Bir Müslüman, Kur’an ortada dururken, sünnet ortada dururken, imamların içtihadı ortada dururken ‘bana göre’ diyemez. Kendi görüşünü hakikat yerine koymak, nefsini peygamber mesabesine yüceltmek demektir; bu ise İslam’ın açıkça reddettiği bir tuttur.
Kur’an, sünnet, imamların ictihadı ortada dururken, bana gör Hakkında
İmam-ı Malik’in meşhur sözü bu konuda çok açıktır: ‘Kim fıkıhsız tasavvuf öğrenirse zındık olur. Kim fıkıh öğrenip tasavvuftan uzak kalırsa fasık olur. Kim ilim ile maneviyatı kendinde bir araya getirirse dinin hakikatine ulaşır.’ Bu üç denge, gerçek bir Müslümanın ana sütunlarıdır.
Hadislerin büyük çoğunluğunu sahih saymayıp reddetmek, sünnetin bağlayıcılığını inkâr etmek sapık bir görüştür. Her insanın kendi görüşünü beğendiği, heva ve hevesini din gibi sunduğu bir ortamda hakiki rehber olmak daha da büyük bir sorumluluk haline gelmektedir.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Nefs, Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı