Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette İmâm Nesefî ve İmâm Mâturîdî hazretlerinin tasnîfine göre vahyin iki türlü olduğunu — bir özel vahy peygamberlere, diğeri genel anlamda vahy ise evliyâ ve asfiyâya mahsûstur — tafsîl eder. Genel anlamda vahye «ilhâm» da denir. Önemli soru şudur: vahy almak için peygamber olmayı gerektirir mi? Akâid noktasında vahy sâdece peygamberlere midir? İmâm Mâturîdî hazretleri «Hayır, vahy almak için peygamber olmak gerekmez» demiştir; ve Hz. Mûsâ'nın annesine ilgili âyetlerde geçen vahy tâbîrinin resûl olmayı gerektiren vahy olmadığını, aksine kalbe bilgi yerleştirme mânâsında ilhâm olduğunu söylemiştir. Hz. Meryem'e gelen vahyi de biz «ilhâm» olarak nitelendirmekteyiz. Cebrâîl'i görmek peygamber etmez; sahâbe Cebrâîl'i Cibrîl hadîsinde Dıhye sûretinde gördüler; lâkin bu onları peygamber yapmadı.
İmâm Nesefî'nin Vahy Tasnîfi
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel mehazı tafsîl ederek başlar: Nesefî vahyi sınıflandırıyor. Nesefî'ye göre vahy ikiye ayrılır: özel anlamda vahy ve genel anlamda vahy. Özel anlamda vahy peygamberlere özgüdür. Genel anlamda vahy ise evliyâ ve asfiyâya mahsûstur. Bu anlamdaki vahye «ilhâm» da denir. İlhâm kelimesinin çıkış noktalarından birisi budur. Şimdi önemli soru şudur: vahy almak için peygamber olmayı gerektirir mi? Asıl önemli soru bu. Akâid noktasında vahy sâdece peygamberlere midir?
İmâm Mâturîdî'nin Cevâbı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir kâideyi tafsîl eder: bu geliş noktasına bakarsan — hayır. İmâm Mâturîdî der ki: hayır, vahy almak için peygamber olmak gerekmez. İmâm Mâturîdî not düşüyor: Hz. Mûsâ'nın annesi ile ilgili âyetlerde geçen vahy tâbîrinin resûl olmaya gerektiren vahy olmadığını, aksine kalbe bir bilgi yerleştirme mânâsında ilhâm olduğunu söylüyor. Bu hüküm İmâm Mâturîdî'nin Te'vîlâtü'l-Kur'ân adlı tefsîrinde tafsîlen îzâh edilmiştir; ve Fahreddîn er-Râzî'nin Mefâtîhu'l-Gayb'ında da benzer şekilde geçmiştir.
Vahy ile İlhâm Tefrîkı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî tasnîfi tafsîl eder: İmâm Mâturîdî çizgisinde bunu — tâbîri câizse — teknikleştiriyor. Bu sözü, bu mânâyı diyor ki: vahy iki türlüdür — bir özel vahy ki peygamberleridir; diğeri ondan sonra genel anlamda vahydir. Buna biz ilhâm diyoruz. Karıştırmamak için. Birisi kalkar «Siz işte velîlere gelen ilhâmı da peygamberlere gelen vahy gibi algılıyorsunuz» der diye, biz de ilhâm olarak nitelendiriyoruz. İmâm Nesefî de bunu böyle nitelendirmiş.
Hz. Meryem'e ve Mûsâ'nın Annesine
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir Kur'ânî tatbîkâtı tafsîl eder: Hz. Meryem'e gelen vahyi biz ilhâm olarak nitelendireceğiz. Cebrâîl aleyhisselâm bâzen — dervîş kardeşlerimiz zikrullahda Cebrâîl aleyhisselâm'ı görür hâl olarak, hamdolsun erkeklerden de hanımlardan da. Cebrâîl aleyhisselâm'ı hâli olarak veyâ rüyâlarında gören kardeşler vardır. Onların Cebrâîl aleyhisselâm'ı görmeleri veyâhut da Cebrâîl aleyhisselâm ile konuşmaları onları peygamber etmez. O bir ilhâmdır.
Cibrîl Hadîsi: Dıhye Sûreti
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîsi şerîf misâlini tafsîl eder: Dıhye geldi ya — Dıhye olan oradaki sahâbeler gördüler mi? Gördüler. Ve Dıhye geldi insân sûretinde Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine; «İmân nedir? İslâm nedir? Kıyâmet ne zamân kopar, alâmetleri nelerdir?» gibi sorular sordu. Allâh Resûlü cevâblandırdı; o çıktı gitti. Allâh Resûlü dedi ki: «O Cebrâîl kardeşim; size dîninizi öğretmeye geldi.» Sahâbenin Cebrâîl'i görmesi onları peygamber etmedi. Cebrâîl'i gören bir kimse peygamber olmaz.
Velîlere Kerâmet, Peygamberlere Mu'cize
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda muazzam bir akâidî kâideyi tafsîl eder: dervîşe seyri sülûkta vahy (tırnak içerisinde ilhâm) gelir mi? Evet ilhâma muhâtab olur mu? Evet. Ve onun için bu kerâmet olur mu? Evet. Cebrâîl aleyhisselâm'ı görmek kerâmet olur mu? Evet — kerâmet bir kimsenin nebîlik dâvâsı, nübüvvet dâvâsı yoksa onun için harikulâde bir hâldir. Ehli Sünnet şöyle düşünür ve îmân eder: mu'cizeler peygamberlere âiddir; kerâmetler ise Allâh yolunda yürüyen, Allâh için yaşayanlar için birer kerâmettir. Kerâmete inanmazsa küfre düşer. Mu'cizeleri inkâr eden kimse de küfre düşer. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni vahyilhâm tefrîkına vâkıf, mu'cizekerâmet farkına vakıf, ve Ehli Sünnet akâidine sımsıkı bağlı kılmak üzerine kuruludur.
- Kur'ânı Kerîm: Şûrâ 42/51; Kasas 28/7; Meryem 19/17-21; Mâide 5/111; Nahl 16/68.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Îmân 1, Cibrîl hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân 1.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü's-Sünne.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Îmân.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Mâturîdî, Te'vîlâtü'l-Kur'ân.
- İmâm Nesefî, et-Teysîr fî't-Tefsîr.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Eş'arî, el-İbâne.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Vahiy Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet İmâm Nesefî'nin vahy tasnîfini, İmâm Mâturîdî'nin cevâbını, vahy ile ilhâm tefrîkını, Hz. Meryem ve Mûsâ'nın annesine vahy uygulamasını, Cibrîl hadîsi ile Dıhye sûretini, ve velîlere kerâmet peygamberlere mu'cize akâidini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Vahiy Sohbetleri