Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Sahabe(129)
Sahâbenin Manevî Bağı ne demektir?
Bütün peygamberlerin Adem’den itibaren yolu budur. Ama ne yazık ki dünya insanlığı bugün karanlık bir kaosun içerisinde ve insanlıktan uzak. Karanlık bir kaosun içinde insanlıktan uzak. Bakın bugün Kadir gecesi bu dünyanın değişik yerlerinde sadece Gazze’de değil, Doğu Türkistan’da, Arakanda ne bileyim Bangladeş’te, Pakistan’da ülkemizde de Müslümanlara zulmediliyor.
Kaynak: 2024 Sohbeti — Kadir Gecesi: Kur’ân’ın İndirilişi, Sahâbenin Manevî Bağı ve Mü’m
Ebu Eyyubi el-Ensari’den şöyle rivayet edilmiştir?
Bir hurmalık vardı. Bu hadîs-i şerife dikkat edin. Tirmizî de bu. Bir hurmalık vardı. Bir cin gelir ve ondan alırdı. Bundan Peygamber sallallâhu aleyhi ve selleme yakındım. Dikkat edin. Eyyubi el-Ensari hurmalıktan bir cin gelip hurmalıyor. Eyyubi el-Ensari bunu biliyor. Cinliği de görüyor. Cin muhabbeti açılınca rahmetli babam aklıma geliyor. Anlattım mı size babamın cin hikayesi? Babam gecezi gündüzü belli olmayan bir insan. Bir bakmışım bir buçuk ikide çıkmış gitmiş evden bizim yakın bir bahçe var. Bize öyle diyor. Bahçeye gezmeye gidiyor. Artık bahçe nasıl bir bahçe neyse bildiğimiz yer bahçe. Tabi babama nereye gidiyorsun nereye geliyorsun? Ne zaman geleceksin ne zaman gideceksin? Mümkün değil öyle bir soru. Çok canımı sıkılır bizim öyle sorulara. Babadan kalma bize miras. Kimse nereye gidiyorsun nereye geliyorsun? Ne zaman geleceksin ne zaman gideceksin? Kimse sormayacak bize. Özbah hali. Babam da bir gece öyle gitmiş. Ondan sonra bakmış bahçenin orada bir tane koyun. Bizim orada mahallede de koyunları olanlar var. O koyunları olanlar da dedemin Allâh affetsin çobanları. Baba dedemin. çoban Sülman aga var çoban İsmi aga var çoban Hüsi aga var. Onların koyunları var. Orada da bahçeye yakın çoban Sülman aga’nın koyunları var. Demiş bizim Sülman aga’nın koyunları halde kuzusundan birisi yakalamış onu. onu Sülman aga’ya teslim edecek. Tabi Süleyman demiyorlar bunlar Sülman aga. Dedi ağaçlılar. Tabi koyun böyle tutmuş sımsıkı koyun keçi oluyor bu sefer. Keçi olunca babam diyor ki bu normal değil. Bizi anlatıyor onu. Keçiye sımsıkı tutmuş. Ulan demiş az önce meliyordun şimdi demiş keçi gibi bağırıyorsun bundan sonra. Keçi anında babamın anlattığı genç bir kız oluyor ne olursun bırak beni diyor. Bizde Adem’den kalmak kadına karşı bir zafiyet var ya bu bir anda gaflete dalıyor bırakıyor. Babam hiç bıçaksız destersiz dolaşmaz. Sonradan aklına geliyor ulan diyor bu cinni. Ulan bunu yakalayayım da diyor her gün bana bir sarı lira getirsin. Koşuyor arkasından o da gel gel diyormuş ona. Biz de her gel gel diyene gidiyoruz ya. Adem aleyhisselamı da gel gel dedi hava gitti. tuhaf karşılamıyor mu babamın gitmesine? O giderim o gel o giderim anlıyor bunun cinni olduğunu iyice. Sövmeye başlamış yakalarsam seni diye en senden kesicem anasını avradını cinnesini de babamda meşhur böyle şey. E tabi yakalayamıyor. Babamın pişmanlığına baksa o anasını avradını bilmem ne yaptığımı cinnesini yakalasaydım her gün bir sarı lira getirirdi bana diyor.
Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1920. Beyt: Beytullâh’ı Tavâf, Hz. Muhammed’in Nûrâniyeti
Hz. Peygamber’i rüyasında gören kişi sahabidir mi?
Bir kısmı demişler ki Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında gören de sahabidir. Bir kısmı demiş ki hayır biz onları sahabiden sayamayız. Bu bir kısmı sahabidir diyenlerin içerisinde sufi temelli olanlar fazla. Sufilerin büyük bir çoğunu derler ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında gören de sahabedendir. Sufilerin büyük bir kısmı.
Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1945. Beyt: Testi-Küplü Adam, Hz. Peygamber’i Uyanıkken G
Hz. Peygamber’in rüyada gören kişi ne yapmalıdır?
Bir kısmı sufilerin bir kısmı der ki biz bu kadar ileri gitmeyelim, itidariyle davranalım. Biz onu normal onları yaşayan sahâbeler gibi görmeyelim derler. Deseniz ki sen neredesin? Kırtların içindeysen sen sahâbe sayılabilirsin. Kırtların içindeysen, kırtların içinde değilsen sakin ol. Sakin ol. Bu hak senin değil. Allâh bizi affetsin.
Kaynak: 2024 Sohbeti — Mesnevî 1945. Beyt: Testi-Küplü Adam, Hz. Peygamber’i Uyanıkken G
Hz. Ali’nin namazda ok çıkarttırması keramet midir?
Hazret-i Ali radıyallâhu anh hazretlerinin normalde ok battıydı ayağına. Dedi ki namazı da çıkarın. Allâhu Ekber namaza durdu namazda oku çıkardılar ayağından selam verdi. Dedi ki oku çıkarın dedim namazda. Çıkarmadınız çıkardık ya emir el-Mü’min dediler. Bunlar sahâbelerin üzerinde kerametler. Mesela sahâbelerin kimisinin kılıç mesela yediği halde kan çıkmazdı. Veya oklanırlardı oklandıklarından düşmezlerdi. Cenâb-ı Hak onların normalde gelirlerdi. Tabiri caizse Çanakkale’de milletin üzerinden saçma kurşun çıkardıkları gibi ok çıkarırlardı sahâbelerin üzerinden.
Kaynak: 2024 Sohbeti — Ahzâb 35: «31. Nasîhat» On Esas ve Hadîs-i Kudsî «Kulumun Zannı G
Hz. Ebû Bekir’in zehir burhânı nedir?
Yılan ısırdı, zehirledi onu. Yılan ısırıp zehirleyince Hazret-i Ebû Bekir efendimiz o zehirden herhangi bir şey görmedi. Zehirlenmedi. Nakşibendîlerde zehir buhranı vardır Hazret-i Ebû Bekir efendimizdendir. İyi bir nakşibendi mürşidi zehir buhranlığı yapması lazım. Örnek. Tabii bunlar şimdi böyle tasavvuf , tarikat, bunlar böyle lav edildiğinden yasaklandığından bunlar sanki dini, İslami değilmiş gibi görünüyor. Şiş buhranı da sanki İslami değilmiş gibi görünüyor. Örneğin. Kılıç buhranlığı İslami değilmiş gibi görünüyor. Sahabeden bir kimse savaş meydanında bacağı koptu komple. Savaş bitti, normal bacağı yerinde zannediyor.
Kaynak: 2024 Sohbeti — Ahzâb 35: «31. Nasîhat» On Esas ve Hadîs-i Kudsî «Kulumun Zannı G
Ebûzer-i Gıfârî’nin «Kılıcın Pırıltısını Sakla» hadisi ne anlama gelir?
Ebuzeri Gifari bahadır sahabe. Savaşlarda en önde. Yakapaça meydanda Ebuzeri Gifari’de. Ne kalkan var ne minfer var. Ebuzeri Gifari öyle bir kimse. Ve geçimi, geçimi dikkat edin. Cihattan. Ganimet.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Aşûrenin İptali, Karabâş Tekkesinin İhale Davası, Ahir Zaman Sabı
Ahir zaman sabırı neden önemlidir?
Ebuzeri Gifari bahadır sahabe. Savaşlarda en önde. Yakapaça meydanda Ebuzeri Gifari’de. Ne kalkan var ne minfer var. Ebuzeri Gifari öyle bir kimse. Ve geçimi, geçimi dikkat edin. Cihattan. Ganimet.
Kaynak: 2023 Sohbeti — Aşûrenin İptali, Karabâş Tekkesinin İhale Davası, Ahir Zaman Sabı
Sahabe nedir?
Sahabe, Allah’ın her şeyi yaratmış, yaratmış olduğu her şeyi kaderlemiş ve kaderlediği her şeyi meydana getirmiş olduğuna inanmaktır.
Bütün sahâbeler hakkında hayırdan başka bir şey söylemeyiz mi?
13- Bütün sahâbeler hakkında hayırdan başka bir şey söylemeyiz.
Sahabenin en üstünü Hazret-i Ebu Bekir, sonra Hazret-i Ömer, sonra Hazret-i Osman, sonra Hazret-i Ali, sonra Aşere-i Mübeşşere, sonra Bedir Ehli, sonra Uhud Savaşı’na katılanlar, sonra Hudeybiye’de bulunanlar, sonra Bi’at-u Ridıvân’da bulunanlar, sonra Akıbebiyat’ında bulunanlar olarak inanırız mı?
14- Sahabenin en üstünü Hazret-i Ebu Bekir, sonra Hazret-i Ömer, sonra Hazret-i Osman, sonra Hazret-i Ali, sonra Aşere-i Mübeşşere, sonra Bedir Ehli, sonra Uhud Savaşı’na katılanlar, sonra Hudeybiye’de bulunanlar, sonra Bi’at-u Ridıvân’da bulunanlar, sonra Akıbebiyat’ında bulunanlar olarak inanırız.
Sahabeler İslam olmayan bir yere gitmişler mi?
Sahabeler İslam olmayan bir yere gitmişler, İslam olmayan bir yerde bunu gelecek derste de örneklendirebilirler. Oradaki İslam olmayan zalimler onların malını zulmederekten el koymuşlar. El konulunca oradaki sahabeler, oradaki zulmeden o zalimleri rüşvet vermişler. Örneğin bir kimse borçlu olduğu halde borçlu olduğu halde borcunu inkar ediyor. Borçlu olduğu halde borcunu inkar ediyor ama alacaklı olan kimse mevcut alacaklığı halde borcunu inkar ediyor. Alacaklığı olan kimse mevcut Alman devletinin mahkemesinde alacağını ispatlayamıyor. Alacağını ispatlayamayınca mevcut Alman devletinde o kimse yemin etmek zorunda kalıyor. Diyor ki benim bundan alacağım var. Yemin eder misiniz? Evet ederim diyor. Çünkü neden? Karşıdaki kimse zalim, karşıdaki kimse hain, karşıdaki kimse hak, hukuk bilmiyor.
Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Sohbetleri — 11 Haziran 2020 Soru-Cevap
Hz. Âişe’nin Berat Gecesi ibadeti nedir?
Hz. Âişe’nin rivayeti (Hz. Peygamber’in Berat Gecesi ibadeti): İbn Mâce, İk nadı 191
Kaynak: 69. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Berat Kandili — Fitne Tuzakları, Şaban’
Hz. Âişe annemizin rivayetiyle ne anlatılmıştır?
Hz. Âişe annemizin ‘günler geçerdi de Hz. Peygamber’in evinde duman tütmezdi’ rivayetleriyle Peygamber-i Zîşân’ın sade hayatını ve bu sadeliğin günümüze dersini anlatmış.
Kaynak: 38. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mesnevî 300. Beyit: Yakîn-Şüphe, Dervi
Vahşî kıssası ne anlama gelmektedir?
Vahşî, amcasını şehîd etmişti. Sonra geldi Müslüman oldu. Sonra Müslüman olunca Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem dedi ki: ‘Sen biraz gözümden uzak dur. Çünkü sen benim ciğerpâremi yaktın. Ciğerpâremi şehîd ettin.’ Ama Vahşî, o cemaatin en arka safında dururdu. Ona ‘sen Müslüman olamazsın’ dememişti. Ona ‘sen buraya giremezsin’ dememişti.
Kaynak: 7. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mevlevîhânesi Ana Şeb-i Arûs P
Kaka Radiyallâhu Anh’ın Kılıç Kıssası nedir?
Efendi hazretleri sohbetin bu bölümünde tâhirî bir örnek ile tevbe kapısının her an açık olduğunu teyid etmiştir: "Hz. Mevlânâ ‘düşmanın bile olsa ona bağış yapman iyidir çünkü bağışın yüzünden düşman bile insana dost olur’ demiş. Hani Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri yatıyordu, dinleniyordu ağacın dibinde. Kaka (Ka’ka) radıyallâhu anh henüz Müslüman olmadan gelmiş — Hz. Peygamber de kılıcını astı ağaca. Onun kılıcını aldı, hemen mübârek boynuna uzattı: ‘Seni kim elimden kurtaracak?’ Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ‘Allâh’ dedi. Öyle bir sallandı ki elinden kılıç düştü. Hz. Peygamber Allâh Resûlü’nün kılıçını aldı. ‘Şimdi seni elimden kim kurtaracak?’ dedi. O: ‘Sen iyi bir insansın, iyilik timsâlisin, senden kötülük çıkmaz ki’ dedi. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem onu bağışladı.
Kaynak: 5. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Gemlik Şeb-i Arûs, Semâzen Berat Töreni
Hz. Âişe’nin gıybet hadisesinde ne olmuştur?
Hz. Âişe’nin gıybet hadisesinde ağzından kanlı et çıktı — ashâb hakikati âyânında yaşıyordu.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (30 Haziran 2012) — Tövbenin Mertebeleri: Şeriatt
Ömer’in (r.a.) Hacer-i Esved’e karşıdan istil yangı: "Ey kara taş, bilirim ki sen bir taşsın, bir kıymetin yok mudur?
Hz. Ömer’in (r.a.) Hacer-i Esved’e karşıdan istil yangı: "Ey kara taş, bilirim ki sen bir taşsın, bir kıymetin yok. Ama o Muhammed Mustafâ (s.a.v.) sana muhabbet etti, seni selâmladı; ben de o yüzden istilâm ederim." Hacıların Hacer-i Esved’e dışarıdan istilâm etmelerinin kolaylaştırıcı yönü Hz. Ömer’e aittir.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Mevlid Kandili Sohbeti (3 Şubat 2012) — Peygamber Sevgisi
Hz. Ömer’in "Dost Doğru Yaşa" Cevabı nedir?
Sohbette anlatılan bir hâtıra: "Bir tek ihtiyâr — ‘hocam, hocam’ diye karşılanan adam. Biraz âbdallı. Kendisine sordum, konuştum, birçok şey konuştuk. ‘Cennete nasıl gidelim?’ dedim. ‘Ama öyle her şey yok. Ben de sinirlendim. Ben de alttan kalıyorum gibi’ — o da dedi ki ‘Söyle bakalım, tarîhte bu videoda var, söyle bakalım.’ ‘Cennete nasıl gidilir?’ Şöyle yaptım: ‘Dost doğru yaşa — dost doğru gidersin.’"
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (27 Şubat 2011) — Tîn Sûresi Tefsîri, Îmân ve Güv
Hz. Abbas kıssası nedir?
Hz. Abbas radıyallahu anh efendimiz anlatıyor: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bir vadi dolusu kervan geldi. Her devesinin yükünde yakut, zümrüt, zeberced — kıymetli taşlar vardı. Hz. Abbas dayanamadı, ‘Ya Muhammed bunların hepsi senin mi?’ diye sordu. Peygamber Efendimiz ‘Evet’ dedi. Sonra amcasına döndü: ‘Ey amcacığım, dünya cifedir’ buyurdu. Hz. Abbas’ı kucakladı, sıktı; ağzından siyah bir bulut çıktı — dünya sevgisi kalbinden çıkmıştı. O andan itibaren Hz. Abbas mala hiç bakası gelmediğini söylemiştir. Sufide hem dünya sevgisi hem Allah sevgisi bir arada olmaz.
Kaynak: 267. Dergah Sohbeti – Sufi Ahlakı, Dünya Sevgisinin Tehlikesi ve Hz. Abbas Kıssa
Ali radıyallahu anhum hazretlerine ve ashaba küfür eden, hakaret eden, iftira eden kimse küfür ehli midir?
Bütün Ehl-i Sünnet ulemasının ittifak ettiği bir noktadır: Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali radıyallahu anhum hazretlerine ve ashaba küfür eden, hakaret eden, iftira eden kimse küfür ehlidir. İster sufi deyin, ister tarikatçı, ister veli, ister şeyh — bu lakap kimin üzerinde olursa olsun.
Kaynak: 270. Dergah Sohbeti – Lanet, Zikir Ahlakı, Ashaba Saygı ve Dergahta Adab
Bâkî olan kimdir?
Bâkî olan Allah’tır; biz o bâkî olan Allah’a dayanacağız, O’na yaslanacağız. Hiçbir mürşid-i kâmil İmam-ı Azam Hazretlerinin tozu olamaz. Bütün sahabe sonrası gelenleri üst üste koysan sahabenin tozu olamaz. Bütün sahabeleri üst üste koysan Peygamber’in tozu olamaz. Hiç kimse nefsine paye vermesin, kimse ‘düş peşime’ demesin.
Kaynak: 275. Dergah Sohbeti: Tasavvufun Şartları, Tövbe ve Bâkî Olan Allah
Nuh aleyhisselam kıssası nedir?
Nuh Aleyhisselam Kıssası. Nuh aleyhisselam kendi kavmini iman etmeye çağırdı ama kendi hanımı ve çocukları bile iman etmedi. Alay ettiler onunla. Yüksek tepelere evler yaptılar, ‘Nuh’un dediği tufan olursa biz bu yüksek evlerde kurtuluruz’ dediler. Allah dedi ki: ‘Siz ne kadar yüksek tepelere ev yaparsanız yapın.’ Ve Cenab-ı Hak onları Kahhar ismiyle kahretti. Onlar başlarına ne geleceğini bilemediler; bir peygamber bile ümmetinin üzerindeki belayı kaldırmaya muktedir olmadığına göre, hiçbir şeyhin bunu yapması mümkün değildir.
Kaynak: 283. Dergah Sohbeti: Tevhid, Gayb İlmi, Şirk Tehlikesi ve Evlilik Hakkı
Hz. Ömer ve Ebu Cehil karşılaştırması nedir?
Nasıl Ebu’l-Hikam idi, hikmetin babası; Hz. Muhammed Mustafa zuhur edince Ebu Cehil oldu. İkisi de akıl bebesiydi; Hz. Ömer Efendimiz de Ebu Cehil. Birisi iman yolunu seçti. Hz. Peygamber onun için "Benden sonra peygamber gelecek olsaydı Ömer olurdu" buyurdu. Ama öbürü 1400 yıldan beri Ebu Cehil olarak anılıyor. Birisi imanı seçti, birisi aklının oyununa düştü gitti, şeytana düştü gitti. Birisi imana doğru koştu, berraklaştı, aklı kemale erdi, nurlandı; öbürü de aklın nara doğru gitti, karardı. İşte bu yol nura doğru koşma yoludur.
Kaynak: 291. Dergah Sohbeti — Hürriyet Makamı, Asıl Keramet ve Gaye Verilenlerin Hali
Hz. Ebu Zer’e ne buyurmuştur?
Hz. Ebu Zer Efendimiz’e Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ‘Allah’tan başka hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceğine bana söz ver, ben de sana cenneti söz vereyim’ buyurmuştur. Üç sefer söz almıştır ondan.
Kaynak: 305. Dergah Sohbeti — Anne Babaya İtaat, Şöhret Afeti, Allah’tan İstemek
Hz. Ömer’in oğlu Abdullah hadisesi nedir?
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Hz. Ömer Efendimiz’in oğlu Abdullah’a hediye göndermiştir. Abdullah ‘Ya Resulallah, benim buna ihtiyacım yok’ deyince, Peygamber Efendimiz ‘Ya Ömer oğlu Abdullah, eğer sen istemeden sana bir şey geldiyse bu sana Rabbinin lütfudur. İhtiyacın varsa al, ihtiyacın yoksa ihtiyaçlı olan bir kimseye sen de hediye et’ buyurmuştur.
Kaynak: 310. Dergah Sohbeti — Yaratılışın Gayesi, Hediyeleşme Adabı ve İstihare
Günah işleyene beddua edilmez mi?
İçki içen bir sahabe vardı, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ikide birde onu cezalandırıyordu. Yine böyle bir cezalandırma zamanında sahabeden birisi “Allah seni kahretsin, yine mi bu işi işledin” dedi. Hz. Peygamber o sahabeyi derhal susturdu ve çok üzüldü. Buyurdu ki: “O içki içen, Allah’ı ve Resulü’nü sever.”
Kaynak: 474. Dergah Sohbeti
Mal için savaşmak ve Allah için savaşmak ayrımı nedir?
Sahabe hazretlerinden birisi savaşta ölürken Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem “o cehennemliktir” buyurdu. Sahabe hemen yanına gidip sordular: “Sen niye savaştın?” O da “bunlar gelip hurma bahçelerime zarar vermesin diye savaştım” dedi.
Kaynak: 474. Dergah Sohbeti
Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh, o hırkadan bir parça kesip sarığının ortasına iliştirmiş ve Hz. Ali radıyallahu anh’a da parça kesilmiş mi?
Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh, o hırkadan bir parça kesip sarığının ortasına iliştirmiş; Hz. Ali radıyallahu anh’a da parça kesilmiş — "haydarî" ismi oradan gelir. Bazı hadis kritercileri bu kısmın zayıf olduğunu söylerler; ama sufiler bunun doğru olduğuna inanırlar.
Kaynak: 531. Dergâh Sohbeti — Beklentisizlik, Empati, Kadının Çalışması ve Halka Zikri
Muâviye bin Ebû Süfyân Hakkında Duruşumuz?
Muâviye hakkında olumsuz duygular beliriyor diye soruldu. Biz Muâviye’ye hakaret edecek, ona olumsuz bir şey söyleyecek noktada değiliz. Ama Hazreti Ali’yi sevdiğimiz gibi sevmeyiz. İmam-ı Âzam’ın içtihadına göre sahâbenin içerisinde en fazla sevilecek olanlar: Birincisi Hazreti Ebû Bekir, sonra Hazreti Ömer, sonra Hazreti Osman, sonra Hazreti Ali, sonra Hasan ile Hüseyin, sonra Aşere-i Mübeşşere. İmam Şâfiî’nin meşhur sözü: ‘Allah bizim kılıcımızı korudu bu meselede, dilimizi de korusun.’ Biz sahâbeyi sövmeyiz, hiçbirisine hakaret etmeyiz, küçültücü, incitici bir söz söylemeyiz. Ama tarihî gerçekleri de görürüz: Hazreti Ali’ye biat etmedi, ayrılık çıkardı, devlet başkanı olmak için değişik entrikalar yaptı — bunlar tarihî tespitlerdir.
Kaynak: 558. Dergah Sohbeti — Hilâfet Meselesi, Sahâbe Sevgisi, Şeyh Sonrası Ölçü, Üveys
Sahabe melekleri görmüştür mi?
Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diğer insanların da o melekleri görebileceğini beyan etmiştir. Sahabenin o kandil gibi ışıkların melek olduğunu anlayamaması gibi.
Kaynak: 589. Dergâh Sohbeti — Her Dönemin Sıkıntısı, Siyaset Eleştirisi ve Meleklerin Zi
Sahâbeler hiç olmazsa kâfirin malına üşüşmüşlerdi; bunlar Müslümanların malına üşüştüler mi?
Uhud’da ganimet sevdasına düşüp okçu tepesini terk eden sahâbelerin hikâyesini anlata anlata gelen bir topluluğun üyelerinin, aynı şekilde mü’minlerin malına, parasına, arsasına, evine, tarlasına üşüşmesi kadar rezilce bir şey olamaz. Sahâbeler hiç olmazsa kâfirin malına üşüşmüşlerdi; bunlar Müslümanların malına üşüştüler.
Kaynak: 602. Dergâh Sohbeti – Hûd Sûresi ve İhtiyarlama, Sevgi Dereceleri, Siyâsî Yozlaş
Hz. Ömer ve Sahâbe örneği nedir?
Bir şeyi unutmayın: Hz. Ömer efendimizi unutmayın, Ebû Zer el-Gıfârî’yi unutmayın. Bunlar sahâbenin içerisinde bahadır olanlardır. Ama her birisi Müslüman olmadan önce küple içiyorlardı; öyle bir kadehle sarhoş olmuyorlardı. O küple içen adam döndü mü mansur şarabı içer! Töv,be edip dönenler muhteşem insan olurlar; o yüzden onlara dua edin, kerim görmeyin, tepeden bakmayın.
Kaynak: 612. Dergâh Sohbeti – Kadının Boşanma Hakkı, İtikâf Hükümleri ve İslâm Ekonomi H
Sahâbeden tövbe edenlerin yüceliği ile ilgili tarihî kaynaklar nelerdir?
Sahâbeden tövbe edenlerin yüceliği — İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, III/267-290 (Hz. Ömer bahsi)
Kaynak: 612. Dergâh Sohbeti – Kadının Boşanma Hakkı, İtikâf Hükümleri ve İslâm Ekonomi H
Hz. Fatıma ve kurbanın başındaki bulunma hadisi nedir?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur: "Ey Fatıma, kurbanlığının başında durup hazır ol. Çünkü onun kanının ilk damlasıyla geçmiş günahların bağışlanır." Hz. Fatıma: "Ya Resulallah, bu biz ehl-i beyte mi hastır, yoksa hem bize hem de diğer Müslümanlara mı?" dedi. Resulullah (s.a.v.): "Bilakis hem bize hem de diğer Müslümanlara" buyurdu. (Bezzâr, Müsned, II/28; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, IV/17)
Başka bir rivayette Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ey Fatıma, kurbanlığının başında bulunup hazır ol. Çünkü onun kanının ilk damlasıyla her günahın bağışlanır. Haberin olsun ki kurbanlığının eti ve kanı ile getirilip mizanına yetmiş kat olarak konulur." Ebu Said (r.a.): "Ya Resulallah, bu özellikler Muhammed ailesi için mi, yoksa umumi olarak bütün Müslümanlar için mi?" deyince Hz. Peygamber (s.a.v.): "Özellikle Muhammed ailesi için ve genellikle Müslümanlar için" buyurdu. (Bezzâr, Müsned; Abdürrezzâk, Musannef, IV/388)
Kaynak: 621. Dergah Sohbeti – Kurban Bayramı Hadisleri ve Kurban İbadetinin Hükümleri
Hadis-i şerifte bir sahabe vardı, sık sık ceza alıyordu. Bu sahabe hakkında ne söylendi?
Birisi onu kerih gördü, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem "Sus, o Allah ve Resulünü sever" buyurdu.
Kaynak: 654. Dergah Sohbeti — Gayret, Geçmişe Takılmamak, Sevgi Ortaklığı ve Diyanet Mes
Bu sözdeki "göz ziyaret ettim" deyiminden ne anlamalıyız?
Müjdeler olsun, Üveys’i gören gözü ziyaret ettim. Gelin siz de benim gözümü ziyaret edin. Göz nasıl ziyaret edilir? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dururken neden Üveys’i gören gözü? Eğer gören gözse Hz. Muhammed Mustafa’nın gözünden daha mı kıymetli ki? Hz. Ebu Bekir’den daha mı kıymetli Hz. Üveys? Hz. Ömer’den, Osman’dan, Ali’dan, Hz. Hasan’dan, Hz. Hüseyin’den daha mı kıymetli? Hanefîlerde şöyle bir sıralama vardır: Sahabenin içerisinde en kıymetli olanlar, en değerli olanlar Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali’dir. Ondan sonra Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, sonra Aşere-i Mübeşşere gelir. Bu kıymet derecesini eğer bir kimse değiştirirse veyahut da farklı bakarsa meseleye, o zaman işin çizgisi değişir. Biz bütün Pir Efendilerimizi severiz, hepsini de severiz. Ama fazilet yönünden en faziletlisi Abdülkâdir Geylânî Hazretleridir, ondan sonra Ahmed Rifâî Hazretleridir. Biz sahabenin hepsini de severiz. Ama birinci derecede Hz. Ebu Bekir Radıyallahu anh Hazretleridir. O yüzden Veysel Karanî Hazretleri sahabe hükmünde bile değildir. Bir de yol çıkardılar sonradan "üveysîlik" diye. Ortada şeyh kalmadı ya, mürşid-i kâmil yok, "Biz üveysîyiz" diyorlar. Hadisler var, onlar kıyamete kadar var olacağına dair. Sen hadisi inkâr ettin, "üveysîyim" diyerekten, o hadisleri nereye koyacağız? Birisi gelmişti, kendisi de üveysîymiş. Sonra yavaş yavaş kendisi "üveysî şeyhi"ymiş. Dedim: "Üveysî şeyhi diye bir şey mi var? Sana kim şeyhliği verdi? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mi söyledi? Pir efendilerden kim söyledi? Abdülkâdir Geylânî Hazretleri mi, Muhammed Rifâî Hazretleri mi? Kim sana şeyhsin dedi?" Üveysîlere soruyorum: Sizin şeyhiniz kim? Ona şeyhliği kim verdi? Çok basit. Kurmuşlar bir WhatsApp hattı, herkes orada. "Kıymetli kardeşler bugün şu esmâ çekilecek, bugün böyle olacak." Üveysî dervişliği diye bir dervişlik yok. Allah bizi affetsin.
Kaynak: 657. Dergah Sohbeti — Üveysîlik Meselesi, İyilik Farzı, Ortadoğu Analizi ve Dış
Üveyisîlik Yolunun Gerçek Tanımı nedir?
Üveyisîlik: Bir kimse istihârelər yaptı, istişâreler yaptı. Nâçar kaldı, dağın başında. Gidebileceği bir şeyh yok. Rüyasında Veysel Karanî Hazretleri geldi, ders verdi — işte o kimse üveyisîdir.
Ama bir şeyh buluncaya kadar o dersi çeker. Bir şeyh bulduğu anda o şeyhe intisap etmesi gerekir. Rüyasında Veysel Karanî’yi görmeden "Ben üveyisî şeyhiyim" diyen — görmediği rüyayı görmüş gibi söyleyen Allah’ın lanetine uğrar.
Bir de: bizâtihî Veysel Karanî gelip ders verse dahi yine şeyh değilsiniz. Bir Mürşid-i Kâmil’in dersini alıp Hak esmâsına kadar geldiyseniz belki şeyh lazım olmayabilir — ama orada kalırsınız, oradan ileri gidemezsiniz.
Kaynak: 681. Dergâh Sohbeti — Devran Zikri, Ağız Taşı, Veysel Karanî ve Sahabe Fazileti
Bu hadis-i şerifi kim anlatmıştır?
Ebu Hureyre, Ebu Said radıyallahu anh’dan anlattığına göre hem Ebu Hüyre hem de Ebu Said.
Kaynak: Mümine gelen her ağrı, hastalık ve üzüntü, günahlarının affına vesile olur
Ebu Zer el-Gifari, Muaviye’nin davetine nasıl tepki göstermiştir?
Ebu Zer el-Gifari, Muaviye’nin davetine gittiğinde orada verilen yemeğe tepki göstermiştir. Şam’da sunulan pilava elini sıkarak kanlı kısım çıkartmış ve bunu Muaviye’nin önüne fırlatmıştır. Ardından ona "Beni buna mı davet ettin?" diye sormuştur.
Kaynak: Bir Ebu Zer el -Gıfari, Muaviye ve saltanatını bozdu
Ebu Zer el-Gifari, Muaviye’nin valiliği altında ne yapmıştır?
Ebu Zer, Muaviye’nin valiliği altında Şam’da gençlere Kur’an ve Sünnet’i öğretmeye devam etmiştir. Bu yüzden Hazreti Osman’a mektup yazarak Ebu Zer’in Şam’dan uzaklaştırılmasını istemiştir.
Kaynak: Bir Ebu Zer el -Gıfari, Muaviye ve saltanatını bozdu
Muaviye, Ebu Zer el-Gifari’yi nasıl ikna etmeye çalışmıştır?
Muaviye büyük meblağlarda para göndererek Ebu Zer’i ikna etmeye çalışmıştır. Ancak o, yalakalık yapmadı ve parayı reddederek geri gönderdi.
Kaynak: Bir Ebu Zer el -Gıfari, Muaviye ve saltanatını bozdu
Ebu Zer el-Gifari, Şam’ı terk ettikten sonra ne yapmıştır?
Şam’ı terk ettikten sonra Ebu Zer, hurma ağaçlarının liflerinden basit bir gölgelik yaptı ve orada insanlara Allah ve Resulü’nü anlattı. Hazreti Osman’ın talimatı üzerine Medine’ye döndüğünde de Medine dışında benzer şekilde yaşamını sürdürmüştür.
Kaynak: Bir Ebu Zer el -Gıfari, Muaviye ve saltanatını bozdu
Ebu Zer el-Gifari’nin örneği ne ifade etmektedir?
Ebu Zer’in örneği, dinin hakkında daha önemli olduğunu ve maddi çıkarlar karşısında ilkelere sadık kalmanın gerekliliğini gösterir. Muaviye’nin devletine yamanmamış, çıkarcılığa bulaşmamıştır. Kur’an ve Sünnet’in yolundan sapmayan bu mubarek şahsiyet, insanlığa rehberlik etmek için kendi rahatından vazgeçmiştir. Bugün bu sıkıntılı günlerde Ebu Zer’in yolu hatırlanmalı, dinin asıllarına dönülmelidir.
Kaynak: Bir Ebu Zer el -Gıfari, Muaviye ve saltanatını bozdu
İslam’da gnostik yapılanmanın tarihsel gelişimi nedir?
İslam başlangıç noktasında da sonra da sahabe döneminde de böyle bir yapılanmaya ihtiyaç duymadı ama Emeviler’den sonra böyle bir yapılanmaya ihtiyaç duyuldu. Çünkü Emeviler bir din oluşturdular, oluşturmaya çalıştılar kendi saltanatlıklarına ait. Ve o saltanatlıklarına ait o oluşturmuş oldukları şeyler baskıya zulme dayalıydı ve Müslümanlar kendilerince bunun içerisinde böyle bir yapılanmaya gitmiş olabilirler.
Sahabelerin Emevileri nasıl görmez?
Sahabelerin bü-yük bir çoğunluğu Emevileri bir İslam devleti olarak nitelendirilmezler ancak Emevi saltanatını, o saltanattan nemalanan o saltanattan ekonomik olarak, siyasi olarak, bürokratik olarak nemalananlar, Emevileri bir İslam devleti gibi göstermeye çalışırlar. Tarih boyunca böyle olmuştur bu. Sufiler hiçbir zaman Emevi hanedanlığını bir halifelik olarak görmemişlerdir, bunun da altını çizeyim. Ehl-i beyt hiçbir zaman Emevi saltanatını İslam devleti ola-rak görmemiştir, buna ayırt edelim.
Hazreti Ebu Bekir radiyallahu anh hazretlerinin ilk savaşı neden başlatılmıştır?
Hazreti Ebu Bekir radiyallahu anh hazretlerinin ilk savaşı zekat vermemek için direnen ve onlara karşı sa-vaş kararı alması, bunun yanında Hazreti Ömer Efendi’mizin halifeliğinde Irak toprakları ile alakalı görüşleri, düşünceleri, içtihadları ve mesela Haz-reti Ali radiyallahu anh hazretlerinin "la ilahe illallah" diyen haricilerle sa-vaşmaları örneğin, hepsi de içtihaddır sonuçta.
Hazreti Ömer Efendi’mizin "Sen la ilahe illallah diyenlere mi savaş açacaksın?" diyerekten Hazreti Ebu Bekir Efendi’mize karşı çıkması neden olmuştur?
Mesela Hazreti Ömer radiyallahu anh hazretlerinin "Sen la ilahe illallah diyenlere mi savaş açacaksın?" diyerekten Hazreti Ebu Bekir Efendi’mize karşı çıkması, Hazreti Ebu Bekir Efendi’mize karşı çıkınca Hazreti Ömer Efendi’miz, Hazreti Ebubekir Efen-di’mizin ona cevaben "Vallahi Hazreti Peygamber zamanında ne oluyorsa aynen ya yerine getirirler ya da onları ben kılıçtan geçiririm." deyip savaşı-nın haklı gerekçelerini orta yere koyup ve Hazreti Ömer Efendi’mizin ona bu konuda biat etmesi gibi örnekler gösterilebilir.
Sahabe neden yemek yemekten korkmuştu?
Herkes aç çünkü. Sahabe diyor ki: "Benim içim gitti, onca insanı nasıl doyuracağım" diye. "Resulullah geldi," diyor Sallallahu Aleyhi ve sellem , okudu diyor yiyeceğin üzerine. Biz tevhit çekiyoruz ya her şeye, o tevhit, onu nurlandırır, onu bereketlendirir, ondan herkes doyar, telaş etme.
Hannâne direği Peygamberin ayrılığı yüzünden nasıl tepki göstermiştir?
Hannâne direği peygamberin ayrılığı yüzünden akıl sahipleri gibi ağlayıp inliyordu. Peygamber, ‘Ey direk ne istiyorsun?’ dedi. O da, ‘Canım ayrılığından kan kesildi. Bana dayanıyordun, şimdi beni bıraktın. Minberin üstüne çıktın’ dedi.
Peygamberin minber yapması süreci nedir?
O kadın dedi ki ya Resulallah! Benim dedi bir kölem var, marangozdur kendisi, iyi marangozdur. Sana dedi ki, hani cemaat çoğaldı, herkes çok oldu, arka tarafta kadınlar, ön tarafta erkekler, seni görmekte güçlük çekiyorlar, seni duymakta da güçlük çekiyorlar. Dedi ki bir böyle minber gibi bir şey yaptıralım, sana kürsü gibi bir şey yaptıralım, onun üzerinden sohbet et, onun üzerinden bize vaaz et, onun üzerinden bize onun üzerine çıkaraktan hani nasihat et, hutbe oku. Dedi ki ‘sana bir şey yaptırayım da onun üzerine otur, bunu istemez misin? Benim marangoz bir kölem var.’ dedi. ‘istersen yaptır.’ buyurdu. Bunun üzerine ona bir minber yaptırdı.
Peygamberin minberin üstüne oturarak hutbe okuması ne anlama gelir?
Cuma günü olunca Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onun yaptığı minberin üstüne oturdu ve hutbe okudu. Daha önce üzerinde hutbe okuduğu hurma kütüğü öylesine bir çığlık attı ki neredeyse ikiye bölünecekti.
Peygamberin kıyamet günü insanlar gibi dirilmesi için ağacı yere gömdüğüne dair ne söylendi?
“Ey gafil, dinle de bir ağaçtan aşağı kalma! Peygamber, kıyamet günü insanlar gibi dirilmesi için o ağacı yere gömdü.”
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevmekle ilgili ne söylendi?
O zaman sen öylesine sev Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini, sen o ağaçtan, o ağaç kütüğünden, o hurma kütüğünden geri kalma! Nasıl o hurma kütüğü öyle sevdi, ağladı, inledi ayrılığa ve o ayrılıktan ağlayıp inleyince Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onu Cennetü’l Baki’ye, yani cennet bahçesine dikti, mescidin içine, gömdü oraya. O cennette neşv ü nema buldu. O zaman sen de bu dünyadayken cennet bahçesini bul, kendini göm oraya ve Hazreti Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini öylesine sev, öylesine muhabbet besle ki senin sen de ebedi olarak onunla beraber ol ve sufi isen, mümin isen, sufi isen, mümin isen Hazreti Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini gözünün gördüğü, görmediği, elinin altında olan olmayan her şeyden fazla sev ki onunla beraber olasın.
Hazreti Ömer Efendimiz ile Peygamber Efendimiz arasındaki sohbetin ne anlatıldığı?
Hani Hazreti Ömer Efendimizle karşılaştılar, dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü, seni kendimden başka herkesten daha çok seviyorum” dediğinde peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem “Hayır, beni kendinden de çok sevmedikçe imanın kemale ermez” buyurdu. Bunun üzerine Hazreti Ömer “Seni artık nefsimden de çok seviyorum” dedi ve peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “işte şimdi imanın kemale erdi.”
Abdullah ibni Abbas kimdir?
Abdullah ibn Abbas, Hazreti Abbas, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve sellem hazretlerinin amcası. Oğlu Abdullah, ilk Müslümanlardan, genç Müslümanlardan. Dört Abdullah’tan birisi. Birizi Hazreti Ebubekir Efendimizin oğlu Abdullah. Dört Abdullah’tan birisi de Hazreti Ebubekir Efendimizin oğlu Abdullah. Bunlar tabiri caizse böyle ilmi ilmek ilmek işleyenlerden. Hazreti Abbas’ın oğlu Abdullah, islam dünyasında ilk tefsir yazan kimsedir. ilk tefsirci kimdir? Hazreti Abbas’ın oğlu Abdullah ki Hazreti Abbas, Arap diline mükemmel hakimdir ve oğlu Abdullah, o günkü sahabelerin içerisinde Arap diline mükemmel hakim olan bir kimsedir. O yüzden onun tefsiri önemlidir çünkü Arapçanın mastarından tutun da çekerine, çekmezine, dişisine, erkeğine…Çünkü Arapçada kökenlerden böyle dişi ya da erkek olan kelimeler vardır. Onların hepsini su gibi yutmuştur. Şimdiki bizim böyle alim hükmünde geçinenler gibi değil. Allah bizi affetsin.
Sahabe içki içiyor mu?
Sahabe içki içiyordu. Sahabe içki içiyordu. Her seferinde Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona hak veriyordu. Her seferinde. Bakın, Allah sevgisinin matematiği yok. Bir gün sahabeden birisi, “Hani gene mi sen bu içkiyi içtin?” deyip onu kerih görücü bir söz söyledi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tabiri caizse kartal gibi döndü: “Hayır,” dedi. “Onu kerih görme. O, Allah ve Resulünü sever.”
Neden Ebu Cehil Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerini gördü ne kadar çirkinsin dedi ona?
Halbuki onun yeğeniydi, öz yeğeniydi. Öz yeğeni olmasına rağmen ona ne kadar çirkinsin dedi. Hazreti Ebu Bekir radyallahu anh hazretleri ondan sonra geldi, dedi ki ‘ya Resulullah ne kadar güzelsin, sana baktıkça doyamıyorum, baktıkça bakasım geliyor’ dedi. Aynı o da dedi ki ona da dedi haklısın, ona da dedi haklısın. Dediler ki ya Resulullah, nasıl oluyor? Ebu Cehil geldi haklısın dedin, hazreti Ebu Bekir geldi, çok güzel dedi haklısın dedin? Evet, ikisi de haklıydı. Çünkü öbürkü vahşileşmiş canavardı. Hazreti Muhammedi Mustafa(s.a.v.) aynaydı ona. O vahşileşmiş canavar olarak kendini o aynada gördü çünkü mürşidi kamiller, peygamberler insanların aynası hükmündedir, aynası. Ona bakınca sen kendini görürsün. Mümin müminin aynasıdır dedi Cenab-ı Hak. Mümin müminin aynasıdır. Mümin müminin aynasıdır, mümin karşıya bakar kendisini görür çünkü. Kâfir de karşıya bakar, mü’mine bakar kendisini görür. Dolandırıcı bakar, dolandırıcı kendisini görür. ‘Bırak ya bunların hepsi sahtekar!’ Kendisi sahtekar çünkü! ‘Bırak ya bunların hepsi de dolandırıcı!’ Kendisi dolandırıcı. ‘Bırak ya bunlar kendilerine saltanat kurmuş!’ Kendisi saltanat kurmuş çünkü veya kendisi saltanat kurmak istiyor.
Sahabelerin Allah’ı nasıl gördükleri anlatılır?
Hazreti Ebubekir efendimiz söylüyor: ‘Ben hiçbir şey görmedim ki Allah’ı onda görmüş olmayayım. Ben hiçbir şey görmedim ki Allah’ı onda görmemiş olayım. Hazreti Ömer efendimiz diyor ‘kalbim Rabbimi gördü.’ Kalbim Rabbimi gördü. ‘Zira takva sayesinde Rabbim ile kalbim arasında perde kalmamıştır.’ Neyine itiraz ediyorsun? Al sana hazreti Ömer efendimizin sözü: ‘Kalbim Rabbimi gördü. Zira takva sayesinde Rabbim ile kalbim arasında perde kalmamıştır.’ Yani perdesiz, kalbi Allah’ı görmekte perdesiz! Kalbi Allah’ı tanımakta, bilmekte perdesiz. Eğer zaten Allah’ı görmeseydi: ‘ya Sare Cebele’ demezdi. Görmeseydi, mezarın başına gidip: ‘Ey falan! Allah’ın vaadini gördün mü’ sözünü söyleyip, ‘Evet ya Emirel Müminin, Allah’ın vaadini gördüm’ sözünü işitmezdi kabirden. Neden görünmez bir Allah anlatıyorsunuz? Neden görünmez bir Allah inancı koymaya çalışıyorsunuz?
İbrahim Ethem ve oğlu arasındaki hikâye ne anlatıyor?
İbrahim Ethem yıllar sonra Beytullah’ta tavaf ederken oğlu da ibrahim Ethem’i aramaya çıkmış. O da yıllar sonra Beytullah’ta karşılaşmışlar. Beytullah’ta karşılaşınca tabii yılların hasreti var, oğlan babasını görmemiş yani yıllardır ayrı, babası da düşmüş yollara, hakka aşık olmuş, tacı tahtı terk etmiş ve Beytullah’ta bir sarmaşıyorlar, bir dolaşıyorlar! Kokladıkça koklayası geliyor ibrahim Ethem’in. Kokladıkça koklayası geliyor, çocuk bırakmıyor, sarılıyor. En sonunda bir hitap geliyor, ‘ben mi o mu?’ Bu sefer ibrahim Ethem diyor ki ‘Yarabbi evladıma olan sevgim sana olan sevgimi perdeleyecekse ben ondan da vazgeçtim’ diyor. Çocuk omzunda sarılırken Allah diyor ölüyor.
Sahabe’lerin gayb ile alakalı hadisleri ezberleyebilir miydi?
Sahabe’lerin hepsi de bunları ezberleyememişler. Daha doğrusu Allah müsaade etmemiş. işin perde arkası bu. Allah müsaade etmemiş.
Tebük seferi sırasında mevsimde hurmalıklarını toplamak için cihada katılmayan sahabeler ne yaptı?
Dediler ki biz yani bu mevsim savaş mı olur, biz hurmalıklarımız perişan olacak, böyle tabiri caizse böyle geç davrandılar, ayak sürüdüler. Ordu gitti tabi, ordu gittikten sonra da ne yaptılar? Bunlar kendi kendilerine savaşa gitmediler, bir de o gidenleri de böyle akılsızlıkla itham ettiler.
Sahabe yirmi üç yıllık sahabelik yaptı mı?
Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yirmi üç yıllık peygamberliği vardı. Yirmi üç yıl! En başından Müslüman olan yirmi üç yıl islam yaşadı, hazreti Ebubekir efendimiz gibi. Yirmi üç yılın, yirmi üç yılın sonunda hazreti Ebubekir oldu. Yirmi üç yılın sonunda hazreti Osman oldu. Hazreti Ömer oldu. Yirmi üç yılın sonunda hazreti Ali oldu.
Yirmi üç yılın sonunda hangi sahabeler oldu?
Yirmi üç yılın sonunda hazreti Ebubekir oldu. Yirmi üç yılın sonunda hazreti Osman oldu. Hazreti Ömer oldu. Yirmi üç yılın sonunda hazreti Ali oldu.
Yirmi üç yılın sonunda Ali ne anlama gelir?
Ali bir yere döndüyse, bir tarafa döndürdü ise kendini, o haktır dedi. Hükmü, hak o tarafa döner dedi. Ali oldu yirmi üç yılın sonunda.
Yirmi üç yılın sonunda Yunus ne anlama gelir?
On sekiz yılın sonunda Yunus oldu. On sekiz yılın sonunda Yunus oldu. Dinledi. Dinledi. Dinleyince on sekiz yıl sonra Yunus oldu. Dinledi, yirmi üç yıl sonra Ebu Bekir oldu, Ömer oldu, Osman oldu, Ali oldu.
Ebuzeri Gifari kimdir?
Dünün eşkıyası. Kim? Beni çok etkiler, Ebuzeri Gifari. Dünün eşkıyası. Hicaz bölgesinde, hicaz bölgesinde ondan izinsiz, ondan izinsiz bir kervan geçmiyor. Bir kervan geçmiyor ondan izinsiz! Basıyor, çöküyor kervana. Dünün eşkiyası ve Müslüman olur olmaz ilk Mekke’de dini açıktan tebliğ eden Ebuzeri Gifari’dir. Hazreti Ebubekir değil, Hazreti Ömer değil, Hazreti Osman değil. Dikkat edin, Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretleri değil, bir böyle eksiklik olarak bunu görmeyin ha. Bodozlamasına gidiyor. Yani siyaset yok, strateji yok, hiçbir şey yok. Çıkıyor Beytullah’ta müşriklere açıktan dini tebliğ ediyor. Dayağı da yiyor. Hz. Hamza kurtarıyor. Diyor bu kim biliyor musunuz, bu diyor Gifar kabilesinden. Vallahi bütün kervanlarınızı soyar sizin. Mal, dünya, insanların putu, ilahı. Hemen bırakıyorlar. Hemen bırakıyorlar. Hemen. Neden? Çökecek mallarına onların. Korkuyorlar, dünya ellerinden gidecek diye. Durur mu Ebuzeri Gifari. Yine diyor bekledim diyor. Müşriklerin en kalabalık zamanını. Şimdi Araplarda adet.
Ebuzeri Gifari’nin tebliğ etmesi ne anlama gelir?
Bakın, hiçbir şey bilmiyor daha ama dinledi. Neyi dinledi? ‘Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu’. Bunu dinledi sadece arkadaşlar. Dinlediği buydu. Ne oldu Ebuzerî Gifarî? Bakın, çölde çölde eşkiyaydı, sonradan Allah Resulü’ nün dostu oldu. Sonradan Allah Resulü dedi ki galip doğdu, garip yaşar garip olarak ölür dedi o. Yalnız, yalnız öldü ve bir Allah dostu onun cenazesini kaldırır dedi. ibni Mesut talebeleriyle hadis okuyordu, ilim yapıyorlardı, baktılar yolun kenarında tek başına kefenlenmiş birisi, başında da bir hizmetkâr yolun kenarında. Ona öyle demiş, ben öldüğümde beni kefenle, yolun kenarına kadar çıkar demiş. Beni kefenle, yolun kenarına kadar çıkar, oraya bırak beni sen demiş. Benim, gelirler benim namazımı kızdırırlar demiş. O hizmetkârı da onu kefenlemiş, yolun kenarına kadar götürmüş. Zayıf, bir deri bir kemik, tabiri caizse elli kilo. Elli kilo bile yok. Böyle rüyanızda görseniz, eğer o halini gösterirlerse size, elmacık kemikleri çıkık, ağurtları çökük, kemikleri görünüyor tabiri caizse, Böyle Ebuzerî Gifarî. Dünün zengini, eşkiyası. Gifar kabilesinin reisi. Kabileye, gidip islam olduğunda, kabileye gidiyor, bütün kabile islam oluyor. Medine’ye. Hazreti Peygamberin hicret ettiğini duyunca dayanamıyor, o komple gidiyor, Medineliler korkuyorlar, müşrikler bize baskına geldiler diye. Öyle kalabalık bir grupla islam oluyor. Dinledi. Yirmi üç yıl, Hazreti Muhammedi Mustafa’yı dinledi. Dinleyince ehli kamil oldu, mürşidi kamil oldu. Allah dostu velilerden oldu. ‘Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine sarılırsanız beni bulursunuz’ müjdesine nail oldu.
Rum kayseri neden Hz. Ömer radıyallahu anh hazretlerine soru sormaya başlamıştır?
O Rum kayseri, Hz. Ömer radıyallahu anh hazretlerine gelip bazı sorular sormaya başlamıştı. O bazı soruların neticesinde Hz. Ömer(r.a) hazretleri de ona dinin özünü, dinin hakikatini anlatmaya başlamıştı.
Ömer ve Ebu’l Hakem arasındaki ilişki nedir?
‘Akıl bahisleri hüküm sürdüğü sırada Ömer’le Ebu’l Hakem sırdaştı.’ Ömer, Hz Ömer efendimiz. Ebu Hakem dediği sonradan Ebu Cehil olan Ebu Hikem, yani Hikmet’in babası olarak anılan kimse. Yani normalde o tabii asıl adı Amr onun Kureyş’in Mahsun koluna mensup hem tüccar, çok zengin hem aynı zamanda da böyle felsefesi kuvvetli bir kimse ama çok da zengin. Kureyş’in en ileri gelen insanlarından birisi. Sözü dinlenilen bir kimse. Aynı zamanda da zalim, çok zalim, intikamcı bir kimse.
Hz. Ömer ve Ebu Cehil arasındaki fark nedir?
Hz. Ömer radıyallahu anh hazretleri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin huzuruna gelip islam olunca ve mânâ âlemi ile tanışınca gönlü manaya açılınca o zaman yer değiştirdiler. O Ebul Hakem olarak nitelendirilen, hikmetin babası olarak nitelendirilen as, Ebu Cehil oldu ve Hz. Ömer(r.a.) hazretleri de Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin en has dostu oldu. Dosta dost oldu. Dosta dost olunca artık o ayrı bir Ömer oldu ve o hale geldi ki içinizden dedi şeytan en fazla Ömer’den korkar, dedi. içinizde dedi şeytan en fazla Ömer’den korkar, dedi. ‘Benden sonra bir peygamber gelecek olsaydı o Ömer olurdu’ dedi ve aynı zamanda da iki cihan güneşi Hz. Muhammedî Mustafa (s.a.v) ‘e ne oldu? Dünür oldu. Dostlukları kardeşlikleri, yoldaşlıkları, ebedi oldu. Ebedi oldu! işte o Ömer dinle tanışınca, dinin mânâsına erince, asıl kendisi mânâ âleminde at koşturmaya başladı. Öbürkü de Ebu Cehil oldu çıktı.
Ebu Cehil kimdir?
Ebu Cehil, cana nispetle esasen cahil olmakla beraber his ve akıl bakımından kâmildi. Yani Ebu Cehil manaya bakılınca cahildi ama akıl ve duygu noktasında kamil bir kimseydi. Yani o böyle aklı noksan bir kimse değildi veyahut da duyguları çalışmayan duygusuz bir kimse de değildi ama o ne yazık ki kalbi dine açılmadığından, dine doğru yol almadığından manâdan uzak kalıp Ebu Cehil olarak kaldı.
Ebu Cehil’in kendini nasıl tanımladığı?
Ebu cehil de kendini öyle görüyordu. Diyordu ki peygamberlik geldiyse buna gelmesi lazım. Yani bu kardeşimin yetimine nerden peygamberlik gelecek! Bir hikmet sahibi mi? Değil. Para sahibi mi? Değil. Makam sahibi mi? Değil. Tanınmış bir sima mı? Değil. Buna peygamberlik mi gelir! Peygamberlik gelecekse benim gibi bir insana gelecek. Bütün Arap yarımadası tanır Ebu Cehili, şöhreti var. Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinden, makamı var. E zengin, bir hayli zengin. Yani düşünebiliyor musunuz! Hazreti peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin doğduğu zaman bin tane deve kurban eden bir kimse. Bin tane deve! Deve o zaman için en pahalı hayvan. Kardeşimin oğlu dünyaya geldi deyip bin tane deve kurban edip dağıtıyor bütün herkese. Öylesine de o zaman için cömert. Koyunun hatti hesabı yok zaten, kesilen koyunun. Bakın şan, şöhret, hani hikmetin babası, lakabı bu. Ebu Cehil değil, Ebu Hikem. Yani hikmetin babası demek. Sözleri konuşuluyor Mekke’de, onun sözleri asılıyor Beytullah’a. O hükmediyor, herkes gelip ona danışıyor, herkes gelip ona danışıyor, ta ki Hz. Muhammedi Mustafa’ya(s.a.v.) hazretlerine peygamberlik tebliğ edilinceye kadar peygamberlik tebliğ edilince Ebu Hikayem’in hakikatinin Ebu cehil olduğu ve hakikatinin cehenneme odun olduğu ortaya çıkıyor.
Hz. Ömer efendimiz ile Rum kayseri arasındaki sohbetin nedir?
Bir Rum kayseri geldi, Hz. Ömer efendimizle görüştü. Hz. Ömer efendimiz ona bazı şeyleri nasihat etti. Sonra o da Hz. Ömer efendimize sorular sormaya başladı. Hz. Ömer(r.a.) hazretleri de onun nasıl olduğunu ona anlatmaya başladı.
Hz. Ömer efendimiz ne anlatmıştır?
Dedi ki cisimlere ayet okudu. işte güneşe şunu dedi. Bunu şöyle efsunladı diye Hz. Ömer efendimiz yine anlatmaya devam ediyor: "O kelam sahibi Allah, bulutun kulağına bir şey okur, gözünden misk gibi yaşlar akar." Yani o Allah buluta bir şey söyler. Yani ayeti kerime, Neb’e ayet 14: ‘Yağmaya hazır bulutlardan bol bol sular indirdik.’ Yani yağmuru yağdıran Allah’tır ve Allah o Bulut’un kulağına bir şey söyler yani ‘la faile illallah’, bütün fiiliyat Allah’a aittir ve bütün her şey onun ol demesine bakar. Allah bir şeye ol dediğinde o olmaya devam eder, olur. Bunun için herhangi bir kuvvete, kudrete herhangi bir eşyaya ihtiyaç yok.
İbrahim Aleyhisselam’ın komşusunun hikayesi neden anlatıldı?
Hani bir ibrahim’in kıssası var ya. Hani ibrahim Aleyhisselam Mısır’a gitmiş gün geçmiş devran dönmüş Urfa’dan komşusu gelmiş. Almış, yıkamış, paklamış, yedirmiş, içirmiş, elbiselerini yıkamış, kendi elbiselerini vermiş. Komşusu içinden diyormuş ki beni tanımadı herhalde ibrahim, ihtiyarlamış diyormuş. ikinci gün, üçüncü gün, dördüncü gün, beşinci gün, altıncı gün, yedinci gün…Dayanamamış adam, demiş ibrahim, beni tanıdın mı demiş. Evet demiş. Demiş ben kimim? E demiş sen benim Urfa’da demiş kapı komşumdun ya demiş. E demiş ibrahim, ben demiş mancınığın ipini kestim ya demiş. Hani mancınığa atılacağı zaman Nemrut demiş ki kim ipini kesecek? Her gün sofrasında oturan bu komşu gelmiş. Demiş ben. Kesmiş ipini mancınığın. Demiş ben kestim ya, tebessüm etmiş ibrahim(a.s.), Allah izin vermeseydi kesmezdin demiş. Allah izin verdi de kestin demiş. Ben biliyorum sen olduğunu demiş. Peygamber! Bizim şimdi birisi ipimizi kesse bir boğazını keseriz onun. O yemek yediriyor daha, hizmet ediyor ona.
Hz. Ömer(r.a.) hazretlerini görmeye gelmiş olan kişi kimdir?
Bir Rum kayseri yani bugünkü karşılığı büyükelçisi, Hz. Ömer(r.a.) hazretlerini görmeye gelmişti.
Ömer, Osman, Ali ne yazık ki üçü de şehit edildiler Müslümanlar tarafından mıdır?
Ardından Hz. Ömer, ardından Hz. Osman, adından Hz. Ali ne yazık ki pardon, Hz. Ebubekir efendimiz değildi şehit olan, Hz. Ömer, Osman, Ali ne yazık ki üçü de şehit edildiler Müslümanlar tarafından.
Koca Emirel Müminin Ömer, hurma ağacının dibinde uyuyor mu?
Koca Emirel Müminin Ömer, hurma ağacının dibinde uyuyor. Yanında asker yok, yanında koruması yok, yanında herhangi bir şeysi yok. Hiç kimse yok. O Ömer.
Mısır’a bir vali tayin ediyor, sahabeden midir?
Mısır’a bir vali tayin ediyor, sahabeden. O vali valilik binasının kapısının önüne bir bugünkü tabiriyle bir sekreter koyuyor ya. Kapı yaptırıyor, bir de sekreter koyuyor, haber gönderiyor Mısır’a. Diyor ki eğer o valilik binasının önündeki kapıyı yıktırmazsan, o sekreteri de atmazsan diyor geliyorum oraya!
Sen valiliğini konuşturaraktan bu kazancı yapmışsındır deyip bütün malına el koyup devlete, beytülmale veren Ömer, öyle bir Ömer mi?
Bir hayli malla, parayla dönünce bu senin kazancın diyor. Doğru değil. Bunun içerisinde hile hurda var. Sen valiliğini konuşturaraktan bu kazancı yapmışsındır deyip bütün malına el koyup devlete, beytülmale veren Ömer, öyle bir Ömer.
Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri ne demiş?
Peygamber: ‘önce selam sonra söz’ demiştir. Bunu da Hz. Pir ilave ediyor. Önce selam sonra söz demiş. Hani zaman zaman derim ya Mesnevi’de altı binin üzerinde hadisi şerif meali var diye. işte bu da bir hadisi şerif meali. Önce neymiş? Önce selammış. Bir topluluğa girdiğinizde selamünaleyküm diyeceksiniz.
İslam’da selamlaşma kelimesi nedir?
Müslümanların bir tek selamlaşma kelimesi var: ‘Selamünaleyküm.’ Bu! Bunu ilk nerde görüyoruz? Âdem aleyhisselamda. Cenab-ı Hak Âdem’i yarattı, Âdem’i yarattıktan sonra melekler cennette bir yerde halaka olmuşlar, sohbet ediyorlar. Cenab-ı Hak Âdem’e dedi ki: ‘Ey Âdem! Git o meleklere selam ver.’ Âdem aleyhisselam gitti, meleklere: ‘Selamünaleyküm’ dedi.
Bakın, selamlaşma, ayetle sabit nedir?
Nisa Suresi, ayet 86: ‘Size bir selam verildiği zaman ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.’ Nisa, ayet 86. Bakın, selamlaşma, ayetle sabit.
‘Selamünaleyküm’ dedi, öbürkü de ‘aleykümselâm’ dedi mi?
‘Selamünaleyküm’ dedi, öbürkü de ‘aleykümselâm’ dedi. Öbürkü de dedi ki evet, ben de Müslümanlardanım. Sen de benden, elimden ve dilimden sen de emin ol. Çünkü normalde selam, Allah’ın isimlerinden birisi. O kimse ‘Selamünaleyküm’ ‘Aleykümselâm’ derken Allah’ı zikrediyor aynı zamanda ve Cenab-ı Hak diyor ki: ‘birisi size selam verdiği zaman ondan daha güzeliyle ona selam verin, karşılık verin’ yani birisi ‘Selamünaleyküm’ dedi, sen de ‘aleykümsel, ve rahmetullahu ve berekatuhu de’ örneğin.
Selamlaşmanın zirvesi nerede?
Selamlaşmanın zirvesi miraçtır ve Muhammed ümmetine o miraçtan kesit vardır. Ne zaman? Namazda, tahiyyatta. Tahiyyatta okuduğumuz bizim Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri ve Allah’la ve Cebrail aleyhisselamın selamlaşmasını biz her namazın tahiyyatında okuruz. Nerden bize mirastır? Miraçtan.
Celvet nedir?
Celvet, halkın içerisinde, halkın eziyetlerine katlanmaktır. Halkın içinde durup insanlara dini tebliğ etmek, dini yaşama ve yaşatma mücadelesi vermektedir. Benim yolum halvet değildir. Benim yolum celvettir. Benim halvetim nedir benim? Namazımdır, zikrimdir evime çekildiğimdeki halimdir. Halvetim odur benim ama ben celvet ehliyimdir. Ben dinimi anlatacağım. Ben sohbet edeceğim. Ben sorulara cevap vereceğim. Bu insanların yeniden islam’ı anlamaları, öğrenmeleri, yaşamaları için mücadele edeceğim. Allah’ım bizleri muhafaza eylesin. O yüzden benim için celvet, halvetten üstün hükmündedir. Benim için halvet üstün değildir. Benim için evlâ olan celvet halidir. insanların içerisinde olup insanların durumları ile ilgilenmen, insanların varsa derdi derdiyle dertlenmen, elinden gelecek olan bir şey varsa onu esirgememen ve onlara Kur’an ve sünneti, dini anlatmaktır. Celvet budur. Bunu yaparken harama bulaşmadan bunu yapmaktır.
Hz. Ömer (r.a.) hazretlerinin özellikleri nedir?
Rum kayseri, Hz. Ömer (r.a.) hazretlerinin özelliklerini, sahabenin onlar hakkındaki konuştuklarını duyunca Rum kayseri de ne yaptı? Atını, eşyasını, her şeyini bıraktı, aklının ucuna dahi gelmedi, Hz. Ömer (r.a) hazretlerini aramaya koyuldu: "O iş erinin ardına düşmüş, her tarafa koşmakta, delicesine onu ara- Artık o hale geldi, her şeyini bıraktı, tabiri caizse deliler gibi Hz. Ömer’i (r.a) hazretlerini. Diyordu ki: "‘Dünyada böyle adam da olur mu ki cihandan can gibi gizlenmiş’ diyor. Candan kul olmak için onu aradı. Şüphesiz arayan bulur."
Nuh’un ümmeti ne yapmıştı?
Kimi dinlediler? Dört tane put yaptılar, dört tane put. Dört tane putu kendi dilleriyle konuşturdular: Ved, Süa, Yegüs, Yaog, putların ismi ve onlar kendilerince o putları konuşturaraktan Nuh’un dinine karşı çıktılar. Putçuluğun ilk başladığı insanlık tarihinde Nuh Aleyhisselam zamanındadır. Şid’den sonradır Nuh Aleyhisselam, arasında çok zaman vardır peygamberliklerinin arasında. Şit Aleyhisselam yaklaşık sekiz yüz yıl yaşamıştır. Şid’den yaklaşık iki bin, üç bin yıl sonra, Nuh Aleyhisselam gelmiştir. Arada bir fetret devri dediğimiz çok uzun bir zaman vardır. Şit, yeryüzünü islam etmiştir. Yeryüzünü derken insanlar nerde var ise hepsini de islam etmiştir. Kime karşı? Kâbil’e karşı. Neden? Çünkü Kâbil, Hâbil’i şehit ettikten sonra, babasının yanından ayrıldı. Şehirleri ovaya kurmaya başladı. Ovalara şehir kurmaya başladı ve oralarda hükmünü sürdürmeye başladı. Âdem Aleyhisselam dua etti ona salih bir evlat vermesi için. Cenab-ı Hak Şit’i verdi ona ve Şit büyüdü, Hz. Âdem(a.s.) hani Cenab-ı Hak Âdem’e isimleri öğretti dedi ya, her şeyi Şit’e öğretti. Şit’e öğrettikten sonra Şit Kabil’e karşı galip geldi. Onun şehirlerini fethetti. islam’ı hâkim etti. insanların bulunduğu yerlerde ve Şit de vefat etti. Şit vefat ettikten sonra bozulma başladı. Nuh Aleyhisselam işte onlara ne yaptı? Hem açıktan tebliğ etti hem de gizliden tebliğ etti. Hem açık tebliğ hem gizli tebliğ etti ama Nuh’un kavmi putlara tapınmaktan vazgeçmedi. Dört tane put. Dört put! Hayatınızda dört tane put olabilir. Neydi mümini helak eden şey? Mal, güç, mal derken, para, ekonomi, güç… Kadın dedi birisi, kadınlar Allah’ın nimeti, lütfudur ya, Allah’ın hediyesidir, emanetidir. Keşke öbürküler kadın gibi olsa! Başımızın tacı olur ya! Hele bir de erkekler öyle kadınları görmesin ya! Biz cennetten çıkmışız kadın için ya! Âdem’in yolundanız biz, evet. Şimdi bu insanın başına dert olan şeylerdir bunlar; şöhret, güç, ekonomik güç veya siyasi güç. Bunlar insanların başına derttir. Kendi kendine o kibirlenme, bilgiçlik taslama… Herkesin bu konuda ayrı ayrı putları vardır. Kendi hayatına göre. O putlardan insanlar sıyrılamazlar. Sıyrıldıklarında hakikati görürler çünkü. Herkesin kendince bakın bu konuda birçok hadis vardır. Ümmetimin helaki burdan olacaktır, şurdan olacaktır, diye bütün hadisler doğrudur ve hadislere baktığımızda farklı farklı cenahlar görürsünüz. Bu farklı cenahlar herkesin kendi imtihan alanına göredir. Allah bizi affetsin ve onlar işte böyle gözlerini, kulaklarını tıkayınca hakikate ne oldular? Helak olup gittiler. Hz. Pir diyor ki Nuh’un ümmeti böyle helak oldu gitti. Aman diyor siz de böyle helak olup gitmeyin.
Hz. Ömer radıyallahu anh hazretleri nasıl bir devlet reisiydi?
Hz. Ömer radıyallahu anh hazretleri zamanında Mısır fethedildi. Hz. Ömer Radıyallahu Anh hazretleri zamanında Yemen fethedildi. Hz. Ömer radıyallahu anh hazretleri zamanında iran’a kadar fethedildi. Anadolu’nun Diyarbakır filan oraları fethedildi. Hz. Ömer radıyallahu anh hazretleri zamanında oldu bu, yani kocaman bir ülkenin yönetimindeydi Hz. Ömer efendimiz.
Hz. Ömer efendimizin nasıl bir kişi olduğu anlatılmaktadır?
Hz. Ömer efendimiz Mekke Devleti’nde, müşrik devletinde, bugünkü Dışişleri Bakanı, entellektüel bir kimse yani. Müşrik Kureyş Devleti’nin dış işleri bakanı. Abbas da diyor ki sen diyor peygamberin amcasısın. Sen diyor dua et. Ona dua ettiriyor. Bu kadar da tevazu sahibi bir kimse Hz. Ömer ve nerde yaşıyormuş? Köşkü yokmuş. Bir evi varmış, aynı evde yaşıyormuş. Evi değişmemiş. Bakın evi değiştirmemiş. Evi lüks olmamış, evi saraya dönmemiş, evi saraya dönmemiş! O yine fukara bir şekilde yaşıyor.
Tavşan ve aslan hikâyesi ne anlatıyor?
Bir tavşan vardı. Tavşan akîl, kâmil bir aklı, kemal ehli bir kimseyi simgeliyordu. Bir de aslan vardı. Aslan da nefs-i emmareyi simgeliyordu ve tavşan onu tuzağa çekti. Tuzağa çekerekten aslanı bir kuyunun başına getirdi. Aslan kuyunun içerisindeki suya baktı, suda kendi resmini görünce ahmaklığına doymadı. Çünkü nefs-i emmare ahmaktır ve o aslana olan kininden dolayı kendisini kuyunun içerisine attı, onu öldürmek için ve kuyunun içerisinde boğuldu. Böylece akîl, fazıl ferasetli olan o kâmil zat, nefs-i emmaresini onun öldürdü ve tavşan onu öldürdükten sonra kendi kavmine, ormana, güle oynaya koşmaya başladı ve insanlara müjde veriyordu. Korktuğunuz, çekindiğiniz aslanı ben öldürdüm diyerek, herkesi müjdelemek için herkesi bu konuda haberdar etmek için ormana doğru koştu ve:“Müjde! Allah o can düşmanının dişlerini söktü. Pençesiyle nice başlar ezen, düşmanı ölüm süpürgesi çerçöp gibi süpürdü gitti” dedi ve tavşan ormandaki diğer hayvanlara, bilhassa diğer tavşanlara o aslanın öldüğünü müjdeledi. Aslanın öldüğünü, aslanın ortadan kaybolduğunu, onun normalde artık etkisinin olmadığını yetkisinin olmadığını hiçbir şeyin olmadığını müjdeledi.
Av hayvanları tavşana nasıl tepki gösterdi?
Bu sefer o bütün ormanı kahrıyla perişan eden pençeleri ile dağıtan kükremesi ile titreten o aslan tuzağa düşüp öldürülünce işte bütün av hayvanları tavşanın etrafında dönüp ona temenna ettiler. Tabiri caizse ona secde ettiler, sevinçlerini bir şekilde ona göstermeye çalıştılar ve halka teşkil ettiler etrafında ve tavşan ortada yanan bir nur gibi bir mum gibi onları ışıklandırmaya, onları bu manada aydınlatmaya devam ediyorlardı ve bütün av hayvanları ona tazim ediyordu. Diyorlardı ki: “ Sen gökten inen bir melek misin yoksa peri misin? Hayır, ne meleksin ne peri, sen erkek aslanların Azrail’isin. Ne olursan ol! Canımız sana kurban olsun. Ona galip geldin. Elin kolun sağ olsun. Allah bu suyu senin arkından akıttı. Eline koluna aferin.”
Tavşanın aslanı alt etmesiyle ilgili ne söylendi?
Yani Cenab-ı Hak sana bir kuvvet verdi, sana bir kudret verdi ve böylece sen aslanı alt ettin diye bütün av hayvanları ona temenna edip onu övmeye, methetmeye başladılar ve işte o kuvvetin o galebe çalan o hilenin senin üzerinden tecelli ettirdi. Senin üzerinden Cenab-ı Hak verdi diye tavşana methüsena ediyorlardı. Ona diyorlardı ki: “Bir daha söyle onu hile ile nasıl inandırdın. O zalimi düzenle nasıl kahrettin. Bir daha söyle ki hikâyen dertlere derman canlara merhem olsun. Bir daha söyle ki o sitemkârın zulmünden canlarımızda yüz binlerce yaralar var, dediler.”
Hz. Hamza radıyallahu anh hazretlerinin şehit edildikten sonra onun ciğerini söküp dişleriyle ısıran, onu yemeye çalışan Hint ile Hz. Hatice annemizi aynı kefeye mi koyacağız?
Hz. Hamza radıyallahu anh hazretlerinin ciğerini çöktüren Hint ile Hazreti Fatıma annemizi, Hz. Aişe annemizi, aynı kefeye mi koyacağız ve hatta bazen böyle hümanistmiş gibi insanlar çıkıyor ya aman herkesi sevelim sevilelim! Ne yapalım şimdi? Hz. Hüseyin Radıyallahu anh hazretlerini ve yanında yetmişiki şühedayı da Kerbela’nın ortasında aç susuz bırakıp onları haince ve hunharca şehit eden Yezit ve askerleri ile Hz.Hüseyin Efendimizi de Radıyallahu Anh Hazretlerini aynı, eşit düzeyde mi tutacağız veyahut da Hz. Hüseyin Efendimizin mübarek başını bir çuvala koyup Şam sokaklarında dolaştıran Yezidiler ile Hz. Hüseyin Radıyallahu Anh hazretlerini aynı kefeye mi koyacağız? Sonra o çuvalı alıp, saraya götürüp, sarayda bir masanın üzerine koyup, dudaklarıyla alay etmeye çalışan Yez, ve avanesi ile Hz. Hüseyin Radıyallahu Anh hazretlerini aynı kefede mi tutacağız?
Hz. Ömer Efendimizin oğlu Abdullah’a ne söylendi?
Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, ‘dünyada sanki bir yabancı ya da bir yolcu gibi ol’ dedi Hz. Ömer Efendimizin oğlu Abdullah’a. Demek ki çünkü Hz. Ömer efendimizin oğlu, dört Abdullahtan birisi ve bunlar sahabenin içerisinde bilhassa ikinci jenerasyon, genç sahabenin içerisinde takvada önde gidenler, ilimde önde gidenler, fıkıhta önde gidenler, tefsirde önde gidenler bunlar, Hz. Ömer Efendimizin oğlu Abdullah. Ona diyor ki ‘dünyada sanki yabancı gibi, yolcu gibi ol. Akşam olunca sabahı bekleme. Sabah olunca da akşamı bekleme. Sağlıklı olduğun zaman hastalık için hazırlık yap. Hayatta iken de ölüm için hazırlık yap. Bakın hayatta iken de ölüm için hazırlık yap. Buhari ve Tırmızi nakletmiş bunu ve Tırmızi’ de ilavesi var bir de. Diyor ki: ‘kendini kabir ehlinden say.’ Kendini kabir ehlinden yani kendini ölmüşlerden say. Bu ney ile alakalı? Dünya sevgisi ile alakalı. Yani dünya sevgisinden uzak dur. Dünya sevgisine karşı yabancı ol. Dünya sevgisine karşı yolcu gibi ol ve dünyayı da böyle bir gölgelenecek, ağacın altında gölgelenilecek bir gölge olarak gör. Onu da başka bir hadis i şerifte Hazreti Paygamber(s.a.v.) hazretleri, yolculuğa çıkan bir kimsenin diyor, çölde yolculuğa çıkan b,r kimsenin, bir gölgelikte gölgelenmesidir diyor dünya hayatı. Ozaman bir gölgelikte senin menzilin uzak yani sen Allah yolcususun, yani Cenab ı Hakka döndürüleceksin, bu dünyada ebediyyen kalmayacaksın, bu dünyada sonsuz yaşayacak olanlardan değilsin. Eninde sonunda ömrü ne kadardır bilinmez ama Allah’a döndürüleceksin. O kadar çok ayeti kerime var ki Allah’a döndürülürsünüz diye, e döndürülecek olduğun yer orası. Sen o mecburi istikametten döndürülenlerden olma. Kendini o yola koy. Kendi cüzi iradenle koy ki bundan sevap alasın. Bundan Cenab ı Hak senden razı olsun. Yoksa herkes ölecek. Herkes ölüyor. işte her gün açıklama yapıyorlar ya koronadan ellisekiz kişi öldü diye örneğin. Koronadan ellibeş kişi öldü, koronadan atmış kişi öldü. Uyuşturucudan günde kaç kişi ölüyor, sayılıyor mu? içkiden günde kaç kişi ölüyor, sayılıyor mu? intihar eden kaç kişi var, sayılıyor mu? Kaç tane kadın tecavüze uğradığı için intihar ediyor, sayılıyor mu? Kaç tane çocuğa, kaç çocuğa tecavüz edildi, istismar edildi diye sayılıyor mu? Her gün açıklamada bulunuluyor mu televizyonda? Bugün uyuşturucu müptelasından dolayı şu kadar kişi öldü, hiç duydunuz mu? Bugün alkol komasına girip, alkol komasından dolayı şu kadar kişi öldü sayılıyor mu? işte bugün sigaranın veya uyuşturucunun veya içkinin vermiş olduğu zararlardan dolayı işte akciğerinde veya kalbinde veya damarlarında şu rahatsızlıklar oldu, bu rahatsızlıklardan dolayı şu kadar kişi öldü ama bunların ölüm sebebi içkiydi, sigaraydı, kumardı, bunların ölüm sebebi işte sağlıksız yaşamdı, dengesiz beslenmeydi, ölüm sebebi buydu bunların, hiç bir açıklama yok günlük ama coronadan hergün var. Evet! Ben isterim ki uyuşturucudan günde kaç kişi ölmüş, kaç kişi hastaneye yatırılmış, uyuşturucu tedavisi için kaç kişi müracaat etmiş, kaç kişi yatırılmış, günlük açıklansın. Örneğingünlük kaç kişi fuhuş yaparken, fuhuştan para kazanırken, fuhuş yapmak serbest çünkü fuhuştan para kazanırsan cezası var, günlük kaç kişi fuhuştan para kazanırken yakalanmış örneğin. Açıklansın, madem ki açıklanıyor örneğin Allah muhafaza eylesin. Cenab ı Hak bütün Ümmet i Muhammedi korusun inşaallah. O yüzden dünya hayatında kabir ehlinden say kendini. Sen dünya sevgisinden uzak dur. Bütün hastalıkların başıdır dünya sevgisi. Yani zinanın, kumarın, içkinin haramların ve haram olan hırsızlık, arsızlık, ursuzluk…hepsinin de sebebi dünya sevgisidir. Allah muhafaza eylesin.
Hz. Abbas’ın oğlu Abdullah’a ne söylendi?
Tabii Hz. Abbas’ın oğlu Abdullah’a, Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri ona söylüyor bunu: ‘Ey oğul, hazır mısın, sana bir şeyler söyleyeceğim, bunu iyi belle.’ diye üç sefer söylüyor. Hz Abbas’ın oğlu Abdullah radıyallahu anh hazretleri de hazırım, buyur ya Resulallah diye ona cevap verince diyor ki ona: ‘Bil ki bütün halk, bütün toplum, Allah’ın senin lehine yazmamış olduğu bir şeyle sana fayda vermek üzere birleşse, hiçbir fayda veremez. Yani bütün insanlar toplansalar, sana faydalı bir şey yapmak isteseler ama Allah izin vermediyse, yani senin kaderine bunu yazmadıysa bu topluluk, bu insanların sana bir iyiliği dokunması mümkün değil. Yine Allah’ın senin aleyhine yazmamış olduğu bir zararı, sana eriştirmek üzere bir araya gelmiş olsalar, sana hiçbir zarar veremezler ve bütün toplul ki toplansalar, sana zarar vermek isteseler, eğer Cenab ı Hak senin o levh i mahfuzdaki defterine, kitabına onu yazmadıysa, o topluluk sana zarar veremez.’
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri münafıkların listesini kimde vermiştir?
Hüzeyfetül Yamani’ye o münafıkların listesini verdi.
Hüzeyfetül Yamani’nin münafıkların listesini kimler takip eder?
Hz. Ömer Radıyallahu Anh hazretleri ve bir kısım büyük sahabeler Hüzeyfetül Yamani de bu sırrın olduğunu bildiklerinden, onu takip ederlerdi.
Münafıkların listesini bilen kimlerin davranışları nasıl?
Hüzeyfetül Yamani eğer bir kimsenin cenaze namazını kılıyorsa, onlar da kılarlardı. Eğer Hüzeyfetül Yamani bir kimsenin cenaze nam,azını kılmazsa onlar da kılmazlardı.