Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Veliler ve Evliyâ(379) — Sayfa 2/4
Rüyâda Peygamberlerle kendi dilinde konuşulur mu?
Efendi hazretleri "mahşerde herkes kendi dilinde mi konuşacak, Türkçe var mı orada?" sorusuna tebessümle cevap vermiştir: "Rüyânda Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem ile konuşuyorsun — Arapça mı konuşuyorsun? Cebrâîl aleyhisselâm ile konuşuyorsun — Arapça mı? Abdülkâdir Geylânî Hazretleri ile konuşuyorsun — Arapça mı? Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osmân hangisi ise hâline göre — Arapça mı konuşuyorsun?" Cevâbı: "Diller tesbîh tânesi gibidir. Birbirlerinden üstünlüğü-alçaklığı yoktur." Her dil Cenâb-ı Hakk’ın "Rabb’in kelâmından çıkma"dır.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — "Çalap" ve "Tanrı" Kelimesi Meselesi,
Keşf sâhibi uydurma hadîsinin kimin uydurduğunu bilir mi?
İbn Arabî’den devâm: "Bu keşf sâhibi bir hadîsi kimin uydurduğunu bilebilir. Ya uyduranın adı kendisine söylenir, ya da o kişinin sûreti karşısına getirilir." Efendi hazretleri bunu şöyle açmıştır: Bir kimse hadîs uydurduysa veya olmayan bir şeyi varmış gibi gösterdiyse, keşf sâhibi velî ya o uydurucunun ismini bilir ya da mânevî âlemde onun yüzünü görür. Bu, İslâm’ın hadîs koruma mekanizmasının sâdece zâhirî (sened kritiği) değil, aynı zamanda bâtınî (velî keşfi) bir boyutunun da olduğunu gösterir.
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — "Çalap" ve "Tanrı" Kelimesi Meselesi,
İslâm hukûkuna göre tecâvüz, kasden öldürme, uyuşturucu satıcılığı, eşcinselliğin cezâsı nedir?
Efendi hazretleri sohbetin sonunda "tecâvüzcülerin af çıktı mı?" sorusuna İslâm hukûkunun hükümlerini sıralamıştır: "Tecâvüzcünün suçu idamdır, İslâm hukûkuna göre. Bir kimse kasten bile bile haksız yere bir adamı öldürürse cezâsı ölümdür. Askerimizi şehîd etmiş — cezâsı ölüm. Polisimizi şehîd etmiş — cezâsı ölüm. Uyuşturucu satıyor — cezâsı ölüm. Eşcinsellik yapıyor — cezâsı ölüm." Sonra gerçekçi bir tespit eklemiştir: "Bunlar uygulanmıyorsa zâten affetmiş oluyorsunuz onları. Yaşadığımız devlet sistemi İslâmî bir devlet sistemi değil — lâik demokratik insan haklarına dayalı bir hukûk devletinde yaşıyoruz."
Kaynak: 24. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — "Çalap" ve "Tanrı" Kelimesi Meselesi,
Velîlerin şerîatı nedir?
"Velîlerin Kendilerine Âit Şerîatları Yoktur — Şerîatları Kur’ân-Sünnet’tir" Efendi hazretleri İbn Arabî’nin bu konudaki tesbîtini açıklamıştır: "Bu velîlerin kendilerine âit şerîatları kesinlikle yoktur. Onların şerîatı Kur’ân, Sünnet’tir. Onlar zâhiren bir imâma tâbidirler — Hanefîdir, Şâfiîdir, Mâlikîdir, Hanbelîdir. Ama onların şerîatları özel demesinin sebebi: Herkesin helâl gördüğünü yemezler, herkesin câiz gördüğü yoldan gitmezler. İmâmlar ‘bu câizdir’ demiştir — o ona dokunmaz." Bu, velîlerin azîmet (en sıkı hüküm) ile amel ettiğini gösterir: Fetva avâm içindir; velîler kalplerinin hükmüyle hareket ederler.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Cemaatlerin Para Toplama Kısır Döngüsü
Velîlerin azîmet ile amel etmesi ne demektir?
"Velîlerin Kendilerine Âit Şerîatları Yoktur — Şerîatları Kur’ân-Sünnet’tir" Efendi hazretleri İbn Arabî’nin bu konudaki tesbîtini açıklamıştır: "Bu velîlerin kendilerine âit şerîatları kesinlikle yoktur. Onların şerîatı Kur’ân, Sünnet’tir. Onlar zâhiren bir imâma tâbidirler — Hanefîdir, Şâfiîdir, Mâlikîdir, Hanbelîdir. Ama onların şer, ılatları özel demesinin sebebi: Herkesin helâl gördüğünü yemezler, herkesin câiz gördüğü yoldan gitmezler. İmâmlar ‘bu câizdir’ demiştir — o ona dokunmaz." Bu, velîlerin azîmet (en sıkı hüküm) ile amel ettiğini gösterir: Fetva avâm içindir; velîler kalplerinin hükmüyle hareket ederler.
Kaynak: 23. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Cemaatlerin Para Toplama Kısır Döngüsü
Türkiye’de sûfîlere karşı düşmanlık kimin işidir?
Türkiye’de sûfîlere karşı acımasızca savaş açanlar varsa, mezheplere karşı acımasızca savaş açanlar varsa — Türkiye’de adı, ismi şeyh de olsa, hoca da olsa, profesör de olsa, Diyânetçi de olsa, ilâhiyâtçı da olsa İngiliz ajanıdır. Direkt. Ya arkasında Mossad vardır, ya M16, ya CIA, ya Avrupa Birliği. Sebep dîni ve dindarları ifsâd etmektir.
Kaynak: 12. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Sağına Yatma Sünneti, "Tahta Kılıç" 28
Velilik ve "Yırtıcı Aslanın Aşağında İntikam" hadisi nedir?
Efendi Hazretleri sözü velilere getirir: "O akıl üstü peygamberler ve velilerin yolundan gidenler nadirattandır. O yuzden Hz. Peygamber benim varislerim var dedi. Herkes benim varisim demedi. Ayırdı. O yuzden Cenâb-ı Hak benim velilerim var dedi." Velilerin yuku, Allah’ın yeryüzünde safatların tecelliyatı olan insanlar olmalarıdır. Onların durumu herhangi bir zat gibi değil—onlara karışı yapılan her tasarruf Allah’a yapılımış gibidir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Velilerin bu özel konumu nedir?
Efendi Hazretleri bu çok hassas hadis-i kudsiye gelir: "Kim ona savaşı açarsa bana savaşı açmış olur dedi. Ne için? Çünkü onlar Allah’ın yeryüzünde safatların tecelliyatı olan insanlar. O yuzden ona savaşı açan, ona savaşı açmış gibi oldu. O yuzden ona savaşı açanlar dedi ki: Kim velilerime savaşı açarsa, yırtıcı aslanın aşağından intikamın alır gibi ondan intikamım alırım." Bu, Buhari’nin Sahih’inde geçen, velilere karşı cüretli ve zalim davrananların korkutucu bir hadis-i kudsişidir.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Bu hadis-i kudsi, Efendi Hazretleri’nin eserlerinde defaatle geçen bir temel rüknüdür?
Tasavvufun kabul etmediği şey, velilerin herhangi bir yer için herhangi bir şekilde horlanmasındır; tasavvufun mutlak kabul ettiğ şey ise, velilerin ilahi safatların ayna olduğu, onlara yapılan her saldırganın zatın bizzat kendisine yapılan bir saldırı olduğuudur. Efendi Hazretleri bunu "yırtıcı aslanın ağı gibi" teşbihini hiç kısadan bütün ağırlıklıyla sunar.
Kaynak: Karabaş-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 9 Şubat 2013 | Hilkat’te Üçlülük: Zât, İrade, E
Velîlik ve evliyâlık nedir?
Velîlik makamsızlıktır — Allah’a dostluktur. El-Velî ism-i şerîfinin kişi üzerinde tecellîsidir. Bunun için duâ edilir. Şeyhlik ise makam sevdâsıdır — istemek doğru değildir. Bir kısım ehl-i tarikat velîliği makam sanmıştır; hayır, dostluktur.
Kaynak: 13. Dergâh Sohbeti — Ölümü İstememek, Velîlik ve İntiharın Hükmü
Velîlik istenir mi? Şeyhlik istenir mi?
Peygamberlik istenmez — beyhûde duâdır. Ama velîlik, evliyâlık, dervişlik, sûfîlik istenir. Çok iyi bir mümin olmayı, Allah’ın dostu olmayı isteyin. Bu kibirlilik, makam sevdâsı değildir. Velîlik makamsızlıktır — Allah’a dostluktur. Şeyhlik ise makam sevdâsıdır — istemek doğru değildir.
Kaynak: 13. Dergâh Sohbeti — Ölümü İstememek, Velîlik ve İntiharın Hükmü
"Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır" sözü ne anlama gelir?
Bu söz bir hadis değildir. Hadisçiler böyle bir hadis olmadığını söylemişlerdir. Bu, Abdülkâdir Geylânî, Bâyezîd-i Bistâmî veya Cüneyd-i Bağdâdî gibi büyük velîlerden birine aittir. Şeyhten kasıt bilge insan, bilen insandır. Eğer biz bilen insanlara ihtiyaç duymuyorsak bu câhilliğimizi gösterir.
Kaynak: 45. Dergâh Sohbeti — Kevâirler, Akîka Kurbanı ve Şeyhi Olmayanın Şeyhi
Velîlerin yeryüzündeki vazîfesi nedir?
Velîler, Allah güneşinin ışığının kılavuzlarıdır. Peygamber Efendimiz’in zâhiren göçmesinden sonra Cenâb-ı Hak, insanları hakîkate ulaştırmak için velîleri göndermeye devam etmiştir. Velî, dünyaya karşı muhabbeti terk etmiş, dünya için âhiretini feda etmeyen, Allah ile dost olmuş zâttır. Ondan velâyet nûru saçılır, insanlar onu rüyâlarında ve hâllerinde mânevî bir eğitici olarak görürler.
Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (24 Aralık 2011) — Velâyet, Mürşid-i Kâmile İntis
Velîlik, Peygamberlik ve sınırlar arasındaki ilişki nedir?
Peygamberlerin vârisleri yeryüzünde dolaşırlar. Bunlar Allah’ın velî kullarıdır — Nebî değildir, Resûl değildir, Peygamber değildir. Bir velî hangi peygamberin himâyesinde, hangi peygamberin vazîfesinde olursa olsun asla peygamber değildir. Kim bir velîyi peygamber gibi görürse büyük günaha, şirke düşer. Hangi velî kendisini peygamber gibi görürse onun tecdîd-i imana ihtiyacı vardır. Fâzilet insanı peygamber etmez. Velîliğin en üst noktasına çıksa bile o kimse yine Nebî, Resûl veya Peygamber değildir. Bütün velîler, evliyâlar, dervişan — Allah’a muhtaçtırlar. Allah hiçbir varlığa muhtaç değildir. Allah onlarsız da isterse dinini ayakta tutar.
Kaynak: 59. Dergâh Sohbeti — Kader, Nüfus Planlaması, Câhillik ve Velîlik Sınırları
Velîlik Makamı ve Mürşid-i Kâmil Velîler Günah İşler mi?
Velîlerin Hatâlarındaki Hikmet Günâh-ı Kebâire Israr ve Velîliğin Kaybedilmesi Velîlere Yönelik Karşı Duruşlar ve İmtihanlar Kişisel Hâtıralar ve Dergâh Yolculuğu Münafıklık ve Zikrullâh Amelde ve İtikâdda Münafıklık Zikrullâh ile Münafıklıktan Kurtuluş Zikrullâhın Fazîleti ve Günahlardan Arınma Sevgi: Başkasının Sevgisine Bakmadan Sev Soru-Cevap Ramazan Orucu ve Kaza Niyeti Mahallede Misâfir Ânı Açmak Sorunları Çözme Usûlü Hadîs-i Şerîf: Peygamber’in İbâdet Aşkı Kapanış Nasîhati Kaynakça Sohbetin Özeti
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
Velîlik Makamı ve Mürşid-i Kâmil?
Mürşid-i Kâmil olan bir kimse bulunduğu makamdan düşer mi? Velîliğin bir perdenin önü vardır, bir de perdenin gerisi vardır. Perdenin önü, velîliğin herkese açık olan tarafıdır. Kim nefsiyle mücâdele eder, cihâd eder, Kur’ân’a ve sünnete sımsıkı yapışırsa ona velîlik kapısı açıktır. Bu perdenin görünen tarafıdır. İnsanlar bununla vazîfelidir ve bununla sorumludur.
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
Velîler Günah İşler mi?
Şunu bir dipnot olarak düşünün: "Velî günah işlemez, velî mâsumdur, velî temizdir, hiç hatâ işlemez" sözü ve düstûru doğru değildir. Velîler de günah işler, velîler de kusur işler, hattâ velîler de günâh-ı kebâir işler. Yani mürşid-i kâmiller de günâh-ı kebâir işlerler.
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
Hikmet şudur: Velî, hatâ işleyerekten, kusur işleyerekten — bilinçli veya bilinçsiz — mâsum olmak, mâsûmiyet noktasında durmaktan uzak durur mu?
Velîlerin günahlarında hikmet varmış deriz. Hikmet şudur: Velî, hatâ işleyerekten, kusur işleyerekten — bilinçli veya bilinçsiz — mâsum olmak, mâsûmiyet noktasında durmaktan uzak durur. Kendisini mâsum görmekten uzaklaşır. Eğer kendisini mâsum görürse, onun için küfürdür; çünkü mâsum olan Muhammed Mustafâ’dır (sallallâhu aleyhi ve sellem).
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
Bu neyle mümkün olur?
Velîlerin bu hatâlarından, kusurlarından, günahlarından dolayı Allâh onların velîliklerini almaz. Ama velîlik hiç kimsenin üzerinde ebediyen kalıcı bir tâc değildir; onun da tâcı üzerinden düşer. Bu, günâh-ı kebâire ısrar ile mümkün olur. Eğer geri dönmüyorsa, rücû etmiyorsa o hâlinden, o kimsenin velîliği şüphe götürür.
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
Bu karşı duruşlar, bu yolun çilesi ve hukûku mudur?
Bu karşı duruşlar, bu yolun çilesi ve hukûkudur. Tarih boyunca velîlere neler yapılmış: Hz. Mevlânâ’ya "kafasından da düşüp kalkıyor" demişler. Pîrimiz Ahmed er-Rufâî Hazretleri’ne neler söylemişler. Şâh-ı Geylânî Hazretleri’ne, Şâh-ı Nakşibend Hazretleri’ne neler yapmışlar. Geçmiş üstâdları beldelerden kovmuşlar, sürgün etmişler. Evlerine mektup yazmışlar: "Hiçbir beldeye kabul edilmemesi." Ve o insanlar onları kabul etmemişler beldelere.
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh konusunu ele alan sohbetin özeti nedir?
Bu sohbette velîlik makamının mahiyeti, velîlerin günah işleyip işlemeyeceği meselesi, münâfıklık türleri ve zikrullâhın münâfıklıktan kurtuluştaki yeri detaylı şekilde ele alınmıştır. Velîlerin mâsum olmadığı, hatâ ve kusur işleyebilecekleri ancak bunun velîlikten düşmeye sebep olmadığı; asıl tehlikenin günâh-ı kebâire ısrar ve tövbesizlik olduğu vurgulanmıştır. Tarih boyunca velîlere yapılan iftirâlar, çileler ve karşı duruşlar örneklerle anlatılmış; Bayındır ve Ödemiş hâtırâları paylaşılmıştır. Sevgi bahsinde başkasının sevgisini tartmak yerine kendi sevgimize bakmamız gerektiği, zikrullâh bahsinde ise Allâh’ı çokça zikretmenin şeytânı kalpten kovduğu ve münâfıklıktan kurtardığı hadîs-i şerîflerle açıklanmıştır.
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
Münâfıklık türleri ve zikrullâhın münâfıklıktan kurtuluştaki yeri nasıl açıklanmıştır?
Münâfıklık türleri ve zikrullâhın münâfıklıktan kurtuluştaki yeri detaylı şekilde ele alınmıştır. Velîlerin mâsum olmadığı, hatâ ve kusur işleyebilecekleri ancak bunun velîlikten düşmeye sebep olmadığı; asıl tehlikenin günâh-ı kebâire ısrar ve tövbesizlik olduğu vurgulanmıştır. Tarih boyunca velîlere yapılan iftirâlar, çileler ve karşı duruşlar örneklerle anlatılmış; Bayındır ve Ödemiş hâtırâları paylaşılmıştır. Sevgi bahsinde başkasının sevgisini tartmak yerine kendi sevgimize bakmamız gerektiği, zikrullâh bahsinde ise Allâh’ı çokça zikretmenin şeytânı kalpten kovduğu ve münâfıklıktan kurtardığı hadîs-i şerîflerle açıklanmıştır.
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
Velîlik makamının mahiyeti nasıl açıklanmıştır?
Velîlik makamının mahiyeti, velîlerin günah işleyip işlemeyeceği meselesi, münâfıklık türleri ve zikrullâhın münâfıklıktan kurtuluştaki yeri detaylı şekilde ele alınmıştır. Velîlerin mâsum olmadığı, hatâ ve kusur işleyebilecekleri ancak bunun velîlikten düşmeye sebep olmadığı; asıl tehlikenin günâh-ı kebâire ısrar ve tövbesizlik olduğu vurgulanmıştır. Tarih boyunca velîlere yapılan iftirâlar, çileler ve karşı duruşlar örneklerle anlatılmış; Bayındır ve Ödemiş hâtırâları paylaşılmıştır. Sevgi bahsinde başkasının sevgisini tartmak yerine kendi sevgimize bakmamız gerektiği, zikrullâh bahsinde ise Allâh’ı çokça zikretmenin şeytânı kalpten kovduğu ve münâfıklıktan kurtardığı hadîs-i şerîflerle açıklanmıştır.
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
Zikrullâhın münâfıklıktan kurtuluştaki yeri nasıl açıklanmıştır?
Zikrullâhın münâfıklıktan kurtuluştaki yeri detaylı şekilde ele alınmıştır. Velîlerin mâsum olmadığı, hatâ ve kusur işleyebilecekleri ancak bunun velîlikten düşmeye sebep olmadığı; asıl tehlikenin günâh-ı kebâire ırşar ve tövbesizlik olduğu vurgulanmıştır. Tarih boyunca velîlere yapılan iftirâlar, çileler ve karşı duruşlar örneklerle anlatılmış; Bayındır ve Ödemiş hâtırâları paylaşılmıştır. Sevgi bahsinde başkasının sevgisini tartmak yerine kendi sevgimize bakmamız gerektiği, zikrullâh bahsinde ise Allâh’ı çokça zikretmenin şeytânı kalpten kovduğu ve münâfıklıktan kurtardığı hadîs-i şerîflerle açıklanmıştır.
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
Tarih boyunca velîlere yapılan iftirâlar, çileler ve karşı duruşlar nasıl anlatılmıştır?
Tarih boyunca velîlere yapılan iftirâlar, çileler ve karşı duruşlar örneklerle anlatılmış; Bayındır ve Ödemiş hâtırâları paylaşılmıştır. Velîlerin mâsum olmadığı, hatâ ve kusur işleyebilecekleri ancak bunun velîlikten düşmeye sebep olmadığı; asıl tehlikenin günâh-ı kebâire ırşar ve tövbesizlik olduğu vurgulanmıştır. Sevgi bahsinde başkasının sevgisini tartmak yerine kendi sevgimize bakmamız gerektiği, zikrullâh bahsinde ise Allâh’ı çokça zikretmenin şeytânı kalpten kovduğu ve münâfıklıktan kurtardığı hadîs-i şerîflerle açıklanmıştır.
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
Bayındır ve Ödemiş hâtırâları nasıl paylaşılmıştır?
Bayındır ve Ödemiş hâtırâları paylaşılmıştır. Velîlerin mâsum olmadığı, hatâ ve kusur işleyebilecekleri ancak bunun velîlikten düşmeye sebep olmadığı; asıl tehlikenin günâh-ı kebâire ırşar ve tövbesizlik olduğu vurgulanmıştır. Sevgi bahsinde başkasının sevgisini tartmak yerine kendi sevgimize bakmamız gerektiği, zikrullâh bahsinde ise Allâh’ı çokça zikretmenin şeytânı kalpten kovduğu ve münâfıklıktan kurtardığı hadîs-i şerîflerle açıklanmıştır.
Kaynak: 72. Dergâh Sohbeti — Velîlik, Günah, Münâfıklık ve Zikrullâh
Gerçek bir velinin vasfı nedir?
Gerçek Velinin Vasfı
Bir veli dervişlerini ütmez, dervişlerinden para toplamaz, para almaz. Böyle bir şey yoktur. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem alnının terini yedi, bütün pir efendilerimiz, bütün sahabeler, bütün veliler gerçek manada alnılarının terini yerler. Sohbet parayla olmaz, zikrullah parayla olmaz, hizmet parayla olmaz. Ömrü hayatında bir kez bir veliyi manevi meçesiyle gören bir kimse asla kendi kendine "ben Mehdiyim" demez. O kimse Hz. Ebubekir efendimizin o nurunu görecek de ondan sonra "ben Mehdiyim" diyecek? O kimse Hz. Ali efendimizin nurlu meçesini görecek de "ben Mehdiyim" diyecek? Hayır. Maneviyattan uzak, derinlikten uzak, halden uzak insanların işidir bu.
Kaynak: 116. Dergah Sohbeti — Zikrullah, Kibir, Mehdiyet ve Veliliğin Gerçeği
Velilerin hata yapması meselesi nedir?
Velilerin hata yapması meselesi, velilerin hata yapmalarının sebeplerini ve bu hataların nasıl düzeltilmesi gerektiğini anlatan bir meseledir. Veliler, insanlara yol gösterirken kendi hatalarını da fark etmeli ve onları düzeltmeli, kendi hatalarını da düzeltmeli ve Allah’a yönelmeli.
Kaynak: 118. Dergah Sohbeti — Muharrem Ayı, Aşure Orucu, Allah Sevgisi ve Rabıta Meseles
Sarık, sakal ve cübbe sünnettir mi?
Sarık sünnettir, sakal sünnettir, cübbe sünnettir — ama güzel ahlak onlardan daha evladır. Dile sahip çıkmak onlardan daha evladır. Sarığı sararsınız kendinizedir; ama dile sahip çıkmamak başkasınadır, kötü bir söz söylersiniz başkasını incitirsiniz.
Kaynak: 124. Dergah Sohbeti — Velilerin Üç Sınıfı, Allah’ın Dostluğu Yolu ve Din Kolaylı
Allah bir dua düşürecekse onun diline düşürür, gönlüne bir şey verecekse verir, o da söyler mi?
"Allah’a yakın kullar, veliler, evliyalar dualarıyla büyük tasarrufa sahipler, neden bazı konularda sessiz kalırlar?" sorusuna: Bir kimsenin nefsi olursa olsun kaderin önüne geçemez. Bu hale gelen insanlar müdahaleci olmazlar; "her şeyin hayırlısı" derler, çekilirler kenara. Bu teslimiyettir. Allah bir dua düşürecekse onun diline düşürür, gönlüne bir şey verecekse verir, o da söyler. Aklın olduğu yerde aşıklık olmaz; aşık maşıkın işine çomak sokmaz.
Kaynak: 136. Dergah Sohbeti — Ahir Zamanda Muhafaza, Silsile-i Meşayih, Zikir ve Güzel A
Allah dostlarıyla uğraşmanın tehlikesi nereden gelir?
Hadis-i kutside buyrulmuştur: ‘Kim Allah’ın velileriyle alay ederse, onlara düşman olursa, yırtıcı hayvanın avından intikam aldığı gibi Allah da onlardan intikam alır.’ Aslanın ceylana merhamet göstermediği gibi Allah da merhametsiz bir şekilde intikamını alır; çünkü veliler O’nun özel kullarıdır. Kim Allah diyenle uğraşırsa, kim zikir edenle alay ederse, kim evliya ile hakaret ederse hayvandan daha aşağı mahluktur. Hiç kimsenin dervişine, dergahına, şeyhine, cemaatine laf söylemeyin. Ölçüyü konuşun — din ölçüsü, Kur’an ve Sünnet ölçüsü konuşulur. Ama şahısların arkasından konuşulmaz, bir cemaat toptan karalanmaz. Veliliğe inanmayan kimse, bir veliyi arkasından çekiştirirken ‘ya Allah buna duyurursa’ diye düşünmez. Bu, aslında veliliğe inanmamaktır ki bu münafıklıktır. Sen kendi kafandaki torbayı görmüyorsun da başkasının kafasında torba arıyorsun.
Kaynak: 182. Dergah Sohbeti – Allah Ehli, İtikafın Üç Mertebesi ve Vesile
Ledünni ilim nedir?
Ledünni ilim sadece peygamberlere has bir ilim değildir. Allah’ın velilerinde, dostlarında da görünür. Müminlerde de tecelli eder.
Kaynak: 182. Dergah Sohbeti – Allah Ehli, İtikafın Üç Mertebesi ve Vesile
Nefisle mücadele etmenin nasıl bir uygulama gerektirdiğini açıklar mısın?
Ehl-i tasavvuf nefisle cihadı kendi üzerinde üstün kılmaya çalışır. İki sefer Allah demekle, iki güzel rüya görmekle, kabrin başına gidip kabirdekini görmekle kendini velîlerden sanmamalıdır. Ahlâkını üstün tut, gözüne kaşına sahip ol, nefsine sahip ol, dilini eğip bükme. Bin bir gün oruç tutsan diline sahip çıkmadıysan boşunadır. Bin bir rekât namaz kılsan gözüne kaşına sahip çıkmadıysan ayranlık yapmış olursun.
Kaynak: 216. Dergah Sohbeti – Kaza Namazları ve Sünnet, Namazı Cem Etmek, Cihadın Tarifi
Allah’ın dostluğu sadece veliler mi olur?
Allah’ın Dostluğu: Sadece Veliler Değil. Biz Allah’ın dostluğunu sadece veliler olarak anlamışız. Allah namaza da dostttur, namaz kılana da dostttur. Allah zikre de dostttur, zikir edenlere de dostttur. Allah oruca da dostttur, oruç tutanlara da dostttur. Cömertlik yapan, iyilik yapan, kötülükleri önlemeye çalışan, bu yolda mücadele eden kimseyle Allah dost olur. Çünkü kendisine dostluk yollarını açan, dostluk kapısını tutan kimselerle dost olur.
Kaynak: 280. Dergah Sohbeti: Kalp Temizliği, Fiilî Şükür ve Deccaliyetle Mücadele
Içlerinden veli olanlar da var mıdır?
‘Kadınlardan İmran kızı Meryem, Firavun’un karısı Asiye, Huveylid’in kızı Hatice ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin kızı Fatıma’dan başkası kemal’e ermemiştir buyuruluyor. Kadınların kemal’e ermesi nasıl olur?’ Buradaki kemalden kasıt kadınların veli haline gelmesidir. Kadınlar bu noktada biraz zorlanırlar. Ama içlerinden veli olanlar da vardır. Kadınlar hızla sinirlenip, hızla nefislerine uyup, hızla toparlayabilirler. Kadınların da kemale ermesi erkekler gibidir; onlar da evliya sınıfına, veli sınıfına geçebilirler.
Kaynak: 336. Dergâh Sohbeti — Mehdi, Sevgi ve Sadakat, Nefsin Mertebeleri
Ümmetin velileri kimlerdir?
Bir rivayette ‘Ümmetin velileri Beni İsrail peygamberlerinin mesabesindedir, dengindedir’ buyurulmuştur. Hatta bir rivayette ‘üstündedir, fevkindedir’ denilmiştir. Abdülkadir Geylani Hazretleriyle alakalı bir kıssa: Bir Hristiyan gelmiş, ‘Bizim peygamberimiz İsa ölüleri diriltirdi’ demiş. Abdülkadir Geylani Hazretleri bir Hristiyan kabristanına gitmiş; Allah’ın izniyle o kimse mezardan çıkmış. Geylani Hazretleri ‘Eşhedü en la ilahe illallah’ deyince o kimse hemen kelime-i şehadet getirip Müslüman olmuş ve tekrar yatmıştır.
Kaynak: 352. Dergah Sohbeti — Dergahlar Arası Kardeşlik, İhtiyar Meselesi, Sevenin Alame
Kur’an-ı Kerim tek başına yeter mi?
Kur’an-ı Kerim tek başına savunmasızdır; istediğiniz yere çekersiniz onu. Allah’ın kitabını koruyan hadis-i şerifler ve mezheplerdir. Cenab-ı Hak dinini peygamberlerle, velilerle ve alimlerle muhafaza eder, korur. Hadis olmazsa bir ayet-i kerimeyi istediğiniz yere çekebilirsiniz; alimler olmazsa hadis-i şerifi de istediğiniz yere çekersiniz.
Kaynak: 421. Dergah Sohbeti — Hizmet Edebi, Mezhep-Hadis Savunması ve Sufi Geleneğin Kor
Tasavvufta Şeyhin Kırk Yaş Şartı nedir?
Eski sûfîlerin böyle bir ilkesi var: kırk yaşından önce mürşid-i kâmil olunmaz. Kırk yaşından önce peygamber olan hiçbir peygamber yok; bütün peygamberlere peygamberlik kırk yaşında tebliğ edilmiş. O yüzden sûfîler de bu ince kaideyi geliştirmişler. Küçük yaşta evliyâ olunabilir ama mürşid-i kâmil söz konusuysa kırkından önce olmaz demişler.
Kaynak: 481. Dergâh Sohbeti — Taksit ve Fâiz, Dârülharp, Yeni Doğan Sünnetleri, Mest Hük
Evliyâullâh Düşmanlığının Sonu nedir?
Bir kimse bir velî kuluna düşmanlık yaparsa Allah da ona savaş açar. Allah bir kula, bir cemaate, bir topluluğa, bir millete savaş açarsa yerle yeksân eder, dağılır.
Kaynak: 573. Dergâh Sohbeti — Hanzala Hadîsi, Evliyâ Düşmanlığı, İhsan Mertebesi ve Hayd
585. Dergâh Sohbeti — Velîlerde Bunama, İstişare Sünneti ve Manevi Danışma konusunu ele alıyor mu?
İstişare: Velîlerde ve Mürşid-i Kâmillerde Bunama (Demans) Olur mu? Bunama, halk arasındaki tabiriyle demans, aslında birçok hastalığın bir sonucudur. Özellikle yaşla beraber sinir hücrelerinin harabiyetine bağlıdır. Gençliğinde beyin fonksiyonlarını ne kadar fazla kullanan bir insan varsa, bunaması o kadar gecikiyor. Herkeste olacak diye bir şey yok; bazısında elli yaşında olur, bazısında seksen yaşında, bazısında hiç görülmez.
Kaynak: 585. Dergâh Sohbeti — Velîlerde Bunama, İstişare Sünneti ve Manevi Danışma
Üstadın istişare kararına karşı bir şey söylemesi mümkün mü?
Üstad, istişare kararının hilafına bir şey diyebilir. Kendince gördüğü, bildiği bir şey vardır. ‘Böyle istişare ettik ama siz bu işten vazgeçin, böyle böyle yapın’ dediğinde itaat edilir. Bu yetki ancak üstadadır. Başka birinin istişare kararının üzerine söz söyleme hakkı yoktur.
Kaynak: 585. Dergâh Sohbeti — Velîlerde Bunama, İstişare Sünneti ve Manevi Danışma
Ama o veliler, metafizik aleme ayak basanlar, Hz. Peygamber’in manevi soyundan gelenler — onların manevi olarak dergahları kapanmamıştır?
Onlar meselenin fiziki boyutunda kalmamışlar; "bir tekke vardı, kapandı, selamünaleyküm" dememişler. Onlar yollarına ve işlevlerine devam etmişlerdir. Tabiri caizse işi bitenin işini bitirmişler.
Kaynak: 592. Dergâh Sohbeti — Din Özgürlüğü, Adalet ve Tokalaşma Meselesi
Münafığa efendim denmek ne demektir?
Hadîs-i Şerîf: Münafığa Efendim Demeyiniz Bureyde radıyallâhu anh anlatıyor. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Münafığa efendim demeyiniz. Eğer o efendi olursa muhakkak yüce olan Rabbinizi öfkelendirmiş olursunuz." Kaynak: Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbü’l-Edeb, Hadis No: 4977; Riyâzü’s-Sâlihîn, İmâm Nevevî, Bâb 46.
Kaynak: 593. Dergâh Sohbeti — Velilerin Günahsızlığı, Münafıklık ve Okumak ile Yaşamak
İtikatta münafıklık nedir?
İtikatta münafıklar: Allah ve Resulü’ne inandım derler ama Kur’an’ın herhangi bir yerini inkâr ederler. Veya sahih hadislerle ve ümmetin ittifak ettiği bir şeyi kabul etmezler. Bunlar itikatta münafıktır. O kimse bu inancından geri dönmüyorsa, o noktada duruyorsa itikatta münafıktır.
Kaynak: 593. Dergâh Sohbeti — Velilerin Günahsızlığı, Münafıklık ve Okumak ile Yaşamak
Amelde münafıklık nedir?
Amelde münafıklık ise: konuştuğunda yalan söyler, emanete ihanet eder, sözünde durmaz. Bunlar amelle alakalıdır. İmamların ortak noktasına göre bu kimse günah-ı kebâir işlemiştir ama dinden çıkmamıştır. Onu dinden çıkmış gibi görmek, insanı dinden çıkarır.
Kaynak: 593. Dergâh Sohbeti — Velilerin Günahsızlığı, Münafıklık ve Okumak ile Yaşamak
İtikatta münafıklık meselesinde mezhep imamlarının görüşleri nelerdir?
İtikatta münafıklık meselesinde İmâm Şâfiî, İmâm Mâlik ve İmâm Ahmed bin Hanbel bunu doğrudan küfür olarak görürler. Hanefîlerden İmâm-ı Âzam hazretleri ise "Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh diyeni tekfir etmeyiniz" hadîs-i şerîfinin üzerinden itikatta münafık olarak görmüştür. Ancak aynı İmâm-ı Âzam, namazı kasden terk eden bir kimsenin üç gün hapis tutulacağına, yine kılmazsa katledileceğine fetva vermiştir.
Kaynak: 593. Dergâh Sohbeti — Velilerin Günahsızlığı, Münafıklık ve Okumak ile Yaşamak
Münafıklıkla ilgili hadisler nelerdir?
İtikatta münafıklar: Allah ve Resulü’ne inandım derler ama Kur’an’ın herhangi bir yerini inkâr ederler. Veya sahih hadislerle ve ümmetin ittifak ettiği bir şeyi kabul etmezler. Bunlar itikatta münafıktır. O kimse bu inancından geri dönmüyorsa, o noktada duruyorsa itikatta münafıktır. Amelde münafıklık ise: konuştuğunda yalan söyler, emanete ihanet eder, sözünde durmaz. Bunlar amelle alakalıdır. İmamların ortak noktasına göre bu kimse günah-ı kebâir işlemiştir ama dinden çıkmamıştır. Onu dinden çıkmış gibi görmek, insanı dinden çıkarır. Mezhep İmamlarının Görüşleri İtikatta münafıklık meselesinde İmâm Şâfiî, İmâm Mâlik ve İmâm Ahmed bin Hanbel bunu doğrudan küfür olarak görürler. Hanefîlerden İmâm-ı Âzam hazretleri ise "Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh diyeni tekfir etmeyiniz" hadîs-i şerîfinin üzerinden itikatta münafık olarak görmüştür. Ancak aynı İmâm-ı Âzam, namazı kasden terk eden bir kimsenin üç gün hapis tutulacağına, yine kılmazsa katledileceğine fetva vermiştir. İtikatta münafık olan bir kimseye efendim denmez, itaat edilmez, böyle bir kimse imâm olamaz, arkasında namaz kılınmaz, müminlerin emri hükmünde olamaz.
Kaynak: 593. Dergâh Sohbeti — Velilerin Günahsızlığı, Münafıklık ve Okumak ile Yaşamak
Ümmetin Velileri ve Benî İsrail Peygamberleri nedir?
Ümmetin Velileri ve Benî İsrail Peygamberleri
"Ümmetimin velileri Benî İsrail peygamberleri gibidir." Başka bir rivayette ise "Benî İsrail peygamberlerinden üstündür" geçiyor. Her ne kadar bir veli Benî İsrail peygamberine denk olsa da, hatta onlardan üstün olsa da, peygamber değildir. Amel olarak, yaptıkları iş olarak, işlevsellikleri açısından Benî İsrail peygamberlerine denk veya üstün olabilirler. Allah’ı tanıtma, tebliğ etme noktasında ümmetin velileri Benî İsrail peygamberlerine denk veya üstündür.
Kaynak: 661. Dergah Sohbeti — Mücahede, İstihraç ve İslam Dünyasının Durumu
Bir veli öyle bir makama ulaşmıştır ki halkın gönül kıblesi, hacet kapısı olmuştur?
Hacet kıblesi olmak, insanların ihtiyaçlarını ona arz etmesi, onun da bu ihtiyaçları Allah’ın huzuruna taşıması demektir. Cenab-ı Hak kendi dostunu bu göreve lâyık görmüş ve onu insanların hizmetine amade etmiştir.
Kaynak: Veliler, zamanın kutupları halkın hacet kıblesidir 16.08.25
Velilerin makamı ne demektir?
Veliler, zamanın kutupları halkın hacet kıblesidir 16.08.25 Hakkında Bu makamın sahibi zamanın kutbu olabilir ya da o kutbun vesilesiyle insanlara ulaşan bir veli. Bazen bir kimse rüyada ya da keşifte bu velilerden birini görür ve manevi hacet kapısı açılır. İnsanlar bunun farkına varır vararmaz ‘Bu kim?’ diye sorar, merak eder; çünkü o hacet kıblesi olduğu için kalplere tesir eder.
Kaynak: Veliler, zamanın kutupları halkın hacet kıblesidir 16.08.25
Velilerin insanlara etkisi nedir?
Veliler manevi meseleleri çözen, insanlara yol gösteren ve Allah’ın izniyle onların ihtiyaçlarına cevap olan kimselerdir. Onların bu özelliği kendinden değil, Allah’ın onlara lütfettiği makamdan kaynaklanmaktadır.
Kaynak: Veliler, zamanın kutupları halkın hacet kıblesidir 16.08.25
Zamanın kutuplarını ve velilerini tanımak neden önemlidir?
Zamanın kutuplarını ve velilerini tanımak, onlara hürmet etmek ve onların rehberliğinden yararlanmak; hakikate giden yolun önemli bir adımıdır. Bu yolu küçümsemek ya da inkâr etmek, büyük bir maneviyat hazinesinden mahrum kalmak demektir.
Kaynak: Veliler, zamanın kutupları halkın hacet kıblesidir 16.08.25
Veliler, mürşid-i kâmiller ve adil halifeler; insanların gönlünü Allah sevgisiyle, Resulullah sevgisiyle ve mümin kardeşlik duygusunca dolduran kimsel midir?
Veliler, mürşid-i kâmiller ve adil halifeler; insanların gönlünü Allah sevgisiyle, Resulullah sevgisiyle ve mümin kardeşlik duygusunca dolduran kimselerdir. Bu dirilme salt maddi yardımla gerçekleşemez; gönüller ancak hakiki bir nurla aydınlanabilir.
Kaynak: Veliler, mürşid-i kamiller insanların manevi olarak dilirilmesine sebep olan kim
Velilerin rolü nedir?
Bir veli ‘hayat suyu’ olarak nitelendirilmiştir. Bu benzetme derin bir tasavvufi anlam taşır: Tıpkı suyun ölü toprağı canlandırması gibi, veliler de insanların kalplerini uyandırır ve onları manevi olarak diriltir. Cenab-ı Hak Kur’an’da buyurmaktadır: ‘Siz ölüydünüz, sizi O diriltti.’
Kaynak: Veliler, mürşid-i kamiller insanların manevi olarak dilirilmesine sebep olan kim
Meczup bir derviş işe yaramaz bir derviş midir?
Hazreti Muhammed Mustafa’nın üzerinden gelseydi bir anda telleri yakabilirdi veya direkt Cenabı Hak ona ilham etseydi telleri yakabilirdi. Meczup olurdu. Telin yanması bu. Mezzup olurdu. Ama meczup bir derviş işe yaramaz bir derviştir. Zahiren akıl giderse bir işe yaram, O kimse bir din anlatamaz, bir öğüt veremez. O Allah rahmet eylesin. Bizim Alhissan öyleydi mesela. O birisine bir yol anlatamaz. Birini terbiye sistemine katamaz. O neden? İşte mezup. Çünkü onun meczupluğu birisinin hidayetine sebep olmaz genelde. Bir bakmışın daha da eee onu şeyhi varken öyle mesela şeyhi olmayan bir meczup düşün.
Kaynak: Bir meczubun bir velinin ters duasını almaktan Allah muhafaza eylesin
Velilik nurunu göremeyenler ne olabilir?
Velilik nurunu göremeyenler, kör dervişler olabilir. Bu durum, onların dinin kabuğuyla ilgilenmelerine neden olur. Onlar, velilik ve mürşidlik nurunun kimde tecelli ettiğini göremezler. Bu nedenle, isterlerse 20 yıl, 30 yıl, 50 yıl dervişlik yapsınlar da kör dervişlerdir. Onlar, velilik ve mürşidlik nurunun kimde tecelli ettiğini göremezler ve bu durum onları dinin kabuğuyla ilgilenmeye itilir.
Velilik ve makam kavramları arasında nasıl bir ilişki vardır?
Bir kimse evet bu dünyada yaşarken mümince bir hayat kurarsa kendince kendisinin bilmediği bir makama ait olabilir mi? Evet. Allah’ın öyle velileri vardır ki onların veli olduklarını ne kendileri bilir kendilerini ne de halk bilir. O kimse velidir ama ve o kimse herkes gibi yaşar orda ama onun makamı yücedir. Rical-i gayb dedikleri bunlardır. Kendilerinin veli olduklarını bilmezler, halk da bunların veli olduğunu bilmez ama bunlar velilik noktasında öyle çok yüksek derecede değildir. En yüksek derecedeki veli hem kendisinin bildiği hem halkın bildiği velidir. O kimse de kendisinin veli olduğunu bilir. Halk da onun veli olduğunu bilir. Halk nasıl bilir? Rüyayla bilir. Rüyasında görür onu veya onun üzerinden bir keramet zuhur eder. Halk onu görür, bakar ki Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmış, dinini yaşıyor. Halk onun zahiren Kur’an ve sünnete yapışık olduğunu bilir, rüyasında da onu görürse onun veli olduğunu bilir halk.
Allah, peygamberlerinin ve velilerinin gözüne ikinci bir suretin düşmesini istemektedir mi?
Allah bu noktada kıskançtır. Kendi peygamberlerinin ve velilerinin ve aşıklarının gözüne ikinci bir suretin düşmesini istemez.
Kaynak: Nefes II — 5 Mart 2016 Sohbeti
Velayetin zirvesindeki velilerin özellikleri nelerdir?
Bunlar tecelli ettiğinde, bunların üzerinden tecelli eden etrafındaki müridanada bu tecelli eder. Etraftaki mürid yani o veliyi tanıyanlar bu tecelliyata aşina olurlar, bu tecelliyatı görürler, bu tecelliyatı onun üzerinde seyrederler. Seyrillah budur. O kimse o velinin üzerinde Hakk’ın tecelliyatını seyreder.
Kaynak: Nefes II — 25 Nisan 2015 Sohbeti
Fena kavramı velayet teorisinde ne kadar rol oynar?
Bu bakımdan Fena, velayet kavramının içerisinde yolda bir merhaledir. Geçilmesi gereken yerdir. Kalınması gereken yer değildir. Fena olmak: Yani o kimsenin kendi sıfatlarının orta yerden kalkıp kimsenin üzerinde Allah’ın sıfatlarının tecelli etmesidir. Orta yerden kaldırma düşüncesi ve bilinci o veliye aittir. Veli kendince kendi sıfatlarının ortadan kalkma bilincini görür, bu onun fena makamıdır. “Sen atmadın ben attım. Sen tutmadın ben tuttum.” “Ey Habibim” hani attı ya bir avuç toprak. “Sen atmadın ben attım” dedi. Burada Cenâb-ı Hakk peygamberinin yapmış olduğu fiiliyatı otomatikman kendi üzerine aldı. “Sen atmadın ben attım” dedi. Başka bir ayet-i kerimede de “Sen öldürmedin ben öldürdüm” dedi. Ne yaptı? Velinin veyahut ta nebinin bütün fiiliyatını Cenâb-ı Hakk üstüne aldı. O fiiliyat, o sıfatın tecelliyatı Allah’ın oldu. Böylece o sıfatı icra eden kimse onu kendisinden görmedi o esnada. Görmeyince Cenâb-ı Hakk onun fiiliyatını kendi üzerine alınca o bekaya ulaştı. Yani, artık fena hali onda bitti. Artık onda beka hali oldu. O tekrar fenadan geri döndü. Fenadan geri dönmek, fenanın üstüne çıkmak, fenadan bu noktada aşağı doğru geri dönmek değil. Fenayı bitirmek. Artık o bu noktada direkt Hakk’a döndü. Hakk onun kalbine ilham etti onu yaptı. Cenâb-ı Hakk onun kalbine ilham etti onu yaptı. İlham etmese dahi Allah, ilham etmese dahi diyorum, Allah onu çepeçevre çevreledi. Her şeyi onun üzerinden tecelli ettirmeye başladı. Onun üzerinden tecelli ettirdi ve bu ne oldu, bu artık geri dönüşü olmayan bir yol orda o bekaya ulaştı. Varlığın kendi içerisinde her zerresinde önce fena olmuştu yok olmuştu şimdi varlığın her zerresinde var oldu. Bir veçhesi Cebrail oldu, bir veçhesi Azrail oldu, bir veçhesi Mikail oldu, bir veçhesi İsrafil oldu, bir veçhesi İsa oldu, bir veçhesi Musa oldu, bir veçhesi Âdem oldu. Artık o Hakk’ın sıfatlarında beka haline ulaştı.
Kaynak: Nefes II — 25 Nisan 2015 Sohbeti
Beka noktasına gelen bir veli ile ilgili ne söylenir?
Beka noktasına gelen bir veli bütün alemlerle ilişkilidir. O sadece mana aleminin velisi değildir. O hem zahir görünen hem batın görünen bütün alemlerin velisidir ve o sade ki dünyanın velisi de değildir. İnsanların velisi de değildir. O cinni taifesinin de velisidir, diğer varlıklarında velisidir, insanlarında velisidir, bu noktada onun dağa, taşa, suya, oduna, böceğe, kurda, kuşa, her yere sözü geçer. O bu noktadadır. O yüzden o veliler Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hâllendiklerinden dolayı onlar dünyanın da ahiretinde velisidirler.
Kaynak: Nefes II — 25 Nisan 2015 Sohbeti
Dini hiyerarşi ve otorite ne anlama gelir?
Dini hiyerarşi ve otorite gönülle bağlıdır. Velilerin, gerçek velilerin kendilerine bir makam tahsis etmemeleri, kendilerine bir yol tahsis etmemelerinin sebebi bu hiyerarşiden kaçınmalıdır.
Kaynak: Nefes — 14 HAZİRAN 2014 Sohbeti
Din ve dini otorite arasındaki ilişki nedir?
Din ve dini otorite arasındaki ilişki, dini hiyerarşi ve otorite gönülle bağlıdır. Velilerin, gerçek velilerin kendilerine bir makam tahsis etmemeleri, kendilerine bir yol tahsis etmemelerinin sebebi bu hiyerarşiden kaçınmalıdır.
Kaynak: Nefes — 14 HAZİRAN 2014 Sohbeti
Varlığın dereceleri nedir?
Varlığın dereceleri, Allah’ın tecelliyatı ile ilgili olarak, Muhammed-i Mustafa’nın ruhaniyeti ve nuraniyeti en üst derecedir. Sonrasında Cebrail aleyhisselam, peygamberler, veliler, melekler ve diğer yaratıklar gelir. Veliler meleklerden üstündür ve bilincin üst noktasındadırlar.
Kaynak: Nefes — 2 Şubat 2013 Sohbeti
Velilerin dini idame etmedeki rolü nedir?
O veliler Kur’an ve sünnetin yaşanması için, yaşatılması için mücadele ederler. O veliler bu işin merkezi hükmündedir, çekirdeği hükmündedir. Üçler, beşler, yediler, 40’lar, 80’ler, 120’ler, 240’lar, 500’lere kadar bunların hepsi de evliya hükmündedir ama içinden 40 tanesi velidir. Onlar dinin yaşanması için mücadele ederler. 500’lerin hepsi de kendi içlerinde evliyadır çoğul olarak ama bunların içinden 40 tanesi mürşid-i kamildir. Diğerleri de normalde evliyadan zatlardır kendi makamlarına göre. Bunların hepsi de dini mübinin yaşanması için mücadele ederler.
Hz. Ömer Efendimiz neden bir rahmet olarak gönderildi?
Cenab-ı Hak onu o gün bir rahmet olarak gönderiyor. Kime gönderiyor? Bir kendisine olan gizli bir dostu gönderiyor, gizli bir dostu gönderiyor. O yüzden zahirde belki de çalgıcı gibi görünüyor ama e batında sevilmiş bir kul. Allah onu sevmiş. Duasını kabul etti çünkü ve o normalde o zatın görüntüsü yaşlı, ihtiyar bir çalgıcı ama Cenab-ı Hak içini tenvir eylemiş. O çünkü tövbe etti. O kendince o yoldan geri döndü.
Velilerin Allah’a ne gibi bir rolü vardır?
Vefasızlık etme, saygısızlık etme, edepsizlik etme çizgisinde dur çünkü o nurlu yoldasın, o nurlu yolda nurlu bir kimseyle yol alıyorsun. Bu büyük rahmettir. O rahmetin, o bereketin, o lütfun, o ikramın, o ihsanın kıymetini bil, yolda giderken sakın düşürme, yolda giderken sakın yoldan çıkma. O rahmete gerekli olan edebi, adabı, erkanı göster.
Velilerin topluma faydası nedir?
Normalde her veli topluma faydalıdır, insanlara faydalıdır. Bir kısım peygamberler gibi. Kimisinin birkaç tane ümmeti olmuş, kimisinin hiç ümmeti olmamış. Hatta ben şöyle inanırım, dünya üzerine ne kadar peygamber geldiyse o kadar veli vardır. Onların makamları boş kalmamıştır. Hiçbir peygamberin makamı boş kalmaz dünya üzerinde. Adem aleyhisselamdan Muhammedi Mustafa’ya(s.a.v) kadar ne kadar peygamber geldiyse hepsinin makamında onun vazifesini yerine getiren bir veli vardır. Onlar o peygamberlerin ahlakı üzerinedir, o peygamberlerin taberi caizse vazifesi üzerinedir. Peygamber değillerdir.
Veliler Allah’tan dilenirler mi?
Veliler Allah’tan dilenirler, ihtiyaçlarını Allah’a arz ederler. Onlar ihtiyaçlarını insanlara arz etmezler. Bir çıt üstü, bak bir çıt üstü, onlar ihtiyaçlarını dillendirmezler Allah’a da. B ir çıt üstü, onlar bir şeyi ihtiyaç görmezler. O yüzden kalplerinden de dillerinden de kendi adlarına bir şey istemezler. Onlar yaşayan ölü gibidir. Bir şey geldiğinde reddetmezler, geleni Hak’tan görürler, gideni de Hak’tan görürler. Gelir, Hak gönderdi. Gider Hak aldı. Hak gönderdi. Ne gelene sevinirler ne de gidene üzülürler. Bu da en üstü. Çünkü gelen de Hak’tır giden de Hak’tır. Neymiş? Gelen de Hakmış giden de Hakmış. Bu ne olursa olsun ama bu ne olursa olsun. Dünya aleminde, zahir aleminde veya batın alemde ne olursa olsun gelen de Haktır giden de Haktır. Bu hale eriştiysen ne mutlu sana. Bu hale erişmediysen gayret et, koştur, mücadele et. Yol herkese açık. El-Fatiha maassalavat. Amin. Sürç-ü lisan ettiysek affola. Böyle konu yarım kalmasın diye bitirmeye, hani en azından toparlamaya çalıştım o yüzden biraz sizi geciktirdim, haklarınızı helal edin. Helal etmeyen varsa söylesin helallaşalım yani nasıl helallaşılacaksa, sıkıntı değil yani. Bir şekilde helallaşılır inşallah. Salih ne kaldı? Destur dememiz mi kaldı? Fatihayı dedik, şimdi ne diyeceğiz? Yavrum biz artık unuturuz biz, bir de hadis-i şerif bizim için söylenmiş, unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz. Allah Resulü kurtarmış bizi, daha doğrusu bütün ümmeti kurtarmış, en başta da Adem aleyhisselamı kurtarmış. O yüzden Adem Aleyhisselam ordan kurtulduysa biz de kurtuluruz. Neydi hadis-i şerif unuttuklarınızdan, başka, gece uykudayken yaptıklarınızdan, başka bir de delilikten, delirince ne oluyormuşsun? Sorumlu değilsin. Eee, tamam, insanlar uykudadır. Oradan kurtardık mı? Kurtardık. Delilik de bizde bir hayli var mı? Ooo, bak herkes var diye herkes tasdik ediyor deliliğimizi. Tamam, bizden o zaman sorumluluk gitti. Tamam bu kadar basit ya Allah Allah! Bizim işimiz kolay, akıllılar düşünsün nasıl delireceğiz diye. Eyvallah. Selamünaleyküm. Destur demedik ya, değil mi? Dedik artık, destur dedik, hadi bakalım.
Velîlerin görevi nedir?
O zaman velîlerin işi, dinin mana tarafını anlatmak, işin manevi tarafını göstermek, dinin mana tarafını insanlara tebliğ etmekle yükümlü.
Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri velîleri nasıl görür?
Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, onları dinin direği olarak görüyor. Nasıl diyor? Dağlar dünyanın direği hükmündeyse, Allah dostları da dinin direği hükmündedir ve onlar kıyamete kadar yok olmayacaklar. Bir tanesi vefat ederse, yerine birisi daha gelecek, diyor.
Hazreti Muhammedi Mustafa (s.a.v) velîler hakkındaki görüşünü ne şekilde ifade etmiştir?
Hazreti Muhammedi Mustafa (s.a.v) , “ Kıyamete kadar velîler eksik olmaz. Birisi vefat ettiğinde diğeri atanır, birisi gelir” diyor ve bunu nakleden, ilmin kapısı hükmündeki Hazreti Ali Efendimiz, öbürkü diyor ki: “Bizim şeyhimiz dedi ki, benden sonra şeyh gelmeyecek, böyle bekleyin.” Öbürkü de diyor ki: “Son şeyh bizim şeyhimizdi, biz Mehdi’yi bekliyoruz.”
Velilerin sözlerinden ne söylendi?
Velilerin sözlerinden yumuşak olsun sert olsun, vücudunu örtme çünkü o sözler dinin zahiridir
Velilerin öğütlerinin ne kadar değerli olduğunu anlatan bir metin var mı?
O yüzden o velilerin öğütleri, o mürşid-i kamillerin öğütleri, o velilerin sözleri, sert de olsa yumuşak da olsa rahmettir, berekettir, lütuftur, ikramdır, ihsandır, hidayettir, hikmettir. Hikmet… Sen ona vücudunu dahi aşacaksın, itiraz kapısını kapatacaksın. Kapat bütün itiraz kapılarını. Sen bir mürşid-i kamile intisap etmişsin; bütün itiraz kapılarını kapat. Bütün şerh kapılarını kapat; şerh de düşme, kapat. Nefis sana yaptırır onu; şerh bile düşme.
Veliler ve mürşid-i kâmilin ne anlama geldiğini anlatan ne söylendi?
O zaman veli, veli, Allah’a olan ibadetlerini hakkıyla yerine getiren, hayatında, bu dünyevi hayatında Allah’a isyan etmeden ve hiçbir dairede, hiçbir noktada isyan etmeden ibadetlerine, taatlerine devam eden ve aynı zamanda kulluk vazifelerini getirirken Kur’an ve sünnet çizgisini aşmayan, Kur’an ve sünnet-i seniyeyi gücünün yettiğince insanlara tebliğ eden, bu konuda nasihat eden, çalışan, gayret eden, Allah yolunda cihat eden kimselerdir veliler ve insanlar onlara düşman olurlarsa bu manada Allah’a düşman olmuşlardır. Çünkü yapmış oldukları vazifeler Hz. Muhammedi Mustafa’nın (s.a.v.) vazifeleridir. Peygamber değillerdir ama peygamber naibi, peygamber vekili, öyle söylerler çünkü Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Onlar dinin ayakta durması için, Kur’an ve sünnet-i seniyyenin ayakta durması için gecesini gündüzüne katıp Allah yoluna revan olmuş insanlardır. Böyle olunca, onlara düşmanlık edenlere Allah düşman olur ve Allah başka bir hadis-i kudside: ‘Yırtıcı hayvanın avından intikamını aldığı gibi onlardan intikamını alır.’ der. O zaman Allah dostlarına, velilere, mürşidlere, evliyalara, müminlere, salih müminlere, salih insanlara düşman olanlar, tavlada kırık zar kırık pul mesabesindedir. Yani normalde tavla oynayanlar bilirler, hani bir pulu kırarsın, koyarsın kenara. Bir işe yarar mı? Yaramaz. Hiçbir işe yaramaz. Allah dostlarına, evliyalara, velilere, müminlere, salih insanlara düşman olanlar, müminliğinden dolayı, salihliğinden dolayı, evliyalığından dolayı, veliliğinden dolayı…Neden düşman olur? Hasisliğinden düşman olur, kıskançlığından düşman olur, kâfirliğinden düşman olur, münafıklığından düşman olur, mürtedliğinden düşman olur, haylazlığından düş,man olur, şeytanlaştığından düşman olur, nefsine zebun olduğundan düşman olur, heva ve hevesini ilah edindiğinden düşman olur, ‘Ya ne işin var senin salih insanla?’ Ona düşman olur. ‘Ne işin var senin Allah dostuyla?’ Ona düşman olur.
Velilerin ve mürşid-i kamillerin bakış açıları neden farklıdır?
Bu mürşid-i kamiller, dünyevi gözle baktığımızda kusur ve eksikliklere bakış açıları farklıdır. Bu bakış açısı, normal Müslümanların veyahut da zahir âlimlerin bakış açısında değildir. Zaten sufilerle zahir, batınlıktan, sufilikten, kalbi harekete nasibi olmayan, kalbi harekete geçmemiş olan, manaca yol yürümeyen zahir âlimlerle sufilerin çatıştığı yerdir burası tarih boyunca. Onlar çünkü manevi kemale ermediklerinden dolayı zahirle hükmederler, meselenin hikmetini bilmezler, perde gerisini bilmezler.
Velilerin vasıfları nelerdir?
Yunus suresi 63: "Onlar iman eden ve Allah’tan korkanlardır."
Allah’ın velileri nerede tecelli eder?
Neyin üzerinde? Allah dostlarının üzerinde tecelli edecek. Ama zahir alemde ama batın alemde el-Velî ismi şerifi hep tecelli etmiş olacak.
Velilerin canlarını Allah’a satmışlar mı?
Onlar canlarını satmışlar, bunların canlarının değeri, karşılığı, bunun karşılığı, Allah’ın sevgisi, Allah’ın rızası, Allah’ın cemaliyeti. Cemalde fena olmak.
Velilerin dünya hayatında ve ahirette ne müjde vardır?
Yunus suresi 64: "Onlara dünya hayatında da ahirette de müjde vardır. Allah’ın sözleri asla değişmez. işte büyük kurtuluş budur."
Velilerin Allah’a vakfetmesi ne anlama gelir?
Onlar canlarını satmışlar, bunların canlarının değeri, karşılığı, bunun karş, Allah’ın sevgisi, Allah’ın rızası, Allah’ın cemaliyeti. Cemalde fena olmak.
Velilerin dünyada garip olmaları ne anlama gelir?
Ne annesi anlayacak, ne babası anlayacak, ne kardeşi anlayacak, ne eşi anlayacak, ne çocukları anlayacak, ne de arkadaşları, kardeşleri anlayacak onları ancak anlayabilmek için garip olmaları lazım.
Allah’ın velileri ne zaman yaratıldı?
Tâ Hazreti Muhammedi Mustafa’nın ruhaniyeti ve nuraniyeti ne zaman yaratıldıysa ondan hemen sonra velilerin de mürşid-i kâmillerin de ruhaniyetleri ve nuraniyetleri yaratıldı. Tâ bunun başlangıç olarak ne zaman olduğunu bilemeyiz, başlang, ama bunlar ilmi ilahide de olsa, ruhlar aleminde de olsa vardı ve bunlar kıyamete kadar zahir olarak var olacak ve kıyametten sonra da bunların varlıkları son bulmayacak.
Allah’ın velileri kıyametten sonra ne olacak?
Bunlar kıyamete kadar zahir olarak var olacak ve kıyametten sonra da bunların varlıkları son bulmayacak. Nasıl peygamberlerin ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin varlığı son bulmadıysa ve değişik perdelerde, değişik alemlerde Hazreti Muhammedi Mustafa hâlâ daha var ise ve hâlâ da hayatta hay ise ve Âdem aleyhisselâmla her ikisinin arasında gelmiş geçmiş bütün peygamberi zişan efendilerimiz hayatta ise ayrı perdelerde onların zamanında veya onlardan sonra yaşamış olan veliler de hayattadır.
Allah’ın velileri nerede var?
Onlar hâlâ da Cenab-ı Hakk’ın tayin ettiği makamlarına göre, derecelerine göre, makam ve derecelerine göre tespit ettikleri kendi perdelerinde Allah’ı zikretmeye devam ederler. Ve kimisi örneğin 3.000 yıllıktır, kimisi 5.000 yıllıktır, kimisi 10.000 yıllıktır, kimisi 20.000 yıllıktır.
Allah’ın velileri ne zaman var?
Onlar geçmişte var olduğu gibi bugün de vardır, gelecekte de var olacaktır. Siz de asla ve asla "bir daha veli gelmeyecek, bir daha Allah dostu olmayacak" derseniz, siz de küfre düşmüş olursunuz. Onlar hiçbir zaman eksik olmayacaklar.
Cenab-ı Hakk’ın veli kuluna savaş açmak ne anlama gelir?
Cenab-ı Hakk’ın veli kuluna savaş açmak demek ona karşı gelmek demek değil sadece, sen ona bir şerh düşüyorsun ya kendince uzak duruyorsun ya, bir defans yapıyorsun ya onu Allah yazıyor kenara, dönüyor sonra intikamı acı oluyor. Sen ondan sonra şeyhsiz kalıyorsun.
Şeyh efendinin yanına gelmeye çekiniyorlardı, uzaktan selam veriyorlardı neden?
Ben onların kimler olduğunu biliyorum, şimdi de uzakta duruyorlar zaten. Bakın, bunu hiçbir zaman unutmayın: Cenab-ı Hakk’ın veli kuluna savaş açmak demek ona karşı gelmek demek değil sadece, sen ona bir şerh düşüyorsun ya kendince uzak duruyorsun ya, bir defans yapıyorsun ya onu Allah yazıyor kenara, dönüyor sonra intikamı acı oluyor. Sen ondan sonra şeyhsiz kalıyorsun.
Velilerin iç nameleri ne demektir?
Velilerin içlerinden gelen, eskilerin tabiriyle ilahi nefes olarak tabir edilen, biz Kur’an sünnet dairesinde, bu ölçüyü ayırt ederiz. Vahiy, Cebrail aleyhisselam tarafından peygamberlere indirilen, Cenab-ı Hakk’ın ama Kur’an, ama incil, ama Zebur, ama Tevrat hükmündeki kitaplarıdır. Bu peygamberlere indirilmiş olan vahiydir.
Kur’an ve sünnet dairesinde velilerin iç nameleri nasıl tanımlanır?
Vahiy, Cebrail aleyhisselam tarafından peygamberlere indirilen, Cenab-ı Hakk’ın ama Kur’an, ama incil, ama Zebur, ama Tevrat hükmündeki kitaplarıdır. Bu peygamberlere indirilmiş olan vahiydir. Tabii ayeti kerimede yine vahiy olarak geçer. Mesela ‘Cenab-ı Hak, arıya vahyetti’, bunun gibi. insanlara da bu manada vahiy gelir, ammavelakin biz onu Kur’an sünnet dairesinde ehl-i sünnet onu vahi olarak nitelendirmez, onu kendi dairesinde velilere ilham olarak nitelendirir.
Hani Musa aleyhisselamın annesi, normalde Musa aleyhisselamı koruması için Cenab-ı Hak onun kalbine ne yaptı?
Hani Musa aleyhisselamın annesine indirilmiş olan, verilmiş olan söz gibi. ilham etti ama ayeti kerimede o ilham olarak geçmez, vahiy olarak geçer.
Hani bu normalde onun kalbine gelen o bilgi veyahut da o ikaz, direkt Cen, Hakk’ın kalbine indirilmiş bir şeydi mi?
Hani bu normalde onun kalbine gelen o bilgi veyahut da o ikaz, direkt Cen, Hakk’ın kalbine indirilmiş bir şeydi. Hani onu dedi ya, işte ‘Götür Nil’e bırak’ dedi, örneğin. O da bir sandığın içerisine Musa’yı koydu, Nil’e bıraktı, ‘Onu Nil’e bırak’ emrini veren veyahut da onu kalbine ilham eden, bizim tabirimizle ilham eden, kitabi tabirle vahiy eden Allah’tı.
O da bir sandığın içerisine Musa’yı koydu mu?
Hani onu dedi ya, işte ‘Götür Nil’e bırak’ dedi, örneğin. O da bir sandığın içerisine Musa’yı koydu, Nil’e bıraktı, ‘Onu Nil’e bırak’ emrini veren veyahut da onu kalbine ilham eden, bizim tabirimizle ilham eden, kitabi tabirle vahiy eden Allah’tı. O zaman velilerin de normalde demek ki içlerine veyahut da ümmetten bazı insanlara, bu illaki velilere has bir şey de değil, bunu böyle değişik eserlerde, değişik yerlerde, bunu sadece velilere has bir şeymiş gibi nitelendirilir.
Velilerin namelerini dinlemek ne anlama gelir?
Bu nâmeleri dinleyebilmek için bu nâmeleri duyabilmek için bu nâmeleri anlayabilmek için o zaman veliye hakikat noktasında kulak vermek lazım. Eğer öyle olursa bunları duyar, işitirsiniz. Eğer öyle olmazsa, bunları duymaktan, işitmekten uzak olursunuz.
Velilerin velisi ne demektir?
O zaman gerçekten sen bir mürşidi kamil olur o zaman gerçekten sen velilerin velisi hükmünde olursun. O cemalleşme olmadıysa aldatma hiç kimseyi meydana da çıkma. Şeyh olabilirsin ama veliler velisi, mürşidi kamil olma noktası ve perdesi burasıdır. Eğer o kapıdan geçmediysen eğer o kapıyı dahi görmediysen eğer Hazreti Muhammed’i Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem in cemalinde fena olmadıysan eğer üstadının cemaatinde fani ve fena olmadıysan sen daha yolun başındasın.
Velilerin kerametlerinden biri nedir?
Velilerin kerametlerinden birisi de bir meseleyi hatırlatma ve unutturmaya Cenab-ı Hakk’ın kudretiyle, kuvvetiyle muktedir olmaları ve aynı zamanda da karşısındaki bir kimsenin, bir dervişin gönlüne de hakim olması.
Velilere karşı dilini tutmak neden önemlidir?
Allah’ın velisine savaş açmak, Allah’a savaş açmak. Allah kendisi diyor, bakın Allah’ın kendisi diyor bunu. Öyle olunca sen velilere karşı dilini tut. Sen mürşitlere karşı dilini tut. Sen ne yapmaya ona, onlara karşı olur olmaz konuşuyorsun, hakaret ediyorsun veyahut da laf söylüyorsun? Ölçüyü konuş. Ölçü kuran sünnet, tasavvufun ana ilkeleri, bunları konuş.
Velilerin, mürşidi kamillerin kalplerinde ne gibi bir tecelli vardır?
Bizler velileri, mürşidi kamilleri, onun kalbi çatır çatır çalışır, her şeyi görür, her şeyi duyar…
Velilerin cüzzi iradeleri nasıl çalışır?
Bu hadisi kutsi, velilerin sonuç itibariyle kendi cüzzi iradeleriyle yapmış olduğu şey gibi görünse de o cüzzi iradelerinin külli iradeye bağlı olduğunu gösterir ama orta yerde o velinin kendi zatı çalışıyormuş gibi görürsün. Yani dersin ki ya rüyanda dersin ki ya şeyh efendi şöyle oldu böyle oldu. Şu şöyle oldu bu böyle oldu. Normalde orta yerde görünen üstattır, şeyhtir ama o eğer ki bu manada pir seviyesinde ise onun bu konuda cüzzi iradesi çok yoktur. Varmış gibi görünür, çok yoktur. Çünkü neydi onlar, onlar tam olarak teslim olmuş vaziyettelerdi. Onlar kendi içlerinde derece derece, kendi içlerindeki derecelerine göre olay ve hadiselere bakarlar.