Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

474. Dergah Sohbeti

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 474. Dergah Sohbeti. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Birinci soru Gündem, Türkiye’nin Rus uçağının vurması, bak bu soru da aynı. Türkiye Rus uçağını vurmasaydı da sadece uyarsaydı, bir daha olursa gerekeni yaparız deseydi daha iyi olmaz mıydı? Rusya Türkiye olaylarıyla ilgili olayları nasıl doğru olarak okumalıyız? Bu işin sonu nereye var o zaman? Bu işten kim kazançlı çıkar? Evet, siz bir imparatorluğun son burcusunuz. Sonuçta bütün imparatorluğu yıkmışlar, dağıtmışlar. İmparatorluğun yıkılıp dağıtıldığı yerlere bir sürü ülkeler kurmuşlar. O ülkelerin başına da uyduruk satılık adamlar koymuşlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni de öyle kurmuşlar. Ürdün, Mısır, Tunus, Cezayir, Fas, İran, Irak, Suriye, Bahri, Kuwait, Birleşik Arap Üniversiteleri gibi.

Bilir mi? İriliği ufaklı, tokurdağlı büyük küçük devletler kurdukları gibi kurdurdukları gibi. Türkiye’de son imparatorluğunun kaldığı yerde bir hükümet, bir devlet kurdurmuşlar. Ama bu kurdurdukları devlet ondan istedikleri istikamette gitmemiş. Bir müddet sonra kendi özbenliğine dönmeye çalışmış. Özbenliğine, ne zaman dönmeye çalıştıysa onu çizgiye getirmek için her on yılda bir ihtilal yapmışlar, yaptırmışlar. Böylece Türkiye’yi normalde kendi özbenliğine dönmesini geciktirmişler. Ama vaktaki bu memleketin çocukları, bu memleketin insanları kendi özleriyle, kendi değerleriyle, kendi kıymetleriyle, kendi geçmişleriyle barışmışlar. Yeniden bu ülkede imparatorluktan kalan bu ülkede sonuçta yükselmeye, yüceltmeye başlamışlar bayraklarını ve ülkelerini.

Bunu bu noktada tutmazlar bir başkası da olsa devletler dengesinde bunu hiç kimse tutmak istemez. Hiç kimse böyle gözünün önünde bir gücün yükselmesini istemez. E tabii bu gücün üstünde yükselmesini istemeyenler değişik iç ve dış tahrikler ve olaylara devam ediyorlar, ettiler. Son dönemde 30 yıldan beri devam eden PKK, son dönemde bir çatışmazlık varken, ondan sonra yeniden çatışma günlerine dönülmesi, devlet var gücüyle anlaşalım, barış yapalım, çatışmayı bitirelim derken, malum PKK, DHK, ABC unsurlarının bu noktada teröre devam etmesi. Ama bu son noktada bunlara Türkiye’nin içeride ağır bir ders vermesi, PKK’nın bu noktada çok büyük zayitler vermesi, ağır bir darbe yemesi, bu ağır darbeden sonra da ülke insanının bu PKK’yla olan mücadeleyi ödüllendirmesi seçimlerde ve yeniden umulmadık tahmin edilmedik bir oranla çok güçlü bir hükümet çıkması içeride de dışarıda da normaliteyi bozdu.

Bu normalite bozulunca dengeler kaçtı, bütün içerisinin de dışarısının da beklediği bu değildi. Bunun neticesinde Orta Doğu zaten kaynayan kazandı, bekleniyordu. normalde eğer ki AK Parti partisinin, AK Parti’nin dışında bir hükümet modeli gelişecek olsaydı, Orta Doğu’daki denglemler farklı olacaktı. Ama Cumhurbaşkanı’nın paralelinde bir partinin çok yüksek bir oyla yeniden iktidar olması, içerisine uspus ettiği gibi dışarısını da bir telaş aldırdı, bilhassa Orta Doğu. Orta Doğu’da meseleyi sadece Rus uçağının düşürülmesi olarak bakarsanız, bu meseleyi derinlemesine görmemiş olursunuz. Rus uçağının düşürüldüğü gün Putin’le Hamene’ye görüşmesi vardı. Sonuçta Suriye şu anda İran’la Rusya işgal ediyorlar.


2. Bölüm

Bu işgal, Esed’in gözünün önünde Esed’in ortaklığı ile oluyor. Aynı şeyi İran, Afganistan’da yapmıştı. Tabi Afganistan, Türkiye’ye uzak olduğundan o gün için bunu göremedi, Türkiye’deki insanlar. Ve Türkiye’de, Afganistan’da Rusya, İran iş birliği ile Afganistan işgal edilirken karşısına bu acı bir şey, bu uluslararası oyun, karşısına mücahidler ABD iş birliği çıktı. Mücahidlerle ABD iş birliği yapıp, Afganistan’da o zaman için Sovyet Rusya’nın SSCB’nin dağılmasına sebep oldular. Tabi dağılmasına sebep oldu, ardından da Amerika döndü, oradaki mücahidlerle savaştı. Ardından döndü, orada yerli vatanını koruyan puslara karşı vatanını koruyan güçlerle savaştı. Başlarına bombalar yağdırmaya kalktı, o da batıyor orada.

Şimdi oradan kurtulmanın yolunu arıyor. Aynı oyun şu anda 3 aşağı 5 yukarı Suriye’de oynanıyor. Tabi Suriye’de oynanırken, İran, Rusya’nın müttefiki ve Rusya’nın bu noktada ortağı olaraktan, SED’i de yanlarına alarak da Suriye’de, tabiri caizse nasıl Amerika’nın uzak karakolu hükmünde bir İsrail var ise, Suriye’de de Rusya kendisine uzak bir karakol inşa etmeye çalışıyor. Ama bu uzak karakolu inşa ederken İran’la anlaşaraktan yapıyor. İran’la anlaşarak Orta Doğu’da İran’la ortaklaşa güç oluşturmaya çalışıyorlar. Bu da Türkiye’nin hesabına gelmiyor. Gayet normal Türkiye’nin hesabına da gelmemesi. Türkiye’nin hesabına gelmeyince de, Türkiye bu noktada belki de AK Parti hükümetlerinin en böyle keskin, keskin fazla NATO’ya, yön NATO’ya böyle el vermeleri, NATO’yla sıkı fıkı olmalarının en fazla olduğu dönemi yaşıyoruz bu 6-7 aydan beri.

Ve AK Parti hükümetleri bugüne kadar NATO’yla dengeli bir politika güderlerken, PKK terörüyle beraber Rusya’nın İran’la ortaklaşa operasyonlarını Türkiye’de NATO-ABD ortaklığını pekiştirerek de karşı koymaya çalışıyor. Şu anda Suriye’de şu anda okuyabileceğimiz bizim bunlar. Tabi başka hesaplar arkasında gizli ajandalar varsa, söyleyecek bir söz yok. Ama belakin bu mesele böyle çok büyüyeceğini de zannetmiyorum. Zannetmiyorum çok büyüyeceğini. Rusya, İran’ın göz bayamasına aldandı biraz. Eğer gerçekten Rusya’yı Suriye’ye çekerlerse, Rusya’yı Suriye’ye çekerler, orada aktif savaşın içerisine daha da katarlarsa, kafamdan geçen, Ukrayna’nın intikamını Suriye’de alacaklar. Bir intikam alınması lazım ya.

Sonuçta Rusya, Ukrayna’yı böldü. Ya Rusya tam gücünü kullanacak, Ukrayna’yı böldüğü gibi Suriye’yi bölecek, Suriye’yi bölecekten kendince, eseri orada tutarak, orada kendine bağlı bir uydu devlet olarak bırakacak. olur ya böyle butik devlet gibi, bir butik devlet kalacak orada Suriye olarak. Geri kalan yerleri nasıl paylaştıracaklar? İşin ayrı bir konuşulması, irdelenmesi gereken şey. Tabii geri kalan yerleri normalde Suriye’deki PYD güçlerini verseler, bunu Türkiye’ye karşı çıkacak. Eğer Amerika normalde oradaki PYD’yi terörist görmemekle beraber belki de Suriye’nin bölünmesine göz yumacak. Göz yumaraktan orada Irak’taki Barzani’yle beraber Suriye’deki PYD’yi birleştirip ortaklaşa orada bir Kürt devleti kurdurma.


3. Bölüm

O da Amerika’nın ayrı bir jandarması olarak kurdurmak isteyebilirler ama bu noktada Türkiye’yi ikna etmek, Türkiye’yi dize getirmek biraz zor. Türkiye özellikle PYD’nin de PKK gibi bir terörist unsur olduğunu söyleyip Barzani’yi yanına alıp farklı bir denglem kuruyor. Barzani’yi de karşı safına alsa daha farklı denglem olacak ki bu akıllıca olmayacak. Ama Türkiye Barzani’yi kendi yanına alarak PYD’yi orada ve PKK’yi saf dışı bırakarak farklı bir oyun oynuyor. Bu da bir oyun. Bu da farklı bir diplomatik cilve. O yüzden normalde Barzani’ye gel deyip PYD’ye git demek, ne bileyim ülke içerisinde PKK’yla şedid bir şekilde mücadele edip, onun ülke içerisindeki unsurlarını tasfiye edip, ülke dışındaki unsurlarıyla uğraşmak, ayrıca Barzani’yi de yanına alıp Barzani’ye de PKK’ya karşı söylem geliştirmek PYD’yi de orada yalnızlaştırıyor.

Sonuçta Orta Doğu’da çok denglemler var. Orta Doğu’da bir hayli denglem var. Her an denglem değişiyor, her gün denglem değişiyor, her an her şey değişiyor. uçak vurulunca kadar farklı denglemler vardı. Türkiye farklı yaklaşarak uçağı vurdu. Normalde bütün hesaplar, kitaplar alt üst oldu. Kartların yeniden dağıtılması lazım. Kartlar yeniden dağıtılmıyor şu anda. Herkes bekliyor kim hangi kartı oynayacak elinde diye. Normalde bu belirsizlik daha yaklaşık bir hafta, on gün daha sürer. Oyun kurucuları yeniden oyunu kurgulamak için, yeniden kartları orta yere sürmek için kokluyorlar, analiz ediyorlar. Ama Türkiye sınırlarını bu noktada agresif bir şekilde koruyacağını beyan ederekten aslında farklı şeylere de cevap veriyor. işte eğer orada PYD unsurları ile beraber farklı bir şey yaparsanız, çünkü Suriye ile Türkiye arasında bir hatay meselesi var.

Bu gavurcuklar, gavurlar bir şeyi kılçıklı bırakmayı severler. Normalde hatay biliyorsunuz, orada küçük bir yerde başbakanı cumhurbaşkanı vardı, ayrı bir ülkeydi hatay. Sonradan Türkiye’ye ilhak oldu. Hatta bir yer onun o günkü cumhurbaşkanın oğlu falan milletvekilliği falan yaptı. Normalde orası hatay Suriye için farklı bir şey ifade ediyor. O yüzden Suriye kendince hatayı kendi sınırlarının içerisinde görüyor, kendisinin olarak görüyor. Böyle bir şey olunca tabi bunun tarihi süreci var Osmanlı’dan sonra. O tarihi süreç içerisinde Suriye ile Türkiye arasında bu hatay meselesi hep gündemde. Normalde bu hatay meselesini gündemde tutarak da birbirlerine karşı olan kin ve nefretlerini arttırıyorlar.

Tabi Türkiye’de bu hatay meselesi belleklerinde duruyor. Öyle olunca hatayın önündeki Türkmenler ile alakalı koruyucu muhafaza edici bir güç olarak kullanıyorlar. Çünkü eğer oradaki Türkmen bölgesi düşerse Türkiye direk PY’de ve İşit’le karşı karşıya kalacak. Yüz yüze kalacak ve Suriye içerisinde kendi politikalarını destekleyecek yerel unsurlar olmayacak. Bu noktada Rusya’nın İşit’le değil, Rusya’nın İşit’le değil. Kendince Rusya, ESEP ve İşit üçü iş birliği yapıp oradaki normalde ama el nusra dedikleri ama yerel ondan sonra örgütlerin ama Türkmenlerin örgütlerine ağır yaralar vermek için onlarla mücadele ediyor. Ama ESEP Rusya’yı çağırırken kendini İşit’le mücadele örtüsü altında çağırdı. Ama asla 1-2-3-5 tane sorti yaptılarsa göstermelik İşit’i vurmak için o kadar İşit’i vuran filan yok.


4. Bölüm

Amerikada vurmuyor, İşit’i Amerikada vurmuyor, İşit’i Fransızlarda vurmuyor, İşit’i İngilizler zaten vurmuyor, İşit’i İsrail’de vurmuyor. İşit’i İran’da vurmuyor. Aslında İşit’in ilginç noktası, İşit’i vuran yok. Ama herkes İşit’le mücadele etmek için Suriye’ye geliyor. İşit’te ne kadar dünya üzerinde dinini öğrenmemiş tam olarak neyin ne olduğunu bilmeyen kendince ben cihâd edeceğim deyip eli silah tutan bilhassa Avrupa’da, Kanada’da, Amerika’da ne kadar adam varsa hepsi de İşit’e geliyor. Hepsi de İşit’e katılıyor. Bunun yanında Suudi Arabistan, Bahren, Katar, Kuwait, Ürdün bu bölgelerdeki de kendilerince cihâd edeceğiz olan kimseler de gelip İşit’e veya El Nusra’ya katılıyor. Suriye şu anda her an için kartların her gün yeniden dağıtıldı, dengelerinin her gün değiştiği bozuldu, her gün yeniden denge kurulan bir yer haline geldi.

Ama bu meseleyi tabi Hadîs-i Şerifler ışığında bakarsak bu Mehdi savaşlarının ayak sesleri gibi geliyor. Daha orada bir hayli daha gücün toplanması lazım tabi. Toplanıyorlar da Rusya bir sürü uçaksavarlarıyla beraber birkaç tane gemiyle uçak gemisi bilmem ne getiriyor. Fransa kendi uçak gemisini getiriyor. Ya normalde herkes orada savaşmak için toplanıyor. Biz ne yapacağız? Ben ta bu PKK ile olan Hadîs-i Şeriflerin başladığında en başından beri bir şey söylüyorum savunuyorum. Türkiye sınırlarını korumalı, sınırlarının içerisinde kalarak kendi halkının ve ülkesinin güvenliğini sağlamalı. Şu ana kadar da bu konuda başarılı mı Türkiye? Evet. Kendi içindeki terör unsurlarını temizlemeli, kendi içerisinde teröre müsaade etmemeli.

Bu bir. İkincisi sınırlarını tam güvenli haline getirmeli, sınırlarını muhafaza etmeli. O yüzden Türkiye’nin diplomasi kanallarını kullandıktan sonra Rus uçağının vurmasını destekliyorum. Yapılması gerekeni yaptı Türkiye. Defalarca ihlal oldu. Defalarca ihlalden sonra Rusya’yı uyardılar. Onlarda bir daha olmayacağına dair söz verdiler. Böyle bir şey yanlışlık oldu dediler. Ama Rusya o sözünde durmadı. Tabii Rusya Türkiye’den böyle bir cevap da beklemiyordu. Ama Türkiye’de bu cevabı vermek için iyice konuşlanmış. E tabii bu konuşlanma da enteresan Rusya’nın Türkmenlere bomba yağdırdığı zamana denk geldi. Rusya oradaki Türkmenlere bomba yağdırırken bomba yağdıran uçaklardan birisi sınırı ihlal eder etmez.

Türkiye onu düşürerekten Türkmen bölgesindeki ciddiyetini gösterdi. Tabii başbakan ne açıklama yaptı? Ejdadımızdan kalan buradaki Türkmenleri sonuna kadar koruyacağız dedi. Mirasımız dedi. Aslında daha ilerisini söyleyecekti. Daha ilerisi şuydu. Dünya üzerinde nerede Türk varsa, biz soydaşlarımızın bütün hak ve hukukunu koruyacağız demesi lazımdı. Bu o zaman daha güzel bir cevap olacaktı. Ama bu da iyi. Daha ilerisi olması lazım. Türkiye nerede bir soydaşı var ise onu korumalı. Onun can güvenliğini sağlamalı. İmparatorluktan kalmış. İmparatorluktan kaldıysanız siz o imparatorlukta alınırken sizin kendi unsurlarınız da orada bırakılmış. O unsurlarınız asimile olmaması için sizin onları muhafaza etmeniz, korumanız gerekir.


5. Bölüm

O yüzden bu mesele bir çıt ileride böyle olur inşâAllah. Bir şeyi yapmamak için yemin edilirse ve bunu tekrar yapması durumda yeminini bozarsa dinen hüküm nedir? Üç gün oruç tutacak. Paramızı bankada tutarken normal hesapta tutuyorum. Faiz almıyorum. Yanlış. Şöyle yanlış. Sen faiz kurumuna faizsiz para koyaraktan ona daha destekliyorsun. O yüzden yanlış. Bankalarda para tutuyorsanız herhangi bir ticaretten, mecburiyetten, ondan bunda bunu faizle yatıracaksınız. O faizi de oradan alacaksınız. O kadar faizliğe sahip olacaksınız. İhtiyacı yoktur zaten para yatırıyorsa. O yüzden onu alınacak, ihtiyaçlı olan bir kimseye verilecek ama ondan bir hayır hasenat beklenmeyecek. Allâh yesin. Alınacak, ihtiyaçlı olan bir kimseye verilecek ama ondan bir hayır hasenat beklenmeyecek.

Allâh yesin. Âmîn. Parayı bankada tutmamız bu şekilde doğru mudur? Diğer sorun bankanın verdiği faizi alsam ve her ay ihtiyaç sahibi olanı dağıtsam olur mu? Olur. Bu aralar işlerim hep ters gidiyor. Çalıştığım iş yerinde sürekli geç kalıyorum. Patronum sürekli çok dağınık, odaklanmıyorsun gibi sürekli böyle şeyler söylüyor. Ben de bu durumdan dolayı üzülüyorum. Bazen doğru dürüst konuşamıyorum, kendimi toplayamıyorum. Sürekli Allâh’tan yardım istiyorum. Ne yapmam gerekiyor? Kısacası düzenli sorumluluk sahibi bir insan olamıyorum. Bu gerçekten böyle bir dağınıklık, kalbi dağınıklıktan, akli dağınıklıktan kaynaklanır. Yediklerine, içtiklerine dikkat edecek bu kimse. Çok yemek yiyorsa az yiyecek, çok uyuyorsa az uyuyacak.

Kendini disiplin edecek. Derslerini çekecek, Allâh’ı zikredecek. Biraz daha kendi kendine toparlayacak. Çeşitli nedenden dolayı tarihte bir Müslüman devlet, diğer bir Müslüman devletle savaşmış. Bu dinen sakıncalı değil mi? Sakıncalı. Peygamberimiz Aleyhisselâm iki Müslüman savaşırsa ölen de öldüren de cehennemliktir buyuruyor. Evet, bir Müslüman sizi eziyet ediyorsa, size zulmediyorsa, size bir zararı olacaksa onun da savaşmak doğru olur mu? Bu hadise göre normalde Müslümanlar kendince ilk kılıç çeken kendisi olmaz Müslüman kardeşine karşı. Eğer Müslüman kardeşi ona kılıç çektiyse, kılıç çekilen Müslüman onu öldürürse kılıç çeken Müslüman iki katil olur. Mümin mümine kılıç çekmez. Mümin müminle savaşmaz.

Mümin mümine nasihat eder. Teblih eder. Yine yanlış yapıyorsa yine nasihat eder. Yine yanlış yapıyorsa yine nasihat eder. Yine yanlış yapıyorsa yine nasihat eder. Ama mümin mümine savaş açmaz. Velev ki bir mümin, diğer mümin kimseye savaş açarsa, savaş açan kimse iki katil olur. Bu devletler muvazzenesinde eğer ki bir kendince Müslüman İslam devleti bir başka Müslüman devlete savaş ilan ediyorsa, savaş ilan eden kimse iki katil olmuştur. Çünkü Müslüman ancak Müslümana nasihat eder. Müslümanın kanı diğer Müslüman kimselere helal değildir. Ama bir Müslüman ülke, diğer Müslüman ülkeye savaş açtıysa, onun canına, malına, ırzına, namusuna göz diktiyse, o zaman Müslümanların kendilerine savunması kadar doğal bir şey olmaz.


6. Bölüm

Ama savaş açar, mesela bir cemaat, bir cemaata savaş açamaz. Bir tarikat, bir tarikata savaş açamaz. Bir İslami bir topluluk, diğer başka bir İslami topluluğa savaş açamaz. Nasihat eder. Gönderir nasihatçılarını oraya. Gidin söyleyin, Kur’ân ve Sünnet dairesinde burada hata yapıyorlar. Gidin söyleyin, bu meselede iştahat hatası yaptılar. Gidin söyleyin, bu meselede Kur’ân ve Sünnet’e uygun davranış biçiminde bulunmuyorlar. Nasihat haktır. hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna der ya, hakkı tavsiye etmek. O kimseye bir daha nasihat edersiniz, bir daha nasihat edersiniz. Benim nasihatimi tutmuyor deyip de ona savaş ilan edemezsiniz. Bu şuna benzer. bir kimse namaz kılmıyor, nasihat ediyorsunuz.

Namaz kılmıyor, bir daha nasihat ediyorsunuz. O kimse, örneğin haramla iştigal ediyor, ona nasihat ediyorsunuz. Bir daha nasihat ediyorsunuz. Sizin ona ceza verme hakkınız yok. Sizin ona savaş açmaya hakkınız yok. Ona cezayı verecek olan devlet. Siz bir kimse içki içti deyip de sizin ona ceza verme hakkınız yok. Ancak nasihat edersiniz. Aslında daha ilerisi sizin ona kızmaya da hakkınız yok. Ona kızacak olan devlettir. Hakimdir, alimdir, amir hükmünde olanlardır. Bu noktada birisi içki içiyorsa veyahut bir haramla iştigal ediyorsa diğer Müslüman bir kimsenin ona kızmak yoktur. içki içen bir sahâbe vardı da Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri ikide birde onu cezalandırıyordu.

Yine böyle cezalandırdığı bir zamanda sahabeden birisi çok özür dilerim Allâh seni kahretsin. Yine mi bu işi işledin dedin de Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri onu söyleye sahâbe susturdu. Çok üzüldü. Dedi ki o içki içenden için o Allâh ve Resulünü sever. Bir kimsenin üzerinde haram varsa sakın onu Allâh ve Resulünü sevmez diye hükmetmeyin. Hepimizin üzerinde bir haram olabilir. Onu Allâh ve Resulünü sevmiyor noktasında görmek caiz değildir. Hazreti Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri başka bir adı şerifte dedi ki hepinizin dedi bir günahla ilişkisi vardır. Hepiniz bir günahın pençesinde durursunuz bu manada. Bir günah sizi zapt etmiştir, pençelemiştir. Günahı olmayan bir Müslüman yoktur.

Ama hadîs-i şerifin devamında dedi ki bu günah işleyenin günahkarın en hayırlısı tövbe edendir. O zaman Sufilerin her gün kendilerine Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin tövbesini virt etmelerinin bir sebebi hikmeti de budur. Muhakkak hatalarımız, kusurlarımız, yanlışlıklarımız vardır. Muhakkak bir günahımız vardır. Ama günah işleyenlerin en hayırlısı olan tövbe edendir. Haberi mucibince biz tövbe etmeye her gün gayret ederiz. Söz veririz inşâAllah. Ve o sözümüzü yerine getirmeye gayret ederiz. Böylece her gün tövbe edenlerden oluruz. Her gün zikredenlerden oluruz. Her gün hamd edenlerden oluruz. O yüzden bir kimse günah kebar işlediyse bizim ona mümin kardeşimiz olarak savaş açmaya hakkımız yok.


7. Bölüm

Bir kimse bir cemaat günah kebar işliyorsa başka bir cemaatın ona savaş açmaya hakkı yok. Nasihat eder ancak. Teblih eder. Bir kimse başka bir cemaat, başka bir tarikat, başka bir topluluk eğer bir günah kebar işliyorsa ona lanet okunmaz. Ona beddua edilmez. Edilmez. Sahaba Allâh kahretsin seni dedi. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazreti Allâh’ın derhal susturdu. O zaman siz günah işleyen bir kimseye bela, musibet, kahır okuma hakkınız yok. O zaman devletler açısından da İslami bir devlet yok ülke, dünya üzerinde. Diğer İslami bir devlet hata yaparsa ona nasihat edecek ama yok zaten. Şu anda yok. E tabi normalde bir hadîs-i şerif var. Benim zamanım en değerli zamandır, altın devridir.

Ondan sonra ashabımın zamanı gelir. Bu Dihari Yergüz’ün efendilerimizin zamanıdır. Sonradan da bir Fulu gri zaman var derler ya bu da Osmanlı’ya atvettirirler. uzun sürer böyle Osmanlı’nın zamanda da İslami yaşanma olarak Fulu zaman. ne karanlık ne tam aydınlık bir zaman olarak nitelendirir. Ondan sonra ümmetin hali nicedir denir. Hadîs-i şerifte mealem böyle aklında kaldığı kadarıyla. E şimdi tabi Osmanlı yıkıldıktan sonra ümmetin hali nice oldu. Ümmet bahçesiz. Ümmetin başında halife yok. Ümmetin başında ne dini bir halife var ne de siyasi bir halife var. Ümmet bu noktada savruluyor. Savruluyor. Ümmetin hakkını hukukunu koruyacak güçlü siyasi bir lider ve aynı zamanda güçlü bir dini lider yok.

Bu olmayınca güçlü olabilmesi için zaten askeriyeten de ekonomik olarak da güçlü olunması gerekiyor. Bu olmayınca ümmette savruluyor. Allâh bizi muhafaza eylesin, derlesin, toplasın. İnşaAllah birlik ve beraberliğimizi tesis ettirsin. Kafirlerin karşısında tuz gibi dağılanlardan eylemesin bizi. Sahâbe hazretlerinden birisi savaşta ölüyorken Peygamberimiz onun için cehennemdedir dedi sallallâhu aleyhi ve sellem. Hemen sahâbe efendimizin yanına gidiyorlar, soruyorlar sen niye savaştın diye. O da bunlar gelip benim hurma bahçelerime zarar vermesin diye savaştım diyor. Burada Müslüman malı için savaştığında şehit olmaz mı yoksa biz hadisi yanlış mı biliyoruz? Evet bir kimsenin malını gasp etmeye gelirlerse o malını gasp etmeye gelenlerle mücadele ederken ölmesi hükme şehittir.

Ama velakin Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri orada malını korumak için savaşmıyor. Orada Allâh için savaşıyor. Allâh için savaşa toplanılıyor insanlar. Allâh için savaşa toplanılan bir yerde bir kimsenin malını muhafaza etmek için savaşması uygun değil. Çevremde hep başörtülü ama haksızlık yapan zulmeden küfür eden insanlar denk geliyor. Aynı durum başı açık insanlardan haksızlık görmüyorum zulüm ya da küfür işitmiyorum. Bunu ben genellemiyorum. Bu haksızlıkları yaptığı için başı açık insanları başı kapalı insanlardan çok seviyorum. Demekte ya da düşünmekte bir sakınca var mı? Ama sadece bu sebeplerden dolayı başka bir şey için değil. Evet ya normalde bir kimsenin başındaki örtü, yüzündeki sakal, başındaki takyesi ne yazık ahlakı düzgün değilse onun üzerinde eğreti duruyor.

Bu acı bir şey. Müslümanlar kendi bulundukları dairede Kur’ân ahlakıyla ahlaklanmalılar. Bu ahlaklanma gerçekleşmediği müddetçe kurtuluşları mümkün değil. Kim bilgice gelişir fakat hidayet yönünden gelişmezse günden güne Allâh’tan daha da uzaklaştır. Acluni minavi kalplerin keşfi gazani. Bir kimse filozof olabilir, profesör olabilir, pozitif filmler bu noktada çok iyi dercetmiş olabilir. Ama hidayet noktasında değilse kurtuluşunun ne yazık ki gerçekleştiremez. E şimdi küçük bir tartışmada dahi aramızda sürekli boşanma kelimesi geçiyor. Sürekli beni dışlayacak kelimeler kullanıyor. Dini nikahımızı tazelememiz gerekir mi? boşanma lafızları kullanıyorsa, boşanma lafızları yerine geçecek kelimeler kullanıyorsa bunları dikkat etmekte fayda var.

Belli bir haddi açtıysa Allâh muhafaza eylesin. Talak gerçekleşmiş olabilir. Evlilikte söylenmeyecek kelimeler duyuyorum. Kendisinin yapmadığı fedakarlıkları ben yapıyorum fakat yaranamıyorum. Allâh yardımcınız olsun. Cenâb-ı Hak aranızda ülfet peydah etsin inşâAllah. Buradan genelde hakkınızı helal edin. Rüya okumuyorum. Eşim beni aldattı bunu inkar ediyor ama doğru ben çocuklarım var diye bir şey yapamıyorum. Ne yapmalıyım yaptığım doğru mu yanında kalmam bu konuyla ilgili erkekleri uyarır mısınız? Ben ona hakkımı helal etmiyorum. Bir böyle bir şey hükmedebilmeniz için bunu dört tane şahitli görmeniz lazım. İki ya da o kimsenin bunu itiraf etmesi gerekir. ya zina yaptığına dair dört şahit olacak ya da adam itiraf edecek ben zina etmeyecek.

Bunu böyle duymuyorsanız bunu böyle görmüyorsanız geri kalan boş laf oluyor. Bakın geri kalan dinin hukuk açısından boş laf oluyor. Zikrullah ile ilgili sohbetlerinizden sonra zikrullahın nasıl yapılması ile ilgili talim yapacağınızı da söylemiştiniz. Bu talimi ne zaman yapacağız inşâAllah. Hakkınızı helal edin. Burada da yine rüya var uzun.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb, Sünnet, Hamd, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı