Q1 Sosyal Medya, Okul ve Arkadaş Ortamlarından Sapkın Şeylere Mâruz Kalmak — Sosyal Medyayı Terk + Savcılığa Şikâyet
Bunlardan korunmam için bana bir çözüm yolu gösterebilirmesiniz. Sosyal medyayı terk et. Okulda beni rahatsız ediyorlar. Ne yapabilirim? Mor’âlim de çok bozuluyor. Şikayet et savcılığa.
Q2 İnsân Sürekli İlim Almaya Muhtâc mıdır? — Almayan Câhildir, Zâhirî+Bâtınî İlimden Uzak Cehâlet Çamuruna Saplanır (İlim Çîn’de Olsa Müslümân’ın Yitik Mâlı)
İnsan sürekli ilim almaya muhtâc mıdır? Evet. İlim almayan insanın hali nicedir? Câhildir. İlim Çîn’de de olsa Müslümân’a yitik malındır. Gidin alınız demiş. Bir kimse bu noktada hem zâhirî hem de bâtınî ilimden uzak duruyorsa, her dâim cehâlet çamuruna saplanmış bir vakitte hayat yaşar.
Q3-A Kader İnsâna Ne Hikmetle Bildirildi — Olmuş Şey Kader, Olmayan Cüz’î İrâde; Sûfî Ânın Çocuğudur, Bulutluyken Şemsiye Almak Cüz’î İrâdedir
Kader insâna ne hikmetle bildirildi. Biz kaderin varlığına îmân ederiz. Ne olduğunu bilmeyiz. O yüzden biz bu noktada Allâh bizi affetsin. Ben derim ya ben, olmuş bir şey kaderdir. Dersini al yürü. Olmayan bir şey senin cüz’î irâden noktasındadır. Sen hesabını kitabını yap, ona göre gayretini göster, çalışmanı yap. Bu olmayan bir şey. Bilmiyorsun çünkü. Yarın olmayan bir şey gelmedi daha henüz. O yüzden sen bugünden cüz’î irâdenle ne yapacağını planla. Biz kaderin varlığına îmân ettik. Kader nedir? Bunun üzerinde çok tartışma var. Hiç girmeye gerek yok. Sûfî anın çocuğudur. Anını yaşar. O esnada elinde ne var ise elindekini yaşar. O esnada önünde ne var ise onu yaşar. Ama biz bu noktada kaderîyeci değiliz. kaderimizde bu varmış, biz bunu yaşadık.
Biz bunu böyle söylemeyiz. Çünkü sizin önünüzde sizin yaptıklarınız vardır. Âyet-i Kerîme. Biz elimizin ürününü, elimizin emeğini yeriz ve kendi cüzi irademize bir yere doğru yürürüz, koşarız. kendi kendimize bakarız. Hava bulutluyken şemsiye alırız elimize. Cüz’î irâde bu. Yağmaz. O küllî irâde. O bizi ilgilendirmiyor. Biz hava şartlarını sevk ve idare edecek bir kimse değiliz. O yüzden bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren bizim cüzi irademizde olan şey olmuş. O kadar. Bitti. Şöyle olsaydı böyle olurdu, böyle olsaydı şöyle olurdu. Bunlar farazî şeyler. O esnada senin normalde aklın, fikrin, hesabın, kitabın, onu yapmaya muktedirliğin yaptın, bitti. Hata işlediysen tövbe et, ondan dersini al yürü.
Birine zarar verdiysen git helâlleş. Git onunla helâlleş. Hayatına devam et. Normal. Çünkü olan şey kader. Olmamış. Cüz’î irâde. Ben dine de, hayatıma da cüz’î irâde noktasından bakarım. Cüz’î irâde. Orada ben cüzi irademle yürürken başıma ne gelecek ne gelmeyecek bunu bildiğim bir şey yok. Başıma gelecek olan gelecek. Ama veyahut ben o esnada bir karar aldım. Kararım hatalı olabilir, yanlış olabilir, eksik olabilir, hatta günâh da olabilir. Benim cüz’î irâdem. biz işlediğimiz günahlara kaderimiz buymuş. Bu da değil. Veyahut da Cebriyye, ben mecbur bu günâhı işledim. Bu da değil. Bu da değil. Yok kardeş, ben bile bile işledim günâhı. Bu cüz’î irâde. Ben bile bile bu yola girdim. Cüz’î irâde.
Bakın cüz’î irâde. Ben bir tarîkata girmeye karar verdim. Bir şeyhe gitmeye karar verdim. Cüz’î irâde. Ben cüzi irademle dedim ki yeter senin böyle koşturduğun. Ezan okunuyordu namaza başladım. Cüz’î irâde. Cenâb-ı Hakk’ın lütfu, ikramı, ihsanı, o hidayeti bunu reddetmiyorum. Böyle bir şey yok. Ama cüz’î irâde.
Q3-B Ben Hayâtımdan Sorumluyum, Cenâb-ı Hakk Hesâb Soracak — “Dînde Zorlama Yoktur” (İmâm Mâtürîdî), Allâh Kulağından Tutup Doğru Yola Götürmez
Ben sorumluyum hayatımdan. Bakın hayatımdan sorumluyum. Cüz’î irâde. Cenâb-ı Hakk beni hayatımdan sorguya çekecek. Cüzi iradem var çünkü benim. Ama yaşandı. Ben yine cüzi irademle yaşadım onu. Evet, kader dedim, çıktım işin içinden. Hesabını verecek miyim? Evet. Hesabını vereceğim onun. O yüzden dine de, ben hayatıma da cüz’î irâde noktasından bakarım. Kendi hayatıma da cüzi iradeden bakarım. Cenâb-ı Hakk ben size doğru yolu gösterdim. Dileyen bu yoldan yürüsün demiş. Serbest bırakmış. Âyet-i Kerîme böyle İmâm Mâtürîdî de bu âyet-i kerîme kendine ölçü almış. Demiş ki biz bu dînde zorlama yoktur. Dileyen Cenâb-ı Hakk’ın bu doğru yolundan, hidâyet yolundan gider. Dilemeyen gitmez. Allâh senin kulağından tutup seni doğru yola getirmez.
Sen doğru yolu talep edersin. Cenâb-ı Hakk senin talebine göre o doğru yolu sana açar. Sen yanlışa gitmeyi talep edersin. Sana yanlışı da yaratır. Sen doğruya gitmeye kendin cüz’î irâdenle karar vereceksin.
Q3-C Yedi Büyük Günâh-ı Kebâir — Şirk, Anne-Babaya Âsî Olmak, Nâmûslu İftirâ, Cenk Meydânından Geri Dönmek (Sahâbenin Hurma Bahçesi Tercîhi)
Cenâb-ı Hakk senin kulağından tutup büyük günâh-ı kebâirden yedi tane büyük günâh-ı kebâir var ya birisine Allâh’a şirk birinci derecede. Allâh senin kulağından tutup Allâh’a şirk noktasında seni götürmüyor. Sen kendin tercih ediyorsun bunu. İkincisi ne? Anne-babaya âsî olmak. Cenâb-ı Hakk senin kulağından tutup zorla annene babana âsî ol demiyor ki. Zorla annene babanı kır, dök, ez bunu söylemiyor. Zorla annenle babanla kavga et, küs demiyor sana. Ya bunu sen kendi nefsine uyaraktan yapıyorsun. Cüzi iraden. Bak sen kendin nefsine uyuyorsun burada. Sen Allâh’ın hükmünü bırakıyorsun. Allâh’ın hukukunu bırakıyorsun. Kendince kendi nefsince haklısın sen. Annem baban hata yaptı. Eee yaptı yaptı ne olmuş?
İntikam mı alacaksın annenden babandan? Sen onunla iyi geçinmek zorundasın. Cüzi iraden. E nâmûslu insanlara iftirâ atmak büyük günâh-ı kebâirden birisi. Sen nâmûslu insanlara nâmûsuna iftirâ atarsan bu cüz’î irâden senin. Bu günaha kendin koştun. Cenk meydanından, savaş meydanından geri dönmek günâh-ı kebâirden birisi bu. Sen Allâh yolundan geri dönüyorsan kendin dönüyorsun. Birisi seni zorla geri döndürmüyor. sahâbelerin yaptığı gibi hurma bahçeliklerini bırakamadılar. Allâh yolundan geri durdular. Onları normalde geri durduran şey Cenâb-ı Hakk’ın cebriyye noktasında değil ki kendi nefislerini uydular. Sen Allâh yolundan geri döndün. Ne yaptın? Nefsini uydun, hevâ hevesini uydun. Malını düşündün, eşini düşündün, çocuklarını düşündün.
Ne derler dedin? Etrafı düşündün, sistemi düşündün. Her şeyi düşündün. Nefs sana her şeyi koydu önüne. Şeytan her türlü vesveseyi verdi. Ben bu Allâh yolundan döneyim dedin. cenk meydanı sadece savaş alanı değil. Nefisle mücadele de cenk.
Q3-D En Büyük Cihâd Nefisle Mücâdele — Ribâ-Fâiz, Yalan-Aldatma; Bizde Kaderîyecilik+Cebriyyecilik Yok, Cüz’î İrâdemizle Kur’ân-Sünnet’e Uymak
En büyük cihâd demiş Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem. Bunun gibi ne öbür günler? Mesela ribâ, fâiz. Sen Müslümân kimseden namaha fâiz yiyorsun kardeşim. Mü’min mü’minler fâiz alır mı? Almaz. Günâh kebalilerden birisi bu. Sen bunun kendi cüz-i iradenle yapıyorsun. Ne yapıyorsun? Veya yalan söylüyorsun. En büyük günâh kebalilerden birisi bu. İnsanları aldatıyorsun, kandırıyorsun. Allâh muhafaza eylesin. Bunların bütün günâh kebalilerinin hepsini de kendi cüz-i iradenle işliyorsun. Birisi senin kafana silah dayı bu günâh kebalileri demiyor. O yüzden bizde kaderîyecilik yok. Bizde cebriyyecilik de yok. Bizde cüz-i irademiz var. Biz hayatımızdan sorumluyuz. Biz Allâh’a karşı hesap vereceğiz.
Allâh’a hesap vereceksek o zaman cüz-i irademiz var. Ve Cenâb-ı Hakk da bizim nasıl bir yol izlememiz gerektiğini, nasıl bir hayat yaşamamız gerektiğini Kur’ân’ıyla ve Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleriyle bize bildirmiş. Bize düşen vazife Kur’ân ve sünnete uymak. Allâh biz onlardan eylesin. Âmîn.
Q4-A Kaderin Varlığını Bilmek İnsânın Ne İşine Yarar? — Psikolojik Olarak Rahatlatır; Olmuş Hâdiselerin Üstüne 10-30 Yıl Bina Yapmak Psikolojiyi Bozar
Kaderin varlığını bilmek insanın hangi işine yarar? Psikolojik olarak rahatlatır insanı. Nasıl rahatlatır? Olmuş ya kaderimiz böyle der çıkarız işin içinden. Psikolojik olarak neden böyle oldu? Niçin böyle oldu? Nasıl böyle oldu? Şöyle olsaydı böyle olurdu. Böyle olsaydı şöyle olurdu bizim psikolojimizi bozar. Şu anda insanların psikolojilerinin bozulmasının bir sebebi bu. Psikolojileri bozuk insanların. Olmuş hadisenin üzerine bina yapıyorlar. Sabahtan akşama kadar bunu düşünüyor. Üstünden 3 yıl geçmiş, 5 yıl geçmiş, 10 yıl geçmiş. Hala da bunları düşünerekten kendi kendine helak ediyor. Psikolojisini bozuyor. Ne olduysa oldu ya dün dünde kaldı cânım kardeşim. Yeni bir hayat kur. Yeni bir hayat kur.
İflas ettiysen ettin Allâh’ın kapısı mı kapalı? Yürü koş çalış Allâh senin önünü açar. Eşin seni terk ettiyse terk etti ya eş mi yok? Kadına erkek önemli değil. Sen doğrusan iyisin yürü. Sen ne kendi kendine sarıyor boyuna. Dinliyorum ben kadınları da erkekleri de. Sarıyor. Hele kadınlar 10 yıl önce ne olduğunu unutmuyorlar. 20 yıl önce ne olduğunu unutmuyorlar. Sarıyor boyuna. Diyor mu ya üzerinden 30 yıl geçmiş hala da bunu mu düşünüyorsun? Hiç aklımdan çıkmıyor ki diyor. Psikolojisini bozmuşum diyorum. Hangi doktora giderse gitsin hangi psikiyatriye giderse gitsin. Gidecek verecek hapı yutacak evin içerisinde dolaşan böyle hilkat garîbesi gibi bir kadın. Erkekler de aynı. Mü’min mü’min mü’min.
Allâh’a îmân etmiş bir kimsenin psikolojisi bozulmaz. Bir dervişin bir sûfînin psikolojisi bozulmaz. Allâh’a teslimdir çünkü o. Mü’min demek Allâh’a teslîm olan insan. Başına ne geldiyse geldi ya. Bir tek senin başına mı geldi? Bir tek sen mi çektin o zorluğu? Bir tek sen mi problem yaşadın? Bir tek sen mi iflâs ettin? Bir tek senin mi eşin terk etti? Bir tek senin mi çocuğunla aran bozuldu? Bir tek sen mi bu dünyada problem yaşadın? Problem yaşamayan insan mı var? Bu zamanda bu devirde bu ülkede yaşıyorsan risk altındasın herif. Ee psikolojisini bozmakta düzelecek mi? Hayır mücadele edeceksin. Yeniden hayat kurulması gerekiyorsa yeniden kuracaksın. Yeniden iş kurulması gerekiyor kuracaksın.
Yeniden evlenmek gerekiyor evleneceksin. Yeniden çoluk-çocuğun başına bak. Yeniden çoluk çocuk sahibi olmak gerekiyor olacaksın. Hayat devam ediyor hayatı yaşayacaksın. Bu noktada da öz güvenin olacak. Haram işlemeyeceksin. Öz güvenin var deyip de zulmetmeyeceksin. Ama psikolojini bozacak bir şey yok. Öyle bir şey yok.
Q4-B Sûfînin Psikolojisi Sağlamdır — Helâlleşmek Pısırıklık Değil; Hayât Seni Yenmesin, Sen Hayâtı Yen; Okyânusta Dalga Vız Gelir Tırıs Gider
Sûfî’nin psikolojisi dirençidir sağlamdır. Bozulmaz öyle. Yürür problemse problem Allâh Allâh’ın îdrâkıyla yürür. Yanlış yaptı gider yanlış yaptı kimseden kardeş hakkını helâl et. Bunu yaptım der. Eşse gider eşine der ki hakkını helâl et ben bunu yaptım yanlış yaptım. Özür dilerim senden. Pısırıklık yok. Ne yapalım böyle haydi bozdu psikolojiyi boynu düşünüyor. Sarıyor boynu geriye doğru. Sar, Allâh sar sar Allâh sar. Kadınlar da iyice sarıyorlar. Erkekler sarıyor erkek adamsın diyorum ne yapma sarıyorsun geriye doğru. Bırak geçtin yürüdün bitti. Eşim beni istemedi lan eşim yok memlekette diyorum yürü. İstemediyse kendisi düşünsün diyorum sen adamsın ya. Yürü. E kadın diyor benim eşim istemedi kendine bak düzelt yürü.
Adam gene istemiyorsa yürüsün gitsin baksın o da kendine bir eş arasın. Psikolojiyi bozmaya değmez. Psikolojini sağlam tut yenilme. Hayat seni yenmesin. Sen hayatı yen. Başına gelen hadiseler seni yenmesin. Sen yen onları teker teker. Çık onun içinden. Okyanustasın tek başınasın. Vurmuş dalgalar senin. Eyvallâh vurmuş hep vuracak. Rüzgar bir taraftan vuracak dalgalar bir taraftan vuracak. Sen gemini sağlam tut yürü. Allâh’a îmân etmişsin. Habîb’ine îmân etmişsin. Sen bir yola girmişsin. Sen o yolda yürüyorsun îmân etmişsin. Okyanusun dalgası da vız gelir tırıs gider. Fırtınada sana vız gelir tırıs gider. Senin tozunu silkeler sadece. Sen de dersin ki elhamdülillah ya tozum silkelerinde temizlendim.
Yürü. Yürü. Psikolojini bozma. O yüzden kaderin varlığını bilmek sûfîler için limandır. Dersin ki kader buymuş tamam bitti. Hatta ben şurada hata yaptım burada hata yaptım derim bitiririm meseleyi. Bitti dersimi alırım bunları bir daha yapma derim eyvallâh. Kaderiyeci değilimdir ben. Burada şunu yaptım burada bunu yaptım. Bu da benim başıma geldi. Geldi tamam bitti bu kadar. Hesabı görür atarım kenara. Yoksa hayat yaşanmaz hale gelir. Yok.
Q4-C Allâh’ın Yeryüzündeki Halîfesi Olarak Yaratıldım — Dünya Teferruâttır, Allâh’ı Tanımak-Bilmek-Zikretmek-Hamd Etmek Mükellefiyetidir, İsyân Yok
Ben Allâh’ın yeryüzündeki halîfesi olarak yaratıldım. Allâh beni kendisi için yarattı. Dünya ve içindekiler teforattır başka bir şey değildir benim için. Allâh çünkü beni kendisi için yarattı. Ben onu tanımak bilmek zikretmek ona hamd etmekle mükellefim. Bitti. Ne gelecekse gelecek başımıza. Bu böyle şatahât değil ne gönderilsen gönder manası değil Allâh bizi affetsin. Öyle değil ama gelecek ondan geliyor. O zaman kalkıp da isyân etmek yok. Allâh bizi affetsin.
Q5 Kaderin Varlığından Haberdâr Olmamak Nasıl Bir Eksiklik? — Kâfir Olur O Kimse, Kadere Îmân Şart
Kaderin varlığından haberdâr olmamak insanın yaşamında nasıl bir eksikliğinden olur. Kâfir olur o kimse. Biz kaderin varlığına îmân ederiz çünkü. Rabbim o îmân üzerinde yaşayanlardan eylesin.
Q6 Gördüğüm Rü’yâlar Gerçek Olarak Yaşandı, Sakıncası Var mı? — Sûfîler İçin Olağan; Yolda Yürürken Rü’yâ Görmek Sûfîliktir, Zikrullâhdaki Hâl de Rü’yâdır
Görmüş olduğum bazı rü’yâları gördükten sonra gerçekte yaşadım. Gördüğümüz rüyaların gerçek olacağına inanmamız da sakınca olur mu? Hiç sakınca yok. Ne sakınca olsun. Sûfîler için normal şeyler bunlar. Hatta öyle gece rü’yâ görüp de ertesi gün yaşamak daha işin başı. Yürürken göreceksin rü’yâyı. Uyanıkken göreceksin rü’yâyı. Yolda yürüyorsun, yolda yürürken rü’yâyı göreceksin. Niye yaşayacağını göreceksin, yürüyeceksin yine. Hitap gelirse buradan gitme, buradan git derlerse oradan git. Öbür türlü yürü. Sûfîlik o. Yolda yürürken rü’yâyı görmektir. Sûfîlik o. Yolda yürürken rü’yâyı görmektir. Uyanıkken rü’yâyı gören lazım bize. Zikrullâh da hâl görür ya insan bu nedir? Uyanıkken rü’yâyı görmektir.
Rüyadır o da. Uyanıkken görmektir. Bu artçak daha. Orada kalma. Yolda yürürken de o rü’yâyı gör. Yolda yürürken de. Rabbim cümlemizin maneviyatını derinleştirsin. Âmîn.
Q7 Anne Sütünü Kanser Hastasına Misâfir Vermek Sakınca Olur mu? — Belli Yaştan Sonra Süt Kardeş Olmaz, Cinsiyet Fark Etmez; Anne Sütü Satılmaz
Anne sütü kansere iyi geliyormuş. Kanser hastası biri için anne sütü istediler. Sütü müsafir vermemde bir sakınca var mı? Cinsiyet fark eder mi? Bir sakınca yok. Belli bir yaştan sonra zaten anne sütü o kimse, alan kimse süt kardeş de olmuyor. O yüzden sıkıntı olmaz. Süt olmaz. Ama anne sütü satılmaz. Anne sütü bir karşılık olarak satılmaz, verilmez. Bu.
Q8-A Perşembe Zikrullâhında İlâhî-Tempo Uyumsuzluğu Dikkatimi Dağıtıyor — Bayâdan Beri Tempo Düşüklüğü Hissetmiyorum; İlâhî+Zikrullâh Güldür Güldür Olmalı
Perşembe zikrullâhında söylenen ilâhîler bizim zikrullâha adapte olmamızı sağlıyor. Fakat zikrullâh temposuyla ilâhî ritmi uymadığı zaman dikkatimiz dağılıyor. Bu konuda iyileştirme yapılabilir mi? Ya normalde Perşembeyleri uzun zamandan beri böyle bir tempo düşüklüğü falan yaşamıyoruz biz. birkaç böyle yaşandı. Arkadaşlar da bu konuda nasihatvari bir şekilde uyarma demeyeyim. Söyledim. Arkadaşlar da bu konuda şey yaptılar. bunu biraz daha ellerinden geldiğince iyileştirdiler. Bu konuda ben bayâdan beri tempoda bir düşüklük görmüyorum. Siz görüyor musunuz? Görüyorsanız söyleyin. Ben böyle tempo düşüklüğüne çok böyle alışkın değilimdir çünkü. Ben normalde tempoyu arttırdığımda arttırır herkes.
Allâh razı olsun. Allâh razı olsun. Kardeşler de zikrullâhı yapan kardeşler de bana alışkınlardır öyle uzun yıllardan beri. O yüzden ben bayâdan beri bir tempo düşüklüğü hissetmiyorum. Cumartesi günü bayan zikrullâhında söylenen ilahilerle zikrullâh akıp gidiyor. Hakkınızı helâl edin. Gerçekten amacımız eleştirmek değil ama gerçekten zikrullâhı kendimize vermekte çok zorlanıyoruz. normalde bayâdan beri bunu nasıl algıladığınızı bilmiyorum ama ben bayâdan beri bu konuda bir rahatsızlık duymuyorum. Çünkü bu konuya da tetiz davranırım. Tempo düşüklüğü, dağınıklık benim canımı sıkar. Ben böyle güldür güldür zikrullâhı severim, güldür güldür koşturmayı severim. Öyle zikrullâh canlı, heyecanlı, böyle ilâhîler canlı, heyecanlı olacak.
Semâ’da da aynı. Ben Semâ’da da ağır ilâhî istemem. Genelde Semâ ilâhîler çalışan arkadaşlar biriler böyle başlangıcından yavaş, sonradan demâdem hızlanarak giderler. Zikrullâh da aynıdır. Başlangıcı önce alıştırma gibidir, yavaş başlar. Ondan sonra demâdem esmâlar hızlanır. En sonunda en zirveye bayrağı dikeriz. Allâh’ın izniyle öyle olur. Öyle olur. O yüzden ilâhîci kardeşler bu konuda benim bir rahatsızlığım yok.
Q8-B Tempo Düşerse Darbe’ye Geçerim, İlâhîci Kardeşler Anlar Repertuârı Değiştirir — Dilsiz Dudaksız Anlaşırız; Nefsimizi Uydurmasın İnşâallâh
Yani insanız bazen tempo düştüğü olur veya hatta ilâhî seçiminde farklı bir tercih olabilir. Ama onlar beni yakalarlar. Ben hemen darbeye geçiyorum. Onlar da anlarlar ben darbeye geçince. Ha derler bu ilâhî huymamış buraya. Hemen onlar da repertuârı değiştirirler. O yüzden dilsiz dudaksız anlaşırız biz onlarla. Elhamdülillah. Onlar beni yakalarlar Allâh’ın izniyle. Kendimi bir yere koymak için söylemiyorum ama yakalarlar onlar. O yüzden bir sıkıntı olmaz. Rabb’imizi affeylesin. Nefsimizi uydurmasın inşâallâh.
Kaynakça
- Sosyal Medya, Okul ve Arkadaş Ortamlarından Sapkın Şeylere Mâruz Kalmak: «Sû-i sohbeten kaçınma» — Furkân 25/27-29; Kehf 18/28; Tevbe 9/119; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 2/156-200 (“Âdâbü’l-Sohbe”); Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, “Sohbet Âdâbı” bâbı; «kötülükten korunma» — Felak ve Nâs sûreleri; klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’; modern Türkçe — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvufî Ahlâk; «hukukî yol — savcılığa şikâyet» — modern fıkıh: Hayreddin Karaman, Mukāyeseli İslâm Hukūku.
- İnsân Sürekli İlim Almaya Muhtâcdır — İlim Çîn’de Olsa Yitik Mâl: «Hikmet Müslümânın yitik malıdır, Çîn’de bile olsa alın» — Tirmizî, “İlm” 19 (Hadîs no: 2687, sened zayıf); İbn Mâce, Mukaddime 17; «ilim talebinin farzıyyeti» — İbn Mâce, Mukaddime 17 (Hadîs no: 224, «Talebü’l-ilmi farîẑatün alâ külli müslim»); klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 1/13-65 (“İlim Bahsi”); Süyûtî, el-Câmi’u’s-Sağîr; «zâhirî+bâtınî ilim bütünlüğü» — klasik tasavvuf: İmâm Gazzâlî, el-Münkıẑ mine’d-Dalâl; klasik dervîşlik — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat.
- Kader-Cüz’î İrâde-Cebriyye-Kaderîyye Ayrımı — Olmuş Şey Kader, Olmayan Cüz’î İrâde: «Kadere îmân» — Bakara 2/3, 285; En’âm 6/59; Hadîd 57/22; Müslim, “Îmân” 1 (Cibrîl hadîsi); klasik akāid — Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd; Te’vîlât; Sa’düddîn et-Teftâzânî, Şerhu’l-Akā’id; Eş’arî, el-İbâne; modern okuma — Bekir Topaloğlu, Kelâm İlmi: Giriş; «kaderîyye-cebriyye-ehl-i sünnet ortası» — klasik fırak: Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihal; Bağdâdî, el-Fark beyne’l-Fırak; klasik kelâm — Pezdevî, Usûlü’d-Dîn; modern Türkçe — Bekir Topaloğlu, Kelâm Araştırmaları.
- Hayâttan Sorumluyum, Cenâb-ı Hakk Hesâb Soracak — «Dînde Zorlama Yoktur» (İmâm Mâtürîdî Esâsı): «Lâ ikrâhe fi’d-dîn» — Bakara 2/256; Yûnus 10/99; Kâf 50/45; «Cüz’î-Küllî irâde» — Tekvîr 81/27-29 («Limen şâe minküm en yestakîm. Ve mâ teşâ’ûne illâ en yeşâ’allâhu»); İnsân 76/29-30; klasik tefsîr — Mâtürîdî, Te’vîlât; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; klasik akāid — Pezdevî, Usûlü’d-Dîn; Ebu’l-Mu’în en-Nesefî, Tabsıratü’l-Edille; modern okuma — Bekir Topaloğlu, İmâm Mâtürîdî ve Mâtürîdîlik.
- Yedi Büyük Günâh-ı Kebâir — Sahâbenin Hurma Bahçesi Tercîhi: «Yedi helâk edici büyük günâh» — Buhârî, “Vesâyâ” 23 (Hadîs no: 2766); Müslim, “Îmân” 145 (Hadîs no: 89, «İctenibu’s-seb’al-mûbikāt»); klasik şerh — İbn Hacer, Fethu’l-Bârî; Nevevî, Şerhu Sahîhi Müslim; «Şirk» — Lokmân 31/13; Nisâ 4/48, 4/116; «Ana-babaya âsî olma» — İsrâ 17/23-24; Lokmân 31/14-15; Buhârî, “Edeb” 4-7; «Nâmûs iftirâsı (kazf)» — Nûr 24/4-5, 24/23-25; klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’ 7/40-58; «Cenk meydânından kaçma» — Enfâl 8/15-16; «sahâbenin hurma bahçesi tercîhi (Tebük seferi öncesi)» — klasik siyer: İbn İshâk, Sîretü Resûlillâh; Vâkıdî, el-Megāzî; modern Türkçe — Asım Köksal, İslâm Tarihi.
- En Büyük Cihâd Nefisle Mücâdele — Ribâ-Fâiz; Bizde Kaderîyecilik+Cebriyyecilik Yok: «el-Cihâdü’l-ekber — nefisle mücâdele» — Beyhakî, Zühd; Hâkim, Müstedrek (sened tartışmalı, hadîs olmasa da klasik tasavvufta yaygın); klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/3-65 (“Riyâzetü’n-Nefs”); İbn Kayyim, Medâricü’s-Sâlikîn; «Ribâ-fâiz harâmı» — Bakara 2/275-281; Âl-i İmrân 3/130; Rûm 30/39; Müslim, “Müsâkāt” 105-106 (Hadîs no: 1598); «Annesiyle Kâ’be duvârında zinâ etmiş gibi» — Beyhakî, Şu’abü’l-Îmân 5/396 (Hadîs no: 5520); Hâkim, Müstedrek 2/37; klasik akāid — Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd (“İrâde” bahsi); Ebu’l-Mu’în en-Nesefî, Tabsıra.
- Kaderin Varlığını Bilmek Psikolojik Olarak Rahatlatır — Olmuş Hâdiselerin Üstüne 10-30 Yıl Bina Yapmak Psikolojiyi Bozar: «Allâh’a tevekkül kalbi rahatlatır» — Ra’d 13/28 («Elâ bi-ẑikrillâhi tatma’innü’l-kulûb»); Âl-i İmrân 3/159; Tevbe 9/51; «Geçmişe takılmama» — klasik tasavvuf: İbn Atâullâh, Hikem (“Sûfî ibnü’l-vakttir”); İmâm Gazzâlî, İhyâ 4/255-280 (“Tevekkül”); klasik tasavvuf — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere; modern Türkçe — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvufî Ahlâk; klasik dervîşlik — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat.
- Sûfînin Psikolojisi Sağlamdır — Helâlleşmek Pısırıklık Değil; Okyânusta Dalga Vız Gelir Tırıs Gider: «Sûfînin sabrı» — Bakara 2/153-157; Âl-i İmrân 3/200; «Mü’minin başına gelen iyiyse şükür kötüyse sabır» — Müslim, “Zühd” 64 (Hadîs no: 2999); Buhârî, “Sabr” bahsi; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 4/55-105 (“Sabır ve Şükür”); Ahmed b. Hanbel, Müsned; «Helâlleşmek» — Buhârî, “Mezâlim” 10 (Hadîs no: 2449); Tirmizî, “Kıyâme” 2; klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’; «Geminin sağlam tutulması — sabır temsîli» — klasik dervîşlik: Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat; modern Türkçe — Mahmûd Es’ad Coşan tedrîsi.
- Allâh’ın Yeryüzündeki Halîfesi Olarak Yaratılmak — Dünya Teferruât, Allâh’ı Tanımak Mükellefiyeti: «Halîfe-i fi’l-arẑ» — Bakara 2/30; En’âm 6/165; Fâtır 35/39; Sâd 38/26; «Yaratılış gāyesi: Allâh’ı tanımak ve ibâdet» — Zâriyât 51/56 («Ve mâ halaktü’l-cinne ve’l-inse illâ li-ya’budûn»); klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; İbn Kesîr; klasik tasavvuf — İbn Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye; Fusûsü’l-Hikem; Sadreddîn Konevî, el-Fukûk; klasik dervîşlik — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat; klasik akāid — Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd.
- Kaderin Varlığından Haberdâr Olmamak — Kâfirlik Sayılır: «Kadere îmân — îmânın altıncı şartı» — Müslim, “Îmân” 1 (Hadîs no: 8, Cibrîl hadîsi); Ebû Dâvûd, “Sünne” 16 (Hadîs no: 4695); klasik akāid — Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd; Ebû Hanîfe, el-Fıkhu’l-Ekber; Sa’düddîn et-Teftâzânî, Şerhu’l-Akā’id; Pezdevî, Usûlü’d-Dîn; modern Türkçe — Bekir Topaloğlu, Kelâm İlmi: Giriş; klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb.
- Gördüğüm Rü’yâlar Gerçek Olarak Yaşandı — Sûfîler İçin Olağan, Uyânıkken Rü’yâ: «Sâlih rü’yâ — nübüvvetin 46’da biri» — Buhârî, “Ta’bîr” 2 (Hadîs no: 6982-6985); Müslim, “Rü’yâ” 6-9 (Hadîs no: 2263-2265); klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 4/415-465 (“Mükâşefe ve Rü’yâ”); İbn Sîrîn, Te’bîrü’r-Rü’yâ; Nâbulûsî, Ta’tîrü’l-Enâm; «Mükâşefe-Müşâhede uyanıkken rü’yâ» — klasik tasavvuf: İbn Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; klasik dervîşlik — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat; Necmeddîn-i Kübrâ, Fevâihu’l-Cemâl.
- Anne Sütünü Kanser Hastasına Misâfir Vermek — Süt Kardeşlik ve Cinsiyet: «Süt akrabâlığı — Hurmet ve Sınırlar» — Nisâ 4/23 («Ümmehâtüküm’ellâtî erẑa’neküm ve ehavâtüküm mine’r-radâ’a»); Buhârî, “Şehâdât” 7 (Hadîs no: 2645); Müslim, “Radâ'” 1-12 (Hadîs no: 1444-1455); «iki yaş üstü süt kardeşlik olmaz» — Tirmizî, “Radâ'” 1 (Hadîs no: 1152); klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’ 4/4-30 (“Radâ'” bâbı); Serahsî, el-Mebsût 5/127-160; modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî 7/695-740; «sütün satılmazlığı» — klasik fıkıh: Kâsânî, Bedâi’, “Bey'” bâbı; modern okuma — Hayreddin Karaman, Günlük Hayatımızda Helâller ve Harâmlar.
- Perşembe Zikrullâh — İlâhî-Tempo Uyumsuzluğu Eleştirisi; Güldür Güldür Zikrullâh: «Allâh’ı zikretmenin fazîleti» — Ahzâb 33/41-42; Bakara 2/152; Ra’d 13/28; Cum’a 62/9-10; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 1/259-340 (“Ẑikr”); İbn Kayyim, el-Vâbilü’s-Sayyib; «Halvetiye’de hızlı zikr-i kalbî» — klasik dervîşlik: Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat; Ömer el-Halvetî, Risâle-i Halvetiyye; «hadre/devrân zikrinde tempo» — klasik tasavvuf: Süyûtî, el-Hâvî li’l-Fetâvâ; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; «ilâhî-zikr uyumu» — modern Türkçe: Süleymân Ateş, Sûfîlerin Hayatı ve Ehl-i Sünnet (eleştirel).
- Tempo Düşerse Darb’e Geçerim — Dilsiz Dudaksız Anlaşırız; Nefsimizi Uydurmasın İnşâallâh: «Sûfî meclisinde irşâd ihtârı» — klasik tasavvuf: İmâm Gazzâlî, İhyâ 2/300-356 (“Semâ’ ve Vecd”); Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, “Semâ’ Âdâbı” bâbı; «şeyh-mürîd dilsiz iletişim» — klasik dervîşlik: İbn Atâullâh, Letâifü’l-Minen; Aziz Mahmûd Hüdâyî, Vâkı’ât; «nefsimizin uydurulmaması» — Tâhâ 20/16; Yûsuf 12/53; Câsiye 45/23; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/3-65 (“Riyâzetü’n-Nefs”); klasik dervîşlik — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat; bu sohbet 13.03.2025 (yaklaşık) Mustafa Özbağ Efendi Q&A — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürîd, Tarîkat, Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı