Pâk Rûh Sâhibi Zâtlar — İnsânların Eksikliklerinde Allâh’ın Hikmetini Görürler
«Gayb âleminin parlak, pâk rûhu hiç ayıp görür mü? Ayıp gözlü olanlar ayıpları ayıp görürken, gayb âleminin pâk rûhu hiç ayıp görmüyor.» Bu söz, kemâle ermiş, mânevî olarak olgunluğa ulaşmış kişilerin — yâ’nî pîr makâmında olan zâtların — eksikliklere bakış açısını anlatır. Onlar her şeyde Allâh’ın hikmetini görürler; ayıpları ayıp olarak görmezler.
Ayıp Gözlü Olmak — Sıradan İnsânın Tutumu
Sıradan insân «ayıp gözlüdür». Yâ’nî her gördüğü insânda kusur arar, hatâ bulur, eksiklik tespit eder. Bu hâl, nefsin bir hastalığıdır. Çünkü kendi nefsinin kusurlarını göremeyen, başkalarının kusurlarını çok iyi görür. Hadîs-i şerîfte buyurulmuştur: «Kişinin kendi gözündeki tomruğu görmemesi, kardeşinin gözündeki çöpü görmesi gibidir.» Bu, ayıp gözlülüğün tam ifâdesidir.
Pâk Rûh Sâhibi — Gayb Âleminin Aynası
Pâk rûh sâhibi olan zâtlar, gayb âleminin aynalarıdır. Onlar maddî dünyâya değil, mânevî dünyâya bakarlar. Maddî bir kişide kusur görürler mi? Görmezler; çünkü kusur maddîdir, geçicidir. Onlar o kişinin rûhâniyetine bakarlar; ve her rûhda bir Allâh tecellîsi görürler. Bu yüzden hiçbir insânı küçük görmezler; her insânın içindeki Allâh’a verilen emaneti tâzim ederler.
Hüsn-i Zan — Velînin Davranışı
Velînin başkalarına bakışı «hüsn-i zan» yâ’nî iyiye yorumdur. Bir insânı gördüğünde, onun en iyi tarafını düşünür; en kötü tarafını değil. Kötü bir hareket gördüğünde de «Belki onun bir sebebi vardır; belki Allâh böyle takdîr etti; belki ben yanlış anladım» der. Bu hüsn-i zan, hem velîyi muhâfaza eder hem de cemiyeti birleştirir. Sû-i zan ise cemiyeti dağıtır; ve velînin gönlünü kirletir.
Ayıp Örtme — Sünnet-i Seniyye
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: «Kim bir mü’minin ayıbını örter, Allâh da onun ayıbını âhirette örter.» Bu hadîs, ayıp örtmenin ne kadar büyük bir sevap olduğunu gösterir. Velîler bu sünneti yaşarlar. Bir insânın ayıbını gördüklerinde, hemen örterler; konuşmazlar; yaymazlar. Sâdece o kişinin daha iyi olması için duâ ederler. İşte gerçek velînin tutumu budur.
Pîr Makâmı — Velâyetin Zirvesi
Pîr makâmı, velâyetin zirvesidir. Pîr, bir tarîkatın kurucusu veya en üst seviyedeki rehberidir. Abdülkâdir Geylânî hazretleri Kâdirîlerin pîri, Şâh-ı Nakşıbend hazretleri Nakşîlerin pîri, Mevlânâ hazretleri Mevlevîlerin pîri, Hâcı Bektâş hazretleri Bektâşîlerin pîridir. Bu zâtlar gayb âleminin aynalarıdır; ayıp görmezler, kusur aramazlar, sâdece Allâh’ın hikmetini idrâk ederler. Allâh muhâfaza eylesin; bizi pîrlerin himmetine nâil eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Pîr, Dergâh, Hüsn-i Zan. → Tasavvuf Sözlüğü