1. Gazi Bir Dergahın Şecaati: Sufi Yolu, Kurtuluş Savaşı ve 28 Şubat’ta İnmeyen Kepenkler
Salaamun aleyküm. Allah gününüzü, gecenizi, hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Amin. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşlerim, hepiniz de hoş geldiniz. Yol çıkarken bir şey canımı acıtırdı. Bu canımı acıtan şey sanki sufilerin vatan ve millet sevgisinin olmadığına dair şahiyalar çıkardı. Bu şahiyalar beni çok üzerdi. Ben kendimce bunun böyle olmadığını sufilin Kur’ân sütler vatan millet sevdasıyla yanıp tutuşmak olduğuna inanıyordum.
Hamdolsun ki benim geldiğim yetiştiğim dergah vatanın savunmasında Kurtuluş Savaşı’nda en önde olan dergahlardan birisiydi. Çorumdaki çorumlu Hacı Mustafa Efendi’den önceki Hacı Leydar Efendi Hazretleri Anadolu’nun yeniden işgalden kurtulup vatan haline gelmesi için bütün dermişleriyle beraber kuvvay milliye katılıp vatanın yeniden kurtulmasında pay sahibi olan bir dergahtı.
Ben da o dergahın bir hizmetçisi, o dergahın bir talibi olaraktan böyle bir dergahta bulunmaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyordum. Çünkü benim bulunduğum dergah Londra’da Buckingham Sarayı’nın soğuk karanlık menfezlerinde kurulmuş bir dergah değildi. Benim bulunduğum dergah NATO’nun karanlık odalarında kurulmuş bir dergah değildi. Benim bulunduğum dergah Moskva’nın KGB’nin karanlık dehlizlerinde kurulan bir dergah değildi.
Benim bulunduğum dergah Mosad’ın kurup büyütüp eline bomba ve keleç silahı koyup Müslümanları katlettiren bir dergah değildi. Benim bulunduğum dergah Kuran sevgisiyle Muhammed Mustafa aşkıyla vatan ve millet sevgisiyle yanıt tutuşan bir dergahtı. Benim bulunduğum dergah kendimce Bedir’i unutmayan, Uhud’u unutmayıp ondan ders çıkaran, Malazgirt’i unutmayan ve Malazgirt’in ışığında Muhac’ı, Kosova’yı, en son Çanakkale’yi unutmayan bir dergahtı.
Eğer Çanakkale’yi unutursa bir topluluk o topluluğun dağılmaya mahkum olduğunu biliyordum. Benim içinde bulunduğum dergah bu manada Çanakkale’yi, Çanakkale’de şu Hedda şerbetini içenleri unutan bir dergah değildi. Benim bulunduğum dergah Kurtuluş Savaşı’nı es geçen, Kurtuluş Savaşı’nı görmeyen vatanın yeniden yeniden ihya edilmesi için yollara dökülen sütçü imanlarından tutun da Denizli Müftüsü’nden tutun da hepsinde unutulmaması gereken dergahtı.
O yüzden kardeşlerim yola çıkarken sadece ve sadece sufilik yaşayalım başka bir şey yaşamayalım diyen bir düşünceye sahip değildim. O yüzden vatan bizim için terk edilecek, bırakıp gidilecek, uğrunda mücadele edilmeyecek bir toprak parçası değildi. Biz dergah olarak bu yüzyılda, bu dönemde üzerimize düşen vazifeleri yapmakla mükelleftik.
Huzurlarınızda yirmi sekiz Şubat’ta beni yalnız bırakmayıp benimle beraber mücadeleye devam eden dergahın kepengini indirmeden basılmayı, horlanmayı, sorgulanmayı karakollarda sürünmeyi göze alıp zikrullaha ve dergah çalışmalarına devam eden kardeşlerime huzurunuzda bir daha teşekkür ediyorum. Çünkü onlarla beraber biz yirmi sekiz Şubat’a Kur’ân Sünnet sevdasıyla vatan millet sevdasıyla direnen yegane topluluktur.
Kendi dergahımızla dahi ödemiş Sivas, Nevşehir ve biliyorum Türkiye’deki bulunan dergahlar kepeklerini indirirken Bursa, Bayındır hiçbir zaman kepenklerini indirmediler. Onlar her şeyi göze alıp yirmi sekiz Şubat’la mücadele etmeye devam ettiler.
2. 15 Temmuz Yezidî Darbesine Direniş ve Mevlevî Alayı’nın Çağrısı: Rengarenk Bir Anadolu Kardeşliği
Gün geldi başımıza on beş Temmuz çöreklenmeye kalktı. On beş Temmuz’da bu dergah üzerine düşen vazifeyi yeniden yaptı. Henüz daha kimse ortalığa dökülmeden bu dergah bu fakirin bir tek tweetiyle bir tek haberiyle bütün şehirlerde meydana çıkaraktan on beş Temmuz’a karşı en büyük mücadelenin önünde durdu. Canlarını düşünmeden mallarını düşünmeden eşlerini çocuklarını düşünme.
Uhud’da nasıl gittiyse Ashab Bedür’de nasıl gittiyse Malazgirt’te nasıl gittiyse Çanakkak’ta nasıl gittiyse bütün kardeşlerimiz on beş Temmuz sokluklara dökülüp Yezidi darbesinin önünde durdu. Göğsünü siper etti, bededini siper etti, zidilere geçit vermedi. O yüzden biz bu manada Gazi bir dergahız. Hamdolsun. Hepinize de huzurlarınızda bu manada teşekkür ediyorum.
Çanakkale meydanından İstanbul’a kadar Bursa meydanından İzmir Bayındalık’ta Konya, Ankara, Akşehir, Yunak hepsine İzmit, Sakarya hepsi de tek vücut 15 Temmuz’da yapılması gerekeni yaptı. Ve eğer yine vatan millet Tehlike söz konusu olursa yine Kur’ân’ımıza, sünnetimize, vatanımıza, milletimize bir saldırı olursa biz tek vücut halde yine onunla mücadele etmeye hazırız. Kıymetli dostlar, bu Çanakkale’de Mevlevi alayı düzenleyip B.S.
kimliğini ilk önce belki de bazı kardeşlerimiz bu nereden çıktı deyip anlayamamıştı. Etraftan kardeşlerimizin dışından değişik dedikodular söz konusuydu. Dostlarım on beş Temmuz gösterdi ki bir ve berakip beraber hareket etmek Çanakkale’yi unutmamak önemli bir duyguymuş. Peki unutulmaması gerekiyor. Şimdi sizlere ayrı etten bakıyorum. Bu nostaljiyi yaşattığınız için de ayrıca teşekkür ediyorum. İçimdekini birden çıkarıvereyim.
Böyle kültür, rengarenk bütün renkleri üzerimizde taşıyarak burada olmanız için büyük mutluluk diyorum. Anadolu bu. bizim insanımız bu. Her şeyle rengarenk bahar bahçesi gibi, gül bahçesi gibi, karanfil bahçesi gibi tüm renkler üzerimizde ve tüm renklerimizi orta yere koyarak tan gidiyoruz. Renklerimizi reddetmek, renklerimizi ötelemek, renklerimizi ikinci sınıf, üçüncü sınıfa koymak bizim işimiz değil. Biz bütünüyle hep beraber kardeşiz. Bütününle hep beraber bu toprakların insanlarıyız.
Ve bu topraklarda doğduk, bu topraklar uğruna can vermeye hazırız. O yüzden böyle renkarenk gelen kardeşlere de ayrıyeten teşekkür ediyorum. Sohbetin arasını kesip ne bileyim tırnak içerisinde bunu dağılın.
Kıymetli dostlarım biz her yıl Çanakkale’de Çanakkale şehitlerini anma ve ta Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve selam hazretlerinden itibaren hatta Adem’den itibaren ne kadar Kur’ân ve Sünnet, vatan ve millet düşüncesiyle ölümü soğuk tatlı şerbet gibi içmiş bütün şehedaya, bütün şehedaya bir minnet, bir hatırlama onlara dua onları unutmadığımızı göstermek için bu yürüyüşümüzü devam ettireceğiz.
Kıymetli dostlar Türkiye’nin içinde bulunduğu durumda Suriye’de veya PKK’yla veya değişik terör örgütleriyle mücadele eden onlarla yaka yaka paça paça ya mücadele eden güvenlik kuvvetlerimizi ve şehit düşenlerimizi de unutmadan bu yürüyüşümüz devam edecek. Sizleri daha fazla burada sıcağın altında bekletmek istemiyorum. Inşallah zaten kardeşliğimiz baki her daim konuşacağız, her daim sohbet edeceğiz. Inşallah yürüyüşümüze başlayalım. Vaktinle yürüyüşümüzü bitirelim.
Inşallah tekrar burada toplanalım. Gününüz mübarek olsun. Geceniz mübarek olsun. Ayınız yılınız mübarek olsun. Bu manada cepheye, seman, yürüyüşünüz mübarek olsun. Inşallah yolda yürüyüş yaparken şehitlikte mela, malayani konuşmalardan, malayani davranışlardan uzak duralım, dua edelim, yolda zikredelim. Inşallah hepsinizle şehitlikte bağışlayalım. Allah razı olsun. Gününüz hayır olsun. Selamünaleyküm. Allah’a emanet olun inşallah. La ilahe illallah. Allah’a emanet olun inşallah.
Allah’a emanet olun inşallah. La ilahe illallah. Allah’a emanet olun inşallah. Allah’a emanet olun inşallah. O saçtı dayanalım. Gel zikredelim artık. Ver de derman zikrullah, Kula, İhsan zikrullah. Ver de derman zikrullah, Kula, İhsan zikrullah.
Dede derman zikrullah, kula ihsan zikrullah Ezgur-u lider Allah gel zikredelim artık Ezgur-u lider Allah gel zikredelim artık Serdar-ı ikzade birden aldı bu zikri sırdan Sırrında cebreden gel zikredelim artık Hasbun Bilgime kadar gelmişim, fani cihanı meylerim Bilgime kadar gelmişim, fani cihanı meylerim Ben dost cemalin görmüşüm, orijinali meylerim İsmail’e hak yoluna canımı kurban eyledim Çünkü bu can kurban olur, ben borç kurbanı eylem Aşık Yunus maşukuna uslak bulunca mesn olur Ben şişeyi çaldım taşa namussuadını eylemem Ben şişeyi çaldım taşa namussuadını eylemem Devrana girip seyran edelim Eyvah demeden Allah diyelim Allah Allah diyelim Haydi ya Allah Evler demine destur alalım Mervaneye bak ibret alalım Aşkın ateşine gel bir yanalım Mervaneye bak ibret alalım Dost dost dost dost Devrana girip seyran edelim Eyvah demeden Allah diyelim La ilahe illallah
Kaynakça ve Referanslar
- Vatan sevgisi imandandır (hadîs-i meşhûr): Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ I/413; Sehâvî, el-Makâsıdü’l-Hasene
- Kurtuluş Savaşı’nda tasavvuf-tarikat mensuplarının rolü: Mustafa Kara, Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri; Necdet Sakaoğlu, Osmanlı Tarih Sözlüğü; Kemal H. Karpat, Osmanlı’dan Günümüze Elitler ve Din
- Çorumlu Hacı Mustafa Özbağ Efendi ve silsilesi: Tasavvuf Vakfı Arşivi; İrşâd Dergisi
- Şehitlerin Allah katındaki yüksek mertebesi: Âl-i İmrân 3/169-171; Bakara 2/154; Tevbe 9/20-22; Müslim, İmâre 108-109
- Bedir, Uhud, Malazgirt, Mohaç, Kosova, Çanakkale muharebeleri: Vâkıdî, Kitâbü’l-Megâzî; İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh; Osman Turan, Selçuklular Târihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
- Sütçü İmam ve Maraş Direnişi: Yaşar Akbıyık, Millî Mücadelede Güney Cephesi: Maraş; Adnan Sofuoğlu, Milli Mücadele Döneminde Anadolu’nun İşgali
- Denizli Müftüsü Ahmed Hulûsi Efendi’nin istiklal fetvası: Âlim Kahraman, Milli Mücadelede Denizli; İrfan Orga, Phoenix Ascendant
- 28 Şubat süreci ve tekke/dergâh baskıları: İsmail Kara, Cumhuriyet Türkiyesi’nde Bir Mesele Olarak İslam; Mustafa Öztürk, Tefsirde Ehl-i Sünnet & Şîa Polemikleri
- 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ve halkın direnişi: Türkiye Büyük Millet Meclisi, 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Raporu (2017)
- Yezîdî zihniyet ve Kerbelâ-Hüseyin karşıtlığı benzetmesi: Taberî, Târîhu’r-Rusül ve’l-Mülûk; Seyyid Hüseyin Nasr, İdeallar ve Gerçekler: İslam