Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: Tasavvuf

Table of Contents

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Tasavvuf(5877)

Körün ayağı sopadır ne anlama gelir?

Yani istiklâle değer vermez. Buraya okumuştuk. Buradan devam ediyoruz. Çakıl üstüne baş aşağı düşmemek için körün ayağı sopadır, sopa. Malum caddelerde, sokaklarda gözleri görmeyen insanları görürsünüz. Bu insanların ya elinden birisi tutar, bir taraftan bir tarafa giderken onlara yardımcı olur. Ya da mesela körün elinde bir değnek derler ya da ellerinde bir değnek vardır. O değnekle kendilerine yol ararlar. Tâbir câ’iz ise böyle yola vura vura önünde engel var mı yok mu diyerekten öyle yürürler. O yüzden onlar bir kör kimse düşmemek için hele yol çakıllı ise taşlı ise engebeliyse orada düşmemek için bir kör için o değnek çok önemlidir. Eğer elinden değneği alırsanız o kimse yol yürüyemez. Değnek onun için ayak hükmünde, değnek onun için göz hükmünde.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Akıl-perestlerin kendi akıllarını nasıl dayanak olarak kullanırlar?

Akıl-perestler kendilerince kendi akıllarını bir dayanak, bir delil olarak koyarlar. o kimsenin âyet aklına uymalı. Aklına uymazsa atar, aklı önde tutuyorlar ya adam âyetleri akılla yorulmayacağım diye uğraşıyor. Veya ne diyorlar bize çok tatlı geliyor değil mi bu sözler? Allâh sana akıl verdi. Bu hadîs-i şerîfe bak senin aklına uygunsa bu hadîs-i şerîfe al. Onun aklına uygunsa hadîs-i şerîfi ölçü olarak alacak. Veya o âyet-i kerîme onun aklına uymadı. Allâh’ın böyle âyetim olurmuş dedi attı kendini. O yüzden bu akıl-perestler kendi mantıklarını kendi akıllarını üstün tuttukları için kalbî akılları da çalışmadığından, basîretleri de açılmadığından zâhirî delîl ve dayanaklara bağlı kalırlar.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Akıl-perestlerin inancı ile akıl arasındaki ilişki nedir?

Teori akıl kabul edecek ama inancı akıl kabul etmeyecek. O yüzden o akıl-perestler de bu hayatlarını yaşarlarken hayat yollarında önlerine çıkan bütün engelleri, bütün dünyavi sıkıntıları, hayatın ufak tefek sıkıntılarını, imtihanları, hatta belki de ma’nevî engelleri aşmak için zahiri dayanak ararlar hep. Ama gerçek ma’nevî bir yolculuğa çıkan bir kimse yalnızca zâhirî akıl ve mantıya bakmaz. eski dilde istidlâlâta dayalı değildir. O yüzden o kalp gözüyle, basîret gözüyle yol arar. Din bunun her ikisine de ehemmiyet verir. Biz aklına karşı değiliz. Aklın ilâhlaştırılmasına karşıyız. Ama bunun yanında din ilâhî olma özelliği aklın kabul etmediği hârikulâde mu’cize bir şeyler olur ki akıl onu kabul etmez. Akıl orada o yüzden dine itaat eder. Aklının üstündedir çünkü. Aklının üstünde olduğu için onu kabul eder. Melek akıl-üstü bir şeydir. Kader akıl-üstü bir şeydir. İbrâhîm’i ateşin yakmaması akıl-üstü bir şeydir. Balığın karnında 40 gün yaşamak akıl-üstü bir şeydir.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Sûfîlerin başarısının temel nedeni nedir?

Sûfîlerin başarısı dışsal disiplinden ziyade onların üstâdlarının öğrettiği kalbî disiplinle mümkündür. O yüzden o hem dış disiplinini hem kalb disiplinini o kimseye sağlamalı ki sağlayınca da o muhârebeden galip çıkmalı. Kime karşı muhârebe? İçeride nefs ve şeytâna karşı, dışarıda kâfirlere münâfıklara karşı. Bu muhârebe o zaman o kimse savaş meydanında sûfî.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Gören pâdişâhın rolü nedir?

Askerin din ehlinin üstünlüğüne sebep olan o binici kimdir? Gören pâdişâh. Askerin din ehlinin üstünlüğüne sebep olan binici kimdir? Gören pâdişâh. Şimdi bir asker düşünün savaşta. Asker o esnada mesela eski komutanlar savaşı idâre edecek olanlar savaş meydanının en yüksek yerine otağını kurarlar. Sebep savaş meydanını görecek çünkü komplesini. Bu Orta Asya’dan itibaren Türklerin genel savaş stratejisi der. Savaşın komutanı, kumandanı veyahut da savaşı idâre eden hakan o otağını en yüksek yere kurar. En yüksek yere kurarak bütün savaş meydanını izler. Düşman saldırıları nereden geliyor? Ona göre sevk ve idâre eder. O zaman gören pâdişâh orduyu dizayn eder. Gören pâdişâh. Eğer pâdişâh görmüyorsa o zaman çok özür dilerim ama kör dövüş olur.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Körlerin yolculuklarında ne gibi zorluklar vardır?

Kör kendi kendine o âsâyı yapması mümkün değil. Ya gören bir kimse âsâyı yaptı, onu eline verdi. Gören bir kimse o değneğin kırılmasın, hem hafif olsun diye gitti ormandan güzel bir değnek buldu, ona yaptı. Hatta tehlikelerden korunması için belki de ona biraz daha sert ağaçtan yaptı. Hatta biraz daha tehlikelerden korunması için değneğin ucuna sivri metal koydu. Dedi ki bu daha da kendisini korur, muhafaza eder, kendisini savunur dedi. Bunu kim yaptı? Bunu gören bir kimse yaptı. Şimdi aklını, mantığını ilâhlaştıranın önüne delilleri de yine dini olarak kim koydu? Gören birisi koydu. Kör değil, o fıkıhçılar gören insanlar. sen kalktın şimdi tahâretlenmesini bilmiyorsun, mezhebler lâzım değildi, atıyor kenara.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

İmâm-ı A’zam’la eş derdi tutan kişi ne yapmalıdır?

Sen İmâm-ı A’zam’la kendini eş derdi tutuyorsun. Ya hadi bakalım bir İmâm-ı A’zam ol. Kolay mı? Dört yaşında hafızdı. Sen nereden, hangi küslahlıktan öğrendin bunu İmâm-ı A’zam’la eş derdiyim diyorsun? Veyahut da iki hal gördü, Abdülkādir Geylânî Hazretleri’nden yukarıda dolaşıyor arkadaş. Dervişlerde de var bu hal. Veyahut üç beş kişi etrafında toplanıyor. Bir bakıyorsun adam zamanın kavusu olmuş çıkmış. Tabii beş on tane dervîş iki şak şak ediyor onu. Bir bakıyorsun ki oho şeyhi de geçmiş. Ben şeyh olsam diyemem başlamış. Ya hoş geldin ya.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Körlerin eline değnekleri veren görenlerin rolü nedir?

Eğer o körlerin eline değnekleri veren görenler olmasaydı bütün körler helak olurdu. Ve dışarı çıkamazlardı. İçeride dursalar ne olacak? Aç kalırlardı. İçeride kalsan olacak, aç kalacaktı. Yemek pişirebilecek mi? Hayır. Oysa evin içerisinde bulgur da var, yağ da var, su da var, tuz da var. Her şey var. Görmüyor gözü. Gözü görmeyince ne kadar bulgur ne kadar yağ koydu, ne kadar su koydu, ne kadar salça koydu, biliyor mu görüyor mu? Görmüyor. Aç kalırdı.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Annemizin şeker hastalığından dolayı gözlerinin görmemesi ne anlama gelir?

Ben annemden biliyorum. Şeker hastasından dolayı uzun müddet, on yıldan fazla gözleri hiç görmedi. Üç sefer ameliyat ettirdim ben. Görmüyor o kadının gözü. kaşıyı eline veriyorsun, tabağı da eline veriyorsun. Ondan sonra üstüne başına döküyor kadını. Ağzına götürecek. Ama kaşıyı ters mi tuttu, yüz mü tuttu, bilmiyor. Tabakta ne kadar ne kaldı, ne kalmadı görmüyor. Bu sefer yanına muhakkak bir yardımcı koyduk. O gidiyor onu, o içiriyor, o tuvalete götürüyor, o tahâretlendiriyor. Görmüyor. Bildiğiniz görmüyor. Görmesi sıfır. Hatta bir son ameliyatı dedi bir ışık göreyim dedi. Bir ışık göreyim dedi ya. Bir ışık göreyim kurban keseceğim dedi. Bir insan bir ışık süzmesini gördü diye sevinir mi? Ben ameliyat ettirdim onu dedim.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Kör olan bir kimse ma’nevî olarak ne gibi bir durumdadır?

Kör olan bir kimse ma’nevî olarak basiresiz, ilâhî nûrun tecellilerinden mahrum olan insanlardır. Gerçek ma’nâda bir işe yaramazlar. Ve maddi ma’nevî üretmek, çalışmak, doğru yolu bulmak hem dünyevi hem uhrevi anlamda başarı ve kar elde etmek onlar için mümkün değildir.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Kör olan bir kimse neden sapık olur?

Kör olan bir kimse her an için sapkınlığa düşmeye ihtimali çok büyüktür. Sapıttıkça sapıtıyorlar. Allâh muhafaza eylesin. Ve bakıyorsunuz gerçekten tam âhir zamân içler acısı bir durum.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Kör olan bir kimse neden bir görenin yanına gitmelidir?

Kör olan bir kimse ona gören bir üstâd lazım. Eğer gören üstâd yok ise o da yol yürüyemez. O zaman işin içerisinde bir de ma’nevî körlük var ya. Bu işin zâhirî körlüğünden anlatıyoruz. Bir de işin ma’nevî körlüğü var.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Kör olan bir kimse neden bir şey üretemez?

Kör olan bir şey üretemez çünkü. Normalde kör olanlar bir şey üretemezler. Ama bu mesleki körlük olsun. Ama bu eğitim körlü olsun. Ama bu sûfî körlü olsun. Ama bu aile körlü olsun. Bir kimse yapmış olduğu kör ise o üretken bir kimse değildir.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Kör olan bir kimse neden bir görene tabi olmalıdır?

Kör olan bir kimse bir görene tabi olmalıdır çünkü ona gören bir üstâd lazım. E bu dünyada kör ise ötede de kör olarak haşr olacak. Rabbisini tanımayacak. Çünkü İsrâ 17/72, bu dünyada manen kör olan âhirette de kördür. Hatta daha da sapıktır.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

İlmi Dünyaya Peşkeş Çeken Zâhir Ulemâ nedir?

Sopayı Allâh’a Vurmak: İlmi Dünyaya Peşkeş Çeken Zâhir Ulemâ — İbn-i Mâce ve Hz. Ömer Oğlunun Hadîsleri

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

İlmi Allâh’tan başkası için öğrenmek neden yasaktır?

Kim ilmi sırf âlimlerle tartışmak, alçaklarla münakaşa etmek ve onları mağlup edip insanların teveccühünü kazanmak için öğrenirse Allâh onu cehenneme koyar.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Dini geçim yapmak için ilim öğrenmek neden yasaktır?

Dini geçim aracı değil. Din dünyalık toplamak için bir nesne değil. Cenâb-ı Hak bu ilmi insanlara bunun için vermedi.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Kör sûfîlerin durumu nedir?

Ey kör sûfîler! Kendinizi gören gibi gösteriyorsunuz. Ne iş yapıyorsun? Şeyhim diye cartınıyorsun. Mesleğin ne senin? Mesleğin ne senin? Kazancın nereden senin? Şeyhim diye cartınıyorsun. Bir dervîşin rüyasını tevil etmekten uzaksın. Bu ma’nevî ilmin de yok senin. Sen körsün.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

İlmin Allâh için kullanılması neden önemlidir?

Sen ilmini için öğrendiğine bir bak. Sen Allâh için öğrendiysen ilmini Allâh yolunda harca. İlmini Allâh için anlat. İlmini Allâh için anlat. İnsanlardan bir şey bekleme. İnsanlardan bir şey isteme.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

İlmi dünyalık toplamak için kullanmak neden yasaktır?

Ey dünyalık toplamak için ilim öğrenmeye çalışan kimse. Dini geçim yapmak için ilim öğrenen kimse. Yerin cehennem senin. Din geçim aracı değil. Din dünyalık toplamak için bir nesne değil.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Körün ayağı sopadır, sopa nedir?

Körün ayağı sopadır, sopa. Mürşidsiz yola çıkma tehlikesi. Klasik dervîşlik — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif , "Mürşid" bâbı; Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere ; klasik tasavvuf — İbn Atâullâh, el-Hikemü’l-Atâ’iyye ; "istidlâl ve basîret farkı" — klasik tasavvuf: İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/3-25 ("Acâ’ibü’l-Kalb"); klasik dervîşlik — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Mürşidsiz yola çıkma tehlikesi nedir?

Mürşidsiz yola çıkma tehlikesi. Klasik dervîşlik — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif , "Mürşid" bâbı; Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere ; klasik tasavvuf — İbn Atâullâh, el-Hikemü’l-Atâ’iyye ; "istidlâl ve basîret farkı" — klasik tasavvuf: İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/3-25 ("Acâ’ibü’l-Kalb"); klasik dervîşlik — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

İstidlâl ve basîret farkı nedir?

İstidlâl ve basîret farkı. Klasik tasavvuf: İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/3-25 ("Acâ’ibü’l-Kalb"); klasik dervîşlik — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Körün Asâsı (Mürşid) nedir?

Körün ayağı sopadır, sopa. Mürşidsiz yola çıkma tehlikesi. Klasik dervîşlik — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif , "Mürşid" bâbı; Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere ; klasik tasavvuf — İbn Atâullâh, el-Hikemü’l-Atâ’iyye ; "istidlâl ve basîret farkı" — klasik tasavvuf: İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/3-25 ("Acâ’ibü’l-Kalb"); klasik dervîşlik — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

İlmin Dünyaya Peşkeşi nedir?

Körün ayağı sopadır, sopa. Mürşidsiz yola çıkma tehlikesi. Klasik dervîşlik — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif , "Mürşid" bâbı; Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere ; klasik tasavvuf — İbn Atâullâh, el-Hikemü’l-Atâ’iyye ; "istidlâl ve basîret farkı" — klasik tasavvuf: İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/3-25 ("Acâ’ibü’l-Kalb"); klasik dervîşlik — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2143: Körün Asâsı (Mürşid) ve İlmin Dünyaya Peşkeşi

Allâh’ı çokça zikredenler sınıfındandır mı?

Bunu böyle basit alırsak o zaman yine haksızlık etmiş oluruz. Gönül arzu eder herkes hakîkatin hakîkatin hakîkatine ulaşsın. Ama velakin o da Allâh’ı çokça zikredenlerdir. Hele bu zamanda herkesin. Kuran ve Sünnet’e saldırdığı, cemâ’atlere, tarîkatlere saldırdığı, o saldırı bitmiş değil ülkede. Böyle bir zamanda bir kimse bir yola girecek. Bu isterse bir cemâ’at olsun isterse bir tarîkat olsun. O yolda devam ediyor olacak. Bak o yolda devam ediyor olacak kolay bir şey değildir bu ülkede. İster Risâle okusun açık açık konuşayım. İster Risâle okusun, ister ne bileyim Süleymân Hilmî Efendi’nin yolundan yürüyor olsun. isterse X cemâ’attan X tarîkattan olsun.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Zikrullâh Q&A: Vakit Yok, Üç Fi’iliyât, Hâs-ül Hâssın Hâssı, Dest

Cemâ’atle zikrin adabı nedir?

Cemâ’atle zikretmenin adabı başlığı altında. Zikrederken, destûr yâ Hazret-i Allâh zikre başlarken, destûr yâ Resûlallâh, destûr yâ İmâmeyn, destûr yâ Pîrü Pîrân, destûr ya üstâdım Hu. Bir fazîlet sırası ise şayet bu. İmameyinden kasıt nedir? Pîr efendilerimizden önce midir? Üstadımızdan da önce midir? Biz mezheb imamlarımıza tabiyizdir. O yüzden bizim yolumuzda mezheb imâmları Pîr efendilerden önce gelir. Fazilet açısından da mezheb imâmlarımız Pîr efendilerden de, üstadımızdan da önce gelir. Biz o hiyerarşiyi kaybetmeyiz. Bir kısım ehl-i tasavvuf bunu böyle görmeyebilir. Biz böyle gördük. Üstadımız da Çorum Hacı Mustafâ Efendi’den böyle görmüş. O Hâc Alî Eder Efendi’den, o Çorum Normalde Hacı Ebû Bekr Bâbâ’dan, Mısır Tantâ’dan, ondan sonra Tantâvî’den, Neş’abî’den, oradan Mahmûd-u Hüdâyî dergâhından bu komple baktığımızda sizsine böyle görmüş bunu.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Zikrullâh Q&A: Vakit Yok, Üç Fi’iliyât, Hâs-ül Hâssın Hâssı, Dest

Keyfiyyet ve kemiyyet arasındaki fark nedir?

Üstâdım özür dilerim. Zaten halinizin şahsında Cenab-ı Allâh’tan da özür diliyorum. Siz yine bir sohbetinize ifade buyurmuştunuz ki kendine bir şey olduğumu zannetme. Sen 70 bin defa Lâ ilâhe illallâh dersin, o bir defa Lâ ilâhe illallâh der, o 70 binden de fazîletlidir ifade buyurmuştunuz. O zaman az önceki sohbetinize de ifade buyurduğunuz gibi onun her halinin gülmesinin, ağlamasının, yürümesinin konuşmasının, buradaki kemiyyet değil, keyfiyyet midir maksad efendim? Evet. Burada normalde o hâl ile hallenen kimselerin artık belli noktalar haricinde kendi ihtiyârı yoktur. O yüzden Hz. Mevlânâ mesleğinde bir kısım insanlar inşâ’allâh demeseler dahi onlar inşâ’allâhın canı olmuşlardır der. o inşâ’allâh dememiştir ama o inşâ’allâhın canı olmuştur.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Zikrullâh Q&A: Vakit Yok, Üç Fi’iliyât, Hâs-ül Hâssın Hâssı, Dest

Râzı olmak hadîsi nedir?

Rabb olarak Allâh’ı dîn olarak, İslâm’ı, Peygamber olarak, Hazret-i Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in kabul edip râzı olan îmânın tadını tadabilir. Hadis. Râzı olmak nedir, nasıl râzı olabiliriz? Dinin bütün hukukunu, ahkâmını, Sünnet-i seniyye’yi kabul edip. Ya bu böyle olmasaymış dememek. Razıyız. Kur’ân sünnet ne dediyse haktır, râzıyız. Bu manada. Kendimi dinen toparlamak istediğimde kısa bir süre sonra rü’yâ görmek istiyorum. Bu yolla toparlandığımı dair onaylamak istediğimi fark ettim. Bu şekilde düşünmem doğru mu? Değil. Biz Kur’ân ve sünnete tabi oluruz. Zaman zaman sarsılırız, yıkılırız. Biz zaman zaman ne bileyim hatâ da işleriz, günâh da işleriz. Kur’ân ve sünnete tabi oluruz.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Zikrullâh Q&A: Vakit Yok, Üç Fi’iliyât, Hâs-ül Hâssın Hâssı, Dest

Şeytân rü’yâda Allâh’ın şekline şemâline girebilir mi?

Girer, Şeytân olduğu da oradan belli olur. Şeytân ben Allâh’ım der çünkü.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Zikrullâh Q&A: Vakit Yok, Üç Fi’iliyât, Hâs-ül Hâssın Hâssı, Dest

Keyfiyyet ≠ Kemiyyet — "70 Bin Lâ ilâhe illallâh" ve Hz. Mevlânâ’nın "İnşâ’allâhın Canı" Tedrîsi nedir?

Keyfiyyet ≠ Kemiyyet — "70 Bin Lâ ilâhe illallâh" ve Hz. Mevlânâ’nın "İnşâ’allâhın Canı" Tedrîsi: «kemiyyet değil keyfiyyet» tedrîsi — klasik tasavvuf: İbn Atâullâh, el-Hikemü’l-Atâ’iyye ; İmâm Kuşeyrî, er-Risâle , "Sıdk" bâbı; «o hâl ile hallenenlerin ihtiyârı yoktur» — klasik tasavvuf: Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif ; Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye li-Hukūkillâh ; «inşâ’allâh demeseler dahi onlar inşâ’allâhın canı olmuşlardır» — Hz. Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, Mesnevî-i Ma’nevî ; klasik şerh — Ahmed Avni Konuk, Mesnevî-i Şerîf Şerhi ; Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî ; «70 bin lâ ilâhe illallâha bedel bir lâ ilâhe illallâh» — klasik tasavvuf: İmâm Rabbânî, Mektûbât ; klasik dervîşlik — Karabaş-ı Velî Risâle-i Tarîkat ; «hiçbir mürîd kendisini bu makāmda görmemeli» tedrîsi — klasik tasavvuf: İbn Cevzî, Telbîsü İblîs ; modern Karabaş tedrîsi — Mustafa Özbağ Efendi, İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).

Kaynak: 2025 Sohbeti — Zikrullâh Q&A: Vakit Yok, Üç Fi’iliyât, Hâs-ül Hâssın Hâssı, Dest

Şeyhe yakın olmak ne değildir?

Ön Halkada Olmak / İkili İlişki / Sürekli Görüşmek. Vallahi hiç öyle anlatmayız. Biz şeyhine yakın olmak için ön halkada olma şartı var mıdır diye. Şeyhi ile ikili ilişkileri kuvvetli olmak nasıl bir şeydir onu da bilemem. Sürekli görüşmemidir.

Kaynak: 2025 Sohbeti — PKK Çok Kocalı; Q&A: Şeyhe Yakın Olmak, Felsefe, Zikrullâh, Kadın

Şeyhe yakın olmak ne demektir?

Kur’ân-Sünnet Dâ’iresinde Dergâh ile Uğraşmak, Allâh ve Resûlü’nün Yolunda Yürümek; Dergâhın Hukuku ile Yakınlık Farkı. Bizim böyle bir öğretimiz olmadı hiç. Benim bildiğim şeyhe yakın olmak Kuran Sünnet tarihisinde, o normalde dergâhla alakalı meselelerde uğraşmak, koşmak, Kuran Sünnet’i daha iyi yaşamak, Allâh’ı sevmek, Allâh ve Resulünün yolunda yürümek. Benim bildiğim yakınlık bu.

Kaynak: 2025 Sohbeti — PKK Çok Kocalı; Q&A: Şeyhe Yakın Olmak, Felsefe, Zikrullâh, Kadın

Şeyh-Mürîd Disiplini bozulmuş mudur?

Yine de Şeyh-Mürîd Disiplini Hiç Bozulmadı. Bu konuda böyle bir gevşekliğe muhal vermedik hiç. Mürid, üstadının mürşidini muhakkak kendisine yakın görür. Herkes yakın görmeli zaten. Ama bu böyle bir gevşekliğe, nahoşluğa, böyle bir kuralsızlığa götürmez insanı. Ama bir üstâd kendince şahsa özel de hukuku uygulayabilir mi? Uygulayabilir. Ama bu yine öbür dervîşlerin gözüne sokar gibi olmaz. Ben hep derim ön halkadır durmak tehlikelidir aslında.

Kaynak: 2025 Sohbeti — PKK Çok Kocalı; Q&A: Şeyhe Yakın Olmak, Felsefe, Zikrullâh, Kadın

Bir üstâd kendince şahsa özel de hukuku uygulayabilir mi?

Mürid, üstadının mürşidini muhakkak kendisine yakın görür. Herkes yakın görmeli zaten. Ama bu böyle bir gevşekliğe, nahoşluğa, böyle bir kuralsızlığa götürmez insanı. Ama bir üstâd kendince şahsa özel de hukuku uygulayabilir mi? Uygulayabilir. Ama bu yine öbür dervîşlerin gözüne sokar gibi olmaz. O yüzden ben hep derim ön halkadır durmak tehlikelidir aslında.

Kaynak: 2025 Sohbeti — PKK Çok Kocalı; Q&A: Şeyhe Yakın Olmak, Felsefe, Zikrullâh, Kadın

Şeyh Efendi zamanında ön halkada durmak nasıl tehlikeliydi?

Ne gördün halkada? Gözünün önündesin ya orada. Sen zâkirmişsin, nakîp imişsin, nukabâ imişsin. Hiç dinlemez Şeyh Efendi. Bir kabrin başına gidersin, zikrullâh’ı yaparsın, hemen sana sorar ne gördün der. Sen o korkuyla ezilirsin zaten yanında pek durmak istemezsin. Üç beş adım geride aman beni görmesin dersin. Arkadaşlar öyle yapıyordu. Koca nakîbi nukabâ kabrin başında ne gördün aaa dedi ona. Aaaa demedi ne gördün dedi adıyla söyledi. Ben bir şey göremedim dedi. Onu mesleğinden söyledi. Şunu da mı görmedin dedi. işte mesleğine değilim ki halıcılık. Halı da mı görmedin dedi ona.

Kaynak: 2025 Sohbeti — PKK Çok Kocalı; Q&A: Şeyhe Yakın Olmak, Felsefe, Zikrullâh, Kadın

Bir iki üçüncü halka tehlikeli alakadır mı?

Şimdi bazen insanlar kendilerince ben ön halkaya geçeyim diye düşünürler. Tabii ben o tehlikeli havayı oluşturmuyorum. Ben sormam kolay kolay ne gördün diye. Ama bazen bazı arkadaşlar kendilerinde olmayan bir şey oluyormuş gibi gösteriyorlar. Onlar kendileri volteye yakalanıyorlar. Benim için bana yakın kimse demek hizmet eden insan demektir. Dergaha koşturan insan demektir. Ben ona bakarım.

Kaynak: 2025 Sohbeti — PKK Çok Kocalı; Q&A: Şeyhe Yakın Olmak, Felsefe, Zikrullâh, Kadın

Dergahta ne yapıyor bu adam?

Benim için önemli olan odur. O kimseyi rüyamda görmem, halimde görmem benim için ölçüdür. O kimsenin dergâh için ne yaptığı benim için ölçüdür. Benim ölçülerim bunlardır. Öyle olunca o öndeymiş arkadaymış. Dergaha bağımlılığı nasıl? Üstada bağımlılığı nasıl? Bunlar o meseleyi yakınlığı bunlar dizayn eder.

Kaynak: 2025 Sohbeti — PKK Çok Kocalı; Q&A: Şeyhe Yakın Olmak, Felsefe, Zikrullâh, Kadın

Klasik tasavvuf — "şeyhe muhabbetin Kur’ân-Sünnet ile sınırlı oluşu" tedrîsi: Sühreverdî midir?

Şeyhe Yakın Olmak — Kur’ân-Sünnet Dâ’iresinde Dergâh ile Uğraşmak, Allâh ve Resûlü’nün Yolunda Yürümek: klasik tasavvuf — "şeyhe muhabbetin Kur’ân-Sünnet ile sınırlı oluşu" tedrîsi: Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, "Tarîkat-ı Sûfîyye"; İbnü’l-Arabî, el-Fütûhât el-Mekkiyye; «hizmet ile yakınlık» — Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye; Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere; klasik halvetî sülûk — "dergâh hizmeti edebi" tedrîsi: Karabaş-ı Velî, Risâle-i Tarîkat, "Hidmet ve İhlâs"; Şâbân-ı Velî, Risâle-i Şâ’bâniyye; «dergâhın hukuku ile yakınlık farkı» — klasik halvetî tedrîsi: Mustafa Özbağ Efendi’nin Adnan Erdoğmuş Hazretleri’nden devraldığı tedrîs çizgisi; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi. Şeyh Efendi’nin Evinde Mustafâ Efendi’nin Odası — "Banyo Tuvâlet Yaptır"

Kaynak: 2025 Sohbeti — PKK Çok Kocalı; Q&A: Şeyhe Yakın Olmak, Felsefe, Zikrullâh, Kadın

Biz dâ’im iyilik yapamayacaksak dair Ramazân’da kendimizi disiplin edelim midir?

Sûfîlik dâ’im iyilik yapmaktır. Eyvallâh. Ama biz dâ’im iyilik yapamayacaksak dair Ramazân’da kendimizi disiplin edelim. Disiplin edelim. Disiplyin ederekten iyilik yapmaya yönelenelim. Her gün bir iyiliğimiz olsun. O iyiliğe de hamd edelim Cenâb-ı Hak’a. İyilik yapabildik elhamdülillâh diyelim.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Ramazân-ı Şerîf: Burnu Sürtülen, Az Yeme Sünneti, Bir Çeşit Yemek

Pîr’in "Ey Oğul, Bağı Çöz" Tedrîsi — Altın / Gümüşe Köleliği Bırak; Cemâlleşme Ayı ve "Oruçlunun Ağız Kokusu Misk u Anber" midir?

Hz. Pîr’in "Ey Oğul, Bağı Çöz" Tedrîsi — Altın / Gümüşe Köleliği Bırak; Cemâlleşme Ayı ve "Oruçlunun Ağız Kokusu Misk u Anber". Bağı çözün. Bağı çözün içinizden. Ne kadar küskünlüğünüz varsa atın. Bağı çöz kardeş. Hazret-i Pîr demiş ya ey oğul, bağı çöz. Ne zamana kadar altına gümüşe köle olacaksın. Bu altın-gümüş sadece para değil. Bu senin Kur’ân ve Sünnetin dışındaki tutkun altın ve gümüş. Çöz kardeş. Çin’i nefreti at içinden. Kibri at içinden. Kibri at. O zaman Ramazân vuslât ayı olacak. O zaman cemâlini belki de bir perde aralayacak, kâkülünü gösterecek sana. O zaman perdeyi kaldırıverecek. O kara gözleriyle bir bakacak sana. O zaman perdeyi kaldırıverecek. Dice ki aradığın benim buradayım. Bir an dahi olsa o cemâlini sana tecellî ettirecek. Bir an dahi olsa. O anı gözet. Ramazân ayı, cemâlleşme ayı. O anı bekle.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Ramazân-ı Şerîf: Burnu Sürtülen, Az Yeme Sünneti, Bir Çeşit Yemek

Ramazân-ı Şerîf 1. Haftası konusunda ne anlatılıyor?

Bugünkü zamanda en büyük keramet, dünyâ ve dünyâ’nın içindekileri arkana atıp Allâh’ı Allâh olduğu için sevmek, dervişleri, müritleri bütün hepsini de Allâh için sevmek. Onların arasında Allâh için bulunmak. Öyle duâ ediyorum ben.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Ramazân-ı Şerîf 1. Haftası: Tahiyyât, Lâ İlâhe İllallâh, Esmâ Sil

Allâh’la olan irtibatı nasıl sıkı tutmak gerekir?

Allâh’la olan irtibatınızı kurun. Eski arkadaşlar bilirler şu fakirin başına neler geldi neler gitti. Kimler dost oldu kimler düşman oldu. Doğru mu? Dostlar düşman oldu, düşmanlar dost oldu. Herkes dedi ki Mustafâ Özbağ bitti ama Allâh bitirmeyince bitmedi. Allâh bitirecek bir insanı. Allâh yüceltçek, Allâh diriltecek. O yüzden böyle Allâh’a sık sıkı sarılın. Ümidinizi kesmeyin. Asla. O öyle bir Rabbi. Yâ Rabbî diyeni geri çevirmez. Onunla olan irtibatınızı çok sıkı tutun. Çok sıkı tutun. Günahları affedecek olan o, hataları örtecek olan o, rızkı kolay vercek olan o. Hiç ummadığın yerden seni nimetlendirecek olan o. Hiç ummadığın yerden sana sevap verecek olan da o. O yüzden Allâh’la olan irtibatınız her dâim canlı olsun. Her dâim kuvvetli olsun.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Ramazân-ı Şerîf 1. Haftası: Tahiyyât, Lâ İlâhe İllallâh, Esmâ Sil

Velâyet yolunun terbiye sistemi nedir?

Bizim dergahımızda sırf esmâ terbiyesiyle gitmeyen dervîş kardeşlerimiz var. Bu esmâ ile gidenler, bu velâyet yolunun öğretisidir. Burayı da biraz açayım size şimdi soru sorulmuşken. Velayet yolunun terbiye sistemi budur. Ama bir kısmı da nübüvvetten gider terbiyeyi. Nübüvvetten gidenler böyle esmâ terbiyesiyle gitmezler. Onların zikri devamlı tevhiddir. Lâ ilâhe illallâh’tır. Onlar yine nefs merâtibini kat ettiklerini büyük bir kısmı bilir. Ama onlar o nübüvvetten gidenler direkt kalbin seyr-i sülûküne yönelirler. Onlar kalp ayağıyla yürür. O nefs merâtibiyle yürümez. O kalp ayağıyla yürür. Bir kısmı ise hem kalp ayağıyla yürür hem de nefs merâtibiyle yürür. Bu muhteşem üstüdür. O çünkü hem kalbî seyr-i sülûk eder.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Ramazân-ı Şerîf 1. Haftası: Tahiyyât, Lâ İlâhe İllallâh, Esmâ Sil

Kalbin seyr-i sülûkü nedir?

İlmel yakin, ayne’l-yakîn, Hakka’l-yakîn olarak bu kalbin seyr-i sülûküdür. O kimse tevhide devam eder. İlmel yakinden ayne’l-yakîne, ayne’l-yakîn’den Hakka’l-yakîne geçer. Bu kalbin seyr-i sülûküdür. Burası ancak pir seviyesindeki zatların terbiyesinde vardır. Genel olarak Tarîkat-ı Aliyye’ye bu nefs merâtibi terbiyesini dervişlerine verebilir. Onlar çünkü öbür tarafı bilemezler, veremezler. Kalbin seyresülükü ile nefs merâtibi seyresülükü aynı değildir çünkü. Kalbin seyresülükünde olan kimse nefs merâtibi seyresülükünde götürür. Nefis meratiplerinin seyresülükünü götüren kimse kalbin seyresülükünü götüremeyebilir. O yüzden o kimse evliyâ olur, mürşid-i kâmil veya pir seviyesine gelemez orası açılmazsa.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Ramazân-ı Şerîf 1. Haftası: Tahiyyât, Lâ İlâhe İllallâh, Esmâ Sil

Sevgi beklemeden sevmeyi öğrenmek neden önemlidir?

Sevgi beklemeden sevmeyi öğrenin. Sevmeyi öğrenin. Sevmek kadar ulvi bir şey yoktur. Seversen insansındır. Seversen. Seversen kemale erersin. Seversen. Seni çok namâz kemale erdirmez. Çok oruç seni kemale erdirmez. Çok sevgi seni kemale erdirir. Çok sevgi. Fütûrsuzca. Fütûrsuzca olan sevgi seni kemale erdirir. Allâh’ı fütûrsuz sev. Âmîn. Öyle bir fütûrsuz sev ki öyle fütûrsuz sev.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Ramazân-ı Şerîf 1. Haftası: Tahiyyât, Lâ İlâhe İllallâh, Esmâ Sil

Hesaba kitaba katma neden sevgiye zarar verir?

Bir hesaba kitaba katma hiç. Hesaba kitaba katarsan o fütûrsuz sevgi değildir. Peygamberini öyle sev. Üstadını öyle sev. Etrafını eş çoluk çocuk öyle sev. Varsın onlar normal insanlar senin sevgini istismâr etsin. Senin sevginin kıymetini bilmesin. Senin sevgini çok ucuza satsın. Neden ucuza sattın da deme. Neden beni ucuza değiştin deme. Elle mi? Ucuza değişsin. Avâm o çünkü. Sen ölünce anlayacak o seni. Son nefeste anlayacak belki de. Belki de son nefeste de anlamayacak. Mahşerde görecek o zaman. Veya sen ortadan kaybolunca anlayacak. Bakacak ki kış gelmiş. Artık yapraklar döküntüsü de kalmamış. Bahar elini eteğini toparlamış götürmüş. Son var son kalan kalıntıları da götürmüş. Artık kış gelmiş.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Ramazân-ı Şerîf 1. Haftası: Tahiyyât, Lâ İlâhe İllallâh, Esmâ Sil

Sevgi neden kemale erdirir?

Çok sevgi seni kemale erdirir. Çok sevgi. Fütûrsuzca. Fütûrsuzca olan sevgi seni kemale erdirir. Allâh’ı fütûrsuz sev. Âmîn. Öyle bir fütûrsuz sev ki öyle fütûrsuz sev.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Ramazân-ı Şerîf 1. Haftası: Tahiyyât, Lâ İlâhe İllallâh, Esmâ Sil

Gül bahçesi ve bülbül ne anlama gelir?

Gül bahçesi dağılınca bülbül gülün kıymetini bilecek. Gül veren gibi gül vermeye devam ettiği müddetçe bülbül neşesine neşe katacak. Dalında şakacak. Ne zaman ki gül bahçesi bozuldu güller bu dünyadan göçtü gitti o zaman anlayacak. Diyecek ki ben gül bahçesinde yaşıyormuşum. Rabbim hepiniz de gül eylesin. Âmîn. Gül bahçesinde yaşasın. Âmîn.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Ramazân-ı Şerîf 1. Haftası: Tahiyyât, Lâ İlâhe İllallâh, Esmâ Sil

Mürîd ile Mürşid arasında korku mu sevgi mi üstündür?

Evet. Efendim mürîd ile mürşid arasında veya Allâh’la kul arasında korkulmak mı daha sevgiden üstündür yoksa sevgimi sevmek mi korkulmaktan daha evladır? Bak böyle sevgiden laf açıyorsunuz millet pert oluyor sana. Şimdi normalde korkunun temel ögesine bir kimse neye korkar? Normalde eğer ki avâm insanların korkusu gibi işte cehennemde yanmaktan korkmak gibi veya Allâh’ın azâb edeceğinden korkmak gibi veya Cenâb-ı Hak ona Celâl sıfatıyla veya Kahhâr sıfatıyla tecellî edecek, onu kahır perîşân edecek. Öyle bir korku mu? O zaman böyle bir korku sûfî noktasında şey değildir. avâma aittir bu korku. Bütün cezalar avâm içindir. Çünkü avâm suç işler. Avâm suç işleyeceği için onun o suçu engellemek için onu korkutursun cezayla.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Q&A: Kadir Gecesi, Sevenin Korkusu, Nûr Renkleri ve İslâm Devleti

Sevenin korkusu nedir?

Bütün inanç felsefelerinin hepsinde bir ceza sistemi vardır, ceza yöntemi vardır. Bu ceza o avamı yola getirmek içindir. Normalde avâm onunla yola gelir ama sevenin korkusu farklıdır. O Allâh’ı seven bir kimse cehennem ateşinden korktuğundan dolayı yapmaz. O Cenâb-ı Hak’ın sevgisinde eksiklik olacak diye o ayrı bir korku yaşa. Asıl korkan sevendir. Gerçekten hakîkat ma’nâsında o kimse korkuyorsa o zaman Allâh’la arasının perdelenmesinden korkar. Seven kendi ma’şûkuyla sevdiğiyle arasının perdelenmesinden korkar. Bu korku çok farklı bir şeydir. Ona ondan uzaklaşmaktan korkar. Onunla diyaloğunun bozulmasından korkar. Bu korku öbür korku gibi değildir.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Q&A: Kadir Gecesi, Sevenin Korkusu, Nûr Renkleri ve İslâm Devleti

Bakara 2/115 Vech Âyeti’nden ne çıkarılabilir?

Bundan beni uzaklaştır dedi. Tak uzaklaştırdı Cenâb-ı Hak. Şimdi onun Allâh’la olan ilişkisinin bozulmasını hiç istemez artık o. Çünkü duasının tecelliyâtını görüyor. İsteğinin tecelliyâtını görüyor. Veya yâ Rabbî hasretim sana bir cemâl bakışı atsaydın da, yüreğimi bir okşasaydın, şu garip gönlüm gecenin yarısında cûş u hurûş etseydi seninle zevklenseydi dedin de yıldırım gibi çarptı. O yıldırım gibi o çarpınca onu asla kaybetmek istemez. Bu sefer der ki Ramazân duaların kabul olundu. Ay ben her gecimi böyle geçireyim. Ben şöyle bir dünyevî isteklerimi arzularımı bir kenara koyayım. Şöyle nefsimin isteklerini de bir kenara koyayım. Ben Ramazân gecesini onunla baş başa geçireyim. Yâ Rabbî seninle baş başa geçirecek geceyi istiyorum.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Q&A: Kadir Gecesi, Sevenin Korkusu, Nûr Renkleri ve İslâm Devleti

Nûrda fenâ olma ne demektir?

Nûrun dereceleri de normalde renklerinden belli olur. Şimdi, hatta gaz haline geçtiği zaman buradayken tayy-i mekân, tayy-i zamân… O normalde nûrun dereceleri, Cenâb-ı Hak’ın nûr ismi şerifinin sıfâtsal tecelliyatları, nûrun derecesi o kimsenin derecesiyle alakalıdır. Mesela mülhümedeysem, mülhimenin nûr rengi ayrıdır, mutmainnenin nûr rengi ayrıdır, râdıyenin, mardiyyenin, sâfiyenin nûr renkleri ayrıdır. O kimse nûrun tecelliyâtına mazhar olunca kendisi de nûrda fena oluyorsa kendi rengi de değişir. Ama o nûrda fenâ olmadıysa, nûrda fenâ olmuyorsa, örnekliyorum bunu, örneklemek için söylüyorum.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Q&A: Kadir Gecesi, Sevenin Korkusu, Nûr Renkleri ve İslâm Devleti

Hz. Peygamber’in Acziyet Duâsı’nda neden ‘acziyet’ kullanılmıştır?

Üzerine basa basa bir hadîs-i şeriften bahsetmişsiniz. Hz. Peygamberin duası olan bir hadîs-i şerîf, Allâhım kederden, üzüntüden, acizlikten, cimrilikten, tembellikten, korkaklıktan, borç yükünden, insanların zulmünden sana sığınırım diye. Âmîn. Bu hadîs-i şerifte Cenab-ı Resûlullâh çâresizlik dememiş, âcziyet demiş. Peygamber efendimizin bize anlatmak istediği âcziyet nedir efendim? Güç yetiremediği şeyler. Bir kimse güç yetiremez, âcziyeti için. O normalde âcziyet güç yetirememektir. Senin ona gücün yetmez. Örnekliyorum ben birey olarak benim güç yetiremediklerim var. O yüzden güç yetirememektir. Bu âcziyette, gücün yetmez.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Q&A: Kadir Gecesi, Sevenin Korkusu, Nûr Renkleri ve İslâm Devleti

Kibirlenene kibirlenme nedir?

"Kibirlenene Kibirleniniz" Hadîs-i Şerîfi — Cihâd-ı Tebliğ: Beyhakî, Şu’abü’l-Îmân 6/277 (Hz. Ömer r.a.: "et-tekebbürü ale’l-mütekebbiri sadakah"); Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 1/318 (rivâyet ve şerhi); klasik şerh — Münâvî, Feyzü’l-Kadîr ; klasik fıkıh — "izzet-i nefs" hükümleri: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr ; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/376; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif , "Tevâzu Bahsi"; «dîn/ırk/millet/mezheb için kibirlenene kibirlenme» — modern tatbîkat: Said Halîm Paşa, Buhrânlarımız ; Necip Fâzıl, İdeolocya Örgüsü ; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Q&A: Kibir, Gurur, Şevvâl Orucu ve Dervîşlerde Eksiklik Görme

İlahi aşk ve dinin hakikati akılla anlaşılabiliyor mu?

İlahi aşk ve bu ma’nâda dinin gerçek manadaki ma’nâ hakîkati aklın tam olarak çözümleyebileceği bir şey değil. Bunun içerisinde insanın bireyin veya bir Müslümanın yaşamış olduğu dini ma’nâ i’tibâriyle kendi özünde benimsemesi, onu hissetmesi akıl üstü bir şey.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2145: Akıl Üstü Hakîkat ve Münkirin Mu’cize Reddi

Mü’min nasıl terbiye edilmelidir?

Mü’min de terbiye edilmesi gerekir. Terbiye edilmezse o mü’min lezzetli bir hale gelmez. O bir sûfî terbiyesinden geçecek. O sûfî terbiyesinden geçince olgunlaşacak. Yenilir hale gelecek. Aranılır hale gelecek. O sûfî terbiyesini almadıysa, o zaman orada terbiyeyi alanlar var da birileri almadıysa, bu da onların tembellikleri, aymazlıkları.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2145: Akıl Üstü Hakîkat ve Münkirin Mu’cize Reddi

Kaderin varlığını bilmek sûfîler için ne ifade eder?

O yüzden kaderin varlığını bilmek sûfîler için limandır. Dersin ki kader buymuş tamam bitti. Hatta ben şurada hata yaptım burada hata yaptım derim bitiririm meseleyi. Bitti dersimi alırım bunları bir daha yapma derim eyvallâh. Kaderiyeci değilimdir ben. Burada şunu yaptım burada bunu yaptım. Bu da benim başıma geldi. Geldi tamam bitti bu kadar. Hesabı görür atarım kenara. Yoksa hayat yaşanmaz hale gelir. Yok.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Kader-Cüz-i İrâde, Günah-ı Kebâir ve Sûfînin Psikolojisi

Yolda yürüyorsun, rü’yâ görmektir, bu ne ifade eder?

Yolda yürüyorsun, yolda yürürken rü’yâyı göreceksin. Niye yaşayacağını göreceksin, yürüyeceksin yine. Hitap gelirse buradan gitme, buradan git derlerse oradan git. Öbür türlü yürü. Sûfîlik o. Yolda yürürken rü’yâyı görmektir. Sûfîlik o. Yolda yürürken rü’yâyı görmektir. Uyanıkken rü’yâyı gören lazım bize. Zikrullâh da hâl görür ya insan bu nedir? Uyanıkken rü’yâyı görmektir. Rüyadır o da. Uyanıkken görmektir. Bu artçak daha. Orada kalma. Yolda yürürken de o rü’yâyı gör. Yolda yürürken de. Rabbim cümlemizin maneviyatını derinleştirsin. Âmîn.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Kader-Cüz-i İrâde, Günah-ı Kebâir ve Sûfînin Psikolojisi

Sûfînin psikolojisi sağlamdır mı?

Sûfînin psikolojisi sağlamdır. Helâlleşmek pısırıklık değil; okyânusta dalga vız gelir tırıs gider.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Kader-Cüz-i İrâde, Günah-ı Kebâir ve Sûfînin Psikolojisi

Peygamber Aleyhisselâm’ın mu’cizesi nedir?

Peygamber Aleyhisselâm’ın mu’cizesi Ebû Cehil aleyhillanenin elinde taş parçalarını ıslatan. Ebû Cehil’in elinde taş parçalarının dile gelerek Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellemin doğruluğuna şehâdet etmeleri. Ebû Cehil’in elinde taş parçaları vardı. Dedi ki ey Ahmet şu avucumda ne saklı? Çabuk söyle. Madem ki göklerin sırrına vakıfsın. Peygamber sen avucumda ne saklı? Peygamber onlar nedir ben mi söyleyeyim yoksa onlar mı doğru olduğumuzu söylesin bizi taksik etsinler. Hangisini istersin dedi. Ebû Cehil bu ikincisi daha garip deyince, Peygamber dedi ki evet Allâh onda daha ilerisine de kadirdir. Dedi. Derhal Ebû Cehil’in avucundaki taşlarının her biri şehâdet getirmeye başladı. İbadete layık hiçbir şey yoktur ancak tek Allâh’a tapılır dedi ve Muhammed Allâh’ın elçisidir incisini deldi.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2150: Cansız Varlıkların Dili ve Ebû Cehil’in Taşları

Ebû Cehil taşlardan ne dedi?

Ebû Cehil taşlardan bu sözü işitince hiddetle taşları yere vurdu. Tabi hiddetle yere vurmakla kalmadı. Dedi ki sen tam bir büyücüsün. Orada bırakmadın sen dedi bir büyücüsün. Hazret-iPir bu örneği bu hadîs-i şerifi buraya alarak tan bir hem cansız gibi görünen taşların Allâh’ı zikrettiğini, Cansız gibi görünen taşların Hazret-iMuhammed Mustafâ’nın peygamberliğini kabul ettiğini, Cansız gibi görünen taşların Allâh’a ibâdet ettiğini gösterdi. Ve taşlar kendiliğinden Hazret-iPeygamber o elindekiler benim kim olduğunu söylesin deyince, Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resûluhu dedi taşlar. Öyle deyince Ebû Cehil attı taşları elinden. Çünkü Ebû Cehil şuna inanmıyordu.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2150: Cansız Varlıkların Dili ve Ebû Cehil’in Taşları

Allâh’ın varlığına ve Muhammed Mustafâ’nın peygamberliğine îmân etmiyor olanlar kimdir?

Allâh’ın varlığına birliğine ve aynı zamanda Muhammed Mustafâ’nın peygamberliğine îmân etmiyordu. Şimdi Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin mucizelerini inkar edenlerle Ebû Cehil’in arasında bir fark yok. O gün için Ebû Cehil o mucizeyi inkar ediyordu, sen büyücüsün diyordu. Bugün de Hazret-iMuhammed Mustafâ’nın mucizelerini inkar ediyorlar. Ve demek ki hadîs-i şerîf de sabit oldu ki cansızmış gibi görünen varlıkları da Cenab-ı Hakk’ı zikrediyor, Hazret-iMuhammed Mustafâ’nın peygamberliğini tahsik ediyor. Ve o bu taşların konuşması, bu konuda çok rivayet var taşların konuşmasıyla alakalı. O yüzden mesela bütün bu noktada Hazret-iPeygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliğini bütün bizim canlı veya cansız olarak nitelendirdiğimiz bütün varlık onun peygamberliğini ilan etmiş oldu.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2150: Cansız Varlıkların Dili ve Ebû Cehil’in Taşları

Evime gelen dervişlerin evimizde daha lüks göründüğünü söylemeli miyiz?

Şeyh Efendi’nin bana bir nasihati var. Nasihati şuydu. Mustafâ Efendi oğlum senin evine gelen dervîşler baktığında şunu desinler. bizim evimiz daha buradan güzel. Daha lüks. E şimdi bu bir ölçü. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri ashâbıyla beraber yeri içerdi. Onlarla beraber yaşardı. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri gösterişten, şatahtan, şatafattan uzaktı. Bizim üstadımız da Abdullah Efendi Hazretleri de öyle gösterişten, şatahtan, şatafattan uzak bir insandı. Öyle asla gösterişe kaçacak, şatahta, şatafatta kaçacak bir şeyi istemezdi, sevmezdi de. Ondan sonra bize de ölçü kaldı onun o hayatı. O yüzden bizim öl konuda bir sıkıntımız yok şükür hamdolsun. uçağa da mecburiyetten.

Kaynak: 2025 Sohbeti — "Evime Gelen Dervîş Daha Lüks Görsün" Tedrîsi ve Değişim-Dönüşüm

Uçak yolculuğu neden rahatsız edici?

Ben uçak yolculuğunu çok seven bir kimse değilim. oradaki o böyle prosedürler, oradaki hareketler hiç hoşuma gitmiyor benim. kibirlilik var orada böyle. Aman çok önemli sanki perdeyi kapatmalar falan böyle. Veyahut da bir saat öncesinden havalanda olacaksın oradan, oradan kimlik göster, ona kendini arat, oradan bilmem ne yap. Bir de bakıyorum öyle gidip geldiğimde böyle gereksiz koşuşturmalar, gerekszej gösterişler, gereksiz kibirlilikler böyle doldurmuş orayı. sanki havaalanını kullananlar da aynı şekilde. havaalanını kullanıyor, uçuyor. Çok önemli sanki. Oradan o bilet alanlar sanki uçağı satın aldı. Böyle bir tuhaf bir kibirlilik akan bir yer benim nazarımda. Ben arabayla gidip gelmek benim için daha özgür, daha kolay, daha rahat.

Kaynak: 2025 Sohbeti — "Evime Gelen Dervîş Daha Lüks Görsün" Tedrîsi ve Değişim-Dönüşüm

Kendini disiplin etmek neden zor?

Ben kendi kendimi disiplin etmeliyim. O yüzden kolay kolay bir şeye söz vermem. Bunu yapacağım demem. bazen arkadaşlar randevu istiyorlar, benden randevu istemeyin diyorum açıklıyorum ya. Ben bu sefer kendimi, bu konuda kendimi oraya zapt u rabt altına alınmış gibi hissediyorum. Veya bir ne saat verdim, üçte gel dedim, o üçte gelmezse cânım sıkılıyor. Gelmedi üçte kapatayım kepengi geçeyim diyorum ne yapmaya gelmedin üçte. Bunun gibi veyahut da ben birisi beni disiplin etmeye kalkınca ona da cânım sıkılıyor. Birisi bir şeyi bana mecbur edince ona da cânım sıkılıyor. Zaman zaman bunlarla karşılaşıyorum ben.

Kaynak: 2025 Sohbeti — "Evime Gelen Dervîş Daha Lüks Görsün" Tedrîsi ve Değişim-Dönüşüm

İmâmların tekbîrde Allâh telaffuzu hatası nedir?

İmâmların Tekbîrde Allâh Telaffuzu Hatâsı (Ellâh, Lillâh, Hullâh) — Şive İhtimâli ve Beyân Mecbûriyeti. Bunu tevâzû noktasında söylemiyorum. Bunu kendi iç dünyam benim. Ben öyle daha mutluyum. Ben gideyim orada zikrullâhı yapayım, sohbeti yapayım. Ne yapacaksam yapayım. Oradan döneyim geleyim. Yunus’un hesabı bir garip ölmüş diyenler cesedini üç gün sonra bulurlar. Soğuk su ile yuvalar. Böyle garip bencileyim. Ben garip olarak yaşayayım böyle ben. Ben hayatımdan memnunum. Şeyh Efendi Hazretleri ile giderken ben yatacak yer aramazdım. Yemek yeri aramazdım. Hiç böyle isterdim ki Cenâb-ı Hakk beni herkesin gözünden ayırsın. Kimse beni görmesin. Hem de öyle olurdu. Kimsenin aklına gelmezdim ben. nerede kalacaksın, nerede yatacaksın. Ben giderdim bir benzinliğe, çekerdim arabaya. Orada yatardım. Orada duşumu dalırdım. tekrar Şeyh Efendi arardı sabahleyin.

Kaynak: 2025 Sohbeti — "Evime Gelen Dervîş Daha Lüks Görsün" Tedrîsi ve Değişim-Dönüşüm

İmam Gazâlî zikirlerin zirvesi hu’dur diye paylaştınız. Bu ifadeyi nedir?

İmam Gazâlî zikirlerin zirvesi hu’dur diye paylaştınız. Selâmün aleyküm. Aleyküm selâm. Geçen efendim Gazalinin hu zikri zikirlerin zirvesidir diye paylaştınız. Hadîs-i Şerîfte zikirlerin en faziletlisi tevhid, la ilâhe illallah’dır buyuruyor. Bu ikisini kıyasladığımızda nasıl bir yol izlemeliyiz? Zatların veyahut da bu nefis meratipleri yolunda yürürken veyahut da kalbi meratipler yolunda yürürken, her dervişin, her sufinin kendince bir zirve yaptığı bir ismi şerif vardır. Ya o kalbi esması olur ya da nefsin esması olur önemli değil. Veyahut da üstadın ona bir isim verir esmalardan birisini verir. Onu çekmeye başlar. O isim onun ismi azamıdır. Bu tevhid la ilâhe illallah’dan üstündür manası değildir bu. O şahsa münhasır bir haldir şahsa münhasır bir zikirdir. Gazâlî o esnada hu ismi şerefini hepsinin fevkinde üstünde görmüş. Bu mualdir, doğrudur. Çünkü hu ismi şerefi direkt zata mütalektir. Zata mütalektir. Böyle olunca normalde gazali o esnada o haldeyken onun için zirve ismi azam ismi hu esmasıdır. O der ki bütün sıfatların zikirlerin zirvesi hu esması demiştir. Onun hakkıdır. Ama bu hadîs-i şerife muhalefet noktasında değildir. zikrin eftali la ilâhe illallah’dır. O hadîs-i şerife muhalef olarak algılamayın. Tasavvüfta sûfî öğretisyonundaInterviewer optimalinde bir regulatory okalu bir kimseye Allâh ismasını çek tarihini saydı.

Kaynak: 2025 Sohbeti — "Evime Gelen Dervîş Daha Lüks Görsün" Tedrîsi ve Değişim-Dönüşüm

Hû, Hayy, Kayyûm, Kahhâr İsm-i Şerîfleri çekildiğinde diğer ibâdetler geri plana geçemez mi?

Hû, Hayy, Kayyûm, Kahhâr İsm-i Şerîfleri çekildiğinde diğer ibâdetler geri plana geçemez — Ölçü. Şimdi bu da onun gibi o esnada o kimse Hu ismi şerifini veya Hayy ismi şerifini veya Kayyûm ismi şerifini veya Kahhâr ismi şerifini nefis maratıplarının zikirleri çünkü bu. Onlar normalde o esnada onun ismi azamı olur bu. Bu tevhidi daha faziletsiz görmek değil. Merham anlatıldı herhalde. Allâh senden razı olsun. Selâmün aleyküm Efendim. Aleyküm selâm. Tasavvuf tarîkat yoluna insan bazlı mı bakmamız lazım yoksa hizmet bazlı mı bakmamız lazım? Bu oradan öyle bakmak lazım buradan böyle bakmak lazım değil ki din zaten insan üzerinedir. Din birinci derecede Allâh insanı önemli kılar. Geri kalan yollar insanların kemali ermesi içindir. Ama önemli olan insandır o yüzden. benim için birinci derecede insan önemlidir.

Kaynak: 2025 Sohbeti — "Evime Gelen Dervîş Daha Lüks Görsün" Tedrîsi ve Değişim-Dönüşüm

Tasavvuf tarîkat yoluna insan bazlı mı bakmamız lazım yoksa hizmet bazlı mı bakmamız lazım?

Bu oradan öyle bakmak lazım buradan böyle bakmak lazım değil ki din zaten insan üzerinedir. Din birinci derecede Allâh insanı önemli kılar. Geri kalan yollar insanların kemali ermesi içindir. Ama önemli olan insandır o yüzden. benim için birinci derecede insan önemlidir. İnsan önemli ise ona hizmet de önemlidir o zaman. Veyahut da o insanı kemali eldiren yolda da hizmet önemlidir. Hepsi de birbirinin içine bağlı ki. O birbirini ayrıştırmam ben kolay kolay. Babacım bazen bir olay oluyor bir hizmet oluyor. Bunun yapılması lazım şöyle ama bazıların bu duruma gücü yok. Burada saf dışı kalabiliyor. Bu noktada hizmetin mi tamamlanması lazım yoksa o insana dirsek mi koluna mı girmek lazım? Burada ikisi de lazım. bunların ayrışması söz konusu değil ki burada bir şey yapılması lazım. Yapılacağı zaman herkes gönüllülük esası yapıyorsa bir kimse yapar. Bir kimse yapamadı yapamadı cânım kardeşim ne yapalım yani. Onu atmak değil derdimiz ama. Şöyle bakmamamız lazım değil mi babacım bu hizmete gelmiyor.

Kaynak: 2025 Sohbeti — "Evime Gelen Dervîş Daha Lüks Görsün" Tedrîsi ve Değişim-Dönüşüm

Dergâhda gönüllülük esâsı nedir?

Dergâhda gönüllülük esâsı — Çay Dağıtmak Mecbûriyet Değil, Hiç Kimse Hiç Kimsenin Mârâbâsı-İşçisi-Elemanı Değil. Biz kimi eksik noksân göreceğiz ki. Yok o bizim işimiz değil. Allâh bizi affetsin. Bir de bizde gönüllülük esası var. Herkes bir işin ucunu tutmak zorunda değil. Hiç kimse bir şey yapmayabilir. Burada çay dağıtmak zorunda değil. Birisi çay dağıtıyor, öbür kül tutmuş tepsinin ucundan çay dağıtıyor. Biri demliyor. Biri süpürüyor. Örnek. Biri temizliyor. Mecburiyeti yok hiç kimsenin. Hiç kimsenin hiçbir şeye mecburiyeti yok. O yüzden diyorum ben bu gelen herkes Allâh’ın misafiri. Allâh’ı zikretmeye gelmiş. Sen de Allâh’ın hizmetçisin. Hizmet ediyorsan Allâh’a hizmet ediyorsun. Şahısları da görme. Bitti bir şeyin ucundan tuttuysan Allâh için tuttun. Allâh’ın işinin ucundan tuttun. Benim işim yok burada.

Kaynak: 2025 Sohbeti — "Evime Gelen Dervîş Daha Lüks Görsün" Tedrîsi ve Değişim-Dönüşüm

Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’in müşrik yaftası tartışılmaktadır. Bu tartışmayı nedir?

Ebû Tâlib Müşrik Yaftası Tartışması — Hz. Peygamber’i Müşriklere Karşı Korumak Küfr-i İnâdî ile Bağdaşmaz. Peygamber Efendimiz hayatındayken amcasını çok sevdiğini yanlış anlamadıysak sohbetlerinizden anlıyoruz. Miraç hadisesinde anlatırken önce büyük oğlu vefat etti, ardından küçük oğlu sonra amcasını vefat etti ve Hazreti Hatice hiç vefat etti diye sizde müşrik bir sestoruyla anlatıyorsunuz bunu. Efendimiz amcalarını îmân etmeden mi sevmişti? Bu fıtri bir şeydir insanın amcasını sevmesi. Ama bu fıtratın üstünde bir şey çünkü Ebû Tâlib onu çok muhafaza etti, çok korudu. Sonuçta eğer ki imani bir îmân noktasında Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin dinini reddetmiş olsaydı iç aleminde ona düşmanlık yapardı. iç aleminde onun dinini reddetmedi reddetmediği gibi ona bütün kanatlarını üstüne serdi muhafaza adına. Öyle olunca bu benim kendi şahsi duruşum. Ben amcasının onu seni temiz bir sultan getirdik diyor âyet-i kerimede. O yüzden Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin amcasının da babasının da dedesinin de geriye doğru gittiğimizde ben temiz olduğuna inanıyorum. Abbas’ı Hz. Abbâs diyoruz İslâm tarihinde ama Hz. Ebû Tâlib demiyoruz İslâm tarihinde. Demmiyor doğrusu yani. Ben sonuçta Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine kim iyilik yaptıysa ona düşmanlık yapmadıysa ben ona düşmanlık besliyorum. Ona düşmanlık yapanlara düşmanım. Ona iyilik yapanlara düşmanlığım yok. Aynı şekilde. Îmân etmiş olsa bile. Ya bir kimse kâfirdir, Müslümanlara düşmanlık yapmıyordur.

Kaynak: 2025 Sohbeti — "Evime Gelen Dervîş Daha Lüks Görsün" Tedrîsi ve Değişim-Dönüşüm

Velâyet neden peygamberlikten üstün olarak görülür?

Aslında Muhyiddin ibni Arabi bu bahis açılınca, Muhyiddin ibni Arabi veliliği nebillikten üstün olarak görür. Bu tabi kafa karıştırır insanlarda. Çünkü peygamberlik, peygamber vefat ettiğince peygamberlik vazifesi biter. Velilik son bulmaz. Vazife olarak. Hz. Muhammed Mustafâ’nın peygamberlik vazifesi bitti. Veliliği bitmedi. Bugün dininizi tamam ettim. Din olarak size İslâm’ı seçtim. Din tamamlandı. Siz dine bir âyet artık katamazsınız. Bir âyet de çıkaramazsınız. Siz yeni bir hadîs üretemezsiniz. Kim üretirse cehennemliktir. Bir hadisi de yok sayamazsınız. Reddedemezsiniz. Hadis ise nasıl olmayan bir hadîs olarak üretmek cehennemlik ise olan bir hadisi de reddetmek de cehennemliktir. Allâh muhafaza eylesin. Öyle olunca velîlerin velilikleri devam eder. O yüzden her peygamber bir velidir. Velilikleri devam eder. Velilik nurları onların kaybolmaz. Velilik nurları. Bir velilik nuru bir kimsenin üzerinde tecelli ettiyse o kaybolmaz. Oradan geri dönüş yoktur artık. Nefis meratipleri olarak. Mar diye burlardan geri dönüş vardır. Mar diyen de geri dönüş zordur. çünkü o halifelik makamıdır. Oradan da geri dönüş zordur. Ama safiyeden veliliği tescillenmiş olan bir kimsenin oradan geri dönüşü yoktur.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2160. Beyit: Çalgıcı Hitâbı, Velâyet Vahyi ve Bayındır So

Velâyet nurları ne demektir?

Velilik nurları onların kaybolmaz. Velilik nurları. Bir velilik nuru bir kimsenin üzerinde tecelli ettiyse o kaybolmaz. Oradan geri dönüş yoktur artık. Nefis meratipleri olarak. Mar diye burlardan geri dönüş vardır. Mar diyen de geri dönüş zordur. çünkü o halifelik makamıdır. Oradan da geri dönüş zordur. Ama safiyeden veliliği tescillenmiş olan bir kimsenin oradan geri dönüşü yoktur.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2160. Beyit: Çalgıcı Hitâbı, Velâyet Vahyi ve Bayındır So

Velâyet nurları nasıl tecelli eder?

Velilik nurları onların kaybolmaz. Velilik nurları. Bir velilik nuru bir kimsenin üzerinde tecelli ettiyse o kaybolmaz. Oradan geri dönüş yoktur artık. Nefis meratipleri olarak. Mar diye burlardan geri dönüş vardır. Mar diyen de geri dönüş zordur. çünkü o halifelik makamıdır. Oradan da geri dönüş zordur. Ama safiyeden veliliği tescillenmiş olan bir kimsenin oradan geri dönüşü yoktur.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2160. Beyit: Çalgıcı Hitâbı, Velâyet Vahyi ve Bayındır So

Velâyet nurları nasıl kaybolmaz?

Velilik nurları onların kaybolmaz. Velilik nurları. Bir velilik nuru bir kimsenin üzerinde tecelli ettiyse o kaybolmaz. Oradan geri dönüş yoktur artık. Nefis meratipleri olarak. Mar diye burlardan geri dönüş vardır. Mar diyen de geri dönüş zordur. çünkü o halifelik makamıdır. Oradan da geri dönüş zordur. Ama safiyeden veliliği tescillenmiş olan bir kimsenin oradan geri dönüşü yoktur.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2160. Beyit: Çalgıcı Hitâbı, Velâyet Vahyi ve Bayındır So

Velilerin kıyafetlerine ne dikkat edilmelidir?

O yüzden Allâh dostları belliyle herkesin beklediği kılık ve kıyafet de değildir. Yere ve zamana göre. Millet ne bekler kocaman bir kavuğu olsun, kocaman bir sarığı olsun, kocan bir cübbesi olsun, yürürken etrafında avânesi olsun, korumalar olsun, araba son model olsun, arabanın yanında lopur lopur koşanlar olsun. O büyük mürşid.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2160. Beyit: Çalgıcı Hitâbı, Velâyet Vahyi ve Bayındır So

Mürşid-i Kâmilin kılık-kıyafetle ilgisi nedir?

Bir mürşid-i kâmilin bunlarla işi yoktur. O mürşid-i kâmil senin içinle ilgilenir. Senin için onun yanında mı değil mi? Senin için onun canında mı değil mi? Hz. Pîr der ki hani, niceleri bizim yanımızda görünür ama gönül olarak Yemen’dedir. Niceleri Yemen’dedir fizika olarak ama canları canımızdadır der. O mürşid-i kâmil senin kılına kıyafetine bakmaz, senin dışına bakmaz, senin paranı puluna makamına bakmaz. O senin içine bakar. Senin içinle âlemde. Buna bakar. O yüzden insanlar bu manada kendilerince hep dışa odaklıdır. Maneviyat ise içe odaklıdır. O kalp âlemiyle ilgilenir, o ma’nâ ile ilgilenir. Bu dışı terk etmek değildir. Hz. Muhammed Mustafâ dışı terk etmemiştir. Ama asıl olan içtir. O iç âlemle ilgilenir.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2160. Beyit: Çalgıcı Hitâbı, Velâyet Vahyi ve Bayındır So

Allâh dostları nasıl değerlendirilmelidir?

O yüzden nice böyle mecnûnvârî, nice böyle dîvânevârî zatlar vardır. Allâh dostudur. Bilemezsin onu. O yüzden dışına bakarak kimseyi hükmetme. Dışına bakarak kimseyi reddetme. Dışına bakarak o kimseye hüküm verme. Sen onun iç âlemini izle. Allâh bizi onlardan eylesin. O yüzden Allâh dostları velîler bir taraftan da imtihanhane gibidirler. Onlar kimseye imtihan etmez. Ama velîlerin üzerinden insanlar imtihan olur. Velilerin üzerinden müridler imtihan olur. Velilerin üzerinden mürîd olmasa da dışarıda kınlar imtihan olur. Rabbim bizleri muhafaza eylesin.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2160. Beyit: Çalgıcı Hitâbı, Velâyet Vahyi ve Bayındır So

Mürîdlik râbıta nedir?

Ben boyuna râbıta üstüne râbıta yapıyorum. Bir de şimdi mürîdlik böyle bir şey şeyh’inle kıyaslıyorsun. Ben şimdi böyle râbıta ediyorum şey yapıyorum gördüğüme soruyorum bu nasıl bir zat. cevap vereceğim çünkü. Biliyorum başa gelecek olanı. Neyse böyle hasta geliyor. Ona bir şey okuyor. Bir sırtına vuruyor. Bir öksürüyor, tinsiriyor orada saatlerce dakikalılarca adamın salya burnundan ağzından bir şeyler akıyor. Böyle bir tuhaf bir durum. Tabii şeyh efendi yanında edeble duruyor. Ben hep râbıta ağacı gibi ravutadayım.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2160. Beyit: Çalgıcı Hitâbı, Velâyet Vahyi ve Bayındır So

Velilerin ihtiyaçlarını nasıl karşılamaları gerekir?

Veliler Allâh’tan isterler. Veliler Allâh’a dayanırlar. Veliler kullardan dilencilik yapmazlar. Onlar Allâh’tan dilenirler. İhtiyaçlarını Allâh’a arz ederler. Onlar ihtiyaçlarını insanlara arz etmezler. Bir çıt üstü. Onlar bir şeyi ihtiyaç görmezler. O yüzden kalplerinden de dillerinden de kendi adlarına bir şey istemezler. Onlar yaşayan ölü gibidir. Bir şey geldiğinde reddetmezler. Geleni haktan görürler. Gideni de haktan görürler. Gelir, hak gönderdi. Gider, hak aldı, hak gönderdi. Ne gelene sevinirler ne de gidene üzülürler. Bu da en üstü. Çünkü gelen de haktır, giden de haktır. Neymiş? Gelen de hakmış, giden de hakmış. Bu ne olursa olsun ama. Bu ne olursa olsun. Dünyâ aleminde, zâhir aleminde veya bâtın aleminde ne olursa olsun. Gelen de haktır, giden de haktır. Bu hale eriştiysen ne mutlu sana. Bu hale erişmediysen gayret et, koştur, mücâdele et, yol herkese açık.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2160. Beyit: Çalgıcı Hitâbı, Velâyet Vahyi ve Bayındır So

Gelen de haktır, giden de haktır. Bu ne anlama gelir?

Dünyâ aleminde, zâhir aleminde veya bâtın aleminde ne olursa olsun. Gelen de haktır, giden de haktır. Bu hale eriştiysen ne mutlu sana. Bu hale erişmediysen gayret et, koştur, mücâdele et, yol herkese açık.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2160. Beyit: Çalgıcı Hitâbı, Velâyet Vahyi ve Bayındır So

Şeyhin Trende Sigara Nasîhati nedir?

Şeyhin Trende Sigara Nasîhati: "Bu Ağız, Bu Dil — Allâh Dedi mi Yalan, Gıybet, İftirâ Etmez". Sigara için bir dervîş kardeşimize nasıl nasîhatte bulunmak doğru olur. Ben şeyhimin söylediğini söyleyeyim. Daha yeni ders almıştım, yeni derviştim. Trende sohbette eliyle böyle yaptı. Bu ağız dedi, bu dil. Allâh dedi mi dedi. Yalan söylemez, gıybet etmez, kod etmez, iftirâ etmez. dilin afetlerini saydı. Sanki bana baktı böyle. Sigara bile içmez dedi. İçimden dedim ki bu söz sana Mustafâ Özbahım bana baktı çünkü. Biz çıktık sohbetten, Oktay var yanımda Allâh rahmet eylesin. Oktay yak abi dedi, çıkardı. Oktay ben bıraktım dedim. Ne zaman dedi? Az önce dedim. Al paketi, çakma. Ben içmiyorum bundan sonra dedim. Abi her şeyi bırakacaksın aklıma gelir, bu aklıma gelmez dedi. Aklına geldi, geldi dedim.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Kurbân Hisse, Agnostik-Ateist Tenkîdler ve Şeyhin Sigara Nasîhati

Cezbe hâl hali nedir?

O vec hali apayrı bir şeyler. Öyle sayha atmak değildir vec hali. Bağırıp çağırmak değildir. Böyle titreyip kendini duvarlara vurmak değildir. O vec hali şeyhin ismini zikrederekten kendinden geçme değildir.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2180. Beyit: Çalgıcının Med’i, Cezbe ve Çengi’nin Parçala

Cezbe hâl hali nasıl bir durumdur?

Ben şimdi burada isim belirteceğim, şimdi kıyamet kopacak yani. Sen bizim şeyhimize laf söyledin diye. Kimsenin şeyhiyle işim yok. O kimse o vec halinde, mesela kimisi siyim siyim ağlar, kimisi orasını burasını normalde ısırır, kendinden geçer, titrer örneğin.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2180. Beyit: Çalgıcının Med’i, Cezbe ve Çengi’nin Parçala

Cezbe hâl hali neden bir kimseye zarar verir?

O cezbe hâl hali devam ediyorsa orada hevâ heves var, ondan rahatsız olur. Bir başkasında hevâ heves var, rahatsız olur. Oradan rahatsız olur dedim, o cezbe hâl hali onu o tarafa yönlendirmez. Böyle bir cezbe halindeyken bir velî, bir mürşid, bir kimse ona gitse, bir şey dese çarpılır.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2180. Beyit: Çalgıcının Med’i, Cezbe ve Çengi’nin Parçala

Cezbe hâl hali neden bir dervişe zarar verir?

Ona çünkü hakikatten konuşur, sen bunu yapamazsın der veya sen böyle olmaz bu der, söyler, onun o nefsine uymuş, hevâ hevesine uymuş. Heva he, hevesine göre bir cevap bekler ondan, hevâ hevesine göre bir cevap gelmeyince de ürker ondan, korkar, çekilir ondan.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2180. Beyit: Çalgıcının Med’i, Cezbe ve Çengi’nin Parçala

Cezbe hâl hali neden bir dervişin kendi içine gizlenir?

Bazı büyük pir efendiler o cezbe halilerini saklarlar, örterler. Tabiri caizse kedilerini bölerler. O kendini bölmek de şudur, normalde kalbi olarak cezbe hali devam eder ama onun bir vazifesini de yerine getirir.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2180. Beyit: Çalgıcının Med’i, Cezbe ve Çengi’nin Parçala

Nefsin hevâ hevesi kırılır mı?

Bir damarım dahi ayık değil. Bakın bir damarım dahi ayık değil diyor. Bu cezbe hali, bir damarım dahi ayık değil dediği şey, devam et. Cezbe devam ediyor. Bir damarı dahi ayık değil. Evet su kesilmesi de bu. Bir hayli ağlayıp elâme düştü. Nihayet Çengi yere çalıp parça parça etti. ben bu hikayenin başında Çengi bir insanın nefsi olarak anlattıydım ya. Çünkü Çeng nedir? İnsanın hevâ ve hevesini böyle ayağa kaldıran, insanın böyle nefsani duygularını ayağa kaldıran şeydir. o da Çengi yerden yere vurdu, parçaladı. gerçek manada benim anladığım o kimse nefsini taşa vurdu, nefsini yere vurdu. O Cenâb-ı Hakk’ın ona olan hitabı o kendinden geçti, nefsini vurdu yere. Kırdı nefsini. Gerçek tevbe, tıpkı yırtılan bir elbisenin parçalanıp atılması gibi günâhı bir daha giymemek üzere terk etmektir.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2180. Beyit: Çalgıcının Med’i, Cezbe ve Çengi’nin Parçala

Allâh’ın bizleri de çok sevdiği kullardan eylesin. Âmîn. Âmîn. Siz tabi Allâh bir kulunu da çok severse o kul da etrafı ile yabancı olur. Bu ifadeyi nedir?

Cenâb-ı Hakk’ın bizleri de çok sevdiği kullardan eylesin. Âmîn. Âmîn. Siz tabi Allâh bir kulunu da çok severse o kul da etrafı ile yabancı olur.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2180. Beyit: Çalgıcının Med’i, Cezbe ve Çengi’nin Parçala

Herkes Allâh’ı çok seveyim Allâh da beni çok sevsin diye duâ eder. Doğru mudur?

Şimdi herkes ben Allâh’ı çok seveyim Allâh da beni çok sevsin diye duâ eder. Doğru mu? Onun getirdiklerine katlanabilmek, Cenâb-ı Hakk o sevginin tecelliyâtına katlanabilmeyi bize ihsan eylesin. Âmîn. Kolay şeyler değildir çünkü.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2180. Beyit: Çalgıcının Med’i, Cezbe ve Çengi’nin Parçala

Otur Şöyle Önüme — Allâh Selâm Söylüyor, Hâlinin Hatırını Soruyor nedir?

"Otur Şöyle Önüme — Allâh Selâm Söylüyor, Hâlinin Hatırını Soruyor": Mevlânâ Mesnevî 1. Defter "Hz. Ömer’in çalgıcıya hitâbı" beyti — klasik şerh: Konuk; Tâhirü’l-Mevlevî; "Allâh kullarına selâm gönderir" tedrîsi — Yâsîn 36/58 ("Selâmün kavlen min Rabbin Rahîm"); klasik tefsîr — Râzî; klasik kıssa-i evliyâ — Ferîdüddîn-i Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ ; Sülemî, Tabakāt ; Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb ; "devlet ve ikbâl âlemi (sırlar)" tedrîsi — klasik tasavvuf — İmâm Kuşeyrî, er-Risâle , "Sır" bâbı; Karabaş-ı Velî, Risâle-i Tarîkat .

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2180. Beyit: Çalgıcının Med’i, Cezbe ve Çengi’nin Parçala

İbrîşim Parası Mâ’nevî Müjde-İksir — Hz. Ömer Üzerinden Allâh’ın Tecellîsi nedir?

İbrîşim Parası Mâ’nevî Müjde-İksir — Hz. Ömer Üzerinden Allâh’ın Tecellîsi: "Mâ’nevî iksir-müjde" tedrîsi — klasik tasavvuf: Necmeddîn-i Kübrâ, Fevâ’ihu’l-Cemâl ; İmâm Rabbânî, Mektûbât ; klasik dervîşlik — Sühreverdî, Avârif , "Müjde ve İlhâm" bâbı; "Allâh’ın velîler üzerinden tecellîsi" — İbn Arabî, Fütûhât , "Velâyet ve Tecellî" bâbı; klasik mukābele — İbn Teymiyye, el-Furkān beyne Evliyâ’i’r-Rahmân ve Evliyâ’i’ş-Şeytân ; klasik dervîşlik — Karabaş-ı Velî, Risâle-i Tarîkat .

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2180. Beyit: Çalgıcının Med’i, Cezbe ve Çengi’nin Parçala

Çalgıcının fenâ hâli nedir?

Çalgıcının Fenâ Hâli — Zaman Durur, Bütün Her Şey Yok Olur (Muhyiddîn İbn Arabî Vahdet-i Vücûd Tedrîsi). Hani sufilikte o kimse fenâ halleri vardır. O sufilerce malumdur bu. Önce dervîş kardeşinde fenâ olma, sonra üstadında fenâ olma, sonra Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’de fenâ olma, ondan sonra Allâh’ta fenâ olma, sonra o fenalıktan sonra Allâh’ta bekā olma, bekā bulma. Ondan sonra da Muhyiddîn İbn Arabî oraya ehadiyet makamı der, sonra da ehadiyete geçme. o kimse değişik fenâ halleri yaşar dervişlikte, seyresülükte. Bu fenâ halleri bazen bir anda yaşanır, bazen zamana yayılır. Mesela bir kimse gelir, bir anda üstâd çok sever, üstadda fenâ olur o kimse. Bir anda olabilir bu. O bir bakmışsınız ertesi gün o kimse Peygamber’de Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’de fenâ olur. Bazen öyle olur ki bir anda hem üstadda hem Peygbedi Efendimiz’de hem Allâh’ta fenâ olur.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2190. Beyit: Çalgıcının Fenâ Hâli, Bir Elde Dünya Bir Eld

Allâh’la yarışılmaz mı?

Allâh’la Yarışılmaz — Allâh Birini Azîz Edecekse Hiç Kimse Engelleyemez, Zelîl Edecekse Hiç Kimse Çıkaramaz. Allâh’la yarışılmaz çünkü. Cenâb-ı Hakk birisine bir şey vermeyi murad ettiyse onu durduracak olan hiç kimse yok. Allâh birini aziz edecekse onu zelîl edecek hiç kimse yok. Allâh’la yarışacak onu engelleyecek bir kimse de yok. Cenâb-ı Hakk birisini de zelil edecekse onu Cenâb-ı Hakk’ın elinden kurtarıp azîz edecek de hiç kimse yok. Öyle olunca Cenâb-ı Hakk dilediğine hikmeti verir. Çalgıcıya da o hikmeti vermiş. O yüzden Allâh bu dilediği hikmet dilediğine hikmeti verir. Cenâb-ı Hakk bundan da sorunlu değildir. Ve o kimseye o hikmet verildi ise bir anda o kimse bu halleri yaşar mı? Evet. Bir anda onun kendisinin Rabbi ile arasında perdeler kalkar. O Allâh’ı görüyormuşçasına yaşayanlardan olur. ihsân nedir Ya Resulallah diye sorunca Cebrailin Aleyhisselâm îmân nedir, İslâm nedir, ihsân nedir deyince Allâh’ı görüyormuşçasına yaşamak dedi.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2190. Beyit: Çalgıcının Fenâ Hâli, Bir Elde Dünya Bir Eld

Dervîşânın tembelliği nedir?

Dervîşânın Tembelliği — Tevhîd Çekecek Vakti Yok Ama Instagram’da Saçma Video, İtikâfta Video Bahsi. Zaten dervîşân dediğiniz de tembel. Onlar da zaten çalışkan değil onlar da oturup tevhîd çekecek zamanları yok. Para kazanacaklar ev bakacaklar eşya bakacaklar cep telefonuna bakacaklar. Ondan sonra durumları gösterecekler. Instagram’a bakacaklar kim ne paylaşmış ona bakacaklar. Saçma sapan videolar izleyecekler. Saçma sapan videoları geçirecek zamanları olacak. Adam itikâfta itikâfta video bakacağım diye uğraşıyor. Dersini çeksene. İtikafta telefonla uğraşacağım diye uğraşıyor. Dersini çek girdiğini çek. Derinleşmeye çalış. Allâh bizi affetsin. Âmîn. çalgıcı ihtiyar da bir an fenâ oldu. Bir an fenâ olunca dedi ki Allâh bana öyle bir şey bahşetti ki bunun karşılığı yok. Bense bütün o ömrü her nefeste zir ve bemperdelerini harâc ederek yele verdim.

Kaynak: 2025 Sohbeti — Mesnevî 2190. Beyit: Çalgıcının Fenâ Hâli, Bir Elde Dünya Bir Eld

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları