. Daim. Orucun en büyük özelliklerinden ve faziletlerinden gizli örtülü görünmeyen hikmetlerinden birisi budur. Bir kimse örneğin on bir saat veya on iki saat kaç saat şimdi millet hesaplıyor boyuna da benim öyle bir matematim yok bir ara. Neydi o İstanbul’daki bir profesör vardı.

Onun hadisleri inkar eden. Ne onun adı? Abdülaziz Bayındır. İsmi güzel soy ismi güzel de fikirleri güzel değil. bu geçen sene ortalığı bir duman attırdı ya çok oruç tutturuyor Diyanet size oruç bu kadar uzun zamanlı değil saatli değil diye hadisleri inkar. Hadis inkarcısıdır o kendisi. Bunun da altını çizin. Öğrenciler talebeleriyle de konuşuyor diyor tutarsız bir yerde diyor hadisi inkar ediyor başka bir yerde diyor bir mesele açıklamak için diyor yine hadise müracaat ediyor. Demiyor musunuz dedim ben hocam hadisleri inkar ediyor neden hadise müracaat ettin?

Deyince diyor sınıftan çıkarıyor bizi diyor veya kızıyor bize diyor biz bir şey diyemiyoruz diyor. Böyle de tutarsız bir kimseymiş. Hoş televizyonda da izliyorum ben. Özellikle bunları izliyorum bu hadis inkarcılarını özellikle izliyorum. Tekrar bile olsa izliyorum. Hangi hadisleri baz alıyorlar hangi hadislerden inkar ediyorlar diye özellikle sohbetlerde ders konusu yapayım diye izliyorum. elle tutulur gözle görülür bir tane iki tane üç tane beş tane hadis koymuyorlar. Genel konuşuyorlar hadisler hadisler ya ilimi insanı.

Hangi hadisse tutarsız olan o tutarsız hadisi söyler der ki mesela örneğin Ali-i-l Kari bir risale yazmış. Hadislerle alakalı bir risale yazmış belli hadislerle alakalı böyle tutarsız gibi görünen senetlerinde problem olana bir risale haline getirmiş. Hala otur sen de Ali-l Kari’ye ondan sonra karşı risale yaz bu senin hakkın. Hadis ilmi ise Suiti oturmuş hadislerle alakalı kritikler yapmış hakkı. İbn-i Acer oturmuş hadislerle alakalı kritikler yapmış hakkı. Her biri kendi dalında uzmanlaşmış tabiri caizse zirvi olmuş kimseler.

Kabul edip etmemek yine Müslümanın kendi hakkı ben kabul etmek zorunda da değilim. Ben derim ki bu haride geçen bütün hadisleri ben sahih olarak kabul ediyorum. Ascak mısın beni? Ben derim ki on dört tane meşhur hadis kitabı var içinde geçen bütün hadisleri sahih olarak kabul ettim. Sana ne? Ascan mı beni? Allah razı olsun ilim ehli insan onun ilmiyle yarışacak değilim kabul etmiyorum. Hakkım mı? Evet. Mehseb hakkım mı? Evet. İster hanefi olurum ister malik olurum ister hambel olurum ister şafi olurum.

Kime ne? Hakkım mı? Hakkım. Bu eleştirilecek bir şey değil ki kimi ilgilendirir? Kimse ilgilendirmez. Kimse ilgilendirmez bakın. Kimsenin bunu hükmedecek bir noktası yok. Bizi öyle bir baskı altında tutuyorlar ki biz dini olarak kendi özgürlüklerimizi kullanmaktan bile uzağız. Müslümanım demeye utanacağız. Bir ara Müslümanım demeye korkuyorduk zaten. Türkiye böyle zamanlar yaşadı. Şeyhim var demeye korkuyorduk utanıyorduk biz. Bunları yaşadım ben. Şeyhim Ulu Camii’ye geldiğinde gece dizinin dibinde oturan dervişler Ulu Camii’de uzaktan bakıp gidiyorlardı.

Yanına yaklaşamıyorlardı. Öyle değil mi Abdurrahim? Gitmiyorlar mı büyük esnaflar şey yapmadan yanına yanaşmadan yürüyüp gitmiyorlar mıydı? Ben şeyhimin yanındayım. Derviş arkadaşlar. Şeyhimin oraya gelmiş senin. Gel bir selamünaleyküm hoş geldiniz de Allah kabul etsin de yürü. Haklı haksız doğru yanlış. Türkiye burlardan geldi. Ve hala da Mü


3. Müslümanların Pısırıklığı, Ahlaki Zafiyet ve Ambar-Delik Metaforu

slümanlar pısırık. Türkiye’deki Müslümanlar pısırık. Türkiye’deki Müslümanlar sevdiklerini, bağlılıklarını, yollarını haykırmaktan anlatabilmekten uzaklar. O içine kapanıklılık baskı silsileler halinde devam ediyor. 50-60 yaşına gelmiş o baskıdan silmiş çocuklarını da sinik bir şekilde yetiştiriyor. Biz çocuklarımızı dini minval üzerine atak yetiştiremiyoruz. Bizim çocuklarımız okullarda dinlerini, imanlarını, yollarını savunamazlar. Savunmazlar savunamazlar. bunu aşağılamak için söylemiyorum. Ama bir solcu inancını, yolunu çatır çatır çatır anlatır herkese.

Öğretmenmiş, çatır çatır öğretmenle tartışır ve o öğretmen ona hiçbir şey söyleyemez. Bir Da’iş Kabeceli istediği gibi yolunu anlatır. Kimse ona laf söyleyemez. Bir solcu, bir komünist, bir ateist, bir dinsiz. O kadar davasına sadıktır ve öyle anlatır ki karşısındaki Müslüman kendi yolunun haklığından dahi şüpheye düşer. Onun o davasını anlatmasından, onun o mücadelesinden kendisinden şüpheye düşer. Bu pısırıklık ne yazık ki 200 yıldan beri Müslümanların içerisinde var. Müslümanlar acı bir şey hem siyasel anlamda hem askeri anlamda hem ekonomik anlamda hem kültürel anlamda hem de fikri planda biz gavurların peşine takılmışız.

Sinmişiz. Bu sinmişliğimizi üzerimizden atamıyoruz biz. Bakın bu sinmişliğimizi üzerimizden atamıyoruz. Biz bu baskı altında duruşumuzu üzerimizden atamıyoruz. Savunamıyoruz biz, anlatamıyoruz, konuşamıyoruz. İmanımız kemale ermediğinden mi cesaretimiz eksik? Dünyaya bağlılığımızdan dolayı mı cesaretimiz eksik? Eksik cesaretimiz. Biz hakkı, hakikati haykırabilen insanlar değiliz. O yüzden Sufiler din güzel ahlakının üzerine kuruludur dediğinde bütün herkes hüra Sufilerin üzerine geldiğinde Sufilerin bu noktada Sufiler de geri çekiliyorlar.

E Medrese veya diğerleri de bu konuda onlara yardımcı olmuyor. Ve ne zaman İslam dünyasında Sufi akım, Sufi yol geriledi, İslam dünyası ahlaki olarak geriledi. İslam dünyası cesaret olarak geriledi. İslam dünyası tabiri caizse içi boş bir tenekeye döndü. Neden? Namaz kılıyor yalan söylüyor, namaz kılıyor gıybet ediyor, namaz kılıyor her türlü haini yapıyor, oruç tutuyor, her türlü rezillik var. Ya Müslümanım diyen bir kimsede ahlak eksik, her türlü rezillik var. Neden? Ahlaki yönden dolu değil.

Ahlaki yönden dolu değil. Bu sefer o kimse dinin veya İslam dininin bu noktada temsilcisi olma hüviyetini kaybediyor. Protip olma hüviyetini kaybediyor. evde bir oruç tutan bir baba var. Sinirli, agresif, sert, annesine sert, çocuklarına sert. Umarsamaz sevgiden yoksun, yumuşaklıktan yoksun, ağırbaşlılıktan yoksun. Bir baba profili var evde, oruç tutuyor, namaz kılıyor ama çocuklarıyla iletişimi bozuk, eşiyle iletişimi bozuk, etrafla iletişimi bozuk, her tarafı bozuk adamın. Bunun çocuklarına dinini sevdirme, dinini alıştırma, dinini onlara anlatma böyle bir şey yok mümkün değil.

Bir anne protipi, namaz kılıyor anne, örtülü, harika, saçının telini göstermeyeceğim diye başına üç tane üst ardı ardına ört atıyor. Ama yanına yaklaştığından dilinden emin değilsin, elinden emin değilsin, hal ve hareketlerinden emin değilsin, emin değilsin. bir anne protipi var, önüne gelen herkesle kavgalı, görüntülü, baldızıyla kavgalı, ne bileyim görümcesiyle kavgalı, kayınvalidesiyle kavgalı, kayınpederiyle kavgalı, el tirleriyle kavgalı. Ya en doğru sen misin? Senden başka doğru yok mu? Herkes yanlışta bir tek sen mi doğrulsun?

Önüne gelen herkesle kavgalı kim? Bu protip örtülü, saçının telini dahi göstermekten intikap eden, çok sıkı muhafaza eden bir Müslüman kadın protipi. dışarıdan baktığında harika, şeyhimin dediği gibi yeşil türbe, içe estağfurullah tövbe. niye bu Müslüman kadın protipi? Bakın İslam’ın bu noktada ahlakını alınca elinden bombaç teneke gibi kaldı. camiler dolu ama çok özür dilerim ama camiler dolu ama ahlak sıfır. Tekkeler dolu, ahlak sıfır. Zikrullah halakası dolu, güldür güldür herkes zikrullah yapıyor, harika.

Zikrullah bitiyor filancanın, fişmancası şöyle olmuş bildin mi? Ya bırak daha yeni affoldun ya. Hazreti Mevlânâ diyor ya, neden diyor senin ambarın dolmaz biliyor musun? Diyor ambarında fare var, delik var. Ambardan sen bir taraftan dolduruyor musun? Durmuyor, neden? Delik kocaman. ortaokullarda, liselerde matematik problemleri var ya, diyor havuza gelen bir şey var, su var. şu kadar saatte metöküp, ondan sonra su geliyor ama diyor gideri şu kadar mı tekiyor, kaç saatte dolar. Ulan bizimki öyle değil, bizimki geldiği gibi durmadan gidiyor, neden?

Delik kocaman gider bizde. Bizde akan damlıyor orada tıp tıp tıp damlıyor, daha zaten yere düşerken buharlaşıyor. Bizde bir de kocaman delik var, gidiyor bizde, bizimki eksi, diplerde de değil, eksi de bizimki Allah bizi affetsin. O yüzden İslam dünyasının en büyük handikapı güzel ahlak ve sufiler bu güzel ahlakın üzerine felsefelerini oturtmuşlar. Bu namaz tefarraattır demek değil, oruç tefarraattır demek değil, örtünmek tefarraattır demek değil. Bugün birisi bir şeyi gönderdi, ne o? Bana bir kısa bir video gönderdi şahsiyetin birisi de başörtüsünü tefarraattır olarak görmüş.

Önceden başka bir şahsiyeti neden kızdınız ki adam tefarraattır deyince, böyle Türkiye. O yüzden muhakkak İslam’ın kendi içerisinde olmazsa olmazları var, farzları var, vacipleri var, sünnetleri var, bunları reddetmek mümkün değil. Olması gerekenler var evet. bu sohbetin sonucunda şu çıkmasın, namaz çok önemli değilmiş, önemli olan güzel ahlakmış, öyle değil. namazla alakalı ayet-i kerimede ne diyor? Allah’ı zikretmek en büyük iştir eyvallah. Namaz da sizi kötülüklerden alıkoyar, birbirini devam ettirelim bakın Allah’ı zikirle namaz ardı ardına gelen ayet-i kerimelerde.

Namaz eyvallah, Allah’ı zikir eyvallah, namaz ardından ama diyor o namaz seni kötülüklerden alıkoyması lazım. Namaz seni kötülüklerden alıkoymuyorsa senin namazın hakikate ulaşmış bir namaz değil. Sen tabiri caizse kültür fizik yapıyormuşsun gibi oluyor. Acı bir şey ama bu. Evet farzı yerine getirdin, getirdin. Ama yüzlerinden paçavra gibi atılacak olan ibadet ehilleri var ya, ibadetler var ya onlardan oluyor. Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri bu hadis-i şerifte güzel ahlakı bize tavsiye ediyor.

Güzel ahlak, güzel ahlak, güzel ahlak. İnsanı Allah’ın yanında şerefli kılacak olan unsur güzel ahlaktır. Allah’ın önünde kendinize bir yakınlık istiyorsanız farzları yapmak yetmez. Muhakkak güzel ahlakla ahlaklanacaksınız. Allah bizi onlardan eylesin. Akika kurbanının hük


4. Soru-Cevap: Akika, Anne Küsme, Dövme ve Kız Çocuklarına Zulüm

mü nedir? Akika kurbanı hanefilere göre sünnettir. Bir kimse çocuğu olduğunda erkek çocuğu olunca iki tane kurban keser, kız çocuğu olursa bir tane keser. Kız ve erkek çocuk arasında kurban sayısı farklı mıdır? Onu da söyledik. Benim düğünümde kavga çıktı ve annem bana ağır gurur kırıcı evliliğimize cicilidi, iftiralar attı. Ben de görüşmüyorum, günah girmiş oluyor muyum? Evet. Düğününde kavga çıkması hoş bir şey değil. Annen sana öyle bir şey söylemesi de hoş bir şey değil. Senin görüşmemen de hoş değil.

Anne babalarınız size ne yaparsa yapsın, siz onlarla küsmeyeceksiniz. Ben annemle babamla görüşmüyorum. Bu doğru bir ahlaki nokta değil. Müslüman, Müslümana üç günden fazla küstüremez. Anne babanın seninle. Ne kadar kötülük yaparlarsa yapsınlar, ne yaparlarsa yapsınlar. Bunu hiçbir zaman unutmayın. Annelerinizle, babalarınızla irtibatınızı kesmeyin. Onlarla küsüşmeyin. Onlar size küsseler bile Selamun aleyküm, aleyküm selam. Hiç istemiyor seni. Sen yine bayramda de ki ya ben gelmek istiyorum. Git kapıdan döndürüyorsa döndürsün seni.

Sıkıntı değil. İnsanlar vardır. Bazı anne babalarla evet gerçekten sıkı fıkı olunmayabilir. Eyvallah. Git bir beş dakika üç dakika görüş çık git. Görüşmeme zikretme. Allah muhafaza eylesin. Hadiste dövme yapan lanetlenmiştir. Buna göre biz dövme yapan birini görürsek lanet okunmaz doğru olur mu? Doğru olmaz. Belki de cahiliye döneminde dövme yaptırdı o kimse. Bilmiyordu. Bu topraklarda iki yüz yıldan beri din öğretisi mi var? Yok. Bakın bir kimse herhangi bir dinin farziyetini yerine getirmiyor.

Bir günah-i kebar istiyor. Sakın ona kem gözle bakmayın. Sakın ona yanlış bir şey söylemeyin. Sevdiriniz nefret ettirmeyiniz hadîs-i şerîf. Sevdiriniz nefret ettirmeyiniz. Dövme yapanın yaptığı şey meydanda. Laf taşıyanı Allah lanet etsin. Laf taşıyanı lanet ediyorsunuz mu? Gıybet eden laf taşıdı. Birisi sizin yanınızda gıybet edince Allah sana lanet etsin diyorsunuz mu? Daha büyük günah-i kebair. Gıybet etmek. İftira etmek. Daha büyük günah-i kebair. Müslümanlar görünen haramlara saldırıyorlar.

Görünmeyenlere bakmıyorlar. Bir kimse içiyor oradan biz bakıyoruz. Vay lanet olsun adam ya içmiş diyoruz biz. Onu anladın içmiş. İçmeden sarhoşları ne yapacaksın? Bir kimse bir haram işledi. O haramından dışarı sudur etti onun haramı. Eyvallah. Haramı sudur etti dışarı bildin. Gizli sudur etmeyenleri ne yapacağız? Gizli eşcinsellik yapanlar, gizli uyuşturucu kullanılanlar, gizli eşini erkeklere satanlar tabir caizse. Gizli kendini satan erkekler. Gizli. Bunları ne yapacağız? Gizli faizciler var.

Müslüman Müslüman’dan faiz alır verir mi? Yapmaz. Var. Ne yapacağız? Allah muhafaza eylesin. Sakın din güzel ahlaktır, din nasihattır. Biz nasihat ederiz. Cahillikte herkes bir şey yapmıştır. Onun dövmesi görünüyor. Öbürü kütü cahilliğinde zina etti. Ne yapacağız şimdi? Taşlayacağız mı onu? Yine bir hadiste çocuğunu diridir gömüldü. Gömülen de cehennemdedir deniliyor. Gömülen çocuğun cehennemlik olmasının sebebi nedir? Ya bu gömüleni okumadım da gömüleni okudum. Gömülen de cehennemdedir bunu okumadım.

Ama çocuğunu diri diri gömen cehennemdedir. Bu da cahiliye adetlerinden birisiydi. Bu şimdi manevi çocuklarımızı biz diri diri gömüyoruz. Önceden bir çocuğu olunca bir kimse kız çocuğu olunca onu diri diri gömüyordu. Arapların içerisinde kız çocuğunun olması utanç verici bir şeydi. Böyle bir cahiliyelik vardı. Bu cahiliyelik ne yazık ki şu anda ümmeti Muhammed’in içerisinde duruyor ki. Eğer bir erkeğin kız çocuğu oldu da içi burkulduysa kız oldu diye imanını sorgulasın o kimse. Veyahut da bir kimse kendince erkek çocuğunu kız çocuğundan üstün tuttu, erkek çocuğuna kız çocuğunu üstün tuttu.

Kuran ve sünnetin dairesinin dışında farklı bir özellik, farklı bir davranış sergiledi ona imanını sorgulasın. Şimdi de ümmet kendi içinde kız çocuklarını diri diri gömüyor. Şimdi de gömüyor ki. grading olarak olabildi değil mi? özellik farklı bir davranış sergiledi ona imanını sorgulasın. Şimdi de ümmet kendi içinde kız çocuklarını diri diri gömüyor. Şimdi de gömüyor ki. kızı evlendirmiş adam ölün gelsin oradan senin. Adam zulmediyor orada. Kadına her türlü davranışı yapıyor, her türlü işkenceyi yapıyor, her türlü eziyeti yapıyor.

Ama kızın babası demiş ki göndermiş onu. Ölün gelsin oradan gelme geri demiş. Ya adam namussuz, şerefsizin, haysiyetsizin teki. kıza olmadık şey bırakmıyor. Olmadık şey yapmıyor. Diyorum ki ayrıl bu adamdan git. Benim diyor gidecek bir yerim yok diyor. Nasıl diyorum ben? Babam bana böyle böyle dedi diyor. Anneme bir sefer bunu anlattım. Annem dedi ki diyor sakın bu eve geleceğini düşünürsen. Bana anlattığın gibi anlat dedim. Yaşadıklarını bana anlattığın gibi anlat. Öyle mi yapayım? Öyle yap dedim.

Git annene anlat. Annesinin sözü şu olmuş. Bunlar doğru şeyler değil ama gelmeyeceksin bu evden içeri demiş. Biz diri diri biz gömüyoruz ki yine ümmet çocuk, kız çocuklarını diri diri gömüyor yine. Ne anlamı kaldı ki? Ha Hazreti Ömer kız çocuğum oldu diye kendi kızını gidip gömdüydü oraya. Ha şimdi biz kendi kız çocuklarımızı ahlaksızlığın içerisinde, zulmün içerisinde, yanlışlığın içerisinde gömdük. Ne farkı var? Ne farkı var? Ne farkı var? Kısa içerisinde, yanlışlığın içerisinde gömdük. Ne farkı kaldı ki?

Şimdi o zaman için toprağın altına koyuyordu bitiyordu işi. Şimdi biz bir sefer öldürmüyoruz ki kız çocuklarımızı. Her gün öldürüyoruz. Biz her gün öldürüyoruz. Erkekler kız çocuklarını eşlerini bir gün öldürmüyorlar ki her gün öldürüyorlar. Bir gün öldürmüyorlar. Bizim kadınlarımız bir gün ölseler kurtulacaklar zaten. Bizim kadınlarımız bir gün ölmüyorlar ki. Her gün ölüyorlar. Sevmediği adamla evlendirmek bizde, sevmediği adamla evliliklerini devam ettirmeye çalışmak bu konuda zorlamak bizde.

Bizde. Kadınların haklarını vermemek bizde. Dini haklarını Allah’ın onlara vermiş olduğu hakkı vermemek bizde. Ya Allah bu hakkı vermesinler. Vermemek bizde. Ya Allah bu hakkı vermiş ona. Allah’ın vermiş olduğu hakkı sen nasıl kısıtlarsın? Kimsin Allah mısın? Allah’ız biz. Farkında değiliz ki. Biz tanrıcılık oynuyoruz toplum olarak. Her evde küçük tanrılar var. Her sokakta küçük tanrılar var. Her iş yerinde küçük tanrılar var. Her tarafta küçük tanrıcıklar var. Biz kime tapınacağımızı şaşırmış vaziyetteyiz.

Kadınlar temelli şaşırmış vaziyette. Neden? Her yerde bir tanrıcık var. Evde de bir tanrıcık var. Kim eş? Kim baba? Baba. Her yerde bir tanrıcık var. O yüzden biz şimdi o cahiliye döneminde kadınları kızları diri diri toprağa gömüyorlardı. Alkışlıyorum. O zaman çocuğu gömüyorlardı. Biz bir ömür boyu gömüyoruz. Her gün gömüyoruz. Her gün gömüyoruz ya biz. Biz cahiliye dönemine laf atıyoruz. Doğru. E şimdi sanki cahiliye döneminde değiliz. O öyle erdemlilik bizden akıyor ki, öyle hikmetler bizden akıyor ki.

Allah bizi muhafaza eder. Cenab-ı Hak ümmeti Muhammed’e Kur’ân ve Sünnet ahlakını nasip eylesin. Amin. Kur’ân ve Sünnet ahlakını kalplerine ısındırsın, sevdirsin inşallah. Amin. Saat 22.43 oldu. Hakkınızı helal edin. Biz Allah nurunun iki parmağı arasındadır. Buradan devam edecektik ama kaldı, önümüzde kaldı inşallah. Selamünaleyküm.


Kaynakça

Âyet-i Kerîmeler

  • Âl-i İmrân Sûresì, 159. Âyet: “Eğer sen kaba ve katı kalpli olsaydın, kesinlikle etrafından dağılıp giderlerdi.” — Sohbette “yumuşak huylu” kavramının Kur’ânî temeli olarak zikredildi.
  • Hucurât Sûresì, 6. Âyet: “Ey iman edenler! Size fasık bir kimse haber getirirse onu araştırın.” — Sosyal medyada araştırmadan yayılan haberlerin eleştirisinde atıfta bulunuldu.

Hadîs-i Şerîfler

  • İbn Mes’ûd Hadîsi — Ateşe Haram Kılınan: “Ateşe kimin haram kılındığını size haber vereyim mi? Cana yakın, ağır başlı, yumuşak huylu ve kolaylıkla iş gören her şahsa ateş haram kılınmıştır.” (TirmiŞî, Sıfatü’l-Kıyâme 45; İbn Hibbân — İbn Mes’ûd rivayeti)
  • Müslümanın Tanımı Hadîsi: “Müslüman odur ki elinden ve dilinden diğer Müslümanlar emin olsun.” (Buhârî, İmân 4-5; Müslim, İmân 64-65 — Ebû Hüreyre / Abdullah b. Amr rivayeti)
  • Sevdirme Hadîsi: “Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz; kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.” (Buhârî, İlim 11; Müslim, Cihâd 6)
  • Güzel Ahlak Hadîsi: “Din güzel ahlaktır.” / “Ben ancak güzel ahlakas tamamlamak için gönderildim.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned; Buhârî, Edeb 39)

Sohbet videosu: https://www.youtube.com/watch?v=F-DvhPjuoSk