Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2022 ·

2022 Sohbeti #25 — İmâm-ı Mâtürîdî ve Lâiklik

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2022 Sohbeti #25 — İmâm-ı Mâtürîdî ve Lâiklik. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Açılış Duâları ve Kardeşler Arası Zekât

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayırlı eylesin inşâallâh. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak son nefesinizi hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi Hakk’ı hak, bâtılı bâtıl bilenlerden eylesin. Hakk’ı Hak bilip Hak yolunda mücâdele edenlerden, bâtılı bâtıl bilip bâtıla karşı cihâd edenlerden eylesin. Rabbim cümlemizi son nefesimize kadar Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışarak yaşamayı nasip eylesin. Son nefesimize de buyrun Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühü diyerek son nefesimizi vermeyi nasip eylesin. Son nefesimizde Cenâb-ı Hak’ın cemalini seyrede seyrede nefesini verenlerden eylesin. Kabir hayatımızı bu mânâda Cenâb-ı Hak’ın cennet bâhçelerinden bir bahçe eylesin.

Kabir hayatımızdan sonra mahşerimizi de inşâallâh onun gölgesinde gölgelenen kullarla beraber eylesin. Âmîn. Ağabey kardeşe zekât verebilir mi? Kardeşler birbirlerine zekât verebilirler. Bunda bir beis yok. Mevcûd olan Rusya, Ukrayna arasında olan savaş ile ilgili bir sorum olacaktı. İlki bu durum, Türkiye’nin durumunu nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz. Ve bize ne, dünyevî anlamda ekonomik, ticari, psikolojik olarak tavsiyeleriniz nelerdir? Daha önce tarımla ilgili tavsiyeleriniz olmuştu. Bunun gibi tavsiyeleriniz var mıdır? Diğeri ise mânevî anlamda şu dönem için öngörüleriniz ve tavsiyeleriniz nelerdir? Teşekkür ederim. Hayırlı Cumâlar. Allâh râzı olsun. Kırım, Ukrayna, Gürcistan, Azerbaycan, Osmanlı’nın ilk zamanlarından devam ede gelen bir ilgi alanı var Rusların orayla.

Osmanlılar da malum ilgi alanının içerisinde ve Ukrayna ile Kırım ile hep problem yaşamış. Ukrayna, Kırım kendi kendine kalmamış hiç. Biraz böyle tarih karıştıranlar bunu görürler. Ve tarih boyunca Ruslar hep oradan Karadeniz’e inmek, Karadeniz’den Boğazlar’ından Sıcak Deniz’den ulaşmayı hedeflemişler. Çünkü öbür taraftan Azerbaycan, İran, Irak, Sûriye cenahı daha uzun. Çok yer dolaşmaları lazım. Ama Karadeniz bu manada biraz daha Rusya’nın iştahını kabartmada. Türkiye eğer Osmanlı zamanındaki gibi düşüncek olursa, o zaman Kırım’ı, Ukrayna’yı, Azerbaycan’ı, Gürcistan’ı Rusya’nın eline bırakmaması lazım.


Rusya-Ukrayna Savaşı ve Târîhî Zemîn

Ama Türkiye’nin şu anda öyle bir gücü yok. Mesela Rusya, Kırım’ı, paldır küldür girdi, dünyâ seyretti. Dünyanın da çok fazla yapabileceği bir şey yok zaten. Dünyâ devletlerinin yönetiminde değil. Siz Amerika’nın kendilerinin yönettiğini, İngiltere’yi, İngilizlerin kendilerinin yönettiğini veya ne bileyim Fransa, Almanya, bu tip dünyâ ülkelerinin büyük bir çoğunluğunun kendi kendilerini yönettiğini düşünebilirsiniz. Başta Amerika olarak, Amerika kendi kendini yönetmez hiçbir zaman. Çünkü Amerika’yı yönetenler değişik lobilerdir. Bu lobilerin hepsinin arkasında da büyük bir çoğunluğunda Siyonist-Deccâlist çete vardır. O Siyonist-Deccâlist çete bütün dünyayı yönetmeye çalışır, yönetir. Bunu dünyâ üzerinde şu ülke hariç diyemezsiniz.

İşlerine gelen ülkeyi siyasi, ekonomik, kültürel olmadı, askeri olarak batırırlar. Bu konuda onlara herhangi bir tuzağı da çekebilirler, her şey olabilir. Tabii Rusya’yı da bekleyen böyle bir şey de olabilir. Rusya böyle paldır küldür girdi oraya, Ukrayna ikinci bir Afganistan olabilir. Şimdi artık ülkeleri böyle paldır küldür işgal etmek kolay değil. Çünkü başka devletler geri çekiliyormuş gibi, bir şey yapmayacaklarmış gibi düşünüp davranıp, onların öyle gösterip sonra oraya çok büyük bir askeri yardım yapıp orada savaşı bitirmiyorlar. savaşın olması lazım her yerde. Savaş her yerde olacak ki, silah endüstrisini elinde tutanlar her daim para kazanacaklar. Bazen bu silah endüstrisine destek, paracı dediğimiz öbür finansçılarda onları destekler.

Eğer o silah endüstrisini elinde tutanlar, o finansçıları da yemlerlerse onlar da ne yaparlar? O askeri silahları üreten şirketi ve çeteyi desteklerler. Böyle olunca da şey olur hep devamlı, muhakkak bir karışıklık olur. Çaylarınızı da için. Şimdi Ukrayna’daki karışıklık hem ABD’nin işine geliyor hem Avrupa Birliği’nin işine geliyor hem Rusya’nın işine geliyor hem de Çin’in işine geliyor. Şimdi NATO’nun işine geliyor, NATO diyor ki gördünüz mü bana ihtiyacınız var. Aynı zamanda ABD diyor ki gördünüz mü ben Rusya büyük tehlike ediyordum siz bana inanmıyordunuz. Rusya’nın büyük tehlike olduğu çıktı meydana. Bak ey Avrupa Birliği sen eğer bana biat etmezsen itaat etmezsen Rusya seni bir günde böyle işgal eder.

Almanya’nın kendi silahı var mı? Yok. Kendi askeri var mı? Yok. Orayı kim koruyor? ABD koruyor. Almanya’da sesler yükselmeye başladı artık Amerika buradan gitsin kendi ordumuzu kuralım demeye başladılar. Almanya kendi ordumuzu kuralım deyince de ordu kurulmayacağını gör. sen hala da ABD ordu çöreklenecek oturacak ABD ordan kalkmayacak. Aynı şekilde Almanya Fransa ikilisi kendi orduların Avrupa Birliği’nin ordusunu kurulması lazım diyorlardı. Böyle olunca şimdi bunların hepsi de rafa kalkacak. NATO’ya ve ABD’ye diyecekler ki gel Avrupa’ya yerleş zaten yerleşiyor ABD. Yunanistan’a yerleşti Bulgaristan’a yerleşiyor aynı zamanda da Avrupa’da zaten Almanya’da var şimdi Ukrayna için iyice yerleşecek.

ABD adım adım Avrupa’yı ve Türkiye’yi çevreliyor. Şimdi en zor iş Türkiye’nin. Rusya’nın yanında durmuş olsa Rusya Karadeniz’i kendisine Rus Gölü haline getirecek. Yok Rusya’nın yanında durmasa NATO’nun yanında dursa ki mecbur orada duracak. Bu sefer de Rusya’yla savaşmak zorunda kalacak. Rusya’ya karşı cep alacak. Rusya’ya karşı cep alırsa Irak’ta ve Sûriye’de işi zorlaşacak.


Siyonist-Deccâlist Çete ve NATO Tuzağı

Libya’da işi zorlaşacak. Böyle bir laf var ya aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık diye ince bir çizgide. normalde Rusya bu ara çok agresif. Geçenlerde karışıklık oldu bir Türkiye Cumhûriyeti. Neresiydi? Kazakistan’a gitti oturdu yerleşti mesela bir anda. karşıda göz arasında Kazakistan’da Rusya hakimiyeti var oturdu yerleşti zaten. Normalde şey değil öyle göstere göstere gitti. Saklı gizli değil. Kırma’da göstere göstere gitti. Şimdi Ukrayna’da göstere göstere gidiyor. öyle saklı gizli bir şey yapmıyor. Rusya kendi kimliğini kendi kişiliğini kendi gücünü ve kuvvetini gösteriyor. Böyle bir Şahin Putin de olunca işin başında hiç umursamıyor zaten yürüyor. Ondan sonra kim ne diyecek ona da bakmıyor.

Ama Batı bu konuda beklediği bir şeyi gördü. bunu böyle Batı beklemediği bir anda oldu bu. Yok bekliyor adam onca tank, onca silah bir sınırla yığınak yapar da. Ondan sonra onları tekrar geri mi çeker? Batı biliyor zaten onun bir gün orada patlak vereceğini. Avrupa Birliği de biliyor. NATO da biliyor. Ama ellerinden çok fazla bir şey gelmiyor. işte bütün haber kanallarında var Rusya bütün yurt dışındaki iş adamlarını ve devletin dolar rezervlerini aldı götürdü Rusya’ya. ne ambargası uygulasan ne olacak ki? Burada en sıkıntılı ülke Türkiye. Türkiye buğdayının en büyük kısmını Rusya’dan alıyor. bu çok acı bir şey. Tarım ülkesi olan ülke dışarıdan buğday ithal ediyor. Evet biz aynı zamanda en fazla atıştırmalık ve gıda ihrac eden ülkelerden birisiyiz. hiç kimsenin hakkını hukukunu yemeyelim şimdi bir de. örneğin yerli buğdaydan olan bir ürünü ihracat edemiyorsunuz.

Onun ihrac yasağı var. Ancak ithal ettiğiniz buğdaydan bir şey üretip ihracat edebiliyorsunuz. Ama sonuçta o ihracat mekanizmasının çalışması lazım. En büyük senin buğday ithal ettiğin yer Rusya. Rusya’dan ithal ediyorsun. En başta ülker olmak üzere bütün gıda sektörünün buğdayı Rusya’dan geliyor. Rusya ile aranı bozamazsın. Doğal gazın da Rusya’dan geliyor. Aranı bozamazsın zaman zaman petrol dalıyorsun ondan. Sebebi navlun az. navlun dediğim ne? Nakliyat. Bir de yol emin. Bir güvenlik zafiyeti söz konusu değil. Rusya’dan tırlarla sen buğdayı alabiliyorsun. Gemiyle buğdayı alabiliyorsun. Yolda kimse kota koyamıyor sana. Gemine saldırmıyor. Tırına saldırmıyor. Sen oraya bir de narinciye gönderiyorsun.

Ayrı tarım ürünleri gönderiyorsun. Senin gönderdiğin ürünleri de kimse saldıramıyor. Rusya ile olan ticaret ve bağ her yerden tabir-i caizse bağlanmış vaziyette. Ama bir de tersine düşünelim. NATO’nun içerisinde de Rusya’yı koruyacak, kollayacak olan yegane devlet de Türkiye. Türkiye aynı zamanda bu konuda bugüne kadar çift taraflı oynadı.


Türkiye’nin İki Ateş Arası Dengesi

Ne Rusya’yı küstürdü ne NATO’yu küstürdü. İkisini beraber götürdü. Hadi diyeceksiniz ülkeye NATO faydalı mı? Bence değil. Benim nazımda bir şer odağı NATO. Muhakkak Türkiye’nin NATO’dan sıyırılması lazım. Muhakkak. Ama tabi o güç yok şu anda Türkiye’de. başka bir yerden analiz edecek olursam şimdi. Gemilerimizi Ege Denizi’nde, Akdeniz’inde, muhriplerimizi beş tane birden gemimizi vuran kim? ABD. NATO tatbikatta vurdu. Vurdu, göz göre göre vurdu. Irak’ta, Sûriye’de Türkiye’nin başına dert açan kim? ABD. Sûriye’de her türlü terör örgütünü silahlayan kim? ABD. Irak’ta terör örgütlerini destekleyen onları silahlandıran kim? ABD. Onları Türkiye’ye karşı konuşlandıran kim? ABD. Kıbrıs’ta ayak bağımsız kim?

ABD. Akdeniz’de ayak bağımsız kim? ABD. Burnumuzun dibine Yunanistan Gümülcine’ye, Dedeağaç’a üsleyen kim? ABD. Rusya, Bulgaristan’a bize karşı üsleyen kim? ABD. Bunlar tabii ülke gündeminde yer almıyor. 60 ihtilâlini yaptıran kim? ABD. Peki 12 Eylül yaptıran kim? ABD. Ardından 15 Temmuz’un arkasında kim var? ABD. Ülkedeki bütün kaosun arkasında kim var? ABD. Ülkede Ruslar bizi işgal edecek, Ruslar Türkiye’yi işgal edecek deyip, ülkede solcu, ülkücü, sağcı, Devrimci Gençlik, bilmem neci, terör gruplarını oluşturan, bunları hususi yetiştiren, bunları besleyen kim? ABD. Solcuları da, ülkücüleri de, dev genççileri de, hepsinin bunun arkasında kim var? ABD. Şimdi baktığınız zaman ülkenin bütün kaosik perdesinde, başrolde ABD var.

Ne tarafa giderseniz gidin, ne tarafa yönelirseniz yönelin, Türkiye Cumhûriyeti devletinin bütün kaoslarında ABD var. Ama bizde de ABD aşıkları var. Nasıl ABD aşıkları var? Bunlar böyle söyleyince herkes kızıyor. ABD’nin finans ettiği partiler var. Partilerin büyük bir çoğunluğu Amerika Birleşik Devletleri finans ediyor. Basına Amerika Birleşik Devletleri finans ediyor. Örgütler var, dernekler var, vakıflar var. Amerika Birleşik Devletleri finans ediyor. Bunun en meşhursu Soros. Gezi olaylarının arkasında ABD var. Örneğin, siz onları solcular yaptınız zannediyorsunuz, kızıyorsunuz solculara. Yok, onun arkasında ABD var ve Avrupa Birliği var. Tabii Türkiye’ye karşı yapılan hamlelerin büyük bir çoğunluğunda İsrail, İngiltere, ABD, Avrupa Birliği, bunlar vardır.

Türkiye hep baskı altında, belli bir basınç altında tutmayı düşünürler. Böyle olunca, biz şimdi ABD’den yana tavırı koysak ayrı bir firavun, ayrı bir Deccâl, Rusya’dan yana tavırı olmuş olsak ayrı bir firavun, ayrı bir Deccâl. Avrupa Birliği’nden yana tavırı koymuş olsak o da ayrı bir firavun, o da ayrı bir Deccâl. Hadîs-i Şerîf tecelli ediyor.


ABD ve Ülke Kaosunun Baş Aktörü

Müslümanlar kim haklı, kim haksız, şaşkın, kimi destekleyecekleri ne de şaşkın. Bakın kimi destekleyecekleri ne de şaşkın. Şu anda şaşkın bir vaziyetteyiz. Ülke olarak kendi kendimize düşündüğümüzde şaşkınız. ABD’nin, Avrupa’nın, Mossad’ın, böyle sıraladığım o kimselerin bizim ülkemizde desteklediği Alevi dernekleri var. Desteklediği Sûfî dernekler var. Desteklediği Şehler var. Evet. Bunları araştıramazlar dahi. Bakın bunları araştıramazlar. Direkt belki de irtibat yoktur, etraf irtibat yoktur. Hiç konuşamazlar onlar. Hiçbir şey diyemezler. konuşan dahi kendince bir bakmışsın, aa başka bir yerin vatandaşlığını da almış. Bazen diyorum ya, adam şeyde bir şey diyor, bir şey diyor, bir şey diyor.

Bir bakmış. Bazen diyorum ya, adam şeyde Çeçenistan’da komutandı. Bir baktık İngiliz pasaportuyla İngiliz’den oturmalıdı adam. Gibi. Veya yalan söyleyen tarih utansın diye konferanslar veren, şey ben, ne oldu? Fezli olan? Kadir Mısırlıoğlu. Adam İngiliz, İngiltere’den oturum almış bir kimse. baktığın zaman mücâhid değil mi? Böyle bir mücâhid ki hiç kimse mangaldaki kül bırakmıyor. Veya mücâhid dediğimiz kimse 12 Eylül’den sonra Necmettin Erbakan Hoca İsviçre’den getirildi. Gel parti kur, Müslümanların başına geç diye. Kim? Şey, beşli çete, 12 Eylül darbecileri. Evet. Bunlar böyle sağa sola giderler, serseri mayın gibi ne diyecekleri, ne yapacakları belli olmaz. Sen bunların başında dur, bunlar seni halife bilsin, bunlar seni halife bilsin.

Bunlar seni halife bilsin, bunlar seni îmân bilsin. Burada sakin bir şekilde durun. Biz ne tarafa yönlendirirsek o tarafa yönlendirin. Tabii. Aynı zamanda Alpaslan Türkeş’te. Ben neden aktif siyasetten uzahım? Ben baktığım bir kimseye kendim, bu da mı ya dersin? Geçen cumartesi bayanların sohbetinde dedim. Ümit olarak bir tek dediğim kendi bulunduğumuz topluluktan ümidim var artık dedim. Kimseden ümidim kalmadı. Sebep? adamı biraz kurcaladığında başka şeyler çıkıyor arkasından. Başka şeyler çıkıyor arkasından. Bir bakmışsın adam fıkıhtan faize cevaz vermiş, namazsızlığa cevaz vermiş. Bir bakıyorsun adam sûfî görüyorsun, sûfîlikten feragat etmiş. Bakıyorsun parti, bir bakıyorsun ohooo su köprüyü bölmüş.

Bu sefer diyorsun ki Allâh muhâfaza eylesin. Hiçbir tarafa bakma Mustafâ Özbağ. Ne yapacağım ben kendi kendime? Rüyanda gördüğüne devam et. Böyle bir hayat olabilir mi? Ama yapacak bir şey yok. Hayatı bu sefer otomatikmanın o tarafa bağlıyorsun. Neden? Zahirden kimden ne çıkacağı belli değil. Rüyana göre hareket ediyorsun. Bu da sahi mi? Bu da sahi. Hatiçe sabit mi? Evet. Eyvallâh. Ama yapacak bir şey kalmıyor.


Mücâhid Maskeli Ajanlar ve Fonlanan Dernekler

Çünkü birinin arkasından ne çıkacağını bilmiyorsun. Kimin nereye oynadığını bilmiyorsun. Adam cihâd, mücâhid diyorsun bir bakıyorsun ohooo iğranca çıkmış adam. Biraz daha kurcalıyorsun aaa. İran’da para gönderiyor buradaki bazı yerlere. Evet. Evet evet ciddi ciddi. Suûd da gönderiyor ciddi ciddi. Suûd direkt kendisi olmasa dahi. Sen oradan o bir tane Petro Şeyhi. Tabii. O sana yardımcı oluyor. Sana dergâh yapıyor, tekke yapıyor, sana câmi yapıyor. Senin İslâmî çalışmalarına yardımcı oluyor. Sıkıntı değil. Yapıyor. Dolaylı olarak sana istersen medres yapıyor sana ya. Ne olacak ki sen yeter ki ister. İş problem değil. Avrupa Birliği ne kadar Alevi Derneği varsa hepsinin bakın hepsinin de ne kadar Avrupa Birliği’nden fon alınacaksa şey yapıyorlar.

Ne diyorlar ona? Yok bir şey hazırlıyorsunuz da sunuyorsun. Proje hazırlıyorlar. Sunuyorlar Avrupa Birliği’nden en fazla Avrupa Birliği’nden destek alan dernekler Türkiye’de Alevi Dernekleri, Solcu Dernekler. Evet en fazla destek alan Avrupa Birliği’nden onlar. Onların hiçbir projesi geri çevrilmiyor. Bakın çok basit. Avrupa Birliği projelerinden destek alan projeleri kabul edilen dernekler, vakıflara bakın büyük bir çoğunluğu böyle. Böyle olunca da kimin arkasından ne çıkacağı belli değil. Mevzuyu getirelim şimdi yine Ukrayna meselesine. Zaman gösterecek ama normal değil bu gidişat. Rusya’ya da böyle müsaade ediyormuş gibi görünüyorlar. Zannediyorum Rusya’nın ikinci bataklığı olabilir, Ukrayna.

Afganistan’da da aynı zokayı yutmuştu. Afganistan’da çünkü normalde elini kolunu sallaya sallaya Afganistan’a girdi. Afganistan’da sonra mücâhidler çıktı. Bütün dünyâ üzerinden mücâhidler toplandılar, Afgan cihadına katıldılar. Büyük bir kısmı şehîd oldu onlar fi sebilillah gidiyorlar çünkü ama büyük bir kısmı da orada zengin oldu. Sonuçta onlar cihad edenler sonradan işi de artırdılar. Ondan sonra ne olduğu şeyde adı Tâliban’da bir şey oldu. el-Kâide oldu. Sonra el-Kaide’yi de döndü onu da vurdu. Sonra onu da bir daha tasfiye etti. Ondan sonra DÂİŞ. Şimdi Ukrayna’ya da mücâhidler gidebilir. Bu Ukrayna’da da bir din savaşı oluşabilir. Hatta Türklere diyebilirler burası sizin kadim topraklarınızdı.

Burada Kırımlılar var, Tatarlar var, Türkmenler var, Kazaklar var. O yüzden buradaki ırktaşlarınızı kurtarın diyebilirler bize. Evet çünkü Ukrayna’da Türkler de var, Gürcistan’da da var, Azerbaycan’da olduğu gibi. Kırım Türkü var, Tatar Türkü var o Türkiye devletlerinin hepsinden Karman Çorman her yerde var. Moskova’da da var, Belarus’ta da var, Bulgaristan’da da var. Bulgaristan’daki o göçmenler değil, ayriyetten yerleşik olarak Türkler var orada çok eski kadim. Macaristan’da da var. Zaten Bulgarlar, Macarlar hepsi de Türk oyunların. biz Bulgar olarak görüyoruz onlar Türk, hazarın üstünden giden kollar onlar. Macarlar da Türk onlar da hazarın üstünden gitme. Ukrayna’lılar da Türk onlar da hazarın üstünden gitme.


Tarım Tavsiyeleri ve İktisâdî Buhrân

Orada Kazaklar var, Tatarlar var Ukrayna’da. Orada Türk köyleri de var. iş böyle baktığınızda her yerde Türk var da oralarda da var. Ama bu hadise kısa zamanda bitecek bir hadise değil. Dünyâ ülkelerinin biraz daha borçlandırılması lazım, Dünyâ ülkelerinin biraz daha sıkıntıya gitmesi lazım. Tarımla ilgili tavsiyelerim devam ediyor. Tekrar söylüyorum, boş tarlanız olmasın. Ekin dikin, tarımla alakalı sıkıntı Dünyâ’nın en büyük sıkıntılarından birisi olacak. Ve kendi yiyeceğini üretemeyen ülkeler çok büyük kaoslar yaşayacaklar. Büyük kaoslar yaşayacak. O yüzden küçücük bir bahçeniz de olsa yazın yazdığınızı kışın kışlığınızı dikin. Bir paranız varsa gidin 300 metrekare olsun, alın bir yer, 500 metrekare olsun, alın bir yer, bir bölüm olsun, alın bir yer.

Ama ekin de aldıktan sonra. Aldıktan sonra ekin, gücünüzün nispetinde. Atın içine üç beş tane tohum, sıkıntı yok. Şöyle düşünün, acil bir şey oldu, ben bir aile babasıyım, benim çoluğumun çocuğumun yiyeceğini ben buradan karşılayabilmeliyim. Kendinizce böyle düşünün. Ve muhakkak ekin dikin. Savurganlık yapmayın, borçlanmayın. Lükse şatafata şatata kaçmayın. Giderlerinizi kısın. Bir şeyi ihtiyaç görmekten uzak durun kadınlar erkekler. Bu konuda dikkatli olun, asla ve asla borçlanmayın. Sûfîce yaşayın. Uzun müddet ekonomik olarak ben rahat yüzü görüleceğini düşünmüyorum. Bu sadece hükümeti ilgilendiren bir konu değil. Bu dünyâ ekonomisi ile alakalı. Hükümetin de bunda payı var mı? Evet var. Ama bu genel dünyâ ekonomisi ile alakalı bir büyük bir kaos var.

Ticaretinize devam edin, işlerinize devam edin. İşsiz kalmamaya gayret edin. Öyle ufak tefek meseleleri iş yerlerinde problem haline getirip resti çekip işi bırakırım noktasına gitmeyin. Bu konuda da bir şey yapmayın. Böyle ufak tefek meseleleri iş yerlerinde problem haline getirip resti çekip işi bırakırım noktasına gitmeyin. Bu heva hevesinize uymayın. Evlerinizde tatlı tatlı geçinin, çocuklarınızı düzgün yetiştirin. Asla israf ve savurganlığa düşmeyin. Allâh muhâfaza eylesin. Hocam madde bağımlısıyım ne yaptıysam kurtulamadım. Ama şu an 10 gündür kullanmıyorum. Aileme ve sevdiklerime bir elimden gidiyor duanızı istiyorum. Rabbim nerede varsa kurtarsın inşâallâh. Bu madde bağımlılığı kadar Türkiye’ye yapılmış daha büyük bir kötülük yok.

Bu dünyâ üzerindeki insanlara en büyük kötülüklerden birisi bu. Deccal bu konuda çok hızlı çalışıyor.


Madde Bağımlılığı Belâsı ve İdâm Talebi

Ve ne yazık ki bizim ülkemiz bununla tam bir mücâdele edemiyor. Ve öylesine bir artış da artıyor ki. O yüzden çocuklarınızı, arkadaşlarınızı, çocuklarınızı derken sadece erkekleri değil kız çocuklarınızı da. Artık bu uyuşturucu belası kız erkek tanımıyor. 14 yaşındaki bir kız dahi bu madde bağımlısı. 15 yaşındaki bir kız madde bağımlısı. 14-15 yaşındaki genç bir çocuk madde bağımlısı. Bir sigara ile başlıyor. Bir sigara. O madde bağımlılığı normalde o sigaraya başladı derken sigaranın ucunu çıkarıyorlar tütünü. Küçücük bir kırıntı koyuyor. Onun üstüne de tütünü koyuyor. O çocuk sigara içti mi zannediyor. sınavdan bunaldı. Yok sevgilisinden ayrı bunaldı. Yok sevgilisi ona merhaba demedi bugün.

Yok sevgilisi trip attı ona. Çok canı sıkkın, çok morali bozuk. Ver bir sigara arkadaşınla. İçti bir sigara. Aha ne kadar güzel her şeyi unuttu. Güzelmiş bu sigara. 2. 3. Tamam bitti. Oldu madde bağımlısı. Bugün haberlerde vardı. Uyuşturucu için annesini öldürmüş babasına ağır yaralı. Uyuşturucu parası için. Kendi hanımını satanı mı ararsın? Kendi kız kardeşini satanı mı ararsın? Kendisini satanı mı ararsın? Annesinin bileğini keseni mi ararsın? Bilezik için. Babasını dövüp dövüp, Bilezik için. Babasını dövüp çarpan babasını biçaklayanı mı ararsın? Bu madde bağımlılığı o kadar kötü bir melanet. Ve ben ta 30 yıldan beri diyorum. Bu maddeyi üreten, getiren, satan bunlara idam kararı çıkması lazım.

Bunlara idam kararı çıkmazsa, bu madde ile mücâdele edemezsin. Bu eroin, imalat eden, satan, ne bileyim o bir o meddir bilmem nedir bir sürü var ya yeni çıktı bunlar. Bunları satan, adam satıyor mu? Evet. İdamdan direkt satarken yakalandığı anda idam edeceksin. Satarken yakalandığı, tespit edildiği, idam edeceksin. Direkt. Hem öyle mahkemesini uzatmayacaksın. Direkt idam edeceksin ve bu uyuşturucuyu maddeyi imal edenler, satanlar, ithal edenler idam edilmediği müddetçe bu devam eder. Bakın bu uluslararası Deccâlî çete bu uyuşturucu piyasasını da elinde tutuyor. tasvîb ederim etmem bu ayrı bir mesele. Neydi o peker dışarı çıktı ya? Sedat Peker. Adam uyuşturucu maddeye çıkmış. Çıktı ya. Sedat Peker.

Adam uyuşturucu trafiğini anlatıyor. Kim anlatacak bunu zaten böyle adamlara anlatacak. Bursa müftüsü anlatacak değil ya o trafiği. O giden zaten elindeki kitabı okumasını bilmiyordu okuyamıyordu. Şimdi zaten ne o? Diyânet Vakfı’nın başkanı olmuş. Kim anlatıyor bunu? Peker anlatıyor. Bakın anlattığının hiçbirisini soruşturmadı devlet. Onu da takip ettim. Onu da takip ettim. Demek ki bu uluslararası çete bu Deccâlî çete uyuşturucu trafiği elinde zaten. Oradan pay alıyor. ABD bunun başında. Avrupa bunun başında. Ve bu uyuşturucuyla mücâdele edilmiyor ülkede. Çok basit. biz Avrupa Birliğine gireceğiz diye idam cezasını kaldırdık. Şimdi polisimizi şehîd eden askerimizi şehit edeni ceza ürünlerinde besliyoruz.

Uyuşturucu baronlarını ceza ürünlerinde besliyoruz. Adamlar zaten ceza üründe de işlerine devam ediyorlar. Zehirlemeye devam ediyorlar. Satış devam ediyor. Benim büro’nun bulunduğu yerde bildiğiniz satış devam ediyor. O bölgede var. Adamda elektrikli sakat arabası var izliyorum ben. Geldi geldi geldi yolda birisi bekliyor. Ben de izliyorum şimdi beni görmüyorlar. Ben büro’nun içindeyim içerisi görünmüyor ya ben izliyorum dedim. Bunda bir şey var. Böyle konuşurken adam zulayı tak adama verdi. Böyle küçücük bir şey. Adam da aldı yürüdü gitti. Köşede dedim ki lan dedim polisler dedim benim buraya gelene gidene bakıyorlar. Kim girdi kim çıktı dedim adam burada uyuşturucu satıyor onu gören yok. Ben şimdi şey oldum ya kendimce bir şey yakaladım ya dedim burada bir şey var.

Bu köşede dedim trafik var. Benim tam karşı köşem. Ben şimdi bakıyorum pat hemen çıkıyorum ben şimdi camdan bakıyorum izliyorum. Adam kasklı motor sikletli. Ben şimdi şey oldum ya kendimce bir şey yakaladım ya dedim burada bir şey var. Ben şimdi bakıyorum izliyorum. Adam kasklı motor sikletli geliyor orada motor çalışır vaziyette. bir şeyi konuşuyormuş gibi yapıyorlar böyle muhabbet ediyorlar. Ben izliyorum hiç gözümü dahi kırpmıyorum. Hemen küçücük bir paket. Kasklı zaten adamı tanıman mümkün değil kim olduğunu. Adam yürüp gidiyor. Ama ben bunu yakaladım. Bir sefer şeyde polisler kapının önüne geldiğinde sivil ya şimdi. Ben bağırıyorum memlekette uyuşturucudan geçilmiyor bizim kapımızda polisler duruyor diyorum.

Ben bakıyorlar bana uyuşturucuyla mücâdele edeceklerini diyorum ben. Mustafâ Özbağ ile mücâdele ediyorlar. Allâh hepsini de lanet etsin diyorum.


Namaz, Günah ve Mehir Meselesi

Uyuşturucuyla mücâdele etmeyen bundan para kazan Allâh hepsini de lanet etsin. Sebep ülkenin gençleri zehirleniyor. Orada kullanan birisi var. Ben her gün yavrum yapma etme bırak şöyle böyle anlatıyorum hocam. Ya sen çok iyi adamsın. Bak herkes beni itti sen beni itmiyorsun. Yapma kurtul bundan diyorum adama. Adama en son onu dedim. Bundan kurtulmak için dedim esrare başla. Böyle baktı bana dedim yavrum. Bak dedim kötünün bir en yüksek kötüsü var bir de dedim alçak kötüsü var. Kötünün de iyisi var dedim. kötü ya kötünün de iyisi var. Sen dedim esrar iç. Bu dedim kimyasaldan uzak dur dedim. Ya baba sen nasıl bir adamsın ya dedi. Ya ilk defa birisi bana böyle söylüyor oğlum yapma. Esrar bunun yanında dedim melaike gibi yapma.

Şimdi bir gün şunu bir sabah o çocuğun bana söylediğini söyleyeyim mi size? Bir sabah bana dedi ki baba ya dedi hep sen geldin gözümün önüne bu gece dedi. Dedim ne oldu? Baba bir kız geldi dedi yemin ediyorum daha 20 yaşında dedi illaki dedi kullanmak istedi dedi. Hep sen geldin gözümün önüne dedi. Her şeyimi al dedi dedi sabaha kadar beni kullan ama bana bir uyuşturucu ver dedi dedi. Demiş ki git ben demiş hacı babanın yüzüne yarın sabah nasıl bakacağım demiş ya. Ya demiş bu hacı baba ki burada benim bir hacı babam var demiş ya git bak işine demiş ya. Yalvarmış kadın kız ona bu dönüp bakmamış böyle. Bir de şey yapmış ben tövbe ettim ilgilenmeyeceğim bundan sonra demiş. Bana dedi ki ya baba ya dedi bütün gece gözümün önündeydin dedi ya.

Sen nesin dedi ya bana oğlum ben bir şey değilim dedim. Yok baba vallahi kızırsın sen ya dedi bana. Ulan oğlum bırak böyle şeyler dedim. Sen yeter ki şundan tövbe et şunu bırak şunu bırak. Bu uyuşturucu gerçekten gerçekten gençlerimizin belini büken perişan eden dağıtan bir melanet. Allâh kardeşimize yardım etsin. Onu kurtarsın bundan inşâallâh. Rusya, Ukrayna. Oyyy herkes bunu sormuş demek ya. Siz ülkenize iyi sahip çıkın. Vatanınızı milletinize iyi sahip çıkın. Birliğinizi beraberliğinizi koruyun. Ve bakın ben her zaman için bunu derim. Derim ki artık dünyâ üzerinde güvenli bir ülke yok. Bizim gibi ülkelerin içerisinde. Sebep iki tane füze ile adam sana savaş açabilir. Göz göre göre senin uçağını düşürebilir.

Göz göre göre senin gemini batırabilir. Göz göre göre yanlışlık olmuş deyip senin bir şehrini bombalayabilir. Bizim gibi ülkelerin asla güvenliği yok. O yüzden ülke olarak biz bu meselede uyanık olmalıyız. Diri olmalıyız. Ve düşünebiliyor musunuz? İnsanlar canavre ile bugün haberlerdeyiz dedim. Marketleri dolduruyorlar. Bankaların önünde kuyruk olmuşlar. Kendilerince haklılar. parasız kalmamak için, bir şeysiz kalmamak için düşünebiliyor musunuz şimdi o insanların yaşadığını? Allah ülkemizi ve milletimizi muhafaza eylesin inşâallâh. Namaz esnasında esneme gelirken zikrullâh alakalıların da esneme gelmemesinin sebebi nedir? Esneme gafletten, hapşırma Rabbinden. Namazı gafletle kılıyoruz da o yüzden.

Rabbim gafletten kurtarsın. Âmîn. Bir insan Allâh’ın dediklerini her gün harfiye yerine getirirse ölümü nasıl olur? Harfiyyen yerine getirmesi zor bir insanın. Biz hepimiz kuluz, beşeriz, şaşarız, günah işleriz. Bizim günah işlemeyeceğimiz bir gün, bir saat olmaz. Hepimiz günah işleriz. Ama biz genel olarak farzları yerine getirirsek, Cenâb-ı Hak aradaki küçük günahları affeder. Sabah namazını kıldın, öğleydi kıldın. İkisinin arasında küçük günahları Cenâb-ı Hak affeder. Perşembeden perşembede zikrullâha gelsen haftalık aff olmuş olarak kalkar gidersin. Böyle yaşayan bir kimse nasıl ölecek? Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Hadîs-i Şerîf. Nasıl hisseder? Ben gayet iyi hissediyorum kendimi. Kendimce diyorum ki Cenâb-ı Hak’a hamd ü senâ olsun.

Rabbim onun yolunda eylesin inşâallâh. Cümlemizi yolunda olanlardan eylesin. İnternette böyle bir kişi ölürken şifa bulur gibi ölür diyen birisini gördüm. İnsan bunu bilebilecek ilme sahip midir? Cenâb-ı Hak bahşederse sahip olur. Kabirde beş nurlu yüz geleceği söyleniyor. Doğru ise onlar nelerdir? Sen o nurlu yüzleri burada tanımaya bak. Kabire bırakma. Onur Efe’nin babası için on üç tevhîd atmi, bir Kur’ân atmi, yüz ihlas, yüz altı Yasin-i Şerif. Bana da söyleyenler oldu özelden. Hepsini inşâallâh bugün duayı toparlarken Adnan kardeşi hepsini toptan bağışlasın inşâallâh. Kadın şunu yaparsa mehirini alma hakkını kaybeder. Ya da kocası ondan mehri geri alabilir diyebileceğimiz bir madde var mı?

Hiç okumadım. Kadın şunu yaparsa mehri… Çünkü mehir ödenmesi gereken o ana kadar ödenecek onu. Şimdi mehr-i müeccel olarak yapılıyor ya, mehr-i müeccel olunca o erkeğin ona borcu. Kadın ona ne yaparsa yapsın. İsterse terk etsin gitsin. O adamın, kadının hakkı. Kadın evlendi, ikinci gün çekti gitti. Erkek ona tazmînât davası açar. Mehrini geri almak için uğraşamaz. Tabi bizde mehirler ödenmek için konuşulmuyor. Aslında mehri ödeme şartıyla konuşmazsa bir kimse aldattım kandırdım derse hadîs-i şerîf var. Günah-i kebariş diyor kimse. Mehir ödenmek üzeredir. Kadın helâl etmezse helâl etme hakkı helâl edecek diye de bir kaide yok. Bir erkek kalkıp da bu ben kendi nefsim için söyleyeyim onu.


Kibir — Kime Karşı Sergilenir

Bir erkek kalkıp da kadına bana mehrini helâl et demesi dahi hoş bir şey değil. Ben kendi nefsim için söylüyorum onu. Ödeyemeyeceğin bir şeyi taahhüd etme. Yapamayacağın bir şeyi ben yaparım deme. Bazen arkadaşlar geliyorlar ya bana ben diyorum ki git Hâlid Hoca senin mehrini bitsin. Hâlid şimdi erkekten tavır koyuyor yapma diyor yarıya kes şu kadar ver bu kadar ver diyor. Onu neden gönderiyorum ona yapma ödeyemeyeceğin bir şeye söz verme. Ben neden geri durmak istiyorum? Ben bütün kardeşler bütün derviş kardeşler hepsi de benim erkekler evladım erkek evlat gibi. Bayanlar da kız evlat gibi. Birbirinden nasıl ayırt edeceğim ben? Anlaşmadan geldin mi bana gelmeyin diyorum ben o yüzden diyorum.

Ben 5 kilo edeceğim. bunun bende hikayesi var bende hikayesi olduğu için ben 5 kilo edeceğim gelmeyin bana. Mehrinize anlaşın kendi aranızda ödeyeceğiniz şekilde anlaşın. Sonra gidip de hanımının önüne bana mehrini helâl et. Ne helâl ediyorsun ne istiyorsun onu bir daha isteme. Allâh’a yalvar yarabbi bu mehri ödeyecek bana güç, kuvvet, kudret, akıl, ferâset ver, ticaret ver de Cenâb-ı Hak sana onu versin sen de öde. Sen ne ama geri fites takıyorsun ki? Geri fites takma. 5 kilo ise 5 kilo ben 5 kilo öderim de yürü. De ki 1 kilo 1 kilo de ki 100 gram 100 gram. Örnek. Veyahut da ne mehri ben isterim senden mehirde evleneceğin zaman. erkeğin isteme şeyi yok da sünnet de yok ama. De. De ki böyle böyle ben evlenirim ama bana bir tane daire alacaksın de.

Bayana. Olabilir. Mustafâ Özbağ gibi aldanmayın. Olmayın. derler ya şimdi kalkın olsaydı diye. Bu o yüzden ama bu bilinmez tabi insanlar konuşurlarken böyle mehirle alakalı. Şey yapmayın. Ne o? Ödeyebileceğinizi söyleyin. Ödeyebileceğini ben ödeyemem de ben 50 gram öderim ben 100 gram öderim. Veyahut benim cebimde bir koyun parası var kaç para bir koyun şimdi? Said ne kadar bir koyun? 2000 lira. 2000 lira tamam. Hanefîler en az bir koyun parası demişler. Mehir en azı. Al 2000 lira bir koyun parası benim bu kadar param vardı. Bu kadar. Bu ayıp değil günah değil. E 5 kilo altını konuş ondan sonra kıvrım kıvrım kıvran nasıl ödeyeceğim diye. Ben ödeyemem öderim ödeyemem. Daha ileri söyleyeyim ödemem.

Benden birisi 5 kilo altını istemiş olsa Allâh yolunu açık etsin derim ya. İşin gücün nasıl gelsin derim. İşin gücün nasıl gelsin derim ya. Allâh muhâfaza eylesin. Ama ondan sonra da adamlar geri dönecek yer arıyorlar. Yok geri dönecek yer yok. Mehri konuştum bitti bitti. O kadının hakkı. Bu ilk defa bunu söylüyorum arkadaşların arasında. Geri dönüp de bunu helâl et deme. Yok. Allâh’tan ödemek için yardım dile. Kibir insanda fıtrî bir şey midir? Evet. Sonradan oluşan bir hastalık mıdır? Artması sonradan hastalıktır. Herkeste hepimizde kibir vardır. Kibri kullanacağımız, uygulayacağımız yer önemlidir. Kibirlenene kibirleniniz. Bakın uygulanacak yer var. O zaman bende kibir yok diyen yalan söylüyor.

Senin damarlarında dolaşıyor. Bende kibir yok derken dahi kibir sergiliyorsun. Evet. Hepimizde kibir vardır. Ama kime kibirlendiğimiz önemli. Müslümanların düştüğü hata birbirlerine kibirlenmeleri. Müslümanlar, mü’minler birbirlerine kibirleniyorlar. Mesela bir mü’min münâfığa kibirlenemiyor. Bir mü’min kâfire kibirlenemiyor. Bir mü’min kâfire kibirlenemiyor. Bir mü’min bir firavuna kibirlenemiyor. Bir mü’min zulmedene kibirlenemiyor. Müminlerdeki hastalık bu. Mü’minler zayıf gördüğüne kibirleniyor. Sûfî görünce kibirleniyor. Mü’minler kendisini dev aynasında görüyor. Etrafındakinden kibirleniyor. Bu şuna benziyor. boyuna İran, İsrail ile düşman ya. Hümeyni geldiğinden beri düşman. Daha İran’ın İsrail’e bir tane attığı mermi yok.

Düşman mı düşman ama. Suûd, İsrail’e düşman mı düşman bir tane mermi yok daha. Ürdün, İsrail’e düşman mı düşman bir tane mermi yok daha. Mısır, İsrail’e düşman mı düşman bir tane mermi yok daha. Türkiye’deki dini siyasetçiler, dini cemâatler, tarîkatlar hepsi de. İsrail’e düşmanlar mı düşmanlar hiç alakası yok. cihâd’a hepsi de. Bu da onun gibi bir şey. Müslümanlar birbirlerine kibirleniyorlar. Burada biz hep beraber bir topluluğuz değil mi kardeşiz. Birbirimize kibirleniyoruz biz. Biz birbirimize höykürüyoruz, birbirimize kızıyoruz, birbirimize biz çatıyoruz. Birbirimize eleştiriyoruz biz. Biz birbirimizin boğazını sıkıyoruz. Bu küçücük bir yerde dahi bu oluyorsa artık siz düşünün Müslümanları.

İnsanlar burada kenetlenemiyorsa tam anlamıyla artık siz Müslümanları öyle düşünün. Neden böyle diyorum kenetlenemiyorsa burada diye. Burada para yok, pul yok, makâm yok, mevkî yok, iş yok. Devlet dairelerine, belediyelere seni işe kaçacağız, şunu yapacağız, bunu yapacağız, devşirme yok. Yok bizim aramızda, içimizde böyle şeyler yok. Makam yok. Câfer’e dedim, Câfer yazayım icâzetleri de dedim hazırlayalım.


Mürşide Bağlılığın Kâtî Ölçüsü

Ondan sonra bak dedim benim üzerimde şey kalmasın dedim. Ondan sonra vebal gibi bir şey kalmasın dedim. Ölürüm giderim ölüm ne zaman geleceği belli değil. Dedim yazayım, böyle bak duvanı böyle ondan sonra boynunu bitti. Efendim bizim aramıza makâm girmese dedi. Oh dedim lan Câfer dedim, millet dedim icâzet peşinde koşuyor. Sen diyorsun ki dedim, bizim aramıza makâm girmesin. Böyle bir şeye gerek yok diyorsun sen dedim. E hadi senin dediğin gibi olsun dedim. Kaldı. makâm yok bizde. Para yok, pul yok, hiç bir şey yok. Bizim kendi aramızda dahi tam bir kenetlenme olamıyorsa düşünün siz Müslümanların halini. Biz önce iğneyi kendimize değil çoğaldızı kendimize batıralım. İğneyi başkalarına batıralım.

Bizde dahi böyle parmak sallayarak insanları îkâz edeceğim diye uğraşan varsa, sesini yükseltip de arkadaşlarına kardeşlerine bağırıp çağıran varsa, dur kardeşim ya Allâh muhâfaza eylesin. Bu büyük sıkıntı. O yüzden Müslümanlar birbirlerine kibirlenmeyecekler. Müslüman kibirlenecekse bir de kendisiyle savaşan kâfire, kendisiyle savaşan münâfığa, kendisiyle savaşan fâsığa, kendi dinini küçük veya dindarlığını küçük gören, çünkü bir kimse birinin dindarlığını veya birisinin dinini küçük görürse münâfık hükmünde olur. Çünkü dinle alakalı bir şeyi küçük görmek küfürdür. Sen birisinin sarıyla alay edemezsin. Sen o şahısının sarıyla alay ediyorsan küfür ehlisin. Tecid-i îmân tecid-i nikah gerekli.

Sen bir kimsenin zikrullâhını zikrullâhıyla alay edemezsin. Sen zikrullâhla alay edersen küfür ehlisin. Sen bir kimsenin sufiliğini alay edemezsin. Hatası kusuru olabilir. Onun dervişliğini alay konusu edemezsin. Edersen küfür ehl olursun. Allâh muhâfaza eylesin. Böyle bir kimseye kibirlenilir. Adam dervişleri hor-hakir görüyor mesela, örneğin. Hepiniz de böyle isiniz zaten. Ona kibirlen. Kibirlen. Hop kardeş. Ne o? Nasıl yani? Sen nasıl bütün dervişleri böyle bir kefenin içerisine koyarsın? Kimsin sen? Biz onu diyemeyiz ki ona. Hele o zenginse, hele o siyasetçiyse, hele o bürokratsa, hele bizim onunla işimiz varsa, adam dervişlere de, sûfîlere de, zikir ehline de atar, tutar, söyler. Biz ona içimizden söyleriz.

Var ya Âyet-i kerîme kalben buğzet diye, en kolayı bu. Öyle değil. Dinini yarısını götürdün orada. Sen ona hakikati konuşmadın, dininin yarısı gitti. Neden konuşmadın? Makamından konuşmadın. Neden konuşmadın? Siyasetçisinden konuşmadın. Neden konuşmadın? Bürokrat diye konuşmadın. Neden konuşmadın? Zengin diye konuşmadın. Neden konuşmadın? Neden konuşmadın? Menfaatini elden gidecek diye konuşmadın. Evet. Dininin yarısı gitti. Müslüman böyle düşünmüyor ki. Müslüman böyle düşünse zaten adam duracak ya. Dur diyecek ya. Dur diyecek. Sen git hadi bir solcunun yanında lenini hakaret et hadi. Bir gör. Sen git hadi solcunun yanında maya bir hakaret et de gör. Sen git hadi solcunun yanında maya bir hakaret et de gör.

Sen git hadi solcunun yanında maya bir hakaret et de gör. Sen git bir ülkücünün yanında türkçeşe söv de bir gör. Dünyâ kaç köşeymiş? Git söv. Dünyanın kaç kucak olduğunu öğren. Ama Müslümanlara önüne gelen atar. Önüne gelen laf söyler. Müslümanlar da susar. Dervişler de susar. Sûfîler de susar. Evet. Kimse ağzını açmaz. Kimse ağzını açmaz. Ama birbirlerine gelince böyle ooo kibirlenirler. Kibirlenene karşı kibirleniniz. Hadi şerifini doğranıp uygulayabilmek için kimlere karşı kibirlenebilir. Kimlere karşı kibirlenemeyiz. Eee anlattık bunu zaten. Bir mürîdi mürşidi ile olan bağını sevgisini kuvvetlendirmesinin yolu nedir? Nelere dikkat etmelidir? Valla ben öyle herhalde kurdum sistemi. Herkesin bir kendince mürîdliği vardır.

Bir, Şeyhimiz bir şey dediğinde onun hilafına bir şey yapmadık. Bazen arkadaşlar da görüyorum ben böyle bunu yapma diyorum. Seviyor ya o, yapıyor. Kendince yapma dediğimizi yapmayı sevmek olarak görüyor. Bağ seviyorum demekle olmaz. çünkü ölçüsü Kur’ân’da var. Ey Habibim de ki bana bu şeyleri yapma dediğimizi yapma. Neymiş Allâh’ı sevmenin ölçüsü? Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine uyumak. Havada kalmıyor. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini seviyorsa bir kimse bana bir şey yapmaz. Neymiş? Neymiş? Neymiş? Neymiş? Neymiş? Neymiş? Neymiş? Neymiş? Neymiş? Neymiş? Neymiş? O nasıl bir kimse? Onun sünnetlerini işler. Üstadınla bağı kurdu. Üstadını seviyorsa onun da yap dediğini yapar, yapma dediğini yapmaz.

Günlük işleyişin içerisinde veya hatta ne dergâh veya hatta ne bileyim bir topluluk var. Şunu ne yapalım? Bunu böyle yap. Şunu şöyle yap. Bitti. Ne vazifen senin burada? Yerleri süpürmek. Düzgün süpürsen. Üstadınla bağı mı kuracaksın? Evet, sen o vazifeni düzgün yap. Dediğini uygula. Şimdi bazen arkadaşlar da şöyle bir şey oluyor. Ya bunda bir sıkıntı yok ya. Bunu böyle de yaparız. Sana nasıl yap dedi? Böyle yap dedi. Yapsana sen onu öyle.


İstihâre Rüyâsı Vasiyyeti ve Cemâat Ayrılışı

Yapıyorsun sıkıntı çıkıyor zaten. Sen kendi kafana uyuyorsun. Sıkıntı çıkıyor. Yaptığım caiz de oğlum her caiz yapacaksın diye bir kaydım var. Sana yapma demiş yapma. Sana buradan gitme demiş gitme. Ben kendim nefsimden örnekliyorum. Ben böyle yaşadım. Nefsimize ağır gelen yerler oldu. Zorlandığımız yerler oldu. Oldu. Patinaş çektiğimiz yerler oldu. Oldu. Ama harfiyyen uymaya çalıştık. Şeyh Efendi de gözü kapalı Allâh rahmet eylesin. Bana ne diyecekse dedi. E, Cenâb-ı Hak hamdolsun biz de kâr zarar hesap etmedik. Ne dediyse yaptık. Bunu bırak dedi bıraktık. Bunu yapma dedi yapmadık. Şeyh Efendi bunu yapma dedi ama bu caiz bir şey yapmadık. Bunu yapalım öyle bir şey düşünmedik yani. Hiç aklımızın ucundan geçmedi.

Caiz olup olmasın olmamasın dahi sorgulamadık. Şeyh Efendi yapma dedi yapmayayım ben bitti. Bunu yap dedi ben yapmadım. Bitti. Bunu yap dedi ben yaparım. Beni ilgilendirmez. Millet ayağa kalkar kalksın bana bunu yap demiş. Yap dedi şey harâm mı değil tamam bitti ben yaparım. Biz bağı böyle kurduk ben kendimce. Ben zaten o bağın üzerine başka bir bağ kurmam mümkün değildi. Ben o yüzden bir ömre esnasında oğlum Mustafâ Efendi biz vefat ettikten sonra herkese söyle istihâre yapsınlar. Rüyalarında gördükleri bir şeyhi intisâb etsinler diye ben öldükten sonra böyle böyle yapsınlar dedi. Emredersiniz efendim dedim. Efendim bana müsaade edin ben bundan beri olayım dedim. Senin yapmana gerek yok dedi.

Senin istihâre yapmana gerek yok dedi. Sen dedi zorlandığında dedi bize istediğin zaman bize sorabilirsin zaten cevabını da alırsın oğlum dedi. O yüzden dedi senin bir yere intisâb etmene gerek yok dedi. Allâh râzı olsun efendim dedim. Ama bu dedim vasiyetinizi herkese bildireceğim dedim. Bana bir şey daha söyledi sakın a oğlum oldu mu deyip de meydana çıkma dedi. Emredersiniz efendim dedim. İstihare yapsınlar. Kimin rüyalarında görüyorsa herkes gitsin rüyasında gördüğüne intisâb etsin dedim. Emredersiniz efendim dedim. Şeyh Efendi vefat ettiğinde de zaten herkese bunu cd’lere doldurduk gönderdik zakirlere filan. Kimse izletmedi bile dervişlere. Herkes kendine pay çıkarmaya kalktı çünkü. Bizde tuğra gâfil ilan ettiler.

Herkesin işine öyle geldi. Sustuk biz seslenmedik. Biz şeyhimizin vasiyetini yerine getirdik. Cd’ye çekip vasiyetini açıkladık mı açıkladık bitti. Geri kalan bizi ilgilendirmedi. Şimdi bir kimse üstatla bağ kuracaksa farzları yerine getirecek. Haramlardan uzak duracak. Sünnet-i seniyye işlemeye gayret edecek. Derslerine zikirlerine devam edecek. Üstadının ama bireysel ama cemâat halinde yap dediğini yapacak. Orada hevâ hevesine yol aşmayacak. Kendince kendine bir yol aşmayacak. Benim bildiğim intisâb benim bildiğim bağlılık bu. Benim bildiğim bu. Benim yaşadığım da buydu. Ben kendimce 18 yılı böyle bitirdim. Ben o yüzden arkadaşlara derim. Arkadaşlar rüyanızda görüp de ders alın. Kimi rüyanızda görüyorsanız gidin ondan ders alın.

Bu işin en önemli kurallarından birisi. Ondan sonra ona itaat et. Diyor Allâh’a itaat edin, Resûlüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Sonra da itaat et. Dinle. Nefsine uyacaksan kendi hevâ hevesinin yolundan gideceksen bağlanma bir üstada. Evet. Dinlemeyeceksen bağlanma kardeşim. Çok rahatım bu konuda. Sebep, ya canım kardeşim sen kendi kendine heder ediyorsun sonra. Herkes derviş olacak diye bir kaide yok. Herkes sûfîlik yolunda gidecek diye bir kaide yok. Burası siyasi parti değil ki veya burası X cemâat değil ki biz çokluğumuzla övünelim, herkesi toparlayalım. Burada biz para toplamıyoruz, pul toplamıyoruz veya çokluğumuzla övüncek değiliz. Vay ne kadar kalabalık deyip de madalya takacak değiller bize.

Biz kardeşler olsa da zikrullâh yapacağız, olmasa da yapacağız. Toplansalar da yapacağız, toplanmasalar da yapacağız. Ben Bandırma’de de çok tek başıma ders yaptım, Ödemiş’te de yaptım, Bursa’da da yaptım. Bazı değişik yerlere gittiğim zamanlar oluyor, böyle kendi kendime gidiyorum, hiç kimse dinlemiyor. Camiye gidiyorum, câmide insanlara böyle akşam namazından sonra bir şeyler söylemeye çalışıyorum. Çekip gidiyor, bazen aylarca, yıllarca öyle gittiğim yerler oldu benim. Hep kendime şunu dedim, Mustafâ bu arada, sen kalabalık mı arıyorsun? Sen Allah rızası için gelmişsin, burası senin de yürüp gittiğin bir yer. Burada canım, bu da benim için. Sen Allah rızası için gelmişsin, burası senin de yürüp gittiğin bir yer.

Burada Cenâb-ı Hak ne nasip eder bilinmez. İllaki kalabalık olacak diye bir kaide yok. Çoğaltan da eksilten de Allah, sen Allâh yolunda gayret ediyalnız çalış, çabala. Çalış, çabala, ben ona baktım. O yüzden rüyasında gören ders alacak, rüyasında görmemiş. Eyvallâh, Allâh yolundan çık etsin. Gerçekten, nasibi neredeyse arayacak bulacak.


Dükkân Satışı ve Hac Farzı Menkıbesi

Veyahut da bizden ders almış, rüyasında görmüş. Sonradan başka bir kimseyi rüyasında görmüş, ondan ders alıyor. Gitsin alsın, gelsin el allah’sın alsın. Eyvallâh, hiç sıkıntı yok. Rüyasında görmemiş, çekmiş gitmiş başka bir yerden ders almış, bir daha gelmesin buraya. Evet. O nefsine uymuş, o bırakmış gitmiş. Gelmesin buraya. Bizim sözlerimiz ağır gelir ona. Ya ben giderim de, yalvarırım da, yakarım da, şöyle. Yok canım kardeşim. Sen uzak dur bizim meclisimizden. Dersini almışım, ben almışım. Bunlara zikri yasaklamıyorum zaten. Gelin diyorum. Gelmek istiyorlarsa geliyorlar zaten. Ha onlar bir kriplik not alıyorlar mı benden alıyorlar mı? Bunu da öyle saklayacak, kesecek değilim. Kimsenin de ahir bir özelliği yok.

Bunun da dikkat ederim. O benimle bir çizik alır, bir çizik yer. Ben kendimi saklamıyorum. Yapma dediğimi yaptı mı bir kimse benimle bir çizik yer. Ben saklamıyorum kendimi. Ben sana yapma dedim mi bunu? Dedim neden yaptın? O çiziyi yersin benden. Sen kim olursan ol. Sen kim olursan ol. O yüzden bu konuda tırnak içerisinde, mürşide, bağlılık aynı zamanda itaat-i getirir. Biz farzlardan eksikliğimiz olmayacak. Biz namazlarımızı kılacağız, farzlara riayet edeceğiz. Yolumuzun olmazsa olmazı. Biz Sünnet-i Seniyye’yi işleyebildiğimiz yere kadar işleyeceğiz. Yolumuzun olmazsa olmazı. Biz nâfilelerle Allâh’a yaklaşmaya çalışacağız. Olmazsa olmazı. Üstadımızı dinleyeceğiz. Ama bireysel ama toplumsal.

Bireysel ama toplumsal. Bireysel söylediklerim de var. Topluma da söylüyorum. Arkadaşlar bunları yapmayın. Yapmayacak o kimse. E yaptı canım kardeşim ya. Sana yapma demiş. Ne yapma yapıyorsun? Yapacaksın, açmazın var, şuyun var. Açacaksın telefonu, yazacaksın yandan. Efendim siz dün gece böyle böyle bunu yapın dediniz. Ama ben bunu yapamıyorum. Ben şimdi diyorum ki varsa bir karış toprağınız ekin. Örnek. Ekemiyorsun. Sen Bursa’dasın yerin tokatta örneğin. Yazacaksın efendim benim yerim tokatta. Benim orada 500 metrekare yerim var. Ama benim tokada gidip onu ekmem, dikmem mümkün değil. Örneğin ben de ona diyeceğim ki orada senin amca çocuğun var mı? Teyze oğlum var mı? Bir akraban var mı? Var.

Ona söyle o eksin diyeceğim. Para pulu isteme. Ekilsin o yer. O yer ekilsin. Ne bu senin tarlan? Alıp satmak için mi aldın? Hayır. Ne için? Bu tarlan senin. Ekcen kardeşim onu. Ekcen. Ya 100 metrekare yerin var. Al çoluğunun çocuğunu 100 metrekare yeri. Bir tane kürek, bir tane kazma, eşele, iki tane tohum at oraya. Hiçbir şey bilemiyorsun değil mi? 100 metrekare git 5 tane zeytin fidanı ek. Ek. Nerede muhtar? Muhtar 100 metrekare yere kaç tane zeytin fidanı gider? Dölüme 40 tane. O zaman 100 metrekareye 4 tane. Evet. Bitti bak. Git 100 metrekare yerin var. 4 tane zeytin ağacı dik ya. 100 metrekare 4 tarafına 1er tane zeytin ağacı dik. Bitti. Sana dik demişlerdi. Gittik. Hiç unutmuyorum. Böyle ellerinin pardesü var. pardesüsün cebine böyle cebine soktu.

Dükkanın karşısına böyle baktı. Kapalı çarşıda gelinlikçilerin içinde dükkan var. Günde 17 tepsi 18 tepsi. Cuma günleri 22 tepsi yemek satıyor. Böyle baktı. Böyle tabaklar tepsiler havada uçuşuyor. Bir ay önce dedim ki efendim müsaade ederseniz burayı satayım dedim. Müşteri var istiyor. 225 lira para veriyorlar. Ama havada uçuşuyor her şey böyle. Ben de satayım dedim. işten kaçtımdan değil. Allâh affetsin. Birkaç tane kadın kız var. Oturuyorlar kalkmıyorlar. Ağla, Allâh ağla. Beni nikahına al. İmtihanın böylesi var mı? Bildiğiniz ağlıyorlar. Allâh’ım bu millet ne düşünecek şimdi? Gitti gitmiyorlar yapma, etme, çatma. Bir, iki, üç. Bunlar önce bir taneydi. İki oldu, üç oldu. Birbirlerine bakıyorlar bir de.

O orada ağlıyor ya, o bekliyor dışarıda. O çıkıyor, o giriyor. Sıraya kattılar. Bunaldım. Dedim yok ya böyle bir şey. Dedim efendim müsaade ederseniz satayım buraya dedim. 225 lira da para veriyorlar. Geçmiş gün. Kasımsın Mustafâ Efendi dedi. Emredersiniz efendim. Bıraktık. Aradan birer geçmedi. Geldi beraber yemek yedik. Aynen eller böyle pardesüsünün cebinde. Dışarı çıktık. Hiç ben kalsın dedi ya öyle kaldı böyle baktı. Mustafâ Efendi dedi. Buyurun efendim. Sat oğlum buraya dedi. Emredersiniz efendim dedim. Onu götürdüm. Kaldığı yere geldim dükkana tekrar. Sat dedi bana. O bir kuyumcunun yanında birisi vardı. Kuyumcu ver dedi 225 lira. Haber verdim onlara. Dükkan satılık dedim ben. Geldiler.

Ondan sonra 225 vermişlerdi ya. Dedi ki 125 lira sattım dedim. Bana sat demiş çünkü. Lan dün bir ay önce 225 veriyorlardı. Şimdi 125 ya olur mu? İkilletmedim bile. Şeyhim bana sat demiş. Sattım. Ertesini devrettim yere. Şeyh Efendi burada. Bursa’da o zaman. Götürdüm ortağı da söyledi. Bana sat derse satarım. Al derse alırım. Git derse giderim. Bırak derse bırakırım. Gittim dedim. Ben dükkanı sattım. Bu kaldı. Hayırlı olsun. Efe dedi. Süleymân Toros kulakları çınlatsın. Allâh ondan râzı olsun. Cenâb-ı Hak son nefesinde ona îmân nasip eylesin. Düzgün delikanlı bir çocuk. Gerçekten. Hiç bugüne kadar böyle bana karşı hiç böyle bir yamukluğu dahi olmadı. Oturduk. Paraları saydı.


Audi-Konya Menkıbesi ve Aşk Kapanışı

Hesabı kitabı yaptı. Efe bu senin dedi. Benim önüme parayı sürdü. Bu ne dedim ben? Senin payına düşen Efe dedi. Bana haç farz oldu Süleymân dedim. Ben harça gidiyom o zaman dedim. Bu para benim mi dedim ben? Efe senin dedi. Ben dedim haça gidiyom o zaman. Bana haç farz oldu dedim. Bana dedim haç şu anda bana farz oldu. On dakika önce farz değildi. Ben hemen o parayla haçca gittim ben. Geldiğimde cebimde bir kuruş para yoktu gene. Yüz mark kaldı o paradan. Üstada bağlılık biraz ağır gelir şimdi herkese. Bu zor gelir. Ama yaşandı bunlar. Konya’ya girişte daha girdik. Nasıl özene bezene arabayı aldım, gümrükten çıkardım bir uğraştım. Para yok. Para yok, pul yok, hiçbir şey yok. Şeyhimi onunla ben getireceğim götüreceğim.

Derslere gideceğim. Niyet o yani. Aldık araba böyle. Benim için o böyle. Volkswagen’in küçükleri neydi? Yok yok üstü. Audi 80. Allâh’ım böyle nasılım. Uçuyom ben havaya. Şeyhimi götürüyorum onu. Konya’ya gittik beraber. Daha Konya’ya girerken. Konya’ya giriyoruz daha. Torpüde vurdu. Bizi ne güzel getirdin buraya kadar dedi. Maşallah subhanallah dedi. Usta efendi sat oğlum bunu dedi. Emredersiniz efendim dedim. İlk kırmızı ışık adam bakıyor bana. Taak açtım camı. Dedim efendim müsaade ederseniz bir şey söyleyeyim dedim arkadaş. Söyle dedi. Açtım camı döndüm. Satılık dedim. Adam baktı ya adam. Satılık dedim. Satılık mı hâcım dedi. Satılık dedim ben. Kırmızı ışıkta bir tane kart verdi bana. Konya’da oluyor bu.

Ben kartı aldım götürdüm. Şeyh Efendi’yi kalacağı eve bıraktım. Efendim müsaade ederseniz ben arabayı satayım geleyim dedim. Sat gel Mustafâ Efendi dedi. Gittim adamın dükkanını buldum. Hayırlı işler hayırlı günler Allâh râzı olsun. Saat de geçti ama hakkınız helâl edin. İsterseniz etmeyin. İmam bildiğini okuyacak nasıl olsa. Neyse oturdum bunu birkaç sefer hep anlattım ama bunlar insanlar gerçekten zor dönüm noktası. Para yok, pul yok. Böyle zor zor bir araba yapmışsın. Benim için çok önemli. Benim için öylesine önemli. Gittim adama dedim böyle böyle. Satılık mı satılık nasıl satılık hâcım dedim. Senin gözünde ne yapar hemen o birkaç kişiyi aradı. 7600 lira dedi. 3000 kusur lirasını dedi. Para veririm geri kalanı çek veririm şöyle veririm.

Hayırlı olsun dedim. Yalnız bana bir şey müsaade edeceksin ne var dedi. Dedim ben dedim benim dedim. Yandaki kim babamdı dedim ben. Ne mübarek ya dedi. Bu akşam filanca câmide sohbet var oraya gel dedim ben. Ondan sonra orada sohbet var zikrullâh var dedim. Onu dedim buradan Nevşehir’i bırakacağım ben dedim. Nevşehir’i bırakıp Bursa’ya dönünce ben seni arayayım gel Bursa’da hem satışını al hem parayı ver hem çekleri ver. Tamam tamam. Neyse ben Konya’da bir gün iki gün kaldık. Ondan sonra gittim Nevşehir onu bıraktım. Döndüm adama aradım selamun aleyküm selamun aleyküm selam gel arabanın satışını al. Adam geldi arabanın satışını verdik parayı verdi. Çekleri verdi. Hayırlı helâl olsun hayırlı olsun.

Otur bakalım şimdi bir kahve içelim dedim. Ben oturduk şimdi. Allâh bir mübârek et versin dedim. Çok hayırlı bir kazançlı bir alışveriş oldu dedim. Böyle baktı 7600 lira kazandım dedim. Hacım nasıl dedi. Vallahi şeyhim bana sat dedi dedim. Sen dedim bin lira da versen satacaktım. Üç bin lira versen de satacaktım. Adamın yüzü döküldü. kendince ulan neymiş bulmuşum safı salağı. Kaç al desem verecek. Yüzü döküldü dedim. O yüzden benim için çok karlı bir alışveriş oldu dedim. Allâh senden râzı olsun. Allâh bereket versin dedim. Arabadan hayır gör dedim. Bitti. Sonra benim adım neye çıktı. Mustafâ Efendi kırmızı ışıklı araba satar. Bağlılığı bir insanın tam olacak böyle. Al alacak. Saat satacak. Yapma yapmayacak.

Şeyhimin bana bunu böyle çok büyüklenmiş gibi söyleyeceğim ama bana bizatihi bireysel olarak söylemiş olduğu herhangi bir şeyden yapmadığım olmadı. Ben 18 yılı tarıyorum. Dışarıda ne konuştu beni ilgilendirmez. Ama benim yüzüme bir şey söyleyip de benim yapmadığım olmadı. Dışarıda demiştir ben Mustafâ Efendi bunu yapma dedim de yaptı da bunu demiştir dışarıda. Dememiş değildir. Ben derdim ki içimden bana yap dedin. Sen milleteşini siyaset yapıyorsun yap beni ilgilendirmez. Bazen beni böyle tâbirciye âyet ise hedef tahtasına koyardı. Hiç seslenmezdim ben. Herkes böyle bana böyle düşman olanlar duydun mu? Ne olmuş? Ya dediydik size. Halbuki bizim kendi aramızda hiçbir sıkıntı yok. Bazen bana derdi derste böyle söyleyeceğim şimdi seni biraz teftiklerler haberin olsun.

Estağfirullâh efendim siz istediğinizi yapın. Dayanamazsınız. Dayanamazsınız. Şimdi eski arkadaşlar var burada. O lafların dedikoduların hepsini de bunlar duymuştur. Şimdi bazen derler onun Câfer, Adnan, Hüseyin üçlüsü var. Ha var. Ha var. Neden var ama? Onlar en fırtınalarını zamanda dahi sabit tutmuştur. Lafa dedikodiye bakmamışlar. Demirtaş’tan İsmail, Ertan, arkadaşlar Demirtaş’dan, Murtazâ, eskiler. Şeyh Efendi’nin zamanında kalanlar derse elini kaldırsın burada olanlar. Kaldırın kaldırın kaldırın. Evet. Şimdi bu da bir şey. Şimdi bu da bir şey. Şimdi bu da bir şey. Şimdi bu da bir şey. Kaldırın kaldırın kaldırın. Evet. Yeni arkadaşlar bu adamların kıymetini bilin. İndirin ellerinizi. Neden biliyor musunuz?

Bu arkadaşlar bütün fırtınalara karşı göğüs germiş arkadaşlar. Öyle kolay değildir bu işler. Bakın öyle kolay değildir. O yüzden bağlılık yap yapacak. At atacak beni beşşir sözüm ya. Gel gelecek. Bana ne ya? Bana telefon açardı. Selamünaleyküm, aleyküm selam. Mustafâ Efendi nasılsın oğlum? Oğlum iyiyim efendim. Siz nasılsınız? İyi misiniz? İyiyiz. Ya bu Sivaslılar da boyuna ağlayıp duruyorlar oğlum ya. Hemen geleyim efendim. Hazır mısın. Mustafâ Efendi? Hazırım efendim. Hadi gel o zaman. Ben eve meve uğramam. Hadi gel dediğinde benim çantam arabanın arkasında hazırdır. Benim eşyam arabada sıktır. Ben eve gidip de çantamı hazırlayayım valizimi hazırlayayım öyle bir şey yok. Ben hemen anında dükkandan çıkarım yürürüm.

Bitti bu kadar. Bitti bu kadar. Daha ben ona işim var bugün dediğimi hatırlamıyorum. Efendim yarın gelsem olmaz mı? Hatırlamıyorum. Benim böyle hatırlamadığım çok şey var. Hiçbirini de arkadaşlar’dan beklemiyorum ha. Böyle bir şey de yanlış anlamayın. Bizimki bir aşk hikayesi. Yaşandı. Bu dünyadan gitti. Nasıl bir Leylâ, Mecnûn yaşanmayacaksa. Nasıl bir Mevlânâ Şems-i Tebrîzî yaşanmayacaksa. Bir Mustafâ Özbağ Abdullâh Efendi ilişkisi yaşanmayacak. Ben bunu çok iyi biliyorum. Ve bunu yaşayabilecek bir kimseydi görmüyorum. Benim bu acı tarafım. Bu diyorum ki Mustafâ Özbağ. Bunu sen isteseydin kendi aklınla da yaşayamazsın. Bu Rabbinin bir lütfü. Ben hem ona lütufmuşum hem de o bana lütufmuş. Beni de bir lütfü yapmak için.

Ben hem ona lütufmuşum hem de o bana lütufmuş. Beni bir başkası da idare edemezdi zaten. Benim bir başkası da benim tâbîr-i câizse benim bu nefsimin tedbîrini tutamazdı zaten. Cenâb-ı Hakk tutturmuş. böyle yaşanmış. Tabiri caizse bir perdeymiş o. Yaşanmış perde toplanmış. Mesnevî de diyor ya bizi o günlerden anlat. Hazret-i Pîr diyor ya ben anlatsam ne sen kalırsın ne belin kalır diyor. Biz anlatsak derviş kalmaz orada. O anlatsak derviş kalmaz ortalıkta. Onu beklesek bize de zulüm kardeşlere de zulüm. Bize de zulüm. Bir daha Mecnûn gelmez. Bekleme. Bir daha İbrâhîm gelmez bekleme. Bir daha İsâ gelmez bekleme. Bir daha Ebû Zer-i Gıfârî gelmez bekleme. Sen yapabileceğini yap. Bir daha Hazret-i Mevlânâ gelmez bekleme.

Bir daha Şemseddîn-i Tebrîzî gelmez bekleme. Bir daha Niyâzî-i Mısrî gelmez bekleme. Bir daha B.Mustafâ Özbağ gelmez bekleme. Bir daha bir Abdullâh Gürbüz gelmez bekleme. Bir daha bir Çorumlu Mustafâ Efendi gelmez bekleme. Bu boş hayal olur. Yok. O yüzden bizim de defterimiz gün gelecek durulacak gideceğiz. Biz de o günü bekliyoruz zaten başka bir şey değil. Öyle dünyâya karşı tamamız yok hamdolsun. Yok hamdolsun. Dünyalık tamamız da yok hamdolsun. Çoluğumuz çocuğumuza yetecek kadar bizim arkamızdan küfür etmeyecek kadar var her şeyleri. Evet. Hiç kimsenin parasında, pulunda, makamında, mevkîsinde yok bir gözümüz hamdolsun. Diyoruz kendimizce bizden sonra insanların rahat zikir yapabileceği, rahat sema yapabileceği bir yer Cenâb-ı Hak nasip etsin.

Âmîn. Ben onun son görevimi olarak görüyorum. Diyor mu bir böyle bir şey kalsın. Biz çok sıkıntı çektik. Bizden sonraki insanlar sıkıntı çekmesin. Bir yerimiz varsın desinler, otursunlar, yayılsınlar oraya. Devam ettirsinler yolu. Derdimiz bu başka bir şey değil. O yüzden eski defterleri açtık biraz da duygusallık vurdu. Gelmez. Bunları anlatıyorum zor işler bunlar. Ama Cenâb-ı Hak lütfedince, ikram edince söyleyecek bir laf yok tabi. Fala man lahuu lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh.

Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Lâ ilâhe illallâh. Kalbi. Arbu big. Preotherapim. Proпарım. sense guarantee Kalmadı kalbimde ile, Sık bile girmişim ben bu hak yola. Zerrece kalmadı kalbimde ile, Sık bile girmişim ben bu hak yola. Ebû Bekir Ömer Osmân da bilen, Ya Muhammed Yadigar arzular seni. Allâh Allâh Allâh Allâh Allâh Allâh Allâh Allâh Kalbi Ayrılık ağacı sen Garip bir ağacı Ayrılık ağacı sen Garip bir ağacı Yandı da tutuştu Sinem’in ucu Medîne’nin Serveri Başımın tacı Görsem de yalvarsam Hak’a yalvarsam Medîne’nin Serveri Başımın tacı Görsem de yalvarsam Hak’a yalvarsam Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın Karalar giyinmiş Geliyor Fâtımâ Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın Karalar giyinmiş Geliyor Fâtımâ Belki şefaat eder Biz gariflere Bize cemalini göster Allah Belki şefaat eder Biz gariflere Bize cemalini göster Allah Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Hey hey hey Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Bismillâhirrahmânirrahîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Bismillâhirrahmânirrahîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm


Kaynakça ve Referanslar

  • Açılış Duâları ve Kardeşler Arası Zekât: Sohbet açılışında okunan hayırlı gece-gündüz-ömür-son nefes duâsı — Buhârî, Daavât 3; Müslim, Zikir 46; “Hakk’ı hak, bâtılı bâtıl bilmek” duâsı — Müslim, Duâ 73 (“Allâhümme erinâ’l-hakka hakkan ve’rzuknâ ittibâ’ahû, ve erinâ’l-bâtıla bâtılan ve’rzuknâ ictinâbehû”); kelime-i şehâdet ile son nefes verme duâsı — Ebû Dâvûd, Cenâiz 15 (“Ölülerinize Lâ ilâhe illallâh telkîn ediniz”); kabir hayâtının cennet bâhçelerinden bir bâhçe oluşu — Tirmizî, Kıyâmet 26 (“Kabir ya cennet bâhçelerinden bir bâhçedir ya da cehennem çukurlarından bir çukur”); Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye sımsıkı yapışma emri — Âl-i İmrân 3/103; Nisâ 4/59; kardeşlerin birbirine zekât vermesinin cevâzı — İmâm-ı Mâtürîdî, Te’vîlâtü’l-Kur’ân, Tevbe 60 tefsîri; Ebû Hanîfe, el-Fıkhü’l-Ekber ve el-Fıkhü’l-Ebsat (Hanefî mezhebinde zekâtın sarf yerleri); Kâsânî, Bedâyi’u’s-Sanâyi’; İbn-i Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Kitâbü’z-Zekât (usûl ve fürûa bakan sarflar meselesi — neseb-i yakîn olan ebeveyne ve evlâda verilmez, kardeşe verilir); Diyânet İşleri Başkanlığı Dîn İşleri Yüksek Kurulu fetvâları (zekâtın usûl ve fürûa verilemezliği kardeş/amca/teyze istisnâsı); Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat akâidinin Mâtürîdîlik ve Eş’arîlik kolları — Sa’duddîn et-Teftâzânî, Şerhu’l-Akâid; Mâtürîdîliğin Semerkand merkezli Hanefî itikâd ekolü oluşu — Ebû’l-Muîn en-Nesefî, Tebsıratü’l-Edille
  • Rusya-Ukrayna Savaşı ve Târîhî Zemîn: Rusya-Ukrayna savaşı (24 Şubat 2022) — Kırım ilhâkı (2014), Kazakistan’da Rus müdâhalesi (Ocak 2022); Osmanlı-Rus târîhî çatışmaları — Kemal H. Karpat, The Politicization of Islam; Kırım Hanlığı ve Osmanlı bağı — Halil İnalcık, The Ottoman Empire: The Classical Age; 1853-56 Kırım Savaşı — Orlando Figes, The Crimean War: A History; Rusların Sıcak Deniz / Boğazlar stratejisi — Mahan, The Influence of Sea Power upon History; Karadeniz-Akdeniz bağlantısı ve Boğazlar — Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936); Tatarlar, Kazaklar, Kırım Türkleri — Edward Allworth, The Tatars of Crimea; Hazar bölgesinden gelen Bulgar, Macar, Ukrayn kavimleri — Peter B. Golden, An Introduction to the History of the Turkic Peoples; Cenâb-ı Hakk’ın cihâd ve zulme karşı direniş emri — Hac 22/39-40; Âl-i İmrân 3/139; İmâm Mâtürîdî’nin Te’vîlâtü’l-Kur’ân‘ında cihâd fıkhı; Ehl-i Sünnet ulü’l-emr tasavvuru — Nisâ 4/59; Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye; Ebû Ya’lâ, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye; devletin hikmet-i vücûdu ve ümmetin maslahatı — Şâtıbî, el-Muvâfakât
  • Siyonist-Deccâlist Çete ve NATO Tuzağı: Silâh endüstrisi ve finans lobilerinin savaşı beslemesi — Edwin Black, IBM and the Holocaust (kurumsal sermaye-savaş bağı); Antony C. Sutton, Wall Street and the Rise of Hitler; Eisenhower’ın “askerî-sınâî kompleks” uyarısı (17 Ocak 1961 vedâ hitâbesi); Siyonist-Deccâlist tasavvur — Necip Fazıl Kısakürek, Dünyâ Bir İnkılâb Bekliyor; Said Nursî, Risâle-i Nûr (Deccâl bahsi — Şuâlar, 5. Şuâ); Deccâl hadîsleri — Müslim, Fiten 20 (“Hazret-i İsâ aleyhisselâm’ın Deccâl’i öldürmesi”); Buhârî, Fiten 27; Kurtubî, et-Tezkire fî Ahvâli’l-Mevtâ ve Umûri’l-Âhire; Uluslararası Siyonist lobi tasavvurları — Benjamin Ginsberg, The Fatal Embrace; NATO’nun tesisi (1949) ve genişlemesi — Lawrence S. Kaplan, NATO Divided, NATO United; ABD’nin Avrupa’ya askerî yerleşimi — Kongre CRS raporları; Avrupa ordusunun kurulamayışı ve Almanya’nın NATO bağımlılığı — Jolyon Howorth, Security and Defence Policy in the European Union; Mâtürîdî kelâmında insânın kesb ve fiili — insân kötülüğü kendi irâdesiyle seçtiği için Cebriyye görüşü reddedilmiştir (Kitâbü’t-Tevhîd); küresel bir “şer tiyatrosu”nda Müslüman milletin uyanıklığı — Mümtehine 60/1-3
  • Türkiye’nin İki Ateş Arası Dengesi: Rusya ile NATO arasında Türkiye’nin stratejik çıkmazı — İbrâhîm Karagül analizleri; buğday, tahıl ve doğal gaz bakımından Rusya bağımlılığı — TÜİK ithâlât istatistikleri; nakliyât (navlun) güvenliği ve Karadeniz koridoru; Türkiye’nin NATO üyeliği ve çift taraflı siyâseti — Nihat Ali Özcan, SETA analizleri; Akdeniz-Ege Denizi’nde NATO tatbikâtlarında Türk muhriblerinin vurulması hâdisesi; Suriye ve Irak’ta ABD destekli terör örgütleri — Daniel Pipes, In the Path of God; PKK-YPG silâhlanması; Libya politikası; Kıbrıs meselesi — Türkiye Cumhûriyeti Dışişleri Bakanlığı mavi kitapları; Yunanistan’ın Dedeağaç ve Gümülcine’de ABD üssü kurması — Kathimerini gazete arşivleri; Bulgaristan’daki NATO üsleri — USAFE raporları; Mâtürîdî geleneğinde devletin şer’î vazîfesi ile lâik devlet tasavvuru arasındaki fark — Sadi Şirâzi, Gülistân (saltanat-ı âdile hikâyeleri); İmâm Mâtürîdî Te’vîlât‘ında ulü’l-emrin cevr ve zulme düşmemesi îkâzı; Nisâ 4/59 (emîre itâat şartı — mâsiyette itâat yoktur); İbn-i Abbâs, Tirmizî, Menâkıb
  • ABD ve Ülke Kaosunun Baş Aktörü: 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 darbelerinde ABD müdâhalesi — Hikmet Bila, CHP 1919-2009; Mehmet Ali Birand, 12 Eylül Saat 04:00; Can Dündar, Demirkırat belgeseli; 15 Temmuz 2016 darbe girişiminde FETÖ’nün ABD irtibâtı — TBMM Darbe Araştırma Komisyonu Raporu (2016); Pennsylvania’daki Fethullâh Gülen’in ikâmet durumu; CIA Türkiye operasyonları tarihi — Daniele Ganser, NATO’s Secret Armies: Operation Gladio and Terrorism in Western Europe; “kontr-gerilla” ve “ergenekon” yapılanmaları; Gezi Parkı olayları (Mayıs-Haziran 2013) arkasında Soros ve Open Society Foundations — Fatih Karadaş analizleri; Soros’un finansman ağları — George Soros, The Crisis of Global Capitalism; Amerikan finansı alan Türk siyâsî partileri ve STK’lar — Ulusal Vakıf ve Dernek Mevzuâtı (2004 dernek kanunu); Alevî dernekleri ve Avrupa Birliği hibe sistemleri — Ahmet Taşgetiren analizleri; İmâm-ı Mâtürîdî’nin küfrün cümle perdelerini ayırt eden basîret tanımı — Kitâbü’t-Tevhîd, Bâbü’l-Ma’rife; hakkın tanınmasının akıl ve nakille olması — Mâtürîdî akâidinin ayırıcı esâsı; A’râf 7/175-176 (kendi âyetlerini inkâr eden âlim misâli); Kur’ân, Bakara 2/42 (“Hakkı bâtılla karıştırmayın”)
  • Mücâhid Maskeli Ajanlar ve Fonlanan Dernekler: “Mücâhid” görünüp ikinci vatandaşlık alan şahsiyyetler — 1980 sonrası Avrupa’ya iltica eden İslâmcı figürler; Necmettin Erbakan Hoca’nın İsviçre’den dönüşü ve 12 Eylül sonrası yeniden siyâsete katılışı — Şerif Mardin, Din ve İdeoloji; Kadir Mısırlıoğlu’nun İngiltere ikâmeti — kendi biyografik kayıtları; Çeçen komutanlarının İngiliz pasaportlu çıkması — 1999-2009 arası Kafkasya bölgesi kaynakları; Alpaslan Türkeş ve MHP tarihi — Cemil Koçak, Türk Siyâsî Târîhi; Bir mü’minin ferâsetinden sakınılması hadîsi — Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 15 (“İttekû firâsete’l-mü’min, fe-innehû yenzuru bi-nûrillâh”); İran, Suûd, Avrupa Birliği üzerinden finanse edilen tarîkatlar, tekkeler, medreseler — Umar F. Abd-Allah analizleri; “Petro-Şeyh”ler kavramı — Khaled Abou El Fadl, The Great Theft: Wrestling Islam from the Extremists; Alevî ve solcu derneklerinin Avrupa Birliği proje fonlarında öne geçişi — CSDP raporları; Avrupa Birliği dış ilişkiler komisyonu Türkiye raporları; Mâtürîdî akâidinde nifâkın zâhir-bâtın ayrışması — Te’vîlâtü’l-Kur’ân, Bakara 8-20 tefsîri; münâfığın alâmetleri — Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107 (“Konuşunca yalan, va’dedince durmaz, emânete hıyânet, muhâsamada haddi aşar”); Mevcûd halk düzenini bozan fitne — Enfâl 8/25 (“Bir fitneden sakının ki zulüm işleyenlere isâbet etmekle kalmaz”)
  • Tarım Tavsiyeleri ve İktisâdî Buhrân: Kendi yiyeceğini üretemeyen ülkelerin imtihânı — FAO gıdâ güvenliği raporları (2022); küresel buhrân ve tahıl krizi — IMF World Economic Outlook (Nisân 2022); boş tarla bırakmama tavsiyesi — Ebû Dâvûd, Harâc 30 (Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in toprak ıslâhı emri); “Bir Müslüman bir ağaç diker de ondan insan, hayvan, kuş yerse sadaka-i câriye olur” — Buhârî, Edeb 27; Müslim, Müsâkât 7; ekmek şükrü ve israfın haramlığı — İsrâ 17/26-27 (“Saçıp savuranlar şeytânların kardeşleridir”); A’râf 7/31 (yiyin için fakat israf etmeyin); lüks ve şatafâttan kaçınma — Tekâsür 102/1-2 (“Çoklukla övünmek sizi oyaladı”); borçlanma yasağının ağırlığı — Nesâî, Cenâiz 67 (“Kul borçluyken şehîd olsa dahi cennete giremez, borç ödenmedikçe”); ticâreti bırakma yerine ıslâh etme — Bakara 2/275 (alış-verişin helâl, ribânın harâm oluşu); iş yerinde küçük problemler için “rest çekip” işten ayrılmama — Kaşgarlı Mahmud, Dîvânü Lügâti’t-Türk sabır atasözleri; sabırla rızık arama — Talâk 65/2-3 (“Allâh’a karşı gelmekten sakınana Allâh bir çıkış yolu ihsân eder ve ona beklemediği yerden rızık verir”); Mâtürîdî akâidinde rızık taksîminin Allâh’a âit olması — Kitâbü’t-Tevhîd
  • Madde Bağımlılığı Belâsı ve İdâm Talebi: Türkiye’de uyuşturucu ticâreti ve mağdûriyyet — Emniyyet Genel Müdürlüğü Narkotik Dâire Başkanlığı istatistikleri; Birleşmiş Milletler UNODC World Drug Report 2022; eroin, metamfetamin, bonzai, “meth” ve yeni sentetik uyarıcılar; avâm arasında bir sigara ile başlayan bağımlılık silsilesi — Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) raporları; uyuşturucu imalâtına, ithâlâtına, satışına idâm cezâsı talebi — Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde idâmın kaldırılması (2004 Anayasa değişikliği); Osmanlı’da eroin ve afyon ile mücâdele — Cemal Kafadar arşivleri; Sedat Peker’in 2021 YouTube ifşâları ve uluslararası uyuşturucu trafiği — kendi ifâde kayıtları ve BBC, DW haberleri; Siyonist-Deccâlist çetenin uyuşturucu ticâretindeki rolü — Alfred W. McCoy, The Politics of Heroin: CIA Complicity in the Global Drug Trade; CIA ve Afgan afyon hattı; uyuşturucu bağımlılığı sebebi ile anne-baba-kardeşe karşı şiddet — adliye haber arşivleri (2018-2022); îcâbında Ehl-i Sünnet fıkhında ta’zîr cezâlarının devlete bırakılması — Kâsânî, Bedâyi’, Cinâyât; İmâm Mâtürîdî’nin fıkhî-siyâsî kaide tasavvuru — Te’vîlâtü’l-Kur’ân, Mâide 33 tefsîri (hirâbe cezâsı); “Hubbu’d-dünyâ re’sü külli hatîetin” (Deylemî, el-Firdevs 2/240) — uyuşturucunun dünyâya tapılmışlığın zirvesi olduğu; Hadîd 57/20 (dünyâ hayâtının mağrûr metâı)
  • Namaz, Günah ve Mehir Meselesi: Namaz esnâsında esnemenin gafletten, hapşırmanın Rabb’den oluşu — Buhârî, Edeb 125; Müslim, Zühd 56 (“Esneme şeytândandır, hapşırma Allâh’tandır”); İbn-i Hacer, Fethü’l-Bârî şerhi; farzlara riâyet edenin küçük günâhlarının beş vakit namaz ve Cuma Cuma ile affedilmesi — Buhârî, Mevâkît 6 (“Beş vakit namaz, Cuma’dan Cuma’ya, Ramazân’dan Ramazân’a aralarındaki küçük günâhlara keffârettir, büyük günâhlardan kaçınıldıkça”); Müslim, Tahâret 16; Tirmizî, Îmân 26; zikrullâh meclislerinin haftalık af sebebi oluşu — Buhârî, Daavât 66; Müslim, Zikir 25; Abdurrazzâk, Musannef, Zikir bâbı; “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz” hadîsi — Müslim, Cennet 83 (Câbir’den); Ahmed, Müsned 3/330; iyi ölümün alâmetleri ve son nefesin telkîni — İbn-i Kesîr, en-Nihâye fî’l-Fiten ve’l-Melâhim; kabirde beş nûrlu yüz rivâyeti — İbn-i Ebi’d-Dünyâ, Men Âşe Ba’de’l-Mevt; mehir ve mehr-i müeccel (sonradan ödenecek kısım) — Kâsânî, Bedâyi’u’s-Sanâyi’, Nikâh bâbı; İbn-i Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Kitâbü’n-Nikâh; Hanefî fıkhında mehrin en azı on dirhem (bir koyun bedeli) — Serahsî, el-Mebsût; Mergınânî, el-Hidâye; bir adamın hanımından mehrini helâl etmesini istemesinin mekrûhluğu — “aldattım, kandırdım” hadîsi: Ebû Dâvûd, Nikâh 27; Tirmizî, Talâk 26; mehrin ödenmesi için Allâh’tan güç, kuvvet, rızık dilemek — Talâk 65/7 (genişlikte olan genişliğinden infâk etsin); İmâm Mâtürîdî’nin mu’âmelât fıkhında kadın haklarına hassasiyyeti — Te’vîlâtü’l-Kur’ân, Nisâ 4/4 (“Kadınların mehirlerini gönül hoşluğu ile bir atıyye olarak verin”)
  • Kibir — Kime Karşı Sergilenir: Kibrin insânda fıtrî bir meyl olarak bulunması ve uygulanacak yerin tâyîni — İmâm-ı Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Rub’u’l-Mühlikât, Kitâbü’l-Kibr; İbnü’l-Kayyım el-Cevziyye, Medâricü’s-Sâlikîn, Menzîlü’l-Kibr; “Kibirlenene karşı kibirlenmek sadakadır” — İmâm Rabbânî, Mektûbât 1/221 (Teftâzânî de aynı mânâyı naklder); İbn-i Sîrîn’den rivâyet — Beyhakî, Şuabü’l-Îmân; Mü’minlerin birbirine kibirlenmesi büyük bir âfet olarak reddolunuşu — Mâide 5/54 (“Mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı zorlu ve onurludurlar”); Fetih 48/29 (“Muhammed Allâh’ın Resûlüdür; onunla beraber olanlar kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler”); bir mü’minin müşrike, münâfığa, fâsığa, zâlime kibirle karşı durması — Tevbe 9/73; Tahrîm 66/9 (“Kâfirlerle ve münâfıklarla cihâd et, onlara karşı katı ol”); “kalben buğz etmek” hadîsinin îmânın en zayıf derecesi sayılması — Müslim, Îmân 78 (Ebû Saîd el-Hudrî ile Ebû Hüreyre rivâyetleri); İmâm Mâtürîdî’nin îmân, amel, kavl birliği tasavvuru — Kitâbü’t-Tevhîd; dînin, dindârın, zikrullâhın, sarığın, dervîşliğin, sûfîliğin alay konusu edilmesinin küfür oluşu — Tevbe 9/65-66 (“Siz Allâh’la, âyetleriyle ve Resûlüyle mi eğleniyordunuz? Özür dilemeyin, îmândan sonra küfrettiniz”); böyle söze karşı tecdîd-i îmân, tecdîd-i nikâh îcâb ettiği — Fahruddîn er-Râzî, el-Metâlibü’l-Âliye; zenginlere, siyâsetçilere, bürokratlara hatırı için hakîkati söylememenin “dinin yarısını zâyi etmek” oluşu — Ebû Dâvûd, Melâhim 17 (“Emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker terk edildiğinde belâ umûmîleşir”); Âl-i İmrân 3/110 (en hayırlı ümmet tarifi); Mâide 5/78-79
  • Mürşide Bağlılığın Kâtî Ölçüsü: Sûfîlikte bey’at, intisâb ve itâat — Muhammed Emîn el-Kürdî, Tenvîru’l-Kulûb fî Muâmeleti Allâmi’l-Guyûb; Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî, Câmi’u’l-Usûl; İmâm Şa’rânî, el-Envârü’l-Kudsiyye; mürîdin mürşide bağlılığı ile Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e ve Allâh’a itâati arasındaki silsile — Nisâ 4/59 (“Allâh’a itâat edin, Resûlüne itâat edin ve sizden olan emir sâhiblerine”); Âl-i İmrân 3/31 (“De ki: Allâh’ı seviyorsanız bana tâbî olun ki Allâh da sizi sevsin”); Ahzâb 33/21 (“Andolsun Allâh’ın Resûlünde sizin için güzel bir örnek vardır”); “Sevgi havada kalmaz, itâatle tescîl olur” prensibi — İbn-i Kayyım, Medâric, Makâmü’l-Muhabbe; Hazret-i Pîr Mevlânâ’nın Mesnevî’deki mürîd-mürşid terbiyesi — Mesnevî-i Ma’nevî, 1. ve 2. Defter; emredilen vazîfeyi yapmak ve “bunda bir sıkıntı yok, bunu başka türlü de yaparım” kapısını kapatmak — Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, Âdâb risâlesi; caiz ile me’mûr olmak arasındaki fark — Tahâvî, Şerhu Me’ani’l-Âsâr; Şeyh Efendi’nin yap dediğini yapmak, yapma dediğini yapmamak — İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât, 1. cilt 41., 98. mektûblar; Sultanbahçeli Sülemî, Tabakâtu’s-Sûfiyye; Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ menâkıbları; 18 yıllık mürîdin hiç “bugün işim var, yarın olmaz mı” dememesi menkıbevî edebi — Nakşibendî âdâbı, Kemâl İlmî Kemâleddîn, Reşehât-ı Aynü’l-Hayât; İmâm Mâtürîdî’nin amelî îmânın taammüm tasavvuru — Kitâbü’t-Tevhîd, Bâbü’l-Amel
  • İstihâre Rüyâsı Vasiyyeti ve Cemâat Ayrılışı: Abdullâh Gürbüz Efendi’nin vefât etmeden önce halîfesi Mustafâ Özbağ Efendi’ye bıraktığı vasiyyet — “Ben vefât ettikten sonra herkese söyle istihâre yapsınlar, rüyâlarında gördükleri bir şeyhe intisâb etsinler”; istihâre duâsı — Buhârî, Teheccüd 25; Tirmizî, Vitr 18 (“Birinize bir iş önemli geldiği zaman farzın dışında iki rek’at namaz kılsın, sonra şöyle duâ etsin…”); Buhârî, Deavât 48; sâdık rüyânın nübüvvetin 46 cüzünden biri oluşu — Buhârî, Ta’bîr 2 (“Mü’minin rüyâsı nübüvvetin 46 cüzünden biridir”); rüyâda Peygamber’i görmek — Buhârî, Ta’bîr 10 (“Kim rüyâsında beni görürse beni hak olarak görmüştür”); cd’lere doldurup zâkirlere dağıtılan vasiyyet — Abdullâh Gürbüz Efendi arşivleri; dervîşlerin bu vasiyyeti izlememesi ve cemâat ayrılışı; “tuğra gâfil” (halîfe-i sâdık olmayan yerine oturanlar) ile ses çıkarmama kararı — âdâb-ı tasavvuf; İmâm Mâtürîdî’nin cemâat ittifâkı ve fırak-ı dâllenin ehl-i Sünnet’ten ayrılışı tasavvuru — Kitâbü’t-Tevhîd, Bâbü’l-İmâme; 73 fırka hadîsi — Ebû Dâvûd, Sünne 1; Tirmizî, Îmân 18; topluluğa ihtilâf için değil ittifâk için katılma emri — Âl-i İmrân 3/103; nasîbi olmayanın yolunu Allâh’ın açık etmesi duâsı — Enfâl 8/29; Mâturîdî ekolünde Allâh’ın dilemesi (meşî’et) ile insânın kesbinin bir araya gelişi — Te’vîlâtü’l-Kur’ân, Bakara 2/256 ve devâmı; İstiğnâ ve tevekkül — Talâk 65/3; mürîd sayısının kesretiyle övünmeyi reddeden tasavvufî edep — Cüneyd-i Bağdâdî, el-Münâcât
  • Dükkân Satışı ve Hac Farzı Menkıbesi: Menkıbevî satış emri — Mustafâ Efendi’nin Bursa Kapalıçarşı’daki gelinlikçiler arasında 225.000 liralık bir dükkânı Süleymân Toros ile ortak işletirken yaşanan imtihân (nikâh teklifleri); Ebû Hanîfe’nin ticâretine zühd katması ile benzer menkıbeler — Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ 3/180 vd.; Abdullâh Gürbüz Efendi’nin “Sat oğlum buraya” emri ve müşteriye aslen teklîf edilenin 100.000 lira eksikle (125.000’e) satılması — mürşide itâatin fânî-bâkî ticâret dengesi; Hac farzı — Âl-i İmrân 3/97 (“Oraya gitmeye gücü yeten herkes için Allâh’a Beyt’in haccı farzdır”); Hac farzının mâlî imkân (istitâ’a) ile bağlantısı — Hac sûresi âyetleri; Kâsânî, Bedâyi’, Kitâbü’l-Hac; Mergınânî, Hidâye, Hac bâbı; Hanefî fıkhında hacca gidecek güç hâsıl olunca hacdan önce başka harcama yapmamanın efdalliği — Serahsî, Mebsût; cebindeki paranın tamamıyla hacca gitme kararı ve “bir kuruş para yoktu geri dönüşte yüz mark kalmış” ifâdesi — 1990’lar Almanya üzerinden Türkiye’ye dönüş; Süleymân Toros’un gönlü hoş payı ikrâm edişi — ticârette kardeşlik kuralı — Nisâ 4/29 (“Kendi rızânızla yaptığınız ticâret müstesnâ”); İmâm Mâtürîdî’nin “niyyetin amele galebe çaldığı” tasavvuru — Te’vîlâtü’l-Kur’ân, Bakara 2/272; Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Ameller niyyetlere göredir” hadîsi — Buhârî, Bed’ü’l-Vahy 1; Müslim, İmâret 155; mürîdin ticâreti mürşide “perde” kılması edebi — İbn-i Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, Bâbü’l-Maâş; Hâc 22/27 (Hac için her uzak yoldan gelinmesi)
  • Audi-Konya Menkıbesi ve Aşk Kapanışı: Volkswagen küçük kardeşi Audi 80 araba — ikinci el 1990’lar modeli; gümrükten çıkarılışı ve Şeyh Abdullâh Efendi’ye hizmet için alınışı; Konya’ya girişte torpidoya vurup “Sat oğlum bunu” emri — Haydar Yurt, Âşıklar Bahçesi benzeri menâkıb külliyâtı; ilk kırmızı ışıkta tesâdüfen satın alan müşteriye rastlanması — “Sat gel Mustafâ Efendi” — mürşid-mürîd menkıbesi; satıcıya “bin lira da versen satacaktım” îtirâfı ile fiyat üstü peynir ekmek muhabbeti — ticâret zühd edebinin ekmel misâli; bu menkıbenin ahfâd-ı tasavvuf literâtüründe “Mustafâ Efendi kırmızı ışıklı araba satar” nüktesi olarak kalışı; mürîd-mürşid aşkının “Leylâ ile Mecnûn, Mevlânâ ile Şems-i Tebrîzî” misâlinde okunması — Ferîdüddîn Attâr, Mantıku’t-Tayr; Nizâmî-i Gencevî, Leylâ ile Mecnûn; Hazret-i Pîr Mevlânâ, Divan-ı Şems-i Tebrîzî; “Yaşandı, perde toplandı, bir daha gelmez” sırrı — Mesnevî, 1. Defter (ney başlangıcı); Niyâzî-i Mısrî’nin ilâhîleri — Dîvân-ı İlâhîyyât; Yûnus Emre’nin “Dertli dolap” ve “Zerrece kalmadı kalbimde ille” mısrâları — Yûnus Emre Dîvânı (Mustafâ Tatcı neşri); “Ebûbekir Ömer Osmân da bilen — Yâ Muhammed Yâdigâr arzular seni” ilâhîsi — geleneksel tekke mûsikîsi repertuarı; ayrılık ağacı — “Ayrılık ağacı sen Garîb bir ağacı — Yandı da tutuştu Sînem’in ucu” — Mevlânâ Medîne aşkı manzûmeleri; “Medîne’nin Serveri Başımın Tâcı” ilâhîsi — Ahmet Özhan ve Kudsî Ergüner tekke mûsikîsi neşirleri; Hazret-i Muhammed Mustafâ sallallâhu aleyhi ve sellem’in mi’râcı ve şefâati — İsrâ 17/79; Duhâ 93/5; Hazret-i Fâtıma radıyallâhu anhâ’nın karalar giyinip gelmesi — Taberî, Târîhu’l-Ümem; Ali b. Ebî Tâlib, Nehcü’l-Belâğa; Ebû Zer-i Gıfârî radıyallâhu anh — İbn-i Sa’d, Tabakât; Hazret-i İbrâhîm, Hazret-i İsâ, Hazret-i Mûsâ ve diğer enbiyânın bir daha gelmeyişi — “Sen yapabileceğini yap” tasavvufî tavsiyesi; Eûzü-Besmele ile sohbetin kapanışı, fâtihâ-salavât ihtimâmı — İmâm-ı Âzam’ın meclis âdâbı; Mâtürîdî kelâmında “mevrid-i nass”a teslîm oluş — Kitâbü’t-Tevhîd, Bâbü’l-Hâtime

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Makâm, Mürşid, Mürîd, Hakîkat, Zikir, Tevhîd, İhsân, Kalb. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı