Mustafa Özbağ Efendi bu Hâl Sohbeti'nde gafletin üç ana mertebesini tafsîl eder: ilmelyakîn, aynelyakîn, ve hakkelyakîn gaflet. Hadîsi şerîfte Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «İnsânlar uykudadır, öldükleri zamân uyanırlar.» Bu uyku gaflettir; lâkin gafletin bir tek mertebesi yoktur, üç ana mertebesi vardır. Şerîaten gaflete düşmek (ilmelyakîn gaflet): namâzdanabdesttenoruçtanzikirdenfikirden uzak durmak; Allâh yolundan uzak durmak. Tarîkaten gaflete düşmek (aynelyakîn gaflet): genellikle şeyhi olup da şeyhini dinlemeyen, şeyhinin çizgisinde gitmeyen mü'mînlerde olur; üstâdı «Sağdan git» der, o sola gider; üstâdı «Bu tarafa yönel» der, o başka tarafa yönelir; kendi hevâ-hevesinin emrettiği yere gider. Hakîkaten gaflete düşmek (hakkelyakîn gaflet): o kimsenin Allâh için uyanıklığınıdirliğini kaybetmesi; sıfatsal tecellîyâtları görüp idrâk etmemesi; tecellîyâtın arkasında Allâh'ın kader çizgisini görmeyip hâlâ Ahmed'ten-Mehmed'ten görmesi.
İlmel-Yakîn Gaflet: Şerîattan Uzaklaşma
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: hadîsi şerîfte Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «İnsânlar uykudadır, öldükleri zamân uyanırlar» (Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ; Beyhakî, Kitâbü'z-Zühd). Bu uyku gaflettir. Şerîata baktığımızda bu uyku ne? Bir ilmelyakîn uyku — o kimsenin şerîaten gaflete düşmesidir. Namâzdanabdesttenoruçtanzikirdenfikirden uzak durması; Allâh yolundan uzak durması. Bu şerîaten gaflete düşmesidir; bu en evvelî gaflettir. İlmelyakîn mertebesinde olan bir kimsenin şerîatın hudûdı dâiresine girmesiçıkması, namâzı kılıp kılmaması, oruç tutup tutmaması bu kademedeki mü'mîni belirler. Bu mertebeden çıkmazsa daha üst mertebelere terakkî edemez.
Aynel-Yakîn Gaflet: Şeyhini Dinlemeyenin Hâli
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir sülûk kâidesini tafsîl eder: tarîkaten aynelyakîn gaflete düşmesi, o kimsenin Allâh için uyanıklığını kaybetmesi, Allâh için dirliğini kaybetmesidir. Bu genellikle şeyhi olup da şeyhini dinlemeyen, çizgisinde gitmeyen insânlarda vardır. O şeyhe tâbidir; tâbî olduğu şeyhten ders aldı, ama şeyhinin sözünü dinlemiyor; tâbî olmuyor; kendi hevâ-hevesine tâbî oluyor. Üstâdı diyor ki «Sağdan git», o sola gidiyor; üstâdı «Bu tarafa yönel» diyor, o başka tarafa yöneliyor. O kendince kendi aklının emrettiği noktaya gidiyor: «Okuyorum ya, biliyorum, hayât yaşıyorum ya, çok tecrübeliyim, kafam çalışıyor; ben zengin oldum, üniversite bitirdim, doktora yaptım, etrâfımda insanlar çalışıyor; benim kafam daha iyi basıyor.» O zaman şeyhi görmezbilmez; şeyhin namâz zaten bir şeyden o zaman. O kendi hevâ-hevesine doğru gidecek; o da gaflete düştü; o da tarîkaten gafletten gaflete.
Hakkel-Yakîn Gaflet: Tecellîyâtı Allâh'tan Görmeyen Kalp
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: hakkelyakîn gaflet ki o kimsenin artık gözlerindeki perde kalkmamış demektir. Allâh muhâfaza eylesin. Ne zamân ki o gözündeki perde kalktı, o zamân bütün sıfatsal tecellîyâtları aynı ile gördü, yaşadı — bu hakkelyakîn olmaktır. İşte bu mertebeye ulaşamayan kimse hakkelyakîn gaflet hâlindedir. Olaylarıhâdiseleri incelememesi, fiilî tecellîyâta baktığında o tecellîyâtta Allâh'ın sıfatlarına mazhar olmaması, görmemesi, bâzı şeyleri hâlâ Ahmed'ten-Mehmed'ten görmesi, mes'elenin arkasında Allâh'ın bir kader çizgisinin ve örgüsünün olduğunu görmemesi — o kimse o gafletle hâlâ Ahmed'i-Mehmed'i suçlayacağım diye uğraşıyor. Bu da hakkelyakîn gaflettir.
Aynel-Yakîn İdrâki: Tecellîyâtı Allâh'tan Görmek
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: aynelyakîn mertebede sûfî olaylarıhâdiseleri incelemeye başlar; fiilî tecellîyâta baktığında o tecellîyâtta Allâh'ın sıfatlarına mazhar olmaya başlar; mes'elenin arkasında Allâh'ın bir kader çizgisinin ve örgüsünün olduğunu görmeye başlar. Bu mertebede artık «Ahmed yaptı, Mehmed yaptı» demez; «Allâh yaptı, Allâh kıldı, Allâh ilhâm etti, Allâh kader belirledi» der. Bu mertebenin idrâki sûfîye ferâhlık verir; nefsi sükûna erer; çünki kınayacağı bir Ahmed-Mehmed kalmaz; sâdece Allâh'a tevekkül kalır.
Hakkel-Yakîn İdrâki: Sıfatsal Tecellîyâtı Aynı ile Görmek
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: ne zamân ki o gözündeki perde kalktı, o zamân bütün sıfatsal tecellîyâtları aynı ile gördü, yaşadı — bu hakkelyakîn olmaktır. Bu mertebede sûfî yalnız teorik olarak değil, fiilen ve hâlen Allâh'ın sıfatlarının her zerrede tecellî ettiğini müşâhede eder. Esmâ-yı Hüsnâ'nın tecellîyâtı, sıfâtı sübûtiyye ve selbiyyenin işleyişi, kaderkazânın akışı — bunların hepsi aynı ile gözünün önündedir. Bu makāma erişen sûfî için artık «Lâ Mevcûde illâ Allâh» hâli zuhûr eder; her şeyde, her hâdisede, her hareketsükûnette Allâh'ın bir tecellîsini idrâk eder. Bu mertebeye gaflet bulaşırsa o sûfîde çok sıkıntılı olur; çünki o mertebe büyük bir emânettir.
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye Manevî Terbiyesi
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni gafletin üç mertebesini (ilmelyakînaynelyakînhakkelyakîn), şerîatten gaflete düşmenin alâmetlerini, şeyhini dinlemeyenin tarîkaten gafletini, sıfatsal tecellîyâtı Allâh'tan görmeyenin hakkelyakîn gafletini, ve perde kalkıp aynı ile sıfatsal tecellîyâtı görme hâlini idrâk etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Tekâsür 102/1-7 (ilmelyakîn, aynelyakîn); Vâkı'a 56/95 (hakkelyakîn); Hadîd 57/3 (Evvel-Âhir-Zâhir-Bâtın).
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'd-Da'avât.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zikr.
- Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ (İnsânlar uykudadır hadîsi).
- Beyhakî, Kitâbü'z-Zühd.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Şâfi'î, el-Ümm; İmâm Ebû Hanîfe, el-Fıkhu'l-Ekber.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Acâ'ibü'l-Kalb; Mişkâtü'l-Envâr.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, İlmel-Aynel-Hakkel Yakîn bahisleri.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- Şeyh Muhyiddîn İbn Arabî, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye, Yakîn Mertebeleri.
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Hâl Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu Hâl Sohbeti gafletin üç mertebesini (ilmelyakînaynelyakînhakkelyakîn), «İnsânlar uykudadır» hadîsini, şerîaten gafletin alâmetlerini (namâzabdestoruçzikirfikirden uzaklık), tarîkaten gafletin alâmetini (şeyhi olup dinlememekhevâ-hevese tâbî olmak), hakkelyakîn gafletin alâmetini (sıfatsal tecellîyâtı Allâh'tan görmemek), ve perde kalkıp tecellîyâtı aynı ile görme hâlini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Hâl Sohbetleri