Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

544. Dergâh Sohbeti – Seyr-i Sülûk, Emaneti Ehline Vermek, Mehdi Beklentisi ve Evlilikte Cinsellik

Seyr-i sülûkta tesbih-teşbih-tenzih mertebeleri, Kâbe anahtarları kıssası ve emaneti ehline verme, Orta Doğu'ya silah satışı, Mehdi beklentisi ve ümitsizlik, Deccal sisteminin kardeşi kardeşe vurdurması, ibadet konusunda eşler arası haklar, İslâm'da cinsellik tabuları ve Kur'ân-Sünnet'in çizdiği sınırlar.


1. Bölüm

Hüttah dur. Din gömürleri çabur. Hüm mesterleri hata dur. Gün geçten erdil çabur. Nazareti kula yürür. Gün geçten erdil çabur. Nazareti kula yürür. Olmez seni ikrar eder, hem zehirde tekrar eder. İlazını işaret eder, eşaret edip kullar eder. Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak memleketimizi her türlü kötülüklerden korusun. Her türlü şerlerden muhafaza eylesin. Her türlü kötülüğü ve şeri içimizden ve başımızdan def eylesin. Gene bugün sekiz tane vatan evladımız şehit oldu. Cenâb-ı Hak bizi her türlü terör belasından muhafaza eylesin. Memleketimize dirlik, birlik, beraberlik ihsan eylesin inşâAllah.

Bu azgınlara, bu sapgınlara, bu deccaliyet tohumlarına fırsat vermesin inşâAllah. Allâh’ı sabah zikrederken, namaz kılarken ya da tesbih ederken sanki sabahtan akşama kadar samimiyetim, hissiyatım az gibi akşam zikrederken çok daha samimiymişim daha yakın hissediyorum. Bu durumu açıklayabilir misiniz? Sûfîlik, dervişlik halden hale girer. O yüzden her halin açıklanmasını beklemek, her yaprağın kımıldanmasını açıklamasını beklemek bu da nefistendir. Normalde ibadetlerinizi yerine getirin, derslerinizi yerine getirin. Bu noktada siz kendinizi disipline edin. Böyle her yaprak kımıldandığında bu nedir, bunun hikmeti nedir, bu açıkla, bunu böyle şey yap. Bunlar sizin nurunuzu eksilten şeyler. Siz her daim Allâh demeye devam, bu noktada disiplin etmeye devam.

Cenâb-ı Hak inşâAllah gönlünüzü nurlandırsın. Âmîn. Bir dervişin tesbih, teşbih, tenzihten geçmesi durumlarını biraz açar mısınız? Tesbih de, tesbih de, teşbih de, tenziht de lazım. Muhakkak. Bunlar normalde seri sülükün yolları. İlmel yakin olan zikredecek, tesbih edecek. Aynel yakin olan, pardon, ilmel yakin olan zikredecek, tesbih edecek. Aynel yakin olan kendince tesbih edecek. Hakk’el yakin olan tenzih edecek. Ondan sonra tesbihten de, tesbihten de, tenzihten de geçecek. Ama bu edebiyatla değil, bu lafla değil. Bunu nasıl olacak dediğimizde bu işin içerisine edebiyat giriyor. O kimse daim zikri elde edecek. Farzlardan hiç ödün vermeyecek. Nafilelere sımsık yapışacak. Virdini çekmeme zikretmeyecek.

Bunu üstadımız söylerdi, onun söylediği gibi söyleyeyim. Üstadını çok sevecek. Resûlullâh, salallahu aleyhi ve sellem hazretlerini çok sevecek. Allâh’ı çok sevecek. Bu üç sevgi ile kendisini hemhal edecek. Bu da kalbidir. Öbür kül nefsidir. Farzları yerine getirmek, haramlardan uzak durmak, nafilelerle yaklaşmak bir kimsenin nefis terbiyesidir. Sevmek, normalde üstadının sevmesi, peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sevmesi, Allâh’ı sevmesi kalbidir. Asıl seyr-i sülük odur. Biz kardeşlerle ahitleştik dedik ki, bu noktada biz peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerini çok seveceğiz. Resûlullâh salallahu aleyhi ve sellem hazretlerini çok sevmek, onun sünneti resulünü yerine getirmek.


2. Bölüm

Onun sünnetlerini yerine getirmek. Biz sünnetlerini yerine getirmek için mücadele edeceğiz. Sünnetleri üzerimizde taşımaya gayret edeceğiz. Hadisi şeriflere sık sıkı sarılacağız. Birer sünneti Resûlullâh savaşçısı olacağız tabiri caizse. Ve Allâh’ı da Celle Celaluhu da çok seveceğiz. Bunun da ölçüsü ne? Cenâb-ı Hak’ın haramlarına diyayet etmek. Ben Allâh’ı çok seviyorum deyip de haramlarla iştigal etmek Allâh sevgisi değil, Rabb’i muhafaza eylesin. Dervişliğe adım attığımdan bu yana iki seneye yakın oldu. Zaman kavramının kalmadığı gibi hissediyorum, güzel olarak hissediyorum. Bu durumu ve çok hızlı geçiyor gibi hissediyorum. Bu durumu biraz açar mısınız? Ahir zaman elameti zaman kavramının çok hızlı gitmesi.

Hükümetin Müslüman vatandaşların kimliğinden dini İslam kaydını kaldırmalarını nasıl izah edersiniz? Hükümet yetkililerine bu anlamda tepkimizi ulaştırmak için ne yapabiliriz? Bu küstahça icraattan bunlara oy verenler mesul değil mi? Böyle bir şey mi oldu? Böyle bir şey diyorlardı ama ben orada bize sordular. Dini İslam yazsın dedi, yazsın dedi o tercihe bağlı. Dini İslam yazsın dersen yazıyor. Tamam bunda bir sıkıntı yokmuş. Halit Hoca diyor soru diyor provoke bir soru diyor. Belki de bilmiyordur ya. Demek ki dini İslam yazıyor. Sen yeni nüfus sizden isteyeni yazdırıyor ya. Bir kimse Hristiyan yazsa Hristiyan yazdıracak. Müslümansın Müslüman, dinsizse dinsizim diyecek. Gayet normal. Dini kısmını boşta bırakabilir.

Harika. Güzel bir uygulamaymış. Sen de yerini çıkarttın soruyorlar. Seninkini de yazmıyor. Sormadılar mı sana? Sen gümbürtüye gittin o zaman. Senin aldığında belki de o ibara yokmuştur. bazen ilk olmak böyle sakıncalı. Biz yoruyoruz, göçmeniz ya. Biz Orta Asya’dan itibaren geliyoruz ya bizim yük yolda düzeliyor. Anlaşıldı. O bekleyeceksin biraz yol alacak. Ondan sonra biraz yol alınca eksik gedik yolda düzeliyor. Ondan bak soruyorlarmış dini İslam diye. O da yeme çıkarmış. Sen ilk çıkarmışsın ya, o yüzden canavreyle böyle şeyleri yapmayacaksın. Şems-i tebrizi. Rab noksanlarımız da ayrı ayrı uğraşır. Çünkü beşeriyet denen eser kusursuzluğu hedefler. İyi. Bir şey yok. Soru kimin? Soru da değil, yazı kimin?

Senin mi? Kim? Yazmamışsın. Kalem mi bitti? Hoş geldin. Bu söz ne demek diyorsun? Cenab-ı Hakk’ın Rab ismi şerifi terbiye edilir. O yüzden insanlar da Cenâb-ı Hak insanların kalbine içine fıtratını mükemmelliği aramaya koymuşlar. O yüzden bir kimse mükemmelliği aradıkça aynı zamanda da Cenab-ı Hakk’ın Rab ismi şerifinin tecelligahı olur. Terbiye etmiş olur, düzenler, dizayn et. Öyle. Anlaşıldı. İnşâAllah. İyiyim. On iki yaşında bir kız çocuğunun boks’a gitmesi uygun mu? Normalde boks sporu çok kadınsı bir spor değil. O yüzden bunu belki de kendisini koruma amaçlı bir spor yapacaksa, mesela karate’ye gidebilir, tekwondo’ya gidebilir bir kız çocuğu kendini koruma amaçlı. Boks bu konuda çok kadınsı bir spor değil.


3. Bölüm

O yüzden bunu normalde ben uygun diyemeyeceğim. Geçtiğimiz cumartesi sohbetinde cümleniz şöyleydi. Mekke’ye hizmet etme görevini yüzyıllardan beri yapan aileye verdi yine. Bunu kim yaptı, anlayamadı. Bu Mekke fethedildiğinde Mekke’nin Kabetullah’ın anahtarlarını Hazret-i Ali Efendimiz yüzyıllardan beri bir aile vardı Mekke’de, bir sülale. Onlar hizmet ederlerdi oraya. Normalde o anahtarları aldı Mekke fethedilince Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine getirdi. O ailenin de reisi hükmündeki kimse geldi. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine dedi ki sen bilirsin. Biz yüzyıllardır beytullah’a hizmet eder benim ceddim atalarım ve biz bu konuda da iyi hizmet ederiz.

Bununla mahiriz, bununla nam yapmışız, ün salmışız. Biz buna ehiliz gibisinden söyleyince Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de anahtarları tekrar ona verdi. Böyle olunca âyet-i kerime indi. Emanetleri ehline vermeniz Allâh’ın hoşuna gider dedi. Âyet-i kerime inince o ailede Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu adaletli, hikmetli ve irfanin hareketini görünce onlar da komple o kavim, o sülale İslam oldular. Müslüman oldular. Onun gibi emaneti ehline vermek, bir vazifeyi bir kimsenin ehil olan kimseye vermek, ehil olmayan kimseye verirseniz batar. O kendisini batırmakla kalmaz, o vazifeyi vereni de batırır. Bir insan kendisi batmakla kalmaz. Bir devlet başkanı veya bir hükümet başkanı, bir vali atar, bir belediye başkanı atar, ne bileyim bir milletvekili atar. seçimle geliyormuş gibi oluyor size de atamayla onlar hepsi de bir meclis üyesi atar.

Göstermelik bu seçimler, seçim değil onlar, atamadır hepsi de. Bir kimse seçilerekten gelmez meclise, girmez ne belediye meclisine, ne belediye başkanına, ne de milletvekiline seçilerekten gelmez hiçbirisi. Hiçbir yerde gelmez. Siz normalde demokrasi isimde var bu. Herkesin kendine göre bir demokrasisi var zaten, ne tarafa çekersen çek. o çocuklar oyun yapıyorlar ya böyle hamurlar var ya böyle, şekilden şekile giriyor. Demokrasi dedikleri şey de öyle oyun hamuru gibi, şekilden şekile giriyor. onlar hep üçlüdür zaten batıdan, tesli sinancı. Demokrasi, insan hakları, ondan sonra örneğin serbest ticaret, üçlü. Hep üçlüdür onlar, hiç dörtlü değildir onlar. Hepsi de tesli sinancıdır. Demokrasi raptır, insan hakları kutsal ruhtur, serbest ticarette oğuldur, onun gibi.

Hep üçlü tesli sinancıdır onlar. Bakın batıdan gelen bu kavramlara bakın, hep böyle üçlüdür onlar. Hepsi de tesli sinancından vurgular. Rabb, üçlü, Rabb, oğul kutsal ruhtur, bunun gibi. Demokrasi dedikleri de bu bütün dünya üzerinde de aynı ha. Öyle milleti aldatıyorlar, kandırıyorlar öyle. İnsanlar da vay demokrasi istiyoruz diye çıkıyorlar yollara. O sonra bir televizyon programından yönlendiriliyor. Bir yerden bir bombayla yönlendiriliyor. Bir yerden bir çatışmayla yönlendiriliyor. Daha da olmazı Kennedy’yi vuruyorlar, vurdular. Demokrasinin beşiydi ya değil mi? Ne oldu, kim vurdu Kennedy’yi belli değil. Vuran belli mi belli değil. Böyle gizli örgütler, teşkilatlar, gizli de değil, meydanda olma.


4. Bölüm

Toplumu yönlendiririz, devletleri yönlendirirler. Siz cihâd için bile koşarsınız. Yönlendirirler. Ne oldu Afganistan cihatına gidenler? Ne oldu Çeçenistan cihatına gidenler? Ne oldu el kaideciler? Ne oldu Nusra’cılar? İslam devleti kurduydu dayış değil mi? Ama en başta ne dedim ben? Oraya dedim bir tane bir şey kurdular şimdi Avrupa’da. Avrupa’da, Asya’da, dünyanın neresinde kendince cihatçı Müslüman’ın kendisini görenlerin hepsi de oraya toplanacak dedim. Öyle değil mi? Sonra muhasara altına alacaklar, orada hepsini de öldürecekler dedim. Oluyor mu dedim? Oluyor. Uçağını kapan, füzesini kapan, silahını kapan geldi. Orta Doğu’ya toplandılar. Suudi Arabistan’a olanca silahı sattılar. Körfez ülkelerine olanca silahı sattılar.

Kim sattı? Amerika’yla mı Avrupa sattı? Neden? Dayıştan kurtulmanız lazım. Dayış size de saldırabilir. Milyon dolarlık silahlar Orta Doğu’ya. Milyon dolarlık. Orta Doğu 100 yıllık borçlandı. Silah borçlanması 100 yıllık. 100 yıl silah parası ödeyecekler. Kime karşı? Suudi Arabistan’ın silahlanması kime karşı? Katar, Bahri, Birleşik Arap Emirlikleri. Kime karşı silahlanıyorlar bunlar? Birbirlerine karşı. Çünkü aldıkları silahların hiçbirisi de İsrail’in ne tankını vurur, ne tüfeğini vurur. Ne uçağını vurur. Kotlu çünkü onlar. Amerikan uçaklarını vurmaz, Amerikan tanklarını vurmaz. Kotlu. Avrupa’nın uçaklarını, Avrupa’nın silahlarını vurmaz. Kotlu onların hepsi de. Neden şimdi Türkiye’ye düşman hepsi de?

Türkiye bugüne kadar almış olduğu silahların hepsinde kotlarını kırdı. F-5’ler, F-16’lar şu anda dost düşman tanımlaması istediğin gibi tanımlama yapıyor. O yüzden şimdi Türkiye’ye düşmanlar. bir F-16, bir Amerikan uçağını vurabilir şu anda. Bir F-16, bir İsrail uçağını vurabilir şu anda. Neden İsrail uçağını kovaladı Diyarbakır semalarında dolaşan uçağı, Türk uçakları? Canları sıkılıyor buna. O yüzden şimdi Orta Doğu’yu onca silah sattılar. Bu silahları kim kime kullanacak? Bir Türkiye’ye kullanabilirler, iki İran’a kullanabilirler. Dikkat edin. Dikkat edin. Bu satılan silahların, Orta Doğu’ya satılan silahlar bir, Amerikaya karşı kullanamazlar. İsrail’e karşı da kullanamazlar. Zaten Amerika sınırları değil.

Kim var sınır orada yakın? İsrail var ama ona karşı da kullanamazlar. Kime kullanacaklar? Rusya’ya. Kullanabilirler mi? Kullanamazlar. Kullanamazlar. Ama Türkiye, Rusya’ya karşı kullanabileceğini gösterdi. Bir tane indirdi aşağı. Yer yerinden oynadı mı indirdi bir tane aşağı. Ondan sonunda bağladılar başka bir yere zaten onlar vurdular dediler, geçtirdiler işi. Kim vurdular? FETÖ vurdular dediler. FETÖ bizim aramızı bozuyor dediler. İndirdiler aşağı. Sonra o gündür bu gündür de sınırı geçen yok bak. Bak bu gündür öyle uçaklarda sınırı geçmiyor. Demek ki dersini almış herkes. bu demokrasi dedikleri şey yalancılıktan başka bir şey değil. Allâh bizi affetsin. O yüzden emaneti ehline vermek. Emaneti ehline vereceksen seçim yapalım.


5. Bölüm

İyi seçim yapalım. Bırakın. Millet kime oy verecekse o seçilsin. Şimdi bir belediye başkanını halkın kendisi belirlese. O belediye başkanının halka rağmen bir şey yapma şansı var mı? Yok. O milletvekilini insanların kendileri belirlese. Milletvekilinin milletin aleyhine bir şey yapması mümkün mü? Değil. Adam milletvekili adayı gelmiş dükkana selamın aleyküm aleyküm iş yerine gelmiş yanında on beş yirmi kişi dolaşıyor. Milletvekili adayı dedim böyle siz mursal değilsiniz herhalde dedim ben değilim dedi. Nerede görev yapıyordunuz dedim ben. Afrika’da bilmem nerede görev yapıyormuş. Bu son seçimlerden bir önceki seçim oluyor. Adam Bursa’yı tanımıyor, Bursalı’yı tanımıyor, hiç kimseyi tanımıyor.

Afrika’da bilmem nerede bürokrat adam gelmiş Bursa’dan milletvekil adayı. Önemli değil ki tanıyıp tanımaması. Şeyde Yıldırım’a geldi bir belediye başkan adayı. Yıl kaçtı ya? Basmıştık Yıldırım ilçe başlığı. 92 mi? 93 değil daha fazla. Kaç? 98’de mi basmıştık? Sonra ile gidiyorduk, ili kapattılar. Emaneti ehline vermek. Bu konu önemli, ehline vermezse emaneti bir kimse. Bu dergahlarda önemli, devlette önemli, belediyelerde önemli, her yerde önemli bu. Allâh muhafaza eylesin. Büyük sıkıntı olur. Kocam her zaman sohbet ve zikre gitmemi istiyor. Tutmadım Ramazan oruçlarını tutmam için beni zorluyor. Buna hakkı var mı? Bu yüzden bana sevgisi kalmamış, benden ayrılmak istediğini söylüyor. Bazen yatağımı ayırıyor, ibadet konusunda erkeğin eşine şart koşma hakkı var mı?

Bu yüzden ayrılık olur mu? Hayırlı bir adammış bu ya. Gerçekten de adam hayırlıymış. insanlar ibadetten Kur’ân ve Sünnet noktasından değil, heva ve hevesinden kavga ederler. Heva ve hevesinden ayrılığa giderler. Bu adam gerçekten Kur’ân ve Sünnet’e bağlı bir kimseymiş. ayrılığa kadar gitmesin ama bu noktada bu kadın da bu adamın bu noktada bu duruşuna saygılı olsun. Yani. Peki bu normalde ya kadın diyecek ki, erkek diyecek ki bu da bir yol. Ben Hazreti Nuh’un yolunu seçeyim o zaman, sen ne yapıyorsan yap diyecek. Bu doğru değil bir şekilde. Elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Bu ne için? Mesela bir kimse Hristiyan bir kadını da kendine nikahlayabilir. Yahudi bir kadın da kendine nikahlayabilir.

O zaman onu Hristiyan ve Yahudi olarak nikahladıysa onun kendi dininin üzerinde yaşamaya hakkı vardır. Erkek ona sen neden dinini böyle yaşıyorsun deme hakkına sahip değil. Ama bir erkek Müslüman bir kadını kendine nikahladıysa o zaman o erkek eminin altındakinden sorumlu. Bu noktada onu sohbete zikre ibadete yönlendirmek için çaba sarf edecek. Çabanın şekli şemali ne bileyim statüsü farklı olabilir. Ama sevdirerek yaptırsa daha güzel ama bu adam hayırlı bir adam. Cerrahilik tarikata hangi yoldur? Mevlevilikle cerrahilik birbirine bağlantılı mıdır? Normalde bütün cehri tarikatlar birbirine bağlantılıdır. Birbirine yakındır. Öğretileri birbirine yakındır. Bu noktada bütün cehriler birbirlerine benzerler.


6. Bölüm

Kadın bir mürşid-i kamil var mıdır? Şu ana kadar hiç görmedik. Unutulduğunu düşündüğümüz, uyguladığımız birkaç sünnet söyler misiniz? Normalde umumun unuttuğları diye bir şey yoktur. Sen kendi unuttuğlarına bak. Bir kimse günlük hayatını yaşarken sabahtan kalkıp tekrar gece yatıncaya kadar kendi hayatını sünnet-i resûlullâh’a bağlasın. Kendi hayatını. Birinci derecede sorumlu olan kimse o. Birinci derecede sorumluluğumuz da o. Biz kendi günlük hayatımızda herkesin günlük hayatı farklı çünkü. Herkesin hayat standartı farklı. Herkesin durduğu nokta farklı, algısı farklı. Herkesin yaşamadığı da farklı. İnsanlar kendi hayatlarına göre sünnetleri yaşayacaklar. Şimdi desem ki terk edilmiş sünnet Hz.

Peygamber’in evinde ertesi güne yiyecek hiçbir şey kalmazdı. Kim uygulayabilir bunu? İsterken ölçülü istediğimiz ya Hz. Pirs. O yüzden biz kendi hayatımızı dizayn edelim. Kendi hayatımızı disipline edelim. Sabah, sabah namazına kalkmak sünnettir. Bakın sabah namazına kalkmak sünnettir. Sabah namazını kılmak farzdır. Sabah namazının sünnetini kılmak ayrı sünnettir. Ama sabah namazına kalkmak da sünnettir. Siz kendi kendinize sabah namazına kalktığınızda hiç düşünüyor musunuz sabah namazına kalkmak sünnet diye? Bunu düşünün. Sabah namazı için kalktığınızda abdest almak da sünnettir. Abdest almak yine ayrı eten sünnettir. Namaz için. Bir kimse kendi hayatını dizayn edecek. Kendi hayatını ilgilendiren bütün sünnetleri işlemeye gayret edecek.

O zaman zaten kendince kendi dairesinde terk edilmiş neler var kendisi o zaman görür. Savaşmak da cihâd etmemek, sünneti terk etmek. Kafirlerle yakapaça olmuyorsanız sünneti terk ettiniz. Kur’ân ve sünnetin hakim olması için mücadele etmiyorsanız sünneti terk ettiniz. Hatta farzı terk ettiniz. Gayrimüslimlerdeki mevcut mehdi inancı onların kurtarıcısı olduğuna dair kıyametin gelmesi için çaba serf eden inanç gözüleri var. İnsanlar bunu neden yapar? İnanışlarından dolayı yapıyorlar onlar da. Onlar da bir kurtarıcı bekliyorlar. O kurtarıcı gelecek ama onlar da bir kurtarıcı bekliyorlar. Onlar da bir kurtarıcı bekliyorlar. O kurtarıcı gelecek ama onlar kurtarıcı olarak Mesih’in gelmesini bekliyorlar.

Onlar İsa Aleyhisselâm’ın tekrar yeryüzüne ineceğine inanıyorlar. Hristiyan dünyası. Museviler de kendilerince İsa Aleyhisselâm’ın incanı değil. Onlar da bir Mesih’in geleceğine inanıyorlar. Bakın Museviler Mesih gelecek diyorlar. Hristiyanlar İsa Aleyhisselâm gelecek diyorlar. Aynı zamanda onu Mesih olarak denitelendiriyorlar. Hindiler Mesih gelecek diyor. Tavizm Mesih gelecek diyor. Dilleri farklı olabilir. Uzak doğu inançlarından batıya kadar bütün herkesin mehdinin geleceğini söylüyor. Bir mehdi bekleniyor. Ve şu anda öyle bir beklenti var ki bu beklenti gün geçtikçe hem hız kazanıyor hem de böyle geniş kitlelere doğru ulaşıyor. Ve insanlar ümitsizliğe doğru gidiyorlar. Artık dünyanın problemlerini insanların problemlerini ama küçük devletler olsun ama küçük milletler olsun ama büyük topluluklar olsun artık bu problemlerin çözülemez olduğunu muhakkak mehdinin gelip herkesin kendinin anıcındaki mehdinin gelip bu problemleri çözmesi gerektiğini Yeniden yeryüzünde bir düzen bir sistemin gelmesi gerektiğine inanıyor hepsi de.


7. Bölüm

Zaten hadîs-i şeriflerde de söylenen bu. Mehdi öyle bir zamanda gelir ki yeryüzünde bütün herkes ümitsizliğe düştüğü anda Mehtalâ Resûl zuhur eder çıkar. Bakın Müslümanlar paramparça. Ve Müslümanlar her seferinde aldanıyorlar. Her seferinde aldandıkça ümitsizliğe düşüyorlar. Ümitsizliğe düştükçe de mehdinin gelmesi yakınlaşıyor. Bir tarikatın şeyhine bel bağlıyorlar. Bir cemaatın hocasına ve cemaata bel bağlıyorlar. Bir partiye bel bağlıyorlar. Ne bileyim bir yerde başka bir dini bir kurum kuruluş bir cemaat oluşuyor. Onlara bel bağlıyorlar. Müslümanlar cemaatlere, tarikatlara, siyasi partilere bel bağladıkça hüsrana uğruyorlar. Hüsrana uğruyorlar. Bakın hüsrana uğruyorlar. Çünkü bu cemaatler bu siyasi partiler bu büyük tarikat şeyhleri insanları hüsrana uğratıyor.

Bir bakıyorsunuz arkasından kiminin İngiliz soytarısı çıkıyor. Kiminin Mossad soytarısı çıkıyor. Kiminin siyaye soytarısı çıkıyor. Kiminin arkasından Rusya çıkıyor. Bunlar kafirler birbirleriyle arkadaşlar, eşler, dostlar birbirlerinin dostları. Ha Rusya çıkmış, ha Amerika çıkmış, ha İngiltere çıkmış, ha Fransa çıkmış, ha Almanya çıkmış fark etmez. Arkasından bunlar çıkıyor. Bir bakıyorsunuz filanca şeyh efendi deniliyor. Yere koymadıkları insan İngiliz soytarısı çıkıyor. Yok Prince Charles’ı Müslüman ettik diyor. Yok gizli Müslüman diyor. Yok o Prince Charles ehli beytten diyor. Çıkıyor bir şey. Bir bakıyorsun bilmem hangi şeyh efendi Londra’da malikanesi var. Bir bakıyorsun Orta Doğu’da bilmem hangi Ayetullah Londra’da Fransa’da villası var.

Bir bakıyorsun bilmem hangi hoca efendi bilmem hangi şey efendi Amerika’ya yerleşmiş gayet rahat bir hayat sürüyor. Televizyon kanalları var, bilmem neleri var, medya kanalları var, her şey var. Bir bakıyorsun bir başka birisi çıkıyor televizyon kanalına Mehti olduğunu söylüyor. Yok ertesi gün Nebi olduğunu söylüyor. Yok ertesi gün hepsinden tövbe diyor. Bunların hepsi de bilinçli. Bunlar deli saçması değil. Bunlar büyük oyunun parçaları. Biz dalga geçer gibi bakıyoruz onlara, deli saçması gibi görüyoruz. Onlar deli saçması değil. Bunların hepsi de Müslümanların inancıyla oynuyorlar çünkü. Bir bakıyorsun bir kimse harika bir adam diyorsun, profesör diyorsun, ilahiyatçı diyorsun. Hadîs inkarcısı çıkıyor.

Bir bakıyorsun adam kader inkarcısı çıkıyor. Bir bakıyorsun adam kader inkarcısı çıkıyor. Bir bakıyorsun adam şöyle diyorsun böyle diyorsun, adam mezheb inkarcısı çıkıyor. Bir bakıyorsun bir siyasi parti çıkıyor orta yere. Kur’ân diyor, sünnet diyor, arkasına düşüyor millet. Bir bakıyorum gidiyor, bir tarafta satıyor milleti. Haydi ihtiyansın olmadı. Bir daha bir partinin peşine daha düşüyor millet. Haydi ihtiyansın olmadı, bir daha bir partinin peşine düşüyor. Hep ümitsizlik sonu. Bakın hep ümitsizlik. Herkes bir cemaatın peşine takıldı öyle değil mi? Paraları yıktılar, himmetleri yıktılar. Ne oldu? İnsanlar şimdi suçlu, suçsuz, haklı, haksız. Habire içeri giriyor. Yazık değil mi bu insanlara?


8. Bölüm

Bu ülkedeki İslam algısına yazık değil mi? Bir yirmi sekiz Şubat oldu, yazık değil mi ülkedeki İslam algısına? Bir tane sakallı bir adamı çıkardılar. Bir tane sakallı bir adamı çıkardılar. Yok Fadime’ydi, yok şuydu, yok buydu. Yazık değil mi bu insanlara? Ulan ülkedeki Müslümanların inancıyla oynanıyor. Bakın ülkedeki Müslümanların inancıyla oynanıyor. Aha Mısır. Müslüman kardeşler. Yerli yeksan ettiler, dağıtıyorlar. Aha Suriye’deki Müslüman kardeşler. Onun ayrı bir kolu vardı. Yerli yeksan oldu, dağılıyorlar. Aha Eser. Dervici Sisi’nin yanında yer aldı. Mekke’deki kimseler. Mekke’deki ulema, reisul ulema, komple ulemaların âlimler reisi, cemaatı, toplum meclisi. Bugün öyle karar veriyor, ertesinde öyle karar veriyor.

Hepsi de kralın emrinde, siyasetçilerin emrinde. Aha daha Diyanet yeni Şen Hoca görevden aldı. Aldı. Meydanda. Gerçekten Kur’ân’ı ve Sünnet’i savunan, gerçekten Kur’ân ve Sünnet noktasında giden bir kimsenin önü açılıyor mu? Bir salakam tutturdular, yeni FETÖ’cüler oluşmasın. Yeni FETÖ’cü benim. Bunu da söyleyenler kimler? Bunu da söyleyenler kimler? AK Partililer. Yönetimin haberi var, yok, ayrı mesele. Hacı Erkan bir şey yapacak, benim haberim olmayacak, öyle mi? Dergahı ilgilendiren bir şey yapacak, benim haberim olmayacak, ben öyle mi diyeceğim? Haberim yoktu. İyi haberin yoksa yap bu vazifeni, ne yapacağım? Alacağım Erkan’ın üzerinde ne vazife varsa, benden habersiz bir şey yaptıysa. Ha Mehmet Ali benden habersiz, Yunak’ta bir şey yapacak o bölgede.

Yunak’a gidiyor, Akşehir’e gidiyor, Nide’ye gidiyor, o bölgeye, komple gidiyor. Ya bir şey yapacak, bana haber vermeden yapacak. Bana haber vermeden yapınca ben de Mehmet Ali’yi orada vazifede tutacağım, öyle mi? O zaman haber var. E ne oluyor? Türkiye’deki tarikatlarının üzerinde, cemaatlerinın üzerinde, vakıflarının üzerinde adı konulmamış baskı. 28 Şubat bitmiyor. Nasıl 28 Şubat’ın o zaman için Refah Partisi’ne, Refah Partisi’ne başörtüyü yasaklattılarsa, bu Deccâl sistemi öyledir. Deccâl sistemi kendi kardeşini sana vurdurur, cesedini de sana sürüklettirir. Deccâl sistemi kendi kardeşini sana vurdurur, cesedini de sana sürüklettirir. Adem’in çocuklarından bilin bunu. Seni kardeşin vurur.

Senin bir başkası vurmaz. Şeytan seni kardeşine yem eder. Yusuf’u kuyuya atan kardeşleriydi. Yusuf’u kuyuya atan kardeşleriydi. İlk katil kardeşiydi. Ne yaptı? Ne yaptı? Kardeşinin cesedini günlerce yanında taşıdı. Sana en yakınını vurdururlar, babanı vurdururlar senin, oğlunu vurdururlar senin, çocuğunu vurdurur senin. Arkadaşını vurdurur, kardeşini vurdurur. Şeyhini vurdurur sana. Evet. Vurdurur, cesedini sana taşıttırır. Sen kucağını alırsın, ne yapacağını şaşırırsın. Sevdiğindir senin ama. Sen onun ayağına bir iplik bağlayıp sürmek zorunda kalırsın, sürürsün. Bir insana eşi vurur. Ama kocası ama karısı vurur, kendiliğiyle vurur. Çok seviyorum dediği eşi vurur. Diliyle vurur, gözüyle vurur, eliyle vurur, ayağıyla vurur.


9. Bölüm

Düşüncesiyle vurur. Arkasından vurur, önünden vurur. Ve şeytan ona taşıtır cesedi. O yüzden İslam alemine de oynanan oyun bu. Her tarafta oynanan oyun bu. Orta Doğu birbirini vuruyor. Kim kimi vuruyor? Müslüman Müslümanı vuruyor. Müslüman Müslümanı vurduktan sonra kim kimi gömüyor, gene Müslümanlar gömüyor. Kim vuruyor? Herkes birbirini vuruyor. Orta Doğu’da bir tane Amerikan asker ölüyor mu? Bir tane İngiliz asker ölüyor mu? Bir tane Fransız, bir tane Hollandalı, bir tane Alman asker ölüyor mu? Orta Doğu’da bir tane İsrail asker ölüyor mu? Bir tane İsrail asker ölsün. Orta Doğu’da bin tane Müslüman öldürürler karşılığında. İki bin tane Müslüman öldürürler. Bir tane Amerikan asker ölsün Orta Doğu’da.

Orta Doğu’yu cehenneme çevirirler. Cehennem yok şu anda. Onun on katta cehenneme çevirirler. Bir tane Amerikan asker ölse. Bir tane. Ama verirler silahları Orta Doğu’ya. Verirler. Neden? Anarşi çıksın, terör çıksın orada. Herkes birbirini katletsin, birbirini vursun. Birbirini katlederken, birbirini vururken yöneticilerini de kendi insanlarından, kendi kimsilik satılmış insanlardan koysunlar ki yöneticilerini, kendi kimliklerini, kendi kişiliklerini unutmuş, kendi inancını, kendi ırkını, kendi milletini, kendi toprağını satan kimselerden koyarlar başlarına. Onlar da habire satarlar memleketlerini. Sattıkları müddetçe de orada iktidarlarını devam ederler. Bak 100 yıldan beri Suudi İmparatorluğu değişiyor mu?

Sattığı müddetçe değişmeyecek. Öyle bir kanal filan değiştirirlerse bir terör de orada çıkarırlar. Bir bakmışsın Suud Krallığı da kırılmış, yıkılmış. Evet, sattığı müddetçe durursun iktidardan. Orta Doğu öyle bir ülke. O yüzden bu Müslümanların ve insanların bu durdukları noktadan inşâAllah Mehdi zuhur eder. Bu ümitsizlikten o çıkar inşâAllah. Muhakkak Allâh müminlerin nefislerini ve mallarını cennet mukabili satın almış bulunuyor. Bu nasıl bir cömertiktir her şey onunken. Öyle o. İstediğini istediği gibi yapıyor. Sorumlu değil. Teslimiyet kademeler olarak varsayarak fena, bekaz, üt, müminler, ünlü, erbab, ihlas ve salam bilgi verir misin? İnşâAllah. Allâh’ın sırrı insan kendini nasıl keşfeder?

En büyük yokluk kendi içinde diyor bir insan. En büyük yolculuk mu? En büyük yolculuk kendi içine diyor bir insan nasıl bir alem? Öğrenirsin inşâAllah. Benim Kayı Validemde sürekli bir hastalık yükseltme hali var. Bir hastalık bitiyor, diğeri başlıyor. Sürekli ve hastalığı dağır bir şekilde yaşıyor. Bunun durum neden kaynaklı olabilir? Bizim işlediğimiz günahlardan mı kaynaklanır? Ne yapabiliriz? Tövbe edin. Hazret-i Ali Efendimiz öyle diyor. Bir sohbetinizde emr-i maruf ve uyarı görevini âlim, amir ve hakimler yapar demiştiniz. Bir sohbetinizde emr-i maruf ve uyarı görevini âlim, amir ve hakimler yapar demiştiniz. Günümüzde din cahili çok insan var, az çok halis dini yaşayan Müslümanlarda iyiliği emredip kötülükler sakındırılabilir mi?


10. Bölüm

Tabii. Mesela Kur’ân okuyup bundan para alanlar, nemarlananlar var. Kur’ân kursu adı altında zekat, fitre ve sadak alanlar var. Bunu alen en açık yapanlar var. Bunlara karşı uyarı görevini en alt tabakada çalışanlar, hizmetler yapabilir mi? Yaptığı anda sizi oradan kovarlar. Ben bir gizli hazineydim, bilinmek istedim, murad ettim, bunun için kaynatı yarattım. Allâh her şeyi verebilir mi? Her şeyi verebilir mi? Bir kul için olanaksız görünen bir şey oldurabilir mi? Oldurur. Bu dergâh gelmeden önce hep bana, ben bana derdim. Önce hep bana, hep bana derdim. Önce önce derbişleri vermeyi, cömertliği ve infakı ve orucu ve zikruları sizin sayenizde öğrendik. Estağfirullâh. Vakit doldu ama velakin bu soruyu da okuyalım.

İngiltere’de yapılan bir anket sonucunda kadınların %72’si oral seksin çok önemli olduğunu söylediği ve partnerine oral seks yapmayan erkeklerin daha çok aldatıldığı ortaya çıkarıldı. Toplumumuzda konuşulamayan bu kan hakkında görüşünüz nedir? Bizim ülkemizde cinselliği konuşmak bir tabudur. İnsanlar konuşmazlar. Bunu konuşmayı ayıp ad ederler. İnsanlar konuşmazlar. Bunu konuşmayı ayıp ad ederler. Öylesine ayıp ad ederler ki hadîs bilmezler, hadîs okumazlar kendilerince. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini okumazlar. Kur’ân ve sünnetin bu konudaki hükümlerini okumazlar, bilmezler, okumak da istemezler zaten. Kadınlar da erkekler de. Kadınlar da erkekler de bunu okumadıkları için normalde birbirlerine nasıl davranacaklarını, nasıl yaklaşacaklarını, cinselliklerini nasıl yaşayacaklarını da bilmezler.

Kulaktan dolma şeylerle öğrenirler. Böyle olunca da kadınlar da erkekler de birbirlerinden istedikleri murada almazlar. Belli bir zaman geçer, çoluk çocuğa kavuşurlar, çoluk çocuğa kavuştuktan sonra da zaten bu mesele üstü örtülür gider. Erkekler de kadınlar da bu noktada mutsuzdur. Ama mutsuzluklarını bir türlü ifade edemezler. Buna çevre şartları, insanların kendi içlerindeki bu meseleyi konuşamama, ailelerin öğretileri, çevresel baskılar, çevresel öğretiler buna engeldir. O yüzden bilhassa İslam toplumun bu konuda ne yazık ki hem yeterli bilgiye sahip değil Kur’ân ve sünnet noktasında hem de yeterli bu konuda tecrübeye sahip değil. Böyle olunca da biz kendi yaşadığımız bölgede ve kendi yaşadığımız ortamda bunu daha rahat görebiliyoruz.

Ve insanlar bununla alakalı çok problemle geliyorlar. Kadınlarda da erkeklerde de bu eksiklik çok fazla. Aşırı derecede fazla. Çünkü kadınlar da erkekler de evlilikte bu mutluluk yolunun açılmasının büyük bir oranın cinsellikten geçtiğinin farkında değil. Önce erkeklerden başlayalım. Erkekler ağız temizliğine, vücut temizliğine, külolarına, tatlı diline, güler yüzüne dikkat etmiyorlar. Bir kadına nasıl davranılması gerekir? Kadınla olan ilişkilerine nasıl olması gerekir? Bununla alakalı yeterli bilgi ve tecrübeye sahip değiller. Bu ancak normalde sevgiliyken, nişanlıyken olması gereken şeylermiş gibi adledilip evlendikten sonra böyle bir şey kalmıyor. Erkek ağız temizliğine dikkat etmiyor, vücut temizliğine dikkat etmiyor.


11. Bölüm

Kılık kıyafet temizliğine ve kılık kıyafet noktasında kendisine dikkat etmiyor. Cinsel ilişki noktasında bilgisi az. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini okumuyor. Böyle olunca karşıdaki eşine bu konuda mutluluk veremiyor. Bu konuda eşi bir türlü mutluluk yakalayamıyor. Aynı şey kadınlar için de geçerli. Kadınlar da kendi kilolarına, kendi ağız temizliklerine, vücut temizliklerine, kıyafet temizliklerine, davranış biçimlerine dikkat etmiyorlar. Dikkat etmeyince aynı problem kadınlar için de geçerli oluyor. Kadın bir doğum yapıyor, iki doğum yapıyor, bir doğum iki doğum yapınca o hakmış gibi geliyor ona. Bir bakıyorsun 50 kilo aldığınız kadın 150 kilo olmuş. Bir bakıyorsun evlenirken 60 kilo kadın evlendi.

Bir sene sonra 85 kilo. Erkekler için de geçerli. Erkek evlenirken 65 kilo, 70 kilo, 80 kilo evlendikten sonra 120 kilo, 130 kilo. Enlemesine gidiyor, yataklara sığmıyor. Aynı şey kadınlar için de geçerli. Böyle olunca kadınların da erkeklerin de birbirlerine karşı istekleri kalmıyor. İşin içerisine bıdı bıdılar giriyor. Senin annen şunu yaptıdı, benim annem bunu yaptıdı, şu şöyle oldudu, bu böyle oldudu. Bunları büyütüyorlar. Bunlar büyütünce de birbirlerine karşı soğukluk daha da devam ediyor. Böyle olunca artık onların cihisellikleri de rafa kaldırılıyor. Rafa kaldırılınca erkek de doyumsuz, kadın da doyumsuz. Zaten normalde rafa kaldırılmasa da belli tabular var. Cemaatlerin tabuları var, tarikatların tabuları var kendi içlerine.

Kendi içlerine koydukları tabular var. Kur’ân’ın ve sünnetin serbest ettiği bir şeyi bazı cemaatler ve tarikatlar yasak ediyor. Bizim hocamız böyle söyledi. Bizim hocamız böyle dedi diyerekten bu cinsel tabular yıkılmıyor. Kur’ân ve sünnetin serbest ettiği, yasaklamadığı bir şeyi değişik cemaatler ve tarikatlar yasaklıyorlar. Cinsel ilişki esnasında bir erkeğin eşini arkadan kullanması haram, bir de ay hali veya nifasken erkeğin hanımını önden kullanması haram ve arkadan zaten kullanmak haram. Bu noktada yasak olan cinsel ilişkide yasaklanan benim bilebildiğim, benim okuyabildiğim bunlar. Ama bunun haricinde o kadar çok yasak koyuyorlar ki, o kadar çok tabu koyuyorlar ki, erkekler de kadınlar da bu tabuların altında eziliyor.

Bir, zaten bizim evlerimiz Kur’ân ve sünnete uygun değil. İki, bizim hayatımız da Kur’ân ve sünnete uygun değil. Üç, bizim cinselliğimiz de Kur’ân ve sünnete uygun değil. Böyle olunca evin içerisinde mutsuzluk oluyor. Evin içerisinde huzursuzluk oluyor. Asıl mutsuzluğun ve huzursuzluğun beyin gerisindeki problemi cinsel ilişkiyle alakalı. Kadınlar da erkekler de bu noktada eşler birbirlerine açık değiller. Eşler birbirlerine teklifsiz değiller. bunu hadîs olarak söylediğimizde edepsizlikle itham ediliyorum ben. Hazreti Ayşe annemiz diyor ki, biz her gece soyunur, Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yatağına öyle yatardık. Tenimiz onun tenine değerdir. Tenimiz onun tenine değerdir dediğinde demek ki onun da üzerinde elbise yok.


12. Bölüm

Tenimiz onun tenine değerdir dediğinde demek ki onun da üzerinde elbise yok. Açın buhariden okuyun. Adam bu hadîs yüzünden buhariye de laf söylüyor. İmam buhariye de laf söylüyor. Bu hadîs yüzünden kütümü sil diye de laf söylüyor. Hadîs kardeşim aç oku. Aç buhariden aç oku. Ama yok. Aslında bunu kabullenmek istemeyenler, sünneti Resûlullâh’a uymak istemeyenler. Gelin sünneti Resûlullâh’a uyun hadi. Bütün erkekler tene açık yatsın. Bakın terk edilmiş sünnet. Az önce birisi soruyordu. Hadi bütün kadınlar yatarlarken tenleri açık yatsınlar. Böylece erkekler de doyumsuz. Kadınlar da doyumsuz. Doymuyorlar. Dokunmuyor çünkü. Dokunmuyor. Kimisi bu noktada ifrat noktasında duruyor. Dokunmayacak. Kadınlar hiç soyunmadan cinsel ilişkiye girme yöntemleri arayan tarikatlar var. o bana soru soranlar yalan değildir herhalde soranlar soruları.

Adam farklı bir tarikattan bir kadınla evleniyor. Eyvah eyvah. kadını çeşitli bir kadınla evleniyor. kadının cinsel organının olduğu yer kesiliyormuş böyle kapaklı bir şey. Sadece bu kadar. Üzerinde pijaması duruyor, üstü duruyor, altı duruyor bir tek orası. Oradan ilişkiye girecek. Bunu bir zaten telefon açıp soruyor kaç kişi sordu. Dedim abicim yok böyle bir şey. Bir tarikat bunun böyle olmasını istiyor. Böyle bir tarikat. Bir tarikat bunun böyle olmasını istiyor. Böyle yapacaksınız diyor bayanlarına. Normalde bazı tarikatlar var. Eşlerine yanaşmıyorlar. Siz ruhen yükseleceksiniz. O yüzden cinsel ilişki hayvani bir duygu bundan uzak durun. Hanımına üç ay dört ay ben ruhen yükseleceğim deyip hanımına ilişmeyen erkekler var.

Üç ay dört ay erkeğine ilişmeyen kadınlar var. Ruhu en yükseleceğiz diye. Problem büyük. Bakın problem büyük. Bakın problem büyük. İslam toplumunda problem büyük. Dinini yaşamaya çalışanlarda problem büyük. Bu problem gün geçtikçe derinlemesine nüfuz ediyor. Ve ne yazık ki ne kadınlar ne erkekler bu problemi aşmak için mücadele etmiyorlar. Erkekler de kadınlar da bu problemi aşmak için mücadele etmiyorlar. Kadınlar evlerine sahip çıkacaklar. Konuşmalarıyla, görüşmeleriyle, tavır ve hareketleriyle, muhabbetleriyle, temizlikleriyle, kıyafetleriyle eşlerinin ilgisini çekmeliler. Erkekler de evlerine giderlerken temizlikleriyle, konuşmalarıyla, ahlaklarıyla, tavır ve davranışlarıyla eşlerinin ilgilerini çekmeliler.

Eğer bunlar böyle devam etmezse bu topluluk, topluluk ne yazık ki mutsuzlar topluluğu olacak. İslam topluluğu bu noktada kendisini aşmalı. Kendisini Kur’ân ve Sünnet’e bağlamalı. Kur’ân ve Sünnet’in müslümanlığı bu noktada kendisini aşmalı. İslam topluluğu bu noktada kendisini aşmalı. Kendisini Kur’ân ve Sünnet’e bağlamalı. Kur’ân ve Sünnet’in müsaade ettiği alanları kullanmalı. Kur’ân ve Sünnet’in müsaade ettiği alanları kullanmalı. Tenlerinin birbirine değmesi bu meseleyi açıklık getirir zannediyorum. Ve aynı zamanda haram belli. Bir kadını arkadan kullanmak, bu noktada ay halinde nifasta kullanmak haram belli. Bunun dışında bir kimsenin haram koyma hakkı da yok zaten. Allâh muhafaza eylesin.

O yüzden inşâAllah Avrupa’da örneğin, bunun hiç sınırı yok. Ama bizde sınır belli. Bizde sınır ne? Ay hali, nifasta hali ve arkadan kullanma. Bizde sınır bu. Geri kalan başka bir sınır yok. Sünnet-i Resûlullâh’la yasaklanmış, Kur’ân’la yasaklanmış bu üç tane sınır var. Cinsel suç manasında başka bir şey yok. Ama eşler, asıl sıkıntı burada. Eşlerin birbirlerine olan tavır ve davranışları. Rabbim cümlemizi Kur’ân ve Sünnet’e uygun, evlilik hayatı yaşayan Kur’ân ve Sünnet’e uygun, eş karı koca hayatı yaşayan Kur’ân ve Sünnet’e uygun, bütün hayatını bütün şekilde öyle yaşayan kullarından eylesin inşâAllah. Lâ ilâhe illâllah, lâ ilâhe illâllah. Ha, Muhammed’in Resûlullâh’ı cebebiyye vel mursalim vel hamdü lillahi rabbil alemin vel kâciye vel selam.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Vird, Zikir, İhsân, Sünnet, Şeyh, Tesbîh, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı