Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mesnevi Şerhi ·

Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi

Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inden Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvufî şerhi.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 3 • 29/46

Mesnevî-i Şerîf 869-873. Beyitler Şerhi Hakkında

869-873. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

Selamun aleyküm. Allha gecenizi hayırlı eylesin inşaallah, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin, Cenabı Hak cümlemizi Kur’an ve sünneti seniyyeye sımsıkı yapışıp hem iman hem de amel noktasında o Kur’an ve sünneti yaşayanlardan eylesin inşallah.

“O Yahudi padişahı bu acib mucizeleri gördü fakat ancak taan ve in-

Yani o Yahudi padişah ne yapmıştı? iman edenlere normalde büyük hendekler, çukurlar kazdırdı. Hendeklere çukurlara yanıcı ve yakıcı maddeler doldurdu. Yanıcı ve yakıcı maddeler dolduraraktan, büyük bir ateş yaktı hendeklere ve inananları, iman edenleri meydana topladı. Büyük bir tane put dikti orta yere. O büyük puta herkesin secde etmesini istedi. Secde etmezlerse onları o ateşte yakacaklarını, o ateşe atacağını söyledi. Tabii iman edenler o orta yerdeki puta secde etmediler, onu kabullenmediler. Çünkü mümin insan Kur’an ve sünnete, islam’a iman etmiş bir kimse için başka bir şeyin önünde secde etme, başka bir şeye ibadet etme, başka bir şeyi güç kuvvet kudret olarak görme, başka bir şeyi, Allah’tan başka herhangi bir şeyi normalde gözünü ona çevirmesi, Allah’tan başka bir şeyi kendince kuvvet addetmesi bu noktada şirk olur. Öyle olunca Adem’den itibaren müslümanlar Adem’in çocukları dahil buna, hep kendilerince ne yaptılar? Allah’a iman edip ona ibadet etmeye çalıştılar ama Kabil ile başlayan Adem’in çocuklarından Kabil ile başlayan bir de ne Allah’a isyan eden, bu noktada Allah’a tuğyan eden, Allah’ın emir ve nehiylerini kabul etmeyen bir nesil de oluştu. Bu nesil de ne yaptı inananların karşısına imansızlıkla çıktı.

Değişik sapkınlıklarla, değişik akıl ve mantık oyunları ile çıktılar. Bu böyle süregeldi, geldi ve söz konusu olan bu Yahudi padişah kimdi? Bu Zinuas’tı.

Bu Zunuas tarihte malum bir hayli ortalığı yakıp yıkan, cabbar insanlara zulmeden, insanları katleden, bu noktada şehirleri yakıp yıkan bir Yahudi padişah. Tabii tarihçiler bunu her ne kadar Yahudi olarak nitelendirirse de bazı tarihçiler onun Yahudi olmadığını, aslında putperest olduğunu fakat böyle insanlara Yahudiymiş gibi davrandığını veyahut da işte bu noktada tarihçiler de ikiye ayrılıyor. Şeye göre, hıristiyanlara göre, o bir Yahudi padişahtı. Yahudilere göre de o Yahudi de değildi. ismi bile yok Yahudi tarihçilerde ama putperestti. Şimdi Hazreti Pir’in böyle orta yere bir tane put diktirdi. Onun etrafına ona secde etmelerini istedi deyince, onun put perest olduğu, ister Yahudi de olsa, Müslüman da olsa ne olursa olsun putperets olduğu, çünkü nice iman edenler vardır ki aslında putperesttirler. Çünkü imanlarını kemale erdirmediklerinden ve inandıkları gibi yaşamadıklarından ve aynı zamanda da ister iç putlar olsun ister dış putlar olsun onlara güç, kuvvet, kudret atıfta bulunduklarından veyahut da dinin olmazsa olmazlarını terk edip Kur’an ve sünnet noktasında durmayıp, o değişik putların veya putçukların yolundan gidenler, sonuçta Müslümanım dese de şirk üzerinedir, putperesttir. Çünkü Kur’an’ın ahkâmını sünneti seniyyenin ahkâmını kabullenmeyen, buna iman etmeyen, bunun yaşanması ve yaşatılması için mücadele etmeyen bir kimse, aslında tam anlamıyla iman etmiş sayılmaz. Çünkü bir taraftan iman ettim derken, iman ettiği Allah’ın hukukunu, iman ettiği peygamberin hukukunu reddediyorsa veyahut da iman ettiği dinin hükümlerini olumsuz görüyorsa, onlara tam ittiba etmiyorsa, reddediyorsa, o gerçek manada bir mümin değildir. Bir Müslüman değildir. O yüzden tarih boyunca bu tip insanlar hep olagelmiştir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında da öyle insanlar vardı. Sahabenin içerisinde dışı sahabe içi münafık kimseler de vardı.

Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, onların varlığını beyan etti. Hüzeyfetül Yamani’ye o münafıkların listesini verdi. Bu, Peygamberi bir mucizeydi. Huzeyfetül Yamani, Hz Peygamber sallallahü ve sellem Hazretleri vefât edinceye kadar bunu hiç kimseyle paylaşmadı. Hz. Ömer Radıyallahu Anh hazretleri ve bir kısım büyük sahabeler Hüzeyfetül Yamani de bu sırrın olduğunu bildiklerinden, onu takip ederlerdi. Hüzeyfetül Yamani eğer bir kimsenin cenaze namazını kılıyorsa, onlar da kılarlardı. Eğer Hüzeyfetül Yamani bir kimsenin cenaze namazını kılmazsa onlar da kılmazlardı. Çünkü münafıkların listesi Hüzeyfetül Yamanideydi. Meşhurdur, Hz. Ömer halifeliğinde Hüzeyfetul Yamani’nin önüne diz çöker, hüngür hüngür ağlar. Der ki o listede ben var mıyım yok muyum. Öylesine ağlar, öylesine

ağlar, öylesine gözyaşı döker, Hüzeyfetül Yaman’i dayanamaz, o koca büyük sahabenin, o halifenin o halini görünce ciğeri dayanamaz. Der ki ey Emirel Müminin artık yeter, o listede sen yoksun der. Bu normalde, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve sellem hazretlerinin mucizesidir ve böylece de Müslümanlar kendilerine bir ölçü çıkarmışlardır. Bir kimsenin münafıklığı akait olarak, yani imani olarak veya ameli olarak çünkü ameldeki münafıklıkla imandaki, akaiddeki münafıklık aynı değildir. Ameldeki münafıklık nedir? Üç şey bir kimsenin üzerine zuhur ederse, o kimse münafıktır: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde yerine getirmez. Üçüncüsü neydi? Emanete hıyanet eder. Bu üçünden birisi varsa, o kimsenin üzerinde mesela onda ameli bir şekilde ameli münafık denir ona. Amellerinde eksiklik var ama bir de itikatta münafıklık vardır. itikatta münafıklık şudur; bir kimse ben iman ettim der, Kur’an ve sünnete iman ettim ama ya bu zamanda da islam hukuku olmaz ya der. Bu itikatta münafık veyahut da işte iman etmiştir, yani bir ameli yapamıyordur ama der ki ya bu haram olmaması lazım. O itikatta münafıktır ama o bizle beraber namaz kılar. Bakın bizle beraber namaz kılar veyahut da cumaya gider veya ne bileyim ibadetlerini yapar ama o kimse itikatta münafık olur. Kur’an, altıbinaltıyüz ayeti kerimenin herhangi birisini reddediyorsa bir kimse küfre düşmüş olur, kafir olur ama bu kimse hem Müslümanım diyorsa hem reddediyorsa, münafıktır o. Allah muhafaza eylesin.

işte bu tip insanlar tarih boyunca hep olagelmiştir. Zinuas’ın üzerinde de böyle bir tartışma var. Yahudi miydi putperest miydi diye. ister Yahudi olsun, ister putperest olsun, yaptığı işe bakıyoruz. Yaptığı iş ne? Şehrin ortasına bir tane büyük büyük put dikmek ve şehrin ortasına dikmiş olduğu o puta, inananların secde etmelerini sağlamak. Bakın zalim hükümranlar hükümdarlar, zalim sistemler, hep kendileri bir put üretirler. Üretmiş oldukları puta da bütün tebaanın tabii olmasını, ona iman etmesini ona inanmasını isterler. Eğer ona iman etmezler, ona tabi olmazlarsa bu zalim sistemler ordaki inananlara ne yaparlar? Hep baskı yaparlar. Onların kanlarını dökerler. Onlara zulmederler. Onlara değişik işkenceler yaparlar. Yaparlar, bu tarih boyunca böyle olmuştur. inananlar bir safta, inanmayanlar bir saftadır. inanmayanlar tautun peşinden gidenler olarak nitelendirir Kur’an bize. Bu insanlar ikiye ayrılırlar. Bir iman etmiştir iki iman etmemiştir. Ortası yoktur, bakın ortası yoktur. Allah bizi affetsin.

işte bu Yahudi Padişah da ne yapmıştı? inananları ateşe atıyordu. inananları ateşe atıyordu ama bir kız çocuğu ateşe girince ateşin onu yakmadığını gördü ve annesine seslendi dedi ki anne, sakın ha ateş gibi görünen bundan korkma. Senin gördüğün ateş, içersi dedi cennet bahçesi ve baktılar

ki ordaki insanlar, dışı ateş gibi görünen şeyin, içi güllük gülistanlık. Bu sefer halk kendi kendisini ateşe atmaya başladı. Çünkü dışı ateş gibi görünen, içi güldestesi gül bahçesi olan yere kim giriyorsa neşvu neva buluyordu, yeniden hayat buluyordu, Allah’ın bir mucizesini görüyordu ve ne oldu bu sefer? insanlar ateşe doğru kendini atmaya başlayınca zalim kafası böyledir, bakın zalim kafası, tağut kafası, kafir kafası böyledir. Baktılar ki hızla herkes oraya gidiyor, bu sefer Zinuas yani o Yahudi padişah askerlerine emretti, insanları ateşe göndermeyin, insanların önüne set çekin, onlar ateşe girmesinler diye set çekti.

işte o Yahudi padişahı bu acip mucizeleri gördü fakat ancak taan ve inkarda bulundu. O Yahudi padişah, bu normalde tauti sistemler, bu Kur’an ve sünnetin dışındaki kafalar, bu müşrik kafalı, önlerinde nasıl ne kadar mucize olursa olsun, ne kadar acayip haller zuhur ederse etsin, onların gözleri kör, kulakları sağır, kalpleri mühürlenmiştir. Görmezler, duymazlar, hissetmezler. Onlar öylesine zalimlik yapmışlar, öylesine hainlik yapmışlar, öylesine Müslümanların kanlarını dökmüşlerdir ki yaptıkları o amellerden dolayı Cenabı Hak onların gönüllerini, kalplerini, mühürlemiş, gözlerini kör etmiş, kulaklarını tıkamıştır yaptıklarından dolayı. Dosdoğru yolunda duran bir kula Cenabı Hak kalbini mühürlemez. Sırat-ı müstakimde giden bir kimsenin gözü perdelenmez, sırat-ı müstakimde giden bir kimsenin kulağı tıkanmaz. Onun gönlü de açıktır, gözü de açıktır, kulağı da açıktır. Çünkü o iman nuru ile nurlanmıştır.

iman nuru ile nurlanmış olan bir kimsenin gönlü, gözü, kulağı, açıktır. Kalbi harekete geçmiştir onun. Cenabı Hak onun iman nuru ile kalbini nurlandırmış, onun kalbine feraset vermiştir. O Allah’ı feraset nuruyla görür. Feraset nuruyla o kimse istikametini bulur. Şimdi bazen bu ayeti kerimelere yüzeysel bakanlar: ‘işte Allah onun gönlünü mühürlemiş.’ Kardeş, Allah zalim değil. Sen zalimlik yaparsan, Allah senin gönlünü mühürler. Sen münafıklık yaparsan Cenabı Hak senin gönlünü mühürler. Sen münafıklıkları dinlersen, Allah senin kalbini, senin kulağını mühürler. Sen harama bakarsan, sabahtan akşama kadar haram bakacağım diye uğraşırsan, yok internette, yok cep telefonunda, yok sokakta, orda burda, haramla iştigal eder, haramla bakarsan, senin gözüne binbir tane perde iner. Gözüne sayısız perde iner, sen hakikati göremezsin. Sen doğruyu yanlışı seçemezsin. Sen sabahtan akşama kadar münafıkları dinlersen, kâfirleri dinlersen, sen sabahtan akşama kadar lgbt artıları dinlersen, sabahtan akşama kadar dinsizleri dinlersen, onlarla haşır neşir olursan, kalp kalp ana merkezse, bilgi toplayan yerler, gözler, kulaklardır.

Sen kalbe lağım akıtıyorsun. Kalbe lağım akıttıktan sonra tabii kalbin kararacak. Sen gözünden lağım akıtıyorsun, kulağından lağım akıtıyorsun kalbe, sen Allah’ın dinini dinlemiyorsun. Kur’an’ı dinlemiyorsun. Sen Kur’an ve sünnet ne diyor, onu okumuyorsun. Oturmuşsun sen internette üç beş tane dönmenin sözlerini dinliyorsun. Oturmuşsun sen nerde ne yanlışlıklar var, onları dinleyeceğim onlara bakacağım diye uğraşıyorsun. Yalan dedikodu, gıybet, fuhuş, iftira, suizan, bühtan, onları dinliyorsun. Onları dinleyince tabii kalbin kararacak. Onları seyredince tabii gözün kör olacak. Kur’an ve sünnete tabi olanın gözü kör olacak değil ya. Allah’ı zikreden, sabah akşam Allah’ın rızasını arayan, sabah akşam Allah’ı zikreden, namazını dosdoğru kılan, zekatını dostları veren Müslümanların, müminlerin içerisinde barışı sağlayan, Kur’an ve sünnet dairesinde yaşayan insanların kalbi kararacak, onların gönülleri mühürlenecek değil ya. Ya? E, Kur’an ve sünnetin dışında yaşayanların, Kur’an ve sünneti hor ve hakir görenlerin, Kur’andan ayeti kerimeleri hakir görenlerin, Hz. Muhammedi Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözlerini ve sünnetlerini hakir görenlerin kalpleri kararacak ve mühürlenecek. Ondan sonra başlıyorlar, debelenmeye. Debelenme! Sen kimbilir kiminle nerde hangi sünneti seniyyeyi küçük gördün de kalbin mühürlendi. Tövbe et. Sen kiminle, nerde, hangi ayeti kerimeyi küçük gördün, hor hakir gördün, onunla iddialaştın? Allah’la iddialaşıyor insanlar şimdi. Tövbe et, geri dön. Tövbe eder geri dönersen, Cenabı Hak senin kalbinin kilidini açar. O tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder. Sen iman ettin de Cenab-ı Hak imanını mı kabul etmedi? Sen tövbe ettin de Cenabı Hak senin tövbeni mi reddetti? Sen dua ettin de duanı senin kafana mı çaldı? Sen Allah’ı tanımazsan, Allah seni hiç tanımaz. Sen Allah’a sırtını dönersen, Allah da sana sırtını döner. Sen Allah’tan yüz çevirirsen Allah da senden yüz çevirir, kalbin mühürlenir. Allah muhafaza eylesin.

O yüzden o Yahudi padişah gözünün önünde inananları, inananları ateşin yakmadığını gördüğü halde kabullenmedi. E, aynı şeyi Hz. Muhammedi Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin amcası da yapmadı mı? Kuyuya düştü, kimse çıkaramadı. Dedi ki Muhammed’e haber verin, o beni çıkarır. Mekke’de oldu hadise. Haber verdiler, geldi Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Dediki seni bu kuyudan çıkarırsam, bana iman edecek misin? Evet dedi. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, iki rekat namaz kıldı. Allah’a yalvardı, Allah’a yalvardı, uzattı elini. Ebu Cehil’i kuyudan çıkardı. Dedi ki kardeşim oğlu, kardeşim oğlu, ay dolunay böyle pırıl pırıl duruyor, şunu dedi ikiye böl, gerçekten senin peygamberlerliğine iman edeceğim. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tekrar namaz kıldı. Namazla, sabırla, zikirle, Allah’tan yardım dileyin.

Müslümanlar namazı unuttular. Müslümanlar namazla Allah’tan yardım dilemeyi unuttular. Müslümanlar zikirle Allah’tan yardım dilemeyi unuttular. Müslümanlar sadaka dağıtaraktan Allah’tan yardım dilemeyi unuttular. Müslümanlar nafile oruç tutaraktan Allah’tan yardım dilemeyi unuttular. Bizim unuttuğumuz sünnetler bunlar. Hemen iki rekat namaz kıldı, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem Cenab-ı Hakka dua etti.

istiyor ki herkes iman etsin. istiyor ki herkes kurtulsun. istiyor ki bütün insanlar cehennemin ateşinden azad olsun. istiyor ki bütün insanlar islam’ı tanısın, Müslümanca yaşasın, kurtulsunlar. Allah’ı sevenin hali odur çünkü. ister ki bütün dünya birden Müslüman olsun. ister ki bütün dünya birden sufi olsun. ister ki bütün herkes Allah desin. Hali odur. Acelecidir. insanoğlu aceleci ya, aceleci. Bütün insanlar islam olsunlar. Hani Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerini Cenabı Hak bu noktada rahatlatır ya, der ki sen sorumlu değilsin. Seni onların başına sorumlu kılmadık. Sen sadece tebliğ et. Neden? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, tabiri caizse canhıraş yırtıyor kendini herkes islam olsun diye. Diyor ki seni sorumlu kılmadık. Sen vazifeni yerine getirdin. Sen vazifeni yerine getiriyorsun. Allah senden razıdır. Senin vazifenden razıdır. Beyan ediyor Cenabı Hak. işte Ebu Cehil görünce ayın ikiye bölündüğünü, dedi ki vallahi sen bir büyücüsün. Sen dedi büyücüsün. işte ayeti kerimede var ya, sen o inkâr edenleri ne kadar davet edersen et, onlar inkarlarına devam ederler. Neden? O inkar ede ede kalbi mühürlenmiş artık onun. O inkarına devam edecek. Cenabı Hak bizleri ve Ümmeti Muhammed’in kalplerini mühürlenmekten korusun. Eşlerimizi, çocuklarımızı, gelecek zürriyyetlerimizi bu haller ile hallenmekten korusun, muhafaza etsin. Anneler, babalar çocuklarınıza dua edin. Namaz kılmaları, oruç tutmaları, Kur’an ve sünnete sımsıkı bağlanmaları için dua edin. Ebeveynin duası, peygamberlerin ümmetlerinin üzerine yaptığı dua gibidir dedi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem . işte o Zinuas bu harikulade hali, bu mucizevi hali görmesine rağmen, o yine ne yaptı? isyanla devam etti. Reddiyesine devam etti, iman etmedi ve:

“Nasihatçiler: ‘İşi haddinden ileri götürme, inat hayvanını bu kadar

ileri sürme’ dediler.”

O Zünuas’ın etrafındaki nasihatçılar dediler ki artık inat etme. Bu inat hayvanını, yani bu nefsini daha da ileriye doğru sürme. işi bu noktada bırak. Hani işi tadında bırak derler ya. inat ettin, küfürde bir yere kadar geldin, burda bırak. işte gözünün önünde zuhur etmekte, gözünün önünde, çıplak gözünl.e görüyorsun. inananları ateş yakmıyor. Gözünün önünde. Sen dediler bu şeyi devam ettirme. Ama Zinuas durur mu? Durmaz.

“Nasihatçilerin ellerini bağlayıp hapsetti. Zulmünü birbirine uladı”

Yani uladı, eski şey, ne o, Türkçe bir kelime, birbirine ekledi. Tespih tanesi gibi zulmü birbirine ekledi. Zulmünü daha da arttırdı, yükselti zulmünü. Önceden bir yapıyordu, on yapmaya başladı. Önceden beş yapıyordu, şimdi elli yapmaya başladı. Bu zalim kafası böyle bir şeydir. Zalim kafası, müşrik kafası, böyle bir şeydir, kafir kafası böyle bir şeydir. O hani diyor ya sen onların dinlerini kabul etmedikçe, onlar seninle savaşmaya devam edecekler. Siz onların yani islam’ın dışındaki güç ve kuvvet sahiplerinin dinlerini kabul etmediğiniz müddetçe, onlar sizlerle savaşmaya devam edecekler. Onların barış sözlerine inanmayın. Onların demokrasi sözlerine inanmayın. Onların insan hakları sözlerine inanmayın. Onların biz insancılız dediklerine inanmayın Hiroşima’ya bombayı benim atalarım atmadı. Japonya’yı yerleyeksan eden benim atalarım değil. Onlar müslüman değil. Irak’ı bombalayanlar benim atalarım değil. Şimdi Suriye’ye tonlarca bomba atanlar, benim atalarım değil. Onların barış sözleri dillerindedir. Aldatmak içindir. Onlar sizler dinlerinizden dönmediğiniz müddetçe, onlar sizinle olan savaşı bırakmazlar. Bosna’daki Müslümanları benim atalarım katletmedi.

Osmanlı, Bosna’dan çekilirken bir kimsenin burnu kanamadı. Osmanlı, Yugoslavya’dan çekilirken bir kimsenin burnu kanamadı. insanların burnu kanamasın diye Osmanlı barış halinde ordan çekildi. Osmanlı, Bulgaristan’dan çekilirken kimsenin burnu kanamadı. Osmanlı, Yunanistan’dan çekilirken kimsenin burnu kanamadı. Osmanlı Ortadoğudan çekilirken, o günkü Araplar Osmanlıyı arkadan vurdular ingilizlerle beraber olup. Osmanlı hiç kimseye zulmetmedi, kimseyi arkadan vurmadı. Hiçbir kimsenin kadınlarına tecavüz etmedi. Hiçbir kimsenin çocuklarını katletmedi, çocuklarına tecavüz etmedi. Bosna’da hala daha annesi babası belli olmayan Sırpların tecavüzüne uğramış ve kadınlar hanile kalmış, kadınlar hamile kaldıktan sonra doğurmak zorunda kalmışlar. Şu anda Bosna’da vakıflar kurulu. O annesi babası belli olmayan çocukların eğitimleri devam ediyor. Bunlar barış yapmazlar hiçbir zaman. Hiçbir zaman. Irak’taki kaç kişinin ırzına geçildiği tecavüz edildiği belli değil. Irak’ta kaç tane kadının ırzına geçildi, kaç tane kızın ırzına geçildi belli değil. Bunu rüyalarınızda görseniz vallahi de billahi de uyuyamazsınız. Suriye’de şimdi kadınların ırzına geçiliyor, kızların ırzına geçiliyor. insanlar boşuna kaçmıyorlar.

Burdan oturduğumuz yerden şunu demek kolay, gidin orada savaşın demek kolay. Bunların barış dediklerine inanmayın. Bunların biz barış istiyoruz dediklerine bakmayın. Bakın Filistin’e gözyaşları duruyor mu Filistinlilerin? Durmuyor. Elli yıldan beri, atmış yıldan beri kafalarına başlarına habire bomba yağıyor. Elli yıldan beri sürgün ediliyor, evleri yıkılıyor. Arsalarına

evlerine el konuluyor, tarlalarına el konuluyor. Dünya sessiz. Hıristiyanlardan medet ummayın, Yahudilerden medet ummayın. Satılmış Müslümanlardan, satılmış Müslüman liderlerden medet ummayın. Müslümanlar tarih boyunca yalnız yaşamışlardır. Allah’tan başka yardımcıları ve birbirlerinden başka velileri yoktur. Ayetle sabit. Biz ayetleri bıraktık, biz birleşmiş milletlerden medet umuyoruz. Biz ayetleri bıraktık, biz hıristiyanlardan medet umuyoruz. Biz ayetleri bıraktık, biz elin Yahudi’sinden, gavurundan medet bekliyoruz. Biz Kur’an ve sünneti bıraktık, dinsizlerden medet bekler hala geldik. Evet! Ya, adam seninle haçlı seferi yapıyor, ondan ne medet umuyorsun? Ama biz medet umuyoruz. Bu hale geldik. işte o gün de nasihatçiler, o zalim iktidara, o zalimin Zünuas’a, o zalim sistemin başında oturan kimseye dediler ki ya haddi aşma, yeter. Bu kadar fazla zulmetme. Bu sefer nasihatçilerin ellerini kollarını bağladı, onları hapsetti. Zalimlik böyle bir şeydir. Ona doğruyu söylerseniz, o size zulmeder. Hani Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri buyurdu ya asıl dedi cihat, asıl cihat, zalim bir komutana, zalim bir devlete, zalim bir devlet başkanına nasihat etmektir dedi. Asıl cihat odur dedi. Asıl cihat odur. O nasihatçılar da ne yaptılar? Zinuas’a dediler ki yapma. O da ne yaptı? Hepsini de bağladı. Hepsini de hapse attı.

Tirmizi’den hadisi şerif: ‘Kıyamet gününde Allah’ın en çok sevdiği ve kendine en yakın olan insan, adil hükümdar olacaktır. insanlar içinde en nefret ettiği ve kendinden en uzak olan kişi de zalim hükümdar olacaktır.’ Kıyamet gününde Allah’a en yakın olacak olan kim? insanlara bu noktada adil, adalet üzerine hükmeden hükümdarlar. Hükümdar odur ki sistem odur ki adil olsun. Eğer bir topraklarda adillik yoksa, adalet yok ise eğer bir sistem insanlara adaletle hükmetmiyorsa, kişiye özel, guruplara özel, şahıslara özel adalet uygulanıyorsa, orda adillik ve adalet yoktur. Filanca tanınmış insan, o cezasını gidip hastanenin bahçesinde çekiyorsa, filanca işadamı o cezasını gidip bilmem nerden rapor alaraktan evinde çekiyorsa, yirmisekiz şubat darbecileri cezalarını gidip kendi villalarında, müebebbet hapis almış olan kimseler, cezalarını villalarında çekiyorlarsa, orda adaletten bahsetmek mümkün değildir. işte Tirmizi’deki hadisi şerif diyor ki adaletle hükmetmeyen hükümdar, Allah’tan uzak olacaktır. O Zünuas da adaletle hükmetmiyordu. Yine Ebu Hureyre naklediyor, Taberani’de: ‘ahir zamanda zalim valiler, fasık vezirler, hain kadılar, yalancı fakihler olacaktır. Sizlerden bu zamana yetişen, onlardan herhangi bir vazife almasın. Ne zekat toplayıcı, ne yönetici ne de zabıta olsun.’ Alın size hadisi şerif.

Sufiler o yüzden tarih boyunca devlet kapısında durmamışlardır. Hiçbir şeyh yoktur ki devlet dairesinde vazife almış olsun. Şimdi de herkes işte tarikatlara dem, vuruyor şeyhlere dem vuruyor Türkiye’de de. Ben diyorum ki

ya bir tane bakan mı var sufi olan? Siz bir tane bakan gördünüz mü, şeyh? Siz normalde yüz seneden beri bir tane şeyh, devlet başkanı gördünüz mü? Başbakan, ne bileyim bakan, bir tane şeyh, diyanet işleri başkanı dahil buna. Diyanet işleri Başkanı, bir tane yok! Memlekette bir kötü bir şey varsa, oturuyorlar kalkıyorlar ehli tasavvufa saldırıyorlar. Canım kardeşim ya bir tane şeyh var mı belediye başkanı olan? Bir tane şeyh var mı vali olan? Bir tane şeyh var mı başbakan veya bakan olan? Bir tane şeyh var mı müsteşar? Benim bildiğim yok. Milli Eğitim Bakanı bir tane şeyh mi var? Bir tane müsteşar mı var Milli Eğitim Bakanlığında şeyh? Hangi okulun müdürü şeyh? Belediyelerde, devlet dairelerinde nerde var? Bir tane müdür olan şeyh var mı? Benim bildiğim yok. Birtane istanbul’da il Kültür Müdürü vardı şeyh, Tuğrul inançer miydi? Tuğrul inançer. istanbul Kültür Müdürü’ydü aynı zamanda şeyhlik yapıyordu. Bursalı onun kendisi. Ben başka tanımıyorum. O da istanbul il Kültür Müdürlüğü’nden emekli yani şeyhlik yaparken orda istanbul il Kültür Müdürü’ydü. Ben başka bir kimseyi tanımıyorum. Tanıyan varsa söylesin, bize desin ki şu. Ama kabahati hep ehli tarikatın ehli sufinin başına patlatıyorlar.

Canım kardeşim, yüzyıldan beri bu memleket laik, demokratik, hukuk sistemiyle yönetiliyor. Kanunlarımız ona, bütü hukukumuz ona bağlı. Bu ülkede islam hukukunu istemek suç zaten. isteyemiyoruz dahi. Dile dahi getiremezsiniz. Laik demokratik hukuk sistemine, teokratik sisteme dönmekten, dönüştürmeyi istemekten güldür savcının karşısındasınız. isteyemezsiniz bile. Eee? Bu ne? Biz bir şey yapmıyoruz. Bize diyorlar buradan yürü, ordan yürüyoruz. Eğitim sistemi meydanda. Darwinistler bıraktılar Darwin teorisini, biz böyle sımsıkı tuttuk, devam ediyoruz. Maymundan geldin Allah maymundan geldin! Benim yaşım ellisekiz, maymundan geldiğimi sekiz yaşımda duydum ben, elli seneden beri maymundan geldin diyorlar bana, bir türlü maymunlaştıramadılar. Adam diyor ben insanım, o diyor maymundan geldin! Haydi okulda tartışma. ilkokulda yoktu, ortaokulda başladı bizim tartışma! E, ortaokulda ülkücülüğü öğrendik, dakka bir gol bir, maymundan gelmedik. Haydiii tartışma başlıyordu. Başlıyorduk, daha o zamandan beri söylüyorum ben, bakın o zamandan, ta ortaokul ikiden beri diyorum ki bir tane sonradan evrimleşen bir maymun gösterin bana. Yedibin yıldır, sekizbin yıldır insanlık tarihine bakıyorlar şimdi, onbirbin yıla kadar iniyorlar. Onbirbin yıla kadar, onikibin yıla kadar hatta en son bu Türkiye’de bulunan yere onbeşbin yıla kadar, onbeşbin yıllık olduğu söyleniyor.

Bu Urfa’da, Gaziantep’te buldukları Göbeklitepe onbeşbin yıl! Onbeşbin yıl önceki kalıntılara bakıyorlar, insan insan. Bir onbeşbin yıl daha geriye gitseler, gene insan. Bir onbeşbin yıl daha ileri gitseler gene insan. Nerde

kaldı bu maymunlar? Nerde? Kur’an-ı Kerim’in hükmünde. Bir kısım Yahudileri Cenabı Hak maymuna çevirmiş. Onun intikamını alıyorlar Yahudiler. Diyorlar ki herkes maymundan gelme. Yani bizim ırkımızdan diyorlar. Türklere de diyorlar ya siz Yahudisiniz diye. Tabi! Kürtlere dediler, Kürtleri kabullendirdiler, Talabani Barzani biz Yahudi’yiz dedi. Şimdi sıra geldi Türklere. Türkleri de döndürürler. Türkler de içlerinden çıkar önümüzdeki yıllarda. Bir iki tane soytarı çıkıp biz Orta Asya’dan Yahudiydik diyen çıkar. Çıkar çıkar, merak etmeyin, satılık insan mı yok? Evet, ahir zamanda zalim valiler, fasık vezirler, hain kadılar olacak. Taberani’de geçiyor. Mustafa Özbağ’ın sözü değil. Ahir zaman ne zamandır bilemeyiz. Ha bütün ulemanın ittifakı var. Bu zaman ahir zaman. Zaten Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri ahir zaman peygamberi, benim nazarımda ben bu zamanı ahir zaman olarak nitelendiriyorum. Çünkü bu kadar her şeyin çivisi çıkması kolay bir şey değil. Allah muhafaza eylesin. Yine Taberani’de geçiyor: ‘Ümmetimden şu iki insana şefaatim ulaşmaz. Zalim ve zorba imam ile haddi aşan her sapık.’ Haddi aşan her sapık. Bunları ne yapıyor? Şefaati ulaşmaz diyor. Haddi aşan her sapık. Lgbt artı birler, her sapık, yaşlandığı halde zina peşinde koşan adamlar, kadın yaşına başına bakmıyor, torun tombalak sahibi, zina peşinde koşturacağım diye uğraşıyor. Devamlı içki içenler ve içkiyi helal görenler, ters ilişkiyi helal görenler, kadın kadına, erkek erkeğe, helal görenler, normal görenler, buna devam edenler, bundan tövbe etmeyenler, geri dönmeyenler. Haddi aşan, ameliyatla kendini döndürenler, bunlar haddi aşanlar. Bunlara Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri şefaat etmeyecek. Zinaya devam eden, içkiye devam eden, kumara devam eden, eşcinselliğe devam eden, bunlardan geri dönmeyen, tövbe etmeyenler, geri dönmeyenler, ameliyatla kendini değiştirenler, bunlar haddi aşan, aşkın sapıklar. Kur’an’ın ayetlerini eyip bükenler, inkâr edenler, hadisi şerifleri inkar edenler, bu sapıkların içerisine giriyor. Bir kısmı ameli, bir kısmı itikadi. itikadi sapkınlar var. Onlar küfür ehli zaten. Allah muhafaza eylesin. işte bu Zünuas da bunların içinde. Bu Zünuas ne yaptı? Zalim hükümdarlık yaptı. Bu Zünuas ne yaptı? Hainlik yaptı. Allah muhafaza eylesin.

“Madem iş bu dereceye vardı, ‘ey köpek sabret; kahrımız erişti’ diye

Bu zalim hükümran, bu zalim devlet adamı, başkanı, bu zalimliğini arttırdıkça arttırınca, arttırdıkça arttırınca, gökten, etraftan, her yerden bir ses duyuldu. O ses dedi ki ‘ey köpek, sabret, kahrımız erişti’ diye bir ses geldi.

“Ondan sonra ateş kırk arşın alevlendi; bir halka teşkil etti ve o Ya-

hudileri yaktı.”

Sonra o ateş ne oldu? Kırk arşın göğe doğru yükseldi. Kırk arşın göğe doğru yükseldikten sonra, o Yahudi ve etrafındaki avanesini ne yaptı? Hepsini de yakıverdi. Buruc suresi, ayet 10: ‘Mümin erkeklerle, mümin kadınları dinlerinden döndürmek için işkence yapıp sonra da tövbe etmeyenlere cehennem azabı vardır. Onlar için çok yakıcı bir azap vardır. (Buruc 10) ve Hz. Pir de bu mesele ile alakalı bize bu beyitlerin başında diyordu ki bununla alakalı sen git Buruc suresini oku diyordu. Bu hikaye ile alakalı, sen Buruc suresini oku diyordu ve sonunda yine ne yaptı? Bu ateşin böyle yükselmesini söyledi. işte Buruc Suresi ayet 10, bundan bahsediyor bize ve o çukurları kazan kafirler dünyada yandılar. Bunlar tarihi olarak ispat edilmiş ve isra ayet 16: ‘Biz nice memleket halkını yok ettik ki onlara azabımız gece uyurken veya gündüz istirahat halindeyken geldi.’ Bu Araf 4: ‘Nice memleket halkını yok ettik. Onlar kimisine gece uyurken azap geldi. Kimisi de ne yaptılar? Gündüz istirahat halindeyken geldi. Tarih boyunca bu zulmeden, zalimlere yardım eden, hak ve hakikatin karşısında olan insanlara hep böyle Cenabı Hak ne yapmış? Afad vermiş. Hep böyle helake uğramışlar topluca.

Hani Nuh da dua ediyor ya, ‘sen bunlardan bir tanesini bile yeryüzünde bırakma.’ Bakın bir tanesini dahi yeryüzünde bırakma diyor. Kasas 58: ‘Biz refah içerisinde şımarıp azgınlaşan nice ülkeleri helak ettik. işte onların geride bıraktıkları yerleri, kendilerinden sonra onların pek azında oturulabilmiştir. Onlara hep biz varis olmuşuzdur.’ Ne yapıyorlarmış? Refah içerisinde olduklarından, şımarıp azgınlaşıyorlarmış. Refahı bulan, şımarıp azgınlaşıyor. ibadetini arttıracağına, tevazusunu arttıracağına, Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmayı arttıracağına, Kur’an ve sünnet yolunda yaşamayı, Kur’an ve sünnet yolunda mücadele etmeyi arttıracağına, refahı bulan, rahatı bulan, azıp şımarıyor, sapkınlaşıyor. Tarih boyunca böyle olmuş. Hep azgınlaşmışlar. Hep sapkınlaşmışlar. Hep sapıklığa doğru gitmişler. insanoğlu enteresan bir varlık. Rahatı buldukça azgınlaşmışlar. Şimdi Müslümanların azgınlaştığı gibi. Şimdi adam gidiyor gavur devlet başkanı karşısına, sizin diyor yediyüz milyon dolarınız var, milyar dolarınz var, bu para size çok diyor. Alacak, el koyacak. Müslümanların yiyemediğini gavurlara yediriyorlar. Azgınlaşıyorlar, sapkınlaşıyorlar ve azgınlıklarını ve sapkınlıklarını arttırıyorlar. Müslümanlar azgınlıklarını ve sapkınlıklarını arttırıyorlar. Devasa binalara paralar yatırıyorlar. Lüks ve sefahat içinde yaşıyorlar. Lüks ve sefahatlarını arttırıyorlar. Bütün herkesin altında devasa lüks arabalar, devasa lüks evler. Bunu kendilerine hak görüyorlar. Bir başörtüsüne beş milyon veriyor, bunu kendine hak görüyor. Bir gözlüğe on milyon veriyor, bunu kendine hak görüyor. Bir arabaya beş trilyon, altı trilyon para veriyor, bunu kendine hak görüyor. Bir eve dört beş trilyon para veriyor, bunu

kendine hak görüyor. Bunu kendine hak görüyor. Tabakta yemek bırakıyor, israf ediyor, bunu kendine hak görüyor. Bir gözlüğe nasıl kıyıyor, on milyon veriyor, bunu kendine hak görüyor. Müslümanlar böylesine azgınlaştılar, böylesine azgınlaştılar, ben ilk gördüğümde hayret etmiştim. Hilton’un o çerçeveli yerinden namaza duruyordu hacılar. Ben diyordum ki bu küstahlık ne? Nasıl mümin bir kimse Beytullah’a böyle yapar, otelden namaza durur! Otel mescidin içindeyse o zaman bütün müslümanların hakkı. Gitsinler otelde yesinler, içsinler, yatsınlar eğer Beytullah’a aitse! Müslümanlar azdı ve saptı. Müslümanlar şımardı. Evet, hep beraber şımardık. Namazlarımız gevşedi, oruçlarımız gevşedi, tesettürümüz gevşedi. Helal haram duygumuz gevşedi. (Sağlı sollu yanaş.) Tarih boyunca kavimler hep burdan helak oldular. Refaha ulaşınca saptılar, azgınlaştılar. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri diyor ya siz diyor, açlıktan şikayet ediyor sahabeler, böyle aç olduklarını beyan ediyor. Yokluk, yoksulluk boyu aşıyor. Diyor ki öyle bir zaman gelecek ki diyor çok mal olacak, çok refah içerisinde olacaklar ama o zaman da diyor bir ağırlıkları olmayacak. O zaman da diyor sözleri geçmeyecek. Sözümüz geçmiyor.

Biz ipin ucunu kaçırdık islam alemi olarak, kaçırdık! Dervişler, sufiler de kaçırdı. Ben kendimi bunun dışına koymuyorum. Biz topyekün ipin ucunu kaçırdık. Topyekün! Biz habire yiyoruz, habire harcıyoruz. Ne fakiri, zengini, herkes. Biz bir ara komisyon kurduyduk bayanlardan. işte ihtiyacı olan bir yere gidiyorlardı, bana diyorlardı ki yani işte hem de o bayan kardeşlerin böyle halleri vakitleri yerinde yani. Bu evinde olan televizyon, bizde yok diyordu. Fukara diye gidiyorsun, bir bakıyorsun, evinde beş milyarlık televizyon var. Bir bakıyorsun evinde üç dört milyarlık televizyon var. Fukarası da sapkınlaştı. Çıkın dışarı, kim fukara, kim zengin, ayırdedebilir misin? Edemezsin. Edemezsin! Sebep? Kılık kıyafeti öyle, Gösterişi öyle, gösterişi öyle! Ya önceden derdik ya adamın pantolonu yamalı, adamın ayakkabısı yamalı. ismail köyde var mı yamalı giyen? Köyde de yok değil mi? Hoş sizin köy çok zengin de! Muhtar burda mı, duymasın muhtar. Dışarda nöbettedir. Sizin köyde yoktur ya, başka böyle daha fukara bir köy lazım. Var mı sizin köyde? Sizde de mi yok? ikinizde de yok. Hadi onunki ova köyü, onunki de zengin. Seninki dağ köyü değil mi? Neydi senin köy? Efendim? Büyük oranlar, Aktaş Köyü. Orda da mı yamalı giyen yok? Biz refah içerisinde şımarıp azgınlaştık, haddi aştık. Hamdetmiyoruz, şükretmiyoruz, israf ediyoruz. Böyle olan kavimlere ne yapmış Cenabı Hak? Helak etmiş.

‘Biz bir ülkeyi yok etmeyi dilediğimizde (dikkat edin) biz bir ülkeyi yok etmeyi dilediğimizde, oranın zevk düşkünlerine, hakka uymayanlarına emrederiz. Fakat onlar dinlemeyip yoldan çıkarlar. Artık o ülke yok olmayı hak

eder. Biz de orayı tamamen helak ederiz.’ Bu hale gelmemek için tövbe edelim. Allah’tan affımızı dileyelim ve bu noktaya düşmemek için mücadele edelim. Allah bizi muhafaza eylesin. Burdan devam edeceğiz inşallah Allah’tan bir şey gelmezse, önümüzdeki haftaya. ‘Onların asılları önceden de ateşti, sonunda da asıllarına gittiler.’ 874’ten devam edeceğiz inşallah. Haklarınızı helal edin. Sürç-i lisan ettiysek affola.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 3 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-6-9 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Aşk, Sabır, Hayret. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı