1. Açılış: Gelibolu Mevlevîhanesi’nde 8. Mevlevî Alayı Yürüyüşü — Halit Kuşku ve Canfer Altay’ın Konuşmaları
Değerli misafirler, birazdan Mevlevi alayı yürüyüşümüz başlayacaktır. Lütfen yerlerimizi alalım. Programa Kur’ân tilavetiyle başlıyoruz. Fatiha. Açılış konuşmalarını yapmak üzere Tasavvuf Vakfı Gelibolu temsilcisi, öğretim görevlisi Halit Kuşku’yu davet ediyorum. Değerli Hazreti Mevlânâ’ya gönül vermiş, Mevlevilikle yorulan gönül dostları, Dünyanın en büyük Mevlevi Hanesine hoş geldiniz.
Biz Tasavvuf Vakfımızın 11 seneye ulaşan etkinlikleri çerçevesinde, Gelibolu Mevlevi Hanemisinde icra edilen 127. programdan sonra 128. programdayız. 8. büyük Mevlevi alayı yürüyüşündeyiz. Sadece tabelalarda gözüken Türkiye’nin dört bir yanından gelen misafirlerimizin dışında, Yurt dışından, Balkanlardan ve bölgedeki Hazreti Mevlânâ’ya gönül veren dostlardan hepsi şu anda aramızda bulunmaktadır. Hepsine ayrı ayrı teşekkür eder.
Gönül dünyamıza, Dünyanın en büyük Mevlevi Hanesine hoş geldiniz deriz. Tasavvuf Vakfı 11 seneye yakındır Gelibolu Mevlevi Hanesini yaklaşık 100 yıllık uykusundan, 100 yıllık sessizliğinden uyandırmış bulunmaktadır. Mevlevi alayı yürüyüşünü gelenekselleştiren, Birinci Dünya Savaşı’nda cepheye yürüyen Mevlevileri temsilen, Her sene buradan 57. alay şehitliğine yürüyen Mevleviler ve bütün gönül dostları bu senede 8.sini icra edecekler.
Aynı zamanda büyük Çanakkale geneline ve Türkiye genelinden misafirlerin katıldığı büyük Ramazan iftarları bu sene 10.sü icra edilecektir. Ardından bu sene yine 11.sü icra edilecek olan Şebi Arus Törenleri, Uluslararası Hazreti Mevlânâ’yı anma törenleri ve her ay mutaat olan devam eden programlar.
Şiir yarışmaları, diğer etkinlikler, kültürel yarışmalar, kültürel etkinlikler, Çanakkale Gelibolu yarımadası tarihi alanını ziyarete gelen, Çanakkale şehitlerini ziyarete gelen dostlarımızın buraya uğramaları ve gönül köprüsünü oluşturmaları, bunlar bizim etkinlik çerçevemizin kapsamındadır.
Üstadımız Sayın Mustafa Özbağan, öğretisi ve gösterdiği çerçevenin üzerine kurulu olarak Gelibolu Meblevihanesi’ni 11 yıl, yaklaşık 11 yıl başarıyla eski günlerine, eski günlerinden daha iyi bir ivmeye kavuşturduk inşallah. Bundan sonra da bu bayrağı taşıyacak olan, üstadımızın yine öğretisini alıp yarınlara bu bayrağı götürecek olan siz değerli gönül dostlarısınız.
O yüzden hepinize tekrar tekrar hoş geldiniz diyor Gelibolu Meblevihanesi’ni bu Türkiye’nin bu manada tasavvuf manasında Balkanlar’a açılan kapısı olan Gelibolu Meblevihanesi’ni ve buraya katılan bütün gönül dostlarını selamlıyorum. Allah gününüzü hayırlı ve bereketli eylesin. Şimdi de Tasavvuf Vakfı Bursa Başkanı Sayın Canfer Altay’ı konuşmadan yapmak üzere davet ediyorum.
Çok kıymetli üstadım ve Tasavvuf Vakfı mütevelliği itibarçkanımız, Türkiye’nin Tasavvuf Vakfı’nın güzide tepsicileri, değerli katılımcılar, Meblevi alayı yürüyüşümüze hoş geldiniz diyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. Bu güzel etkinliğinize, katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım. Bugün burada olmamıza vesile olan, sebep olan, hep beraber yoluna düştüğümüz, üstadımız Mustafa Özva’ı mikrofona davet ediyorum. Buyurun efendim. Selamünaleyküm.
Allah gecenizi, gündüzünüzü, ömrünüzü, ayınızı, yılınızı hayırlı eylesin inşaAllah. Ayrı ayrı hepinizin de gönüllerine okşar, gönüllerinizdeki Allah, Resulullah, Hazreti Mevlânâ muhabbetini selamlarım. Cenab-ı Hak inşaAllah Rahman, nice yıllarda, nice senelerde burada toplanmayı, burada nice hayırlı hizmetler etmeyi, hepimize nasip eylesin. Hepimizin gelecek zürriyetlerini bu mana aleminde yürüyen, bu mana aleminde koşan kimselerden eylesin.
2. 1071 Malazgirt’ten Bugüne Anadolu’nun Kutlu Görevi: Vatan, Şehit Kanı ve İslam Dünyasının Hamiliği
Kıymetli dostlar, biz 1071’den beri bu topraklarda öle öle diriliyoruz. 1071’de Malazgirt’te Sultan Alpaslan bu topraklara ayak basıp, bu toprakları şehitlerin kanlarıyla islam etme yoluna ve bu topraklara sevgiyle, hürmetle, şefkatle islam etme yolunda koşturmuşlar. 1071’den beri bu topraklarda Müslümanların kanıyla, canıyla, malıyla, her şeyiyle mücadele devam etmekte ve bu mücadele de böyle giderse son bulmayacak, devam edecek gibi görünüyor.
Çünkü bu topraklardan bizi yeniden orta asya’ya sürmek isteyen, bu topraklarda ezanın sesinden, bayrağın yükselen nidasından, bu topraklarda yaşanan islamdan rahatsız olan deccal sistemleri her zaman tetikte olup, bu topraklarda yaşayan Müslümanların kanlarına, canlarına kast etmek için tabiri caizse leş kargalıları gibi bekliyorlar.
Ve kıymetli dostlar, bizim buradaki duruşumuz, bizim buradaki bulunuşumuz, bizim bu etkinlikleri yerine getirmeye gayret edişimiz, kardeşler, bu vatanın gerçek sahipleri bizleriz. Bu topraklarda yaşayanlar, bu topraklarda ceddinin kanını şerbet gibi içen bu topraklardan sahipleriyiz. Bizim kanımızı bu topraklar susamış hep şehit kanı istemekte, hep gözyaşı istemekte. Ne yazık ki Anadolu toprağı aç, şehit kanına ve gözyaşına aç.
Ne yazık ki Anadolu toprakları şehit kanından ve gözyaşından doymak bilmedi. Neden? Tatlı çünkü. Dünyanın en tatlı kanıdır şehit kanı. Dünyanın en tatlı suyudır gözyaşı. Bir damla gözyaşı cehennemin ateşini söndürürken bir damla şehit kanı da bütün cehenneme yetecek noktadadır. O yüzden biz bu topraklara sahip olmayı, bu topraklarda sahipliğimizi devam ettirmeye mecburuz. Ben şimdi size günün tehlikelerinden bahsetmek istemiyorum. İngiltere, Kıbrıs’a 135 tane yeniden savaş uçağı getiriyormuş.
uçak gemilerini kapan Akdeniz’e gelmiş. Bizi batıdan ve güneydoğudan kuşatmaya çalışıyorlarmış. Bunlar yetmiyormuş gibi içerideki satılıklar, dışarıdaki hainler hepsi de bir beraber olmuşlar. Müslümanların kanını dökmek için sıraya girmişler. Bunları anlatmak istemiyorum. Benim burada sizlerle beraber, hep beraber vermek istediğim mesaj şu. İçerideki ve dışarıdaki hain, düşman bizim kanımıza, malımıza, canımıza, namusumuza göz dikmiş olanlara bir göz dağı gibi. Biz buradayız, bu topraklardayız.
Cettimiz nasıl 1071’den beri bu toprakları savunmak için her şeylerini feda ettilerse, bu toprakların insanları da yeniden feda etmeye hazırlar. Biz özellikle burada rengarenk, yukarıdan bakan bir kimse bu rengarenkin içerisinde kendisini kaybeder. Biz bu toprakların insanlar olarak, Kürdümüzle, Türkümüzle, Çerkezimizle, Arnavutumuzla her neden gelirse kendimizi ne hissedersek hissederiz. Bu toprakların insanları, Anadolu’nun insanları. Biz topyekin Anadolu’yuz.
O yüzden topyekin Anadolu demek İslam’ın bayraktarı demek. Cenab-ı Hak, siz yollarınızdan dönerseniz, ahdinizden dönerseniz, Allah öyle bir kavim getirir. O kavim, Allah’ın ipine sımsıkı sarılır. Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever dediği kavim, Anadolu’daki Müslüman kavimdir. Ne yazık ki bu ırkçılık gibi algılanmasın. Araplar ilk 30 yılda İslam’a çok iyi hizmet etmişler. Ama 30 yıl sonra bu hizmetleri İnkıta’ya uğramış. Nefislerine uymuşlar. Mala, mevkiye, kadına, saltanata düşmüşler.
Böylece o kutlu görev bu topraklarda yaşayan insanların üzerine yüklenmiş. Çünkü bu topraklarda yaşayan insanlar dirençli. Kur’ân’ına sahip, sünnet isenyesine sahip, vatanına aşık, milletine aşık insanlar. O yüzden bu topraklarda yaşayan insanların hala da mukaddes bir görevi var. Bu mukaddes görevi bu toprakları korumakla yetmiyor. Bu toprakların üzerinden bütün İslam dünyasını korumak ve bütün İslam dünyasının insanlarının hamiliğini yapmaktır.
Kıymetli dostlar, eğer Anadolu yıkılırsa bilin ki İslam dünyası diye bir dünya kalmayacaktır. Eğer Anadolu’daki İslam anlayışı yıkılırsa Kur’ân ve sünnete dayalı İslam dünyasında düzgün bir İslam anlayışı kalmayacaktır. O yüzden bu topraklardaki İslam, bu topraklardaki yaşanan Kur’ân, bu topraklarda yaşanan sünnet-i Resulullah bütün dünyaya ışık saçacak noktadadır. Biz bunun bilincindeyiz. Biz bunun bilincinde olduğumuz için yolumuzu Kur’ân ve sünnetle örmüşüz. Biz bunun bilincindeyiz.
O yüzden yolumuzu şefkatin, merhametin, muhabbetin üzerine kurmuşuz. Biz bunun bilincindeyiz. O yüzden biz vatan sevgimizi, sevgimizi, millet sevgimizi, Kur’ân sevgimizi, sünnet-i Seniye sevgimizi dünyalık metalara değişecek noktada değiliz.
Hemen hemen bütün İslam’ın kurum ve kuruluşların dünyalık metanın peşine düştüğü bir zamanda yollara mücahit tırnak içerisinde başlayan kimseler onda olsa ne yazık ki mücahidliklerini paraya, pula, kadına değişip ne idiği belirsiz bir kimse olduğu bir zamanda siz kardeşlerimiz Kur’ân ve sünnet duygunuzu, düşüncenizi, çalışmalarınızı herhangi bir metaya, herhangi bir dünyevi makama, herhangi bir paraya, pula, kadına satmadan yolunuzda dimdik yürümeniz, yalpalamadan, dünya metalarına kalmadan, dünya makamlarına kalmadan ve belediyelerin veya devletin verecek olduğu ihalelere gözünüzü dikmeden, dininizi ve imanınızı hiçbir şeye değişmeden, çocuğumuzdan, küçücüğümüzden, beş yaşımızdan, 80-90 yaşına kadar hep beraber Kur’ân ve sünnete sık sıkı yapışmak ve bunu daha ileriye götürmek bizim boynumuzun borcu ve şiarımızdır.
O yüzden siz kardeşlerimle gurur duyuyorum, kıvanç duyuyorum, Allah’a hamd ediyorum ki kardeşlerim dinlerini, dini duygularını herhangi bir dünya metasına değişmeden, herhangi bir gözlerini korkunun hummasına kaptırmadan, dimdik yürümenin mutluluğunu yaşıyorum. O yüzden hepinizin annenden, gözünden, kalbinden ayrı ayrı öpüyorum. Hepinizden beraber yol yürümekten dolayı da büyük mutluluk duyuyorum.
3. Dünya Metasına Satılmayan Bir Avuç Allah’ın Garipleri: Bedir Misali, Azlıkta Üstünlük ve Sufi-Zeybek Gönüllü Duruş
Kıymetli dostlar bugün İslam dünyası birbirine düştüyse metadan dolayıdır. Bugün ülkemizdeki Müslümanlar, tarikatlar, cemaatler, oluşumlar birbirlerine düştülerse dünya menfaatlerine dardıklarından dolayıdır. Dünyanın şatafatına ve şatıatına dönenler, dünyanın haramına, helamına bakmadan yutanlar. O yüzden onlar en büyük haini İslam’a yapmaktalar. İslam’ı mücadeleye haini yapmaktalar. Ne yazık ki bundan çok ve çok üzgünüz. Bundan çok ve çok içimiz hicranla dolu.
Gönül arzu eder ki, biraz geri çıkın. Gönül arzu eder ki, yola çıkan insanlar o aşklarını, o muhabbetlerini, dünya metalerini gördükten sonra da da olmasınlar. Yola çıkan arkadaşlar, yol esnasında dünya, makam ve mevkilerini görünce şaşırıp aldanmasınlar. Gönül arzu eder ki, İslam dünyası kendisini dünyanın heva ve hevesine kaptırmadan, Kur’ân ve Sünnet’i dimdik yaşasın. Ama ne yazık ki bir avuç topluluktan başka kalmadık.
Herkes kendi kendine paranın peşine düşmüş, meta’nın peşine düşmüş, makamın peşine düşmüş. Herkes devlet dairelerinden bir iş edinmeye, belediyelerden bir iş edinmeye, bir taraflardan bir para kaldırmanın peşine düşmüş. Mücahitliklerini terk etmişler, sufiliklerini terk etmişler, İslamlıklarını terk etmişler ve kendilerini heva ve hevese satmışlar. O yüzden çok kıymetlisiniz, o yüzden çok önemlisiniz, o yüzden çok değerlisiniz, o yüzden hepinizin ayaklarının altını öpüyorum.
O yüzden kardeşliğinizi, muhabbetinizi, birlik ve beraberliğinizi, kıpta ile bakıyorum. O yüzden lazımız bu ülkeye, o yüzden lazımız İslam dünyasına. Bizi aptal görebilirler, bizi salak görebilirler. Bunlar ne yapıyorlar diyebilirler. Ama bilsinler ki bu vatanın gerçekten saf, temiz çocukları var. Bilsinler ki İslam’ın saf, temiz ve çocukları var.
Kendini dünyaya satmayan, kendini makama satmayan, kendini paraya pula satmayan, kendi nefsine ve şeytana satmayan, deccaliyete kendini ve kardeşlerini peşkeş çekmeyen, saf temiz Müslümanları var. O yüzden sakın azız diye düşünmeyin. Hz. Muhammed de, Mustafa da, salallahu aleyhi ve sellem de azdı. Onun ashabı da azdı. Müşrikler Bedir’de onlara baktığında onlar çok az görünüyorlardı. Diyorlardı ki Muhammed’i, haşa, devenin arkasına bağlayıp Mekke sokaklarında dolaştıracağız diyorlardı.
Ama o Bedir’deki az olan Müslümanlar, o müşrikleri yerle yeksan etmişti. Kuyuları doldurmuşlardı onların cesetleriyle. Kuyuları doldurmuşlardı. Ve az olmak ümidinizi yitirmesin. Az olmak mücadele azminizi yitirmesin. Allah azı çok edendir. Allah azdan kuvvet verendir. Allah sayıya bakmaz. Kelmiyete bakmaz. Allah öze bakar. Öze. O yüzden inanıyorsanız üstünsünüz der. O yüzden sımsıkı bir Müslüman bin tane müşriye bedeldir. O yüzden bir mümin binlerce müşriye bedeldir. Sakın öyle düşünmeyin.
Ya biz bir avuçuz diye düşünmeyin. Biz bir avuçuz. Biz bir avuç Allah’ın garipleriyiz. Bizim arkamızda Allah’tan başka hiç kimse yok hamdolsun. O yüzden mesuduz, mutluyuz, metiniz. O yüzden başımız dik, göğsümüz ilerde. O yüzden bir tarafımız Sufi gönüllü, boynumuzu bükerken bir tarafımız bizim Zeybek gönüllü. Göğüsülerde başlar dik, gözler keskin. Biz bir tarafta böyle başı dik göğüsü ilerde dururken biz Çanakkale’de 1071’den beri şehit olan askerlerimizi de unutmuyoruz.
Ve bir taraftan Efelik ruhumuz varken hizmet ekibimizle de biz hizmet eden ehirleriyiz. O yüzden biz tüm renkleri üzerinde barındıran, tüm renkleri üzerinde yaşanan biz Anadolu’yuz. Çiçeğimiz bol, böceğimiz bol, efemiz bol, zebeğimiz bol. Antep’ten ta İzmir’e kadar vatan satında mücadele edenler bol. Nasıl Maraş’ımız kahraman Maraş olduysa, nasıl Antep’imiz Gazi Antep olduysa, nasıl İzmir efesi o yunan gavurunu denize döktüyse biz komple Anadolu olarak bekliyoruz.
Kim nereden gelecekse gelsin, kim nereden esecekse essin. Bu bizim bir sivil direnişimiz. Biz askerliğe de hazırız, biz savaşmaya da hazırız, biz cepheye gitmeye de hazırız. Devlet yeter ki bize müsaade etsin. Desin ki gelin biz seve seve, kadınımızla erkeğimizle, gencimizle, yaşlımızla yeniden silah altına girer, yeniden şehitlik yoluna çıkarız. O yüzden biz bu sivil direnişin, biz simgesi olarak buradayız.
4. 15 Temmuz Yezidî Darbesine İlk Saflarda Duruş ve Vasiyet: Sistem, Miras ve Şahısperestliğin Reddi
Kıymetli dostlar, bunun faydasını biz malum geçen sene anlatmıştım. 15 Temmuz’da gördük. Bütün insanlar ne yapacağını şaşırmışken sokağa çıkalım mı, çıkmayalım mı, duralım mı, durmayalım mı, biz nasıl bir şey yapacağız derken biz komple Tasavvuf Vakfı olarak daha ilk zamanda duyduğumuz andan itibaren meydanları doldurduk. O Yezidi darbeye karşı, o Yezidi kalkışmaya karşı ön saflarda olduk. Hiç kimseden emir beklemedik, hiç kimseden işaret beklemedik, hiç kimseden herhangi bir şey beklemedik.
Dedik ki bu ülkeye gözünü diken, bu ülkenin insanlarına gözünü diken her türlü Yezidiyeye karşı göğsümüzü siper ederiz. Bin gün geçse, bin gün sonra yine her türlü Yezidiliyeye karşı göğsümüzü siper ederiz. Bin yıl geçse bizim evlatlarımız, bizim torunlarımız, bizim çocuklarımız her türlü Yezidiliyeye karşı yine karşı duracaklardır. Yine karşı duracağız. Bu öğretidir. Biz o yüzden çoluk çocuk, tombalak hep beraber buradayız. Biz miras bırakırken belki de çok büyük paralar bırakmayacağız.
Ama bizim mirasımız Kur’ân sevgisi, sünnet sevgisi, vatan sevgisi, millet sevgisi, mukaddesat sevgisi bırakacağız. Bizim çocuklarımız vatanını, milletini, insanlarını seven, topraklarını seven, Kur’ân ve sünnete sık sıkı yapışmış bir nesil olarak yetişecek. Ben az önce buradan yürürken baktım küçücük semazenlerimiz her biri 4 yaşında, 5 yaşında, 6 yaşında, 6 yaşında, 10 yaşında. Belki de niye nereye koştuklarının farkında değiller.
Ama 10 yıl sonra bizim arkada daha da büyüyen çocuklarımız var, gençlerimiz var. Onlar da başladıklarında küçüktü. 10 yıl sonra onlar bunun şuuruna varacaklar. Küçücük bizim efelerimiz var. Şimdi onlar belki de folklorik bir noktada duruyormuş gibi görünebilir. Ama onlar 10 yıl sonra demirtaşlı abiler gibi işin bilincine varıp çizmelerini çekip, kilop pantolonlarını giyip biz hazırız diyebilecekler. Bunlar güzel örnekler ve bu güzel örneklerini örnekleri çoğaltarak yürüyeceğiz. Kıymetli dostlar.
Evet yıl içerisinde her gün bir yerlere taşınıyoruz. Yıl içerisinde her gün bir yerlere gidiyoruz. Aylık gittik gittiğimiz yerler var, günlük gittiğimiz yerler var. Dün akşam böyle küçük bir mini istişare oluyor. Hüseyin, Cafer filan dedim ki ya öleyim de kurtulun bari dedim taşınmaktan. Ben ölmeden dedim siz taşınmaktan kurtulamayacaksınız dedim. Ben öleyim de dedim taşınmaktan kurtulun dedim. Latife ettim. Sakın ha ben öldükten sonra da taşınmaktan vazgeçmeyeyim.
Size nasihatım ve vasiyetim olsun. Devam ettirdiğimiz her ne var ise hepsine de devam edin. Bizde şahısperestlik olmasın. Sistem devam etsin. Bu hizmet devam etsin. Ölüm insanlara ne zaman gelir bilinmez. Gelibolu’da çark devam etsin. Karabasi Veli’de çark devam etsin. Aşıklar Allah deyip semaya devam etsin. Efeler Allah deyip dizlerini vurmaya devam etsinler. Hizmet edenler Allah deyip hizmetlerine devam etsinler. Devam etsinler ki gelecek nesillere biz doğru miras bırakalım.
Devam edelim ki, edelim ve edin ki gelecek nesilde o örnekleri alarak doğru minval üzerinde yürüsün. O yüzden sizleri böyle her ay bir yerlere taşınmaktan her zaman bir yerlere taşıttırmaktan dolayı bazen zaman zaman içim burkuluyor. Diyorum ki ya bir koca bir cemaat taşıyoruz. Bir yerden bir yere. İnsanlar taşınıyorlar. Uykusuz kalıyorlar. Yoruluyorlar. Ben dedim içimden hiç olmasa dedim onlarla bir helalleşeyim. Bana haklarınızı helal edin. Allah sizden razı olsun inşallah.
Kıymetli dostlar, o yüzden yine geçen seneki gibi sözleşelim. Allah izin verirse önümüzdeki yıla yine Mevlevi alayı yürüyüşünde burada buluşacağız mı? Söz mü? Söz! Söz mü? Söz! Söz mü? Söz! Allah ömür verirse her Mevlevi alayı yürüyüşünde Allah izin ve ömür verirse Allah izin ve ömür verirse, Allah izin ve ömür verirse, hep beraber burada olacağız mı? Söz mü? Söz. Söz mü? Söz. Söz mü? Söz.
Böyle rengarenk böyle rengarenk bütün kültürümüzü, bütün renkliliğimizi, her şeyimizi ortaya koyaraktan yolumuza devam edeceğiz inşallah.
5. Sözleşme ve Kapanış Duası: Kur’ân, Sünnet, Vatan ve Millet Sevdasında Son Nefese Kadar
Kıymetli dostlar ömrümüzün son nefesine kadar Kur’ân ve Sünnet iseniye sımsıkı yapışmaya söz veriyor muyuz? Söz. Ömrümüzün son demine kadar vatanımızı ve milletimizi gavurların çizmesinin altında inim inim inlememesi için savaşmaya, mücadele etmeye söz veriyor muyuz? Söz. Söz verdik mi? Söz. Söz verdik mi? Söz. Allah mübarek eylesin. Ağabey. Allah sözlerimizde duranlardan eylesin. Ağabey. Cenab-ı Hak sözünün arkasında dimdik duranlardan eylesin. Ağabey. Allah sözünden dönenlerden eylemesin.
Ağabey. Allah topuklarının arzında geriye dönenlerden eylemesin. Ağabey. Allah Kur’ân ve Sünnet mücadelesini bırakanlardan eylemesin. Ağabey. Allah vatan ve millet aşkına o mücadeleden geri dönenlerden eylemesin. Ağabey. Allah vatana ve millete hainlik yapanların cezasını tez zamanda dursun. Ağabey. Cenab-ı Hak vatanımızı ve milletimize haince yaklaşanların nefeslerini kessin. Ağabey. İçeride varsa hainler onların sol gözlerini kör edip sol taraflarını felç geçirtirsin. Ağabey.
Bu ibretlik olsun ki insanlar vatan hainlerini oradan tanısın. Ağabey. Cenab-ı Hak dualarımızı kabul eylesin. Ağabey. Allah Kur’ân ve Sünnet’e hainlik yapan, bile bile Kur’ân’ı ifsad eden, bile bile Sünnet iseniyi red eden ve ifsad edenlerin sol gözlerini kör eylesin. Ağabey. Sol taraflarına felç versin. Ağabey. Hidayetleri mümkünse hidayet eylesin. Ağabey. Hidayetleri mümkün değil ise ibretlik felç versin. Ağabey. Ibre felç versin. Ağabey. Ibre felç versin. Ağabey.
Allah dualarımızı kabul eylesin. Ağabey. Inşallah. Şimdi kıymetli dostlarım, kıymetli kardeşlerim inşallah yürüyüş tertibine geçeceğiz ve Allah izin verirse her seneki gibi vakarımızla ciddiyetimizle sımsıkı dimdik yürüyüşümüzü tamamlayıp yeniden Mevle ve Hanemiz’de toplanacağız. Haklarınızı helal edin. Helal olsun. Sizden yana da helal olsun. Selamünaleyküm. Buradan başlıyoruz. Evet. Gel abi.
Kaynakça ve Referanslar
- “Allah öyle bir kavim getirir ki; onları sever, onlar da O’nu sever”: Mâide 5/54
- Allah’ın ipine sımsıkı sarılın: Âl-i İmrân 3/103
- Eğer inanıyorsanız üstün sizsiniz: Âl-i İmrân 3/139
- Bedir Gazvesi ve azlığın çokluğa galebesi: Âl-i İmrân 3/123; Enfâl 8/9-11, 65-66; Vâkıdî, Kitâbü’l-Megâzî; İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye
- Bedir kuyularına müşrik cesetlerinin atılması: Buhârî, Cenâiz 86; Müslim, Cennet 76
- Şehit kanı ve gözyaşının fazileti: Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd 8; İbn Mâce, Zühd 19; Âl-i İmrân 3/169-171
- 1071 Malazgirt Zaferi ve Anadolu’nun İslâmlaşması: Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye; Claude Cahen, Osmanlılardan Önce Anadolu; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh
- Vatan sevgisi imandandır (hadîs-i meşhûr): Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ I/413; Sehâvî, el-Makâsıdü’l-Hasene
- Gelibolu Mevlevîhânesi tarihi: Barihüda Tanrıkorur, Türkiye Mevlevîhanelerinin Mimari Özellikleri; Sezai Küçük, Mevlevîliğin Son Yüzyılı; Ekrem Işın, İstanbul’da Gündelik Hayat
- Birinci Dünya Savaşı’nda Mücâhidîn-i Mevleviyye Alayı: Nuri Köstüklü, Vatan Savunmasında Mevlevîhaneler (Balkan Harbinden Milli Mücadeleye); Mustafa Kara, Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri
- Çanakkale Muharebeleri ve 57. Alay şehitliği: Cemal Akbay, Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi: Çanakkale Cephesi; Mustafa Kemal Atatürk, Anafartalar Muharebâtı’na Ait Tarihçe
- Arapların ilk 30 yıldaki hizmeti ve sonraki dünyevîleşme — Hulefâ-yı Râşidîn sonrası fitne: Taberî, Târîhu’r-Rusül ve’l-Mülûk; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh
- 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ve halkın direnişi: Türkiye Büyük Millet Meclisi, 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Raporu (2017)
- Yezîdî zihniyet ve Kerbelâ benzetmesi: Taberî, Târîhu’r-Rusül ve’l-Mülûk; Seyyid Hüseyin Nasr, İdealler ve Gerçekler: İslam
- Tarikatlarda şahısperestlik yerine sistem devamlılığı: Reşat Öngören, Osmanlılar’da Tasavvuf; Hasan Kâmil Yılmaz, Anahatlarıyla Tasavvuf ve Tarîkatlar