İslâm’ın Dışındaki Felsefelerin En Büyük Handikaplarından Birisi — Aklı İlâhlaştırma
İslâm’ın dışındaki felsefelerin en büyük handikaplarından birisi — aklı ilâhlaştırmadır. Aydınlanma felsefesi (Descartes, Kant, Hegel) aklı insanın en yüce melekesi olarak konumlandırdı; vahyi geri planda bıraktı. Bu yaklaşım — sınırlı aklı sınırsız hakîkat aramaya gönderdi; sonuç hayâl kırıklığı. İslâm akla yer verir; ama aklı vahyin altında konumlandırır. Akıl bir hizmetkâr; vahiy bir komutan.
Aydınlanma — Aklın Tanrılaştırılması
17-18. yüzyıl Aydınlanma felsefesi — aklı tanrılaştırdı. Descartes «Düşünüyorum, öyleyse varım»; Kant «aklın sınırları içinde dîn»; Hegel «mutlak akıl». Bu felsefeler insan aklını her şeyin merkezine koydu. Vahiy — bir batıl inanç olarak görüldü; sâdece akıl ile her şey çözülebilir varsayıldı.
Aklın Sınırı — İslâmî Bakış
İslâm aklın sınırını kabûl eder. Akıl — Allâh’ın insana verdiği bir nimet; ama mutlak değil. Allâh’ın zâtını, ahiret detaylarını, mâneviyatın derinliğini sâdece akıl ile çözmek imkânsız. Bu konular vahyin bildirdiği kadarıyla bilinir. Akıl Allâh’ın olduğunu anlar; ama mâhiyetini bilemez.
İmâm Gazâlî — Aklın Eleştirisi
İmâm Gazâlî «Tehâfütü’l-Felâsife» (Filozofların Tutarsızlığı) eserinde Aristo ve İbn Sînâ’nın felsefelerini eleştirdi. Aklın yalnız başına Allâh’ı bilemeyeceğini, vahyin gerekli olduğunu gösterdi. Bu eser İslâm felsefesinde dönüm noktasıdır; aklın yerine vahyi koyar.
Modern Bilim — Aynı Tuzak
Modern bilim aydınlanma felsefesinin uzantısıdır. «Bilimsellik» kriteri — her şeyin sâdece akıl ve gözlem ile çözüleceği öngörüsü. Hâlbuki hayatın anlamı, ahlâk, sevgi, mâneviyât — bilimle çözülemiyor. Bilim sınırlı; tanrılaştırılırsa eksik kalıyor. Mü’min bilime yer verir; ama mutlak ilâh yapmaz.
Vahiy — Akla Yol Gösterir
Vahiy akla yol gösterir. Mü’min Kur’ân ve sünnete bağlanır; akıl bu vahyin ışığında çalışır. Akıl tek başına karanlıkta el yordamı; vahiy ile birlikte aydınlıkta. Bu iki birlik insanı doğru yola götürür. İslâm — akıl ile vahyin dengeli birliğidir.
Aklı Köleleştiren Felsefeler
İlginç olan — aklı tanrılaştıran felsefeler aslında onu köleleştirir. Marksizm, varoluşçuluk, postmodernizm — hepsi aklın sınırlı versiyonlarına insanları köleleştirdi. Bu felsefelerin hapishânesinde insanlar — vahyin özgürlüğünü kaybeder. İslâm akla gerçek yerini verir: yardımcı; köle değil; ilâh değil.
Müslüman Aklı — Dengeli
Müslüman aklı dengelidir. Akıl yapar; ama vahyin altında. İlmî araştırma yapar; ama Kur’âna aykırı sonuca varmaz. Felsefe okur; ama aklı tanrılaştırmaz. Bu denge — gerçek müslüman aydınlığıdır. İbn Sînâ, Fârâbî, İmâm Gazâlî, İbn Rüşd — örnekleri.
Niyâz — Vahye Bağlı Akıl
Niyâz: «Yâ Rab, beni aydınlanma felsefesinin aklı tanrılaştırma tuzağından koru. Aklı vahyin altına yerleştirebilen bir mü’min eyle. Bilimi sevdir; ama mutlak ilâh haline gelmesin. İmâm Gazâlî’nin ‘Tehâfütü’l-Felâsife’ tarzı eleştirel bakışı ver. Müslüman aydın olma tevfîki ver. Modern felsefe kölelerinden eyleme.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi vahyin altında akledenler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Akıl, Vahiy, Felsefe. → Tasavvuf Sözlüğü