Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2025 Sohbeti #171 — Mesnevî 2125: Münâfığın Sureti, Kalp Para Altın Sıvası ve Nesli Bozma

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2025 Sohbeti #171 — Mesnevî 2125: Münâfığın Sureti, Kalp Para…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Geçen Hafta — “Münkirler Peygamber Mu’cizelerinden Korkup Başlarını Otların İçine Soktular”; Bu Hafta: Münâfık-Mürted-Kâfir Müslümân Adıyla Yaşayanlar (Hristiyân/Sabataî Mezarlığı)

Buraya okumuştuk. Buradan devam ediyoruz. Bu suretle Müslümânlık ediyle anılarak yaşamak kim olduklarını, ne inanışta bulunduklarını sana bildirmemek istemişlerdir. Bu Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin mu’cizelerini inkâr eden, Peygamberlerin peygamberliklerini inkâr eden, dînî inkâr eden, İslâm olmayan, Müslümân olmayan, bu kimseler Müslümânların arasında yaşayıp kendilerine Müslümân ismi koyarak da Müslümânların arasında yaşamaya işlerini devam ettirirler. bu münâfıklar, bu mürtedler, bu kâfirler Müslümânların arasında Müslümân ismiyle yaşarlar. Bunlar öldüğünde tanımlı biliyoruz biz Türkiye’de. nereye gömüldü? Hristiyân mezarlığına. Nereye gömüldü? Sabataîst mezarlığına.

Meşhur ya İstanbul’da böyle yerler var. adı Ahmet, adı Mehmet, adı böyle Türk Müslümân ismi gibi. Ama belakin bakıyorsunuz alkışlarla uğurlanıyor, ışıklar içinde uyuyor falan. Öyle diyorlar ya. Ondan sonra ama biz normalde onların Ermeni olduklarını veya Sabataist olduklarını, öldüklerini de öğreniyoruz. Aslında onlar öyledir ama kendilerini ifşa etmiyorlar. Şimdi artık böyle bu şeyleri kalmadı. İfşa ediyorlar yavaş yavaş. haçlarla dolaşıyorlar boynlarında. Veya kendilerince Hristiyân ise Hristiyanlığını, Yahudi ise Yahudiliğini yaşıyor. Aslında böyle kendilerinin ne olduysa öyle yaşamaları daha iyi. biz çünkü yıllardır Ahmet olan kimsenin, örneğin canaze namazı istemediğini öldüğünde anlıyorsunuz.

Veya hatta onu biz kendimizdenmiş gibi görüyoruz ama değilmiş yani. Veya hatta o milletvekili oluyor, bilmem ne oluyor. Bir bakıyorsunuz, o harika bir domuz et yiydim diyor. Örneğin ama biz onun normalde gayr-i Müslim unsur olduğunu bilmiyoruz. Bu normalde en zaten sıkıntılı olan bu münâfıklar. O yüzden Hazreti Pirde diyor ki bunlar normalde Müslümânların içinde. Ondan sonra ve gayr-i Müslim olduklarını veya inanmadıklarını, ateist olduğunu neyse o Müslümân olmadıklarını sana bildirmezler. Müslümânların yanında içinde yaşarlar diyor. Bakara âyet 8. İnsanlardan öyleleri vardır ki Allâh’a ve ahiret gününe îmân ettik derler ama gerçekte îmân etmiş değillerdir. senin yanında Müslümân gibi konuşur, Müslümân gibi hareket eder.

Bunlar böyle Müslümânların kuvvetli olduğu yerlerde böyle yaparlar. Şimdi Türkiye’de öyle bir şey yapmıyorlar artık. Türkiye’de Müslümânlar kuvvetli değil. Şu anda dünya üzerinde Müslümânlar kuvvetli değil. Sadece Türkiye ile alakalı değil bu. Bütün dünya üzerinde artık Müslümânlar kuvvetli olmadığı için kendilerini Müslümanmış gibi göstermeye mecburiyeti hissetmiyorlar. o bu noktada, bu böyle bir çünkü kendisini Müslümanmış gibi gösterme gereksimini duymuyor artık. Ancak böyle ikili ilişkilerde seninle ticaret yapacaksa, senden bir şey umuyorsa bunu söyleyebilir. Önceden mesela bir gayr-i Müslim bir unsurla hiçbir kadın evlenmeyi düşünmezdi. Şimdi evleniyorlar artık. Veyahut da bir Müslümân erkek kolay kolay gayr-i Müslim bir kadınla evlenmeyi düşünmezdi.

Şimdi onlar da evlenmeyi düşünüyorlar. Bir de soruyorlar ya, ehli kitabı nikahlayabilirsiniz diyorum ben, örnekliyorum. Fıkıh öyle çünkü. Ama kim ehli kitap onu sorsa bu da ayrı bir unsur.


Bakara 2/9 — “Allâh’ı ve Îmân Edenleri Aldatmaya Çalışırlar, Kendilerini Aldatırlar”; Münâfığın Müslümân İçinde Saklanması, Kalpteki Hastalık ve Âhiret Hesâbı

Yine Bakara 2/9’da devam ediyor. Onlar Allâh’ı ve îmân edenleri aldatmaya çalışırlar. Oysa onlar yalnızca kendilerini aldatıyorlar, farkında değiller. Ardındaki âyet-i kerimette de Müslümanları aldatmaya çalışıyorlar. Evet, İslâm dünyasında bilhassa Osmanlı’da başlamıştır bu. Osmanlı’da o münâfıklar kendilerini Müslümân gibi gösterip Müslümanları aldatırlar. Hala da bu devam eder. İçimizdeki Sebataî ister, içimizdeki münâfıklar, içimizdeki gayri-islami unsurlar sizdenmiş gibi görünürler. Değişik böyle şeylere, makamlara gelirler, değişik mevkilere gelirler. O münâfıklar normalde kendilerince Müslümanları da aldatırlar. Hatta adam böyle kâfirce bir hayat yaşar. Senle dîn tartışır, dîn konuşur.

Gidersin böyle, dersin ki adam, öyle ticaret yaparken böyle karşılaşıyorduk. Adam tasavvufu benden iyi biliyor. Konuşuyor böyle. Ya diyorum bu kadar iyi biliyorsun ama yaşamıyorsun gibisinden söylediğimde, sizin namazıyla bizim namazımız ayrı değil, çıkıyor işin içinden. namazlarımız ayrıymış bizim. Tabii sonradan da çıkıyor ya namâz siz diyor namâz bizim dilimize diyor namâz olarak geçmez, Kur’ân’da salât olarak geçer diyor. Siz çıkardınız bu namazı diyor. Bu münâfıklar münafıklıklarını normalde böylece saklarlar, gizlerler. Ama Hz. Pîr bunları böyle anlatırken Kur’ân-ı Kerim bakar âyet 8 ve 9’a atıkta bulunuyor. Ve normalde bunlar kendilerini Müslümânların içerisinde kendilerini saklarlar, gizlerler.

Aldatırlar Müslümanları. Ama Cenâb-ı Hakk diyor ki asıl onlar kendilerini aldatırlar. Çünkü o aldanışın sonucunu âhirette görecek. O yüzden hakikatte Cenâb-ı Hakk onların iç yüzlerini biliyor, onların hakikatlerini de biliyor. Ama bu tabii âhirette hesap görüleceğinden dolayı kişinin beyanını kabul ediyoruz. Ben Müslümanım dediği müddetçe onu Müslümân olarak kabul ediyoruz. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri adi şerifte ümmetim için en çok korktuğum şey dilli münafıklardır. Dilli münâfık dilinde onun öyle bir İslâm var ki bir anlatıyor sana hayran oluyorsun. Veya o diliyle öyle bir şey anlatıyor ki sana öyle konuşuyor ki sen kendi Müslümanlığından utanıyorsun. Dilli münâfık.

Bunların İslâm dillerinde var. gidip ona sorsan o der ki ben yalan söylemiyorum, mırsızlık yapmıyorum, çalmıyorum, çırpmıyorum. Sanki bütün Müslümânlar yalancı, bütün Müslümânlar hırsız, bütün Müslümânlar çalan çırpan kimse. Müslümânlar bu çalmayı, çırpmayı kendilerinde namazla örtüyorlar. Bu arkadaş ondan sonra çalmıyor, çırpmıyor, yalan söylemiyor, çok temiz, namâz kılmaya de ihtiyacı yok. Hep söyledikleri şey şudur işte ben çalmıyorum ki, ben çırpmıyorum ki, ben hırsız değilim ki, ben yalan söylemiyorum ki, ben insanları kandırmıyorum ki. Eee namâz, namâz o yüzden ona ihtiyaç değil. Eee çalan çırpan kimse namâz kılacak kendini affettirmek için. Tezleri bu. Demiyor ben münafıkım kardeşim ben namazı kılmıyorum.

Demiyor ben kafirim aslında ben namazı kılmıyorum.


Şâfi’î’ye Göre Kasten Namâzı Terk Eden Küfür Ehli, Hanefî’ye Göre Farz Olduğunu Söylerse Küfre Düşmez — Münâfığın Namâzla Örtünme Mantığı

Şâfi’î’ye göre bir kimse kasten namazı terk etsin, küfür ehlidir. Hanefîler bir tek demişler ki ibadetler imandan değildir. Bir kimse namazı kasten terk etse ama farz olduğunu söylese o kimse küfre düşmez demişler. Ama öbür türlü küfür ehlidir demiş İmam Şâfiî. Ama o kimseler namâz kılmadıkları halde namazla alakalı hüküm var. Allâh bizi affetsin. O yüzden normalde o iki dilli olmak veya çok dilli olmak. Dilli münâfık. O kimse nifak çıkaran, fitnet çıkaran kimse. O kimse münâfık senin yanında geliyor inandım diyor öbür tarafta darga geçiyor. Ve o kimse münâfık ben de müslümanım diyor. O kimse münâfık. O kimse münâfık. O kimse münâfık ben de müslümanım diyor. O kimse münâfık ben de müslümanım diyor.

Ama dînî değerlerle alakalı darga geçiyor, hakaret ediyor. Veya dînî değerlere sıkı sıkı bağlı olan kimselerle de darga geçiyor. Onlara da hakaret ediyor. O zaman o kimse gerçekten ne? Münâfık veya hatta kâfir duruma göre. Ama onlar zahire müslüman gibi görünecekler. Bilhassa siyâsetçiler öyle yapıyorlar ya. Ne yapıyor? Bir bakıyorsun adam normalde sabah namazına Emîr Sultân’a gelmeyen adam siyasete seçimlere iki ay var, üç ay var, dört ay var. Sabah günü sabah namazına Emîr Sultân’da başlıyor. Bir de self yapıyor. Günümüzü Emîr Sultân Hazretlerine başladık diyor. Seçimler bitiyor, Emîr Sultân’la alakalı bir selfie yok. Yine Emîr Sultân’la başladık demiyor. Bitti çünkü seçimler. Veya hatta seçim zamanı bir bakıyorsun herkes müslüman.

Bir bakıyorsun aynı adam sarhoş meyhanede. Aynı adam normalde başka yerde. Bu siyasetçilerin düşmüş olduğu durum bu. Veya hatta o gidiyor bir bakıyorsun. Benim diyor annem babam da müslümandı. Bir Kur’ân-ı Kerim okuyor orada. Muhteşem. Tabii yapacak bir şey yok. Ama eylemlerine bakıyorsun. Fiyiliyatına tam gavur. Tam bir gavur. Bunlar ama kendilerini ne yapıyorlar? Müslümanmış gibi gösteriyorlar. Bakın kendilerini müslümanmış gibi gösteriyorlar. Onları böyle gördükçe ben kendi kendime diyorum ki, mümleket ne hale geldi. Tabii. Yarın seçimler olsun. Bak seyredin. Emîr Sultân’da güne başlarlar. Oradan bir selfie. Tabii güne Emîr Sultân’la başladık. Harika bir şey. Allâh bizi affetsin. Tabii bunlar normalde çevrelerine bunu bilhassa siyâsetçiler ve bürokratlar.

Şimdi örneğin eğer hükûmet muhafazekarsa, bürokratlar birden muhâfazakâr kesilir. Eğer hükümetin düşme durumu var ise biraz zayıfladıysa herkes gerçeğini meydana çıkarır. Bir bakarsın ulan iki yıldır üç yıldır muhâfazakâr gibi davranan, Cumanız mübarek olsun diyen kimse, ohoo layık bir komünistmiş. Bir de en enteresan şu, 64 yaşındayım. Hiç bu konuda farklı bir şey görmedim. Bütün muhâfazakâr partiler, ben 14 yaşında siyasetle tanıştım, ülkücülükle tanıştım. 14 yaşındaydım. Yaş 64. 50 yıl geçmiş. 50 yıldan beri aynı şey vardır. Muhafazekarlar iktidara gelir, mağdûr hükûmetleri filan.


Mağdûr Hükûmetler Devrildiğinde Münâfığın Yüzü Görünür — Muhâfazakâr Görünenlerin Yakını Hançerler, Akrabâ-Mahalleden İşe Alma Adâletsizliği

Böyle birilerini işe alırlar. İşe aldıkları kimselerin hepsi, hiçbirisi de onlardan değildir. Onlardan görünür. Amcası, dayısı, emmisi, halası, mahalleden bir kimse. Ya bunu işe almamız lazım der. Alırlar işe. İşin en ilginç tarafı şu, mağdûr hükûmetleri devrildiği zaman onların gerçeği meydana çıkar. Gerçekten. Ve bu iktidara gelen muhâfazakâr gibi görünen kimseler gerçekten ve gerçekten onları iktidâra getiren kitleye ihanet ederler. 50 yıldır benim gördüğüm bu. O yüzden ben siyasetten uzakım. Partiler, milletler. 50 yıldır benim gördüğüm bu. O yüzden ben siyasetten uzakım. Partiymiş, purtiymiş, hepsinden de uzağım. Hele böyle muhâfazakâr partilerden daha fazla uzağım. O neden biliyor musunuz?

O çünkü sendenmiş gibi görünürken vuruyor. Öbürkünü biliyorsun. Adam dinsiz. Dinsizin, dinsizini biliyorsun, onu cephe alıyorsun. Ona gardını tutuyorsun. En acı olan şey sendenmiş gibi görünenin seni hançerlemesi. Bir babayı oğlu hançerler en yakınından. Bir babayı kızı hançerler en yakından. Bir anneyi oğlu ve kızı hançerler en yakınından. Acı gelir bu ona. Çünkü bir kimse evladından bir yanlışlık beklemez, bir hançer beklemez. Mesela bir insan kardeşinden hançer beklemez. O onu gafil avlar. Bir kimse bir dervişten hançer beklemez. O onu gafil avlar. Aynı şey. bakıyorsun, o muhâfazakâr diyor ki ben sendenim. Asıl düşmanlığı o yapıyor. Ve işe aldıkları bunları hep yaşadım ben. Bayındırdı da yaşadım. biz ülkücülüğümüz zamanında da yaşadık bunu.

Açık açık konuşuyoruz. Ülkücülükten belediyeye giren bir kimse ilk önce ülkücülere sırtını döndü. Bazen eskilerden muhabbet ediyorsun. Sağ ol diyorum adamın yakasını. Bırak ya. Böyle duruyorlar. Ya diyor mu o belediyeye girdi. İlk önce bize sırtını döndü diyor. Ya sen ülkücülerin kadrosundan belediyeye girmişsin. Neden ülkücülere sırtını dönüyorsun? Ama bütün bu muhâfazakâr partiler de böyle. Şimdi gidin mesela açık açık konuşmam gerekirse. AK Parti’nin kaybettiği belediyeleri gidin. Onların aldıkları elemanların %80’i, %90’ı AK Partili değil. İçeriden vuruldular. Neden? Şirin görünecekler. Dünya üzerindeki muhafazekarların en büyük handikabıdır. Düşmanına şirin görünmeye çalışıyor. Düşmanına şirin görünmeye çalışırken düşmanı asla onunla dost olmuyor.

Ama kendi dostlarını kaybediyorlar. Sonra bunu toparlayamıyorlar. Çünkü o münâfık düşünceli kimseler anında Müslümanmış gibi görünüyor. Belediye başkanı cumada arkasında da işe girecek olan. Allâh-u Ekber. Diyor cumada beraberdik Sayın Başkanım. Tabi. O da zaten gidip de il yönetimine, ilçe yönetimine, mahalleden bir kimseye sormuyor bu adam kimdir, neyin nesidir. Alıyor işe. Allâh bizi affetsin. O yüzden onlar da normalde münafıklıklarına devam ediyorlar. Bakın münafıklıklarına devam ediyorlar. Her yerde de aynıdır bu. Her yerde aynıdır, değişmez bir şey. O münâfık her yere ayak uydurur. Her yere. O devamlı kabuk değiştirir, elbise değiştirir. Elbise değiştirir. Münâfık çünkü. Allâh muhafaza eylesin.


Mesnevî 1. Cilt — “Sûrete Bakma, Sûret Perdedir”; Ta’dîl-i Erkânlı Namâz Kılan Münâfığın İçi Estağfurullâh, Sakal-Cübbe-Takke Aldatmacası

Hz. Pîr diyor ki sûrete bakma, sûret perdedir. ki hal onu gizlemiştir. Mesnevî’den 1. Cilt. Evet sûrete bakma. Sûret perdedir. Bir kimsenin suretine bakarsan aldanırsın. O sakalı çok güzel, cübbesi çok güzel, takkesi sarı harika. Sûret güzel çünkü. Bir namâz kılıyor, öyle bir Ta’dîl-i Erkân ile namâz kılıyor ki. Oo diyorsun ya ne ağır Müslümân. Sûret bu çünkü. Ama içi, içi estağfurullâh tövbe. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden dış görünüşlerin hepsi de aldatıcıdır. Bir kimsenin dışı seni aldatmasın. Yol uzun. Hemen kaptırma kendini. Sakin ol. Birisinin üzerinde ben olumlu veya olumsuz karar vermem. Yol uzun çünkü. Bir insanın bir de nerede vurulacağı, nerede nefsine uyacağı belli değil. Bir zorluğu görüyor, dönüyor fırıldak gibi.

Bir para görüyor, dönüyor fırıldak gibi. Bir kadın görüyor, dönüyor fırıldak gibi. Bir kadın görüyor, dönüyor fırıldak gibi. Her şeyi atıyor kenara. Bir zenginlik görüyor, her şeyi atıyor kenara. Allâh muhafaza eylesin. Kalp azanlar, kalp paraya nasıl gümüş sürerler ve üstüne padişahın adını kazırlarsa, onların sözlerinin dış yüzü de tevhid ve şeriattır. Fakat iç yüzü ekmekteki delice tohumuna benzer. Kalp azanlar ne yapar? Sahte para basar. Değil mi? Geçenlerde gene birisi Adana’da mı nerede yakalandı? Haberlerde vardı dolar bastırıyormuş adam. Adam bir de diyor ki ekonomiyi düzeltecektim ben diyor. Adam kendince vatana millete, bak kalp azan vatana millete o kimse kendince iyilik yaptığını düşünüyor.

Hayır o parayı bastırıp git Amerika’da kullan onu. Ne yapar Türkiye’de milleti aldatacaksın? Yok. Gidiyor. Türkiye’de insanları aldatacak. Allâh muhafaza eylesin. Hazret-i Pîr de diyor ki kalp azan normalde kalp paranın üzerine gümüş, gümüş suyuna batırıyor. Tabii o zaman için gümüş akçe geçiyor ya, şimdi kalp azan ne yapacak? Altın suyuna bandıracak. Şimdi kalp azan ne yapıyor? Altın suyuna bandırıyor.


Kalpazan Münâfık Kendisini Altın Suyuna Bandırır — Hz. Süleymân Aleyhisselâm’ın Güvercini: “Dervîş Kılıklıydı, Kaçmadım” Şikâyeti; Dîn Kisvesinde Dilenenler Cürûftur

Münâfık da kendisini altın suyuna bandırır. Sana bir anlatır, sen onu çok takvâ ehli görürsün. Bir sana dîn anlatır, sen kendi dindarlığından utanırsın. Kalp azan böyledir. O yüzden normalde insanlar da içi boştur, rüya sahibidir aslında. Boş tenekedir ama sana bir dervîşlik satar, sen dervişliğinden utanırsın. Bütün haller ondan soruludur, bütün manviyat ondan soruludur. Bütün manviyat ondan soruludur. Haşa neredeyse Geylânî Hazretleri bir şey yapacağı zaman ona soracak. Öyle anlatır. O da ayrı bir kalp azanlıktır. Adam yeşil cübbe başında sarık, ondan sonra takke. Bizim Mehmet orada. Mevlüt amca çağırdı, koş dedi bana. Ondan sonra ben de bir şey var dedim, koştum. Birisi Mevlüt amcanın dükkanında sema ediyor.

Böyle hem esma çekiyor hem sema ediyor. Kütahçı dükkanı içinden böyle baktım, içim ısınmadı adama. Dedim mübarek olsun dedim, yürüdüm. Dedim Allâh’ım ben hata yaptıysam bunun hakikatini bana göster dedim. İki saat sonra heykelin orada dileniyor. Yine yeşil cübbe başında sarık, her şey böyle dileniyor. Dileniyor. Böyle baktım, gözünün içine baktım böyle tak kafasını çevirdi. Allâh’ım dedim içimden. Yeşil cübbeyle başındaki beyaz sarıkla takkeyle dilenen bir kimse. Şimdi onun dışı altın. İçi gümüş bile değil, bakır bile değil, cürûf. Curuf. Sen dîn kisvesinde dileniyorsun. Tarikat kisvesinde dileniyorsun. Onun dışı altın. meşhur ya Süleymân Aleyhisselâm’ın zamanında olan şey. Güvercin demiş ki ben bundan sorunun davacıyım.

Neden demiş? Bu demiş dervîş kılıklıydı. Bu bana bir şey yapmaz diye kaçmadım demiş. Kaçmayınca bu son anda beni yakalayıp öldürmek istedi. Benim kanadımı kırdı. Ben bundan davacıyım demiş. Demiş dönmüş dervîşe Süleymân Aleyhisselâm. Ne yaptın? Ben bunun üzerine giderken kaçmadı demiş. Ben onu yakalayıp kesip yiyecektim. O da kuş demiş ki güvercin demiş ki ben onun üzerindeki kısvesinden dolayı kaçmadım. Bunun üzerindeki kısve dervîş kısvesiydi. Dervişler bir cana kıymaz, bir zarar vermez demiş. O yüzden kaçmadım. Öyle deyince Süleymân Aleyhisselâm demiş ne istiyorsun? Kısas mı yapayım? Hayır demiş. Ben onun kolunun koparılmasını, kırılmasını istemiyorum. Ama demiş onun üzerindeki kıyafeti soy ki başka bir kardeşimiz aldanıp da demiş.

Aldanıp da ona güvenmesin demiş. Demek ki dervîşlik kısvesiyle olmayacak olan şeyler var. Ben bazen derim sakal bıraktın mı? Evet. Sakal İslami bir simgedir. Sakala uygun yaşa. Dışarıda kadına, kıza bakma. Sakala uygun yaşa. İnsanları aldatma. Sakala uygun yaşa. Ağzından küfür çıkmasın. Sakala uygun yaşa. Eşini dövme, eşini hakaret etme. Çocuklarını dövme, çocuğunu hakaret etme. Hiç kimseye yanlış davranma. Dervişsin, dervişliğin hukukunu gözet. Dervişliğin ahlakını gözet.


Dervîşlik Ahlâkı — Başın Örtülü Dışarı Daracık Kıyâfetle Çıkma; Sigara-Boyacı Küpü Yasağı; Hac-Oruç-Namâz Farzlarını Terk Edip Müslümânları Hor ve Hakîr Görme

Dervîşlik ahlakı üzerinde yürü. Başın örtülü mü? Örtülü. Başın örtülü, dışarıda sigarayı savutturacağım diye uğraşma. Başın örtülü, sen daracık bir pantolonla çıkma. Başın örtülü, üzerinde bir tane body giymişin, daracık. Öyle dışarı çıkma. Öyle çıkma dışarı. Başın örtülü, daracık kıyafetlerle çıkma. Başın örtülü, boyacı küpüne girmişsin sanki. Öyle boyanmış çıkmış. Yapma. Örtü çünkü dînî bir simge. Evet. Sen o başörtüsünü taktığın zaman dînî bir simgeyi üzerinde taşıyorsun. Yapma. Sakal dînî bir simge. Cübbe dînî bir simge. Sakal bütün peygamberlerin sünneti. Cübbe bütün peygamberlerin sünneti. Sarık, Hz. Muhammed Mustafâ’nın sünneti. Sünneti. Cebrâîl, Hz. öğretti sarık sarmayana. Sarıkla dışarıda dolaşıyorsan, o bir simge ona uygun dışarıda dolaş.

Bunu koru. Bunu muhafaza et. Bunu koruyup muhafaza edemeyeceksen hiç öyle bir simgeyle dolaşma. Hiç. Allâh bizi onlardan eylesin. O yüzden normalde o içi boş, riyakar, iki yüzlü, münâfık, ahlâklı insanlar toplum içerisinde Allâh muhafaza eylesin. Böyle altın gibi gösterirler kendilerine. Hatta böyle zaman zaman dervîşlik anlatırım ben böyle söylerim. Bir bakıyorum ki adam kendince biz ona zikrullâhı anlatıyorum, şunu bunu yapıyor. O kendince şöyle görüyor kendini. onun ihtiyacı yok öyle bir şeylere. Zikrullâh yapanlar, tarîkat eğili olan yalancı, hırsız, uğursuz, tembel böyle şeyler. Ben tabi çatır çatır konuşunca kalıyor. Namâz dîn de en son kaladır. Namazı yıkılanın dînî de yıkılır. Hem namâz kılmayacak hem Müslümânları hor ve hakîr görecek.

Hem oruç tutmayacak hem Müslümanları oruç tutanları hor ve hakîr görecek. Hem hacca gitmeyecek farz olduğu halde ona hem de hacca gidenleri hor ve hakîr görecek. Müslümânlar da ezik büzük duruyorlar ya böyle. Ne alemler, ne ahlâklar, ne ahlâklar. Ne ahlakası var deyince duruyor o şimdi. Sana hac farz. Sen bu parayla bu pulla hac farz gitmezsen senin Hristiyân veya Yahudi olarak ölmende bir beyesi yoktur. Hadîs-i Şerîf, ölürken Hristiyân veya Yahudi olarak öleceksin. İkisinden biri. Neden? Sen de hacca gidecek para olduğu halde sen Araplara para mı yedireceğim dedin, hacca gitmedin. Lafta bu. Meşhur ya. Araplara para mı yedireceğim? Avrupa’yı yediriyorsun ya, Maldiv’lere gidiyorsun yediriyorsun ya, adalara modalara gidiyorsun yediriyorsun ya, bilmem neredeki adalarda gidiyorsun ya, parayı yediriyorsun ya, Hussisi, Tayland’a gidiyorsun ya, parayı yediriyorsun ya.

Neymiş de, beli tutulukmuş da Tayland’taki masajlılar çok iyiymiş. Tabii.


Bursa-Tekstilcilerin Tayland-Fuar Bahanesiyle Tahsîlâta Gitmesi — Zenginin-Bürokratın-Siyâsetçinin Önünde Eğilince Dîninin Yarısı Gider

Tayland’a gidiyor. Özel Hussisi, Bursa’dan uçak kaldırıyorlardı ben tekstilde uğraşırken. Teksilcilere ait. Ne diyorsunuz dedim eşlerinize, tahsilata gidiyoruz dediler. Bir uçak dolusu Bursa’dan teksilci tahsilata gidiyor. Nereye? Tayland’a. Tayland’a. Tabii. Fuara gidiyorlardı. Nerede Fuar diyorum ben, nerede Fuar? Ben de ilk önce anlamıyorum ya. Ondan sonra, Mustafâ abi, buyur abicim. Abi Fuar var, geliyor musun katılım? Nerede diyorum ben? Tayland abi diyor. Lan Tayland’da tekstil Fuar’ı ne arar diyorum ben. Tayland’ın tekstille işi ne diyorum ben? Ah Bahri ya, sen çok geride kaldın ya diyor. Oğlum geride kalmışız biz evet. Onlar Tayland’da, Fuar’da organize ederler ha. Oraya iki tane kumaş koy, oraya bir fotoğraf çek.

Geldi kumaşlara bakıyormuş gibi. Tamam oraya parayı yediriyorsun ya. Tabii. Yediriyor oralara. Hacca para yok Araplar yemesin. Taylandlılar yesin. Araplar yemesin. Maldivliler yesin. Araplar yemesin. Evet. ondan sonra git Amerika’nın bilmem neresinden villa al. Amerikalılar yesin ama Araplar yemesin. Hacca gitmeyecek çünkü o. Neden? Münâfık. İnanmıyor. Müslümânlar da bunları dinliyor böyle ya. Bir itiraz eden yok, laf söyleyen yok, hayır öyle değil diyen yok. Bunlar ahkam kesiyor. Münafıklığını onlar böyle ayna tutacak bir kimsede yok. Arkadaş zengin ya ondan mal alacak, ona mal satacak. Eğiliyor onun önünde. Halbuki hadîs-i şerîf var birisinin zenginliğinden dolayı siz onun önünde eğilirseniz dininizin yarısı gidiyor.

Birinin zenginliğinden dolayı onun önünde eğilirseniz, onun ahkamını dinlerse, onun önünde eğilirseniz, onun ahkamını dinlerseniz dininizin yarısı gidiyor. O zengin ya dînî de çok iyi biliyor. O yüksek bürokrat ya dînî de çok iyi biliyor. O yüksek siyâsetçi ya dînî de çok iyi biliyor. Onun da önünde herkes elpençe duruyor ya. Onun dinine, onun anlattığı dine seslenmiyor ya. Ona tebliğ etmiyor ya. Ona tebliğ etmiyor ya. Ona tebliğ etmeyince o kimse dininin yarısı gidiyor. Hop kardeş bu senin dediğin gibi değil diyemiyor ona. Müslümânlar denizin üzerinde köpük misali çünkü. Ona bir şey diyemiyor. Ya aynı partiden, ya o partiyle işi var Allâh muhafaza eylesin.


Bakara 2/204-205 — Hoşa Giden Sözle Allâh’ı Şâhid Tutan Azılı Düşman, İş Başına Geçince Yeryüzünde Fesâd Çıkarır, Ekini ve Nesli Helâk Eder

Bakara 2/204. Bakara 2/204. İnsanlardan öylesi vardır ki dünya hayatı hakkında sözü senin hoşuna gider. Ve Allâh’ı kalbinde olana şahit tutar. Halbuki o en azılı bir düşmandır. 205. O iş başına geçtiği zaman yeryüzünde fesat çıkarmak, ekini ve nesli helak etmek için çalışır. Allâh bozgunculuğu sevmez. Sen müslümansın. O münafığın dünya ile alakalı, dünya hayatı ile alakalı anlattıkları senin hoşuna gidiyor. O münafıklığı anlatıyor, o gavurluğu anlatıyor sana. O dîn düşmanlığını anlatıyor. Ama dünya ile alakalı olunca senin hoşuna gidiyor. Sen eziliyorsun onun önünde. Sen onun önünde ona boyun eğiyorsun. E boyun eğdiğin anda sen de dininin yarısını kaybettin. Hatta onu alkışlıyorsun. Alkışladığın anda da dininin yarısını gönderiyorsun.

Ve bu münâfıklar, bu mürtedler, bu gavur bozmaları iş başına geldiği zaman ne yapıyorlar? Yeryüzünde fesat çıkarıyorlar. Burada diyor ki ekini ve nesli helak etmek için çalışır. Dikkat edin. Ekini ve nesli. Ekine kazandığınız para. Kazandığınız para. Ticaretten, ziraattan, hayvancılıktan, sanattan kazandığınız para. Ne yaptı? Helak etti. Ne ile? Fâiz ile helak etti. Enflasyon ile helak etti. Vergiler ile helak etti. Üttü sizin paranızı. Ekin dediği o. Ekin dediği buğday değil. Onu buğday olarak algılama. Helak etti. Sizin kazancınızı helak etti. %60, %70 fâiz de kazancını helak etti. Sen bir ekmek alırken %100 kazandın. Bu kadar da kazandığın parayı alırken, %70 de kazancını helak etti. Sen bir ekmek alırken %60 fâiz ödedin.

Gizli fâiz. %50 fâiz ödedin. %20 de vergi ödedin. %70 ödedin. Bir ekmek alırken. Senin kazancını helak etti. Bütün dünya sistemini, bütün dünya sistemini ele aldı. Bütün dünya sistemi o faizcelere, o bozgunculara, o nemrutlara, o kafirlere çalışıyor. Senden ütüyor, tekrar sana satıyor. IMF ile satıyor, Dünya Bankası ile satıyor. Seni borçlandırıyor. Sen hep borçlanıyorsun. Her yıl devlet olarak borcun artıyor senin. Borcun aşağı düşmüyor. Ne yaptı? Seni üttü. Bozguncu münâfık bunlar. Münâfık bunlar. Bunlar sendenmiş gibi görünüyor. Bunlar senin içinden çıkmış gibi görünüyor. Bunlar dünya deccalış sisteminin elemanları oluyorlar. Ne yaptılar? Parayı ellerine tuttular. Ekin dediği ekonomik güç.

Ekonomik güç ellerinde. Adam Amerika’dan tehdit ediyor. Ekonomini bozarım senin diyor, bozuyor. Seni ekonomik sıkıntı yaşatırım diyor, yaşatıyor. İkini helak etti. Sen çalışıyorsun. Sen çalışıyorsun. Elde bir şey yok. Neden? Fâiz de entrasyonla vergiyle aldı seni. Bütün ülke olarak aldı. Bütün dünya olarak aldı. Almandan bir farkın yok senin. Bir de ne yapıyorlarmış? Nesli helak ediyorlar. Nesli. Senin neslini bozuyor. Hem zahiren bozuluyor hem de manen bozuyor. Nesli bozucu şeyler. Fuhuş.


Fuhuş Serbest, Kızlık Zarı Tartışması, %50-70 Fâiz-Vergi Ekmeği Helâk Etti — IMF-Dünya Bankası Nemrûd Sistemi Sizden Ütüp Tekrar Satıyor

Bütün otellerde fuhuş serbest oluyor. Bütün ülkelerde fuhuş serbest oluyor. Fuhuş serbest. Hiçbir cezası yok. Ancak fuhuş yapan kimse açıktan para alırsa vergisini vermediği için. Fuhuş serbest. Fuhuş serbest. Hiçbir cezası yok. Fuhuş serbest. Nereye gidersen git. Nesli bozuyor. Çıkıyorlar televizyonlara. Diyorlar ki kızlık zarı neymiş. Gericisiniz siz. Yobasınız siz. Siz şerî’atçı gerici yobasınız. Siz şerî’atçı gerici yobasınız. Siz şerî’atçı gerici yobasınız. Siz şerî’atçı gerici yobasınız. Siz şerî’atçı gerici yobasınız. Siz şerî’atçı gerici yobasınız. Ya. Bu öyle bir şey yok. Evet nerede yok. Afrika’nın bilmem hangi kabilesinde yok. Afrika’nın bilmem hangi kabilesinde evlenip ayrılmış olan kadın daha kıymetli.

Neden? Tecrübeli diye. Hatta kadınlar boşanırlarken eğlence yapıyorlar daha da kıymetimiz arttı diye. Kimde kadınlık? Kızlık zarı önemli değil. Yahudilerin bir kavminde, bir tarikatında. Kadında, erkekte önemli değil. Erkek hatta ilk deneyimini teyzesiyle yapacak. Kız ilk deneyimini dayısıyla yapacak. Alın size Yahudilik. Anlatılmaz bunlar. Ne yaptılar? Ülkenin neslini bozdular. Nesli bozdu. Nesi sadece fuhuş değil, çıplaklık da da bozdu. Fetvayla da bozdu. Nesli bozdu. Nesli bozdu. Nesli sadece fuhuş değil, çıplaklık da da bozdu. Fetvayla da bozdu. Fetvaya bak. Fetva bu. Bu fetva. Bir kadının iş çamaşırı hamileyken dışarıda görünür bir yere asarsa, çocuk veledi zinâ olur. Osmanlı fetvası. Hadi çıkın işin içinden.

Bunu okudum, böyle bir kaldım. Yıllar yıllar önce. Yıllar yıllar önce okudum. Hatta o kitabı kendimce arıyorum şimdi bulamıyorum. Tekrar arayacağım onu. Küçücük bir risale böyle. Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî Hazretlerinin. Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî Hazretlerinin. Bir kadının hâmile bir kadının iş çamaşırını dışarıda eşkare astı dışarı, gizlemedi onu. Şimdi hadi nenelerinizi hatırlayın. Ben şimdi nenemi hatırlayayım, anamı hatırlayayım. Şimdi kendi bahçesinde çamaşırlarını asarken kendi iş çamaşırlarını üzerine çarşaf asıyorlardı. Bunu görenler elini kaldırsın. Bak bu nesil bak bunu gördü. Sizden sonraki nesil bunları görmeyecek. Bakın kadın kendi bahçesine çamaşır asıyor. Kendi bahçesine çamaşır asarken içine giydiği ne varsa.

O kocadonları vardı bu dize kadar lastikli. Önceden satılıyordu iş çamaşırı satanlarda şimdi var mı bilmiyorum. Var mı? Kadın iş çamaşırı böyle aşağı kadar dize kadardı lastikliydi onlar böyle. Kadınlar onlardan giyiyordu annemin de onu öyleydi. Örneğin. onları daha iyi dışarı asarlarken üstüne çarşaf asıyorlardı. görünmeyecek o. Bu fetvayı oraya bağlamıştım ben kendimce. Bu fetvayı vermişler kadınların bu kadar iş çamaşırlarını dahi koruyorlar. Kadınların iş çamaşırlarını dahi koruyorlar. Nerede kaldı? Nesli bozdu. Şimdi çocuklar anne babalarını dinlemiyorlar. Nesil bozuldu. Şimdi çocuklar anne babalarına isyankâr. Nesil bozuldu. Yediğinden bozuldu, içtiğinden bozuldu. Eğitimsizlikten bozuldu, öğretimsizlikten bozuldu.

Layık demokratik eğitim sistemi çocukları eğitmedi. Eğitmedi. bu çocuk on iki yıl okula gidiyor. On iki yıl okula gidiyor. Çocuk daha liseye giderken katil oluyor. Bu çocuk on iki yıl okula gidiyor. Orta okuldaki kız çocuğu kızdığını sevgilisine ediyor. Doğum gününde.


Eğitim Sistemi Neslimizi Bozuyor — Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî Anısı (Hâmile İç Çamaşırını Bahçede Açıkta Asma); PKK Üzerinden Anadolu Köyleri Boşaltıldı, Yapay Et

Bu sistem çocuklarımızı ahlâklı yapmıyor. Bu eğitim sistemi neslimizi bozuyor bizim. Ondan sonra çıkıyorlar. Nasıl oldu böyle? Ya bu eğitim sistemi bozuk. Bu eğitim sistemi ahlâklı, erdemli nesiller yetiştirmiyor. Çocuk okuldan ahlâklı, erdemli bir eğitim almıyor. Şimdi eğitim sistemi neleştirdim diye verin beni mahkeme. Layık demokratik sisteme karşı çıktı deyin. Antilayık deyin. Deyin. Gidin savcılığa suç duyurusunda bulunun. Evet. Bu. Nesil bozuluyor. O münâfıklar neslimizi bozuyor. Bizdenmiş gibi görünerekten bozuyor. Bir ülkede fâiz varsa nesil bozuktur. Bir ülkede enflasyon varsa nesil bozuktur, bozulur. Bir ülkede insanları şehre topladıysan ve şehirlerde geçim standartını yükseltmediysen bozulur.

Ne yaptılar? 4 artı 4 artı 4 yaptılar. Köylerdeki okulları boşalttılar. Köylerdeki sağlık ocaklarını boşalttılar. Köylerdeki öğretmenleri yok ettiler. Bu sefer insanlar köylerden kentlere göçtü. Bu sefer insanlar köylerden kentlere göçtü. Kentler komple komple bozuldu. Ama kapitalist sistem, deccalist sistem onu istiyordu. Kadınlar, çocuklar şehirlere göçsün, ucuz iş gücü olsun ve bunların ben kazandığını, çalıştığını faizle, enflasyonla yutayım. Başardılar. Ovalarımız elden gitti. Ovalarımızda fabrika kurdular fabrikalaşıyoruz diye. Fabrikalaşacağız. Orada ucuz iş gücü lazım. Ucuz iş gücü için köyleri boşaltmamız lazım. Doğu ve güneydoğu da PKK. Köyleri boşalttı, hayvancılığı bitirdi, her şeyi bitirdi.

Köyler sahipsiz kaldı. Amaç neydi? PKK’nın üzerinden İsrâil’in orayı işgal etmesiydi. Anadolu’daki köyleri boşalttılar, şehirleri doldurdular. Ucuz iş gücü, köylerde kimse kalmadı. E şimdi et pahalı, evet pahalı. E şimdi sen yapay et yiyeceksin, evet yapay et yiyeceksin. Nesli bozuyorlar. Sen dışarıdan buğday ithal etmek zorunda kalıyorsun. Sen dışarıdan süt ürünleri ithal etmek zorunda kalıyorsun. Ütüyorlar seni. Olmadı bir hastalık çıkarıyorlar. Bir kuş gribi, bir domuz gribi, bir anasının gözü gribi. Tavuklar helak oluyor, hayvanlar helak oluyor. Şimdi yeni ne var? İneklerden çıkan gazlar var. Dünyayı bunlar helak edecek. Bildiğin inen düşküsü. Buna inanırsan inan. Bunlar ne yaptılar? Nesli de bozuyorlar, ekinleri de bozuyorlar, hayvanları da bozuyorlar, bitkileri de bozuyorlar, insanları da bozuyorlar.

İnsanları DNA’larını da bozuyorlar. Nesil bozuluyor. Hastalıklı nesiller geliyor. Güçsüz nesiller geliyor. Zayıf çocuklar geliyor. Antidepresan içen kadınlar, 15 yaşında antidepresan içen çocuklar, 15 yaşında, 10 yaşında, 3 yaşında, 2 yaşında yeni doğmuş çocuğa veriyorlar antibiyotikleri. Veriyorlar antibiyotikleri. 30 yaşında adam antibiyotik ayakta duruyor. 25 yaşındaki kadının doğurgan özelliği yok. 25 yaşında delikanlı adam, yarma gibi duruyor ama spermlerinde iş yok. Doğurganlığı yok. Nesli bozdular. Nesli bozdular. Ben hayretle dinliyorum. Diyorum ya böyle nikahınız kıyılınca herkes rahat mı duracak? Rahat duruyor herkes. Allâh’ım diyorum ben mi yanlış yerde duruyorum diyorum. Ya Bayındır’da bir delikanlı bir kızla nikâhlanacak o kız düğün olunca kadar hâmile olur.

Evet. o adam o kızla görüşsün ooo samanlık seyran olur ona. Aa hiçbir şey yok ki hiç kimsede. Ben kıza diyorum ki kızım sana doğru yürümüyor mu? Yürümüyor diyor. İçimden diyeceğim ki ulan bu adamın süpüntüsü. Bu adamın süpüntüsü diyeceğim. İmâm-ı A’zam dahi fetva vermiş evlenecek olan kimselerin birbirlerine şehvetle bakmaları caizdir. İnsan fıtratı. Nesil bozuldu fıtrat bozuldu. Bu bozguncular adamların adamlıklarını bozdular kadınların kadınlıklarını bozdular. Münâfık bunlar kâfir bunlar. İsterse bizden görülsün münâfık bunlar. Nesli bozuyor çünkü. Adamın adamlığı bozuluyor. Kadının kadınlığı bozuluyor. Fıtrat bozuluyor. Haydi üçüncü sınıf bir insan çıktı ne dönmeler. Onların da yaşam hakları var.

Ulan bizim yaşam hakkımız yok bu ülkede. Önce onun nereye yaşam hakkı çıktı? Bizi eşcinselleri sevimli hale getiriyorlar. Getirmediler mi? Getirdiler. Ya sen bir îmân ile nasıl yapabilirsin bunu?


Putin Hristiyân Olduğu Halde Eşcinselleri Ordudan Attı — Münâfık Kur’ân-Sünnet Dışı Gizli Anlatandır; Selfie-Vakko Eşarp-Beymen Markası Müslümânın İçine Girmiş

Münâfık sen yapabilirsin. Nesli bozuyorlar. Münâfık çünkü bizdenmiş gibi görünüyorlar. Adamın birisi de çıktı siyâsetçi. Bunu Allâh’ın takdirine bağladı. Be edepsiz hangi imanla söyledin onu? Kimse diyemedi. Ben Twitter’da günlerce yazdım. Nasıl böyle bir şey söylersin? Allâh bir kadın yarattı bir de erkek yarattı. Âdem belli havva belli. Üçüncü bir cinsiyet yaratmadı Cenâb-ı Hakk. Ama bu siyasetçilere göre üçüncü cinsiyet oldu. Gavur dediğimiz Trump çıktı dedi ki bu üçüncü şeyi tanımıyorum. Adam Hristiyân. Hristiyân Hristiyanken dedi ki bunları tanımıyorum. Ordudan atıyorum bunların hepsini dedi. Beğenmediğimiz Putin eşcinselleri terör ile beraber tuttu. Evet. Nesli bozuyorlar bunlar. Bakın bunlar münâfık.

Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’nin dışında bir şeyi sana gizli gizli anlatıyorsa bunlar münâfık. Bunlar peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem hazretlerini eleştiriyorsa münâfık. Onu günâhkâr görüyorsa münâfık. Münâfık bunlar. Başka bir şey değil. Ve bunlar en önemli münâfıkların en önemli hakikatte münâfık bunlar. En önemli özellikleri iki tane. Bir, ekinleri helak ederler. İki, nesli helak ederler. Bunlar hakiki münafıktır. Ekin demek insanların gelirleri, kazanımları. Nesil dediğin insanların fıtratlarını bozuyorlar. Nesli bozuyorlar. Kadın çok rahat beş tane adam dolaşıyor evli. Beş tane adam dolaşmış evli, diyanete gidip soruyor. Beş tane adam dolaşmış kadın. Gidip diyanete soruyor. Ben filancayla diyor resmi nikağım var.

Beş tane adam dolaştım benim nikağım duruyor mu diyor. Diyânet feta veriyor duruyor diyor. Resmi olarak kimle evlendin filancayla. Senin nikağın duruyor diyor. Nesli bozuyor. Beş tane adamın birisinden hâmile kaldı. Kim oldu belli değil. Miras hukuku nerede kaldı? Kimden hâmile kaldı belli değil. Ama resmi olarak bir tane kocası var. Başka bir adamdan hâmile oldu. Evet ama o adamın mirasını alacak miras hukukuna göre mümkün değil. Diyânet bunu sorgulamıyor. Nesli bozuyorlar. Diyor ki kimle nikahlıysan onun nikahında devam ediyorsun diyor. Ya beş tane adam dolaştı on tane adam dolaştı. Kadın telefon açıyor bana. Mustafâ hocayla mı görüşüyor? Estağfurullah ben hoca değilim buyurun. Ben evliyim Allâh muvarek etsin.

Bakın ben üç aşağı beş yukarı aklımda kalanları anlatıyorum. Ben evliyim evet ama benim böyle hoşuma gitti âşık olduğum bir adam var. Ben onunla ilişkiye girdim evet. Sonra ben o adamla ilişkiye girerken başka bir adamla bunları anlatmaya utanıyorum aslında. Ama nesil bozmak nasılmış onu öğretmeye çalışıyorum. Bu adamla evli aynı esnada iki tane adamla da beraber yaşıyor. Üç tane adamla yaşıyor. Hamile kalmış. Benden keramet bekliyor. Benim çocuğum kimden diyor bana. Ben oturduğum yerde onun çocuğunun babasını bakacağım. Hayat. Dedim ya ancak DNA’larını tespit ettireceksin. Sen dedim adamlardan birer tane saç al, tükürük al bir şey al götür dedim DNA’larını tespit et. Çocuk doğunca da dedim bak babası kim.

Şimdi dianete göre o çocuğun babası kim olacak? Resmi nikahlı olduğu kimse olacak. Nesli bozuyorlar. Bakın nesli bozuyor. Ve biz Müslümânlar olarak bu münafıklığı satın alıyoruz. Biz bu münafıklığa ses çıkaramıyoruz. Biz bu münafıklığın karşısında durmuyoruz. Biz emekli maaşımıza bakıyoruz. Emekli maaşı bin lira az oldu bin lira çok oldu. Maaşlar iki bin lira az oldu iki bin lira çok oldu. Ticaret şöyle oldu böyle oldu. Evet. Nesil bozuldu. Buna bakmıyoruz. Dünya sistemine entegre olmuşuz. Fâiz sistemine zulüm sistemine. Dünyanın emperyalist sistemine entegre olmuşuz. Ütüyorlar bizi. Biz ona bakmıyoruz. Biz bakıyoruz arabayı ne marka alalım? Ne yiyelim? Hadi selfie yapalım filancadır. Bugün de böyle olsun.

Ananın gözü olsun. Ona bakıyoruz. Tabii. Ne giydik? Tabii. Vakkodan mı giydik? Beymen’den mi giydik? Nereden giydik? O bayan kardeşler örtünün ama örtünüzün kenarında bir Vakko eşarp olsun. Kenardan gösterecek şekilde bağlayın onu. Tabii. Tabii. Eşarp olsun. Kim? Vakko kim? Ama olsun. O olsun. Örtünelim biz. Neyle? Bir de geçen gün ne duydum? En büyük kadın örtüsünü Vakko yapıyor bir şey mi? En büyük örtüyü o şey yapıyormuş. Düşünebiliyor musunuz? En büyük örtü Vakko’da. Takva yaşayacak hanımefendi. Ama o büyük örtüyü normal markalardan bulamıyor. Aker var başka ne var bilmiyorum da. neyse. Örtü lazım olursa Murat’a diyorum ben. Murat oradan üç beş tane örtü gönder bize diyorum. Hediye mahiyetinde.

Murat oradan bir toptancıdan mı alıyor Murat’ı? Murat bir toptancıdan alıyor diyorum desenlerin de sen bile sıkıntı yok. Markası bile aklımda değil. Allâh razı olsun. Murat hakkını helal et. Seni de faş ettim böyle. Ama marka olacak ya. Bozuluyoruz. Bozuluyoruz. Bu münâfıklar bozuyor bizi. Ve biz o münâfıkların münafıklıklarının yüzlerine haykıramıyoruz. Onların sistemlerini reddedemiyoruz. Allâh bizi affetsin. Ve onlar iş başına geldiği zaman yeryüzünü helak ediyorlar. Ülkeleri helak ediyorlar. Aileleri helak ediyorlar. Bakın şu anda on sekiz yaşında evlenmeyi düşünen erkek ve kadın yok. Kız yok.


20 Yaşında Evlenmeyi Düşünen Erkek-Kız Yok, Pırlanta-Altın Şartı Evlenmeyi Zorlaştırdı — Şeyhi Seviyorsan Tahta Üstünde Ev, 30 Yıllık Koltuk-20 Yıllık Takım Elbise

Yirmi yaşında evlenmeyi düşünen erkek ve kadın yok. Yirmi yaşında evlenmeyi düşünen erkek ve kadın yok. Yirmi yaşında evlenmeyi düşünen erkek ve kadın yok. Yirmi yaşında evlenmeyi düşünen erkek ve kız yok. Yirmi yaşında evlendireyim dediğinde aha ben evlenmeyi düşünmüyorum diyor. Kız da erkekte. Evlenmeyi düşünmüyor. Evliliği düşünmüyor. Nesil bozuldu. Kendince düşünüyor. Ben şimdi evleneceğim şu lazım, bu lazım, bu lazım. Erkek öyle düşünüyor. Ben şimdi evlenmeye kalksam şunu isteyecekler, bunu isteyecekler, bunu isteyecekler, bunu isteyecekler. Haklı. Nereye evleneyim diyor. Kız da diyor ki ben şimdi evlenmeye kalksam şu olacak, bu olacak, bu olacak, bu olacak. Evlenmeyeyim diyor. Baktığınız zaman evlenme yaşı otuza geliyor.

Otuzundan sonra çocuk sesini çekemiyor. Bir çocuk tamam bitti. İki çocuk oğul kaza alan olmuştur. Bilerek olmamıştır. Hatta aman çocuk edinmeyelim. Ya böyle çocuksuz yaşayalım. Evet. Ben de diyorum ya çocuk sesinin olmadığı bir ev ev değildir. önce kendi çocuğun sonra torunların olsun. Çocuk sesi evde eksik olmasın. Yok. Yok. Millet zaten ikinci çocuktan sonra utanıyor. Alem ne der diyor. Bir dervişim biri söyle dedi. Efendim alem ne der dedi. Neyin edecek dedim ya. ikinciden sonra kimse hoş görmüyor ya dedi. Kim hoş görmüyor dedim ben. bizim hanım tarafı dedi iki çocuktan sonrasını hoş görmüyor dedi. Kayınvalide diyormuş ki ne yapacaksın köpek sürüsü gibi çocuğu. Ya çocuk köpek sürüsüne benzediler mi?

Nesli bozuyorlar. Bakın nesli bozuyorlar. Doğum kontrol hapları ile doğum kontrolü ile nesli bozdular bu ülkede ya. Nesli bozdular. Evlenmeyi zorlaştırarak da nesli bozdular. Haklı erkekler şimdi. Kızlar tavan yapmış vaziyette. Filanca yerde düğün olacak. Filanca altın alınacak. Filanca ne o? Yusuk şeyli oluyor ya. Pırlanta olacak. Sâlih bak. Aspirin gibisin. Sâlih. Pırlanta olacak. Tabii kız onu istiyor. Kız diyor filanca takıldı bana neden takılmasın. Filanca’ya şu alındı bana neden alınmasın. Şişmanca’ya şu oldu bu neden olmasın. Allâh Allâh. Bu çocuk nereden yapacak bunu ya? Bir de yeni nesil şimdi evlenecek olan kız çocuğun evi olsun. Harika. Annesinden babasından ayrı evi olsun. Harika.

Eee arabası olsun. Harika. İşi de güzel olsun. Harika. Ya seni ne yapma alsın ya. Delikanlının evi var, işi var, arabası var. Lan ona hatunmuyor mu? Haftada bir Tayland’a gitsin. Bunu düşünmüyor. İstiyor boyuna. Evet. Düğünü filanca salonda olsun. Bizim Naki’nin salonunu beğenmiyor. Ya gidin Naki’nin orayı tutun diyorum ben. Benim gözümün içine bakıyor kız. o diyor sizin gittiğiniz mi? Evet diyorum. Ondan sonra ben başka bir yerde duruyorum. Gittiğiniz mi? Evet diyorum. Ondan sonra ben başka bir yerde düşündüydüm diyor. Salonun bile hayalini kurmuş kız ya. Ben de böyle diyorum ki ben Naki’nin salondan başka bir yere gitmiyorum ama diyorum. Bakıyor benim gözümün içine içine şimdi. ne dişsin bana şimdi?

Diyorum giderim zehirlenirim bir şey olur. Tüy kaste kurban giderim diyorum. Ne olacağım belli değil benim. O yüzden gitmiyor mu başka? Ben tanımadık düğün salonlarına gitmiyorum. Gitsem de oturmuyorum diyorum. Otursam da bir şey yiyip içmiyorum diyorum. Bakıyor şimdi. Ya kendi kendime diyorum. Ya diyorum burada Naki’nin reklamını yapmak için söylemiyorum. Ya gelecek misafirlerini yiyecek, içecek, gidecek işte. Nerede iyi olursa olsun belli bizim programların olduğu. Öyle değil mi? Yinecek, yenecek, içecek, gidecek bu kadar basit. Yok, nesil bozuldu. Bozuldu. bir bakıyorsun annesi babası dervîş, kız veya erkek devrilmiş. Hiç annesinin babasını düşünmüyor o kız veya erkek. Ya benim annem babam dervîş, çevreleri dervîş.

Benim annem babam dervîş. Çevresi de dervîş. Bizim düğüne kimler gelecek? Dervişler gelecek. E, bu anne babayı sen nasıl orada yüzüne eğdiriyorsun? İslami olmayan bir sistem, kurguluyorsun orada. Düşünmüyorlar. İlk golü kendi evlatlarımız atıyor anne babalara. Allâh bizi affetsin. O münafıkça hayat standartı içimize yerleşmiş vaziyette. Kimseyi suçlamak için söylemiyorum. Resim gösteriyorum, ayna tutuyorum. Hiç kimseyi suçlamak için söylemiyorum. Yarın öbür gün kınamak için söylemiyorum. Yarın öbür gün benim de başıma gelebilir çünkü. Benim de evlatlarım beni dinlemeyebilir. Hayır baba bu senin zamanında, bu zaman değişti diyebilir. Bu imtihan kapısı herkes açık. Ama o münafıkça hayat standartı içimize oturmuş yerleşmiş vaziyette. ben kız kardeşimi veriyorum.

Kız kardeşimi verirken, onun sona damat adayının babası böyle sanki ine kalıyor. E, dünür ne istiyorsunuz söyleyin bakalım. Öyle bir yukardan, öyle bir tepeden konuştuk ki bunu. o zengin biz fakiriz yani. Ne istiyorsunuz söyleyin sizin kızınızı alıyoruz. Birden döndü bende. Sen ne alıyorsun dedim ya, inek mi alıyorsun sen dedim, koyun mu satıyorsun? Hayırdır dedim. Bizde satılık hayvan yok dedim. Hiçbir şey istemiyorsun. Sen kendine ne şânına yakıştırıyorsan onu tak, istersen takma. Şanına ne yakıştırıyorsan onu al, istersen alma. İstersen hiçbir şey takma, hiçbir şey alma. Ben gücümün yettiğince hepsini yaparım. Eğer bu kız size gelin geldiğinde ananın evinden şunu mu getirdin, anan bunu mu yaptığı lafını duyarsan vallâhi da billaha da tillaha da Allâh’a bin bir sefer yemin olsun dedim, sana ateş ederim.

Senin oğluna da ateş ederim dedim. Yeminle söylüyorum dedim. Bu lafı duyduğum anda ateş ederim size dedim. Şimdi alacaksanız alın dedim. Bu şartlar dahilinde. Kaldı buz gibi. Bunu söyleyen kimse Allâh ya, bunu söyleyen kimse sonra annemden dokuz tane beşi birlik borç almış. Düğünden sonra. Annem bizden saklıvermiş ona. Hayvan alıyorlar hayvan satıyorlar sanki. Ahlak ara. Ahlak. Ahlak aramıyorsun. İnsanlık aramıyorsun. Ne takacaksın? Filancaya neydi yusuf? Neydi adın neydi? Pırlanta. Pırlanta yusuf takcan mı? Pırlanta takı olacak mı? Filancanın olduğu gibi fişmanca olacak gibi olacak mı? Ben bizim bir dervîşe dedim ki, dedim de ki tahtanın üzerine evleneceğiz. Tahtanın üzerine evleneceğiz. Demiş ki kız bizim dervîş o da dervîş.

Şeyh Efendi’den mi duydun bunu? Kimden duyacak başka? Diyememiş tahtanın üzerine evlenirim diye kız. De şeyhini çok seviyordun ya sen. Şeyhin tahtanın üzerine evlendi hadi evlen sen de. Çok seviyordun ya. Hadi sen de kızına isteme hiçbir şey. Şeyhin istemedi çünkü. Hadi isteme sen de. Biz şeyhini seviyoruz. Ama gösterişe şatafata şataata gelince yok. Şeyhin şatafatlı mı yaşıyor? Şeyhin evindeki koltuk 30 yıllık. Hadi gel. Hadi. Şeyhinin giydiği takım elbise 20 yıllık. Kaç yıllık? Dursun. 20 sene var. Var 20 seneden fazla o. Evet. 2002’de aldıydım onları. Ağut letten aldım bir daha. As markazdaki ağut letten aldım. Ağut let onlar. Ağut let malı. Hadi ağut letten git giyin hadi. Hadi ucuzluktan al hadi.

Hadi git ucuzluktan gömlek al kendine. Şeyhin ucuzluktan giyiniyor. Hadi sen de ucuzluktan giyin. Hadi şeyhin pazardan gidiyor. Domatesi, biberi, salât alıyor. Onu bu pazardan alıyor. Hadi git al. Şeyhin hiçbir lüks yerde yemek yemiyor. Parası var mı? Var. Hadi sen de öyle yaşa. Şeyhin kendini bildi, biledi. Hiç tatile gitmedi. Şeyhime hizmet için kaplıcaya gidiyordum. Şeyhimin kaplıcası bitti. Benim de kaplıca bitti. Hatta kendime dedim ki, bundan sonra dedim kaplıcanın da tadı yok sana. Bitti. Şeyhim vefat ettikten sonra bir gün daha gitmedim kaplıca. Hadi tatil yapma sen de. Hazret-i Peygamber tatil mi yaptı sallallâhu aleyhi ve sellem? Ama o münâfıklar münâfıklık hayatlarını bize sindirdiler içimize.

Bozdular bizi. Biz de o bozulmaya satın aldık. Allâh bizi affetsin. Müslim’den hadîs-i şerîf, şüphesiz Allâh sizin dış görünüşlerinize ve mallarınıza bakmaz ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.


Allâh Görüntüye-Mâla Bakmaz, Kıyâfet ve Amellere Bakar — Zekâtını Ver Psikolojin Düzgün Olur; Yumuşak Söyleyemem, Münâfıklık Her Yanımızı Sarmış

Allâh senin görüntüne bakmaz. Temiz ol yeter. Allâh temiz olanları sever. Zahir ve batını. Allâh senin malına bakmaz. Allâh senin malına bakmaz. Zekatını ver. Malın varsa zekatını ver. Ondan sonra psikolojik rahatsızlık yaşıyorsun beni kurtar deyip gelme. Zekatını ver. Zekatını verirsen psikolojin düzgün olur. Zekatını vermezsen psikolojin bozulur. Zekatını verirsen Allâh’ın izniyle sen düzgün insan olursun. Vermezsen bozulursun. Namazını kıl namazını kılmazsan bozulursun. Namazını kıl. 30 ramazan orucunu tut. Tutmazsan bozulursun. Dilini tut. Dilini tutmazsan bozulursun. Dervişine sıkı sıkı yapış yapışmazsan bozulursun. Tövbene sıkı sıkı yapış tövbeni bozarsan bozulursun. Rabbim bizi bozulanlardan eylemesin.

Âmîn. İnsanlardan bazıları Allâh’a ve ahiret gününe inandık derler halbuki onlar inanmış değillerdir. Bunları hızla geçeyim. Saat çünkü 11 oldu. Ahir zamanda bazı kimseler çıkacak ve dînî dünyaya alet edecekler. İnsanlara yumuşak görülmek için kuzu derilerine kuzu posluğuna bürünecekler. Dilleri şekerden tatlı fakat kalpleri kurt kalplidir. Ne yapacaklarmış? İnsanlara yumuşak görünecekler. Onlar böyle yumuşak yumuşak konuşuyorlar böyle tatlı tatlı. Böyle badem bıyıkları var böyle güzel böyle. Ne kadar yumuşak konuşuyorlar böyle ne kadar tatlı konuşuyorlar. Ayy. Ayy. Tabii ben kaba ve sertim. Bir de neyim? Kabayım, sertim, dikim. Ondan sonra böyle olduğu gibi konuşuyormuşum her şeyi. Celalliymişim.

Bunlar benim negatif yönlerimmiş. böyle çok affedersiniz yumuşak olacağım. böyle doğruları söylemeyeceğim haykırmayacağım. celallenmeyeceğim. Haram her yanımızı sarmış nereye celallenmeyeceğim. Münafıklık sarmış her yanımızı nereye celallenmiyorsun. Dert sarmış dert bizi nereye celallenmiyorsun. Ama yok inciniyor arkadaş. İnciniyorlar Allâh bizi affetsin. Demek ki kuzu postuna bürünecekler. Münâfık bunlar. Senin paranı makamını mevkeni kullanmak istiyor. Ve dilleri şekerden tatlı. Bunlar insanları aldatmak için konuşuyorlar çünkü. Şekerden tatlı yumuşak yumuşak söylüyorlar. bakıyorsun sanki ilim ehli. Evet peygamber de hatalar işlediler. Peygamber onun asker arkadaşı sanki. Evet. Allâh bizi affetsin.

Devam ediyor. Bunlar benim affıma mı güvenip aldanıyorlar yoksa bana karşı mı? Benim rahmetime güvendikleri için mi böyle cüretkar davranıyorlar? Şanıma yemin ederim ki onların üzerine öyle bir fitne, öyle bir müsibet göndereceğim ki o çok yumuşak huylu halim selim olan kimseleri bile aşkına çevirecek. bu zamanı yaşıyoruz. Bu zamanı yaşıyoruz. Ve bizim üzerimize öyle bir belalar, öyle bir fitneler geliyor ki bizim üzerimize öyle şeyler geliyor ki biz bunlardan bile uyanmıyoruz. Enfasyon geliyor en büyük fitne, fâiz geliyor en büyük fitne, fuhuş her yeri sarıyor en büyük fitne. Uyuşturucu, kumar, içki her tarafımızı sarıyor en büyük fitne. Ve bizi içimizden yıkıyor çocuklarımız, gençlerimiz helak oluyor.

Farkında değiliz. Bu münâfık görüntülülerden oluyor. Ülke olarak da farkında değiliz.


Yunânistân Adaları Silahlanıyor, Sûriye-Irâk-PKK-Akdeniz-Karadeniz’den Sarılmışız, Kırım’ı Kaybettik — 36 Dosyalı Adam 37’yi İşlerken İçimizi Münâfıklar Çürüttü

Yani batıda Yunânistân silahlanıyor. Komple adalar silahlı. Elin gavuru gelmiş oraya bir tane dede aça kurmuş düzenini. Yunânistân’dan sarılmışız. Öbür taraftan İrân’dan sarılmışız. Sûriye’den sarılmışız, Irâk’tan sarılmışız PKK’yla. İngiltere’si, Amerikası, Hollanda’dası anasının gözü gelmiş Akdeniz’den sarmış bizi. Yukarıdan biz Karadeniz’in normalde güvenlik sigortası olan Kırım’ı kaybetmişiz. Kırım’ı kaybetmişiz. Kırım yok. Sarılmış ülkenin dört bir tarafı. Bakın ülkenin dört bir tarafı sarılmış. İçi de münafıklarla sarılmış. Sebahatahislerle, kafirlerle, mürtetlerle sarılmış. İçkicisiyle, kumarcısıyla, yobazıyla, evet. Fuğuşusuyla, aldatanlarla, üçkağıtçılarla sarılmış. İçeriden de sarılmış.

Dışarıdan da sarılmış. Bize hala da şirinlik yapıyorlar. Uyutuyorlar, yoruyorlar. Uyanın, ey Ümmet-i Muhammed, ey Anadolu insanı, uyanın. İçimiz dışımız sarılmış vaziyette. Yarın öbür gün savaşacak, gençlik bulunmayacak. Vatanı peşkeş çekecekler, vatanı savunacak insan bulamayacağız. Uyuyoruz. Ama yumuşak görünüyorlar bize. Hakikati anlatmıyorlar. Ülkede uyuşturucu almış götürmüş. 2013’e kadar. 2003’den 2013’e kadar. %800 artmış. 2013’den 2023’e kadar ne arttığını bilmiyoruz. Uyuşturucu sarılmış. Uyuşturucu sarmış her tarafımızı. İçki sarmış her tarafımızı. Huç sarmış her tarafımızı. Zina sarmış her tarafımızı. Fâiz sarmış her tarafımızı. Rüşvet sarmış her tarafımızı. 3K açılık, 5K açılık sarmış her tarafımızı.

Mahkemeler, kan şeylerle, dosyalarla dolu, icra dosyalarla dolu. Dolu. Adamın 30 tane suçu var dışarıda dolaşıyor. 31.yi işliyor. 36 tane dosyası var adamın. Adam dışarıda 37.yi işliyor. Çürümüşüz. O münâfıklar çürütmüş. İçimizi dışımızı çürütmüş. Yunânistân adalarda silahlanıyor bize karşı. Biz Yunan adalarına tatile gidiyoruz. Dedi hacı ABD’yi çağırmış oraya üs kurdurmuş. Adamın uçakları, silahları, topları Türkiye’ye doğru. Adaları silahlanmış her şeyi Türkiye’ye doğru. Biz adalara gidiyoruz tatile. Diyoruz ki ey Yunan biraz daha zengin ol. Biraz daha silahlan. Evet. Evet. Var mı şart düşen ona? Yok. Müslümânlara şart düşüyorlar. Her sene hacca mı getiriliyor? Araplara para yediriyorsunuz.

Be edepsiz sen Yunan’a yediriyorsun ya. Sen ABD’ye yediriyorsun ya. Sen Maldiv’lere yediriyorsun ya. Ona bakan yok. Sarılmış etrafımız. Etrafımız, içimiz dışımız sarılmış. Bu münâfıklar helak ediyorlar ortalığı. Bir de bizdenmiş gibi görünüyor onlar. Yumuşacık tatlı tatlı konuşuyorlar. Sen parayı ver yeter ki. Sen parayı ver onlara. Sen makamı ver onlara. Bitti tamam başka bir şey lazım değil.


Son Hadîs-i Şerîf — “Kim İnsânların Kalbini Çelmek için Kelâmın Kullanışlığını Öğrenirse Kıyâmet Günü Hiçbir İbâdeti Kabûl Olmaz”; Münâfıkların Elinde Oyuncak Olmaktan Sığınma

Allâh bizi affetsin. Âmîn. Sonra bir şey. Allâh bizi affetsin. Âmîn. Son hadîs-i şerîf. Kim insanların kalbini çelmek için, kelamın kullanışlığını öğrenirse, Allâh kıyâmet günü ondan ne fazla ne nâfile hiçbir ibadetini kabul etmez. var ya böyle düzgün konuşma değil. İnsanları aldatma. İnsanları kandırma. hitâbeti çok yüksek. Hitabeti çok düzgün. Ama ne için? İnsanları kandırmak için. Bir anlatıyor, bir anlatıyor, bir ağlıyor. Bu işler böyle olmaz dedi. Attı on tane senet. Ağın dedim ağa. Kolunda saat var. O zaman gayrimeşruyu yeni bırakmışız da, bizde ben şövalyayı altı yüzlük takmayı hiç sevmiyorum. Bizim bayındırdı adettir. Pavyona gidersin, şövalyayı yüzlüğünü bırakırsın. Emanet olarak Ertus’un gider parayı ödersin.

Ben saat bırakıyorum mecbur kalırsam. Saat kıymetli. E biz de saat bıraktık. Bir ay sonra bir daha çağırdılar. Bir anlat, aynı adam on tane daha senet attı. O zaman öğrendim. Gel bakayım buraya dedi beni çağırın. Bu dedim geçen ay on senet verdi. Şimdi de on senet veriyor. Bu adam iflas eder, ne iş yapar? Ya dedi gaza getirmek için veriyor dedi. Tak yakasını topladım. Aldatan bizden değildir diyor adı şerhte dedim. Ha yediniz benim saati desene dedim. Uyanınkım ben hesapta. Böyle yaptı böyle. Boyu benden aşağıda. Böyle baktı bana. Mustafâ kardeş ben saati getireyim dedi. Saat kıymetli çünkü. İstemiyor mu lan dedim. Mustafâ Eczema ne zaman verdiğini geri istemiş dedi. Bitti. Ama yumuşak dilla aldı onu.

Aha hadîs-i şerîf. İnsanların kalbini çelmek için kelamın kullanışını öğreniyor. Kalbini çalacak, aldatacak çünkü. Kandıracak onu. Onun parasını yutacak. Onun makamını kullanacak. Onun makamını kullanacak. Onun zenginliğini kullanacak. Ama diyor ki Allâh onların hiçbir ibadetini kabul etmez. Rabbim bizleri ve Ümmet-i Muhammed’i münafıklıktan muhafaza eylesin. Münafıklardan da muhafaza eylesin. Bizde münâfıklık alametleri varsa Rabbim tövbe ediyoruz onları bizim üzerimizden açsın.


Kaynakça

  • Mesnevî Münkir-Münâfık-Mürted Beyti — Müslümân Adıyla Yaşayanlar: Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf I/3265-3320 (münâfık ve kalpazan beyitleri); klasik şerh — Tâhirü’l-Mevlevî, Mesnevî Şerhi; Ankaravî, Mecmu’atü’l-Letâif; modern Türkçe — Şefik Can, Mesnevî Tefsiri; «münâfık alâmetleri» — Buhârî, “Îmân” 24 (Hadîs no: 33); Müslim, “Îmân” 107-110; «Sabataî-Selânikli mes’elesi» — modern Türkçe: Yalçın Küçük, Şebeke; Soner Yalçın, Efendi: Beyaz Türklerin Büyük Sırrı; klasik akāid — Sa’düddîn et-Teftâzânî, Şerhu’l-Akā’id.
  • Bakara 2/8-9 — «Allâh’ı ve Îmân Edenleri Aldatmaya Çalışırlar»: Bakara 2/8-20 (münâfık tasvîri); klasik tefsîr — Mâtürîdî, Te’vîlât; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; Beyzâvî, Envârü’t-Tenzîl; İbn Kesîr; Kurtubî, el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân; «kalpteki hastalık» — Bakara 2/10; modern Türkçe — Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur’ân Dili; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/30-65 (“Acâibü’l-Kalb”).
  • Şâfi’î-Hanefî Namâzı Terk İhtilâfı — Münâfığın Namâzla Örtünmesi: «Kasten namâz terkinin hükmü» — klasik fıkıh: İmâm Şâfi’î, el-Üm, “Salât” bâbı; Nevevî, el-Mecmû’ 3/14-22; Hanefî görüşü — Kâsânî, Bedâi’ 1/100-115; Serahsî, el-Mebsût 1/154; «namâz îmândandır» — Buhârî, “Îmân” 1; Müslim, “Îmân” 134; klasik akāid — Ebû Hanîfe, el-Fıkhu’l-Ekber; Tahâvî, Akīde; modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî 1/769-810.
  • Hükûmet Devrildiğinde Münâfığın Yüzü Görünür — Akrabâ-Mahalle İşe Alma Adâletsizliği: «En yakının hançerlemesi» — klasik tasavvuf: İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/156-200 (“Hased”); İbn Atâullâh, Hikem; «emânetin ehline verilmesi» — Nisâ 4/58 («İnnallâhe ye’müruküm en tüeddü’l-emânâti ilâ ehlihâ»); klasik fıkh-ı siyâset — Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye; İbn Teymiyye, es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye; modern Türkçe — Sezai Karakoç, İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü.
  • «Sûrete Bakma, Sûret Perdedir» (Mesnevî 1. Cilt) — Ta’dîl-i Erkânlı Namâz Münâfık Aldatmacası: Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf I/14-15, I/2810-2840 (sûret-hâl bahsi); klasik şerh — Tâhirü’l-Mevlevî, Mesnevî Şerhi; Ankaravî; modern Türkçe — Abdülbâki Gölpınarlı, Mesnevî Tercümesi; «sûret-hâl ayrımı» — klasik tasavvuf: İbn Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; «riyâ-sümâ namâzı» — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/293-340 (“Riyâ”); klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’, “Sıfât-ı Salât” bâbı.
  • Kalpazan Münâfık Altın Suyuna Bandırır — Hz. Süleymân’ın Güvercini «Dervîş Kılıklıydı» Şikâyeti: Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf I/3290-3315 (kalpazan beyti); klasik şerh — Tâhirü’l-Mevlevî, Mesnevî Şerhi; «Hz. Süleymân Aleyhisselâm ve hayvânlarla konuşma» — Neml 27/16-19; Sebe’ 34/12-14; Enbiyâ 21/78-82; klasik kısasü’l-enbiyâ — Sa’lebî, Arâ’isü’l-Mecâlis; İbn Kesîr, Kasasü’l-Enbiyâ; klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; klasik tasavvuf — İbn Arabî, Fusûsü’l-Hikem (“Süleymâniyye”); Niyâzî-i Mısrî, Dîvân.
  • Dervîşlik Ahlâkı — Başörtü, Daracık Kıyâfet Yasağı; Hac-Oruç-Namâzı Terk Edip Müslümânları Hor Görmek: «Dervîşin tezahhüd ve örtünme âdâbı» — klasik dervîşlik: Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat; «kadın örtüsü ve daracık giyim» — Nûr 24/30-31; Ahzâb 33/59; klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’, “Setru’l-Avret” bâbı; «hac farzıyyeti» — Âl-i İmrân 3/97; klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’ 2/117-300 (“Hac”); modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî; «Müslümânı hor görmek» — Hucurât 49/11; Müslim, “Birr” 32 (Hadîs no: 2564, «Bi-hasbi’mri’in mine’ş-şerri en yahkıra ehâhu’l-Müslim»).
  • Bursa-Tekstilcilerin Tayland-Fuar Bahanesi — Zenginin-Bürokratın Önünde Eğilince Dîninin Yarısı Gider: «Zengine tâzîm — îmânın yarısı» — Beyhakî, Şu’abü’l-Îmân 6/482; Ebû Dâvûd, “Edeb” 12 (Hadîs no: 4793); İbn Mâce, “Edeb” 22 (Hadîs no: 3743); Ahmed b. Hanbel, Müsned; klasik şerh — Münâvî, Feyzü’l-Kadîr; «Tayland-fuhuş turizmi» tenkîdi — modern okuma: Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvufî Sohbetler; klasik fıkh-ı muâmelât — Kâsânî, Bedâi’, “Bey'” bâbı.
  • Bakara 2/204-205 — «İş Başına Geçince Yeryüzünde Fesâd Çıkarır, Ekini ve Nesli Helâk Eder»: Bakara 2/204-207 (münâfığın hoş söylediği halde fesâd çıkarması); klasik tefsîr — Mâtürîdî, Te’vîlât; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; Beyzâvî; İbn Kesîr; Kurtubî, el-Câmi’; modern Türkçe — Elmalılı, Hak Dîni Kur’ân Dili; «Ekini ve nesli helâk eden modern siyâset» — modern okuma: Mevdûdî, Tefhîmü’l-Kur’ân; Seyyid Kutub, Fî Zilâli’l-Kur’ân.
  • Fuhuş Serbest-Kızlık Zarı Tartışması; %50-70 Fâiz-Vergi-Ekmek Helâk; IMF-Dünya Bankası-Nemrûd Sistemi: «Fâiz harâmı» — Bakara 2/275-281; Âl-i İmrân 3/130; Rûm 30/39; «Zinâ harâmı» — İsrâ 17/32; Nûr 24/2-3; klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’; Serahsî, el-Mebsût; «modern emperyal sistem (IMF, Dünya Bankası, NATO)» tenkîdi — modern okuma: Edward Said, Culture and Imperialism; David Harvey, The New Imperialism; modern Türkçe — Cemil Meriç, Ümrandan Uygarlığa; İsmet Özel, Üç Mesele.
  • Eğitim Sistemi Neslimizi Bozuyor — Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî’nin Hâmile-Çamaşır Anısı; PKK Üzerinden Anadolu Köy Boşaltma: «Hayâ ve örtünme» — Buhârî, “Edeb” 78 (Hadîs no: 6118, «el-Hayâü min’el-îmân»); Müslim, “Îmân” 57-59; klasik şerh — Nevevî, Şerhu Sahîhi Müslim; «Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî (1813-1893)» — modern Türkçe: Mahmûd Es’ad Coşan, Gümüşhânevî Hazretleri ve Tasavvufî Görüşleri; Mecmu’atü’l-Ahzâb (Gümüşhânevî); klasik silsile — Râmûzü’l-Ehâdîs şerhi; «PKK ve Kürt vilâyetlerinden köy boşaltma (1990’lar)» — modern siyâsî tenkîd: Soner Yalçın; Yalçın Küçük; modern okuma — Sezai Karakoç, Ruhun Dirilişi.
  • Putin’in Eşcinselleri Ordudan Atması; Münâfık Kur’ân-Sünnet Dışı Gizli Anlatandır; Selfie-Vakko-Beymen İçimize Girmiş: «Müşrik-kâfir adâletinin Müslümândan ileri olabilmesi» — modern okuma: İbn Teymiyye, Mecmû’u’l-Fetâvâ 28/146 («Allâh adâletli kâfir devleti zulmlü Müslümân devletten üstün tutar»); klasik akāid — Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd; «modern istihlâk-tüketim toplumu eleştirisi» — Jean Baudrillard, La Société de Consommation; modern Türkçe — Hayreddin Karaman, Helâl ve Harâm; modern tasavvuf — Mahmûd Es’ad Coşan tedrîsi.
  • Evlilik Zorlaştırıldı — Pırlanta-Altın Şartı Nesli Bozdu; Şeyhini Seviyorsan Tahta Üstü Ev-30 Yıllık Koltuk: «Mehrin kolaylaştırılması» — Müslim, “Nikâh” 76 (Hadîs no: 1426, «Hayrü’n-nisâi yüsrü’l-mu’neti»); Ebû Dâvûd, “Nikâh” 33; klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’ 2/272-289 (“Mehir”); Serahsî, el-Mebsût 5/62-90; «sahâbenin evlilik sâdeliği» — Ahmed b. Hanbel, Müsned; klasik siyer — İbn Sa’d, Tabakāt; modern Türkçe — Hayreddin Karaman, Aile İlmihâli; klasik dervîşlik — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat.
  • «Allâh Görüntüye-Mâla Bakmaz, Kıyâfet ve Amellere Bakar» — Zekât Psikolojiyi Düzeltir: «Allâh sûretlerinize-mâllarınıza bakmaz, kalplerinize-amellerinize bakar» — Müslim, “Birr” 33 (Hadîs no: 2564, «İnnallâhe lâ yenzuru ilâ suvariküm ve emvâliküm ve lâkin yenzuru ilâ kulûbiküm ve a’mâliküm»); klasik şerh — Nevevî, Şerhu Sahîhi Müslim; «Zekât farzıyyeti» — Bakara 2/43, 2/110, 2/177; Tevbe 9/60, 9/103; klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’ 2/1-32 (“Zekât”); modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 1/345-415 (“Zekât”).
  • Yunânistân-Sûriye-Irâk-PKK-Kırım Sınırlarımızı Sarmış; 36 Dosyalı Adam 37.’yi İşliyor — Münâfıklar İçimizi Çürüttü: «Modern Türkiye’nin sınır güvenliği» — modern okuma: İbrahim Karagül, Yenidünya Düzeni; Cüneyt Akalın, Türkiye’nin Stratejik Konumu; «Yunânistân adalarının silahlandırılması (Lozan ihlâli)» — modern tarih: İlber Ortaylı; Mim Kemâl Öke; «Kırım’ın kaybı (1783 Küçük Kaynarca)» — klasik Osmânlı tarihi: İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmânlı Tarihi; modern Türkçe — Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye.
  • «Kim İnsânların Kalbini Çelmek için Kelâmın Kullanışlığını Öğrenirse Kıyâmet Günü Hiçbir İbâdeti Kabûl Olmaz»: «Tekellüflü-süslü kelâm hadîsi» — Ebû Dâvûd, “Edeb” 86 (Hadîs no: 5005); Tirmizî, “Edeb” 72 (Hadîs no: 2853); klasik şerh — Münâvî, Feyzü’l-Kadîr; «süslü hitâbet zemmî» — Buhârî, “Tıbb” 51 (Hadîs no: 5767, «İnne mine’l-beyâni le-sihrâ»); klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/130-200 (“Âfâtü’l-Lisân”); klasik akāid — Sa’düddîn et-Teftâzânî, Şerhu’l-Akā’id; bu sohbet 20.03.2025 (yaklaşık) Mustafa Özbağ Efendi Mesnevî dersi — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Tarîkat, Tevhîd, Kalb, Sünnet, Şeyh, Silsile, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı