Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Namaz ·

Cuma namazını Atatürk’ün verdiği müsaade ile kılıyorsunuz, devlet dini yönetiyor

Bizim topraklarımızda ne yazık ki biz sadece ibadette hanefiyiz mantarı değiliz. Siyasette. Akaid de değil hukukta değil bakın hukukta. Siyasette. Akaid de değil. O kitaplarda orası kime ait orası dev...


Cuma Namazını Atatürk’ün Verdiği Müsâade ile Kılıyorsunuz — Dîn ve Devlet İlişkisi

Bizim topraklarımızda ne yazık ki ibâdette Hanefîyiz; ancak siyâsette, akâidde, ve hukukta değiliz. Osmanlı’da da dîn devlete âitti; Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda bu yapı aynen devâm etti, değişen bir şey olmadı. Cuma namazı bile, kanunda «müsâade» olarak yer alır. Yâ’nî müslüman cumaya devleti izniyle gider; eski sultanın izninden farklı değil.

İbâdette Hanefî — Pratikte Değil

Türkiye’de halk büyük çoğunlukla Hanefî mezhebine bağlıdır. Namaz nasıl kılınır, oruç nasıl tutulur, abdest nasıl alınır — bunlar Hanefî fıkhına göredir. Ama siyâsette ve hukukta Hanefî değildir. Türkiye’nin hukuku İsviçre Medenî Kanunu’na dayanır; ceza hukuku İtalyan kanununa, ticâret hukuku Fransız kanununa dayanır. Yâ’nî modern Türkiye’nin hukuku Batılıdır; sâdece ibâdet Hanefîdir.

Osmanlı Devleti — Dîn ve Devlet Birlikteliği

Osmanlı devletinde dîn ve devlet birlikteydi. Halîfe aynı zamânda sultandı; şeyhülislâm devletin baş müftüsüydü. Şer’i hukuk hâkimdi. Bu yapı, Avrupa’daki «laiklik» kavramından farklıydı. Modern Türkiye Cumhuriyeti ise laik bir yapıya geçti; dîn ve devlet ayrıldı. Bu geçiş, müslüman kimliğinde değişiklikler yarattı.

Atatürk’ün Müsâadesi — Bir Tarîhsel Gerçek

Modern Türkiye’de cuma namazı kanunî bir hak değil; müsâade kapsamındadır. 1925’te bâzı dînî kurumlar kapatıldı; tarîkatlar yasaklandı; tekkeler kapandı. Ama cuma namazı izin verildi. Yâ’nî müslümanlar cumaya «müsâade ile» giderler. Bu, hukukî açıdan bir hak değil bir izin durumudur. Bu durum yıllar boyunca aynı kalmıştır.

Mü’minin Tutumu — İzni Kullanmak

Mü’minin tutumu, var olan izni kullanmaktır. «Müsâade ile bile olsa, cumaya gideceğim.» Çünkü cuma namazı Kur’ân’da emrolunmuştur; ve devletin izni olmasa bile farzdır. Mü’min, sınırların içinde kalarak dînini yaşamaya çalışır. Kanun değişene kadar mevcut izin kullanılır; ve dînî haklar daha geniş tanınana kadar mücâdele edilir.

İdeâl Devlet — Dîni Destekleyen

İdeâl devlet, dîni destekleyen bir devlettir. Müslümanın dînini yaşamasına engel olmayan; aksine kolaylaştıran bir devlet. Bu, mü’minin hayal ettiği bir yapıdır. Bu yapıya ulaşmak için sabır, ilim, ve sosyâl çalışma gerek. Modern Türkiye’de bu yönde adımlar atılmaktadır; ama daha çok yol var. Allâh muhâfaza eylesin; ülkemize hayır versin; dînî yaşamımızı kolaylaştırsın.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Cuma, Hanefî, Devlet. → Tasavvuf Sözlüğü