Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Veliler ·

Veliler üç kısımdır

Veliler üç kısımdır bir kısım. Veli olduğunu ne. Kendisi bilir ne halk bilir bu veliliğin. En aşağı kısmıdır bakarsın bunları me ederler doğru değil. Aldanma. Ey müslümanlar o. Velinin bir. T kendisin...


Velîler Üç Kısımdır

Velîler üç kısımdır. Birinci kısım, velî olduğunu ne kendisi bilir ne halk bilir. Bu velîliğin en aşağı kısımıdır; bakarsın bunları methederler doğru değil. Aldanma ey Müslümânlar! O velînin bir tek kendisine faydası vardır; başka hiç kimseye faydası yoktur. Veyâhûd da vazîfesi varsa, mâneviyât olarak rûhâniyet olarak Cenâbı Hak onun rûhâniyetini kullanır.

İkinci Kısım: Halk Bilir, Kendisi Bilmez

İkinci velîler vardır — bu sohbetleri iyi dinleyin — ikinci sınıf velîler halk bilir, kendisi bilmez. Bunların da faydası yoktur fazla. Çünkü halk onu velî bilse de, o kendisi bilmediği için, kendi mânevî rolünü oynamaz; sıradan bir kul gibi yaşar. Halk ona danışsa, o doğru yönlendirme yapamaz; çünkü kendi mertebesinin bilincinde değildir.

Üçüncü Kısım: Hem Halk Bilir Hem Kendisi Bilir — Mürşidi Kâmiller

Asıl mürşidi kâmiller velîliğin içerisinde ayrı bir gruptur. Bunların velî olduğunu hem halk bilir, hem kendisi bilir. Bunlar peygamberî bir metotla eğitilirler. Bu velîlerin öğreticisi, bu mânâda fizîkî mânâda görünen mânâda önce üstâdları, sonunda da Hz. İsâ aleyhisselâm; ondan sonra Muhammed Mustafa’dır sallallâhu aleyhi ve sellem.

Fenâdan Bekâya Geçince — Cenâbı Hakk’ın Zâtî Tecellîsi

Sonra bekâya geçince — fenâdan bekâya geçince — Cenâbı Hakk’ın zâtî tecellîsi onun üzerindedir. Gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı, söyleyen dilidir. «Allâh kendi nefsine alır onu; kendi nefsiyle alır; benimle konuşur, benimle görür, benimle yürür, benimle tutar» der. Bu onun üzerindeki zâtî tecellidir; ve onun üzerindeki bu zâtî tecellî, tâbîr câizse sönmeyen lamba gibidir.

Öğretici Muhammed Mustafa Olduğu İçin — Yanılma Payı Çok Azdır

Çünkü o öğreticisi önünde arı Muhammed Mustafa’dır. Öğreticisi Muhammed Mustafa olduğu için aslâ ve aslâ yanılma payı çok azdır. Çünkü herkes uyur, Muhammed Mustafa uyumaz. Herkesin kalbi tecellîyât durur, mânevî tecellîyât alamadığı zamânlar vardır. Muhammed Mustafa’nın kalbi her dâim diridir, her dâim zâtî tecellînin altındadır.

Şimdiki Âlimsi Müsvedlerinin Hadîsleri Reddetmesi

Bakmayın siz şimdiki âlim müsvedlerinin Hz. Muhammed Mustafa’nın hadîsi şerîflerini reddeden, kör ve sağırların ve kâfirlerin Hazret Muhammed Mustafa’nın bu mânâda gönlü hiç ölmez Allâh izniyle, diridir. Herkes uyusa onun gönlü uyumaz. Onun gönlüne oturan bir mürşidi kâmil ise uyusa da ona uyunmuyor. İşte sen o mürşidi kâmili bul; o mürşidi kâmilin önünde otur; ve o mürşidi kâmile teslîm ol.

Arı ile Sinek: Aynı Görünüşte Ama Farklı Sonuç

Herkesin kendince yolu vardır; herkes gider, lâyık olanı bulur. Sinek gider, bilmem neye konar; arı gider, çiçeğe konar. Arı bal yapar; aynı ırktanmış gibi görünen sinek hiçbir şey yapmaz, etrâfa mikrop dağıtır. O mürşidi kâmili bulduğunda, o zamân sen gerçek mânâda aydınlanacaksın. Sûfîliğin sırrı budur: Doğru mürşidi bulup ona teslîm olmak.

Üç Velî Kısmı Karşılaştırması

Üç velî kısmının özet karşılaştırması şöyledir: Birinci kısım — kendi de bilmez, halk da bilmez; sâdece kendisine faydası vardır. İkinci kısım — halk bilir, ama kendisi bilmez; faydası sınırlıdır. Üçüncü kısım (Mürşidi kâmiller) — hem kendisi bilir, hem halk bilir; hem kendi şahsına, hem topluma fayda sağlar. Bu üçüncü grup gerçek mânevî rehberlerdir; sûfîliğin temel direkleridir.

Mürşidi Kâmili Tanımak — Sûfîliğin Temel Kabiliyeti

Mürşidi kâmili tanımak, sûfîliğin temel kâbiliyetlerinden biridir. Çünkü herkes «şeyhim» diyor; ama gerçek mürşidi kâmil sayısı azdır. Sûfî, Kur’ân ve Sünnet’i bilerek, hadîsi şerîfleri bilerek, fıkhî kuralları bilerek, kendi araştırmasını yaparak gerçek mürşidi bulabilir. Bu araştırma, sülûkun ilk aşamasıdır. Mürşid bulunduktan sonra, ona teslîm olmak ikinci aşamadır. Allâh muhâfaza eylesin; bizi gerçek mürşidi kâmilin önüne diz çöktürsün; ve onun feyzinden istifâde ettirsin. Âmîn.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Velî, Mürşidi Kâmil, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü