Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

24. Dergâh Sohbeti — Rüyanın Çeşitleri, Ehl-i Tasavvuf ve Gizli Riyâ

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 24. Dergâh Sohbeti — Rüyanın Çeşitleri, Ehl-i Tasavvuf ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.


1. Bölüm

Allâh gecenizde hayır etsin. Cenab-ı Hakk’ın hürmetine hayırlı olsun. Hayırlı olsun. Hayırlı olsun. Hayırlı olsun. Hayırlı olsun. Hayırlı olsun. Bu rüyaları Allâh’ın talimini zannediyor. Kime neyi göstereceğini, ne göstereceğini. Bu rüyalar da tanımadığın kişilerin hukuklar alemiyle ilerikçisi olabilir. Rüya üç kısımdır. Bir şeytani rüyalar, iki Rahmani rüyalar, üç herhangi bir şeyin etkisinde kanına aktarılan rüyalar. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hasretleri hadîs-i şerifinde buyurur ki siz rüyalarınızda kötü bir şey görürseniz, kaldığınızda son tarafınıza tükürüp, Ey Zübillahimineşşeytanirracim deyin de. Bu noktada o kimse kendi rüyasını yorma düşsüne ve hakkına sahip değil. Etkilendiğinden rüya görür o kimse.

Gündüz bir olay yaşar, o olayın etkisinde kalır ve etkisinde kaldığı olayla alakalı gece rüyar görür. Bu etkilişinden kaynaklanan bir şeydir. Bunun da teybile ihtiyacı yoktur. Üç, Rahmani veya Ruhani rüyalar dediğimiz rüyalar. Veya da Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hasretlerinin deyimiyle mübeşşirattan bir kapıt adedilen rüyalar. Bunlarda Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hasretlerinin deyimiyle salih kimselerin gördüğü salih rüyalar. Veya da görülen salih rüya o kimse salih olmasa dahi rüyası salihadan olabilir. Bu son rüya Allâh’ın kendi hükmünde ve kendi ilmindedir. İnsanların bunun üzerinde bir etkisi yoktur. Ancak etkisi iyi amel, salih amel, güzel bir kalp, iyi bir kalple alakalı ve bağlantılıdır.

Mahallede arkadaşlar sefere çıkıyor ve beni de davet ediyor. Bu seferlerin iman çalışması olduğunu söylüyorlar. Biz de çıkalım mı? o seferin ne olduğunu bilemezsiniz de bir şey diyemem. Tasavvuf ehli mümin insanları sev ve idare etmek anlamındaki siyaketi içinde mi, içinde mi, yoksa dışında mı olmalıdır? Ehli tasavvufun insanları sev ve idare etmek gibi bir düşüncesi yoktur. Ehli tasavvuf insanları sev ve idare etmez. Bu ehli tasavvufun işi yoktur. Ehli tasavvuf, devamlı kendini kusurlu görür, devamlı kendisini hatalı görür, devamlı kendisini eksik görür, kusurlu ve eksik gördüğünden işi tövbe etmek, Allâh’ın ustat olmaktır. Hiçbir zaman ehli tasavvuf devlet görevine elini uzatmamıştır. İnsanları yönetmeye elini uzatmamıştır.

Ehli tasavvufun önüne getirirlerse, sen bu vazifeyi yapman lazım diye, o zaman ehli tasavvuf üstadına danışaraktan o vazifeyi kabul eder mi veya etmez. Ehli tasavvuf bir makamın peşinden koşmaz, dünyevi olarak. Ehli tasavvuf dünyeviliğin üzerinde koşmaz. O yüzden ehli tasavvuf bu noktada insanları yönetmek gibi derdi sev ve idare etmek gibi bir derdi olmaz. Girat, şehabet ve şeriat hakkında bilgi verilmişsiniz. Karikat derbesi alanların yaşam tavrı ve fikri hizmeti nasıl olmalıdır? Şeriat Kur’ân ve sünnettir. Şeriat Kur’ân ve sünnettir. Tasavvuf Kur’ân ve sünnetin yaşanmasıdır. Bilginin yaşanır hale getirmesidir. Cihâd Kur’ân ve sünneti nefsinde ve etrafında yaşama ve yaşatma mücadelesidir. O zaman ehli tasavvuf yaşam felsefesi olarak kendisine önce Kur’ân ve sünneti önle tutacak.


2. Bölüm

Diyecek ki benim işim Kur’ân ve sünnet. Bunlarda tasavvuf terbiyesi alan kimse tasavvuf terbiyesi almaya çalışan kimse ilk önce kendinin eşliğiyle mücadele edecek. Kendi eksiklikleriyle ve hataları yollayacak. Kendiyle mücadele edecek önce. kendisinin eksikliklerinin noksanlıklarıyla mücadele edecek. Kendi eksiklikleriyle ve noksanlıklarıyla mücadele edemeyen bir kimsenin başkasının eksiklikleriyle ve noksanlıklarıyla mücadele etmesi mümkün değildir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri hadîs-i şerifinde kendi eksiğini göremeyen bir kimsenin başkalarının eksiklikleriyle uğraşanın kendi eksiğini göremeyeceğini söyler. Başkalarının hata ve kusurlarını gören kimsenin kendi hata ve kusurunu göremeyeceğini söyler.

O yüzden ehl-i tasarrufa düşen mücadele, düşen vazife, önce eşliğiyle mücadele etmesidir. Önce haramlarla mücadele etmesidir. Bu anada hep döneceğim, dolaşacağım, aynı hadîs-i kutsiyi size söyleyeceğim. Kul farzlarını yerine getirmekle Allâh’a daha sevimli bir iş yapamaz. Nafilelerle Allâh’a yaklaşır ve Allâh’ı sever. Tasavvufun birinki kaidesi farzları yerine getirmektir. Tarikat terbiyesinin, tasavvuf terbiyesinin birinci vazifesi farzları yerine getirmek. Ben tarikat terbiyesi, ismini çok kullanmak istemiyorum. Her ne kadar kahveşim burada tarikat terbiyesi dese de tarikatın bugünkü manada, bugünkü anlamda, bugünkü sistemde olmasının mümkün olmadığına inananlardanım. Çünkü tarikat denince bir kurum çıkar ortaya, onun bir dergâhı vardır, tekkesi vardır, kılık kıyafeti vardır, özel yüce elleri vardır ve tarikatlar cumhuriyet döneminde kapatılmış ve laverilmiştir.

O yüzden herhangi bir toplumun tarikat yapması mümkün değildir. Biz ehli tasavvufuz. Biz ehli tarikat değiliz. Hiçbirimizin özel bir ritüeli yok, özel bir kıyafeti yok. Özel bir toplanma mekanı yok, özel bir bu noktada uygulayabileceği herhangi bir doktörünü yok. Bizim bu manadaki yürüyüş yolumuzdaki halimiz Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışmak, seleb-i salihinin yolundan gitmek. Bu manadaki durduğumuz nokta Kur’ân’ın kanatları altında Muhammed Mustafa’nın Sünnet-i Seniyyesi ile yol yürümek. İmanların iştahı ile kendimize çekidüzen vermek. O yüzden tasavvuf terbiyesi birinci derecede Kur’ân’ın ahlakıyla ahlaklanmak Muhammed Mustafa’nın sünnetine, elef-i hayalisine, terbiyesine uymaktır. Bunun haricinde başka bir terbiye sistemi tanımıyorum.

Allâh sizi affetsin. Riyâ nedir? Riyâdan nasıl kurtulabiliriz? İbadetlerinizi Allâh için yapmadığınız müddetçe her yaptığınız ibadette riyâ var. Ne zaman ki her şeyi sırf be’alatüvü sırf, be’alat, tertemiz Allâh için yaptığınız o riyâsız ibadetler. Bakın, namaz kıldınız, oruç tuttunuz, Allâh’a zikrettiniz veya Allâh için bir yerden çöpü kaldırdınız, bir taşı kaldırdınız. Ne zaman ki onu sahabiyane tertemiz bir şekilde Allâh için yaptınız o zaman o ameliniz riyâdan kurtulmuştur. Hatta herhangi bir günahı terk ederken dahi eğer günahları terk ederken içinde riyâ var ise bak bu içkiyi bıraktı desinler diye içkiyi bıraktıysanız eğer ki bu kumarı bıraktı desinler diye kumarı bıraktıysanız eğer ki bu haramlardan uzak duruyor desinler diye haramlardan uzak duruyorsanız o terk ediş Allâh için terk ediş değildir.


3. Bölüm

Anneniz babanız için terk ediyorsanız o terk ediş Allâh için terk ediş değildir. Herhangi bir şahıttan korktuğunuzdan herhangi bir şahla iyi görülmek için herhangi bir kimseyle iletişim kurmak için eğer ki herhangi bir haramı terk ediyorsanız herhangi bir haramı terk ediyorsanız vallahi içerisinde riyâ vardır o terk edişte Allâh’ın rızası yoktur. Bu ibadetler için böyle olduğu gibi herhangi bir haramı terk etmek için de aynıdır. Biz riyayı zannederiz ki sadece ibadetleri ederken gösterişten ve başkaları için yapılmaktan uzak durmak olarak görürüz. Bizim insanları büyük bir çoğunluğu öyle görür. Kıymetli kardeşlerim bir haramı terk ederken dahi Allâh için terk edin. Ve Allâh yasakladığı için terk edin.

Ve Resûlullâh terk ettiği için terk edin. Ve Resûlullâh terk edilmesini emrettiği için terk edin. Kur’ân ve sünnet yasakladığı için kendinizi yasaklayın. Ahmet Mehmet için değil, dergâh için değil abiniz için değil. Eşiniz, çoluğunuz, çocuğunuz için değil. Ben içkiyi bıraktım. Neden? Çocuklar büyüdü, çocuklar için bıraktım. Sen çocuklar için bırakmışsın. Allâh için bırakmamışsın. Eşim istemediğin için içmiyorum. İyi sen eşin için içmemişsin. Senin eşin senin Allâh’ın olmuş. Senin çocuğun senin Allâh’ın olmuş. Senin komşun senin Allâh’ın olmuş. Allâh için terk et. Allâh için zevk. Allâh için tut. Allâh için bırak. Allâh için yürü. Allâh için bak. Allâh için konuş. Allâh için dinle. Allâh için Allâh’ı zikret.

Allâh için Allâh’a oruç tut. Allâh için Allâh’a namaz kıl. Allâh için Allâh’ın haramlarına riayet et. Bütün dünya meyhane olsa ve bütün dünyanın içkiyle de olsa ve sen hepsini de içsen Allâh’a zarar veremezsin. Hepsini de terk etsen Allâh’a fayda da veremezsin. Terk edişin Allâh için olsun. Gelişin Allâh için, gidişin Allâh için olsun. Sevişin Allâh için olsun. Yürüşün Allâh için olsun. Yürüşün Allâh için olsun. hicret etmişler ya, hicret ederler kendisi de. Bir bayanı sevdiği için hicret etmiş. Demişler ki Ya Resulallah bu da hicretten sevap atacak mı? İnsanın hicreti neyse kavuşması da onadır demiş. Ne için hicret ettiyse biz ona kavuşursunuz. Allâh için hicret ettiyseniz haramlardan Allâh’a kavuşursunuz.

Haramlardan eşiniz için, sevgiliniz için, çocuğunuz için, patronunuz için, şeyhiniz için, mağaradaki arkadaşlarınız kardeşleriniz için terk ettiyseniz onu bulursunuz başka bir şey bulamazsınız. Her şeyiniz Allâh için olsun. Ancak sana ibadet eder. Ancak senden yardım dilerim. Bizim ibadetimiz Allâh’adır. Ve ehli tasavvufun üzerinde insanlar bilmediklerinden dolayı yanlış hükmederler. Derler ki bunlar şeyhlerin için yapıyor her şeyi. Hayır. Evet ehli tasavvuf, üstadını şeyhini gözünün gördüğü insanlardan fazla sever. Fazla sevmesi gerekiyor. Doğrudur. Ama o şeyhini sevgi, onun şeyde olan sevgisi Allâh içindir. Eğer şeyhini Allâh için sevmiyorsa o sevgide onu batırır. Her ne kadar ehli tasavvuf bunu çıkarır dese de batırır.


4. Bölüm

Neden? O sevgiyi nefsaniyete götürür mü? Allâh muhafaza eylesin. O sevgiyi ona Allâh’a taşıması lazım. O sevgiyi ona Resûlullâh’a taşıması lazım. O sevgiyi ona Resûlullâh’a taşımıyorsa o zaman o sever kimse sevgisine dikkat edecek. Şeyhine iyi görmek için bir şey yapmayacak. Allâh muhafaza eylesin. Riya bir başkası için bir şey yapmaktır. Ve bunu yaparak elde ondan hayır beklemek kadardı. Saflık olmaz. Allâh muhafaza eylesin. Kişi öldükten sonra ölen kişinin adına dünya ödenen devlet parası var mıdır? Varsa nasıl hesap olur? Valla bununla alakalı imam-ı ciddi vazifenin fetvası vardır. Fazla ki bu noktada fetva yok. ölen kişinin adına ne olur? Ben katılmıyorum buna da o yüzden. Tabi ki şu fakirlere gitmiyorlar.

Halka bir şey gitmiyorlar. Halka bir şey gitmiyorlar. Tabi şimdi, fakirlere gitmiyorlar. Allâh. Kalbi, inimi, bir derviş nasıl gelmenebilir? Kalbi, inim kimler hemhal olabilirsin? Kalbi, inim kimler hemhal olabilirsin? Yavaş bir kabrın ağzını açasın, eski ol. Yani, bir dervişe kimsenin üzerinde oturursa en ağla derviş ortalışıyormuş. Nefret üç yaşında oturmam artık. İki dizinin üzerine bağdaş durup oturmak, bir de tek dizi bir halin üzerinde çekerek de oturmak. Ehli tasarruf, bunu iki dizin üzerine oturmayı kendine ölçeltmiş. otururken kendinizi bu noktada disiplin edin. Ayaklarınız biraz ağır, dizlerimiz de ağır, ayak yüreklerimiz ağır, ama bu sizi disiplin eder. İki dizin üzerine oturmak, kımıldamazlardır eski dervişler.

Cenâb-ı Hak bize nasip etti, onlara yetiştik. Böyle otururlardı iki dizinin üzerine kımıldamak yok diye. Ayaklarını bile değiştirmezlerdi, edepsizlik sayarlardı. Alaha değiştirmek. Ben dayanamadım, biraz yan girerdi bana. Tamam dedim, dizlerime bakarlardı, yan yana birisinde. Eski o Sufiler bu noktada çok edebi ziyaret ederlerdi. Asla Üstadlar bu sözleri kesmezler. Asla yanlarında kahkahayla bilmezler. Asla yanlarında şapur çukur bir şey yemezler. Asla Üstad çaya bir yudum almadıktan sonra onları çaydan almazlar. Asla Üstad yemeğe başlamadan, orada büyük bir derviş, en güçlüsü veya en kıverlisi veya virasik olarak oradaki en üstünü yemeğe, çaya başlamadan onlar başlamazlar. O Destûr vermedikten sonra hiç kimse dağılmaz, hiç kimse gitmez.

Asla çay bardağını çakırdatmazlar. Böyle bir şart yaptığı zaman, o yeni gelmiştir. Onu biliyorlardı, onu yeni geldiğini, ona dönüp bakmazlar, utanmasın diye. Ama yeni değilse böyle bir bakış gelir sana, o bakış yüreğini delersin. Sen çayı nasıl çatırsak böyle? Asla çay bardağını çak çay getir bana. Böyle bir şey mümkün değil. Onu ancak avam insan yapar derler. o kimse boş teneke insanı. O yemeği içmeyi seven, böyle gönlün rahatlığını seven. Yeme içme dervişi, yağ dervişi yani, öyle derlerdi. Eskiler böyle çok ihtimamı davranırlardı. Evlerde öğrenmişler bunları, önce tek kere kapanınca evlerde devam etmişlerdi. Evde hiç bir kimse rutubu davranamaz. Kapana girer çıkarken, mahalleye girer çıkarken kimse konuşmaz.


5. Bölüm

Evde otuz kişi, kırk kişi ders yaparlar, dışarı çıktıklarında ses duyamazsınız. Baskı da var. Polis baskısı var, tutulma baskısı var, basılma baskısı var. Karakol, karakol dolaşırsan da makasın olurlar. Ama onlar da değil, edeber gayet için yapmışlar. Asla birbirlerini eksikleştirenin kusurlarını alıştırmazlar. Birbirlerinin arkasına konuşmazlar. Hizmet ederler. Ben ilk tirede Şeyh Efendi Hazretleri’ne ders aldığımda, yaklaşık 26-27 yaş, 26 yaşlarındaydım. Normalde o ilk karşılaştığımız gece beni bir yere misafir etti. Şeyhlerdenmiş o kimse, derdinin çalışırmış. Hiç unutmuyorum. Böyle adam beyaz da kaldı, benim gibi şimdi. Böyle kırk yıldır siyahları var içerisinde, yaşlı. babamla yaşlıydı. Ona dedi ki, ”Misafir et.” dedi. ”Allâh sizi inanmasın, utandım ben kendimde.” Adam öyle hizmet ediyor evde.

Ben eve gittim, banyo hazırladım, ben utandım yapmayacağım. Dedim ki, ”Allâh sizi zorla yapmadım, yatağı yazdı, çaydı, çorbaydı, meyvaydı. Haline göre, böyle bana sırt.” Normalde odada sırt dönülmez, dermişti. Evde misafir var mı, misafirin sırtınıza dönemezsiniz. Hizmet ederken dahi dönemezsiniz. Misafiriniz ister sizden küçük olsun, ister büyük olsun. Dervişlik adaldır. Evde misafir var mı, evet. Asla sırtınıza dönmezsiniz. Asla. Ne hizmeti yaparsan yap. Suyunu koyarsın, önünden geri geri çekilirsin. Bu kim olursa olsun. Sadece üstada değil, evdeki hizmet öde. Benimde ölüm mü var? Adam bana bir bardak su getiriyor. Babası da şeyhti zaten. Sonradan babasıyla çok samimi olduk biz. Semarcı Havuz Efendi derlerdi.

Nazirli Hacale Efendi’nin, Hacale Efendi varmış nazirli, vefat etmiş. Büyük nakşibendi şeyhi, onun halifesiymiş. Uzun müddet biz onunla sohbet etmeye imkanımız oldu. Çok celaliydi. Çok böyle semarçili bir şeydi. Uzun kaşları vardı. Allâh rahmet eylesin. Yürümekte düştüğü çekerdi. İki kişi koltuğunun altına girerdi. 10 dükkandan 10 dükkana götürürlerdi. Sabahleyin herkese Kur’ân-ı Kerim öğretirlerdi. Sabah namazından sonra. Çok affedersiniz. Evde merkep evi nerede? Merkep de gelirdi çarşıya. Yürüyecek hali yok çünkü. Ayakta yürüyecek hali yok. Yürüyecek hali yok çünkü. Yürüyecek hali yok. Yürüyecek hali yok çünkü. Ayaklarında rahatsızlık vardı. Böyle zorla yürüdüğü her sabah dükkandan dolaşırdı.

Kur’ân-ı Kerim öğretelerdi. Sabah 10 bire kadar Kur’ân-ı Kerim öğreteli. Yine merkep de bildirdiler. Eve götürdülerdi. Kendisi kendi oğluna ders vermemiş. Ben seni manen idare edemem. Oğlu Şeyh Efendi’den ders ediyordu. Ve seyyidlerden idi kendisi. Allâh razı olsun, bizde de emeği var. Cenâb-ı Hak inşaallah Rahman. Yat bir yerde nur olsun inşaallah. Cenâb-ı Hak ilmiyetinin onu bize, bizden eksik etmesin. Bizde de emeği var. Sabah gününden sonra oturup sohbet ederdik biz ona. Onun oğlunda misafir kaldı ilk önce ben. Ve oğlun hiç sırtını dönmedi gece boyunca. Hiç sırtını dönmedi. Şeyh Efendi ona bunun böyle kendini büyüklüğü için söylemem. Allâh affetsin. Ona dedi ki bana hizmet ettiğin gibi hizmet ettim.


6. Bölüm

İlk daha şeyh efendiyle karşılaştım burada. Hiç sırtını dönmedi. Sabah gününden sabah namazı diye kalktım. Adam kapının ağzında hazır. Kapının ağzında hazır. Ben abdesti aldım. Dedim namazı nerede kılıyor? Şeyh efendi Bilancı camında. Oraya gidelim, orada kılalım dedim. Böyle gittik. Dervişlik adamından kapatıldı. kalbi ilim. Kalbi ilim, edeb ile haksın. Oturmaktan zikrullahı varırken kadar oturmaktan hanımınla konuşunken kadar sen hanımınla edepsiz konuşursan, kalbin kararır. Sen çocuğuna zulmedersen, kalbin kararır. Sen yanında çalışan elemanı zulmedersen, kalbin kararır. Sen dervişli kardeşine zulmedersen, kalbin kararır. Kalbi ilim sende başlamaz. Edeb. Herkese edeb. Hayvana dair zulmedemezsin.

Böceğe dair zulmedemezsin. Taşa tekme uğramazsın. Taşa tekme uğramazsın. Bu taş bir duruyor deyip de tekme uğramazsın. Taşa da edeb göstersin. Bizim üzerine durmaktan kapatıldın. Kalbi ilim ile bağlamış oldun. Kalbi ilim kalbinde edeb olanlara gelir. Kalbi ilim kalbinde Allâh sevgisi olanlara gelir. Kalbi ilim Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin hidayetine adı olanlara gelir. Bakın Peygamber Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin sünnetine bağlı kalmak farklı bir şeydir. Onun hidayetine tabi olmak farklı bir şeydir. Bu kalbidir. Siz gönlünüzde Muhammed Mustafa’yı kabullenir ve onun öğretisine, onun hidayetine tabi olacaksınız. Habibin ne söylediyse heva hevesinden söylemedi.

O zaman hala da söyler o. Kalbi ilim heva hevesine bakmadan onun hidayetine tabi olmaktır. Onun yoluna yürümektir. Onun edebinde gitmektir. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden bu noktada kalbi ilim ehl-i tasavvudu için ehl-i tasavvudu kalbi ilime vakıf olmak için. Aman edebinizi muhafaza edin. Haramlardan uzak durun. İnsanlara hizmet edin. Hizmet edin. Demiş kardeşlerimize hizmet edin. Etrafımıza hizmet edin. Hiç kimseyi yan gözle bakmayın. Ters gözle bakmayın. Allâh muhafaza eylesin. Tehcid-i nikah nasıl kıymet demiş. Bir kimse o hale getirmesin inşâAllah kendisini. Nikahı tazelemek eski mehir üzerine ben seni aldım verdim demektir yine. Bu tehcid-i nikah. Onu fıkır kitaplarından daha teparatlı öğrenirsiniz.

İnşâAllah. Allâh-u Teala Resulü Ekrem’in sallallâhu aleyhi ve sellem’e hitap verdi. Biz seni onların üzerine şahit ve müjderici kıldırtıyoruz. Aminler de Resûlullâh aleyhisselamın varisleri olması noktasında kıyafetler oldukları topraklar üzerine şahit ve mübeşrik midirler. Eğer öyleyse zatımızın bizler hakkında, Cenab-ı Hakk’a yapacağı şahitlik nasıldır? Dervişleriniz hakkında kanadınız ne noktadadır? Bizler de mağdur musunuz? Bizler de müjderleriniz müjderleriniz var mıdır, var mıdır nelerdir? Allâh sizi affetsin. Biz kendimizi sizin üzerinizde hiyerarşik olarak üst bir noktada tutmuyoruz. Ben kendimi öyle görmüyorum. Ben sizin kardeşinizim. Kardeşi kabul edemem. Avni’si kabul edemeyen avni’siyiz. o mağdurda kardeşliği kıldırdım.


7. Bölüm

Ben böyle kendimce böyle kendimi belli bir noktada belli bir seviyede gören insanlardan değil. Allâh muhafaza eylesin. Olamamış insanlardan biziz. Olamamış insanlardan biz. Hep beraber olumlulaşmaya çalışıyoruz. Hep beraber kemalenmeye çalışıyoruz. Hep beraber bir yol yürümeye çalışıyoruz. Hep beraber Kur’ân ve sünnete kavga olmaya çalışıyoruz. Ben gelmiş olmaya çalışıyorum. Bu manada el tasavvufun yolculuğu bitmez. Kim yolculuğumuz ciddi kemalenir diyorsa onun kemal sinnindendir. Bu kendi şahsi düşünceler. Sana hakkıyla kulluk edemedim miam olur diye bir peygamber zimmeti olarak. Kendimize kulluktan başka bir şey görmedim. Hatta hakkıyla kulluk yapamadığımda daha inanmıyorum. Ama bu manada insanların kullukları sahip rüyaları verdirme noktasında bu değil.

İnsanların bütün gördüğü rüyalar kendilerini bağlar birinci derece. Benim gördüğüm rüyalar kendimi bağlar. Sizin gördüğünüz rüyalar kendinizi bağlar. Sizin üç düniyetini de kendinizi bağlar. Benim de üç düniyetini kendimi bağlar. Bu manada biz de yol giden kardeşlerden herhangi bir bu noktada Allâh biliyor şikayet etme noktasında değil şikayet edilecekse birinci derecede kendimi bağlar. O yüzden kardeşlerim şikayet edecek herhangi bir şeyini de teşkil etmiş değil. Allâh beni affesin. Ama muhakkak yol gidiliyorsa yolun kendi içerisinde kendine ait disiplini kendine ait sınır teçhisi kendine ait bir hedefi muhakkak. Bu stratejide bu hedefi tutturmak için muhakkak hep beraber koşturacağız. Hep beraber çalışacağız.

Bu manada hedefimiz insanların Kur’ân ve sünneti en iyi yaşayıp insanlara yaşatma mücadelesi vermek, Allâh’ı sevmek ve sevdirmek. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem adetini sevmek ve sevdirmek dini mümini islamı sevmek ve sevdirmek. Hedefimiz bu. Bu manada kendimiz sinirden güçlü tutma noktasında değil. Allâh beni affetsin. Bunun öyle tebaatı filan noktasından da söylediğimi zannetmeyin. öyle tebaatı noktasından da söylemiyorum. Allâh bizi affetsin. Ve her zaman için de söylüyorum. Bunu devamlı da söyleyeceğim ölünceye kadar inşâAllah. Kendinize daha iyi bir müjdat bulduğunuzda rüyanızda Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem adetinde filancaya gidin dediğinizde serbestsiniz. Gidebilirsiniz her zaman.

Tasavvufun ana ilkelerinden birisidir bu. Şahı Nakşibend Hazretleri 300 kuzur tabi şeyhi olmuş. 300 kuzur tabi şeyhi olmuş. Şimdi insanlar bu tür şeyleri hor ve hakim görüyorlar. Ben onlardan değilim. Ve ben de rüyamda bana deseler ki gideceğim şundan ders alacağım. Gider ondan ders alırım. Bunu da açıklıkla söylüyorum. Veya da bana da halimde deseler ki o zat Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem adetinde şunu şöyle yapacaksın desin gider yaparım. Bu noktada ben nasıl hiç tercih etmesem, etmeden, şek şüphe etmeden yaparsam onu da siz de yasaklısak değilim siz de yapın. Benim nazarımda en iyi mürşid en iyi derviştir. En iyi veli en iyi derviştir. Ben kendimi iyi derviş etmeye çalışıyorum. Ben kendimi bu noktada güzel derviş etmeye çalışıyorum.


8. Bölüm

Bu manada benim dervişliğim bitmiş değil ben hala da dervişlik yolundayım hala da su birik yolundayım ve kendimi iyi şüphe etmeye çalışıyorum. Allâh bizi affetsin. Allâh muhafaza eylesin. Asla kim sizde olum derse ona inanmayın. İnsanlar bir bardak suyu derya alırlar, bir bardak suyu içtiklerinde dergahın içlerine alındığını zannederler, oğlunu küçüklüğü gösterir. Dünya küçüklerde de doğurur. Buna ben de dahil. Bir gün gelir size bunu yaklaşık on iki on üç yıl önce söyledim. Bir gün gelir yine ben şunu oldum, ben bunu oldum, bana bunu verdiler derlerse yine sakalımdan tutun. O gün söyledim sözü söyleyin. Sakalımdan tutun yüzüme tükürün. Bundan on iki on üç yıl oldu mu? Söyledi anlamayacağım.

On iki on üç yıl önce söylemiştim bunu. Bunu inşâAllah zamanı geldiğinde, gerek gördüğünde yine söyleyeceğim. Sakalımdan tutun tükürün. Ben şunu oldum dediğinden. Allâh bizi affetsin. Hadîs-i kıl size kim benim veli kurma, dostuma düşmanlık yaparsa ben de ona harb ilan ederim buyurun. Düşmanlıktan kasıt nedir? İnsanın karşındaki kişinin veli bir zat olduğunu bildiği halde sırt çevrilmesi aynı kata göre giderdi. Zaten bilenler için bu. Kim birisinin Allâh dostu, veli olduğuna büyüyorsa ve bildiği halde ona düşmanlık yaparsa, ona sırt çevrilirse, onunla mücadele ederse Allâh’la mücadele etmiş gibi olur. Allâh’la mücadele eder insan nasıl yenilmesi mutlaksa ona yenilir. Allâh diyenler de uğraşmayın.

Her Allâh’ı zikreden bir şekilde veliliğe adım atmıştır. Bakın kim Allâh’ı zikrediyorsa o veliliğe adım atmıştır. Ve sizin Allâh’ını zikreden bir kimseyle mücadele etmeniz Allâh’ın velileriyle mücadele etmeniz dersiniz. Birisi Allâh’ını zikrediyorsa birisi Allâh diyorsa onunla ona düşmanlık yapmayın. Çünkü zikredenin dostu Allâh’tır. Çünkü zikredenin kapısı Allâh’tır. Çünkü zikredenin dayanağı Allâh’tır. Çünkü zikredenin zikri Allâh’tır. Zikredenin sahibi Allâh’tır. Zikredenin Allâh’tan başka hiçbir sesi yoktur. Ve siz Allâh’ını zikreden âyet-i keriminin deyimiyle en büyük işi yapan bir kimseyle mücadele ederseniz yenilmeniz mutlaksız. Ve Allâh’ını zikreden bir kimseye düşmanlık yaparsanız Allâh sizden intikamını alır.

Çünkü o kimsenin o kimsenin hakir olması, hor görülmesi o kimsenin alaya vurması Allâh’ın hakir görülmesi ve alaya vurması gibidir ki Allâh’ın Allâh buna kızdığı kadar hiçbir şey kızmaz. Allâh buna gadablandığı kadar hiçbir şey gadablanmaz. Ve Cenâb-ı Hak başka bir hadîs-i kuside aslanın veya yurducu hayvanın alından aldığı intikam gibi Allâh ondan intikam alır diyor. O yüzden sakın ha insanlar böyle laf söylerler ya filan ceza bırak ya şu adamın ne olduğu bebeği. Ya Allâh’ın dostuysa senin gözün körse Ya Allâh’ın dostuysa sen tanıyamazsın sen, bilemedin sen Ya Allâh’ın dostuysa gizli dostuysa sen onu çözümleyemedin sen yalnız nasıl verdin hesabını o Allâh’ını zikreden dostları ki mahşer gününden nurdan minberler üzerinde bozuk olduğunu sen mahşerde o beğenmedin, sevmedin, düşmanlık yaptın alaya aldın kimseyi o nurdan minberlerin üzerinde durursan halin ne olur ki o mücadele ettin, o arkasından alay ettin, o arkasından lama tuttun kimseyi mahşer gününden nurdan minberlerin üzerinde durursan halin ne olur ki hiç kimseye laf uzatmayın hiç kimsenin yüz atmayın Allâh diyenlerle uğraşmayın tarih boyunca zikredenlerle kim uğraştıysa helak olmuştur tarih boyunca kim peygamberlerin mesleğiyle, meslekleriyse onlarla uğraşanlar helak olmuştur tarih boyunca kim salihlerle beraber olup salihlerle olmaya çalıştıysa ve onlarla mücadele eden insanlar helak olmuştur nice şehirler batmış nice aileler, nice sülaleler batmıştır nice insanlar yeryüzünde ekran olmuştur sırf Allâh’ı kendine dost tutan insanlarla mücadele edenler için birinizin tutulduğunu görürsünüz kalbinizin tutulduğunu görürsünüz son nefesinde imansız gittiğini görürsünüz o kimsenin evet o kimse Allâh dostuna düşmanlıktan dolayı kalbini ürlenir o kimse Allâh dostuyla alay ettiğinden kalbini ürlenir o kimse Allâh dostuna reddettiğinden kalbimi ürlenir evet kalbimi ürlenir imansız gitme tehlikesi var tövbe edip geri dönmezse ve o kimse onu bile Allâh’ın dostundan bilir ben onun yüzünden böyle oldum derim helak kendi saflığını kendi bunun ortasında aymazlığının hepsine uymuştuğunu görmez o yüzden Allâh muhabbet etsin kim Allâh diyorsa onunla onunla mücadeleyi kesin onunla uğraşmayı kesin kendi içindeki kardeşiniz olsa dair burada bir kardeşiniz ablanı zikretiyor onunla mücadele etmeyi kes onun arkasından niyet etmeyi onun arkasından suizan beslemeyi onun arkasından laf üretmeyi kes kes ki kalbim kararmasın kes ki tıkanmasın kes ki kör olmayasın kes ki kalbine ilham versin Allâh muhafaza eylesin sakın şeytan vesilesi verir şeytan kandırır Allâh diyende uğraşıyorsanız bilin ki şeytanın emrine girmişsiniz Allâh diyende mücadele diyorsanız bilin ki şeytanın askeri olmuşsunuz Allâh diyende titişliyorsanız bilin ki Allâh’ın askeri olmuşsunuz şeytanın askeri olanlar şeytandan olanlar şeytanla kavga ediyorlar ve şeytanın yanına giderler Allâh’la dost olanlar Allâh’ın dostlarının yanında olur Allâh’ı zikrederler onların yanında olurlar sabını seç tarafını seç şeytandan mısın şeytandan yanarsan Allâh diyenlerle mücadele edeceğim şeytandan yanarsan Allâh dostlarıyla mücadele edeceğim şeytandan yanarsan Lâ ilâhe illâllah Muhammeden Resûlullâh diyene mücadele edeceğim şeytandan yanarsan kim Allâh diyorsa bir yerde onlarla mücadele edeceğim ya şikayet edeceksin ya telefon açacaksın ya bir yere şununu alacaksın neden? şeytandan yanasın çünkü ortası yok sen şeytandan yanarsan şeytanı sevdiğin kadarını sevceksin hangi dağ söz hangi manken hangi mutlu olacak hangi topçu hangi popçu kim Kur’ân’ın sünneti düşman ondan olacak onlar sana sevimli olacak kurt kurtla dost olur koyun koyunla dost olur inek inekte dost olur atlar atlarla dost olur sen kimi seviyorsan ondan yanasın Allâh’ın cebirler Allâh’tan yanar Allâh dostlarından yanar aman kendinize dikkat edin size küçülmüş gibi gelir bazı şeyler küçücük bir şeydir ufak bir şeydir sizin için siz ona müsamma gösterirsiniz Wallahi ya menanında şeytandan yan olursunuz çabuk dönün tövbe edin elini tatav boyu dener bin tövbe der her bin tövbe etmesinin sebep olur olacak ki o gün şeytandan yana olan bir şeyi mazur veya mağlup görmüştür olacak ki o gün şeytandan yana olan bir şeyi desteklemiştir kalbi kararır ilham yolları tıkarır o gece Muhammed Mustafa’yı göremez o gün zikrullah ise Muhammed Mustafa ile hemal olamaz o gün zikrullah da üstadını göremez o gün zikrullah da kalbine ilham vermez aman dikkat et sakın sakın şeytandan yana bir hal alma sakın sana normalmiş gibi gelir aman tövbe o yüzden Allâh Resulü o yüzden iki namaz arasında küçük günahları da yapacağız demiş namaza sınçıkı yapış namaz seni küçük günahlarına koyacak tövbe etsin sınçıkı yapış hergünce tövbeni çek tövbe senin günlük günahların aklına cevap olacak zikrullah’a sınçıkı yapış günlük zikrini yap o günlük zikrullah senin yükselişini devam ettirecek adillerle oturup kalkmaya devam et o senin kurtuluşuna sebep olacak o senin kalbinin incelmesine kalbinin yollarının açılmasına sebep olacak orada sabret orada otur orada dizini kır orada gönlünü kır orada nefsini kır orada aklını kır orada otur dizinin dibinden ayrılma nicelere geldi geçti yirmi yıl boyunca şeyhimin yanında nicelere geldi geçti herkes bir laf söyledi herkes bir şey dedi kimi eleştirerekten gitti kimisi beğenmeden gitti kimisi silkeleyerekten gitmeye çalıştı ama mağazayı verseydim dizinin dibinde oturup kral kazanır sahillerin yanından ayrılmayın hem sahilen hem batilen hem sahilen hem batilen zikrullah alakasından ayrılmayın hem sahilen hem batilenler kim halakayı zikrulları terk etti helak verir halakayı zikrulları terk edenin yolu şeytana gider halakayı zikrulları terk edenin yolu cehenneme gider nereden kiminle olursa bu ama Allâh muhafaza eylesin kendinizi zikrullahla otomatıya bağlayın kendinizi helallarla otomatıya bağlayın kendinizi haramla işlememek için otomatıya bağlayın aman zikrullahdan uzak durmayın tövbeden uzak durmayın aman kendinizi nefsinize bırakmayın helal vermesinize bırakmayın şeytan acımasızdır nebis acımasızdır hiç ummadık yerde sizi alıverir aşağı o yüzden sakın al bak canım birisi Allâh diyor uzak dur tamam onunla cederleşme onun duasını almaya çalış onun duasını almaya çalış neden o Allâh’ı zikrediyor onun gönlünü hoş etmeye çalış neden onun gönlünden bulusunu alma onun gönlünden ters duasını alma onun duasını almaya çalış dualaşın bu noktada Allâh bize affetsin babam çok ıslah Allâh’ın aileyi şifa versin inşâAllah Peygamber Sadullah aleyhisselâm hazretlerinin sünnetinde sıkıntı savaşma bir sünnet anlarında korkulup yaptığımız bir sünnet parmağına daha da soru yaptığımız bir sünnet bu âlim bizim namanda yaptığımız bir sünnet evet onun gibi bir şey onun şeye de çok güzel geçiyorlar ya çağrıdan sabah numaralarından sonra yücesinden sonra akşamdan sonra son rekatta muhteşem kılın çekiyorlar Allâh bize affetsin kıymetli kardeşler önümüzdeki pataki kadir önümüzdeki pazar günü akşam orada inşâAllah yukarıda tekkede iftiharımız var tekkedeki iftihardan sonra kardeşler burada bir ders yapacaklar iftiharı inşâAllah merak etmeyin planı fazla çıkacak bütün kardeşler yukarıdaki tekkeye iftihara davetledi pazar günü evet pazar günü bütün kardeşler iftihara tekkeye davetledi bütün kardeşler geldiği gayret et şöyle düşünmeyin burası zaten kalabalık oluyor biz de kalabalık etmiyoruz hayır öyle değil müslüm olunca iftiharı tadir günlerinde orada yapalım ama bizim kardeşlerimiz baş masaya oturmasınlar hiçbir kardeş masada oturmasın ayakta dursunlar rahatsız etmesinler ortalığı ama orada iftihar etsinler masaları, sandalyeleri misafirlere ve bayanlara bırakın bütün masaları ve sandalyeleri bayanlara bırakın ve misafirlere bırakın orada cemaatin kendi içerisindeki etkinliği yaşayalım yaşayalım orası normalde şunu düşünmeyin ya kalabalık oluyor gitmemize gerek yok ya hayır öyle değil herkes orayı toplansın orası hepimizin yeri hanımlarımızı çoluğumuzu çocuğumuzu getir evet onunla dolayı zikrullar verirsiniz bayanlar yukarıda erkekler de aşağıda zikrullar yaparsınız bunda bir şey yok ama o etkinliğe katılın muhakkak burada ki kardeşlerden bir rica daha var rica değil aslında bu ama bir yolun gereği veya ne bileyim bir distro olarak bir şey yukarıda tek tekimiz var şimdi eski arkadaşlar hizmete elleri kırık ya nasıl elleri kırık insanlar hizmet ederler çay getirirler yemek getirirler tabak götürürler hizmet ederler bunlar tasavvuklar tasavvuk terbiyesinde önemli şeyler insanlar kendinden yaşlıyı hizmet ederken nefislerine ağır yanlar kendinden küçükleri hizmet ederken nefsine ağır gelir bilhassa genç kardeşler hizmlerini aman yukarıda aman teklede aman burada yağlıca teklede hizmet etmek için teklede hizmet edecekler inşâAllah orada yönetim kurulundan arkadaşlar da kendilerine bir süere koyacaklar teklede hizmet edecekler bütün kardeşler buna açık herkes kendisine bir gün tayin etsin desin ki biz tabiyle Allâh rızası bu tekke bizim ben burada hizmet edeceğim çay dağıtsın bahçe temizlesin etrafı temizlesin hizmet etsin koca eşek oldum rumi medresede yaniyken Hacı bayram bu beyli hazretleri tuvalet temizliğine vermiş onu demiş ki geç tuvalet temizler ondan öncesine demiş geç gerdan bir tane çok affedersiniz köpeği varmış onun yanına mı ağlayamıyormuş onu onun yanına mı ağlamışlar onun da aynı kaptan yemek yiymiş aynı yerde yemek yiymiş rivayet edilir bir sınıfı geçti ya tuvalet temizlemeye başlasın ondan sonra tuvalet temizlemeye başlamış derkahtaki dervişlerin dervişliği tuvaletlerinden belli olur bir emin temizliği tuvaletinden belli olur bir emin temizliği tuvaletinden belli olur bir kadının temizliği tuvaletinden ve mutfağından belli olur bir kızın temizliği tuvaletten ve mutfağından belli olur bir derganın temizliği tuvaletten ve mutfağından belli olur gittiğimizde bir yerde eğer tuvalet kirliyse o dergâh kirlidir temiz değildir açık ve net söylüyorum size açık ve net söylüyorum orada hizmet edecek olan kardeşler ben şimdi yapmayacağım evlilik işine sahip olucaklar param vardı kolum vardı, ben müdürdüm amirdim, memurdum, işverendim üniversite mezunundum doktoru dedim vardı profesördüm şurda okudum, şurda okumadım, cahildim amirdim yok orda bu vakitleri yapacak olan kardeşlerden ayırmayacaklardır o hazretlerin peşinde düşenler herkes Allâh’ın rızası için hem orda hem burada hizmet edecek dergahın çayçısıydım ben Nevşehir’e gittiğinde hemen çay öderim, bırakırlardım çayı ben de alırdım burada tek çay da alırdım o zaman da bayıldım, zahiriydim öyle şey değil ya kimisi benden kafa yapardı zahir bir çay getirdi bana hiç umurumak atmazdım ben yuturdum çayı ben hiç alınmazdım Allâh’ın zikredenlere hizmet ediyorsunuz Allâh’ın zikredecek olanlara hizmet ediyorsunuz ve yukarıda tekkeler görev yapacak olan kardeşler tekkede her yerini misafir görmekten tekkeler görev yapan kardeşler tekkelerin kapısından giren burada görev yapan, bunu hizmet eden kardeşler şu kapıdan içeri giren benim misafirim aslında Allâh’ın misafiri Allâh’ın misafiri ne diye gelmiş buraya burada ders var, fikir var diye gelmiş kim gömüze gelsin tekke ne diye gelmiş burası tekke diye gelmiş ya Allâh’ın evi diye gelmiş Allâh’ın tekkesi diye gelmiş hizmetini görecek orada hizmet görecek sen derganın çayını veriyorsun diye ona tepeden bakmayacaksın sen derganın suyunu veriyorsun diye ona tepeden bakmayacaksın o sana tepeden baksa dair bakmayacaksın o sana küstahallık yapsa dair sen yapmayacaksın o sana edepsizlik yapsa dair sen güzel edeple olana davranacaksın kavga etmek yok, tartışmak yok, içmek yok, ödeyemek yok tevazu var, alçak gönüllük var, edep var hizmet etmek var, hırmet etmek var başa tac etmek var gelen şahıs erkekse hanımından görmeyecek o hizmeti bakın, hanımından görmeyecek kendi çocuklarından görmeyecek orada hizmeti insanlar elinde bardak su görüp su almak için dolaşmayacaklar orada, utanıyorlar bir kadın elinde bardak almış su doldurmak için elinden bardak almış su doldurmak için geliyor vallahi utanıyorum billahi utanıyorum koşturmayan kadının elinden bardağı alacağım ben dolduracağım onun suyunu böyle bir şey yok böyle bir şey yok hizmet etmeye atacak insan kendisini atacak sen yemeyeceksin, o yiyecek sen içmeyeceksin, o içecek sen uyumayacaksın, o uyumayacak sen oturmayacaksın, o oturacak sen oturmayacaksın neden? oranın sahibi sensin ev sahibisin, sen oturmayacaksın ev sahibisin, sen sonra gidelim ev sahibisin sen sonra içeceksin ev sahibisin oranın verici vazifesi sensin yerde çöpü görmüşsün, tekme onu yüzen altını koyacaksın, misal ki buranın çöpü dairei muhatap etsin evet sen ev sahibisin altta gitsen tuvaletini temizleyeceksin orada sen ev sahibisin misafirin gelse tuvaletini temiz görmese üzülmez misin? üzülüyorsun ben üzülüyorum ve her sefer gittim orada dışarı tuvalete gittime pişman oldum keşke görmeseydim bak bizim evimiz Allâh bize bir nimet vermiş bir yutut vermiş, bir ikram vermiş demiş ki al şehrin göbeğinde parayla, pulla elde edemeyeceğiniz bir şey parayla, pulla elde edemezsin bir kere bizim gibi bu kara bir insanlar ne derdettik sanıyorsun değil Allâh verdiği nimeti gelalim verir insan elinde evet biz orayı tırıl tırıl edeceğiz biz orayı böyle yalacağız yükeceğiz oraya gelenlere hizmet edeceğiz, hizmet tekke hizmet yeridir tekke hizmet alma yeri değildir tekke’nin müdarınları bana orada hizmet edecekler diye bakmaz tekke’nin müdarınları bana orada hizmet edeceğim diye bakar tekke’nin müdarınları orada yemek için uğraşmaz yedirmek için uğraşır hizmet etmek için uğraşır niçin? der ki gelen Allâh’ın misafiri gelen Allâh’ın misafiri kardeşler, gelenler Allâh’ın misafiri hepiniz Allâh’ın misafirisiniz hepiniz hepiniz misafirsiniz hepiniz Allâh’ın misafirisiniz hepiniz Allâh’ın misafirisiniz burada insanların birbirlerinden üstünlükleri yok insanların birbirlerinden faziletçi olarak üstünse kendine üstün, içinden üstün onu Allâh kaynayacak onu biz kaynetme noktasında değil Allâh bizi affetsin o yüzden hizmet etmek isteyenler dışarıda ekmişler arkadaş verilesinler inşâAllah okur yazarlardan kim var? evlilik alırsın liste yazacak okuması yazmaması düzgün olsun cevabı sen yaz başka mühendis sen yaz bir de sen yaz tamam cevabı sen ulaşamazsın mühendisi tamam hadi sen yaz hadi mühendisler üçünü zor değilsin yazın inşâAllah telefon numaralarını alacaksınız kardeşler inşâAllah günlerini alın herkese cumartesi yazmasın tabi cumartesi kalabalık oluyor ben o gün yapayım diye düşünmüyorum neden? bir eğitim süreci çünkü bu muhakkak cumartesi günleri kalabalık olacak ama böyle hafta içerisinde herkese yazın kendi takip ettiğiniz derslerinizle dikkat edin inşâAllah onları üçer gün dörter gün cumartesi günleri on altı kişi veya normal günler üçer kişi öyle şey yapacağız yalnız oraya gelenler bizim derdeyin orda yemekleri var onları giyecekler üzerinden vazife alanlar bilecek bir bakacak hanımı ah bizeki formayı giyinmiş temizlik yapıyor mevzi kıracak amir gelir memur gelir kendi patronudur amirdir memudur hiç önemlidir oraya gelmiş işçisi de gelmiş ona bakmış evet patron orada çay dağıtıyor ne kadar güzel kedi işçisini oraya hizmet edecek çay dağıtacak evet veya hanımı çoluğu çocuğu da gelmiş gidecek hanımı çoluğuna çocuğu hizmet edecek onlara çay getirecek çoluğu getirecek çocuk da diyecek baba çeyreğinde eksik kaldı bu arada çay koşturur ekşi terbiyesi otur evde at bacak bacak bunu hatun getir beni deşli terbiye ediyoruz Allâh’ımıza affet üç idrak amin estağfirullah el azim Estağfirullah el-Azim.

Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullahel Adem. Ya malä kel mü’l gün kadim. Estağfirullahel Adem. Ya malä kel mü’l gün kadim, Estağfirullahel Adem. Ya malä kel mü’l gün kadim, Estağfirullah el-Azim. Ya Malik el-Mülk el-Valim. Estağfirullah el-Azim. Estağfirullah tübdil Allâh. Ve leheytu galbi azme siwallah. Estağfirullah tübdil Allâh. Ve leheytu galbi azme siwallah. Estağfirullah tübdil Allâh. Ve leheytu galbi azme siwallah. Estağfirullah tübdil Allâh. Ve leheytu galbi azme siwallah. Estağfirullah Aman Ya Rabbi. Min kürlü zemmin tövbe Ya Rabbi. Estağfirullah Aman Ya Rabbi. Min kürlü zemmin tövbe Ya Rabbi.

Estağfirullah Aman Ya Rabbi. Min kürlü zemmin tövbe Ya Rabbi. Estağfirullah Aman Ya Rabbi. Min kürlü zemmin tövbe Ya Rabbi.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı