Kimsenin: Hatasını Yüzüne Vurmak ve Nasihat Adabı
İnsanların hatalarını, kusurunu toplum içerisinde yüzüne karşı vurmak uygun bir şey değildir. Ama dostlar arasında suçunu yüzüne vurmak değil, nasihat söz konusu olur. Bir şeyi nasihat eder, o kimseye bir şeyler söylenir. Müminin üzerinden toplum içerisinde hatasını, kusurunu yüzüne vurmaması hoştur.
Etrafındaki insanların devamlı eksiklerini ve kusurlarını söyleyen, hayatını bunun üzerine odaklayan insan, Allah muhafaza eylesin, bir gün gelir kendi kendini katleder. Bu doğrucu davranış değildir. Bu düpedüz zayıf ahlâktır. Herkesin kusurunu yüzüne söylemek şeytanın dilidir. Bu kardeşliği, arkadaşlığı, dostluğu, cemaat anlayışını, ümmet anlayışını yok eder. Hz. Mevlânâ’nın dediği gibi: ‘Hataları, kusurları örtmekte gece gibi ol.’
Şükrün Hakikati: Dil ile Değil, İbadet ile
Şükür sadece dil ile değildir; kalp ile, fiil ile olması gereken şeydir. Allah’a şükür, ibadet ve haramlardan uzak durma ile olur. Cenab-ı Hakk’ı tanımayla, bilmeyle, zikretmeyle, insanlara tebliğ etmeyle olur. Bir kimse diliyle ‘Elhamdülillah’ dedi, ama hamdın bedelini fiyatı namaz kılmaktır, oruç tutmaktır, Allah’ı tanımaktır, haram çizgisine düşmemektir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) gücünün yettiğince Cenab-ı Hakk’ı şükretti, zikretmişti. Hz. Ayşe (r.a.) demiştir ki: ‘Cenab-ı Hak senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını affetmedi mi? Niye bu kadar kendini paralıyorsun?’ Hazret: ‘Ben Allah’a hakkıyla hamd eden bir kul olmayayım mı?’ buyurdu.
Farz İbadetleri Terk Etmek Günahı Kebairdir
Günahı kebairleri sadece içki içmek, kumar oynamak, yalan söylemek, gıybet etmek, dedikodu etmek, iftira etmek dairesinde bırakmayalım. Bir kimsenin kasten namazı terk etmesi, kasten zikrullahı terk etmesi, kasten orucu terk etmesi, kasten tesettürü terk etmesi günahı kebairdir. Namaz kılmamak günahı kebair değil mi? Kasten orucu terk etmek en büyük günahı kebairdir. Farz ibadetleri kasten terk eden, Cenab-ı Hakk’a hamd noktasını da terk ediyor demektir.
Yeni Dervişlere Ders Verme Usulü
Yeni evlerde ders yapılırken gelenleri alıştırmak için ilk zamanlar kısa kısa yapılmalıdır. Lâ ilâhe illallah deyip kal. Ardından birinci ikinci hafta beş tane, üçüncü hafta on beş tane, dördüncü hafta otuz tane. Bu âdâb ve erkân açısından bir sıkıntı yoktur.
Hz. Peygamber (s.a.v.) yeni İslam olmuş bir kavme namazı, orucu, haccı tebliğ eder. Derler ki: ‘Ya Resulallah zekâtı söyleme.’ Der ki: ‘Onlar gönülleri dine alıştığında zekâtı da kendi istekleriyle verirler.’ Demek ki bir kimsenin gönlünü dine alıştırmak, tasavvufa alıştırmak, zikrullaha alıştırma noktasında kısa kısa yapmakta fayda vardır.
Sevdiriniz, nefret ettirmeyin. Müjdeleyiniz, korkutmayın. On beş dakika yeter. Beş dakikada ders yap. Yirmi dakika bitti. Bıktırma insanları. Din adına adamın ağzını sıkma. İnce, tatlı sohbetler. Az. Bıktırıcı değil.
İnsanların Eksikliklerini Araştırmamak
Hz. Resulullah (s.a.v.) hariç insanoğlunun içerisinde hatasız, kusursuz birini görmeniz mümkün değildir. Kur’an hariç hiçbir kitap eksiksiz ve kusursuz değildir. O yüzden kitaplara da bakarken onların da muhakkak eksiklerinin ve kusurlarının olabileceğiyle alakalı bir kapı aralayın. Ama onların eksikliklerini ve kusurlarını araştırıcılardan olmayın.
Hayatı birilerinin kusurlarının üzerinden döndürürseniz hep insanların veya düşüncelerin, fikirlerin, kitapların hatasını, kusurunu, eksiğini arar durursunuz. Bir gün gelir birisi de senin eksiğini ve kusurunu herkesin önünde çıkarır. Kendinizi motive edin. Günah işlemiş olabilirsiniz, Allah’ın tövbe kapısı açıktır.
Şeyhi Olmayanın Şeyhi Şeytandır
‘Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.’ Bu bazı sufilerce zayıf hadis, bazılarınca Abdülkadir Geylânî Hazretleri’nin sözü olduğu söyleniyor. Bir ustası olmayanın ustası şeytandır. Bu söze katılıyorum, hatta daha ilerisini söylüyorum.
Şeyhi olmayan insanlar, çok affedersiniz ama çulbirsiz eşek gibidir. Adamın bir şeyhi varsa hiç olmazsa günlük zikrediyor, bir zikir cemaatine gidiyor, bir topluluk var, orada iki kelime bir şey öğreniyor. İtaat ediyor, dinliyor, kendince kendisini düzeltmeye çalışıyor. Ama şeyhi olmayan veya şeyhi vefat etmiş bir yere bağlanmamış kimse, deli danalar gibidir; koparır, kırar, döker, tutmak mümkün değildir.
Sakın hiç kimsenin şeyhine laf söylemeyin. Hiç kimsenin yoluna laf söylemeyin. Birisi bir yere bağlanmış; Allah mübarek etsin, gitsin devam etsin. O adam oradan kopunca deli danalara dönecek. Hiç olmazsa bir yere gidiyor, oranın terbiyesini, edebini muhafaza etmeye çalışıyor.
Şeyh Değiştirmenin Tehlikesi
Adam bir gitti mi hep gider. Geri dönüp de kendisini toparlayan sıkı sıkı duran çok enderdir. Nefis bırakmaz. Bir gönlü kaymasın, bir ayar kaymasın. Bu sıkıntılı bir şeydir. Allah muhafaza eylesin. Bir kimsenin şeyhini değiştireceği zaman dikkat etmesi lazım. Gönül arzu eder ki değiştirmesin hiç. Baştan sıkı sıkı araştırıp inceleyip bağlansın.
Rüya ve Halleri Küçük Görmek
Kabir hali haktır. Keramet haktır. Rüyetullah haktır. Allah’ı rüyada görmek haktır. Üç gün sonrasını, beş gün sonrasını görmek haktır. Hz. Peygamber (s.a.v.) kabir hallerine vakıf oldu. Kabirde vefat eden kimselerle konuştu, onlardan bize haber verdi. Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali efendilerimiz de bu hallere vakıf idiler.
Sahih rüya görmeyi küçük gören kimse, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzünü küçük gördüğü için kibirlenmektedir. Sufinin kendi içerisinde Hz. Peygamber’in sünnetleriyle örülü hal ve fiiliyatları küçük görenler farkında olmadan küfre düşüyorlar. Her küfür ehli için tecdit-i iman, tecdit-i nikah gereklidir. Allah muhafaza eylesin.
Birisi bir kimsenin rüyasına inanmıyor, haline inanmıyor. Dalga geçiyor, alay ediyor. Bu hak nereden? Kim söyledi sana bunun yalan söylediğini? Kardeşler, dışarıda anlatmayın hallerinizi. Samimi olsa da, bir ders olsun diye anlatıyorsun ama o senin arkandan teneke çalıyor.
Seçim ve Oy Kullanma Meselesi
Seçin. Kimi seçin? Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resulullah deyinceye kadar mücadele edecek kendinize yoldaşlar ve yöneticiler seçin. Hiçbir şahısla alakalı işim yok. Dilimden hiçbir zaman ‘filanca X kimseyi destekleyin’ çıkmaz. Böyle bir şeyi hiç kimse ağzından yaymasın.
Kur’an ve Sünnet dairesinde duran bir kimseyi tercih edeceksiniz. Kendisi Kur’an ve Sünnet dairesinde duran bir kimse olacak, partisi de Kur’an ve Sünnet dairesine yakın bir parti olacak. Bir dergâh olarak biz siyaset üstüyüz. Ama kardeşlere söylediğim şey şu: siz Kur’an ve Sünnet dairesinde duranı tercih edeceksiniz.
Fetva ve Nasihat Verme Usulü
Ben geleni hükmetmem. Birisi gelir bana başından geçen bir şeyi anlatır. Anlatınca derim ki: ‘Senin anlattığına göre söylüyorum. Burası Kur’an’a uygun, burası Sünnet’e uygun, burası uygun değil.’ O kimsenin anlattığına göre konuşuyorum. Bir başkasıyla problemi olduğunda onun anlattığına göre derim ki burası Kur’an’a uygun, burası uygun değil.
O kimse gidip benden bu sözü alıp ‘bak uygun değilmiş’ diyorsa, kendince kendi kendine haklı çıkarmaya çalışıyor. Bunda benim kusurum yok. Ben hükmeden bir noktada değilim. ‘Sizi boşuyorum’ deme noktasında değilim, ‘sizi evlendiriyorum’ deme noktasında da değilim. Anlatılan şeyin Kur’an ve Sünnet dairesine uygun olup olmadığını anlatırım.
Sufinin Adabı: Olduğun Gibi Görün
Sufilerin âdâbından birisi de kendilerinde dünya malı varken fakirlik satmamaktır. Bir kimsenin hali vakti yerindeyse, hali vakti yerinde gibi olacak. Yeni elbise giyebilecek haldeyken eski elbiselerle dolaşmayacak. Düzgün yiyip içebilecek halde kendi kendisine açmış gibi davranmayacak. Olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.
Cüneyd-i Bağdâdî anlatılır: İbrahim, Serî es-Sakatî’ye geldi, kendisi bir asâya sarılmıştı. Serî yanındaki kimseye işaret etti, cübbe getirdiler. İbrahim giymedi. Serî dedi ki: ‘Al, yanımda helalinden on bir dirhem vardı, onu verip bunu almıştım.’ İbrahim dedi ki: ‘Demek ki sen on bir dirhemin olduğu hâlde fakirlerle oturuyorsun ha!’ ve giymedi. Demek ki bir kimsenin cebinde parası varsa parası varmış gibi davranacak. Parası olduğu hâlde yokmuş gibi davranmak sufilik değildir.
Kaynakça
- Hadis: Hz. Ayşe’nin sorusu ve Hz. Peygamber’in cevabı — Buhârî, Teheccüd, 6; Müslim, Münâfikîn, 81 (No: 2820)
- Hadis: ‘Sevdiriniz, nefret ettirmeyin. Müjdeleyiniz, korkutmayın’ — Buhârî, İlim, 12; Müslim, Cihâd, 6 (No: 1732)
- Hadis: Yeni Müslümanlara zekatın tedrici tebliği — Buhârî, Zekât, 1; Müslim, Îmân, 29
- Hadis: ‘Rüya peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzüdür’ — Buhârî, Ta’bîr, 2 (No: 6983); Müslim, Rüya, 6 (No: 2263)
- Hadis: ‘Mümin müminin aynasıdır’ — Ebû Dâvûd, Edeb, 49 (No: 4918); Tirmizî, Birr, 18
- Hadis: Hz. Peygamber’in kabir ehliyle konuşması — Buhârî, Cenâiz, 87; Müslim, Cennet, 77
- Hadis: ‘Her küfür için tecdit-i iman, tecdit-i nikah gerekir’ — Fetâvâ-yı Hindiyye, Cilt II; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr
- Hadis: ‘Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır’ — Abdülkadir Geylânî’ye nisbet edilir; Kuşeyrî Risâlesi mukaddimesi
- Ayet: ‘Allah dostlarına korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır’ — Yûnus 10:62
- Hz. Mevlânâ: ‘Hataları kusurları örtmekte gece gibi ol’ — Mesnevî-i Şerîf, Cilt I, Önsöz beyitleri
- Cüneyd-i Bağdâdî ve Serî es-Sakatî kıssası — Kuşeyrî, er-Risâle; Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ
- Fıkıh: Kutuplarda namaz vakitleri — Hanefî fetvası: en yakın normal gece-gündüz olan bölgenin saatleri uygulanır — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Salât bölümü
- Kaynak Şahıs: Mustafa Özbağ Efendi — Dergâh Sohbeti No: 381
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Şükür, Hamd, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı