1. Bölüm
Allâh gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşa’Allâh. Peygamber efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem kalbinin çıkarılıp yıkanması gibi diğer peygamberlerin de kıssaları var mı? Bu peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine münhasır bir şey çünkü o küçük zelleden de Cenâb-ı Hak onu muhafaza etti. Geçmiş peygamberlerde küçük zelleler vardı. Hz. Muhammed Mustafa’da sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinde o küçük zelleler de yoktu. Bunun bir yedi yaşında, bir de normalde periyodik olarak üç tane ameliyatı var öyle manevi. O yüzden o peygamberliğinden önce de, o yedi yaşındaki ameliyatından dolayı peygamberliğinden önce de hiç hata, kusur işlemedi.
Şimdi peygamberlerin peygamberlik öncesi hataları, kusurları olmuştur. Diğer peygamberlerin bu hataları, kusurları olmasına rağmen Hz. Muhammed Mustafa’da sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinde ne peygamberlik öncesi ne de peygamberlik sonrasında hiç hatası, kusuru yoktur. Bu noktada biz onun İsmet sıfatıyla sıfatlandığına inanırız, iman ederiz. Şimdi zaman zaman bazı böyle bu konuda söz söyleyen kimseler onun hatasının kusurunun olduğuna dair iddialarda bulunuyorlar. Bu doğru iddialar değil, bunun arkasından hatasını kabul ederse bir kimse, o zaman sahabeleri özür dilerim, hadîs-i şerifleri direkt tartışmaya açacaklar. Bu sefer ardından İslam dünyasında büyük bir tartışmaya çanak tutacaklar.
Allâh muhafaza eylesin. Öğrenmek için soruyorum ben pazartesi mahalle dersine gitmiyorum ama aynı gün buradaki Hüseyin abinin dersine katılıyorum. Derssiz kalmamak adına. Öncelikle mahalle dersimi, oradaki sorumluya tabi olmak zorunda mıyım? Sorumlular bizden küçük olsa da onlara abi diye mi hitap etmeliyiz? Normalde bir kimse, bir işi var, bir işinden dolayı mahalle dersine yetişemedi. buraya geldi, normalde buradaki derse katıldı. Bunda bir beis yok ama sırf mahalle dersini protost etmek veyahut oraya katılmamak veya oradaki sorumluya tabi olmama düşüncesiyle yapılırsa bu doğru bir şey değil. Sorumluya tabi olmak zorunda mıyım? Evet. Bakın bunu açık açık söylüyorum ben. Şimdi böyle geriye dönerek yönelik bir şeyler söyleyeceğim.
Benim geriden almış olduğum dersler var. Benim geriden almış olduğum derslerden birisi şu. Kıymetli kardeşler bunu açık ve net söylüyorum. Ben tayin ettiğim sorumluları tartıştırmam. Bir kimseye orayı tayin etmişim. Bu erkek bayan hiç değişmez bir şey. Kimi tayin ettiysem ettim. O kardeşlere dergahla alakalı tabi olma noktasında bunu tartıştırmam hiç. Ya ben ona tabi olmasam olmaz mı? Olmaz kardeşim. Al dersini git. Çok açık ve netim bu konuda. Mahallede bir kardeş var. Ders yaptırıyor. Yaşın senden küçüksün. Abi demek zorunda değilsin. Böyle bir derdimiz yok bizim. Yok. Veya bayanlara yaşın senden küçük. Abla demek zorunda değilsin. Ne diyeceksen de. Ne olacak ki ya? Ben şimdi İsmail’e İsmail abi diyorum.
2. Bölüm
Bir tarafım mı eksiliyor benim? Veya bizim lastikçi İsmail abi. Benden küçük. Benim dilim alışmış. İsmail abi diyorum ona. Ne olmuş bir şey? Benden küçük yaşıyor. Ne var ki bunda? Hacı abi diyorum. İsmail abi diyorum. 64 diyorsun değil mi? 62’lisin. Gelin küçüksün benden. Bir yaş küçükken hemen gelin. Bunlar böyle çok büyütülecek meseleler değil. Bir kimse orada. Bir kimse sorumlusu. Sorumlu mu? Sorumlu. Oraya derse git otur. Burası nefis terbiyesi olan yer. Herkesin nefsine göre mama verilecek diye bir gaye de yok. Ondan sonra onun bir çıtüstü. Mahalle sorumlusunu beğenmedi. Ona tabi olmadı. Zakire de tabi olmayacak. Bir çıtüstü. Şeyhe de tabi olmayacak. Yok. Hepimizin eksiktikleri, noksanlıkları, yanlışlıkları vardır.
Hepimizin. Biz eleştirel bakarsak hepimizi mercek altına alırsak hepimizin eksiktikleri, noksanlıkları, yanlışlıkları çıkar. Bizim işimiz bu değil ki. Mahalledeki ders yaptıran kardeş, ders yaptırıyor ya. O nefsine uyuyorsa bırak zararı onun kendisine. Nefsine mi uyuyor? Bak ne güzel soruları buraya getirip koyuyorsunuz. Ben de buradan okuyorum cevablandırıyorum. Oradaki mahalledeki kardeş nefsine uyuyorsa, bir hata, bir kusur istiyorsa al yaz buraya. Koy buraya. İsim de belirtme. Koy buraya. Biz de buradan sohbette varsa hatası, kusuru, eksikliği, noksanlığı nasihat edelim. Ama tekrar söylüyorum. Sûfî topluluklar nefisle mücadele etme topluluklarıdır. Bizim nefsimize uymayacak zaten. Nefisle mücadele bu.
Bize ters gelecek. Bize sıkıntılı gelecek. Yapmamız zorlaşacak. Katlanmamız zorlanacak. Evet bu böyle olacak. Kendi kendine diyeceksin. Vay ya bu adam bunu. Bir de bunu Zakir yapmış diyeceksin. Bunu Zakir yaptıysa vay kendisi de sıkıntılı o zaman diyeceksin. Ondan sonra diyeceksin ki dur lan nefsim yapma. Bak beni nereye kadar götürdün? Bir daha onu törüştüreceksin, tokatlayacaksın. Bu iş böyle böyle yürüyecek. Laila lom yeri değil ki. Burada herkesin nefsine göre şerbet verelim. Vay en güzel şarkıyı sen yaptın diyelim. Öyle değil. Böyle değil. Benim tarzım benim tutumum da bu değil. Yok kardeşler. Ben bir Zakir’i veya bir Çavuş’u bir sorumluyum. Ben ayağımın altında benim çiğnedimi görebilirsiniz.
Çiğnerim. Ama bir başkasına çiğnetmem. Onu bir başkasına laf söyletmem. Onu bir başkasına ezdirmem. Orada paralel bir kimse oluşturmam. Ya bırakın ya şu adamı. Siz orada filanca var. Ona da tabi olabilirsiniz. Bende yazmaz yok. Ben adamın vazifesi alınacaksa alırım. Korkmam çekinmem. Alınacaksa alırım. Rüyamda görsem bir iki dakika durmam. Açık konuşuyorum. Gördüğümün sabahına telefon açarım. Derim ki aldım senin görevin neyse. Verildiğini göreyim anında veririm. Hiç hiç. O yüzden kardeşler açık açık söylüyorum. Herkes başında bulunan. Ders yaptıran kardeşlere dersle alakalı dergahla alakalı hitaat edecekler. Kur’ân sünnet dairesinde tabi olacaklar. Allâh bizi affetsin. Bu konuda normalde alternatif başka bir şey yok.
3. Bölüm
Bir kimse zikrullah da iken ilahi söyleyene bendir vuranı bakıp gülmesi onların makamı bozmasından dolayı güldüğünü söyleyene Zikrullah da iken ilahi söyleyene bendir vuranı bakıp gülmesi onların makamı bozmasından dolayı güldüğünü söylemesi hususunda o kimse için nasıl hareket edilirse zikrullah’a karşı edebini muhafaza ettirebiliriz. Olur. İnsanlar kendilerine gülerler. Bazen ben de zikrullahla alakalı ilahi söyleyenlerin karıştırdığı zamanlar oluyor. Ben bu tebessümle olacak bir şey değil ki bu ancak zikrullah yaptırana aittir. Zikrullah yaptıran kimse döner bakar uyarır nasihat eder bakışlarından biraz cesaret al der anla beni der. Bu bir başkasını bağlamaz mı? Dervişler otururlar Allâh’ı zikrederler.
Allâh’ı zikrederler. O ilahicilerden veya bendir vuranından dervişine ilgilendirir. İlgilendirmez. Zaman zaman onlarda insan onlarda bazen kaçırıyorlar ipin ucunu. Veyahut da o esnada mesela zikrullah gümbür gümbür gidiyor bir bakıyorsun ağır bir ilahiye giriyorlar. Benim en çok sinir olduğum şeydir. Ben içimden derim ki normalde volkan gibi patlamış zikrullah gidiyor o da almış bir kovası onun üstüne döküyor. Ben yine gönüllerini kırmak istemem ilahi söylenirken darbi diyorsan ben bilin ki ilahinin temposunu beğenmedim. İlahinin temposu, ilahinin temposu. İlahileri beğenmemek değil. Hepsi de veli çocuğu, veli nefesi her biri. Çocuğu beğenmemek değil. Allâh muhafaza eylesin. Allâh muhafaza eylesin.
O ilahinin temposu, o zikrullahın temposuna uygun değil. Eyvallâh. Ben zikrullahın temposu düşmesin diye darbiye geçiriveririm. Zaten bizim ilaiciler de anlarlar ben ortasında darbiye geçtiysem onlar da genelde inat etmezler, ilahiyi değiştirirler. Değişen ilahi de bazen gene olmuyor. Ağırdan ağır geçiyorlar ben bir daha darbi diyorum. Bazen bir daha ağırdan ağır geçiyorlar. Oluyor. Zikrullah bu. O esnada o geliyor aklına onu söylüyor. Ben bir daha darbiye geçiyorum. En sonunda susuyorlar zaten. Mustafa Özbala yarışmak dünyanın en zor işi. Ne yapacak çaresi yok. Susuyor bu sefer. Ya küsüyor ya susuyor. Dervişlikte küsme olmadığına göre susuyor. Ama bunun bir başkasının işi değil bu. Herkes zikrullarını yapar.
Edep dairesinde kalkar gider. Allâh bizi affeylesin. Allâh bizi affeylesin. Bazen açık aleni bir şekilde bazen de şaka adı altında ağzına geleni söyleyen kimse için iyi niyetli düşünemiyorum. Gerçek dahi olsa bu alaycı tavıra ne cevap vermemiz uygun olur. Hazreti Mevlânâ Celalettin Rum Hazretlerine sormuşlar ya bu edebe nasıl nail oldun diye. Edepsizlere baktım sustum demiş. Bir kimse sözünü bilmiyorsa bir çitondan uzak duracaksın. Onun yanında dolaştırmayacaksın. Onunla beraber olmayacaksın. Olmayacaksın. Bir yaptı. Mümkünse nasihat edeceksin kardeşim benim yanımda bir daha böyle konuşma. Ya şaka yaptın bana böyle şakada yapmam. E baktın gene ne söylediğini bilmiyor. Nerede nasıl konuşacaksın da bilmiyor.
4. Bölüm
Bir çıt geri çekil. Onunla samimi olma. Yanında dolaştırma. Beraber gezme. Olur olmaz yemek yiyen. Olur olmaz bir yerlerde bir şeyler içeceğim diye uğraşan. Olur olmaz yerde böyle konuşan. Olur olmaz yerde lafın arasına giren. Bu zakirler için ondan sonra ders yaptıranlar için söylüyorum onu. Bir kimse olur olmaz lafa giriyorsa onun yanında taşımayacaksın. Olur olmaz gülüyor. Olur olmaz böyle boş lakırt yapıyor. Sözle şaka yapıyor. Dolaştırmayacaksın yanında. Onun konuşmasına da müsaade etmeyeceksin. İnsan gaflet düşer, boşluğa düşer, yapar bir şey, söyler. Ona bakacaksın, diyeceksin ki yok. Nasihat edeceksin, söyleyeceksin. Olmuyor. O zaman yapacak bir şey yok. Allâh muhafaza eylesin. Ama nasihat etme noktasında. böyle şeyleri hatırlatmakta fayda var.
Kardeş böyle şakalar yapma. Böyle kelimeler kullanma. Semazenlerin arasında söyleyecekler. Semazen başları söyleyecek, oradaki semazenler söyleyecek genç çocuklar var. Küçük çocuklar var. Semazen başları söyleyecek, oradaki semazenler söyleyecek genç çocuklar var. Küçük çocuklar var. Onların eğitimlerini düzgün yapacak arkadaşlar. Bu tip şeylere müsaade etmeyecek. Küfürlü konuşanlar, sinkaflı konuşanlar. Etrafına küfürlü konuşan, sinkaflı konuşan, varsa ders yaptıran sorumlu kardeşler. Bunlara bunları söyleyeceksiniz. Zakiriniz olabilir, nakibiniz olabilir. Kenara çeksen, abi böyle sinkaflı konuşma. Sana yakışmıyor. Abi sana böyle sözler uygun değil. Böyle küfürlü, sinkaflı, ağır şaka. Bunlar sana uygun değil.
Bunu söyleyeceksiniz, tatlı bir şekilde din nasihattir. Arkasından dedikodu yapmayacaksınız. Abi bu söz sana yakıştı mı şimdi? Bitti. Allâh muhafaza eylesin. Allâh muhafaza eylesin. Annesinin yanında bulunmadığı bir çocuk, bir başka çocuğa zarar verdiğinde uyarmak mı doğru olur? Yoksa derviş kardeşimiz üzülmesin diye susmak mı? İnsanlar çocukları uyarıldığında sert tepki veriyor demiş. Ya normalde çocuklara nasihat etmek, bir Müslümanın, Müslümanların üzerine nasihat almak, Müslümanların hakkı. Bir çocuk da olabilir, çocuğa da nasihat etmek bütün Müslümanların üzerinde bir vecibe. Ama çocuklara sert davranmalı. onları azarlamak, onları incitmek kimsenin hakkı değil. Biz çocuklara nasihat etmiyoruz, bağırıp çağırıyoruz, bu doğru değil.
Bilhassa dergahda, tekkede çocukları bağırıp çağırmak, onları itmek, onlara sert davranmak hiç doğru değil. şurada bu çocuklar dolaşıyorlarsa bu dergahın geleceği var demektir. Bu çocuklar burada dolaşamıyorlarsa bu dergahın geleceği yok demektir. Ümmeti böyle düşünün. Eğer camilerde gençler yoksa, çocuklar yoksa ümmetin geleceği sıkıntılı demektir. Var mı camilerde çocuklar? Yok. Yok. Ben derim zaman zaman, sen kendini getirdin oğlum nerede? Kendini getirdin kızın nerede? Bayanlar için dedim şey. Ya gelmek istemiyor da sevdir, getir. Sevdir, getir. O çocuk dervişliğin içinde büyüsün. Zarar etmezsiniz. Tecrübeyle sabit bunlar. Çocuklarını dergaha, tekkeye alıştırmayanların, çocukları sonra Allâh muhafaza eylesin.
5. Bölüm
Hep çizgiden çıktılar. Hep çizgiden çıktılar. Hoşunuza gidebilir genç bu biraz böyle takılsın, biraz şöyle takılsın. Sonrası perişanlık. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden çocuklara nasihat edelim tatlı tatlı. Ama çocuklara sert davranmayalım inşâAllah. Evet. Bu normalde cinlilerle alakalı hadîs-i şerifler devam ediyor. 28. hadîs. Ebu Eyüb el-Ensar anlatıyordu. Ebu Eyüb’ün içinde hurma olan bir kuyusu vardı. Fakat cinler gelerek ondan çalıyordu. Demek ki Ebu Eyüb el-Ensar hazretlerinin bir hurma kuyusu varmış. Hurma kuyusundan ne yapıyormuş? Cinli taifesi gelip hurmalardan çalıyormuş. O da bu duruma Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e şikayet etti. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem dedi ki, git onları gördüğünde Bismillah.
Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in davetine icabet edin de. diye buyurdu. Demek ki cinli taifesi insanların yiyeceklerine musallat olabiliyor. İnsanların mallarına musallat olabiliyor. İnsanların mallarına musallat olabiliyor. Evinizin içerisindeki yiyeceklere içecekleri musallat olabiliyor. Cinli taifesi insan suretine girebiliyor. Hayvan suretine girebiliyor. Ve bu noktada herhangi bir kimsenin malına, herhangi bir kimsenin bu noktada yiyeceğine, içeceğine musallat olabiliyor. Şimdi bunları reddediyorlar ya. Bunlar normalde bu tip meseleleri reddediyorlar. Allâh muhafaza eylesin. Enteresan şimdi cinli taifesiyle alakalı birkaç tane daha hadîs okuyacağım size. Urudani’den bunlar. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki ümmetimin tükenişi taan ve tağunla olacaktır.
Derildi ki ey Allâh’ın Resulü tağunu biliyoruz. Peki taan nedir cevap verdi. Taan cinlerden olan düşmanlarınızın çarpmasıdır. Her ikisinde de şehitlik vardır. Taan hastalığı veba. O zaman ümmetin tükenişi neden olacakmış? Bir, devası bulunmayan hastalıklar. O gün için devası bulunmayan hastalıkların en önemlisi veba. Şimdi vebanın devası var mı? Var. Şimdi vebanın devası var mı? Var. Bugün ne var? Kanser var. Devası bulunmayan hastalık. Normalde devası bulunmayan bir hastalıktan ölen bir kimse neydi? Hadîs-i Şerif’e göre şehitti. Ayriyetten başka bir Hadîs-i Şerif’te herhangi bir hastalıktan bir kimse ölse yine şehit hükmünde. Hatta karın ağrısından, baş ağrısından diye var ya Hadîs-i Şerif.
Demek ki bir hastalıktan vefat eden bir kimse ne olmuş oluyor? Şehit olmuş oluyor. Burada tabii ümmetin tükenişi dediği ümmetin tükenişi ümmet bu noktada tabiri caizse naçar kalacak. Ümmet bu noktada çaresiz kalacak. Veya ümmetin içindeki belli kimseler ne yapacaklar? Çaresiz kalacaklar. Bunun birisi de neymiş? Cinlilerin çarpması. Bu Allâh affesin ahir zamanla alakalı cinni taifesi tekrar dünyayı ele geçirmek için var güçleriyle insanlara saldıracaklar. İnsanları hakim, insanlara hakim olmayı düşünecekler. İnsanların üzerindeki hakimiyeti kurarlarsa bunda bir sıkıntı yok. Ama gerçekten iman ehlinin üzerinde hakimiyet kuramayacaklar. O yüzden iman ehliyle cinni taifesinin arasında tabiri caizse çok sıkıntılı mücadeleler ve savaşlar olacak.
6. Bölüm
Bunların içerisinde sûfî olanları cinni taifesi zapt edemeyecek. Ama sûfî olmayanlar cinni taifesinin emrine girecek, bilhassa kafir cinnileri. Şu anda insanların büyük bir çoğunluğu bu kafir cinnilerin etkisi altındalar. Bu kafir cinniler onlara istediklerini yaptırıyorlar. Zaman zaman bir böyle derslerini gevşek çeken, gevşek duran dervişlerin üzerinde de etkileri oluyor. Bunlar bu derslerine gevşek çeken derslerinde gevşek olanlar Allâh muhafaza eylesin. Onların üzerinde de etkileri oluyor. Onlar normalde kendi kendilerini o hale getiriyorlar. Derslerini yapmamakla, gevşek durmakla, zikrullahlara katılmamakla o taifenin etkisinin altına giriyor. Taifenin etkisi altında girmesi demek ona normalde gevşek etmesi, yönlendirmesi onu.
Asıl bir de cinni taifesi inanmayanların veyahut da iyice böyle gevşek olanları zapturapt altına alıyor. o kimsede öyle bir dengesiz hareketler, öyle dengesizlikler yaşıyor ki mesela iman etmiş ama hiç namaz kılmıyor. İman etmiş, hiç namaz kılmıyor. Namazı kılacağı zaman sıkıntı geliyor ona örneğin. İman etmiş hiç oruç tutmuyor. Oruç tutması ona çok zor geliyor veya iman etmiş zikrullahı duyduğunda tüyleri diken diken oluyor. Onun üzerinde o iyice cinni taifesi zapturapt altına almış. Bunlar ahir zaman sıkıntılarında. Burada normalde Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine gidiyor ya onun ilacını istiyor. Diyor ki bunlar geliyorlar benim malımı çalıyorlar. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de diyor ki onları gördüğünde dikkat edin.
Onları gördüğünde Ebu Eyübel Ensari onları durduramıyor çünkü. Onlar geliyorlar hurmadan alıp gidiyorlar. Eyübel Ensari Hazretleri onu durduramadı. Gördü ama onların aldığını da gördü onları önleyemedi. Önleyemeyince Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine gitti. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki ona. Sen onları gördüğünde sizi Allâh’ın Resulüne davet ediyorum de dedi. Sebep onlar kafir çünkü. Onlar kafir olduğundan Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ismini duydukları anda onun davetini duydukları anda orayı terk edecekler. Hakkınızı helal edin zamanım kalmadı. Bir tane daha hadîs var bununla alakalı. bir daire çiziyor sahabeden bir kimseye bu dairden dışarı çıkma diyor mesela.
Veya yine bir hadîs-i şerif daha var. bir kimse böyle bunları görüyor, bunların seslerini işitiyor, bunlarla böyle bir şeyli. Ondan sonra babası geliyor çocuğun diyor ki oğlum da böyle bir durum var. Onu getir diyor Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri onu getiriyorlar. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri onu Kur’ân’dan bazı âyetler felak nas, bakara’nın başı. Ondan sonra şey bazı cinlilerle alakalı ayetleri okuyor ve çocuk rahatlıyor. Burada böyle bir şeye musallat olan bir kimsenin bu meseleleri bilen bir kimseye okutmasında, bu meselelerle ilgilenen herhangi bir kimseye bu konuda muska bizim dilimizde muska ya, eskidide rukye yapmak, rukye. Bunun ister okumalı olsun, ister yazmalı olsun.
7. Bölüm
Buna normalde hadîs dilinde rukye deniliyor buna. Rukye yapmak bu noktada caiz olmuş oluyor. Ama burada önemli olan şey şu, cinni taifesinin o gün için görünmesi, cinni taifesinin Eyyub el-Ensar hazretlerinin görmesi gibi, sahabelerin görmeleri, sahâbeler bu noktada bir kısmın gönül gözleri açık, gönül göze açık ama onu nasıl durduracağının bilgisi yok. Nasıl durdurulacağının bilgisini hasreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden alıyor. Demek ki cinni taifesi görülebilir mi? Evet. Ama ister kafir ciniler olsun, ister Müslüman ciniler olsun. Kafir ciniler Müslümanların mallarına yiyeceklerini içeceklerine zarar verebilirler mi? Evet. Hatta seni dahi etkileyebilirler mi? Evet.
Seni de etkileyebilirler mi? Evet. Normal çizginizin dışında çıkan bir düşünce, bir hareket olursa salatu selam getirin. Veyahut da tevhide devam edin. Lâ ilâhe illâllah’a devam edin. Veyahut da böyle bir kendinizi tuhaflık hissettiğinizde Evin içerisinde bir tuhaflık hissederseniz hemen bir ezan okuyun evin içinde. Örneğin veya cehri zikrullah’a başlayın. Eşinizde çocuklarınızda evin içerisinde bir sıkıntılı bir şey olursa hemen cehri zikrullah’a başlayın. Hemen ezan okuyun evde. Cehri olarak çocuğunuzda etrafta bir şey oldu hemen cehri ezan okuyun. Bunlar çünkü Cenâb-ı Hak’a hamdü sena olsun bu dergahta olanları bugüne kadar böyle bir şey yaşamadılar. Ama olabilir mi? Olabilir. Yaşayabilir mi?
Yaşayabilir. Allâh muhafaza eylesin. Bunlar görülebilir mi? Evet. Ha görmedin ama bir tuhaflık hissediyorsun. Hemen ezanı şerif oku. Hemen tevhide devam et. Hemen tövbe et ki bu noktada muhafaza olasın. Bunlar gün geçtikçe daha da azacaklar. Gün geçtikçe azıyorlar çünkü. önceden mesela ayda yılda bir görünürlerdi. Şimdi öyle değil. Şimdi daha fazla etkililer. Şimdi daha fazla uğraşıyorlar. Şimdi daha fazla sıkıntı çıkarmaya çalışıyorlar. Şükür hamdolsun kardeşlerin üzerine böyle şeyler yok. Ama çok görüyorum çok aşina oluyorum. Dışarıda olanların. Allâh muhafaza eylesin. Yine bu Taun’la alakalı hem Ebu Yağla’dan hem de Hazreti Ayşe’den benzeri bir rivayet. Taun ümmetime develerin vebası gibi.
Cin düşmanlarından arız olan bir şeyin kim ona sabredip durursa kendisine Allâh adamış gibi olur. Kim de ona yakalanıp ölürse şehit olur. Ondan kaçan ise savaştan kaçmış gibi olur. Burada da cinlilerle mücadele edilmesine emrediyor. Enteresan adı şeridlerden birisi. Demek ki cinli taifesiyle ümmet mücadele edecek. Bu işin manevi tarafı. Ümmeti mücadele alanlarından birisi. Kim kaçarsa diyor savaştan kaçmış gibi olur. Cinli taifesiyle mücadele eden kaçanlar savaştan kaçmış gibi olur. Kim onlarla mücadele ederse o mücahit olmuş oldu. Neden? Kafir çünkü. Yakalanırsa, öldürülürse şehit oldu. Yakalanırsa, öldürülürse şehit oldu. Yakalanırsa, öldürülürse şehit oldu. O zaman cinli taifesiyle mücadele farz oldu.
8. Bölüm
Bunlar size tuhaf sohbetler şimdi değil mi? Bu manevi olarak bu mücadele devam eder hep. Bunu normalde biraz böyle gözü açık olanlar bunu fark ederler. Kafir cinlilerle, Müslüman cinlilerin arasında mücadele olduğu gibi, kafir cinlilerle de müminlerin arasında devamlı mücadele vardır. Devamlı bu savaşçı vardır. Mesela böyle giderseniz bir adama adam böyle yapılacak olan bir işinizi yapmaz sizin. O kafir cinnin vardır onun üzerinde. Ona okuyarak gideceksiniz. Resmi dairelerde işi olanlar, mahkemelerde işi olanlar, böyle tuhaf adamlarla tuhaf insanlarla işi olanlar. o kimse baktığınız böyle çok mümin bir kimse değil. O kafir cininin etkisine girebilir anında. Girdiğinde size zarar vermek için uğraşabilir.
Normalde size farklı davranabilir. Hakimmiş, savcımış, şuymuş, buymuş hepsini etkileyebilirler. Bürokratmış, siyasetçiymiş hepsini de etkileyebilirler. Bakın hepsini de etkileyebilirler. Bir şeyi normalde bakarken normalde daha geniş perspektiften bakmaya çalışın. Ne yapacakmış? Kim sabrederse kendini Allâh adamış gibi olurmuş. Kim de ona yakalanıp ölürse şehit olurmuş. Kim de kaçarsa savaştan kaçmış gibi olurmuş. Rabbim kaçanlardan eylemesin. Yine Ebu Zer’e söylüyor. Ebu Zer radıyallâhu anh hazretleri naklediyor bunu. Ey Ebu Zer, cinlerin ve insanların şeytanlarından Allâh’a sığın. Dikkat edin. Cinlerin ve insanların şeytanından Allâh’a sığın. Dedim ki insanların da şeytan olur mu? Evet buyurdu.
Evet buyurdu. geçen derslerde söylediğim ya. İnsanın üzerinde şeytan tamamiyetle hakimiyet kurur. O kimse şeytanın hükmündedir artık. Ona biraz gözü açık olan kimse ona rabut etse onun şeytanın hükmünde olduğunu görür. Burada dervişler bunu dördüncü makamda beşinci esmada filan bunu yavaş yavaş görmeye başlarlar. Bu sefer de ayaklarının kaydığı yer olur. Canlarının istediğini şeytana döndürmeye başlarlar. Burası tehlikeli yerdir. Bunu geçmiş dönem bazı kardeşler buradan hata yaptılar. Onlar normalde böyle bir kimseyi o surette gördüler hemen o surette gördüm deyince onu Tuhkak’a ilan edip ilişkiyi kestiler. Bu doğru değildir. Bunu böyle görürsen eğer hemen onun adına tövbe et. Bunu Allâh rahmet eylesin.
Bunu Allâh rahmet eylesin. Şeyh Efendi böyle bir tane yine Zakir bir kardeşimiz vardı. Ondan sonra böyle bir ikimizin arasında böyle bir muhabbet oldu. Ben ona dedim ki yanlış yapıyorsun. Mustafa Özbağ antipatisi var ya insanlarda. Mustafa Özbağ antipatisiyle doğru söylediğini reddediyor. Bunu gitmiş Şeyh Efendi söylemiş. Ben böyle böyle gördüm. Bana böyle böyle yanlış yapıyorsun dedi demiş. Biz bir yere geldiğimizde Şeyh Efendi dedi ki sen ne yapıyorsun böyle gördüğünde dedi. Onun adına tövbe yapıyorum dedim. Tövbe ediyorum dedim. Nasıl dedi? Ben dedim kendimce dedim. Onun adına tövbe ediyorum. Onun adına tevhid çekiyorum dedim. Veyahut dedim o esnada kalbime ne geldi ihlas geldi. Bin tane ihlas okuyorum dedim. ne bileyim kalbime ne geldi tevhid geldi tevhid çekiyorum dedim.
9. Bölüm
Öbürküne döndü. Gördün mü ne yapıyormuş dedi. Şimdi bu dervişin ayağının kaydığı yerdir bunlara. Derviş rüyasında bir kimseyi şeytan suretinde görür. Sabah ile kalkar ona kinlenir. Bu onun ham olduğunu gösterir. Ya kendine atf edeceksin. Benim suretim şeytanmış diyeceksin. Tövbe edeceksin. Ya da o kimseye tövbe edeceksin. O kimsenin üzerine muhakkak bir şey yapacaksın. Dua edeceksin. Müminin mümine duası müstecap. Dervişin dervişin üzerine duası müstecap. Sen onu gördün diye o kimseyi hemen o kimse üzerine süzana düşme. O kimse üzerine hemen mühtana düşme. Dua et ona. Onun adına zikret. Herkes kendi kendine burada durduğunu zanneder. Herkes kendi kendine burada durduğunu zanneder. Kimin duasının yüzü sürmetine buradadır.
Kimin onun üzerine bağışlanmış zikrinin yüzü sürmetine buradadır. Bu bilinmez. O yüzden birisini öyle rüyanızda gördüğünüzde halinizde gördüğünüzde sakın. Ona hemen dua edin. Hemen ona bir tevhidat bir hediye edin. İhlas hediye edin. Fatiha okuyun onun üzerine. Hiçbir şey bilemiyorsanız üç ihlas bir Fatiha okuyun onun üzerine. Allâh muhafaza eylesin. Şeytan sizi farklı yerden kandırmasın yine. O böyle Hindir o. Başka yerden kandırır sizi. Allâh muhafaza eylesin. Mesela bir derviş zakirini öyle görür. Allâh muhafaza eylesin. Vaynen ya başımızda bir de zakirlik yapıyor. Görüyor musun ya şeytan suretinde ya. Allâh muhafaza eylesin. Bu şeytanın kandırmasıdır. Kafir cinnelerin kandırmasıdır. Perşembe zikrullah var.
Gelmiyorsan seni şeytan ve kafir cinneler kandırmıştır. Mahallende dersin var. İyidir de ne zaman ders İsmail? Salı günü. Salı günü iyidirliler. Derse gitmiyorsa şeytan ve kafir cinneler onları kandırmıştır. Kim gitmiyorsa. Ben öyle görürüm. Ben yıllardan beri öyle görürüm. Ben yıllardan beri öyle görürüm. Önüne hep engel çıkar zikrullah giderken. Hep engel çıkar. Sokağa çıkarsın engel çıkar. Bir şey olur. Bir şey olur. Sonradan ayıktık. Bizde. İlk zamandan hoş benim. Ne zorlu mu? Allâh. O zaman Cenâb-ı Hak yardım etti. Anladık ki kafir cinneler uğraşıyor. Ben kendi içimi ilk defa söylüyorum size. Kendi içim benim bu. Bir kimse zorunu olduğu derse gitmiyorsa. Şeytan ve kafir cinni basmıştır onun ensesine.
Bu kim olursa olsun. Bakın kim olursa olsun. az önce diyor ya mahalle dersine gitmek zorunda mıyız diye. Evet. Ben o yüzden evet diyorum. Onun kafir cinni tutmuştur bir yerden onu. Etkiliyor onu. Sen derse göndermez, zikrullah göndermez, sohbete göndermez. Bir çalışma var, çalışmaya göndermez. Bir şey yapar sana. Bir şey yapar sana. Birinin sana hedef gösterir, birine kızmaya başlarsın. Birine sen böyle canın sıkılmaya başlar, onu gördüğünde daralmaya başlarsın. Kafir cinidir o. Allâh muhafaza eylesin. Hemen ey yüzü besmele çekecek, hemen tevhide devam edecek. Hemen istikametini kuracak, hedefini otutturacak, yürüyecek. Diyecek ki derse gidiyorum ben. Diyecek ki bugün benim şu işim var. Ne var? yarın gemlikte sohbet var.
10. Bölüm
Şebaruz var. Ne alacak ya gemlikte ya gitmesem de olur. Ha olur. Otuttursun şeytan seni evde. Evet. Hey yarın ne o? Cumartesi gün, gündüz ne var? Bayanların şebaruzu var. Ne yapacaksın gidip de ya? Tamam aynı şey olacak. Evet. Kafir cinni sana musallat oldu. Senin kalbini ne yaptı? Seni ne yaptı? İstikametini bozdu. İfsad etti içini senin. İfsad etti. Seni Allâh yolundan uzaklaştırdı. X dervişe tepeden bakmak. Sen baba dervişsin ya. Allahumma hafaza eylesin. O yüzden cinni taifesinin musallatına, insan şeytanların musallatına dikkat edecek o kimse. Kendini zikrullahla, Allâh’a aşıklıkla ne yapacak? Koruyacak. Rabbim cümlemizi korusun inşâAllah. Yine İbn-i Abbas’tan bakın ona dua öğretiyor Hz.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Diyor ki sana saldırmasından korktuğun bir sultanın yanına varırsan şöyle de. Allâh en büyüktür. Allâh yarattıklarının hepsinden daha büyüktür. Korkup çekindiğimden de güçlüdür. İzni olmaksızın yere düşmekten yedi kat göğü tutan Allâh’a falanca kulundan ve onun cin ve insandan olan cemaati dikkat edin. Burada asıl önemli olan yer burası. Bakın sana saldırmasından korktuğun ve sultanın yanına varırsan şöyle de sana saldırmasından korktuğun bir sultan. zalim bir yönetici, zalim bir hükümdar, zalim bir hakim, zalim bir savcı. Zalim zulmediyor. Bu kim olursa olsun. Zalim bir alacaklı, zalim bir borçlu. Alacaklısının da zalimi var. Borçlunun da zalimi var.
Adam borçlu ödemiyor sana. Adam gidiyor başka yerlerde han yaptırıyor, hamam yaptırıyor, başka bir yatırımlar yapıyor sana olan borcunu ödemiyor. Zalim. Adam alacaklı o da zalim. Geliyor senden yüzde yüz faiz istiyor, yüzde iki yüz faiz istiyor. İstiyor da istiyor. Zalim. Zalimlerin etrafında insan şeytanlar vardır. Zalimlerin etrafında kafir cinlilerin etkisinde olan kimseler vardır. Bir kere de insan şeytanlar vardır. Bir kimse zulmediyorsa bilsin ki onun etrafında ancak şeytanlaşmış kimseler ve kafir cinlilerin emrinde olan kimseler vardır. Siz onlara doğruyu anlatamazsınız. Siz onları doğruyu söyleyemezsiniz. Onlar doğruyu görmekten uzak dururlar. Doğruyu duymak da istemezler. biz zaman zaman deriz ya, bırak ya adam etrafını değiştirdi komple.
Evet etrafı komple onun zulmüne uygun insanlardan oldu. Onun etrafı komple onun zulmüne uygun insanlardan oldu. Onun etrafı kafir cinlilerin etkisinde kalan insan şeytanlardan oldu. O kimse kendini kapattı. O zulmediyor etrafındaki alkışlıyor. O hainlik yapıyor etrafındaki alkışlıyor onu. O zalimlik yapıyor etrafında kalkışlıyor onu. Zalim Allâh muhafaza eylesin. En önemlisi burası onun cin ve insandan olma cemaati. Demek ki bu zalimlerin etrafında şeytanlardan ve kafir cinlilerden bir cemaati var. Dikkat edin siz bunları Kur’ân-ı Kerim okurken görebilirsiniz. Siz bunları namaz kılarken görebilirsiniz. Bunlar sizdenmiş gibi davranabilirler. Evet. diyoruz ya hadîs-i şerif o kimsenin muamelesine bakınız.
11. Bölüm
Demek ki böyle bir kimseyle karşı karşıya asalım. biz herkes burada üç aşağı beş yukarı esnaflık yapıyor, bir yerlerde çalışıyor. Alacağı var, borcu var. Üç aşağı beş yukarı herkesin devletle ilişkisi var. Demek ki zulmedince bir kimse onun etrafında ne olmuş oluyor? İnsan şeytanlardan ve kafir cinlilerden etrafında bir ordu oluyor. Ordu onun bir cemaati oluyor. Allâh muhafaza eylesin. Bunların yanına giderken böyle dua etçekmişiz. Ne diyor? Tabileri ve askerlerinden de sığınırım. Onun cin ve insandan olma cemaati tabileri ve askerlerinden de sığınırım. Ey mağbudum beni onların şerrinden kurtar. Övgün ne yücedir. Kurtarman da pek yücedir. İsmin ne mübarek ne yücedir. Senden başka ilah yoktur.
Âmîn. Âmîn. Bu cinli taifesinin görülmesiyle alakalı mesele öyle kahale alınmayacak bir mesele değil. Tekrar okuyayım. İbn Abbas’tan naklediliyor. Sana saldırmasından korktuğun bir sultanın yanına varırsan şöyle de. Allâh en büyüktür. bunun karşılığı Allahu Ekber. Allâh yarattıklarının hepsinden daha büyüktür. Korkup çekindiğinden de güçlüdür. İzni olmaksızın yere düşmekten yedi kat göğü tutan Allâh’a X kulu falanca kulundan ve onun cin ve insandan olan cemaati, tabileri ve askerlerinden de sığınırım. Ey mağbudum beni onların şerrinden kurtar. Övgün ne yücedir. Kurtarman da pek yücedir. İsmin ne mübarek ve ne yücedir. Senden başka ilah yoktur. Âmîn. Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin. Âmîn. Cümlemizi korusun inşâAllah.
Âmîn. Yine İbn-i Mesud nakletmiş. Buna benzer bir hadîs-i şerif daha. burada farklı rivayetleri aldım ki bu meselede farklı rivayetler var. Demek ki farklı farklı kimselerin yanında veyahut da bir topluluğun içerisinde bunu Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri nasihat etmiş. Böyle dua etmiş. Böyle tavsiye etmiş. Bunlar bu hadîs-i şerifler önemli. Önümüzdeki günlerde, önümüzdeki yıllarda bunları zikir haline getirip dua edebiliriz. Evet. Evet. Bunlar önemli. Bunun altını çizerekten söylüyorum. Allâh bizi muhafaza eylesin. Âmîn. Birini sultandan korkarsa şöyle desin. Ey yedi kat göklerin ve büyük arşın Rabbi olan Allâh’ım. Falanoğlu filanın şerrinden, cinlerin, insanların ve onların tabirlerinden herhangi bir kimsenin bana saldırmasından beni koru.
Âmîn. Koruman güçlü, övgün yücedir. Senden başka hiçbir ilah yoktur. Âmîn. Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin inşâAllah. Âmîn. Bu yüzden kıymetli kardeşlerim, Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri değişik zamanlarda, değişik sahabelere, değişik noktalarda bu kafir cinlilerin musallatından ve insan şeytanın musallatından korunmakla alakalı değişik dua ve zikirler tertip etmiş. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bunları tertip ederekten bunları ne yapmış? Sahabelerine öğretmiş. Mesela malını çalan Eyyübel Ensar hazretlerine demiş ki onları Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine sizi davet ediyorum de demiş. Ama zalim bir sultanın etrafındaki kafir cinileri ve insan şeytanlardan korunmak için de farklı dua tertip etmiş.
12. Bölüm
Onu normalde inşâAllah önümüzdeki hafta unutmazsam o hadîs-i şerifi de bulup getireyim. Bir sahabeye mesela onun üzerine böyle fazla geliyorlarmış. Bir daire çizdirmiş ona. Onu öyle muhafaza altına almış. Demek ki bu meselede farklı farklı zikir evraklar, farklı farklı dualar var. Karşıdaki duruma konuma göre Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri farklı bir manevi ilaç geliştirmiş. O yüzden böyle bir sıkıntıya uğrayan bir kimsenin gidip bu bu meselelerden anlayan bir kimsenin önüne oturup ona kendisinin okutmasında ona kendisine muska ruke yaptırmasında bir beis yok. Çünkü sünnetle sabit. Rabbim muhafaza eylesin. Bunların karşılığında ücret almayı uygun görmüyoruz biz. Bir kimse bunlar normalde imamlar buna fetva vermişler mi?
Evet karşılığında ücret almayı. gene böyle bir sahâbe meşhur ya üç kişi şeyde sahrada dolaşırken müşrik bir kimse hemen birden kafe oynatıyor kafası gelip gitmeye başlıyor. Sahabeden bir kimse diyor ki ben seni iyi ederim. Ama diyor altı koyununu alırım senin diyor. Tamam diyor tamam deyince ona okuyor. Altı tane koyunu alıyor. Yanındaki sahâbeler diyorlar ki ikişer tane de biz alacağız iki iki paylaşacağız. O da diyor ki ben okudum koyunlar benim bakın maldan hep olay çıkmıştır. Evet. akçeden hep olay çıkar. Bir işin içerisine akçe girdi mi kıyamet kopar orada. Ahir zamanın müthiş hastalığıdır bu. Zaman zaman bazen böyle uzak yakın kardeşler diyorlar mâşâAllah hani aranızda akçe koymuyorsunuz.
Diyorum ki akçe koysak kıyamet kopar diyorum ben. Burası akçesiz olduğundan kaçıyor millet diyorum ben. Adam geliyor üç gün beş gün duruyor para yok pul yok bir şey yok. Ee koşuşturma var bir de cebinden harcayacak. Olan ben de giderim orada zengin olurum diye diyor benim yüzüme söylüyorlar. biz geldik vallahi açık konuşalım. Ee biz geldik orada bizim de işimiz düzelir dedik ama baktık sizde hiç para pul yok. Bekleseydiniz diyorum ben düzelirdi. Sizi sabretmemişsiniz sabretseniz diyorum ben. Ama hocam hiç para toplanmıyor ki sizde ya diyor. E diyorum sen toplandığını görmüyor. Böyle baktı birisi. Ne zamanları dedi gece dedim. Herkesi gönderdikten sonra mı kalıyorsunuz dedi. Evet dedim ben. O geldi buraya.
Bekliyor şimdi herkesi gönderdikten sonra o kalacak. Ben yürüdüm gittim bana bakıyor nereye gidiyorsun. Gidiyorum dedim ben. Bir daha gelmedi. Ondan sonra geldi bir o ya. Ya dedi geldim dedim ya ben sana orada demedim ki dedim ya. Gece gidince dedim başlıyor. Beni davet eder misin dedi olur dedim sen numaranı ver bana. Verdi bu işinin numarasını. Gece saat üçte ben buna mesaj çektim. Beş bin tevhid çek. Başladı dağıtılmaya dedim. Ondan sonra baktım cevap yok mesaja. Telefonu çaldırdım. Buyur hocam dedi. Dağıtılıyor dedim. Ne yapayım dedi hemen dedim abdestini al. Secda diye otur. Beş bin tevhide başla dedim ben. Bunun iki binde uykusu gelmiş. Mesaj yazıyor bana. Şimdi burada yok ya rahat konuşuyorum.
13. Bölüm
İki binde mesaj çektim bana. Uykum geldi dedim uyuma dedim. Uyursan dağıtılırken dedim kaybedersin. Kaybedersin. Bu şimdi üç binde ya hocam gitmiyor dedi. O zaman yat sen bilirsin dedim ben. Uyuttu. Ertesi gün gel baktım. Ben büroya gideceğim saat dokuz buçuk on. Büro’nun önünde bekliyor. Hocam akşam dağıtıldı mı? Vallahi dağıtıldı billahi dağıtıldı dedim. Ben kaçırdım ha dedim. Vallahi kaçırdın. Uyuyan hep kaçırır dedim. Ama dedim uyudun ya. Böyle her gece üçte mi kaldırıyorsun? Vallahi dedi benim kaçta kaldırırlarsa ben kaldırıyorum dedim. Kaçta kaldırırlarsa. Allâh bizi affetsin. Şimdi akçe girdi mi bir şeyin içerisine bozuluyor ortalık. Akçe bozuyor bak sahâbe. Sahâbe ya. Değil mi? Hazreti Peygamber sağ salallahu aleyhi ve sellem.
Altı tane koyuna bozulmuş. Düşünün şimdi insanlar nelere bozuluyor? Sahâbe altı koyuna bozuluyorsa artık düşünün siz. Oturup hesap edin artık. Bakın oturup hesap edin. Bozulanlara kızmayın. Terbiyeleri bu kadar. Dayanma güçleri bu kadar. herkesin bir sınırı var çünkü. O sınırı geçince bakıyorlar öyle. Para bir tarafta. o iş bir tarafta. Makam bir tarafta. Mevki bir tarafta. Diyorlar sen bu işi hallet. Senin şunu yapacağız. Hallediyor. Sen bu işi hallet. At imzayı. Seni koruruz. Atıyorlar imzayı. Allâh muhafaza eylesin. Uhud örnek. Hep bu Uhud’u bize örnek göstere göstere. Bizi büyüttüler. Ondan sonra kendileri okçular tepesini terk etti. Sohbetler cayır cayır. Böyle yan ayaklı anlattılar. Bir baktık anlatanlar önce milletvekili oldu.
Böyle anlatanlar önce belediye başkanı oldu. Önce bilmem ne oldu. Etrafını bilmem ne yaptılar. Yalnız bunları siz anlatıyordunuz bize. Allâh muhafaza eylesin. Sahâbe altı koyunun üzerine kavga çıkardı. Wasim. Sahâbe altı koyunun üzerine kavga çıkardı. Sahâbe altı koyunun üzerine kavga çıkardı. Sahâbe altı koyunun üzerine kavga çıkardı. dönelim şimdi hadîs-i şerife altı koyun altı koyunda kavga çıktı. Dediler ki bereket Allâh Resulü sağ salallahu aleyhi ve sellem dediler ki gidelim onu peygambere salallahu aleyhi ve sellem hazretlerine götürelim. Hiç kimse koyunun bacağını bırakmıyor. Herkes bir koyunun bacağından tutmuş. Geldiler hazreti peygamber salallahu aleyhi ve sellemin huzuruna meseleyi anlattılar.
Dediler ki böyle böyle müşriyin birisinin kafası gitti geldi kafası gidip gelince ben dedim ki diyor onu okuyan ben seni iyi ederim. Ama senden altı koyun alırım. Onu diyor okudum iyi ettim. Hazreti peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona baktı. Dedi ki ne okudun? Dedi ki ya Resulallah sen buyurdun ya Fatiha-i Şerif’e her şeye şifadır. Eee ben ona diyor Fatiha-i Şerif okudum. Elhamdülillah diyor. Ama diyor ben okudum. Bu kardeşler diyor koyunlara ortak olmak istiyorlar. Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki şu koyunun üç tanesini beytülmala ciğerler yandı. Dedi ki birer tane de siz alın götürün. Üç tanesini de beytülmale verin. Üç tanesini beytülmale aldı. Öbür günlerde birer tane paylaştırdı.
14. Bölüm
Koyun girdi mi araya? Nefisler bozulur. Akçe girdi mi araya? Nefisler bozulur. Şimdi bu okuyanlar da bir müddet sonra buradan hareket ederekten imamlar demişler ki o üç tane koyunu onlara verdi. O yüzden bir kimse okuduğunu rukiyenin karşılığında ücret alabilir mi? Evet. Bir muska yazdı. Muska’nın karşılığında ücret alabilir mi? Evet. Tabii onlar diyorlar Safran’la yazacağız. Eee Safran İran’dan geliyor. Eee İran Safranı’ndan yazacağım için iki milyon lira. Eee kardeş yerli Safran kullan. Yerli Safran onu tutmuyor. Öyle demişler birisine. Demişler ki İran Safran’ı kullanacağız. Eee biraz da uzun size yazacağımız şey. Eee iki milyon lira. Oradan telefon açtı bana. Selamünaleyküm aleykümselam.
Yan dedi hocam efendim dedi siz dedi böyle şeyler karşısınız ama dedi benim filancamın fişmancası filancaya getirdik. Böyle böyle Safran’la yazacaklarmış. Iki milyon istiyorlar. Allâh’ım mahvetsin beni ya. Ben de sinema yapacağım ya. Yerli Safran’la ya kaç yazacak dedim ben. Yerli Safran kullansın ya. İlla İran Safran’ı kullanacak diye bir kayda yok. Yazacak sonuçta. Demiş ki İran Yerli Safran’la etkili olmuyor. Vay dedim bu gavur cinniler dedim ya. İran’ı da yerliyi de hayır da diyorlar demek ki. Allâh bizi affetsin. Iyi demiş ben yerliyle yazmıyorum. Etkili olmuyor. Eee İran Safranı’ndan yazacağım. Onun demiş Dimit’i de özel Safran’ı da özel iki lira. Iki milyar yani. Karar sizin dedim. O kimse bu parayı alabilir mi?
Alabilir dedim. Dinen caiz. İmamları fetva vermiş. Iştahat etmiş. Benim hem hadisle hem de imamların iştahatıyla ııı caiz görülen, helal görülen bir şey haram görecek değilim. Ama biz almayız. Sakın ha okuduğunuzda okursun olabilir. Okursunuz. Evet. Sahâbe almış. Biz almayacağız. O yüzden sakın ha. Allâh muhafaza eylesin. Bir ara bunu anlatıyorum ya. Şeyh Efendi Hazretleri bir bana dua verdi. Oğlum bunu dedi. Her şeyi okursun dedi. Hastalıyor ona buna ıvra zıvra. Bizim Ümit vardı bir tane. O da biliyor bu duayı. Çıktı geldi illaki. Abi ne olursun abimin ineği ölecek bunu oku. Oğlum git. Şeyh Efendi bunu böyle dedi. Lan oğlum ineğe mi okuyacağız dedim. Yapma etme. Abi ne olursun abi. Şöyle abi.
Böyle abi. Yok Allâh’ım yarabbi. Allâh affetsin. Böyle mecbur kaldık. Gittim. Yine kupuzun yatıyor. Karnı şişmiş. Dil dışarıda. Allâh’ım ya rabbi ya Resulallah. Allâh’ım dedim. Şu başımıza gelene bak. Allâh’ım başladım. Okudum neyse. Allâh’ım sana. Yeterin dedim bir bardak su. Bir bardak su getirdiler. Ama bayındırda bir kaç tane veteriner var. Bir tane de böyle veteriner olmayan da baytar var. Onları getirmiş, götürmüş, iğneler vurdurmuş. Yok, iğnek kupuzun yatıyor. Artık böyle kesme noktasına gelmişler. kesecek çünkü mundar olmasın diye. Neyse okumaya başladım. Bir okudum, bir üfledim. İnek bir gözünü açtı. Filmlerdeki gibi. Ulan dedim ya tamam. Neyse bir daha oku. Üç fasıl okunuyor. Bir fasıl daha okudum.
İnek öbür gözünü de açtı. Bunlar gözünü açtıkça bunlar böyle. Onlar da gözünü açıyorlar. Neyse üçüncüyü de okudum ben. İnek kendine geldi. Musa asayı atmış. Asanın yaptığını Musa da şaşmış. Benimki de o hesap. Önce ben şaşırdım. Dedim iğne edemiyor. Sen neyse. Cenâb-ı Hak’a hamd-ı sen alsın. İnek kalktı ayağa. Bizim o Ümit’in abisi. Ne diyorlarmış ona? Gümüş kesen diyorlarmış. Biz haberim yok, bildiğim yok. İllaki para sokuşturacağım diyorlar. Dedim ya git. Başımıza iş açma bizim dedim ya. Biz Allâh için okuduk dedim. Dedim Şeyh Efendi bunu dedim. Her şeyi oku dedi ama dedim ben. Dedim iğneye okuduk ya. Var mı öyle bir şey dedim ya. Biz de o zaman onlar derviş olurlar diye düşünüyoruz. biraz da içimden öyle bir düşünce var. en azından bunlar böyle bunu görürler, anlarlar, derviş olurlar.
Yok olmadılar. Allâh bizi affetsin. O yüzden okunur mu? Evet. Okunmaktan ücret alınır mı? Evet ama sizi almayacaksınız. Bakın siz almayacaksınız. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Bizim burada öğrettiğimiz, bizim burada edindiğimiz bilgi, ilim, biz bunun adına ne derseniz diyeyim. Bunun karşılığı ücret olmamalı. Allâh bizi onlardan eylemesin inşâAllah. Âmîn. el-Fâtiha. Allâh’a emanet olun. Âmîn.
Bibliyografya — Zikredilen Kaynaklar
- Kur’ân-ı Kerîm: Rum, Muhammed, Cin, Fâtiha, Fatiha sûrelerinden referanslar; geçen âyet-i kerîmelerin tefsîr ve siyâkı sohbet içinde tafsîlâtlı işlenmiştir.
- Tasavvuf Silsilesi — Pîranlar: Mevlânâ hazretlerinden istifâde ve menkıbeler.
- Tasavvufî Istılâh: şeyh, derviş, sûfî, zikrullah, tevhid, nefis, şeytan, cin, kalb, sır, âyet, ayet, hadîs, hadis, sünnet kavramları ve bu kavramların kalbî-zâhirî tecellîyâtı.
- Silsile-i Meşâyih (Mustafa Özbağ Efendi’nin yolu): Hacı Ebû Bekr Baba → Çorumlu Mustafa Anaç Efendi → Nevşehirli Hacı Abdullâh Gürbüz Efendi → Mustafa Özbağ Efendi
- Hadîs-i Şerîfler: Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim, Sünen-i Ebû Dâvûd, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Nesâî, Sünen-i İbn-i Mâce ve Müsned-i Ahmed bin Hanbel’den iktibâslar.
Sohbetin Tasnîfi ve Bağlamı
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin (NASİHAT⧸1) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.04.2023 başlıklı sohbetinin tam transkriptinin Karabaş Tekkesi düzeltme ve telîf standartlarına göre hazırlanmış uzun-format hâlidir. Sohbette geçen âyet, hadîs, pîr menkıbeleri ve tasavvufî ıstılâhlar yukarıda zikredilmiş olup, sohbetin esas metni paragraflar boyunca tafsîlâtlı sûrette serpiştirilerek aktarılmıştır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — (NASİHAT⧸1) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 27.04.2023 | Seri: Dergâh Sohbetleri Serisi
Diğer sohbetler: Dergâh Sohbetleri Serisi
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Kalb, Sünnet, Şeyh, Silsile, Muhabbet, Şükür. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı