Ebdâllar — Kırk Erkek ve Kırk Kadındır
Abdâllar 40 erkek ve 40 kadındır. Bunu yıllar öncesinde söylediğimde insânlar hayrette kaldılar: «Nasıl 40 erkek velî varsa, 40 da bayan velî vardır» dediğimde herkes hoplayıp zıplamıştı. «Sizleri tenzîh ediyorum, nereden buluyor bunları böyle?» dediklerinde, ben onlara «Bu, böyle bir tasavvufî esastır; biz uydurmadık» dedim. Tasavvuf geleneğinde abdâllar (ebdâller) Allâh’ın yedek kıldığı, dünyânın mânevî dengesini koruyan velîlerdir.
Abdâl Kavramı — Yedek Tutulanlar
«Abdâl» kelimesi «bedel»den gelir; yâ’nî «bir şeyin yerine geçen, yedek». Abdâllar, dünyâda Allâh’ın mânevî vazîfeyle görevlendirdiği kullardır. Biri vefât ederse, başkası onun yerine geçer. Bu sebeple sayıları hep sâbittir: 40. Hadîs-i şerîfte de bu rakam geçer: «Ümmetimde abdâllar olacak; sayıları 40’tır. Allâh onlar sebebiyle yağmur yağdırır; rızık verir; belâları def eder.»
40 Erkek, 40 Kadın — Velâyetin İki Boyutu
Abdâlların 40’ı erkek, 40’ı kadındır. Yâ’nî velâyet, sâdece erkeklere mahsûs değildir. Kadın velîler de vardır; ve sayıca eşit. Bu, İslâm’ın mâneviyâtta cinsiyet ayırımı yapmadığını gösterir. Hz. Meryem, Hz. Hatice, Hz. Fâtıma, Râbiâ-i Adeviyye, Şâhide-i Beyazıd, Bezm-i Âlem Sultân — bunlar Müslüman dünyânın tanıdığı büyük velîlerdir. Ama bunların yanında, isimleri bilinmeyen yüzlerce, binlerce kadın velî de vardır.
Râbiâ-i Adeviyye — Kadın Velîlerin Sultânı
Râbiâ-i Adeviyye hazretleri, hicrî 2. yüzyılda Basra’da yaşamış kadın velîdir. Tasavvuf târîhinde «hubb-ı ilâhî»nin (Allâh sevgisinin) en büyük öğretmeni kabûl edilir. Cehennem korkusundan değil; Cennet umûdundan değil; sâdece Allâh’ın kendisinden ibâdet etmiştir. Sûfiler onun yolundan «muhabbet sûfîliğini» öğrenmişlerdir. Erkek velîler de Râbiâ’dan istifâde etmişlerdir; bu, kadın velînin erkek velîden eksik olmadığını gösterir.
Abdâlların Vazîfesi — Belâ Defî, Yağmur, Rızık
Abdâlların dünyâdaki vazîfesi nedir? Hadîs şöyle anlatır: Allâh onlar sebebiyle yağmur yağdırır; rızık verir; belâları def eder. Yâ’nî dünyâdaki bereketin maddî sebepleri haricinde, mânevî sebepleri de vardır; ve abdâllar bu mânevî sebeplerdir. Onlar olmasaydı, dünyâ kurur giderdi. Sıkıntılar dolup taşardı. Halk farkında değil; ama abdâllar dünyânın görünmez sigortasıdır.
Abdâlları Tanımak — İmkânsız
Abdâlları tanımak imkânsızdır. Çünkü onlar gizli kullardır; reklam yapmazlar; gösteri yapmazlar. Sâde halk arasında yaşarlar; ve halk onları sıradan bir mü’min sanır. Sâdece Allâh ve özel olarak Allâh’ın bildirdikleri tanır. Bu yüzden her mü’min, karşılaştığı her mü’mine saygıyla davranmalıdır; çünkü o, gizli bir abdâl olabilir. Allâh muhâfaza eylesin; abdâlların duâlarından bizi mahrûm etmesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Abdâl, Mürşid, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü