Sen Zamanın Velîsini Bul — Kur’ân’ın Hakîkatini Hadîsi Şerîflerin Hakîkatini Ondan Dinle
Hz. Pîr Mevlânâ buyurur: «Her nerede bir çıraktan parlasan, orada bütün âlemin müşkilleri hâll olur. Güneşin bile gideremediği, aydınlatamadığı karanlık bizim nefsimizden kuşluk çağı gibi aydınlanır. Sen hangi çıraktan parlarsın? Parla buradan çıraktan.» Ne anlamalıyız bir yerden aydınlanma, hidâyetine vesîle olma? Avam olarak değil.
Aydınlanma — İlmi Ledün ile Alâkalı
Hz. Pîr’in burada dediği «güneşin bile aydınlatamadığı karanlık», bizim nefsimizden gelir. Kuşluk vakti gibi aydınlanır — yâ’nî gün doğmuş, güneş kendisini göstermiş, kerâhet vakti bitmiş, alaca karanlık bitmiş. Güneş tüm aydınlığıyla sudur ediyor. Diyor ki güneşin dahî aydınlatamadığı karanlık, bizim nefsimizden kuşluk çağı gibi aydınlatır. Ey mü’min kardeş, bir çırağı bulup kendini aydınlatma! Sen bir Mürşidi Kâmil bul; o Mürşidi Kâmilden aydınlan.
Buradaki Aydınlanma — İlmi Ledün ile
Buradaki aydınlanma, senin bildiğin aydınlanmadan değil. Burada aydınlanma ilmi ledün ile alâkalı. Çünkü bütün müşkillerin hâlli ilmi ledün ile alâkalı. Bütün müşkillerin hâlli zamânın kutbül azâmı ile, zamânın kutublarıyla, zamânın velîleriyle alâkalı. Sen zamânın velîsini bul; sen zamânın kutbunu bul; sen zamânın ârifi billâhını bul. İlmin hakîkati onda. O ilmin hakîkatini git ondan dinle. Kur’ân’ın hakîkatini git ondan dinle. Hadîsi şerîflerin hakîkatini git ondan dinle.
Çünkü O Muhammed Mustafa’nın Üzerinden Gelen Nûrun Üzerinde Yürür
Çünkü o Muhammed Mustafa’nın üzerinden gelen nûrun üzerine yürür. Çünkü o Allâh’ın nûrunun üzerinde yürür. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri «Size iki bıraktım; kim bunlara sımsıkı yapışırsa kurtuluşa erer: Birisi Allâh’ın kitabı; diğeri de benim sünnetimdir» dedi. Başka bir hadîsi şerîfte yine «Kim size iki bıraktım; bunlara kim sımsıkı yapışırsa kurtuluşa erer: Bu Allâh’ın kitabı ve benim ehli beytim» dedi.
Ehli Beyt Kim? Sünnete Tâbi Olandır
Ashâb sordu: «Yâ Resûlallâh, ümmet çoğaldıkça, kalabalık oldukça senin ehli beytini nasıl tanırız?» Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri cevap verdi: «Kim benim Kur’ân’a ve sünnetime sımsıkı yapışırsa, o benim ehli beytimdir» dedi. O zamân sünneti seniyye’ye tâbi olan her adımını, her nefesini Muhammedî yoluna; Muhammed Mustafa’nın izine; Muhammed Mustafa’nın gönlüne giren o izde, o nefeste yürüyeni bul.
Aydınlanmak İçin Hadîsi Şerîf Ehlinden — Ebdâl
Eğer sen kendi zamânında aydınlanmak istiyorsan, muhakkak ki o hiç eksilmeyen ve kıyâmete kadar eksilmeyecek olan hadîsi şerîflerde «ebdâl» denilen, âyeti kerîmede «Benim velî kullarım, mahzun da olmazlar mahcûb da olmazlar; onlara dünyâda da âhirette de müjdeler vardır» dedi. O âyeti kerîmede beyân edilen o velîyi bul. Aydınlanacaksan o velîden, o Mürşidi Kâmilden aydınlanacaksın.
Yoksa Karanlıklarda Kalacaksın
Yoksa sen karanlıkların içerisinde kalacaksın. Yoksa senin kalbin şek ve şüpheden kurtulmayacak. Yoksa sen hevâ ve hevesten kurtulamayacaksın. Yoksa sen nefsinin senin önünde oyuncaklarından ve oyunlarından kurtulamayacaksın. Yoksa sen Deccâl ve deccâlistin oyunlarından kurtulamayacaksın. Sen muhakkak bir Mürşidi Kâmil bulup onun aydınlanmasıyla aydınlanacaksın. Ve sağ olan, ehliyetli olan bir Mürşidi Kâmil bulacaksın.
Mürşide İntisâb Edip İtaat Etmek — Önemli Olan
Birçok hadîs buraya not aldım velîlerle alâkalı. Arzu edene gönderirim. Okumak değil; birçok hadîsi bilmek değil; okumaya karşı olduğumdan değil. Birçok hadîsi bilmek değil önemli olan. Önemli olan o Mürşid’e intisâb edip ona itâat etmektir. Önemli olan o Muhammedî nûru onun üzerinde görüp o yolda yürümektir. Eğer o nûru görmüyorsan ve o nûrla nûrlanmış Mürşide tâbi değil isen, sen aydınlanmayacak; bu yolda yürüyemeyeceksin.
Allâh’ın Velîleri Eksik Olmaz — Hadîsi Kudsî
O yüzden Allâh’ın velîleri eksik olmaz. Ne zamân ki zamânın kutbu vefât etti, yerine bir kutub tâyin olmadı — o zamân kıyâmet alâmetinin en büyüğüdür. Hadîsi kudsî: «Allâh diyen olduğu müddetçe kıyâmet kopmayacaktır» der. Muhyiddîn İbn Arabî bu hadîsi kudsîye der ki: «Gerçek mânâda Allâh diyen, zamânın kutbudur. Ne zamân ki zamânın kutbu vefât ettiğinde yerine yeni bir kutub atanmazsa, o zamânın kutbu varlığın mührü gibidir. Mühür bozulur; mühür bozulunca bütün varlık bozulur; ve kıyâmet kopar» der.
Mü’min Kardeşim — Aklını Başına Al, Mürşidi Kâmile İntisâb Et
Ey mü’min kardeşim! Buradan dışarı, ey herhangi bir cemâatte, tarîkatta, bir toplulukta dînini yaşamaya çalışan kardeş, aklını başına al, bir Mürşidi Kâmile intisâb et. Ey sûfîler, dervîşler, bir tarîkata bağlı olan kimseler — başınızdaki şeyhin gerçek mânâda Mürşidi Kâmil olup olmadığına bakın. Üçbeş kişi toplanıp da bir şeyh tâyîn edilmez. Üçbeş kişi toplanıp da «buna intisâb edilecek» denmez. Üçbeş kişinin tâyîn ettiği, nereden tâyîn olduğu belli olmayan bir şeyhe de «şeyh» denmez.
Şeyhliğin Delîlleri — İcâzet, Rüyâ, Mürşid Tasdîki
Bir Mürşidi Kâmilin terbiyesinden çıkmayan kimse şeyh olamaz. Bir Mürşidi Kâmil o kimseye onun şeyhliği ilân ettiyse, evet bu bir ölçüdür, bu bir delîldir. Veyâhûd da o onun icâzetini yazıp verdiyse, bu bir delîldir. Veyâhûd da bir Mürşidi Kâmil bir kimsenin icâzetini yazıp onu ilân ettiyse, bu bir delîldir. O rüyâda görünüyorsa ve rüyâsında şekline, şemâline şeytân girmeyen Muhammed Mustafa’nın dilinden tasdîklendiysse o Mürşidi Kâmildir.
Mürşidi Kâmile Teslîm Ol, İtâat Et, Tâbi Ol
Sakın ha, öyle bir Mürşidi Kâmil bulduğunda ona teslîm ol; ona itâat et; ona tâbi ol; ona «hayır» kelimesini kullanma. Ne diyorsa yerine getir; harfiyen yapamayacaksın müsâdesini iste ve git — bu senin için daha hayırlıdır. Ama öbür türlü orada kal; orada mücâdelen devâm et; sakın geriye dönme; sakın geriye dönme. İşte öyle bir Mürşidi Kâmilden, öyle bir velîden ders aldıysan, ona tâbi olduysan, dünyâ üzerindeki bütün âlimlerin çözemediği müşkilâtı o sana çözecektir.
Velînin Müşkilâtı Çözme Gücü — Dünyâ Üzerindeki Bütün Âlimlerden Üstün
Bütün âlimleri dolaşsan, bütün dünyâyı yerle yeksân edip arasan, denizlerin içerisinde, havaların içerisinde arasan müşkilât çözemeyeceğin senin müşkilâtı çözecek olan o velî zâttır; o Mürşidi Kâmildir. Buradaki velîlik kasdım Mürşidi Kâmillerle alâkalı; kendini bilmeyen velîlerle değil; halkın bilip kendisinin bilmediği velîlerle de alâkalı değil; veyâhûd da kendisinin velî olduğunu bilip halkın bilmediği velîlerle de alâkalı değil. Allâh muhâfaza eylesin; bizi gerçek Mürşidi Kâmilin gölgesinde eyleyenlerden eylesin. Âmîn.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Velî, Mürşidi Kâmil, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü