Fiil ve Kader: Allah’ın Yaratması ve Cüz’î İrâde
Kâinattaki bütün oluşumlar, insanların cüz’î irâdeleriyle yaptıkları fiillerin hepsi Allah’ın dilemesi neticesinde yaratılmıştır. Bir kimse bir şeyi yapmak ister ama o yapmak istediği şeyi Allah yaratır. Allah yaratmadıkça insan yapamaz. Fiil noktasında kudret ve kuvvet Allah’a aittir; insanın payı sadece “isteme” (kesb) noktasındadır. “Allah dilemedikçe siz bir şeyi dileyemezsiniz” âyetinin açılımı budur.
Nüfus Planlaması: Bir Savaş Sistemi
Nüfus planlaması, dünya üzerinde gücü elinde tutanların İslâm ülkelerine ve ekonomik büyümesi tehlikeli olan ülkelere dayattığı bir savaş aracıdır. Sonradan öldürmek daha pahalı olduğundan önceden öldürüyorlar — doğmadan. Kalabalık bir nüfusu yönetim altında tutmak zor olduğu için savaş çıkarmak yerine nüfusu azaltmak daha ucuz bir yöntemdir.
Korunma malzemeleri dünya üzerinde bedava dağıtılıyor. Adam salak mı ki parasını bedavaya dağıtsın? Bu bir savaş sistemidir. Biz bu aldatmacayı devlet olarak, millet olarak, İslâmî cemaat olarak yuttuk. Beş çocuğu olan insan utanır hâle geldi. İki çocuk zürriyetsiz gibidir. İhtiyarlayan bir milletin savaşmaya, üretmeye, mücâdele etmeye gücü olmaz. Çocuk planlamasına yardım eden herkes — devlet erkânından sivil kuruluşlara kadar — İslâm dünyasına, kendi ırklarına, milletlerine, dinlerine ihânet ediyorlar.
İslâm’da bir kimse rızık endişesiyle çocuk aldırmamalıdır. Hanefîler, Dârü’l-Harp’te çocuğu İslâmî terbiyeyle yetiştirememe endişesi olursa dört aya kadar cevâz vermişlerdir. Bunun dışında nüfus planlaması adı altında çocuk aldırmak büyük günahtır.
Sarık Takmanın Hükmü
Sarık, Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin Bedir Savaşı’ndan sonra sünnet olmuştur. Cebrâil Aleyhisselâm ve melekler başlarında sarıklarla Bedir ashâbının yanında savaşmaya gelmişlerdir. Peygamber Efendimiz yeşil, siyah, beyaz ve pembeye yakın renklerde sarık sarmıştır. Siyah sarığı matem ve cuma günlerinde sarmıştır. Sarık sarmamak günah-ı kebâire sokmaz ama sünneti terk etmiş olur. Mümkün olanlar namazda, derste, kendi ortamlarında sarık sarmaya gayret etsinler.
Anne Karnında Ruh ve Çocuk Aldırma
Dört aylık olunca çocuğa ruh yüklenir. Annenin sağlığını korumak maksadıyla her hâlde çocuk alınabilir. Ancak rızık endişesiyle çocuk aldırmak, insanı katletmiş gibi günah almaktır. Hanefîler, Dârü’l-Harp’te çocuğu İslâmî bir şekilde yetiştirememe koşulu olursa dört aya kadar alınmasına cevâz vermişlerdir.
Hâl ile Kâl Arasındaki Fark
Hâl, bir kimsenin bir meselede tövbe edip geri dönmemesidir — yaşamaktır. Kâl ise tövbe edip aynı günaha devam etmektir — dilde kalmaktır. Bir kimse diliyle tövbe eder ama günaha devam ediyorsa tövbesi hâle sirâyet etmemiştir. Gerçek tövbe, hâl ile olan tövbedir.
Gelecek Korkusu, Planlama ve Tevekkül
Geleceğe dair plan program yapmak câizdir ve gereklidir. Devletler, şirketler, iş yeri sahipleri, aileler plansız yaşayamaz. Plansızlık keşmekeşliği getirir. Ancak rızık endişesine, gelecek korkusuna düşmek iman zayıflığıdır. Dünyayı sevme noktasında durmamak gerekir.
Bir lokma, bir hırka felsefesine de bürünülmemeli. Kendin bir lokma ye, fakir fukaraya üç çeşit yedir. Kendin normal bir evde otur, çalışanlarına bir lira fazla maaş ver. Veren el alan elden hayırlıdır. Tembellik en kötü şeydir. İşsiz bir derviş istemiyorum — adam gitsin bekçilik yapsın, pazarcılık yapsın, bir liraya da olsa çalışsın, boş durmasın.
Câhillik ve Fâziletli İnsanlara Düşmanlık
Hazret-i Ali buyurur: “Fâziletli kişilere câhiller düşman kesilirler.” Tarih boyunca câhiller ilme ve âlimlere düşman olmuş, bu yüzden câhil kalmışlardır. Câhillik sadece okumamışlık değildir; ferâset sahibi olmamak, hikmet sahibi olmamak, ilmi ve âlimi tanımamaktır.
Nerede fâziletli bir insan varsa şeytan ve şeytanlaşmış insanlar onlar hakkında dedikodu, gıybet, iftirâ içindedirler. Bu yüzden Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali, Hazret-i Hasan ve Hüseyin katledilmiş, büyük velîler sürgüne gönderilmiş, taşlanmıştır. Ama onlar yine de insanlara ilim öğretmek için mücâdele etmişlerdir.
Velîlik, Peygamberlik ve Sınırlar
Peygamberlerin vârisleri yeryüzünde dolaşırlar. Bunlar Allah’ın velî kullarıdır — Nebî değildir, Resûl değildir, Peygamber değildir. Bir velî hangi peygamberin himâyesinde, hangi peygamberin vazîfesinde olursa olsun asla peygamber değildir. Kim bir velîyi peygamber gibi görürse büyük günaha, şirke düşer. Hangi velî kendisini peygamber gibi görürse onun tecdîd-i imana ihtiyacı vardır.
Fâzilet insanı peygamber etmez. Velîliğin en üst noktasına çıksa bile o kimse yine Nebî, Resûl veya Peygamber değildir. Bütün velîler, evliyâlar, dervişan — Allah’a muhtaçtırlar. Allah hiçbir varlığa muhtaç değildir. Allah onlarsız da isterse dinini ayakta tutar.
Çeşitli Fıkhî Meseleler
Haram Kazançlı Kişinin İkramı
Haramla iştigal eden bir yerden bile bile geçinmek şüpheli haramdır. Orada çalışmamakta fayda vardır.
Peygamber İsmi ve Salavat
Çocuğa Muhammed ismi konulduğunda, çocuk çağırılırken salavat zorunluluğu doğmasın diye çift isim kullanılmalı ve ikinci isimle çağırılmalıdır.
Yetim Çocuklar
Yetim çocuklara teyzeleri veya amcaları bakar; hukûkî velâyet hükmü vardır.
“Bizden Değildir” ve Kusur Araştırma
Bir din kardeşinin suçunu başkalarına anlatan kimse, o suçu kendisi işlemedikçe ölmez. Kim bir insanın hatasını kalkıp insanlara anlatırsa, insanlara naklederse, Peygamber Efendimiz uyarır: “Müslümanların kusurlarını araştırmayın.”
Kaynakça
Hadîs-i Şerîfler
- Bedir Savaşı’nda meleklerin sarıklarla gelmesi — Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Cihâd, Hadis No: 1763; Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-Cihâd
- “Bizi aldatan bizden değildir” — Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Îmân, Hadis No: 101
- “Veren el alan elden hayırlıdır” — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’z-Zekât, Hadis No: 1427; Sahîh-i Müslim, Kitâbu’z-Zekât, Hadis No: 1033
- “Âlimler peygamberlerin vârisleridir” — Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’l-İlm, Hadis No: 3641; Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-İlm, Hadis No: 2682
- Anne karnında dört ayda ruh yüklenmesi — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Kader, Hadis No: 6594; Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Kader, Hadis No: 2643
- “Müslümanların kusurlarını araştırmayın” — Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’l-Edeb, Hadis No: 4880; Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’l-Birr, Hadis No: 1985
Âyet-i Kerîmeler
- “Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz” — İnsân Sûresi, 76:30; Tekvîr Sûresi, 81:29
Fıkhî ve Tasavvufî Kaynaklar
- Fiil ve kesb (isteme) kavramı — İmam-ı Âzam, el-Fıkhu’l-Ekber; İmam Mâtürîdî, Kitâbu’t-Tevhîd; Teftâzânî, Şerhu’l-Akâid
- Dârü’l-Harp’te çocuk aldırma ruhsatı — Serahsî, el-Mebsût, Kitâbu’s-Siyer; Fetâvâ-yı Hindiyye
- Hâl ve kâl ayrımı — Kuşeyrî, er-Risâle, Bâbu’l-Ahvâl; Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb
- Velîlik ve peygamberlik sınırı — İbn Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, Bâbu’l-Velâye; İmam Rabbânî, Mektûbât
- Abdülkâdir Geylânî’nin ilim hakkında sözü — Geylânî, el-Fethu’r-Rabbânî, Meclis 2-3
Sohbetin Özeti
Bu sohbet, kader ve fiil meselesinden nüfus planlamasının bir savaş sistemi olduğuna, sarık sünnetinden anne karnında ruh meselesine, hâl-kâl ayrımından velîlik sınırlarına kadar geniş bir yelpazede ele alınmıştır. Özellikle nüfus planlamasının İslâm dünyasına bir ihânet olduğu, tembelliğin en kötü sıfat olduğu, câhillerin tarih boyunca fâziletli insanlara düşmanlık ettiği ve velîliğin asla peygamberliğe dönüşmeyeceği güçlü bir şekilde vurgulanmıştır. Sohbetin temel mesajı: planlı çalışın ama rızık endişesine düşmeyin, çocuk yapın ve dünyayı yönetmek isteyenlerin savaş sistemine boyun eğmeyin.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Tevhîd, Velâyet, Sünnet, Tevekkül, Salavât, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı