Mustafa Özbağ Efendi 24. Nasîhat Sohbeti'nde (NASİHAT/24, 09.05.2024) zikrullâhın ehemmiyetini ve korku namâzı husûsunu tafsîl eder. Cenâbı Hak Nisâ Sûresi'nin 103. âyetinde korku namâzından sonra Allâh'ı ayaktayken, oturarak, ve yanlarının üzerine yatarken çokça zikretmeyi emreder. Bu âyeti kerîmeye göre namâzı gereği gibi kılmak kadar önemli olan zikrullâh, mü'mînlerin hayâtının her anında Allâh'ı anmalarını talep eder. Zikrullâh ile namâz arasındaki ilişki Ankebût 29/45'te de açıklanır: «Namâz sizi kötülüklerden alıkor; ammâ velâkin Allâh'a zikir en büyük iştir.» Bu, zikrullâhın sâdece dînî bir pratik değil, aynı zamanda insânın rûhî, ve ahlâkî gelişiminin en önemli aracı olduğunu gösterir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem «Kıyâmet günü Allâh katında ibâdet yönünden en üstün kul kimdir?» sorusuna «Allâh'ı çok zikredenler» buyurmuştur. Sahâbei kirâm «Allâh yolunda cihâd eden mücâhitlerden dahi mi daha hayırlıdır?» diye sorduğunda, Resûlullâh sallallâhu aleyhi vesellem «Evet» buyurmuştur. Furkân Sûresi'nin 18. âyetinde «Seni zikretmeyi unuttular, ve yok olmaya lâyık bir kavim oldular» buyurulur. Allâh'ı zikretmeyi unutan, zikirden uzaklaşan bireyler, âileler, topluluklar, ve devletler yok olmaya mahkûmdur.
Nisâ 4/103 ve Ankebût 29/45: Zikrin Namâzdan Üstünlüğü
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: Cenâbı Hak Nisâ Sûresi'nin 103. âyetinde korku namâzından sonra Allâh'ı ayaktayken, oturarak, ve yanlarının üzerine yatarken çokça zikretmeyi emreder (Nisâ 4/103). Bu âyeti kerîmeye göre namâzı gereği gibi kılmak kadar önemli olan zikrullâh, mü'mînlerin hayâtının her anında Allâh'ı anmalarını talep eder. Zikrullâh ile namâz arasındaki ilişki Ankebût 29/45'te de açıklanır: «Namâz sizi kötülüklerden alıkor; ammâ velâkin Allâh'a zikir en büyük iştir.» Bu, zikrullâhın sâdece dînî bir pratik değil, aynı zamanda insânın rûhî, ve ahlâkî gelişiminin en önemli aracı olduğunu gösterir.
Allâh'ı Çok Zikreden Mücâhidden Üstündür
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîs ilmi mes'elesini tafsîl eder: Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem, «Kıyâmet günü Allâh katında ibâdet yönünden en üstün kul kimdir?» sorusuna «Allâh'ı çok zikredenler» buyurmuştur. Sahâbei kirâm, «Allâh yolunda cihâd eden mücâhitlerden dahi mi daha hayırlıdır?» diye sorduğunda, Resûlullâh sallallâhu aleyhi vesellem «Evet» buyurmuştur. Hadîsi şerîfte: bir gâzînin savaş meydânında kılıcı kırılıp kanlar içinde kalsa dahî, Allâh'ı çokça zikredenler derece itibâriyle daha üstündür buyurulmaktadır. Başka bir hadîsi şerîfte, bir kimse savaş meydânında üç kılıcı kırıncaya kadar savaşsa, yalnızca Allâh'ı zikredenlerle müsâvî olur denilmektedir (Tirmizî, Buhârî, Müslim).
Furkān 25/18: Yok Olmaya Lâyık Kavim
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir Kur'ânî kâideyi tafsîl eder: Furkān Sûresi'nin 18. âyetinde «Seni zikretmeyi unuttular, ve yok olmaya lâyık bir kavim oldular» (Furkān 25/18) buyurulur. Allâh'ı zikretmeyi unutan, zikirden uzaklaşan bireyler, âileler, topluluklar, ve devletler yok olmaya mahkûmdur. Osmânlı Devleti, Endülüs, ve Selçuklular gibi büyük İslâm devletlerinin yıkılma sebebi, Allâh'ı zikirden uzaklaşmalarıdır.
Bedîüzzamân: Tekkeler ve «Allâh, Allâh» Sesleri
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir târihî hakîkati tafsîl eder: Bedîüzzamân Saîd Nursî kaddesallâhu sırrahû Mektûbât'ında (29. Mektûb, 9. Kısım) şöyle buyurur: «Devleti Aliyei Osmâniye'yi yıllarca kâfirler karşısında diri tutan, onları gâlip getiren câmilerin arkasındaki tekkeler, ve yükselen 'Allâh, Allâh' sesleri idi.» Biz ne yazık ki Batılılaşma yüzünden tekkelerimizi, zâviyelerimizi kapattık, ve Allâh'ın zikrini yasakladık. Tarîkat, ve sûfî topluluklar, Kur'ân, ve Sünnet dâiresinin dışına çıktığında, ve parasal menfaatlere dâlıldığında işlevini kaybetmiş, çürümüşlüğe mâruz kalmıştır.
Batılılaşma Kültürünün Sûfîliğe Saldırısı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: içerden özü boşaltılan bu kurumlar, Müslümân topluma hidâyet, ve irşâd yerine, yanılgı, ve sapkınlık yayıyordu. Bedîüzzamân kaddesallâhu sırrahû'nun deyişiyle, Batılılaşma kültürü ehli tarîkatı, ve sûfîliği «Tâbiri câizse dibine kibrit suyu döktü.» Popüler kültür adıyla yutturulmuş olan bu kültür, aslında kültürsüzlük, nâmûssuzluk, ve şerefsizliktir. Böylelikle Müslümânlar, ve sûfîler, olması gereken yerden uzaklaştırıldılar.
Allâh'ı Zikredersen Gâlip Gelirsin
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: Allâh'ı zikredersen gâlip gelirsin; Allâh'ı zikretmezsen mağlûb olursun. Şu anda Müslümânlar mağlûbuz, çünki Allâh'ı az zikrediyoruz. Birey olarak, âile olarak, topluluk olarak — her alanda Allâh'ı az zikrettikçe dînimizden tâviz veriyor, sûfîlik hayâtımızdan tâviz veriyoruz. Bu mağlûbiyetin sebebi, Allâh'ı sevmemekten kaynaklanmaktadır. Tam manasıyla Allâh'ı sevsek, dînî hayâtımızdan tâviz vermez, sûfîlik hayâtımızdan tâviz vermez, ve daha iyi bir noktada yaşardık. Allâh'ı zikretmek, bu sevgi, ve bağlılığın kapısıdır. Allâh'ı zikretmek, kalbiaklı çalıştırır, ve ferâset kapısını açar. Kendini bilen Rabbini bilir.
Filistin'deki Tecâvüzler ve İslâm Dünyâsının Seyirciliği
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'minin görevini tafsîl eder: bir muhakkik âlim, kalbi harekete geçmemişse, bugünkü zındıklık karşısında îmânını muhâfaza etmesi güçleşmiştir. Bedîüzzamân kaddesallâhu sırrahû'nun deyişiyle, bir âdî sâmimî ehli tarîkat silsilesine bağlı kul, aslâ ümîdini kesmez. Ümîdini kesmezse, o kimse zındıklığa düşmez. Lâkin ne yazık ki, insânlar bu yollardan uzaklaştırıldılar. Deccâliyet istediğini bütün İslâm dünyâsına tesis etti. Filistin'de her gün Müslümân kızlarına tecâvüz ediliyor — dokuz yaşında, sekiz yaşında, yedi yaşındaki kız çocuklara. Tecâvüz ettikten sonra öldürülüyor. İslâm dünyâsı seyrediyor. Allâh'ı zikretmeyi unutan topluluklar dağılmaya, ve gâvurların önünde yenilmeye mahkûmdur. Bu Cenâbı Hakk'ın sünnetullâhıdır. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Nisâ 4/103 ve Ankebût 29/45'te zikrin namâzdan üstünlüğünü, mücâhidden üstün olmasını, Furkān 25/18'de yok olmaya lâyık kavim olmamayı, Bedîüzzamân'ın tekke-Allâh sesleri sözünü, Batılılaşmanın sûfîliğe saldırısını, ve Filistin'deki tecâvüzlere karşı sessiz kalmamayı idrâk etmeye yöneltir.
- Kur'ânı Kerîm: Nisâ 4/103 (her hâlde zikir); Ankebût 29/45 (zikir en büyüktür); Furkān 25/18 (yok olmaya lâyık); Enfâl 8/45 (savaşta zikir); Cum'a 62/9-10.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'd-Da'avât.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zikr.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî, Da'avât.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Şâfi'î, el-Ümm; İmâm Ebû Hanîfe, el-Fıkhu'l-Ekber.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Vâbilü's-Sayyib.
- Bedîüzzamân Saîd Nursî, Mektûbât, 29. Mektûb 9. Kısım.
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Nasîhat Sohbetleri (NASİHAT/24).
Sohbetin Tasnîfi: Bu 24. Nasîhat Sohbeti Nisâ 4/103 ve Ankebût 29/45'te zikrin namâzdan üstünlüğünü, zikrin mücâhidden üstün olmasını, Furkān 25/18'de yok olmaya lâyık kavmi, Bedîüzzamân'ın tekke-Allâh sesleri sözünü, Batılılaşmanın sûfîliğe saldırısını, ve Filistin'deki tecâvüzlere İslâm dünyâsının seyirciliğini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Dergâh Sohbetleri