Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

475. Dergah Sohbeti

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 475. Dergah Sohbeti. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gününüzü, gecenize hayırlı eylesin inşâAllah. Umduklarımıza nail eylesin. Korktuklarımıza hırsı muhafaza eylesin. Ümmet-i Muhammed’e birlik, dirlik, beraberlik ihsan eylesin. Ümmet-i Muhammed’i bir ve beraber eylesin. Kuvvetli eylesin inşâAllah. Oruç tutuyorum ama niyetimde aşık olayım diye niyet ediyorum. Aşıklıktan bulaşsın diye. Burada bir edepsizlik olur mu Allâh’a karşı? Arada ümmetin affına vesile olması için niyet edip sevabını ümmete boyuşuyorum. Bu kabul olur mu? Ben de aşık olur muyum? Allâh cümlemizi kendisine aşık olanlardan eylesin. Yaptığınız ibadetleri de onun için yapın. Bir şeyi muhakkak o avamın işidir. Şu işim olsun, oruç tutayım. Buna niyet eder bunu yapayım.

Bu da haktır ama avamın işidir. O yüzden sûfîler kendilerince kendi darillerinde yapmış oldukları ibadetin karşılığına bir şey koymazlar. Allâh için yaparlar. Biz de Allâh için yapanlardan olalım inşâAllah. İstihare yaptığımız zaman kalbe gelen hissi ne zaman ölçü olarak alınır? Namazdan sonra mı, Peygamber Efendimiz’in duasından sonra mı gelen hissi ölçü olarak almalıyız? Hadîs-i şerifte istihare tarif edilirken Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bir şeyde karar veremedi, şüpheli. Şüphe etti yani. Şöyle düşünün, Ankara’ya gideceksiniz, yolunuzda iki çatal yol oluştu. Hangi yolu tercih edeceğinizi bilmiyorsunuz. Hedefiniz Ankara. Bu konuda iki rekat namaz kılınır. Bu iki rekat namaz kıldıktan sonra istihare duası yapılır.

Kalbe gelen ilk ne ise ona tabi olunur diye istihare böyle tarif edilmiş. O yüzden normalde bu, mesela kimisi haram bir iş işliyor. Haramın içerisinde bu işi bırakayım mı bırakmayayım diye istihare yapacağım diyor. Kardeşim haramla iştigal edin, haramı terk et. faizde bir iş var, adam onu istihare yapacağım diyor. Ya faiz, haram? Terk et. Mümin müminden faiz mi alırmış? Veyahut da kız çocukları genelde evlenecekler, karşıda bir aday var. Namaz yok, abdest yok, oruç yok, zikir yok, fikir yok, şükür yok. Ona istihare yapacağım diye uğraşıyor. Ya bu zaten normalde haramın içerisinde, haram işliyor bu. Haram işleyen bir kimsenin üzerinde neyine istihare yapacaksın? Ve aynı şey erkekler için de geçerli. bayanda namaz yok, abdest yok, oruç yok, zikir yok, fikir yok, şükür yok, İslam yok, hiçbir şey yok.

Yazın plaja gidecek, kışın denize gidecek. Sonbaharda ayrı bir tatil yapacak. Kendince bir hayat standardı var. Öbürkü de dergahta. Ya nasıl olacak? Ona istihare yapacağım diye uğraşıyor. Hayır yok. Siz dindar olanı seçiniz. Hadîs-i şerif belli. Siz dindar olanını seçiniz. Ama ne erkekler, ne bayanlar dindar olanı seçme noktasında nefislerine söz geçiremiyorlar. Dindarlık bozuyor onları. dindar bir erkekle evlenirse harama helala dikkat edecek. O böyle örtünün içerisinde, mantonun içerisinde o kız onu düşünüyor. sıkı gelecek ona. Veya tabi normalde erkek düşün, dindar bir kadınla evlenmek istemiyor. Diyor ki bu şimdi harama helala dikkat edecek. Ona zor geliyor bu, nefis bunu kabul etmiyor. Dinin ölçülerini, dinin gerekliliğini nefis kabul etmiyor.


2. Bölüm

Ona ört arıyor. İstihare yapacak da, istiharesinde uçan bir tane kuş koyacak da o kuş da gidecek, kayanın üzerine oturacak. Ay kuş gördü, kayanın üzerinde oturdu, orada da bir cik cik dedi. Tamam, kuşun ötmesi hayırlıdır. Hü ra gidecek oraya. Onu kendisi de yoruyor zaten. Kendisi de yorduktan sonra, ben kendimce hayırlı gördüm ama böyle gördüm filan. Arada onu hayırlı gördüğünü, arada böyle gönlünün o tarafa meyil ettiğini inceden söylüyor. sen de bu tarafa yöne. Sen de bu tarafa doğru koş. böyle derviş kardeşler var. bunu böyle yapalım. böyle yapabilir miyiz? Fikir üretmek ayrı. o kafasında bu tutturmuş, yerleştirmiş, her şeyi bitirmiş kafasında, bize de ona tabi olup koşturmak kalıyor. Onun dediğine koşacağız.

Allâh muhafaza eylesin. Bizde normalde istihare yapılacaksa böyle yapılacak inşâAllah. Bir rüya görmüş kardeş. Buradan rüya okumuyorum. Hakkınızı helal edin. Müslüman diğer Müslümanların dilinden ve elinden zarar görmediği kimseler. Mümin Müslüman odur ki, diğer Müslümanlar onun elinden ve dilinden emindirler. Mümin odur ki, hadîs-i şerifin devamı var. Belki de bu başka bir rivayetten aldığı kardeş. Bizdeki benim aklımda kalan o. Bu. Mümin odur ki, diğer insanlar kendi canlarından ona karşı emindirler. Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanlar emin olacaklar ondan. Şimdi hangi Müslüman, hangi Müslümanın dilinden emin? Buna ben de dahilim. Desek ki gıybet etmeyenimiz var mı? Yok. Desek ki iftira atmayanımız var mı?

Yok. Desek ki dedikodu yapmayanımız var mı? Yok. Demek ki Müslümanlar birbirlerinin üzerinde dillerinden emin olma ahlakını yitirmişler. Kaybetmişler. Müslümanların şu anda fitneye düşmelerinin, birbirlerinden ayrılaya düşmelerinden, birbirlerini samimi bir şekilde sevmemelerinin, birbirleriyle çatışmalarının en önemli sebeplerinden birisi Müslümanların, diğer Müslümanların dillerinden emin olmaması. Müslümanlar dillerinden emin değiller, kendi dillerinden de etraftakilerin dillerinden de. Birinin adını sor. Ya filanca arkadaştı, ya sen onu tanıyorsun. Onun adı neydi de onunla alakalı olur olmaz, bilir bilmez bütün secereyi indirsin. Ya bu adam bunun sadece adını sordu diye düşünmüyor. Sıralıyor.

Müslümanlar ne yazık ki, diğer Müslümanların dillerinden emin olmadığı gibi, kendi dilinden de diğer Müslümanlar emin değil. Fitne çıkış sebebi. o şey doğruysa, doğru olsa dahi, eğer onda ümmetin açıkça bir zararı yok ise, ümmetin açıkça zararı aranır. Bir kimse açıkça bir haramı, bir günah-ı kebayri ümmetin içerisinde eşkare işliyordur. Onun onunla anılmasında bir beis yok. Açıkça ümmete veya oradaki bir topluluğa, orada insanlara, oradaki Kur’ân ve Sünnet dairesinde yaşamaya çalışan toplulukların içerisinde fitne, o topluluğun içerisinde bir zarar verme gibi bir şey yapıyor diyelim ki. Onun o noktada konuşulmasında bir beis yok. Ama adamın şahsi dairede hataları, kusurları var. Ya onu bağlıyor.


3. Bölüm

Senin onu dillendirme hakkın yok yine. Ama bu konuda biz ne yazık ki ümmet, bu açıkça görülen bir şey, bu imtihanı kaybediyoruz hep beraber. Biz çok rahat konuşuyoruz herkes için. Herkes için çok rahat konuşuyoruz. Hiç bir an bu konuda kesin katli bilgiye sahip olup olmaması önemli değil. Konuşuyor insanlar. Demek ki Müslümanların arasında bir dil eminliği yok. Ya buradaki bu topluluk dahi yanında gıybet eden bir kimseyi susturma zafiyeti yaşıyor, susturamıyor. yanımızda birisi birisinin hakkında konuşurken gıybet ederken kardeş bir başkasının hakkında gıybet etme diye biliyor muyuz? Bir başkasının namusunu koruyabiliyor muyuz biz? Oysa bunlar mühim değil. Sizin yanınızda birisinin namusuna laf söylenirken siz onu dinliyor musunuz?

Yoksa onu koruyor musunuz? Dinlemeniz için hakim, amir, âlim hükmülle olmanız lazım. Ya hakim olacaksınız, ya amir olacaksınız. Ya hakim olacaksınız, ya amir olacaksınız. Ya da âlim olacaksınız. Yok. Ne hakim ne amir, dinliyor. O kimsenin namusunu muhafaza edemiyor, koruyamıyor. Gözünden gördün mü diyemiyor ona. Diyemiyor. Bu ümmet için çok büyük rahatsızlık. Zaten bunu böyle söylemeye kalksanız var ya, bu hepimiz için geçerli. Biz kelayla kuşu gibi kalırız. Evet. Konuşacak ne evde ne iş yerine ne sokakta ne dergahta ne tekkede bir konu bulamayız. Dedikodu edeceğiz biz. Büyük hastalık. Ondan sonra da yazıyorlar bana. Bilmem kaç yıldan beri dergaha gelip gidiyorum ben bir hal görmedim. Nereye göreceksin?

Hal dedin senin dedikodu halinin içindesin. Gıybetin içindesin, iftiranın içindesin. başında konuşuluyor sende kulak kabartıyorsun. Kardeşler kardeşler hakkında konuşmayın. Kardeş o bizim abimiz olur ya bize Allâh dedittiriyor susalım. Kardeş o bizim ablamız olur ya bize Allâh dedittiriyor susalım. Emin var bize. Lütfen. Yapmayın dedikodu. Yok. Yapmayın dedikodu. Yok. Gerçekten büyük rahatsızlık bu. Büyük rahatsızlık ümmetin içerisinde büyük bir fitne gibi dolaşıyor. Büyük bir fitne böyle. Bunu hiç kimse de susturamıyor. Evinde iş yerinde dergahta tekkede nerede olursan ol. Dolmuş taksiye biniyorsun. o dolmuş taksizi tanıdığın yok bir şey yaptığın yok. İçerideki yolcuları tanıdığın yok bir şey yaptığın yok.

Konuşan da uğraşıyor illaki içerideki. Ya ben gıybet etmeyin dedim ooo siyasetçi oldum hemen. Dedim ya gıybet ediyorsunuz. Bana ne partinizden purtenizden. Gıybet ediyorsunuz. Gıybet ediyorsunuz. Yok. Ya bunu böyle açık söylediğinizde de herhangi bir şeyi savunduğunuzda da açıkça şey hazır. Etiketiniz hazır. Ama ne yazık ki 300 yıldan beri müslümanlar bu noktada sınavı geçemiyorlar. İkincisi ne? Elinden emin olacak. Elinden emin olmak ne demek? O kimsenin elinden sen bir zarar görmeyeceksin. emanetine hıyanet etmeyeceksin. Elinden bir haram çıkmayacak o kimseye karşı. Elini muhafaza edeceksin. Adam iş yerinde çalışıyor kasada gözlüyor. 10 lira alacağım diye uğraşıyor. 5 lira alacağım diye uğraşıyor.


4. Bölüm

Kadın kocasının cebinden para çalıyor. Kayınpeder gelinenin altınlarını çalıyor. Ondan sonra kızı sıkıştırıyorlar altınları kime verdin sen? Kime verdin sen? Gelincez de bana telefon açtı benim başım yanıyor böyle böyle dedi. Sen de ki dedim ben. Ben şeyhime telefon açtım. Bu gece istihara yapacakmış altınların kimin aldığını görecekmiş. Böyle mi dedim böyle de dedim ben. Evi boşalt git dedim sonra. O istihara yapıp ondan sonra sonucu gelinceye kadar da ben annemin evine gidiyorum müsaade edin de dedim ben. Gitti altınlar eve geldi. Ondan sonra dedim ikinciyi söyle. Kim aldıysa dua edeceğim dedim çarpılacak. Koşa koşa geldi gizliden adam. Mustafa efendi sen misin? Estağfirullâh buyurun ben Mustafa Özboğ’um.

Bizim gelinin şeyhi sen misin? Ben şeyh değilim ben şimdiden. Ya böyle böyle olmuş benim ihtiyacım vardı ben aldım da. Hiç mi Allâh’tan korkmadın dedim ya. Hiç mi vicdanın sızlamadı? Böyle yapacağını dedim. Çıksaydın meydana deseydin ki. Ben senin parana da puluna da el koyarım. Ben senin babanım. Getir bakayım şu ne kadar senin paranı takın ne varsa. El koydum deseydin. Ben ne yapacağım şimdi diyor. Elinden emin değil hiç kimse. Altlı üstlü oturuyorlar. Ya kardeşiz biz oğlum kapat kitle kapını. Ya amin. Ya kitle kapını. Kitle kapını. Elinden emin değil. Emanet bırakıyor dükkanı adamı. Adamın elinden emin değilsin. Adamın elinden emin değil. Şimdi Murtazay’ı karşımda böyle görünce aklıma geldi şimdi örnekleme.

Şimdi Murtazay’ı karşımda böyle görünce aklıma geldi şimdi örnekleme. Adam Murtazay’ın çekini almış. Benim ne o? Maaşımı ödeyemezse diye. Ödemez bu diye. Allâh Allâh. O çek de dön sen. Döndükten sonra da müşteri Murtazay’ı ara. Selamun aleyküm, aleyküm selâm. Ya Murtazay böyle böyle ben çekiyor diyemedim. Döndü çek. Abi haberim yok Murtazay’da. Nasıl haberim yok? Basma ya. Haydi işin içerisine bir dalınca ortalık. Ya yandı çalışan adam çeki almış. Adama diyorum oğlum bu hırsız. Ben benim maaşımı ödemez diye düşündüm. Oğlum ödemeyince gideceksin adamın bağrına bas al. Ödemediğinde al. Var mı alacaksın şimdi? Yok. Ne olacak şimdi? Böyle bakıyor. Sen hırsızsın şimdi dedi. Hırsızsın şimdi dedi. Hırsızsın şimdi dedi.

Hırsızsın. Kaldı bu. Evimden nasıl emin olacak adam? De ki yedim ben bu parayı. O da gaspa giriyor da. Bir başkasının parasını nasıl alıyorsun? Evinden emin değil. Diğerine candan emin olacak. Orta Doğu. Müslümanlar, müminler, diğer müminler, müminlerden can emniyeti yaşıyorlar mı şimdi? Şimdi müminlerden can emniyeti yaşıyorlar mı? Şimdi müminlerden can emniyeti var mı? Dünya üzerinde. Orta Doğu’da ikisi de Müslüman birbirlerini bombalıyorlar. İkisi de Müslüman. O kafir diyor. Onun karısını, çoluğunu, çocuğunu cariye yapıyor. bu kafir, kafir diyor. Kafir deyip öldürüyor onu. Öldürdükten sonra hanımını cariye yapıyor onun kendisine. Kızlarını cariye yapıyor. Yezid’le avhanesi de aynı şeyi yaptılar.


5. Bölüm

Kime? Ehlibeyt’e yaptılar. Yezid ve avhanesi Ehlibeyt’e böyle yaptılar. Şimdi aynısı var. Din bilmez, iman bilmez, İslam bilmez. Adam diyor ki öldürüyor adam. Şimdi müslümanım dediğinizde insanlara bir eminlik geliyor mu? Siz şimdi Avrupa Hristiyanlarına nasıl bir din anlatabilirsiniz? Siz Amerika Hristiyanlarına din anlatabilir misiniz şimdi? Kime siz İslam dinini tebliğ edebilirsiniz ki siz şimdi gayrimüslim olanlara? Adam hiçbir şey demese diyecek ki ya siz birbirinizi yiyorsunuz. Türkiye’de bir cemaat var. Hükümeti kuran partinin arasına ölümüne kıyasaya bir savaş var. İslam barış değil miydi? Adama ne cevap vereceksiniz? Yok. Orta Doğu’da kan gövdeyi götürüyor. Herkes birbirini gücü gücü yettiğini vuruyor, öldürüyor.

Ne anlatacaksınız şimdi Batı’daki bir Hristiyan’a? Nasıl dine davet edeceksiniz onu? Bir ateiste şimdi dini davet edebilir misiniz? Nasıl anlatacaksınız ona? Söylerim. Şimdi hep şunu diyeceğiz biz. Ya bu aslında böyle değil. Ya var ama. Var. Bu imalat hatası bizden. Var. Bu imalat hatası bizden. Var. Ben diyorum ki bizim Sûfî erkekler eşlerinizi dövmezler. Var ama hocam diyor bana. Allâh’ım diyorum ya ne zor bir şey bu. Düzeltecek kendini. Yok şöyle yapacak. Yok böyle yapacak. Aynı şey. Yazıyor kadın. Mesaj gönderiyor. Sizin yanınızda iki dizlerinin üzerinde oturuyorlar. Ağızlarından çıkanları evde bir duysanız. Ben bu mesajı kendi telefonumdan göndermedim. Kimliğim belli olmasın diye ben kocamın dervişliğine de zarar gelmesini istemiyorum.

Emin değil. Allâh bizi affetsin. Allâh bizi affetsin. Allâh bizi affetsin. O yüzden müslümanlar gerçekten dillerine sahip çıkacak. O yüzden Allâh bizi affetsin. Allâh bizi affetsin. Allâh bizi affetsin. vizaf etsin. Âmîn. O yüzden Müslümanlar gerçekten dillerine sahip çıkacaklar. Ellerine sahip çıkacaklar. Diğer insanların yaşam haklarına saygı göstersekler. Diğer insanlar kendinden haricindeki ne varsa hepsinin yaşam hakkına sahip olacaksın. Hepsinde. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Yoksa gücü gücünü yeteni öldürsek anarşi İslam’da da anarşi yok. Allâh muhafaza eylesin. İnsana lakap takmak. Kişi hoşlanmadığı halde lakapla çağırmak insanın mahalle dersini terk etmesine kadar üzerine giderek lakapla çağırmak doğru bir şey mi?

Değil, haram zaten bu. Büyük günahı kebaya. Bir kimsenin arzu etmediği, istemediği bir lakapla onu çağırmak, onu rencide edercesine, istemediği halde öyle söylemek büyük günahı kebaya. Büyük günahı kebaya. Bu şaka dahi olsa bu şaka değil. Bu şaka değil. Sonra da bunun arkasında şu vardır. Onun dervişlikten nasibi yokmuş. Hikmet bu. Sen yaptın. Oradan bir kardeş yaptı, bir arkadaş yaptı. Densizlik yaptı. Densizlik yaptı. Yanlış davrandı. Yanlış davrandı. Eksik davrandı. Haram işledi. O yüzden kimseye, kimseye ama lakap takmayın. İstemediği bir lakapla onu çağırmayın. Ona seslenmeyin. Allâh muhafaza eylesin. Sohbet edenin sohbeti hangi durumlarda kesilir? Genelde kesilmez sohbet edenin sohbeti.


6. Bölüm

Mesela her sohbetin bir adabı, erkanı vardır, bir zamanı vardır. O adab, erkan içerisinde sohbet kesilmez hiç. Lafa girilmez. Sohbet edenin ağzından laf alınmaz. Bir yerde sohbet varsa, nerede olursa olsun, adam gider ikinizin üzerine oturur derviş olur. Sohbeti dinler. İçinden soracak olduğu şeyler varsa kendince not alırsın. Sohbet bittikten sonra soru faslı açılırsa sorusunu sorar. Soru faslı açılmazsa benim bir sorum vardı demez. Soru faslı açılmadı. Hiçbir şey denmez. Dergahın adabı budur. Bir Zakir, bir Çavuş Efendi, bir orada ders yaptıran ağabey, bir konu hakkında sohbet ettikten sonra soru faslı açar. Soru faslı açmıyorsa, benim bir sorum vardı denmez. Soru faslı açılmadı. Hiçbir şey denmez.

Konu hakkında sohbet etti, dahatın çayları dedi, bitti. Dahatıyorlar çayları. Orada ona ben bir şey sorabilir miyim denmez. Dersek o sorunuz varsa sorun sorulur. Derse ki sohbet eden bir rüyanız varsa dinleyelim, rüya anlatılır. Sohbet adabında benim bir rüyam vardı denmez. Bakın, bunlar denmez. Varsa sorusu olan sorunun içerisine rüya sorulabilir mi? Evet. Bunu da bizim dergahtaki adab nedir? Milletin soruları biter. Ardından rüyaya geçebilir miyiz diye bir istek olur. O da geçin denilirse geçilir. Geçin denmezse benim bir rüyam vardı denmez. Çünkü Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri sabah namazını kıldırdıktan sonra Ahzab’a sordu. Rüyalarınız varsa anlatın dedi. Ahzab da rüyalarını anlattı.

Bir seferinde de böyle söyledi. Herkes sustu. O zaman ben anlatayım dedi. O zaman kendi gördüğü rüyayı anlattı. Sohbet adabı budur. Bir başka yere de gitseniz sohbet adabı budur. Bir yere gittiniz. Başka bir dergâh, başka bir tarikata, başka bir konferansa gittiniz. Konferansçı veya sohbet eden kimse, bazı eden kimse her nereye gittiyse sohbetini yapıyor. Arada sorulmaz. Konuştu konuşacağını, bitirdi. Sorularınızı alabilirim dedi. O zaman sorarsınız. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Allâh bizi affetsin inşâAllah. Ne zaman Allâh’ı zikretmeye başlasam aklıma sevdiğim birinin adı ve sizden duyduğum sevdiğini zikret cümlesi geliyor ve ismi zikretmeye başlıyorum. Bu durum hakkında ne tavsiye edersiniz?

Allâh’ı zikretmeye devam et. Allâh’ı zikret. Peygamber Efendimizin Fatiha’yı ihtiyacı yokken neden Fatiha göndeririz? Bizim ihtiyacımız var o yüzden. Ona gönderiyoruz ki o temiz ağzıyla bize dua etsin diye. Birisine bir hediye gönderirsiniz ya. Eğer o çok cömert bir kimse ise, çok cömert bir kimse ise hediyeye misli ile cevap veririz. Bu illaki maddi olması lazım değil. Malum bugün Rusya Türkiye’ye meydan okudu. Uçağımızı düşürdüklerine pişman edeceğiz dedi. Ama savaş ilan etmiyoruz dedi. Bu ne anlama geliyor? Cumhurbaşkanı Türkiye’yi İslamlaştırıyor diyor. Türkiye hızla İslamlaşıyor mu? Bunlarla alakalı Cumhurbaşkanı da Rusya’ya meydan okudu. Rusya’ya meydan okuyen Türkiye, Türkiye Amerika’ya yamanıyor.


7. Bölüm

Bu ilişkilerde Türkiye nasıl faydalı çıkar? 2023 hedefleri Türkiye ve dünyayı nereye götürür? Dünya görüşlerinizi düt eder misiniz? Bunlar normalde olacak olan şeyler. Türkiye bu noktada haklı. Sınırlarını korumak muhafaza etmekle yükümlü. O yüzden sınır ihlalleri varsa sınır ihlaline gerekli olan cevabı verecek. Yarın öbür gün bir uçak nasıl olsa sınır ihlaline bir şey denmiyor deyip de götürüp hataya iki tane bomba bırakırsa bunun hesabını kim verecek? Şimdi böyle neden Türkiye Rusya’nın uçağını düşürdü deyip de bunu eleştirenler var. Hatay’la Suriye arasında 20 km sınır yok. iki tane Rus uçağı girse sınırı iki tane bomba hataya bıraksa ne yapacak? Şu anda Türkiye’nin düşürdüğü uçağı kerih gören Türkiye’nin içerisindeki unsurlar.

Böyle bir de tersinden tahmin edin. Hasan kardeş Allâh sabır versin. Hasan kardeşin annesi vefat etmişti. Uğradım diye söylemeyeyim. Bugün uğradım dükkan kapalıydı. Seni görünce hemen aklıma geldi. Unutmayayım diye. Allâh taksiratını affetsin inşâAllah. Normalde eğer ki Türkiye sınır güvenliğini bu noktada ehemmiyetle almazsa yarın öbür gün daha büyük başına iş açılabilir. Bu sefer cevap veremez hale gelebilir. Ama sonuçta Suriye’de malum daha öncesinden bunların derslerini yaptıydık. Bayağı oldu herhalde değil mi Hüseyin abi? O böyle bir on yıllık bir ders yaptıydık. Ee toplanacaklar. Hatta o zamanlar Allâh affetsin. Öyle bir analizde bulunduğu gün bu. Herkes İran’a vurulacak. Yok Irak diliniyordu.

Ben Suriye’ye dikkat edin de dedim. Suriye bir hayli daha asker toplanır. Bir hayli daha uçaktır. Savaş uçaydı. Osu busu toplanır daha. Daha bir hayli toplanır. Bunun arkasında zahiri sebeplerden fazla batini sebepler var. Bu böyle oradaki sadece petrol de doğal gazıydı. Onunla bununla alakalı değil. Allâh selametlik versin. Şu ana kadar Türkiye’nin izlemiş olduğu Suriye politikalarında veyahut da Orta Doğu politikalarında hata kusur herkes için var. Genel itibariyle doğru. Allâh isabet ettirsin hepsini de. Herkes tabii kendince bir şey söyler. Herkesin kendi anlamı. Mesela PKK’yla alakalı o bu şeyde daha öncesinde çözüm süreci dedikleri şeyde silah bırakılmamıştı. Silah bırakılmadığı için normalde bu noktada böyle durulmaması lazımdı.

Burada bir hataları oldu. Ondan sonra onun bedelini ağır ödediler. Cenâb-ı Hak hikmete rahmetli. Hatayı bu noktada isabet ettir. İsabet’e döndürdü değil miyim? Hatayı bu noktada rahmete döndürdü. Hiç olmazsa şu anda hızla Doğu ve Güneydoğu’nun hizmetlerine, hizmetlerine hızla Doğu ve Güneydoğu’da PKK unsurlarının içerisindeki bunun altını çizin yabancı ne kadar aşan var ise temizleniyor. Ve hızla zaten Avrupa oradaki kendi ajanlarını çekti. Bu büyük belki de siyasi bir oyundu. Türkiye yeniden Avrupa, NATO, Amerika ekselini çekmeye çekecek bir şey yaptılar. Türkiye çünkü ortadaydı. Ortada olaraktan bir hayli iş bitirdi Türkiye. ne NATO, ne Avrupa, ne Amerika’yla böyle şey yapmadan, resleşmeden ne Rusya’yla ne Çin’le resleşmeden orta yerde güzel bir politika üretmişlerdi.


8. Bölüm

Bu politikayla bugüne kadar işlerini götürdüler, iyi götürdüler. Burada bir Suriye meselesinde denge bozuldu. PKK ve Suriye meselesinde denge bozuldu. Türkiye PKK’yla orada ciddi bir şekilde mücadele edebilmek için İncirli’yi ittifak güçlerine vermek zorunda kaldı. Şu anda en büyük normalde Türkiye için sıkıntılardan birisi bu. Sizin topraklarınızda yapıncı, vurucu güçler barındırıyorsunuz. Bu kolay bir şey değildir. Türkiye normalde buna çok iyi dikkat etmesi lazım. Şu anda hala daha tabi muhakkak Türkiye bunun artısını, eksisini, fazlasını muhakkak bakıyordur, araştırıyordur. Bir yandan olumlu, bir yandan olumsuz, bir yandan olumlu çok gizli bir şekilde bir gecede hepsine koyabilirsiniz. Orada hiç kimsenin vurucu gücü kalmaz Orta Doğu’da.

Bütün membaslar orayı bastığı gibi bütün komple ele geçirir. Komple ele geçirince hiç bir tane uçak oradan kalkamaz. Orta Doğu’nun en büyük vurucu gücünü siz lav etmiş olursunuz. Size de bir şey yapamaz. Orta Doğu’yu da bir şey yapamaz. Bir de işin tersinden okumak lazım. Bir de işin bu tarafı var. Senin görmediği bir yer. Bütün şimdi ittifak güçlerinin uçakları oraya geliyor. Bazen kendi kendime öyle düşünüyorum. Ben genel kurmay başkanı olmuş olsam diyorum. Kendimce onlarda bir iki tane daha tümen kaydırırım. Bir iki tane daha tümen kaydırıp her an için bütün oradaki uçaklara mühimmata el koymayı düşünebilir miyim? Kendimce düşünüyorum ben. Benim gibi fukara, akıl fukarası bir kimse böyle bir şey düşünüyorsa genel kurmay hayayı düşünüyordur.

İşim bazen bu tarz. Hayal benimki. Hayal. Birci diyebilir. Yine sen çok safsın, akılsızsın, boş adamsın diyebilir. Kendimce öyle hayal ediyorum. Birkaç tane daha uçak gemisi geliyor şimdi şeye. Örneğin Akdeniz’e. Ve onlar İskenderun limanında limanlanacak. Eğer orada gerçekten bir Mehdi Savaşı olacaksa herkes düşünüyor ya bu silahla nereden Müslümanların silahı olacak? Mehdi ve askerlerinin silahı nereden olacak? Ellerinde tank yok, top yok, tüfek yok diyorlar. Değil mi? Ve gelse bütün orada birkaç tane uçak gemisi. Şimdi Rusya’nın uçak gemisi var. Fransa’nın uçak gemisi geliyor. İngiltere’nin uçak gemisi geldi. Amerika’nın uçak gemisi geliyor. Dört beş tane uçak gemisi geliyor. Çin’inki de geldiğini düşün.

Avrupa’dan bütün uçaklarında İskender İncirli’ye konuşlandığını düşün. Kalksak bir gecede millet bir rüyasında görse, Mehterle Resul’a tabi olsa, adam sabah ile kalksa ayrı bir şey. Sufiler derler ya Kürt yattım, Arap kalktım diye. Allâh’la mı oynadın? Allâh’a mı oynadın? Allâh’a mı oynadın? Allâh’la mı oynanacak tuzak bozucu olan Allâh? Ben de biraz hayal perestliğim fazla ya değil mi? Öyle mi? Halit ben fazla hayal perestim değil mi? Ekstra. Hayal kuvvetli yan değil mi? Ekstra. Ekstra. O yüzden mi bana teşhis ediyor, sen normal değilsin mi? Bu bu, doktor. O da bizden. O da mı bizden? Kaf arkında değil, perde kalkmadan olur. Eyvah. Ya normalde şimdi örnek kendimce hayal perestliğim var ya benim.


9. Bölüm

Öyle bakıyorum ben öyle, boyuna geliyor. Ya bu Mehter ordusu birden çıkacak, birden bütün Deccâl’ı katletecek. Deccâl kuvvetli, tank, top, tüfek her şey var. Bir mehdi tümeni düşünüyorum böyle, hayal ediyorum böyle. Böyle birkaç tane mehdi tümeni olsa, her biri bir gecede rüyalarında görseler ayın 14’ü gibi Hz. Muhammed Mustafa’yı, sallallâhu aleyhi ve sellemi, Hz. Mehdi’yi ve komutanlarını, onlardan böyle manevi emirler alsalar, en küçüğünden en büyüğüne kadar. Asker gidiyor, nereye gittiğini bilmiyor. Ama herkes bir rüyanın peşine koşmuş. Rüyanın emrine girmiş. Siz bile heyecanlandınız değil mi? Ben böyle hayal edince sabahı ediyorum bu heyecanla. Çok heyecanlı bir şey. Muhteşem bir şey böyle.

Bütün dünya ülkeleri kalıyor. Ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Ne diyeceklerini bilemiyorlar. Onca da askerleri var. Üç bin tane, dört bin tane, beş bin tane. Eyvah keyvah. Evet. O yüzden ama Türkiye’nin yapacağı en önemli işlerden birisi sınırlarını koruması ve sınırlarının içerisinde, sınırlarının içerisinde terörist faaliyetlerin ve gizli teşkilatların faaliyetlerini önlemesi. İnşâAllah. Uzun bir soru ama giriş olarak önemli demek ki. İslami kesimde ikinci evliliği yaparken erkeklerin savunması, nikah üç kişinin bilmesi yeterli, ilk eşin bilmesine gerek yok. Erkeğin birinci eşini kaybetmemek için yalanlar söyleyerek ikinci nikahı gizlemesi doğru mu? Bir kere nikah karşılıklı iki kimsenin birbirleriyle aldım, kabul ettim demesidir.

Şahit sonradan da olsa olur. Ben burada İslam hukukunun nikah muamelatını söyleyeceğim. Bunu kabullenecek herkes. Dinin hanefiye göre muamelatı bu. Herkes bunu bile bile bu hayatı yaşayacak. Bu noktada üç kişinin bilmesi yeterli ilk eşin bilmesine gerek yok. Evet normalde bilme zorunluluğu yok. Ne eşini ne bir başkasını. Ama şöyle bir şey var. Bir kimsenin eğer ki normalde bir kimseyle nikahlandıysa bunu ilan etmenin sebebi şu. Ondan bir çocuk oldu. Veya da kendisinin oğlu var. Ondan öbür gün kendisinin oğlu o kimseye nikahlanabilir gibisinde bu tip zaafiyetler oluşmasın diye nikahı ilan etmek var. Bir de onlar böyle zina yapıyorlar düşüncesi kimsede oluşmasın diye. Bilme zorunluluğu yok. Bildirme zorunluluğu yok.

Ya beni aldattı. Ya bu normalde kadınların savunması da şu beni aldattı. Ya böyle bir şey erkeğin birden dörde kadar kadın kendisine nikahlama hakkı var dini olarak. Ama âyet-i kerimede demiş ki sizin için ehven olan sonraki gelen âyet-i kerime. Sizin için ehven olan tek eşliliktir demiş. Evet ehven olan budur. Ehven olan budur. Bu zamanda bir kimsenin gerçekten çok eşliliği götürebilmesi zordur. Buna insanların tevessül etmesini istemem. Çünkü buna güç yetiremeyen insanlar bu sefer her tarafı rezil ediyorlar. Bunun örneklerini görüyorum ben rezil edenlerin. O yüzden bunun normalde ama dinin vermiş olduğu bir şey bu. Allâh’ın helal ettiğini kimse haram edecek serbest ettiğini kimse yasak edecek değil.


10. Bölüm

Talihi noktada, merkezi noktada bireyi noktasında Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Hz. Ali efendimiz’e yasakladığı gibi bir kimsenin babası oğluna yasaklayabilir mi? Evet. Veya bir üstad bir dervişini yasaklayabilir mi? Evet. Bu olabilir mi? Evet. Ama geri kalan bir kimsenin bunu böyle genel bir şekilde yasaklaması mümkün değil. Erkeğin birinci eşini kaybetmemek için onlar söyleyerek ikinci nikahı gizlemesi doğru mu? Gönül arzu eder ki gizlemesin bunu söylemesin. Ama gizlese buna bir şey gerekir mi? Hayır. Dinen ona herhangi bir hüküm vermemiz herhangi bir ona ceza vermemiz herhangi bir kusur görmemiz mümkün mü? Hayır. Bunu böyle bu noktada kusurlu göremeyiz. Nikahları, dine uygunsa neden gizlenir?

Normalde kendilerince bir sebep bulabilirler kendilerince bu noktada gizleme kendilerince, belli daireden belli bir kesimden gizleme ihtiyacı duyuyorlar. Bunu normalde kadınlar da kendilerince bu bunların dini hakları deyip de kabullenmiyor ki. Kaç tane kadın bunu kabullenir ki? Kabullenmez. Kolay değil bu. Bu kolay bir şey değil bir kadının bunu kabullenmesi. Hazreti Ayşe annemiz bile kabullenememiş. Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kıskandığından dinin hükmünü kabullenmemek değil burada. Ama bugünkü kadınlar dinin hükmünü kabullenmek istemiyorlar. Aralarındaki fark bu. Dinin hükmünü kabullenmezsen küfre düşüyorsun. O Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kıskanırdı.

Bir kimsenin eşini kıskanması farklı bir şeydir. Dinin hükmüne karşı soğuk durması, dinin hükmünü beyin gerisinde eksik görmesi, kusurlu görmesi, hatalı görmesi farklı bir şeydir. Allâh muhafaza eylesin. Erkeğin aile, akraba çevresinin çoğunu ikinci eşi bilmez. İkinci eşin de ailesi, kardeşleri hatta çocukları bile annelerinin nikahlı olduğunu bilmeden gizli saklı buluşuluyorsa, bunun modern kesimdeki birlikte yaşamaktan farkı nedir? Eyvallâh. Bunlar normalde belki de kendi içerisinde, kendi dairesinde etik görülmeye bilinir. bu şuna benziyor İmam Yusuf hazretlerinin normalde zekat verme zamanı, geleceği zaman bütün malını hanımına devretmesi gibi hanımına hibe ediyor. O da bir yıl duracak ya, bir yıl dolmazdan o da ardından kocasına hibe ediyor.

İslam fıkıh açısından görüntüde bir sıkıntı var mı? Yok. Bakın görüntüde bir sıkıntı var mı? Yok. Fıkıh caiz mi? Evet. böyle bir şey de normalde fıkıh caiz mi? Evet. Ama bu noktada o evlenen ikinci eşin olarak nitelendirildiği adamın nikahlı eşine hukuki olarak onun hukukunu koruması ne kadar yapabildiği, ne kadar yapamadığı bu da ayrı bir mesele. Burada genel olarak insanların, burada genel olarak kaybeden kadınlar oluyor. Hatta bu kadınların da kaybedenleri büyük bir çoğunluğu sonradan gelenler oluyor. Çünkü erkekler en sıkıştığı noktada gözden çıkaracakları da ilk, sonradan gelenleri gözden çıkarıyor. Onu muhafaza etme, onu koruma noktasında durmuyorlar. E bu biraz daha böyle modern kesimdeki birlikte yaşamaktan farkı ne?


11. Bölüm

E biraz farkı var. Dışarıdan aynı gibi görünebilir. Ama bunun hepsinde aynı noktada görmek hoş değil. Tirmizi hadisinde evlenmeyi ilan edin. Cemül Fevayet’e helal ile haram ayıran şey onu ilan etmektir yazılı iken. En yakın kişilerin bilmesine gerek yok. Fikrinin sünnette yeri var mıdır? Normalde evet bunu ilan etmekte fayda var. Bu sakıncalarıyla alakalı. Ama normalde hanefiler bunun illaki iki tane şahidin bilmesi yeterli olarak görmüşler. Bunu ilandan iki şahidin bilmesi olarak yeterli görmüşler. Bir kimse kendince bu noktada iki tane şahit varsa Kur’ân ve sünnetin emrini yerine getirmiş oldu. O kimse başka bir yükümlülük yüklemek zorunluluğumuz yükümlülük yükleyemeyiz din adına. Bu şuna benzer bir kimse abdestin farzı dört yüz baş el ayak dedi abdestini aldı o kimse biz senin abdestin yok diyebilir miyiz?

Diyemeyiz. Din fıkihi meselelere bu manteliteyle bakar. O kimse bir kadını nikahıma aldım kadını da kabul ettim dedi. Nikah nikah. İki tane erkeğe de dedi ki ben bu kadını nikahladım nikah bitti. Onun üzerine biz senin nikahın yok senin nikahın sakat böyle nikah olmaz yüksümüz yok. Bizde bu var. Canı yanıyor ya birilerinin kendince canı yanıyor. Diyor ki böyle olmaması lazım. Evlenen şahısların kadın ve erkeklerin evlenirlerken haklarını iyi bilmesi lazım. Evlenen bir kız evleneceği zaman desek evlenecek olduğu adama bak benim üzerime birisini nikahladığın an ben boş olurum. Kabul ettin mi ettim adam bu sefer onun üzerine bir kadın nikahladığı anda o kadın boş olmuş olur hüküm olarak. Kadınlar bunu kullanabilirler.

Kadın bunu diyebilir örneğin ben bir daha benimle benim üzerime bir daha nikahlanmayacağın şartıyla seninle evleniyorum diyebilir. Adam bir daha o kadının üzerine ikinci bir nikahı işlemez. Ama evlenen insanlar dingdar olanını seçiniz derken ve kendilerince evlilik hukukunda erkekler de kadınlar da bilmiyor. Ve evlenirlerken bu hukuksuzluğun üzerine evleniyorlar ve hukuksuzluğun üzerine evlendikleri için zaten yolda kazaya uğruyorlar. Kaza yapıyorlar yolda. Kadınların da bu noktada kendince kusurları var. Erkeklerin de kusurları var. Kadınlar da biraz bu yolu erkeklere açıyorlar bilerek veya bilmeyerek. Kadınlar da bir erkekle evlenince gevşiyorlar. Erkekler de ellerindeki hanımın kıymetini bilmiyorlar.

Onlara varsa bir yanlışlıkları eksiklikleri düzeltmeleri gereken oturup konuşup onların bu noktadaki eksikliklerinin oksanlıklarını onlara anlatmıyorlar. Ondan sonra soğumaya başlıyor kendi kendine. Öyle yapacağına dese ki sen bunları bunları böyle yapmaya devam ederse ben kendime bir alternatif bulacağım. Alternatif arayacağım dese belki de kadın kendisini düzeltecek. Ama bunu bir tehdit unsuru haline getiriyor erkekler. Bunu tehdit unsuru haline de getirmeden makul bir şekilde oturup konuşsalar erkek kendisini çeki düzen verir. Veya erkek mesela sorumsuz kadın makul bir şekilde otursa ona dese ki bak bu sen bu sorumsuzluğuna devam edersen ben çocuklarla beraber seni bırakır çeker giderim. Bu sorumsuzluğuna devam etme dese adam hala da sorumsuzluğuna devam etse kadın çekse gitse o zaman erkek kendini düzeltecek.


12. Bölüm

İnsanlar kavga ediyorlar evlerde. Birbirlerinden haklarını ve hukuklarını bu noktada birbirlerine tavsiye edip nasihat edip ya bu hukuka riayet et. sen bunu böyle yapman lazım deyip o noktada değil kadınlarda erkeklerde. bunun bir sürü ekonomik, sosyal, ailevi, kültürel fonksiyonları var. Bunu etkileyen bir sürü etken var. bu böyle bir cepheden bir açıdan bakılaraktan işin içerisinden çıkılacak bir şey değil. Erkeklerin de benim hakkım var ben dörde kadar nikahlarım deme noktaları da yok. Bu da yanlış. bir aileyi batırıyor orada. bir aileyi batırıyor orada. Bir aileyi perişan ediyor. Orayı düzeltmeyi, orayı iyileştirmeyi, orayı elverişli hale getirmeyi düşünecek erkek. Ve erkek onu düşünmeden farklı yollara gitmesi de yanlış.

Hele sûfîler için daha da yanlış. Bakın bu sûfîler için daha da yanlış. Sufilerin bu meselede böyle çok konuşmaları, bu meseleyi böyle çok dile dökmeleri yanlış. birisi bir yerde bir haylazlık yapıyor, birisi bir yerde bu noktada böyle bir çizgi dışı bir şey yapıyor. Ondan sonra bütün dergâha mal oluyor. Bütün topluluğa mal oluyor. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Ama birisi bir yerde böyle bir çizgi dışı bir şey yapıyor. Ama bir şeyin, Cenab-ı Hakk’ın helal ettiğini de haram edecek kimse yok ki. Gönül arzu eder ki herkes bunu harb-harbi yaşasın. Oh harika. Mesela eğer bu teklif erkekten geliyorsa kadın şunu demeli. Sen beni koluna takıp yürüyebilecek misin heykel caddesinde? E yürüyemem. Allâh yolunu açık etsin.

E teklif erkekten gelmiş. Kadın kendi hakkını korumalı. E teklif kadından geliyor, hem cinsterden geliyor. Geliyor geldiği zaman. Adam da diyor ki bu şartlarda ben kabul edebilirim. O da kabul ediyor. Şurasının altını çizelim. Kadın erkek. Allâh’ın helal ettiklerini kimse haram edemez. bazen bayan kardeşlerinden arıyorlar işte. sizin haberiniz var. Diyor ki haberim yok. Bana söyleseler de zaten diyorum noktasal olarak derim ki sen yapma bu işi. Noktasal olarak söylerim. Derim ki sen yapma. Yine benim haram etme abi. Noktam yok. Allâh muhafaza eylesin. Kadının kocasından izinsiz evden çıkması uygun değilken işteyim, sohbettiğim diyerek erkeğin başka biriyle nikahının ortaya çıkması karşılıklı sadakat, güven ve sevgi yıkmaz mı?

Yıkar. Hele bunu bir de sohbettiğim diye kındırmak daha da yıkar. Birisi de demiş ki ben Şeyh Efendi’yle seyahatteyim. Aradı bir bayandı beni. Selamun aleyküm, aleyküm selâm. Dedi ki bugün şey var mı, sohbet var mı? Yok dedim ben. Seyahatta mısınız dedi. Ne oldu dedim. Bir şey mi oldu? Onu tanımıyorum tabi ben. Dedi ki sadece sizden şu soruyoruz, şu cevabı istiyorum dedi. Tanıdığım kadarıyla sordum dedi. Siz bu tip şeylere cevap vermiyor musunuz? Sadece sorduğum, soracağım şey şu dedi. Seyahatte misiniz, bugün değil misiniz? Değilim dedim ben. Bir de ne demiş? Cevdet abi dükkanı bırakamıyor bugün demiş. O yüzden beraber gidiyoruz demiş. İşin içerisinde Cevdet’e de kalmış. Yakacaklar Cevdet’in başını.


13. Bölüm

Dedim yok, bugün seyahatte değilim dedim. Fizik dedim Bursa’dayım. Ondan sonra kıyamet koptu tabi. o arkadaş da zaten sohbetlere çok gelen giden bir kimse değil. Böyle tanımadım bile ki o kimseyi. Böyle baktım hatırladım evet ders aldıydı bu dedim ben. Ondan sonra dedim sen sohbetlere gelmiyorsun, zikirlere gelmiyorsun. nasıl böyle bir şey kurguladın dedim ya. Baktı hakkını helal et. Neden? Helal etme ağacı mıyım ben dedim. Dergahı kullanmışım, beni kullanmışım. Dedim Cevdet’i nereden tanıyorsun? Adam senaryoyu da yazmış. Bir CD yazmış adamın. Demiş ki Cevdet abinin hafta için işi var. O yüzden gidemiyor. Biz üç günlük seyahate gidiyoruz demiş. E tabi batıyor millet. Allâh muhafaza eylesin. Akrabalık ilişkileri dinimizde çok önemli.

Ama annem babam akrabalarımıza hep uzak yerlerde oturduk. Ve telefonla bile neredeyse hiç kimseyle görüşülmüyor. Böyle olduğu için ben de akrabalarımı çoğuyla bir yakınlık kuramam. Hatta amca çocuklarımızın bazılarını tanımıyorum bile. Bu konuda günaha girmemek için ne yapmalıyım? Bir de evliler kendi akrabalarına olduğu gibi eşlerinin akrabalarına karşı da sorunlu mu? Allâh razı olsun demiş. Normalde bizim ülkemizde bu ne yazık ki büyük bir handikap. gerçekten akraba ilişkileri gün geçtikçe sıla irahim aşağı düşüyor. anne babalar kendilerince kendi kardeşleriyle, kendi akrabalarıyla herhangi bir meseleden bir sıkıntıdan bir problem yaşıyorlarsa bunları çocuklara da sirayet ettiriyorlar. Çocukları da sirayet edince anne babalar, anne mesela iki amca, iki oğlan kardeşi, iki kız kardeşi arasında bir problem varsa çocuklar da o problemli amcayı, problemli teyzeyi, halayı, neyse.

Onlardan da uzak duruyorlar. Böylece sıla irahim kesiliyor. E bunu normalde kırmak lazım, bunu kırmak lazım diyen ben kıramıyorum. Bunu şimdi kırmak lazım deyip de size tavsiye etmem de ey habibim yapmadıklarını tavsiye edicilerden olma. Disturunun içerisinde havada kalacak. Bizim böyle anne babadan dolayı bir kopukluk olmadı. Ama dervişlikten önce siyasi kopukluk oldu. Dervişlik bitti, siyasi bitti, ardından bizim dervişliğimiz başladı. Yine o kopukluk devam etti. E bu seferde o iletişim kurulmadı. Zaten babamın sülalesi yok benim için. Ne kardeşi var ne abisi ne kız kardeşi hiç kimse yok. Babamın amcası ben küçükken ölmüş zaten hiç evlenmemiş. E babaannemin bir tane anne bir baba ayrı bir şey vardı.

Kız kardeşi vardı onlar da öldü gitti zaten o da böyle akraba hükmünde de değildi zaten. Öyle kaldık anne tarafımda var biraz önceden genişti onlar. Onlarla bir kısmı İzmir’e yerleştiler filan. Bayındır’da bir bizim kuyucu Mehmet’in babasıyla ondan sonra bir annemin küçük teyzem vardı. İzmir’dekilerle bir irtibat oluşmadı olmadı. Hem siyasi farklılıktan ardından da dinin kendi içerisindeki bu oluşumuyla dervişlikle sufilikle alakalı yollar ayrıldı. Bunu kıramıyorum ben şimdi. Buna özel hususi bir zaman ayırmak lazım. İşin içerisinde sohbetler giriyor. Şunlar bunlar giriyor. Böyle bir haftalığına sohbetleri iptal edip gidip bunlarla ilgilenmem lazım. Hepsinden teker teker gezip dolaşmam lazım. sıla irahimi tekrar heyecanlandıralım, ayağa kaldıralım diye.


14. Bölüm

Ama bir şey olacağı da yok işin sonucunda. O daire mümessire sırf Allâh rızası için yapmak lazım. Bu benim kendi nefsimle alakalı. O yüzden birisine de şimdi bunları yapmanız lazım diyemiyorum ama bu noktada gerçekten bunların yapılması lazım. Benim yapamamam sohbetlerle, zikirlerle alakalı. Haftanın 4-5 gecesi yaklaşık 28 yıldan beri sohbet değil, zikir değil ben. Öyle olunca zaman kalmıyor. Benim en büyük kandikapım bu. Ama mesela bizim toplumumuzda evlenenler ne yazık ki büyük bir çoğunluk erkeğin akrabalarında erkek haşır neşir oluyor daha fazla. Eşinin akrabalarıyla çok haşır neşir olmuyor. Mesela aynı şehirde biraz böyle dinin de burada bakış açısı da giriyor işin içerisine. Mesela hanefilerce aynı şehirdeyse bir kadının evlendiği erkek haftada bir annesine gitme hakkı var.

Bu da normalde çocuklar okula başlayınca bu da zaten mümkün olmuyor. Hele son dönemlerde aileler okula gidiyor, çocuklar okula gitmiyor. evde anne baba okula gidiyor, çocuk gitmiyor. Böyle bir sıkıntı var. Bunun üstüne de böyle erkekler eşlerinin akraba ilişkilerine de fazla ehemmiyet göstermeyince ortalık kopuyor. Allâh muhafaza eylesin. Cevdet aklıma geleni söyleyeyim. Arabanın arkasında küçük bir poşet var. Şu Hasan’a versen kardeşe tamam mı? Sohbet bitince. Okullarda Osmanlı tarihi dersi anlatırken elimize verilen müfredatta Osmanlı devletinin savaşacak gücü yoktu. İngiliz himayesini istiyordu. Bu yüzden Mustafa Kemal ve askerleri savaşı başlattı ve ülkeyi kurtardı. Milli irademizin olduğu bir devlet kurmak şart olmuştu diye anlatıyoruz.

Bu ne kadar doğru nasıl anlatmalıyız bu konuları? Normalde bunun gerçeği bu değil ama mühredata böyle koyuyorlar. normalde bunun böyle gerçek olmadığı, gerçeğinin böyle olmadığı da belli oldu. bunların yeniden böyle dizan edilmesi, yeniden bunların resmi tarihin elden geçirilmesi. bu tip meselelerin böyle Atatürk’ü yüceltme adına, yükseltme adına, bu yanlışlıkların ayıklanması. Onun da sonuçta evet bizim bir devlet büyüğümüz, bir devlet büyüğümüz. Bunu böyle olağanüstü metafizik güçlerle donatmaya kalkmak, onu bazılarının yaptığı gibi, sonradan Atatürkçülerinin yaptığı gibi peygamberden üstün görmek, peygamberle eşdeğerde tutmak. yok onu böyle metafizik güçlerle donatılmış velilerin üstünde, mürşid-i kamilerin üzerinde zamanın kutbu görmek.

Bunlar tabi böyle sıkıntılı şeyler. Bir de o normalde cumhuriyeti oturtturma, ne bileyim yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni oturtturma, devrimlerini oturtturma için milletin önüne şişirilmiş, makyajlanmış, olduğundan fazla gösterilmiş bir Atatürk olması ve böyle bir resmi tarih olması, sıkıntı bunların hepsi. Şimdi şimdi de bunların normalde böyle olmadığı meydana çıkınca da bir kandırılmışlık hissi yaşıyor insanlar. Yok biz de ilkokuldayken, ortaokuldayken yok bir takayla Samsun’a çıktı, yok dümeni kırıktı, yok kolu yoktu, bacağı yoktu, yok yuverkeni yırtıktı, sonradan bir öğrendik ki hiç de öyle değilmiş. Zamanın en yüksek teknolojisiyle donatılmış bir gemiymiş. Yok Padişah’tan ayrı kaçtı, yok Padişah’tan şöyle oldu, öyle değilmiş.


15. Bölüm

Padişah’ın fermanıyla gitmiş. Yok İngilizlerden saklı gitmiş, öyle değilmiş. İngilizlerden müsaadele gitmiş. Giderken de devletten ayrı yeten de hacıra almış, akçesini almış da gitmiş. Arşivden çıkıyor şimdi bunlar. Devlet-i Aliyye, Osmaniye akça vermiş. Hacirah vermiş, yol hacirahı vermiş. Vazifelendirmiş Padişah. Vazifelendirdiğine dair belge var. O belgeyle gitmiş zaten. Yoksa kim takar Anadolu’da? O belgeyi gösteriyor. Vazifeli. Altında mühür var. Devlet-i Aliyye, Osmaniye’nin ve hilafetin mühürü var. Millet o mühre esas duruşta duruyor. Ama bunlar resmi tarihi noktasında bunların acılarını sancılarını çekiyor Türkiye. Ya nutku Kur’ân’la eşderdi görmek, nutku Kur’ân’dan üstün görmek. Osmanlı’da yetmiş iki buçuk millet var.

Osmanlı’dan yetmiş iki buçuk millet kalmış. Ve Anadolu oldum olası zaten. Oldum olası. Tek bir millet olmamış ki hiç böyle ırk noktasında. Bakın Anadolu toprakları tarih boyunca ne zamana kadar giderseniz gidin. Tek ırka dayalı bir topluluk olmamış Anadolu’da. Türklerde dahi yok bu. Tarih boyunca Türklerin yaşamış oldukları bölgelerde tek Türk ırkı olmamış. Olmamış. Orta Asya’da Çinliler var içlerinde. Hintliler var içlerinde. Bangladeşliler var içlerinde. Onlar da diyorlar ki Türküz biz. Kürtler var içinde. Onlar da Kürtüz diyorlar. bu Macarlar, Slavlar, o bölge Avrupa’nın hazarının üstünden giden Türklerin kolu hepsi de var. Zaten tarih boyunca Yahudilerin haricinde, Yahudilerin haricinde hiçbir topluluk kendince bir ırka dayalı bir topluluk oluşturmamış olmamış zaten.

Bu bir tek Yahudilere has bir şeydir. Yahudiler kavmiyetçilik yaparlar asıl. Başka dünya üzerindeki toplulukların hiçbirisinde kavmiyetçilik yoktur. Ve Kur’ân-ı Kerim’deki kavmiyetçilikle alakalı ayeti kerimeler hep Yahudilerin üzerinden konuşulur. Bu Osmanlı İmparatorluğu’nun içerisine kavmiyetçilik hastalığını koyan da Yahudilerdir. Çünkü Osmanlı’nın parçalanması, Osmanlı’nın parçalanması ve o parçalanmış Osmanlı’dan devletçiklerin üretilmesi. Ve o devletçikler üretilirken Ortadoğu’da bir Yahudi devletinin kurulması plan budur. Bu planın birinci ayağıdır. Birinci ayağı Osmanlı devletinin bu noktada kurulması ve Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması ve Yahudi devletinin kurulması vardır. Bu birinci ayaktır.

Bu birinci ayak gerçekleşti. İkinci ayak. İkinci ayak. Müslümanların birbirleriyle savaştırılıp bölgenin İsrail hakimiyetine verilmesidir. Anladınız mı? Bu şimdi ikinci ayağı gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Bölge insanlarının hepsiyle, birbirleriyle savaştırılıp, birbirleriyle savaştırılıp bölge insanları hem dini olarak hem ekonomik olarak hem siyasi olarak hem askeri olarak hem kültürel olarak. Hem ailevi olarak çökertilim. Bölgenin tamamiyetle İsrail’e teslim edilmesi vardır. Şu anda bu yapılıyor. Bu yapılmaya çalışılıyor. Buna destek veren de en önemli yerel güçlerden birisi İran’dır. İkinci güç, Suud-Arabistan’dır. Suud-Arabistan da kendisi bölünmekten parçalanmaktan korktuğundan dolayı yapıyor.


16. Bölüm

Çünkü bu projenin içerisinde emperyalist güçlerin emrinde küçük devletçikler kurulacak şimdi. Proje bu. Eğer normalde başarılı olamadılar, başarılı olsalar da özerk yönetimdi, öz yönetimdi. Yok bilmem neydi. PKK’nın Güneydoğu’da yaptığı şey başarılı olmadı. Türkiye hırrır dedi bastı üstüne. Oradaki yerel Kürt halkından da buna vize çıkmadı. Bakın oradaki yerel Kürt halkından vize çıkmadı. Yerel Kürt halkın muhafazekarları Türkiye’den bölünmeyi kabul etmiyorlar. Yerel Kürt halkının muhafazekar kısmı diyorlar ki biz Türklerle kardeşiz ve biz bu topraklarda doğduk, büyüdük. Bu topraklarda yaşayacağız ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin himayesinde yaşayacağız. O yüzden PKK şu anda doğuda güneydoğuda sadece ve sadece yerel sünni Kürtlerin bulunduğu yerlerde eylem yapıyor.

Orları dağıtıyor şu anda. PKK’nın gizli görevi bu. Ama anladılar ki şu anda yakın dönemde Türkiye’nin güneydoğusunda Kürtlere dayalı bir bölünme parçalarını olmayacak. Bu bitti. Türkiye burada ritmik olarak kendi içerisinde buna cevap vermesi için NATO ve Amerika ile bu noktada Avrupa ile anlaştı. İŞİD ile alakalı verdi şimdilik pansuman yaptı bunu. Meseleyi halletti. Ama Orta Doğu’da önümüzdeki günlerde küçük ırka ve mezhebe dayalı devletçikler oluşacak. Irka ve mezhebe dayalı. Iğrafiyeli olarak üçe bölebilirler. Bir tarafında Kürt Devleti, bir tarafında küçük bir yerinde sünnileri ait bir yer. Bir tarafında da Şia’ya ait bir devlet. Suriye’de de aynı şeyi uygulayabilirler. Suriye’nin bir bölgesini PD’ye teslim edebilirler.

Bir bölgesine sünnilere, bir bölgesinde Esad’ın normalde bağlı bulunduğu Nusayrilere teslim edebilirler. Bu korku Ürdün’de de var şu anda. Asıl sıkıntı Ürdün. Bu büyük sıkıntı. Ürdün’e sıçrarsa Suudi Arabistan’a da sıçacak. Ürdün’e sıçrayan şey Yemen’e de sıçacak. Yemen’e sıçrayan şey bari Katar, Dubai onlara sıçacak. Mesela Katar ritmik olarak şu anda geldi Türkiye’nin şemsesinin altına sığındı. Dedi ki benim bölümekten kurtar, parçalanmaktan kurtar, bu tip şeylerle biz ortak hareket edelim. Türkiye’de dedi ben sana ağabeylik yaparım bastır parayı. O da bastırdı parayı. Açık. Türkiye’ye operasyon yapmak istiyorlar ekonomik olarak. Kaldırıyor telefonu. Bir uçak dolar gönderin diyor. Bir uçak dolar geliyor ondan sonra ekonomistler bakıyorlar.

Şu kadar milyar dolar serseri para var sahibi belli değil. Lan geri zekalı. Belli değil mi? Belli. Onlar istiyorlar ki Amerikan bankalarından geçecek dolar gelecek Türkiye’ye öyle gelmiyor. Ya uçakla geliyor. Midden on tane adam Allâh alem öyle oluyordur yani. Kalırlar götürürler beni de nereden biliyorsun diyor. Rüyamda gördüm diyeceğim ben de zaten. Hayal ettim diyeceğim. Böyle oluyordur herhalde diyeceğim. Benim hayalperestim de bütün herkes bilir diyeceğim. Hep beraber mahkemeye gideceğiz. Diyecekler bu adam hayalperest midir? Evet. Doktor diyor değil mi? Bak doktor tasdikliyim ben. Neredeyse bazıları gibi bir de ne alınıyor? Cezayı ehliyeti yoktur. Öyle var ya bir de ceza ehliyeti yoktur rapor alıyorsun tamam.


17. Bölüm

Bitti iş. Var memlekette gündemi işgal eden böyle gündemde tutan hocalar şeyhler var ceza ehliyetleri yok. Tabi onlar bir fil akıl hastanesinde gidip tedavi görmüşler ama. Birisi Manisa akıl hastanesinde gitmiş tedavi görmüş orada kaydı var. Birisinin İstanbul’da kaydı var. Kayıtlı onlar. Biz artık el altından mel altından bir rapor mapor uyduracağız. Normalde aynı sıkıntı Orta Doğu’nun hepsinde var. Ve Orta Doğu’da bölmeye bu noktada meyalli olan güçlü bir şekilde bu meseleye giren İran. İran’da Orta Doğu’nun içerisindeki şia güçlerini şia inananlarını ayaklandırıyor. Aynı şey Lübnan’da vardı. Lübnan’da şia ayrılma pozisyonundaydı. Tabi İran’la anlaştılar büyük emperyalist güçler. Dediler ki ayırma Lübnan’ı ayırmadılar.

Öyle kaldı. Şimdi de zaten İran’la İsrail anlaşmalı gidiyorlar. Anlaşmış vaziyetteler zaten. Çünkü İran’la İsrail’in Orta Doğu’daki normalde planları birbirleriyle örtüşüyor. O kağıt üzerinde birbirleriyle öyle birbirlerine dalaştıklarına bakmayın. Anlaşmış vaziyette onlar. Siz basını takip etmezsiniz. Geçenlerde 5-6 ay önce Dünya’nın Yahudi kuruluşları mı ne bir şey. Nerede? Tahran’da toplandı. Haberiniz var değil mi onlar? Haber olanlar elini kalırsın. Ahmet’i Necad topladı değil mi? Evet. Dünya Yahudilerini Tahran’da topladı Ahmet’i Necad. Siz böyle haberler duyunca şok oluyorsunuz. Ondan sonra zaten o toplantıdan sonra onlara gerekli olan şeyler verildi. Teminatlar sözler. Ondan sonra İran’ın atomla alakalı nükleer enerjiyle alakalı anlaşmalar sağlandı.

Anladınız mı şimdi meseleyi? Rusya Suriye’ye girmezden önce kimle anlaştı? Kime teminat verdi? İsrail’e. İsrail gitti. Neden onu paldır küldür Rusya’ya? Putin dedi ki biz İsrail’e asla dokunmayacağız. İsra’yla asla siz muhafaza edeceğiz, koruyacağız. Sizin haklarınız da korumaya geliyoruz dedi. Şimdi o zaman Orta Doğu’da şimdi kartlar yeniden karılınca Rusya, Çin, İran, İsrail dörtlü. İsrail’in bir kolu bunlarla beraber. İsrail’in bir kolu da Amerika, İngiltere, Fransa, Avrupa bir kolu da onlarla duruyor. Bir tek Türkiye’yi zorlayamıyorlar şimdi. Türkiye’yle de böyle okulun içerisinden kaçacaklar. Türkiye’de inat ediyor şimdi. Diyor ki özür dileyecek, tazminat ödeyecek, şunu bunu yapacak. Yakında Türkiye’nin istediklerini İsrail kabul eder.

Evet. Onu kabul ettikten sonra da Türkiye’nin eli ağzı bağlanır. Ben kabul etmesini istemiyorum ama kabul edebilirim. Şimdi nerelerden nereye geldik iş? Normalde belki de merkezini kaçırdı bu mesele ama Allâh muhafaza eylesin. Orta Doğu’daki denklem bu. Bunun içerisinde bir tek Türkiye’nin durumu ve duruşu bu denklemlere uymuyor bazen. Türkiye’deki yapılanlar şöyle bir şey. normalde buradan gideceğini düşünülürken buradan gidiviriyor. Yapı öyle bizde. Ya bu nereden kaynaklanıyor diye araştırıyorlar, bakıyorlar, ediyorlar. Bu bir türlü bir şeyden kurulmuyor. O yüzden mesele şimdi nerelerden nereye aldık getirdik? Normalde bu noktada o resmi tazminat ödeyecek. Normalde bu noktada o resmi tarih ve resmi tarihin getirmiş olduğu sıkıntılar Türkiye’nin başında dert.


18. Bölüm

Bu gömlek uymuyor Türkiye’ye şu anda. O yüzden yeni anayasa diye bağırıyorlar. Çünkü mevcut anayasa biraz böyle ırkçılığın üzerine kuruluyor. Devleti kutsallaştıran, ondan sonra belli bir kesimi kutsallaştıran, belli bir kesimin kutsiyetini bu noktada anayasal olarak muhafaza altına alınmış bir anayasa var elimizde. siz normalde böyle ona bakarken okumalar herkesin kendisine göre. Mevcut anayasa belli bir ırkı ve belli bir ırkın içerisinde kutsallaştırılmış bir devlet ve kamu görevlileri var. Kutsallaştırılmış. Bu anayasa, bu tutum, bu duruş şu anda Türkiye’ye dar geliyor. Bunun normalde kutsallaştırılmış devlet noktasından, kutsallaştırılmış ırk noktasından, kutsallaştırılmış kamu görevlileri noktasından çıkarılıp insanlara hizmet eden bir devlet kendi toplumuna hizmet eden bir kamu noktasına götürülmesi lazım.

Ve bu noktada bu eski geleneğe dönüş yapıp bu topraklarda yaşayan herkes bu topraklara aittir. Bu toprağın insanıdır. Birbirlerinden üstünlükleri, alçaklıkları yoktur. Hükmüne dönmemiz lazım. Böyle dönüldüğü zaman da siz imparatorluk hayali kuruyorsunuz diyorlar. Bana öyle söyleyince ben de evet diyorum. Neden olmasın? Neden böyle bir kültür imparatorluğu olmasın? Neden böyle bir sosyal imparatorluk olmasın? Neden böyle bir kardeş imparatorluk kurulmasın ki? Dünya zulüm altında inlerken. Neden biz bir hıristiyanlığından, hıristiyanın da akıl emniyetini, din emniyetini, namus emniyetini, mal emniyetini, can emniyetini muhafaza etmeyelim? Neden bir hıristiyan, ben dinimi en iyi bir şekilde Müslümanların arasından, Müslümanların yanında yaşayabilirim, düşüncesi onda asıl olmasın?

Bunun olması lazım. Dünya üzerindeki bütün inanç sahipleri kendi inançlarını hür bir şekilde Müslümanların içerisinde yaşayabileceklerine inanmalı. Bütün inanç sahipleri dünya üzerinde can emniyetlerini ancak Müslümanların içerisinde bulabiliriz demeli. Mal emniyetlerini Müslümanların içerisinde emniyet sağlanır diye bilmeli. Namus emniyetlerini ancak Müslümanların içerisinde sağlanır diye bilmeli. Akıl emniyeti olarak da ancak Müslümanların içerisinde bizim akıl emniyetimiz olabilir demeli. Bunu, bu toprakların çocukları kurması gerekiyor. Kurması lazım. Biz bu protipte bir toplum inşa etmeliyiz edeceksek. Ve bunu inşa ettiğimizde o zaman bu topraklarda kardeşliğin, bu topraklarda barışın, bu topraklarda iyi aklın, iyi imanın, iyi bir hayatın numunesi olmalı.

Bu şu demek değil, çok hızlı trenimiz olmasın bizim. Kardeş olalım. Kardeş olalım. Biz çok teknolojik harikalar yaşamayalım. Ama biz birbirimizin can mal namus emniyetine saygı duyalım. Bence önemli olan bu. O yüzden resmi tarih ve o ilk kuruluştaki dar elbise Türkiye’ye şu anda dar geliyor. Derviş kardeşlerle aramızdaki bağı, akrabalık bağı gibi mi olmalıdır? Derviş kardeşlerle olan bağınıza hadisi kutsi nasıl olması gerektiğine. O mahşer kurulduğunda nurdan minberler getirilir. Nurdan minberlerin üzerine nurdan elbiseler ve nurdan tac ile taşlandırılmış kullar getirilir. Peygamberler onlara gıpta ile bakarlar ve sorarlar bunlar hangi şehitlerden bir münaadi melek çığırtkan ilan eden bir melek cevap verir.

Der ki bunlar peygamber değil. Peki hangi şehitlerden bunlar? O münaadi melek cevap verir. Bunlar şehit de değil. O peygamberler sorarlar. Peki bunlar kim? Münaadi melek cevap verir. Bunlar yeryüzündeyken birbirleriyle akraba olmadıkları halde, birbirleriyle menfaatleri alışverişleri olmadıkları halde, birbirlerini Allâh için sevenler ve toplandıklarında Allâh’ı zikredenler. Birbirlerini Allâh için sevenler ve toplandıklarında da Allâh’ı zikredenler. bunlar onlardır der. Peygamberlerin gıpta ile baktıkları. Bunu sufiliye tasavvufa karşıymış gibi düşmanmış gibi gösterilen teymiğe dair tefsirini almak zorunda kalmıştır. Çünkü bu hadîs-i şerif aynı zamanda İmam-ı Hanbel’de nakleder. Demek ki sûfî toplulukları, sûfî toplulukların en önemli özellikleri, birbirlerinden menfaati ve akrabalığı olmadığı halde birbirlerini Allâh için sevecekler.

İki, toplandıklarında Allâh’ı zikredecekler. Toplandıklarında da Allâh’ı zikredecekler. Lâ ilâhe illâllah.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, İhsân, Sünnet, Şeyh, Sabır, Şükür, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı