Bu Ramazan sohbetinde Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde ele alınan konular: Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin Kur’ân ve Sünnet’e olan sıkı bağlılığı; Anadolu Sufiliğinin Allah aşkı ve Ehlibeyt eksenine dayandığı; kendi manevi köklerimizden kopuşun getirdiği dağılış ve “hazır paketlenmiş din” tehlikesi; Mesnevî’nin oruç hakkındaki beyitleri ile Ramazan orucu ve günahların affına dair hadîsler.
1. Mevlânâ ve Kur’ân-Sünnet: Anadolu Sufiliği Allah Aşkı Üzerine Kurulur
Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Cenâb-ı Hak yapmış olduğunuz ibadetleri dergah izzetinde kabul etsin. Rabbim nice Ramazanlarda bulaşmayı nasip ve müesser eylesin inşallah. Hz. Mevlânâ Celâletinin Rûmî Hazretleri bütün ümmet-i Muhammed’in içerisinde yetişmiş âlim ve velîler gibi, o da Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışmış, Kur’ân ve Sünnet çerçevesinde dini algılamış bir kimsedir.
O ne dinler üstü bir kimliktir ne de dini kitaplar üstünde bir kitabı vardır. O hiçbir zaman böyle bir söylemde de bulunmamıştır. Her daim ben Kur’ân’ın kölesiyim, Muhammed’i Mustafa’nın yolunun tozuyum. Bunun dışında her kim ne söylerse o söyleyenden de o sözden de uzağım, şikayetçiyim diye kendi bulunduğu noktayı kendi bulunduğu merkezi kendi diliyle ifade etmiştir. Kıymetli kardeşler, Hz. Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri İslam beş esas üzerine kuruludur.
Allah’ın birliğine inanmak, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak, hacca gitmektir. Din bu beş esas üzerine kuruludur. Hz. Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri size iki şey bırakıyorum. Kim buna sımsıkı yapışırsa asla sapıtmaz demiştir. Birincisi malum kitabımız Kur’ân-ı Kerim, ikincisi de mübarek Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin mübarek sünnetleridir. O yüzden bizim için ölçü birinci derecede Kur’ân, ondan sonra da Hz.
Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin sünneti seniyesidir. Ne zaman ki Müslümanlar Kur’ân ve sünnet dairesinden saptılar, o zaman ne yazık ki sapıklıklara, ne yazık ki dağınıklıklara düçar oldular. Ya köhneleşmiş bir mezhep saplantısına, ne de köhneleşmiş bir tarikat saplantısına saplanıp kalmak din değildir. O yüzden din kendi kendisini yenileyen Kur’ân ve sünnet kaynağından alınmış öğretidir. Kıymetli dostlar, Cenab-ı Hak Bakara ayet 183’te, ey iman edenler, oruç sizden öncekinlere farz kılındığı gibi size de farz kılınmıştır demiştir.
O yüzden oruç ibadeti âyet-i kerîme ile farzdır, ayetle sabittir. Hz. Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri de hadis-i şerifinde, eğer ümmetim Ramazan ayının kıymetini, şerefini ve önemini hakkıyla bilmiş olsaydı, bütün bir yılın Ramazan olmasını temenni ederdi buyurmuştur. O yüzden hadis-i şerifle de sabittir ki Ramazan ayı mübarek bir ay, kutlu bir ay, mutlu bir aydır. Hatta şaşarım o kimseye de Ramazan ayı geçer de o affolmaz diye Hz.
Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurmuştur. Kıymetli dostlar Hz. Mevlânâ Celalettin’in Rumi Hazretleri de oruca çok ehemmiyet vermiş, oruca çok önem vermiş. Zaten Anadolu Sufiliği, Anadolu Sufiliği farzları yerine getirip nafilelerle Allah’a yaklaşma, Allah’ı sevme yoludur. Bakın Anadolu Sufiliği farzları yerine getirip Allah’ı sevme yoludur. Allah sevgisinin üzerine kuruludur. Allah korkusunun üzerine değildir. Anadolu Sufiliği, ben onu yukarı Mezopotamya Sufiliği olarak algılıyorum.
Çünkü Anadolu Sufiliği öğretisini Ehlibeyt’ten almıştır. Ehlibeyt, ne yazık ki Muaviye’nin oğlu Yezid ve Yezid taraftarlarının baskısından Orta Asya’ya Hüseyin’i kolu hicret etmek zorunda kalmış. Hasan’ı kolu da Mısır tarafına doğru hicret etmiştir. Biz yukarı Mezopotamya insanları her şeyimizde dinimizi Hz. Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek torunu Hz. Hüseyin efendimizden öğrenmişizdir. O yüzden bizde Allah sevgisi bir çıt öndedir.
Biz Allah’ı severiz. Biz Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini severiz. Biz Allah ve Resul’ünü sevenleri de severiz. O yüzden bizim işimiz bu manada sevginin üzerine kuruludur. koca Yunus’umuz demiş ya, ben gelmedim davi için. Benim işim sevgi için. Bizim işimiz sevgidir. Hz. Mevlânâ Celaletin Rumi Hazretleri de ilahi aşkta zirve yapmış, zirveye oturmuş. Kendisinden sonra gelen kuşaklara Allah aşkını denilince Hz. Mevlânâ akla gelmiş.
Allah aşkı denilince bu topraklarda Yunus akla gelmiş. Allah aşkı denilince bu topraklarda Hacı Bektaş Veli akla gelmiş. Hacı Bayram Veli akla gelmiş. Tatbuk Baba akla gelmiş. Sarı Saltuklar akla gelmiş. Gidin Bosna’da görün. Gidin Bosna’da görün. Allah sevgisi denilince Hacı Bayramlar akla gelmiş. Üftadeler akla gelmiş. Ve bu topraklar Allah’a aşık yetiştirmiş. Allah’a aşık. Kıymetli dostlar, ne zaman ki biz bu aşktan ayrıldık, ne zaman ki biz bu aşktan koptuk, o zaman dağıldık.
Allah bizi tekrar toplatacak inşallah. Ne zaman ki biz kendi bağrımızdan, kendi içimizden, kendi kokumuzdan, kendi rengimizden, kendimizden koptuk, gittik, o zaman dağıldık. Yoksa bizim bir evimizde pişen aş yedi mahalleye dağıtılırdı. Bizim evimizde bir ekmek yedi mahalleye yeterdi. Bizim evimizdeki pirinç yedi mahalleye yeterdi. Biz o aşkla yorulmuş insanlık. Biz bu Ermeniydi, bu Yahudiydi, bu Aleviydi, bu şuydu, bu buydu diye ayıran bir toplum değildik.
Sufilikte bir kimsenin dinini sormak abestir. Hangi dindensin diye soramazsınız. Abestir. Hangi meşrepten diye soramazsınız. Abestir. Hangi mehsepten diye soramazsınız. Abestir. Abes. B
2. Aşktan Kopuş: El’in Gavurunun Hazır Paketlenmiş Dini ve Dağılış
iz ne zaman ki Hz. Mevlânâ’ları unuttuk, Hacı Bayramları unuttuk, Hacı Bektaş Veli’yi unuttuk, dağıldık. İçimizden El’in Gavuru bir tane dayış çıkardı, camileri bombalattı. El’in Gavuru geldi, Orta Doğu’ya yerleşti, Kan Gölü’ne çevirdi. El’in Gavuru geldi, bizim kendi ülkemizde bize darbe yapmaya çalıştı. Biz kendi kökenimizden ayrıldık çünkü. Kendi kokumuzdan ayrıldık. Kendi rengimizden ayrıldık. Ucu nerede olduğu belli olmayan, Buckingham Sarayı’nın köhne odalarında mı, yoksa CIA’nın köhne menfezlerinde mi, yoksa Avrupa Birliği’nin köhne duvarlarının arkasında saklanmış, ne idi belirsiz menfezlerde oluşturulmuş bir dini bize dayatmaya çalıştılar.
Biz ama kendi kokumuzdan ayrıldık çünkü. Kendi Mevlânâ’mızdan ayrıldık. Kendi Mevlânâ’mızdan ayrılınca bize farklı öğretiler getirdiler. El’in Amerikalısı orada pişirdi, biz hazır yemek düşkünü yaptı bize, biz hazır yemek düşkünü gibi rraftan aldık, din diye yedik. El’in gavuru bir şey hazırladı ama önce bize hazır yemeği hazırladı. Bizi önce hazır yemek, hazır içecek, hazır paketlenmiş gıdalar, bunları alıştırdı bizi. Ve dini de hazır paketlenmiş bize verdi.
Dini de bize hazır paketlenmiş bize verdi. Onu da yuttuk. Allah bizi affetsin. Bugünkü mutluluğum oydu. Biz kendi rengimizdeyiz, buradayız. Bakın bu mekan, bu mekan tarihlere göğüs sermiş. Şu direklerin ağzı dili olsa da dinleseniz var da biz dinleyemiyoruz. Şu direkleri seyretseniz, dinleseniz. Bu direklerde tarih ve maneviyat yatıyor. Hamdolsun. Hz. Mevlânâ da bu topraklarda yetişti. Bizim rengimizden, bizim kokumuzdan veya biz onun rengindeyiz.
Biz onun kokusundanız. O da Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı bağlı bir kimseydi. O sapık değildi, o sapkın değildi. O Kur’ân’ı kendisine kitap edinen kimseydi. O Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolundan giden bir kimseydi. Mesnevisinde 4000 kusur, ayet 6000 kusur hadis var. Bilmem hangi kimin yazmış olduğu tefsiri, bizde hiç alakası yok. Okumaktansa mesneviyi tercih ederim. Mesneviyi tercih ederim. Bilmem kimmiş. Kardeş benim toprağımın ürünü, yerli malı benim benden, benim gibi düşünüyor, benim gibi yiyor.
Neden onu tercih etmiyoruz? Ama ne yazık ki bu hataları yaptık. Hazret-i Pir de or
3. Mesnevi’de Oruç: Varlığı Eriten İbadet ve Ramazan Hadîsleri
uçla alakalı ne diyor? Oruç, seni gün gibi gönlü aydın, canı saf bir hale kor. Sonra da padişahla buluşma, bayram gününde varlığını kurban eder. Seni varlıktan ve benlikten kurtarır. Oruç, oruçtur ki seni varlıktan ve benlikten kurtarmalı. Öylesine oruç tutun ki sizi varlığınızdan ve benliğinizden kurtarsın. Oruç ayına girdiğin zaman o aya kavuştuğun için Hak’ka şükrederek, sevinerek, neşeli olarak gir. Çünkü Ramazan’ın gelişinden üzülenlere, kavlulara oruç haramdır.
Onlar oruca layık değillerdir. Orucu sevinçle tutun, mutlulukla tutun. Din, sevinç ve mutluluktur. İbadetler, sevinç ve mutluluktur. İbadet ettiğiniz için Allah’a ayrıca hamd edin ve bundan mutluluk duyun ki Allah sizi bununla nimetlendirmiş olsun. Hz. Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in Hazretleri de Ramazan ayının ehemmetine binaen kim Ramazan ayında oruç tutar, Allah’ın emirlerine uyup yasaklardan sakınarak orucunun hakkını verirse, korunması gerekenlerden de korunursa, önceki günahlarından arınmış olur.
Kim Ramazan ayını oruçlu geçirir, haramlara bulaşmazsa, Allah onun geçmiş günahlarını ne yapar? Affeder. Hz. Pir diyor ki, bu ayda dualar kabul olur, oruçlu’nun ahı gökleri deler geçer, oruç kuyusundan sabreden kişi, Yusuf gibi aşk mısırına sultan olur. Ey sahura kalkan, sahur yemeği yiyen kişi, az konuş, hatta sus, sus da orucu anlayanlar oruçtan söz etsinler. Gel ey şeyh, ey Tebriz şeyhin avunduğu büyük insan, oruç askerinin baş kumandanı sensin.
Allah oruçlarınızı kabul eylesin, Cenab-ı Hak ibadetlerinizi kabul eylesin. İnşallah seneye Ramazan’da ilk pazarda yine burada buluşacağız, yine burada iftar edeceğiz, yine burada inşallah iftardan sonra Sema edeceğiz, dua edeceğiz. Hepinize teşekkür ediyorum, ellerinizden ayaklarınızdan öpüyorum. Allah kıymetinizi Cenab-ı Hak kendi zatı uluhiyetinde yücelsin inşallah. Selamünaleyküm.
Kaynakça
Âyet-i Kerîmeler
- Bakara Sûresì, 183. Âyet: “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı; belki şükredersiniz.” — Orucun farziyetinin temel âyeti.
Hadîs-i Şerîfler
- İslâm’ın Beş Esası Hadîsi: “İslâm beş esas üzerine kuruludur: Allah’ın birliğine şehâdet, namaz, zekât, Ramazan orucu ve hac.” (Buhârî, İmân 1-2; Müslim, İmân 19-22)
- İki Emânet Hadîsi: “Size iki şey bırakıyorum; kim buna sımsıkı sarılırsa asla sapıtmaz: Allah’ın Kitabı ve Peygamberinin Sünneti.” (Mâlik, Muvaṭṭa, Kıyem 3; İbn Mâce, Menâsik 84)
- Ramazan Orucu ve Af Hadîsi: “Kim Ramazan ayını oruçlu geçirir ve haramlara bulaşmazsa, Allah onun geçmiş günahlarını affeder.” (Buhârî, İmân 28; Müslim, Müsâfîrin 175)
- Ramazan’ın Kıymeti Hadîsi: “Eğer ümmetim Ramazan ayının kıymetini hakkıyla bilmiş olsaydı, bütün bir yılın Ramazan olmasını temenni ederdi.” (Tabarânî, Kebir; İbn Huzeymet)
Mesnevî Beyitleri (Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî)
- “Oruç, seni gün gibi gönlü aydın, canı saf bir hale kor; ardından padişahla buluşma bayram gününde varlığını kurban eder.”
- “Oruç ayına girdiğinde o aya kavuştuğun için Hak’ka şükrederek, sevinçle, neşeli olarak gir. Çünkü Ramazan’ın gelişinden üzülenler oruça layık değillerdir.”
- “Oruç kuyusundan sabreden kişi, Yusuf gibi aşk mısırına sultan olur.”
Sohbet videosu: https://www.youtube.com/watch?v=tEbabpWa9II