Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Sayfa

Sorular: İlim ve Hikmet — Sayfa 3

Table of Contents

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

İlim ve Hikmet(388) — Sayfa 3/4

Şûra meclisi farklı toplumlarda farklı şekillerde uygulanabilir mi?

İslam hem coğrafi olarak evrensel hem de fikirsel olarak da evrensel bir din. Öyle olunca yani insanların adetleri, gelenekleri, görenekleri, bir bakış açı-ları veyahut insanların oradaki ekonomik durumları, hayat standartyarı bü-tün bu şûra meclisinin yöntem ve biçiminin üzerinde bir değişiklik olması söz konusu mu? Evet ama burada şûradan aranılacak en önemli vazife: Şura kararlarının Kur’an ve sünnete uygun olması aranır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 20 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam devlet başkanının en önemli vazifesi nedir?

İslam devlet başkanının en önemli vazifesi, Kur’an ve sünnetin yaşanması ve yaşatılması için gayret göstermektir. Bu vazifeler arasında Kur’an ve sünnetin dışında olan batıl her ne varsa onları iptal etmek, hakkı yaygınlaştırmak, hakkı üstün tutmak, insanların neslini, nefsini, malını, aklını korumaya çalışmak, İslam ahlakının yaşanması ve korunması için mücadele etmek, adaleti tesis etmek, ülkesinin ve ardından dünyanın komple arzın imarına çalışmak, adaleti tesis etmek, millete şefkat ve nasihatle yaklaşmak, halka örnek olmaktır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslamcıların siyasetin din karşısındaki önceliği ve çelişkisi neden ortaya çıkmaktadır?

İslamcıların siyasetin din karşısındaki önceliği ve çelişkisi, özellikle Afgan Hizb-i İslami’nin programında yorum hakkı yalnızca emire tanıması ve şimdiki yönetici Gülbeddin Hikmetyar dinsel ilimlerde eğitim görmemiş bir mühendistir. Bu durum, siyasetin din karşısındaki önceliğini ve çelişkisini ortaya koymaktadır. Bu ise İslamcıların fazlasıyla ürktüğü bir şeyi, ulama-nın önceliği riskini beraberinde getirmektedir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam toplumunun demokrasi anlayışına uyumunun eksikliği nedeni nedir?

İslam toplumunun demokrasi anlayışına uyumunun eksikliği, seçilen kimselerin (devlet başkanı, belediye başkanı, muhtar, yönetici vb.) dikkat edeceği prensiplerden en önemlisi şûra üyeleri ile istişare etmesi gerekir. Ancak şuanda bu istişare süreci eksik kalmaktadır. Seçimden seçime gidecek olan kimselerin, seçilen kimselerin denetlenmesi, uyarıda bulunulması ve nasihat edilmesi gibi süreçlerin eksik kalması, İslam toplumunun demokrasi anlayışına uyumunun eksikliğine neden olmaktadır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam devlet başkanının seçim sürecinde hangi ilkeler geçerlidir?

İslam devlet başkanının seçim sürecinde en önemli ilke, halifenin seçilmesidir. Seçimle. Bu seçim süreci, belediye başkanlarının, valilerin, emniyet müdürlerinin, hakimlerin ve savcıların da seçilmesiyle birlikte uygulanmalıdır. Seçim süreci, partilerin etkisinden bağımsız olarak, halkın kendi aralarında uzlaşma ve istişare yoluyla gerçekleştirilmesi gerekir. Bu seçim süreci, İslam dünyasında en ideal yolu temsil etmektedir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Ehlü’l-hal ve’l-akd ne demektir?

Dinde, ahlakta insanların hallerini, işlerini düzenlemeyi bilmede belli bir dereceye ulaşan insanlardan bir topluluktur. Bunlara ehli ihtiyar, ehli şûra, ehli rey ve ehli tedbir ismi verilmektedir. Ulemanın bazıları şöyle de tarif etmişlerdir: Onlar alimler, reisler, üzerinde insanların kolaylıkla birleştiği şan ve şeref sahipleridirler. Ümmetin dini ve dünyevi maslahatlarına bakmak bu topluluğa bırakılmıştır. Maslahatlardan birisi de Müsmanların imamının se-çilmesidir. Bu önemli makamı üzerine almaya müsait olanların hallerine iyi-den iyiye bakıp düşünmek ve bu konuda gayret etmektir. Bu makamı üze-rine almaya uygun olanı görür iseler Allah’ın kitabı ve Resul’ünün sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetine göre o kimseye biat ederler. Masiyet olmayan hususlarda da yani günah olmayan hususlarda da itaat ederler. Bu topluluk bütün ümmetin yerine vekaleten imamı seçme işini de yürütebilir. Onlar sırf kendilerini değil, bütün ümmeti temsil ederek seçim işine girişirler.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Veliaht tayini nedir?

Emirin veya başkanın tayin yollarından birisi de: Önceki halifenin Müslü-manlardan seçeceği, bu makama layık gördüğü kimseye vasiyetidir. Halife ecelinin yaklaştığını hisseder de topluma kendilerinden birisini halife bırak-mayı isterse seçilecek kimse hakkında ehlü’l-hal ve’l-akd ile müşavereye koyu-lur. Görüşü, bu makama uygun belli bir şahıs üzerinde yoğunlaşır, ehlü’l-hal ve’l-akd de ona da muvafakat ederse halife kendinden sonra onu veliaht ha-life olarak tayin eder.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Şûra ne demektir?

Şûra, kelimenin dar anlamıyla bir konseydir. Egemenlik aslında sadece Allah’tan geldiği için cemaatin sahip olduğu tek yetki emire bizatihi İslami ilkeler açısından öğüt vermek. Şûra bir parlamento biçimi olabilir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde başkanlık sistemi nasıl olmalıdır?

Cumhurbaşkanı seçilecek olan bir kimse; kapalı odalar arka-sında, gizli mahfillerde seçilmemeli. O seçilen cumhurbaşkanını halk seçmeli, halk onu seçince de ona sahip çıkmalı, bir darbe olduğunda da veya darbe olacaksa veya değişik darbelerle halkın seçtiği cumhurbaşkanını veya hal-kın seçtiği başkanı darbe ile değiştireceklerse halk bunu korumalı, muhafaza etmeli ve kendi oyuna ve başkanına sahip çıkmalı. O yüzden bunu öngör-düğümden dolayı cumhurbaşkanlığı sistemine ben evet diyenlerden oldum.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Milli Güvenlik Kurulu ne iş yapar?

Milli Güvenlik Kurulu isterse darbe de yapıyordu ve Milli Güvenlik Kurulu da 28 Şubat’ta değişik kararlar aldı, o kararları da hükümete ne yaptı? Nasihat niteliğinde, tavsiye niteliğinde hükümete bildirdi; hükümet de bu nasihatı, bu tavsiye niteliğindeki bu emirleri harfiyen yerine getirmeye gayret etti.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam devleti adı altında şûra kurulabilir mi?

İslami de olarak bu örgüt veya bu şûralar kurulabi-lir mi? El-cevap: Evet ama İslami olunca tu kaka oluyor ama adı demokratik cumhuriyse tu kaka olmuyor. Bu şûralar da öğüt veriyorlar mı? Evet. İşlevleri olarak onlar bir kanun çıkarabiliyorlar mı? Hayır. Bir yasa çıkarabiliyorlar mı? Hayır ama bir öğüt verme veyahut da bir nasihat verme veyahut da bir öneri koyma gibi işlevleri var mı? Evet.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Demokratik cumhuriyetlerde şûra var mı?

Demek ki bu tip şûralar demokratik cumhuriyet dediğimiz bütün her yerde var. Ve o her yer o şûra kararlarıyla birisini görevden, vazifeden atma, önceden polislerde de böyle bir şura vardı. Polislerde de örneğin polislikten atıyordu o kimseyi veya komiserlikten atıyordu veyahut da müdür adam, onun işine son veriyordu; meslekten ihraç ediyordu ve bunlara da mahkeme kapıları kapalıydı ve neydi adı? Demokratik cumhuriyetti veyahut da ona göre dizayn edildiği söyleniyordu ve genelkurmay başkanlarının üç kuşak dört kuşak, beş kuşak, altı kuşak öncesi genelkurmay başkanının dahi tes-pit edildiğini ve ona göre dizayn edildiğine dair söylentiler vardı halkın içe-risinde.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

28 Şubat olayı nasıl değerlendirilmektedir?

28 Şubat kararları da çok tartışılmıştı. Neden? Çünkü Milli Güvenlik Kurulu o günkü hükümete tavsiyelerde bulunmuştu ve o günkü hükümet o tavsiye-lere uymak zorunda kaldı. Yasa mıydı? Değildi. Bakın yasa mıydı? Değildi. Kanun muydu? Değildi ve o tavsiyelere uyarak Necmettin Erbakan Hoca baş-bakanlıktan istifa edip “İki ortağız biz, benim yerime Tansu Çiller olacak.” dediğinde dönemin cumhurbaşkanı kendince -benim nazarımda kendince-bir darbe yaptı. Yani çok az grubu olan Mesut Yılmaz’a başbakanlık görevini verdi ve bunu da yaparken dedi ki; ben çoğunluğa uymak zorunda değilim; ben başbakanlık görevini istediğim kimseye, hükümet kurma görevini iste-diğim kimseye veririm; o kimse de hükümeti kurar veya kurmaz; dedi. Ve halkın büyük ekseriyeti ile iki parti en fazla oy almasına rağmen ve parla-mentoda da en fazla milletvekiline sahip olmasına rağmen cumhurbaşkanı aldı bir başkasını, burada hükümet başkanı olarak atadı ve hükümet başkanı olarak atadığında da ne yaptılar? Bazı milletvekillerini de devşirdiler o tarafa doğru ve üçüncü parti olan o günkü ANAP Mesut Yılmaz’ın başkanlığında hükümet kurdu. Ve 28 Şubat kararlarını uyguladı, tabi ardından devletin eko-nomisi çöktü, siyaseti çöktü, hukuku çöktü, kimse buna bakmadı.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 13 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam toplumunu nasıl kurmalı?

İslam toplumunu kurmak için ilımlı İslamcılar ve radikaller arasında zıtlaşmalar olmasına rağmen, siyasal iktidarın denetiminin gerekli olduğu konusunda hepsi birleşmektedir. Ilımlılar; tabandan İslamileştirmeyi teşvik etmek için yöneticilere baskı yapmaya yönelirler. Bu El-Benna ve Mevdudi’nin politikasıdır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam toplumunun nasıl İslami olabileceğine dair tartışmalar nelerdir?

İslam toplumunun nasıl İslami olabileceğine dair tartışmalar, tepeden inme bir İslam gelsin, bu bir ihtilal olabilir, bu kan akıtılarak olabilir, bu zorlama ile olabilir. Ama biraz daha böyle sufi terbiyesi almış, sufi düşüncesine sahip olanlar, bunlar toplumun zaman içerisinde İslam’ı öğrenip İslami bir bilince ulaştıklarından sonra böyle bir şeyin olması gerektiğine inanmışlar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

Batı’nın İslam toplumunu nasıl etkilediği hakkında ne söylenmektedir?

Batı, Osmanlı dağıldıktan sonra hem yerel Batılılar hem de Batılıların teslim aldığı kimse-ler ne yazık ki insanları Kur’an’dan ve sünnetten uzak bir eğitim sistemine ve modeline tabii tutmuşlar. Jakoben baskıcı bir laiklik getirip hem Kuzey Afrika’da hem Türkiye’de hem de Orta Doğu’nun değişik ülkelerinde her türlü dini yani İslamla alakalı her şeye karşı çıkmışlar, buna savaş açmışlar, laiklik adı altında ve laiklik adı altında insanların din özgürlüklerini ellerinden almışlar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam toplumunun yeniden yaşanması ve yaşatılması mücadelesi neden zorlanmıştır?

İslam toplumunun yeniden yaşanması ve yaşatılması mücadelesi zorlanmıştır çünkü Batı, Osmanlı dağıldıktan sonra hem yerel Batılılar hem de Batılıların teslim aldığı kimse-ler ne yazık ki insanları Kur’an’dan ve sünnetten uzak bir eğitim sistemine ve modeline tabii tutmuşlar. Jakoben baskıcı bir laiklik getirip hem Kuzey Afrika’da hem Türkiye’de hem de Orta Doğu’nun değişik ülkelerinde her türlü dini yani İslamla alakalı her şeye karşı çıkmışlar, buna savaş açmışlar, laiklik adı altında ve laiklik adı altında insanların din özgürlüklerini ellerinden almışlar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 6 HAzİRAn 2020 Sohbeti

İslam bir ideoloji midir?

İslam’ın dünyevi bir hedefi var, ideolojik açıdan bakarsak evet, ideolo-jisidir. İslam’ın batıni olarak (yani manevi olarak) bir ideolojisi var, evet.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Aralık 2019 Sohbeti

İslam’ın ideolojisi neden önemlidir?

İslam’ın kendince bir devlet sistemi var, ideo-lojisi var. İslam’ın bir ev sistemi var, İslam’ın bir ticaret sistemi var, ideolojisi var, ideolojisiz değil ki boş değil. Onlar ideolojisiz bir din arıyorlar.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 7 Aralık 2019 Sohbeti

Yusuf Akçura’nın "Üç Tarzı Siyaset" adlı makalesi ne anlatır?

Yusuf Akçura, 1904 yılında yazdığı "Üç Tarzı Siyaset" adlı makalesinde devlet yönetimini üç farklı yaklaşıma ayırır. 1) Osmanlı milleti yaratarak idare, 2) Müslüman dini bir idare, 3) Türklerin ön planda olduğu ırkçı bir devlet. Akçura, bu üç yaklaşımın her birinin farklı dönemlerde uygulandığını ve bu yaklaşımların toplumsal ve siyasi yapıya etkileri olduğunu açıklar. Ayrıca, bu siyasi yaklaşımların dinin toplumsal yaşamda nasıl etkilediğini ve bu etkilerin nasıl yönetildiğini ele alır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 30 Kasım 2019 Sohbeti

Osmanlı milleti fikri ne zaman ve nasıl uygulanmaya başlamıştır?

Osmanlı milleti fikri, en ziyade Ali ve Fuat paşalar zamanında ge- 2. yönetimde ise evvela Osmanlı ülkelerindeki (sonra bütün küre-i arzdakileri) soylarına bakmaksızın dindeki ortaklıktan istifade ile tamamen birleştirmeye, her müslümin en küçük yaşta ezberlediği "din ve millet birdir" kaidesine uyarak bütün Müslümanları son zamanların millet kelimesine verdiği mana ile tek bir millet haline koymaya çalışmak lüzumuna kani oldular.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 30 Kasım 2019 Sohbeti

Panislamizm ne zaman diplomatik konuşmalarda işitilir oldu?

Panislamizm sözü, Abdülaziz’in son devirlerinde diplomatik konuşmalarda işitilir oldu. Bu terim, Osmanlı milleti fikrinin hükümete terk olunmadan sonra Sultan II. Abdülhamid’de bu siyaseti tatbike çalıştı. Günümüzdeki hükümdar, sultan, padişah lakapları yerine halife dini sıfatını koymaya çalıştı. Genel siyasetinde din, İslam dini mühim bir mevki tuttu.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 30 Kasım 2019 Sohbeti

Osmanlı milleti fikrinin hükümete terk olunmasından sonra ne olmuştur?

Osmanlı milleti fikrinin hükümete terk olunmasından sonra Sultan II. Abdülhamid’de bu siyaseti tatbike çalıştı. Günümüzdeki hükümdar, sultan, padişah lakapları yerine halife dini sıfatını koymaya çalıştı. Genel siyasetinde din, İslam dini mühim bir mevki tuttu.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 30 Kasım 2019 Sohbeti

Mekke sözleşmesi ne zaman ve ne amaçla imzalanmıştır?

Mekke sözleşmesi, Mekke’deki müşrik, dindar veya gayri dindar veya herhangi bir dine mensup -hiç önemli değil- herkesin altına imza attığı ortak bir metin vardı. Bu ortak metin, Mekke’ye dışarıdan gelen tüccarların mallarının, canlarının, paralarının emniyeti sağlanmasındandır. Emniyetiydi. Hac yapmaya geldiyse -bakın daha o zaman İslam yok daha- hac yapmaya geldilerse hac ibadetlerini de emin bir şekilde yapıyorlardı. Bu Mekke sözleşmesiydi ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu sözleşmenin altına henüz peygamber değil iken amcasıyla beraber toplantıya katılıp bu sözleşmeye müdahil olanlardan birisi ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Medine döneminde devlet çok güçlü iken -bu Müslim’in Müsnedinde geçer hadis-i şerif- der ki rivayet edilir, bugün de o sözleşme altına imza atılacak bir sözleşme, der ve sözleşme İslam döneminde de icra eder, devam ettirilir o sözleşme.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 30 Kasım 2019 Sohbeti

Medine sözleşmesi ne zaman ve ne amaçla imzalanmıştır?

Medine sözleşmesi, Medine’nin korunması ve muhafaza edilmesi ve Medine’nin ne, nerde, nasıl olmalının sözleşmesidir. Me-dine’de de Hristiyanlar vardır, örneğin Mekke’de Hristiyanlar yoktur oturmuş vaziyette. Mekke’de Yahudiler de yoktur, Mekke’de Yahudi ve Hristiyan azınlık yoktur, hiç yoktur. Mekke müşriklerden kuruludur İbrahimîdir as-lında Mekkeliler, İbrahimîdir. Bir kısmı putlara şey yapar ama gelenekleri yine İbrahimîdir ama putları bu noktada vesile edenler vardır. İbrahimîlerin bir kısmı Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve Kureyş’in büyük bir çoğunluğu putlara tapanlardan değildir ve Medine’de Hristiyanlar ve Yahudiler vardır, mesela Medine’nin savunulması ile alakalı Uhud’da olsun, Hendek’te olsun hep böyle Medine’de oturan kimselerin gö-rüşleri alınmış; istişare edilmiş; savunmaya onların da katılması sağlanmış. Ne zamana kadar? İslam kuvvetlerince kadar. İslam kuvvetlendikten sonra Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Hristiyanlardan ve Yahudilerden askeri güç artık almamaya başlamış.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 30 Kasım 2019 Sohbeti

İslam dünyasında yeni bir felsefe neden gerekli?

İslam dünyasında yeni bir felsefe gerekli çünkü ümmete nefes olacak, ümmeti bu noktada ayakta tutacak yeni bir felsefeye ihtiyaç var. Bu yeni felsefe, bütün insanların ortak yaşam paydalarında buluşması olması gerekir. Ortak yaşamı, ortak ya-şam paydayı oluşturmanız gerekir. Örneğin: Biz şimdi kendi ülkemizden ele alacak olursak herkesin korkusu bu değil mi, İslami bir yönetim olursa İslam’ı yaşamayanlar öldürülürler veya İslam’ı yaşamayanlar sıkıntıya duçar olurlar, beklenti bu değil mi? Daha açık konuşmak gerekirse Türkiye’de bir kesim var, bunlar dinsiz değil ama dini hayata ve dini düşünceye mesafeli duranlar var. Bakın, mesafeli. Bunları oturup konuştuğunda, oturup sohbet ettiğinde bu kimseler dinsiz değil ama siyaset uğruna veyahut da belirli şey-ler uğruna taraf oluşturuluyor. Bu uluslararası bir oyun. Yani bir kimse x partiliyse dinsiz demek değil ama oy adına veyahut da siyaset adına kamp-laşma gerçekleştiriliyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 30 Kasım 2019 Sohbeti

Akli siyasetin iki şekli nelerdir?

Akli siyasetin iki şekli şunlardır: 1) Devletin idaresi tarafından halka karşı şiddet ve zulüm söz konusu olan, yöneticinin menfaatlerini ön plana alan idaredir. 2) Halkın çıkarına devletin sağlam bir idare şeklini oluşturması gerektiğini anlatan, hikmet ve akla dayanan bir idare şekli. İbn Haldun, bu idare şeklini Farsların idaresini örnek verir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 2 Kasım 2019 Sohbeti

Tarih boyunca iki sistem çalışmış mıdır? Hangileri?

Evet, tarih boyunca iki sistem çalışmış. Bunlar 1) Firavuni sistem veya sistemler ve 2) Peygamberi sistemlerdir. İbn Haldun, bu iki sistem arasında kıyaslamayı yapar ve dini siyasetin daha üstün olduğunu sonucuna varır.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 2 Kasım 2019 Sohbeti

Akli siyasetin sona erdiği yer neredir?

Akli siyasetin sona erdiği yer, Batının akli siyasetini yenileyememesidir. Batı, akli siyaseti yenileyemeyince direkt savaş organizasyonlarına yaslanır. Batı yüz yıldır savaşıyor ve kendi topluluğunu, kendi toplumunu savaşla ayakta tutuyor. Tehlike üretiyor, o tehlikeyi üreterekten kendisini ayakta tutuyor. Bir düşman üretiyor. Batı kendi düşmanını kendisi üretip o düşmana karşı kendi halkını koruma yalellisi tutturuyor. Akli siyasetin sona erdiği yerdir bu.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 2 Kasım 2019 Sohbeti

Zenginliğin sonu olmaz mı? Neden?

Zenginliğin sonu olmaz. Sebep, felsefi boşluktan kaynaklanır. Bir topluluğu zengin ettiğini düşün. Zengin ettin, zengin ettin, zenginliğin sonu yok ve sonunda felsefi boşluktan dolayı o toplum sapkınlaşır. Doğu Roma İmparatorluğu gibi Batı Roma İmparatorluğu gibi firavunluklar gibi. Tarihte yerleri var bunun. Bir aile de aynıdır. Sonu yoktur zenginliğin. Zenginleştikçe zenginleşirsiniz. Üç trilyonluk araba alırsınız, doyuma ulaşamazsınız. On trilyonluk araba alırsınız yine doyuma ulaşamazsınız. Felsefi boşluktan kaynaklanır bu ve uçuk işler yapmaya başlarsınız.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 2 Kasım 2019 Sohbeti

Avrupa’nın felsefi boşluk nedeni nedir?

Avrupa’nın felsefi boşluk nedeni, akli siyasetin bittiğidir. Avrupa, kendi içindeki düşünürleri gizli Müslüman oluyor, bildiğiniz Müslüman oluyor. O kadar çok methediyor; o kadar çok methediyor İslam’ı, İslam Peygamberi ve Kur’an’ı; bir tek ben Müslümanım diyemiyor. Sebep? Felsefi boşluktan, akli siyasetin bittiğinden ve bize de Avrupa değişik baskılarla bize akli siyaseti dayatıyor akli siyaseti. Neden? Aynı kısır döngünün içerisine siz de girin diyor. Eğer o kısır döngünün içine siz girmezseniz o zaman gelir beni tekrar -sizin deyimle fethetmek benim deyimimle işgal etmek- tekrar gelirsiniz siz, diyor.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 2 Kasım 2019 Sohbeti

İslam’ın felsefi olarak sonu var mı?

İslam’ın felsefi olarak sonu yoktur. Hem zahir noktada sonu yok hem batın noktada sonu yok. Zahir noktada sonu yok. Arz “la ilahe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolunan bir Peygamber var. Yani siz Avrupa’ya İslam’ı götürdünüz yetmedi, Avrupa’dan ileri Antarktika’ya kadar Amerika’ya kadar bütün dünyanın her tarafına İslam’ı götürmekle mükellefsiniz. Zahir olarak işiniz bitmiyor. Dünya bitse haydi bakalım uzaya açılacaksınız, uzayda yaşayanlara İslam’ı anlatacaksınız. Zahir manada bitmiyor. Batın manada da İslam bitmez. Neden? Yolun sonu görünse de yolun sonunu bulamazsın. Her daim bir halden bir hale geçersiniz. Sufi mantalitesi açısından bir kimsenin yolunun sonu yoktur.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 2 Kasım 2019 Sohbeti

Sufi mantalitesine göre bir kimsenin yolunun sonu var mı?

Sufi mantalitesine göre bir kimsenin yolunun sonu yoktur. Yukarı Mezopotamya sufi anlayışında vuslat olmamadığından dolayı, olamayacağından dolayı hep daha da daha, daha da daha, daha da daha, halden hale, halden hale, halden hale, hayretten hayrete, hayretten hayrete, hayretten hayrete, perdeden perdeye, perdeden perdeye, perdeden perdeye hep devamiyet vardır ve hiçbir zaman bir hal üzerinde kalmazsınız ;kalamazsınız kalırsanız zarardasınız. Böyle olunca bitmek tükenmek bilmeyen bir hazine bu, yolun sonu yok.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 2 Kasım 2019 Sohbeti

Halden hale kötüye giden bir kişi nasıl tespit edilebilir?

Halden hale, halden hale kötüye giden bir kişi, kendisi tespit edebilir. Bu kişi, halden hale iyiye gittiğini de kendisi tespit edebilir. Saklı gizli bir durum olabilir. Örneğin, bir bayan çalışmakla alakalı ne düşünüyorsun? Dedim, ben bayanın çalışmasını -benim kendi şahsi fikrim- ben çalışmasından yana değilim. Bir müddet sonra dejenere oluyorlar, dedim. Kendisini zor muhafaza ediyor insanlar, dedim. O olmayacağını, böyle bir dejenerasyon yaşamayacağını söylendi. Zaman içerisinde sana hatırlatırım, dedim. Çalışan bir bayan birinci maaşı alır, önce temel ihtiyaçlarını görür. İkinci maaşı alır, kendisine biraz daha bir şeyler alır. Üç, dört, beş, altı, yedi maaşlar alınca serpilmeye başlar. Tabi, o işe aldığınız kıza bakarsınız beş ay önceki kız değildir o. Yanında bayan çalıştıranlar bilirler. Bizde beş ay bile geçmiyordu, ortalama iki buçuk üç ay. Bu kızcağız da öyle. Tabi, ilk önce odasından çıkmayan kız oda oda gezmeye başladı. Çaya kahveye kakara kukara hahaha hihihi. Karşı oda var, ben tek başıma çalışıyorum. Karşı odada belden aşağı muhabbet çok. Orda iki tane erkek kâtip, mutemet var; muhabbetin sınırı yok. Bir gün bir şuh kahkaha attı oradan. Dedim tamam, sırası geldi. Ben ismiyle hitap ettim, filanca hanım dedim ben. Ben çok nazik kibarım ya ,kendimi de methedeyim arada. Önce bana Mustafa abi diyordu, ondan sonra Mustafa Bey demeye başladı. Ondan sonra arada kaçırmaya başladı Mustafa’cım demeyi. E tabi bende Alsancak çiğnemiş çocuğum, Bayındır çocuğuyum, öyle cimi cımı bilirim. Böyle şuh kahkahayı atınca sırası geldi. Filanca hanım dedim ben, buyurun dedi. Dedim bir dakikalığına gelir misiniz? Ama dedi kahve içiyorum. E dedim burada da içebilirsin dedim ben şimdi. Geldi tık tak tık tak, ayakkabının topukları da büyüdü tabi. Geldi karşıma oturdu. Koltuklar rahat resmi dairelerde. Bir attı bacak bacak üstüne, seyret çiçekli mi böcekli mi neyse. Biliyor musunuz ?dedim. Daha önce geldiğinizde ben sizin dejenere olacağınızı söylemiştim. Bu böyle durdu. Bak, dedim. Eteğinin boyu kısaldı, önceden gömleğini yukarı kadar ilikliyordun şimdi göğüs dekoltesi var, bak iç çamaşırın görünüyor. Tak tak tak ben söylediğimi düzeltiyor. Düzeltme, dedim. Alt iç çamaşırın da görünüyor, öyle bir bacak bacak üstüne attın ki seyret diyorsun, dedim. Dünyada bir tek sen kalacaksın bir de ben kalacağım seni asla almam. Bana da yazılma dedim, bu durdu şimdi. Sen dedim, Hulusi abinin bana emanetisin . Burada bak ne hale geldin, dedim. Bu kötüye gidiştir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 2 Kasım 2019 Sohbeti

Demokrasi kavramı neden karışık bir kavramdır?

Demokrasi kavramının nerede başlayacağı, nerede biteceği, sınırları belli olmayan, başı ve sonu belli olmayan, durduğu yer ve zemin belli olmayan bir kavram olduğu belirtilmektedir. Demokrasiyi savunanlar bu kavramın sınırlarını çizememektedir.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 5 Ekim 2019 Sohbeti

İslam, demokrasi ile uyumlu olabilir mi?

İslam, demokrasi ile uyumlu olamaz. Çünkü İslam, kendi kaidelerine, kurallarına göre yaşamayı tercih ederken, demokrasi kavramı bu kaideleri ve kuralları karşılamaz. İslam, kendi kaidelerine göre yaşamayı tercih eder.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 5 Ekim 2019 Sohbeti

İslam’ın kendi kaidelerine göre yaşamayı tercih etmesinin nedeni nedir?

İslam’ın kendi kaidelerine göre yaşamayı tercih etmesinin nedeni, İslam’ın kendi kaidelerine, kurallarına göre yaşamayı tercih etmesidir. İslam, kendi kaidelerine göre yaşamayı tercih ederken, demokrasi kavramı bu kaideleri ve kuralları karşılamaz.

Kaynak: Çağdaş Siyasal İslam — 5 Ekim 2019 Sohbeti

Hikmet ne demektir?

Hikmet ne? Sünnet-i Seniyye. Hikmet nedir? Sünmez-i Seniyye’dir. Çünkü Cenab-ı Hak ayet-i kerimelerinde, her peygamber için “Biz onlara bir kitap ve kitabın yanında da bir hikmet verdik.” Der ve tırnak içerisinde bütün islâm uleması bu hikmetin, Hazreti Peygamberlere verilmiş olan sünnet olarak nitelendirildiğini söyler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2145-2147. Beyitler Şerhi

Sünnet-i Seniyye’ye tâbi olmak ne anlama gelir?

Sen Sünnet-i Seniyye’ye tâbi olursan, hikmet ehlisin. Sünnet-i Seniyye’ye tâbi değilsen, hikmet ehli değilsin. Hikmet ehli olursan hakikate erişirsin. Hikmet ehli olmazsan, hakikate erişemezsin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2145-2147. Beyitler Şerhi

İlim öğrenmek için ne yapmak gerekir?

Kim ilmi sırf alimlerle tartışmak, alçaklarla münakaşa etmek ve onları mağlup edip insanların teveccühünü kazanmak için öğrenirse Allah onu cehenneme koyar. Ey etrafındaki insanlara hava atmak için, ahkam kesmek için iki tane hadis, beş tane fıkıh bilgisi öğrenmeye çalışan kimse, yerin cehennemlik. Ey dünyalık toplamak için ilim öğrenmeye çalışan kimse, dini geçim yapmak için ilim öğrenen kimse, yerin Cehennem senin. Din geçim aracı değil! Din dünyalık toplamak için bir nesne değil Cenab-ı Hak bu ilmi insanlara bunun için vermedi, dinlerini yaşasınlar daha iyi bilsinler diye verdi. Yine Hz. Ömer efendimizin oğlundan: ‘Kim ilmi Allah’tan başkası için öğrenip onunla Allah’tan başkasının rızasını amaçlarsa ateşteki yerine hazırlansın.’ Sen ilmi niçin öğrendiğine bir bak, sen Allah için öğrendiysen ilmini Allah yolunda harca, ilmini Allah için anlat, ilmini Allah için anlat insanlardan bir şey bekleme. insanlardan bir şey isteme.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2130-2139. Beyitler Şerhi

Akıllılık ve manevi bilgi nasıl aktarılır?

Akıllılık ve manevi bilgi, gayb aleminden sızıntı halinde aktarılır. Bu bilgiler, bir süzgeçten geçirilmeden insanlara aktarılırsa denge bozulur. Hazreti Pir, bu sızıntıların fazlalaşması durumunda ne hüner ne ayıp kalır.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2066-2070. Beyitler Şerhi

Peygamberlerin vefat etmesinin ardından ne olur?

Peygamberler vefat etti. Son peygamber Muhammedi Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem de vefat etti. Bir daha peygamber, nebi, resul herhangi bir kimse gelmeyecek ama peygamber varisi olan veliler, mürşitler bunlar eksik olmayacak. Alimler eksik olmayacak.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2066-2070. Beyitler Şerhi

İlm-i ilahi nedir?

İlm-i ilahi, manevi bilgi ve ilimlerin aktarılmasıyla ilgili bir kavramdır. Bu bilgiler, gayb aleminden sızıntı halinde aktarılır. Maneviyattan gelen şeyi dengeli dervişlere verecek, dengeli.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 2066-2070. Beyitler Şerhi

Hikmetin sahibi kimdir?

Hikmetin sahibi Cenab-ı Hak, bu hikmeti ne yapıyor, peygamberlerine de veriyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1918-1919. Beyitler Şerhi

Hikmetin peygamberlere verilmesiyle ilgili örnek verilebilir mi?

Ali imran, 81: ‘Bir zaman Allah peygamberlerden şöyle söz almıştı: Size kitap ve hikmet verdim. Daha sonra size verdiklerimi tasdik eden bir peygamber geldiğinde, ona inanıp yardım edecek misiniz diye sorunca, onlar da ‘Evet’ diye cevap vermişlerdi. Bakın, daha bu ruhlar aleminde henüz daha, ben daha da geriye gideyim bu konuda, ilmi ilahide Cenab-ı Hak peygamberlerini kendine seçti, kendine seçince onlara dedi ki, onlardan söz aldı, size kitap ve dedi hikmet verdim ama siz, sizden sonra gelecek olan peygamberleri tasd,ik edeceksiniz, son peygamber Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’i de tasdik edeceksiniz ve Adem aleyhisselamdan itibaren bütün peygamberler Muhammed’in Mustafa(s.a.v.)’i tasdik ettiler hep, onun geleceğini söylediler.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1918-1919. Beyitler Şerhi

Hikmetin peygamberlere verilmesiyle ilgili başka bir örnek verilebilir mi?

Meryem, 12: ‘Yahya dünyaya gelince, Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl, diye vahyettik. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve hüküm verdik.’ Bakın, Yahya aleyhisselam da malum genç yaşta şehit edilmiştir. Yahya aleyhisselam, tabiri caizse, cennete gençlerin efendisidir. Tabii, Hazreti Hasan ile Hazreti Hüseyin efendimiz de, gençlerinin efendisidir. Yahya aleyhisselam, tabiri caizse, cennete gençlerin efendisidir. Tabii, Hazreti Hasan ile Hazreti Hüseyin efendimiz de, gençlerinin efendisidir. Yahya aleyhisselam, tabiri caizse, cennete gençlerin efendisidir. Tabii, Hazreti Hasan ile Hazreti Hüseyin efendimiz de, gençlerinin efendisidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1918-1919. Beyitler Şerhi

Tebük gazvesiyle ilgili ne söylendi?

Haberler geliyor, deniliyor ki Bizanslılar çok büyük bir ordu topluyor. Arap kabilelerden de kendine asker topluyorlar. Nereye saldıracaklar? Medinei Münevvere’ye saldıracaklar. Ne zaman? Hicretin dokuzuncu senesi. Bu haberler çok hızlı bir şekilde gelince Allah Resulü sallallahu ve sellem hazretleri muhteşem bir tespit yapıyor. Muhteşem bir şey yapıyor. Ne yapıyor? Bütün her yere haber salıyor, bütün Müslümanları cihada davet ediyor. Diyor ki herkes gelecek, emir var. Her şeyiyle gelecek. Bütün Müslüman kabilelerden eli silah tutanlar Medine’de toplanmaya başlıyor. O zaman Allah Resulü ilk defa herkes ne getirebilecek ise de getirsin, cihada yardım etsin, cihada mallarıyla canlarıyla yardım etsin diye ayet-i kerimeyle hadisi şerifleri de söylüyor. Böylece sahabe, sahabe mal da getirmeye para da getirmeye başlıyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1825-1840. Beyitler Şerhi

Ebu Zer’i Gifari’nin hikayesiyle ilgili ne söylendi?

Ebu Zer’i Gifari’nin yaşlı bir devesi var. O da kuşanır, bütün eşyasını alır, o yaşlı deveyle yola çıkar. O yaşlı deve yolda kalır. Ebu Zer’i Gifari bütün eşyasını, yükünü üzerine alır, o çölü yayan geçer. Tebük, Medine ile Şam arasında bir bölge. Hatta Allah Resulü bir mola verirler. Kıtlık var kıtlık o sene, kıtlık. Hurmalar meyve vermedi, ticaretlerde kıtlık var, herkes aç sefil! Müslümanlar o halde yola çıktılar. Kimisinin devesi yok, kimisinin atı yok. On bin binekli, yirmi bini yayan, çölde yürüyorlar! Susuzluktan kırıldılar, develeri kestiler develerin hörgüçlerindeki suları içtiler. Öyle susuzluk var. O susuzlukta dava insanı, o susuzlukta Allah ve Resulullah aşığı. O yoklukta, o sıkıntıda, o bütün her şeyin olumsuz yürüdüğü bir zamanda Ebu Zer’i Gifari, yolda devesi ölür, ihtiyar deve onu götüremez, bütün eşyasını üstüne yükler, tek başına kervana, şeye, orduya yetişir. Bakarlar uzaktan birisi geliyor. Derler ki ya Resulallah, uzaktan birisi geliyor. Allah Resulü der ki o Ebu Zer’dir. Hani düşman mı acaba diye düşünürler. Allah Resulü böyle bakar, bu Ebu Zer’dir der ve Ebu Zer o çölü yayan geçer. O zaman söyler Ebu Zer’e, o yalnız yaşar, yalnız ölür, yalnız haşrolur. O zaman söyler. Söylediği mesele budur ve yapayalnız, Ebu Zer’i Gifari yolda onlara yetişir. Deve yok, yayan gelir. Yani dava insanı. Dava insanı. Allah ve Resulullah aşkıyla yanan kimse için binek varmış, binek yokmuş, para varmış, para yokmuş, sıcakmış, soğukmuş, o bunları engellemez. O menziline yürür. işte Ebu Zer’i Gifari de öyle menziline yürür.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1825-1840. Beyitler Şerhi

Bizim çünkü edebiyatımız o kadar geniş değil mi?

Allah muhafaza eylesin. Böyle bir, bir şeyi tabii insan yaşamış olduğu, görmüş olduğu hali dile dökmesi zor. Bizim çünkü edebiyatımız o kadar geniş değil. Kelime dağarcığımız o kadar geniş değil. E tabi buna bir de sufi kelime dağarcığı lazım. Böyle olunca Allah beni affetsin, neyi nasıl konuşuruz derdine düşüyoruz. Rabbim muhafaza eylesin inşallah.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1795-1799. Beyitler Şerhi

İlim ve hikmet helal lokmadan doğar mı?

İlim ve hikmet helal lokmadan doğar; aşk ve rikkat helal lokmadan

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1642-1649. Beyitler Şerhi

Helal lokma yiyenler ne olur?

Akcak helal lokma yiyip içenler ilim ehli olur. Ancak helal lokma yiyip içenler hikmet ehli olur. Ancak helal lokma yiyip içenler bir mürşid olur. Helal lokma yiyip içenler ancak insanların önünde önder olur. Diğerleri şeytaniyete önder olur. Diğerleri şeytanın velisi olur, şeytanın evliyası olur.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1642-1649. Beyitler Şerhi

Aklın sebep-sonuç ilişkisini anlaması nasıl açıklanır?

Aklın sebep- nadir bir şeydir. Akıl sebepleri araştırır, sebeplerden müsebbibe gider. Böylece kendince kendi yolu vardır. Aklın kendince bir yolu vardır. Biz bunu reddetmeyin ama biz bunu dinden üstün görmeyiz. Akıl çünkü bir şeyin sebebini, müsebbibini bulamazsa onun aritmetiğini bulamazsa denklemini bulamazsa reddeder onu.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1496-1506. Beyitler Şerhi

Aklın sebep-sonuç ilişkisini anlamaması ne demektir?

Aklın sebep-sonuç ilişkisini anlamaması, bir şeyin sebebini, müsebbibini bulamaması, onun aritmetiğini bulamaması, denklemini bulamaması anlamına gelir. Bu durumda, akıl o şeyi reddeder.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1496-1506. Beyitler Şerhi

İlmi ledüne doğru giden yol nedir?

Birisi ona bir şey söylerken şimdi şu kelimeyi kullanacak der, pat kullanır. Başlangıç! Şimdi bunu söyleyecek, pat söyler; şimdi bunu yapacak, tak o söyler; şimdi köşeden şu çıkacak, kalbine gelir çünkü o, o çıkar. Onun yolu ilmü ledüne doğru gidiyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1466-1469. Beyitler Şerhi

Bilimde şüphe devamlı olması gerekir mi?

Böylece o bilgi hani bazen bize bilgiyi böyle ilahlaştırıp koyuyorlar ya önümüze, yani değişmeyen bir şeymiş gibi, atom parçalanamaz diyorlardı atomu parçaladılar. Örneğin yani atom parçalanamaz dediler, herkese öyle öğrettiler. Sonra kendileri yalanladılar. Dediler ki atom parçalanabilir. Sonra bir daha yalanladılar. Alt parçacıkları var dediler. Sonra bir daha yalanladılar. Bu parçacıkların da altında quarklar var dediler. Sonra bir daha yalanladılar. Bunun altında bir daha parçacıklar var dediler. Yani bunlar dediler hiçbir şey dinlemiyor. Kaos halinde dediler. Sonra onu da yalanladılar. Ben diyorum ki en sonunda hayale geleceksiniz siz, diyeceksiniz ki bu dünya, bu kainatta madde denilen bir varlık yok diyeceksiniz sonunda diyorum. Ondan sonra kuantum fiziğini geliştirdiler. Kuantyum fiziğine göre madde yok zaten şu anda ve bu kargaşayı da diyorlar ki bu bir hesap üzerine gidiyor.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1454-1460. Beyitler Şerhi

Vahiyin üç türü nelerdir?

Vahiyin üç türü şunlardır: 1. Bir insana direkt vahyediyor Cenab-ı Hak. 2. Perde arkasından vahyediyor. 3. Bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1454-1460. Beyitler Şerhi

Allah’ın konuşmasıyla ilgili bir ayet nereden alındı?

Allah’ın konuşmasıyla ilgili bir ayet, Şura 51’den alındı. ‘Allah bir insanla ancak vahiyle yahut perde arkasından konuşur yahut bir elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz o yüceler yücesidir. Hüküm ve hikmet sahibidir.’

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1454-1460. Beyitler Şerhi

Vahiyin ne demek olduğu?

Vahiy, Allah’ın bir insana, bir elçi aracılığıyla ya da perde arkasından, ya da doğrudan konuşmasıdır. Vahiy, Allah’ın bir varlığa doğrudan mesajı vermesidir. Allah, bir insana doğrudan vahyedebilir, bir elçi aracılığıyla da vahyedebilir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1454-1460. Beyitler Şerhi

Levh-i Mahfuz’dan ilim nasıl gelir?

Levh-i Mahfuz’dan ilim, Allah’ın marifet nuruyla nurlandırılmasıyla gelir. Bu durumda, Allah’ın marifet nuru, kalbimize ışık verir ve bizim bilgilerimiz, Levh-i Mahfuz’dan ilim olarak kalbimize gelir. Bu, Allah’tan korkma, takva sahibi olma ve hikmet öğrenme ile ilişkilidir.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 1061-1065. Beyitler Şerhi

Neden bazı hastalıkların tedavisi bulunamıyor?

Neden hala daha corona çıkalı neredeyse bir yıl olacak, bir yıldan beri beni corananın aşısını bulamadık ve bakıyoruz kendimizce tam olarak bir aşımız çıkmadı daha kendi aşımız? Neden dışarı biz muhtaç olalım? Biz çalışalım, biz gayret edelim. Neden bazı ilaçları tedavi edici unsur olarak kullanılmıyor da hep böyle bastırılmış olarak kullanılıyor. Yani örneğin işte bir şeker hastalığının tedavisini bulamıyoruz. Bir kanser hastalıklarının tam olarak tedavilerini bulamıyoruz veya bazı hastalıkların tam olarak tedavilerini bulamıyoruz. ilaç sektörünün deney hayvanları gibi olduk. Allah bizi affetsin. O yüzden çalışalım. Allah çalışanları sever. Hem manevi olarak, hem de maddi olarak çalışalım, gayret edelim. Tembellerden olmayalım.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 975-987. Beyitler Şerhi

İlim ve ilmi ilahidin ne anlama gelir?

Kitabın yanındaki hikmet nedir? Kitabı anlama u bilme kitabı yaşamadır. Bu nedir? Bu ilmi ilahidir. Bu ilmi ledündür. Namaz emredilmiş, namazın kılma şekli, Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’ e ilmi ilahiden bildirilmiş. O yüzden öyle demiş. Namazı benden gördüğünüz gibi kılın. O yüzden demiş ibadetlerinizi benden gördüğünüz gibi yapın. Kendi kafadan ibadet uydurmayın.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 843-845. Beyitler Şerhi

Simya ilminin çıkış noktası nedir?

Bütün kimyayı meydana getiren, yaratan o. Mucizeler bağışlayan da o. Simya ilminin, bu noktada çıkış noktası da Harut Marut olabilir. Tabii sonra zühreye takıldılar ya! Zühre de işveli, nazlı, güzel mi güzel bir kadın. işvesiyle, nazıyla, güzelliği ile mest ediyor herkesi. Ondan sonra onlara ne yaptı? Bir insanı öldürtdürdü. Katil oldular.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 515-524. Beyitler Şerhi

Zühre’nin tövbesi sonucunda ne olur?

Rivayet edilir ki Zühre, yapmış olduğu işten çok pişmanlık duyar. Öylesine tövbe eder, öylesine tövbe eder Cenab ı Hak onun üzerinden bir yıldız yaratır ondan. Zühre yıldızı ordan gelir. Edebiyatlara konu veya sirius yıldızı diyorlar ya kimisi. Gibi…Simya da nedir! Onun ilminin , onun mucizesinin yanında simyanın da bir anlamı yok.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 515-524. Beyitler Şerhi

Kur’an ve sünnetin dışında hikmet aramak doğru mudur?

Kur’an ve sünnetin dışında hikmet arama. Kur’an ve sünnetin dışında, sen marifetullah arama. Kur’an ve sünnetin dışında kendine bir yol arama. Kur’an ve sünnetin dışında kendine bir hakikat arama. Allah muhafaza eylesin. işte bunlar da o kimseler öl dese ölecekler. Birtakım sufilerin içerisinde de vardır ya bize şeyhimiz öl dese ölürüz. Hiçbir şeyhi duymadım bugüne kadar, müridine öl desin. Ben hiç duymadım. Bir mürşidin yap dediğini yapmayan, nasıl öl dediğinde ölecek ya? Bunların hepsi de edebiyat. Böyle olanlar var mıdır? El cevap vardır. Sakın ha bizim yolumuz ondan değil. Benim kur’an ve sünnet dairesinin dışında söylediğim bir şeye arkadaşların itaat etmesini istemiyorum. Hatta beni uyarsınlar. Bana nasihat etsinler. Desinler ki bu kur’an ve sünnetin içerisinde yok. Bu kur’an ve sünnete aykırı bir durum. Hakkınızı helal edin ama bundan bir geri dönseniz, geri dönelim. Allah muhafaza eylesin. Herkes ölüp gidecek, hesap verecek. Hepimiz hesaba çekileceğiz. Cenab ı Hak cümlemizi korusun inşallah. Hakkınızı helal edin.

Kaynak: Mesnevî-i Şerîf 458-467. Beyitler Şerhi

İlmî ledün nedir ve nasıl tanımılmaktadır?

İlmi biz böyle bu meselede tarif edecek olursak eğer kısaca, tanımlama açısından, bir ilim vardır ki şer’i ilimdir. Şeriatın ahkâmıdır. Hani bizi ilgilendiren konuları konuşmak istiyorum. Şeriatın ahkâmıdır. Biz buna şer’î ilim deriz. Fıkıh ilmi gibi. Hz. Peygamber sallallahü vessellem hazretlerinin ‘Allah bir kimseye hayır murat ettiyse onu fıkih eder, fıkıh ilmine sahip olur’ hadis-i şerifi mucibince fıkıh ilmidir şer’i ilim. İkincisi de akli ilimdir. Bu tecrübedir. Okumakla elde edilir. Bir konuda uzmanlaşaraktan okuyaraktan veya çalışaraktan elde edilen aklî ilimdir. Üçüncüsü vicdanidir. Cenab-ı Hakk’ın bütün insanların gönlüne, kalbine koyduğu ilimdir. Dördüncüsü de ilmi ledündür. Asıl konuşulacak bizim için ilim, ilmi ledündür.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Cömertlik

İlmî ledünün hangi kimselere ait olduğu?

Sadece velilere has ilmi ledün, velilerin içerisinde mürşidi kâmillere en yüksek derecesi, sonra velilere, sonra evliyalara, sonra evliyalardan sonra salih kimselere bahşedilen ilim. Bu direkt Allah’ın ilmi ilahisinden coşup gelen ilim. Bu sufilerce çok önemli olan ama ne yazık ki bugünkü tarikat dünyasında elde edilmesi güç olan ve büyük bir çoğunluğunun elde edemediği ilim ve büyük bir çoğunluğu elde edemediği için yok gördükleri, bakın altını çiziyorum, yok gördükleri, olmaz dedikleri, bunlar konuşulmaz, bunlar bilinmez dedikleri ilim.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Cömertlik

İlmî ledünün ne gibi önemi vardır?

Çünkü buna kör olduklarından dolayı kalbe gelen ilhamı kabul etmeyen veya zikrullahta görülen hali, ilhamı kabul etmeyen veya sahih rüyayı kabul etmeyenlerin ilmi. Sahih rüya da ilmi ledündendir çünkü. Sahih hal görmek, zikrullahta veya ders çekilirken hal görmek, o da ilmi ledündendir. Bunu bilmeyen insanlar bunu inkar ederler, karşı gelirler. Çünkü bu ilim onlarda yoktur. Bu ilime sahip çıkacak olan bir kimse, olan kimse perde gerisinde seçilmiştir ve bu ilme, bu ilimle ilimlenen bir mürşidi kamilin, bir şeyhin eğitiminden geçmesi gerekir.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Cömertlik

İlmî ledünün eksikliği neden bir mürşidin mürşit olmamasına neden olur?

Eğer bir şeyh, ilmi ledün olmamış olsaydı o hiçbir zaman bir mürit yetiştiremez, hiçbir zaman ilmi ledün sahip bir kimse de yetiştiremez. Onlar buna kördür. Hani geçenlerde şeyh efendinin şeyhliğine laf söyleyenler, şeyh efendinin dergâhından üç tane şeyh çıktı dedim, dikkat edin, üç tane şeyh çıktı şeyh efendinin dergâhından. Eğer ilmi ledün olmamış olsaydı bunun olması mümkün değildi.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Cömertlik

İlmî ledünün eksikliği neden bir şeyhin şeyhliği geçersiz kılar?

Ben daha Bayındır’ın zakiriydim, bana rüya ve hal tevili vermişti. Ben daha Bayındır’ın zakiriydim, ben genceciktim. Onların dergâhlarında rüyalar görülür, haller görülür. Onların dergâhlarında kerametler görülür, onların dergâhında, dergâhlarında rüyalar, haller uçuşur. Bu ilme sahip olmayan kimse de onları hor hakir görür. Hor hakir gördükleri için son nefesleri tehlikededir. Tövbe edip geri dönmezlerse. Çünkü peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzünü inkar etmiş olurlar. Peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzünü inkâr ettikleri için peygambileri inkar etmiş hükmüne girer.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Marifet Kapısı: Cömertlik

Marifet ilmine sahip olma nedir?

Yediincisi neydi? Bu ilim neydi? Marifet ilmine sahip olma yani o kimsenin kalbi ilimlerde yol alması. Sonra hoşgörü. Neye hoşgörü? Harama mı? Neye hoşgörü? Küfre mi? Neye hoşgörü? Allah’ın lanetlediği işlere mi? Dikkat edin, hoşgörü mümin kardeşinin hatalarını, kusurlarını, onun böyle gözüne sokarcasına, onun böyle ayıbını kusurunu araştırmadan onu böyle hoş görüp ona nasihat etme.

Kaynak: Dört Kapı Kırk Makam – Tarikat Kapısı: Tövbe ve Mürşid

Bu işin bir de nesim var, bir de hani, aynen yakine var, aynen yakine olarak baktığımızda, okumsa artık böyle o şeyi görmeye başlıyor mu?

Ilmi olarak hairet. Bu işin bir de nesim var, bir de hani, aynen yakine var, aynen yakine olarak baktığımızda, okumsa artık böyle o şeyi görmeye başlıyor. Bakın onu görmeye başlıyor. Okudu ayetik herimi, erbi olay sayışanan bir şeyse, onu görüyor. Ayetik herimi, okurken görüyor. Bu manemi o olarak görüyor. Bu da ne, bu da aynen yakine noktasında hairet. Okumsa artık örneğin işte namaza durdu. Kıblen ne tarafta, beytu Allah’ta. Allah’ı ekber dedi. Namaza durdu, beytu Allah’ı, aynen yakine olarak gördü. Beytu Allah şarkıda gözünün önüne geldi. Aynen yakine kıblesini gördü. Ve ahirlamdülü lahirabül, ailemin dedi.

Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 23.11.2023

Dîni geçim aracı yapmak ve devlet memurluğu nedir?

Bir soru da şuydu: "Geçen hafta dîni geçim aracı kullanmayın diye söylediniz. İmamlar, müezzinler devletten maaş alıyor; bu da dînden geçim değil midir?" Bu meselede bir sıkıntı yoktur. İmamlar, ve müezzinler devlet memurudur. Maliye’de çalışanla Diyanet’te çalışan arasında bir fark yoktur; her ikisi de devlet memurudur. Onların maaş alması, dîni geçim aracı yapmak kapsamında değerlendirilmez.

Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 21.12.2023

İlmel-yakîn, aynel-yakîn, ve hakkel-yakîn mertebeleri nedir?

İlmel-yakîn, aynel-yakîn, ve hakkel-yakîn mertebeleri için bkz. Tekâsür Sûresi, 102/5-7; Kuşeyrî, er-Risâle , "Yakîn" bahsi.

Kaynak: Tasavvuf Vakfı Mustafa Özbağ Efendi – 21.12.2023

İslâm’da felsefenin yeri nedir?

Felsefe, aklî muhâkemeye dayalı, kişiden kişiye değişen bir düşünce sistemidir. Her felsefeci, kendi aklî çerçevesinden hareket ettiği için felsefe değişken bir yapıya sahiptir. İslâm ise tamamen vahye dayalıdır. Kur’ân-ı Kerîm, beşerî bir ürün olmadığı için zamana, ve mekâna göre değişmez.

Kaynak: 306. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Akla gelen ayrıdır, kalbe gelen ayrı mıdır?

Hani konuşan dili olurum dedi, o artık o kendi aklının ürününü konuşmaz, kalbine geleni konuşur. Akla gelen ayrıdır, kalbe gelen ayrıdır. Kalbe gelen ilim, senin bilmediğin bir ilimdir. O güne kadar onun tedrisatını yapmamışsın. Sen, o kalbe gelen ilimdir. Akla gelen ilim ise okuduğun tedris sonucu.

Kaynak: Akla gelen ilim ile kalbe gelen ilim farklıdır 8.10.22

İnsanoğlu ne kadar ilim alırsa alsın ne kadar bilgili olursa olsun nereye kadar ulaşırsa ulaşsın ruhla alakalı kanun Kaide belli ona Ondan size çok az mıdır?

İnsanoğlu ne kadar ilim alırsa alsın ne kadar bilgili olursa olsun nereye kadar ulaşırsa ulaşsın ruhla alakalı kanun Kaide belli ona Ondan size çok az bir bilgi verilmiştir O yüzden Normalde bir kimse ne kadar çok bilirse bilsin Bu kim olursa olsun hangi konuda olursa olsun Allah’ın ilminin bilgisinin kudretinin kuvvetinin yanında esamesi okunmaz azdır şimdi böyle insanlar bu ahir zamanda üç kuruşluk bir bilgi kendilerinde çok büyük bilgili devasa Bilgi yüklü insanlar olarak görüyorlar Allah’ın ilminin yanında bütün kulların Hatta Adem’den bugün zamana kadar Bu zamandan kıyamete kadar bütün kulların edinecek olduğu bilgileri üst üste alt alta koysak Allah’ın bilgisinin yanında esamesi olmaz, yani nokta dahi olmaz bakın nokta dahi ol, bilgisinin yanında kulların bilgisini o yüzden, ama ruhun varlığı, ancak bedenin varlığıyla bilinir beden olmazsa ruhun varlığı bilinmez beden olmazsa ruhun tecelli edeceği alan yoktur, ve bütün tecelliyatlar bir bedene taalluk eder

Kaynak: İnsanoğlu ne kadar ilim alırsa alsın ruhla alakalı kanun belli, ondan size çok a

Cenâb-ı Hak’ın ezelî ilminin başlangıcı var mı?

Cenâb-ı Hak’ın ezelî ilminin başlangıcı yoktur; tüm sıfatları gibi ilim sıfatı da ezelîdir.

Kaynak: Gayb aleminde kaza ve kaderin zuhuru Cenâb-ı Hakk’ın ezeli ilmi dairesinde tecel

Allah hikmeti dilediğine verir ne demektir?

Allah hikmeti dilediğine verir. konusunda Mustafa. Özbağ Efendi. ‘nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, Allah hikmeti dilediğine verir hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.

Kaynak: Allah hikmeti dilediğine verir

Allah hikmeti dilediğine verir konusunda neler söylendi?

Sivas’ta Ali abi vardı Hüseyin Bilir Ali. Bilir kar dağlardan. Adnan bilir. Hafız kimse yolda giderken Kur’ân-ı Kerîm okuyarak Tan gider bildiğiniz. Hafız böyle Ben dervişlik hayatım boyunca öyle disiplinli hemen hemen günlük 5.000 Tevhit çeken başka bir kimse tanımadım ben de dahilim buna her sabah Kur’ân-ı Kerîm okur günlük 5000 tevhidini çeker disiplinidir bakın böyle disiplinidir onun bana söylediği şey şimdi şey efendiyle bunu konuştuk baş başa. Usta efendi. Dedi Ben görevi bana bekliyordum dedi. Nasıl dedim abi ya E dedi Ben de nakib nü kabayım hafızım direkt bana söylediği şey Allah rahmet eylesin görev bana verilir diye düşünüyordum onu bekliyordum dedi, ama dedi.

Kaynak: Allah hikmeti dilediğine verir

İslam’ın dışındaki felsefelerin en büyük handikaplarından birisi nedir?

İslâm dışındaki felsefelerin en büyük handikaplarından birisi aklı ilâhlaştırmasıdır. ‘Akla uymuyor’ denildiğinde akıl mutlaklaştırılmış olur. Hâlbuki rûhu kabûl etmeyenler bile ‘rûhî hastalık’ kavramını kullanırlar. Mâdem ruh yok, neden rûhî hastalık var? Bir kimse aklını kaybeder, ama yaşamaya devâm eder; demek ki hayat salt akıldan ibâret değildir.

Kaynak: İslam’ın dışındaki felsefelerin en büyük handikaplarından birisi aklı ilahlaştır

Aklın her şeyi açıklamaya yetmediğini neden belirtiyor?

İster agnostik ister ateist olsun, bu düşünürler kendi felsefelerince Allah’ın, ve peygamberlerin varlığı hakkında farklı görüşlere sâhiptirler. Ancak aklı tek ölçü almak, rûhu, kalbi, ve mânevî tecrübeyi göz ardı etmek, insanın hakīkatini eksik kavramak demektir. İslâm, aklı değerli görür, ama onu ilâhlaştırmaz; akıl, vahyin rehberliğinde doğru istikāmetini bulur.

Kaynak: İslam’ın dışındaki felsefelerin en büyük handikaplarından birisi aklı ilahlaştır

Kur’ân-ı Kerîm’deki tabiri fil ilimde rasih olanlar ilim ledine sahip olanlar mı bunları anlayabilenler sadece?

>> Onlardı tamamı değil. Gerektiği kadar. >> Aktıldığı kadar mı? Vahyedildiği kadar mı? >> Gerektiği kadar. Ne kadar gerekiyorsa o kadar. Faydasız ilimden Allah’a sığınırız. Hadis-i şerif gerektiği kadar daha ileri seviyede Asshap bunu söylerdi.

Kaynak: Müslümanları maneviyattan, manadan uzaklaştırdılar

Bunun bana yolunu kim gösterecek?

Bir kısım çevreler insanların dinle bağlarını, maneviyatla bağlarını kesmek için yetiştirilmişler. Perdelemek için yetiştirilmişler. Ben artık ne ilahiyata ne Diyanete inanmak istemiyorum. İnanmak istemiyorum. Acı şeyler bunlar. Yani dıhye suretinde gördüğü iyi. Ya ben dıhye suretinde görmek istemiyorum. Ben o göz tembelliğini, o mana tembelliğini yaşamak istemiyorum.

Kaynak: Müslümanları maneviyattan, manadan uzaklaştırdılar

Amaç akılsallaştırıp bu akıl dışı deyip ayet-i kerimelerin büyük bir kısmını yok edecekler mi?

Sen ruhun varlığını kabul ettiğin anda din akılsallaşmaz. Sen îmân kalb ile tasdik dediğin anda akılsallaşmaz. Sen ahiret dediğin anda akılsallaşmazdın. Ama amaç akılsallaştırıp bu akıl dışı deyip ayet-i kerimelerin büyük bir kısmını yok edecekler. Akıl dışı çünkü. Ama çok o yüzden masum bir ilim olarak görmüyorum veya masum bir ilim fantezisi olarak da görmüyorum. Tasarlanmış, ayarlanmış, cımbızla çekilmiş insanların ahiret inancını, ahiret inancını yok ediyorlar.

Kaynak: Müslümanları maneviyattan, manadan uzaklaştırdılar

Namaz da salat demek midir?

İslâm dünyası da bundan sıyrılmak istiyor. Yani Müslümanların başındaki hükümetler, krallar, kraliçeler, ne bileyim devlet başkanları, işin siyasetinde olanlar İslâm’ın bu ideolojik yönünü görmek istemiyorlar. Yani sadece namazı kılacaksın, orucu tutacaksın, hatta namazı da vaktin olursa kılacaksın. Hatta namaz da salat demektir. Salat da övmek demektir. Sen översen namazda kılmış olursun. Sıkıntı değil. Gece gündüz sen Allah’ı öv. Namaz o namaz değil. Muhteşem bir savaş var.

Kaynak: Müslümanları maneviyattan, manadan uzaklaştırdılar

Sufinin kalbine gelen ilim neye benzer?

Peygamberlere gelen vahiy Cebrail Aleyhisselâm’la indirilir. Sufinin kalbine gelen ilim ise direkt Allah’tan gelen bir ilimdir. O yüzden bu vahiyle asla karıştırılmasın. Bazı eserlerde, bazı yerlerde bununla alakalı vahiy nitelendirmesi vardır. Kur’ân-ı Kerîm’den alıntı Allah Meryem’e vahyetti. Allah arıya vahyetti. Bakın Allah Meryem’e vahyetti. Yani Meryem’e bildirdi. Ne yapması gerektiğini bildirdi.

Kaynak: İnsan-ı kamilin kalbine gelen ilimde şeytanın, nefsin ve kâfir cinninin müdahale

Allah insana ilham eder mi?

İnsan-ı kamile ilham eder. Nasıl Meryem’e ilham ettiyse, nasıl İbrahim’in annesine ilham ettiyse Allah, Allah insan-ı kamile de böyle ilham eder. Varlık olarak nasıl arıya vahyettiyse, ona ne yapması gerektiğini ilim olarak ona verdiyse, ve ilmi onun içerisine yerleştirdiyse, ve arı direkt kanatlandığı anda o ilimle ne yapması gerektiğini otomatiğe alıp yapması gerekeni yapıyorsa Allah varlık âleminde hiçbir şeyi boş bırakmamıştır.

Kaynak: İnsan-ı kamilin kalbine gelen ilimde şeytanın, nefsin ve kâfir cinninin müdahale

İnsan-ı kamilin ilmi neye benzer?

Hepsini ilmiyle ihata etmiştir. Hepsini de ilmiyle ihata ederekten çiçeğinden böceğine, hayvanından insanına, yıldızından gezegenlerine, ve uzaya kadar Allah ilmiyle her şeyi ihata etmiştir. İnsan-ı kamil noktasındaki bir sûfî Allah’tan almış olduğu bu temiz ilimle yürür, ve insan bu noktada beşeri olan, beşeri olan bütün vasıflarını bu ilimle beşerilikten kurtarır. O karanlıktan aydınlığa, o zulümden kurtulup bu manada özgürlüğe kavuşur, ve ne onda bilgisizlik kalır ne onda cehalet kalır.

Kaynak: İnsan-ı kamilin kalbine gelen ilimde şeytanın, nefsin ve kâfir cinninin müdahale

Sen kendini bilmezsen bu nice okumak mıdır?

İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır.

Kaynak: İnsan, alem-i kebirdir

Ahmed’e, Mehmet’e göre bir emir değil midir?

Şeyh Efendi buyurdu: "Sağlığımda birisine işâret etmediysem, sağlığımda rüyâ ile istihâre yapacaksınız, istişâre yapacaksınız, ve bir yere tâbî olacaksınız." Bu hadîs-i şerîfin emridir, peygamberî bir emirdir. Ahmed’e, Mehmet’e göre bir emir değildir.

Kaynak: Birine işaret etmediysem benden sonra istihare, istişare yapacaksınız bir yere t

Bu eksiklik, onun mezhebî tutarlılığından kaynaklanmaz; aksine, Eşarî, ve Şâfî̱î mezheplerinin keskin çizgilerini koruması, meseleyi daha da derinleşt midir?

Gazâlî’nin felsefesi eksiktir. Bu eksiklik, onun mezhebî tutarlılığından kaynaklanmaz; aksine, Eşarî, ve Şâfî̱î mezheplerinin keskin çizgilerini koruması, meseleyi daha da derinleştirmektedir. Gazâlî, bu noktada mezhebî olarak katıdır, ve Sünni çizgisini muasır düşünürler arasında keskin bir şekilde belirlemektedir. Bugün baktığımızda da bu durum geçerliliğini korumaktadır.

Kaynak: Gazali’nin Bağdat’ı terk etmesi vazifeden kaçış değil, her sufide görülen bir iç

Diyanet İşleri Başkanı’nı devlet atıyor mı?

Diyanet İşleri Başkanı’nı devlet atıyor, isterse görevden alıp başka birini atabiliyor.

Kaynak: Cuma namazını Atatürk’ün verdiği müsaade ile kılıyorsunuz, devlet dini yönetiyor

Gayp aleminin parlak Pak ruhu hiç Ayıp görür mü ayıp gözlü olanlar ayıpları ayıp görürken gayp aleminin Pak ruhu hiç Ayıp görmüyor bu söz Kemale ermiş mi?

Fakat gayp aleminin parlak Pak ruhu hiç Ayıp görür mü ayıp gözlü olanlar ayıpları ayıp görürken gayp aleminin Pak ruhu hiç Ayıp görmüyor bu söz Kemale ermiş manevi olarak olgunluğa erişmiş kişilerin, yani pir makamında olan zatların eksikliklere, ve noksanlıkları bakış açısı farklıdır, çünkü her eksiklik, ve noksanlık da Allah’ın hikmetini gör L Derler ki bunda bir hikmet var bir kimseye bir vazife verirler o vazifeyi verdiklerinde o kimse o vazifeyi hakkıyla yerine getirmez der ki bunda bir hik, o bu makamda değilmiş bunları açık açık konuşayım da bilinsin, yani normalde veyahut da o makamın o eee Eee esmanın tecelliyatı bildiğinden dolayı örnekleyerek söyleyeceğim x kimseye hay esmasını verir, ama o kimse de Hay esmasının tecelliyatı görmez görmediği zaman onu ayıp olarak görmez der ki o bu makamın adamı değilmiş onda Hikmet görür burada ayıp görmez o kimse burada onda Hikmet görür der ki o bu halin insanı değilmiş O bu makamın insanı değilmiş Böylece bu Pir makamındaki insanlar her şeyde Cenabı Hakk’ın sıfatlarının mükemmel bir derecede tecelli ettiğini görür, çünkü sıfatsız onda hikmet vardır O yüzden o Pak ruh sahibi olan o büyük Pir efendilerin gördükleri her şey cenab-ı Hakk’ın gayp aleminden şehadet alemine tecelli eden hakikatten başka bir şey değildir herkesin ayıp, ve kusur gördüğü şeyde o kimse Onun makamının, ve onun halinin bir sonucu olduğunu görür, yani o kimseyi korkak bilmezsin ta ses çıktı korkar o onu Normalde korktuğunu görürsün dersin ki bu cesaretli değil o pat diye ses ayıp değildir Onun için o, çünkü ne olduğunu görmüşsündür Onun bu hamur çok su götürür, ama normalde insanlar arasında ayıpmış gibi görünen şey o insanın o insanın Hani üzerinde ayıpmış gibi görünen şeyi o kimse bakarken onun derecesini tespit eder O ayıp olarak görmez on bunun derecesi der bu bunun hali bu kedi bir an Aslan rolüne bürünür Öyle değil mi Aslan da kedidir aynı sınıftan kedi de kedi, ama onun adı kedidir onun adı aslandır aynı familyadandır bir böyle gerer kendini deil mi kabartır böyle onu aslanı Görmeyen bir kimse onu o esnada Aslan, oysa o kedidir bunu aslanı tanıyan onun ne kadar kedi kabarırsa kabarsın kedi olduğunu bilir, çünkü o kabarınca manlık yapmaya başlar aslandan şaklabanlık bekleyemezsin O şaklabanlık yapmaz şimdi böyle olunca bir kimse Allah’a yaklaşması, ve manevi olgunluğa eriştik çe o kimsenin insanlar üzerindeki ayıba bakış açısı da değişmiş olur bilhassa sufilik yolunda o Pir makamındaki kimse Hani Eee eksik noksan tecelliyatı onların üzerinde görünce eksiklikleri, ve noksanlıkları onları bu Halle kıyasla.

Kaynak: Pak ruh sahibi olan zatlar insanlar üzerindeki her eksiklik, noksanlıkta Allah’ı

Allah’ın isimleri nelerdir?

Halde. Bu kulağa bir kulak ne ismi idrâk etmemek gerekir. O zaman bir kula biz sen vursun dememiz gerekir sen helisin demek bakın kıymetli. Dostlar bir medeniyet böyle kuruluyor. Bu bir medeniyetin temelini, ve temel taşını. Otur oturduğun oturan felsefe böyle Allah’ın isim, ve sıfatlarını kullarının üzerinde isimlendiriliyor bir kul Allah’a yakın olmasına rağmen kendisine kendisi ben mi geleyim demiyor, ve bir başkası da filan dokul Allah’ın velisidir demiyor ve. Terbiye bu abone ol ne var, ve çevrelerin böyle laf söylemekten maharet gördükleri. Arabi’nin sozunu abone ol Allah Allah bu ismi kendine iflas ettiyse bu. Ancak ona ait bir isim olur aldım ben. Rahman ismini. Biz bir kimsenin üzerinde söylememiz mümkün değil bu. Emrah’ın ismini birisini üzerinde söylememiz mümkün değil.

Kaynak: Muhyiddini Arabi de Veli, Kutub, Aktab

Her yaratılanın üzerinde birçok ilim tecellî eder: kudret, kuvvet, el-Alîm sıfatı gibi birçok sıfatsal tecelliyât var mıdır?

Her yaratılanın üzerinde birçok ilim tecellî eder: kudret, kuvvet, el-Alîm sıfatı gibi birçok sıfatsal tecelliyât vardır.

Kaynak: Allah’ın yaratmasında bir son olmayacağı için ilminde de bir son olmayacaktır

İlmî Kaynak: İhyâ-ü Ulûmi’d-Dîn nedir?

İmam Gazâlî’nin ‘İhyâ-ü Ulûmi’d-Dîn’ (İslâm İlimlerinin Ihyâsı) adlı eserinde gaflet konusu detaylı olarak işlenmiştir. Gazâlî Efendi, gafletin dünya sevgisinden, nefsin isteklerinden kaynaklandığını vurgular.

Kaynak: l0 (NASİHAT⧸1) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.04.2023

Hikmet ve bilgi arasındaki fark nedir?

Bilgi, eşyanın zâhirine vâkıf olmaktır; hikmet ise olayların ve varlıkların hakîkatine feraset nûruyla ulaşmaktır. Hikmetsiz bilgi insanı helâka götürebilir. Nitekim bugün pek çok kimse âyet ve hadis ezberlemiş, fakat hikmet ve ferasetten yoksun kalmıştır. Bilgiyi hikmetten üstün görmek, insanlığın en temel sıkıntılarından biridir.

Kaynak: 25. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

İmkân İspatı ve Tahkîk Ehlinin Yolu nedir?

Tahkîk ehli ârifler, bir şeyin nereden geldiğini, nasıl mümkün olduğunu ve hangi sebebin onu vücuda getirdiğini müşahede ederek ispat ederler. Bu müşahede, sebebin içini, nedenini ve oluşumun her durağını derinden kavramaktır. Bu kimseler hem tahkîk ehli hem müşahede ehli hem hâl ehli hem de kalbî akla sahip olanlardır; kalplerini Cenâb-ı Hak’ka nazargâh hâline getirdiklerinden mârifet ilimleri sürekli artar.

Kaynak: 21. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Alim üstün olduğunu kabul eden kimse bilginin değerini bilir mi?

Alim üstün olduğunu kabul eden kimse bilginin değerini bilir. Bilgi ve güven bir arada olmalıdır; bilgiden kopmayan ve güvenilir olan kimse hem kendini hem de etrafını şereflendirmiş olur.

Kaynak: 3. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

Bilgi hem dünyada hem ahirette ve her yerde hüküm sahibidir mi?

Bilgi hem dünyada hem ahirette ve her yerde hüküm sahibidir; çünkü onun üzerinde eksiksiz olan Allah’ın bilgisidir. Bu yüzden insan bilgisini asla tam görmemeli; eksikliğini bilerek aramaya devam etmelidir.

Kaynak: 3. Fususul Hikem Okumaları Muhiyiddini Arabi

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları