Açılış, Eleştiriler ve Şirk Konusu
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak gündüzlerinizi, aylarınızı, yıldanınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim her nefeste kendisine yaklaştıran, her nefeste kendi rızasına kavuşturan, her nefeste cemaliyle cemalleştiren kullarından eylesin. Cümlemize inşallah. Cenâb-ı Hak inşallahurrahman her türlü beladan, musibetten, sıkıntıdan, hastalıktan, gamdan, kasavetten cümle ümmet-i Muhammed’i ve bizleri azade eylesin. Rahmetiyle, lütfuyla, ikramıyla, ihsanıyla muamele de bulunsun. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed’e ve kardeşlerimize maddi manevi afiyetler nasîb eylesin inşallah. Bugün Perşembe sohbetlerinde şirki konuşalım diye daha öncesinden söylemiştik. Bununla alakalı sorular gelmişti bir hayli.
Bir hayli böyle sorular gelince biz de bir sohbet şirk olsun istedik. Çünkü bizim kafamızdaki plan program değil, biraz daha soruların üzerinde gitmeye gayret ediyoruz. Çünkü bizim için bizi dinleyenleri neye ihtiyacı var, bizi dinleyenler hangi soruda yoğunlaşıyorlar, bizi dinleyen kardeşlerimiz ne bizden istiyorlar, onlara bakmaya gayret ediyoruz. O yüzden biz böyle istedik, biz böyle yaptık. Pek bizim işimiz değil, bilenler bilir. Bizim hemen hemen bütün sohbetler sorulu cevaplıdır. Veyahut da bir konu hazırladığımızda önce o konuyu aktarız, anlatabiliriz, anlatabildiğimiz yere kadar anlatırız. Ondan sonra soruları geçeriz. O yüzden inşallah Rabbim bizleri kendi emanını alıp kendi yolunda yürüttüklerinden eylesin inşallah.
Rahatsız olanlar var sohbetlerimizden. Rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Kimisi bizim ifsatçı olduğumuzu, ortalığı bozduğumuzu falan söylüyorlar. Özelden mesaj atanlar var, özelden mail atanlar var. Eleştiriyorlar. Eleştirilerini Kur’ân Sünnet dairesinde tutsalar, söyleyecek bir sözümüz yok. Hakaret ediyorlar. Hakaret edince cahil oldukları çıkıyor meydana. Hakaret edince ilimsiz oldukları çıkıyor meydana. Hakaret edince bu sefer Müslüman odur ki elinden ve dilinden diğer Müslümanlar emindir. Sözü üzerine dillerinden emin değiliz, hakaret ediyorlar. O yüzden Hazret-i Peygamber’in Müslümanlık ve Müminlik tariflerine uymuyor. Bunlar bize eleştirecek olan kimseler Kur’ân’la, Sünnet’le tasavvufun olmazsa olmaz doğrularıyla bizlere nasihatte bulunurlarsa biz bunlara açığız.
Eğer var ise Kur’ân Sünnet dairesinde eksimiz, ki muhakkak vardır, düzeltiriz, tevbe ederiz. Kardeşlerimize de bu konuda burada hatalı konuşmuşuz, burada eksik konuşmuşuz deyip onlar da bu meselede uyarız. O yüzden konuşmalarımız herhangi bir partiye, herhangi bir Türkiye’deki topluluğa, bir tarikata, Türkiye’de veya dünya üzerinde herhangi bir kurum ve kuruluşla işimiz yok. İslâmî noktada biz kendimizce Kur’ân ve Sünnet dairesinde doğru gördüğümüzü, doğru bulduğumuzu ilk sufilerin kendilerince doğru gördüğü ve biz bu zamana kendimizce doğru olarak uyarlamaya çalıştığımız ana meseleler üzerinde konuşuyoruz. Kimsenin partisi, tarikatı, siyasal görüşü bizi bu dairede ilgilendirmiyor. Biz belli bir parti görüşünde değiliz.
Biz bir partinin elemanı, bir partinin yalakası, yancısı da değiliz. Biz herhangi bir kurum kuruluşun yalakası, yancısı değiliz. Biz kendimizce Kur’ân ve Sünnet yaşamaya çalışan sufi bir topluluğuz ifade edilecekse biz Kur’ân ve Sünnet’e bağlıyız. Vatanımızla milletimize bağlıyız. Vatanımız milletimiz için doğru olan bir şeyse alkışlarız. Hangi partiden, hangi görüşten, hangi düşünceden olursa olsun vatanımıza milletimize yanlış bir şeyse hangi partiden, hangi görüşten, hangi tarikattan, hangi topluluktan olursa olsun biz yanlış bir şey ifade ederiz. O yüzden tekrar tekrar söylüyorum. Bizim Kur’ân, Sünnet, Vatan Millet görüş noktamımız bundan rahatsız olanlar varsa izlemesinler bu halimizden rahatsız olanlar varsa, takip etmesinler bu halimizden rahatsız olup da bizimle irtibat kurmak istemeyenler kurmasınlar.
Özgürler, herkes özgür, herkes hür, herkes birbirini sevecek diye bir kaide yok. O yüzden kimseye de zorla bir şey dik de ettiğimiz de yok. Biz Kur’ân, Sünnet tarihisinde kendimizce hizmet etmeyi gayret eden bir topluluğuz. Evet. Şimdi canım kardeşlerim, it yürür kervan yürürmüş. O yüzden köpekler bağırdı diye kurtlar da kafalarını kuma sokacak değil. Her köpek bağırması doğru olmuş olsaydı meydan köpeklere itlere kalırdı. Meydanı köpeklere itlere bırakmayacak kadar da cesaretimiz var. Meydanı böyle ne yiyor belirsiz, nereden beslendikleri belirsiz, hakaret etmeyi, iftira etmeyi, kendilerine şiar edinenleri meydan bırakacak değiliz. Kimin neye gücü yetiyorsa gelsin, koysun ortaya. İlmi olarak varsa cevap vereceği bir şey cevabını versin.
Buradan da yayınlamasını biliriz. O yüzden gizli kapaklı işimiz yok. Meydandayız her şeyimizde. İşyerimiz meydanda. Dergam, toplandığımız Tasavvuf vakum merkezleri meydanda. Biz kendimiz meydandayız. Bakın numaramızı yayınlıyoruz. Sormak isteyenler buradan sorabilirler. Gücümüzün yettiğince hepsini de cevaplandırmaya çalışıyoruz. O yüzden durduğumuz noktadan bir sıkıntımız yok. Allah bizi affetsin. Bu akşam da şirki konuşacağız. Şirk, ortak olmak, ortaklık, ortak koşmak anlamında. Bugün tabi şirkten bahsederken Allah’a şirk koşmak. Onunla alakalı sohbet edeceğiz. Başka bir şeyden değil. O yüzden meseleye bakarken, şirki konuşurken sadece ve sadece Allah’a şirk koşmakla alakalı. Bugünki sohbet dairemiz bu.
O yüzden bu şirkin bir ismi de küfür. şirke düşen şirk ehline Kur’ân’ı küfür ehli olarak görüyor. Din onu küfür ehli olarak görüyor. O yüzden küfre düştü veya şirke düştü ikisi de aynı mana geliyor. Şirk koşana da müşrik deniyor. Şirk koşulana da şerik, ortak demek, şerik deniliyor. Şimdi o yüzden Mekke’deki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri zuhur etmezden önceki halkın inanışı müşriklik üzerindedir. Neden? Şirket ehliler. Onlar da kendilerince Allah’a inanıyorlar ve değişik putları var. Bunların içerisinde en önemli olanları Laat, Uzza, Menat. O putları kendilerince Allah’a şerik veya yaklaştırıcı olarak görüyorlar. O yüzden Mekkeli müşrikler olarak nitelendiriliyor veya Mekke müşrik halkı veya Mekke müşrik devleti veya Mekke müşrik kuvvetleri olarak değişik tarih kitaplarında, hadîs kitaplarında tarif olarak böyle görmeniz mümkün.
Terim olarak da Allah’ın zâtında, sıfatlarında, fiillerinde veya O’na ibâdet edilmesinde ortağı, dengi yahut benzerinin bulunduğuna inanma demektir. Özellikle zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde bir Cenab-ı Hakk’ın sıfatlarının tecelliyatı olan fiillerinde. Bir şeyi yaratma fiili örneğin. Yaratma fiili Allah’a ait. Bütün fiiliyatın hepsi de Allah’a ait. Bunda bir ortaklık söz konusu değil. mesela duâ kendi kendine yarattı. Bu şirk olmuş oluyor. Veya ben bu resmi yarattım. Bu şirk olmuş oluyor. Bir şeyi yaratmak deyince ve hatta o yaratma yoktan var etme Allah’a ait. O yüzden fiillerde veya ibâdet edilmesinde ona ortak koşulduğunda o zaman ne olmuş oluyor? O kimse Allah’a şirk koşmuş, küfre düşmüş oluyor.
O yüzden İslâm’da şirk genelde Kur’ân-ı Kerim’de aynı kökten türeyen isim ve fiillerle birçok ayette geçiyor. Ve bu Kur’ân-ı Kerim’in uluhiyetinde ortaklık tanıma Allah’ın şirkin muhtevasında küfür, denk, benzer veya misil olarak geçer. Eş benzer demek veya velî olarak geçer, dost, efendi gibi veya nit olarak geçer, özünde, benzerinde ortaklık varmış gibi veya şefi şefaatçi olarak geçer veya şehit, yardımcı, lehte şahitlik yapan kelimeleriyle Kur’ân’da ifade edilmeye çalışılmış. Kur’ân’da Allah’ın varlığı ve birliği inancının birçok ayette açık ifade edilmesinin sıra herhangi bir varlığın onun uluhiyetine ortak koşulmaması, sadece ona kulluk edilmesi, ancak ondan yardım istenmesi ve ona sığınılması.
Raat Suresi âyet 36’da bahsettiği gibi Ey Peygamber de ki ben yalnız Allah’a ibâdet etmek, ona hiçbir şey ortak koşmamakla emrolundum, yalnız ona davet ederim, dönüşüm de ancak onadır. O zaman Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri hem peygamberlik mesleğiyle, peygamberlik göreviyle kendisini tarif ederken Kur’ân’ın diliyle Ümmet-i Muhammed’e de bir ölçü koyuyor. Yalnız Allah’a ibâdet etmek, bakın bu en önemli şirke düşülen, küfre düşülen noktalardan birisi ve ona hiçbir şey ortak koşmamak, Allah’a hiçbir şey ortak koşmamak, Allah’a hiçbir şey ortak koşmamak deyince burada bir tevhîd çıkıyor orta yere ve yalnız ona davet edilmek, yalnız ona davet etmek. Bakın üç önemli ana başlık çıktı, bir kimse îmân edip ibâdet ederken sadece ve sadece Allah’a îmân edip ona ibâdet edecek ve hiçbir şey ona ortak koşmayacak.
Bu ortak koşma akli bir mesele, kalbi bir mesele. Bakın ibâdet etmek, Allah’a ibâdet etmek hem bu işin manası ve maddi tarafı var ve yalnız ona davet etmek bir de sadece ona davet etmek. o zaman Allah’tan başka davet edilecek bir yer var mı? Yok. İnsanları nereye davet etmekle mükellefiz? Allah’a. İnsanları başka bir yere davet edilmesi de ne olmuş oldu? Şirk olmuş oldu. Başka bir yere ibâdet edilmesi yine şirk oldu ve aynı zamanda da başka bir şeye Allah’a ortak koşmak yine şirk oldu. Bunları böyle ana hatlarıyla söyleyeceğim ki insanlar kendi kendilerini kendilerini hesaba çeksinler. Desinler ki ben ibâdet edersen niye ibâdet ettim? Kime ibâdet ettim? Ne için ibâdet ettim? Kim görsün diye ibâdet ettim?
Bizi ilgilendiren şeyhim görsün diye mi ibâdet ettim? Müdürüm görsün diye mi ibâdet ettim? Parti yöneticim görsün diye mi ibâdet ettim? ya patron görsün diye mi ibâdet ettim? Evlenecek olduğum kız görsün diye mi ibâdet ettim? Evlenecek olduğum erkek görsün diye mi ibâdet ettim? Birileri görsün diye mi ibâdet ettim? Birilerine yaranmak için mi ibâdet ettim? Birilerine iyi görülmek için mi ibâdet ettim? O zaman buradaki Müslümanları ilgilendiren, inananları ilgilendiren en önemli maddelerden birisi bu. Yalnız Allah’a ibâdet etmek. Fâtiha Sürresinde de ”İyya kenabüdü ve iyya kenesta’in” deriz ya, ”Yalnız sana ibâdet eder, yalnız senden yardım dileriz.” Bu kaideyi Müslümanların kendi üzerlerinde otutturması.
Sadece ve sadece ona ibâdet etmek. İkinci ana maddemiz, unsurumuz, dayanamız, kaidemiz ona hiçbir şeyi ortak koşmamak. O zaman Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak. Allah’a devleti ortak koşmamak, zenginliği ortak koşmamak, zenginleri ortak koşmamak. Ne bileyim başka bir güç, kuvvet, kudreti Allah’a ortak koşmamak. Birleşmiş Milletleri Allah’a ortak koşmamak. Avrupa Birliği’ni Allah’a ortak koşmamak. ABD’yi Allah’a ortak koşmamak. Hastalığı Allah’a ortak koşmamak. Zenginliği, fakirliği, güzelliği, çirkinliği, yakışıklılığı, boylu poslu olmayı hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmamak. Burası çok önemli. Hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmamak. kapitalizmi, sosyalizmi, komünizmi, faşizmi Allah’a ortak koşmamak.
Yok filanca çok akıllıymış da, yok filanca çok bilgiliymiş de Allah’a ortak koşmamak. Hiçbir şey Allah’a ortak koşmamak. Hiçbir gücü, hiçbir kuvveti, hiçbir kudreti Allah’tan başka güç, kuvvet, kudret kanun koyucu tanımayıp Allah’a ortak koşmamak. Burası öylesine müthiş bir şey ki sizi bütün dünya üzerinde hür edecek. Bütün dünya üzerinde sizi imanınızın üzerinde diriltecek en önemli bir şey. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak. Bu böyle İslâm’a saldırmak isteyenler, Tasavvuf’a saldırmak isteyenler ve hatta kolaylarına gelir ya Müslümanlara saldırmak isteyenler siz hocanıza ortak koşuyorsunuz da, yok şeyhinize ortak koşuyorsunuz da. Canım kardeşim şunu iyi bil, hiçbir şey kendince Allah’a ortak kendisinin üzerine koşmak istemez.
Ama bugün dünya kapitalizmi Allah’a ortak koşuyor. Dünya bugün devlet sistemlerini Allah’a ortak koşuyor. Bugün dünya birleşmiş milletlerine Allah’a ortak koşuyor. Bir yerde eşcinselliği, Allah’ın lanetlediği, bütün dinlerin lanetlediği bir fiiliyatı bugün olması lazım diyenler Allah’a ortak koşuyor. Ve hatta Allah’ın lanetlediği, Allah’ın yasakladığı, Allah’ın harâm ettiği şeyleri bugün insanlar normalde bugün Allah’ın bunların harâm edilmemesi lazım diyorsa Allah’a ortak koşuyor.
Tevhîd ve Allah’a Ortak Koşmamak
Şirk üzerinde yaşıyor. ibâdet edenler mesela Allah’tan başka bir şey için ibâdet ediyorlarsa nasıl şirk koşuyorlarsa Allah’tan başka bir şeyi de ortak koşanlar. Bilerek veya bilmeyerek bilmeyereği de koyarım. Sebep öğren kardeşim dinini. Allah’ın hükmünden başka hüküm arıyorsan Allah’a şirk koşuyorsun, Allah’a ortak koşuyorsun. Allah’ın hakimiyetinin aracını hakimiyet arıyorsan Allah’a şirk koşuyorsun, Allah’a ortak koşuyorsun. Kur’ân ve sünnetin dışında bir doğru arıyorsan Allah’a şirk koşuyorsun, Allah’a ortak koşuyorsun. Ve yalnız ona davet etme. Bakın davet edilecek en önemli yer Allah’tır. Davet ettiğin yer Allah olmalı. Davet ettiğin Kur’ân ve Sünnet olmalı. Davet ettiğin Kur’ân ve Sünnet yolu olmalı.
Kendi heva ve hevesine değil, kendi benliğine değil, kendi kimlik ve kişiliğine değil, kendi inandığın hikayelere değil, kendi inandığın ritüellere değil, kendi inandığın herhangi bir şeye değil. Davet edilecekse insanları Allah’a davet edeceksin. Bakın Allah’a âyet-i kerimede diyor ki yalnız ona davet ederim. O zaman davetimiz bizim neye olacak? Allah’a olacak. İnsanları davet et, davetimiz İslâm’a olacak. Başka bir şeye değil. Eğer davet İslâm’a değilse, evet eğer davet Allah’a değilse o zaman o kimse de şirk üzerinde oldu. İnsanlar kendi heva heveslerini davet ediyorlarsa, insanlar Kur’ân ve sünneti davet etmiyorlarsa, bence böyle olmalı deyip Kur’ân ve sünnetin dışına çıkıyorlarsa o zaman o insanlarda ne oldu?
Şirk ehli oldu. Benim şeyhimin şeyhimin şeyhi böyle yapardı deyip Kur’ân ve sünnetin dışında bir fiiliyatı yerine getiriyorsa ve ona davet ediyorsa insanları, o kimse şirk oldu. benim liderim böyle yaptı, benim liderim böyle eder dediğinde kendi liderine davet ediyorsa insanları ve onun lideri Kur’ân ve sünnetin içerisinde değilse ve onun lideri de Kur’ân ve Sünnet dairesinde olan şeyler söylemiyorsa o kimse de şirk ehli oldu. O zaman davetimiz neye olacak? Allah’a olacak. Kıymetli kardeşler ben o yüzden derim Mustafa Özban’ın yolu yok. Ben o yüzden derim Mustafa Özban’ın kendince bir kimliği, kişiliği yok. Davet neyidir? Allah’adır. Benim bir yolum yok. O yüzden bana derler ki yolun ne? Benim yolum Allah’a koşmak.
Benim yolum fitursuz bir şekilde, hiçbir şeye takılmadan Allah’a koşmak. Allah’a koşarken de Kur’ân ve Sünnet dairesinde, Kur’ân ve Sünnet ölçüsünde Allah’a koşmak. Benim için başka bir ölçü yok. Yok orada iki adım neden atmadın, yok burada bir adım neden atmadın benim için ölçü değil. Benim için ölçü Kur’ân, Sünnet, imamların iştahatları ve ilk sufilerin tercihleri. İlk sufilerin iştahatları. Beni başka bir şeye ilgilendirmez. Hiç kimse etrafımda kalmayacağını bilsem dahi 30 kusur yıldan beri, bunu savunmuşum. 30 kusur yıldan beri yolum bu. İnsanların canı sıkılabilir, kalbi daralabilir, gönülleri hoşnut olmayabilir. Kur’ân ve sünnetin ölçülerinden nefisleri rahatsız olabilir. Hiç umrunda değil.
Yeter ki Mustafa Özban dilinden Kur’ân ve Sünnet çıksın. Yeter ki Mustafa Özban’ın tavsiyesi, nasihatı Kur’ân ve Sünnet olsun. Başka benim hesap vereceğim hiçbir şey yok. O yüzden yalnız ona davet etmek önemli bir şeydir bu. Bu kimi ilgilendirir? Bu devlet başkanlarını ilgilendirir. Bu müftüleri ilgilendirir. Bu siyasi parti liderlerini ilgilendirir. Bu şehirleri ilgilendirir. Bu toplumun önündeki kimseleri ilgilendirir. Bu davet edici davetçi olan insanları ilgilendirir. Babaları ilgilendirir. Ey babalar, çocuklarınızı ne tarafa sevk ediyorsunuz? Ey anneler, çocuklarınızı ne tarafa sevk ediyorsunuz? Anne ve babalar çocuklarını Allah’a mı davet ediyorlar? Yoksa kendi dedelerini, nenelerini yollarına mı davet ediyorlar?
Anne ve babalar çocuklarını Allah’a mı davet ediyorlar? Yoksa kendi heva ve heveslerine veyahut da çocukların heva ve heveslerine uyup onlara mı davet ediyorlar? O yüzden bu konu çok önemli. Kim nereye davet ediyor seni? İnsanları içkiye mi davet ediyorsun? Kumara mı davet ediyorsun? İnsanları fuhşa mı davet ediyorsun? İnsanları lezbiyeniye mi davet ediyorsun? İnsanları eşcinselliğe mi davet ediyorsun? İnsanları Kur’ân ve sünnetin dışındaki bir hukuka, bir kanuna, bir nizamnameye mi davet ediyorsun? İnsanları ne ile yönetiyorsun? Ne ile yönlendiriyorsun? Bunlar bütün toplumu ilgilendiren şeyler. Evet, nereye davet ettin? Kime davet ettin? Nereye ve kime davet ettin? Eğer Allah’a davet ettiysen o zaman Allah’ın Kur’anından bahset.
Eğer Allah’a davet ettiysen o zaman Peygamber’in sünnetinden bahset. Eğer sen Allah yolcusuysan Kur’ân ve sünnetten başka davet edeceğin bir şey olmaz. Eğer sen Allah insanıysan Kur’ân ve sünnetten başka ölçün olmaz. Eğer sen Allah’a koşuyorum diyorsan Kur’ân ve sünnetten başka ölçün olmaz. Dıdımın dıdının dıdıyla, filancanın fişmancanın feshman kesilsin böyle demesiyle din olmaz. Din Kur’ân ve sünnettir. Kim Kur’ân ve sünneti kendisine ölçü etmezse o şeytanı bir yoldadır, şirkdedir, kövürdedir. Bu bu kadar basittir. O yüzden bunun dışında yol arayanlar, bunun dışındaki yollara gidenler Müslüman’ım demiş olsalar dahi şirk ehlidirler. Niceleri vardır ki kendisini Müslüman görüyordur ama Müslüman gördüğü halde saplantı olarak Allah’a ortak koşmuştur herhangi bir gücü kuvveti.
Saplantı olarak herhangi bir şeye davet ediyordur o kimse ve saplantı olarak onda duruyordur. O başka bir şeye ibâdet ediyordur. O yüzden ibâdet, ancak Allah’a ibâdet eder, ancak ondan yardım dileriz. Ve ancak ondan başka bir şeye ibâdet etmeyenler kurtuluşa ererler. Ve ancak ona hiçbir şeyi ortak koşmayanlar kurtulaşa ererler. Ve ancak Allah’a davet edenler kurtuluşa ererler. Allah biz onlardan eylesin inşallah. Yine Kev suresi âyet 110 Ey Muhammed de ki, Ben de sizin gibi ancak bir beşerim. Bana ilahınız ancak bir ilah olduğu vahiy olunur. Kim Rabbine kavuşmayı istiyorsa salih amel işlesin. Ve ibadette hiçbir şeyi Rabbine ortak koşmasın. Ve Allah’a davet edin. Bakın Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri, Kur’ân’ın diliyle diyor ki, Ben de bir beşerim.
O zaman ve ancak hiçbir şeyi Rabbine ortak koşmadan, salih amel ile Allah’a ibâdet etsin diyor. Ve Allah’a davet edin diyor. Allah’a davet edin diyor. Allah’a davet edin diyor. Salih amel ile Allah’a ibâdet etsin diyor. Burada Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri, Âyet-i Keriminin başında beşerim derken, bütün beşere müjde veriyor. Kendine ibâdet edilmesini istemiyor. Bakın bir peygambere ibâdet edilmiyorsa, hiçbir şeye, hiçbir kimseye ibâdet edilmez. Yaratılmışların en yücesi olan, yaratılmışların en üstünde olan ve yaratılmışların ilki olan, yaratılmışların ilki olan, hatta mana boyutuyla ayrı bir meseledir bu. Ben yaratılmışlar varlıkla alakalı meseleyi söylüyorum. O varlıkta ilk varlığa tecelleden, ilk varlığa tecelleden ve hiçbir şey yok iken, ilk onun ruhaniyeti ve nuraniyeti yaratılmış olan Hazret-i Muhammed Mustafa diyor ki, ben beşerim.
Aaaa! Ve bana ibâdet etmeyin. Kıymetli dostlar, Hazret-i Muhammed Mustafa’nın Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin Kur’ân’ı deyimiyle ben beşerim dediğinde, o zaman ve beşerim denildiğinde, ona ibâdet edilmemesi gerektiğini söylüyorsa, bir kısım sahabeler baktılar ki, bir kısım inanç sahipleri kendi din önderilerinin önünde secde ediyorlar. Sahabeler bunu görünce, dediler ki, eğer birisine secde edilecekse bu Hazret-i Muhammed Mustafa’dır Sallallâhu Aleyhi ve Sellem. Dediler ki, biz onun kıymetini bilememişiz, biz onu tam anlayamamışız, biz tam ona sevgimizi gösterememişiz, biz onu ilk gördüğümüzde secde edelim. Ve sahabeler onu ilk gördüklerinde secde etmeye kalktılar, Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri onları secdeden men etti.
Onların secdelerini ortadan kaldırdı. Dedi ki, kulun kula ibadeti yoktur, kulun kula secde etmesi de yoktur. O zaman kıymetli dostlar, biz hiçbir kula kulluk yapmayız. Hiçbir kula önünde eğilmeyiz. Bakın, kula teşekkür etmek Allah’a teşekkürlidir, bu ayrıdır. Kula kulluk etmek farklı bir şeydir. Ve kula, hatta başka bir hadîs-i şerifte, kim birisinin zenginliğinden dolayı ona temanada bulunursa, onun dininin yarısı gider der. Demek ki, biz Allah’tan başka zengin, Allah’tan başka aktap, Allah’tan başka ulu, Allah’tan başka yüce, hiç kimseyi tanımayacağız. Ve insanlara, insanlara Allah’tan başka hiçbir şeye ibâdet etmemelerini önerceğiz. Bu sohbet size biraz farklı gelebilir. Keskin gelebilir size.
Ama şirk meselesi keskin bir meseledir. O yüzden hani, böyle gece, hadîs-i şerifte öyle tarif eder. Gece şirk öyle bir şeydir ki, gece karanlıkta, kayanın üzerinde yürüyen karıncanın sesi gibidir. Karanlıkta, o karıncanın sesini duymak mümkün mü değil. Şirk böyle bir ince bir meseledir. O yüzden insanın kalbinde böyle bir şey girerse, Allah muhafaza eylesin. Kimsenin bütün imanı gider, ibadeti gider, şirke düşme noktasıyla alakalı. O yüzden kim Rabbine kavuşmayı istiyorsa, âyet-i kerime bu, kim Rabbine kavuşmayı istiyorsa, salih amel işlesin. iyi ameller işlesin. İyilikler yapsın. İyi insan olsun. Ağzından iyilik çıksın, dilinden iyilik çıksın, gözünden iyilik çıksın, kulağından iyilik çıksın, elinden iyilik çıksın, ayaklarından iyilik çıksın.
O kimse iyi insan olsun. Kalbinden iyilik aksın onun. İyi insan nedir? İyi insan. Tarif ediyorum. Mümkün olduğunca hiç kimse kötülük yapmayan insandır. Sizin en hayırlığınız etrafına zarar vermeyeninizdir. İyi insan nedir? Etrafına zarar vermeyendir. İyi insandır o. Eğer bir kimse etrafına zarar vermemeyi düşünüp de insanlara ve etrafına, etrafına bakın. Yeşile, hayvana, kediye, köpeğe, kuşa, balığa, ne bileyim yeşilliklere, meralara, denizlere, nehirlere kötülük yapmayan, zarar vermeyen, insanlara zarar vermeyen, çocuklara, kadınlara, anneye, babaya, eşlere zarar vermeyen kimse, bakın zarar vermeyen, insanların en hayırlısı. O zaman kim salih amel işlemek istiyorsa birinci derecede etrafına zarar vermemeyi hedefleyecek.
İkincisi ne bunun? Etrafına en fazla faydalı olan. Hadîs-i şerifte öyle diyor. Sizin en hayırlığınız etrafına en fazla faydası dokunmanızdır. O zaman kim Rabbine kavuşmak istiyorsa bakın âyet-i kerim açık. Bir, insanlara zarar vermeyi düşünmeyecek. İki, elinden geldiğince insanlara hayırhah olacak. İyilik yapmaya çalışacak. İyiliği gösterecek. İyiliği anlatacak. Ve ardından da diyor ki ibadette Allah’a Rabbine ortak koşmayan kimsedir. Ve bunları yaparken, salih amelleri yaparken bunların hepsi de ibâdet hükmünde çünkü Allah’a ortak koşmayacak. Vay cömert desinler diye cömertlerini göstermeyecek. Vay ya şu beni beğensin deyip de kalkıp da hava atmayacak. Şatat yapmayacak. Allah muhafaza eylesin inşallah.
Yine Allah’a secde etmekle alakalı. Âyet-i kerime cin suresi âyet 20. Ey Muhammed de ki ben sadece Rabbime ibâdet eder ve ona hiçbir şeyi ortak koşmam. Yine peygamberinin dilinden söylüyor. Diyor ki sadece Rabbime ibâdet eder ve ona hiçbir şeyi ortak koşmam. O zaman biz sadece ve sadece Allah’a ibâdet etmeyi ve ona hiçbir şeyi ortak koşmamayı kendimize ne yapacağız istikamet belirleyeceğiz. Ve yine putların hiç kimseye faydası olmaması ve putları kendisine eş etmeme, putlara tapınmama. Ne güneşe secde edin ne ayağa. Fusüle suresi âyet 37. Bunları yaratan Allah’a secde edin. Eğer gerçekten ona ibâdet ediyorsanız. O zaman özür dilerim. Burada ibâdet güneşe ayağa tapanlar var diyor onlara söylüyor.
Veya doğa olaylarına tapanlara söylüyor. Diyor ki onlar yaratmadı. Ya onlar yaratan Allah sürü ise tapınanlar var ya sürü ise Allah görenler var. O yüzden veya güneşe Allah görenler ve hatta ayı Allah görenler hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayın. Ve putların hiç kimseye faydası vermemesi ile alakalı maide 76. Ey Muhammed de ki Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi ibâdet ediyorsunuz? Allah her şeyi çok iyi işiten çok iyi bilendir. Demek ki insanların bir kısmı ne yapacak? Allah’ı bırakıp hiçbir şeye gücü yetmeyen putlara ibâdet edecek ve onlara meyil edecek.
Kur’ân-Sünnet Dâvetçisi İlşnleri
Mesela geçmiş dönemde Mekkeli müşrikler Laat-i Uzza-i Menat adında putları vardı. Daha birçok putları vardı da Kur’ân’da geçenleri ben size söylüyorum. Ve insanlar Allah’ı bırakıp onlara ibâdet ediyorlardı. Bugün insanların Laat-i Menat-i Uzza’sı değişti. Bugün de insanlar Allah’ı bırakıp paraya tapınıyorlar. Allah’ı bırakıp makama-mevkiye tapınıyorlar. Allah’ı bırakıp gücü kuvvete, kudrete tapınıyorlar. Allah’ı bırakıp Amerika’ya tapınıyorlar. Allah’ı bırakıp batıya veya doğuya tapınıyorlar. Allah’ı bırakıp siyasi liderine tapınıyor. Allah’ı bırakıp şeyhine tapınıyor. Allah’ı bırakıp hocasına, haccasına tapınıyor. Allah’ı bırakıp eşlerine tapınıyor. Allah’ı bırakıp kocasına, çocuğuna tapınıyor.
Allah’ı bırakıyor. Herkesin kendince bir putu var. Kimisinin çocukları put olmuş. Allah’ı bırakmış, çocuklarına tapınıyor. Kimisinin karısı put olmuş. Allah’ı bırakıyor, hanımına tapınıyor. Kimisinin kocası put olmuş. Allah’ı bırakıyor, kocasına tapınıyor. Kimisinin babası put olmuş. Allah’ı bırakıyor, babasına tapınıyor. Kimisinin annesi put olmuş. Allah’ı bırakıyor, annesine tapınıyor. Kimisinin siyasi lideri put olmuş. Allah’ı bırakıp siyasi liderine tapınıyor. Kimisinin kendi hocam dediği kimsesi put olmuş. Allah’ı bırakıp hocasına, hacasına tapınıyor. Kimisi Allah’ı bırakıp şeyhine tapınıyor. Farkında veya farkında değil. Kimisi Allah’ı bırakmış, gitmiş olduğu yolu tapınıyor. Kimisi Allah’ı bırakmış, mezhebe tapınıyor.
Kimisi Allah’ı bırakmış, meşrebbe tapınıyor. Kimisi Allah’ı bırakmış, doğaya tapınıyor. Kimisi Allah’ı bırakmış kendince aklına tapınıyor. Kimisi Allah’ı bırakmış dolarlarına tapınıyor. Kimisi Allah’ı bırakmış silahına tapınıyor. Kimisi Allah’ı bırakmış, Birleşmiş Millere tapınıyor. Kimisi Allah’ı bırakmış, Avrupa’ya tapınıyor. Kimisi Allah’ı bırakmış, Laikli’ye tapınıyor. Kimisi Allah’ı bırakmış, Allah’ı bırakmış. kendince tapınacak bir ilah bulmuş. Kendince tapınacak, kendince bugünün Laat’ı, Uzat’ı, Menat’ını bulmuş. Ve kendince taşlardan, otlardan, kendince ateşten medet bekleyen insanlar haline gelmişler. Ve Cenâb-ı Hak, Peygamberin dilinden diyor ki Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi ibâdet ediyorsunuz?
Ve bunlara sorulduğunda neden bu zarar veya vermeyen şeylere taparsınız dediğinde de Bunlar diyorlar ki Allah katında bunlar bizim şefaatçilerimizdir. Orada da ne Yunus Suresi âyet 18’de diyorlar. Ve ey Muhammed de ki onlara cevap var. Göklerde ve yerde Allah’ın bilmediği bir şeyi mi ona haber veriyorsunuz? Allah onların ortak koştuklarından yücedir, beridir. Ve bunlar tapınırlarken de kendilerince onu Allah adına tapındıklarını söylüyorlar. Ve kendilerince Allah’a yaklaştırıcı olarak görüyorlar. Ve kendilerince kendilerini muhafaza edecek, koracak, ayakta tutacak, zenginleştirecek, hastalıktan kurtaracak gibi şeyleri vesile ederekten onlara tapındıklarını söylüyorlar. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed’i böyle tapınışlardan korusun inşallah.
Ve yine o putların veya insanların Allah’tan başka tapındıkları, Allah’tan başka inandıkları, Allah’tan başka kanunlarına bel bağladıkları, Allah’tan başka güç ve kuvvet ve kuvveti bel bağlayanlar için Araf Suresi âyet 191-192 Hiçbir şey yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan şeyleri mi Allah’a ortak koşuyorlar? Bakın, hiçbir şey yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan şeyleri mi dediğinde bütün her şey girer buna. Bakın bunda artık varlığa tamamiyetle baktığınızda varlıkta herhangi bir unsur. Çünkü hepsinde ne yaptı? Allah yarattı. Ve o Allah’ın arzindeki hiçbir şey, hiçbir şey yaratamayacak. Ve insanlar onlara tapınıyorlarsa Allah muhafaza eylesin. Allah’a ortak koşmuş oluyorlar.
Ve o putların kendilerine, tapanlara yardım etmeye güçleri yetmez. Hatta kendilerine bile yardım edemez. Buradaki putlar herhangi bir heykel veya heykelcikle sınırlandırılması mümkün değil. Bir korku da puttur. Açlık korkusu da puttur. Kaybetme korkusu da puttur. Kulunun kesilme korkusu da puttur. Hakkı ve hakikati söyleyemeyip korkmak da bu dairede bir puttur. O yüzden o putlar dediğinde, o şeyler dediğinde Allah’tan gayrı neye tapınıyorsa kimse hepsi de bunun içerisine girer. Ey Muhammed, onlara de ki gökleri ve yerin Rabbi kimdir? O Allah’tır de. Allah’ı bırakıp kendilerine hiçbir fayda ve zarar vermeyen şeyleri mi dostlar edindiniz de? Hiç körle gören biri olur mu de? Yoksa Allah’ı Allah gibi yaratmaya kadir ortaklar mı buldular da yaratmanın kim tarafından olduğuna şüphe ettiler?
Onlara de ki göklerin ve yerin Rabbi kimdir? Onlar cevap vermeden kendi cevap veriyor. O Allah’tır. Başka bir ayeti kerimede onlara sorsan diyor. Göklerin ve yerin Rabbi kimdir? Onlar Allah’tır derler diyor. Ama diyor ayeti kerime devam ediyor. Aynı şey, Allah’ı bırakıp kendilerine hiçbir fayda ve zarar vermeyen şeyleri mi dostlar edindiniz? O zaman biz kendimize velî dost seçeceksek o Allah’tır. Biz, bizi koruyacak olan, bizi muhafaza edecek olan, bizi hıfsını alacak olan kimdir? Allah’tır. Rabbim bizi öyle inananlardan eylesin inşallah. Yine öldüren ve yaşatan ve yeniden diriltecek olan Allah’tır. Furkan âyet 3. Müminler Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratamayan, üstelik yaratılmış olan, kendilerine hiçbir zarar ve hiçbir fayda veremeyen, öldüremeyen, yaşatamayan ve tekrar diriltemeyen ilahlar edindiler.
O zaman ne öldürmeye muktedir olan, ne de yaşatmaya muktedir olan, ne de öldükten sonra diriltmeye muktedir olan bir kimseye ilah edinmek aptallıktan başka bir şey değil. O zaman Cenâb-ı Hak bizi koruyor. Diyor ki, öldüremeyen, yaşatamayan ve tekrar diriltemeyen ilahlar edinmekte ne olmuş oldu? Şirk olmuş oldu. Desek ki şimdi bir putun önüne gitsek bizi öldür, öldüremez. Desek ki o puta ölüleri diriltemez. Desek ki o puta bunları yaşat, yaşatamaz. O zaman öldürmeyen, yaşatmayan, diriltmeyen, yeniden neden biz onları kendimize ilah edinelim? Allah’ım iyilsin inşallah. Ey insanlar! Size bir misal verildi. Dinleyin onu. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız tek bir sinek dahi yaratamazlar. Muhteşem bir şey bu.
Cenâb-ı Hak tabricaysa şatahat ediyor. Diyor ki ey insanlar! Allah’tan başka taptıklarınız hiçbir şey, bir sinek dahi yaratamazlar. Ve düşündüğünde evet, bir sinek yaratın hadi. Yaratamıyorlar. Olmuyor. Bilim bilim bilim bilim bilim. Eyvallah. Hadi bir sinek. Yok. Sınıfta kaldı. Bilim bilim bilim bilim bilim. Bak korona şu ana kadar hala da sınıfta kaldı. Demek ki her şey bilim değil. Her şey bilimle alakalı değil. Bilimde böyle her şeyi yetecek diye de bir kaide yok. Onun da bir sınırı var. Bilimde sınırsız değil. Onun da normalde neyle sınırlı? İnsanların aklıyla sınırlı. İnsan aklının üstünde olan şeylerde ne oldu? Pes etti, mat oldu. O zaman bir sinek yaratabiliyor mu? Hayır. Bilmi ilahlaştırmanın bir anlamı yok.
Aklı ilahlaştırmanın bir anlamı yok. Akıl bizim varlığı anlamamıza, Allah’ı bilmemize yardımcı olacak olan bir nesne. Akıl ilah değil. Allah bizi muhafaza eylesin inşallah. Evet, atalarının yolunu doğru kabul edenler. Allah’a ortak koşanlar eğer Allah dileseydi ne biz ne de atalarımız ondan başka hiçbir şeye ibâdet etmezdik. Yine onun helâl kıldığını harâm saymazdık derler. Bunlardan önceki kafirler de böyle yapmışlardı. Peygamberlere düşen ancak apaçı tebliğdir. O zaman biz bu Allah’a ortak koşanlar ne yapıyorlar? Atalarının yolunu takip ediyorlar. Atalarının yolu doğru ise eyvallah. Ama atalarının yolu doğru değil ise ve onlara doğru yol tebliğ edildi ise, onlara doğru Kur’ân Sünnet tebliğ edildi ise, Kur’ân ve Sünnet bir kenarda dururken, orada dururken, Kur’ân ve sünnetin dışında, Kur’ân ve sünnetin hilafına bir doğru, doğru değildir.
Bu ister benim babam böyle derdi de, ister benim annem böyle derdi de, istersen benim şeyhimin şeyhi böyle derdi de. Bu doğru değil. Doğru olan ne? Allah’ın dini. O zaman atalarımızın dini dediğimizde ta Ötüken’e gidip, Ötüken’deki atalarımızın dinlerine mi bakacağız? Veya herkes kendi atalarının dinine mi gidecek? Allah muhafaza eylesin. Bizim inancımız Kur’ân ve Sünnet. O zaman biz Kur’ân ve sünnete îmân ettik, o yolda yürürüz. Ve yine onlar derler ki, eğer Rahman olan Allah dileseydi, kendisine ortak koştuklarımıza ibâdet etmezdik derler. Bunlar da ne? Bunlar da kaderiyeciler. Onlar ne diyor? Allah dileseydi biz ortak koşulanlara ibâdet etmezdik. Ha Allah diledi sizin şirkliğinizi öyle mi?
Sizin küfrünüzü Allah diledi. Allah muhafaza eylesin. Ve onların diyor, bu söyledikleri de hiçbir bilgiye dayanmıyor ve onlar yalan söylüyorlar. Allah dileseydi ortak koştuklarımıza ibâdet etmezdik sözü doğru bir söz olmuyor. Yine müşriklerin durumunun tasvir edildiği, müşriklerin durumu tasvir ediyor. Ve şirkin küfür olduğu belirtilen Âl-i İmrân âyet 151 ayeti kerime Allah’ın hakkında hiçbir şey indirmediği şeylere, ona ortak koştuklarından dolayı yakında kafirlerin kalplerine korku salacağız. Onların varacağı yer ateştir. Zalimlerin karargahı ne kötü bir yerdir. Âl-i İmrân 151. Tabi bunlar bu ayeti kerimeleri sıraladıktan sonra böyle hadîs-i şeriflerde şirk geçen, şirk görünen, küfür görünen bazı böyle hadîs-i şerifleri de alalım.
Önce bununla alakalı münafık amelde nifak saçmak, amelde riyâ göstermek, Allah muhafaza eylesin. Münafıklığın belirtisi üçtür diyor. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem. Söylediği vakit yalan söyler, söz verdiğinde vakit sözünde durmaz, kendisine güvenildiği vakit emanete hıyanet eder. Bu adam namâz kılıp oruç tutsa da ve kendini Müslüman saysa da yine münafıktır diyor. O zaman amelde münafıklıklar var Allah muhafaza eylesin. O zaman amelde münafıklığın belirtisi üçtür. Söylediği vakit yalan söylüyor. bunu böyle Allah affetsin. Şimdi Türkiye’de yalan haber bile suç değil ya. Gazetelerde, televizyonlarda yalan haber suç değil. Böyle olunca yalan söylemek insanın şiarı gibi oldu. Bunlar tabii söz verdiği zaman sözünde de durmuyorlar.
Yalancı bir kimse. Yalan arkasından sözü verdiğinde sözü durmamayı da getiriyor. Bunlar normalde arkasından da emaneti, hıyaneti getiriyor. Bunlar böyle zincirleme gidiyor. Ve bunlar namâz da kılsa oruç da tutsa o zaman bunlar diyor münafıktır. Allah muhafaza eylesin. O zaman bir kimseye bakacağız. Söylediğinde yalan söylüyorsa, söz verdiğinde sözünü yerine getirmiyorsa ve emanete de hıyanet ediyorsa o kimse oruç da tutsa namâz da kılsa münafıktır. Allah münafıklıktan cümlemizi muhafaza eylesin. Yine bir sert bir hadisi şerif. Kişi ile şirk arasında fark namazın terkidir. Kıymetli dostlar, hanefiler namazın terkini küfür olarak görmemişler. Ama şafiler namazın terkini küfür olarak görmüşler.
Fakat hanefiler namazın terkini küfür olarak görmemişler. Fakat farklı cezae sistemler getirmişler. O zaman namâz önemli bir ibâdet. Bir kimse namazı kasten terk ediyorsa, tevbe etsin namazına tekrar başlasın. Bu onun için çok sıkıncalı bir durum. Allah muhafaza eylesin. Yine Tirmizi’de küfür ile îmân arasındaki fark namazın terkidir demiş. Rabbim muhafaza eylesin. Yine bizimle kafirler münafıklar arasındaki fark kılmayı taahhüt ettiğimiz namazdır demiş. Kim namazı terk ederse kâfir olur diye Tirmizi’de ve Nesai’de hadisi şerif var. Allah muhafaza eylesin. Yine bakın bunlar amelde küfür olan şeyler, amelde şirk olan şeyler. Hırsız, hırsızlık ettiği zaman mümin olduğu halde hırsızlık etmez. Hırsızlık, örneğin bir kimsenin kendi evine, kendi dükkanına girip ondan bir şey almak, hırsızlık etmek, habersiz ondan bir şey çalmak, veya bir kimse ödemediği bir borcu ödedim demesi, hırsızlık örneğin.
Borcunu inkar ediyor, hırsızlık yapmış oluyor. Veya bir kimse kamu malını kendi uhdesine geçiriyor, hırsızlık yapıyor. Veya bir kimse ihalelerde fesat çıkarıyor, hırsızlık yapıyor. Veya bir şeyi ihale ediyor, ihale ettiği şeyden kendisine yüzdelik alıyor. Hırsızlık yapıyor. Veya bir kimse kalkıyor, birisinin özel arsasına özel imar çıkarıyor. Hırsızlık yapıyor. Bakın hırsız bunlar. Ve o kimse diyor hırsızlık yaparken îmân üzerine hırsızlık yapmaz.
Modern Putlar: Lider, Şeyh, Nefs
Allah muhafaza eylesin. Yine bu zina ile alakalı bir hadîs-i şerîf var böyle. Kişi îmân üzerine zina yapamaz diyor. Enteresan bir şey. Yine içki ile alakalı kişi, içki, îmân üzerine içki içemez diyor. Îmân üzerine içki de içemez. O yüzden Allah muhafaza eylesin. Bunlar da amelde şirke düşme meseleleri. O zaman burası çok önemli. Bir kimse ibadette farz olan şeylerde gevşeklik yapmayacak. Günahı kebâir olan şeylerde gevşeklik yapmayacak. Büyük günahlarda ne yapacak? Gevşeklik yapmayacak. Allah muhafaza eylesin. Şimdi tabi o büyük günahlar çünkü Hucurat Suresi âyet dedi. Allah size küfrü, fasıklığı ve isyanı çirkin gösterdi. Bakın üç hal var burada. Allah size küfrü, fasıklığı ve isyanı çirkin gösterdi.
O zaman küfr farklı, fasıklık farklı, isyan farklı. Hanefiler bu ayeti kerimeyi kendilerine ölçü aldıkları için namâz kılmayı küfr olarak nitelendirmemişler. Fasıklık olarak nitelendirmişler. Küfr olarak nitelendirdikleri şeyler az önce âyet-i kerimelerle beyan ettiğim şeyler. Ama Hanefiler bir farzı inkar etmeyi veyahut da Kur’ân-ı Kerim’den bir hükmü inkar etmeyi küfr olarak görmüşler. Bunda hem fikir zaten Şafisi, Malikisi, Hanbelisi bütün mezhepler. 32 mezhebin 32’si de bunda bugüne kadar var olmuş olan yaklaşık 30 kusur mezheb var. Geçen gün de mezheplerle alakalı bir laf söyledik. Cahil cühella takımı takıldı ona. işte 4 mezheb de takılıp kalıyorlar ya. Canım kardeşim şu anda dünya üzerinde 4 mezheb ayakta durmuş.
Daha önce mezheb olarak kabul edilmiş mesela Sufyan-ı Servi. Mezheb imamıdır. Bilmiyorlar bilmediklerini de bilmiyorlar. bir kimse bilmiyordur öğrenmeye çalışır. O bilmeyenlerin iyisidir. Bilmiyordur bilmediğini de bilmiyordur. Veyahut da bilmediğini de bilmediğini bilmediğinden bildiğini iddia ediyordur. O kimse bilmeyenlerin en kötüsüdür. O bilmediğini bilmiyor bilmediğini bilmediği gibi kendisini de biliyor zannediyor. O bilmeyenlerin en kötüsü en şerlisi. Onları gördüğünüzde onlara sırtınızı dönünüz diyor Âyet-i Kerime. Siz diyor cahilleri gördüğünüzde onlara sırtınızı dönün. Bu ne? O bilmediğini bilmiyor ve kendisini bilgili zannediyor. Bunlar aynı zamanda da kibirlidir da. Bilmediğini bilmedikleri gibi kendilerini biliyormuş gibi zannederler.
Bunlar kibirlidir. Kibirliler asla cennete giremez. Hadisi kutsi de gönlünde zerrece kibir bulunan asla cennetime giremezler. Bilmediğini bilmiyor ve kendini biliyor olarak görüyorsa o kibirlidir. Allah muhafaza eylesin. Bilmediğini biliyor öğrenmeye çalışıyor. Bu bilmeyenlerin en iyisidir. Allah bizi onlardan eylesin. Şimdi insanlar bu haldeler. Bu halde olunca kendince diyor ki dört mezheb var. Canım kardeşim, bilmiyorsun. Dört mezhebden fazla mezheb var. Ama dünya üzerinde şu anda ayakta kalan dört mezheb var. Bizim bildiğimiz. Birisi ise Sufyan-ı Servi’nin kitaplarını toplasa dese ki mezheb imamıdır. Hatta İmam Buhari bile mezheb imamı hükmündedir. Evet, İmam Buhari’nin bir sürü fetvası vardır, fıkıhı vardır.
Bir kimse dese ki İmam Buhari ben mezheb imamı olarak seçtim dese çünkü çok iştahı vardır, çok fetvası vardır. Ona caizdir. Size ne? İllaki herkes hanefi şafi maliki hambeli olacak diye bir kaide mi var? Cahillik yapmayın. Bilmediğinizi bari göstermeyin. Adam dese ki canım kardeşim, ben hanefi değilim. Küfürle mi yaptalacaksınız? Allah muhafaza eylesin. Cenâb-ı Hak ne yapıyor? Üçe bölmüş çirkinlikleri. Birisi küfür. O zaman o günahlardan en şedidi, en zararlısı, en büyük günah kebar ne? Allah’a ortak koşmak, küfür. Diğer ne? Fısk. Normalde o zaman birisinde ne diyor? Fasıklık. O da diyor, fısk ehli olmak. Diğerki denir isyan etmek. O da ne? O da çirkin görülmüş. O yüzden Nisâ Suresi âyet 31’de de o güzel hareket edenler, ufak ufak suçlar hariç olmak üzere günahların büyüklerinden ve fuuşlardan kaçınanlardır.
Bakın o zaman o salih insanlar var ya, o tevbe edenler, namâz kılanlar, oruç tutanlar, zekat verenler, hacca gidenler, insanlara kötülük yapmayanlar, insanların hayırlarına koşan, insanların iyiliklerine koşan kimseler. Onlar ne diyor? Onlar günahların büyüklerinden ve fuuşlardan kaçınanlardır. Günahların büyüğü nedir? Şirk’tir. Fuhuşlardan nedir? Günah kebailerdir. var ya yine hadîs-i şerifte yedi büyük günah var. Bu konuda çok hadîs-i şerîf var yedi büyük günahla alakalı. Bazıları on demiş, bazı rivayetler de var ama yedi mütevatir. Bütün hemen hemen ashabın büyükleri bu yedi büyük günahı kebari saymışlar. Helak edici yeni yedi günahtan sakının. Bunlar Allah’a eş koşmak Allah’a şirk koşmak, Allah’a ortak koşmak, Allah muhafaza eylesin.
İkincisi ne? Sihir. Sihirbazlara gitmek, sihirbazlık yapmak, sihirle uğraşmak ne? Büyük günahı kebâir. Bunlar tevbe etmezlerse bakın şirk koşanlar, ondan sonra sihirle uğraşanlar, tevbe etmezlerse kâfir olarak küfür üzerinde ölürler. Allah muhafaza eylesin. Haklı olarak öldürmek müstesna. Haklı olarak öldürmek. Devlet sana emreder. Cihada çıkmışındır, öldürürsün. Bu haklı öldürmektir. Bir kimse haksız yeri seni öldürmeye kalkmıştır, sen onu öldürürsün. Bu haklı öldürmektir. Bir kimse senin namusuna tasallut etti. Zorla senin ırzına geçmeye kalktı. Sen bunu öldürürsün. Bu haklı öldürmektir. Bir kimse senin kadınınla, senin çocuğunun ırzına geçmeye kalktı. Onu öldürürsün. Bu haklı öldürmektir.
Bir kimsenin evine öldürmek kastıyla bir kimse geldi. Sen de canını korumak için onu öldürdün. Bu haklı öldürmektir. Bir kimse silahını sana doğrulttu, o seni vurmazdan önce sen onu vurdun. Bu haklı öldürmektir. Hatta silahını ilk doğrultan iki katildir. Hadi şerifte öyle geçer. burada insan öldürmek deyip kapatıyorlar. Değil canım kardeşim. Haksız yere adam öldürmek büyük günah kebaedir. Haksız yere, bunun altını çizelim. Haksız yere adam öldürmek büyük günah kebaedir. Senin canına kast etmeye gelmiş, senin namusuna kast etmeye gelmiş. Senin evine saldırıyor bir kimse. Senin eşine çocuğuna saldırıyor. Senin eşinin çocuğunun namusunu heder edecek. Senin eşinin ve çocuğunun şerefini heder edecek.
Bu haklı öldürme oluyor. Bakın bu haklı öldürme oluyor. İslâm hukuku olmadığından dolayı insanların namusları şerefleri, haysiyetleri iki paralık oldu. Evet. Bir kimse şimdi elini kolunu sallaya sallaya gidiyor. Yoldan giden bir kimseyi öldürüyor. Ondan sonra bir şey çıkıyor, hadi dışarıda o kimse. Bir kimse çok rahat kız kardeşine tecavüz ediyor. Bu hale geldik. İdam gelmeli ülkeye ve idam cezası gelmeli. İdam cezası gelip idam suçları belirlenip insanlar idam edilmeli. İdam edilmeli ki insanlar haksız yere adam öldürmekten, tecavüz etmekten kurtulsunlar. İdam kararı gelirse hem tecavüze uğrayanlar kurtulacak hem de tecavüz edenler kurtulacak sebep adam kendince diyecek ki öldürülmek var işin sonunda.
Adam diyecek ki kendi kendine haksız yere birini öldürürse sonunda öldürülmek var diyecek. Ama öyle bir şey yok. Biz ceza ünlerinde insanları besliyoruz. Ceza ünlerinde insan bakıyoruz biz. Ve ceza ünleri insandan geçilmiyor. Ama suç yine önlenmiyor. Uyuşturucu üreticisi ve uyuşturucu satıcılarına idam cezası gelmeli. Haksız yere adam öldürenlere idam cezası gelmeli. Terörle askerimize, polisimize, öldüren askerimizi, polisimizi şehit eden kimselere ölüm cezası, idam cezası gelmeli. Darbecilere idam cezası gelmeli. Birileri kalkıp silahı ele geçirdim diye seçilmiş olan hükümetleri devirme yoluna gitmemeli. O yüzden her türlü darbeci, her türlü terörist, her türlü taciz tecavüzcü ve her türlü uyuşturucu satıcısı ve imalat edicisi idam cezası ile cezalandırılmalı.
Eğer idam cezası ile, bunları biz cezalandırmadığımız müddetçe, bizim bu suçların önüne geçmemiz mümkün değil. Eğitelim insanlarımızı, eğitelim ama biz insanları Darwin teorisi ile eğitmeye kalkarsak, biz insanları maymundan geldiğini inandırmaya çalışırsak, biz insanlarımızı, biz çocuklarımızı, dinsizlik eğitimimizi verirsek, biz çocuklarımıza ahlâksızlık eğitimi verirsek, biz çocuklarımıza eşcinsellik eğitimi verirsek, biz çocuklarımıza fuhuş eğitimleri verirsek, kumar eğitimleri verirsek, biz o çocuklarımızın namuslarını, şereflerini, haysiyetlerini nasıl koruyacağız? Koruyamayız. O yüzden, in adam öldürmenin haklılığı yok ise büyük günah-ı kebairdir. Haklılığı var ise günah-ı kebâir değildir.
O yüzden herkesin namusu kutsaldır. Herkesin şerefi kutsaldır. Herkesin evi kutsaldır. Herkesin iş yeri kutsaldır. Herkesin kendi nefsi kutsaldır. Hiç kimse onlara dokunmamalı. Hiç kimse onları dokunmamak için gayret göstermeli ve dokunursa devlet tarafından cezalandırılacağını bilmeli. Sen bir eve girdin, zorla bir kadına, bir çocuğa, bir kıza tecavüz ettiğinde bunun cezasının ölüm olduğunu o kimse bilmeli. Tecavüz etmek de kalmıyor. Bir de öldürüyor o hain adam. Küçücük çocuğu inşaat alanına götürüyor, inşaatta tecavüz ediyor. Bir de öldürüyor o kimse. Biz ona müebbet hapis veriyoruz. Değil canım kardeşim. O sonuçta müebbet hapiste gidiyor, cezaevinde yatıyor. Sonra bir bakıyorsun 10 yıl sonra, 20 yıl sonra, biri sonra bir af çıkarıyor.
O tecavüzcü ve katil olan kimse gene aramızda dolaşıyor. Ve o tecavüzcü ve o katili, o kızın babası dışarıda görse, onu dolaşırken görse, gitse onu vursa, kim katil oldu o zaman? Devlet katil oldu. Sebeb, sen o tecavüzcü ve katil bir kimseyi çıkardın ortaya. Adamın kızına hem tecavüz etmiş hem öldürmüş. Ve adamın oğluna, insanın oğluna hem tecavüz etmiş hem öldürmüş. O kimse 30 yıl sonra çıktı geldi. Bu suçu işlediğinde 25 yaşındaydı, 55 yaşında geldi karşısına dikildi adamı. Hangi baba dayanır buna? Evet, o yüzden haklı öldürülenlerden başka Allah’ın harâm kıldığı adamı öldürmek, keyfini öldürmek, ottan çöpten dolayı bir şeyden dolayı öldürmek, bunlar ne Allah muhafaza eylesin, büyük günahı kebâir.
Yetim malı yemek. 7 büyük günahtan birisine yetim malı yemek. O yüzden Allah muhafaza eylesin. Kıymetli dostlar, ola ki kardeşimiz vefat etmiştir, kız kardeşimiz vefat etmiştir, oğlan kardeşimiz vefat etmiştir. Onların mallarını böyle iç etmeye çalışmak. Allah muhafaza eylesin. Ribâ yemek, faiz yemek. 7 büyük günah, helak edici, helak edici 7 büyük günahtan birine faiz yemek. Faiz, müminin müminden faiz yemesi. Darül hattı müminle kâfir arasında faiz yoktur. Müminle harb arasında faiz yoktur. Hadîs-i şerif, Hz. Mekkül Hadîs-i şerifi. Ama mümin müminden fazlalık almayacak. Mümin müminden faiz almayacak. Ya bu zamanda böyle ticaret olmuyor, faizsiz ticaret olmuyor dedin, küfre düştün. Bu zamanda faizsiz nasıl yapacaksın ki dedin, küfre düştün.
Kıymetli dostlar, ticaret yapanlar, borç alışverişinde bulunanlar, faizden korkun ve faiz yapmaktan korkun, faiz işlemekten korkun. Müminler, müminlerden faiz alışverişi yapmasınlar. Bunun böyle kendi kendine filanca cemaat şöyle düşünüyor, fişmanca cemaat böyle düşünüyor. Yok canım kardeşim böyle bir şey. Ya filancalar da böyle fetvâ vermişler. Mümin müminden de alıp veremez. Alıp verirmiş faiz. Darül Harp’te de olsa müminle mümin faiz alıp veremez canım kardeşim. Allah muhafaza eylesin. O yüzden faizden kaçınacağız. Faizden kendimizi koruyacağız. Mümin mümin arasında iki kişi alışveriş etmiş, borç almış vermiş. Biz ondan uzak duracağız. âyet-i kerimede kat kat faizlendi. Eee devletin belirlediği faiz alınabilir.
Alınmaz canım kardeşim. Bu fetvalar boş fetvalar. Mümin müminden asla faiz alamaz. Kaç para borcu? 7 lira. 7 lira tahsil edecek ondan. İsterse 10 ay sonra isterse 20 ay sonra tahsil etsin. 7 lira tahsil edecek ondan. Devlet ondan faiz alıyormuş. Beni ilgilendirmez. Bakın bu beni ilgilendirmez. Ama ondan alacağı para 7 lira. Ya 2 ay gecikti. Bir daha mal verme adama. Bir daha mal verme. Canım kardeşim sen zamanında ödemiyorsun. Borcuna sadık değilsin. Verdiğin sözü yerine getirmiyorsun. Bir kimse borcunu ödememesi demek verdiğin sözü yerine getirmiyor demek. Allah muhafaza eylesin. Ha gücü yok kuvveti yok battı iflas etti yan yattı çamura battı. O adamdan da söz bekleme.
Şirkin Küfür Olduğu Âyetler
Ona zulme diyorsun. Sebep batmış adam. Ona söz verdirmeye çalışma. Ona ne zaman ödersin deme. Onu sıkıştırma. Yalancılığa itme adamı. Onu da sen yalancı ediyorsun. Sen yalancılığa itiyorsun. Bana gün ver de. Gün ver Allah gün ver. Yok kardeşim adam da ne günü versin sana. Ne yapma sen adamı sıkıştırdın. Zulme ediyorsun adama. Evet. Ödeyemeyen adamın bağzına sarılmak zulmetmek. Adamın malı var mülkü var parası var pulu var. Çok affedersiniz. Edepsizliğinden şerefsizliğinden ödemiyor. Eyvallah. O ayrı. Ama öbür türlü yok ya. Her şeyini kaybetmiş adam. Eee onun nesini bağzına sıkacaksın. Ona zulüm oluyor. Onu yalancılığa teşvik ediyorsun sen. Sen teşvik ediyorsun ona. Ona zulmetin. Allah muhafaza eylesin.
O yüzden faiz yemek. Harbin kızıştığı gün geri dönmek. Evet. Bu illaki harp meydanında olması şart değil. Müslümanların üzerinde bir baskı var. Müslümanların üzerinde baskıdan sen yıldın. Sen cepheyi terk ettin. 7 büyük helak edici günah. şeyh efendi hazretleriyle beytullahdayız. Ömredeyiz. Telefon açıyorlar. 28 Şubat’ta. Efendim burada çok sıkışık dersler iptal edebilir miyiz? Et. Efendim burada çok sıkışık dersler iptal edebilir miyiz? Et. O da edin olun diyor. Telefon açıyorlar. Ben başındayım. Böyle her yerden arıyorlar. Korku humması gibi. Şeyh efendi döndü bana Allah rahmet eylesin. Mustafa efendi oğlum Bursa’da bir sıkıntı yok mu dedi. Yok efendim dedim ben. Halbuki basılıyor sabire. Yok efendim hiçbir sıkıntı dedim. siz derslere devam ediyorsunuz değil mi?
Devam ediyoruz efendim dedim. Bütün dergatta Nevşehir’de dahil herkes kepek indirdi. Herkes. Ben o zaman kendimce dedim Müslümanlar mücadeleci ruha sahip değil. Müslümanlar cihat etmiyorlar. Biz cihatı böyle savaş meydanında kılıç sallamak olarak zannediyoruz sadece. Değil canım kardeşim. Her türlü baskı altında dahi senin Allah demek için Allah yolunda koşma mücadelendir. o zaman için 28 Şubat’ta dergahlarını kapatanlar, tekkelerini kapatanlar, zikirlere son verenler, 28 Şubat’ta biz basılırsak bizim dükkanımızı Mustafa Özbağ’a mı açacak? Biz basılırsak bizim çeklerimizi Mustafa Özbağ’a mı ödeyecek? Biz basılırsak bizim memurluğumuz yanarsa bize Mustafa Özbağ’a mı bakacak deyip zikir halakasını terk edenler.
Mustafa Özbağ’ın etrafını, derganı, tekkesini o zaman için bulunduğu yeri terk edenler. Mustafa Özbağ’a mı bize bakacak deyip terk edenler. 7 büyük helak edici günahı işlediniz. Siz baskıyı görünce savaş meydanından topuklarınızın üzerinden geri dönenlerden oldunuz. Evet. Ve siz o geri dönenler, burada Allah’ın zikrini devam ettirenlerden ve Allah’tan af, o devam ettirenlerden helallık alacaksınız. Neden? Onları bıraktınız. Düşünebiliyor musunuz? savaşta Huneyn’de olması lazım. Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem’in etrafındaki kabilelerden bazıları geri dönmüşlerdi. Siz o geri dönen kabileler gibisiniz. Savaş meydanında geri döndünüz. Cihat meydanından geri döndünüz. Allah muhafaza eylesin.
Evli mümin ve hiçbir şeyden haberi olmayan kadınlara iffetsizlik isnat etmek. bir kadına iffetsizlik isnat etmek. onun namusuna laf söylemek. Bir Müslümanın, bir Müminin namusuna laf söylemek. Erkek kadın bir Müminin namusuna laf söylüyor. Ne yapıyor? mümin kimse onun namusuna laf söylüyor. Bizde şeydir ya böyle bu kadının ne olduğu belli değil namusuna laf söyledi. Canım kardeşim gördün mü onun iffetsizlik yaptığını? Şahit misin? Eteği kısa olabilir. Sen onun fuuş yaptığını nereden biliyorsun? Şahit misin? Sen hangi lafla bunu, hangi akılla, hangi kalple bunu düzeltebilirsin? Düzeltemezsin. Veya birisinin erkek onun fuuş yaptığını ima etmek, erkeğin namusuna laf söylemek. Sen nereden biliyorsun?
Başında mı duruyorsun sen? Beraber misiniz be ahlâksız insanlar? İnsanların ahlaklarına ne laf söylüyorsunuz? Veya herhangi bir kimse için onun kaç tane karısı olduğu belli değil. Saydın mı? Sana ne adamın namusuna laf söylemek? Onun kaç tane kocası olduğu belli değil. Saydın mı? Başında mıydın kadına böyle laf söylüyorsun? Birisinin ahireti düşünmeyen, hesabı düşünmeyen, zavallı, münafıklar. Evet bir insanın namusuna laf söylemek münafıklık alametidir. Bir insanın haysiyetine, şerefine laf söylemek münafıklık alametidir. Bir kimsenin namusuna, şerefine, haysiyetine, çoluğuna, çocuğuna laf söylemek münafıklık alametidir. Müminlik alameti değildir o. Müslüman odur ki elinden ve dilinden diğer insanlar emindirler.
İnsanların namuslarına laf uzatanlar, insanların eşlerine, çocuklarına laf uzatanlar. Siz îmân edip, tevbe edip, laf uzattığınız kimselerle helallaşmanız lazım. Allah muhafaza eylesin. bu yedi büyük günah kebari, helak edici günah kebari olarak belirletilmiş bunlar. Ne yapacağız? Bu yedi büyük günah kebari uzak tutacağız çünkü bunları günah görmemek. Özür dilerim. O zaman da o kimse ne yaptı? Şirke düşmüş oldu. Günah kebari bazı sahabelere göre İbn Abbas öyle diyor. Yediye değil yedi yüze yakındır diyor. O yüzden kıymetli dostlar benim böyle çok hoşuma giden, çok benim faydalandığım, İbn-i Hacer’in, İbn-i Hacer el-Haytami’nin Helallar ve Haramlar diye iki ciltlik bir kitabı var. Kendisi şafidir ama önemli değil.
O iki ciltlik Haramlar ve Helallar kitabını ya internetten indirin var çünkü internette böyle bazı indirme sayfaları var, onlarda var. Bunu indirin ya da bu en güzeli gidin bir kitapçıdan Helallar ve Haramlar diye İbn-i Hacer el-Haytami’nin iki ciltlik kitabını alın. Tekrar söylüyorum Helallar ve Haramlar diye İbn-i Hacer el-Haytami’nin kitap. Bu iki ciltlik kitabı alın evlerinizin baş göçesinde bulundurun. Bakın evlerinizin baş göçesinde bulundurun ve muhakkak bu kitabı okuyun. Muhakkak bu kitabı inceleyin. Bütün Haramlar âyet ve hadislerle açıklanmış. Bu zaman için önemli olan Harama düşmemek, Harâm yaşamamak, Harâm işlememektir. Hep soruyorsunuz ya bana Takva nedir? Takva Harâm işlememeye gayret etmektir, Harâm işlememektir canım kardeşim.
Sen bütün gece namâz kılabilirsin, gündüz olduğunda eşcinsellere yumuşak bakıyorsan gece ibadetinin bir anlamı kalmadı. Sen bütün gün oruç tutabilirsin. Bütün gün oruç tutarken sen oruçlu halde müminlerden faiz yiyorsan senin orucunun sana bir faydası kalmadı. Allah muhafaza eylesin. Orucun bütün sevabından fazla faize gitti. Orucun sevabından fazla eşcinselliğe gitti. Orucun fazlalığından, orucun tuttuğun, oruç tuttuğun sevabından fazla ya bu zamanda da İslâm hukuku olur mu dedin komple ibadetlerin gitti. Komple. Ya İslâm hukuku tarihseldi canım o zaman için uygulandı bugün için uygulanmaz dedin imanın gitti. İmanın gitti. Zaman şerî’at zamanı değil dedin imanın gitti. Kahro’su şerî’at dedin gitti îmân gitti.
Gitti. Îmân et tevbe et. Kur’ân ile hükmedilmez dedin gitti îmân gitti. Allah’ın hükmünü beğenmeyen imanı gitti Allah muhafaza eylesin gitti. O yüzden dikkat etmekte fayda var. Allah muhafaza eylesin. Muhakkak bütün kardeşler bu kitabı edinmeye gayret edecekler. Ve kitabı edinip kenara koymayacaklar. Okuyacaklar bunu. Okuyup amel edecekler. Okuyup amel etmezlerse de kitap yüklü eşekler gibi olurlar. Okuyup amel edeceğiz. Biz Allah yolcusuyuz. Bizim davetimiz insanlara Allah’a davettir. Biz Kur’ân ve Sünnet dairesinde durmaya gayret ediyoruz. Muhakkak hatamız kusurumuz vardır. Muhakkak yanlışlıklarımız eksikliklerimiz vardır. Rabbime tevbe ederiz. Biz hatasız, kusursuz, eksiksiz, noktansız bir kimse değiliz.
Böyle bir iddiamız da yok. Bir iddiamız var. O da Kur’ân ve Sünnet, Vatan ve Millet diyoruz. İddiamız bu. O yüzden kıymetli dostlar, şirke düşmemek için günah kebayları öğrenmemiz lazım. Ve herhangi bir âyet-i kerimeyi böyle ret etmememiz lazım. Sakın ha Allah’ın lânet dediği fiiliyatlara yumuşak davranmamak, yumuşak bakmamız lazım. Rabbim bizi onlardan eylesin inşallah. Şimdi de gücümüzün yettiğince gelen sorularınıza cevap vermeye çalışacağız. Tekrar söylüyorum kardeşler sorularını sorarlarken, bunu bizim kardeşlerimiz için söylüyorum. Böyle basit sorularla, var ya böyle biraz ağabey bana basit sorularla gelme diye, bize basit sorularla gelmeyin. Günün sorularıyla gelin, günün sohbetiyle gelin.
Böyle Allah affetsin. Müslümanların böyle asıl büyük meseleleri bırakıp, küçük meselelerle uğraşması beni üzüyor. Tekrar söyleyeceğim bunu. Bunu devamlı söyleyeceğim. Haramlar sokaklarda gürül gürül akarken, küfür, isyan, şirk etrafımızı sarmışken, harâm işlemek serbest, helalları işlemek yasak ve ayıp görüldü bir zamanda talih meselelerle uğraşmayın canım kardeşim. Bizim âhiret hayatımızı kurtarmayacak meselelerle uğraşmayın canım kardeşlerim. Meseleinin özüne gelin, meseleinin aslına gelin. Dava Kur’ân ve Sünnet’i yaşama ve yaşatma davası olsun. Davanız buysa kardeşimizsiniz, başımızın tacısınız. Her nasihatinize kulak verir, her sözünüzü dinleriz. Ama davanız Kur’ân Sünnet değil ise, davanız vatan millet değil ise, sizin sözünüz müteber değil bizim için.
Sizin davranışlarınız da müteber değil bizim için. O yüzden sizin söz ve davranışlarınızı kabul edicilerden değiliz. Kur’ân Sünnet vatan millet dairesinin içindeyse, söylediğiniz her şey başımızın tacısınız. Başka bir şey değil. Biz sizin hizmetkarınız olalım. Biz sizin ayağınızın turab olalım. Biz sizin yolunuzu açıcı greydar olalım. Hiç önemli değil. Yeter ki siz Kur’ân Sünnet deyin, yeter ki siz vatan millet deyin. Yeter ki siz Kur’ân’a, sünnete, vatan’a, millete hainlik yapmayın. Yeter ki siz Kur’ân’ı ve sünneti kendinize basamak yapmayın. Sufli emelleriniz için, sufli hedefleriniz için Kur’ân ve sünneti istismar etmeyin. Yeter ki siz Kur’ân ve sünneti, tarikatı, cemaatı kendi nefsinize yol açacak şeyler yapmayın.
Yeter ki siz Kur’ân’ı, sünneti, cemaatı, tarikatı kendiniz için para kazanma yeri veyahut da müdür olma, amir olma, milletvekili olma, başkan olma yolu olarak görmeyin. Canımızsınız, başımızın tacısınız. Hangi tarikattan, hangi cemaatten olduğunuz zerrece bizi ilgilendirmez. Hangi mezheptenmişiniz, zerrece bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren şey din ise Kur’ân ve sünnettir. Bizi ilgilendiren şey siyaset ise vatan ve millettir. Bizi ilgilendiren şey velhasıl kelam insandır canım kardeşlerim. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Evet. Hocam ders almanın şartları var mıdır, var ise nelerdir? Bizim böyle çok fazla bir şartlar manzunemiz yok. Rüyasında görürse âlâ olur. Rüyasında görmeyen illa ki, bir şey yapmak için, bir şey yapmak için, bir şey yapmak için, bir şey yapmak için, bir şey yapmak için, bir şey yapmak için, Rüyasında görürse âlâ olur.
Rüyasında görmeyen illa ki ben ders alacağım diyen bir kimseye de, biz teberrüken ders veririz. Vercek olduklarımıza. Bu noktada illa ki vermek zorunluluğumuz yok. Böyle bir vereceğiz diye de bir kaydı yok. O yüzden genel olarak biz kardeşlere diyoruz ki, bir hediye ile gelin. Bu da ne? Sizin görmüş olduğunuz bir rüya. Bu işin selameti için önemli bence. Bir kardeş selamünaleyküm demiş. Aleykümselam. Bazı arkadaşlar selam vermişler sadece. Selamünaleyküm demişler. Aleykümselam. Allah Allah. Canım kardeşim, bir kitap kadar soru mu yazmışım? Bir şeyler anlatmışsın. Üstadım günahların kabul için üç şart vardır. Bir günahı işlemeye son vermek. Günahlardan tevbe olmuş olmasın? Yanım kardeş çasım.
Soruyu doğru yazmamışsın. Söyleyelim ki, Günahların kabulü için, tövbelerin kabulü için olması lazım herhalde. Üç şart vardır. Bir günahı işlemeye son vermek, iki yaptığına son vermek, üç suça dönmemeye kesin karar vermek. Şayet bu üç şarttan biri bulunmazsa, tövbesi geçerli olmaz. Günahların kul hakkıyla alakası varsa, o zaman dört şart vardır. Dörüncü şart da hak sahibinin kılsatı. Dörüncü şart da hak sahibinin kılsatı. Dörüncü şart da hak sahibinin kılsatı. Dörüncü şart da hak sahibinin hakkından kurtulmaktır. Soru, kul hak sahibini veya sahiplerini bulunamıyor durumu söz konusu ise, bu durumda kul hakkıyla ölmemek için ne yapılmalıdır, affı mağfureti mümkün müdür?
Yedi Helak Edici Kebâir Günâh
O kimse kul hakkı neyse ama, kul hakkının ekonomik boyutu var, zararını verdi, parayla mı alakalı, kul hakkı, gıybetle alakalı mı, iftirayla mı alakalı, dille mi alakalı. O yüzden buradaki bulunamıyor durumu söz konusu deyince, örneğin benim babam vefat etti. Benim dedem de vefat etti. Dedemin bakkal dükkanı vardı. Dedemin bakkal dükkanı varken böyle kocaman siyah bir tane alacak defteri vardı. Dedemin alacak defteri, dedemin kendisinin bakkal dükkanından borç verdiği defter. Alacakları kaldı. Kimse de bize gelip bir kişareci, birisi geldi bir teneke yağ getirdi. Dedi ki benim dedenize borcum vardı Allah rahmet eylesin ölmüş dedi. Ondan sonra helâl edin dedi. Helâl hoş olsun dedi bende. Hiç kimse gelmedi başka.
Kimse de helallaşmak istemedi. Dedemin alacakları kendisiyle alakalı bilmiyorum. Zahiren şeriatan düşünüyorum. Öyle alacaklı bir şekilde öldü. Şimdi bir kimse borcunu ödeyecekse mirasçılarına gelecek diyecek ki ey mirasçılar evet benim dedenize şu kadar borcum vardı alın bu para diyecek. E gelen olmadı. O zaman dedem kul hakkı olarak alacaklığı olarak öldü. Nasıl helallaşacaklar şimdi onunla? Çok tevbe edecek, çok tevbe edecek. Allah’a çok yakın olacak. Cenâb-ı Hak onun borçlarına mahşerde kefil olacak. Diyecek ki alacaklığa sana cenneti veriyorum. Sen bundan hakkından vazgeçiyor musun? Hadîs-i şerif var. O da diyor oraya bakar cennetteki makamını görür. Alacaklısından vazgeçer diyor. Laf söyledi.
Gıybet etti hakkında. Nasıl helallaşacak? Gidip onunla helallaşması lazım. Birisi benimle alakalı gıybet etti, harâm etti, iftira etti. aracı gönderiyor. Ben geleyim özür dileyeyim. Yok dedim. Gelecek cemaatın önünde senin hakkında ben böyle böyle dedim diyecek dedim. Ağrına gitti adamın. Helallaşacaksan gel helallaş. Öyle ya. Yok öyle bir dertleri yok insanların. O yüzden burada kul hakkına dikkat edin. O yüzden diyorum arkadaşlar dilinize sahip çıkın. O yüzden diyorum arkadaşlar kul hakkına dikkat edin. Dikkat et. Git borcunu öde. Ödeyemiyorsan git helallaş. Git helallaş. De ki ben Allah nefes verdiği müddetçe ben sana borcumu ödeyeceğim. Sabret de çaresi yok. Allah muhafaza eylesin. Bir kimse günahlarının bir kısmına tevbe ederse ehli sünnete göre tevbe etti.
Günahlar hakkında tövbesi geçerli olur. Kalanların günahı üzerinde kalır. Tövbenin farziyetine dair kitab-ı Sünnet ve icma ümmetin delillerini birbirini takviye eder mahiyyettedir. Hadisinde ne anlamalıyız? Anlayacağımız açık basit. Bir kimse örneğin faize tevbe etti. Faizden tevbe ettiyse faizle alakalı yapmış olduğu günahları affoldu. Ama kumar oynamaya devam ediyor kumara hariç. Ebu Hurerad R.A. Resûlullah’a salallahu aleyhi ve sellem yemin olsun ki ben günde 70 defadan çok Allah’a bağışlanmamı istiyorum. Ve ona tevbe ediyorum buyururken işittim. Soru Allah Resûlü salallahu aleyhi ve sellem böyle yaşarken bizlerin bu düsturda yaşama olasılığımız bugünkü şartlara göre askeri yaklaşım ve yaşayış konusunda nasihat eder misin?
Zira herkesin kendine göre bir bahanesi var mı? Var. Herkesin kendine göre bir bahanesi var ama sufiler günde en az 100 kez Allah’a tevbe derler. Derslerinde, bizim virklerimizde var o. Kim günde 100 sefer Subhanallahü ve biham diye, Subhanallahülazim ve biham diye estağfurullahülazim derse deniz köpütlere kadar günahı affolunur. Hadîs-i şerif. Beden sağlığını tekrar geri kazanmak için yapılacaklar metafizik olarak da yapılabilir. Ne vardır? Metafizikten anladığınız ne? Beden sağlığını yerine getirebilmek için metafizikten anladığınız ne? Herkesin kendine ait bir dünyası var mıdır? Vardır. Var ise kişi dünyasını keşfetme yolu nasıl olmalı? Derinleşecek. Beden evimizden özgür olma, bulma hangi meraatip de gerçekleşir?
Demek ki zamanın var, senin onun meraatibini soruyorsun. O meraatip gelince inşallah olacak. Sağlam dervîş sizin için nedir? Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışan, tasavvuf ölçütlerinde devam eden, kendince istikameti düzgün olan, yalpalamayan, bakın yalpalamak fikri plandadır. İnsanlar hata işler, günah işler, yanlışlık yapar. Ama fikri planda gevşememek, yalpalamamak. Sağlam dervîş budur. O yüzden o kimse benim nazımda Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışır, üstadına, dergana sımsık yapışır, Kur’ân ve Sünnet dairesinde ve sımsık yoluna devam eder. Bu benim için sağlam derviştir. Tevazu da sınır nedir? Herkesi eş değer görmektir. Benim bildiğim budur tevazu. Kimse kimseden. Çünkü Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri, siz bir tarağın dişleri gibisiniz diyor.
Birinizin birinizden üstünlüğü yoktur, takvaca üstün olan Allah katında üstündür. O yüzden tarağın dişleri gibi görmek. Herkes bu varlık aleminde bir vazifesi vardır. O vazifesini yerine getirecek. İnsanların arasında insanın kendisini yücelerde, yükseklerde görmemesi, herkes de eş değer görmesi. Bir de şu vardır, bir öğretidir bu. Herkesi kendinden üstün görmek. Şimdi böyle bir zamanda herkesi kendinden üstün gördüğünde, o üstün görünen kimseler, o tevazu yapan kimseyi müminlik şeref ve haysiyetini ayaklar altına alıyorlar. Bu öğretinin bugün için geçerliliği yok. Herkes benden üstün, ben herkesten aşağıdayım. Değil canım kardeşim. İnandıysan sen güçlüsün, sen inandıysan üstünsün, sen inandıysan Kur’ân ve Sünnet’e sık sık yapıştıysan herkesten aşağıda değilsin.
Bu düşünceyi atın kendinizden. Ben seninle eş derdeyim canım kardeşim. Sen de insansın, ben de insanım. Seninle eş derdeyim. Küçük duaları sen yaratmadın. Küçük göller senin yüzün suyurmetine su toplamıyor. En doğru sen değilsin, en iyi sen değilsin, en büyük sen değilsin, en sağlam sen de değilsin, ee en az ben de senin kadarım. O yüzden hiç kimsenin hiç kimseden bir üstünlüğü yok. Hiç kimsenin hiç kimseden bir alçaklığı da yok. Allah indinde hepimiz Allah’ın kuluyuz. O yüzden takvaca Allah katında üstündür. Allah katında takvaca üstün olanlar üstün. Beni ilgilendirmiyor bu. Bu Allah’la senin aranda. Bana kibirlilik yaparsan ben de sana kibirlilik yaparım. Çünkü hadîs-i şerifte buyuruldu ki kibirlenene kibirleneniz.
Birisi kibirlendi mi? Sana da kibirleniriz biz. Sufilikte var mı? Var canım kardeşim. Hadîs-i şerif. Biz sufili peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerinden anlıyoruz. Öyle biliyoruz, öyle yaşamaya çalışıyoruz. Kibirlenirsen kibirleniriz. Bir yanağımızı vurdun, öbür yanağımızı çevirmeyiz. Böyle bir sufilik anlayışımız yok. Bir yanağımızı vurursan kolunu kökünden koparırız. Sebep, bir daha hiç kimse öyle küstahlık yapma. Bir daha herkes öyle kendince kendini bir şey zannedip bir şey yapma. Dilini uzatırsan dilini kökünden çekmesini biliriz. Evet. Biz öyle sizin bildiğiniz vur ensesini al lokmasını olanlardan değiliz. Lokmamızı almak için ensemize vurursanız o kolunuzu koparırız bir daha kolunuzu göremezsiniz.
Ama gelirseniz edeble lokmamızı paylaşmayız, komplesini veririz. Edeble gel lokmanın komplesini al. Ama ensemize vurmaya kalkarsan dersini veririz senin. Yok öyle sufilik. Benim bildiğim öyle sufilik yok. Yiğitsen delikanlısan yiğitçe delikanlıca davran. Mertçe davran. Yiğit olmayan, delikanlı olmayan, mert olmayana cımbıldaklık yapmayız. Yiğite yiğitçe davranırız, yiğitlik yapmayanını yiğitlik öğretiriz. Öyle yok. Ben o yüzden diyorum. Kimin ne derdi varsa gelsin, benim adresim belli diyorum. Kim ne söyleyecekse gelsin, bizim adresimiz yerimiz yurdumuz belli. Öyle yiğit olmayan cımbıldaklar gibi öyle sahte hesapların arkasına saklanmayın. Delikanlı olun, yiğit olun, mert olun. Hangi dine intisâb ettiyseniz ettiniz, gelin ne hesabınız varsa görün.
O kadar yiğitliğiniz yoksa da sahte hesapların arkasına, sahte mail adreslerin arkasına saklanıp laf yapmayın. Korkaksınız, ciğersizsiniz. Sütünüz bozuk sizin. Evet. Sahte hesapların arkasına saklanıp laf söyleyenler, sütünüz bozuk sizin. Korkan, ciğersizin tekisiniz. Yiğit insanlar değilsiniz, mümin insanlar değilsiniz, delikanlı insanlar değilsiniz. Civan, mert insanlar değilsiniz. Değilsiniz, bakın buradan canlı yayında canlı bir şekilde söylüyorum. Ne derdiniz varsa gelin Mustafa Özbaha’yla paylaşın. Ne derdiniz varsa gelin bu toplulukla paylaşın. Efelik yapacaksanız efeliğinizi görelim. Yiğitlik yapacaksanız yiğitliğinizi görelim. Mertlik yapacaksanız mertliğinizi görelim. Gelin bizim önümüze ne teziniz varsa dökün önümüze.
Öyle sahte hesapların üzerinden, sahtekar insanların üzerinden, düzenbaz insanların üzerinden, sütü bozuk insanların üzerinden, medya bozuntusu insanların arkasından bize laf söylemeye çalışmayın. Gelin Yiğitçe laf söyleyin. Sonra mahkemeye çıktığınızda ben öyle demek istemedim, ben böyle şöyle demek istemedim. Ama buradaki dünya üzerindeki mahkemenin önünde kıvırtanlar, mahkemenin önünde değişik renkleri bulunanlar, ömür halinde ne yapacaksınız? Yiğit olun biraz, delikanlı olun. O yüzden bizim dervişliğimiz tevazu da sınırsız değil canım kardeşim. Tevazunun da bir sınırı var. Çünkü tevazunun sınırsızı riadır. Allah muhafaza eylesin. Öyle yok bizde. Biz hakkımız olanı vermeyiz böyle bir tokatla.
Onun için mücadele ederiz, ölürsek şehit oluruz çünkü. Bizim malımızı zorla gasp edemezsiniz. Bizim namusumuzu, şerefimizi, haysiyetimizi zorla gasp edemezsiniz. Bununla alakalı mücadele ederiz. Ölürsek şehit oluruz, buna inanıyoruz çünkü. O yüzden bizden öyle çok fazla tevazu beklemeyin canım kardeşlerim. Biz öyle değiliz. O yüzden ölçünüzü bilin. Herkes kendi ölçüsünü bilsin. Herkes kendince kendi konumunun yerini bilsin. Allah muhafaza eylesin. Öyle böyle sessiz sakin duruyoruz. Ben öyle derim. Sakalımın beyazı seni aldatmasın. Evet. 80 kusur yaşında İstanbul Surları’nın önünde şehit olan Eyyubil Ensari’nin torunlarıyız biz. Bizim sakalımı sizi aldatmasın. O yüzden bizim sakalımı aldatmasın.
Zannetmeyin cihat meydanlarında çıkıp cihat etmeyeceğimizi düşünmeyin. Öyle üç beş tane sütübozya böyle meydan bırakacak değiliz daha. Hamdolsun. Olmadık. O yüzden öyle tevazumuz bizim sınırımız belli. Kur’ân Sünnet dairesinde. Öyle vuren sesini al yokmasını öyle bir sufilik anlayışım yok benim. Bunu açık açık söylüyorum. Bütün derslerde söylüyorum. Öyle bizim Allah affetsin bir yanağını tokat vurdun öbür yanağını çevireceksin yok bizde. Yok. Şerî’at’a göre şer’i şer’i ahkamın gerekli olduğu yerde şer’i ahkamı uygulamayı tarikat ahkamının gerektiği yerde tarikat ahkamını uygulamayı hakikat ahkamının geçerli olacak olduğu yerde hakikat ahkamını marifet ahkamının uygulanacak olduğu yerde marifet ahkamını hakullahın katında hakullah hakikatini de tecelli ettirmesini biliriz.
O yüzden kime ne lazımsa onun vermesini biliriz. Erdemliliği de bu olarak görürüz. Siz böyle kalkıp da şer’i olarak şer’iatın hukukunu bozucu bir şey bizden beklemeyin. Şer’iat onun elinin kesilmesini gerektiriyorsa deriz bunun elini kesin canım kardeşim. Kim kesecek devlet kesecek. Neden? Onun eli kesilmeli ki diğerlerine örnek olsun. Onun parmağı kesilmeli ki diğerlerine örnek olsun. Herkes ad dini ududunu bilsin. bunu yıllar önce bir dervîş abimiz anlattı bana. Allah ondan razı olsun kendisinden. Yanında oturuyorum bir böyle ticaretle alakalı biz onun parmağını keselim de ders olsun dedi ticaretle alakalı birisine ceza veriyor yani. Sonra döndü bana Mustafa Efendi secde dedi ceza var mı? Var dedim ben de.
Nasıl dedi? Ceza kesilmesi gereken yeri cezayı keseriz dedim. Sonra bir kıssa anlattı bana. Onun kısasıdır bu. Ben zaman zaman derslerde anlatırım bunu. Zaman zaman derslerde anlatıyorum ki sevabı da ona gitsin diye. Bir dervişin birisi dervîş adayı gitmiş bir köye oradaki şeyhe intisâb etmiş namâz kılmışlar yemişler içmişler dersini almış yürümüş köyden çıkarken bir subaşı orada dinlenmiş ağacın dibinde. Orada biraz oyalanmış bir atlının birisi gelmiş. Yabancı hoş geldin hoş bulduk nereden geldin nereye gidiyorsun demiş filanca efendi vardı ben ondan demiş ders aldım gidiyorum. Demiş filancadan mı örneğin atıyorum Mehmet efendi’den mi evet demiş ondan sonra.
Kur’ân Sünnet Vatan Millet Dairesi
Tüh ya demiş keşke ondan almasaydın başka kimseyi mi bulamadın demiş. Yeni dervişe böyle kendi kendine şüphe düşmüş. Acaba ben doğru yer demeyeyim yanlış yer demeyeyim tüh demiş ya biz yanlış yerden ders aldık herhalde demiş. Oradan çalının içerisinden bir boz yılan gelmiş bunun parmağından ısırmış zehirini akıtmış bu parmak elinde koşa koşa köye koymuş. Demiş köylülere ey kardeşler ben filanca suyun dibinde otururken bir yılan ısırdı boz yılan mı demişler. Boz yılan demişler ya onun efsunu şey efendi de demişler git koşa koşa şey efendiye. Koşa koşa şey efendi kapısına gitmiş kapıyı çalmış şey efendi çıkmış buyur evladım demiş. Efendim beni hatırladınız mı az önce ders almış az önce ders aldın demiş efendim efsunu sizdeymiş şerbeti sizdeymiş.
Efendim efsunu sizdeymiş şerbeti sizdeymiş demiş filanca yerde ağacın dibinde ben otururken bir boz yılan geldi ısırdı bir yılan ısırdı beni. Bizim boz yılan mı demiş evet efendim demiş bir boz yılan oğlum demiş o bizim dervişleri ısırmaz sen ne oldu ki demiş seni geldi ısırdı. Demiş efendim adının birisi geldi sizin hakkınızda ileri geri konuştu ben de demiş acaba ben yanlış yerden mi ders aldım dedim. O esnada geldi ısırdı zira oğlum demiş o bizim dervişleri ısırmaz. Efendim ne olacak demiş evladım demiş şimdi ben sana demiş şerbeti içirsem göndersem senin kalbin gene bozulur demiş. Birisi kalkar bir laf söyler sen gene demiş içini bozarsın. Ben demiş senin parmağını keseyim de demiş her kalbin bozulduğunda o parmağını gör demiş.
Uzatmış demiş uzat parmağını uzatmış. Şeyh efendi cağat parmağı kesmiş bağlamış iple onu dikmiş. Şimdi demiş bir daha kalbin bozulmaz evladım demiş. Bozulacağında demiş parmağını gör demiş. Ceza olmazsa insanlar bozulur canım kardeşim. O yüzden şeriatın tarikatın marifetin hakikatin hakullahın cezası vardır. O ceza uygulanmalı ki herkes kendini disiplin etsin. Tevazunun da bir sınırı var. Canım kardeşlerim rüya yazmayın rütbe. Artı 237 neresi? Marhaba yazmış marhaba canım kardeşim. Efendim Cameron maşallah. Cameron’a selamlar. Demek Cameron’a da yol çıkacak bize. Allah razı olsun inşallah. Burada bir Facebook adresi var canım kardeşlerim. Başka bir şey yok. Yine Cameron’dan selam var. Ve aleyküm selam.
Allah Allah. Allah Allah. Selamünaleyküm Mustafa Hocam. Allah’ın rahmeti ve bereketi üzeriniz olsun. Cümle ümmeti Muhammedin inşallah. Ben Furkan. 21 yaşındayım. Sizin sohbetlerinizi çok yakından ilgilenmekteyim. Hocam bundan salı sabahına karşı bir rüya gördüm. Rüyamda tüm Kur’anların silindiğini herkesin endişe dolu gözlerle etrafa kaçıştığını, herkesin bir Kur’ân-ı Kerim sayfası açıp büyük kıyamet geldi mi diye birbirlerine söylediklerini işittim. Rüyada geceniz hayırlılara vesile olsun. Kıyamet-te çok yakın bir zamanda Kur’ân, kıyamet elametlerinin büyük elametlerinden birisi de bu. Kur’ân dünyadan kaldırılır. Çünkü ama bu şöyle sıralama yapalım. Bir seher vaktinde bütün ılık bir rüzgar, o ılık bir rüzgarla seher vaktinde sabah namazı kılınır kılınmaz böyle bir Yemen ellerinden esen bir Rahmanın yeli gibi bir yel bütün müminler nefeslerini verecekler.
Bütün müminler nefeslerini verince, bunun doğrusunu Allah bilir, nefeslerini verince hemen gündüzüne Kur’ân musaflarının içerisindeki harfler yok olacak, kaybolacak. Kur’ân-ı Kerim’i hiç kimse artık okuyamayacak. Sebep müminler nefeslerini verince geride kalan kafirler, inanmayanlar hayvan hükmünde kalacak çünkü. Hatta Beytullah’ın böyle yıkılacağı söylenir, ben yıkılacak olarak görmüyorum onu. Beytullah da ortadan kaldırılacak. O yüzden Kur’ân’ın ve Beytullah’ın ve müminlerin en başta müminler ardından Kur’ân, ardından Beytullah hızla dünya üzerinden kaldırılacak. O yüzden Hadîs-i şerîf’te kıyamet müminlerin üzerine kopmaz. Başka bir Hadîs-i şerîf’te Allah diyen olduğu müddetçe kıyamet kopmaz Hadîs-i Şerifleri var.
Selamünaleyküm, sorum şu. Zikir ehli olan biri kabir azabı çeker mi? Kabir azabı namazı eksik olanlar için geçerli. Çünkü kabir azabıyla alakalı Hadîs-i şerîf’te diyor ki bakın kulumun namazına namazı tamam değilse kabir onu sıkacaktır diyor. Hadîs-i şerîf’te. O yüzden namâz çok önemli namazdaki eksiklik de olmasın namazı eksik değilse yine Hadîs-i şerîf’te diyor ki o cennet bahçelerinden bir bahçeyi izleyerekten bekletilir. Bir de mezarda hemen hemen herkesin vücudu toprağa karışır bu kabir azabı mıdır? Ben toprakla alakalı değil. Kabir bu zahiridir. Biz kabristanlar zahiridir. O yüzden dünya üzerinde kaç bin yıldan beri kimler öldü kimler kaldı. Toprakla işimiz yok. Kabir alemindedir kabir azabı.
Selamünaleyküm hayırlı günler olsun. Dün Tasavvuf Vakfı Instagram’dan bir sohbet yapıldı. Efendimiz Hazret-i Muhammed Mustafa’nın tecelliyatıyla alakalıydı. Rica etsem bu videoyu benimle paylaşır mısınız? Buradan paylaşmamız zor biraz. bende o video var ama hangisi olduğunu bilmiyorum şu anda. Efendim? Yok o videoyu paylaşır mısınız diyor. Videoyu istiyor benden. O yüzden buradan canım kardeşim onu buradan atamıyorum. Hakkınızı helâl edin. Onu normalde şu anda atamıyorum öyle söyleyeyim. Söyleyecek bir şeyim yok çünkü. Buradan atamıyorum onu. Hangisi olduğunu bilmiyorum. O video bende var ama hangisi olduğunu bilmiyorum şu anda. Aramam lazım o yüzden de hakkınızı helâl edin. Selamünaleyküm sizinle özel görüşmek isteyen kişi nelere dikkat etmelidir?
Görüşme günleri hangi günlerdir? Teşekkür ederim. Normalde bizim öyle çok tefaratlığımız yok ama velakin Perşembe günleri genelde Bursa’da oluyorum. Özel görüşmek isteyenler Perşembe günleri Bursa’da görüşebilirler. Bu konuda randevu isteyenler randevu veremiyorum. Perşembe gün Allah izin verirse saat 9-10 gibi büroya oturuyorum. Kapı açık herkese. Kim gelirse gelsin herkes görüşebiliyor. Bu noktada sınır yok. Ama velakin böyle bunun için de kardeşlerden özür diliyorum. Böyle çay içelim kahve içelim muhabbet edelim ve hatta oturalım sohbet edelim. Buna çok zaman kalmıyor. Böyle olunca öbür kardeşlerin hakkına riayet edilmiyor. Ve hatta böyle oturacak saatlerce sohbet edecek. Buna zamanım yok.
Özür dilerim herkesten. O yüzden kardeşler arkadaşlar muhakkak özel soracakları, görüşecekleri kendi özel meseleleri vardır. Gelip kardeşler burada Perşembe günleri özel meselelerini sorabilirler. Konuşabilirler. Ama sohbet etme ya bir sorun vardı. Yok canım kardeşim veya bir rüyam vardı. Yok canım kardeşim. O yüzden sadece özel meseleleri soralım. Perşembe günleri müsaade isteyelim kalkalım. Bu konuda kardeşler bunları riayet ederlerse memnun olurum. Sonra ya ben geldim bekliyorum. Gel bekle canım kardeşim. Ama kapıda bekleme, sokakta bekleme. Bugün mesela bazı arkadaşlar üzüldüm ama 4-5 kez böyle gelip baktılar müsait mi diyeyim. Eyvallah hiç sıkıntı değil bundan problem duymuyorum. Kapının önünde bekleme yapılırsa üzülüyorum.
Etrafta yanlış anlayabilir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden arkadaşlar geldiği zaman görüşmeye açığım herkese. Herkes gelebilir bu konuda hiçbir sıkıntım yok. Dervîş olsa da olmasa da Perşembe gün herkes gelebilir görüşebilir. Diğer günler kardeşler böyle randevu almaya çalışıyorlar. Yapmayın canım kardeşlerim. Bakın bunu açık ve net söylüyorum. Benim geçimim dervişlerden değil, arkadaşlarla değil, kardeşlerden değil. Benim büro’m aynı zamanda ticarethanem. Bir şeyler alacağım satacağım, bir iş yapacağım. Ben de para kazanacağım. Ben de hayatımı devam ettireceğim. Benim de masraflarım var kendime göre. O masraflarımı devam ettireceğim. O yüzden Perşembe günlerinin haricinde dervîş kardeşler benimle görüşmek için ısrar etmesin der.
Lütfen rica ediyorum. Görüşeceklerse gelsinler, görüşsünler. Oturuyorum ben bugün mesela geç vakte kadar oturdum. Saat dokuzdan itibaren arkadaşlar geldiler. Hemen hemen, hemen hemen diyorum. Herkese de görüştüm. Bir sıkıntı olmadı, bir problem yok. Ama lütfen böyle oturacağız, uzun uzun sohbet edeceğiz. Bunu benden beklemeyin. Hakkınızı helâl edin. Bütün her türlü özel görüşmeyi bu noktada açığız. Perşembeleri ders oluyordu. Zikrullah’tan sonra orada da oturuyordum. Orada da derste özel görüşmek isteyenler varsa orada da görüşüyordum. Cumartesileri vakfı’nın orada sohbet oluyordu. Orada da varsa bir şey görüşüyordum. Hatta dışarıdan gelen bayanlar orada özel sorularını soruyorlardı. Bu noktada görüşmede bir sıkıntı yok.
O yüzden Perşembelin haricinde kardeşler görüşmek için lütfen ısrar etmesinler. Randevu almaya çalışmasınlar. Bunu defallarca söylüyorum. Bana yazmayın. gelebilir miyim, geleyim mi? bana gün verir misiniz? Canım kardeşlerim, Perşembe günü bütün dervişlere açık. Herkes gelebilir. Bu kadar basit. Bakın, zakirler ayrıdır. Çanakkale’de Halit, İstanbul’da Barbaros, İzmit’te Cemil, İzmir’de Mehmet Kuyucu, veya Nuri, Oktay, Harun, Mehmet Ali, veya Mehmet Emin Afyon’da, Tekirdağ’da Erdoğan, Abdullah Keşan’da. Zakir kardeşlerin bütün zakir kardeşlerde gün merhumu olmaz. Onlar telefon açarlar. Bizim bir problemimiz var. Problem de hallolmayacak bir şeydir. Gelmek istiyorum der. Gelir. Bunda bir sıkıntı yok.
Ama diğer kardeşler o yüzden muhakkak Perşembe günü gelip görüşecekler inşallah. Selamünaleyküm. Hayırlı geceler. Ben iki vardiyalı çalışıyorum. İlk vardiyam sekiz dört. Bu vardiyamda öğle namazını kılamıyorum. İkinci vardiyam ise dört on iki. Bunda da ikindi ve akşam namazlarını kılamıyorum. Ben bu namazlarımı sabah namazlarımda veya yastığında namazlarımdan sonra kazasın kalsam olur mu? Olur. Eğer kılamayacak noktadaysa. Selamünaleyküm. Sosyal medya fenomeni olan Murat Öğünç adlı kişi eşcinsel olduğunu açıkladı. Ermeni erkek sevgilisi olan Murat Öğünç adlı kişi eşcinsel olduğunu açıkladı. Ermeni erkek sevgilisi olan Murat Öğünç adlı kişi eşcinsel olduğunu açıkladı. Bunun yanında bu kişi her cuma günü cuma namazına gidiyor ve sosyal yardımlar yapıyor birçok aileye.
Hatta kızlar bayramda bu kişi ile çalıştı. Sosyal medyadan paylaştı. Videolarla Allah kelimesinin dilinden düşürmüyor. İnsanlara çocuklarla birbirlerini tanıdık. Sosyal medyadan paylaştı. Videolarla Allah kelimesinin dilinden düşürmüyor. İnsanlara çocuklarımıza dini vecihberilerinizi öğretin gibi tavsiyelerde de bulunuyor. Şimdi genel olarak herkesin merak ettiği konu şu. Bu kişi cennete mi gidecek? Cehenneme mi? Bu kişi kâfir mi? Günahkar mı? Yoksa münafık mı? Nasıl tanımlanırız? Bir de bu kişiye karşı insanların tavrı ve hareketleri nasıl olmalı? Kimileri hakaret ve küfür ediyor? Bu uygun mudur? Bu tam Diyanetlik Soru. Murat Öğünç bizim de sohbetin konusu oldu desene. Evet. Evet. Sorunuza cevap vereceğim.
Hiç merak etmeyin. Öyle bir cevap vereceğim ki. Eşcinsellik. erkek erkeğe cinsel ilişkide bulunma. Bunun dini terim, livata olarak geçiyor. Ben şimdi bunu Helallar ve Haramlar kitabından okuyorum. Helallar ve Haramlar İbn-i Hacer el-Haytemi’nin bir adım sorumlu adım sorumlu. Bu sorumlu adım sorumlu. Bir adım sorumlu. Bu sorumlu adım sorumlu. Bunla ilgili bir adım sorumlu. Aynısı adım sorumlu. Allah’ın ve haramların İbn-i Hacer’e’l-heyteminin kitabı burada 359. kebiri Livata olarak geçiyor. Livata. Cabir Radıyallahu’an Resulü Ekrem Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’den nakletti. Buyurdu ki ümmetimin için en korktuğum Lüt milletinin işi Livata’dır. Yine buraya nakletmiş. Bir millet ahdi bozduğu, Allah’ın kitabı ve Resulünün sünneti ile amali terk ettiği vakit, aralarında adam öldürme olayları çoğalır.
Demek ki Kur’ân ve sünnetin hukuku kaldırılınca aralarında adam öldürme olayları çoğalır. Bir millet arasında zina çoğalınca Allah onları öldürücü hastalıklar musallat kılar. Demek ki zina çoğalınca öldürücü hastalıklar musallat kılıyor. Bir millet zekatı vermeyecek olursa kuraklık baş gösteririz. Evet. Bakın, İbn Abbas naklediyor bunu da. Allah’tan başkası adına kurban kesene Allah lânet etsin. Arazinin hududunu değiştiren Allah lânet etsin. Kör olan kimseye yanlış yol gösteren Allah lânet etsin. Anne ve babasına söven kimseye Allah lânet etsin.
Parmak Kesen Şeyh Kıssası ve Kazâ Namâz
Kendisini azat eden başkasına nispet eden Allah lânet etsin. Lüt milletinin işini yapana da Allah lânet etsin buyurdu ve bunu üç kere tekrar etti. Demek ki eşcinsellik Allah’ın lanetini gerektiren bir fiiliyat. Ebu Hureyre naklediyor. Dört sınıf insan vardır ki bunlar Allah’ın gazabında sabahlar ve hışmında akşamlarlar. Ebu Hureyre diyor ki onlar kimlerdir ya Resulallah dedim. Resulü Ekrem buyurdu ki Livata onlar erkeklerden kendilerini kadınlara benzeyenler, kadınlardan kendilerine benzeyenler. Yine İbn Abbas naklediyor. Resulü Ekrem buyurdu ki Livata edenleri bulduğunuz vakit faili de mevhulu de öldürünüz. Livata’da da bir şey yok. Resulü Ekrem buyurdu ki onları da öldürün. Resulü Ekrem buyurdu ki onları da öldürün.
Aslında as vakit faili de mevhulu de öldürnameniz decre WORLD KIESILİ YOKTBlack y과� Ну etme닥i O carnivali gibi, Evet yine Ebu Hürer’e diyor 3 kimse vardır ki Allah-u Teala bunların Allah’tan başka ilah olmadığına dair şehadetlerini kabul etmez onların imanlarını kabul etmez dikkat edin hadîs-i şerife 3 kimse var ki Allah onların imanlarını kabul etmez. Fail ve mevful olan erkekler eşcinsel erkekler, fail ve mevful olan kadınlar lezbiyenlik yapan kadınlar bakın erkek erkeğe ve kadın kadına ilişkide bulunanlar ve 3. Kısa ısta 3.lerde kimmiş zalim hükümdarlarmış ne yapıyormuş Allah bunların imanlarını kabul etmiyormuş değil ki ibadetlerini kabul etsin. Evet bu herhalde sizin sorularınızın hepsine de cevap olmuş oldu.
Allah muhafaza eylesin bakın bunu böyle bir yerlerden kimselerden korktuğum için değil direkt kitaptan okudum direkt ve onların hepsinde de hadîs kaynakları var ben sadece hadisler okudum kitabı edinip oradan okuyabilirsiniz o yüzden eşcinselliğini bir kimse kendi diliyle ikrar etse de etmese de eşcinselliler imanları kabul olmayan kimselerdir o yüzden onlar isterlerse dünyadaki bütün fakirlere yardım hayır hasenat dağıtsınlar eğer eşcinselliklerine devam ediyorlarsa Allah onları lânet edecek ve Cenâb-ı Hak hadîs-i şerîf öyle diyor onların imanlarını kabul etmez diyor. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm sohbet çeker dinlerken tevhîd çekmemizi söylemiştiniz tevhîd çekebilirsiniz bunda bir sıkıntı yok ben tevhîd çekerken sohbeti kaçırıyorum demiş çekebiliyorsan tevhîd çekmek bunda bir sıkıntı yok sohbeti dinler sohbeti zikrullâh sonuçta.
Selamun aleyküm huzurlu akşam dilerim devletin halka bedavadan para dağıtmasını onaylıyor musunuz? Bizden daha güçlü insanlar çalışmadan partiler aracılığıyla yeşil kart çıkarıp her şeyi bedava alıyorlar dinen ve ahlakan yerinedir sizce efendim ama ufak bu borç veriyor devlet ve suriyeli kardeşlerim bazıları da aynı şekilde ama onlar çalışıyorlar bana daha cazip geliyor bu olayları birebir yaşayan bir insanım İzmir sizi özlüyor ve seviyor biz de İzmir’i ve İzmir’deki kardeşlerimizi seviyoruz ve özlüyoruz hepinize selam olsun. Mehmet Kuyucu bugün buradaydı Allah razı olsun görüştük konuştuk inşallah yasaklar kalkar kalkmaz inşallah Allah’tan bir şey gelmezse devlet gerçekten fakir fukaraya para dağıtması güzel bir şey hatta benim daha farklı tezim vardı bütün TC kimliğini götüren kimseler vergi mükellefi değilse emekli pardon vergi mükellefi değillerse memur ve işçi değillerse devlette geri kalan bütün herkese devlet binerlere ikişer binlere vermeli bunda bir sıkıntı olmaz versin devlet ne olacak ki namuslu olsun insanlar ihtiyacı olmayanlar desin ki bana bu parayı vermeyin devlet versin az bile veriyorlar çünkü fakir fukara parayı ne yapacak gidecek kendine şey alacak ne o ihtiyaçlarını alacak bin lira parayla kalkıp da iki bin lira parayla yatırım yapacak değil iki bin lira parayı zaten bir ayda yiyecek bitirecek fakir fukara ekonomi canlanır böyle o devlete ve devletin ülke ekonomisine canlılık getirir mesela örneğin 18 yaşa kadar beşer yüz lira örnekliyorum 18 de 25 arasına 750 lira evli olanlara 1500 lira örneğin bekar olanlara bin lira devlet versin para ne olacak ki iyi akşamlar bir sorum olacaktı şimdi okullar erken kapandı çocuklar iki buçuk üç aydır evdeler özel okullar bu dönemde fiyatlarla alakalı sadece servise yemek ücretine hesaptan düşüyorlar biz telefonda belirttik okulu kullanmadık temizlik faturadır karşı tarafın dediği çocuğunu sınıfta kalmadı eğitimin aldı eğitimini aldı görülüyor ödeyeceksiniz modundalar bize ne tavsiye edersiniz tüketici haklarına gidelim mi yoksa ne diyorlarsa ödeyip işin içinden çıkalım mı bu hukuku bildiğim bir hukuk değil ama tüketici haklarına müracaat edip bu konuda hakkınızı bilirsiniz mahkemeler ne kadar bir şey diyemem Selamünaleyküm hocam ben Mersin’den dündar Önal Tarsus’ta kabri bulunan Hazret-i Daniel aleyhisselâm hakkında bilgi verilmişsiniz Allah razı olsun inşallah Cenâb-ı Hak nasip eder onun hakkında da sohbet ederiz Selamünaleyküm efendim dar ve sor zamanlarda imdat şeyhim demek şirk olur mu evet imdat Allah’ım imdat diyeceğim Selamünaleyküm nefsimizle nasıl mücadele etmeliyiz harâm işlemeyin farz ibadetlerinizi yerine getirin nefisle mücadele devam eder Selamünaleyküm devletin katılım bankalarının verdiği finansman desteğiyle ev almak faizle ev almaya girer mi bu faizle ev almaya girer ama buradan katılım bankalarından veya diğer bankalardan ev kredi almamız caiz mi değil mi derseniz darül harp hukukuna göre caizdir deriz Hanefi’ye göre Selamünaleyküm son dönemde çok kişi nüfdufanın rüyasında görmüş ben de görmüştü bunun hikmeti nedir Allah muhafaza eylesin onlar tevbe etsinler bol bol Selamünaleyküm kızım Habib’e Zehra 7 yaşında sizden ders istiyor yedi yedi çeksin inşallah Selamünaleyküm hayırlı akşamlar Konya’dan sevgilerle sorum Hazret-i Mevlânâ bir beytinde şöyle Herkes haklık iddia etmeyi büyük dava zanneder halbuki kulluk iddia etmek büyük davadır çünkü kullukta ikilik vardır burada kendinden hakkı bulamayan herkes şirk dem oluyor ikilik şirk midir bu sufi tasofi anlayış Hazret-i Mevlânâ tabiri caizse enel hak sözüne farklı bir cepheden ben hakkım deme haklık iddiası büyüklik iddiasıdır sen kulluk iddiasında bulun o manada söylüyor benim anladığım bu ikinci soru akşama kadar ben ben diyoruz bu hakkın huzurunda kelime-i tevhide ters düşmüyor mu buraya nasıl aşarız kötülükler nefsinizden iyilikler Rabbinizden kötülükleri biz işliyoruz o yüzden ben dememizin sebebi o yoksa biz kendi fiiliyatımızı kendimiz yaratmıyoruz üçüncü soru Esma’yla Hüsnü’ne bakarsak kulun üzerindeki bütün sıfatlar hakka ait olduğunu görüyoruz kula hiçbir şey bırakmamış burada akıl aciz düşüyor anladığım kadarıyla burada tarikatsız yol gitmek zor görüşünüz aşkla kalın herkesin bakışı Allah muhafaza eylesin gizli şirkten bahsederseniz seviniriz şirkten bahsettik gizlisi aşikar hepsinden ben Abdülkadir Karabalı onun çeşine girdim semazan oldum ben de ders almak istiyorum babana söyle 12 12 sana da tarif etsin ders inşallah Selamünaleyküm eğer Allah bir kişiyi şerrin zuhur mahalli olarak yaratmışsa onun nizam intizamı tamam olmaz zira Allah onun nizam intizamını tamamlamayı murat etmiş bulunsaydı kendisini elinden şer çıkacak kişi olarak yaratmazdı diyor.
Ahmet Erifay hazretleri soru Allah celle celalü ve elinden şer çıkacak bir insanı murat ederek yaratır mı bu nokta kaderiyecilik mi açıklarsanız sevinirim sonuçta Allah elinden şer çıkacak bir insanı murat ederek derken sevinerek yaratmaz öyle söyleyelim Selamünaleyküm benim bir sorum olacak hocam ailem bana konut kredisi çektirmek istiyor ev al diye kiradayım evim olmasını istiyor ailem ben pek sıcak bakmıyorum uygun bulmuyorum bu durumda aileme nasıl davranmam lazım ben itiraz ettim aileme karşı bana bu konuda baskı uyguluyorlar ben de diyorum halime razıyım kiracıyım olsun böyle gider hayat ama bir türlü kurtulamıyorum bu konuda yardımcı olursanız sevinirim normalde aileler çocuklarının iyiliğini isterler evet ben borçlanmaya çok sıcak bakmam ama bir kimse bu benim kendi şahsi alanım ben bankadan bir şey almayı çok istemem almadım da hiç almadım benim hiç bankalardan ticari hayatım boyunca çek kullanmadım kredi kullanmadım öyle bir bankalarla alışverişe girmedim ama bana caiz mi diye sorarlarsa ben caiz derim hanife fikrine göre sen yapar mısın ben yapmam bana din sorarlar ben de dini olarak bildiğimi aktarırım ben arkadaşlara da kardeşlere de diyorum ki mümkünse siz borçlanmayın bankalarla işlere girmeyin ama ticaretin içerisinde veya hatta insanlar ev alıyorlar kendilerince ev çünkü bir şekilde insanların asli ihtiyaçlarından zekata girmiyor asli ihtiyaçlar zekata girmez o yüzden ev edinmek isteyebilir bir kimse örnekliyorum onu bir erkek gücü yeterse buna mümkün olursa eşine ve çocuklarına bir ev bırakabilmeli çünkü böyle bir zamanda kadınların evsiz tek başlarına hayat mücadelesi vermeleri çok zor çocukların evsiz barksız hayat mücadele vermeleri çok zor bir insanın eğer bir kadının veya çocuklarıyla beraber başını sokacak bir ev varsa bir şekilde geçinirler giderler kendilerini toparlarlar namuslarını şereflerini haysiyetlerini dağıtmazlar ama öbür türlü ev olmazsa sıkıntılı bir durum Allah muhafaza eylesin o yüzden bir kimse krediyle ev alacağım dese ben ona hanefi fıkhına göre alabilirsin diyorum caizdir diyorum bunu türkiye’yi darül harp görmeyenler var bir kimse türkiye darül İslâm derse suç işlemiş olur devletin mevcut hukukuna göre o yüzden türkiye İslâm devleti değildir insanlar müslümandır hristiyandır yahudidir dinsizdir ama devlet olarak da bir dine bağlı bir devlet değildir hukuku da bir dine bağlı bir hukuk değildir o yüzden kimisi diyor ki hristiyan hukuku evet İsviçre’de medeni kanunu almışlar italyadan ceza kanunu almışlar oradan buradan kanunlar almışlar cumhuriyetin ilk yıllarında kanunu öyle kurmuşlar ama sonuçta sonradan o kanunlar değişmiş fakat o kanunların değişmesi islamı göz önünde bulundurarak da değildir o yüzden kendilerince evrensel hukuka tabi olduklarını düşünüyorlar öyle olunca da işler farklı oluyor ben bu meselede bankalarla olan alışverişte kendim girmem mümkün olduğunca kaçarım borçtan mümkün olduğunca kaçarım çek yazmaktan mümkün olduğunca kaçarım ama bir kimse bana caiz mi dese hanefi fıkhına göre bildiğimi de aktarım Selamun aleyküm hayırlı sohbetler Allah’ın izniyle ders almak istiyorum inşallah inşallah Allah yardımcın olsun.
Rabbim iyilik versin inşallah Canım kardeşlerim şimdi tabi bu korona günlerinde buradan hiç kimse derssiz kalmasın dersi olsun diye ben tabi ders alanların bir kısmını da tanıyorum Onların derslerini veriyorum kardeşler sonra gelecekler tekrar bu günler bitince zahirende tanışacağız görüşeceğiz konuşacağız bilmiş olsunlar Taha suresi âyet 120 nihayet şeytanın vesveselendirdi Adem seni ebedilik ağacına bir de son bulmayacak saltanata delalet edeyim mi dedi soru her iki sıfatta Allah’ın Celle celahine ait olduğundan şeytân ilk Adem aleyhissalammu hem harâm hem şirke mi düşürmüş oldu bu Taha suresi 120. ayetin karşılığı bu değil siz buraya bir mealden almışsınız bunu bu bir meal bunun çünkü müteşabıhtır orada âyet-i kerime o yüzden bu meali doğru bulanlardan değilim o yüzden sorunuza cevap vermiyorum Ben şimdi vakit alacak kardeşler diye şey yapmıyorum Taha 120 ben şimdi size behind Allah ağacın üzerinde megal çıkaranlar ebedilik ağacı olarak onu gösteriyorlar.
Bir ağaç bu ne ağacı olduğu bu noktada kesin net değil. Müteşavih çünkü. Bu ümmet kabirde fitneye maruz kılınacak. Eğer birbirinizi defne etmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını bizde de işittirmesi için Allah’a duâ ederdim. buyururlar. Müslüm kabirde fitne nasıl olur? Selamun aleyküm. Bu kabir azabı dediğimiz şey. Fitne o. Kabirdeki fitne kabir azabı. azap sonuçta kabir azabı fitne. Şimdi bu hadîs-i şerifi ben Twitter’da geçen gün paylaştım. Özellikle paylaştım. Sebebi şu geçenlerde bir sohbette oldudu ya kabir ehliyle görüşmek, kabir ehlinin durumunu bilmeyle alakalı.
Mevlânâ Kulluk Beyti ve YouTuber Nesli
Onun hadîs-i şerifteki karşılığı olarak paylaştım onu. Kabir haliyle alakalı mesele den dolayı paylaştım. Gelibol’dan selamlar. Efendim çocuklarımız okullarda yeterince din eğitimi almıyor. Çocuklar YouTube’larda abuk subuk muhabbet ve oyunlarla meşgul çocuklar bizi dinlemek istemiyorlar. Eline kitap yerine telefon bilgisayar alıyor. Kur’ân öğrenmek istiyorum. Odasına kapanıyor. İstemiyor. Öğrenmek, namâz kılmayı düşünmek bile sıkıntı. Kabe’nin ne olduğunu bilmeyen çocuk var. Hem de annesi öğretmen, ikinci sınıfa giden çocuk bilmiyor Kabe’yi. Bizim çocuklarımızın geleceği ne olacak? gerçekten bu koronanın çocuklara en büyük zararından birisi bu oldu. 20 yaşa kadar çocuklar evde ve çocuklar evde ne yazık ki ders çalışma disiplinini kaybettiler.
Okul yok. Ders çalışmadılar. Çocukların ellerinde tablet, bilgisayar, telefon. Çocukların hepsi de evde ne yapacaklarını şaşırdılar. Ve acı olan şu annelerin, babaların bu noktada çocuklarına verebileceği çok fazla şey olmadı. Ne yazık ki bütün ailelerin çocukları yediler, içtiler, uyudular. Telefonda, bilgisayarda, televizyonda gün geçirdiler. Çocuklara da anne babaların söyleyebileceği bir şey kalmadı. Ve herkes, anneler, babalar bu zaman zarfında kilo aldılar, yediler, içtiler. Ben hariç ben kilo verdim millet kilo aldı. Ama çocukları neredeyse kaybetme noktasına geldik. Sebep? Çocuklar çünkü doğru şeyler izlemediler. Herkesin derdi sıkıntısı bu. Bu üç aylık bu boşluğu, bu hengamayı nasıl kapatacak aileler bu konuda gerçekten işimiz, hepimizin zor.
O yüzden inşallah bu üç aylık hatta daha fazla. ne yazık ki gelecek olan nesil elimizden yavaş yavaş gidiyor. bu acı bir şey YouTuber nesli geliyor önümüzde. o saçma sapan YouTuberları izleyenler, saçma sapan YouTuberların dediklerine bakanlar, onların saçma sapan salakça, salaklıklarını dinleyenler. Ne yazık ki böyle bir nesil geliyor şimdi. Bunu ileride daha büyük acısını vesancısını çekeceğiz. çocukların elinden ben böyle zaman zaman acaba böyle bir yayınlayayım, 18 yaşına kadar çocukların elinden bu akıllı telefonları alın mı diyeyim, şöyle mi diyeyim, böyle mi diyeyim düşünüyorum, infaile sebep olacak. gerçekten rahatsız. Herkes rahatsız. çocuklar mesela örneğin 10 yaşından sonra namâz kılması lazım.
Namâz kılan anne babaların çocukları namâz kılmıyor. Kur’ân ve sünneti yaşamaya çalışan anne ve babaların çocukların büyük bir çoğunluğu Kur’ân ve sünneti yaşamıyor. Ya anne babaların hepimizin dillerinde bir sıkıntı var. Biz çocuklarımızı anlatamıyoruz bunu. Bir yerde bir sıkıntı var. Ve çok acı bir şey bu 28 Şubat’tan beri gevşeme ve gevşeklik devam ediyor. Ve bu toparlanmıyor bir türlü. Açık bir şey söyleyeyim bu toparlanmıyor. Allah muhafaza eylesin. Rabbim toplatsın inşallah. Bir de böyle bir handikaf varken Müslümanlar birbirlerini eleştireceğim diye hunharca birbirlerini katletmek için uğraşıyorlar. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm bir dervîş adayı peygamber efendimiz salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetleri ile birlikte mürşidi Kamil’in sahih yaşama halini Sünnet olarak benimseyip o şekilde yaşamaya çalışabilir mi?
Bu önceden ölçü böyleymiş. Herkes şeyhine bakar öyle yaşarmış. Ama bu doğru şu an için benim nazımda doğru bir ölçü değil. Sebep? insanlar şimdi şehir hayatı var, köy hayatı var, mali durumunda yerinde olanlar var, olmayanlar var. Türlü türlü hayat standartları var. O yüzden biz böyle çok türlü hayat standartların içerisinde herkes Hazret-i Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti seneyesine sımsık yapışsın canım kardeşim. Bildiğim doğru bu. Selamun aleyküm. İnsanın patronundan, amirinden çekinmesi, onların veya içinde bulunduğu sistemin kendisine bir zarar verebilecek düşüncesine sahip olması şirk midir? bunlardan korkmaması lazım. Kendince işini düzgün yapsın. Kendince iş yerine veya patronunun Kur’ân Sünnet dairesinde işin hukukuna tabi olsun.
Korkmasına gerek yok. Selamun aleyküm. Bir geçen konuşmanızda size tabi olanlara ikinci eş almayı yasaklamıştınız. Allah’ın verdiği hakkı neden alıyorsunuz? Bir üstadın kendi dervişlerinin üzerinde bunu yapmaya hakkı vardır. İştahattır bu. Çünkü bu iştahatı kullanabilir. Hazret-i Peygamber, bunun ölçüsü de şudur. Hazret-i Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleri Hazret-i Ali efendimizi böyle evlendirmeye kalktılar. Geldi Hazret-i Ali efendimizi dedi ki ne benim sağlığımda ne de Fatıma’nın sağlığında asla olmaz dedi. Onu yasakladı. O yüzden bir üstâd dervişlerinin üzerinde bir şeyi harâm etmez. Yasaklayabilir. Perhizdir bu. Mesela bir kimse üç ön yemek yiyebilir mi? Yiyebilir. Bir üstâd der ki sen iki ön yiyeceksin.
Bu perhizi verebilir. Veya bir üstâd diyebilir ki sen hiç ekmek yemeyeceksin. Hiç ekmek yemez o. Hiç ekmek yemez o. Buna perhiz etmek denir Sufilikte. Orada duruma konuma göre bir üstâd bir şeyi yasaklayabilir. Perhiz edebilir. Bu ben sonuçta Allah’ın farz olarak ibadetini ortadan kaldırmıyorum. Şu anda diyorum böyle bir şey yapmayacak hiç kimse benden habersiz diyorum. Bu. Tamamiyetle yasaklamıyorum. Benden habersiz hiç kimse böyle bir şey yapmayacak diyorum. İki referandumu evet dediğiniz için bazı hizipler Allah’ın hükmü dışında bir hükmü onayladığınız için size münafık diyor. Onların batıl hükümlerine ortak olup şirke düştüğünüzü söylüyor. Ne buyurursunuz? Türkiye’de başkanlık sisteminin gelmesi lazımdı.
O yüzden referanduma evet dedim. Başkanlık sistemi İslâmî bir sistemin dışında değildir. Ve İslâmî olarak da başkanın seçimle gelmesi gerekir. O yüzden referanduma evet dedim. Benim haklı gerekeceğim de buydu. Referanduma evet dedim. Çünkü bu Türkiye’nin büyük bir çoğunluğu o yüzden seçecekleri de kimse inşallah hayırlı insanlar olur diye düşünerekten böyle söyledim. Bu konuda benim hakkımda münafık diyorlarsa da bu münafıklık alametlerinden değil ama bir kimse bana küfür hükmünü de verenler var buradan veya değişik meselelerden. Bunu Kur’ân Sünnet dairesinde getirsinler bizim önümüze koysunlar biz de tevbe edip geri dönelim. Dabbetül Arz Müslümanların dostumu olacak. Müslümanların dostu Allah’tır.
Üç şahit açıkça iki kişinin zina ettiğini görse ve kadiye gitse kadı şeriatı göre nasıl bir ceza uygular? Dört şahit yok deyip serbest mi bırakır? Dört şahit olunca ona hükmün. Dört şahit olmazsa ona hükmetmez. zina hükmündesin demez. Dördüncü şahit ara. Dinden çıkanın cezası nedir? Bu normalde bir kimse İslâm dinini terk ederse mürtet olursa hükmü bellidir, ölümdür. Şeriatın olmadığı memleketlerde kendi kendimize yakaladığımız suçlara şeriatı göre ceza versek Allah katında suçlu olur muyuz? Evet. Darül Harp’te hukuk uygulanmaz diye genel bir kaide vardır. Darül Harp’te bir kimse kendi kafasından İslâm hukukunu uygulayamaz. Uygularsa anarşi çıkmış olur, suç işlemiş olur. Muharrede geçen devesi değil içme hadisi sahi midir?
Ben hadîs alimi değilim. Ama hadîs kitaplarında geçen bütün hadisleri ben sahih olarak kabul ediyorum. Bunu kabul etmeye hakkım var benim. Ben îmân etmiş Müslüman bir kimseyim. Kur’ân’da bütün geçen âyet-i kerimeleri îmân ederim. Hadîs kitaplarında geçen bütün hadîs kitaplarında ben sahih olduğuna hükmederim, îmân ederim. Birisi îmân etmiyormuş, bana ne? Ben îmân ettiğin için de hiç kimse bu konuda bana eleştirdi. Bunun namâz hakkı değil, küstahlık kıtır o. Kimin hakkına? Kimin haddine? Sana ne? Senin aklın benim aklımdan fazla mı? Akılsız adam. Bunu soru soran için söylemiyorum. Bu konuda beni eleştirenler, bizi eleştirenlere söylüyorum. Onlar bütün hadislere böyle körü körüne inanıyorlar. İnanıyorum kardeşim.
Sana ne ya? Sana ne? Siz müşrikleri bıraktınız, küfür ehlini bıraktınız, dinsizleri, imansızları bıraktınız, masonları bıraktınız, lanetlik işleri bıraktınız, haramlar harıl harıl her yerde gürül gürül akıyor, onları bıraktınız, hadislerle uğraşıyorsunuz. Canım kardeşlerim, bu memlekette kayıtlı 120 bin kusur tane huş yapan kadın var. 100 binin üzerinde huş için müracaat etmiş kadın var. Huş için müracaat etmiş. Bu ülkenin her sokak başında, her sokak başında barı, restoranı, gece kulübü, her sokak başında meyhanesi, her sokak başında her türlü eşcinseli, lezbiheni, osu busu her yer dolu. Başka uğraşacak bir şey bulamadınız mı? Ey Müslümanlar! Aklınızı başınıza toplayın. Aklınızı başınıza toplayın.
Eşcinseller her gün bayram yapıyor. Bunları düşünmüyorsunuz. Her gün küfür oluk oluk akıyor. Bunları düşünmüyorsunuz. Her gün her türlü harâm oluk oluk her yerde akıyor. Bunları düşünmüyorsunuz. Kötülüklerle mücadele etmiyorsunuz. Adaletsizlikle, haksızlıkla, hukuksuzlukla mücadele etmiyorsunuz. Oturmuşlar insanlar bu haride geçen devesiyle uğraşıyorlar. O devesidikleri hepsi de başınızdan aşağı geçsin. Bu haramların yanında, bu küfürlerin, bu şirklerin yanında devesidi necaset olmaktan çıkacak neredeyse. Devesidini öpüp başınıza koyacaksınız. Her taraf lanetlenmiş bir şey. Siz eşcinseli mi tercih edersiniz, devesidini mi tercih edersiniz? Hadîs-i şerif hangi devedir, hangi mevsimde sidi içilir?
Bildiğim bilgim gibi bir şey değil. Geçiyor mu geçiyor. Kabul ettim kardeşim. Sana ne? Milletin rakısıyla, şarabıyla, birasıyla, milletin mediyle, uyuşturucusuyla, milletin her türlü kafe yapıcı aletini bıraktınız, eşyasını bıraktınız, uyuşturucuları bıraktınız da devesidine mi uğraşıyorsunuz? Türkiye’de son 10 yılda, bunu iyi dinleyin, Türkiye’de son 10 yılda gidin Türkiye istatistiklerini seçin. Sadece uyuşturucudan kurtulmak için tedavi isteyenler %800 artmış. Uyuşturucudan tedavi etmek istediğini istiyorum, ben uyuşturucudan kurtulmak istiyorum deyip 10 yılda son 10 yılda %800 artmış tedavi olmak isteyenler. Kendinize gelin ey Müslümanlar, uyuşturucuyla mücadele edin. Uyuşturucu satıcılarıyla, uyuşturucu kullanıcılarıyla, uyuşturucu üreticilerle uğraşın.
Ne işiniz var sizin devesidiyle uğraşıyorsunuz? Başka işiniz mi kalmadı? Türkiye’de %1700 artmış, son 10 yılda. Ey Türkiye’deki Müslümanlar, ey devleti idare edenler, ey imamlar, alimler, şeyhler, müftüler neredesiniz? Siz devesidiyle kavga edin boyuna. Siz deyin ki semaneye girdiğinde 3 adım mı attın, 5 adım mı attın? Yoksa sen dergaha girerken hangi adımla girdin, hangi adımla çıktın? İçki tüketimi %800 artmış. Neyle uğraşıyorsunuz siz? Faiz girmeyen kursak kalmamış ülkede, faiz girmeyen kursak kalmamış ülkede, faiz faiz. Siz hangi hadîs sahihti, hangisi sahih değildi? Onunla uğraşın. Siz onunla uğraşın. Her türlü fuhuş, her türlü çıplaklık, her türlü hadsizlik, hudutsuzluk, hukuksuzluk her yeri sarmış.
Siz oturun böyle. hangi hadîs sahihti, hangisi değildi? Onu tartıştırır millete. Allah muhafaza eylesin. Zina eden evliler rejmedilir mi? Bu rejim günahlarına kefaret olur mu? Hadîs-i şerif Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri rejmettirdi. Evli olanlar eğer zina ederlerse, öldürmeye hükmetti. Anında cevap yazmış. Hocam öyle ama tek başıma ne yapabilirim ki gidip gene levleri atışa versem suçlu benim. Devlet izin vermiş. Bana sormadılar izin verirken. Hakkınızı helâl edin. Bana da sormadılar. Ama asıl mücadele etmemiz gereken alanlar bunlar. Şeytanın bizim gözümüzden sakladığı alanlar bunlar. Şeytân haramlarla, lanetlik işlerle, küfürle, şirkle mücadele etmemizi saklıyor.
Birbirimiz de mücadele ettiriyor. küfür tek millet. Küfürle mücadele edemiyoruz. Haramlarla, kötülüklerle mücadele edemiyoruz. Gücümüz yetmiyor. Nefsimize uyumuşuz. Ondan sonra korkuyoruz. Biz Müslümanların eksiklikleriyle uğraşıyoruz. Olmadı hadislerdeki meselelerle uğraşıyoruz. Ne yazık ki öyleyiz. Selamünaleyküm. İş yerinde yaptığımız bir projeden dolayı müdür tarafından yiyecek ikram edildi. Bu ikramlar yemek helâl midir? Helâl. Aferin tebrikler. İnsanlar böyle tebrik edilecek, hediye edilecek işler yapmalılar. Selamünaleyküm efendim. Öğretmenin maaş hesabımızın olduğu banka ile İlçe Milli Eğitim Sözleşme yapmış.
Uyuşturucu, Vedâ Hutbesi ve Kapanış
Hesapların o bankada kalması için ve bu hesapların o bankada kalması için. Bu hesapların o bankada kalması için. Selamünaleyküm efendim. Öğretmenin maaş hesabımızın olduğu banka ile İlçe Milli Eğitim Sözleşme yapmış. Hesapların o bankada kalması için ve buna bağlı olarak her öğretmene birili miktar promosyon ücreti yatırma üzerine anlaşmışlar. Bu paranın hesabı yatacağı mesajı geldi. Bu para faize girer mi? Şahsi kullanımında bir sakınca var mı? Şahsi kullanımında bir sakınca yok. Rüyada kahveye gitmek gerçekte de gideceğin anlamına gelir diyorlar. Öyle diyorlarsa öyledir. İnşallah. Selamünaleyküm. Nikahını al. Nikahın senin olsun. Nikahın başın altında kalsın gibi sözlerde şirke sebebiyet midir?
Burada nikahın başının altında kalsın sözünden kast ne? Ona bakmamız lazım. Yakaza halinde kulun iradesi var mıdır? Varsa nereye kadardır? Bu dünyada aklın iradesi orada ne etkindir? Yakazada irâde olmaması lazım. Yakazada irâde varsa yakaza değildir. Selamünaleyküm. Dediniz ki mümin müminden faiz almaz. Bunu biraz açar mısınız? Bankadan alınan faiz de bu hükümde mi? Bankadan alınan faiz bu hükümde değil. Mümin müminden, banka mümü mü? Hangi banka mümin ki? Bir kişinin hacca gidip Kabe’yi tavaf etmeleri ile ilgili olarak bazı kişiler diyor ki oraya gidiyorlar, Kabe’ye yüzlerini gözlerini sürüyorlar, hem putlarla savaştıklarını söylüyorlar hem de kendileri puta tapıyorlar söylemini kullanıyorlar.
Ya da şeytân taşlamayla ilgili. Sen kendin şeytanı gördün mü ki neyi taşlayacaksın? Taşa taş atıyorsunuz. Bu da putçuluk değil mi diyorlar. Şirk ehli olmaya kadar muhabbeti getirebiliyorlar. Sizin düşünceleriniz nelerdir? Bunlar boş muhabbet. biz şeytana taş atarız. O İbrâhîm aleyhisselamın ve aynı zamanda İbrâhîm’den sonra Hazret-i Muhammed’in Mustafa’ya kadar peygamberlerin sünnetidir. Sünneti icra ederiz. deriz ki biz şeytandan kurtuluyoruz. O yüzden normalde Kabe’ye yüzlerini gözlerini sürüyorlar. Kabe’ye hiç kimse yüzünü gözünü süremezer. Mümkün değil zaten. orayı bilmeyenler bunu söylüyorlar. Nereye yüzünü gözünü sürecek izdamdan? Selamun aleyküm ben 11 yaşındayım. Kardeşim 6 yaşında sizden ders almak istiyoruz.
Evet 6 yaşında olan sen 7-7 çekcen. 11 yaşında olan sen 12-12 çekcen inşallah. Eğer bir yerin seyriyse bak ve söylediğimiz kaideleri hatırla ve şüpheye düşmeden inan. Bir damar yerinde oynuyorsa onu hareket ettiren Allah-u Teâlâ’dır. Damarın sana vermek istediği şareti anla ve arkasından gelecek olanı bekle. İbrâhîm Hakkı Hazretleri, mağarifetname. Efendim o zaman bu söze göre kaderimizde ne varsa gelip bizi bulur manasında mı bakmalıyız her şeye? Yoksa bu söz doğrudur ama ben iradenin olduğuna inanıyorum demeliyiz. Ben iradenin var olduğuna inanıyorum. İrademin dışında olanlardan da sorumlu değilim. Selamünaleyküm hocam duâ ederken Allah’ım bizi islamsız bırakma diye duâ ediyorum. Doğru mu söylüyorum?
Bir de hocam biz sizden ders aldıktan sonra sizi sanki arada evde hissediyorum. Olabilir mi? Bir de hocam sizden ders almadan önce sizi rüyamda gördüm. Kırmızı bir kıyafet vardı üzerinize ve ellerinizde kırmızı damar gibi renk çıkıyordu. Hayırlı geceler. Allah’ım o inin olsun inşallah. Selamünaleyküm tasavvuf dersi almak istiyorum. İnşallah. Verelim kardeş sana da ders inşallah. Hocam hayırlı akşamlar. Çok yakın bir arkadaşım vasıtasıyla size ulaştım. Kalbimin üstünde bir ağırlık hissetmiştim. Uzun bir süre zorlandım. Tanıdığım insanlar bol bol okudular. Allah razı olsun. Ramazanın 17. günü bu ağırlık kalktı. Fakat bazen yine gelmekte aynı zamanda ölüm korkusu çok fazla. Bunu aşmak için ne yapabilirim?
Bu arada bu yaklaşık iki aydır olan bu durum. Hocam kendimi telkin edince geçiyor ama yine başlıyor. Şimdiden Allah razı olsun. Beş vakit namazını kıl. Kur’anını öğren. Tevhîd. La ilahe illallah. La ilahe illallah diye tevhide devam et inşallah. Selamun aleyküm. Geceniz hayır olsun. Ben elimden geldiğince size öğrettiğiniz Kur’ân Sünnet yolunda koşmaya çalışıyorum. Ama nedense sizi layıkıyla sevemediğim bu yüzden de size kardeşlerimi ve dergilerin layık olmadığımı düşünüyorum. Bu beni çok yoruyor. Bu bir vesvese midir? Evet. Şeytân vesvese midir? Şeytanın vesvesesinden uzaklaş. Tevhide devam et. Sosyal medyada sizi etiket etmemizden rahatsız oluyor musunuz? Bu etiket etmek ne oluyor Salim? Etiket misal Mustafa Özbaha etiketini koyduğu zaman, nerede Mustafa Özbaha etiket varsa bir yerde toplanıyor.
Videolarınız bir yerde toplanıyor. resimleriniz bir yerde toplanıyor. Hiç bildiğim bir şey değil. Ben rahatsız değilim. Benim bir rahatsızlığım yok. Kim ne yapıyorsa yapsın. Kur’ân ve sünnetin dışında bir şey yapıyorsa harâm işliyorlar. Bu ayrı bir mesele ama öbür türlü bir rahatsızlığım yok. Bir evlat annesi ya da babası için vefatından önce ya da sonra onların kılmadığı namazları kılabilir mi? Bu durumda anne babasının kabiri azabını azaltır mı? Bir kimse adına, Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri kurban kesebilir miyim dedi. Anne babanız adına kesebilirsiniz dedi. Eksik orucu olan vardı tutabilirsiniz dedi. Birkaç vakit eksik namazı varsa da o da eyvallah yapılabilir.
Buradan kıyas ederekten 70 yıl namâz kılmamış. Ne yapacaksın ona? Selamünaleyküm. Bayındır Merkez her yerden daha çok özledi. Eyvallah. Bayındır Merkez akıllı olsun herkese inşallah. Evet. Kamerun iyiyim sen nasılsın? İyi aleykümselam. İyiyim sen nasılsın? İyi. Demiş ve aleykümselam. Allah yardımcınız olsun inşallah. Evet. Selamünaleyküm. Selamünaleyküm. Selamünaleyküm. Selamünaleyküm. Selamünaleyküm. Rüyamda birilerinin bahçesinde iki yeşil elma kopardım. Ağaçtan bir kadını gördüm sahibine helallık istedim gülümse de helâl etti. Helâl olsun. Selamünaleyküm. Selamünaleyküm. Doğum yapan iki ayrı kişi kırklarımız karışır diye birbirlerine gidilmiyor. Bunun hakkında dinimiz ne diyor? Hiçbir yerde okumadan bir şey.
Bununla alakalı. Selamünaleyküm. On bir yaşında kızım sizden ders istiyor verebilir misiniz? On iki on iki çeksin inşallah. Selamünaleyküm. Bir insanı yaşatan tüm insanları yaşatmış gibi olur. Mâide 32. Ve Veda hutbesinde Peygamber Efendimiz ırkçılığı yasaklayan eşitlik kavramını, toplumsal ahlakı öğütleyen birçok sözleri ve Allah’ın birçok ayetlerinde de olduğu gibi öğütleyen ayetler karşılığında toplumsal bir vazifeyi yerine getiren ama Müslüman olmayan kişi. Mesela Christa, Ronaldo gibi milyonlarca insanlığa yardım eli uzatan kişi Müslüman olmadığı için Allah katında nasıl yargılanır? Ben Allah değilim canım kardeşim. Îmân eden hayırlı amel vel asrı da asra yemin olsun. Îmân eden salih amel işler isteyen sabrı ve hakkı tavsiye edenler müstesna der.
Hüsrana uğratılacak. Îmân edecek, salih amel işleyecek, hakkı ve sabrı tavsiye edecek. 4 tane ana kaidesi var. Geri kalan hüsrana uğrayacak. Âyet bu. Eyyüp bükemem. Selamun aleyküm. 15 Temmuz darbe pilotumuz emri komutana uydu. Şu an içeride muhabbet verildi ama FETÖ ile hiçbir alakası yok. Muhakkamede hiçbir delil beklemediler, karar verdiler. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Beklemekteyiz, duâ ediyoruz. Başka elimizden bir şey gelmiyor. Duâ eder misiniz? Allah yardımcısı olsun. Ama normalde şimdi komutan emretti git meclisi bombala. Akıl mantık var mı bunda? FETÖ ile hiç bağlantısı yok. Allah Allah. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalıyor adam. Kalkıyor Cumhurbaşkanlığı’nın sarayını bombalıyor.
Orada toplanan insanlara ateş ediyor sivillere. Ne yapacağız biz buna? Biz buna ne yapacağız? Arkadaşlar, bunu böyle ya hiçbir alakası yok. Canım kardeşler var alakası. Mahkemeler hatalı davranmıyorlar mı? Davranıyorlar. Hatalı kararları var mı? Yok. Var mı? Var. Adaletsizlikleri yok mu? Var. Var. Onları kabul ediyorum ama hiç bağlantısı alakası yok. Canım kardeşim, sen helikoptere bindin, insanlar ateş açtın mı? Açtın. Sen tankın tepesine çıktın, millete ateş açtın mı? Açtın. Eline silah aldın, sivilleri 270 kişiyi. Kim öldürdü ya? Kim şehit etti onları? Elinde silah olmayan, elinde silah olmayan, tabancası olmayan kendi vatandaşını öldürme hakkını kim verdi sana? Elinde silah yok. Tabanca yok, tank yok, tüfek yok.
Senin elinde uçak var, bombalıyorsun. Senin elinde tank var, yürütüyorsun, bombalıyorsun. Bu hakkını nereden buldun sen? Bana emrettiler yapma. Askerlik kanunu. Git ya bırak. Ben kendi vatandaşımı öldüremem. Ben kendi vatandaşımın üstüne tank süremem de. Senin kardeşin, senin anan, senin bacın ya. Senin millet meclisin ya, senin meclisin. Bu ülkenin cumhurbaşkanlığı makamı, bu ülkenin cumhurbaşkanlığı makamı, başka bir ülken değil, bu ülkenin millet meclisi, başka bir millet meclisi değil, başka bir milletin millet meclisi değil, bu ülkenin millet meclisi, bu ülkenin yolu, bu ülkenin köprüsü, bu ülkenin vaellik binası, bu ülkenin hastanesi, bu ülkenin TRT’si, bu ülkenin özel kuvvetler komutanlığı, özel kuvvetler komutanlığını basanlar, oradaki assubayı başta başa şehit edenleri, ne diyeceğiz şimdi?
Hiçbir suçları yok mu diyeceğiz? O bombaları kim attı? Ruslar mı attı? Amerikalılar mı attı? Kim attı? Bunlar yok. Bunlar normalde komutana uydu diye kabul etmiyorum bunları. Uymasınlar. Ben de askerlik yaptım, ben de askerlik komutanım. Bu bir genel kaidesidir. Komutanın yanlış emirlerine itaat edilmez. Evet. Komutan derse ki bu sivilleri öldür, öldürülmez. Öldürülmez. Bizim de askerliğimiz var. Selamünaleyküm. Kim ki ümmetimin fesada düştüğü zaman benim sünnetime sarılırsa onun için 100 şey sevabı vardır. Begavi mesabihi sünne. Sorum ümmetin fesada düştüğü zaman ne zamandır? Fesat olduğu ümmetin nasıl anlar? Fesat halinde onun sünneti nedir? Fesada düştüğü zaman şimdi bu, haramlar oluk oluk yaşanıyor.
Bu oluk oluk yaşandığı zaman da sünneti seninle uyacağız inşallah. Samsun’dan yazıyorum. Selamünaleyküm hocam. Gaflet, tembellik ve erteleme hastalığından nasıl kurtulurum? Duâ, lütfet, hak aşkına Allah razı olsun. Allah yardımcınız olsun. Kendinizi disipline edeceksiniz inşallah. Kur’ân ve sünnete sımsık yapacaksınız. Farz ibadetlerinizi yerine getirecek, haramlardan uzak duracaksınız inşallah. Efendim geri dönüşüm işi yapıyorum. Plastik ve karton işi için bir dönünlük bir yer buldum. Ne dersiniz? Ne diyeyim canım kardeşim? İşin gücün rast gelsin. Allah yardımcın olsun. İnşallah Cenâb-ı Hak en hayırlı yöne çevirsin. Hayırlı iş versin. Çalışın. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamünaleyküm.
Deve CD’nin faydaları ispatlanmış, okumuştum. Sizinle paylaşmak istedim. Belki insanlar bunun nasıl ilaç yapılacağını bulacaktır. Kanser, eski hastalıkları çare olacağına inanıyorum. Eyvallah. Bir sürü arkadaşlar yazı göndermişler. Allah razı olsun. Efendim sosyal medyada herhangi bir paylaşım yapınca insanların görüp beğenmesi hoşumuza gidip nefsimizi okşayınca bu gösterişe riyaya girer mi? Manen iralleminize engel olurum. Biz Kur’ân ve Sünnet’i tavsiye edelim inşallah. Başka bir şey yapalım. Recep Karataş’ın oğlu Furkan. 18 yaşındayım. Ders almak istiyorum. Recep Karataş da ay çocuktu bizim gözümüzde. Recep Karataş’ın 18 yaşında oğlu olmuş. Bir de 13 yaşında kızı da olmuş. Maşallah. 13 yaşındaki kızı da olmuş.
Sen 33-33 çekeceksin. 18 yaşında olan Furkan. Sen de normal dersi çekeceksin. İkinize de bir ders kağıdı paylaşıyorum. İnşallah Allah mübarek eylesin. Selam söyleyin. Recep Karataş’a da bir şey söyleyeceğim. Evet kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler sorularımız da bitti. O yüzden sorular da böyle rahat bitsin diye sohbeti kısa tutmaya gayret ediyorum. Allah’tan bir şey gelmezse inşallah Cumartesi gün yine siyasal İslâm sohbetine devam edeceğiz. Allah izin verirse. İnşallah şimdi yine muhatadımız olan kısa bir üçlü tehhidi çekeceğiz. Allah’ın izniyle geceyi sonlandıracağız. Geceniz şimdiden mübarek olsun. Allah’ın izniyle geceyi sonlandıracağız. Geceniz şimdiden mübarek olsun. Allah’ın izniyle geceyi sonlandıracağız.
Allah’ın izniyle geceyi sonlandıracağız. Allah’ın izniyle geceyi sonlandıracağız. Fâtiha. Allah razı olsun. Geceniz hayır olsun. Selamünaleyküm.
Kaynakça ve Referanslar
- Şirkin Tanımı ve Tevhîd-i Ulûhiyet: “Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, bunun dışında dilediğini bağışlar” — Nisâ 4/48, 4/116; İhlâs 112/1-4; “Ben cinleri ve insânı ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım” — Zâriyât 51/56; Kehf 18/110 (“Kâfir’in Rabbine kavuşmayı uman sâlih amel işlesin ve Rabbine ibâdette hiç kimseyi ortak koşmasın”); İmâm-ı Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd; Şâh Velîyullah Dihlevî, Huccetullâhi’l-Bâliğa; Diyanet İslâm Ansiklopedisi “Şirk” ve “Tevhîd” maddeleri
- Dâvetin Kur’ân ve Sünnet Ölçüsü: “De ki: İşte bu benim yolumdur; ben ve bana uyanlar basîret üzere Allah’a çağırırız” — Yûsuf 12/108; Nahl 16/125 (“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle dâvet et”); Allah Resûlü’nün dâvet menhecî — Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71; “Size iki şey bırakıyorum: Allah’ın Kitâbı ve Resûlünün Sünneti; bunlara sarıldığınız müddetçe sapmazsınız” — Mâlik, Muvatta, Kader 3; Hakim, Müstedrek I/172
- Gönlün ve Dünyevî Şeylerin Put Olması: “Heva ve hevesini tanrı edineni gördün mü?” — Câsiye 45/23; Furkân 25/43; “Dinar ve dirhemin kulu helak oldu” — Buhârî, Cihâd 70; insânların, liderlerin, şeyhlerin ilâhlaştırılması re’di — Tevbe 9/31 (Hahâmları ve râhibleri rab edinmeleri); İmâm-ı Gazzâlî, İhyâ, Kitâbu Zemmi’l-Cah; İbn-i Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ, şirk ve mahabbet bâbı
- Şirkin Küfür Olduğunu Belirten Âyetler: Âl-i İmrân 3/151 (“Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koşmalarından dolayı kâfirlerin kalplerine korku salacağız”); Nahl 16/35; Enbâm 6/22-24 (“Ortak koştuklarımız nerede?”); Zümer 39/65 (“Ortak koşarsan amelin boşa gider”); Fussilet 41/6; Mâide 5/72; Mekke müşriklerinin huccütleri ve Kur’ânî re’d metodu — Fahrüddîn Razi, Mefâtîhu’l-Gayb; Taberî, Câmiu’l-Beyân
- Yedi Helak Edici Büyük Günâh (Kebâir): “Yedi helak ediciden sakının: Allah’a şirk koşmak, sihir, haklı olmadıkça Allah’ın harâm kıldığı cana kıymak, fâiz yemek, yetîm malı yemek, zahîf günü savaştan kaçmak, iffetli mü’mine kadınlara iftîrâ etmek” — Buhârî, Vesaya 23, Tıbb 48; Müslim, Îmân 145; Ebû Dâvûd, Vesaya 10; Nesâî, Vesaya 12; Şemseddin Zehebî, Kitâbu’l-Kebâir; İbn Hacer Heysemî, ez-Zevâcir
- Sihrin Kebâir Olması ve Tevbe-i Nasûh: Bakara 2/102 (Hârût-Mârût kıssa ve sihrin küfür oluşu); “Kim kahine gider tasdik ederse Muhammed’e indirileni inkâr etmiş olur” — Ahmed, Müsned II/429; sihırbâzın cezâsı — Tirmizî, Hudûd 27; tevbe-i nasûh şartları — Tahrîm 66/8; İmâm-ı Nevevî, Riyâzu’s-Sâlihîn, Kitâbu’t-Tevbe
- Kur’ân-Sünnet-Vatan Üçlüsü: Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat içinde vatan sevgisinin îmândan olması — Acluni, Keşfu’l-Hafâ; “Vatan sevgisi îmândandır” rivayetinin fikhî açılımı; dâru’l-İslâm müdâfaası — İbn-i Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr; Nevevî, el-Mecmû; Osmanlı âlimlerinden M. Hâmdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, Bakara tefsiri; Kur’ân-Sünnet dâiresinde eleştirinin edebi — Hûd 11/88
- Kazâ Namâzı ve Mürşidin Tasarrufu: Kazâ namâzının müstehab vakitlerde kılınması — Buhârî, Mevâkıtu’s-Salât 37; Mergınânî, el-Hidâye, Kitâbu’s-Salât; mürşid-i kâmilin mürid üzerindeki rûhî tasarrufu — İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât, I. cild; parmak kesen şeyh kıssası mânâsında gönül hatasını hâtırlatma edebi — Mesnevî, II. cild; dervîşlik yâînî nefsi terbiye
- Mevlânâ’nın Kulluk Beyti ve Heva Şirki: Mevlânâ’nın “Kulluk iddiâsı büyük dâvadır” beyti — Dîvân-ı Kebîr ve Mesnevî, VI. cild; ikilik ve fenâfillâh makamı — İbn Arabî, Fusûsu’l-Hikem; Cuneyd-i Bağdâdî’nin tevhîd tanımı — Kelabazî, et-Ta’arruf; Kuseyrî, er-Risâle; hak iddiâsının şirki — Hallac-ı Mansûr ve “Ene’l-Hak” meselesinin tahkîkî yorumu
- Uyuşturucu, İrkçılık Yasağı ve Vedâ Hutbesi: “Kim bir cana kıymamış birini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur; kim bir canı yaşatırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur” — Mâide 5/32; Vedâ Hutbesinin irkçılığı yasaklayan şu pasâjı: “Arap’ın Acem’e, beyazın siyaha üstünlüğü yoktur; üstünlük ancak takvâ iledir” — Ahmed, Müsned V/411; Beyhakî, Sunen; uyuşturucu ve sarhoşluk yasağı — Mâide 5/90-91; sosyal medyada riyâ ve gösteriş — Buhârî, Rikâk 36; Müslim, Îmân 147 (“Gizli şirk ola gösteriş”)
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı