Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı, Mürşid-Mürid ve Hayatın Tadı

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 382. Dergâh Sohbeti — Din Gözlüğü, Baba Hakkı,…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Mürşid: Siyaset ve Din Gözlüğü

Benim hükümetimi bir başkası yıkmasın. Ben yıkayım, kendimi yıkacaksam. Ben değiştireyim, kendimi değiştireceksem. Neden başkası beni yönlendirsin? Neden başkası beni yönetsin? Benim isyanım bu: bir memlekete dışarıdan birisi operasyon yapmasın. Bizim memleketimiz bu dışarıdan operasyonlara seyirci kalmasın.

Bir din gözlüğü, bir portre çizeyim mi? Beş tane adam var, birisi namaz kılıyor; hangisini seçeceksin? Namaz kılanı. Beş tane adam var, birisi Kur’an-ı Kerim okuyor; hangisini seçeceksin? Kur’an-ı Kerim okuyanı. Beş tane adam var, birisi başörtüsüne isteyen örtsün isteyen örtmesin diyor, öbürü örtülmesin diyor; hangisini seçeceksin? Din gözlüğü girdi mi işin içerisine, dinî olarak tartışamazsın bunu.

Oy Vermek Meselesi

Siz doğruyu, iyiyi, güzeli seçmekle mükellefsiniz. Ayet-i kerimeler var. İyiyi desteklemekle mükellefsiniz. Hak ve hakikati desteklemekle mükellefsiniz. O yüzden oy atmama gibi bir şansımız yok. Bu dinî olarak da böyledir. Dindar olanı seçmek zorundasınız. Bir cemaatten bir kardeş dedi bana: ‘Şeyhülislam mı seçiyoruz?’ Şeyhülislam seçilmiyor zaten. Sen öyle bir seçim yapacaksın ki doğru şeyhülislamı bulacak o kimse. O yüzden dindar olanı desteklemek zorundasın. İyi, güzel, doğru olanı desteklemek zorundasın.


Elif ve Vav Harfleri, Sakal Sünneti

Elif ve vav harfleri ne anlama gelir ve bu harflerin yazılı olduğu yüzükler takılır mı? Harf harftir. Tek başına hiçbir mana ifade etmezler. Bir harfin başına, sonuna, önüne, arkasına bir harf daha gelirse o zaman mana teşkil eder. Siz kendinizce ona bir mana yükleyebilirsiniz. Bu sizin yüklediğiniz manadır, asla harfin yüklendiği mana değildir.

Sakal sünnetinde eşten izin ve müsaade var mıdır? Hiçbir hadis-i şerifte ve fıkhî ölçüde yoktur. Bir insan sünnet olan bir şeyi yaparken eşinden izin almak zorunda değildir. Kadınlar nafile oruç tutacaklarsa eşlerinden izin alırlar; bu nafile oruçla alakalıdır. Erkekler namaz kılmak için, sünnet kılmak için, örtünmek için eşlerinden izin almazlar. Adamın sakal bırakmasına kadın karışacaksa adamın kıyafetine de çok rahat karışabilir o zaman.


Babanın Evlat Üzerindeki Hakkı

Bir babanın Kur’an ve Sünnet dairesinde evladının üzerindeki hakkı bitmez. Baba, erkek evladının parasını, malını, mülkünü dahi el koyabilir Hanefî mezhebine göre. Şafiî, Malikî, Hanbelî ulemasına göre eşini bile boşatabilir. Hatta oğlunun eşini, Şafiîye göre baba kendisi boşayabilir.

Erkek evladı, babası ölünceye kadar babasının emrinde ve iznindedir. Kız evladı evleninceye kadar. Kız evladı evlendi mi hür olur, kocasına itaat etmeye başlar. Ayrıldıysa bir daha babaya itaat zorunluluğu yoktur. Ama bakarsa şehit sevabı vardır.

Babası küfrediyorsa, günaha giriyorsa, yani fasık bir baba olsa bile yine ona itaat etmek zorundasın Kur’an ve Sünnet dairesinde. Git içki isterse içmezsin, git kumar oyna derse oynamazsın. Kur’an ve Sünnet dairesinde yanlış bir şey yap derse yapmazsın. Ama gel burada başında dur derse duracaksın. Başında bekle sabaha kadar derse bekleyeceksin. Allah’tan sonra babaya gelir itaat. Bir mümin Allah’tan sonra babasına itaat eder.


Beddua Meselesi

Beddua etmeyin. Evladınıza beddua etmeyin. Anne babanın duası evlatların üzerine peygamberlerin duası gibidir. Bir kimse beddua etse, onun bedduası yerli yerine değilse, doğru değilse beddua döner kimsenin başına cebelleş olur. Beddua bulut gibidir, havada durur. Ama beddua edilenin başına cebelleş olur. Doğru değilse beddua edenin geri başına cebelleş olur.

Kadınlar adamlara beddua eder: ‘Allah belanı versin senin.’ O bela gelince aynı evde yaşıyorsunuz, sana geliyor. De ki: ‘Ya Rabbi, şu adamı iyi et.’ Adam iyi olursa sana iyilik. Dua edin: ‘Ya Rabbi eşimi hayırlı eyle, çocuklarımı hayırlı eyle, anne babamı hayırlı eyle, komşularımı hayırlı eyle, çalıştığım yeri hayırlı eyle.’

Kişinin kendi bedduası da yanlıştır. ‘Allah bana lanet olsun’ demek günahı kebairdendir. Hep dua isteyeceksiniz: ‘Ya Rabbi beni hayırlı eyle.’ Bir bela, bir musibet geldiğinde de ‘innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn’ deyin. Ortada asla kahır yok. Kimseye bela, lanet etmeyin. Bunlar sufî ahlâkı değildir.


Astral Seyahat Eleştirisi

Astral seyahat edebilen birisiyle tanışmak, görüşmek isterdim. Bunu yaptığını iddia edenler duyu organlarıyla hiç bilmedikleri bir yerden bize haber verecekler. ‘Ben Kâbe’ye gittim dolaştım’ diyorsan onu herkes yapıyor. Bunu astral seyahat olarak bize satmasınlar.

Kuantum fizikçileri bir kuantum teorisi ürettiler. Bu teoriyi İslam’ın mistisizminden alırlar. Metafizik hadiselerinden alırlar. Bunlar yeni bir şey değil ama bunları yeni kelimelerle süsleyip, toparlayıp satıyorlar bize. Astral seyahatçılar çıktı; büroları var, loş ışıklarla, tipik kıyafetli insanlar. Bunların hepsi astral seyahatçı. En ucuzu yarım milyon lira. Allah muhafaza eylesin.


Kaza Namazı ve Farz İbadetler

Kaza namazı yapılabilir mi? Evet, yapılabilir. Bir kimse daha önce kılamadığı namazlarını kaza eder. Tutamadığı oruçlarını kaza eder. Hz. Peygamber (s.a.v.) hem Hendek’te hem Uhud’ta namazı kazaya kaldı. Akşamına kıldı hepsini de toptan olarak. Bu da sonuçta kazadır.

Sünnet olmadan sadece farzlarla namaz kılınabilir mi? Evet, kılınabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Bir kimse birinci derecede farzlardan sorumludur. Sünnetleri kılmadan farz namazını kılabilir. Yani onu kılamaz hükmünü verecek olan hiç kimse yok. Farz ibadetler birinci derecede sorumluluktur. Biz farz ibadetlerimizi mümkün olduğunca yerine getirmeye gayret edelim.


Diğer Dinlerdekiler Cennete Girer mi?

Din ulaştığı yerdeki kimseler sorumlu tutulur. Din bir kavme ulaşmadıysa o kavim dinden sorumlu tutulmaz. Din bir kimseye ulaşmadıysa o kimse dinden sorumlu tutulmaz. O kimse öldüğünde cennetin birinci katına getirilir, hesapsız kitapsız. Orada onlara İbrahim aleyhisselam tarafından din tebliğ edilir. Ve din onlara tebliğ edildikten sonra onlar kendi istidatlarına göre cennetin içerisinde kalırlar.

Dinsiz hiçbir kabile yoktur. Onlara bir din gelmiştir, onlar o dine devam ettiriyorlardır. Bir inançları vardır. Onlar Muhammedîlikten sorumlu değillerdir. Ama Hz. Peygamber’i (s.a.v.) duydular da, böyle yeni bir peygamberin olduğunu duydularsa ve kabul etmiyorlarsa, onlar cehenneme gidecektir.

Ateistler ve Lâ İlâhe İllallah

Ateistle anlaşmamız daha kolaydır. Şirki yıkmak daha zordur. Ateist ‘ben hiçbir şeye inanmıyorum’ deyince: ‘Harikasın, sen de inanmamaya inanmışsın. Sen daha iyisin. Neden? Nasıl olsa sen lâ demişsin zaten. Yolun yarısına gelmişsin. Lâ ilâhe demişsin. İlla Allah kalmış.’ Öbürü lâ ilâhe demiyor ki. Hz. Mevlânâ ‘ne zamana kadar altın gümüşe bağlı kalacaksın’ diyor. Aslında orada lâ ilâheyi kastetmektedir.

Bir ateist mahalle baskısını atmış, aile baskısını atmış, çevre arkadaş baskısını atmış. Hepsini atmış. Kolay mı? ‘Ben hiçbir şeye inanmıyorum’ demek kolay değildir. Hiçbir şeye inanmıyorum diyen bir kimse inandım dediğinde ortalık kıyamet kopar. O yüzden ateistler daha çok favorimizdir.


İnançsal Özgürlük ve Sınırları

Hiçbir zaman hiçbir din, hiçbir inanış, inandığı Rab’la kul arasında olmamıştır. ‘Din Allah ile kul arasındadır’ boş bir yalandan, safsatadan, aldatmacadan başka bir şey değildir. İslam dini öyle değildir. Muhammedî din kullarla kullar arasındadır. İnsanlar toplu bir hayat yaşıyorlar. Toplu hayatın kendi içerisinde nasıl olması gerektiğine dair kurallar manzumesi vardır.

‘İnançsal özgürlük olmalı’ diyorlar. İnançsal özgürlükten kastın ne? ‘Kimse kimseye zarar vermediği müddetçe’ diyorlar. İyi, adamın hiç kimseye zararı yok; anadan doğma soyundu çimlerin üzerine yattı güneşleniyor. Kime zararı var? Yok. Ama sana görüntü geliyor. Her toplumun kendine göre koymuş olduğu, kurgulamış olduğu kanunlar manzumesi var. Bir edep var, terbiye var.


İnternet Yasakları ve Devletin Görevi

İnternetin komple kapatılması hoş bir şey değildir. Sahte hesaplar çok açılıyor, insanlar provoke ediliyor, doğru. Ama böyle yapacaklarına bir ekip sahte hesapları tespit eder, bunları kapattırır, olur biter. Komple yasaklamak uygun bir davranış değildir.

Devletin işi yasaklamak değildir. Suçluyu bulup kanunun önüne getirmektir. Devlet beş kişi suçlanıyor diye bir yeri komple kapatamaz. Hz. Ali (r.a.) ile Muaviye arasındaki hukuk ihtilafının ayrılığı buradandır. Muaviye, Hz. Osman’ı katlettiler diye beş bin kişinin hepsini katlet dedi. Hz. Ali efendimiz ise ‘biz suçluları, katilleri bulacağız, onları yargılayacağız’ dedi. Devlet suçla mücadele eder; suçluyu tespit eder, cezasını verir. Bu ceza onu ıslah etmek içindir.


Mürşid-Mürid İlişkisi: Kulun Gücü Yoktur Bulmaya Mürşidi

Kulun gücü yoktur bulmaya mürşidi. Mürşid bulur daima müridi. Bir mürşidi bulmaya bir kulun mecali yetmez. Bilgi açısından, maneviyat açısından, tanımlama açısından yetmez. Asıl mürid, mürşiddir. Mürid olduğundan dolayı mürid toplayacağım diye uğraşır mürşidine. Çünkü gerçek mürşid Allah’tır. Mürşid görünen aslında müriddir Allah’a.

Kul ölüdür. Mürşid ise diridir. Bütün kullar ölüdür. Diri olan Allah’tır. Allah’la dirilenler diri olurlar. Mürşide müridlik yapan gerçek manada dirilir. Cenab-ı Hakk’ın o kâmil Hay ismi, o mürşidlerin bütün Allah’ın isimlerini cem etmesi, hayat manasında tecelli etmesidir.

Ben Derviş Seçmem

Bir şeyhin derviş seçmesine karşıyım. Ben seçmem. Benim kapım hep açıktır. Herkes gelir bu kapıya. Ben bütün kardeşlere derim: Gelen kimseyi seçmeyin, ayırt etmeyin, itmeyin, incitmeyin. O Allah’ın bize göndermiş olduğu bir lütuf, bir ikram olarak görüyorum.

Ben etrafımdaki arkadaşları da seçmem. Ben şunu seçeyim, bunu tutayım, bunu uzak tutayım gibi bir derdim yoktur. Kim selamünaleyküm dedi, bu kapıdan içeri giren Allah’ı sevmese girer mi? Girmez. Bitti. Herkes kendi sevgisinden geliyor. Bir kimse bir yere intisaplıysa ben ona ders vermek istemiyorum. Yol bulmuş o kendine. Sizin uğraşacağınız kimseler, camiyle, cemaatle hiçbir yere bağlantısı olmayan insanlardır. Onu sevgilinize götüreceğiniz koklanmamış çiçek gibi olsun.


Allah’ı Tanıma: Tenzih ve Teşbih

Allah’ın zatullahını hiçbir kimse göremez, tanımaz. Allah’ı rüyasında gören kimse, gördüğü şey zatından münezzehtir. Cenab-ı Hak tenzihi ve teşbihi ard arda getirir: ‘O hiçbir şeye benzemez’ tenzihtir. ‘İşiten ve gören’ teşbihtir. Bir kimse ‘Allah’ı gördüm’ dese, gördüğü o değildir. Gördüğü hak mıdır? Evet. Ama gördüğü o değildir.

Cenab-ı Hak sıfatlarıyla tecelli eder. Sıfatlarını gören bir kimse Allah’ı tanımakta çok ileri bir yol gitmiştir. ‘Sanki görüyormuşçasına’ muhteşem bir noktadır; ama sanki tenzih eder ona. ‘Görüyormuşçasına’ olsa tenzih olmayacak. ‘Görüyor’ dese tenzih yok. ‘Sanki görüyormuşçasına’ tenzih var. Allah rüyada da görünür, halde de görünür, yakaza halinde de görünür. Ama gördüğün o değildir. Hemen arkadan tenzihi ve teşbihi gelir.


Hayatın Tadını Çıkarmak

Kendinizi cendereye sokmayın. Bizim dinî hayatımız, sufî hayatımız çekilmez cendere değildir. Biz yemekte yeriz. Eşlerimizle oturur sohbet ederiz. Çocuklarımızla vakit geçiririz. Hadis de okuruz, kendimize de zaman ayırırız. Sohbetimize, zikrullahımıza gideriz. Günler bereketli geçer. Cenab-ı Hak hepsini de yetiştirir. Gözünüzde büyütmeyin bir şeyi.

Eşlerinize baskı yapmayın. Onlarla iyi geçinin, hoş geçinin, tatlı geçinin, gönüllü geçinin. Muhabbetinizi diri tutun. Hayatı güzel yaşayın, tatlı yaşayın. İşin biraz da zevkini çıkarın. Arkadaşlarınızla sohbetin tadını çıkarın, muhabbetin tadını çıkarın, beraber olmanın tadını çıkarın.

Seven insan hep kıymetlidir. Asıl sevilen, o sevenini kaybetmek istemez hiç. Bir erkek kendisini seven kadını kaybetmek ister mi? Asla istemez. Bir kadın kendisini seven erkeği kaybetmek ister mi? Asla istemez. Seven o kadar kıymetlidir. O yüzden sevilmeyeceğinizi bilseniz dahi sevin. Hatta sevilmediğinizi bilseniz dahi sevin. Zarar etmezsiniz. Tadını çıkarın onun.


Kaynakça

  • Hadis: ‘Kişi sevdiğiyle beraberdir’ — Buhârî, Edeb, 96; Müslim, Birr, 165
  • Hadis: ‘Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir’ — İbn Mâce, Zühd, 30 (No: 4250); Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr
  • Hadis: Babanın evlat üzerindeki hakkı ve malı üzerindeki tasarrufu — Ebû Dâvûd, Büyû’, 79 (No: 3530); İbn Mâce, Ticârât, 64
  • Hadis: ‘Kadın, kocasının izni olmadan nafile oruç tutmasın’ — Buhârî, Nikâh, 84; Müslim, Zekât, 84
  • Hadis: Hz. Peygamber’in Hendek ve Uhud’ta namazı kazaya kaldırması — Buhârî, Mevâkîtü’s-Salât, 36; Müslim, Mesâcid, 202 (No: 631)
  • Hadis: ‘İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn’ — Bakara 2:156 çerçevesinde; Müslim, Cenâiz, 4
  • Hadis: ‘Anne babanın duası peygamberlerin duası gibidir’ — Tirmizî, Birr, 7; İbn Mâce, Dua, 11
  • Hadis: Üç kişinin duası reddolunmaz (anne-baba duası dahil) — Tirmizî, Birr, 7 (No: 1905); Ebû Dâvûd, Salât, 29
  • Hadis: Din ulaşmayan kavimlerin ahiretteki durumu — İmam Gazâlî, Faysalü’t-Tefrika; Ebû Hanîfe, el-Fıkhü’l-Ekber
  • Ayet: ‘Siz hayır gördüğünüzde şer, şer gördüğünüzde hayır vardır’ — Bakara 2:216
  • Ayet: ‘Hepiniz fakirsiniz, Allah ise ganîdir’ — Fâtır 35:15
  • Ayet: ‘O hiçbir şeye benzemez, O işiten ve görendir’ — Şûrâ 42:11
  • Ayet: İhsan mertebesi: ‘Allah’a sanki görüyormuşçasına ibadet etmen’ — Buhârî, Îmân, 37 (Cibril hadisi); Müslim, Îmân, 1
  • Hz. Ali ve Muaviye ihtilafı — İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, Cilt VII; Taberî, Târîhu’r-Rusül ve’l-Mülûk
  • Hz. Mevlânâ: ‘Ne zamana kadar altına gümüşe bağlı kalacaksın’ — Mesnevî-i Şerîf, Cilt I
  • Fıkıh: Babanın oğlunun eşini boşatması — eş-Şîrâzî, el-Mühezzeb; İbn Kudâme, el-Muğnî (Şafiî-Hanbelî görüşleri)
  • Kaynak Şahıs: Mustafa Özbağ Efendi — Dergâh Sohbeti No: 382

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, İhsân, Sünnet, Şeyh, Kâbe, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı