Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

23. Dergâh Sohbeti — Vücudun Zekâtı, İlim-Zikir Birlikteliği ve Hac

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 23. Dergâh Sohbeti — Vücudun Zekâtı, İlim-Zikir…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Cenâb-ı Hak gününüzü hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gününüzünü bir hayır etsin. Ayınızı, yılınızı, ümrünüzü hayırlı evvel etsin inşâAllah. Böyle kendi kendime tasdip edeyim dedim, soruları sonradan vazgeçtim. Vücut zekatı var mıdır, ölçüsü nedir demiş. Bunun kitaplarını bulmanın için mümkün değil. Vücudun zekatı vardır. Ama bu şerii değildir. Bu zahiri değildir, bu manevidir. Küçük bir örnek verip kapatacağım, geniş bir mesele. Birisinin derdini dinlemeniz, birisinin sıkıntısını dinlemeniz, birisinin problemini dinlemeniz, çözüm yok bak. Sadece dinlemeniz zekat, vücut zekatı olarak yeterli. İnsanlar bundan kaçarlar. Dert dinlemek yorar insanı. Sıkıntı dinlemek insanı yorar, yorar. İnsanı biraz çökertir eğer gerçekten yürekten dinlerse.

Bu insanı yorar ama o yorgunluk vücutun zekatı olarak yeterli herhalde. Selamun aleyküm, aleyküm selâm. Efendim ilim ve zikrin birlikteliği var mıdır? Arkadaşlar hep dergaha daha çok gitmek istiyorum ama okul engel diyorlar, dersleri zikre namaza engel gösteriyorlar. Bunu biraz açıklar mısınız? Hikir ve yardım için. Allâh’ı zikredene Allâh sever. Bakın altını çizerekten söylüyorum. Allâh’ı zikredene Allâh sever. İlim emrinde Allâh sever. İlmi kötülenen noktasında değiliz. Ama sadece zikirsiz, tasavvufsuz, Allâh sevgisiz, Allâh’a muhabbetsiz bir ilmin o kimseye bir faydası olmaz. Ne zaman ki ilim zikirle yoğruldu, ilmi hoş eden, gönüllerde yer bulduran ilim odur. Ama öbür türlü Allâh muhabbet eylesin, böyle zikrullah’a karşı gelen, halakaya zikrullah’a karşı gelen, tasavvufa karşı gelen bir ilmi ben kendi nefsim için söylüyorum, ben onu ilim olarak kabul etmiyorum.

İlim dayanık olarak Kur’ân ve Sünnet’e dayanmalıdır. Eğer ki dini bir ilim ise Allâh beni zikredin derken, Resûlullâh Sallallâhu ve Sellem Hazretleri zikrullahı ve zikrullah yapan kimseleri medederken, insanlar zikrullah yapılan ve yapanlara karşı düşman halindeyken o ilim, ilim değildir. Allâh muhafaza eylesin. Sohbet konularınızı seçerken içinize bazı şeyler doğar mı, yoksa normal seçerek bir karar veriyorsunuz? Seçtiğiniz konular son derecede mükemmel aydınlatıncı, ihtiyacınız olan bilgilerin sizin içinize doğduğuna inanıyor. Bu kadar tasavvuf olmaz. Tesavvuf yoktur İslam’da. Muhakkak ki insanlar akli olarak şu konuyu sohbet edelim, bu konuyu sohbet edeyim diye düşünür, ben düşünürüm. Ama sohbet de az önceki zikrullahın içerisinde olan bir şeydir.

Ben sohbeti de en az zikrullah kadar önemseverim. Nasıl zikrullah başlarsa bir kimse, zikrullah da kendi aklıyla yürüyemezse, sohbette de eğer bir sohbet ilahi ise, kalbi ise kendi aklıyla yürüyemez. O sohbet bir şekilde bir tarafa doğru yol bulur gider. O yol bulurken de kendi aklıyla, kendi ruhuyla, kendi kalbiyle, kendi aşkıyla gider. O yüzden ne tarafa dokunur? Kimisini yıkar, kimisini yapar, kimisini üzer, kimisini güldürür, kimisini sevindirir, kimisini kahrettirir. Bu onun işi, bizim işimiz değil. İnsanlar eğer ki ona teslim oldular ise, ona teslim olanın aklı bir yere kadardı. Bir yerden sonra onun kendi aklı yoktur. Varmış gibi görünüyor, aldanmıyor. Hiç dolgusu yaptırmadan önce buzul abdest almak gerekir mi demiş, imamlara göre gerekmez.


2. Bölüm

Ömre veya haciye gitmek çağrılık tabii insanın nasip olur, yoksa insanın kendisini istemesiyle mi? Veya önceden kaderinde yazılı mıdır? Yaşadığımız bütün her şey, yaşayacağımız bütün her şey lehm-i mahfuzda yazılıdır. Bu farklı bir şeydir. İnsanlar da şöyle bir düşünce var. Biz çağrıldığımızda gideceğiz. Öyle derler ya. Allâh bir şeye farz kılmasın o zaman. Allâh sizi çağırdığında namaz kılarsınız. Allâh sizi çağırdığında ucu yutarsınız. Allâh sizi çağırdığında iman edersiniz. Allâh sizi çağırdığında zekat verirsiniz. Allâh sizi çağırdığında zikrullah yaparsınız. sizin hiç iradeniz yoktur. Cebriyetciler var. Mütezilenin de bir kısmı öyle inanmış zaten. Cebriyetciler derler ki birisinin kaderinde içki içmek varsa gider içer.

Bulduğu kulun bir tasarrufu yoktur. Namaz kılmak var ise gider namaz kılar. Bunun bunda tasarrufu yoktur. O zaman imtihan iyi ki kim yol bulur da, yol bulur da Allâh’ın beytini tavaf etmez, ziyaret etmezse Hristiyan veya Yahudi olanın ölmesinde bir beyiş yoktur. Hadîs-i şerif. Hac yol bulabilene farzdır. Parası olanı değil. Yol bulabilene farzdır. Bir kimsenin hiç parası olmayabilir. Biri sonra hadiseni hacca götürüyor deyince bana farz değil mi diyecek o? Yol bulabilene farzdır haccı. O yüzden Allâh, Allâh, haccı farz kılmış kendisine iman ederler. İman ederler. Haccı farz kılmış kendisinin peşinden gidenlere. Haccı farz kılmış kendi sözünü dinleyenlere. Din, iman ederler için. Din, Allâh’ı dinleyenler için.

Din, Allâh’ın yolunda gidenler için. Eğer dinlemiyorsa, yolundan gitmeyecekse, onunla dostluk beydah etmeyecekse din ona değil zaten. Allâh bizi affeylesin. Her yıl ömreye gidenleri eleştiriyorlar. Evet. Tam fikirler. Allâh’a aşık olmayanlar. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine aşık olmayanlar. Beytullah’a aşık olmayanlar muhakkak ki aşıkları ve sevenleri eleştireceklerdir. Allâh’a ibadet etmeyen bir kimse, Allâh’a ibadet edenleri eleştirecektir. Resûlullâh’a aşık olmayan bir kimse, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine tahtı olanları eleştirecektir. Edebsiz edebliği eleştirecektir. Aşksız aşklığı eleştirecektir. Bağlı olmayan, bağlı olanı eleştirecektir.

Zikrullah’ı yapmayan, zikrullah etmeyen, zikrullah yapanı, zikrullah ile hemhal olanı eleştirecektir. Kötü, iyiyi eleştirecektir. Yanlış, doğruyu eleştirecektir. Şeytan Allâh’ı eleştirecektir. Şeytan Allâh’ın emirlerini de eleştirecektir. Şeytana uyanlar, Allâh’a uyanlara eleştirecektir. Nefsine uyanlar, nefsine uyanlar, kalbine tabi olanları eleştirecektir. Birisi nefsine rahmin olmuş, birisi de kalbine rahmin olmuş. Kalbin içerisindeki sırra rahmin olmuş. Sırrın içerisindeki sırra, o sırrın içerisindeki gizliliğe rahmin olmuş. Onu muhakkak eleştirecek. Kim? Nefsine rahm olan. Kim? Şeytana rahm olan. Kim? Heva ve hevesine rahm olan. Onu eleştirecektir. İnsanlar kategorik olarak ikiye ayrılırlar.


3. Bölüm

İki kavimdirler. Bir, inananlar kavmi. İki, inanmayanlar kavmi. Üçüncü bir kavim yoktur. O söz konusu olan kavimler ırkla alakalıdır. Irk. Allâh ırkçı değildir. Bizim dinimiz de ırkçı değildir. Kavimler vardır, evet. O kavimler kendi içlerinde anlaşırlar. Şeytana rahm olanlar kendi aralarında anlaşırlar. Birbirlerini severler, birbirine muhabbet gösterirler, birbirlerine aşık olurlar. Nefsine düşenler, nefsine düşenlere aşık olur. Hevasına düşkün olanlar, hevasına düşkün olanlara aşık olur. Havasına aşık olanlar, havasına aşık olanlara düşkün olur. Kibirliler kibirlileri sever. Kibirliler kibirlileri sever. Cimriler cimrileri sever. Hepsi kavimdir bunlar. Ahlaksızlar ahlaksızları sever. Edepsizler edepsizleri sever.

Fuhuşçular fuhuşçuları sever. İçgizciler içgizcileri sever. Kumarçılar kumarçıları sever. Lütiler lütilleri sever. Eşcinseller eşcinselleri sever. Allâh düşmanlarını sever. Kur’ân düşmanlarını Kur’ân düşmanlarını sever. Resûlullâh düşmanlarını sever. Velirleri düşman olanları yine velirleri düşman olanlar sever. Dermişlerin düşman olanları yine dermişlerin düşman olanlar sever. Bunların hepsi de kendi içlerinde kavim kavimdir. Hepsi de. Allâh da der ki biz sizi kavim kavim yarattık. Anlaşıl, anlaşırlar. Evet. Allâh’a aşık olan Allâh’ı sevenler Allâh’ı sevenleri sever. Resûlullâh’a aşık olanlar Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine aşık olanları sever. Velirleri sevenleri velirleri sevenler sever.

Dermişleri dermişler sever. Aşıkları aşıklar sever. Cömertler cömertleri sever. Züht ehlini sever. Zikir ehlini sever. Hanımını döver mi kimseyi hanımını döver sever. Anlaşırlar çünkü birbirleriyle. İnsanlar kavim kavimdir. O yüzden de Allâh’ı sevenler, Beytullah’ı da sevenler. Beytullah’ı sevenleri de Beytullah’ı sevenler sever. Ve onlar derler ki Allâh kabul etsin. Allâh tekrar nasip etsin. Neden? İlahi sevgi öyledir. Sevdiğinin sevilmesini ister. Bu ilahi sevgidir. Sevdiğinin sevilmesini istemek ilahi sevgidir. Allâh bizi onlardan eylesin. O yüzden o eleştirenler yeni değil eleştirecekler. Hayatları boyunca eleştirmeye devam edecekler. Hiç bunu bu konuda olan aşktan muhabbetten ilahi olarak nasiplerini almamışlar ki.

Onlar Beytullah’a gitseler dahi turist gibi gidiyorlar. Belli oluyor onlar. İsim değiştirmeye gelmişler. Otelden bir şey çıkmıyorlar. Vakit namazlarını bile otelde kılıyorlar. Şimdi bir de lüksleri de çıktı. Vakit namazlarını otelin tarasından kılıyorlar. Onların çerçevenin içinden. Beytullah’a tepeden bakıyorlar. Müslümanlara oradan tepeden bakıyorlar. Onlar halkın içine karışmıyorlar. Tabii canım. Zenginlikleri var. Paraları var. Şanları şöhretleri var. Onlar orada insanların içerisinde gidip de. İnsan ya onlar. Onlar daha üstün vardır tabii. Allâh muhafaza eylesin. Onlar üstün vardır. Onlar üstün yaratılmışlar. Aynen hiz felsefesi gibi. Allâh bizi affetsin. Kibirlilik. Kibirlilik. Özünde kibirlilik.


4. Bölüm

Özündeki kibirlilik. Sen git Osmanlı’daki edebe bakın. Osmanlı’nın son zamanına kadar, Osmanlı oradan çekilince kadar Beytullah’tan yüksek bir bina yapılmamıştır. Beytullah’a ev eden. Edepten Beytullah’ın tam yüksek bir bina yapılmamıştır. Şimdi beş boynumuzlu oteller orada da var. Burada beş boynumuzluk yapıyorlar, orada yapmıyorlar ya. Ne? Arkadaş Hilton’la kalmış. İstanbul Hilton veya bu kamlerdeki Hilton sahibiler Surdaribistan’daki Hilton’un sahibinin arasında fark mı var? Ondan sonra kahrolsun İsrail. Otur edepsiz. Kahrolsun Amerika. Otur edepsiz. Git Amerikan otelininde kal kahrolsun Amerika’da. Git siyonistlerin olduğu otelde kal. Ondan sonra bu siyonistlerin ocaklarını kahrolsun İsrail.

Yalancı. Cebinde Malvara sigarası taşıyıp kahrolsun Amerika diyenlere benziyor. Bizim eski hükücülüğümüzde soğucular vardı. Ceklerinde Malvara sigarası kahrolsun Amerika diyor. Sonradan bizler Müslüman olduk. Aa bir baktım Müslümanlarda da var bu. Adamın cebinde Malvara o da kahrolsun Amerika diyor. Bu Malvara ne? Bu palmer ne? Kahrolsun Amerika. Yalancı. Yalancı. Git McDonald’s’ta ye kahrolsun Amerika’da. Yedin mi? Verdin para kime gitti? En hızlı mücahitler Coca-Cola içeride al. Allâh bizi muhafaza eylesin. Onlar bizi anlamazlar zaten. Onlar bizi anlamazlar. Onlar bizi beğenmezler. Biz hasbel kader yer sofrasında yeriz ya. Biz hasbel kader arkadaşlarla kardeşlerle beraber dururuz. Bizim arkadaşlar bilmezler.

Mülkün mü bir insanın şeyhiyle beraber ömre de, haş da, yan yana yürüyecek, beraber olacak, aynı sohru de yiyecek. Ama biz öyle şeyh’e de şeyh baresi vermeyiz. Şeyh dedi nasıl olacak? Demişler bir görüşmeyecek. Onların arasına çıkmayacak. Onlarla beraber yemek yemeyecek. Onlarla oturup sohbet etmeyecek. Onlarla da tipele bir konuşmayacak. Onlarla oturup sohbet etmeyecek. Onlarla da tipeleşmeyecek. Kapısı onlara açık olmayacak. Yüreği onlara açık olmayacak. Onlara tepeden bakacak. Kimseyle görüşmeyecek. Günlerdir çıkmayacak. Herkes ooo bir şaira yayılacak. Ne oluyor? Görüşmüyor falan. Her arkadaş başka şeylerle görüşüyor o esnada. Biz onları büyüdürüz böyle. Başımıza tac ederiz. Hoşumuza gider bizim o.

Nefis ve şeytan da insanları o tarafa doğru sevk eder. Evet. Nefis ve şeytan insanları öyle üstatlar öyle şeyhleri doğru sevk eder. Adam görüşmüyor ya konuşmuyor ya. Tire de bir arkadaş rahmetli şeyh efendiye öyle dedi. Sen üzerinde alınma. Sen üzerinde alınma. O dört terebi ya şimdi. Biliyor o kimin olduğunu. Dedi ki efendim dedi siz dedi böyle herkesi oturuyorsunuz yemek yiyorsunuz su içiyorsunuz çay içiyorsunuz sohbet ediyorsunuz dedi. Böyle dedi arkadaşlar size kıymet vermiyor. Siz de biraz geri çekilseniz dedi. Bir başka bir şeye örnek verdi. O şey efendi gibi dedi görüşmeseniz dedi konuşmasanız dedi. Sizin kapınıza gelse gelip dönse gitse dedi. Şey efendi Allâh rahmet eylesin kafası neydi.


5. Bölüm

Yapıyor böyle. O da anlatıyor. Kabak her yerde kabak. Kabak sarayda koysanız kabak. Sarayın mutfağında da kabaktır kabak. Benim mutfakta da kabaktır. Sizin mutfakta da kabaktır. Mutfakta da kabaktır. Neden? Aslı kabak kardeşim. Aslı kabak. Siz kabağı nereye götürürseniz götürün kabaktır. Evet maharefte bir ustanın eline düşerse güzel tatlı olur güzel börek olur. Yeni bir şey ara. Yeni bir şey ara. Ama kabak asla muz olmaz. nefis, sünnet-i Resûlullâh’ın dışına çıkarır insanları. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ashabıyla oturdu mu? Oturdu. Onlarla hizmet etti mi? Etti. Onlara hizmet etti mi? Etti. Onlarla beraber indi. Onlarla beraber içti. Onlarla beraber yolculuk yaptı. Onlarla beraber hemhal oldu.

Taş kırdı. Odur çekti. Kum çekti. Her tek kaldı. Savaştı. Savaştı. Minferini giydi. Hanımlarına yardım etti. Onlara su taşırdı. Onlara yemek yaptı. Onların evlerini temizledi. Kendi sökünü kendi yırtını yamaladı. Dikti. Hiç kimseye benim şu işimi yapıp evimi demedik. Demedik. Bu kim? Ademlere rahmet olarak gönderilmiş Peygamber. Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim? Bu kim?

Hiç mi sebep etmedin? Hiç mi rabıta etmedin? Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri orada ümmetiyle beraber tavuk ederken görmedin mi? Kördünüzdür! Melekler kanatlarını yaymışlar orada tavuk ederken görmedin mi? Ama! Kör! Bu normal vücut gözü görmene kör denmez. Ona âmâ denir. Gönül gözü kapalı olana kör denir. Kör! Evet! Rahmetli Şeyh Efendi Hazretleri öyle derdi. Evladım, Eyşâb-ı Hak hoş geldiniz dedi mi? Eyşâb-ı Hak hoş geldin dedi mi? Ona hoş geldin demiş olsa zaten ne işi var? Beş boyunca otelde. O onun izinde gider. Nerede tavaf ediyorsa ben de orada tavaf edeyim der. Melekler nerede toplandıysa ben de orada toplanayım der. Melekler hangi sahtasa ben de o sahte olayım der. Onlar yukarıda kınar, aşağıda kınar.

Allâh muhafaza eylesin. Onlar âşıkların halini bilmezler. Kör! Onlar sevenlerin hâllerini bilmezler. Kör! Onlar Resûlullah’ın salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hâliyle hâlini bilmezler. Onlarda bir kibir vardır. Görüşmezler, konuşmazlar. Kibirdir bu. Kibir. Eğer bir dervişliyle görüşmüyorsa, onunla konuşmuyorsa, onun huzurundan reddediyorsa, dervişleriyle görüşmüyorsa, onlarla konuşmuyorsa, onların hâliyle hallenmiyorsa, onların sıkıntılarını dinlemiyorsa, onların müşkülatlarıyla ilgilenmiyorsa, Wallahi Sünnet ve Resûlullah’tan uzaktır o. Uzak! İssin dağda çobanlık yapsın diyeceğim ama koyunları yazık. Allâh bizi affetsin. Dikkat noktasında ehl-i sünnet dışı bir imamın arkasında namaz kılınabilir mi?


6. Bölüm

Kılınmış ise iadesi gerekir mi? Ehl-i sünnet dışından kastımız ne? Bir kimse Allâh’ı Allâh, Resûlullah’ı Resûlullah, Kur’ân’ı Kur’ân olarak kabul ediyorsa, iman edilmesi gereken bütün her şeyi iman ettiyse, o ehl-i sünnettir. Ehl-i sünnetin tarifi bu. Ama bu tahmin ediyorum Şia’yla alakalı bir şey. Şia’nın içerisinde bir sürü kısım kısım bölümler var. Şia’nın içerisinde eğer ki, bu dediğin özelliklere sahip bir imam ise, onun arkasında namaz kılınır. Bu sorunun sahibi kimse, asavruf yüzünün ve hatta cihar-i yarı yüzünün bir kısmını hakaret eden ve kabul etmeyen topluluk ehli iman kabul edilir mi? Her ne kadar buna İmam-ı Azam hazretleri, cihar-i yarı yüzün efendilerimizi fazilet olarak sıralayıp da, bu fazilet sıralamasına uymayanlar küfür ehlidir, demiştir kendi zamanında bunu normalde reddetme noktasında değilim.

Ama velakin bir kimse, bir kimse, cihar-i yarı yüzün efendilerimizin sıralamasını kabul ederekten, ben Hazret-i Ali efendimizi daha fazla seviyorum diyorsa, biz ona küfür ehli diyemeyiz. Çünkü ehli ve iti sevmek imanlanır. Tekrar söylüyorum, İslam’ın, Müslümanların yeni yaralar açmasına gerek yok. Yeni yaralar açmasına gerek yok bu zamanda. Biz Allâh’a Allâh, Kur’ân’ı Kur’ân, peygamberi peygamber, ashabı da ashab olarak kabul edenlerin hepsinde din kardeşiyiz. Allâh’a muhafaza eylesin. Bu noktada ayrılık gayrılatıyor. Müslümanın bina dışındaki bütün harcamalardan dolayı mükafatlandırılır. Çünkü bina dünyada kalacak. Öbür harcamaları tasarlık yerine geçer. Birine yemek yedirmiş, birine kıyafet almış, birine ikram etmiş, çoluğuna, çocuğuna yedirmiş, eşine, ehlin, annesine, babasına, etrafına yedirmiş, içirmiş, cömertlik yapmış.

Evet, ondan hesap sorun var cömertlikten. Bir arkadaşım benim hakkımda kalbinden bir şey dilese, sonra o dilediği şey bende zuhur etse, bu noktada arkadaşım şöyle dese, ben de kalbimden dilemiştim, şu sendeki vaziyeti diye. Gerçekte evet Allâh dilediği için o şeyi zuhur etti. Fakat karşımdaki insan o düşüncesiyle tehlikeli bir duruma girer mi? Biraz. Bunları söylerken dikkatli olmakta fayda var. Mümkün olduğunca dikkatli olmakta fayda var. Mümkün olduğunca, ben sana dua ettim oldu. Veya bir üstadın benim himmetimle oldu demesi. Benim duam ne oldu? Bu akşam çok zikir yaptım senin için oldu. Sen benim duamın yüzü sürmesine ayaktasın. Kadınlar kocalarındadır derler birazdan. Adamlar da derler. Kendilerini kıymetli göstermek isteyenler böyle söylerler.

Benim duamın birisisin, benim duamla hayatta durdun, benim duamla kurtuldun, benim duamla yayın yaptın, benim duamla çamura bastın. Bunlardan uzak durun, bunlar çok hoş şeyler değil. Dervişler için uzun değil. Dervişler asla ama asla kendilerini bu noktada, öbür arkadaşından kardeşinden üstün görmeyecek. Tevasu sahibi olacak. Tevasu insanı yükseltir. Kendini bu noktada yüksek görmek insanı alçaltır. Ne zaman ki birisinden kendinizi yüksek gördünüz o sizi alçaltır. Ne zaman ki kendinizi bir başkasından, bir başkasının üzerinde duanızla, zikrinizle, çığınızla, kıyınızla herhangi bir hayırlı amelinizle ona söylediniz, aslında onu baskı altına alıyorsunuz. Ona otomatikman baskı uyguluyorsunuz. Ona otomatikman üzerinde inciyorsunuz onu.


7. Bölüm

Dua ediyorsan ona, ona ben sana dua ediyorum deme. Kalk geceler boyunca göz yaşı dök. Kardeşin için, arkadaşın için, eşin için, çocukların için, etrafın için. Ama şunu söyleme. Ben sana çok dua ediyorum çünkü şöyle oldu bu böyle oldu diye. Arkadaşlar biraz daha bu tarafa doğru gelin. Arka taraf sıkıştı. Yanaş, kalk dizinin üstüne. Burası daha bir beş yüz kişi daha olur, üzmeyin kendinizi. Allâh geliştirtir. Allâh belinizi arttırsın inşâAllah. O kimseye dua eden kimseye, o hürmet ettim diyen kimseye, ve hatta birisi için bir çaba gösteren kimseye, karşısındaki kimseye senin için dua ettim, çaba gösterdin, senin için şunu şöyle yaptım, bunu böyle yaptım demesi nefsindendir. Allâh muhafaza eylesin.

Bunlar söylenecek sözler değildir. Eyli tasavvuf kendisine benlik getirecek, kendi ekusunu yükseltecek, insanların arasında aa bak bu böyleymiş, delirttirecek olan şeylerden uzak duracak. Tevazu, Allâh katında insanı yücelten bir şey dersiniz. İnsanların arasında vakarınızı kaybetmeden tevazu ehli olun. Asla insanlara yüksekten ve tepeden bakmayın. Asla insanlara yaptığınız iyilikleri insanlara söylemeyin. Asla birisine yapmış olduğunuz yardımı o kimseye ve bir başkasına söylemeyin. Bunlar manevi afet getirir insana. Bunlar güneşin kırayı erittiği gibi insanların amellerini eritir gider. Kırayı bilir misiniz siz? Bizim o taraflarda böyle bu mevsim çok olur. Kırayı aldı derler soğukta böyle hafiften beyazlaşır dağların etekleri kuz yerler.

Onlar böyle hemen güneşi görmesiyle beraber kaybolur. O kalmaz böyle çark gibi buz gibi. O hemen güneşi görür görmez su haline gelir o. bir kimse eğer ki tevazu ehli değilse onun amelleri aynen öyle olur. Kırağının güneşi gördüğünde eriyip gittiği gibi eriyip gider. Allâh muhafaza eylesin. Asla ve asla kardeşlerimiz asla ve asla kardeşlerimiz yapmış oldukları ibadetleri, hayırlı amelleri, iyilikleri, güzellikleri bir başkasına yaptığını anlatmayacak. Birine dua ettiysen Allâh için dua ettin. Cenâb-ı Hak kabul etti etti. Sen Allâh ile alışveriş halinde ol. Allâh’a şükret ya Rabbi. Duamı kabul ettim ben kimim ki? Ben kimim ki? Duanı arttır, şükrünü arttır, zikrini arttır, alışverişini arttır. Sakın ha!

Bir de insanlara ters dua etme. Kötü olması için isteme. İyiliklerini iste, güzelliklerini iste. Hayır iste, bereket iste, lütuf iste, ikram iste. Ama bu isteklerini de ona söyleme. Allâh’ın adını benim duamla alın. Allâh affetsin. Şirk! Şirk! Allâh’ım korusun inşâAllah. Bir adamın işine az gitmiyorsa bunda nasip ve kısmet bağlılığıyla bir alakası var mıdır? İşinin ters gitmesi kendisiyle alakalı mıdır? Kendisiyle alakalı mıdır? İnsanların hepsi de başarılı olacak diye bir kaydı yok. Herkes iş adamı olacak diye bir kaydı yok. Herkes her işi yapacak diye bir kaydı yok. Herkes her mesleği, her sanatı icra edecek diye bir kaydı yok. Herkes tüccar olsa amele nereden bulunacak ki? Herkes amele olsa tüccar nereden bulunacak?


8. Bölüm

O ilahi bir güzel var. O ilahi düzenin içerisinde işliyor her şey. Kimisi iflas ediyor, işçi oluyor. İşçi, kimisi patron oluyor. Patron olunca ben çalıştım, doldum diyor. O kaybediyor, bakıyor o beni filanca iflas ettirdi diyor. İflas ettirenin Allâh olduğunu görmüyor. Koruyanın da dağıtanın da Allâh olduğunu görmüyor. Sebep var ortaya da var. Müzebbib Allâh. Müzebbib Allâh. Sakın ha Allâh muhafaza eylesin. Yok kısmet bağlı değilmiş, üfretçiymiş, hocaymış, kinciymiş, minciymiş. Yok faciymiş. Sakın ha, bunlara gitmek günah-ı kebaedir. Bunların dediklerine inanmak da şirk. Evliyse nikah tazelemek gerekir. Büyücü, üfretçil, cinci bunlardan uzak durun. Yok kısmet açtırmaya gidiyorlar. Adam beğenmemiş, gelmiş 35 yaşına evlenmemiş, onu göstermişler beğenmemiş.

Bunu göstermişler beğenmemiş. Kafasında bir tane manken hatun var, onu alacak adam. Mavi gözlü, siyah saçlı, beyaz tenli bir hatun arıyor. Bir de geliyor bana söylüyor, böyle bir işini arıyorum diyor. Bir de çalışan olacak, arkadaş çalışmayacak bir daha. Hem iyi ahlak, ben ısırılıyorum. Dedim iyi ahlak da olsun. Ne diyor? İsabet buyurdunuz efendim. Ben diyorum eve geldim de şöyle masaları donasın, yemekleri de yapsın, şöyle temiz olsun, böyle titiz olsun. İsabet buyurdunuz efendim. İsabet buyurdunuz efendim. Ben de gaza geleceğim amma isabet buyuruyor maviye. Allâh’a muhafaza eylesin. Bir de söze başlarken nasıl? Efendim ben evlenmeye karar verdim. Bütün herkes de onun kararını bekliyor ya. Allâh muhafaza eylesin.

Eğer ki karşında gördüğün kimseden kendini üstün görüyorsan, sende kibir var, kibir. Asla cennete giremezsin. Karşındaki, yanındaki arkadaşlarının kendini üstün görüyorsan, karşındaki, yanındaki arkadaşından, etrafındaki bir kimseden sen kim olursan ol. İstersen arşanada seyran ettiğini söyle bana. Yanındakinden, etrafındakinden, karşındakinden üstün olduğunu ima ediyorsan, söylüyorsan, böyle görüyorsan kibrin ortasındasın. Ve asla cennete giremeyeceksin bu haline. Kalbih hastalık, kalbih maraz, sakın. Çok insanları göreceksiniz mahşerde. Kibrinden dolayı amellerinin helak olup gittiğini. Çok insanlar göreceksiniz, tevazusundan dolayı fazla amelli olmadığı halde cennetin baş köşesinde. Göreceksiniz hayret edeceksiniz.

Diyeceksiniz ki bu adam dünyada arşalada dolaştığını söylüyordu. Şöyle iyi derviş olduğunu biliyorduk, böyle zikrullah heyri biliyorduk. Kibrinden dolayı arşalık. Ama şurada zikrullah yapmıyorsunuz diye sakın ha. Dışarıda birisine tepeden bakmayın. Siz tevazunun kimsahidiniz. Sakın. Bir de eve giderler adamlar. Zikrullah’tan çıkmışlar ya, terlemişler ya. Ben zikrullah’tan geldim, çayım hazır değil mi, banyom hazır değil mi, asarlar keserler. Ne oğlan zikrullah’tan gelmiş. Sakın ha. Kazandığınızı kaybetmeyin. Sakın kazandığınızı kaybetmeyin. Tevazulu olun, alçak gönül olun, yumuşak olun. Sakın. Karşınızdaki insanları kendinizden üstün görün. Bu sizi yükseltir, merak etmeyin. Allâh bu sizi melek görevlendirir, sizi yükseltir.


9. Bölüm

Birine tepeden baktınız, tevazulu bakmadınız, hemen melek sizi alçaltır. Anında. Sakın ha. Tevazu, kalbin ilacıdır. Dervişler böyle birbirlerinin artını yerler içeride. Millet tepeden bakar, birbirinin artını nasıl yiyor içir diye. Halbuki birbirinin artını yemek tevazudur. Birbirinin artını içmek tevazudur. Birbirinin artını giymek tevazudur. Tevazudur. Bize hakaret gibi gelir. Birisi bir kaza var, giymiyor. Onu götürür, bir kardeşine verir. Giymediği kazak ya. O der ki, bana giyilmiş kaza hediye etti. Ben buna layık mıyım? Tevazulu etmi değil o. O kibirli hediyeleşmek sünnet. Birbirinizin hediyesini reddetmeyin. İster giyilmiş kazak olsun, ister giyilmiş pantolon olsun. İstersen kullanılmış bendir olsun.

İstersen kullanılmış bir gömlek olsun. İş çamaşırı olsun, bir eşya olsun. Hayır. İhtiyacın yoksa ona, sende bir başkasına hediye. Onu reddetme. Sünnet-i Resûlullâh adına. Onu reddetme. Bu iyi ahlak değil. Hediye ederken de iyi şeylerinizi hediye edin. Bu da üstün ahlak. TRT1’de şarkı söylerken seman yapılıyor, uygun olur. Meyanelerde bile yapılıyor. Şarkı söylerken yapsalar ne olacak? Restoranlarda yapılıyor, barlarda yapılıyor, diskolarda yapılıyor. Çıplak dansözlerle beraber yapıyorlar. Onun adı Sema değil. Onun adı Sema değil. O bir dans gösterisi. Sema, aşıkların, demişlerin zikir ehlini aşka geldiğinde ve çe geldiğinde kendilerinden ritmik olarak yaptıkları davranışlardır. Sema bir şeyin etrafını tavaf etmektir, dönmektir.

Onun adına Sema demeyiniz. Demeyiniz. O bir dans gösterisi. Yapılabilir mi? Her yerde yaparlar dans gösterisi. Bu kültürel halk oyunu gibi. Adam orada harman dal oynamış, öyle dönmüş. Kültürel halk oyunu. Sema zikrullahla olur. Zikrullahla olur. Zikrullahsız Sema olmaz. Kur’ân-ı Kerim’de biz diye hitap ettiği ile alakalı soru var. Bunu çok cevaplandırdım. Allâh’ın tevazusunu gösteriyor. Namaza başladım. Yüce Kralımız Kur’ân-ı Kerim’in Türkçe mealini okudum. Düşüncelerim çok değişti. Üzerimdeki kazanın bir tele takılsa Allâh’tan biliyorum sizce bu doğru mudur? Beni aynısını hatırmasınız. Eğer ki üzerinizdeki kazanızın telinin artmasını Allâh’tan biliyorsanız bu imanın tam ortasıdır. İmanın tam ortasıdır.

Eğer ki ayağınızı bir taş alıyorsa bunu Allâh’tan biliyorsanız bu imanızın tam ortasıdır. İmanın tam ortasıdır. Eğer başınıza gelen sıkıntı, müsibet, der, çile, problem, varlık, yokluk, çokluk, seviş, neşe, keder, hüzün her halinizin Allâh’tan olduğuna inandıysanız evet, bu imanın çapısını evet, bu imanın kemal noktasıdır. Yukarıda kimler sohbet edecekseniz dışarıdaydın. Bu imanın kemal noktasıdır. Ne mutlu bu noktada duranlara. Anlatılır, evliyan inkıbesidir. Muhyiddin Araba Hazretleri halinde vefat eder. ölmeden önce ölünüz hali var ya hesaba çekilir. Allâh sorar, ey Muhyiddin neyiyle geldik? Tevhidinle geldin ya Rabbi. Ey Muhyiddin filanca zamanda süt içtin de süt dilimi yaktı demedin mi?


10. Bölüm

Dedin ya Rabbi dilini yakan süt müydü ben miydim? Muhyiddin de ses yok. Filanca zamanda karnın ağrımıştı. Evet ya Rabbi bir bardak süt içtin de süt mideme iyi geldi demedin mi? Dedim ya Rabbi mideni iyileştiren ben miydim süt müydüm? Tevhid ve iman her şeyin iyiliklerin, güzelliklerin, çirkinliklerin, kederin, hüznün, hastalığın çifanı olumlu ve olumsuz her şeyin sahibinin Allâh olduğuna kemal noktasında olgunlaştığınızda tecellede. Bu iki şekilde sahib olunur buna iki yolu vardı bunun imanın ve tevhidin kemal noktasına gelmesinin iki yolu vardı. Üçüncü bir yolu yoktu. İki yolundan birisi Allâh’ın bir kula hiç gayret sarf etmeden hiç gayret sarf etmeden ona bir şeyi iham etmesidir. Karşılıksız meccanın ona vermesidir.

Bu milyonda bir görünür, milyarda bir görünür. Bu aklın dışındaki bir şeydir. Sebeplerin dışındaki bir şeydir. Buraya akıl erdiremeyiz, buraya fikir yürütemeyiz. Buraya herhangi bir şey yapamayız. Allâh yaptıklarından sorunlu değil de bu meseleden çıkarız. Allâh dilediğine dilediği ilmi verir. O kimse hiç uğraşmadan dahi. Sabaiden birisi kalkar tıp ilmine vakıf olur. Sabaiden birisi kalkar dünyadaki bütün dillerin ilmine vakıf olur. Sabaiden birisi kalkar kalp ilmine vakıf olur. Sabaiden birisi kalkar rüya ilmine vakıf olur. Sabaiden birisi kalkar kimya ilmine vakıf olur. Eyvallâh. Bu Allâh’ın dilemesidir. Bu, o kimsenin gayretiyle alakalı değildir. Şeyh Efendi Hazretleri bana trende zakirlik veriyor.

Oradakiler de karşı çıkıyorlar. Bana zakirlik verilmesini istemiyor. Dergahın o zamanki büyüklerinden iki kişi. Birisi dedi ki, efendim bu da biraz daha gelsin gitsin dedi benden için. Mübarek öyle bir baktı ona, kafasını çevirdi. Bana o zaman o esnadan bir ders kağıtlarını verdi. O olmasın dedi ya, bu sefer sanki ona kenar ediyormuş. Kimi dedi ki, oğlum sen istediğinden dersi verirsin, istediğinden ders alırsın, istediğinden dersi şöyle yaparsın, böyle yaparsın, sıralıdı bana. Öbür daha büyüğü olan, küçük durduramadı ya, büyük dedi ki, efendim bu biraz daha gelseydi gitseydi, öğrenseydi deyince bir de ona baktı, sonra tekrar döndü bana. Bunlar da istare kağıdı oğlum dedi. Bunlar ne efendim dedim, oğlum dedi istareye yapabilirse bundan sonra insanların dedi, rüyalarını da yorarsın sen dedi.

Ben böyle kaldım. Ben bilmiyorum ki efendim dedi. Kim biliyorsa oğlum dedi. Sen bundan sonra rüyalarını da yorarsın dedi. Allâh Allâh. O gün gitti. Biz de onu uğurladık çaya kadar, yol ağzına kadar bizim orada, kireden çaya gidince torbalı eklemezden önce orada bir yol ağzı var. Orada indim, oradan bizim bayındık belediye otobüsüne, bindim geri geldim. Ertesi günü sabah ile birisi kapıya uğruyor. Sesleniyor. Sabah namazından sonra çıktım, birisi hayırdır dedim ya, ben başına bir şey geldi zannettim. Rüya gördüm de dedi. Hayırdır inşâAllah dediler. Rüyamda dediler ki dediler, çekilsene o rüyalı yorar dediler. Gün bir gol bir. Böyle kaldım ben şimdi. Hemen aklıma geldi, şey efendim yorarsın dedi ya.


11. Bölüm

Hayırdır inşâAllah dedim ben. O anlatıyor, onun anlattığının ne manaya geldiğine kalbime geliyor. Film şeridi gibi. Haa, demek ki dedim rüya yolmak buymuş. Ona dedim ki böyle, Allâh hayrı tembel etsin. Hadi Allâh yoluna çık etsin. Adam bir kalbim ferahlandı, bir yüzünü rengi diler değişti. Allâh Allâh dedim ya. Rüya yolmak buymuş demek ki dedim. Bu lütfi ilahi. Bunda bir çabalama çalışma yok. Ya? Bu Allâh’ın vermesi. Yolun birisi bu. Bu Allâh’ın vermesi, dikkat et. Allâh’ın öyle dostları vardır ki bir şeyi yemin etseler Allâh onu tecelli ettirir. Allâh’ın öyle dostları vardır ki bir şey ol dese Allâh onu oldurur. Allâh’ın öyle dostları vardır ki onlar bir şey söylerlerse hakkı Allâh o tarafa doğru çevirir.

Bu kulun iradesi ile alakalı değil. Bir yol daha vardı nedir? Mücadeledir. Yaktığımız iş, bulunduğumuz ortam. Allâh yolunda mücadele etmek, koşuşturmak. Allâh yolunda sıkıntılara, dertlere, çilelere ve şaketlere katlanmak. Yılmamak, yenilmemek, yürümek, koşmak, mücadele etmek, gözyaşı dökmek, ağlamak. Allâh’ı zikretmek, namaz kılmak, oruç tutmak, tevbe etmek, ibadet etmek, hayır hasenat içerisinde bulunmak. Allâh’ın yolunda ibne sımsıkı zarılmak. Üçüncü bir yolu yok. Üçüncü bir yolu yok. İki yoldan berisi. O iki yolun içerisinde bulunan kimse, o tevhidin kemal noktasında varır Allâh’ın izniyle inşâAllah. Birisi zaten o lütfi-i daimin içerisinde meccalen geliyor ona. Buna söyleyecek laf yok. Ülke mücadele edecek, tırmalacak, koşuşturacak.

Koşuşturacak, tırmalacak. Allâh cümlemizi onlardan eylesin. Ve o uğurda, o yolda kayıt etmeyecek. Ve o yolda bir mürşid bulacak kendine. Bir mürşid bulacak. Mürşidsiz o yolda yürümesi zor. Bakma tehlikesi var. Şaşırma tehlikesi var. Bilememek var. Bu neye menzert biliyor musunuz? Uludağ’da göller bölgesi var mı şimdi? Ben hiç gitmedim. Ben şimdi buradan kalkacağım, Karda yağmış, yol var mı yok, iz var mı yok. Diyeceğim ki ya, Uludağ’ın zirvesinde o göller kaç tane onlar? 7 tane göl var orada. Zirvede 7 tane göl var. Varmış zirvede, var. Hemen yürüyeceğim, varacağım oraya. Tek başına. Demezler mi ya kardeşim, ahmaz mısın sen? Bu yolu bilenler var. Devamlı getirip götürüyorlar. Sen onlardan bir tane rehber alıyorsun lan.

Rehberle yürü. Rehbersiz yol gidilmez. Rehbersiz yol gidilmez. Rehbersiz menzile varılmaz. O milyonda bir tane varmıştır. Ona bir şey demem. Onun da varışı ne içindir biliyor musunuz? Orada göller bölgesinin olduğunu hiç kimse bilmiyordu. Göller bölgesinin var olduğunu göstermek için ona yolu gösterirler ilahi olarak. Derler ki gel bak burada göller bölgesi var. Burayı gördün mü şimdi gördün. Tutarlar kulağından derler ki hadi yürü şimdi geriye. Bu güzellikleri başkalarına göster, öğret, dinler. İnsanlar gelsinler burayı görsünler. İnsanlar böyle bir şey olmasınlar. ilahi yolun yolcularının mürşidleri budur. Onlar göller bölgesinin var olduğunu görmüşlerdir, bilmişlerdir. Onlar da bir mürşid vasıtasıyla arar.


12. Bölüm

Kulağından tutulur geri gönderirim git. Oradan insanları buraya tekrar getirsin. Öğret, göster. Öğret, göster. Buraya basma. Altı çamurdu. Buraya basma. Altı boştur. Buradan uzak dur. Buradan uzak dur. Buradan uzak dur. Burası sıkıntılıdır. Burada gece durma. Neden? Burada daha önce helak edilenlerin yeri vardır. Burada gündüz durma. Neden? Burada daha önce batanların yeri vardır. Onlar gündüz durdular battılar. Burada filanca bizi dinlemedi gündüz battı. Hadi yavrum sen basma. Biz buradan geçerken üstadımızı dinlemeyenler oldu. Burada battılar. Tecrübe var. Battı orada. Dinlemedi. Allâh muhafaza eylesin. Allâh biridir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetindir. Onun kulu ve elçisidir.

Buna canlar gönülden inanırım. Bugün buraya arkadaş davetle geldim. İçki içen, haram yiyen, namaz kılmayan, konu tutmayan biriyim. Bana söyleyecek bir söz var. Bana söyleyen bir söz var. Bana söyleyen bir söz var. Bana söyleyen bir söz var. İyiyim. Bana söyleyecek bir söz. Beni acınlatacak bir şey var mıdır? Kim zikrullah alakasına oturur da orada Allâh’ı zikrederse az olmuş olarak kalsın. Yarabbi burada filanca kul vardı. Temaşa için gelmişti. Burası öyle güzel bir meclistir ki orada bunun anları ayırmak Allâh’ın şanına yakışmazdı. Hepsini affettik. Hadisi kutu. Ey ashabım. Siz dünyadayken cennet bahçelerini uğrayınız. Ya Resulallah dünyada cennet bahçesi var mı ki? Evet var. Neresi ya Resulallah?

Allâh’ın zikredilen meclisleriniz. Ey ashabım. Siz dünyadayken cennet bahçelerinin meyvalarından yiyiniz. Yarabbi dünyada cennet meyvası var mı ki? Evet var. Zikir meclislerindeki zikretmekliğiniz. Cennet meyvası. Cennet sofrası. Cennet bahçesi. Allâh’ın zikir meclislerindeki. Affa sebep. Mahfurete sebep. Sevgiye sebep. Allâh zikredenleri sever. Dikkat edin. Allâh zikredenleri sever. Hadîs-i şerif, hadîs-i kutsi. Hem hadîs-i kutsi var hem hadîs-i şerif var. Allâh zikredenleri sever. Neredesiniz? Zikir meclisindesiniz. Allâh’ın sevdiği meclisten. Ve Allâh’ın sevdikleriyle berabersiniz. Ne olduğunuz önemli değildir. Nerede olduğunuz ve kimin noydunuz önemli. Sen ne olursan ol. İster padişah ol, ister köle ol.

İster fakir ol, ister zengin ol. İster cahil ol, ister âlim ol. Sen ne olursan ol. Neredesin ve kimin nesin? Neredesin ve kimin nesin? Neredesin ve kimin nesin? Ne hal üzerindesin? O önemli. Sen padişah olmuşsun. Padişah olmuşsun. Allâh’ın sevdikleriyle beraber değilsin. Allâh’ın sevdiği hal üzerinden değilsin. Ne işe yararsın ki? Sen kölemişsin. Allâh’ın sevdikleriyle’sin. Allâh’ın sevdiği hal üzerindesin. Sen Allâh katında padişahsın. O da Allâh katında köle bile değil. Çok zenginsin. Allâh’ın zenginliğinden haberin yok. Dünyada zenginsin, ahirette fakirsin. Gündüz zenginsin. Gece fukara. Gel dervişlerle beraber ol da. Gündüz fukarlardan ol. Gece zenginlerden. Gel zikrullah alakasını otur da.


13. Bölüm

Gündüz fukarlardan ol. Gece zenginlerden. Gel zikrullahla hemal ol da. Sen de Allâh’ın o nurdan minberlerin üzerine oturtturacağın zümreye katıl. Gel kavmini değiştir. Gel topluluğunu değiştir. Sen aşıklarla beraber ol da aşıkların zümresine katıl. Arıklarla beraber ol da arıkların zümresine katıl. Evliyalarla beraber ol da evliyaların zümresine katıl. Heva ve hevesine düşkün olanlarla beraber olursan şeytanın katında işin. Nefsine düşenlerle beraber olursan şeytanın katında işin. Kibire vücuba dalanlarla beraber olursan şeytanın yanında işin. Bizde işin yok. Ama sana Allâh diyenlerle beraber sen gel. Senin katın Allâh’ın katında. Senin katın Allâh’ın katında. Sen Allâh’ı zikredenlerle berabersen Allâh seninle beraber ve seni seviyor.

Nurdan minberin orada yerin hazır. Gel velilerle dost olursan sana Allâh kokusu bulaşır. Veli kokusu bulaşır. Hiç kimsenin gölgelenmediği yerde onun gölgesinde gölgelenirsin. Sen zikrullah alakasına katılırsan Allâh seni fi’r-i pak eder. Temizler, temizler. Kendi katına layık eder seni. Çirinle, pasınla sen saraydaki mahrem odaya giremezsin. Katarlar mı senin sarayın mahrem odasına? Padişah’ın sarayına mahrem odasına Padişah’ın katına huzuruna çıkarılır mı seni öyle? Sen temizlen. Sen kendini devre topla. Nerede? Zikrullah alakasında. Sakın ha! Göz göre göre bile bilen, bile bilen nefsinize uyarak da zikrullah alakasına katılmadığınız bir gün Musa’nın tur-i sinaya ben bugün çıkmayacağım demesini kadar, ne kadar büyük küstahlık var ise bir derviş için o kadar büyük küstahlıktır.

Diyebilir miydi Musa ben tur-i sinaya çıkmayacağım diye? Bir derviş de eğer ki bir zikrullah alakasına gitmiyorsa öyle küstahlık yapmıştır. Öyle ki bizlilik yapmıştır. Gel dünyanın sözünü aldanma Dünyanın makamına mevkisine aldanma. Bunların hepsi de senin üzerinde gelecek işçek. Dertin seni aldatmasın Dertsizliğin seni aldatmasın Fakirliğin seni aldatmasın Zenginliğin seni aldatmasın Borcun seni aldatmasın Alacağın seni aldatmasın Araban, katın, yatın Avradın, çoluğun, çocuğun Çoluğun, çocuğun seni aldatmasın Allâh’ı zikretin Allâh’ı zikretin Nerede olursanız olun Hangi halde olursanız olun Hangi noktada olursanız olun Günahın içine bin bir sefer girseniz de Küfrün içine Bin bir sefer bularsanız da Bataklığın içinde Yüzmüş olsanız da Allâh aşkına, Allâh rızasına Allâh’ı zikretmeyi bırakmayın O sizi çekip çıkaracak O sizi temizleyecek O diyecek ki Kulum beni hatırladı, beni andı Beni zikretti O öyle merhamet sahibi Öyle şefkat sahibi O öyle lütuf sahibi O öyle ikram sahibi Ey Habibim Sana kullarını benden sorarlarsa de ki Tövbe ederlerse Günahlarını affederim Dua ederlerse Dualarını kabul ederim Beni zikrederlerse ben onları severim Dolaşmayın orada burada Dolaşmayın Allâh’ı zikretin Gecenin son bitiminde Zikrullahla bitsin Sabahreddiniz Zikrullahla başlasın Başı ve sonu hayır olanın ortasında Hayır olur Cenâb-ı Hak ortasını temizler Günahımızı temizler, kuzumuzu temizler Yanlışlığımızı, eksikliğimizi Hepimizi temizler Miyetimiz sağlam olsun Ya Rabbi senin zikir için uyandım Senin zikir için yatıyoruz şimdi Zikirle yatın Zikirle kalkın Zikrullah öyle büyük içsin ki Zikrullah öyle büyük içsin ki Vallahi zikredenin Baktığı yeri Allâh Hangi nazarla bakarsa ihya eder Merak etmeyin Zikrederseniz o sizin her şeyinize kefil Zikrederseniz her şeyinizi Çekip tövbe bulana ol Her şeyinizi çekip tövbe bulana ol Zikrederseniz Her şeyinizi elinizin Elinin altında tutacak olan ol Kalbinizi ona verin Ruhunuzu ona teslim edin İçinizi ona teslim edin Aklınızı ona teslim edin İşlerinizi ona teslim edin Ona dayanın, ona güvenin Onunla alışverişte bulunun Derviş, Allahla alışverişte bulunur Derviş, Allahla alışverişte bulunur Derviş başka bir şeyle işiyordu Derviş başka bir şeyle işiyordu İşini yaparken Allahla hemhal olur Allahla işini görür O batırır, çıkarır, yan yatırır Çamura batırır Aşkın yerine bırak kendini Aşkın yerine bırak O seni kahhunu dağın zirvesine çıkaracak O seni kahhunu dağın zirvesine çıkaracak Kahhoğullarda gezdirecek Kahh deryaya daldıracak Kahhoğullarda gezdirecek Yüceler yücesine çıkaracak Bırak aşkın esintisine kendini Onun yerine bırak sen Ağacın kurayan yaprağını düşünen seni düşünmeyecek mi?

Kurayan yaprağın düşüş hızını hesaplayan senin hızını hesaplayacak mı? Onun yaprağın düşüsünü hesaplayan, kitaplayan kuvvet ve kudretinin altına alan Seni mi kudret ve kuvvetinin altına alamayacak? Aşkın yerine bırak kendini Ne tarafa estiriyorsa o tarafa estirecek Sen istemesen dahi Rüzgarın önünde kim durabilmiş? Kaderin önünde kim durabilmiş? Sen iradenle onu ister Sen iradenle ona rahmet ol Sen iradenle onun yoluna düş Sen iradenle zikrullah alakasına gelmeye çalış Merak etme burada o seni hallettik Çek şüphe etme Zikrullah da kendini ona bırak Allâh dediğinde bırak O senin daha ilk Allâh diye işini bitirecek işini Sen yeter ki öylesine Allâh de Sen öylesine Allâh de Senin ciğerini, kanını, ruhunu, kalbini, yüreğini her şeyini temizleyecek o senin Sen öylesine Allâh de yeter ki Sen öylesine Allâh de bırak kendini Bu senin nereye kadar çıkmam gerekiyorsa oraya kadar çıkacak seni Sen seslim ol Sen böyle huzurda duruyormuş gibi yapıp onun salınla, onun cübbesinde, onun işiyle, onun aşıyla uğraşma Sen etrafındaki insanlarla uğraşma Yayan kalırsın, yolda kalırsın Sen başkasının eksiğiyle, kusuruyla uğraşma Başkasının günahıyla, sevabıyla uğraşma Sen Allâh değilsin insanlarının hesabını görecek Sen insanlarının eksiklikleriyle, fazlalıklarıyla uğraşma Allâh senin bununla vazifelendirmedi Kendine gelin kardeşler, kendinize gelin Bırakın kimsenin hiç bir şeyiyle uğraşmayın Kendinizi o Allâh’ın aşk esintisine bırakın Uğraşmayın Uğraşmayın Allâh’ı gören niye görmek ister başka Allâh’ı duyan neyi duymak ister başka Allâh’tan başka şeylere gözünü çeviren Allâh’ı görebilir mi Allâh’ın sevmediği haydere kendini çeviren Allâh’ı görebilir mi, duyabilir mi Allâh’la hemhal olabilir mi Saftermiş olmayın, kodultermiş olmayın, körtermiş olmayın Olmayın Körtermiş uğraşın Bu kimmiş, neyin nesiymiş Körtermiş uğraşın Bu neyin nesiymiş, bu nereden kalmış, bu nereye gidiyormuş Körtermiş, otur sen Allâh’ı zikret Kendini ona bırak Sen nefsini temizlemeye çalış Sen kalbini parlatmaya çalış Sen sik kullarla hemhal olmaya çalış Bırak her şeyin sahibi var İkleme Bir vazife gelecekse sana gelir, bulur senin vazife merak etme Vazife seni bulur, iş seni bulur merak etme sen Kimsenin ayıplarını arıştırıcı olma Kimsenin özel hayatını karıştırıcı olma Kimsenin özel dairesine girince olma Bu Allâh’ın sevmediği ahrak ve adaptır Sana sorarlarsa bildiğine cevap ver Para mı olmadığın müddetçe Yeni kalan seni ilgilendirmez O yüzden kardeş hoş geldin Temizlenip de gideceğiz Hep beraber temizlenip gideceğiz Hep beraber kendimizi, pasımızı atacağız da gideceğiz Hep beraber kalbimizi böyle yıkacağız, güzel tembir edeceğiz Pırıl pırıl olacak, öyle gideceğiz Çünkü o sultanlar sultanını zikredeceğiz Bu özel bir iş, bu özel bir ibadet Bu özel bir ibadet Hz.


14. Bölüm

Mevlânâ demiş ya Allâh seni affetmeyi murad ettiyse Seni gece yarısı kaldırır Günahlarına siyim siyim ağlatır demiş ya Allâh seni affetmeyi murad ettiyse Seni aşıklar zümresinin arasına alıverir Seni salihler zümresinin arasına alıverir Seni zikredenlerin arasına alıverir Sen geçerken uğramışsındır Sen giderken torsamışsındır Seni birisi elinden tutuvermiştir Ayağından tutuvermiştir Seni bir tarafa götürmüştür Bu sana Allâh’ın lütfudur Hadi bakalım yeniden zikrullah’a gelenlere yer açın siz daha kardeşlerinizden Yanaşın biraz daha Yanaşın kardeşlerimize yer açın Aman sakın ha böyle kalabalıktan da sıkılmayın Böyle ne kadar kalabalık oldu vay ayağım ağrıldı Sohbet bitmiyor mu daha zikrullah başlamıyor mu daha deyip de içini bozma Size girip tren çarptık değil ya sıkıntımız kalabalıktan olsun Her gelenin Allâh’ın sevgilisi olduğunu düşünün Ve Allâh’ın sevgililerine yer açıyorsunuz Her gelenin Allâh’ın sevgilisi olduğunu düşünün Hürmet edin hizmet edin saygı duyun Bu kim olursa olsun Kapınızda kapıdan birisi girmiş Hürmet edin hizmet edin O Allâh’ın sevgilisidir Allâh muhafaza eylesin inşâAllah cümle bizi Gazle Filistin Müslümanlar aaa Diğer yanıklığımız Ama laf başka bir şey yok Bunca lafın arasında bir lafta ben konuşmayım gerek yok Evet Dinde edebiyette herkesin yüreği kan ağlıyor Vah Ne?

Acı bir şey değil mi? Bebekler pek bebeklenmek değil Bu acıdan dolayı yemek yiyemeyen var mı aramızda? Bu acıdan dolayı yarabbi onlara lütuf olsun ikram olsun ihsan olsun bir günlük konuşturayım Diğeriniz var mı içinize? Laf Laf Müslümanlar yemeklerinden vazgeçmiyorlar içmeklerinden vazgeçmiyorlar rahatlarından vazgeçmiyorlar tam sözlerinden vazgeçmiyorlar Kıyafetlerinden arabalarından kartlarından yatlarından vazgeçmiyorlar Müslümanlar inandıkları gibi yaşamıyorlar Laf Laf Haberlerdeyiz derken vah vah tüh namussuzlar edepsizler haberler gitti iş bitti Gün başladı alamadım satamadım yan geldi çamura battı şunu ödeyemedim bunu ödeyemedim bu gelmedi bu gitmedi bu bitmedi Laf Laf Bir örnek verdim geçen gün Selahattin Eyyubi’nin hiç yüzü gülmezmiş çok hoşuma gider bu mekıbe Zamanın şehri Sami onun bulunduğu sohbetlerde tebessüm etmenin sünnet olduğunu Müslümanlara gülmenin onlarla böyle tebessüm etmenin latife etmenin sünnet olduğunu bahsedermiş Ama Selahattin Eyyubi’nin hiç yüzü gülmezmiş yine Yenememiş bir gün zamanın müftüsü kadısı şehri Sami demiş ki efendi ben bu kadar sohbet ettim tebessümle alakalı hiç yüzümde tebessüm yok Mübarek cevabı çok hoş Lakin ey müftü efendi Müslümanların ilk kiblagası olan Kudüs işgal altındayken nasıl gülerim Ne zaman ki Müslümanların başındaki devlet idarecileri başındaki askeri idare, siyasi idare, hükümet idaresi Eyyubi’nin düşüncesiyle düşüncelendi O zaman evet dünya Müslümanların zulmünü bitti yalnız Yeni kalan laf-u-gaftır Laf-u-gaftır Laf-u-gaftır Birinci katledişimi 50 yıldan beri katlediyor 100 yıldan beri katlediyor Birinci mi 3 günde 400 tane şehit verdi katlediyor Siyonizm Filistin’de katlediyor Afganistan’da katlediyor Irak’ta katlediyor Güneydoğu’da bu vatanın evlatlarını katlediyor Güneydoğu’da askerinden, vatandaşına, köylüne çoluk çocuk demeden yakan yıkan anlayışta Afganistan’da çoluk çocuk demeden yakan yıkan anlayışta Irak’ta çoluk çocuk demeden yıkan yıkan anlayışta Çetenistan’da yıkan yıkan anlayışta Orta’daki yıkan yıkan anlayışta Filistin’de, Sudan’da, Etapya’da yıkan yıkan anlayışın arasında bir fark var mı ki?

Fark görüyorsan ya ahmaklığındandır ya köylünden Müslümanlar denizin üzerindeki köpük misali Bir buçuk milyar Müslüman var laftan öyle değil mi? Tükürsek boğulur, tükür bir kere ver Tükürsek boğulur, tükür Tükürdün mü? Tükür Laf, tükürsek boğulur, tükür Ne tükürmedin? Laf, bizim tankımız yok, tükürlerimiz yok Vallahi hiçbir şeye ihtiyaç yok Hadi İslam alemi, hadi Herkes gençin ihraplarına Hacer gider gibi gidelim Nerede Müslümanın kan akıyorsa Hazırım Kurşun istemiyorum, biçak istemiyorum, çakı istemiyorum Top tüfek, tank istemiyorum Gözümü sıfır edeceğim Elbisesi, ihraplarımızı giyelim gidelim Kurşun istemiyorum dedim bak Taban ile istemiyorum Hadi nerede kan akıyorsa oraya gidelim Giyelim ihraplarımızı gidelim Çoluk çocuk çombalık gidelim Hadi bırakalım lüks evlerimizi Hadi bırakalım arabalarımızı Hadi bırakalım işlerimizi Hadi bırakalım arkamızdan gelmeyecek kim varsa Alparslan gibi bağlayalım atımızın kuyruğunu Karısını, çoluğunu, çocuğunu sevenler Eşini, aşkını, hatını sevenler Yürü eke diye diyelim Nerede?

Laf Bir düdükte herkes içerler 12 Eylül’ü yaşadım 28 Şubat’ı yaşadım Bir düdükte herkes içerler Bir düdükte Bir nefis payesiyle Üç kuruşta, beş kuruşta Bir makamla Bir lafa, bir küfe Gelin Allâh’ı zikredelim Allâh’ı zikrederken de Allâh’ı zikrederken de O perişanlığımızı, o yüzsüzlüğümüzü O aymazlığımızı, o zayıflığımızı Evet O kimsesizliğimizi O yıkıldığımızı Ona bari yaslayalım Ona yaslıyorum Diyorum ki gidecek bir kapım yok Dayanacak bir yerim yok Senden başka kimsem yok Kimse yok Kibisine tam tüfek, top yağıyor Bizim başımıza da nefis Heva, hevis yağıyor Şeytan yağıyor Allâh’ı zikredelim Ve dua et Ve gülünden isterim Hiç olmazsa tabluluğa hakikattir Nefret edelim Hürme karşı, zulmedenlere karşı Barbarlara karşı Acımasız, vahşi Acımandan daha aşağı mahluklara karşı Hiç olmazsa dua edelim Vahşet, vücut siyasi hesaplar peşinde koşturan devlet başkanları Siyasiler, Müslümanların kanının üzerinden hükümet senaryoları kuranlar Müslümanların kanlarının üzerinden iktidar senaryoları kuranlar O vahşete hepsi de ortak olacaklar Muhakkak ki Bizde eğer o zulme karşı Kalbimizde biçim bir nefret olmuyorsa Bizde o zulme ortak olmuş olacağız Aman ciğer yanık Yürek yanık Sineler yanık Aman feyhan Bizi de bu zamanda göndermiş Bizi de bu zamanda göndermiş Yapacak bir şey yok Var, yok Yoksa gül git Giy ihlamlarını git Müsaade etseler giyeceğim İhlamları gideceğim Hiç kimseye bakmayacağım Geriye dönmeyeceğim Deseler ki müsaade et İstediğini yap Dünyadakinlardan müsaade istemiyorum Şöyle karıştırmayın Dünyadakilerle işim yok 20 yıl boyunca olmadı işim Deseler ki hadi gül git Hiç bir gün durmayacağım Kafamda bir tek bir şey var Giyicem ihlamlarımı Niyet edeceğim Yarabbi sana geliyorum Zulmü durduracaksa bu bedel Zulmün durmasına eğer bir engel olacaksa Feda olsun diyeceğim gideceğim Allâh bizi affetsin inşâAllah Destûr ya Allâh Bismillah


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, İhsân, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı