Hadis-i şerif zaten muhteşem. Hepsi muhteşem de bu hastalıkla alakalı, bela musibetle alakalı. Bu hadis-i şerif Buhari’de, Müslim’de, Tirmizi’de geçiyor. Benim çok hoşuma gider.
Mümine gelen her ağrı, hastalık ve üzüntü, günahlarının affı Hakkında
Ben bu hadis-i şerifi paylaştıysam bunu ben kendime bir müjde olarak paylaşmışımdır. Ebu Hureyre, Ebu Said radıyallahu anh’dan anlattığına göre hem Ebu Hüyre hem de Ebu Said. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur. Mümin kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta bir ufak tasa isabet edecek olsa Allah onun sebebiyle müminin günahından bir kısmını mağfiret buyurur.
O zaman bir ağrı geldi. Başın ağrıdı, kolun ağrıdı, ayağın ağrıdı. Öyle ya bir yorgunluk geldi. Yol gittin, yol geldin, bir iş yaptın.
Bildiğiniz yorgunluk. Ben önceden bilmiyordum. Bu o ara öğrenmeye başladım. Yorgunluk dediklerinde bakıyordum ben nasıl bir acaba diye.
Yavaş yavaş öğrenmeye başladım. Zamanı gelmiş demek ki. İnsanın bir başına bir hastalık geldi. Bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü geldi.
Tabii bu böyle bazı üzüntüler var. Gerçekten insanın gülesi geliyor da hani sivilce çıkmış çok büyük bir ameliyat geçirecekmiş gibi oluyor ya. başına gelen bir sıkıntı, bir problem, bir . Bunu böyle çok ayyuka çıkarma.
Onu böyle kendi içinde götür. Hani ne teşhis konduysa kondu. Tedavini bak ama bunu böyle yayıp ortalığı ayağa kaldırma. Hani Ahmet Kaya’nın bir dörtlüğü söylüyor ya ölüm diyor sana geldiğinde evi telaşa verme.
Bu benim yola çıktığımda ilk dinlediğimdir. Ben bunu muhakkak böyle dinleyecek olduğum bir şeyin en başına koyarım. Ölüm sana geldiğinde çok davudi. Ardından da hayması hay diye esmayı da arkadan koymuş.