Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: İlim ve Hikmet — Sayfa 4

Table of Contents

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

İlim ve Hikmet(388) — Sayfa 4/4

Madem sana maddi manevi ilim verildi; o ilmi kasma, saklama, örtme midir?

Madem sana maddi manevi ilim verildi; o ilmi kasma, saklama, örtme. Allah için konuş, Allah için sohbet et, Allah için insanlara nasîhat et. İlmin zekâtı budur.

Kaynak: Madem sana maddi manevi ilim verildi Allah için konuş, insanlara nasihat et ilmi

Sen o malı alıp satarken Kur’ân, ve Sünnet’e uymazsan, o mal seni zikrullâhtan alıkoymuş olur mu?

Malını alırken de satarken de Kur’ân, ve Sünnet’e uy. Sen o malı alıp satarken Kur’ân, ve Sünnet’e uymazsan, o mal seni zikrullâhtan alıkoymuş olur. Çocuğuna Kur’ân, ve Sünnet dâiresinde tâlim ver, çocuğunu Kur’ân, ve Sünnet dâiresinde terbiye etmeye çalış. Yapmadıysan zikrullâhtan uzak düştün; ağır bir imtihan olacaksın.

Kaynak: Madem sana maddi manevi ilim verildi Allah için konuş, insanlara nasihat et ilmi

Ümmet-i Muhammed’e fayda olacak, ışık olacak kitaplarını hiç olmazsa fisebîlillâh dağıt, ilmini ortaya ser midir?

Sen profesör olmuşsun; madem bir ilim sâhibisin, parayı-pulu düşünme. Ümmet-i Muhammed’e fayda olacak, ışık olacak kitaplarını hiç olmazsa fisebîlillâh dağıt, ilmini ortaya ser.

Kaynak: Madem sana maddi manevi ilim verildi Allah için konuş, insanlara nasihat et ilmi

Bilmiyorsan "bilmiyorum" de; bu ayıp değil, günâh değil mi?

Cenâb-ı Hak sana maddî-mânevî bir ilim vermiş; insanlar sana bir soru soruyorsa, cevapla. Mânevî bir ilmin varsa insanların önüne ser. Bilmiyorsan "bilmiyorum" de; bu ayıp değil, günâh değil.

Kaynak: Madem sana maddi manevi ilim verildi Allah için konuş, insanlara nasihat et ilmi

Eğer ilmi para için, maaş için, makam için, mevkî için, "desinler" diye yaptıysan — Allah onun hesâbını harf harf soracak mıdır?

Allah için konuş, Allah için sohbet et, Allah için insanlara nasîhat et. İlmin zekâtı budur. Eğer ilmi para için, maaş için, makam için, mevkî için, "desinler" diye yaptıysan — Allah onun hesâbını harf harf soracaktır.

Kaynak: Madem sana maddi manevi ilim verildi Allah için konuş, insanlara nasihat et ilmi

Vahiy almak için Peygamber olmak gerekir mi?

Hayır. İmam Maturidi diyor ki; Hayır vahiy almak için Peygamber olmak gerekmez ya hemen. İmam Maturidi not düşüyor o. Hz. Musa’nın annesi ile ilgili ayetlerde geçen vahiy tabirinin. Resul olmaya gerektiren vahiy olmadığını aksine. Kalbe bir bilgi yerleştirme manasında ilham olduğunu söylüyor. İmam Maturidi bunun da not olarak altına alayım maturidinin. Normalde geçtiği gibi. Fahrettin Razi’nin de tefsirini de.

Kaynak: Vahiy iki türlüdür biri özel vahiydir peygamberleredir öteki genel anlamda vahiy

Hz. Meryem’e gelen vahiy nasıl nitelendirilir?

Hz. Meryem’e gelen vahiy. Biz ilham. Olarak nitelendireceğiz veyahutta.

Kaynak: Vahiy iki türlüdür biri özel vahiydir peygamberleredir öteki genel anlamda vahiy

İbn Arabi’nin görüşüne göre müzik haram mıdır?

İbn. Arabi diyor ki eğer. Musiki haram olsaydı zahiren. Ebubekir’in hoş karşılamadığı halde. Resûlullah sallallâhu aleyhi, ve sellem evinde olmaması gerekirdi diyor. Bunu nerede yazıyor ibnül. Arabı ahkamül. Kur’an 3 Cil sayfa 9 Tabii onlar. İbn arabiyi kafir olarak nitelendiriyor ya açı okumazlar burayı. Şimdi onlar. İbn. Arabi kafir hükmünde. Çünkü onlar için serahsi bu alıntı serahsi müzik başkalarına dinletmek için değil de kendini dinlendirmek, ve yalnızlığı def etmek için yapılırsa. Seriye göre caizdir.

Kaynak: iFgY İslam’da musikinin haram olmadığına dair deliller

Müzikin haram kılındığını dair sahih hadis var mı?

Ses müziğinin haram kılındığını dair sahih hadisin bulunmadığını söylemiştir kettani etar tübül idiye cilt 2 sayfa 120 ve 145 Faslı abdülhay el kettani Peygamber. Devri kültür, ve medeniyetinden bahseden iki büyük ciltlik eserinde etül idiye musikiye 25 sayfa ayırmış bütün çeşitleriyle caiz olduğunu gösteren deliller getirmiş. Bu mevzuda yazılmış 20 eserin. İsmini vermiş bu müellifin tespitine göre den haz. Ömer haz. Osman. Abdurrahman. Bin av. Ubeyde. Bin. El. Cerrah saat. Ebu. Vakkas. Ebu. Mesud. Bilal. Abdullah. Bin zubeyr. Hassan ibn amır. Elmira bin şube gibi zevatın müzik dinlediklerini rivayet etmiştir siz oturun şimdi deyin ki haz. Ömer de. Osman da. Abdurrahman. Bin av da. Ubeydullah bin. Cerrah. Saad. İbn. Ebu. Vakkas. Bunların hepsi de aşere-i mübeşşereden cennetle müjdelenen. Sahabeler. Siz.

Kaynak: iFgY İslam’da musikinin haram olmadığına dair deliller

Hz. Mevlânâ’nın sözleri neden önemlidir?

Demek ki. Kemal ehlinden çıkan söz. Kemaliye anlatır kemaldir. Biz o sözlerin üzerinde. Şek şüphe etmeyiz. Kur’an değildir sünnet değildir, ama evliya-i kiramın güzel sözleridir hikmetli sözleridir. O yüzden onları reddetmem mümkün değildir konuyu biraz. Hani bu mevzuyu uzun tuttuk uzun tutmam sebebi de şu. Hem bu. Hz. Bilal’e kaside söyletmesinler yarın öbür gün. Derler ki o. Hz. Mevlânâ’nın o sözü de batıl derler. Çünkü bunların. İngilizler arkalarında olduklarından çok rahat konuşuyorlar, çünkü bunlar. İngiliz. Soytarısına beslemeleri. Bunlar mossad’ın beslemesi başka bir değil. Ne yazık ki. Türkiye’de bunların oluşması için çanak tutan siyasiler var bürokratlar var bu. Selefi vahabilere çanak tutuyorlar bu ne yazık ki. Bosna’ya gittiğimizde. Bosna’da gördük. Biz onları. Bunlar. Bosna’da önüne gelene kafir diyorlardı adamın babası. Bosna’da. Cihat etmiş bu gitmiş iki sene. Orada. Suudi. Arabistan’ın parasını yemiş olmuş bir vahhabi paçalar dizinin altında önüne gelene kafir diyor. Önüne gelene kafir diyor. Bosna sonradan uyandı. Şimdi bunları temizleyeceğiz diye uğraşıyorlar şimdi bunları temizleyeceğiz diye uğraşıyorlar müftüler var. Vahabi orada müftü olmuş dakika bir gol bir dedim bu vahhabi sen biliyorsun anında demedin mi. Vahabi bu diye. Neresiydi orası. Travnik müftüsü. Bir önceki şeydi. Nusret efendiyi. Nusret efendiyle çok iyi aramız gayet güzel. Nusret. Efendi başka yere tayin oldu dediler bu. Travnik müftüsü tanıştırdılar böyle küçümseyen bir gözle baktı. Hani. Arabı kelam mevcut dedi bana şimdi. Mafi. Arabi kelam. Rabbi kelam mevcut dedim ben de hani o küçümseyecek ya beni böyle kendi kibirli bir şekilde. Arabi kelam mevcut dedi. Ondan sonra ben de dedim. Mafi. Arabi kelam. Rabbi kelam mevcut şimdi. Rabbi kelam deyince o güne kadar duymadığı bir şimdi onun. Rabbi kelam. Rabbi kelam dedim şimdi. Hani. Rabbi. Kelam ne demek manasında. Rabbi kelam. Rabbi kelam dedim. Rabbi kelam bilmiyor. Onu. Çünkü neden. Onun için tasavvuf sapıklık. Onun için sufilik sapıklık orada öğrendiler öyle öğrendiler. Halbuki o. Komünizmin kol gezdiği. Türkiye’de kol gezdiği. Komünizmin. Bosna’da kol gezdiği zamanda dini mübinin ayakta durmasını. Sağlayan tekke, ve zaviyeler sufiler kalben anlaştılar kalben toplandılar kalben sevdiler birbirlerini zikirsiz durmadılar çocuklarına da. Zikri. Öğrettiler saklı da olsa namazı kıldılar. Çünkü. Allah’a. Aşıklar. Çünkü. Allah’ı seviyorlar bunun akılsal mantıksal bir yok. Allah sevgisinin matematiği yoktur.

Kaynak: iFgY İslam’da musikinin haram olmadığına dair deliller

İlim ve ilminin kullanımına dair ne söylenir?

Sen biliyor musun Ben nerenin zakiriyim Sen biliyor musun Ben kimim sen biliyor musun Ben nasıl bir şeyhim Sen biliyor musun Ben nasıl bir mürşideyim sen biliyor musun sanki Uludağ’ın küçük eteklerine Sen yarattın küçük eteklerine Sen Şeyh değil Veli değil Mürşit değil şirk ehlisin gerçek bir Mürşid olsaydın gerçek bir Veli olsaydın gerçek bir evliya Sufi Derviş olsaydın şöhretten uzak dururdum ikincisi alimlere sözüm ilminiz amel etmiyorsanız okuduklarınızla öğrendiklerinizle fetva vermiyorsanız okuduklarınız da öğrendiklerinizle ilminizle ilminizle küfret küfür fetvasını imana iman fetvasını kurallı sünnet dairesinde harama haram fetvasını helala helal fetvasını veremiyorsanız Kur’an’ın ayetlerini Hazreti Muhammed’in Mustafa’nın hadisi şeriflerini Eyüp büküyorsanız iktidarlara yalakalık yapmak için zenginlere yalakalık yapmak için güç sahiplerine yalakalık yapmak için ilminizi kullandırıyorsanız ilminizi beş paralık ediyorsanız Vallahi de billahi de böyle namazdan eve evden namaza giden Müslüman sizden hayırlı, ve siz cehennemine ücra köşesindesiniz üçüncü sınıf insanlar siyasetçiler

Kaynak: Şöhretinizi, makam ve mevkinizi kendi nefsiniz için kullanıyorsanız cehennemliks

Şüphesiz ki Allah cihad eden müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır?

Şüphesiz ki Allah cihad eden müminlerin canlarını, ve mallarını. Cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar. Allah yolunda savaşırlar öldürürler, ve öldürülürler bu. Allah’ın. Tevrat’ta. İncil’de ve. Kur’an’da olan gerçek vadidir. Allah’tan daha fazla kim ahdine. Vefa gösterir. Öyleyse yaptığınız bu alişer işe sevinin işte büyük. Kurtuluş bunlardır bu kurtuluşa. Erenler kimler yine tövbe 112 kurtuluşa. Erenler 1,12 Allah yolunda. Cihat edeceksin öldürülecek veya öleceksin öldürülecek veya öleceksin bu. Tövbe 111 cihatla alakalı tövbe 112 bakın buraya dikkat edin. Tövbe 112 bunlar. Bu. Allah yolunda. Normalde kurtuluşa. Erenler kurtuluşa erenleri tarif ediyor. Bunlar günahlardan tövbe edenler. Allah’a ibadet edenler ona hamd edenler. Allah yolunda seyahat edenler rüku edenler secde edenler iyiliği emredip kötülüğü yasaklayanlar ve. Allah’ın koyduğu sınırları koruyanlar dır müminleri müjdele ya öleceksin cihada çıkacaksın öldüreceksin veya öldürülecek kurtuluşa eriyorsun ikinci. Kurtuluş yolu tövbe 112 tövbe 111 ne cihatla alakalı tövbe 111 alakalı öldürülenler veya öldürenler cihada çıkıp öldürenler, ve öldürülenler. Filistin’de. Cihat alar, ama öldürüyorlar, ama öldürülüyorlar ne yaptılar onlar kurtuluşa erdiler ölürse. Şehit. Oldu kurtuluşa erdi öldürdü yine kurtuluşa. Erdi bu ayet-i kerimeleri insanlar dillerini almaya korkarlar. Cihat ayetlerini herkes. Es geçer bunu şuna döndürürler nefisle. Cihat edeceksiniz şimdi. Cihat bitti adam gelecek kafir münafık. Mürtet. Emper senin topraklarını işgal edecek sen diyeceksin ki. Cihat bitti ya şimdi işte böyle. Cihat olmayacak e nefisle. Cihat edeceksin işte. İslâm’ı tebliğ edeceksin adam öldürmeye gelmiş seni. Sen ayeti kerimenin o yorumunu nereden buldun kim tefsir etti onu sana heva hevesini tefsir etti kim sana dedi onu sen dünya. Deccal sisteminden korktun dünya. Deccal sisteminden korktuğun için sen ayet-i kerimeyi eğdin büktün. Sen savcının önünde hesap vermekten korktun. Sen eğdin büktün eğdin büktün ayet-i kerimeyi eğip büktü isen. Sen. Allah’ın seçilmiş. Kulu değilsin. Kendi kendine şeyhlik mürşitlik alimlik taslama. Sen. Allah’a yakin olmuş olsaydın ayet-i kerimeyi heva hevesine göre deccali sisteme göre tevil etmezdin ayet-i. Kerime belli. Cihat ayeti ya ölürsün ya öldürürsün. Ölürsen de öldürülürsem de kurtuluşa erersin. Bunun normalde başka izah tarzı yok tövbe 111 ayet-i. Kerime açık. Şüphesiz ki. Allah. Cihat eden müminlerin canlarını, ve mallarını. Cennet karşılığında satın almıştır. Cihat eden karşında kafir var kafire karşı. Cihat ediyorsun kafire karşı. Cihat ettiğin. Cihat ettiğin noktada sen canını, ve malını ne yaptın. Cennet karşılığında satın aldın canını malını feda ettin. Allah yolunda canını feda ettin. Allah yolunda malını feda ettin. İnfak ettin. Cennet karşılığında aldın. Ümmi. Muhammed’in bundan uzaklaştığı kaçtığı ortada yorumlayacak diye. Korkuyorlar buna. Neden böyle söylüyorum. Bir. Gazetede köşe yazısı okudum hani böyle işte hamas’ı. Orada işte böyle. Cihat bitti böyle olmaması lazım. Bunu nereden çıkardılar şimdi. Cihat böyle değil diye bir köşe yazısı yazmış birisi kim yazdırdı sana o köşe yazısını nefsin yazdırdı. Heva heves yazdırdı veyahut da. Telefon açtılar seni izleyen çok sen böyle bir yaz diye yarın öbür gün. Yunanistan’ı yarın öbür gün amerika’sı ingilteresi bu ülkeyi işgal etmeye kalkarsa. Sen aynı şeyi mi söyleyeceksin aynı şeyi söyleyeceksin gemisini kapan gelmiş uçağını kapan gelmiş. Türkiye’nin dört tarafını doldurmuşlar her taraf uçak gemileriyle filolar la. Uçak filoları yla gemi filoları la dolu. Yunanistan’ın etrafı dolu. Akdeniz dolu doğuda. PKK ypk adı altında. Amerika’nın. Uşakları orada daha dün 12 tane şehit verdik. Ondan sonra köşe yazısı yaz böyle. Cihat kalmadı de ne yapacaksın işgale. Boyun mu eğeceksin edepsiz şerefsiz südü bozuk bir de bunu. İslâm adına söylüyorsun. Satılmış müşriğin tekisin bu ülke insanını emperyalistlere karşı. Cihat şuurundan uzaklaştıran her kim ise. Evet onun. İslâm’la bağı yoktur bu böyle hani öyle. İçtihat etti denecek nokta değildir. Bunlar. Allah’ın farzları içtihatla değişmez farz farzdır müteşabihler üzerinde oyna kalbin bozuk zaten müteşabih le oyna. Sen. Allah’ın. Cihat ayetlerini. Yok edemez hiç kimse. Cihat eden müminler canlarını, ve mallarını. Ne yaptılar. Cennet karşılığında verdiler. Allah’a cihadın. Çünkü bir can vardır bir de mal vardır cihatta mal nedir. Sen cihat etmek için silahlanmak zorundasın. Cihat etmek için silaha ihtiyacın var mermiye ihtiyacın var tanka tüfeğe uçağa ihtiyacım var. Mal bu. Evet ekonomik tarafı var ah.

Kaynak: Şüphesiz ki Allah cihad eden müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığın

"Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin." midir?

"Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.".

Kaynak: Kulun görevi tebliğ ve nasihattir, zorlamak değil

Bu yazı ne hakkında bir derin inceleme sunar?

Bu yazı, İslâmî ilimler, ve manevi yolculuk hakkında derin bir incelemedir.

Kaynak: İslam’ın hakim olma mücadelesini veriyorsak ekonomik, sosyal, kültürel olarak ku

Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de hikmetin ne anlama geldiğini açıklar mı?

Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de "Allah hikmeti dilediğine verir; kime hikmet verilmişse ona pek çok hayır verilmiştir" buyurur (el-Bakara 2/269). Bu hikmet mânevî mirasın özüdür.

Kaynak: Ümmettim arasında Halil İbrahim ahlakı üzerine 40 kişi daima bulunur

Felsefe nedir?

Kelime olarak Yunanca philos (seven) ve sophia (bilgi, hikmet) köklerinden gelir; "hikmeti seven" anlamına taşır. Tarih boyunca bu kavram, insanın varlığı, bilgiyi ve Allah’ı anlama çabasının genel adı olmuştur. Felsefenin başlangıcını yalnızca Antik Yunan’a bağlamak doğru değildir; zira insanoğlu aklını ilk kıpırdattığı andan itibaren derin sorular sormaya başlamıştır.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Felsefe yalnızca akademik bir disiplin midir?

Felsefe yalnızca akademik bir disiplin değildir. Her insanın kendi içinde taşıdığı "neden vardım, ne için yaşıyorum, sonunda nereye gideceğim" soruları birer felsefi sorudur. Bu soruların cevabını aramak, insanı diğer canlılardan ayıran en temel vasıftır.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

İslâm dünyasında felsefe ne zaman sistematik bir kimlik kazandı?

İslâm dünyasında felsefe , Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemin vefatından yaklaşık iki-üç asır sonra sistematik bir kimlik kazandı. İlk dönem Müslümanlar, Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet’in nurlu yolunda yürürken felsefî soruları bu iki kaynakla çözüyorlardı; ayrı bir felsefi sisteme ihtiyaç duymuyorlardı.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Yunan eserlerinin Arapçaya çevrilmesiyle birlikte İslâm âlemine giren fikirler nelerdir?

Yunan eserlerinin Arapçaya çevrilmesiyle birlikte Aristo başta olmak üzere Yunan filozoflarının fikirleri İslâm âlemine girdi. Bu süreçte bazı düşünürler bu fikirleri İslâm inancıyla bütünleştirmeye çalışırken bazıları ayrı tutmayı tercih etti. Aristo felsefesi ile İslâm vahiy geleneği aynı şey değildir; bunu karıştırmak büyük bir yanılgıya yol açar.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

İlk dönem Müslümanlar felsefî soruları nasıl çözdüler?

İlk dönem Müslümanlar, Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet’in nurlu yolunda yürürken felsefî soruları bu iki kaynakla çözüyorlardı; ayrı bir felsefi sisteme ihtiyaç duymuyorlardı.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Peygamber yanında yetişmiş sahâbe neslinden sonra gelen büyük âlimler bilginin kaynağını nasıl görürlerdi?

Onlar bilginin asıl kaynağının ilâhî vahiy olduğunu hiçbir zaman unutmadılar; aklı ise bu nurdan beslenen ve vahyin önüne geçemeyen bir araç olarak gördüler.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Aklın sınırı meselesi İslâm düşüncesinin hangi noktalarından biridir?

Aklın sınırı meselesi İslâm düşüncesinin en kritik noktalarından biridir. Akıl, Allah’ın insana verdiği en kıymetli nimetlerden biridir; ancak Yaratıcı’yı kuşatamaz. Cebrâil aleyhisselâm bile belirli bir sınırda durmuş, oradan ilerleyememiştir. Akıl da aynen böyledir; ilâhî hakikatin belirli bir noktasına kadar ulaşabilir, sonra durması gerekir.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Ebu Cehil’in durumu hangi meseleyi somutlaştırır?

Ebu Cehil’in durumu bu meseleyi somutlaştırır. O, aklı bakımından son derece keskin bir insandı; zamanının önde gelen düşünürlerindendi. Ne var ki bilgisini kibir ve inkâr yoluna harcadı. Bu, bilginin tek başına kurtuluş için yetmediğini açıkça gösterir. Bilgi, ancak doğru bir gönülle, îmân ve teslimiyetle birleştiğinde insanı yükseltir.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

İnsanın akıl yoluyla ulaşabileceği bilgi ne kadar değerlidir?

İnsanın akıl yoluyla ulaşabileceği bilgi değerlidir; ama bu bilgi eşyanın hakikatine, yani varlığın özüne nüfuz edemez. Toprak da, su da, gök de birer alâmettir; asıl söylemek istedikleri ancak kalp gözüyle okunabilir. Maddî dünyanın içinden çıkarak mânâ âlemine adım atan insan, artık farklı bir bilginin kapısında duruyor demektir.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Hz. Mevlânâ’nın felsefesi ne şekilde Yunan geleneğinden farklıdır?

Mesnevi’de Mevlânâ’nın işlediği felsefe, Yunan geleneğinin miras bıraktığı kuru akılcılıktan çok farklıdır. Mesne, insanı bilgi ile değil muhabbetle dönüştürmeyi hedefler. Bilgi ancak sevgiyle birleştiğinde insanı hakikate taşır; sevgisiz bilgi ise onu büyütmek bir yana kibirle şişirebilir.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Mesnevi’de felsefe nasıl anlamlı hale gelir?

Mesnevi’de felsefe soyut tartışmalarla değil, nefsin terbiyesi ve kalbin arınmasıyla anlam kazanır. Bilgi ile sevgi arasındaki ilişki tasavvuf düşüncesinin temel eksenlerinden birini oluşturur. Bir insanı gerçekten seven kişi, onu daha iyi tanımak ister. Tanıdıkça sevgisi derinleşir; derinleştikçe yeniden tanımak için çaba gösterir. Bu kıpırdayış, kalbin ve aklın birlikte harekete geçmesidir.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Eksik bilgi ve eksik sevgi arasında nasıl bir ilişki vardır?

Eksik bilgi, eksik sevgiye yol açar. Hz. Mevlânâ’ya göre pek çok insan Allah’ı yeterince tanımadığı için tam anlamıyla sevemiyor; tam anlamıyla sevemediği için de kulluk yolculuğunda yarım kalıyor. Oysa bilgi arttıkça sevgi büyür, sevgi büyüdükçe insan Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmaya başlar.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Sevgi ne tür bir kuvvettir?

Sevgi; makamı, serveti ve aklı aşan bir kuvvettir. Bu kuvvete sahip olan insan ne dünyanın cazibesine ne de şeytanın vesvesesine kolayca kapılır.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Mesnevi’deki felsefi temalar arasında hangi konular öne çıkar?

Mesnevi’deki felsefi temalar arasında varlığın kökeni, ruhun yolculuğu, akıl-nefis-kalp üçgeni ve insanın ilâhî emaneti taşıyan varlık olarak konumu öne çıkar. Mevlânâ bu temaları hikâyeler ve semboller aracılığıyla işler; soyut felsefeyi somut insan tecrübesine çevirir.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Mesnevi’nin açılış beyitleri hangi büyük temayı özetler?

Mesnevi’nin açılış beyitleri bu büyük temayı özetler: Ney, ayrılık acısını anlatır. İnsan da bu dünyaya indiğinde asıl vatanından, ilâhî kaynağından ayrı düşmüştür. Tüm arayışlar ve tüm bilgi çabaları bu ayrılık acısının giderilmesine yönelik derin bir çığlıktır.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Mevlânâ’nın felsefesi statik midir?

Mevlânâ’nın felsefesi statik değil dinamiktir. İnsan her an dönüşüm içindedir; ya Allah’a doğru ilerler ya da uzaklaşır. Bu ilerleyiş ve uzaklaşış aklın rehberliğiyle değil gönlün yönelişiyle belirlenir. Akıl haritayı gösterir; ama yolu yürüten aşktır.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

İslâm düşüncesinde akıl ne tür bir araçtır?

İslâm düşüncesinde akıl , vahyi reddeden bir araç değil vahyi anlayan ve hayata geçiren bir melekedir. Kur’ân-ı Kerîm defalarca "akletmez misiniz", "düşünmez misiniz" diye sorar. Bu sorular aklı yüceltir; ama aklı ilâh yerine koymanın önünde de açık bir uyarıdır.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Velîlerin aklı sıradan insanın aklından nasıl farklıdır?

Velîlerin aklı, sıradan insanın aklından farklı bir şekilde çalışır. Onların aklı, ilâhî nûrun aydınlattığı bir akıldır. Bir velî için akıl ile kalp çelişmez; zira kalp arındıkça akıl da keskinleşir, keskinleştikçe yeniden kalbe hizmet eder. Bu bütünlük, tasavvufun temel hedeflerinden biridir.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Felsefenin en büyük tehlikesi nedir?

Felsefenin en büyük tehlikesi aklı salt kendi kaynaklarıyla beslemek ve vahiyden kopuk bırakmaktır. Bu yolda ilerleyen düşünce bir noktadan sonra yalnızca kendine döner; dönüp durur ve varoluşun özüne bir türlü ulaşamaz. Mevlânâ’nın diliyle söylersek: Dışarıdan ışık bekleyen cam, güneş olmadan hiçbir zaman aydınlanamaz.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Gazzâlî’nin felsefeyle tasavvufu birleştirmeye çalıştığı yöntemi nedir?

Gazzâlî’nin yöntemi şudur: Aklın ürettiklerini küçümseme, ama aklı tek otorite kabul etme. Vahyi temel al, aklı onun rehberliğinde kullan. Bu denge, İslâm medeniyetinin asırlarca dünyaya ışık tutmasının sırrıdır.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Günümüzde felsefe ne şekilde materyalist bir zemine kaymıştır?

Günümüzde felsefe çoğunlukla materyalist bir zemine kaymış durumdadır. Varlığı yalnızca madde ile açıklamaya çalışan bir düşünce, ruhun gerçekliğini ve Allah’ın varlığını hesaba katmaz. Bu eksikliğin en büyük bedelini insan psikolojisi ödüyor; anlamsızlık, yalnızlık ve iç boşluk çağımızın kronik hastalıklarına dönüşüyor.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Mesnevi’yi okumak ne tür bir cevaptır?

Mesnevi’yi okumak bu boşluğa bir cevaptır. Hz. Mevlânâ, yüzyıllar önce bugünün insanının yüreğine sesleniyor. Anlam arayışı, aşk özlemi, hakikat tutkusu; bunlar zamanaşımına uğramaz. Mesnevi’deki felsefe, insanı kuru bilgiyle değil diri muhabbetle doyurur.

Kaynak: 8. Mesnevi’de Felsefe

Hoca Ahmet Yesevi’nin Buhara’ya gitmesinin nedeni nedir?

Arslan Baba’nın vefatının ardından genç Ahmed, ilim ve irfan yolunda daha ileriye gitmek amacıyla Buhara’ya gitmiştir.

Kaynak: 6. Hoca Ahmet Yesevi

Allah’a güzel bir borç veren kimse ne alır?

Allah’a güzel bir borç veren kimse, Allah tarafından kat fazlasıyla ödenir. Ayet-i kerime bu. Bakara ayet 245. Allah borç alır mı? Almaz. Ama o kimse canını verdi. Ama malını verdi. Ama güzel ahlaklı davrandı. Tebessüm etti. Yapması gerekeni yaptı. O zaman o kimse Allah’a güzel bir borç verdi Allah diyor onu kat fazlasıyla öder.

Kaynak: Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanları acı bir azapla müjdel

Zekat verilmeyen, sadakası verilmeyen, hayır hasenetini yapmayan kimse ne yapar?

Zekat verilmeyen, sadakası verilmeyen, hayır hasenetini yapmayan kimse, biriktirilen malı kendi için kullanır. O bilgiyi hava atmak için kullandı. O bilgiyi dini bilgiler olarak söylüyorum. O kimse normalde para kazanmak için, onu maddeye çevirmek için böyle konuşmuyor hiç veyahut da yanındakilere, etrafındakilere anlatmıyor, öğretmiyor. Kendince bilgiyi saklıyor Allah muhafaza eylesin.

Kaynak: Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanları acı bir azapla müjdel

İlmihal, hadis bilgisi, tefsir bilgisi ne anlama gelir?

İlmihal, hadis bilgisi, tefsir bilgisi, Allah’ı tanımabilme bilgisi ve Allah’ı bilme bilgisi anlamına gelir. Altın Allah’a aşıklık bilgisidir. Altın Allah’ı tanımabilme bilgisidir. Gümüş nedir? Gümüş normalde bu manada o Allah’ı, ve tanımanın altında kalan fıkıh bilgisidir, hadis bilgisidir, tefsir bilgisidir.

Kaynak: Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanları acı bir azapla müjdel

İlmi saklayanlar ne ceza alır?

İlmi saklayanlar, Cenâb-ı Hak tarafından ilim kapısının açıldığı halde ilmini insanların hizmetine yaymayanlar, Cenâb-ı Hak tarafından bir ilim kapısı açılmıştır. Ama onlar ilmi saklamışlar. İlmi gizlemişler. İlmi insanlara yaymamışlar. Evlerinde sıcak yataklarından, kışın sıcak yatağından, yazın da serin soğuk odasından dışarı çıkmayanlar.

Kaynak: Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanları acı bir azapla müjdel

İlmihal, hadis bilgisi, tefsir bilgisi nerede kullanılır?

İlmihal, hadis bilgisi, tefsir bilgisi, Allah’ı tanımabilme bilgisi ve Allah’ı bilme bilgisi anlamına gelir. Altın Allah’a aşıklık bilgisidir. Altın Allah’ı tanımabilme bilgisidir. Gümüş nedir? Güm,üş normalde bu manada o Allah’ı, ve tanımanın altında kalan fıkıh bilgisidir, hadis bilgisidir, tefsir bilgisidir.

Kaynak: Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanları acı bir azapla müjdel

Akl-ı küll, ve ilm-i ledün, yalnızca Allah’a mahsus mudur?

Akl-ı küll, ve ilm-i ledün, yalnızca Allah’a mahsustur. İnsan, ancak bunlara mazhar olabilir, sâhip olamaz. Mazhar olmak ile sâhip olmak arasında derin bir fark vardır: maz, olan, o ilmin kendisinden geçtiği bir ayna gibidir; sâhip olan ise kaynağın kendisidir ki bu yalnızca Allah’tır.

Kaynak: Akl-ı küllün, ilm-i ledünün sahibi Allah, sen ancak onlara mazhar olabilirsin

İlm-i ledün ve insân-ı kâmil nedir?

İlm-i ledün — yani Allah katından verilen özel ilim — Kehf Sûresi’nde Hz. Mûsâ, ve Hızır kıssasında anlatılmaktadır. "Ona katımızdan bir ilim öğrettik" âyeti, bu ilmin kesbî değil vehbî olduğunu gösterir. Bu ilme, ancak Allah’ın seçtiği kullar mazhar olur. İnsân-ı kâmil, akl-ı küll, ve ilm-i ledüne en kâmil mânâda mazhar olan zâttır. O, Allah’ın isim, ve sıfatlarının kendisinde tecellî ettiği ayna konumundadır. Ona tâbî olan mürid, cüz’î aklının sınırlarını aşarak hakīkatlere ulaşır.

Kaynak: Akl-ı küllün, ilm-i ledünün sahibi Allah, sen ancak onlara mazhar olabilirsin

Cüz’î akıldan küllî aklâ yükseliş nedir?

Mevlânâ Hazretleri buyurmuştur: "Eğer senin gizli, ve cüz’î bir aklın varsa, cihanda bir kâmil akıl sâhibini ara. Senin cüz’î aklın, onun küllî aklı yüzünden küllî olur. Çünkü akl-ı kül, nefse zincir gibidir." İnsanın küçücük aklı — cüz’î akıl — tek başına hakīkate ulaşmaya yetmez. Bu akıl, bir kâmilin rehberliğiyle küllîleşir.

Kaynak: Akl-ı küllün, ilm-i ledünün sahibi Allah, sen ancak onlara mazhar olabilirsin

İtaatsizlik ise hem maddî hem mânevî bereketin kesilmesi midir?

İtaatsizlik ise hem maddî hem mânevî bereketin kesilmesidir.

Kaynak: İtaat insana maddi ve manevi yol yürütür

Bir evin en takvâlı, en iyi dervîşi kimse evin kutbu odur mu?

Bir evin en takvâlı, en iyi dervîşi kimse evin kutbu odur. Eğer o bozulursa ev bozulur.

Kaynak: İtaat insana maddi ve manevi yol yürütür

İtaatin maddî ve mânevî bereketi nedir?

İtaat insana maddî, ve mânevî yol yürütür. Üstâda itaat, Allâh’a itaattir. Mürşide itaat eden kimsenin maddî işleri de bereket bulur, mânevî yolu da açılır.

Kaynak: İtaat insana maddi ve manevi yol yürütür

Allah’ın bilinme irâdesi nedir?

Cenâb-ı Hak bilinmekliği murâd etmiştir. Bu irâde-i ilâhiyye ile bir Âdem yaratmak istemiş, hiçbir şey yok iken kendi rûhundan, ve nûrundan bir varlık halketmiştir.

Kaynak: Allah’ın ilmi sonsuzdur, bir insan-ı kamilin bu ilmi öğrenmesi ve yaşaması da so

Mârifetullâh ne demektir?

Mârifetullâh, yani Allah’ı bilmek, ve tanımak, kulluğun en yüce gayesidir.

Kaynak: Allah’ın ilmi sonsuzdur, bir insan-ı kamilin bu ilmi öğrenmesi ve yaşaması da so

Kulluk ve mârifet arasındaki ilişki nedir?

Kulluk, mârifetle kemâle erer; mârifet arttıkça kulluk derinleşir.

Kaynak: Allah’ın ilmi sonsuzdur, bir insan-ı kamilin bu ilmi öğrenmesi ve yaşaması da so

Muhyiddini Arabi’de Mantık Metodlarına Devam konusunu neden konuşuyoruz?

İnşallah anlatabiliriz bunun altından kalkabiliriz diye hafiften ona da dokundum Tabii Arabi mantık klasik mantığı konuşmuyoruz işte Aristo mantığı Aristo mantyğının sonraki mantığın silsilesini konuşm hiç Arabi mantık deyince konuya bağlı kalmak zorunda hissediyorum kendimi sadece mantığı konuşsak paldır küldür paldır küldür gideceğiz, ama Arabi’nin kendi içerisinde kendi lisanında kendi dilinde kendi formatında bir mantığı var İslâm dininin kendi içerisinde kendine ait bir mantığı var zaten biz buna din mantığı diyebiliriz O din mantığının içerisinde arabinin kendine ait kendine özgün Bence tespit ettiğim mantık ölçütleri var tabii mantığa bakarken yine eski bir ay önceki sohbetten küçük küçük alıntılar mantık bu manada konuşmak Arapçadan Nutuk olarak çevrilmiş işte Yunan felsefesi logos demiş, ama bunlara girmeyeceğim

Kaynak: Muhyiddini Arabi’de Mantık Metodlarına Devam

İtikaf ederken ne gibi kurallar vardır?

Hiçbir şey yemeyeceksin dedi. Benim kalbime gelen o oldu. Hiçbir şey yemeyeceksin, yani dedi. Tamam Mustafa Efendi. Tamam efendim, dedi. Öyle şeyhe bir şeyi iki sefer anlattırmak mümkün değildir. Adapta şeyh sormayacak. Yaptın mı diye. İkinciyi anlatmayacak sana. Bizim öğrendiğimiz edep buydu. Sıraladı, sıraladı, sıraladı. Ben şoktayım zaten. Ben itikafa kim gireceğim diye sormak için aradım. Sen giriyorsun dedi bana. Ben de orman işletmesinde çalışıyorum ya. Hani memur gibiyiz. Sen gireceksin dedi. Emredersiniz efendim. Ne yapacağım dedim. Normal günlük dersini çekeceksin. Günlük 3 gün dedi 70.000 70.000 çekeceksin Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerini görürsen 4. Gün 10.000 salavat-ı şerife çekeceksin. Sonra 100.000 lafzi celal çekeceksin. Sonra bir tevhit, bir lafzi celal, bir tevhit, lafzi celal 100.000 70.000. Öyle bitireceksin. Başladı sıralama. Yağlı yemeyeceksin, şunu yemeyeceğim, bunu yemeyeceğim. Bir sürü şey aklımda tutmam benim biraz zor oldu. Kalbime gelen hiçbir şey yemeyeceksin dedim. Bitti. Öyle itikaf ediyoruz biz.

Kaynak: Senin gönlünde ne var ise gözünde ve dilinde o vardır

İtikaf ederken beslenme konusunda ne söylendi?

Ben Allah beni affetsin ilk itikafımda üç dilim ekmek aldım yanıma. Birinci gün bir dilim, ikinci gün bir dilim, 3üncü gün bir dilim. 4üncü gün ekmek yok, su yok hiçbir şey yok. Zeytin aldım yanıma. Bir 3 be tane. Bir de çay. 4ün gün bir lokma yemek yok. 5 6 7 8 9 10 bir lokma yemek yok. Bir tek çay içiyorum geceleri oruç devam ediyor. Ben 5inci gün geldiğinde bir baktım benim yanaklarım çökmüş, gözlerim çökmüş. Aynaya ilk defa baktım. İtikaf mahalinden dışarı çıkarken kafamı bir tane örtü örtüyorum. Güneşe bakmak yok. Güneşi görmek yok. Aydınlıkta durmak yok. Dışarıda vakit geçirmek yok. Tuvalete gidiyorsun. Tuvalette bir şey çıkmıyorsun zaten. Normalde işte vesvese olmasın diye gidiyorsun çıkıyorsun abdest alıyorsun. Kafamda kocaman örtü var. Direkt itikaf meine giriyorum. Dünya kelamı konuşmak yok. Herhangi bir kimseyle görüşmek, konuşmak yok Ramazanın son 10 günü.

Kaynak: Senin gönlünde ne var ise gözünde ve dilinde o vardır

İtikaf ederken neler yapılmamalıdır?

Dünya kelamı konuşmak yok. Herhangi bir kimseyle görüşmek, konuşmak yok Ramazanın son 10 günü. Basmışlar teravide demiş ya ben onun müdürüyüm demişler. Ne iyi olursan ol görüşmek yasak görüştüremeyiz. Ahmet Duran abi de böyle itikaf yapmış. Tabii itikafta bir sürü haller, rüyalar, onlar bunlar. Ondan sonra ağlaya ağlaya şeye efendiye gidiyor. Ben sana intisap etmeye geldim deyince diyor ki çık seyahate. Gördüklerinin hepsini de diyor seyahatte anlat. Bu işler öyle. İlk geldiği yer Tire. Bize haber gönderdiler. Dediler ki dışarıdan bir misafir var. Bu akşam gelin. Ben gittim Ahmet Duran abiyi o zaman tanıdım. Ağlaya ağlaya itikaftaki yaşadığı halleri anlatıyor. Şimdi bir mürşid-i kamilin dergahı böyledir. Ağlaya ağlaya anlatıyor Ahmet Uran abi. Bakıyorum böyle. Ondan sonra daha ben itikafı bilmiyorum ya. Diyorum garibim atmışlar içeri diyorum aç susuz bırakmışlar. Onun ramazanına Mustafa Özbağı garip olan o oldu.

Kaynak: Senin gönlünde ne var ise gözünde ve dilinde o vardır

İtikaf ederken neler yapılmaktadır?

Benim içime daraltı girdi. Yani bayındır da birisi itikafa giriyor, ve üçüncü gün tevhitleri çekiyor. Daha Peygamber efendimizi görmüyor. İmam benden alim Kur’an’ı her şey çok güzel. Ben bu nasıl olur? Gençlik öyle bir şey. Hemen ayağa kalktım ben. Oktay da ayağa kalktı. O da ayağa kalktı. Başladık tevhide ayakta. Lâ ilâhe illallâh… Allah dedi. Attı kendini. İmam bizim içimden dedim ki tamam perde açıldı. Mustafa kardeş gördüm. Elhamdülillah gördüm. Elimi tutmuş benim elime çek. Bırak dedim elimi dedim şeyh efendinin himmeti o dedim o adam dahi gitti dergahta şimdi bu manevi şeyler farklı şey.

Kaynak: Senin gönlünde ne var ise gözünde ve dilinde o vardır

Felsefeye neredeyse düşman olan Gazâlî’nin felsefeye düşman olmasının nedeni nedir?

Felsefeye düşman olmuş olsa oturup da tehafetül felasifeyi yazmaz. Felsefecilere cevap olarak Gazâlî’nin meşhur tehafetül felasifesi vardır. Yani Türkiye’deki felsefecilerin dahi zor anlayacağını zannediyorum.

Kaynak: Gazâlî’de Akıl ve Nakil | Gazâlî Sohbetleri 12

Tehâfütü’l-Felâsife eseriyle Gazâlî’nin felsefecilere cevap verdiğini nasıl açıklar?

Onu. Benim diyen felsefeci tehaffetül felsefenin içerisinden çıkması zordur. Hani felsefecilere cevap diye. Sonradan bir eser daha duydum. Geçenlerde bir kardeş yazmış bana. Felsefecilere cevaba cevap diye bir eser. Bakmadım ona hiç, ama gün o günlerde, yani Gazâlî’nin zamanında sonuç olarak eee eski Yunan aristokrasisinin felsefesini çöpe atmıştır. Gazâl, belki de dedim buna normalde o zaman için eee Yunan felsefecilerine cevap verirken çok sert üsluplar kullandı. Felsefe düşmanı olarak görülebilinir, ama düşman olmuş olsa kökten reddederdi. Cevap. Yazmazdı. Cevap yazmış.

Kaynak: Gazâlî’de Akıl ve Nakil | Gazâlî Sohbetleri 12

Nakil ve vahyin yeri nerede?

Bakın felsefeyse yine nakli inkar edemezsiniz. Ve geriye doğru döndüğümüzde yazının ne zaman bulunduğunu bilmiyoruz. Hani tarihsel olarak. Çünkü Adem aleyhisselâm yeryüzüne indirildiğinde yazmayı okumayı biliyordu. Cahil değildi. Ve elinde 10 emirle indirildi. Sayfayla indirildi. O yüzden Adem aleyhisselâm okuması yazması olmayan cahil bir insan değildi. Eşyanın hakikatine vakıftı. Varlığın hakikatine vakıftı. Öyle olunca o da naklden ibarettir. Bütün dinler naklden ibarettir. Nakli inkar etmemiz mümkün değil. Yoksa Sünni İslâm dünyasının düşüncesinin en büyük mimarları mı? Evet İslâm dünyasında bu.

Kaynak: Gazâlî’de Akıl ve Nakil | Gazâlî Sohbetleri 12

Gazâlî’nin fikri mirası nedir?

Ihtiyacı vardır. Bunun altını çizerekten söylüyorum. Ama hani müteşabih algıların da değişmesi gerekir ki İslâm bu konuda kendisini yenileyen bir dindir. Neyle yeniler? İşte yüksek kapasiteli alimlerle, sufilerle ne yapar? İslami düşünce kendisini yeniler İslâm’a dair tüm kitaplar yok olsa, geriye bir ihya kalsa yeterlidir dedirtecek kadar alim birimi. Bu da normalde zaman zaman Evet. Bu ibare değişik yerlerde okuyorum bunu. Hani eee böyle bir gazaliciler takımı vardır İslâm dünyasında. Bunlar böyle zaman zaman bunu söylerler. Hani bütün kitaplar yok. Olsa ihya bütün her şeye yeter diye böyle ihya statüsünde İslâm dünyasında çok kitap vardır. Bakın çok kitap vardır. O yüzden bunu sadece hani Gazâlî’nin üzerine oturtturmak diğer alim, diğer fazıl, diğer kemale ermiş insanlara haksızlık yapılmış olur. O yüzden İslâm dünyasında zaman böyle parlak insanlar çıkmış. Kalbi parlak, aklı parlak, fikri parlak, zikri parlak. Bunlar günün hastalıklarına deva sunmuşlar. Eyvallah.

Kaynak: Gazâlî’de Akıl ve Nakil | Gazâlî Sohbetleri 12

Gazâlî ve Devlet İlişkisi | Gazâlî Sohbetleri 11 nedir?

Gazâlî ve Devlet İlişkisi | Gazâlî Sohbetleri 11, Gazâlî’nin İslâm toplumlarında egemen sınıf ve güçlerin elinde nasıl bir ideolojik yönetim aygıtı haline geldiğini, ve bu ideolojinin doğu İslâm toplumlarında devletin, toplumun, ve ekonominin gelişimi üzerinde nasıl bir rol oynadığını tartışmaktadır. Ayrıca, Gazâlî’nin Selçuklu devleti tarafından atanmış bir rektöre benzer bir konumda bulunduğu ve bu devletin içsel ve dışsal siyasi çalkantılarla mücadele ettiğini anlatmaktadır.

Kaynak: Gazâlî ve Devlet İlişkisi | Gazâlî Sohbetleri 11

Gazâlî’nin İktidar İlişkisi nedir?

İmam Gazâlî öğretisinin İslâm toplumlarındaki egemen sınıf, ve güçlerin elinde nasıl bir ideolojik yönetim aygıtı haline geldiğini, ve bir üst yapı kurumu olarak ideolojinin doğu İslâm toplumlarında devletin, toplumun, ve ekonominin gelişimi üzerinde nasıl bir rol oynamıştır? Şimdi bu sohbetin başında dediydim ya hani Gazâlî sonuç olarak devletin atadığı bir profesör gibidir. Hani bugün normalde, mesela devlet bir rektör atıyor ya bir üniversiteye. Gazâlî de eee Selçuklu tarafından atanmış bir rektördür.

Kaynak: Gazâlî ve Devlet İlişkisi | Gazâlî Sohbetleri 11

Gazâlî’nin Selçuklu Devleti ile olan ilişkisi nedir?

Gazâlî, Selçuklu Devleti tarafından atanmış bir rektöre benzer bir konumda bulunmaktadır. Selçuklu Devleti, içsel ve dışsal siyasi çalkantılarla mücadele etmektedir. Bu çalkantılar arasında hem içsel hem de dışsal problemler vardır. Selçuklu, değişik isyanlarla uğraşmak zorunda kalmıştır. Bu isyanla uğraştığı kesimlerin bir kısmı kendisini dinde otorite görendir. Mesela kim vardır? Esrarı içip İslâm devleti kurmaya çalışan kimdi? Haşhaşiler. Şimdi Selçuklu haşhaşilerle uğraşır. Selçuklu bu tabirimi hoş gelin İslâm dünyasının Hazreti Ali efendimizden beri uğraştığı bir kılı vardır. Kim? Ariciler. Gazâlî haricilerle de uğraşır. Gazâlî haşahaşilerle de uğraşır. Gazâlî o günkü İslâm dünyasının kendi içerisindeki İslâm akaidine uymayan topluluklarla da uğraşır.

Kaynak: Gazâlî ve Devlet İlişkisi | Gazâlî Sohbetleri 11

Gazâlî’nin yaşadığı siyasi ve fikri çalkantılar nelerdir?

Gazâlî, siyasi çalkantıların, fikri çalkantıların, ilmi çalkantıların, akidevi çalkantıların bulunduğu bir bölgede, ve zamanda yaşamış bir kimse olarak görülür. Bu çalkantılar arasında hem içeride hem dışarıda hem siyasi çalkantılar var hem askeri çalkantılar var hem fikri çalkyantılar var hem akidevi çalkantılar var. Ayrıca felsefik çalkantıları da içermektedir. Gazâlî, bu çalkantılarla etkileşim içinde kalmıştır ve bunlara cevap vermek zorunda kalmıştır.

Kaynak: Gazâlî ve Devlet İlişkisi | Gazâlî Sohbetleri 11

Gazâlî’nin İhyâ’sı ve Devletten Kopuşu nedir?

Gazâlî’nin İhyâ’sı ve Devletten Kopuşu, Gazâlî’nin devletten maaş alan bir alim olarak yaşamış olması ve bu durumun sonunda devletle olan ilişkisinin sona erdiğini ifade eder. Bu durum, Gazâlî’nin devletten maaş almasıyla ilişkilidir. Gazâlî, ekmeğini yiyorsan onun kılıcını sallarsın. Ya Ebu Zeri giffari gibi kılıcın boynundadır. Kılıcın boynundadır. Kimsenin ekmeğini yemiyorsan o zaman tabirimi hoş görün. Bütün eee Hazreti Osman efendimizden tutun da sahabe de tabirimi hoş görsün. Kılıcın boynundaysa Hazret-i Osman’a da gider yaparsın. Kılıcın boynundaysa Muaviye’ye de gider yaparsın. Kılıcın boynunda değil de seni birisi gırtlağından tuttuysa o zaman seni gırtlandan tutanın kılıcını sallarsın.

Kaynak: Gazâlî ve Devlet İlişkisi | Gazâlî Sohbetleri 11

Nizâmiye Medreseleri nedir?

Nizâmiye Medreseleri adı verilen bu okullar İslâm dünyasında devlet eliyle yapılan altı çizili buranın devlet bütçesiyle eğitim veren müfredatı devlet tarafından belirlenen ilk eğitim kurumlarıdır.

Kaynak: Nizâmiye Medreseleri | Gazâlî Sohbetleri 9

Nizâmiye Medreseleri hangi devlet döneminde kurulmuştur?

Selçuklu Devleti’nde siyasal, ideolojik, ve toplumsal bakımdan dirlik, ve düzeni sağlamaya çalışan Nizamül Mülkta Bağdat olmak üzere ülkenin belli başlı bütün kentlerine medreseler kurar.

Kaynak: Nizâmiye Medreseleri | Gazâlî Sohbetleri 9

Nizâmiye Medreseleri hangi amaçla kurulmuştur?

Nizâmiye Medreseleri ilk defa İslâm dünyasında devlet eliyle kurulan medreselerdir veya üniversitelerdir. Bunların normalde akçeleri devlettendir. Müfredatları da devlettendir.

Kaynak: Nizâmiye Medreseleri | Gazâlî Sohbetleri 9

Nizâmiye Medreseleri zamanla nasıl bir değişim geçirmiştir?

Nizâmiye Medreseleri başlangıç olarak çok yerinde, ama ne yazık ki sonradan işlevlerini yitirmişler. Başka şeyler.

Kaynak: Nizâmiye Medreseleri | Gazâlî Sohbetleri 9

Nizâmiye Medreseleri zamanla nasıl bir zarar vermiştir?

Bunlar zarar veriyor. Yani işlevsel olarak kendilerini geliştirip değiştirip derinleştirip yükseltmeleri gerekirken bağnaz bir şekilde kalıyorlar. Kalınca da o zaman işte her şey körleşiyor.

Kaynak: Nizâmiye Medreseleri | Gazâlî Sohbetleri 9

Müslümanların birbirleriyle savaşmaları ne anlama gelir?

Bu âyet Mûtezile, ve Hâricîler aleyhine bir hüccettir. Şöyle ki; Allah, Müslümanlar arasında savaşma, baş kaldırma (البغي) gibi hadiseler yaşandıktan sonra îmân ismini bırakmış (onlara kâfir dememiş)tir. Halbuki savaş, ve baş kaldırma büyük günahlardandır. O zaman Mûtezile, ve Hâricîlerin dediği gibi büyük günah îmândan çıkartmaz, küfrü de gerektirmez.

Kaynak: İslâm’da Tekfir Etmenin Ölçüsü Nedir? (Tekfir Meselesi Hakkında)

Nücebâ nedir?

Allah dostları arasında Nücebâ zatlar vardır. Onlar her zaman sekiz kişidirler. Ne eksilir ne de artarlar. Sekiz sıfat ilmine vâkıftırlar. Yedi tanesi bilinendir, sekizincisi ise idrâktir. Onların makâmları Kürsî’dedir, ve burayı geçemezler. Bunların yıldızların seyrine dair ilim konusunda keşif yoluyla sağlam bilgileri vardır. Bunlar, aynı zamanda bu konunun âlimlerince bilinen yoldan da aynı derecede bilgi sahibidirler.

Kaynak: İcâbetü’l-Gavs | İbn Âbidîn

İslâm’da Tevessül (Vesile/Aracı Kılma) Caiz Midir? Kur’ân ve Sünnet’ten Delili Var Mıdır?

Tevessûl konusu İslâm’da önemli bir meseledir. Kur’ân, ve Sünnet’te derin deliller bulunmaktadır. Bu meselede sahabe, ve tabiûn devrinde uygulanan usûller vardır. Mevlânâ, ve diğer büyük âlimlerin bu konuda açıklamaları vardır.

Kaynak: İslâm’da Tevessül (Vesile/Aracı Kılma) Caiz Midir? Kur’ân ve Sünnet’ten Delili V

İlâhî ilim noktasında herhangi bir değişiklik, bozulma ya da başkalaşma yoktur; bunlar yalnızca şehadet âleminde aittir. Bu ifade ne anlama gelmektedir?

Şehadet âleminde bozulma olur: elma durduğu yerde çürür, farklı boyutlara ve şekillere geçer. Bu değişimler bize o şeyin yok olduğunu düşündürür; oysa şehadet âleminde zaman her zaman hâkimdir, hakikat değil.

Dinin İslam’ın bilimlerle alakalı bir sıkıntısı var mı?

Bu noktada bir sıkıntı yok ki. dinin İslam’ın bilimlerle alak ki. Otursunlar eee varlığı incelesinler.

İlim ve din arasında bir çatışma olabilir mi?

Otursunlar kozmolojiyi incelesinler. Otursunlar eee nörolojiyi, nörobilimi incelesinler. Bunda bir sıkıntı yok.

Din ilim olarak değerlendirilebilir mi?

Yani ilim olarak siz daha ne tarafa doğru giderseniz gidin, neyi incelerseniz inceleyin. Bunları ayet-i kerimelerden çıkarmanız mümkün değil. Çıkarmayabilirsiniz de.

Din ve bilim arasında bir bağ var mı?

Siz kozmolojiyi araştırdınız da dinsiz araştırmayın mı dedi? Veya siz nörroimi araştırdınız da dinsizi araştırmayın mı dedi? Din ilim Çin’de de olsa hikmet daha doğrusu ilim de demiyor.

Hikmet ve din arasında bir ilişki var mı?

Hikmet Çin’de de olsa gidip alınız. Hikmet Müslümanın yitik malıdır. Nerede bulursa alır.

Allah’ın zatı yaratılmış olan her şeyden münezzeh midir?

Allah’ın zatı yaratılmış olan her şeyden münezzehtir. Allah’ın yaratmasında bir son olmayacağı için ilminde de bir Hakkında hiçbir zaman biz onu eee böyle Allah muhafaza eylesin >> amin >> eee farklı bir noktada koymayız ve ama Allah tanınmak için bilinmek için tanınmak ve bilinmek için bitmek tükenmek bilmeyen bir yaratma içindedir. Bitmek tükenmek bilmeyen bir yaratma içindedir. Ve o yaratma içerisinde Allah bitmek, tükenmek bilmeyen ilmini de izhar eder.

>> Bunun içinden çıkmamız mümkün değil midir?

Her yaratılanın üzerinde birçok ilim tecelli eder. >> Bunun içinden çıkmamız mümkün değildir. Kudrettir, kuvvettir, elalim sıfatıdır gibi birçok onun üzerinde sıfatsal tecelliyatlar vardır.

Bu da hiçbir zaman Allah’ın yaratmasında bu bir son olmayacağı için ilmi de bir son olmayacak mıdır?

Allah’ın sıfatları sonradan olgunlaşma veyahut da sonradan eksilme noktasında da değildir. yaratılanın üzerinde. Bu da hiçbir zaman Allah’ın yaratmasında bu bir son olmayacağı için ilmi de bir son olmayacaktır. Ve Allah’ın sıfatları sonradan olgunlaşma veyahut da sonradan eksilme noktasında da değildir.

Gerçek ilim tatlı mıdır?

Gerçek ilim tatlı değildir; acıdır. İnsanlar ilmi tatlı göstermek için şekerlediklerinde, insanlar aldanırlar ve sahtesine inanırlar. Sahtesi tatlı görülse de, gerçek hakikat acı olsa da, bu acı sizi menzile, hedefinize ulaştırır.

Bilimde kesinlik var mı?

Bilimde bu manada kesinlik yoktur. Buna biz ilmi şüphe diyoruz. Zaten ilim ehli de bunu zaten kendisi söylüyor. Bundan 10 yıl önce örnekliyorum kanser hastalığının tedavisi farklıydı. 10 yıl sonra farklı. Şimdi bakın tıp ilmi her gün değişiyor. Her an değişiyor.

Kim de ilim ile maneviyatı kendisine cem ederse dinin hakîkatine erişir

O zaman fıkıhsız tasavvuf yok. Fıkıhsız bir sûfîlik yok. Sufinin fıkıhı sağlam olacak. Bir mürşidin fıkıhı sağlam olacak. Bir dervişin fıkıhı sağlam olacak.

Devlet tebasının aklını korumuyor mu?

İnsanların bir kısmı uyuşturucudan akıllarını kaybediyorsa, bir kısmı içkiden kaybediyorsa, kumardan aklını kaybediyorsa o zaman devlet orada tebasının akıl emniyetini sağlayamadı veyahut da sağlık sistemini elinin altında tutamayıp önüne gelene antidepresan veriyorsa antidepresan kullanımı 20 yılda 5.000 kat arttıysa 5.000’den En fazla da 5.000 kat artıysa 7.000 8.000 kat arttığı söyleniyor. Antidepresan kullanımı. O zaman devlet kendi tebasının akıl emniyetini karşılamıyor, sağlamıyor demektir.

Din, akıl, can, mal, namus, zarurat-ı hamse diye geçen bu beş temel esasın korunması kimin uhtesindedir?

Bunlar değişkenlik gösterebilir mi? Biz derviş hukuku veya insani hukuk çerçevesinde ilişki kurduğumuz insanlarla bu ölçüye nasıl dikkat etmeliyiz? Bunun normalde devleti ilgilendiren yönü var aslında.

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları