Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 ·

26. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mehdî Beklentisi ve Yalancı Mehdîler, “İslâm Gelmiş Kardeşim Yaşayacak Müslüman Lâzım”, Ümmetin Gevşekliği ve Kur’ân’ın Yasakladığı Her Şeyin Ülkede Serbest Olması, İslâm’da Kadının Yeri Tartışması, İbn Arabî’den Velîlerin Nebîliği ve Mazhar Kavramı, Mürşid Ayna Metaforu, İmâm-ı A’zam’ın Müsned’ini Hz. Peygamber’in Kabri Başında Teyit Ettirmesi ve “Sûfîler İçin Zayıf Hadîs Yoktur”

Karabaş-ı Velî Tekkesi'nde Mustafa Özbağ Efendi'nin sohbeti: 26. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Mehdî Beklentisi ve Yalancı…. Tasavvuf ve mânevî hayat.


1. Bölüm

Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüze hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Mehti alâ Resûlü en güzel kendisi mi anlatacak? Doğumu sır olacak deniyor, internetlerde. Oysa kendisi çok iyi biliyor. Size göre kendisi ne zaman ortaya çıkar? Hiç umulmadık kişi de olabilir. Temizlik olabilir mi? Temizlik ve bereket, huzur aradığımız şeyler sünnet-i seniyyeden, güzel ahlaktan uzaklaştığımız için mi? Allâh cele celaluhu bize bu cezayı verdi. Gerçek temizliği Mehti alâ Resûlü bize getirecek mi? Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Adem’den itibaren bütün peygamberler ümmetlerini deccalda korkutmuştur der. Ardından hadîs-i şerifte de deccaldan sonra da muhakkak bir mehti gelecek der.

Bu bütün ümmetler tarafından mehti meselesi bilinir, konuşulur. Ama bilhassa ümmet-i Muhammed için bu daha da fazla ilgili alakalı bu mesele. Ama bu böyle ümmet-i Muhammed’i gevşekliğe sürükleyen, ümmet-i Muhammed’i böyle tabiri caizse direnmeye, direnişe, Kur’ân ve Sünnet dairesinde yaşamaya sevk eden bir şey değil. Benim yeni böyle İslam’la tanıştığım zamanlarda ki anlayış şuydu, ya böyle bir sıkıntı var, mehti geldiğinde mehti halledecek onu. Böyle bir problem var, mehti geldiğinde o problem hallolacak ya. böyle bir sıkıntı var, ya o sıkıntıyı mehti gelince halledecek. Mehti gelinceye kadar sabredin, mehti gelinceye kadar bekleyin. Mehti şu an çıkacak, şu zaman çıkacak, bu zaman çıkacak, şu zaman çıkıyor, ha çıkıyordu, ha çıktıydı, az kaldı.

Allâh affetsin. Bunlar ümmet-i Muhammed’i cihattan, hem nefsini, nefsi cihattan hem de dini olarak, gavurlarla cihattan uzaklaştıran anlayışlara sürükliyor. İnsanlar kendilerince bir mehti beklentisine bürünüyorlar ve o mehtinin gelip bütün işleri halledeceğine, bütün hadiseleri çözeceğine dair böyle bir beklentinin içine giriyorlar. Ve Müslümanlar mücadele etmiyorlar. Nefisleriyle mücadele etmiyorlar. Ne bileyim gayri ahlaki olgularla, oluşumlarla, gayri dini oluşumlarla mücadele etmiyorlar. Direnmiyorlar. Gevşiyorlar. Siz bir kötülüğü gördüğünüzde elinizle, mümkün değilse dilinizle, o da mümkün değilse kalben buğz ederekten önlemeye çalışınız ki bu da imanın en zayıf noktasıdır. Şimdi Müslümanlar bir kötülüğü gördüklerinde kalben buğz ederek dahi önlemeye çalışmıyorlar.

Bakın o en zayıf noktasında bile değil Müslümanlar şu anda. Bir Müslümanın gözünün önünde Allâh’ın lanetlediği fiiliyatlar işleniyor. Müslümanların gözünün önünde Allâh’ın sevmediği, istemediği, lanetlediği hatta gökteki meleklerin, peygamberlerin ve lanet edicilerin lanetine uğrar dediği fiiliyatlar Müslümanların içerisinde devam ediyor. Müslümanlar bunlara karşı aymaz. Hukuksuzluk, adaletsizlik, fahşiyat, fuhşiyat, şeytaniyet, deccaliyet almış götürmüş İslam alemini. Hiç kimsenin bu konuda bir derdi yok. Tariqatlar, cemaatler, cemiyetler bütün her şey harıl harıl çalışacağız diye uğraşıyorlar. Yok bir şey. Ben İslam’a 86-87’ye girerken girdim. 86’dan beri Türkiye’deki, cemaatlerdeki, tarikatlerdeki, İslami oluşum, topluluklarda çok fazla bir şey değişmedi.


2. Bölüm

Bu bir ümitsizlik vakası değil. Çok fazla bir şey değişmedi. Mehdiden çıktık ya şimdi. hala da bir Mehdi beklentisi, hala da Mehdi pompalanması. Bunlar belli yerlerden belli mihraklardan olduğuna inanıyorum. Uyuyun Müslümanlar. Uyumaya devam edin. Mehdi çıkacak bu işlerin hepsini halletecek. Mehdi çıkacak mahkemelerde hakim olacak, adliyelerde savcı olacak, Mehdi çıkacak avukat olacak, Mehdi çıkacak asker olacak, Mehdi çıkacak komutan olacak, Mehdi çıkacak devlet başkan olacak. Mehdi ne olacak bilmem. Mehdinin çıkacağını ben de biliyorum. İman ettim, inanıyorum. Bu konuda bir sıkıntım yok. Ama Ümmeti Muhammed bana söyler mi bir arkadaş şimdi, kaç gece evindeki rahat yatağını bırakıp ne yapıyorsun?

Kaç gece evinden uzaktasın, yatağından uzaktasın, gül kokulu çocuklarından uzaktasın, kaç gün işinden uzaktasın, kaç gün eşinden uzaktasın, kaç gün rahatından uzaktasın, edebiyatı güzel, bugün Allâh için ne yaptın? Benim saat 11.30-12.00 kurulu ondan sonra saat 11.30-12.00’de telefondan geliyor. Bakıyorum bugün Allâh için ne yaptın? Bakıyorum kendime, Mustafa’ya ızba, hiçbir şey yapamadın diyorum, kapat telefonu. Edebiyatı güzel, Hz. Ömer efendimiz sorarmış kendine, bugün Allâh için ne yaptın? İyi sordun da ne oldu? Kendine nefsim için söylüyorum. Daha önceki sohbetlerimi bilirler arkadaşlar. Ben bir gece dedim Mehdi çıktı, hadi yürüyün gidiyoruz hadi. Kim gelecek? Şimdi işini bırakmayan o gün mü bırakacak?

Bugün evini bırakmayan o gün mü bırakacak? Bugün arabasına kıyamayan o gün mü kıyacak? Bugün parasına kıyamayan o gün mü kıyacak? Altındaki arabaya bak bakalım Allâh için kaç kilometre yapmış, nefsin için kaç kilometre yapmış? Evine bak bakalım. Allâh için kaç tane misafir yatmış evinde bir yıl boyunca? Evine bak Allâh için kaç tane fukaraya yemek yedirdin evinde? Basit sorular. Koltuklar bilmem ne markadan, televizyon bilmem ne markadan, perdeler bilmem ne markadan, halılar bilmem ne markadan, aa halıyla koltuğun renk uyumu olmadı, değiştir yeni halıyı al. Kaç tane misafir kaldı evinde? Kaç tane fukara yatırdın, kaç tane fukara doyurdun evinde? Edebiyatı güzel. Ne yapacaksın? Mehdi çıkınca evde yemek mi vereceksin?

Vardı Mehdi ceza önde şimdi. Hatun oynatmaktan içeri girdi. Şimdi tebessüm ediyoruz değil mi gülüyoruz. Bu adam Akit gazetesinde köşe yazarıdı arkadaşlar. Türkiye’deki böyle şuurlu Müslümanların en önemli gazetesinde köşe yazarıydı. Nerede şimdi? Türkiye’deki İslami siyasi, İslami topluluğun önemli insanlarından birisiydi. Biz unutuyoruz. Allâh bizi affetsin inşâAllah. İnşâAllah Müslümanların uyanması lazım. Müslümanların dirilip direnmesi lazım. Müslümanlar önce kendi nefislerinde haramlara direnmesi lazım. Müslümanlar önce kendi rahatlarını terk etmeleri lazım. Müslümanlar önce televizyonun karşısından, ceplerindeki telefondan, internetten, Hazreti Google’dan kurtulmaları lazım. Müslümanların şuurlanması lazım.


3. Bölüm

Müslümanlar direkt Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı bağlanması lazım. Müslümanların cemaatçılıktan, tarikatçılıktan, şeyhçiliktan, haccıcılıktan, hocacılıktan her türlü takım tutar gibi taraf girdikten kurtulması lazım. Senin şeyhim benim şeyhimi döver, benim şeyhim senin şeyhini döver. Bizim tarikatımız sizin tarikatınızı döver. Bizim tarikatımız asıl. Sizin tarikatınız değil. Bizim şeyhimiz asıl. Sizin şeyhiniz değil. Bizimki kutup, sizinki değil. Bütün kutuplar Türkiye’de. Bütün dünya üzerindeki kutuplar Türkiye’ye toplanmış. Bütün tarikatların şeyhleri kutup, hala hepsini de kutup kabul ettik. Ne yapıyor bunlar? Bunların hepsi de evlerinde oturuyorlar. Evet. Verin parayı yesinler, koyun yemeği götürsünler, örtün uyusunlar.

Bütün kutuplar Türkiye değil mi? Evet. Adamın etrafında iki kişi var, o da kutup. O da diyormuş ki biz bilinmeyenlerdeniz. Ona demişler ki senin iki tane dervişin olacak, bir de sen üç, üçünüz üçlerdensiniz siz. Adam buna inanmış. O da kendini kutup, sağındaki, solundaki, öbür kü diyor sağında, ben de solundayım. Hangisinin ölmesini bekliyorsun dedim ben. Böyle baktı. Herhalde de öbür arkadaş kardeş ölecek gibi dedi. Öbür kü olacak o da sağına geçecek. Ne ilaç kullanıyorsun dedim. Böyle baktı gecelerim dedi, evet dedim ben. Antidepresan verdi doktor dedi. Başka ne verdi dedim ben. Başka ne verdi? Antidepresanla olmaz çünkü bu dedim. Bir iki tane daha ilaç söyledi. Vurdum şeyden, sen normal değilsin dedim.

Adam içinci hapları kendini kutup görüyor. Bunlar var Türkiye’de. Acı şeyler. Ama bunlar var. Zaten birisi direkt Kur’ân Sünnet söyleyince herkes düşmanına. Neden? Âyet hadîs söyledi. Siz çok âyet hadîs söylüyorsunuz. Beni söylüyorlar. Ben her şeye Kur’ân Sünnet diyormuşum o yüzden olmuyormuş. Ne diyeyim? Taslamam gibi söyleyeceksin. Gideceksin, imcilden alıntılar yapacaksın. Taslamam gibi. Gideceksin, Pavlos’tan alıntılar yapacaksın. Meşhur olacaksın. Hadisleri bırakacaksın. O zaman meşhur oluyorsun. Televizyonu da çıkarıyorlar, her yere çağırıyorlar. Allâh bizi affetsin. İnşâAllah Müslümanlar uyanacaklar. Evet, Mehdi ile alakalı size bir hadîs söyleyeyim, uyanın. Mehdi ile alakalı. Bunu da uyanmanız için söylüyorum.

Mehdiden önce yalancı mehdiler çıkar. Hadîs-i şerifi analiz ederekten söylüyorum. Mehdiden önce yalancı mehdiler çıkar. İnsanlar o yalancı mehdilere, Mehdi diyerekten peşlerine takılırlar. Ne yazık ki, Mehdi olmadıkları meydana çıkar. Ve ümmet, böyle bir tabiri caizse, Hüsrana uğrar. Kendi kendilerine böyle bir ümitsizliğe düşer. Yeniden diyorum, bir kimse çıkar, yeniden o kimsenin peşine takılırlar. Yeniden Mehdi bu derler diyor. Böyle bir Mehdi harekete gibi, bir Mehdiyet gibi. Ve diyor, onda da Hüsrana uğrarlar. Yine diyor, üç sefer söyleniyor bu. Üç sefer bu. Tekrar diyor, bir kimsenin yine peşine takılırlar. Ümmeti Muhammed onun etrafında toplanır. Bu Mehdi denir diyor, onda da Hüsrana uğranır.


4. Bölüm

Ne zaman ki diyor, Ümmeti Muhammed’in artık ümidi kalmaz. Mehdi’nin çıkacağına dair ümidi kalmaz. Kurtuluşa çıkacağına, kurtuluşa ereceğine, düze çıkacağına dair ümidi kalmaz. O zaman diyor, Mehdi, alâ Resûl zuhur eder. Çıkar. O zamana kadar çıkacak olanların hepsi de yalancı Mehdi. Bunlar kendilerinin yalancı Mehdi derken, ben Mehdi’yim diye çıkmasına gerek yok. Etrafındaki insanlar onu Mehdi görüyorlar. Ben sıralayayım mı şimdi size, ben 26 yıldan 2000 pardon, 1986’dan beri etrafındaki insanların Mehdi zanlıyla hareket ettiği kimseleri, gücenmece, alınmaca, kızmaca, darılmaca yok. Risale-i Nurcular Bediüzzaman Sa’id-i Nursi’yi Mehdi olarak görüyorlardı. Ben yeni Müslüman olduğumda, siz Mehdi bekliyorsunuz, Mehdi geldi vazifesini yaptı gitti, kıyamet bekliyorlar.

Kim dedim? Bu kim? O gün için bana konuşan Risaleciler diyorlardı ki, bu Bediüzzaman Sa’idi Nursi. Geldi, vazifesini yaptı gitti. Sen ne Mehdisi bekliyorsun? Siz boşuna uğraşıyorsunuz. Benim ilk Mehdi olarak, ondan sonra duyduğum kimse, ikinci Mehdi duydum kimse menzildeki şeyh vefat etti ya, ne? Muhammed Rashid. İkinci dervişlerinden Mehdi olarak duydum, dervişlerinden duydum mu ben söylüyorum? Ben bunların birinci ağızdan duymadım. Dervişler diyor ki, Mehdi, sen Mehdi bırakıp kimden ders alıyorsun? Üçüncü şahıs Fethullah Gülen. Ciddi ciddi. Dördüncü şahıs Erbakan Hoca. Ciddi ciddi. Ciddi ciddi. Bunlar etrafındaki insanlar, atlanı, evren olsun, onları sıralım, zaten kale almıyorum, söylemiyorum onlara.

Evren olsun, zaten bir Mehdi, bir Nebi oluyor. O günün konumuna göre, o değişiyor onun durumu. Onları sıralamıyorum, ciddi ciddi. Bakın ciddi ciddi, gücenmece alınmaca yok. Bundan 3-4 yıl önceye kadar da Cumhurbaşkanı için, Recep Tayyip Erdoğan için millet Mehdi diyordu. Bana mı söyleniyordu sadece bunlar yoksa? herkes bunu duymuştur herhalde, öyle değil mi? Bak kafa sallıyorlar duyduk diye, öyle mi? Evet. Bakın normalde bunlar Türkiye’de konuşulanlar. Siz Pakistan’a, Afganistan’a, Mısır’a, Fas, Tunus, Cezayir oralara gittiğinizde, onların da kendilerine göre Mehdileri var. Bu iş o kadar sıkıntılı ki Allâh muhafaza eylesin. Yazık, Ümmeti Muhammed’e yazık. Ümmeti Muhammed’in ümitlerine, Ümmeti Muhammed’in gayretlerine yazık.

Ümmeti Muhammed aldana aldana, aldatıla aldatıla geliyor. Ama Ümmeti Muhammed de aldanmaya hazır. Aldanmaya hazır. Ben 30 yıldan beri bağırıyorum. Bir kimse sohbetinde para topluyorsa, sohbetinden gazete satıyorsa, dergi satıyorsa, CD satıyorsa, bu adam İslami deyip de bir şey satıyorsa, kardeşim âyet var. Sizden ücret isteyenlerin peşinden gitmeyin. Din satanların peşinden gitmeyin. Din alınır, satılır bir meta değil. 30 yıldan beri benim dilimde tüy bitti. Gidiyor insanlar. Veriyorlar paralarını. Yediriyorlar, içiriyorlar, paralarını veriyorlar, gezdiriyorlar, Allâh için yaptığını düşünüyorlar. Yapma kardeşim. Yapma. Alma. Alma. Bize Kur’ân yeter diyorlar, her birinin kendisinin 30-40 tane kitabı var, 50 tane kitabı var.


5. Bölüm

O kitapları satıyorlar bize. Ve kardeşim madem Kur’ân yeter bu kitaplar ne? Kur’ân yeter diye, normalde televizyonda konuşmacı konuşma yapıyor, altında altyazı geçiyor. Konuşan profesör için. Diyor ki 25 tane kitabı şimdi söylersen şu kadar para indirim. Ya bu adam orada konuşma yapıyor, Kur’ân yeter diye alttan altyazı. 25 tane kitap şu anda alırsan şu kadar değil, şu kadar para. Ama madem Kur’ân yeter, 25 tane kitabı ne yapacak adam? Okusun Kur’ân’ın kafasına göre takılsın, senin kafana göre takılacağına. Madem Kur’ân yetecek adama, senin ne ihtiyacı var adamın? Madem Kur’ân yetecek herkese, dianete ne ihtiyaç var, ilahiyatlara ne ihtiyaç var? Din profesörlerine ne ihtiyaç var, hocalara, hacilere ne ihtiyaç var kardeşim?

Herkes ağzının koltuğunun altına bir tane meal, baksın işine. Hatta mealcilere ne iş lazım ya? Kur’ân yeter, al kardeşim Arapça Kur’anı, Arapça da öğren. Bak işine, bu millet Kur’anı öğrense Valla’da, Billa’da, Tilla’da, önce Kur’ân yeter diyenlere aha şeytan bu değil, onları taşlar. Razıyım şu insanlar Kur’ân’a tabi olsunlar. Ey faizde iştigal edenler, mezarlarınızdan şeytan çarpmış şekilde kalacaksınız. Mezarlarınızdan şeytan çarpmış gibi kalkacaksınız, Kur’ân söylüyor bunu. Ülkede faiz yüzde 45. Ülkede faiz yüzde 45. Suyu ödeyemedin faiz, elektriği ödeyemedin faiz, telefonu ödeyemedin faiz, vergi ödeyemedin faiz, sigortayı ödeyemedin faiz, şunu ödeyemedin faiz, bunu ödeyemedin faiz. Şeytan çarpmış gibi kalkacaksınız, Kur’ân söylüyor bunu.

Kur’ân yasaklamış, fuhuş yasak. Eşcinsellik yasak. Kur’ân yasaklamış, Lut kavminin helakını anlatıyor bize. Kur’ân yasaklamış. Eski ahitte yasak, yeni ahitte yasak, Kur’ân-ı Kerim’de yasak. Ey eşcinselliğe ceza vermeyen devlet! Eşcinsellik suç değil bu ülkede! Onlar oturmuşlar, gariban Müslüman, ondan sonra onlarda da var hata. Namaz kılarken elinin kulağına değdirdi mi, değdirmedi mi? Nereye kadar değdirdi, nereye kadar değdirmedi? Ulan bırak Allâh senin iyiliğini versin, bırak elini isterse havaya kaldırsın, Allâh öykberdesin namazı kılsın, bırak! Bırak! Geceleri yol kenarlarında eşcinseller fuhuş yapıyor, Kur’ân yasaklamış! Lut kavminin nasıl helak edildiğini anlatıyor. Ölçüde tartıda haksızlık yapmayın diyor.

Kur’ân yasaklamış. Hadi Kur’ân’ın haramlarını sıralayalım. Sanki peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, Kur’ân’da haram edilen bir şeye helal etti sanki. A hadise böyle sanki. Gelin kardeşim gıybet haram, iftira haram, dedikodu haram, süizan haram, Kur’ân yasaklamış bunları. Haksız yere adam ödeyecek. Haram, süizan haram, Kur’ân yasaklamış bunları. Haksız yere adam öldürmek haram. Kumar oynamak haram, falcılık haram. Kur’ân’ın yasakladığı şeyler. Haksız yere adam öldürmek haram. Hepsi de Müslümanların içinde. Ne kadar haram varsa ülkede serbest. Kumar serbest, totodur, lotodur, bilmem nededir serbest mi? Serbest. İçki serbest, üret, sat, istediğini yap. Sabaha kadar iç, zehirlenince kadar iç.


6. Bölüm

Serbest. Zehirlenince kadar iç, serbest ya. Ne? Kur’ân yasaklamış işte. Amaçları o değil, dertleri o değil. Geçen gün televizyonda tartışma, ne o? İslam’da kadının yeri. Allâh Allâh. Tartışmaya bak, İslam’da kadının yeri. Ülkede 200 bin fuhuş yapan kadın var. Ülkede kadının yerini tartışmıyor. İslam’da kadının yeri. Lan İslam’da kadın, evin kraliçesi. Evin kraliçesi kadın İslam’da. Lan dervişler eşlerini dövmezler, sövmezler, hakaret etmezler, fiske dahi vurmazlar. Gerçek sûfî, gerçek derviş, gerçekten sûfî ahlakıyla ahlaklanmış bir erkek. Eşine vurmaz ya. Ben şeyhimden öyle öğrendim. Bana dedi ki, Mustafa Efendi ben daha bir fiske vurmadım dedi. Bekarım o zaman ben. İçimden dedim ki söz veriyorum ben de vurmayacağım.

Nerede İslam’da kadının yeri? Gerçek İslam’da. Sufilikte. Ben bangır bangır bağırıyorum. Bir de kafa yapıyoruz kendimiz de. En iyi sûfî, en büyük kılıbık sûfî. Kılıbık en büyük sûfî diyorum ya. Adam mümkün mü eşine vuracak bizden? Ama şey bu, sanki İslam kadınları perperi can etti ya. Ya algı bu televizyonda. İslam’da kadının yeri İslam’da kadının yeri yok yani. Evet sizde var. bundan 50-60 yılın varınca kadar İngiltere’de bir kadın babasından gelen malı kendisi alıp satamıyordu bile. Ama Kur’ân ya Allâh bizi affetsin. Emri maruf ve kötülükten sakındırmayı yapmadığımız için mi Allâh bizi düşürdü? Allâh veresini gerçek manada anlatamadık, tanıtamadık, güzel ahleki yaşayamadık. Allâh’ım bizi affetsin.

İstanbullu gidiyoruz devamlı sohbet dinlemek, sorulu cevaplı kitap okumak, sadece dinlemek insanları dinliyorum efendim fakat çok kan dökülüyor. Ne zaman bu kan dinleyecek, ne zaman yüzümüz gülecek? İnşâAllah. Kur’ân öğreniyorum çok zorlanıyorum. Bana dua edin Allâh yardımcın olsun. Sizin en hayırlığınız Kur’ân öğrenen ve öğretenler. İsmim Cevriye bir takım sıkıntılarım var duanızı rica ediyorum. Allâh yardımcınız olsun. Allâh herkese şifa versin inşâAllah. Allâh’ım herkese hayırlı evlat versin. Allâh yardım etsin inşâAllah. Rüzgar gibi geçeyim. Celvet nedir? Celvetlik nasıl bir tarikattır? Üftade ve Hüdaya Hazretleri günümüze tarikatlar devam ediyor mu yoksa? Sırlardı mı? Sırlandı mı? Sonlandı mı?

Sonlandı mı? Celvet kalabılığın içerisinde yalnızlığı yaşamaktır. O yüzden hiçbir pirin yolu kapanmaz merak etmeyin. Biz Hz. Peygambere Kur’ân ile birlikte hikmeti de verdik der. Hikmet nedir? Sünnet-i Resûlullâh. Rüyamda rüya dinlemiyorum. Çocuklukta cinsel istismara uğramış bireylerde yetişkinlik döneminde öfke problemleri ortaya çıkabilmekte. Bu öfke problemi istismar eden kişiye değil de aileye yönelmiş ise kişi bu durumda ne tür bir yol izlemelidir? Tedavi görmesi lazım onda. Kişiler intikam duygusu neden oluşur? Oluşur. Bir dervişi üstadından bilerek ya da bilmeyerek intikam alır mı? Alır. Şeytan örtmes ettiği bu noktada kişinin beyin gerisinde olan nedir? İntikam. Bütün herkes de vardır.


7. Bölüm

Nerede kaldıydık? Üçünün sayfada mı? Evet. Ah ah Müslümanlar ah. Derdimiz. Allâh’ın tecellilerinden biri bu ümmet içindeki velilerin arasındaki nebilerdir. Sonra hak Hz. Muhammed’i ve Cebrail’i mazhar kılarak onların karşısına yerleştirir. Mazhar parantez içinde bu. Mazhar bu anlamda hayal dünyasında cismane bir bedenin görüntüsü olmaktadır. Ardından bu ruhani mazhar Cebrail Hz. Muhammed’in mazharına ait şerhi hükümleri kendisine duyurur. Bu hitap sona erip de kalbindeki korku geçtikten sonra müşahade sahibi Veli bu hitabın içerdiği ve Muhammed ümmetinde görünen bütün şerhi hükümleri akıl gücüyle kavurar. Bu Veli bu hükümleri bütün Muhammed’i mazharlardan aldığı gibi alır. Ardından Veli kendisine döner.

Ruhun Hz. Muhammed’in mazharındaki hitabının tümüyle anlamış ve hafızasına nakşetmiştir. Bu hitabın doğruluğu kesin bilgiye ilmel yakin hatta görür gibi aynel yakin öğrenmiştir. Hz. Peygamberin hükmünü alır ve Rabbinden apaçık bir delil üzere onunla amel eder. Allâh’ın tecellilerinden birisi bu ümmet içindeki velilerin arasındaki nebilerdir. Sonra hak Hz. Muhammed ve Cebrail’i mazhar kılarak onların karşısına yerleştirir. Mazhar bu anlamda hayal dünyasının cismani bir bedenin görüntüsü olmaktadır. Bu normalde Adem’den itibaren Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine hatta kıyamete kadar gelecek olan bütün Müslümanlar bir ümmettir inananlar. Adem aleyhisselâm da bu ümmetin biriyidir.

Yusuf da, Yakup da, Yûnus da bütün peygamberler İslam üzerine gönderilmiştir. Her ne kadar peygamberler kendi gönderildikleri zaman da kendi isimleriyle anılsa da onların hepsinde dinleri İslam’dır. Mesela İsa aleyhisselamın dini de İslam’dır. Musa aleyhisselamın dini de İslam’dır. İbrahim aleyhisselamın dini de İslam’dır. O yüzden Kur’ân-ı Kerim’de biz geçmiş bütün peygamberlere iman ettiğimizi söyleriz. Onun adına Hristiyan denilmesi halkın verdiği isimdir. Ona normalde Yahudi denilmesi, ona mesela Musevi denilmesi halkın verdiği isimdir. Ona Muhammed’i demek halkın verdiği isimdir. İbrahim’i demek halkın verdiği isimdir. Mesela Yakubi denirdi. Yakup aleyhisselamın zamanındaki inananlara. Yakubi demek onların normalde halkın verdiği isimdir.

Şimdi Hz.Pir burada bu ümmet içinde velilerin arasındaki nebilerdir dediği geçmiş peygamberlerle alakalı söylüyor. Çünkü daha henüz Adem su ve çamur arasındayken ben peygamber idim. Peygamberlik mesleğinin müessesesinin en zirve noktasında Hz.Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri gelir. Ve bütün peygamberleri manada kemalâ erdiren bu manada Hz.Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhaniyetidir. Mesela Adem aleyhisselamın duasının kabulü Hz.Muhammed Mustafa’nın vesilesi iledir. hadisi kutside geçer ya Ya Rabbi beni Muhammed Mustafa’nın sulbümden gelecek olan Muhammed Mustafa’nın yüzü sürmetine beni affet deyince Cenâb-ı Hak der ki sen onu nereden biliyorsun? O da der ki bana ruh üflediğinde ben Arş-ı Alâ’da eşhedü ve lâ ilâhe illâllah ve eşhedü Muhammeden abdühü ve resûlühü lafzını okudum der.


8. Bölüm

İlk okudum o yüzden der o benden sonra gelecek olan o benim sulbümden gelecek olan Muhammed’in yüzü sürmetine beni affet der. Şimdi Hz.Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Adem’den itibaren bütün peygamberler tanır ve bütün onların hepsi de İslam peygamberidir. Hepsinin peygamberliklerine iman ederiz ve onların getirdikleri bütün kitaplara da iman ederiz. Onların hepsi de gerçek manada İslam’dır çünkü bunlar sok hak sonra hak Hz.Muhammed’i ve Cebrail’i mazhar kılarak onların karşısına yerleştirir. Mazhar kılarak dedi onlara Hz.Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini onlara mazhar kılar, onlara gösterir, onlara tanıtır. Onlar tamı görürler ki kendi eksikliklerini görsünler.

Bir kimse tamı görmezse kendi eksikliğini görmez. Müridin kendi eksikliğini görmesi mürşidine bakaraktan olur. Mürşide bakar eksikliğini görür. Mürşid onun için tamdır, onun için tamdır. Bakın onun için tamdır, mürşid tam değildir ama mürid için tamdır. Ona bakar kendi eksikliğini görür. Mesela zaman zaman derviş kardeşler rüyalarında görür rüyamda seni sigara içerken gördüm. Ben de ona derim ben sigara içiyor muyum? Hayır. Neden sen beni sigara içerken gördün? Ona soruyorum şimdi. O diyor ben biliyorum hatamı. Ha. O tamı göre kendisinin eksikliğini görür. Sen gördün mü benim haram işledi mi derim ben? E görmedim. Bu haram nereden geldi sana? Bu ham derviş ise kendi rüyasını kendisi tevil eder.

Bakar. Ulan üstad koca üstad herkes peşinde gidiyor. Sigara içerken gördüm rüyasında. Ha bu dahi adam değilmiş. Yürür gider. O ham. Bakın o ham neden? O aynak karşındaki senin. Senin üstadın senin aynan. Sen ona bak eksikliğini gör. Ama ham olan kimse eksikliği kendinde görmez. Mesela ham Müslüman. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem de eksiklik görüyor. Ham. O ne yaptıysa heva hevesinden yapmadı. Benim emrimi yerine getirdi. Âyet-i Kerime. Sen Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. üzerinde eksiklik gördüğün anda küfre düştün. Sebep o tam çünkü. O tam. Sen onda eksiklik göremezsin. O yüzden Hz. Muhammed Mustafa aynı zamanda peygamberlerin eğiticisi ve öğreticisidir. Manada. Bakın peygamberlerin eğiticisi ve öğreticisidir.

Sûfî seyri sülunda dervişin son makamıdır. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. Ondan önce onu önce bir üstadı eğitir. Her şeyde üstadını görür. Sonra pir efendilerden birisini görür. Sonra geçmiş peygamberlerden birisini görür. Son noktada Hz. Muhammed Mustafa ile de işi. Bu seyri sülük noktasında böyle devam eder. Bu kimisinde değişir. Mesela o kimse şeyhiyle görürken mesela sahabeden bir kimse olabilir. Veya o kimse şeyhiyle devam ederken peygamberlerden bir kimse olabilir. Bunlar o dervişin durumuna konumuna göre değişir. Seyri sülük’teki eğiticileri, öğreticileri. O tamdır çünkü. Onu her gördüğünde o kimse kendi eksikliğini görür. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. bu noktada Adem aleyhisselâm’dan kıyamete kadar gelecek olan bütün nebilerin ve velilerin.


9. Bölüm

Nebirlik bitmiştir velilerin. Hepsinin de eğiticisidir. Kendisini peygamber oluncaya kadar, peygamberlik ona zahiren tebliğ edilinceye kadar geçmiş peygamberlerin nebilerin eğiticisi ve öğreticisiydi. Aynı zamanda da velilerin. Mesela biz şimdi onları hikaye gibi okuruz ya. Mesela sahabeden Türk olan, neydi adı? Selman-ı Farisi. Mesela Selman-ı Farisi normalde Orta Asya’dan veya İran’ın kuzeyinden yola çıkar. Nereye gelir? Efes’e gelir. Efes’te bir papaza gelir. O eğitim alır ondan. Bakın o gelecek olan peygamberin müjdesini verir ona. Der ki ben ona yetişemeyeceğim. Benim ona yetişme şansım yok. Ömrüm yetmeyecek. Senin buradaki bende ki tedrisatın bitti. Sen şimdi Şam’a gideceksin. Şam’da filancaya gideceksin der.

Bunlar zamanın kutbu mesabesindedir. Siz onları Hristiyan olarak görürsünüz. Onlar İslam’dır. Onlar zamanın velileri, zamanın kutuplarıdır. Selman-ı Farisi nereye gönderir? Şam’da bir yine papazın eğitimine girer. 10 yıla yakın onun yanında durur. Ve Şam’daki papaz onu nereye gönderir? Medine’ye, Münevvere’ye gönderir. Bunlar zamanın velileridir. Bu zamanın velilerine Hz. Muhammed Mustafa’ya talim ve terbiye verir yine. Bakın onların hepsi de, hepsi de bir peygamberin Muhammed Mustafa’nın geleceğinden haberdarlar. Diğer papazlar haberdar mı? Değil. Neden? Onlar avam çünkü. Onlar kendilerini yetiştirmiyorlar. Gayret etmiyorlar. Ben o yüzden derim bir Hristiyan gerçekten gayret etse doğru yolu bulur.

Bir Musevi gayret etse doğru yolu bulur. Bir Budist gayret etse doğru yolu bulur. Bir Müslüman gayret etse doğru yolu bulur. Sen hangi şeyhe bağlandığın önemli değil, sen önemlisin. Sen ne kadar bağlandın, sen ne kadar doğru yapıyorsun? Önemli değil ki. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinde eksiklik mi vardı? Haşa. Sahâbe görünümlü münafıklar vardı. Müslüman görünümlü münafıklar vardı. Vefat ettim yürtet olanlar vardı. Vefat eder etmez, kurtulduk deyip dağ huzuruna çalanlar var. Hayvanlar kesip millete yemek yedirdiler. Kurtulduk Muhammed’den diye sallallâhu aleyhi ve sellem. O uç şeyh beğenmiyor. Sen nesin? Sen kendine bak sen nesin bir? Adam diyor, 8 tane şeyh dolaşmış, hiçbirisi de şey değil.

Şeyh Efendi Allâh rahmet eylesin. Bursa’ya geldi. Ben demiyorum ona gel diye. Bakın demiyorum neden sohbet ettik, konuştuk, çorumlu Hacı Mustafa Efendi’yi beğenmemiş, benim şeyhimi mi beğenecek? Abi onu da mı gördün dedim, onu da gördüm dedim, mübarek. Ne mübarek ya dedi. Ben böyle dayanamadım. Abi ondan ders alsaydın bari dedim ya. Yok be Mustafa’cığım nasip olmadı be dedi. Allâh. Filanca Efendi, mâşâAllah ne zikrullah yapardım. Böyle tarif ediyor böyle. Elinde tespih, Allâh Allâh 8-9 tane şeyh dolaşmış adam. Adam çorumlu Hacı Mustafa Efendi’yi de tanıyor. Ben dayanamadım artık. Esnaftı kapalı çarşıda, hala daha esnaf orada. Hala daha arıyormuş. Ben Bursa’ya geleli 30 yıl oldu, hala daha arıyor adam.


10. Bölüm

Ben dayanamadım. Abi dedim ya ders alsaydın bari. Mustafa Efendi’den mi ders almadın? Nasip değil Mustafa’cığım ya dedi. İçimden birden böyle ılık ılık soğudu. Doğru söylüyorsun abi dedim ya. Nasip olacak insana dedi. Allâh yardımcın olsun abi. Selamun aleyküm aleyküm selâm. Allâh yardımcın olsun abi. Selamun aleyküm aleyküm selâm. Abdullah Efendi ne zaman geliyor dedi. Abi gelip gidiyor dedim ben. Geldiğinde bana bir haber ver dedi. İnşâAllah abi dedi. Ben söylemiyorum. Bir gün bir gene karşılaştık. Dedi ben dedi sana dedi kızgınım. Neden abi dedim? Abdullah Efendi gelip gidiyormuş dedi haber vermiyor dedi. Tevessüm ettim öyle. Dedim abi inşâAllah Cenâb-ı Hak aklıma getirsin dedim. Ben sana söyleyeyim.

Unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz diyor. Ne yapayım unutturuluyorum demek ki dedi. Benim de normal değil ya abi kafa dedim. Unutuyorum ben dedim. Bak muhakkak Mustafa’cığım haber bekliyorum dedi. Tamam abi dedi. Sonra bizim arkadaşlardan öğrenmiş. Şeyh Efendi geldiğinde geldi. nasıl geldim der gibisin ha. İyi vay abi hoş geldin beş gittin. Tabii hemen Şeyh Efendi’nin yanına gitti. Ekabir adam bütün onca şeyhi tanıyor. Ben efendim filancıyı tanıyorum. Fişmancıyı tanıyorum. Şunu tanıyorum. Bunu tanıyorum. Şeyh Efendi mâşâAllah. Hepsinden de feyiz aldım elhamdülillah efendim dedi. MâşâAllah mâşâAllah Şeyh Efendi hep mâşâAllah diyor. Neyse bir sohbet bitti. Zikrullah olacak. Ayağa kalktık tabi biz.

Zikrullah bizim şey biraz. Böyle mihenk taşı gibi. Bursa’da güzel zikrullah yapıyor genç herkes böyle. Cahir cahir zikrullah oluyor. Zikrullah bir başladı cahirdi bizim. Böyle ikinci halakadaydı. Böyle baktı bir halaka. Baktı bir halaka. Ondan sonra baktı bir halaka. Çıkıyor dışarı doğru. Allâh ismasında çekti gitti. Sonra karşılaştık yine. Abi dedim ya ders bittiğinde göremedim seni. Mustafa’cım ne bu zikrullah sizin böyle dedi ya. Basılmıyorsunuz mu dedi basılıyoruz abi dedim. Basılmıyorsunuz mu? Basılıyoruz abi dedim ben. Mustafa’cım çok güzel zikrullah yapıyorsunuz ama dedi. nasip be abi dedim. Nasip doğru söylüyorsun nasip dedi. Evet o beğenmez. Onun kendi kafasında bir kriteri var. O kriteri yakalayacak o.

Yakalayamamış onca sene. Nasıl beğenecek beğenmiyor. Şimdi insanlar ona bakmazlar. O tam ona bakarak kendi eksikliğini göreceksin. Ama yok onda eksiklik arıyor. Onda eksiklik aradığında buluyor zaten. Adam Allâh’ta haşa eksiklik buluyor. Bu ayeti kerime neden gönderilmiş ya diyor. Böyle âyet mi olur diyor. Tabi ya onun kafasına göre bir Allâh lazım. Onun kafasına göre bir Kur’ân lazım. Onun kafasına göre bir peygamber lazım. Onun heva hevesine göre. Benim Allâh’a fesim meşhur sözüm var ya. Müslümanlar kendi nefislerine göre bir Allâh. Kendi nefislerine göre bir peygamber. Kendi nefislerine göre bir şey. Kendi nefislerine göre bir eş. Kendi nefislerine göre bir iş. Kendi nefislerine göre evlat arıyor.


11. Bölüm

Nefsine göre. O kendi nefsine göre bir Allâh dizayn edecek. Onun Allâh’ı öyle olacak. Ya ne bu bir sürü şey var yasak. Kendi nefsine göre de bir peygamber dizayn edeceksin. Zat ahalilerine. Öyle de bir peygamber olacak. Zat ahalilerine kendi nefsine göre bir tane de şeyh oluşturdu mu harika. Üçlü tamamlandı. Diğer üçlü lazım. Diğer üçlü ne? Eş, iş, çocuk. Onun nefsine göre olacak. Mesela bir erkek bir kız. Onun nefsine göre olacak. İki kız bir erkek. Onun nefsine göre olacak. Eğer erkekse kadın arıyorsa onun nefsine göre olacak. Kadının maaşı düzgün olacak, fiziği düzgün olacak, yemeği düzgün olacak, itaati düzgün olacak. Ulan oğlum diyorum böyle bir kadın seninle neden evlensin? Senin ne özelliğin var?

Maaşı düzgün, fiziği düzgün, yemeği düzgün, ev işi düzgün, itaati düzgün. Oğlum sen nesin? Sen de benim gibi kitap rözgün tekesin. Rözgün tekesin. Neden evlensin bu kadın seninle? Öyle değil. Aynı şey bayanlar içinde geçerli. Adamın maaşı düzgün, fiziği düzgün, boyu posu düzgün, konuşması düzgün, böyle endamı düzgün, yürüdü mü alem yürümeli arkasından. E sen nesin? Kadın ona bakmıyor. Ama nefsine göre bir erkek. Ondan sonra nefsine göre çocuk. Çocuk otur dediğinde oturacak, kalk dediğinde kalkacak. Düğmesine basacak, susacak, düğmesine basacak, konuşacak. Çocuk doğar doğmaz tevessüm edecek, ağlamayacak. Doğar doğmaz anne babayı zora sokmayacak. Ağlamayacak, sızlamayacak, hasta olmayacak. Gece uyandırmayacak.

İki gün uykusuz oluyor. Efendim çocuk çok uyandırıyor bizi, çok ağlıyor. Bir okusanız, ha işimiz gücümüz yok biz, bir ha buraya üfleyelim. Tabi ya ne işimiz var ki bizim? Bütün rahatsızlıkları olanlar girin bakalım sıraya. Üfleyelim hepinizle. Var öyle bir tane var televizyonda üflüyor. Kadınlar telefon açıyor, belim ağrıyordu efendim bir dua edin. Belimin ağrısı geçsin, o duruyor böyle. O selamünaleyküm deyince kadınlara bir, iki, üç yapıyor. Gözümle gördüğümü size, kulağımla duyduğumu anlatıyor. Telefondaki kadın selamünaleyküm diyor. Etrafındaki kadınları şimdi işaret ediyor. Bir, iki, üç deyince kadınlar hep beraber aleyküm selâm diyor. Sonra böyle kasıyor kendini. Hz. Peygamber salonlarıyla ve selamınaleyküm.

Şifa olsun inşâAllah. Âmîn. Tamam geçti ya bitti. Bu kadar. Tabi şifacımız da var. O salonlara gidiyormuş duruma göre en saflar 50 lira, arkası 30 lira, en arkası 10 liraya giriş dua alıyorsun. Topluca dua ediyorlar. Tabi. Böyle olunca hiç sıkıntı yok. Senin adına televizyonda veriyorlar. Sen bir televizyon kanalı tahsis ediyorlar sana. Sen yeter ki ümmeti ifsat et. Sıkıntı yok. Millet soru soruyor o papağan besliyor. Sıkıntı yok. Allâh bizi affetsin. O yüzden tam, tam’a bakaraktan insan kendi eksiğini görür. peygamberler, geçmiş peygamberler hepsi tam’a bakaraktan eksikliklerini gördüler. Ümmetin içerisindeki veliler de tam’a bakaraktan eksikliklerini gördüler. Kimdir velilerin tam’a baktıkları?


12. Bölüm

Hz. Muhammed’i Mustafa’dır. O yüzden normalde bunlar yetiştiklerinde, belli bir kemale geldiklerinde ilmel yakin ve aynel yakin ilimle ilimlenmiş olurlar. Ve Rabbinden apaçık bir delil üzere dedi. Onların artık her şeyi delilli olur. Nedir delil? Delil, bir şey yapacağında ya Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’ni görür, ya geçmiş peygamberlerden birisini görür, ya da üstadını görür, manen görür bunu. Bunu yap veya yapma diye emir alır. Onun kendine ait bir hayatı kalmaz. Burası sıkıntılı. Tırnak içerisinde burası sıkıntılı. Herkes onun kendine ait bir hayatı var zanneder, onun kendine ait bir hayatı yoktur. O önemli meselelerde sevk ve idare olunur. Manevi meselelerde sevk ve idare olunur.

Onun için manadaki Hz. Peygamberi sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, geçmiş peygamberler veya veliler onun için delil olur. O yüzden Rabbinden apaçık bir delil dediği odur. Yusuf aleyhisselâm bir an gönlü kaydıydı ya, gönlü kaydında Âyet-i Kerime diyor ya, eğer Allâh’ın ona delili olmasaydı o gönlü kayacaktı, sapacaktı. Oradaki mesela rivayet edilir ki o esnada delil babası Yakup’tur. Bir rivayette böyle parmağını ağzına sokup ısırır ne yapıyorsun diye, bir rivayette dizlerine vurur ne yapıyorsun diye. Yusuf aleyhisselâm mana olarak Yakup’u öyle görünce Züleyha’dan kendini çeker. Kendini öyle kurtarır. o Rabbinden bir delildir insana. Bir kimse bir şey yapacak üstadını görür o esnada. Bir ses duyar.

O delildir onun için. Bir yere gidecek bir şey yapacak tam o esnada bir şey yapacak zaman üstadından bir ses, Davudi bir ses gitmez. O Rabbinden bir delildir veya bir rüya görür o esnada bir hal olur bir yakaza olur. Onun Rabbinden delildir. İyi suifilerde bu oluşur. İyi suifilerde. O delil üzerine yürür. Delil üzerine yürür. Allâh bizi onlardan eymesin. Pek çok zayıf hadîs vardır ki ravileri arasında yalancılar bulunduğu için nakildeki zayıflıkları yüzünden onlarla amel edilmez. Halbuki bunlar sahih olabilir ve yalancı olan ravi bu durumda belki de doğru söylemiştir. Normalde sufile bu tip şeylere kendilerince itibar ederler. Şimdi bu son dönem tartışmaların içerisinde zayıf hadisle amel edilmez diye bize böyle bir ibare koydular.

Oysa eski kitapların hepsinde zayıf hadisle de amel edilebileceğini, zayıf hadisle amel etmenin insanı sıkıntıya sokmayacağı ibare vardır. Çünkü bundan elli yıl önce, bundan yüz yıl önce insanlar mezheplerini iyi bilirlerdi. Bir meselede mezhep imamlarının iştahadına başvurulurdu. Şimdi bizde bu mezhep imamlarının iştahadına başvurmayı çürüttüler. bir kimse ben hanefiyim dediğinde, aa sen de hala hanefi misin mezhebe mi bağlasın? Ben bazen sorulara cevap verirken hanefi mezhebine göre böyledir. Mesela bir meselede iki farklı hadîs söylüyorlar. Doğru iki farklı hadîs olabilir bir meselede. Ama hanefiler onun birisini kendisine baz almış. Ben arkadaşlara diyorum ki sen o mezhep imamının kendisine delil olarak baz aldığına göre amel et.


13. Bölüm

Ama bu şimdi İslam dünyasında öyle bir gündem oluşturdular ki mezhep imamına bağlı dinini yaşamak tu kaka kötü. Böyle bir olgu oluşturdular. Ya bu adam bütün ayetleri ve hadisleri bilmesi mümkün mü? Bir mezhep imamını tabi ol amelini öyle işle. Şafilerde kan abdesti bozmuyor, hanefiler de bozuyor. E tamam. Bunun ortası yok mu? Kardeşim bu din bunun ortası yok. Hanefisan hanefisin şafisan şafisin malikisan malikisin. Hoş imam malik de muvattasını Hicaz bölgesindeki Müslümanlar için yazmış. Onu da beyan etmiş. İmam malik’in mezhebi ancak Hicaz bölgesindeki Müslümanlar içindir. Hadi bir meseleyi bulamadın imam malikten bak. İmam azamın talebesidir kendisi. Bakın imam malik imam azamın talebesidir.

Bakın imam malik imam azamın talebesidir. Aslında hiyararşi olarak bir meseleyi imam azamda bulamazsan imam malike bakarsın. Onda da bulamazsan imamı şafiye onda bulamazsan imamı hanbeliye bakarsın. O zincirin son halakası Ahmet bin Hanbel hazretleridir. Bunlar tabiri caizse 4 altın silsile değilim 4 altın zincir değilim ve hatta o 4 kişi onlar. Kim? İmam azam, imam malik, imam şafiye, imam hanbeli. Ya bunları dahi şu anda tuğ kaka yaptılar ya. Böyle bir şey var mı? Ve bu mübarek insanlar iştahat ettikleri hadisleri kendi müsnetlerini almışlar. İmam azamı müsnedi var, imam malikin müsnedi var, imamı şafinin müsnedi var, imamı hanbelin müsnedi var. Müsnet dediğim şu diyor ki biz abdestlik kan bozar derken bu hadise göre beyan ettik. hadîs bu, geldisi bu, gittisi bu, ravisi bu, şusu bu, busu bu.

Ben o yüzden o hadîs inkarcılarına diyorum ki veya mezhep inkarcılarına. Kardeşim siz bir mezhep imamının kendi kafasından Kur’ân ve sünnet’e aykırı bir hüküm verdiğini gördünüz mü de mezhepleri inkar ediyorsunuz? Bak imam azamı müsnedine. Mesela ben kardeşlere Riyâ-ı Sâlih’i tavsiye ediyorum ya hadîs okuyacak olanlara. Kardeş sen önce Riyâ-ı Sâlih’i oku. Sebep? Ya Riyâ-ı Sâlih’in Hanefi mezhebi üzerine yazılmış bir hadîs kitabıdır. Riyâ-ı Sâlih’in kendisi yazarı Hanefidir. Hanefi mezhebinin kendisine ölçe aldığı, kendisine delil aldığı hadisler topluluğudur. Al okunu, al onu, oku, oku ve mezhebinin fıkhını hadisler üzerinden öğren. Kafan karışmasın, kafan bulanmasın. Din öğrenceksin ve din yaşayacaksın.

Riyâ-ı Sâlih’ine göre amel et, et. Sıkıntı yok. Hanefi mezhebine uygun. Yok o mesela gidecek ihya okuyacak. Ya kardeşim ihyanın sahibi, ihyanın sahibi. İmam-ı gazali, imam-ı gazalî. İmam-ı gazalî. Bir âyet, bir âyet, bir âyet okuyacak. İhyanın sahibi, İmam’ın gazali Hanefi değil Şafii mezhebine müntesip Sen orada geçen mezheple alakalı fıkıhi meselelerde sıkıntı yaşarsın ilk etapta Yapma! Veya hatta İmam-ı Hamdlerin kitabı Zühtü var iki cilt Muhteşem! Bakın muhteşem! Kitabı Zühtü okuyan bir kimse Bu dünya yaşanacak bu dünya değil yaşamayın der Evet Kardeşim Bu şimdi senin okucağın kitap değil Sebep ya sen önce bir namazın amdesinin orucunu düzel Bir ibadetlerini düzel sen sonra kitap Zühtü geç Hz.


14. Bölüm

Mevlânâ diyor ya Önce ekmek yiyeceksin diyor sonra et yiyeceksin Süt içecek olan bir kimseye et yiyin Allâh bizi affetsin O yüzden Sufiler Hadisin sahibinden hadisi öğrendikleri için Dikkat edin bu sözüme Sufiler hadîs-i şerifi hadisin sahibinden öğrenir Ona sorar bu söz senin mi değil mi diye şüphe ederse Gerçek Sufiler O yüzden onlar için zayıf hadîs ibaresi kalkmaz Ama onları bağlar bu Siz İmam Azam Müsned’ini alıp Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kabr-i şerifinin başına geçip Müsned’i komple ona teyit ettirdiğini bilir misiniz? Kendi zamanının tarihçileri bunu yazar Dikkat edin Bunu da Evliya Menkıbe’se öyle şey olur mu? Geçenlerde de Hayrettin Karaman yazmış Ölüler konuşmaz yapma be hocam Yapma Hz.

Ömer Efendimiz konuştu Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri konuştu Yapma Gencin birisi Allâh korkusundan öldü de gitti başına Hz. Ömer Efendimiz Ya felan Allâh’ın vadini gördün mü? Etrafındaki bütün asap duydu Evet ya emîrü’l-müminin Evet ya emîrü’l-müminin Bütün sahâbe duydu Mütevatir Senin kulağın sağırsa biz ne yapalım? Senin kulağın duymuyorsa biz ne yapalım? Sen sağırsın herkesi sağır zannediyorsun İmam-ı Azam Hazretleri de talebeleriyle Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Kabri şerifinin huzuruna gider Elinde müsnedi vardır fetva verdiği bütün hadisler elindedir Meşhur 4-5 tane tarihçi de oradadır Hac farizası yapıldıktan sonra bütün o günün hacıları Hz.

Muhammed Mustafa’nın başında Kabri şerifinin başında Medine’yi münevver edeyken Kabri şerifinin başında başlar İmam-ı Azam Hazretleri Ya Resulallah Salallahu aleyhi ve selleme Sözünü söyler bu hadîs senin mi? Kabri şeriften ses gelir ne am? Evet! İşaretler! Ya Resulallah bu hadîs senin mi? Benim işaretler! Ya Resulallah bu hadîs senin mi? Evet işaretler! Ya Resulallah bu hadîs senin mi? Evet işaretler! İmam-ı Azam’ın müsnedi böylesine kıymetli bir hadîs kitabıdır Bu hadîs kitabına uydurma diyenin kendisi bir milyon sefer uyduruk bir adamdır Evet! Yaklaşık 500 bin kişi vardır o esnada Medine-i münevverede Orada bulunanların hepsi de şahit olur buna Bu mesele tarih kitaplarında bile geçer Tarih kitaplarında bile geçer bu mesele İmam-ı Azam o yüzden İmam-ı Azam’dır O yüzden İmam-ı Azam’dır O yüzden imamların piridir O yüzden imamların başıdır O yüzden mezhep sahibidir O yüzden öylesine delilleri sağlam, öylesine delilleri sağlandır ki Hiç kimse, hiç kimse onun delilini bugüne kadar çürütememiştir Farklı iştahat edebilirler çürütememişlerdir Farklı iştahat etmek farklı bir şeydir Birisinin delilini çürütmek farklı bir şeydir Kimse çürütememiştir, dikkat edin Kimse şu ana kadar İmam-ı Azam’ın bir delilini, bir fetvasını çürütememiş değildir ilim olarak Farklı iştahat edebilirler, kendi talebirleri de farklı iştahat etmiş Dinin özünde bu var zaten buna söyleyecek bir laf yok Mesela şey, İmam-ı Azam vitir namazını vacip demiş İmam Muhammed de, İmam Yusuf nafile demiş Farklı iştahat etmişler Ama vitir namazı var mı?

Evet var E şimdi bize Kur’ân yeter diyenler için yok Nefislere hoş geliyor Tabi Bize Kur’ân yeter diyenler için de cuma namazı da yok O yüzden sûfîler için zayıf hadîs yoktur Hadîs kritercilerinin zayıf dediği bir hadisi sûfîler sahih deyip amel edebilir onunla Bu sufinin kendisine delildir Rüya hak mıdır? Evet Kur’ân’la sabit midir? Evet Hadîs de sabit midir? Evet Sahih rüya var mıdır? Evet Kur’ân’la sünnet de sabit midir? Evet Hatta rüya, rüya Yunan mitolojisine göre, Yunan felsefecilerine göre de Bilginin, ilmin edinme yolu mudur? Evet Oradan vurayım onlara bir de Aristo, Sokrat, Platon hepsi de derler ki bilgi edinme yollarından birisi sahih rüyadır derler Evet Aristocuların hepsi kabul eder zaten İyi tamam Bir kimse Peygamber’i salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında gördü Ona dedi ki şöyle yapacaksın Bunlar ümmete uzak şeyler şimdi, millet böyle şeylerin olmayacağını düşünüyor ya Böyle inandırdılar insanlara Hatta ben yeni derviş oldum da Şeyh efendi Allâh rahmet eylesin Peygamber’i salallahu aleyhi ve sellem hazretlerini görenler elini kaldırsın derdi ve herkes elini kaldırırdı Oraya yeni gelen bir kimse bunu görünce Ya bu zamanda Peygamber efendimizin rüyasında gören var mı ki ya?

Bunlar aldatıyorlar ya kandırıyorlar ona Öyle derlerdi Neden unutturdular insanları? Hazreti Peygamber’i salallahu aleyhi ve sellem hazretlerini görenler ellerini kaldırsın Kaldırın utanmayın Ya elhamdülillah bak görünüyormuş Allâh mübarek eylesin Hazreti Peygamber’i salallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyasında gören gerçekte görmüş gibidir O kimse kendisini muhafaza eder kendisini korursa onu ateş yakmaz Hazreti Peygamber’i salallahu aleyhi ve sellem hazretinin şekline şemaline şeytan giremez O delildir O kimseye rüyasında ona bir şey denirse O rüyaydı sufise üstadına anlatır amel eder onunla Allâh bizi onlardan eylesin O yüzden sûfîler için o hadisin sahibinden onu duyduysa onun için sahiptir o Muhaddisler hadisçiler bu hadisi sadece nakledenin sözüne güvenemedikleri için reddederler Evet Evet bu hadîs toplayanlar bu hadisleri derleyenler o hadisi nakleden bir kimsenin eksikli kusurunu görünce derler ki bunda bu eksiklik kusurluk var o yüzden bunun sözüne güvenebilir miyiz güvenemez miyiz diye tereddüt ederler Mesela İmam Buhari bir hadîs nakletmek için ta Mısır’a kadar gider Mısır’da adamı görür derler ki bu adam mı bu adam o adam da o esnanda kepini çıkarmış atına gel gel yapıyormuş yem var bunda onu yakalacak ya Demiş ki gidin bakın bakayım demiş bunun kepinde yem var mı demiş bakmışlar kepinde yem yok demiş ki atını aldatan bizi de aldatır dönün demiş bundan hadîs nakletmeyiz biz Böyle titizlenmişler şimdi İmam Buhari’ye de laf söylüyorlar Kime laf söylemiyorlar ki İmam Azam’a laf söylüyorlar İmam Buhari’ye laf söylüyorlar herkes de dinliyor bunları kuzu kuzu onlar çok önemli çünkü Türkiye’de şimdi hadislere laf söyleyen hadislere inkar eden İmam Azam’a İmam-ı Şafi’ye mezheplere laf söyleyen bunları inkar eden küçümseyen alay edenler çok önemli insanlar Fakat bu ancak ravinin rivayet eden yegane kişi olduğunda ya da rivayet zincirinin kaynağı o kişi olduğunda söz konusu olur fakat güvenilir bir ravi bu hadisi nakletmekte ortak olduğunda hadîs bu güvenilir ravinin nakli üzerinden kabul edilir Ancak bu veli bu hadisi Hz.

Muhammed’in hakikati üzerine Cebrail’den duymuş olabilir. Nitekim sahâbe İslam, iman, ihsan ve Cebrail Hz. Peygamberin sözlerini onaylamasıyla ilgili Cibril hadisini bu şekilde duymuştur. Bir bana kalem ver. Devamlıcaz buradan. Buraya normalde şu fakat güvenilir bir raviden buraya işaret koydum. Buradan devam edeceğiz inşâAllah. Hakkınızı helal edin. Saat on buçuk olmuş. Vaktinizi daha fazla almayayım. Selamünaleyküm.


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, İhsân, Nefs, Sünnet, Şeyh, Silsile, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı