Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

154. Dergah Sohbeti — Cüz’î İrade, Marifet Yolu ve Zikrullahla Muhafaza

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 154. Dergah Sohbeti — Cüz'î İrade, Marifet Yolu ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Cüz’î: Sünnetin Dereceleri ve Hadislerin Anlaşılması

Bismillahirrahmanirrahim. Sünnet-i Resulullah’ın içinde fazilet açısından üstün olan sünnetler vardır, daha aşağıda olan sünnetler vardır. Suyu oturarak üç yudumda içmek faziletçe en üstün sünnet olarak bildirilmiştir. Ama Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sefer halindeyken ayakta da su içmiştir. Hazreti Ömer (r.a.) ve oğlu bunu nakletmiştir.

Bir insan sefer halinde ayakta su içtiğinde onu küfürle veya noksanlıkla suçlayamayız. O an ortam bunu gerektirmiştir. Kırmızı giyinmek de böyledir: komple kırmızı giymek yasaklanmışken kırmızı çizgili veya kırmızı kuşaklı bir şey giymekte beis yoktur. Hadis-i şerifleri bağlamından kopartmadan, bütünüyle anlamak gerekir.


Cüz’î İrade Meselesi

Cüz’î irade, bir kimsenin kendi aklî melekeleriye yaptığı şeydir. Doyduğunda yemeği bırakmak, öğle namazı ezanı okunduğunda “namazımı kılmalıyım” demek, buraya derse gelmek — hepsi cüz’î iradenin eseridir. Bir kimse cüz’î iradesiyle Kur’an ve sünneti yaşar.

Bazı ehl-i tasavvuf “dinini yaşamak cüz’î iradenin dışındadır” demiştir. Bu anlayış yanlıştır, eksiktir, sapkınlıktır. Cenab-ı Hak buyuruyor: “Bizim uğrumuzda mücahede edenlerin yollarını açarız.” (Ankebut, 29/69) Demek ki bir cüz’î irade var: mücahede edeceksin ki Allah yolunu açsın. Hadis-i kudsîde “Kulum bana farzlarla yaklaşır” buyurulmuştur. Farzları yerine getirmek cüz’î irademizle yapacağımız bir iştir; “Allah isterse kıldırır” deyip oturmak değildir.

Cüz’î iradenin kalktığı yer var mıdır? Vardır. Keşif açıldığında, ilham geldiğinde, tecelliyat vuku bulduğunda o kimsenin cüz’î iradesi yoktur; o küllî iradeye teslim olmuştur. Ama o noktaya erişene kadar cüz’î irade çalışır. Biz normal hayatta, şer’î çerçevede cüz’î irademizin neticesiyle imtihanları kazanır veya kaybederiz.


Marifet Yolu: Hârise Hadisi

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sahabeden Hârise’ye sormuştur: “İmanın tadını nasıl aldın?” Hârise cevap verdi: “Geceleri uykusuz, gündüzleri susuz geçirdim. Nefsimle mücadele ettim. Dünyadan sevgimi kestim.” Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: “Sen ârif oldun, sen ârif oldun!”

Ârif olmak için üç şart ortaya çıktı: Geceleri ibadet etmek, gündüzleri oruçla geçirmek ve nefsle mücadele. Herkesin gittiği yoldan gitmeyeceksin. Kadınlar çıplak dolaşırken bakmayacaksın, herkes yalan söylerken sen söylemeyeceksin, herkes gıybet ederken sen etmeyeceksin, dünyaya olan hırsını keseceksin.

Marifet, Allah’ın sıfatlarını bilmek, sıfatlarının tecelliyatına vakıf olmaktır. Dildeki tecellisi Kur’an’a ve sünnete tâbi olmak ve Allah’ı zikretmektir. Kalpteki tecellisi Allah’a karşı aşırı bir muhabbet, bir sevgi, bir bağlılıktır. Sırdaki tecellisi Allah’ın sıfatlarında yok olmaktır. En zirvesi fiillerde zikrullahtır. Bir kimsenin kalbine marifet inerse ona artık ne keramet lazımdır ne başka bir şey; çünkü kalbinde marifet olan en büyük keramete erişmiştir.


Küllî İrade ve Kâlü Belâ

Küllî irade doğrudan Allah’ın iradesidir. Dünyanın güneşin etrafında dönmesi, arşın etrafında ruhların dönmesi, cennet, cehennem, levh-i mahfuz — hepsi küllî iradedir. Bizim bunlara dokunacak, müdahale edecek bir noktamız yoktur. Biz küçücük cüz’î irademizi çok büyük görüyoruz; hâlbuki o küllün içinde zerre mesabesindedir.

Kâlü belâda cüz’î irade var mıydı? Şer’î daireden bakıldığında vardı. Allah hitap etti: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Ruhlar cevap verdi: “Evet, sen bizim Rabbimizsin.” Ama bu cevap ruhların kendi akıl kapasitelerinden değil, Allah’ın onlara lütfettiği bir anlayış, bir idrakten gelmekteydi. Soran Allah, cevap veren ise Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) nurunun yansımasıydı.


Zikrullahla Kendini Muhafaza Etmek

Zikrullah ölüyü diriltir, dağınıklığı toplar, zayıflığı kuvvete çevirir. Bir insan zikrullahla öyle bir hale gelir ki nefis ve şeytan ona galip gelemez. Şeytanın üzerine tevhid kılıcı çekilir; “Allah Allah” nidarlarıyla, “La ilahe illallah” ile şeytan indirilir aşağı.

Kalbinizde Allah’la muhabbet kurun. Allah’la konuşun, O’ndan isteyin, O’na dua edin içinizden. “Ya Rabbi beni bundan muhafaza eyle, halimi şöyle eyle” deyin. Namazda Allah’la konuştuğunuzu bilin; zikrullah yaparken meleklerle, peygamberlerle, bütün velilerle birlikte halka kurduğunuzu idrak edin. Her “La ilahe illallah” deyişinizde bütün mevcudatın sizinle birlikte tevhid çektiğini anlayın. Bunu idrak etseniz ne namazdan kafanızı kaldırabilirsiniz ne zikrullahtan kalkabilirsiniz.

Özellikle bu sıcak yaz günlerinde, kadınların açıldığı bir zamanda kendinizi diri tutun. Gözlerinize sahip olun; bir bakıştan yıkıldığınız an olur. Kadınlarınıza, kız çocuklarınıza, oğullarınıza sahip çıkın. Tesettüre riayet ettirin. Evde tatlılıkla yaklaşın; çocuklarınızla arkadaş olun. Etrafınıza tebliğ edin — ama Allah’ı ve Resulünü tebliğ edin, şeyhinizi değil.


Kaynakça

Kur’an-ı Kerim Referansları

  • Ankebut Suresi, 29/69 — “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere yollarımızı mutlaka gösteririz.”
  • A’raf Suresi, 7/172 — Kâlü belâ: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Evet dediler.”

Hadis-i Şerif Referansları

  • Buhari, Rikak, 38 (Hadis-i Kudsî) — “Kulum bana farzlarla yaklaşır; sonra nafilelerle yaklaşmaya devam eder, ta ki onu severim.”
  • Tirmizî, İman, 10; İbn Hibbân, Sahîh — Hârise hadisi: “Ya Hârise, imanın nasıl?” — “Geceleri uykusuz, gündüzleri susuz; nefsimle mücadele ettim.” — “Sen ârif oldun.”
  • Müslim, Eşribe, 113-116 — Peygamberimiz’in (s.a.v.) oturarak ve üç yudumda su içmesi sünneti; sefer halinde ayakta içmesi rivayeti.
  • Ebu Davud, Libas, 19 — Kırmızı giymekle ilgili rivayetler ve şartları.

Tasavvuf ve Fıkıh Kaynakları

  • İmam Gazâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü’l-Maʿrife — Marifet, ârif olmanın şartları ve zikrullahın marifetteki yeri.
  • İmam Kuşeyrî, er-Risâle, Bâbü’l-Maʿrife — Marifet makamının tarifi ve tecellileri.
  • İmam Rabbânî, Mektûbât-ı Rabbâniyye — Cüz’î irade, küllî irade ve tasavvufta iradenin yeri.
  • Kâlü belâ meselesi — İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’âni’l-Azîm, A’raf 172. ayet tefsiri.

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Kalb, Sünnet, Muhabbet, Tecellî, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı