Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: İlim ve Hikmet — Sayfa 2

Table of Contents

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

İlim ve Hikmet(388) — Sayfa 2/4

Hikmeti veren de kim?

Hikmet ne? Hikmet, anlayış olarak, fikir olarak, düşünce olarak, felsefe olarak, isabetli olan, inanç noktasında isabetli olan ve herhangi bir işi yerli gelince yapan kimse. Hikmet o. Allah! Allah! Az önce sıraladığım bu özellikleri üzerinde bulunduran kimse, Cenab-ı Hak’ın hikmetine ulaşmış. Ve diyor ki Rabbim Bakara 269 Allah hikmeti dilediğine verir, kime de hikmet verilirse ona çok hayır verilmiş olur. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır.

Kaynak: Mesnevî Şerîf Şerhi (1061-1066. Beyit) — 2020 Soru-Cevap

Hikmeti veren kimdir?

Hikmeti veren de kim? Allah! Allah! Az önce sıraladığım bu özellikleri üzerinde bulunduran kimse, Cenab-ı Hak’ın hikmetine ulaşmış. Ve diyor ki Rabbim Bakara 269 Allah hikmeti dilediğine verir, kime de hikmet verilirse ona çok hayır verilmiş olur. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır.

Kaynak: Mesnevî Şerîf Şerhi (1061-1066. Beyit) — 2020 Soru-Cevap

O zaman biz o hikmet ehline kendisine Cenab-ı Hak’ın katından ihsan edilen, lütf edilen, Cenab-ı Hak’ın katından ruh ile desteklenen o hikmet ehline gidip ondan biz ne yapacağız?

Nasihat isteyeceğiz. Onun nasihatlerini tabi olacağız. Biz ondan ne yapacağız? Kendimizce onun yoluna girmeye çalışacağız. Ancak akıl sahipleri bunun üzerinde düşünüyorlar. Allah muhafaza eylesin. Biz onlara veli diyoruz, biz onlara abdal diyoruz. Ehli aslında, ebdal geçer ama abdal derler.

Kaynak: Mesnevî Şerîf Şerhi (1061-1066. Beyit) — 2020 Soru-Cevap

Marx’ın "Din Maskesi" tezi nedir?

Yüzyılın din savaşları adı verilen şeylerde bile her şeyin önce çok olumlu maddi sınıf çıkarları söz konusudur. Eğer bu sınıf savaşımları o çağda dinsel bir nitelik taşıyor, eğer çeşitli sınıfların çıkar gereksinme ve istemleri din maskesi altında gizleniyor, iliyseler bu hiçbir şeyi değiştirmez.

İlim tahsilinin gerekliliği neden önemlidir?

Tıp kitabı okuyarak doktor olunamadığı gibi internetten meal okuyarak âlim olunamaz. Dini ilim sahih kaynaklardan, ehil alimden ve ilim geleneği içinde öğrenilmek zorundadır.

Kaynak: 40. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Zikrullah, Aile İlişkileri, Arı Kovası

Hadisi kutsinin metni bu mudur?

Hiçbir şey yok iken Allah kendi nurundan ve ruhundan bir şey yarattı. Hiçbir şey yok iken ve o yarattığı şey Allah’ı tesbih etti, teşbih etti, tenzih etti. Bu Allah’ın hoşuna gitti. Hadisi kutsinin metni budur. Bu da bu hadisi kutsinin şerhi gibi. Hiçbir şey yok idi. Cenab-ı Hak Hz. Muhammed Mustafa’nın ruhaniyetini ve nuraniyetini yarattı. O yarattığı şey dikkat edin. Allah’ı tesbih etti. Allah’ı zikretti. Teşbih etti. Yani Allah’ı bir şeye benzetti, sıfatlandırdı. Ve tenzih etti. Sıfatlandırdığı bütün her şeyde ne yaptı? Ardından tenzih etti. O hiçbir şeye benzemez dedi. Ve bu Allah’ın hoşuna gitti. Allah bunu sevdi ve Cenab-ı Hak ondan bütün mahlukatı yarattı. Gel Habibim sana aşık olmuşam, cümle halkı sana bende kılmışam. Ben sana aşık olunca ey şerif senin olmaz mı dualam ey latif.

Kaynak: 37. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Salavat Hikmeti, Sahte Şeyhler, Bid’at

İslâm, kendi içinden yeni ilim dalları üretebilir mi?

Hicrî birinci asırda bir fıkıh ekolü görmeniz mümkün değildir. Mezhepler de sonradan tasnif edildi. Bu üçüncü asırdan sonra çıktı dersek — fıkıh da çıktı, kelâm da çıktı, akâyit da çıktı. Kur’ân ve Sünnet’in içerisinden o kadar çok ilim çıkmış ki — temelinde Kur’ân Sünnet var. Benim nazarımda henüz daha Kur’ân ve Sünnet tam anlaşılamadı. Bundan bin yıl sonra da Kur’ân ve Sünnet’ten yeni ilim dalları çıkacak.

Kaynak: 31. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Hakîkat-i Muhammediyye, Otorite Tartış

İlim ile bilim arasındaki fark nedir?

İlim bir şeyin sebebini ve hikmetini ortaya çıkarmaya çalışır. Bugün Batı’dan gelen bilim bize sebep ve hikmet aratmaz. Der ki ‘bu hastalığa bunu kullanacaksın.’ Gözün ağrıdı — bu kremi süreceksin. Gözün ağrısının sebebini araştırmaz. İlim hikmetin üzerine kuruludur. İlim hikmeti meydana çıkarmaktır. İlim sebep araştırmaktır.

Kaynak: 21. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — "Şedîd Sevgi Seni Sağır ve Kör Eder" H

Hikmetli sözler neden tehlikeli olabilir?

Hikmet çok kıymetli amma tehlikeli bir şeydir; onu ancak hazırlıklı — Kur’ân ve Sünnet bilgisi, fıkhî temel, edeb ve tevâzu sâhibi — kimseler alabilir.

Kaynak: 26. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — "Hikmetli Sözler Keskin Kılıç Gibidir"

Sufîler neden bazı hakîkatleri sadece belirli kimselere anlatmalıdır?

Bazı ilimler vardır ki onları açıkça söylemek câiz değildir — çünkü dinleyenin kaldıramayacağı veya yanlış anlayacağı hakîkatlerdir. Sufî âlim bilir ki bu tür hakîkatleri açık olarak anlatması dinleyenin îmânını bozar. O yüzden ya sessizlik ya da "rumuzlu konuşma" tercîh edilir.

Kaynak: 26. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — "Hikmetli Sözler Keskin Kılıç Gibidir"

İlim, Âdem aleyhisselâm’dan Muhammed Mustafâ’ya nasıl geçmiştir?

Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa Allâh ona cennete giden yolu kolaylaştırır hadîs-i şerîfini açarak ilmin Âdem aleyhisselâm’dan Hz. Peygamber’e kadar bütün peygamberlerin önde tuttuğu bir esâs olduğunu ortaya koyar. Âdem aleyhisselâm oğlu Şît’e kendisine indirilen sayfaları okumuş — Şît’e otuz sayfa indirilmiştir ve Şît’in bir anlamı da "çok okuyan"dır. Şît aleyhisselâm öylesine okuyucu idi ki kendi zamanında yazılmış olan bütün eserleri ezberlemiştir.

Kaynak: 15. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Allâh’ın Varlığının İspatları, Paul Ti

Nietzsche’nin "Tanrı Öldü" sözü ne anlama gelir?

Bir derviş Nietzsche’nin meşhûr "Tanrı öldü" sözünü Mustafa Özbağ Efendi’ye sormuştur: "Nietzsche hiçbir adâlete sığmayan sayısız çatışma ve acılar iyi bir Tanrı’ya nasıl mâl edilebilir düşüncesinden yola çıkarak Tanrı’nın ölümünün insanın anlaşılmaz olan doğasını yenmesi için bir üst insana ulaşabilmesi için bir mecbûriyet olduğunu savunmuştur."

Kaynak: 4. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Hayalin Surete Bürünmesi, İslâm’da Cins

Batı’nın materialist felsefesi neye yol açtı?

Batı’nın materialist felsefesi ve materialistleşmiş bir din anlayışı son bulmuştur. Bundan 500 yıl, 1000 yıl, 1500 yıl önce. Sebep: Batı maddede kalmıştır. Maddeye sahip olmak onların birinci derecede ölçüleri olduğu için Tanrı anlayışlarını kendi yaşam standartlarına göre dizayn ettiler. Ekonomilerine, askerî yerlerine, devlet sistemine, milletinin sömürme sistemine, insanların sömürme sistemine uygun bir din anlayışı dizayn ettiler. Böyle olunca üst insan anlayışı noktasına ulaşabilecekleri bir hâl yok.

Kaynak: 4. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Hayalin Surete Bürünmesi, İslâm’da Cins

Nietzsche’nin "Tanrı Öldü" sözünün Helenistik kökeni nedir?

Efendi hazretleri Nietzsche’nin sözünün Helenistik kökenini de açıklar: "Tanrı bütün özellikleriyle bir insanın üzerinde tecellî etti, var oldu — o kimse için Tanrı öldü, yeni Tanrı kendisi. Tanrı öldü, yaşasın yeni Tanrı! Size de bir şey hatırlatmıyor mu? ‘Kral öldü, yaşasın yeni kral!’ Batı anlayışının eski Yunan felsefesinde Tanrı krallar vardır. Helenizmde Tanrı insanlar vardır ve Helenizmde Tanrı krallar vardır. Herakles Tanrı kraldır. Onun Tanrıçası kimdi? Afrodit. Neydi? Güzellik Tanrıçası. Tanrı bütün güzelliği Afrodit’in üzerinde tecellî ettirince Afrodit için güzellik Tanrısı öldü — yaşasın Afrodit. Afrodit ne oldu? Tanrı oldu."

Kaynak: 4. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Hayalin Surete Bürünmesi, İslâm’da Cins

Üst insan anlayışı Batı’da nasıl gelişti?

Bu felsefi temel günümüzde de devâm etmektedir: "Şimdi Nietzsche ‘üstün insan’ diyor. Üstün insan ırkı dediğimizde de bir şey çağrıştırdı — Almanya Hitler’i çağrıştırdı. Ne dedi Hitler? ‘Üstün Alman ırkı oluşturuyoruz.’ Üstün Alman ırkı adayı olan bir erkekle üstün Alman ırkı olan bir kadını evlendiriyordu. Kafatası ölçüyordu, soylarına bakıyordu. Cumhûriyet’in ilk yılları bize ne getirdi? ‘En üstün ırk Türk’ün ırkıdır.’ Bakın ne kadar birbirine benzeşiyor değil mi? Bir tarafta üstün Alman ırkı, bir tarafta üstün Türk ırkı, bir tarafta üstün İngiliz ırkı, bir tarafta üstün Fransız ırkı. Bu Batı felsefesinin temelidir. Materializmin çöktüğü yerdir."

Kaynak: 4. Karabaş-i Velî Tekkesi 2017 Sohbeti — Hayalin Surete Bürünmesi, İslâm’da Cins

Tabut Musa’nın Bedeni, Nil İlmidir: Arabi’nin Füsüs Yorumu nedir?

Şimdi Musayla alakalı İbn Arabi, Musa’nın o kayık içindeki küçük kayık içindeki yolculuğunu tabut olarak görüyor. Ve Nil’i ilim olarak görüyor. Nil Nehri’ni. İlmin olarak görüyor. Ve diyor ki Musa bu içinde konularaktan deryaya, yani Nil’e bırakılmıştır. Arabi burada tabutu, onun Musa’nın nasûtu yani bedeni cismani vücudu, suyu ise onun vücud aracıyla nasip olan ilmidir der.

Kaynak: Karabaş-ı Veli Dergâhı Sohbeti — 30 Mart 2013 | Hallac-ı Mansur’un 1091. Yılı, İ

Satrancın hükmü nedir?

Hanefîlerden bazıları demiş ki kesinlikle haramdır. Hanefîlerden ve Hanbelîlerden bir kısmı zihni açtığı için — devlet başkanlarının, komutanların savaş ve devlet yönetme stratejisiyle alâkalı uğraşanlar oynayabilirler diye fetvâ vermişler. Çünkü satranç bir şans oyunu değildir — onda hamle hesaplarsınız, kendi hamlenizi 8-10-15 hamle sonrasını hesaplarsınız.

Kaynak: 4. Dergâh Sohbeti — Tövbenin Hakîkati, Kâr Ederek Yatma, Allâh’a Yakînlik, Faiz

Resim yapmak câiz midir?

Dağ, taş, ova, çayır resmi çizebilirler. Bir şey denmez. Yeter ki sûret (insan/hayvan portresi) çizmesinler. Sûret yüzü belli olursa o resmi çizemezler.

Kaynak: 4. Dergâh Sohbeti — Tövbenin Hakîkati, Kâr Ederek Yatma, Allâh’a Yakînlik, Faiz

Hani derler ya: Allah der ki, diyor, ben sana nefes verdim, nerede harcadın?

Zikir halkasına katılan kimse, affolmuş olarak halka dışına çıkar. “Delil insanın kendisi. Nasıl güneşe delil güneşse. Sana da delil yine kendinsin. Ben sana para pul verdim, zenginlik verdim, nerede harcadın? Ben sana ilim verdim, nerede harcadın?” Însan ölmeden önce bu muhasebeyi yapmalı; nefesini, parasını, ilmini nereye harcadığını tek tek hesaplamı, ve kabre konmadan önce zikir halkasında görülmelidir — çünkü vefat ettiğinde başına destar konması ancak bu hayatla mümkündür.

Kaynak: Karaž-ı Veli Tekkesi Sohbeti — 12 Ocak 2013 | Sırat, Ceberrut Alemi ve Kabir Hal

İslâm’da ırkçılık yasak mıdır?

Allah kitabında hiçbir ırkı, hiçbir ırkı yüceler yücesine çıkarmamıştır. Hiçbir ırk yükseklik açısından özel değildir. Buna Araplar da dâhil. Hz. Resulullâh sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuş ki ‘Arap’ın Acem’e, Acem’in Arap’a üstünlüğü yoktur. Üstünlük takvâdadır.’ — ‘Acem’ dediği Türktür. Peygamber Efendimiz 1400 yıl öncesinden bugünlere ırkçılık yapacak olanlara cevap veriyor. Bakın, her iki ırka birden cevap veriyor.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (1 Ekim 2011) — Zekât ve Sadaka, Irkçılık Yasağı

Dünyalık çalışmak haram mıdır?

Dünyalık çalışmak haram değildir. Adam sabah sekizden gece on ikiye kadar çalışsın — namazını kılsın, dünyayı sevmesin yeter. İki namazın arasında günah işlemediyse geçirdiği zaman ibâdet hükmündedir. Çoluğunun çocuğunun geçimi için çalışarak geçirdiği zamandan Allah hesap sormayacaktır.

Kaynak: 50. Dergâh Sohbeti — Nefsin Her Yönden Vurması, Çalışmak ve Seyri Sülûk

Gazâlî ders anlatırken bir anda konuşmasını kesiyor. Bir anda susuyor. Ve bu susma bir sene sürüyor. Neden?

Gazâlî ders anlatırken bir anda konuşmasını kesiyor. Bir anda susuyor. Ve bu susma bir sene sürüyor. ‘el-Munkız mine’d-Dalâl’ kitabında bu psikolojisini anlatır. O anda ders verirken içine düştüğü hâl şudur: ‘Anlattıklarımın doğru olduğunu ben nereden biliyorum?’ O anda yaşadığı bir hâldir.

Kaynak: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (27 Şubat 2011) — Tîn Sûresi Tefsîri, Îmân ve Güv

İlim ehli olmanın manası nedir?

Ehli tasavvuf kitap büyüklüğü merkezler olmak istemez. İlim ehli olmak bilmediğini bilmektir. "Sor bakalım nereden sorarsan cevap veririm" demek değildir. Alimlik taslamak, ilim ehli olduğunu iddia etmek şeytanın işidir.

Kaynak: 115. Dergah Sohbeti — Arife Orucu, Kurban Fazileti ve Düşmanlık Beslememe

İlmin amacı nedir?

İlim, günlük hayatını Kur’an ve sünnet üzere idame ettirmek için öğrenilir.

Kaynak: 268. Dergah Sohbeti – İlmin Amacı, Sahte Peygamberler, Sufinin Fukaralığı ve Zik

İlmin yanlış kullanımı neden cehennemle ilgilidir?

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: ‘Âlimlere üstünlük taslamak, cahillerle çatışmak ve halkın dikkatini üzerine çekmek maksadıyla ilim öğrenmeyin. Böyle yapanların yeri cehennemdir.’

Kaynak: 268. Dergah Sohbeti – İlmin Amacı, Sahte Peygamberler, Sufinin Fukaralığı ve Zik

Batın: İlm-i Yakin Nedir?

Üç Daire Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşaallah. Cenab-ı Hak ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Allah kendi yolunda gidenlerden eylesin inşaallah. İlm-i batın ve ilm-i yakin nedir? İkisi arasında ne fark vardır? Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak ilmi üçe ayırmış, üç daire kurmuştur: İlme’l-yakin, ayne’l-yakin, hakka’l-yakin. Bu üç tane iç içe birbirinin içine girmiş daire gibi görünür. En dış daire ilme’l-yakin, onun içerisinde bir daire daha var ayne’l-yakin, onun içerisinde bir daire daha var hakka’l-yakin.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

Yakin kavramı nedir?

Yakin bir şeyin gerçeğini bilmektir. Yakin şüpheden kurtulmaktır. Yakin bu manada şeytanın bütün vesveselerinden beri olmaktır. İnsanın kendi içerisinde nefisten gelen heva ve hevesinden arınmış olmaktır.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

İlme’l-yakin nedir?

Bu yakınlığın hallerinden başlangıcı ilme’l-yakindir. Bir kimsenin haramlardan uzak durması, takva sahibi yönünde yürümesi, namazlarını ibadetlerini yerine getirmesi, ilmen bir şeyi amel noktasında ve inanç noktasında kabul etmesi: Allah’ın varlığına inanmak inanç noktası, Allah’ın sıfatlarına inanmak inanç noktasıdır.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

İslam, İnanç ve İman farkı nedir?

İslam nedir ya Resulallah? Kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekat vermek. İnanç nedir? İman nedir? Allah’ın varlığına birliğine, meleklerine… Bakın bunlar görünmeyen şeyler. Allah zahir noktasında görünüyor ama batını var, görünmüyor. Melekler batın, metafizik dediğimiz şey; perdenin gerisinde, duvarın gerisinde, aklın algılamadığı şey.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

İmanın yeri nerededir?

İnancı akıl algılar, inanç akılladır. İman ise kalpledir. O yüzden İmam-ı Azam Ebu Hanife imanı tarif ederken "kalp ile tasdik, dil ile ikrar" der. İmanın yeri kalptir, akıl değildir. Akıl onu algılamaz, akıl onu anlamaz, akıl onu reddeder.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

İnsanın ilim alacağı bir yer neredir?

İnsanın ilim alacağı bir yer akıldır; akıl o ilmi ona sunar. İnsanın öbür bilgi alacağı yer duyudur, duyu organlarıdır, duyusallığıdır. Ama bu duyular aldatır insanı, bu duyular kandırır. Yerli yerinde kullanılmazsa bizi helaka götürür, eğer yerli yerinde kullanılırsa helaktan kurtarır.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

Hz. İbrahim’in yıldız, ay ve güneşle imtihanı nedir?

Hz. İbrahim yıldıza baktı, dedi ki: "Bu benim ilahım olabilir." Duyusaldır çünkü bu. Parlak bir şeyi görmüştür, göz ona hayran olur. Göz aklı harekete geçirir, akıl ona hayran olur. Gözün gördüğüne akıl hayranlık besler ve der ki: "Bu benim ilahım olabilir." İnanıştır bu. Ve göz aldandı, göz aldanarak da aklı aldattı. Ardından ayı gördü. Ayı görünce aklı dedi ki: "Bu daha parlak, bu daha büyük, sen buna inanman lazım." Akıl yine aldandı. Ertesi gün güneşi gördü, güneş doğduğunda dedi ki: "İlahım bu olması lazım." Güneş batınca aldandığını gördü: "Ben batanları sevmem" dedi. İşte gözün gördüğüne ancak kalp aldanmaz. Senin gönül gözünle vücut gözün aynı olursa o zaman gözünün gördüğü aldanmaz.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

Ayne’l-yakin nedir?

Ayne’l-yakin: Şahitlik makamı. İlme’l-yakin: o kimse inandı. Ayne’l-yakin: o kimse gördü. Ayn görmek demektir. O kimse Allah’ın varlığına şehadet etti. Şahitsin: Allah var ve bir. Şahitsin: Allah’ın melekleri var. Şahitsin: O melek Hz. Peygamber’e peygamberlik tebliğ etti. Şahitsin: Peygamberlere kitaplar indirilmiştir. Şahitsin: Kur’an hak ve ilahi bir kitaptır. Şahitsin: Allah bir kader yazdı. Şahitsin: Ölüm var. Şahitsin: Kabirde sorgu sual var. Şahitsin: Cennet ve cehennem var.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

Hakka’l-yakin nedir?

İhsan nedir ya Resulallah? Allah’ı görüyormuşçasına ibadet etmendir. İhsan, hakka’l-yakindir. Hz. Ali radıyallahu anh: "Görmediğim Allah’a ibadet etmem" buyurmuştur. Bu hakka’l-yakindir.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

Tekasür Suresi’nde cehennemi görmekten bahsediliyor mu?

Tekasür Suresi’nde cehennemi görmekten bahsediliyor: "Eğer inanmış olsaydınız, eğer ahirete iman etmiş olsaydınız, cenneti ve cehennemi gözünüzün önünde görürdünüz." İşte ilim üçtür bu manada: Şüpheyi izale eden, şüpheyi ortadan kaldıran, insana yakinlik veren. Sufi için lazım olan şey budur: ilme’l-yakin, ayne’l-yakin, hakka’l-yakin.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

İlmin kaynağı nedir?

Akıl vahiyi kabul ederse şüpheden kurtulur. Akıl vahiyi kabul etmezse felakete gider. O yüzden sufiler için, Müslümanlar için, müminler için ilmin kaynağı vahiydir, Kur’an ve Sünnettir. Bizim ilmimizin kaynağı akıl değildir. Aklımız Kur’an ve Sünneti anlamaya yeter bize, günlük hayatımızı yaşamaya yeter, iyiyi doğruyu güzeli ayırt etmeye yeter.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

Batın ilmi diye bir şey var mıdır?

O kimse batın ilmine vakıfmış diyorlar; peki o batın ilimden konuşuyorsa zahir olmuş o zaman. O kimse batın ilmine vakıfse o ilim zahir olmuş kardeşim. Batınlıktan bahsetme! Sakın batın ilim demeyelim; o ilim zahir olmuş. Bir yerde anlaşıldı mı o ilim zahir oldu.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ilmin zahiridir mi?

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ilmin zahiridir. Allah peygamberlerinin üzerinden ilmi izhar etti. Peygamberlerinden sonra velilerin üzerinden ilmini izhar etti, yani o ilmi tecelli ettirdi, zahire çıkardı. O ilim batın değil; ehline söylenmemiş olabilir, ama ilim batın kalmaz.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

Sır kavramı ve an’da yaşamak nedir?

Sır vardır ya, birini söylediğinde sır olmaktan çıkar. Bir sır birine söylendiğinde artık sırlıktan çıkmıştır. Rüyada görülen söylenince sırlıktan çıktı. Halinde görülen, senin halini bin bir sefer görecek olan insan var; halinde gördüğün niye sır ki? Bir şey "Kün" deyince zuhur etti, sırlık bitti. Birisinin kulağına üflenince batınlık bitti.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

Dün dünde kaldı cancağızım nedir?

Ne demiş Hz. Mevlana: "Dün dünde kaldı cancağızım." O dündü, yarın gelmedi, an bu an. Bu anda neler yapılıyor sen o ana bak. Ne eski rüyalarını anlat, ne eski hallerini anlat. Geçen haftayı da anlatma, geçen hafta da bitti gitti. Bak yeni bir meclis kuruldu, yeni bir alem kuruldu, yeni bir dünya kuruldu. Şimdi sen şu ana bak, sen şimdiki toplananlara bak, sen şimdi Allah diyenlere bak, sen şimdi tevhid okumaya bak, sen şimdi kalbini açmaya bak.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

Dine göre akşam namazı kılındı mı gün bitti mi?

Dine göre akşam namazı kılındı mı gün bitti; Hz. Peygamber’in sünnetine göre akşam namazından sonra yeni gün başlar. O zaman an bu an, an bu an. O yüzden ilim de bu manada ilme’l-yakin, ayne’l-yakin, hakka’l-yakin noktasında algılıyoruz. Allah bizi affetsin inşaallah, bize yakin ilmi lazım.

Kaynak: 290. Dergah Sohbeti — İlme’l-Yakin, Ayne’l-Yakin, Hakka’l-Yakin ve Batın İlmi Me

İnsanın mürşidli, evliyalı, dostlu, dervişli, sufili insanlar için değil midir?

İlim insanlar için öğrenilmez, ilim Allah için öğrenilir. İlim Allah adına, Allah için öğrenilir. İnsanın mürşidli, evliyalı, dostlu, dervişli, sufili insanlar için değildir. İnsanlar için olursa batar insan, helak olur. O insanlar onu terk eder, o insanlar onu vurur, o insanlar onu maymuna çevirir. İnsan nefsini uyama. O yüzden hiçbir şey insanlar için değildir. Her şey insanlar içindir ama insan Allah içindir. İnsan Allah için yaşarsa insanlara faydalı olur. İnsan Allah için yaşamazsa hiçbir faydası olmaz.

Kaynak: 315. Dergah Sohbeti — Dört Mezhep Meselesi, Darülharp Hukuku ve Sufi Adabı

Allah’ın sıfatları meselesi nedir?

İmam-ı Rabbanî hazretleri 5. cilt 31. mektubunda buyurmuştur: ‘Allah-u Teâlâ’nın mahlûk sıfatları yoktur ki mahlûklarda görünebilsin. Mekânı, yeri olmayan bir yerde yerleşmez. Mahlûklara hiç benzemeyeni mahlûkların dışında aramak lazımdır.’ Âfâkta ve enfüste, yani insanın dışında ve kendisinde görülen her şey O değildir; onun alametleridir.

Kaynak: 318. Dergah Sohbeti: Salih Rüya, Sünnet Merkezli Tasavvuf ve Beşeriyetten Eksilt

Bir günah işleyene bir ceza verilir; bu kevmiyet ölçüsü müdür?

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, Mektubat’ın 29. Mektubu, 9. Kısmı, 8. Nüktesinde şöyle der: Allah’ın Sünnetullah’ı, günahlara kevmiyet (sayısal) noktasından bakar. Bir günah işleyene bir ceza verilir; bu kevmiyet ölçüsüdür. Ancak iyiliğin karşılığı keyfiyet (nitelik) üzerinden verilir. Cenab-ı Hak isterse bire bir, isterse bire on, isterse bire bin, isterse sayısız verir. Bu tamamen Allah’ın keyfiyetiyle alakalıdır.

Kaynak: 333. Dergâh Sohbeti — Hizmette Rotasyon, Namazın Fazileti ve Allah’a Yakınlık

Bilim ve iman birbirini tamamlar mı?

Bilimde ilerlemeyen bir toplumun dünyada hür ve müreffeh olması mümkün değildir. Cebinizdeki alırlar, elinizdeki alırlar; alacak bir şey kalmadı mı elinize bir şeyler verirler, sizi kullanırlar. Bilim ve iman bir masanın ayakları gibidir; ikisi de ne kadar tam olursa o kadar insanlaşırız.

Kaynak: 396. Dergâh Sohbeti — Silahlı Örgütler, Demokrasi Eleştirisi ve Bilim-İman İlişk

Enerjiden madde oluşturulabilir mi?

Son yılların en önemli bilimsel keşiflerinden biri, enerjiden madde oluşturulabilmesidir. Einstein’ın E=mc² formülü bunu öngörmüştü. Yüksek enerji hızlandırıcılarında enerji parçacıkları gönderildiğinde maddenin oluştuğu gözlemlenmiştir. İnancımızı esas kavramlarıyla anlarsak bilimle hiçbir tezat yoktur. Allah ‘ol’ dedi ve oldu; bilim de enerjinin maddeye dönüşümünü keşfetmiştir.

Kaynak: 396. Dergâh Sohbeti — Silahlı Örgütler, Demokrasi Eleştirisi ve Bilim-İman İlişk

Bilim ve iman ilişkisi nedir?

Bilim ve İman Birbirini Tamamlar. Bilimde ilerlemeyen bir toplumun dünyada hür ve müreffeh olması mümkün değildir. Cebinizdeki alırlar, elinizdeki alırlar; alacak bir şey kalmadı mı elinize bir şeyler verirler, sizi kullanırlar. Bilim ve iman bir masanın ayakları gibidir; ikisi de ne kadar tam olursa o kadar insanlaşırız. İslam iki çok önemli şart koyar: Akıllı olmak ve hür olmak. Kelime-i şahadet getirirken hür olarak ve aklınız başınızda olarak getirmezseniz geçerli bir anlaşma yapamazsınız. Bilimsel çalışma da böyledir: bilerek, isteyerek, bizzat yapılır.

Kaynak: 396. Dergâh Sohbeti — Silahlı Örgütler, Demokrasi Eleştirisi ve Bilim-İman İlişk

İbn Teymiye ve bugünkü selefiler arasındaki fark nedir?

İbn Teymiye’yi bugünkü teymiyecilerle karıştırmamak lazımdır. İbn Teymiye kendisi Kadiri tarikatına mensuptur, Hanbeli mezhebindendir. Tarikata düşman değildir; o günkü bazı tarikat mensuplarına itirazı vardır. Mezhepsiz de değildir; mezhep taassubuna karşıdır. Onu tartışacak olanlar ilim erbabıdır. Bugünkü selefi akımı ise vahabilikten beslenir. Bugünkü selefilerle vahabiler aynı noktadadır, beslendikleri yer Suudi Arabistan’dır.

Kaynak: 398. Dergâh Sohbeti — Alevilik, Vahabilik, Selefilik Ayrımları ve Tarihsel Tezga

Miraçta Hz. Peygamber neden sütü seçmiştir?

Miraçta Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sunulan içeceklerden sütü seçmesinin hikmetine dair Cebrail aleyhisselam “İsabet ettin” buyurmuştur. Süt ilme işaret eder; ümmetin fıtratı ilim üzerine kurulmuştur.

Kaynak: 452. Dergah Sohbeti — Suriye Meselesi, Silahlı Mücadele Fetvası ve Sağlam Müslüm

Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?

Cenab-ı Hak ayet-i kerimesinde ‘ ‘ buyuruyor. Allah yaratmış olduğu bütün varlıklara kendi istidadınca bilgi yüklemiştir. Bilginin dereceleri şöyledir: Birinci Derece: Fıtrî Bilgi. Bütün varlığın üzerinde kendi özünde bir bilgisi vardır. Bir arı ne yapacağını bilir, bir çocuk doğar doğmaz annesinin memesine gideceğini bilir. Buna fıtrî bilgi deriz. İkinci Derece: Gözlem Yoluyla Bilgi. Bir kimsenin hiçbir yerden ilim almaksızın etrafı gözlemleyerek bilgi sahibi olmasıdır. Güneşin doğup batmasını izler, yıldızları gözlemler. İbrahim Aleyhisselam’ın kıssası buna güzel bir örnektir: gece dışarı çıkıp ayı, sonra güneşi görüp ‘ben batanları sevmem, benim Rabbim bu olamaz’ demesi, kendi kendine akletmesi ve etrafındaki olayları analiz ederek bilgi sahibi olmasıdır. Üçüncü Derece: Öğretim Yoluyla Bilgi. Birisinin eğitimine ve öğretimine tâbi olunarak edinilen bilgidir. Bunun en yücesi vahiydir. Vahyin de kendi içerisinde dereceleri vardır: Birinci kategori: Cebrail Aleyhisselam’ın peygambere doğrudan vahiy iletmesi. İkinci kategori: Cenab-ı Hakk’ın kulunun kalbine ilham etmesi — Hz. Meryem’e ve Musa’nın annesine vahyetmesi gibi. Üçüncü kategori: Rüya — Peygamberlerin kırk altı cüzünden bir cüzdür.

Kaynak: 506. Dergah Sohbeti — Bilgi Dereceleri, Dilin Afatı, Ahlak ve Kurban Adabı

İlim gerçekten mü’minin yitik malıdır mı?

İlim gerçekten mü’minin yitik malıdır. "İlim Çin’de de olsa gidin alınız" denmiş. İlim gerçekten insanı kemâle erdirir. Çünkü ilim denilince zâhirî, bâtınî hepsi girer. İlim denilince ilmin bütün kategorileri girer: tasavvuf ilmi, tarikat ilmi, tefsir ilmi, hadis ilmi, fıkıh ilmi, astrofizik, kimya, matematik… Hepsi girer. Varlık tamamen bu ilim üzerine yürür.

Kaynak: 543. Dergâh Sohbeti – Faiz ve Dârülharp, Mevlânâ Sözleri, Nefis Terbiyesi ve Zik

İstişare eden yanılmaz mı?

İstişare eden yanılmaz. İstişareden aldanmaz. İstişareyle işlerinizi götürün.

Kaynak: 585. Dergâh Sohbeti — Velîlerde Bunama, İstişare Sünneti ve Manevi Danışma

İstişare edenin kararına uymak gerekir mi?

İstişareye uygun davranılmıyorsa, uygun davranmayanlar Hakk’a ve hakikate aykırı iş yapmış olurlar. Her maddi zararın arkasından muhakkak manevi zarar gelir; maddi zararlar insanların maneviyatlarını bozar, kalplerini dağıtır.

Kaynak: 585. Dergâh Sohbeti — Velîlerde Bunama, İstişare Sünneti ve Manevi Danışma

İstişare eden kimse yanılır mı?

İstişareyi bırakan kimse yanılır. Bir sefer yanıldığında ikinci yanılgının kapısını açarsın. İstişareyi terk etmeyin.

Kaynak: 585. Dergâh Sohbeti — Velîlerde Bunama, İstişare Sünneti ve Manevi Danışma

İstişare ederken hangi kurallara uyulmalıdır?

Bir kimse ticaretse ticaret erbabıyla, askerî bir meseleyse askerî erkânla, siyasi bir meseleyse siyasi erkân ile, ekonomi ile alakalıysa ekonomistlerle, devleti ilgilendiren bir meseleyse devlet erkânıyla istişare etmesi şarttır. Dergâhlarda, tekkelerde istişare mekanizmasını çalıştırmamak, oradaki insanların aklına fikrine hakaret gibidir.

Kaynak: 585. Dergâh Sohbeti — Velîlerde Bunama, İstişare Sünneti ve Manevi Danışma

İlmî yozlaşma ve mezhep inkârcılığı nedir?

İlâhiyat fakültelerinde mezhepleri inkâr eden, hadisleri reddeden, Kur’ân âyetlerini tarihselci yaklaşımla geçersiz sayan akademisyenler yetiştirdikleri öğrencileri okullara göndermektedir. Bu öğrenciler ‘mezhep yok’, ‘hadisler sahih değil’, ‘Kur’ân sonradan toplatılmış’ söylemleriyle gençleri deizme sürüklemektedir.

Kaynak: Takva, Evlilik Hukuku ve Toplumsal Öz Eleştiri — 676. Dergâh Sohbeti

Konuyu açar mısınız?

Gavsiyye’de, "Kim ki ilimden sana rüyet isterse o mahcuptur; kim ki rüyeti ilmin gayrı zannederse o da kendini beğenmişlerden olur" buyruluyor. Herkes her şeyi Allah için yapacak. İlmi, Allah’ı bilme ve Allah’ı tanıma noktasında yapacak; birilerine cevap verme, birilerine anlatma için değil. İlim Allah’ı tanıma noktasında olursa o ilim onu perdelemez. Ama birileriyle tartışmak, hava atmak, para kazanmak için ilim öğreniyorsa, o ilim ona perde olur.

Kaynak: 690. Dergah Sohbeti | Din Samimiyettir, Faiz Meselesi ve Zikrullahta Ahenk

Allah dilediğini aziz eder mi?

Allah dilediğini aziz eder. Çünkü Allah dilediğini aziz eder. Dilediğine hikmet verir.

Kaynak: Derviş dediğin vakar abidesidir, yürüdüğü zaman alem yürür arkasından

Önder seçimi bu yüzden hem bir sorumluluk hem de bir ibadet midir?

Önder seçimi bu yüzden hem bir sorumluluk hem de bir ibadettir.

Kaynak: Devlet başkanı hem devletine hem milletine hem topraklarına rahmet olmalıdır

Hakiki rehber olmak ne ifade eder?

Her insanın kendi görüşünü beğendiği, heva ve hevesini din gibi sunduğu bir ortamda hakiki rehber olmak daha da büyük bir sorumluluk haline gelmektedir.

Kaynak: Kur’an, sünnet, imamların ictihadı ortada dururken, bana göre, diyemez bir Müslü

Aklı ilah sayan insanlar ayetleri akıllarına aykırı bulunca reddetmek istemektedirler mi?

Aklı ilah sayan insanlar, ayetleri akıllarına aykırı bulunca reddetmek istiyorlar.

Kaynak: Bozuk Müslümanlar eğer ki gerçek bir mürşid-i kamile intisab etmezlerse gidecekl

Musallat kelimesi ne anlama gelmektedir?

Musallat kelimesi, aşırı derecede taciz etmek, sık sık rahatsızlık vermek, çevreleyen ve kuşatan anlamlarına gelmektedir.

Kaynak: Allah’ı zikretmene engel olan, zikrullaha düşman olan her kim var ise hepsi de ş

Gazali’ye göre özgür düşünce, akıl ve nakil meselesi nedir?

Mesela ben özgür düşüncenin sınırlandığı yeri bir tek Allah’ın zatını tefekkür olarak görürüm. Yani bizim sınırımız Allah’ın zatını tefekkür etmekte kalır. Öbür türlü özgür düşünce noktasında kendimce başka bir sınır tanımam. Ben istediğim gibi düşüncemi çalıştırabilirim bilgim dairesinde.

Kaynak: Gazali’ye göre özgür düşünce, akıl ve nakil meselesi

Felsefeye neden Gazali düşman olarak görülmemelidir?

Felsefeye neredeyse düşman olan Ben Gazali’yi felsefe düşmanı olarak da görmüyorum. Neden görmüyorum? Yani felsefeye düşman olmuş olsa oturup da tehafetül felasifeyi yazmaz. Felsefecilere cevap olarak Gazali’nin meşhur tehafetül felasifesi vardır. Yani Türkiye’deki felsefecilerin dahi zor anlayacağını zannediyorum onu. Benim diyen felsefeci tehaffetül felsefenin içerisinden çıkması zordur. Hani felsefecilere cevap diye.

Kaynak: Gazali’ye göre özgür düşünce, akıl ve nakil meselesi

İslam’da hukuk nasıl değişmez?

İslam’da değişmeyen bir tek hukuktur. İslam’da hukuk değişmez. Diğer müteşabih ayetlerde algı, anlayış hepsi değişmeye hazırdır. Aslında da değişmesi gerekir. Mesela içtihatların da değişmesi gerekir. İçtihatların da yeniden içtihada ihtiyacı vardır. Bunun altını çizerekten söylüyorum ama hani müteşabih algıların da değişmesi gerekir ki İslam bu konuda kendisini yenileyen bir dindir.

Kaynak: Gazali’ye göre özgür düşünce, akıl ve nakil meselesi

Gazali’nin felsefeye cevabı nedir?

Felsefecilere cevap olarak Gazali’nin meşhur tehafetül felasifesi vardır. Yani Türkiye’deki felsefecilerin dahi zor anlayacağını zannediyorum onu. Benim diyen felsefeci tehaffetül felsefenin içerisinden çıkması zordur. Hani felsefecilere cevap diye.

Kaynak: Gazali’ye göre özgür düşünce, akıl ve nakil meselesi

Bakın, "Yeryüzünde halife yaratacağım." dedi mi?

Allah’ın ilmi sonsuzdur. Bir insan-ı kamilin bu ilmi öğrenme Hakkında. Bakın, "Yeryüzünde halife yaratacağım." dedi. Halife ve ardından da ona isimleri öğretti. Halifeyi yaratacağım dedi. Ben kısa kısa geçiyorum bunları. Allah Adem’e bütün isimleri öğrettikten sonra onları meleklere göstererek şöyle dedi: "Eğer doğru söylüyorsanız şunların isimlerini bana bildirin." Cenabı Hak Adem’e dikkat edin. Bütün isimleri öğretti. Adem’e bütün isimleri öğretti. eksik bir isim öğretilmesi, eks ki bir sıfatsal tecelliyat yok. Bütün isimleri öğretti. Bu böyle olunca insanın veyahut da ademiyet eee haline gelen bir kimsenin kıyamete kadar yaratılacak olan bütün varlığın ve eşyanın bilgisi onda mevcut.

Kaynak: Allah’ın ilmi sonsuzdur, bir insan-ı kamilin bu ilmi öğrenmesi ve yaşaması da so

Allah’ın bilinmekliği sonsuz mudur?

Allah’ın bilinmekliği devam edecekse bu sonsuz demektir. Çünkü hiçbir zaman Allah’ın yaratmasının sonu yoktur. Öyle olunca o isimlerinin öğretilmesi, ona sıfatsal tecelliyatların da sonu yok. Aşığın yolunun sonu yoktur dememin sebebi bu. Bir tarikat öğretisinin sonu vardır. Fıkıh öğretisinin bir şekilde sonu vardır. Sufilikte, aşıklıkta son yoktur. Ve Cenabı Hak kıyamete değil, ebedi olarak her daim yaratacak. Her daim bir şeyler yaratacaksa her daim Allah’ın bilinmekliği de devam edecek. Allah’ın bilinmekliği devam edecekse bu sonsuz demektir.

Kaynak: Allah’ın ilmi sonsuzdur, bir insan-ı kamilin bu ilmi öğrenmesi ve yaşaması da so

Bir insan-ı kamilin Allah’ın ilmini öğrenmesi ve yaşaması sonsuz mudur?

Bir insan-ı kamilin o ilmi öğrenmenin veya yaşamanın da sonu yoktur. Hani bir kısım insanlar derler ya bu kemale erdi. Ben hep bunları böyle eee temkinli ve tedbirli yaklaşırım. Nerenin kemaline erdi? Sonsuz bir ilmin sahibi olan Allah’ın kulunun ilminin bir sonu olabilir mi? Nefis meratiplerini katetmiştir. Emmare, levvame, mülhüme, mutmaine, radiye, mardiye, safiye. Bunların esmalarını da bitirmiştir. Kelime-i tevhit, la ilahe illallah, Allah, hu, hay, hak, kayyum, kahhar, nefis meratiplerinin de isimleri bitti. nefis meratibi olarak bitti. Ama bir de kalbin meratibi var.

Kaynak: Allah’ın ilmi sonsuzdur, bir insan-ı kamilin bu ilmi öğrenmesi ve yaşaması da so

Allah insan-ı kamile ilham eder mi?

Allah insana ilham eder mi? İnsan-ı kamile ilham eder. Nasıl Meryem’e ilham ettiyse, nasıl İbrahim’in annesine ilham ettiyse Allah, Allah insan-ı kamile de böyle ilham eder.

Kaynak: İnsan-ı kamilin kalbine gelen ilimde şeytanın, nefsin ve kâfir cinninin müdahale

İnsan-ı kamilin ilmi ne şekilde gelir?

İnsan-ı kamil noktasındaki bir sufi Allah’tan almış olduğu bu temiz ilimle yürür ve insan bu noktada beşeri olan, beşeri olan bütün vasıflarını bu ilimle beşerilikten kurtarır.

Kaynak: İnsan-ı kamilin kalbine gelen ilimde şeytanın, nefsin ve kâfir cinninin müdahale

Hikmet penceresinden yorumlamak için neden öğreticilere ihtiyaç vardır?

Bu kitapta sufi bakış açısıyla birçok güncel konukonuya ve varoluşa dair cevapları bulabilirsiniz.

Kaynak: Nefes III — 9 Aralık 2017 Sohbeti

İlim ve bilgi arasındaki fark nedir?

Tekrar söyleyeyim; imanı kemale erdiren ilim. Bilgi de değil. Sufilerce ilimdir. İlim hem kalbe hem akla hitap eder, bilgi ise sadece akla hitap eder. Sufilerce ilim hem zahirdir hem batın, bilgi ise sadece zahirdir. O yüzden sufiler için lazım olan ilimdir. O yüzden koca Yunus der “ilim, ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır?” O yüzden Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bilgi değil, ilim Çin’de de olsa gidip alınız der. İlimdir asıl olan bilgi değildir. Asıl olan ilimdir. İlim. Çünkü ilim sahibini kendi ilmi dairesine yönlendirir. Her bilgi sahibi ilim sahibi değildir her ilim sahibi kendi ilminde bilgi sahibidir. Sufiler ayırt eder burayı. Bizim için asıl olan ilimdir çünkü bilgi değildir. Bize ilim gereklidir el-Âlim… İlme sahip olan kimse, bilgiye değil, ilme sahip olan kimse.

Kaynak: Nefes II — 28 Mart 2015 Sohbeti

İlim sahibi ve bilgi sahibi arasındaki fark nedir?

Bilgi şöyle hükmeder: Birisi ağlıyor birisi ağlamıyor, bilgi ağlayanı haklı görür. İlim ehli hakikati arar ağlayana bakmaz. Davut’a iki kadın geldi, ortada bir çocuk var. Birisi dedi ki “çocuk benim” öteki dedi “çocuk benim”. İkisi de “çocuk benim” diyor. Birisi öylesine ağlıyor ki çocuk benim diyerekten. Yanında da iki misafir var Davut aleyhisselamın. Baktı ikisine de “getirin benim kılıcımı” dedi. Ağlamayan kadın dedi ki “ya Davut ne yapacaksınız ki kılıçla?” “Çocuğu” dedi “ortadan keseyim, yarısını sana vereyim yarısını sana vereyim. İkinizde çocuk benim diyorsunuz” dedi. Kadının birisi dedi ki –ağlamayan- “Ey Davut, ben davamdan vazgeçtim” dedi “çocuğu siz ona verin.” Öbür kadın ağlayan, canhıraş feryat figan eden sustu çocuk onda ya. Öyle söyledi. Kadın davadan vazgeçti. Çocuk onun. Bakın, bilgi sahibi çocuğu ona verir, davadan vazgeçti çünkü birisi, ilim sahibi hakikati arar. Davut aleyhisselam dedi ki “Çocuk, davasından vazgeçenindir çocuğu ona verin.” Yandakiler dediler ki “Ey Davut, bu nasıl bir hukuktur?” dedi ki: “O kadın aman çocuğum başkasında da olsa canlı olduğunu yaşıyor olduğunu bileceğim ya, ben buna razıyım ölmesindense dedi ama o kadın, çocuk kendisinin değil kellesi de uçsa umurunda değil onun dedi.” gözyaşına aldanmadı. Bilgi sahibi aldanır. İlimle bilginin ayrıştığı bir nokta. Bilgi sahibi aldanır, bilgi sahibi gördüğünle hükmeder, zahire göre hükmeder, kitaba göre hükmeder. İlim ehli, hakikatin de arkasında hakikat vardır, hakikatin de arkasında hakikat vardır der hakikate koşar. İlim, hakikate göre davranır. Bilgi: gördüğüne ve bildiği kadar davranır arasındaki fark budur. Bu yüzden sufiler hakikati ararlar, onlar için bilgi değil ilim öndedir. Sufiler burada hepsinden de ayrılır. Hepsinden ayrılır. Bizim için gerçek olan hakikattir, ilimdir yani.

Kaynak: Nefes II — 28 Mart 2015 Sohbeti

Hikmetin ne olduğu?

Hikmet, tarih boyunca peygamberlere büyük bir kısmı meccanen verilen ve o peygyamberlerin bir vazife bir görevle bütün insanlara öğretmeye çalıştığı varoluşun sebebi, var oluşun gerçeğidir. Bu manada hikmet; Allah’ın yeryüzüne insanlar için indirmiş olduğu bilgi topluluğu veyahutta bir insanı insan eden bütün ilimlerin, bütün var olan her şeyin topluluğudur. Biz hikmeti ilmin üstünde tutarız çünkü ilim sadece bilgilenmekten geçer, hikmet ise bu bilginin üstünde bir şeydir. Hikmet sadece bilmek değildir, hikmet o bilgiyi aktif etmek, o bilgiyi yaşatmak, o bilgiyi hayata döndürmek, o bilgiyi kinetik enerjiye döndürmek, duran enerjiden hareket eden enerjiye döndürmektir. Hikmet bir bakıştır, hikmet bir duyuştur, hikmet kalpten gelen ilhamdır, hikmet rüyadır, hikmet dört kere dört onaltıdır, hikmet astrofiziktir, hikmet Âdem aleyhisselamdan Muhammed-i Mustafa’ya kadar gelen her ne kadar bilgi var ise tamamıdır, hikmet hazreti Muhammed-i Mustafa’dan insanların ebedi olarak Allah’tan alacakları öğüt manzumeleridir, hikmet insanın yaradılış amaçlıdır, hikmet Allah’ı anlamaktır, hikmet Allah’ı bilmenin üzerinde Onu yaşamaktır, hikmet bu manada insanoğlunun yitik malıdır.

Kaynak: Nefes — 8 Kasım 2014 Sohbeti

Hikmetin bilimsel bilgiden farklı olduğu?

Hikmet, bilimsel bilgiden farklıdır. Hikmet, bilgiyi aktif etmek, bilgiyi hayata döndürmek, bilgiyi kinetik enerjiye döndürmek, duran enerjiden hareket eden enerjiye döndürmektir. Hikmet bir bakıştır, hikmet bir duyuştur, hikmet kalpten gelen ilhamdır, hikmet rüyadır, hikmet dört kere dört onaltıdır, hikmet astrofiziktir, hikmet Âdem aleyhisselamdan Muhammed-i Mustafa’ya kadar gelen her ne kadar bilgi var ise tamamıdır, hikmet hazreti Muhammed-i Mustafa’dan insanların ebedi olarak Allah’tan alacakları öğüt manzumeleridir, hikmet insanın yaradılış amaçlıdır, hikmet Allah’ı anlamaktır, hikmet Allah’ı bilmenin üzerinde Onu yaşamaktır, hikmet bu manada insanoğlunun yitik malıdır. Hikmet, bilimsel bilgiyle değil, kalpten gelen ilham, rüya, dört kere dört onaltı, astrofizik, Âdem aleyhisselamdan Muhammed-i Mustafa’ya kadar gelen bilgi topluluğu ve Allah’tan alacakları öğüt manzumeleri ile ilişkilidir.

Kaynak: Nefes — 8 Kasım 2014 Sohbeti

Hikmetin insanlık için ne kadar önemli olduğu?

Hikmet, insanlık için çok önemli bir rol oynar. Hikmet, bilgiyi reddetmek değil, bilginin üzerinde şefkatle ve merhamete yaklaşmaktır. Hikmet, az önce sorulara cevap verirken, annem bana kötü davranıyor derken benim ona iyi davran deyip, o kimsenin de kendisine kötü davranan annesine iyi davranmasıdır. Hikmet budur. Hikmet; sana laf söyleyen, seni eleştiren, senin gıybetini dedikodunu eden kimseye elini uzatmaktır. Hikmet budur. Hikmet; affetmektir, hikmet doyurmaktır seni aç bırakanı, hikmet selam vermektir sana selam vermeyene, hikmet gitmektir sana gelmeyene, hikmet sevmektir seni sevmeyeni, hikmet sana zarar verene dua etmektir, sana kötülük yapana senin iyilik yapmandır her halükarda, hikmet iyi insan olmaktır, iyi insan olmak, hikmet iyi ahlaklı olmaktır, sadece bilgiye sahip olmak değildir. Hikmetin genel manada gerçek sahibi Allah’tır. Hikmet bu manada ilm-i ledündür. İlm-i ledün ise direk Allah’ın kendi ilim deryasından o bir kimsenin gönlüne ilmin akmasıdır ilm-i ledün. Eğer siz iyi ahlaklı olur, iyi insan olursanız Cenab’ı Hakk sizin bilmediklerinizi öğretecek olandır. Ayet-i kerimede der ki "Siz bildiklerinizle amel ederseniz Allah işte hikmet, bildiklerini yaşamaktır. Bildiklerini size bilmediklerinizi öğretir" yaşamıyorsan yine ayet-i kerime mucibince kitap yüklü eşeklerden farkın olmaz. O zaman burada aranan şey bildiklerini yaşamaktır. Hikmetin zaten en önemli şeyi bildiğini yaşamaktır, doğru bildiğini yapmaktır, doğru bilgiyi harekete geçirmektir hikmet.

Kaynak: Nefes — 8 Kasım 2014 Sohbeti

Hikmetin insanın varoluş fıtratını değiştirmemek gerektiği?

Hikmet, insanın varoluş fıtratını ve dünyanın varoluş fıtratını değiştirmemek, sevgi, merhamet, şefkat, insanlıktan uzaklaşmamak, bilime ulaşırken hikmete ulaşmakta güçlük çekmemek, bu kısır döngüyü aşmak ve bu kısır döngünün içerisinden çıkmak ancak Müslümanlara ve müminlere kaldı. Hikmet; doğrunun yaşanması ve doğrunun hâkim olması için hazreti Hüseyin gibi canından geçebilmektir. Gerçekten insanlığın hikmet ihtiyacı var. Bu, bilgiyi reddetmek değil bilginin üzerinde şefkatle ve merhamete yaklaşmaktır. Hikmet; az önce sorulara cevap verirken, annem bana kötü davranıyor derken benim ona iyi davran deyip, o kimsenin de kendisine kötü davranan annesine iyi davranmasıdır. Hikmet budur. Hikmet; sana laf söyleyen, seni eleştiren, senin gıybetini dedikodunu eden kimseye elini uzatmaktır. Hikmet budur. Hikmet; affetmektir, hikmet doyurmaktır seni aç bırakanı, hikmet selam vermektir sana selam vermeyene, hikmet gitmektir sana gelmeyene, hikmet sevmektir seni sevmeyeni, hikmet sana zarar verene dua etmektir, sana kötülük yapana senin iyilik yapmandır her halükarda, hikmet iyi insan olmaktır, iyi insan olmak, hikmet iyi ahlaklı olmaktır, sadece bilgiye sahip olmak değildir.

Kaynak: Nefes — 8 Kasım 2014 Sohbeti

Hikmetin insanlık için ne kadar kritik olduğu?

Hikmet, insanlık için çok kritik bir rol oynar. Hikmet, bilgiyi reddetmek değil, bilginin üzerinde şefkatle ve merhamete yaklaşmaktır. Hikmet, az önce sorulara cevap verirken, annem bana kötü davranıyor derken benim ona iyi davran deyip, o kimsenin de kendisine kötü davranan annesine iyi davranmasıdır. Hikmet budur. Hikmet; sana laf söyleyen, seni eleştiren, senin gıybetini dedikodunu eden kimseye elini uzatmaktır. Hikmet budur. Hikmet; affetmektir, hikmet doyurmaktır seni aç bırakanı, hikmet selam vermektir sana selam vermeyene, hikmet gitmektir sana gelmeyene, hikmet sevmektir seni sevmeyeni, hikmet sana zarar verene dua etmektir, sana kötülük yapana senin iyilik yapmandır her halükarda, hikmet iyi insan olmaktır, iyi insan olmak, hikmet iyi ahlaklı olmaktır, sadece bilgiye sahip olmak değildir. Hikmetin genel manada gerçek sahibi Allah’tır. Hikmet bu manada ilm-i ledündür. İlm-i ledün ise direk Allah’ın kendi ilim deryasından o bir kimsenin gönlüne ilmin akmasıdır ilm-i ledün. Eğer siz iyi ahlaklı olur, iyi insan olursanız Cenab’ı Hakk sizin bilmediklerinizi öğretecek olandır. Ayet-i kerimede der ki "Siz bildiklerinizle amel ederseniz Allah işte hikmet, bildiklerini yaşamaktır. Bildiklerini size bilmediklerinizi öğretir" yaşamıyorsan yine ayet-i kerime mucibince kitap yüklü eşeklerden farkın olmaz. O zaman burada aranan şey bildiklerini yaşamaktır. Hikmetin zaten en önemli şeyi bildiğini yaşamaktır, doğru bildiğini yapmaktır, doğru bilgiyi harekete geçirmektir hikmet.

Kaynak: Nefes — 8 Kasım 2014 Sohbeti

Hikmetin insanın yaradılış amaçlı olduğu?

Hikmet, insanın yaradılış amaçlıdır. Hikmet, Allah’ı anlamaktır, hikmet Allah’ı bilmenin üzerinde Onu yaşamaktır, hikmet bu manada insanoğlunun yitik malıdır. Hikmet, tarih boyunca peygamberlere büyük bir kısmı meccanen verilen ve o peygamberlerin bir vazife bir görevle bütün insanlara öğretmeye çalıştığı varoluşun sebebi, var oluşun gerçeğidir. Bu manada hikmet; Allah’ın yeryüzüne insanlar için indirmiş olduğu bilgi topluluğu veyahutta bir insanı insan eden bütün ilimlerin, bütün var olan her şeyin topluluğudur. Biz hikmeti ilmin üstünde tutarız çünkü ilim sadece bilgilenmekten geçer, hikmet ise bu bilginin üstünde bir şeydir. Hikmet sadece bilmek değildir, hikmet o bilgiyi aktif etmek, o bilgiyi yaşatmak, o bilgiyi hayata döndürmek, o bilğiyi kinetik enerjiye döndürmek, duran enerjiden hareket eden enerjiye döndürmektir. Hikmet bir bakıştır, hikmet bir duyuştur, hikmet kalpten gelen ilhamdır, hikmet rüyadır, hikmet dört kere dört onaltıdır, hikmet astrofiziktir, hikmet Âdem aleyhisselamdan Muhammed-i Mustafa’ya kadar gelen her ne kadar bilgi var ise tamamıdır, hikmet hazreti Muhammed-i Mustafa’dan insanların ebedi olarak Allah’tan alacakları öğüt manzumeleridir, hikmet insanın yaradılış amaçlıdır, hikmet Allah’ı anlamaktır, hikmet Allah’ı bilmenin üzerinde Onu yaşamaktır, hikmet bu manada insanoğlunun yitik malıdır.

Kaynak: Nefes — 8 Kasım 2014 Sohbeti

Hikmetin Allah’ı anlamak ve bilmenin üzerinde Onu yaşamak olduğu?

Hikmet, Allah’ı anlamaktır, hikmet Allah’ı bilmenin üzerinde Onu yaşamaktır, hikmet bu manada insanoğlunun yitik malıdır. Hikmet, tarih boyunca peygamberlere büyük bir kısmı meccanen verilen ve o peygamberlerin bir vazife bir görevle bütün insanlara öğretmeye çalıştığı varoluşun sebebi, var oluşun gerçeğidir. Bu manada hikmet; Allah’ın yeryüzüne insanlar için indirmiş olduğu bilgi topluluğu veyahutta bir insanı insan eden bütün ilimlerin, bütün var olan her şeyin topluluğudur. Biz hikmeti ilmin üstünde tutarız çünkü ilim sadece bilgilenmekten geçer, hikmet ise bu bilginin üstünde bir şeydir. Hikmet sadece bilmek değildir, hikmet o bilgiyi aktif etmek, o bilgiyi yaşatmak, o bilgiyi hayata döndürmek, o bilgiyi kinet, enerjiye döndürmek, duran enerjiden hareket eden enerjiye döndürmektir. Hikmet bir bakıştır, hikmet bir duyuştur, hikmet kalpten gelen ilhamdır, hikmet rüyadır, hikmet dört kere dört onaltıdır, hikmet astrofiziktir, hikmet Âdem aleyhisselamdan Muhammed-i Mustafa’ya kadar gelen her ne kadar bilgi var ise tamamıdır, hikmet hazreti Muhammed-i Mustafa’dan insanların ebedi olarak Allah’tan alacakları öğüt manzumeleridir, hikmet insanın yaradılış amaçlıdır, hikmet Allah’ı anlamaktır, hikmet Allah’ı bilmenin üzerinde Onu yaşamaktır, hikmet bu manada insanoğlunun yitik malıdır.

Kaynak: Nefes — 8 Kasım 2014 Sohbeti

İslami düşünce, laiklik ve milliyetçiliğin modernleşme sürecinde nasıl değerlendirilir?

İslami düşünce, laiklik ve milliyetçiliğin otomatik olarak modernleşme olmadığını doğru olarak saptar. Bu, İslam dünyasında İslami toplum hayalinin varlığını ve bu hayalin Batı’nın dikkatini çekeceğini gösterir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Mart 2021 Sohbeti

Nassın bulunmadığı yerlerde itaat söz konusudur mu?

Nassın bulunmadığı yerlerde itaat söz konusudur, içtihad geçerli olur. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem savaş gibi konularda ashabıyla istişare ettiğini, sahabenin de kendi aralarında hükmü açık olmayan kimi konuları istişare neticesinde karara bağladıklarını örnek olarak gösterebiliriz.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 15 Şubat 2020 Sohbeti

İçtihad edilirken istişare edilmelidir mi?

Bu içtihadlar edilirken istişare edilmeli mi? Evet. Bu istişareyi yapacak olanların bir şûra kurulları olması gerekir mi? Evet. İslam’ın sistemi bu. Bu noktada ister siyasi meselelerde, ister dini meselelerde, ister dünyayı ilgilendiren meselelerde.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 15 Şubat 2020 Sohbeti

İçtihad edilirken şûra kurulları kullanılmalıdır mı?

Bu istişareyi yapacak olanların bir şûra kurulları olması gerekir mi? Evet. İslam’ın sistemi bu. Bu noktada ister siyasi meselelerde, ister dini meselelerde, ister dünyayı ilgilendiren meselelerde.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 15 Şubat 2020 Sohbeti

İslam dünyasında şûra kavramı nasıl değerlendirilir?

Sünni anlayışla yöneticinin meşruiyeti halkın seçimine bağlıdır. İslam siyaset düşüncesinde kullanılan kavramlardan birisi de şûradır. Mesela bu şûra İslam dünyasında terkedilmiştir. Arapçada şûra, meşveret kökünden türemiştir. İnsanların bir araya gelip birbirlerinin görüşlerine başvurarak ortak bir görüşü belirlemek istemelerine istişare, bir araya gelip görüş alışverişinde bulunan topluluğa da şûra denir. Ama şûraya ve istişareye katılacak olanlar ehil insanlar olmalıdır. Herkesi bu şûraya ve istişareye katmanız mümkün değildir. Kur’an-ı Kerim’de: “İş hakkında onlara danış.” ayeti istişareye; “Onların işleri aralarında müşavere iledir.” ayeti de şûraya delildir. Bu her iki ayet, ortak aklın ürünü olan görüşe büyük değer vermeyi ifade eder. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de Şûra isminin verilmiş olması -42.sure-dir- ayrıca anlamlıdır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 25 Ocak 2020 Sohbeti

Demokrasi kavramı İslam açısından nasıl değerlendirilmelidir?

Demokrasi kavramı İslam açısından tanımlanamaz. Demokrasi eşittir, şudur, diyemeyiz. Desek ki demokratik İslam devleti nasıl bir devlettir? Çarpık çurpuk herkes bir şey söyler. Biraz bununla alakalı az bir şey -böyle rahatsızlığımdan dolayı- araştırdım biraz Allah affetsin, J. J. Rousseau bile demokrasiyi biz anlatamamış, enteresan bir şey. Ve demokrasi anlatılamıyor, ben o yüzden demokrasiyi helvadan put olarak görüyorum. Herkesin bir demokrasi düşüncesi var, herkesin bir demokrasi tanımı var, her ülke için herkes için ayrı bir demokrasi tecelliyatı var ve hiçbir demokrasi birbirleriyle uyuşmuyor. Yani Yunanistan demokrasi ile idare ediliyor, Türkiye’de demokrasi ile idare ediliyor, Yunanistan’daki demokrasi ile Türkiye’nin arasındaki demokrasi aynı değil. Almanya’daki demokrasi ile İngiltere’deki demokrasi aynı değil. Amerika’daki demokrasiyle İsviçre’deki demokrasi aynı değil ve demokrasi bu noktada o yüzden tanımlanması güç olduğu gibi belirli bir kriterleri olmayan bir sistem. Ben onu o yüzden helvadan put olarak görüyorum. Herkesin kendince, her ülkenin kendince bir demokrasi tanımı var ve hiç kimse demokrasiyi dosdoğru tanımlamıyor ya da ben az bir şey incelediğimde herkesin farklı bir demokrasi tanımı olduğunuzu gördüm. Bunu daha önce de ben yıllar yıllar önce araştırmıştım az bir şey, o zaman da görmüştüm bunu. Yani demokrasi tanımı yok. “Biz demokratik bir ülkeyiz.” Hayır değiliz, desem ben, hiç kimse bunun bana ispat edemez demokrasi ile idare edildiğimize dair. İşte meşhur ibare vardır demokrasi ile alakalı: Halkın sesi, hakkın sesidir. Allah’ınızı severseniz arkadaşlar; bu ülkede ücretlerle alakalı bir referandum yapsalar, asgari ücret 2 bin 300 lira olur mu? Bu ülkede değişik referandumlar yapılsa desek ki, bu ülke Müslüman bir ülke, zina yasaklansın mı yasaklanmasın mı? Zina serbest kalsın diye yüzde kaç çıkar? Tabi herkes diyor ki, yüzde seksen çıkıyor muş. Ahlak bozulunca olabilir. Demokrasi ne bu manada? Bizim adımıza birileri yönetecek bizi. İyi güzel, bizim adımıza birileri yönetecek. Bizim adımıza birileri yönetirken o yöneticileri biz seçeceğiz, öyle değil mi? Evet. Ben yıllardır söylediğimi tekrar söyleyeyim: “Kimi seçiyoruz?” Kapalı spor salonuna bir tane oy sandığı koysalar, hangi partiden olursa olsun, ben birinci sırada milletvekili adayı olur muyum? Olurum. Beni seçerler mi? Seçmezler. Böyle bir şey hiç önünüze geldi mi? Ben 58 yaşındayım, 14 yaşından beri siyasetle ilgiliyim, hiç böyle bir şey olmadı. Demokrasi denilen sistem her zaman değişken bir sistemdir. Herkesin kendisine göre bir demokrasisi, herkesin kendine göre bir demokrasi anlayışı ve herkes de o demokrasi anlayışına göre parlamentoda bir kanun çıkarır. Ve siz de 4 yılda bir gider o kanunları çıkarsın diye sizin önünüze seçilenleri siz seçmiş olursunuz. O zaman demokraside çünkü sadece yöneticiler de seçilmiyor, aynı zamanda kanun yapıyorlar. Aynı zamanda kanun yapınca da parlamento, o parlamento Kur’an ve sünneti nazarı itibara alıyor mu? Hayır. O parlamento, Kur’an ve sünneti nazarı itibara almadan kanun ve maddeler çıkarıyor mu? Evet. O zaman o kanun ve maddeler İslami mi? Değil. Böyle bir handikapta çıkıyor mu? Evet. O yüzden günümüzde demokrasi dediğimiz şey -bu benim kendimcesi kimseye atıfta bulunmak istemiyorum- pratik olarak biraz kayıtsız şartsız parti politikasını savunmak gibi oluyor. Eğer parti politikasına karşı çıkıyorsanız zaten sizi tu kaka ilan edilip atılıyorsunuz. O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ise bundan men ediyor bizi, diyor ki: “Sizden biriniz; biz insanlarla birlikte hareket edeceğiz, onlar iyilik yaparsa yaparız, kötülük yaparlarsa onu da işleriz, demesin. Fakat insanlar iyilikte bulunurlarsa iyilik yapmaya, kötülük işlerlerse zulmetmemeye kendinizi alıştırınız.” Yani iyilik yaparlarsa iyilik yapacağız, kötülük yaparlar- sa ne yapacağız? Zulme karşı duracağız. Demokraside meşhurdur ya, çoğunluk tezi vardır, demokrasinin bir tezi de çoğunluktur. Yani çoğunluk bir şeyi kabul ettiyse bu doğru hükmünde alır ama Kur’an çoğunluğa bakmaz, İslam çoğunluğa bakmaz. İslam’ın burada enteresan bir duruşu vardır, çoğunluğun ne dediği ne yaptığı önemli değildir. Sebep? Çünkü çoğunluklar bir konuda isabet etmeyebilirler. Ayet-i kerimede En’am 116: “Eğer sen yer-yüzünde bulunanların çoğuna itaat edersen seni Allah yolundan saptırırlar. (Çünkü) Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar (hak budur, gerçek budur.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 25 Ocak 2020 Sohbeti

Ehl’i sünnetin siyasal düşüncesinin oluşumunda ne rol oynamıştır?

Ehl’i sünnetin siyasal düşüncesinin oluşumunda adaletin temini ve zulmün ortadan kaldırılmasından ziyade güç, iktidar ve güvenlik merkezi bir rol oynamıştır. Bu sebeple zalim ve fasık da olsa iktidara itaat telkin edilmiş, isyan yasaklanmıştır. Bunda eş’arilerin payı büyüktür.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 18 Ocak 2020 Sohbeti

İslam devleti tarihi nasıl değerlendirilmelidir?

Eğer kırk yıllık İslam devleti sürecini kendimize ölçü alırsak, hulefâ-yi râşidinden sonra oluşan devlet sistemi ne kadar İslam’a uydu, ne kadar İslam’ı uyumadı, neresi uygundu, neresi uygun değildi? Bu farklı bir alan olur. Eğer ki Emevilerin kurmuş olduğu sistemi İslam görürsek Emevilerden sonra Abbasiler, Abbasî-lerden sonra Selçuklular, Selçuklulardan sonra Osmanlılar, Osmanlılardan sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti veya Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile beraber Osmanlı topraklarında irili ufaklı bir sürü devlet ve devletçilik. Bun-ların hepsini de biz İslami görürsek -bu benim kendi tırnak içerisinde anla-yışım- bizim ayağımızı yere basmaz.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 18 Ocak 2020 Sohbeti

İtâat edilmesi ile alakalı emirler nelerdir?

Hazreti Enes radiyallahu anh hazretleri anlatıyor. Resulullah aleyhissâlatu vesselâm buyurdu ki: “Dinleyin ve itaat edin! Hatta üstünüze başı kuru üzüm tanesi gibi siyah Habeşli bir köle tayin edilmiş olsa aranızda kitabullahı tatbik ettikçe itaatten ayrılmayın.” (Buhari) Şimdi “Dinleyin ve itaat edin.” burada dinleyin ve itaat edin. Kimi dinleyip itaat edeceğiz? Aramızda kitabullahı tatbik ettiği müddetçe… (yani Habeşli dediği Habeşliler Sudanlılar, Sudan’ın aşağı kısmı Afrika’ya doğru yani ekvatora doğru gittiğinizde onların renkleri daha esmer daha siyah.) Eğer diyor, böyle bir üstünüze başı kuru üzüm tanesi gibi siyah Habeşli bir köle tayin edilse dahi yani başınıza bir tane komutan tayin edilmiş, başınıza bir tane vali tayyin edilmiş, başınıza bir tane ümera, herhangi bir yönetici tayin edilmiş olsa, o tayin edilen kimse aranızda kitabullahı tatbik ettiği müddetçe ona itaat edilir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 18 Ocak 2020 Sohbeti

İtâat etmekle mükellefiz miyiz?

İtaat etmekle mükellefiz, bu itaatten zerrece ayrılamayız, ayrı-lırsak cahiliye ölümü gibidir, diyor. Şimdi devam ediyoruz yine. Ebu Hureyre anlatıyor, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki… Burası çok önemli çünkü sufileri de ilgilendiriyor itaat ile alakalı hadiseler. Bakın, ita-atle alakalı hadiseler sufileri de ilgilendirir. Başına bir kimsenin bir zakir atandı; zakir tayin edildi; bir şeyden sorumlu tayin edildi; sufiler, sufi gele-neği, kültürü, sufi adabı, erkanı ona itaat etmeyi emreder. Kim zakir tayin edildiyse edildi, senin başına birisi zakir tayin edilmiş, sen ona itaat edersin. Veya senin başına bir kimse yönetici tayin edilmiş, sen ona itaat edersin. Su-filikte de bu olmazsa olmazdır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 18 Ocak 2020 Sohbeti

İtâat eden kişi neye itaat eder?

Hazreti Peygamber söylüyor: “Kim bana itaat etmişse mutlaka Allah’a itaat etmiştir.” Burası çok önemli “Kim bana itaat etmişse Allah’a itaat etmiştir.” Sebep? Çünkü o heva ve hevesinden hiç ko-nuşmaz. Sebep? O çünkü Allah’ın indirdiğiyle hükmeder, bunların hepsi de ayet-i kerime. Sebep? O, Allah’ın emrinin haricinde bir şey söylemez. Siz bu son dönem oluşan Hazreti Peygamber de günah işlemiştir, o da günah-ı ke-bair işlemiştir, Hazreti Peygamber de günaha açıktı, Hazreti Peygamber de şeytana uydu, haşa bu sözlere kulak vermeyin, bunlar küfür sözler. Bunlar, ümmetin Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bakı-şını zedeleyecek olan sözler. Küfürlü sözler bunlar, bakın, küfür sözler. “Kim bana itaat etmişse mutlaka Allah’a itaat etmiştir. Kim de bana isyan etmiş ise mutlaka Allah’a isyan etmiştir.” Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bir sünneti var, bir hadisi var, ona isyan etti, onu inkâr etti. Yapamamak ayrı bir şeydir, bir şeyi yapamayabilir insan veyahut da günah işleyebilir. Ama isyan etmek, ona karşı çıkmak, “bu doğru değil” demek, “bu yanlış” demek, o kimseyi küfre götürür. Çünkü kim bana isyan etmiş ise Al-lah’a isyan etmiştir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 18 Ocak 2020 Sohbeti

Halk, parlamento ve hükümdar yasanın kaynağı olabilir mi?

Ne halk ne parlamento ne de hükümdar yasanın kaynağı olabilirler. devletin kendinde bir pozitifliği yoktur.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Hakimiyet kimin elindedir?

Hakimiyet sadece Allah’a aittir ve zaten yasa bellidir önemli olan yöneticilerden başlayarak insanların ilahi yasa karşısında silikleşmeleridir

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam’ın kendi köklerine bakmamız gerekir mi?

Şimdi biz İslam’a kendi değerlerinden mi bakacağız, yoksa İslam’ın, İslam’a Batı demokrasisi gözlüğünden mi bakacağız? Biz eğer nasıl bir yöne-tim biçimi, nasıl bir topluluk diyorsak ve o yönetim biçiminin hangi kuram ve kuralları olmalı, diyorsak o zaman biz dönüp kendi köklerimize bakma-mız lazım.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Batı demokrasisi kendi kendini yönetebilir mi?

Batı demokrasisinin de bize kendi kendine yönetim biçimi olarak nitelendirmiş-lerdir ama belli grupların belli sınıfların yönetim biçimi vardır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam’ın yönetim biçimi ne olmalıdır?

İslam’ın nasıl bir yönetim biçimi öngördüğü Kur’an ve sünnetle sabit ve bu Kur’an ve sün,netle sabit olduğu için insanla-rın kendilerince tek doğru olarak o tarafa doğru yönelmeleri gerekir

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri Mekke müşrik devletini yönetmek için çaba sarf etmiş mi?

Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri Mekke müşrik devletini yönetmek için uğ-raşmadı ve yönetmek için de herhangi bir çaba sarf etmedi veyahut da müş-riklere şirin görünmeye, müşriklere tatlı görünmeye veya müşriklerle anla-ma yoluna giderekten Mekke müşrik devletinin üzerinde Mekke’de müş-rik devleti ile anlaşaraktan devletin, bir organın bir kurumu olmadı

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Medine-i Münevvere’de İslam yönetimi nasıl şekillenmiştir?

Medine-i Münevverede hem Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin hem de Ebu-bekir, Ömer, Osman, Ali radıyallahu anh hazretlerinin izlemiş olduğu yol bütün ümmeti Muhammed’e bir ölçü, bütün ümmeti Muhammed’e bir ha-kikat olarak ortada.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Şûra meclisi üyelerinin şartları nelerdir?

Bunu açık ve net altını çizerekten söylüyorum. Neden sıradan kim-seler değildir? Bunlar kendi görevlerine uygun şartlar aranır bunlarda. Ve işte kendi görevi mesela şûra üyelerinde sağlıkla alakalı bir kimse. O zaman sağlıkla alakalı bir okul bitirmesi, bir eğitim yapması, bununla alakalı bir ilim ehli olması gerekir. Mesela bu ara şimdi koronavirüs var ya, işte koro-navirüsten dolayı bir sağlık şurası veya da sağlık kurulu var. İşte bu sağlık kurulu kendince tavsiye kararlar alıyor ve devlet tavsiye kararlarını uygula-maya çalışıyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları