Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: Sülûk ve Mârifet

Table of Contents

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Sülûk ve Mârifet(90)

Seyri sülûk kova benzetmesi nedir?

Nefis bir mürşid-i kâmile intisâb ettirmek istemez. İntisâb etse de hep böyle sorgulan. Biz eski dönemde sorgulayan arkadaşları çok gördük. Ben onları küçümsemem hiç. Nefistir çünkü. Nerede sorgulacağı, nerede kayacağı, nerede kaynayacağı belli olmaz. Ben derim bu nefsin sesi, sen bunu susturmanın yolunu bulacaksın. Sen bulacaksın. Cenâb-ı Hak inşâ’allâh bütün kardeşlerin bu noktada manalarını açsın, nefislerini sustursun ve seyr-i sülûklerini de devam ettirsin. Çünkü bir kimse, bir mürşid-i kâmile intisâb etti mi onun sevgisulüklüğü dursa da yavaşlasa da kaybolmaz. Bazen dervîşler ümitsizliğe düşer. Ben yoldan atıldım mı, yok ben şöyle mi oldum, böyle mi oldum. Bu nefsin oyunudur. Sen dersini bırakmadığın müddetçe, şeyhin senin dersini almadığın müddetçe sen dergâhdasın, sevgisulükün devam eder.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Allâh’a En Sevimli Amel: Zikrullâh; Seyri Sülûk Kova Benzetmesi v

Nefsin sorgulaması nedir?

Nefis bir mürşid-i kâmile intisâb ettirmek istemez. İntisâb etse de hep böyle sorgulan. Biz eski dönemde sorgulayan arkadaşları çok gördük. Ben onları küçümsemem hiç. Nefistir çünkü. Nerede sorgulacağı, nerede kayacağı, nerede kaynayacağı belli olmaz. Ben derim bu nefsin sesi, sen bunu susturmanın yolunu bulacaksın. Sen bulacaksın. Cenâb-ı Hak inşâ’allâh bütün kardeşlerin bu noktada manalarını açsın, nefislerini sustursun ve seyr-i sülûklerini de devam ettirsin. Çünkü bir kimse, bir mürşid-i kâmile intisâb etti mi onun sevgisulüklüğü dursa da yavaşlasa da kaybolmaz. Bazen dervîşler ümitsizliğe düşer. Ben yoldan atıldım mı, yok ben şöyle mi oldum, böyle mi oldum. Bu nefsin oyunudur. Sen dersini bırakmadığın müddetçe, şeyhin senin dersini almadığın müddetçe sen dergâhdasın, sevgisulükün devam eder.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Allâh’a En Sevimli Amel: Zikrullâh; Seyri Sülûk Kova Benzetmesi v

Nefs sorgulaması nedir?

Nefis bir mürşid-i kâmile intisâb ettirmek istemez. İntisâb etse de hep böyle sorgulan. Biz eski dönemde sorgulayan arkadaşları çok gördük. Ben onları küçümsemem hiç. Nefistir çünkü. Nerede sorgulacağı, nerede kayacağı, nerede kaynayacağı belli olmaz. Ben derim bu nefsin sesi, sen bunu susturmanın yolunu bulacaksın. Sen bulacaksın. Cenâb-ı Hak inşâ’allâh bütün kardeşlerin bu noktada manalarını açsın, nefislerini sustursun ve seyr-i sülûklerini de devam ettirsin. Çünkü bir kimse, bir mürşid-i kâmile intisâb etti mi onun sevgisulüklüğü dursa da yavaşlasa da kaybolmaz. Bazen dervîşler ümitsizliğe düşer. Ben yoldan atıldım mı, yok ben şöyle mi oldum, böyle mi oldum. Bu nefsin oyunudur. Sen dersini bırakmadığın müddetçe, şeyhin senin dersini almadığın müddetçe sen dergâhdasın, sevgisulükün devam eder.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Allâh’a En Sevimli Amel: Zikrullâh; Seyri Sülûk Kova Benzetmesi v

Seyr-i sülûkun kabir ve sonrası için devamı var mı?

Evet. Burası bu fakir seyri sülûkun eğer o kimse gerçekten derviştiği sağlam ise ölünceye kadar devam ettiyse ben o seyri sülûkunun kabirde de devam ettiğine inananlardanım. Bunu vefât eden kimselerden çıkarımlarım var. Seyit Daş’tan Mehmed Reşber’den tutun da vefât eden bayan kardeşlerden tutun da vefât eden normalde bayan erkek bunlar şey değil mesela örneğin yakın örnek Okta. Okta’ya gittim dedim iki tarafı saldırıp durma dedim biraz rahat ol milleti rahat ettir dedim. O günden beri kimse rüyasında görmüyor Okta’yı. Okta yaşadığından daha keskinleşti. Şimdi bu seyri sülûkun devamı değil, devâmiyet değil ile alakalı.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Allâh’a En Sevimli Amel: Zikrullâh; Seyri Sülûk Kova Benzetmesi v

Seyr-i sülûkun devâmiyeti nedir?

Ama o kimse o üstâdın yolunda duracak, devam edecek çünkü yol devam ediyor. Burası önemli. Yol devam ediyor, zikirler, dersler, sohbetler, hayır hasenatlar devam ediyor. O halakanın içerisinde de o var. Halaka dağılmıyor. şimdi bunu böyle zikirlerde manevi hali yaşayanlar daha iyi bunu anlarlar. Mesela zikrullahlara geliyorlar. Bayanlar bayanlar kısmına geliyor, erkekler erkekler kısmına geliyor. Normalde orada zikrullâh halakasında da o halaka kurulduğunda herkesin böyle bir kadınsa kadınların tarafı var, erkekse erkeklerin tarafı var. Devam ediyor. O yüzden benim ki bu kendimce iştahadım kendime iştahadım. İnsanlar inanır inanmaz herkesin kendine ait. Öldükten sonra da devam ediyor. Bu normalde bir kimsenin şeyhi ve bir kimse bu bakın teknik olarak söylenilen söz şu.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Allâh’a En Sevimli Amel: Zikrullâh; Seyri Sülûk Kova Benzetmesi v

Bine bedel birimiz diyor ya ilahide midir?

Bine bedel birimiz diyor ya ilahide. Kadro yok. Kadro meselesi önemli. Yunus demiş ya sen dervîş olamazsın diye kadro yok. Kadronun açılması lazım bir şeyin olması için kadro açılacak. kadro yok o yüzden demek ki. Zor o seyri sulukunu tamamlayan o yüzden o zorluklara göğüs germek o sıkıntılara göğüs germek o yüzden biraz o zorluklara herkesin katlanması da zor. Katlanabilenler yol alıyorlar. Kendini disiplin edenler yol alıyorlar. Katlanamayan, kendini disiplin edemeyen, yapması gerekenleri yapamayanlar yol alamıyorlar. Bu onunla alakalı. Başka bir şey değil. bu mesela seyri suluk ben şuna inanırım. Bir kimse, bir şahıs bir mürşid-i kâmile intisâb ettiyse onun seyri suluku başlamıştır. Çünkü bir üstada intisâb etmek kadar zor bir şey yoktur.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Soru-Cevap: Açıklık-Çıplaklık, Sûfînin Mânâ Tâbîri ve Mürşid-i Kâ

Sufî Mal-Evlat Düşmanı Değildir, Namaz Sonrası Ayakta Zikir ve Memleket Niyâzı nedir?

2024 Sohbeti #83 — Sufî Mal-Evlat Düşmanı Değildir, Namaz Sonrası Ayakta Zikir ve Memleket Niyâzı. ki senin namazlarını geciktirmeye başladı. Sen farzlara zor yetişiyorsun. O hanımını boş al. Bununla evlendiğinden beri. Ya şimdi bizim dervişler derviş olmayan bir kızla evleniyorlar, dergaha bırakıyorlar. Bırak namazı. Dergaha bırakıyor adam. Zikrullâh’a bırakıyor adam. Semayı bırakıyor. Dersi bırakıyor. Ben buradan bağırıyorum. Bin tane oğlum olsa diyorum yine derviş bir kimseyle evlendiririm.

Kaynak: 2024 Sohbeti — Sufî Mal-Evlat Düşmanı Değildir, Namaz Sonrası Ayakta Zikir ve Me

Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli nedir?

O hidayet nurunun üzeri küfür perdesiyle perdelenmişti. Cenâb-ı Hak ona hidayet edince, Hazret-i Ömer Efendimiz’in sözleriyle, Hazret-i Ömer Efendimiz’in vesilesiyle onun o hidayet nurunun üzerindeki perdeler kalktı.

Kaynak: 2023 Sohbeti — Şükür ve Namaz: Sufî Yolun Temeli

Nakîbü’n-Nükabâ icâzeti ne anlama gelir?

Nakîbü’n-Nükabâ icâzeti demek o kimsenin beşinci esmâya gelmesi demek. Beşinci esmâdaki bir kimse de şeyhlik yapar. Eğer onun yolu yürümediyse dahi bütün mürîdânın beşinci makâma kadar getirir.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Sûfîlik Sünnet-i Seniyye’dir

Şeyhlik yetkisi nasıl aktarılır?

Nakîbü’n-Nükabâ icâzeti alan bir kimse şeyhi vefat ettikten sonra teknik olarak şeyhlik yapabilir. Ders verebilir mi? Evet. Hiç kimse de ona itiraz edemez. Sen nasıl şeyhlik yapıyorsun diye.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Sûfîlik Sünnet-i Seniyye’dir

Şeyh Efendi’nin şeyhliği geçersiz mi?

Şeyh Efendi’nin şeyhliğinin de geçersiz olduğunu söyleyeceksin. Sağlığında neredeydin? Gideydin karşısına oturaydın, onun anlı çatına konuşsaydın. Yiğitsen, delikanlıysan, südün temizse, kanı bozuk değilsen, bir insanın karşısına gider delikanlı gibi konuşursun.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Sûfîlik Sünnet-i Seniyye’dir

Mürşid-i Kâmil hizmeti nedir?

Bir mürşid-i kâmil hizmetçidir. Bir zâkir hizmetçidir. Bir çavuş hizmetçidir. Bir nakîb bir nükabba hizmetçidir. Bir semazen başı bir mıtrıp başı hizmetçidir. Hizmetçidir. Emir vermez. Hizmetçidir. Tepeden konuşmaz. Hizmetçidir. Herkesi sarar sarmalar. Hizmetçidir. Herkes ona sıkıntı verir. O öf demez. Hizyettir. Herkes ağırlığını ona döker. O ağırtığı çeker. Hizmetçidir. Herkes bütün mızrağını ona yönlendirir. O şikayet etmez. Hizmetçidir.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Sûfîlik Sünnet-i Seniyye’dir

Şeyh Efendi ile ilk karşılaşmam nedir?

Rüyada daha mı böyle posuydu acaba diyorum. Cahillik gençlik. Tabi sarmaşıyor herkes de. Tam bana geldi. Bayındırlı hoş geldin dedi. Küüt, küüt. Ciğerim dökülüyor zannettim. Ulan bu ne dedim ya. biz normal delikanlıyız ya böyle birisi böyle ciğerimizi nereye dökecek bize. Bu ne? Ciğerim döküldü sanki dedim ya.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Ma’rifet Kapısı Sabır

Şeyh Efendi ile ilk sohbet nedir?

Gittik yanımaşına oturduk. Sohbet, sohbet ardından zikrullâh. Zikrullâh da gene aynı. Perde değişti gene. Tabi biz kaldık. Ders aldık. Neyse muhabbet şey. Şimdi ilk başlangıçtan aldım ki bu soruya böyle bir geniş cevap vereyim. Ve asıl ders aldık. Sonra ders aldıktan sonra tabi böyle hemen Şeyh Efendi birkaç ay sonra beni bayındırın zâkiri yaptı.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Ma’rifet Kapısı Sabır

Abdurrahmân ile Şeyh Efendi arasındaki ilişki nedir?

Abdurrahmân’a demiş Bayındırlı o genci çağır gelsin. Ben o zaman orman işletmesinde çalışıyorum. Telefon çaldı. Fısıldıyla bekle demiş misafir geldi. Kim? Şeyh Efendi mi? Aman öyle konuşma. Öyle konuşma. Tabi ben yürüdüm gittim. Kulaklar içindesin. Alistan’ın evindeymiş o. O gün neyse Alistan’ın evine gittik. Girdi Şeyh Efendi. Akşam namazından sonra birisi baktım o.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Ma’rifet Kapısı Sabır

Yakûb Efendi ile Şeyh Efendi arasındaki ilişki nedir?

Şeyh Efendi’nin bize anlattığı aktardıkları vardı. Çorum’un Hacı Mustafâ Efendi hiç kimseye bırakmadı diye. Aynı şeyi abimle söyledi. Çünkü Yakup efendiyle alakalı Şeyh Efendi’nin Allâh rahmet eylesin girişimleri oldu. Yakûb Efendi’ye bir heyet gönderdi Nevşehir’den Nevşehirlilerden bîat etsin intisâb etsin diye Yakûb Efendi çok istedi Şeyh Efendi. Allâh rahmet eylesin gelsin bîat etsin oğlum halîfeliğini vereceğim onu dedi.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Ma’rifet Kapısı Sabır

Yakûb Efendi ile Nevşehirliler arasındaki ilişki nedir?

Yakûb Efendi bir halîfe noktasında halîfelik dedi bizde gelse halîfe halîfelik vereceğim dedi. Ben de istiyorum Yakûb Efendi gelsin diye ama ben ne zaman ki Nevşehirlilerden böyle bir arabalık bir heyet ben heyeti gördüm dedim asla olmaz. Sebebimde şunu söyledim bunlar dedim kibirlilik yapacak şimdi dedim. Bu yolda asla yapılmayacak olan şey kibirliliktir. Tabi gittiler oradan geri döndüler. Yakûb Efendi onlara bağlanmış Abdullâh Efendi’ye bağlanmadı.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Ma’rifet Kapısı Sabır

Yakûb Efendi ile Karabük Mustafâ Efendi arasındaki ilişki nedir?

Yakûb Efendi bir kardeşi var o da Karabük’te o da Mustafâ Efendi o da bağlanmadı. Bunlar Mustafâ Efendi çorumlacı Mustafâ Efendi’nin nakipleri. Bir naki bir daha var İstanbul’da Ali Efendi o bağlanmadı o şeyhliği ilan etti Zeytinburnu’nda. Hacı abi sen bu tarafa gel ara sıra sana da sorayım.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Ma’rifet Kapısı Sabır

Ali Efendi ile Şeyh Efendi arasındaki ilişki nedir?

Ali Efendi’ye Şeyh Efendi beni gönderdi çünkü. Ben o zaman Bursa’dayım. Bin aki bin nukabâ daha var şeyde Erzurum’da Ali Abi Erzurum’daki Ali Abi normalde Şeyh Efendi’yi ben yeni intisâb etmezden az bir zaman önce bir hafta iki hafta önce Şeyh Efendi şeyhliğini ilan ettikten sonra ben böyle hemen hemen bir hafta sonra mı iki hafta sonra mı ne ders alınırmı ben?

Kaynak: 2022 Sohbeti — Ma’rifet Kapısı Sabır

Muhammed el-Mâlikî ve Karabük silsilesi nedir?

Sivas’ta Ali Efendi. Sivas’ta Ali Efendi de Mustafâ Efendi’nin naki bin nugabbası sonra şiş buhranı da var. o neden biliyorum? Çünkü o sonra ödemişe geldi. Ödemiş’te şiş buhranı yaptı. Hatta bana diyordu. ben senin çok iyi bir zâkiri yetiştireceğim sana buhran vereceğim diyordu. Ben de diyordum ki Allâh râzı olsun. Benim buhranla işim yok filan fişman. Onu da iyi tanıyorum. Sonra Yakup efendiyle ben umrede bizatihi görüştüm. Bir daha öyle söyleyeyim. Onun da son umresiydi. Biz umrede ben onu hiç zahiren görmediydim. Ondan sonra o Medîne-i Münevvere’de bizim iftar ettiğimiz arkadaşlar bilir orayı.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Ma’rifet Kapısı Sabır

Sülûk ve Mârifet nedir?

Sülûk ve Mârifet, Allah’ın her şeyi yaratmış, yaratmış olduğu her şeyi kaderlemiş ve kaderlediği her şeyi meydana getirmiş olduğuna inanmaktır.

Kaynak: 2022 Sohbeti — İmâm-ı Mâtürîdî ve Lâiklik

Mârifet Kapısı On Makâmı nedir?

Üçüncü kapı, mârifet kapısı. Bazı yerlerde bunu hakîkat olarak değiştirirler. Kimi yerlerde mârifet olarak geçer. Ama bu dört kapı, kırk makâmı ben Yesevî öğretisinden alıp bu tarafa doğru aktardımdan dolayı, o silsileyi takip ediyorum. mârifetle hakîkatin yerini değiştirmedim. Mârifet üçüncü kapı olarak inşâallâh dersini yapacağız. Bu mârifet kapısının da on makâmı var.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Marifet Kapısı On Makâmı

Mârifet kapısının on makâmı nelerdir?

Birincisi ne? Edebli olmak. İkincisi, bencillikten, kinden, garazdan, on makâmı var. Birincisi, bencillikten, kinden, garazdan, uzak durmak. Sonra üçüncüsü, insanın aşırı isteklerini sınırlandırması. Sonra dördüncüsü, sabır ve kanâat ehli olmak. Beşincisi, hayâ sahibi olmak. Altıncısı, cömert olması. Yedincisi, o kimse maddi ve manevi, zahir ve batın ilim sahip olması.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Marifet Kapısı On Makâmı

Zahir ilimler ve marifet kapısında ilimler arasındaki fark nedir?

Aslında zahir ilimler şerîat’a ait, artık o marifet kapısında mârifete ait ilimlere vakıf olması.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Marifet Kapısı On Makâmı

Mârifet kapısının dokuzuncu makamı nedir?

Dokuzuncu makam, özünü bilmesi kendini bilmesi. Dokuzuncu özünü bilmesi, onuncusu da kendini bilmesi.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Marifet Kapısı On Makâmı

Edebli olmanın şerîaten, tarîkaten, mârifeten, hakîkaten halleri nelerdir?

Ben zirvesini söyledim, geri kalanını inşâallâh tamamlanır yol zaman içerisinde.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Marifet Kapısı On Makâmı

Yemek yemekle ilgili bir örnek verir misiniz?

Yemek beraber yemek yiyeceksin deyince, Mustafa Efendi dedi, eğer birisiyle yemek yiyorsun, etin güzel yanını senin önüne koyuyorsa dedi, yağlı tarafını kendi önüne alıyorsa, yemeğin iyi tarafını sana yediriyorsa dedi, kötüsünü kendisi yiyorsa, onunla yol gidilir dedi.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Marifet Kapısı On Makâmı

Yemek yemekle ilgili bir başka örnek verir misiniz?

Oğlum lan, muz aldıysan al oradan aldığın muzu, yarım olsun, önemli değil, çeyrek olsun ya, veya bir lokma olsun, herkes de paylaşsana. Ah, seyrediyorum. Ben seyrediyorum şimdi şeyhim bana bir şey demiş, yemek. Ve hatta adam cebinden çıkarıyor, tak çerez atıyor ağzına.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Marifet Kapısı On Makâmı

İlk bakışta sevgi ve seyr-i sülûk nasıl ilişkilidir?

Aleyküm selâm hocam. Çanakkale’de bir arkadaşım iyi paraya bir telefon almış. Daha doğrusu iyi paraya aldığını tahmin ettim. Telefon gördüm elinde birader çok para değil mi bu dedim? Abi benim işim bakış dedi gayrı meykul işi yapıyor. Fotoğraf dedi ilk bakış çok önemli dedi. Her şey ilk bakış mı? Tek bakışta seyr-i sülûk tamam olur mu? Ya da aksi durum bir söz konusu olabilir mi? Evet. Bakış önemli. Sûfîler de ilk bakışa çok önem verirler. Ben de çok önem veririm. Tabii sûfîlerin önem verdiğini ben sonradan öğrendim. Ben normalde kendimce hayat tecrübesi ta önceden beri ilk baktım ilk gördüm ilk bakışta ne oldu ne gitti bu benim için önemli. O esnada kalbim  ısındı ısındı ısınmadı ısınmadı. O esnada onu sevdim sevdim sevmedim sevmedim.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Bir Nazarda Sülûk

Seyr-i sülûkun zirvede kalmak nasıl açıklanır?

Zirvede Kalmak ve Derviş Halleri. Şimdi böyle yeni derviş olduğunda yeni ders aldığında uçuyordur o. Bulutların üstündedir. Rüyalar, haller, kalbine gelen ilhamlar böyle akıyordur o kimsede. Böyle o zanneder ki böyle gidecek öyle gitmez. Makam olmadığından o bir tingil taklak iner aşağı. Aşağıya inince şaşkınlaşmayacak, bocalamayacak. Diyecek ki tamam bunun aşağısı da var yukarısı da var. Dün bundan daha aşağıdaydım. Ha tanıdın ama sen. Bildin. Görmediğini, duymadığını, yaşamadığını bir anda yaşadın. Böyle bir perde var, böyle bir hal var, böyle bir durum var. Böyle bir zevk var, böyle bir yer var. Onu öğrendin sen. Şimdi tekrar yola kendi çabalama ile yürü. Şimdi yeniden mücâdele et, gayret et, o hale kavuş.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Bir Nazarda Sülûk

Dervişlerde zirvede kalmak nasıl açıklanır?

Zirvede Kalmak ve Derviş Halleri. Şimdi böyle yeni derviş olduğunda yeni ders aldığında uçuyordur o. Bulutların üstündedir. Rüyalar, haller, kalbine gelen ilhamlar böyle akıyordur o kimsede. Böyle o zanneder ki böyle gidecek öyle gitmez. Makam olmadığından o bir tingil taklak iner aşağı. Aşağıya inince şaşkınlaşmayacak, bocalamayacak. Diyecek ki tamam bunun aşağısı da var yukarısı da var. Dün bundan daha aşağıdaydım. Ha tanıdın ama sen. Bildin. Görmediğini, duymadığını, yaşamadığını bir anda yaşadın. Böyle bir perde var, böyle bir hal var, böyle bir durum var. Böyle bir zevk var, böyle bir yer var. Onu öğrendin sen. Şimdi tekrar yola kendi çabalama ile yürü. Şimdi yeniden mücâdele et, gayret et, o hale kavuş.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Bir Nazarda Sülûk

Sünnet-i Seniyye’ye göre bir şeyde delil görürseniz ne yapmalısınız?

Benim için Sünnet-i Seniyye’ye göre bir şeyde delil görürsem hayır demem. O yapılan bir şey biliyorsam sünnette yeri olduğunu ben ona müsâade ederim.

Kaynak: 2022 Sohbeti — Bir Nazarda Sülûk

Müslümanların üç mücadelesi nelerdir?

Müslümanların üç mücadelesi şunlardır: 1. Düşmanlarına karşı mücadele, 2. Şeytana karşı mücadele, 3. Nefislerine karşı mücadele. Bu üç mücadele, Kur’an-ı Kerim’de belirtilen ve İslam’ın temel ilkelerine dayanan bir içsel ve dışsal mücadele sürecidir.

Kaynak: 68. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Yedi Nefis Makamı — Emmâreden Safiyeye

Nefis ve şeytanın mücadelesi nedir?

Nefis ve şeytanın mücadelesi, insanın içsel isteklerine boyun eğmemek, Allah’a karşı olan kuvvetlerle (şeytan) mücadele etmek ve içsel bir terbiye süreci yaşamaktır. Bu mücadele, nefis isteklerine karşı direnme, Allah’ın emirlerine uyum ve içsel disiplin içerir.

Kaynak: 68. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti: Yedi Nefis Makamı — Emmâreden Safiyeye

Sekerat hâlinde rûhun seyreti nasıl açıklanmaktadır?

Sekerat hâlinde rûhun seyreti anlatılmıştır: "Sekerat hâlinde o kimsenin rûhu bedenden bir miktar ayrılır ama bırakıp gitmez daha. Beden orada, canlı değildir — uyku hâli gibidir. Rûh hem bedeni hem de oradaki etrafındakileri seyreder." Sûfî olan bu tecrübeyi hatırlar: "Sufi ise görür. Sufi değilse görmez, farkına dahi varmaz."

Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — "Şedîd Sevgi Seni Sağır ve Kör Eder" H

Sûfînin en büyük vartası nedir?

Farzlarda gevşeklik göstermek vartadır. Vartadır bu. Varta şudur: Bir kimse ‘ben hayırlı ibâdet ediyorum, bir yerde bir şey yapıyorum’ deyip kendisinde eminlik oluşup farzları boşaması, boşlaması, farzları gevşetmesidir.

Kaynak: 27. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sûfînin Vartaları, İbnü’l-Arabî’nin Aşk Bey

Sûfînin nazı nedir?

Vardır. Ama sen tarlayı kaz, tohumu at. Sen çalışmakla mükellefsin. ‘Meccânen ikrâm eder bana’ deyip de tarlayı kazıp tohum atmazsan, bilmem sen o kullardansan evet meccânen ikrâm eder. Biz kendimizi o kullardan görmediğimizden böyle söylüyoruz. Böyle bir kimse varsa onun hakkıdır, ben bu kapıyı kapatmam.

Kaynak: 27. Karabaş-i Velî Tekkesi Sohbeti — Sûfînin Vartaları, İbnü’l-Arabî’nin Aşk Bey

Sohbetin ozu nedir?

Adem, Allah’in butun sifatlarinin tecelli ettigi halife olarak meleklerden ustundur — melekler sadece kendi gorev noktalarindan bilir, Adem ise butun isimleri ogrenmistir. Kader cebr degildir; Allah mucahede edene yol acacagini vaat etmistir. Kabristana edep ile git, tuvbe ile git — selam alan yoksa henuz ehli dunyanin demektir. Edepsizlik sadece kisiye degil butun dunyaya zarar verir. Sufilik ve muminlik etrafa hic zarar vermemektir; ahlakin birinci sinifi elinden-dilinden haram cikmamasi, ikinci sinifi insanlara faydalı olmaktir.

Kaynak: 13 Ekim 2012 – Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti

Seyri sülûkte nefsin gözü açılması nedir?

Bir kısım dervîşânın ilk zamanlarında, Allah’ı zikretmeye başladığında yolda giderken veya bir topluluğun içindeyken insanları farklı sûretlerde görmeye başlar. Biz bu hâlden çekiniriz, korkarız. Bir dervîşin üzerinde bunun tecellî etmesini istemeyiz. Bu tecellî ettiğinde hemen ona esmâ verir, değiştiririz — çünkü o etrafıyla bağını koparır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (8 Ekim 2011) — Mürşid-i Kâmilin Tanımı, Velî Sın

İnsanların kavim kavim "kendi sürülerinde" yaşaması nedir?

İnsanların kavim kavim "kendi sürülerinde" yaşaması

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (8 Ekim 2011) — Mürşid-i Kâmilin Tanımı, Velî Sın

Seyri sülûkte yaşanan hâllerin idaresi konusunda ne ifade edildi?

Seyri sülûkü ve tecrübesi olmayan bir kimsenin dervişlerini perişan edeceğini söylemiştir. Zikrullah esnasında yaşanan hâlleri somut örneklerle anlatmıştır: Kulağında ıslık sesi gelen, burnunun üstüne birinin gelip konuştuğunu söyleyen, birinci kat semâvâta çıktığını anlatan dervişlere verilecek cevabın ancak ehli tarafından verilebileceğini vurgulamıştır.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Ocak 2012) — Sâlih Rüya, Mürşid-i Kâmil Ölçül

Bir pîr efendinin kabr-i şerifinden sorusuna cevap alan kişiye ne ifade edildi?

Tasavvufî bir ilkeyi aktarmıştır: Bir pîr efendinin kabr-i şerifinden sorusuna cevap alan kişi, zikrullah esnasında Hz. Peygamber’e (s.a.v.) de sorusunu sorabilir; ancak edep gereği bunu doğrudan yapmaz, kendi üstadını vesile kılar. Bir dervişin pîr efendilerle konuşabilmesi için üstadının izin vermesi gerektiğini belirtmiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Ocak 2012) — Sâlih Rüya, Mürşid-i Kâmil Ölçül

Üstadı vefat ettikten sonra ortaya çıkıp şeyhlik iddia edenlere ne denildi?

Üstadı vefat ettikten sonra ortaya çıkıp şeyhlik iddia edenlere sert eleştirilerde bulunmuştur: "Şeyhinin şeyhi yok muydu, o yetmez miydi?" diye sorarak silsilenin devam ettiğini, yeni bir şeyhin çıkmasına gerek olmadığını belirtmiştir. Asıl meselenin nefse uymak olduğunu, "Ben zaten bu şeyhin hakkını veremedim, dediklerini yerine getiremedim" demenin daha doğru bir tutum olacağını söylemiştir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (14 Ocak 2012) — Sâlih Rüya, Mürşid-i Kâmil Ölçül

Mehmet hikâyesi nedir?

Dergâhta bir Mehmet varmış. Şeyh Efendi: "Mehmet gel oğlum, ambardan buğday çıkar, bir çuvala koy" demiş. Mehmet gitmiş, buğdayı çuvala koymuş, gelmiş. Dervişler demişler ki: "Ya ne yapıyorsun sen, bunu öğütülecek, götür değirmene." Ama Mehmet susmuş. Hep böyle birkaç derviş vardır etrafta — üstad ona bir şey söyler, etraftakiler onu şerh eder. O bunu şu demek istedi derler. Mehmet tekrar gelmiş: "Koydum efendim çuvala." — "Götür değirmene." Götürmüş. Ağabeyler yine söylemişler: "Un yapacaksın işte!" — "Değirmene koydum geldim efendim." — "Git un yap." Yapmış, gelmiş. Yine ağabeyler: "Ya ne efendiyi zorluyorsun, ne edepsiz adamsın." Mehmet susmuş. "Hamur yap" demiş. Yapmış. "Fırını yak." Yakmış. "Hamuru göğeşlere dök." Dökmüş. "Hazır mı her şey oğlum?" — "Hazır efendim." Kalkmış Şeyh Efendi, gelmiş fırının başına. "Mehmet gir oğlum içeri — fırına." Mehmet: "Destur, bismillah!" Fırına girmiş. "Kapatın kapısını." Kapatmışlar. Dergâhta herkes şaşırmış: "Vay, gitti gâvur!" demişler. Bir kısmı oturmuş köşede ağlamaya başlamış: "Biz neden bunu sorguladık" diye. Bir müddet geçmiş. "Açın fırını." Açmışlar — içeride misk ü amber kokusu. Mehmet oturmuş, "Allah, Allah, Allah" diye zikrediyor. "Getirin icâzet kâğıtlarını" demiş Şeyh Efendi. "Benden sonraki sahibiniz işte bu Mehmet Bey. Seyri sülûkünüz budur." Sevmek de budur. Teslimiyet de budur.

Kaynak: 133. Dergah Sohbeti — Sevgi Ütopyası, Seyri Sülûk ve Teslimiyet

Sünnet-i seniyye sakalı neden önemli?

Mevcut sünnet-i seniyye sakalı bellidir. Çene sakalı bırakmak, moda gibi takip ediliyorsa, "Ahir zamanda siz adım adım onlara benzemediğinizde kıyamet kopmayacak" hadîs-i şerifine işaret eder. "Onlardan kastınız kim yâ Resulallah? Hristiyanlar ve Yahudiler mi?" — "Evet." O yüzden bir Müslümanın çene sakalı bırakması sünnet-i seniyye noktasından uygun değildir.

Kaynak: 140. Dergah Sohbeti — Helâl Dâireyi Haram Etmemek, Gaflet Uykusu ve Ticarette Mü

Cüz’î irade nedir?

Cüz’î irade, bir kimsenin kendi aklî melekeleriye yaptığı şeydir. Doyduğunda yemeği bırakmak, öğle namazı ezanı okunduğunda "namazımı kılmalıyım" demek, buraya derse gelmek — hepsi cüz’î iradenin eseridir. Bir kimse cüz’î iradesiyle Kur’an ve sünneti yaşar.

Kaynak: 154. Dergah Sohbeti — Cüz’î İrade, Marifet Yolu ve Zikrullahla Muhafaza

Cüz’î irade ile küllî irade arasındaki fark nedir?

Cüz’î iradenin kalktığı yer var mıdır? Vardır. Keşif açıldığında, ilham geldiğinde, tecelliyat vuku bulduğunda o kimsenin cüz’î iradesi yoktur; o küllî iradeye teslim olmuştur. Ama o noktaya erişene kadar cüz’î irade çalışır. Biz normal hayatta, şer’î çerçevede cüz’î irademizin neticesiyle imtihanları kazanır veya kaybederiz.

Kaynak: 154. Dergah Sohbeti — Cüz’î İrade, Marifet Yolu ve Zikrullahla Muhafaza

Marifet yolu nedir?

Marifet yolu: Hârise Hadisi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sahabeden Hârise’ye sormuştur: "İmanın tadını nasıl aldın?" Hârise cevap verdi: "Geceleri uykusuz, gündüzleri susuz geçirdim. Nefsimle mücadele ettim. Dünyadan sevgimi kestim." Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: "Sen ârif oldun, sen ârif oldun!"

Kaynak: 154. Dergah Sohbeti — Cüz’î İrade, Marifet Yolu ve Zikrullahla Muhafaza

Marifetin tecellileri nelerdir?

Marifet, Allah’ın sıfatlarını bilmek, sıfatlarının tecelliyatına vakıf olmaktır. Dildeki tecellisi Kur’an’a ve sünnete tâbi olmak ve Allah’ı zikretmektir. Kalpteki tecellisi Allah’a karşı aşırı bir muhabbet, bir sevgi, bir bağlılıktır. Sırdaki tecellisi Allah’ın sıfatlarında yok olmaktır. En zirvesi fiillerde zikrullahtır.

Kaynak: 154. Dergah Sohbeti — Cüz’î İrade, Marifet Yolu ve Zikrullahla Muhafaza

Kâlü belâ meselesi nedir?

Kâlü belâda cüz’î irade var mıydı? Şer’î daireden bakıldığında vardı. Allah hitap etti: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Ruhlar cevap verdi: "Evet, sen bizim Rabbimizsin." Ama bu cevap ruhların kendi akıl kapasitelerinden değil, Allah’ın onlara lütfettiği bir anlayış, bir idrakten gelmekteydi. Soran Allah, cevap veren ise Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) nurunun yansımasıydı.

Kaynak: 154. Dergah Sohbeti — Cüz’î İrade, Marifet Yolu ve Zikrullahla Muhafaza

Seyr-i sülûk ne demektir?

Bir kimse farzları yerine getirme, haramlardan uzaklaşma, nâfilelerle Allah’a yaklaşma ve Allah’ı sevmeyi, Allah’a kavuşmayı murâd ettiyse ve bu niyetle bir dergâha gidip bir üstâda intisâb ettiyse, onun intisâbından itibâren seyr-i sülûkü başlamıştır.

Kaynak: 240. Dergâh Sohbeti — Seyr-i Sülûk, İstişâre Âdâbı, Tevekkül ve İşe Sahip Çıkmak

Mücadele nedir?

Mücadele, Seyr-i Süluk’ta Mücadele Makamı ve Benlik Tehlikesi. Bu mücadele, daha teslim olmamış halidir. O sufide hem zahiri hem batıni kerametler görünür. O zahiri ve batıni kerametlerin içerisinde yaşarken sufi kendisinde bir benlik görür. Daha henüz hiçliğe ulaşmamıştır. O kendisinde bir varlık görmektedir.

Kaynak: 292. Dergah Sohbeti — Mücadele Makamı, İlham-Hitap Farkı ve Naz-Niyaz Yolu

293. Dergah Sohbeti — Seyr-i Süluk’ta Davetçiler ve Nefisle Mücadele Yolu nedir?

Mücadele: Seyr-i Süluk’ta Davetçilerin Sınıfları

Selamün aleyküm. Allah gecenize hayır etsin inşaallah. Cenab-ı Hak gündüzünüze hayırlı eylesin. Kulluklarınızdan hayırlı eylesin, korktuklarınızdan hüsnü muhafaza eylesin inşaallah.

Nûr-i Din Seyr-i Süluk’u, geçen hafta mücadele ehlinden bahsetmiştik. Bu mücadele ehlinden sonra o kimse seyr-i süluku devam ederse, yolda yürümeye devam ederse o kimse Allah’ın davetçisi olur. Bu davetçiler de kendi içlerinde farklı farklıdır.

Kaynak: 293. Dergah Sohbeti — Seyr-i Süluk’ta Davetçiler ve Nefisle Mücadele Yolu

Davetçilerin sınıflandırılması nasıl açıklanmaktadır?

Davetçilerin Farklı Türleri

Bazı davetçiler vardır insanları Allah’a çağırır. Bazı davetçiler vardır insanları yola çağırır. Bazı davet kişiler vardır insanları sadece sünnete çağırır. Bazı davetçiler vardır insanları sadece şeriatın ahkamına davet eder. Bazı davetçiler vardır insanları sadece inanca çağırırlar. Bazı davetçiler vardır insanları şeytana çağırırlar. Bazı davetçiler vardır insanları küfre, dalalete çağırırlar. Çünkü şeytana çağıranla dalalete çağıran aynı değildir. Şeytana çağıran kendisine yol gösterici olarak şeytanı görür; Allah’a şeytana uyarak gidileceğini düşünür.

Kaynak: 293. Dergah Sohbeti — Seyr-i Süluk’ta Davetçiler ve Nefisle Mücadele Yolu

Nefsi kırmanın ve tevazunun dervişliğin özü olmasının nedeni nedir?

"En iyi derviş en iyi kılıbık olandır" sözü; nefsi kırmanın ve tevazunun dervişliğin özü olduğuna dair beyanı.

Kaynak: 293. Dergah Sohbeti — Seyr-i Süluk’ta Davetçiler ve Nefisle Mücadele Yolu

Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır mı?

‘Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.’ Bu bazı sufilerce zayıf hadis, bazılarınca Abdülkadir Geylânî Hazretleri’nin sözü olduğu söyleniyor. Bir ustası olmayanın ustası şeytandır. Bu söze katılıyorum, hatta daha ilerisini söylüyorum. Şeyhi olmayan insanlar, çok affedersiniz ama çulbirsiz eşek gibidir. Adamın bir şeyhi varsa hiç olmazsa günlük zikrediyor, bir zikir cemaatine gidiyor, bir topluluk var, orada iki kelime bir şey öğreniyor. İtaat ediyor, dinliyor, kendince kendisini düzeltmeye çalışıyor. Ama şeyhi olmayan veya şeyhi vefat etmiş bir yere bağlanmamış kimse, deli danalar gibidir; koparır, kırar, döker, tutmak mümkün değildir.

Kaynak: 381. Dergâh Sohbeti — Şükrün Hakikati, Şeyh-Mürid Bağı ve Sufinin Adabı

Şeyh değiştirmenin tehlikesi nedir?

Adam bir gitti mi hep gider. Geri dönüp de kendisini toparlayan sıkı sıkı duran çok enderdir. Nefis bırakmaz. Bir gönlü kaymasın, bir ayar kaymasın. Bu sıkıntılı bir şeydir. Allah muhafaza eylesin. Bir kimsenin şeyhini değiştireceği zaman dikkat etmesi lazım. Gönül arzu eder ki değiştirmesin hiç. Baştan sıkı sıkı araştırıp inceleyip bağlansın.

Kaynak: 381. Dergâh Sohbeti — Şükrün Hakikati, Şeyh-Mürid Bağı ve Sufinin Adabı

Sohbet ve zikir meclisinin adabı nedir?

Her sohbetin bir adabı, erkanı ve zamanı vardır. Sohbet edenin sözü kesilmez, lafa girilmez, ağzından laf alınmaz. Bir yerde sohbet varsa gider sessizce oturur, dinlersiniz. İçinizden soracaklarınız varsa not alırsınız. Sohbet bittikten sonra soru faslı açılırsa sorunuzu sorarsınız.

Kaynak: 475. Dergah Sohbeti

Rüya anlatmakta bulunulan sohbet adabı nedir?

Rüya anlatmak da aynı adaba tabidir. Sohbet adabında "benim bir rüyam vardı" denmez. Sohbet eden "rüyanız varsa dinleyelim" derse anlatılır, demezse anlatılmaz. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sabah namazını kıldırdıktan sonra ashabına "Rüyalarınız varsa anlatın" derdi. Bir seferinde herkes sustu; o zaman "ben anlatayım" deyip kendi gördüğü rüyayı anlattı.

Kaynak: 475. Dergah Sohbeti

Seyr-i Sülûk, Tesbih, Teşbih ve Tenzih konularını açıklayabilir misiniz?

Ehline: Seyr-i Sülûk, Tesbih, Teşbih ve Tenzih

Selâmün aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşaAllah. Cenâb-ı Hak memleketimizi her türlü kötülüklerden korusun. Her türlü şerlerden muhafaza eylesin. Gene bugün sekiz tane vatan evlâdımız şehit oldu. Cenâb-ı Hak bizi her türlü terör belâsından muhafaza eylesin. Memleketimize dirlik, birlik, beraberlik ihsan eylesin inşaAllah.

Kaynak: 544. Dergâh Sohbeti – Seyr-i Sülûk, Emaneti Ehline Vermek, Mehdi Beklentisi ve E

Bir dervişin tesbih, teşbih, tenzih den geçmesi durumlarını biraz açar mısınız?

Tesbih de, teşbih de, tenzih de lâzım. Muhakkak. Bunlar normalde seyr-i sülûkun yolları. İlm-el yakîn olan zikredecek, tesbih edecek. Ayn-el yakîn olan kendince tesbih edecek. Hakk-el yakîn olan tenzih edecek. Ondan sonra tesbihten de, tenzihten de geçecek. Ama bu edebiyatla değil, bu lafla değil.

Kaynak: 544. Dergâh Sohbeti – Seyr-i Sülûk, Emaneti Ehline Vermek, Mehdi Beklentisi ve E

Bunlar sadece bilgi olarak kalmalı mıdır?

Yolculuğu devam ettikçe, pir efendilerin sofrasına oturtulur, ardından sahabelerin, sonra geçmiş peygamberlerin sofrasına ulaşır. Eğer bir peygamber senin eğitimini almışsa, sen kurmalı yoluna doğru ilerlersin. Bunlar sadece bilgi olarak kalmalıdır.

Kaynak: Gökyüzü sofrası Cenab-ı Hakk’ın has kullarına ihsan ettiği nimetlerdir

Manevi koku nasıl alınır?

Gafletten kurtulmanın yolu haramlardan uzak durup işte farzları yerine getirip o kimsenin eee Allah’ı çok zikretmesi ve sevmesi ile alakalı. Öyle olursa o zaman o kimse manevi kokuyu alır. Manevi kokuyu alınca o zaman kim hangi makamda, kim nerede onun o kokusundan bilir. Eğer normalde manevi olarak kalbi harekete geçmemiş olsa dahi eğer burnu harekete geçtiyse yani manevi olarak o koku alma kabiliyeti, koku alma hali onda açıldıysa o da oradan devam eder.

Kaynak: Manevi koku

Manevi koku nasıl değişir?

Bir de nasıl müminler böyle kendi sınıflarına göre kokuları farklı farklıysa mümin olup kendince farklı günahlar işleyenlerin kokuları da farklı farklıdır. Mesela işte gıybetçilerin kokusu birdir. Fitnecilerin kokusu birdir. İftiracıların kokusu birdir. Vefasızların kokusu birdir. Onların da normalde birdir. Vefasızsa vefasızın kokusu ayrıdır. Onu tanımlarsın. O normalde baktın o kimse hani kokusu farklı kalb kalbine geldi. Bu vefasız. Tamam o kokuyu tanımladı akıl. Ama o kalbin aldığı bir kokudur. O aynı kokuyu bir başkasında duydun. Tanımlandı ya bu vefasız dersin ayırırsın. Ama bunları konuşmak uygun değildir. Bunlar konuşulduğu zaman bu hani insanların üzerindeki sırrı ifşa etmiş olursun. Allah muhafaza eylesin. O yüzden hiçbir şey yokmuş gibi davranırsın. Konuşmazsın da. Yalancılığın kokusu ayrıdır. Mesela o kimse yalan söylüyordur. Onun kokusu ayrıdır. Hatta onların kokuyla beraber bir de suretleri vardır. Yani normalde sadece kokuda kalmaz.

Kaynak: Manevi koku

Manevi koku ile suret arasında nasıl bir ilişki vardır?

O biraz daha o kimsenin maneviyatı ilerlerse onların suretlerini de görür. Yani onun sureti çünkü normalde Allah affetsin eee mesela iyi olanların sureti eti yenen hayvanlardan görünür ama hala daha hayvan suretinde. Ama iyi olmayanların suretleri eti yenmeyen hayvanlardan görülür. Onlar iyice kötü. Allah muhafaza eylesin. O yüzden ama mesela bazıları vardır. Örneğin işte eee sen onu koyun suretinde görürsün. anında kendi suretine gelir. Yani onun adına tövbe edersin. Ya Rabbi bunu affeyle. Bu hata yapmış, yanlış yapmış dersin. Onun sureti de değişebilir. O yüzden değişmez değil. Ama kokuyla suret koladır genel olarak. Yani bazısında önce suret başlar kalbi olarak onun hali açıldığında sonra koku gelir. Ama kimisinde de mesela önce kokuyu alabilir. Koku aldıktan sonra da suret gelebilir. Onların suretleri de değişir.

Kaynak: Manevi koku

Sufilerin seyr-i sülûk esnasında yaşanan durumlar nelerdir?

O yüzden o sufilerin üzerinde seyr-i sülûk zamanında da olur bu. Bazen küstahça olmazsa, bazen çünkü derviş böyle büyüklük taslar, “ayy rüya görmek istemiyorum artık, yok hal görmek istemiyorum” bu küstahlıktır, bu edepsizliktir, bu Cenab-ı Hakk’ın vermiş olduğu nimete küfrandır. Kapatıverirler insana. Allah muhafaza eylesin. Bu normalde çünkü seyr-i sülûk esnasında, Cenab-ı Hakk’ın zati ve sıfatsal tecelliyatlarına mazhar olanların üzerinde de bu tip haller yaşanır. Tabiri caizse böyle bir, bıkmak demeyelim de onun yorgunluğu olur. Şimdi o yorgunluktan yorgun olur insan. Şimdi o tecelliyatları yaşamayan bir kimse o yorgunluğu bilmez. Öyle bir zamanda o kimse mesela hiç dünyaya dönmek istemez. Örneğin bir işti, aştı, eşti, çocuktu; dönmek istemez bunlara. Orda kalmak ister. E bir vazifesi var ise, vazifesinden dolayı dönmek zorundadır. O zaman da o kimse böyle farklı, kendince yollar arar. Yani bir sufi, bir veli, bir mürşidi kamil, peygamber değil, hani konuş, benimle diyecek birisine o kadar, hani şey olacak ama herkesin kendince manevi kendisine ağır gelen tarafları vardır. Yani bu böyle x derecedeki bir kimseye işte elli ton geliyorsa, öbürküne de bir ton gelir ama bir ton ona çok ağır gelir örneğin. Ona elli ton ağır gelmez, öbürküne bir ton ağır gelir. Ağırlık gelir ona. O da normalde bu tecelliyatlara mazhar olduğunda bu ağırlığın altında ezilir ama sufi böyle gelişir, sufi böyle derinleşir. O normalde işte Allah’ı zikrederken veya bir şey yaparken bir tecelliyata mazhar olduğunda korkar, çekinir, ağırlık gelir, ağır gelir. O esnada o halden çıkmak ister ama onun tadı da onda kalır. O tekrar geriye dönmek ister, aynı hali yakalayalım diye. Aynı hali yakalayamaz. Bunlar böyle, seyr-i sülük esnasında yaşanan şeylerdir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1971-1975. Beyitler Şerhi

Seyr-i sülûk esnasında bir dersin zor gelmesinin nedeni nedir?

Zaman zaman, ben o yüzden derim, bir mürşidi kamilden ders aldıysan senin seyr-i sülûkun başlamıştır. Sen bir dersi dahi bazen zor çekersin, ağır gelir sana. Sana o dersi çekmek, ben burda konuşurken nefsine ağır geldi derim. Nefsine ağır geldi dememin sebebi sen onunla mücadele et, gayret et, ordan geri dönme, orda yavaşlama, orda frene basma, orda korkma, orda çekinme, orda herhangi bir şey yapma. Yürü, devam et. Öyle gelişeceksin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1971-1975. Beyitler Şerhi

Seyr-i sülûk esnasında bir dersin zor gelmesi ne anlama gelir?

Ağır gelecek, zor gelecek, uykun gelecek dersi çekerken, esneyeceksin. işte olmadık bir iş çıkacak, birisi bir iş buyuracak, kadınsın kocan iş buyuracak, adamsın olmadık bir şey soracak hanımın. Ya bunların hepsi de yaşanacak ve sen hepsini de beraber götürmekle mükellefsin. Çalışıyorsun bir yerde, o esnada bir tecelliyat oldu, sen işini de götürmek zorundasın. Ama patronsun ama işçisin ama hiç önemli değil, ne iş yaptığın da önemli değil, gündüzmüş, geceymiş, bunlar yaşanacak. Yaşanırken de ağır gelecek sana.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1971-1975. Beyitler Şerhi

Seyr-i sülûk esnasında bir tecelliyatın ardından yaşanan durumlar nelerdir?

Yaşanırken böyle seni zorlayacak. Seni zorlandığında da, sana ağır geldiğinde de sen devam edeceksin Ona. Nasıl Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ‘konuş, benimle ya humeyra’ dedi. Ona ağır geldi çünkü. Ağır geldi demek de abes olur da hani vazifesi icabı geri dönmek zorunda. Yani sen gece ne yaşadıysan yaşadın, sabah dükkan açacaksın. Sen ne yaşadıysan yaşadın gece, erte gün ödemelerin var senin. Öyle ya, iş yapıyorsun, geri dönmek zorundasın. Sen ‘bu gece ben halden hale geçtim, tecelliyattan tecelliyata geçtim, ben yarın dükkanı açmayayım’, böyle bir şey yok. Sen sabahleyin yine herkesten evvel dük,kanı açacaksın veyahut da çalışıyorsun bir yerde, çalışmaya devam edeceksin. Patronuna diyemezsin ‘ya ben gece tecelliyatlar oldu, o yüzden uyanamadım, gelemedim’, böyle bir şey yok. Allah bizi affetsin. O yüzden derviş de sufi de böyle yetişir. Yani zorlanacak, sıkıntıya gelecek, ayağını taş alacak, ne bileyim boynunu bükecek, beli kopacak, gözü yorulacak, hepsi de yaşanacak bunların. Öyle armut piş, ağzıma düş, öyle bir dervişlik yok, öyle bir sufilik yok. Benim bildiğim yok. Allah bizi affetsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1971-1975. Beyitler Şerhi

Sufilerde iki ölüm türü vardır. Bunlar nelerdir?

Sufilerce, normalde sufilerce ölüm bu manada ikidir. Bir; tabii ölüm dediğimiz bir kimsenin eceli geldiğinde ölümü, iki; iradi ölüm dediğimiz bir kimsenin ölmeden önce ölünüz hadisi şerifinin tecelliyatını yaşamak içindir. Hazreti Pir burda o yüzden can vermeye koştuk dediği şey de bu var. insan iki şeyde can vermeye koşar. Bir, Kur’an ve sünnet için Allah için cihada çıkar, orda canından geçer. Can vermeye koşmak budur. Cihada giden bir kimse eş, çocuk, mal, mülk, şan, şöhret, her şeyi geride bırakır. Allah için can vermeye çıktın, cihada çıktın. Ben bazen derim ki Allah için can vermeye çıktın, cihada çıktın. Bir sefer çıktın öldün, şehit oldun, bitti işin. Zor olan iradî ölümdür. Yani nefsinle mücadeledir. Hani yine meşhur ya hadisi şerif, savaştan dönen hazreti peygamber sallallahu aleyhive sellem hazretleri küçük cihattan büyük cihada döndük dedi. Sahabe sordu ya Resulallah büyük cihat ne ki? O da dedi nefsinizle olan savaş, nefsinizle olan mücadele. Onu, büyük cihat olarak nitelendirdi.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1750-1752. Beyitler Şerhi

Mürşid-i kâmilin seyr-i süluk sürecinde neler yaşar?

Cenab-ı Hak ona hitap ettiğinde, bunlar kimisine de böyle kendisini akıllı gören zahir ulema, zahir bakanlar da bunları deli saçması olarak görür. Şimdiden de söyleyeyim ben onun da böyle göründüğünü. O kimse bu hali yaşayınca Cenab-ı Hak ona hitap eder. Cenab-ı Hak ona hitap edince onun bütün vücudu kulak olur, bütün vücudu akıl olur, bütün vücudu göz olur, bütün vücudu dil olur. Ne olması gerekiyorsa o esnada öyle olur. Ondan bir ses çıkarken bütün vücudundan ses çıkar. Bir şey duyarken de bütün vücut olarak onu duyar. O esnada, rüyada yaşar önce bunu, sahih rüyada yaşar, sahih halde de yaşar bunu. Hal yetmez sadece yalnız, bunu rüyasında da net bir şekilde yaşaması gerekir. Bundan önce dahi, bundan önce onun yaşaması gerekenler vardır. Bundan önce yaşaması gereken nedir? O fenafi’l şeyh olur. Fenafi’l şeyh olduğunda da sanki onun kulağı şeyhinin kulağıdır, dili şeyhinin dilidir, gözü şeyhinin gözüdür, kalbi şeyhinin kalbidir. O şeyhinin kalbine girer, şeyhiyle beraber yaşar önce bunları. Bir şeyhin mürşid-i kâmil olup olmadığı da o esnada meydana çıkar. Bir mürşid-i kâmilin bu halini bir dervişi yaşıyorsa hem dervişin dervişliğinin delilidir hem de mürşid-i kâmilin mürşid-i kâmilliğine delildir. Her ikisi de birbirine delil olur. O mürid şeyhin kalbinde seyr-i süluk eder. Önce kalbinde, şeyhinin kalbinde başlar bu seyr-i süluk. Şimdi şeyh sevgisini insanlar böyle şirk olarak gördüğünden konuşamıyoruz bunları veyahut da insanlar bir mürşid-i kâmil olmayan da bunu konuşuyor. Şeyhinde seyri süluk olacaksın diyor, şeyhinde nasıl seyri sülük olacak, seyri süluğun tecelliyatını kendisi olmadığından bilmiyor ama! Kendisi olmadı çünkü. Sendeki tecelliyat ne? Sen şeyhinde fani oldun, sen ne yaşadın? Sen ne yaşadığını anlat. Yok! Sebep? Kendisi yaşamadı çünkü. Kendisi şeyhinde fani olmadı. Şeyhinin gözü, şeyhinin kulağı, şeyhinin dili olmadı. Şeyhinin eli olmadı. Şeyhinde fenafi’l şeyhliği yaşamadı. Fenafi’l şeyhliği yaşamaya korktu. Onu sevemedi, ona tabi olamadı! En büyük handikap bu. Bir müridin şeyhini böyle bir sevgiyle sevememesi! Bu bütün her yerde handikap.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1575-1585. Beyitler Şerhi

Mürşid-i kâmilin seyr-i süluk sürecinde fenafi’l şeyhlik ne anlama gelir?

Şimdi o fenafi’l şeyhliği, bu hali yaşayacak, fenafi’l şeyhlikte bu hali yaşarsa o zaman o Cenab-ı Hak’tan beşinci makamda o kimsenin cennete girip hitap almasını o zaman daha iyi anlayacak. Öbür türlü anlaması mümkün değil. işte öyle olunca, o kimse fena makamına gelince, yani fenafi’l şeyhlikten geçip fenafi’llah noktasına geldiğinde, evet, onun kalbine varidatlar inmeye başlayacak. Onun kalbine haberciler de gelmeye başlayacak. Onun kalbi ilham almaya başlayacak. Allahu alem Hz. Pir bunu anlatıyor bize, bunu söylüyor. Diyor ki o, bir çok kez onun diyor ne yapıyor? Kalbine haberciler gelir ve ona yüz mektup gelir. Yüz haberci erişir her an ve diyor o ‘Ya Rabbi’ dediğinde Cen, Cenab-ı Hak ona ‘Lebbeyk’ der.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1575-1585. Beyitler Şerhi

Sufilerin maddi meselelerle ilgili tutumu nedir?

Sufiler, sufiliğin içerisine maddi meseleler girmesin diye imtina ederler. Dikkat ederler. Bir sufi topluluğun herhangi bir ticarethanesi, herhangi bir işletmesi olmaz. Zaman zaman mesela bunlar böyle dile getirilir. Cenab ı Hakka hamd ü sena olsun, bu fakirin bulunduğu yerde otuzbeş yıldan beri hiçbir zaman para konuşulmamıştır. Hiçbir zaman böyle şeylere tevessül etmemişizdir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 987-991. Beyitler Şerhi

Marifet kapısının on makamı nelerdir?

Birincisi ne? Edepli olmak. İkincisi bencillikten, kinden, garezden uzak durmak. Sonra üçüncüsü insanın aşırı isteklerini sınırlandırması. Sonra dördüncüsü sabır ve kanaat ehli olmak, beşincisi haya sahibi olmak, altıncısı cömert olması, yedincisi o kimse maddi ve manevi zâhir ve bâtın ilim sahibi olması. Aslında zahir ilimler şeriate ait. Artık o marifet kapısında marifete ait ilimlere vakıf olması. Sekizinci makam hoşgörülü olması. Dokuzuncu makam özünü bilmesi. Yani kendini bilmesi. Dokuzuncu, özünü bilmesi. Onuncusu da kendini bilmesi. Bu da marifetin on makamı.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Tarikat Kapısı: Tövbe ve Mürşid

Görenin de gerçekten hakîkat noktasında mı?

Sen onu belki de görüyorsun. Kim görüyorsa, ama onu görmeyen için zamana ihtiyacı var. Bir de işin o tarafı var. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kimisi böyle yarım yamalak bağlanır, intisap eder. Kimisi tam bağlanır. Kimisi hakîkat noktasındadır bağlaması. Kimisinin şerîat noktasındadır. Kimisinin tarîkat noktasındadır. Kimisinin mârifet noktasındadır. Kimisinin hakîkat noktasındadır. Bağlılığı zaman çıkar bu. Kimisi ilmel yakindir, kimisi aynel yakındır. Kimisi hakkel yakindir. Bunlar zaman alır insanlarının sırrının, gerçeğinin meydana çıkması.

Kaynak: Zaman, mümin ve münafığı ayırt eder

Pak nefes bu manada mürşid-i kamillerin, velilerin nefesleri midir?

Pak nefes bu manada mürşid-i kamillerin, velilerin nefesleridir. Evliyaların nefesleridir. Yani onların sohbetleridir. Onların zikir halakalarıdır. Allah’ı her yerde zikreder insan. Her yerde bir mürşid-i kamil sohbeti bulamaz. O yüzden bir sufi için üstadının sohbeti var ise birinci derecede sohbeti dinlemekle mükelleftir. Çünkü o sohbetten hikmetler pınarından bir şeyler coşup gelecektir. Zikrullah’a gider evde bir kimse yapar veya cemaatle olan zikrullah’ı her yerde yapar. Ama üstadının sohbeti varsa, üstadının zikrullahğı varsa onun alternatifi yoktur başka. Çünkü o pak nefesler bahar gibidir diyor Hazreti Pir. Kütüb-i sidde ebdal meselesi vardır. Bir baptır. Orada Tirmizi’nin bir naklettiği bir şey var. Arz Allah’a nübüvvetin kesilmesinden şikayette bulundu. Allahu Teala senin sırtına 40 tane sıddık koyacağım. Onlardan biri ölünce yerine bir başkasını bedel kılacağım.

Kaynak: Velilerin, mürşid-i kamillerin sözlerinin senin dini yaşamında çok önemli bir ye

Sufilik yolundaki bütün menziller, haller gelip geçicidir kalıcı olan Cemalullah nedir?

Sûfîlik yolundaki bütün menziller, haller gelip Hakkında Sûfîlik yolundaki bütün menziller, haller gelip Sohbeti İlgili Sohbetler

Kaynak: Sufilik yolundaki bütün menziller, haller gelip geçicidir kalıcı olan Cemalullah

Sekir ve sahv halleri nedir?

Bir şatahat vardır ki. Söyleyen bunu söylerken bakın söyleyen bunu söylerken doğru bir noktada söyler doğrusunu hakîkattir. O söyledi. O zaman onun şatiyesi hakîkattir olur onu şatiyesi hakîkattir olduğunda o. Seker hali değildir bakın söylenen. Sözde hakîkati var ise o hakîkat noktasından konuştuysa bize sekirmiş gibi gelir veyahut da bize öyle gelebilir, ama o şatiye. Doğrudur hakîkattir buna ölçü buna deliline. Hz. Peygamber sav. Hazretlerinin ben beni ademin demesi gibi şimdi baktığımız zaman buna. Biz bir şathiyeymiş gibi görünebilir bazılarına. Ama bu. Hakikatte doğru mudur. Evet. Hakikatte doğru olduğu zaman o zaman bu bir fikir halinde söylenmiş bir söz olmuyor o zaman bu. Seker hali. Aslında ilahi hakîkat noktasında bir sekir hali oluyor bu gelip geçici bir fikir hali.

Kaynak: Sekir ve sahv halleri

Peygamberlerin sekir hali nedir?

Tekir hali hayretin üzerine dayalıdır. Hani. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem. Hazretlerinin dua edip. Yarabbi bana eşyanın hakîkatini bildir benim hayretimi arttır demesi bu manadadır benim hayretimi arttır benim sekir halimi hiç kesme ben öylesine. Ben sekir halinde hakîkatinin içerisinde. Yüzmek istiyorum. Senin hakîkatinden hiç dışarı çıkmak istemiyorum. Beni öyle bir hale getir ki senin hakîkat dairenin dışına hiç çıkmayayım ben hiç. Tabiri caizse ayılmamı ayılmayayım. Bakın ben hiç ayılmayayım o yüzden bu fikir halinin zıttı ne olmuş oluyor bu şekil halinin zıttı da. Allah bizi affetsin sal hali oluyor sau bu sav haline aklı yerinde olmak sav hali aklı yerinde olmak o kimsenin her ne yaparsa aklı yerinde yapması o. Seker halinde de olsa.

Kaynak: Sekir ve sahv halleri

Mürşid-i Kamilin sekir hali nedir?

Mürşidi. Kamiller o sav haline. Yaşar insanların içerisinde. Çünkü onlar ölçüdür nasıl peygamberler ölçü ise peygamberler ölçü ise. Mürşidi. Kamiller de ölçüdür. Çünkü insanlar onlardan din öğrenirler nasıl insanlar dini peygamberlerden öğrendilerse, ve peygamberlerin halleri hakîkat söyledikleri her hakîkat ise. Mürşidi kâmillerin de halleri peygamberle yarıştırmak değil bu onlarla eşdeğerde tutmak değil din öğrettikleri için onların da sekir halleri. Sağol halidir hakîkattir hakîkate uymayan sözleri söyleyenler. Henüz daha mürşid-i. Kamil olmamışlar. Kemale ermemiş olanlardır. Çünkü. Kemale ermemiş biz onlara meczup deriz ya. Kemale ermemiş meczuplar bu manada din öğretmen noktasında etkili, ve yetkili değillerdir, ama toplum bu tip halleri sevdiğinden nefeslerini hoş geldiğinden hevai. Heveslerine. Hoş geldin den böyle sekir hali yaşayan insanları onlara karşı meylederler. Onlar da bu mailin cazibesine kapılıp yalan yanlış şekil hali gösterirler onların. Seker halleri asla, ve asla hakîkat değildir veyahut da onların şatahatları da hakîkat değildir, ama onlar bu yaptıkları bu şatahatla ne yaparlar etrafına insanları toplarlar etrafına insanları toplayaraktan onlara şatafat vari sözler söyleyerekten uçuk kaçık sözler söyleyerekten. Etrafındaki insanları kendilerinin çok. Erdemli olduğunu söylerler bu bizim dergahımız da bizim bazı kardeşlerin içerisine de sirayet eder işte o çok seviyor çok sevdiğinden dolayı böyle şah-tahat var sözler söylerler. Sen ne dese yapar mısın yaparsın şunu da yap dese yapar mısın. Ben yaparım sen yapar mısın, ve edepsiz. Sen şeyhinin ağzından böyle bir söz duydun mu da sen.

Kaynak: Sekir ve sahv halleri

Sekir haliyle ilgili yanlış uygulamalar nelerdir?

Kalkıp da. Şeyh. Efendi böyle dese yapar mısın yaparım deyip de. Şaka hattarı laf söyleyerekten. Etrafındaki insanları yola karşı laf getiriyorsun senin sen şeyhinin ağzından. Duydun mu sen bir de şeyhinin şeyhini de duymuş insansın şeyhinin şeyhini de duydun şeyhinin de sohbetlerine katıldın onun ağzından böyle şatahatvari edepsiz sözler duydun mu ki sen etrafına bunları söylüyorsun işte bu şatahat vari sözler değil bunlar nefsi hayvaninin sözleridir nefsi hayvaniye uyarsa insan haddini aşar hukukunu aşar hududunu aşar şehvetine kurban olur, ve şehvetinin peşine düşer, ve kendince de bunu dervişlik zanneder, ve kendince de bunu sanki önemli bir söylüyormuş gibi atfeder bu doğru değildir yol. Kur’an, ve sünnettir her nereye bakarsan bak her ne iş yaparsan yap. Senin sözlerin halin hareketin. Kur’an. Ve sünnete uymak zorundadır nasıl. Peygamber sav. Hazretleri ümmetine bu tip şatahat vari sözler söylemedi ise bu tip şatahatvari işlerle iştigal etmediyse. Hiçbir ümmet hiç bir sufi hiçbir. Mürşit bu tip edepsiz şatahat varırlar kullanamaz bunları yapamaz yapıyorsa o kimsenin manevi bağı kesilir söylüyorsa onun manevi bağı yoktur. Hakikatte. Çünkü şatahatvari sözler müridan için konuşulmaması gereken sözlerdir ister mürit ol ister. Çavuş ol ister. Zakir ol ister nakir ol ister. Nigar halife ol senin şatahatvari söz söyleme hakkın yoktur sen henüz daha pişmedin olgunlaşmadın senin. Derviş kardeşlerine şatahat var sözler söylemek senin. Derviş kardeşlerine üst seviyeden kendince. Edebiyat yapmak hakkın değildir. Bu yanlıştır bu doğru değildir. Bu. Yolun adabında, ve erkanında yoktur sûfîlik boş konuşma mesleği değildir sûfîlik boş atma. Mesleği değildir sûfîlik hal işi de değildir hakîkat işidir. Çünkü. Seker hali bir haldir gelip geçicidir. Seker hali içinde duran bir sufi makbul bir sufi değildir asıl sufinin duracağı yer. Hakikat noktasıdır o zaman hakîkat noktasına baktığımızda. Bizim söyleyeceğimiz her. Kur’an, ve sünnete bağlı olarak kalmalıdır.

Kaynak: Sekir ve sahv halleri

Gafletin ilmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin halleri nelerdir?

Gafletin üç mertebesi vardır: Birinci mertebe, ilmel yakîn gafleti dır ve şeriatın terk edilmesiyle yaşanır: namazdan, abdestten, oruçtan, zikir ve tefekkürden uzaklaşmak. Bu kimse dünyevî uyku içindedir; en ağır gaflet budur. İkinci mertebe, aynel yakîn gaf, dir ve tarikatta yaşanır. Bu kişi bir şeyhe intisap etmiş, ama şeyhini dinlememektedir; üstadı "sağa git" derken o sola gitmekte, kendi hevâ ve hevesine uymaktadır. İlim sahibi, tecrübeli, zengin ve entelektüel olabilir; ancak tüm bu birikime rağmen hadiselerin arkasındaki ilâhî kaderi ve kader örgüsünü görememekte, olayları hâlâ Ahmet’e Mehmet’e bağlamaktadır. Bu, tarîkat gafletidir. Üçüncü mertebe, hakkel yakîn gafleti dir. Bu kişi Allah’ın sıfatsal tecelliyatlarını bizzat müşâhede edememekte, gözündeki perde kalkmamıştır. Ne zaman ki o perde kalkar, tüm sıfatsal tecelliyatlar aynıyla görülür ve yaşanır — işte o zaman hakkel yakîn hâsıl olur. Bu mertebede gaflete düşmek en büyük tehlikedir; zira kişi hakikatin eşiğine gelmiş iken körlükle geri dönmüş olur.

Kaynak: Gafletin ilmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin halleri

Gafletin üç mertebesi nelerdir?

Gafletin üç mertebesi vardır: Birinci mertebe, ilmel yakîn gafleti dır ve şeriatın terk edilmesiyle yaşanır: namazdan, abdestten, oruçtan, zikir ve tefekkürden uzaklaşmak. Bu kimse dünyevî uyku içindedir; en ağır gaflet budur. İkinci mertebe, aynel yakîn gafleti dir ve tarikatta yaşanır. Bu kişi bir şeyhe intisap etmiş, ama şeyhini dinlememektedir; üstadı "sağa git" derken o sola gitmekte, kendi hevâ ve hevesine uymaktadır. İlim sahibi, tecrübeli, zengin ve entelektüel olabilir; ancak tüm bu birikime rağmen hadiselerin arkasındaki ilâhî kaderi ve kader örgüsünü görememekte, olayları hâlâ Ahmet’e Mehmet’e bağlamaktadır. Bu, tarîkat gafletidir. Üçüncü mertebe, hakkel yakîn gafleti dir. Bu kişi Allah’ın sıfatsal tecelliyatlarını bizzat müşâhede edememekte, gözündeki perde kalkmamıştır. Ne zaman ki o perde kalkar, tüm sıfatsal tecelliyatlar aynıyla görülür ve yaşanır — işte o zaman hakkel yakîn hâsıl olur. Bu mertebede gaflete düşmek en büyük tehlikedir; zira kişi hakikatin eşiğine gelmiş iken körlükle geri dönmüş olur.

Kaynak: Gafletin ilmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin halleri

Kalbin temizliğinin önemi nedir?

Kalbe tecelliyatının kokusu gelsin. Affet ki o sıfatlarının tecelliyatı gelsin. Affet ki senin sıfatlarının nasıl çalıştığını ben. Affet ki ben marifet nuruyla nurlanayım.

Kaynak: (NASİHAT/8) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 28.09.2023

Sûfîlerin Allah’ın varlığının ispatı konusunda nasıl bir tutum sergiledikleri nedir?

Sûfîlerin bir kısmı ise bu tartışmalara hiç girmemiş; îmânın tatma ve tecrübeyle bilinebileceğini, yemeği tatmadan yemeğin tadını almanın mümkün olmadığı gibi îmân etmeden de îm,ânın tadının bilinemeyeceğini söyleyerek meseleyi pratiğe taşımışlardır.

Kaynak: 21. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Direkt ilham alan, her şeyi ilhamla bilen kimse için ayrı bir mesele söz konusudur mu?

Direkt ilham alan, her şeyi ilhamla bilen kimse için ayrı bir mesele söz konusudur. Hz. Mevlânâ "Ben Türk yaptım, Arap kalktım" der — yani bir hâlde girdim başka bir hâlde çıktım. Bu kapı açıktır; ama ilham yoluyla alınan bilginin de sınırları ve ölçütleri vardır.

Kaynak: 2. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Bu, seviyeye göre farklı bir yaklaşım mıdır?

Hz. Muâz bin Cebel Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e "bana nasihatte bulun" dedi. Efendimiz ona o seviyeye uygun bir nasihat verdi: Önce îmân-İslâm-İhsan boyutlarını aktardı; ardından "Allah’ı görüyormuşçasına ibadet et; bunu yapamıyorsan her an O’nun seni gördüğünü düşünerek yaşa" dedi. Bu, seviyeye göre farklı bir yaklaşımdır.

Kaynak: Sufilikte kişinin durumuna konumuna göre esma verilmesi Resulullah’ın sünnetidir

Sufilikte kişisel duruma göre esma verilmesi neden Sünnet-i Resûlullâh’ın bir parçasıdır?

Sûfîlikte de aynı prensip geçerlidir: Kişinin mânevî konumuna ve kapasitesine göre esma verilir, râbıta belirlenir, yol çizilir. Bu kişiselleştirme bir bid’at değil, Sünnet-i Resûlullâh’ın ta kendisidir. Herkes aynı kalıba sokulamaz; mürşid her müridi birer birer gözetir.

Kaynak: Sufilikte kişinin durumuna konumuna göre esma verilmesi Resulullah’ın sünnetidir

Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî (K.s.) bir Cuma günü ne yapar?

Şeyh Abdülkâdir-i Geylânî (K.s.) bir Cuma günü vaaz ediyordu. Cemâat ise, onun dilinden saçılan mârifet, ve sırlarla dolu kıymetli sözleri can kulağı ile dinliyorlardı.

Kaynak: KASÎDETÜ’L-VESÎLE – ABDÜLKÂDİR-İ GEYLÂNÎ (k.s.)

Cömertlik ne anlama gelir?

Öyle cömertlikler vardır ki ebedî olur: ardı arkası kesilmeyen infaklar, öğretiler, hizmetler. Marifetin ve marif, marifet kapısının da bir makamı cömertliktir. O kimse üzerinde ne varsa cömertlik yapacak.

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları