Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2020 Soru-Cevap Sohbet #5 — Mesnevî Şerhi (1028-1041. Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2020 Soru-Cevap Sohbet #5 — Mesnevî Şerhi (1028-1041. Beyit). Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Table of Contents

Giriş: Kovid Sokak Yasakları, Faiz-Enflasyon Kıskacı, Azerbaycan-Karabağ ve Türkiye’nin Ma’nevî Kabız Hâli

Selamünaleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Saat 20.00 itibarıyla sokağa çıkma yasakları başladı. Şu anda 1 saat oldu yaklaşık. Yine sokağa çıkma yasaklarının olacağı günler başladı. Malum bu COVID salgını bütün dünyayı karıştırıyor. Yerli bir etmeye devam ediyor. Gerçekten hastalık bulaşırsa bir kimseye, kimisi nafif geçiyor ama kimisi de ağır geçiyor.

Böyle Hakkında

Ölümlere varan sonuçla sonuçlanıyor. Rabbim inşallah tüm ümmeti Muhammed’i bu hastalığın verecek olduğu zararlardan korusun inşallah. Korunmaya devam edin, kendinizi muhafaza edin, eşinizi çoluğunuzu çocuğunuzu muhafaza edin. Öyle şakaya gelir yok. sosyal medyada orada burada dolaşıyor COVID’i hafife alanlar var. Ama öyle hafife alınacak bir hastalık değil. Tedavisi de yok şu anda. Net bir tedavisi yok bildiğim kadarıyla.

Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın uyguladığı bir tedavi sistemi var. Bir kısım bilim adamları bu tedaviye karşı geliyorlar ama eldeki olan bulgular, eldeki olan sonuç bu. O yüzden COVID yine gündemin birinci sırasına oturdu. Gündemin birinci sırasına oturunca ölümler arttı, hastalıklar arttı. Ardından da bilah mecbur böyle karantina günleri başladı. Tabii bu aylardan beri bu mesele konuşuluyordu. Biraz gündeme değinmek gerekirse faiz var.

Doların inişi çıkışı ardından faizlerin artması. Faiz artınca da bütün her şeyin maliyeti artacak. Maliyetler artınca enflasyon artacak. Birbirine düğümlenmiş, kenetlenmiş, birbirine ilintili bir şekilde bütün ülke bundan zarar görecek. Ne yazık ki faizin bulunduğu ülkelerde insanlar da bereket kalmıyor. İşin orasına bakınca faiz bir taraftan haramlar, fuhuştur, kumardır, adaletsizliktir, zulümdür bir taraftan.

Ülke hem iç olarak hem dış olarak kıskacın içinde dışarıdan Türkiye’nin kendi haklarını korumasını kendi haklarını savunmaması için baskılar var. İçeride de ne yazık ki gönül böyle olmasını istemezdi. Adaletsizlikler, hukuksuzluklar, yanlışlıklar, eksiklikler, her türlü haramın kol gezmesi devam ediyor. Böyle olunca Türkiye hem içeriden maddi manevi hem de dışarıdan maddi olarak bir baskı altında.

Bu baskının altından inşallah ülke kalkar, bu baskıyı döğütür, bu cendereyi kırar. Ama bunun kırılması için herhalde topyukun bir tövbeye ihtiyacımız var. Topyukun Kur’ân ve Sünnete sarılmaya ihtiyacımız var. Topyukun israftan uzaklaşmaya ihtiyacımız var. Topyukun zulme karşı, adaletsizliklere karşı, kamu kurum ve kuruluşların israflarına karşı bir mücadele etme, bunlardan sığırılmaya çalışmak lazım.

Eğer ülkemizi seviyorsak, eğer milletimizi seviyorsak, bu topyukun, tövbe, haramlardan uzak durma, her türlü adaletsizliğe, hukuksuzluğa, her türlü yanlışlıklara, eksikliklere, noksanlıklara, kamu kurum ve kuruluşların israflarına, kamu kurum ve kuruluşların eksik ve yanlış davranışlarına karşı mücadele etmemiz, uyanık olmamız. Bu konuda dirayetle bunları karşı çıkmamız lazım. Bu ülke bizim, bu devlet bizim, bu millet bizim.

O yüzden bizler gidecek başka bir vatanları, başka bir toprağı olanlar değiliz. Biz bu ülkenin çocuklarıyız. Biz burada doğduk. Annemiz, babamız burada doğdu. Yedi ceddimiz, sülalemiz burada doğdu. Ve biz burada öleceğiz. O yüzden de başka bir topraklara göçmeyi, başka bir topraklarda gidip yaşamayı ben kendi nefsimce düşünenlerden değilim.

O yüzden biz kendi ülkemizin geleceğinin parlak olması için, kendi milletimizin geleceğinin parlak olması için, kendi devletimizin geleceğinin parlak olması için biz bu topraklarda kalıp, iyinin, doğrunun, güzelin, hakikatin, hak ve hukukun savunucusu olup onun mücadelesini vermekle mükellefiz. Çünkü siyasetçiler gelip geçecek, bürokratlar gelip geçecek.

Ne bileyim bir kısım insanlar kendi heva ve heveslerini uyup, kendi ceplerini, kendi geleceklerini düşünüp, ülkenin parasını, pulunu, adaletinin huzurunu, hukukunu kendi heva ve hevesleri için peşkeş çekebilirler. Biz bu toprakların sahibi, gerçek sahibi olarak bunlarla mücadele edeceğiz. Bunlarla nasıl mücadele edilmesi gerekiyorsa öyle mücadele edeceğiz.

Gerçekten ülke hem manevi olarak, hem maddi olarak, içsel olarak bir darboğazın, bir kıskacın içinde tabiri caizse böyle bir sûfî diliyle bir kabus yaşıyor. Böyle bir karanlık bir manevi bir ortam var. Bu karanlığı, bu kabusu ülke aşamıyor şu anda. Böyle bir kabız hali gibi o kabız halinden çıkamıyor.

Bu kabız halinden çıkmanın yolu tövbe etmek, adaletsizliklere, hukuksuzluklara, yanlışlıklara, eksikliklere, noksanlıklara bile bile harama bile bile heva hevesi uyanları uyarmak, tebliğ etmek, onlara nasihat etmek, onları tövbeye davet etmekten geçiyor. Gerçekten içsel olarak bir kabız hali var. Bunu böyle belli bir siyasi alana yüklenmek için veya tesiasiyet yapmak için söylemiyorum.

Ben ülkesini, milletini seven bir insan olarak, Ümmet-i Muhammed’i seven bir insan olarak nasihat etme noktasındayım. Çok üzülüyorum. Bu konuda öyle çok içim daralıyor ki. gördükçe, duydukça, izledikçe ne yapabiliriz’in derdine düşüyorum. Bu karabasan gibi üzerimize çöken, bu kabustan karabasan gibi üzerimize çöken bu kabız halinden ülke olarak ne yazık ki kurtulamıyoruz. Uzun müddetten beri bu kabız hali devam ediyor.

Bunda siyasilerin, bürokratların, şey efendilerin, hoca efendilerin, diyanetçilerin, ilahiyatçıların, toplumun önde gelenlerin hepsinin bunda payı var. Çünkü toplumun ne tarafa doğru gittiğini, ne yaşadığını, nasıl bir halde olduğunu ne yazık ki belli kesim insanlar onun farkında değiller. Ama gerçekten toplum içsel olarak, tekrar söylüyorum, maddi manevi bir kabız halinde maddi manevi bir kabus yaşıyor. Dışsal olarak da baskı altındayız.

Akdeniz’deki ve Kıbrıs’taki haklarımız, Ege’deki haklarımız. Bunların savunulması lazım, gerçekten mücadele edilmesi lazım. Azerbaycan, Karabağ bu kadar 33 yıldan beri, kaç yıldan beri işgal altındaydı. Hamdolsun böyle bir nefes aldı. İşgalden kurtuldular. Ama Suriye’de kabus devam ediyor. Irak’ta töre kabus devam ediyor. Libya’da devam ediyor. Ümmetin değişik ülkelerinde, beldelerinde kabus devam ediyor.

Ve Ümmet-i Muhammed siykelenip kendine gelmek zorunda. Ama Ümmet-i Muhammed’de o mecal yok. Bunu yapacak olan Türkiye, bunu yapacak olan Anadolu İslam’ı, bunu yapacak olan Anadolu Müslümanları, ama ne yazık ki Anadolu Müslümanlarında da yorgunluk var, bir bezginlik var, bir kabuz hali var. Böyle ne tarafa koşacağını, ne tarafa yöneleceğini şaşırmış vaziyette.

Çünkü kendisine aktap önder kabul ettiği kimseler Kur’ân ve Sünnet çizgisinden hızlıca uzaklaşınca böyle bir ümitsizlik, böyle bir umutsuzluk, böyle bir yeese düştüler. O yüzden böyle sadece haftalık değil geriye dönüp baktığımızda ülkede manev olarak bir kabuz hali, bir kabus var. Allah bizi çıkarsın bu hâlden ve gerçekten insanlar mutsuz, ümitsiz, insanlar gerçekten yarını ile alakalı, geleceği ile alakalı tedirginlikleri var.

Bunda tabi imanın kemâle erip ermemesiyle de alakalı meseleler var. Ama gerçekten ülke üzerinde de olumsuzluklar gün geçtikçe artıyor.

Adaletsizlik, hukuksuzluk, liyakatsızlık, liyakatsız insanların iş başına getirilmesi ve gerçekten kamu kurum ve kuruluşlarında israf, kamu kurum ve kuruluşlarında hesapsız kitapsız harcamalar, hesapsız kitapsız yatırımmış gibi görünen, heva hevese dayanan veya başka şeylere dayanan o yatırımlar oluk oluk akıyor ve ne yazık ki bunları durduran bir güç, bunları durduran bir akıl yok. Böyle giderse gerçekten bu gemi topyekün zarar görecek.

Şu ana kadar da zarar görmeye devam ediyor. Ve bu zararı insanlar akledip, siyasetçiler, yüksek bürokratlar, yüksek siyasetçiler, bu ilahiyatçılar, böyle diyanetçiler. Bunlar çünkü diyanet dediğinizde kocaman bir teşkilat camilerden vaz-u nasihat ederekten bu tip meselelere değinebilirler. Ama ne yazık ki bu tip meselelere değinmiyorlar. Veyahut da ilahiyatçılar bu tip meselelere Kur’ân Sünnet dairesinde değinmeleri lazım değinmiyorlar.

Suskunlar, Türkiye’deki sivil kanaat önderi olarak nitelendirdiğimiz ehl-i tasavvuf, ehl-i tarikat, ehl-i cemaat suskun. Onlar da bu tip meseleleri dillendiremiyorlar. Ama korkuyorlar, ama çekiniyorlar, ama tırsıyorlar. Ama kendilerini de menfaatlerini son bulacağını düşünerekten büyük bir suskunluk senfonesi izliyoruz.

Ve suskun, ümmeti Muhammed ve bizim bilhassa ülkemdeki insanlar namazı bozan şeyleri, abdesti bozan şeyleri, kusri bozan şeyleri öğreniyorlar, öğretiyorlar. İmanı bozan, itikadı bozan, toplumu bozan unsurları öğretmiyorlar. Camiler namazı, abdesti, orucu öğretiyor. İmanı bozan, itikadı bozan, ameli bozan, toplumu bozan ve insanlığı helaka götüren unsurları bahsetmiyorlar. Bunları tebliğ etmiyorlar. Ne azıcık ki toplum bu konuda çok zayıf.

Allah bizi bu kabustan, bu kötü rüyadan, bu kabus halinden kurtarsın inşallah. Ümmet-i Muhammed’e uyanıklık, ümmeti Muhammed’e bir dirilik versin. Memleketimizin insanlarına bir uyanıklık versin, bir dirilik versin, bir dirilik versin, bir birlik versin. Uyansın uyuyan gözler, uyansın uyuyan kalpler. Dirilsin inşallah. O dirilişi görelim, o direnişi görelim.

Her türlü adaletsiz diye, hukuksuz diye, haksız diye, her türlü kamu kurum ve kuruluşların israfına karşı çıkma bilincini Cenab-ı Hak bize versin. Çocuklarımıza aydınlık bir gelecek bırakalım. Gelecek insanlarımıza aydınlık, doğru dürüst, adaletli, hukuka uygun, Kur’ân Sünnet’e uygun bir toplum bırakmanın yoluna düşelim inşallah. Rabbim cümlemizi aff-i mağfret eylesin, cümlemizi derlesin, toparlasın.

Huşun, faizin, kumarın, her türlü haramın kol gezdiği bir yerde bereket beklemek, huzur beklemek, her türlü haramın serbest olduğu bu topraklarda iyilik beklemek artık çok güç bir şey oldu. Allah bizi affetsin inşallah.


Mesnevî 1028. Beyit: Tavşanın Bilgisi ve Bilginin Fazîleti — “Eşek Kulağını Sat, Başka Bir Kulak Alıver”

1028. Beyit’den devam ediyoruz. Konu başlığı tavşanın bilgisi, bilginin fazileti ve faydaları. Bu sözün sonu yoktur. Kulak ver. Tavşan hikayesini anla. Eşek kulağını sat, başka bir kulak al ki bu sözü eşek kulağı anlayamaz. Allah-u Alem Hz. bir burada eşek kulağını sat derken, sen Kur’ân ve Sünnet’i anlamayan, Kur’ân ve Sünnet’i dinlemeyen, insanca bir bilgi kendine şiar edinmeyen bu kulağı eşek kulağından bir farkı yok.

siz nefsinizi uyarsanız, şeytanı uyarsanız hayvandan daha aşağı bir mahluk olursunuz dedi ya ayet-i kerimede. ben insanı en güzel surette, en kemal noktada yarattım ama o insan heva hevesine uyarsa, şeytan uyarsa hayvandan daha aşağı bir mahluk olur. Ayet-i kerimesinin tecelliyatı gibi. Bir kimse Kur’ân ve Sünnet’i kendine şiar edilmezse, bilgiyi kendine şiar edilmezse bu sefer kulağı eşek kulağından farkı kalmaz.

Nasıl eşek her şeyi duyup anlamıyorsa, fikretmiyorsa, tefekkür etmiyorsa, sen de duyduğunu anlamıyorsan, tefekkür etmiyorsan, sen de duyduğunu anlamaktan uzak isen o zaman senin kulağın da eşek kulağı oldu. Hazret-i Pîr diyor ki bu eşek kulağını at, sen insansın, sen Allah’ın yeryüzünde yarattığı halifesin, o yüzden hayvan değilsin, sen hayvanlar gibi yaşama, sen Kur’ân’ı iyi dinle, Sünnet seni iyi dinle, bunu idrak et. Bilgiyi edin.

Bilgiyi edin. Neden? Çünkü bilgisiz bir insanın insan olması mümkün değil.


Tavşanın Kurnazlığı ve Aslanı Mağlûp Edişi: Bilgi Süleymân Mülkünün Hâtemidir — Dini, Gündelik, Teknik, San’at ve Bilimsel Bilgi Üzerine

Yürü. Tavşanın tilki gibi kurnazlığına bak. Onun düşüncesini ve aslanı mağlup edişini gör. o tavşanın hayvanlar aleminde en kurnaz tilkidir ya, o tavşanın tilki gibi kurnazlığını gör ve o tavşanın bilgisiyle, bakın bilgisiyle aslanı nasıl mağlup edeceğini ve aslanı mağlup etmenin hiresini gör. Bilgi Süleyman mülkünün hatemidir. Bütün alem cesettir, ilim candır. Hazret-i Pîr burada bilgiye önem veriyor. Diyor ki bilgi Süleyman mülkünün hatemidir.

Hatemi Süleyman’da bilgi toplanmıştır. Bütün bilgiler Süleyman’da toplandı. O Süleyman ki Cenab-ı Hak’ın peygamberiydi. Malum Süleyman aleyhisselâm’da cinnilerin, şeytanların bilgisi vardı. Süleyman aleyhisselâm’da hayvanların bilgisi vardı. Süleyman aleyhisselâm’da o güne kadar insanlarda olmayan bilgi vardı. bu bilgi neydi? Belkıs’da olan meseleydi. Kuşların konuşmasını anlamasıydı. Şeytanları hapsetmesi, onları esir etmesiydi.

Cinni taifesini kendisine esir edip kendisinin emrine girmesi gibi. Demek ki Süleyman aleyhisselâm’da hem zahiri ilimler hem de batını ilimler vardı. Süleyman aleyhisselâm’da hem görünen varlıkların hem de görünmeyen varlıkların bilgisi vardı. Bilgisiz, ilimsiz, bu âlem ceset hükmündedir. Bu âlemin canı nedir? İlimdir. Bakın bir buğday tanesinde dahi bir ilim vardır kendine ait. Bir bilgi vardır. Bir tohumda bilgi vardır.

Bir hücrede bilgi vardır. Bir atomda bilgi vardır. Bir eletron da bilgi vardır. Bir fatonda bilgi vardır. Bilgisiz ve ilimsiz hiçbir şey hareket etmez. Ve bu bilgiyi ve ilmi veren Allah’tır Celle Celaluhu. O yüzden sende ilim yok ise sende cesetten bir farkın yoktur. O yüzden bu âlem ilimle, bilgiyle, Cenab-ı Hak’ın kudretiyle, kuvvetiyle, nuruyla ve bilgisiyle kuşatılmış vaziyettedir.

Ve bütün âlem bu ilimle, bu bilgiyle kuşatılmış vaziyetteken sen bunu akletmiyorsan, sen bunu tefekkür etmiyorsan, sen bu bilgilerden uzaksan o zaman eşekten bir farkın olmuyor. Ve Cenab-ı Hak meşhur ya, ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim, mahlukatı yarattım. Bu Aclûnî keşfü’l hafada geçen hadis-i şerife. Şimdi Allah dayı bilinmekliği istedi ve bilinmekliği istediği için mahlukatı yarattı.

Bakın o bilinmeklik isteği bütün insanların üzerinde tecelli etmiş vaziyettedir. Ve insan bilmeye odaklı olması gerekir. Ve insan bilmeye odaklı değilse, anlamaya odaklı değilse, daha iyisini, daha güzelini, daha hikmetlisini, daha derinli, daha genişini, daha üst seviyesine doğru koşmuyorsa o insan Allah’ın yeryüzündeki halifesi olamaz. Sebep? Çünkü o bilmeye, daha da bilmeye koşması lazım. Ve Zariyat Suresinde, Cenab-ı Hak 56.

ayetinde, ben cinlileri ve insanları yalnız beni tanıyıp kulluk etsinler diye yarattım der. Ve bu normalde Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri bu ayet-i kerimede Hz. Abbas efendimiz, Abbas’ın oğlu Abdurrahman, Abdullah ve diğer sahabeler buradaki tanıyıp kulluk etmelerinden kastın Allah’ın sıfatsal olarak bilinmesi, Allah’ın tanınması, Allah’ı bilmek, Allah’ı tanımak ve bildiğimiz Allah’ı, tanıdığımız Allah’a kulluk etmek.

İnsanların ve cinlilerin yaradılış sebepleri budur. Ve insan o bilgiye koşmalı, o tanımaya koşmalı hiç bu noktada geri durmaması gerekiyor. Ve Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri de kim ilim tahsili için yola çıkarsa, dönünceye kadar Allah yolundadır buyurarak tan tirmizide geçiyor. Bu adı şerif.

Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri insanların ilim tahsili için, bilgiye ulaşması için, bilgiyi elde etmesi için, uğraşmaları için onlara nasihatta bulunuyor. Yine tirmizide geçiyor. Kim ilim tahsil ederse bu onun geçmiş günahlar için kefaret olur diyor. Bakın kıymetli dostlar, Müslüman demek ilim ehli demek, bilgiye hakim, bilgiyi öğrenmiş, bilgili insan demek. Cahil bir kimse şeytanın elinde maskara olur.

Cahil bir kimse heva ve hevesin elinde maskara olur. Cahil bir Müslüman kafirlerin, münafıkların, fasıkların, dünya perestlerin, nefis perestlerin, şeytan perestlerin elinde oyuncak olur. O yüzden Müslüman bilgili, fasihetli, hikmet sahibi, Müslüman ilim sahibi, Müslüman araştıran, soruşturan, inceleyen, sorgulayan, Müslüman doğrunun da doğrusuna, hakikatin de hakikatine koşan bir kimse demektir.

O yüzden Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hikmetli söz, doğru söz, ilim Müslümanın yetiğidir. Bulduğu yerde onu almaya herkesten fazla layıktır diye buyurmuştur. Demek ki Müslüman hikmetli söze, ilme, bilgiye koşacak. Müslüman her daim ilim ehli, bilgi ehli, hikmet ehliyle oturup kalkacak.

Müslüman şeytana uymuş, heva hevesine uymuş, kendi nefsini putlaştırmış, kendi nefsini ilahlaştırmış, ve hatta Allah’tan başka tağutlara iman etmiş, tağutların peşinde gitmiş kimselerin peşinde gitmeyecek. Müslüman ilme, bilgiye, hikmete, Müslüman imana, İslam’a, Kur’ân’a, Sünnet’e doğru her daim koşan kimse olacak. Bu hüner yüzünden denizlerin, dağların, ovaların mahlukatı insanoğluna karşı aciz kalmıştır.

bu bilgi, bu hüner yüzünden insanoğlu, denizlerin, dağların bütün mahlukatlarına hakim olmuş. Neyle hakim olmuş? Bir, gündelik bilgiyle hakim olmuş. İnsanlar günlük yaşamlarında kullanmış oldukları pratik bilgiler, kişinin normalde kendi özünde, öznesindeki yargılama matematiği, kendi öznesinde kıyas yapma fazileti, o insanın normalde deneme, yanılma yaparaktan bilgi sahibi olmasını sağlar. Bakın Müslümanlar bu gündelik bilgiyi reddedemezler.

Mümkün değildir. Siz insansanız o gündelik bilgiyi reddedemezsiniz. O pratikliği, o deneme yanılmayı bulmanız gerekir. İlla ki siz devasa bir Kur’ân Sünnet bilgisine sahip olmayabilirsiniz. Ama deneme yanılmayla günlük hayatınızı bilgili bir şekilde, tecrübeli bir şekilde yürütebilirsiniz. Tabii bunun en önemli insanı, benim nazımda insanı insan eden şey dini bilgidir.

Eğer siz Kur’ân ve Sünnet noktasında dini bir bilgiye sahip iseniz, temelinizi Kur’ân ve Sünnet dairesindeki dini bir bilgiyle yerleştirdiyseniz, oturtturduysanız artık size o dini bilgi, dini bilgi sizin hem günlük bilginizi hem diğer bilgilere yol açacak, ışık verecek, yolunuzu aydınlatacaktır. Ama bu dini bilgi eğer sadece böyle Kur’ân-ı Kerim’deki geçmiş ümmetler için söylenildiği gibi kitap yüklü eşekler hükmünde olmaması gerekir.

siz dini bir bilgiye ulaştığınızda, Kur’ân ve Sünnetin emrine ulaştığınızda, Kur’ân ve Sünnetin fıkhına ulaştığınızda onu uygulamanız gerekir. Eğer uygulamıyorsanız, bakın uygulamıyorsanız o zaman eşek, kitap yüklü eşekten bir farkınız kalmaz. Âyet-i Kerîme her ne kadar Yahudi dini adamları için söylendiği ise de bütün insanlığı ve bütün Müslümanlığı bağlayan bir Ayet-i Kerim’dir. Çünkü Kur’ân evrenseldir, bütün zamanları hükmeder.

Kur’ân’ı tarihsel sürecinde bırakıp tarihseldir bu Ayet-i Kerimeler diyenlerden değilim, öyle diyenlerden de uzak durun. Kur’ân hem tarihseldir, her hem de evrenseldir. Kur’ân’daki müteşabih Ayetler bütün zamanları kendi için alır. Ve müteşabihlerin üzerinde de biz çok tartışma yapmayız. Bizim anladığımız neyse onu yaparız.

O zaman dini bilgi olarak, biz Kur’ân ve Sünneti öğrendikten sonra onu yaşamıyorsak, onu hayata döndüremiyorsak, onu günlük pratikimizde uygulayamıyorsak kitap yüklü eşeklerden bir farkımız kalmaz. Ne yazık ki şimdi Müslümanlar dini bilgiye çok rahat ulaşabiliyorlar. Ellerinin altında internet denilen devasa bir olgu var. Ve ellerinin altında bilgisayarlar var, cep telefonları var ve istediklerini orada bilgileri yükleyebiliyorlar.

Ama bu zamanın Müslüman’ın da en büyük handikap şu, biliyor ama yaşamıyor. Biliyor, hayata geçirmiyor. Adaletsizliğin ne kadar yanlış olduğunu biliyor ama adaletsizliklere karşı susuyor. Hukuksuzluğun ne kadar büyük yanlışlık olduğunu, ne kadar büyük günah kebari olduğunu biliyor. Ama ya kendisi işliyor ya da işleyenlere karşı suskun. Zulmetmenin ne kadar büyük haram olduğunu biliyor. Ama zulmedenlere karşı ya suskun ya da zulmedenlerden oluyor.

Onları alkışlıyor. Bugünün Müslümanı, bu zamanın Müslümanının en büyük handikapı bu. Bilip yaşamaması hatta bilip aykırı hareket etmesi. Huuşun haram olduğunu biliyor, huuşa devam ediyor. Kumarın haram olduğunu biliyor, kumara devam ediyor. Tesettürsüzlüğün haram olduğunu biliyor, tesettürsüzlüğe devam ediyor. Kadın erkek değil, ben bunu ayırt etmiyorum. herkes diyor ki, erkekler de tesettürsüz mü?

Evet, erkekler de şimdi likralı, daracık pantolonlar giyip bütün vücutatları meydanda öyle dolaşıyorlar. Artık kadınları da geçti erkeklerin likralı, daracık pantolonlar, gömlekler giyip dolaşmaları. O yüzden tesettürsüzlük kadınlarda da var, erkeklerde de var. Biliyorlar, yaşıyorlar. İsrafın haram olduğunu biliyorlar ama Müslümanlar israf içerisinde. Gösterişin haram olduğunu biliyorlar ama Müslümanlar gösteriş içerisinde.

Ayırmacılığın, kayırmacılığın, yardakçılığın, yalancılığın, liyakatsız insanların bizim partiden, bizim cemaattan, bizim topluluktan deyip onların iş başına getirilmelerinin haram olduğunu, yanlış olduğunu biliyor ama velakin bunu uyguluyorlar. O yüzden bugünün Müslümanı dini bilgiye ulaşıyor. Ama bugünün Müslümanı o ulaşmış olduğu dini bilgileri yaşamıyor, hayata geçirmiyor, pratik gündelik hayatına onu aksettirmiyor.

Gücü yettiğince haksız, gücü yettiğince hırsız, gücü yettiğince arsız, gücü yettiğince yalancı, gücü yettiğince her türlü melaneti işleyen bir Müslüman profili çıkıyor orta yere. Ve ne yazık ki bu Müslüman profilinden Müslümanlar da rahatsız değil. Bakın bu Müslüman profilinden Müslümanlar da rahatsız değil. Bu Müslüman profili artık biz alıştık, artık biz bu Müslüman profiline uyarlandık. Bu bizi rahatsız etmiyor.

Adam bizim partimizdense istediği kadar hırsız olsun, istediği kadar arsız olsun, istediği kadar adaletsiz ve hukuksuz olsun, bizim partidense biz ona suskunuz. Bizim cemaattense, bizim tarikattense, biz ona suskunuz. Veya bizim fikri görüşümüzdense, Türkiye’de ne var? Bir tarafta örneğin Kemalistler, örneğin solcular, örneğin liberallar, örneğin bir kesim Müslüman kesim, bir kesim ehli tarikat, ehli cemaat.

Bunların içerisinde de var bu sıkıntılar. Ve bunlar da kendi içlerinde bunları temizlemekten uzaklar. Ne yazık ki, ne acı ki. Bizim dini bilgi edinmemiz kolay ama velakin bunu hayata geçirmek, bunu yaşamak ne yazık ki oldukça zor. En büyük handikaplarımızdan birisi bu. İnsanı bu noktada bir bilgi var. Bu da ne? Teknik bilgi. Bunları böyle tasdiv ettim kendimce.

sanki Müslümanlar günlülük pratik bilgilerden, dini bilgilerden veya teknik bilgilerden veya sanatsal bilgiden bunlardan uzakmış gibi. Veya hatta bilimsel bir bilgiden uzakmış gibi görünüyor. Değil canım kardeşlerim. Bir Müslüman sanat bilgisi de olacak. bir Müslüman da bilimsel bilgi de olacak. Bir Müslüman da teknik bilgi de olacak. Bir Müslüman da günlük pratik bilgi de olacak. Bir Müslüman da dini bilgi de olacak.

Dini bilginin içerisinde fıkıh bilgisi, tasavvuf bilgisi, hadis bilgisi, tefsir bilgisi de olacak. Olacak bunlar. Veya hatta o teknik bilginin içerisinde alet edevat yapma, bir araç yapma. düşünsenize insanlar normalde otomobil fabrikalarını artık aşıyorlar, kendilerini aşıyorlar. Biz daha ülkeye yeni otomobil fabrikası yapacağız. İnsanlar uzaya gitmenin araçlarını yapıyorlar. Biz daha henüz daha kendi uçağımızı yapamıyoruz.

Biz Osmanlı zamanında bir uçak fabrikası kurmuşuz, Cumhuriyet döneminde kapatmışız. Ve Kayseri’de Osmanlı’dan kalan uçaklar toprakların altına gömülmüş. Yıllar sonra gömülmüş olan uçaklar basında bir gün olarak, bir gün haber olarak geçti. Kim gömdü? Kimin emriyle gömdü? Kim onları toprakların altına gömdü? Neden orada toprakların altına gömüldü de çürümüye terk edildi? Bunun hesabını soran yok. Bizde en acı şey bu.

Biz ülke insanı olarak yanlışlıkları, eksiklikleri sorgulayıp bunun hesabını soramıyoruz. Örneğin İngiltere hazinesinde bizim kendi altınlarımız var. Bunu defalarca dile getirdim, cevap bulamadık buna. 400-500 ton altın kim tarafından gönderildi? Neden İngiliz hazinesine gönderildi? Neden İngiltere Kraliyet Ailesi’nde kaç yıldır durdu? Neden durdu orada? Hangi hükümet gönderdi? Hangi hükümet başbakanı veya maliye bakanı gönderdi?

Niçin gönderildi Türkiye’nin altınları İngiltere’ye? Ve hala da 70-80 ton, 100 tona yakın altın var İngiltere hazinesinde. Bir kısmını aldık, getirdik. Bir kısmı gene 100 tona yakın orada duruyor. Niçin orada duruyor? Biz kendi altınımızı koruyabilecek, kendi altınımızı muhafaza edebilecek güçte değil miyiz? Bizim hazinemizin altınları neden orada duruyor? Bunları kim gönderdi, kim sorguluyor bunları? Kimse sorgulamıyor. Kimse bunları görmüyor.

Bakın kimse bunları görmüyor. Ve kimse de bunların lafını etmiyor. Ne zaman gitti kardeşim bu altınlar kimindi? Osmanlı hazinesinin miydi bu altınlar? Veya Türkiye Cumhuriyeti devleti zamanındaki altınlar mıydı? Bu altınlar neyin nesiydi? Neden yıllarca orada durdu? Neden bizim kendi hazinemizde durmadı? Neden o uçak fabrikalarını kim kapattı? Uçakları kim topraklara gömdü? Bunların gömülme emrini kim verdi? Sebep neydi, niçindi?

Hangi anlaşmaya göre verdiler? Allah muhafaza eylesin. Sonuçta biz sorgulama, eleştirme, işin hakikatine varma, işin o bilgisine kavuşmayı düşünmeyi biz düşünmüyoruz. O yüzden Müslüman kendince teknik bilgiye de sahip olacak, sanat bilgisine de sahip olacak. Neden biz hikaye yazan, roman yazan, şiir yazan kimseler yetiştiremiyoruz? Dünyaca ünlü bir roman yazarımız kaç tane var? Dünyaca ünlü şairimiz kaç tane var?

Dünyaca ünlü bir sinema gerçekten neden yapamıyoruz? yeni yeni tarihimizle alakalı diziler yapılmaya başladı, yeni yeni bu tip meseleler gündeme gelmeye başladı. O yüzden bilimsel bilgiye de ihtiyacımız var. Türkiye neden bilimsellikten uzak olsun? Neden bilimsel bilgiyi dışarıdan alanlardan olsun, kendisi üretmesin? Neden biz bilimsel geçerli bilgilerimiz olmasın? Biz hala da bir teorik niteliğinde olunan Darwin teorisinin peşindeyiz hala da.

biz Darwin teorisini bizim insanlarımıza zorla okutan teoriyi ya, teori kesinleşmiş bir bilgi değil, kanıtlanmış bir bilgi değil. Biz çocuklarımıza hala da okullarımızda Darwin teorisini öğretmeye çalışıyoruz. Canım kardeşim Darwin teorisi hala da kendisi kanıtlanabilmiş değil, bir kanıtlanmış bilgin nitelinde değil, kanıtlanmamış bilgin nitelindeki bir teoriyi biz çocuklarımıza neden öğretiyoruz? Neden bu bilimsellikten uzakız biz?

Bakın bilimsellikten uzak bir teori çünkü hiçbir bilimsel delili kanıtı yok ama biz çocuklarımızı öğretiyoruz. Evet bilgi bu yüzden önemli insanı insan eden bilgidir. Siz ne kadar bilgiye hakim iseniz, ne kadar bilgi üretiyorsanız o kadar dünya üzerinde sözünüz geçer, o kadar dünya üzerinde kıymetiniz olur. Ama bilgiye sahip değil iseniz ve siz bilgi üretemiyorsanız siz ne yazık ki yönetilmeye, yönlendirilmeye, sömürülmeye açıksınız.

Ve şu anda İslam dünyası bu bilgiyi üretemediği için ne yazık ki vahşi kapitalizm tarafından, emperyalistler tarafından sömürülmekte, yönlendirilmekte, yönetilmekte, tabiri caizse kedinin fareyle oynadığı gibi oynanmakta, kanı akıtılmakta, birbirleriyle savaştırılmakta, canları istediği zaman emperyalistler, istedikleri Müslüman ülkede darbe yapıyorlar, onları katlediyorlar, bombalıyorlar, ülkelerini yakıp yıkıyorlar ve Müslüman dünya bunlara seyirci kalıyor.

Sebep çünkü bilgiye sahip değiller. Sebep imanlarını, dinlerini yaşamıyorlar. Sebep dünyanın hevasına, hevesine, şeytanın vesvesesine kendilerini kandırmışlar, kandırmışlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kaplan, aslan, fare gibi, kaplan, aslan fare gibi korkmaktadır. O yüzden ovada, dağda bütün vahşi hayvanlar gizlenmişlerdir. O yüzden periler, şeytanlar kenarı boylamışlar, her biri gizli bir yerde mekan tutmuşlardır.

Bu bilgiden dolayı insanın bilgiye hakim olması, insanın bilgi üretmesi ve insanların doğayla, varlıkla, varlık bilgisiyle donatıldığı için kaplanlar, aslanlar, o kadar vahşi hayvanlar insanlardan korkmaktalar fare gibi. İnsanlardan çekinmekteler. Herkes, insan bir aslanı görünce kendisi korkar ya, asıl aslan korkar ondan. Aslan korktuğu için ona saldırır. Aslan normalde insanın kendisinden korktuğu için. Ve insanı düşünebiliyor musunuz?

O vahşi aslanı ehilleştiriyor. O vahşi kaplanı ehilleştiriyor. Ve insan o vahşi aslanları, vahşi kaplanları öldürüyor, katlediyor. Ve o vahşi hayvanlar ne yapıyorlar? Doğada şimdi dağlara çekildikçe çekiliyorlar, çekildikçe çekiliyorlar ve vahşi hayvanların sonları geliyor. Artık onlar ne yazık ki yaşam alanları daralıyor.

İnsanlar acımasız, insanlar vahşi, insanlar ne yazık ki doğayı bozan, ifsad eden, doğanın dengesini ifsad eden bir varlık haline geliyor. Bir avcılık tutturdular, doğada ne kadar ne varsa hepsini de öldürüyorlar, hepsini de avlıyorlar. Neymiş? Avcılık sporuymuş. Sizin sporunuz batsın. Hayvanları katlediyorsunuz. Vahşi hayvanları katlediyoruz derken doğayı katlediyorsunuz. Ekolojik dengeyi bozuyorsunuz.

Ve kalkıyorsunuz geyikleri, aslanları, kurtları, çakalları, tilkileri, doğada bulunan hayvanları katlediyorsunuz. Avcılık adı altında ne yazık ki kuşları katlediyorsunuz. Ne yazık ki den…


Kitap Yüklü Eşekler ve Bilip Yaşamayan Ümmet: Gasb-Faiz-Fuhûş Haramları Bilinip Uygulandığı Zaman

izlerdeki balıkları katlediyorsunuz. Ve her şeyi katlediyorsunuz. Bu ekonomi, bu sizin kapitalist kafanız, bu sizin heva ve heves şeytana kiralanmış aklınızdan dolayı dünya ne yazık ki fesada uğruyor. O yüzden bu vahşi hayvanlar dahi insanların fare gibi korkuyorlar. O yüzden ovada, dağda bütün vahşi hayvanlar insanlardan gizleniyorlar, kaçıyorlar.

o vahşi gördüğümüz hayvan bilgisiz insanı ve hatta bilgiyi kötü kullanan insanı görünce o ondan kaçıyor. Sebep insan çünkü bilgiyi doğru noktada kullanmazsa hayvandan daha vahşi oluyor. İnsan bilgiye sahip olmazsa yine hayvandan daha vahşi oluyor. O yüzden periler, şeytanlar kenarı boylamışlar, her bir gizli bir yerde mekan tutmuşlar.

Ve normalde bunlar görünmeyen ruhani varlıklar olarak nitelendirilir ya, periler, cinliler, ondan sonra şeytan, bunların hepsi de görünmeyen varlıklar. Ama böyle peri denilince bizim toplumumuzda böyle yüzü cemali daha latif, yüzü cemali daha düzgün, sanki böyle dişi güzelliği olan cinni tayfesinin dişileri aklımıza gelir. Bunlar şimdi böyle peri denilince cinliler böyle insanlar gibi kavim kavimdir.

Müslümanları da vardır, Müslüman olmayanları da vardır. Müslüman olanların içerisinde bu dişilerine peri denir. Onlar gerçekten şimdi yanlış anlaşılacak, güzeldir böyle yüzleri filan. Bir kimse böyle rivayetler vardır ya bir periyle evlenmiş o adam filan derler. böyle adam kendi kendine konuşur filan, bu tip şeyler yaşanır. Hatta eski Orhun kitabelerinde mi geçer yoksa bir Türk şeyidir bu hikayesidir. meşhurdur ya, Oğuz’un düşmanı vardır Tepegöz.

Tepegöz’ün babası insandır, annesi peridir. Babası insandır o periyle cinsel içeri girince Tepegöz çıkar. O Tepegöz de Oğuz hikayelerinde Oğuz’un düşmanıdır her daim. O yüzden normalde biraz böyle cinni tayfesinin böyle kafir olanları habistir, kötüdür, çirkindir. Şeytan böyle habistir, kötüdür, çirkindir. Ama normalde mesela İslam biraz daha böyle bir peri düşüncesini biraz daha ötelemiş geriye atmış.

Cinlilerle alakalı hem ayet var hem hadisler var ama perilerle alakalı böyle bir şey yok. Ama bizim Türk geleneğinde, Avrupa’da, İran geleneğinde buna biz Arap geleneğini de koyabilir. İslam öncesi gelenekte peri biraz daha böyle şey, güzelliğin simgesi, güzel kadının simgesi olarak nitelendirilmiş. Hatta Yûnus’ta derya şiirinde meşhurdur. Biz o ilahi çok okuruz. Zikirullah’ta, semada.

Ondan sonra böyle Yûnus’un, o uzun bir ilahisi, uzun bir şiiri. Bir dem div olur, ya peri, viraneler olur yeri. Bir dem uçar, Berkıs ile Sultan-ı İnzücan olur. Yûnus’un bir dem olur ki Yûnus’un gönlü dev olur. Şimdi dev deyince burada yine bir Türk geleneğinden bahsedeyim size. Devler tepegöz gibidir. cinlilerin kötüleri dev olur. Onlar da bu devler de ormanlıklarda yaşayan, viranelerde yaşayan varlıklardır.

Ama cinni tayfesinin kötüsüdür, kafiridir. O yüzden burada Yûnus diyor ki kendince, Yûnus’un gönlü bir an dev olur. devleşir, kötüleşir, nefsine uyar. Bir dem de olur, peri olur. güzelleşir, latifleşir, tatlılaşır Yûnus’un gönlü. Bir dem olur, viraneler onun yeri olur. gönlü virane olur. Viraneler de onun yeri. O viranelerin yeri olur. Gönlü ne yaptı? Bir anda virane oldu. Bir dem uçar Belkıs ile.

Şimdi bir dem uçar Belkıs ile deyince Belkıs hikayesi de enteresan. Belkıs’ın da annesinin peri olduğuna dair rivayetler vardır. Belkıs’ın da annesi peri olunca Belkıs da bir anda bir yerden bir yere gitme hususiyetine sahip. O yüzden Tayy-ı Mekân dediğimiz, Sufilerdeki Tayy-ı Mekân dediğimiz olgu. Yûnus bir an olur Belkıs gibi Tayy-ı Mekân yapar veya Yûnus’un gönlünde Yûnus Belkıs ile Tayy-ı Mekân eder. Sultan-ı İnç can olur.

Bir anda ne yapıyor? Bütün insanların sultanı can olur. bütün insanlara sultan kesilir. Zamanın kutbu olur. Yûnus’un şiiri aslında bu noktada çok derinlikli. O yüzden normalde bir an sabah melikası Belkıs gibi Süleymân Aleyhisselâm diyor ya o İslam olmadan onu bana kim getirir? Bu sefer İslam olmadan sebep. Çünkü Süleymân Aleyhisselâm da Belkıs’ın tahtını görüyor. Belkıs’ı görüyor.

eğer Müslüman olursa Belkıs’ın tahtına, Belkıs’ın ülkesine ve Belkıs’a el koyamayacak. İslam hukukuna göre bu mümkün değil. O yüzden diyor ki o henüz Müslüman olmadan onun tahtını bana kim getirir? Belkıs’ın öyle bir tahtı var ki Belkıs’ın tahtı o güne kadar dünya üzerinde olmuş bir taht değil.

Ayakları, etrafı Yakut’tan, Zeberced’dan, Elmas’tan ve taht komple öylesine şatafatlı, öyle şatahatlı, öylesine büyük ve öylesine bütün ağır ve pahalı mücevherlerle yapılmış. Ve öyle bir ipekten yapılmış ki, öyle bir rengarenk ki siz Belkıs’ın tahtına baktığınızda hangi taraftan bakarsanız farklı bir taht görüyorsunuz. Hangi taraftan bakars…


Osmanlı’dan Kalma Uçak Fabrikası, İngiltere Hazinesindeki Türk Altınları ve Darwin Teorisi’nin Eğitime Zorla Sokulması

anız farklı bir renk görüyorsunuz. Öylesine ki böyle taviri caizse hal içinde hal zaman içerisinde zaman mekan içerisinde mekan gibi bir taht görüyorsunuz. Belkıs bu tahtı da kendi sarayında öyle bir yerde saklıyor ki çünkü Süleyman’ın yanına gidecek ya oda içinde oda, oda içerisinde oda, oda içerisinde oda, yedi kat odanın içerisine tahtı kilitliyor. Çünkü o tahtın peşinde şeytanlar da peşinde, cinni taifesi de o tahtın peşinde.

O tahtın peşinde o zaman için hem karanlık hem de nurani bütün varlıklar o tahtın peşinde koşuyor. Belkıs kendi Seba ülkesinde Yemen’e doğru o ülke, o ülkenin padişahı, kadın, kraliçesi. Belkıs da bekar o esnada. Belkıs da o esnada hiç evlenmemiş. Ve o tahta beraber o beldeye hükmediyor. Ve enteresan, Yûnus aleyhisselâm, bizim koca Yûnus da diyor ki bir an olur ben Belkıs gibi diyor. Uçarım onunla beraber tayy-ı mekân ederim.

Şimdi mevzu mevzudan girdi. Belkıs o tahtı yedi kat kalenin içerisine sakladığı halde Süleyman aleyhisselâm da öyle bir bilgi var. Ve Süleyman aleyhisselâm öyle bir yanındaki avanesinde de bilgi sahibi olanlar var. Oradan avaneden bir kimse ne diyor? Ben onu diyor göz açıp kapatınca kadar buraya getiririm. Ve Belkıs gelirken, bakın Belkıs da tayy-ı mekân ederekten geliyor. Ve Belkıs’tan önce tahtı geliyor.

Ve Belkıs tanacak mı diye de enteresan bir şey. taht aynı ama üzerindeki renkler farklıymış gibi görünüyor. Ve Belkıs tahta bakıyor. Taht diyor benim tahtıma benziyor. Ama diyor benden önce nasıl gelir? bilgi edinme. bilginin yüksek derecesi. bilginin insanoğlunun ulaşabileceği şu anda en yüksek derecelerinden birisi. Bakın insanoğlu henüz daha peygamberlerin bilgisine ulaşabilmiş, peygamberlerin matematiğine ulaşabilmiş noktada değiller.

siz düşünebiliyor musunuz? Süleymân Aleyhisselâm’ın o tahtı o Müslüman olmadan. Çünkü neden? Bakın bilgiye bakın, ilme bakın. Tabi o bir peygamber hikmete bakın. Belkıs’ın Müslüman olacağını da biliyor. Diyor ki o Müslüman olmazdan önce o tahtı bana kim getirir? Sonradan rivayet ediliyor ki Belkıs’la Süleymân Aleyhisselâm evlendi. Belkıs’la Süleymân Aleyhisselâm evlendikten sonra onlardan çocukları olduğuna dair rivayetler var.

Şimdi, o yüzden Belkıs’ın peri soyundan geldiğine dair de rivayetler var. Tabi bu böyle sadece Belkıs’la alakalı da bu rivayetler. Yok böyle değişik Avrupa’da, Asya’da, sonra İran’da, Arap Yarımadası’nda perilerle evlenme. Perilerle erkeklerin evlenip değişik ilimlere vakıf olması. Tabi bu konuda Hârût’la Mârût’u da kenara atmayalım. Hârût ve Mârût’u da hatırlayalım. Neden? Onlar da ayrı bir kavim çünkü.

Onlarda da farklı bir ilim, farklı bir bilgi var. O yüzden ha demek ki görünmeyen varlıklar var ve bu görünmeyen varlıklarla da normalde insanların iletişimleri olabilir mi? El cevap olabilir. O yüzden periler, şeytanlar, insanın bilgisi, insanın ilmi, perilerin ve şeytanın, cinlilerin de üzerinde olduğundan dolayı onlar insanların emrine girebilirler.

Ama tabi cahil bir insan kafir cinlilerin veya şeytanın veya hatta perilerin emrine girebilir mi? Evet. Ama imanı kemalermiş, dini bilgisi yerinde olan, kalbi ilimlere vakıf olan bir kimse ne yazık ki onların emrine girmez. devam ediyor. Hazret-i Pîr.


İnsanoğlunun Gizli Düşmanı Çoktur: Vahşî Hayvanların Fare Gibi Ürküşü, Perîler, Dev-Tepegöz ve Belkıs’ın Tahtının Süleymân Aleyhisselâm’a Getirilişi

İnsanoğlunun gizli düşmanı çoktur. İhtiyata riayet eden kişi akıllıdır. Bizden gizli, güzel, çirkin nice mahlukat vardır ki onlar daima gönül kapısını çalıp dururlar. Nice bizden gizli mahlukatlar vardır. Bunu zaman zaman söylüyorum. Sûfîler bunu seyir-i sülüka girdiklerinde zaman zaman bu gizli mahlukatlara, gizli mahlukatları görürler. Onların ilimlerine vakıf olurlar. Bu beşinci makamda başlar.

Beşinci makamda beşinci gökteki bazı mahlukatları görebilir sûfîler. Seyir-i sülüktaysa altıda yedi de onları görür. Yediyi tamamladıktan sonra bütün mahlukatlara vakıf olur. O yediyi tamamladığında ama Beytullâh’ta ama genelde Beytullâh’ta bu hal yaşanır. Beytullâh’ta bütün mahlukat onun gözünün önünden geçirilir. O bütün mahlukata vakıf olur.

O yüzden normalde insanlardan gizlenmiş güzel, çirkin, habis, nurlu nice mahlukat var ise ve bunlar böyle sadece Kuran-ı Kerim’de geçen cinni veya şeytan taifesi olarak değil bilinmeyen insanların bilmedikleri, insanların görmedikleri varlığın üzerinde o kadar çok mahlukatlar var ki o mahlukatların hepsi de hepsi de Mürşid-i Kamil seviyesine gelen bir kimseye tanıtırılır. Varlığı tanır o çünkü. Varlığı aşina olur.

O Mürşid-i Kamil noktasındadır artık. Varlığı ve mahlukatı tanıdıysa. Varlığı ve mahlukatı tanımadıysa o henüz Mürşid-i Kamil noktasında değildir. Seyir-i sülüktür devam ediyordur. Tabi bunu böyle teknik bilgi olarak söylüyorum bunu. ruhani varlıklar da kendilerince dini ilim olarak üçe ayırt ettirmiş. Bir melekler vardır. O melekler ruhani varlıklardır. Direkt Allah’a itaat ederler.

Bunlar normalde yanlış bir iş yapmaları, eksik bir iş yapmaları mümkün değildir. Bu ruhani varlıklar nedir? Direkt melek taifesidir. Bunların o melek taifesinin en zirve noktasında duran Cebrâîl aleyhisselamdır. Cebrâîl aleyhisselâm bütün peygamberlere vahyi indirir. Ve bütün peygamberlerin gönlüne hikmeti indirir. Cebrâîl aleyhisselamın vazifesi budur. Diğer melekler vardır.

Onların da büyük melekler olarak tanımladığımız Azrâîl, İsrafil, Mikâîl gibi cennetin melekleri, cehennemin melekleri, dünyanın melekleri, varzın, semavatın melekleri vardır. Bizim vücudumuzda çalışan melekler vardır. Bütün varlığın üzerinde çalışan melekler vardır. Melekler asla isyan etmezler, asla akletmezler. Direkt Allah’ın emrindedirler. Onlar normalde insanları aldatmazlar, insanları kandırmazlar.

Onlar kendilerine emredilen her ne var ise onları icra ederler. İkinci, ruhani varlık da şeytandır. Şeytan da bu manada aslında melek değildir ama ruhani bir varlıktır. şeytanla alakalı da ayet-i kerimede o cinilerden de diyor. O ateşten yaratılmıştı diyor. O yüzden şeytan burada direkt kötülüğü simgeleyen, direkt kötülüğü emreden ve insanı aldatan ruhani bir varlıktır o da. Onlar ne yaparlar? İnsanın kötülüğü vesvese verir.

İnsanı şerre yaklaştırmaya çalışır. İnsanı Allah’tan, Kur’ân’dan, Sünnet’ten, iyilikten uzaklaştırmaya çalışır. Bu da şeytan da insana etki eder mi? Evet. O sizin damarlarınızda dolaşır diyor. Melekler de insanları etki eder mi? Evet. Bizim gönlümüze melek ilham eder mi? Evet. Bizim gönlümüze şeytan da vesvese verir mi? Evet. Bir de üçüncü nevi ruhani varlıktan olarak nitelendirdiğimiz. Ondan sonra bunların da cinni taifesi.

Bunların da normalde cinni taifesi olarak nitelendiriliyor bunlar ama aslında böyle diğer cinni taifesini de biz öyle algılayalım yine. Birçok kavmi var. Onlar bir sürü bu noktada yaratıkları var ruhani olarak. Bunların da hem iyileri var hem de bunların kötüleri var. cinni taifesinin mümin olanları da var kafir olanları da var. O yüzden normalde kafirleri de, müminleri de cinni taifesi olarak nitelendirebilir miyiz? Evet.

Bakın burada şeytan veya ifrit olarak nitelendirdiğimiz taife yine cinni taifesinin ayrı bir kavmi. Bunu böyle bilin. Şeytan cinni taifesinin ayrı bir kavmi. Şeytan da cinni mi? Evet. Ama o diğer cinnilerden ayrılmış ayrı bir kavmi. Ayrı bir kavim o. Oz artık onun o kavmin şeytan ve avanesinin çünkü onu da biz şeytan olarak nitelendiriyoruz. Bir tane değil yani. O yüzden onların artık iyilik yapma kapıları kapalı lanetlenmiş.

Onların Müslüman olma kapıları kapalı lanetlenmiş. Ne zamana kadar? Ebediyen lanetlenmiş. Şeytan ve avanesi ebediyen lanetlenmiş. Bir insan olarak sen de şeytanın peşine gider, sen de şeytanlaşırsan sen de ebedi lanetleşirsin. Şimdi bir de cinni taifesi var. Bunların Müslümanları da var mı? Var. Bunların kafirleri de var mı? Var. O yüzden mümini de kafiri de bunların var.

Bu cinni taifesinin Müslümanları, müminleri Müslümanlara yardımcı olurlar ama senin o ilme sahip olman lazım. Senin onlarla irtibat kurman lazım. Kafirleri de Müslümana zarar vermek ister mi? Evet. Bakın kafirleri de Müslümanlara zarar verirler mi? Evet. Kafir cinniler Müslümanlara dokunur mu? Evet. Müslümanlara zarar verir mi? Evet.

Kafir cinnilerin zararları ahir zamanın son diliminde şeytanla birleşerekten insanlara daha fazla zarar verecekler. Şimdi mesela bunu zaman zaman dile getiriyorum. Canları sıkılıyor insanların. Kafir cinniler böyle arada derede Müslümanların üzerinde büyük oyunlar oynuyorlar. Kafir cinniler Müslümanlarla darga geçiyor.

Kafir cinniler Müslümanların daha da azgın olmasını, sapgın olmasını, Kur’ân ve sünnetten uzaklaşması için kafir cinniler insanlara dokunuyor. Kafir cinnilerden ve şeytanlardan insanlar muhafaza etmiyorlar kendilerini. Müslüman canım kardeşim benim. Abdestli dolaş, tesettürüne dikkat et, Allah’ı çokça zikret, her daim el-Bismillah çek, yemeklerini açıkta bırakma, kendini tesettürsüz bırakma, Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapış.

Kafir cinniler size hastalık bile bulaştırıyorlar. Sizi hasta ediyorlar. Sizin damarlarınızda, sizin vücudunuzda da dolaşıyorlar. Sizin evinizde de dolaşıyorlar. Yediklerinizi, içtiklerinizi helal ve temiz olanlardan seçin. Helal ve temiz olanlardan. Çünkü kafir cinniler açıkta olan yemeklerinizden yiyorlar. Kafir cinniler açıkta olan sizin yiyeceklerinizi, içeceklerinizi musallat oluyorlar.

Kafir cinniler sizin eşlerinize, çocuklarınıza, adamlarınıza musallat oluyorlar. O yüzden abdestli dolaşın, tesettürünüze dikkat edin, haramlardan uzak durun, insanlara zulmetmeyin, etrafa zulmetmeyin, adaletsiz olmayın, zalim olmayın, kafir cinnilerle ortak işler yapmayın. Şimdi Hadîs-i Şerîf Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem adetleri diyor ki, Âdem oğluna şeytanın bir dokunuşu vardır. Meleğin de dokunuşu vardır.

Şeytanın dokunması ona şerri işletmek ve hakkı gerçeği yalanlatmaktır. Meleğin dokunması için ona hayrı vaat etmek, hakkı tasdik ettirmektir. Her kim bunu vicdanında bulursa Allah’tan olduğunu bilsin ve Allah’ım desin. Ötekine de uçar olan da şeytandan Allah’a sınsın. Sonra şu ayeti Kerime okudu. Tirmizî de geçiyor bu. Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size kötülüğü emreder. Bakar ay 268.

O yüzden eğer kötülük yapma hissi bizde var olduysa bil ki şeytan sana vesvese verdi. Eğer ki Kur’ân ve sünnetin dışına çıkma duygusu hissi senin kalbinde olduysa bil ki şeytan sana vesvese verdi. Ne diyor hadis-i şerifte Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem? Şeytan kişinin kalbinin kapısında bekler. Allah’ı zikir kalpten kesilince oraya şeytan oturur. O zaman şeytanı kalpten vücuttan kovan ne? Allah’ı zikir.

Allah’ı zikrin en eftali La ilaha illallah’tır. O yüzden Allah’ı çokça zikredin ki şeytanın tasallutundan, kafir cinlilerin tasallutundan, kafir perilerin tasallutundan, kafirleşmiş insanların tasallutundan muhafaza olun. Çünkü kim La ilaha illallah derse Allah’ın metin kalasına sığınmıştır ki o ne metin kaladır? Hadis-i kutsi kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler La ilaha illallah zikrine devam edin.

Bu zikirle alay eden, zikre karşı çıkan bu münafıklara, bu kafirlere bakmayın siz. Allah’ın zikrine karşı çıkan bu münafıklar, bu kafirler, bu münafık ve kafir bozuntuları sizi ifsat etmesin. Siz Allah’ın zikrine sımsık yapışın. Devamlı zikredenlerden olun. Devamlı diliniz Allah’ın zikriyle ıstak olsun. Devamlı gönlünüzde Allah’ın zikri olsun. Devamlı siz La ilaha illallah demeye devam edin. Kur’ân-ı Kerim okumaya devam edin.

Kur’ân’ı anlamaya, Kur’ân’ı bilmeye devam edin. Devam edin. Dininizi öğrenmeye, dininizi yaşamaya devam edin ki şeytan size musallat olmasın, kafir ciniler size musallat olmasın. Hazret-i Pîr devam ediyor.


Derenin Dibindeki Diken: Kâfir Cinniler, Şeytân Vesvesesi ve Banyo-Tuvalet Gibi Necaset Yerlerinde Musallat Olma

Yıkanmak için dereye girince, derenin dibindeki diken sana zarar verir. Gerçi diken suyun dibinde gizlidir. Fakat sana batınca mevcudu diyetini anlarsın. Sen şimdi bir karanlık suda yürümüş olsan, karanlık suyun dibinde ne olduğunu bilmezsin. Ayağına bir diken batınca dikeni anlarsın. o zaman aynı böyle bu ruhani varlıklar görünmezler. Ne zaman sana bir zararı dokundu, o zaman onu anlarsın.

O zamana kadar senin varlığından görmediğinden dolayı varlığından bir habersin. Ve gerçekten de bu cinni taifesinin var olduğunu, şeytanın var olduğunu, kafir perilerin ve cinlilerin var olduğunu sana dokunduklarında, sana musallat olduklarında bunu anlarsın. Ama dokununcaya kadar, sana musallat oluncaya kadar sen bunu anlamazsın. Sen bundan uzak durursun.

Hatta ve hatta bir kısım akıl perestler, bir kısım materialistler bunların olmadığını dahi söyleyebilirler. Bunların boş safsat olduğunu dahi söyleyebilirler. Bunu böyle söylerler ama hastanelere bölüm açarlar. Ne? Manevi hastalıklar, ruhi hastalıklarla alakalı bölüm açarlar. Allah muhafaza eylesin.

O yüzden cinnilerden bir zümre, Cenab-ı Peygamber’in, sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Kur’ân okuyuşuna hayran kalıp, onu dinledikleri cin süresi ayet 1 ve 2 ile sabittir. Biz o yüzden cinni varlıkların var olduğunu, şeytanın var olduğunu iman ederiz. Ayrıca uzun uzun hadisler vardır. Cinn-i tayfesi ile alakalı, bağlantılarla alakalı. Onları şimdi söylemek istemem ama, o mevzuyu uzatmak istemem. meşhurdur yine, Hz.

Peygamberin, sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri böyle defa hacet yapacağı zaman, Ebû Hureyre, Radıyallâhu Anh hazretleri, ona su götürecek veyahut da temin taharetlenmesi için bir şey götürecek. Ebû Hureyre’ye, bana bir taş parçası getir, ondan sonra. Ama kemik ve hayvan gübresi getirme. Kemik ve hayvan gübresi getirme deyince Ebû Hureyre, Radıyallâhu Anh hazretleri sorar, neden bunlarla temizlemekte bir beis mi var diye.

Hazret-i Peygamber de der ki, bu cinlilerin tahammıdır, yemeğidir der. Kemik ve hayvan gübresi. Mesela cinlilerin tahammı edilir yerler çöplüklerdir. Sizin çöp poşetlerinizdir. Siz onları açıkta tutarsınız hep böyle. Siz çöp poşetlerinizi atmazsınız. Açıkta durur bir gün iki gün. Onların cinni tayfası gelir onlardan beslenirler yerler.

Böyle yemek artıntılarını tabaklarında bırakanlar, yemek artıntılarını tezgahta bırakanlar, yemeklerini açık bırakanlar, cinni tayfası gelir onları yerler. Çöplükler, kül dökülen yerler, banyolar, kafir cinlilerin kol gezdiği yerlerdir. Bakın kol gezdiği yerlerdir. Şimdi bize Avrupa’dan geldi. Tuvalette dergiler, gazeteler. O kimse tuvalette oturuyor. Tuvalette oturuyor. Hala Franga tuvalette dergisi var, gazetesi var.

Adam tuvalette otururken dergisini gazetesine okuyor. Bunu böyle bir modernite gibi, bunu bir gelişmişlik olarak görüyor. Tuvalette gazete okumayı, tuvalette dergi okumayı bir gelişmişlik olarak bizim içimize sundular. çok affedersiniz, tuvalette zamanını geçiriyor. Şimdi de kadınlar, genç kızlar, kadınlar, erkekler, aman o sosyal medyada dolaşacaklar.

kadın kocasına göstermeyecek, adam karısına göstermeyecek, çocuk annesine babasına göstermeyecek, cep telefonunu cebine alan tuvalete koşacak. Tuvalette ya nasıl olsa 10 dakika, 15 dakika, 20 dakika tuvalette kimle mesajlaşacaksa mesajlaşacak, kime ne yazacaksa yazacak. Ondan sonra 15 dakika tuvalette, 20 dakika tuvalette, yarım saat tuvalette duracak. Sonra kafir cinli, şeytan gelecek, ona musallat olacak, vesvese olacak.

Psikolojik rahatsızlıkları olacak. Ondan sonra başlayacak artık tuhaf tuhaf hareketler yapma, tuhaf tuhaf konuşmaya, aile bakacak ona. bu kadında ne oluyor, bu tuhaflık ne? Veya da kadın adama bakacak bu tuhaflık ne? Veya da anne baba çocuğa bakacak bu tuhaflık ne? Ya kiminle mesajlaşacaksa mesajlaş, al mesajlaş. Eğer haram değilse, helal daire dese, ne yapma tuvalette mesajlaşacağım diye uğraşıyorsun. Tuvalet ya tuvalet, necasetin olduğu yer.

Necasetin olduğu yere mi layıksın sen? Kafir cinliler musallat oluyor orada. Sonra banyodan çıkamıyorlar. Uğraş Allah uğraş. Banyoda bir kusur abdesti alacak, bir buçuk saat, iki saat kusur abdesti alamayan kadın ve erkek tanıyorum ben. Sebep kafir cinliler. Banyodan ağlaya ağlaya telefon açanları biliyorum ben. O zaman telefon numara merkezde var, banyodan ağlaya ağlaya telefon açıyorum artık. Biz karı koca şu anda banyodayız, gusle demiyoruz.

İki saat oldu, biz guslümüzü bitiremiyoruz. Yok şuramıza su mu değdi, yok buramıza değmedi mi, yok öyle mi oldu, yok böyle iki saat. Ağlaya ağlaya telefon açtılar. Evet. Sebep kafir cinliler. Sana dokununca anlıyorsun onu. Sebep şeytan. Sana dokununca anlıyorsun. onların da böyle yiyecekleri var. Birisi şunu diyebilir. Ben inanmıyorum. Ayetle sabit kardeşim. Cin suresi var. Hadislerle sabit. Hadislerle sabit. Sen inanıyorsan inanma.

Biz inanıyoruz. Çünkü ayetle hadise sabit ise, bir şey ayette sabit ise, onun üzerine şüphe demezsin zaten. O yüzden normalde Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hem cinlilerin padişahıyla ve cinlilerle görüştü, onlarla istişare etti, onlara dini öğretti, onlara dini anlatı. O yüzden cinli taifesinin o Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine iman edenler, Müslüman oldular.

Çünkü Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bütün varlığa gönderilmiş bir peygamberdir. Bütün varlığa. Bütün insanlığa ve bütün cinli taifesine. Bütün varlığa gönderilmiş bir peygamberdir. Allah bizi o Peygambere hakiki ümmet olanlardan eylesin. Allah’ım cümlemizi iyi eylesin. Tabi bu konuda daha tefaratlı bir bilgiye sahip olmak istiyorsanız, elmalının 7.

cildinin 5381 ve 5395 sayfaları arasında cinli taifesiyle alakalı geniş oradan bir bilgi edine bilinirsiniz. Evet.


Vahiy ve Vesvese: Dilin-Kulağın Hangi Tarafta Olduğu ve Sohbetin 1041. Beyit’te Kesilmesi

Vahiy ve vesveselerin ıstırabları binlerce kişiden gelir. Bir kişiden değil. Şüphe ediyorsan sabret. Duyguların değişince onları görürsün. Müşkül hal olur. O vakit kimlerin sözlerini reddetmişsin, kimleri kendine ulayılamışsın, görürsün. bütün âlem sana dil olur. Bütün varlık sana dil olur. Kötüler sana kötülükleri vesvese verirler, onları sana sunarlar. İyiler de sana iyilikleri söylerler. Bütün âlem senin için dildir.

Ben burada konuşuyorum şimdi. Size iyi şeyler söylüyorsam ve iyilikleri anlatıyorsam, bu size bir tabiri caizse vahiy gibidir. Vahiy değildir ama vahyi anlattığım için vahiy anlatıyorum. Eğer kötülüğü anlatıyorsam size şeytanı anlatıyorum. Şeytanın dili. Bir insan ya vahyin dilidir ya da şeytanın dilidir. O yüzden diline bak. Eğer vahyi anlatıyorsan sen vahyin dilisin. Yok şeytanın ve şeytanın yollarını anlatıyorsan sen şeytanın dilisin.

Kulağına iyi bak. Sen neyi dinliyorsun? Dinlediğinden Kuran ve Sünnet doğru ve hakikat şeyler öğreniyorsan senin kulağın eşek kulağı değil. Yok senin dinlediğin kötülükse, senin dinlediğin şeytani şeylerse senin kulağın vallahi de eşek kulağı, billahi de eşek kulağı.

Sen ama ne zaman bunu anlarsın, sen ne zaman sana gelen bu bilgileri, sana gelen bu duyumları analiz eder, doğruyu ve hakikati görürsen neleri reddedip neleri aldığını, kimi ulu gördüğünü, kimi ulu görmediğini o zaman anlarsın.

Allah bizi vahye tabi olan, Kuran ve Sünnet’e tabi olan, iyiliği, doğruluğu, güzelliğe tabi olan, Cenab-ı Hakk’ın yolunda sırat-ı müstakimde yürüyen, Hazret-i Muhammed Mustafa’nın sünnet-i senesine uyan kullarından eylesin inşallah cümlemize. Burada sohbeti bırakıyorum, baya olmuş çünkü normalde 1 saat 14 dakika olmuş. Bugün biraz sohbet fazla etmişiz, Cenab-ı Hak hamdü sena olsun Rabbim şifasını verdi.

Elhamdülillah rahatsızdık geçen haftalarda ama Cenab-ı Hak hamd olsun iyiyim şu anda. Dualarınız hürmetine Allah’ın izniyle Cenab-ı Hak şifasını verdi. Konu başlıyor, av hayvanlarını tekrar tavşanın sırrını ve düşüncesini araştırmaları. Buraya kadar niyet ettiydim ben de zaten, Cenab-ı Hak’a hamd olsun niyetimizi gerçekleştirdik. Allah izin verirse önümüzdeki hafta, özür dilerim.

Allah izin verirse inşallah bu konu başlığından devam edeceğiz inşallah. Rahman. Şuraya bir not düşelim, karıştırmayalım sonra. Konu başlığına inşallah Allah’tan bir şey gelmezse. Bizim sohbetlerimizi kabul edene bizim anlattıklarımız şeyler. Kabul etmeyen, inanmayan, reddedenleri değil. O yüzden herkesi kabul etmek inanmak zorunda değil. Çünkü bazı şeyler anlattığımız şeyler kitabı değil, sufilikle, seyr-i sülükla alakalı.

Bunları kendince bir kimse, bunlar anlattığımızın seyr-i sülükla alakalı dahi olsa, bunları anlattığımız Kur’ân ve Sünnetten delillendiriyor muyuz? Evet. Malum size cinni tayfesinin var olduğunu, değişik varlıklarının var olduğuna dair ayet ve hadisleri de size ne yaptım? Allah’ın izniyle sundum. O yüzden bir kimse reddederken de dikkat etmesinde fayda var. Cebib şu, Allah muhafaza eylesin. Gerçekten bu sefer reddettiği şeyler ayet, hadis olur.

Onun içinde sıkıntılı bir şey olur. Allah muhafaza eylesin inşallah. 1041. beytten devam edeceğiz Allah izin verse. Konu başlıyor zaten. O yüzden 1041’den Allah izin verse bir dahaki haftaya devam edeceğiz inşallah.


Sorulara Geçiş: Sır Nedir? — Allah’ın Verdiği İlim Saklanmaz, Gizlemek Büyük Günâh-ı Kebâir

Şimdi de sorularınıza inşallah devam edeceğiz. İnşallah. Arkadaşlar lütfen rüya yazmayın. Lütfen çok uzun sorular yazmayın. Lütfen onun olsun cuma tebrikleri göndermeyin. Lütfen Mustafa Özbağı’ya böyle methedici sözler yazmayın. Lütfen bir böyle kendinizin yaşadığı bir şeyi yazmaya çalışmayın. Varsa bir sorunuz, kısa öz bir şekilde sorunuzu yazın. İnşallah biz de cevaplandırmaya gayret edelim inşallah. Selamun aleyküm. Sır nedir?

Sır Allah’ın bahtın sıfatıdır. Sır nedir? Allah’ın bahtın sıfatıdır. Allah bir şey kün ol dediyse o sır değildir. Allah’ın kuluna verdiği sır nedir? Allah kuluna bir şey verdiyse o sır değildir zaten. Allah ona bir ilim vermiştir. Allah ona bir ilim verdiyse o ilmi de o insan anlatır. Eğer bir kimse ilmi gizlerse çok büyük günah kebari işlemiş olur. İlmi gizlemek yok.

Sana manevi bir şey gösterildiyse, sana manevi bir ilim, manevi bir bilgi verildiyse sen onu anlatasın diye verildi. Tebliğ edesin diye verildi. Ahlına malumdur, ahline sırdır değil canım kardeşim. Allah sana bir şey gösterdiyse manevi hal olarak sen onu insanlara anlatacaksın. Allah sana bir bilgi verdiyse sen onu insanlara anlatacaksın. O yüzden kulun kendisine bir sır verilmiş. Allah Allah ya. o ilahi ilimlerden bir şey gösterildi.

Allah’a o ilahi bilgi kulun kendisine mi aitmiş? Yeryüzündeki bütün bilgiler Allah’a aittir. Ve size bir bilgi verildiyse Allah sizi, insanları bilgilendiresiniz diye vermiştir. Allah bizi o bilgilerle bilgilendirsin inşallah.


Afrika Yardımlarındaki Aldatmaca: 1100 Euro Su Kuyusu Çıkmazı ve 350 Kuyulu Bayan Kıssası, Sudan Tecrübesi

Yurtdışından su kuyusu 1100 euroymuş. Kur’ân-ı Kerim 2 euroymuş. Kurban kesici 30 euroymuş. Kurban 60 euroymuş. Yurtdışından böyle bir şey geliyor, istek geliyor. Kamarındanmış arkadaşlar yazmışlar. Kurban koyun 60 euro. Kurban kesici 30 euro. 60-30 da 90 euroya bir kurban kestireceksiniz. 100 euro. 100 euro ne yaptı? 3 aşağı 5 yukarı 10.000 lira, 1000 lira yaptı. Ne su kuyusu açtırırsan 1100 euroymuş. Bunlarla alakalı konuşmayayım.

Konuşursam bazı insanların canı sıkılabilir. Böyle zaman zaman Afrika’da senin de bir su kuyunu olsun. Bursa’da bir hanımefendi geldiydi. Bana dedi ki, Sudan’da benim 350 tane su kuyum var dedi. Ben böyle baktım, gördün mü dedim. Bu 350 tane su kuyunu gördün mü? Böyle bana baktı. 350 tane su kuyusu az bir şey değil. O bayan kendince bunun parasını vermiş su kuyu satıyorlar diye. Sudan’a gittim ya. Sudan’a gittim de bizim Erdoğan’a sordum.

Dedim ya Erdoğan, millet burada su kuyu açıyor. Güldü Erdoğan. kaç para mesela bu su kuyusu açtıracak olan bir kimse? 1100 euro. 1100 euro ne yaptı? 11 milyar falan yaptı. Öyle değil mi? 11 milyar. Ya bir tane su kuyusu açıma Erdoğan söyledi bunu da. Dedi ki, kullanılmış bir su artezen açma teşkilatı dedi. Kamunuyla beraber 25-30 milyardır dedi. 25-30 milyar, bugünün parasıyla 50 milyar olsun.

siz orada 50 tane su kuyusu açacağınıza, bir tane 50 milyara su artezen kuyu açacak, su çıkaracak bir alet edevat, takım taklavat götürebilirsiniz. Ve bütün bölgeye bölgenin su ihtiyacını karşılayacak siz su kuyusu o makineyle açabilirsiniz. Amaç eğer insanlar orada yardım etmekse. Ve sudan da 5 metreden, 6 metreden su çıktığını söyledi bana Erdoğan. Ve oraya gittiğimde gördüm. Allah Allah dedim ya. Nerede bu kadar su kuyusu yok?

Ve ben Müslümanların bu konuda kandırıldığına inanıyorum. Şimdi diyeceksiniz ki, sen hayır yapanların hayırını engelliyorsun. Böyle bir derdim yok canım kardeşim. Ama su kuyusu açıyoruz diye yola çıkacağınıza, deyin ki ya orada artezen açacak, su çıkaracak bir mekanizma alacağız deyin. Gidin o mekanizmayı kurun oraya. Bir vakıf kurun, bir dernek kurun, orada tanıdık bir kimse bulun. Onu oraya zimmet deyin. O adam gitsin orada su kuyusu açsın.

Ya neden illaki orada su kuyusu açmak için binlerce euro para harcıyorsunuz ki? O bayan kardeşe dedim sen 350, bakın 1100 euro diyor. Şimdi 350 kuyu ne demek? 1000 eurodan hesaplayın. 350 bin euro. 350 bin euro. Siz oraya 20 bin euro ile mükemmel bir teşkilat kurarsınız. Ben o bayan kardeşe deyince gördün mü? Görmedim dedi. Ben de tebessüm ettim. Yıllar sonra Sudan’a gittim böyle bir şeyin aldatmacı olduğunu gördüm. Kandırmacı olduğunu gördüm.

Yapmayın ey ümmetim Muhammed’i. Aldatmayın, kandırmayın. Aldatmayın. Kim aldatırsa bizden değil dedi. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Bu kardeşler de her hafta buradan bize istek gönderiyorlar. Kuran-ı Kerim 2 dolar, inek 300 dolar, yemek 3 dolar, koyun 47 dolar, su kuyusu 900 dolar. Burası da ayrı bir yer. Allah bizi iyi etsin inşallah. Selamun aleyküm.


Fakîhler-Siyâsîler ile Sûfîler Arasındaki Tarîhî Çatışma: Osmanlı’daki Kadı-zâdeler, 28 Şubat ve Cumâ Mukımlarına Saldırılar

Birçok zamanda fakihler, idareciler, siyasiler ile tasavvuf ehli sûfîler birçok konuda çatışmışlar. Sufilerin küfrüne katline kadar varan olaylar vuku bulmuş. Osmanlı’da yaşanan Kadı-zâdeler oluşumu gibi. Bizleri tasavvufu anlamada, yol almada alıkoyan şey, akli düşünce fikirlerimiz midir? Aklı fikir ve düşüncelerimizi tasavvufi, sûfî anlamda nasıl dizan etmeliyiz? Allah razı olsun.

Zaman zaman sufilerin yoldan çıktığı, tarz değiştirdiği, sufilerin gerçekten ana hatı terk ettiği zamanlar ve topluluklar olmuş. Bunların karşılığında, yoldan çıkanları terbiye etme, yoldan çıkanları hizaya getirme çalışması yapmaktansa bütün sufileri, bütün ehli tasavvufu, bütün dergahları, tekkeleri kapatma veyahut onlara karşı savaş açma halleri de olmuş. Bu devam ediyor daha.

Bu yeni değil, bu Hazret-i Hüseyin Radıyallâhu Anh Hazretlerinden beri devam eden bir şey. sonuçta sufice bir hayatı, sufice bir yaşantıyı kabullenmek istemiyorlar. Zaman zaman bazı fakihler, zaman zaman siyasiler, idareciler sufilere karşı ne yazık ki devamlı savaş açıyorlar. Zaman zaman diyorum bazı zamanlarda bu böyle olmamış ama bazı zamanlarda çok şedit olmuş. Şimdi bu zamanda olduğu gibi.

normalde böyle bir 28 Şubat’tan itibaren bu devam ediyor. Türkiye’de. Türkiye’de böyle sufilere karşı, ehli tarikata karşı acımasız bir saldırı var. Türkiye’de cemaatlere karşı acımasız bir saldırı var. İşlerinden çıkan birkaç tane çürük elma için bütün sepeti helak etme yoluna gidiyorlar. Bu biraz da böyle siyasilerin, idarecilerinin işine gelmiyor sûfîler. sûfîler hiçbir zaman genel olarak siyasilerle, yüksek bürokratlarla anlaşamamışlar.

Sebebi de genelde Kur’ân Sünnet ile alakalı. Sûfîler kendi zamanlarına sımsıkı Kur’ân Sünnet’i yaşayacağız, yaşatacağız diye mücadele etmişler. Allah ve Resulüne sımsıkı bağlanmışlar. Siyasilerin ve mülki idare, yüksek bürokratların bu işlerine gelmemiş çok. Çünkü siyasetçiler ne yazık ki bozuluyorlar. Böyle yüksek bürokratlar ne yazık ki bozuluyorlar.

Bozulunca da sûfîler hak-ı hak, batılı batılı bileceğiz ve bildireceğiz diye onları nasihat etmeye çalışıyorlar. Onları eleştiriyorlar. Haksızlıklara karşı susmuyorlar. Zulme karşı susmuyorlar. Adaletsizliklere karşı susmuyorlar. Bu da bir kısım heva ve hevesine uymuş, şeytana uymuş, nefsini putlaştırmış, siyasilerin ve yüksek bürokratın işine gelmiyor. İşine gelmeyince de sufilere karşı mücadele ediyorlar.

onları sustururlarsa haksızlıklarını, adaletsizliklerini, arsızlıklarını, hırsızlıklarını, uğursuzluklarını örteriz, kapatırız diye düşünüyorlar. Ama bilmiyorlar ki sûfîler direkt Allah ve Resulünün emrindedirler. Direkt hak ve hakikatın emrindedirler. Direkt hak ve hakikatın emrinde olduklarından dolayı devletten bir beklentileri yoktur. Kamukurun ve kuruluşlarından bir beklentileri yoktur. Halktan bir beklentileri yoktur.

Öyle olmayınca da cesaretli bir şekilde hak ve hakikati haykırırlar. O zaman da bu büyük bir çoğunluk siyasilerin ve yüksek bürokratların işine gelmez. Biz bu konuda aklımıza fikrimizde değil, Kur’ân ve Sünnet’e uyarız. Kur’ân ve Sünnet’e uyduğumuz müddetçe, imamların fakihlerin fıkhlarına uyduğumuz müddetçe, ilk sufilerin yollarına uyduğumuz müddetçe biz doğru yoldayız demektir. Ben kendimi öyle görüyorum.


Kovid Testi Pozitif ve Geberik İlâç Çatışması: Zencefîl-Zerdeçal-Çörek Otu-Isırgan Tohumu-Keçi Boynuzu Kargaş Karmaşı ve Sarımsak Tavsiyesi

Tes sonucum pozitif çıktı ve ayrıca geberikten dolayı ilaç kullanamıyorum. Ne tavsiye ederseniz eşime ve bana dua eder misiniz? Allah şifa versin inşallah. doktorunuza danışın muhakkak ki doktorunuz bu konuda size bir tavsiyede bulunacaktır. Ama ben kendim kullandığım bir karışım var.

Zencefil, zerdeçal, çörek otu, ısırgan tohumu, keçi boynuzu unu, tarçın, böyle bunlardan karışık böyle 30’ar gram, 50’ar gram toz halinde karıştırıp, eğer şekeriniz yoksa iyi bir balla karıştırırsak, ama şekeriniz varsa toz halinde aç karnına sabah akşam birer tatlı kaşığı bundan yiyebilirsiniz diye, arkadaşlara böyle bir destek olsun COVID ve gribe karşı diye böyle bir karışım arkadaşlara tavsiye ediyoruz. Bol bol limon yiyebilirsiniz.

Akşamlar yatarken en az 3 tane 5 tane arasında sarımsak yoğurtla yiyip yatabilirsiniz. Bunlar böyle sizin üzerinde de olumlu etkiler yapacak. Bol sıvı alın, kanın sulandırıcı limon gibi, limon, sarımsak, kürü gibi bunlardan faydalanabilirsiniz. Allah’ım şifa versin inşallah. Selamun aleyküm.


Dışını Değil, İçini Düzeltmek: Allah Sizin Sûretinize Değil, Sîrretinize Bakar

Dışımızı düzeltince içimiz nasıl düzelir? Allah sizin suretlerinizde değil, sihiretlerinize bakar, içinize bakar. Siz içinizi düzeltmenin yoluna bakın. Müminlik sıfatları vardır, gözü şöyle olacak, kaşı böyle olacak değildir. İçiyle alakalıdır. Siz içinizi düzeltin. İçinizi düzeltirseniz dışınızda düzelir inşallah.


Namazın Vakti Kaçma İhtimâlinde Araçta-Oturarak Kılmak: Câiz midir?

Namazın vaktini kaçırma ihtimali olacak durumlarda, kısa mesafe içinde de olsa, araçta, hareket halinde oturduğunuz yerde namaz kılmak uygun mu? Kılabilirsiniz. Bunda geçmiş fetvalarda böyle bir fetva yok ama kılabilirsiniz. Selamun aleyküm.


Hâl Görmeden Zikretmek Hayırlı mıdır? — Biz Yükselmek İçin Değil, Allah Emrettiği İçin Zikrederiz

Hayırlı akşamlar. Sorum, bir kul gece ve gündüz sabah akşam hakkı zikresse ama hal görmese bu anda halen bir hata ve kusur olduğundan mıdır yoksa bu onun için daha mı hayırlı olur? Zikreden kişi farkında olmasa bile, manen yükselmesi zikrettiği sürece devam eder mi? biz Allah’ı zikrederiz. Biz yükselmek, alçalmak için, biz bununla uğraşmayız, hal görmek için uğraşmayız. Kim Allah’ı zikrederse, Allah da onu zikreder.

Cenab-ı Hak beni zikredin demiş. O yüzden biz Allah’ı zikrederiz. Biz hal görmek için, şunu bunu görmek için, yükselmek için, alçalmak için değil. Biz Allah’ı emrettiği için Allah’ı zikrederiz. Selamun aleyküm. Hadis-i şerifte…


Hz. Ömer R.A.’in Namazlar Arası Fasıla Uyarısı: Rekatlar Arasında Ne Kadar Beklenmeli?

namazın ardından selam verir vermez. Kalkıp tekrar namaza duran bir kimse, Hazret-i Ömer, otur. Ehli kitabı helak eden şey namazlar arasında bir fasılığa bırakmamalarından başka bir şey değildir diyor. Namazlarda, rekatlar arasında beklemeli miyiz? Elhamdülillahirrabbil alemin diyecek kadar, Subhanallah diyecek kadar, farzıyla zaten sünnete kıldığınız, farzı kılacağınız zaman kâmece kılınca, aranız arası açılıyor.

Eğer ardından bir daha sünnet kılacaksanız bazen Arap ülkelerine gittiklerinde tespih çekerler, ondan sonra sünnet kılarlar. Veya da arada Subhanallah deseniz, iki namazın arası şey olur, arası açılmış olur. Bir problemi şikayet gibi olmasın diye sorumlularla, Üstad-ı Zâkir’i paylaşmamak ne kadar doğru olur? Doğru değil. Bir kimse bir sıkıntı, bir problem varsa gidecek Üstad’ıyla, onun paylaşacak.

Ha, kular ahmedi headed gaining du failing ya, incan example var novel istek yaşam pek bir kelime.


Mehdî Hadîsi ve “Zamanın İnkitâya Uğraması”: Time Dergisi’nin “Büyük Sıfırlama” Kapağı, Ashab-ı Kehf’in 309 Yılı ve Müteşâbih Ayetlerin Çoklu Zaman Algısı

İbn-i Ebî Şeybe Ebû Saîd’den tahric etti. O dedi ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu, Zamanın inkitâya uğradığı bir dönemde Mehdi denen bir adam çıkacak. Onun ihsanı bol ve güzel olacaktır. Selamun aleyküm bu hadiste geçen zaman kesildiğinde zamanın inkitâsı ifadesinde ne anlatacak? Görseldeki dergi kapağında büyük sıfırlama diye başlık atılmış. Bu olay ile bağlantısı var mı teşekkür eder hayırlı geceler.

Time dergisi sıfırlama diye bir başlık atmış. Şimdi normalde tabi bu hadisler müteşabitli. Burada zamanın inkitâya uğraması kesilmesi zamanın durması olarak nitelendirilemez. Zaman Allah’ın sıfatıdır. Zaman Allah’ın sıfatı olduğu için zaman hiçbir zaman durmaz. Cenab-ı Hak nur Allah’ın sıfatıdır. Nur da hiçbir zeki. Zeki de yok. Zeki de yok. Zeki de yok. Zeki de yok. Zeki de yok. Zeki de yok. Zeki de yok. Zeki de yok.

Dünyanın bir günlük ömrü kalsa da benim ehlibeytimden Mehdî çıkacak ve dünyayı adaletle hükmedecek diye bu bir günlük zaman dünya zamanı mı yoksa nerenin zamanı onu bilmiyoruz. Bu bir günlük zaman bin yılda olabilir. Çünkü sizin katınızda bin yıl Allah katında bir gün ayet-i kerimesi mucibince o bir gün bin yılda olabilir. Veyahut o bir gün farklı da algılanabilir. Müteşabih. Veyahut da insanlar böyle bir gün yaşadık diye düşünebilirler.

Öyle algı olabilir. Belki de 40 yıl yaşarlar. O yüzden buradaki zamanın inkutaya uğraması kesilmesi Cenab-ı Hak’ın sıfatıyla alakalı değil Allah-u Alem. Bu bizim yaşadığımız şeyle biz kendi kendimize sanki zaman durdu gibi düşünürüz ya. Oysa duran bir şey yoktur. Duran bir şey olmadığı için mesela Ashab-ı Kevf 305 yıl 306 yıl mağarada kaldılar. Onlara bir gün gibi geldi.

Onlar uyandıklarına sanki bir gün orada yaşamış gibi kendilerine öyle algıları öyleydi. Öyle düşündüler. Bir gün yaşadık gibi düşündüler. Şimdi buradan da ölçü getirirsek Ashab-ı Kevf nasıl 306 yıl yaşadı bir gün algı olarak bir gün yaşadı gibi bir gece kaldıkları gibi anladılarsa belki de ahir zamanda 300 yıl yaşanacak bir gün gibi algılanacak. Veya hatta bazı rivayetlerde Mehdi 40 yıl hüküm sürer. Bazı rivayetlerde 7 yıl hüküm sürer.

Bunların hepsi de müteşabı. Bunlara farklı farklı manalar, farklı farklı anlamlar yüklemek mümkün. Az önce dediğim gibi Ashab-ı Kevf nasıl 306 yılı bir gün anladıysa veya hatta başka ayet-i kerimede İsa Aleyhisselâm’ın göğe kaldırılışıyla alakalı bir gün sizin 1000 yılınız Allah için bir gündür Allah katında. Allah katında dediği kat neresi? Allah zamandan mekandan münezzeh. Nerenin zaman dilimi 1000 yıla karşılık bir gün? Biz onu da bilmiyoruz.

bunlar böyle müteşabı şeyler. Zaten din böyle girip sır olduğu için, din anlaşılamadığı için, ulaşılamadığı için din zaten. Anlaşılsa unaşılsa din olmaktan çıkacak. bunu böyle matematikselliğe vurmuş olsak din olmaktan çıkacak. bunu matematikselliğe vuramıyoruz. O yüzden zamanın burada intikası kesinti uğraması Allah’ın sıfatsal tecelliyeti olarak algılamayın. Hocam selamun aleyküm.


Yıllardır Aşık Olduğu Birisiyle Kahve İçen Kadın: “Allah Aşıkları Birbirine Helâldir” Söylemi Doğru mu? — Muhabbet ile Aşkı Karıştırmak

Çok önemli bir şey danışmak istiyorum. Ben yıllardan beri birine aşığım. O da bana aşık. Nefsani değil bu aşk beni de onu da yakıyor. Yalnız biz buluşup bir kahve içiyoruz. Günah mıdır bizler? Allah için seviyoruz. Yaşımız bayağı var. Bizleri aydınlatır mısınız? Diyorlar ki Allah aşıkları birbirine helaldir. Ne derecede doğru olup olmadığını sormak istiyorum. Bir de bana sizin zikrinizi verir misiniz? Ben Pendik Kaynarca’da otururum.

Cemaatiniz burada var mı? Lütfen bana yazar mısınız? Ya insanlar birbirlerine aşık olurlar da birbirlerine aşık olduktan sonra aşkın insan üzerindeki tecelliyatları farklı bir şeydir. Siz bunu aşk zannediyorsunuz. Bu hal aşık değil. Birbirinize muhabbet besliyorsunuz siz. Aşık olan öyle olmaz. Allah bizi affetsin. İnşallah. O yüzden Rabbim size inşallah aşkı tanıttırsın. Rabbim inşallah sizi aşıklardan eylesin. Aşkı tanıttırsın inşallah.

Size de ders vereyim inşallah. Siz de orada Pendik’te de arkadaşlarımız var, kardeşlerimiz var. Onlarla görüşürsünüz inşallah. Buldum. Buldum. Buldum. Bulamadım dersi. Evet buldum. Pendik’te arkadaşlar var. Bu kardeş yazmış. Ben şimdi Pendik’te dersi yaptıran arkadaşlar var. Bir telefon numarası vereyim. Onla inşallah sen irtibata gir. Pendik’te bir kardeşin telefon numaralarını attım.

İnşallah siz onunla irtibata giren Pendik’ten olan kardeşimiz.


İstikâmet Ehli ve Şeyh Ehli Olmak: Kur’ân ve Sünnet’e Sımsıkı Yapışmak

İstikamet ehli ve şeyh ehli olabilmek için nasıl bir yol izlemeliyim? Eksikliklerim beni ümitsiz etmese de üzülür. Hakkınızı helal edin. Bandırmadan selamlar. istikamet ehli olmak, Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışmak. Bir kimse Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışır. Efsikliklerim beni ümitsiz etmese de üzülür. Bir kimse Kur’ân ve Sünnet’i yaşamaktan taviz vermezse o kimse istikamet ehli olur. Allah ve Resulünü sever.

Ve elinileri severse de o kimse şeyh ehli olur. Allah cümlemizi onlardan eylesin.


Restore Edilen Eski Evden Çıkan Eşyâları Usta Hediye Etmiş: Ev Sahibinden İzin Alma Sorumluluğu

Restore edilen eski ev var. Restore eden ustalar benim arkadaşım ve o eski evden çıkan eski ahşap çivi gibi eski nesneler atmak yerine bana hediye ettiler. Ev sahibinden sıkıntı olur mu diye sormama rağmen sıkıntı olmayacağını, hatta almazsam kendilerini çöpe atacaklarını söylediler. Geçenlerde bu ustalardan biri duvarın içinden eski bir madeni para bulmuş ve antikalara ilgim olduğu için çöpe atmak yerine bana hediye etti.

Ev sahibinden sıkıntı olmayacağını ve almazsam çöpe atacaklarını söylemelerine rağmen bunları almam uygun olur mu? Yoksa evin sahibine ihade etmem mi gerekir? Bence ev sahibinden izin alın, ev sahibine söyleyin. Hz.


Zülkarneyn Aleyhisselâm: Peygamber mi, Velî mi, Hükümdâr mı?

Zülkarneyn aleyhisselâm bir peygamber midir, veli midir yoksa döneminin önemli bir hükümdarı mıdır? Zülkarneyn aleyhisselâmın hem peygamber hem de hükümdar olduğuna inananlardanım ben. Aynı zamanda da büyük ilme sahip. Selamün aleyküm,…


Kendimi Değersiz Hissetmek: Allah Bize Kendi Rûhundan Üflemiş Halîfe Olarak Yaratmış

kendimi değersiz hissediyorum. Değersizlik duygusundan nasıl kurtulabilirim? bir kimsenin kendisini değersiz hissetmesi hoş bir şey değil, üstün görmesi sıkıntılı. Ama değersiz değiliz. Allah bizi halif olarak yaratmış, bize kendi ruhundan ve nurundan üflemiş. O yüzden iman ediyorsanız, İslam’ı yaşıyorsanız kendinizi değersiz hissetmemene lazım. Allah bizi onlardan ayırmasın. Selamün aleyküm, Gemnikli kardeşler, eldenizden öper. Rüyamda…


Rüyâda Allah’ı Genç Bir Delikanlı Sûretinde Görmek — Rü’yetullâh Haktır

Rabbimin gözleri çok güzel, genç bir delikanlı suretini gördüm ve çok şaşırdım. Şaşıracak bir şey yok. Allah rüyada görülür. Genç bir erkek suretini görmüş Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. O yüzden Allah rüyada görülür. Rüyetullah haktır. Türkiye Diyanet Vakfı’nın ansiklopedisine bakabilirsiniz. Rüyetullah diye yazabilirsiniz. Rüyetullah haktır. Ehl-i sünnet Allah’ın rüyada görülebileceğini dair hükmetmişler.

Selamün aleyküm hocam.


Pandemide Cumâ Safrası: Sosyal Mesafeli Namaza Karşı Çıkanlar, Diyânet Fetvâsı ve Atalarımızın Poşü-Sarık-Peçe ile Ağız-Burun Örtmesi

Pandemi sürecinde Cumalar serbest olduğundan beridir. İş yerinde bitmeyen bir mevzu var. Cemaat birliği bütünlüğü olmalı ve imam görülmeli diyenler vardı. Bunlar sosyal mesafeli namaza karşılar ve cuma namazına gitmiyorlar. Namazın saf düzeni, Kuran-i sünnet imamların iştahadıyla belli iken, Diyanetin fetvasına uymak zorunda değiliz diyorlar. Cuma namazına gitmeyip öğleni kılıyorlar. Diğerleri ise fetvayı veren düşünsün deyip, Cuma’ya gidiyorlar.

Benim kafamı karıştırıyorlar. Acaba bunun doğrusu ne? Ben sosyal mesafe kurallarına uyaraktan Cuma’ya gidiyorum. O yüzden Cuma’yı da kılıyorum. İmamı göreni de görüyorum. Bahçede kılıyorum ama imamı göreni de görüyorum. O yüzden sosyal mesafe kurallarına uyaraktan Cuma’ya kılınabilir mi? Evet. Neden? Çünkü zaruret var, hastalık var. Bu zarurettan dolayı, bu hastalıktan dolayı bir kimse Cuma’yı sosyal mesafe kurallarına uyaraktan kılabilir mi?

El cevap kılabilir. Hastalık var, pandemi var. Bir kimse toplu namazları pandemiden dolayı terk edebilir mi? Evet. Onu da terk edebilir mi? Evet. Sebebi pandemi var, hastalık var. Bir kimse kendince farklı kronik rahatsızlıkları olabilir. Örneğin ben kendi uygulamamı söyleyeyim. Ben ezan okunuyor, en geç gidiyorum. Sebebi ne? Benim de kronik rahatsızlıklarım var. Ben de pandemiden etkilenirsem ağır geçerim.

O yüzden ben kalabalık olmaktan uzak duruyorum. Kendimce en son gidiyorum, en son safta, en son yerde namaz kılıp ayrılıyorum. Sebebi ben de bir sorumluluk taşıyorum çünkü benim de eşim, çolum, çocuğum var. O yüzden arkadaşlarım var, kardeşlerim var. Ben de kendimce böyle bir önlem alıyorum. Sebebi, çünkü kendimi acındırıyormuş gibi olmasın bir sürü kronik rahatsızlığım var üzerimde. Ondan dolayı pandemiden etkilenmemeye gayret ediyorum.

Ben de kendi efe poşum var, onu sarıyorum mesela. Öyle namaza gidiyorum. Kalabalık bir yere gideceksem ben de o poşuyu sarıyorum. Tarih boyunca bizim atalarımız ağızlarını, burunlarını örtmüşler. Hastalıktan, tozdan, topraktan, dağda, bayırda örtmüşler hep. Biz mesela önceden bayındırdı tarıma dayalı bir hayat vardı. Üstlük vardı, herkes üstüne sarılırdı. Toprak ağzının burnuna girmesin diye. Biz alışkınız ağızda burunu sarmaya.

Efe’lerin boyunlarında tozlukları vardır. Ağızların burnlarını dağda, bayırda yaşarken kapatırlar toz toprak girmesin diye. Veya Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Medine’ye evvel girerken sahabe toz kaktı diye ağzını burnunu böyle kapatıyorlar ellerindeki sarıklarla. Kapatınca diyor ki Medine’nin tozu toprağı da şifadır diyor. Ondan sonra açıyorlar tozu toprağı şifadır deyince.

O yüzden bir kimse tozdan, topraktan, hastalıktan muhafaza etmek için ağzını burnunu kapatabilir mi böyle? El cevap kapatabilir. Şimdi enteresan bir şey. Bütün dünya kapatacağız diye uğraşıyor. İslam önceden kapatmış zaten. Enteresan bir şey. Kadınları mesela peçe takmaları caizdir. Ağızlarını, burunlarını kapatmaları caizdir. Şimdi önce kadınları peçeden çıkaracağız, ağızlarını, burunlarını kapatmaktan uzaklaştıracağız diye yasakladılar.

Şimdi aman ne olursunuz ağzınızı, burunuzu kapatın diyorlar. Erkekler önceden sarıklarını sararlardı böyle ağızlarına, burunlarına. Sarığı yasakladılar. Erkeklerinin ağzını, burununu saracak sarıkları da kaldırdılar, yok ettiler. Şimdi pandemiden dolayı aman ağzınızı, burunuzu kapatın diyorlar. Allah böyle insanları bu hale getiriyor. Şimdi bütün herkes ağzını, burunu kapatıyor mu? Kapatıyor. Bütün herkes kapatmalı mı? Evet kapatmalı.

Doğru yanlış devlet böyle istiyor. Sağlık kuruları böyle istiyor. Önceden lazım değil dediler, sonradan lazım dediler. Bir daha lazım değil dediler, sonra bir daha lazım dediler. Şimdi mecbur kıldılar bütün ülkeye. Herkes ağzını, burunu maskeyle kapatacak. İyi kapatacak. Enteresan bir uygulama var yalnız. maske yok ben ağzımı, burunu mu efe poşesuyla kapatıyorum. Bu ne diyor? Kardeşim kapatmışım işte.

Ama üstlük de kapatayım, ama poşuyla kapatayım, ama başka bir şeyle kapatayım. Kapatmışım. Neden bana illaki maske zorunluluğu kılıyorsun ki? Benim taktığım tozluk, üstlük, neyse adı, poşu adına ne derseniz deyin. Sizin maskenizden daha fazla koruyor muhafaza ediyor. Böyle bir takıntı da var. Allah muhafaza eylesin. Evet. Soru.


İmân-ı Kâmil Olan Biri Türkiye’de Yüksek Bürokrat veya Siyâsetçi Olabilir mi? — Lâîklik, Faiz, Fuhûş, Eşcinsellik, Mecliste Atananların Seçilmesi Aldatmacası, İstanbul Sözleşmesi ve Mustafa Özbağ’ın Kişisel Kanaati

İmân-ı kâmil olan biri Türkiye’de yüksek bürokrat veya siyaset yapabilir mi? Çaydan bir yudum alayım. Şimdi iman-ı kamil dediğinizde o insanın imanı kemalermiş, olumlaşmış. şeyde siz iman ettik demeyin, Müslüman olduk deyin diyor. Bedeviler için. Müslüman olduk. Müslüman olmak farklı bir şeydir. İman ettim, imanı kemale ermek demek farklı bir şeydir. Şimdi bir kimse imanı kemale erdiyse Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki hiçbir şeye evet diyemez.

Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki her şeye karşıdır. İmân-ı kâmil olan bir kimse bu tırnak içerisinde Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışıp Kur’ân ve Sünnet’e iman etmiş, Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki her şeye karşıyım ben dediğinde Türkiye’de siyaset yapması mümkün değildir. Türkiye’de yüksek bürokrat memurluk yapması da mümkün değildir. Sebep onun imanı kamilliği kalmaz çünkü.

Ne siyaset yapanda imanı kamillik kalır ne yüksek bürokratta imanı kamillik kalır. Şimdi bunu böyle değişik örneklerle örneklediğimizde pert olur bütün herkes. imanı kamil olan bir kimse faize evet diyebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse huşa evet diyebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir şeye Kur’ân ve Sünnet’in haram kıldığı bir şeye evet diyebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse rüşvet alabilir mi? Liyakatsız insanları göreve getirebilir mi?

İmân-ı kâmil olan bir kimse Kur’ân ve Sünnet’in dışında yaşayan insanlara kalkıp da baş tacı eder mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse Allah’ın sevmediği bir kimse rüşvet alabilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse Allah’ın sevmediği, Allah’ın lanetlediği, Allah ve Resulünün istemediği şeyi evet diyebilir mi? Onu kabullenebilir mi? Bu mümkün değil. Bakın bu mümkün değil. O yüzden imanı kamil olan bir kimse Türkiye’de siyaset yapamaz. Bu mümkün değil.

Bu benim kendi şahsi düşüncem ve kanaatım. İmân-ı kâmil olan bir kimse, Türkiye’de yüksek bürokratlık yapamaz. Bakın imanı kamillikten bahsediyoruz yalnız, Müslüman olmaktan değil. Sebep bir kimse ”La ilahe illallah Muhammeden Resûlullah” dediğinde Müslümandır. Müslüman içki içer mi içer, kumar oynar mı oynar, hırsızlık yapar mı yapar, huyuş yapar mı yapar.

Müslüman günah işler, Allah da onu tövbe eder, tövbesini kabul eder Cenab-ı Hak, affeder. Ama bir imanı kamil olan bir kimse bunları yapamaz. Bunları yapanı da destekleyemez. İmân-ı kâmil olan bir kimse bunları serbest bırakan bir kanun da çıkaramaz. İmân-ı kâmil olan bir kimse böyle bir kanuna da karşı gelir. İmân-ı kâmil olan bir kimse bir ülkede genelevlerinin olmasını destekleyebilir mi, isteyebilir mi, müsaade edebilir mi?

İmân-ı kâmil olan bir kimse kumar oynanmasını serbest bırakabilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse içkiyi serbest edebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse Kur’ân ve Sünnet’in yasakladığı bir şeyi helal edebilir mi, serbest edebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse eşcinselliği serbest edebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse eşcinsel okul açabilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse eşcinselliği serbest edebilir mi, destekleyebilir mi?

İmân-ı kâmil olan bir şey Allah’ın lanet dediği faizi meşru hale getirebilir mi? Getiremez. İmân-ı kâmil olan bir kimse Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir. Hükmü orada dururken Allah’ın hükmünün dışında bir hükme gidebilir mi? İmân-ı kâmil olan bir kimse Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir ayet-i kerimesi dururken Allah’ın hükmünün dışında bir hüküm koyabilir mi?

Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerin, nasıkların, zalimlerin ta kendileridir. Allah’ın imanı kamil olan bir kimse bu hükümle hükmün olunabilir mi? Bu mümkün değil. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti devleti layık bir devlettir. Bir İslam devleti değildir. İslam devleti olmadığı için burada siyaset yapan kimseler imanın kamil noktasında durmaları çok zordur. Türkiye Cumhuriyeti devleti layık bir devlettir. dinsizdir.

Dinsiz bir devlette yüksek bürokratlık yapan bir kimse bir sürü dinsizlik hükümlerinin altına imza atar. O yüzden normalde imanın kamil noktasında onun durması mümkün değildir. Müslüman mıdır? Evet müslümandır. Biz hiç kimseye la ilahe illallah Muhammed’e nasullah diyen bir kimseye ben kendimce bu müslüman değildir diyemem. Ama imanın kamilliğin özellikleri var. Mümin olmanın vasıfları var, özellikleri var.

bir kimse ben müminim derken Allah’ın haramlarına nasıl müsaade edebilir? Bu mümkün değil. O yüzden burada benim sözlerim beni bağlar. Hiç kimse bağlamaz. Bu benim kendi iştahadımdır kendime. Kendi görüşümdür benim. Ben kendimce öyle derim. neden siyasetten uzağımdır? Neden siyasilerden uzağımdır? Neden yüksek bürokratlardan uzağımdır? Neden siyasiler beni sevmez? Neden Mustafa Özböğ’ü yüksek bürokratlar sevmez?

ben kendimce imanı kamil noktasında durduğumdan dolayı ben arsızlığa, hırsızlığa, adaletsizliğe, hukuksuzluğa karşı çıkmak zorundayım. Benim imanım bunu emrediyor. Ben haramlara karşı çıkmak zorundayım. Benim imanım bunu emrediyor. Ben haramlara böyle baş eğecek bir noktada değilim. Benim imanım bunu emrediyor. Ben arsızlığa, hırsızlığa, ben adam kayırmaya, adaletsizliğe, hukuksuzluğa baş kaldırmam lazım. Benim imanım bunu emrediyor bana.

Benim imanım adaletsizliğe karşı mücadele etme. Haksızlıklara karşı mücadele etmeyi emrediyor. Benim imanım bunu emrediyor. Benim imanım bunu emrettiği için ben de bunları haykırıp bunları söylediğimden dolayı ne siyasiler beni sever ne de yüksek bürokratlar beni sever. Ben de zaten normalde onlar beni sevmemelerinden rahatsız değilim. Allah’a da hamd ediyorum.

Çünkü eğer yüksek siyasetçi örneğin il başkanı, ilçe başkanı, belediye başkanları, milletvekilleri, hangi siyasi parti olursa olsun beni çok seviyorsa sıkıntı vardır bende veya yüksek bürokratlar, valiler, şunlar, bunlar beni çok seviyorlarsa sıkıntı vardır. Sebep? Ya mümkün değil çünkü benim dilim Kur’ân ve Sünnet dili. Benim dilim İslam dili. Ben Kur’ân ve Sünnet’i anlattıkça, ben İslam’ı anlattıkça bunlar rahatsız olur. Kim rahatsız olur?

Kur’ân ve Sünnet’i sevmeyen, Kur’ân ve Sünnet’i istemeyen, Kur’ân ve Sünnet’te gevşek davrananlar, haksızlık, hırsızlık, uğursuzluk, adam kayırmacılık, liyakatsizlere vazife verme veyahut da kendi bulundukları siyasi ve bürokratik makamları kendilerine ve etrafına rant elde edenler benden rahatsız olur. Beni sevmezler. Ben bangır bangır bağırıyorum.

Diyorum ki bir tane bana siyasetçi gönderin, gösterin, fakir olarak siyasete girmiş, fakir olarak çıkmış. Ben görmedim hiç. Her biri fakir olarak siyasete giriyorlar, zengin olarak çıkıyorlar. Bir tane siz siyasetçi, yüksek siyaset yapan, çok ender insan görürsünüz siyasete girdikten sonra, ondan sonra zengin olmayan. O da böyle kendince doğru olacağım, dürüst olacağım diye uğraşanlardır.

Onlar da bir dönem belediye başkanlığı yaparlar, bir dönem milletvekilliği yaparlar, ikinci dönem onları istemezler. Sebep o harama, hırsızlığa, arsızlığa, yolsuzluğa, uğursuzluğa, adam kayırmaya, hayır diyorsa, onu kim meclise koyar? Kimse koymaz. Onu kim partisinde ister? Kimse istemez. Beni şimdi hangi siyasi parti kabullenir? Hiçbirisi kabullenmez. Sebep? Ne yapacak? Ben diyeceğim ki bu halkın yararına mı değil? Reddediyorum.

Beni belediye meclisine bile koymazlar. Sebep? Mecliste ben nerede? Arsızlık, hırsızlık, uğursuzluk var? Hayır diyeceğim. Adam beni mecliste ister mi? Hangi partiden olursa olsun. Adam gidiyor. Yenişehir’in dağının başına, adamın 15 dönüm, 20 dönüm yerine kalkıyor turizm imarı veriyor. Ona neden bu imarı veriyorsun diyen var mı? Yok. Ona neden bunu yaptın diyen var mı? Yok. Adam güzelim kaldırımları kaldırıyorlar.

Bütün belediyeler yapıyor bakın bunu. Ya kaldırımı var orada, tamir et. Yok kaldıracak, ihale edecek, yeniden kaldırım koyacak oraya. Ya ondan sen bir gelirin var muhakkak ya. Sen bu güzelim kaldırımlarını anla kaldırdın. Bunu kimse sorgulamıyor ki ülkede. Bunu yanlış yapıyorsun diyecek olan bir kimse var mı bu ülkede? Yok. Belediye başkanının yanlış yatırımlarını sorgulayacak bu ülkede bir makam var mı? Yok.

Hükümetin yanlışlıklarını sorgulayacak bir makam var mı? Yok. Milletvekillerinin yanlışlıklarını sorgulayacak bir makam var mı bu ülkede? Yok. Halk da sorgulayamıyor bunu. Bizim insanlarımız da sorgulayamıyor. Gidip de belediyenin önüne oturamıyor sen bunu neden yapıyorsun diye. Gidip de milletvekilinin önüne oturamıyor. Kardeşim sen bunu neden yapıyorsun diye. Veya da gidip de bir il başkanının önüne oturmuyor.

Hangi partiden olursa olsun siz burada neden yolsuzluk yaptınız? Siz neden burada hırsızlık yaptınız? Siz neden burada harsızlık yaptınız? Siz neden buraya bu kimseye peşkeş çektiniz diye soran sorgulayan var mı? Yok. Zaten seçim bir aldatmaca. Nereye siyasetçiler imanı kamil olacaklar? Mümkün değil. Siz kendi kendinizi seçtik zannediyorsunuz. Kimi seçiyorsunuz? Kaç tane parti var? Beş tane parti var seçimlere giren.

Beş tane ve altı tane ve on tane. O beş tane parti başkanının seçtiği kimseleri siz seçiyorsunuz. Ne seçmesi ya? Sen atananı seçiyorsun. Sen atananı seçiyorsun. Sen kendini seçmiyorsun. Herkes aldatıyor birbirini. Avrupa’da da aldatıyor. Türkiye’de de aldatıyor. Dünya aldanıyor. Herkes zannediyor ki biz seçtik. Sen seçmedin kardeşim. Oraya birisi onu atadı. Sen onu seçtin. Atananı seçtin. Sen atananı seçtin.

Hatta canı isterse parti başkanı, atananı görevden alınır. Ne seçilmesi? seçildi ya Bursa’da belediye başkanı? Aldı görevden başka birisini görevlendirdi. İstanbul’da aldı görevden başka birisini görevlendirdi. Ankara’da aldı görevden başka birisini görevlendirdi. seni seçtiğin nerede kaldı? Aldatmacadır bunların hepsi de. Milletvekili sıralaması sana mı ait? Hayır. Milletvekili’nin kim olacağına dair sen mi karar veriyorsun? Hayır. Kim veriyor?

Genel merkez veriyor. Belediye başkanlarının kararını kim veriyor? Genel merkez veriyor. Meclis üyelerinin kararını kim veriyor? Genel merkez veriyor. Sen neyi seçiyorsun? Seçilene seçiyorsun. Sen bir şey seçmiyorsun. Hangi partiden olursan ol. Sen seçmiyorsun. Senin aklına güvenmiyor çünkü. Seni akılsız görüyor. Senin iradene güvenmiyor. Seni iradesiz görüyor çünkü. Sen sadece parti seçiyorsun. Sen başka bir şey seçmiyorsun.

O yüzden Türkiye’de siyaset yapmak imanı kamil olanların işi değil. İşi ortalık dağılır. Nasıl ortalık dağılır? Bizi kimse siyasi partisine oda etmez. Üye etmez. Ederse zaten adamın girebiliyorsa, ben şimdi düşünsene hangi parti olursa olsun. Gideceğim ben oraya. Bir konuşma yapacağım dağılacak ortalık. Bu haram, bu haram, bu lanetlik, bu lanetlik, bu lanetlik. Siz bunlarla hükmedersiniz. Siz de lanetliksiniz. Çıkacağım işin içinden.

Beni alırlar mı? Almazlar. Kimi alırlar? Almazlar. Kimseye almazlar. O yüzden diyorlar ki bana, sen oy veriyor musun? Ben vermiyorum. Şu partiye de oy verin diye ağzımdan daha çıkmamıştır. Kaç yıldır? 30 yıldır. 34 yıldır, 35 yıldır, 33 yıldır ben hiçbir zaman, hiçbir sohbetimde dememişimdir. Şu partiye oy atın diye. Sebep? Ondan sorumlu olurum ben çünkü. Ben ondan sorumlu olurum. Fuuş’a el kaldıracak adam orada. Kaldırıyor mu şimdi? Kaldırıyor.

İstanbul Sözleşmesine el kaldırdı mı? Kaldırdı. Bütün eşcinselliklerden sorumlu şimdi. Haydi, nasıl? Baz bayağı. Sen içkinin yasaklanması için mücadele etmezsen sorumlusun ondan. Nesin? Valisin. Hadi yasakla içkiyi. Yasaklayamazsın. Nesin? Belediye başkanısın. Hadi yasakla içkili mekanları. Yasaklayamazsın. Nesin? Belediye başkanısın. Hadi pavyonları kapat. Kapatamazsın. Nesin? Belediye başkanısın. Hadi fuuş yapılan mekanları kapat. Kapatamazsın.

Kapatamazsın. Hukuk sana müsaade etmez bunu. Dergahı kapatırsın yalnız. Tekkeyi de kapatırsın. Dergahları kapatırsın. Tekkeleri kapatırsın. Vakıfları kapatırsın. Genel evlerini kapatamazsın. Evet. Bu işin sonuna kadar. Bu işin sonuna kadar. Bu işin sonuna kadar. Bu işin sonuna kadar. Bu işin sonuna kadar. Evet. 100 kusur tane genel evi var ülkede. 100 kusur tane genel evi var ülkede. Kapatamazsın. Ama bir düdük bütün vakıfları kapatırsın.

Ama bir düdük bütün vakıfları kapatırsın. Bir düdük bütün tekerleri kapatırsın. Bir düdük her şeyi kapatırsın. Ama Sen genel evlerini kapatamazsın. Sen pavyonları kapatamazsın. Sen meyhaneleri kapatamazsın. Sen meyhaneleri kapatamazsın. Sen huuşhaneleri, batakhaneleri, kumarhaneleri kapatamazsın. Sen huuşhaneleri, batakhaneleri, kumarhaneleri kapatamazsın. Sen Sen Otellerdeki huuşları önleyemezsin. Otellerdeki huuşları önleyemezsin. Neden?

Beş yıldızlı ya. İsteyen istediği gibi huuş yapar. Nereden yüksek siyasetçi İmân-ı kâmil olacak ki? Hangi yüksek bürokrat İmân-ı kâmil olacak ki? Olmaz, mümkün değil. Bir de şu var. Ne yapsınlar oraya başkaları mı Otursun? Bana ne? Başkaları oturmadı da bir şey mi değişti? Başkaları oturmadı da Ne oldu? Genel evler mi kapandı? Başkaları oturmadı da Meyhaneler mi kapandı? Haramlar mı durdu? Haramlar mı durdu? Haramlar mı durdu? Haramlar mı durdu?

On yılda fuhuş yüzde dokuz yüzde bin artmış. On yılda uyuşturucu artmış. On yılda fuhuş artmış. On yılda bütün haramlarda artış var. On yılda ateistler artmış. On yılda hadis-i inkarcıları artmış. On yılda namaz kılanlar azalmış. On yılda tesettüre riayet edenler azalmış. Başkaları geçmedi. Başkaları geçmedi. Ne yapar? Ne yapar? Başkaları geçmedi de ne oldu? O yüzden tekrar söyleyeyim. Müslümandır herkes.

Le ala heyle la muhammadi Rasulullah diye müslümandır. Bizim bu konuda sen müslüman değilsin deme lüksümüz yok. Benim yok. Ben kimseyi tekfir etmem. Ama imanı kamil dediğinizde hayat durur canım kardeşim. Sen Allah’ın haram ettiği bir şeyi asla imanın kamili sen. İmanın kamili sen. Allah’ın lanetlediği bir şeye müsamakar olamazsın sen. İmanın kamili sen. İmanın kamili sen. Kur’ân ve sünnetin dışında bir hüküm tanımazsın.

O yüzden siyasetçiler ve yüksek bürokratlar imanın kamillikten bu benim kendimce uzaktırlar. Rabbim cümlemizi hidayet eylesin. Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapışanlardan eylesin. İnşallah. Hayırlı geceler.


Kur’ân Okurken Baştan Alma Tereddüdü ve Namazda Farklı Düşünceler Gelmesi: Vesvese ile Nasıl Baş Edilir?

Ben Kur’ân okurken tereddüde düşüyorum. Bazen bunu iyi okumadan yeniden okuyayım da sayfayı baştan mağsam diye düşünüyorum. Sanki eksik yapılmıyor. Şum gibi geliyor. Bu durumda ne yapmalıyım? Bir de namaz kılarken farklı şeyler geliyor aklıma. Onları düşünüyorum ve buna çok üzülüyorum, utanıyorum. Bu durumda namazım olmuyor. Böyle diye düşünüyorum. Sizce bu durumlar için ne yapmalıyım? Bunların hepsi de vesvese. Kur’ân-ı Kerim okumana devam et.

Namaz kılmana devam et. Normalde şeytan sana bu tip vesveseler verecek. Sen namazını düzeltmeye çalış. Kur’ân okumanı düzeltmeye çalış. Ama okumaya çalışmaya, koşuşturmaya devam et. Selamun aleyküm.


Anne-Baba Kronik Rahatsız, Korona Yakalandı: Şifâ Duâsı

Annem ve babamın kronik rahatsızlığı var. Korona hastalığına yakalandı. Allah’ım şifa versin. Kronik rahatsızlıkları olan daha da kendilerine dikkat etsinler. Rabbim inşallah korusun, muhafaza eylesin inşallah. Selamun aleyküm.


Her An Allah’ı Zikir Hâlinde Kalabilmenin Yolu: Sohbet, Nasîhat, Kur’ân, Hadîs, Haramdan Çekinme Hepsi Zikirdir

Her an Allah’ı zikir halinde kalabilmek mümkün müdür? Evet. Mümkünse bu hale nasıl gelinebilir? Devamlı Allah’ı zikrederekten geleceksiniz. Abdestle dolaşacaksınız, Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışacaksınız ve devamlı zikir halinde olacaksınız.

Her daim böyle sohbet etmekte zikirdir, birisine hakkı tavsiye etmekte zikirdir, çocuklarınıza Kur’ân ve Sünnet’i öğretmekte zikirdir, bir hadis okumakta zikirdir, Kur’ân okumakta zikirdir, oturup hususi zikretmekte zikirdir, haramdan uzak durmakta zikirdir.


Duygusal Zikzaklar: “Kah Olurum Dev, Kah Olurum Perî” — Yûnus’tan Sûfîlerin Hâl Dalgalanması, Görüntülü Zikrullâh

Kimi anlar oluyor ki gönlüm coşuyor, her şeyden lezzet alıp muhteşem bir ruh hali oluyor ama an geliyor tamamen dibe vurup kendimi batırırım. Böyle sunuş noktada duygusal zikzaklar normal midir? Demiş de Yûnus’a demiş ya, kah olurum dev, kah olurum peri, kah olurum belkıs gibi uçarım demiş. Bunlar sûfîler için olabilecek olan şeyler. Onun yine görüntülü arkadaşlarımız ile zikrullah yapabilir miyiz? Yapabilirsiniz.

Zâkirimizden, sizden destur almalı mıyız? Devam edin, hiç kimseden destur almanıza gerek yok. Allah’ı zikredenlerden olun yeter ki.


Dinde Mantık Aranır mı? — İman Edilen Yerde Akıl Reddedilmez

Dinde mantık aranır mı? İman ediyorsun, normalde akılsız iman olmaz, muhakkak ki mantık da vardır. Ama normalde Kur’ân ve Sünnet’e iman ettiğin anda artık senin için o dinde mantıksız bir şey yoktur zaten. Veyahut da sen iman ettiysen, o dinin içerisinde akıl ve fıtratı aykırı, fıkıhı aykırı herhangi bir şey de yoktur. O yüzden din bu mânada aklı reddetmez. Selamun aleyküm, birinci sorum.


Network Marketing (Kozmetik-Temizlik-Sağlık) ve Altın Günü-Para Günü: Ticaret Helâl, Yardımlaşma Güzel

Network işi, kozmetik, temizlik, sağlık ile ilgili yapılması uygun mudur? Uygundur. İkinci sorum ise altın günü, para günü gibi gün gruplarına katılmak uygun mudur? İzniniz var mıdır? Bizim iznimize tabi değil. akrabalar arasında birbirlerine yardımlaşma ile alakalı bir böyle altın günü yapıp bir gün bir hafta birine, bir hafta birine veya bir ay birine, bir ay birine güzel bir şey yardımlaşma ile alakalı. Bunda bir sıkıntı olmaz.

Birinci sorunun bir kelimesini eksik yazmışım. Network marketing diye geçiyor. Bunlar bildiğin bir şey değil. Ticaret helal. Bu noktada bir sıkıntı yok. Selamünaleyküm, birinci sorum.


Âlemin Yaratılış Sebebi Neden Hz. Muhammed Mustafâ’dır? — İlk Yaratılan Rûhâniyyet-i Muhammediyye ve Aşk

Alemin yaratılışının sebebi neden Hazret-i Muhammed Mustafa aleyhisselatü vesselam’dır? Allah alemi yaratırken kendisinin tanınmaklığı ve bilmekliği için yarattı. İlk yaratı şey Hazret-i Muhammed Mustafa’nın ruhaneti ve nuraneti. Tasavvufun dünya görüşünü ortaya çıkaran asıl unsur o. Muhakkak ki tasavvufun çıkış noktası Allah’ı sevmektir. aşk diyebiliriz.


Sûizânnın Fazlasından Allah’a Sığınmak: Kimsenin Üzerinde Sûizân Beslememek

Suizam beslememeye çalıştıkça kendimi daha çok içerisinde buluyorum. Bu da bir şey. Suizam beslememeye çalıştıkça kendimi daha çok içerisinde buluyorum. Bunu nasıl aşabilirim? Gerçekten suizanın fazlasından Allah’a sığının demiş Cenab-ı Hak. O yüzden bir kimse üzerinde suizam beslemek doğru bir şey değil. Bundan kendinizi kurtarın. Bilmediğiniz bir şey çünkü. Hiç kimsenin üzerinde suizam beslemeyin.


Bilinmeyi İstemek ve Bilmek Allah İledir: İlâhî İlmin Kaynağı

Bilinmeyi istemek ve bilmek ne iledir? Allah iledir. Bilinmeyi istemek Allah bilinmekliyi istedi. Bilmeyi istemek de Allah’a liyandır. O yüzden bilinmeyi istemek de bilmeyi istemek de ikisi de Allah iledir. Rabb’im bizi kendisini tanıttığı, kendisini bildirdiği kullarından eylesin.


Eşlerin Birbirleri Üzerindeki Hak ve Hukûkları: Kur’ân-Sünnet Dairesinde Erkeğin-Kadının Mükellefîyeti, Tembel Koca ve İsrafçı Kadın Tipleri

Eşlerin birbirleri üzerindeki hakları nelerdir? Eşlerin birbirleri üzerindeki hakları dediğiniz anda hukuk çıkar ortaya. Bu evliliğin hukukudur. Evliliğin hukuk olunca hukuk bu sefer belidir. Erkek, Kur’ân Sünnet dairesinde eşine ve çocuklarına bağlı bir şey yapar. Erkek, Kur’ân Sünnet dairesinde eşine ve çocuklarına bakmakla mükelleftir. Eşinin ve çocuklarının dinini yaşamalarıyla mükelleftir.

Eşinin ve çocuklarının barınmasını sağlamakla mükelleftir. Eşinin ve çocuklarının eğitimine, öğretimine, yaşamasına, doğru yaşamasına temin etmekle mükelleftir. Kadın da bizim kültürümüz de vardır bu işin içerisinde. Eşini ve çocuklarını aileyi derleyip toparlamak, eşinin Kur’ân Sünnet dairesinde dediklerini yerine getirmekle mükelleftir. Hak olarak. Böyle bir noktaya gelindiyse zaten evliliğin hukuku zedelenmiş demektir. hakları nedir dediğinde.

Ama bugün için genelde erkekler ve kadınlar evliliğin sorumluluğuluğun götürebilecek psikolojide, felsefede değiller. Mesela erkekler var. Evine bakmıyor, çocuklarına bakmıyor, eşine bakmıyor. evi kiraysa kirasını ödemiyor. Elektrikten haberi yok, sudan haberi yok, hiçbir şeyden haberi yok. Kendince bir hayal dünyasında yaşıyor. Gidiyor kumar oynuyor, gidiyor kahvede oturuyor. Ona uygun iş yok. Böyle erkekler tanıyorum ben.

Allah muhafaza eylesin. onların eşleri de, çocukları da böyle çalışacağız, gayret edeceğiz. Yardım toplayacağız, işimizi götüreceğiz diye uğraşıyorlar. Adamlara, adamın, o tembel adamın, o iş bilmez adamın, o yaramaz adamın ekmeğine yağ sürüyor. Şimdi de bu tarafı var. adam tembel, çalışmıyor. Eş, çoluk, çocuk onun ekmeğine yağ sürüyor. Adam normalde çocuğu, oğlu mesela, öyle babalar tanıyorum ben.

oğlu, kızı çalışıyor, ellerinden parayı alıp gidip kumar oynuyor. Ellerinden parayı alıp gidip iş geçiyor. Böyle sorumsuz insanlar var. Böyle sorumsuz bir kimse bütün hiç bir sorumluluğunu yerine getirmiyor. Adı ne baba, adı ne koca. Öyle kadınlar var, eşinin getirdiği parayı çarçur edeceğim diye uğraşıyor. sen önce ekmeğini düşün, ya kolayı ne düşünüyorsun? Sen önce çoluğunun, çocuğunun ekmeğini yiyeceğini, içeceğini düşün.

Tencereye girecek olanı düşün. Senin ne işin var süs eşyalarıyla? Öyle kadınlar da var. Sorumlulukların uzaklar. Allah muhafaza eylesin inşallah. Cenab-ı Hak herkesi Kur’ân ve Sünnet dairesinde hakkını, hukukuna riayet eden, eşlerin birbirlerinin hukuklarına, haklarına riayet ettikleri, çocuklarının hak ve hukuklarına riayet ettikleri aileler nasip etsin inşallah. Hayırlı akşamlar. Bize tarif ettiğiniz…


Yağmur Suyu ve El Yazısı Fâtiha: Sû Bitene Kadar Tüketim, Hastalara Pay — Hibiscus Çayının Korona Döneminde Faydası

yağmur suyunu el yazısı Fatiha yaptım inşallah. Bu sodan bitene kadar mı tüketeceğiz? İçine sonradan yağmur suyu koyabilirsiniz. Hasta olan herkese paylaşabilir miyim? Evet. Hibiscus çayını bir fincandan fazla tüketmek aynı anda zarar olur mu? Siyah çay gibi birkaç fincan tüketebilir miyiz? Hibiscus çayı orijinal, otantik bir çay. Hele bu korona döneminde çok faydasını görüyorum.

O yüzden sabah akşam veya akşamları birer bardak, birer fincan içebilirsiniz. Bunda bir sıkıntı yok. Üçüncü olarak bu akşam sohbette…


Âdem Aleyhisselâm’ın Önünde Secde Etmeyen İblîsin Kıyamete Kadar Külleri Aldatma Anlaşması — Bilinmekliği İsteme ve Şeytân Kıssası

Cenab-ı Hak’ın bizi bilinmek istediği için yarattığını anlattınız. Biz bunu bu zamana kadar iblisin, Âdem babamızın önünde secde etmediği için huzurundan kovduğunu ve sonrasında onunla bir anlaşma yaptığını, kıyamete kadar kulları şeytana uyarsa, cehenneme kendisini uyarsa cennete gireceğini söylemişti hep öğretildik. Bu bilgiyi açıklar mısınız? Açıkladın mı bununla alakalı şeyleri? Selamun aleyküm.


Allah’ın Semî’, Basîr Gibi Sıfatlarının Kul Üzerindeki Tecellîsi: Zaman Sıfatı Nasıl Tecellî Eder?

Allah’ı tanıyabilmek için tanımlanan sıfatları aynı tecellide olmasa da insanlar üzerinde Allah’a yakınlığına göre tecelli ediyor. Semî, Basir isimlerini idrak edebiliyoruz. Fakat Allah’ın zaman sıfatının kul üzerindeki tecellesi nedir? Cenab-ı Hak’ın zaman sıfatı bütün her şeyin üzerine tecelli ediyor.

Her şeyin üzerine tecelli ettiği için insanın da bu noktada idraki kendisine göre, insanın o sıfatların tecelliyatlarını idrak ettiği kadar tanımlayabiliyor, tanıyabiliyor. Selamun aleyküm.


Ahmed er-Rıfâî Hazretlerinin Şifâ’ül-Eskam’da Bahsettiği 4. Gökteki Kum Irmağı ve Zerreleri Kadar Âlemler-Kıyâmet-Cennet-Cehennem Kıssası

Kaze-i Rûni’nin Şifâ-ül Eskâm adlı eserinde Ahmed er-Rıfâî Hazretleri hakkında şöyle bir sözden bahsedilmektedir. Bazı dervişler ısrarlı bir şekilde göklerden haber sorunca Ahmed er-Rıfâî Hazretleri buyurdu ki, Dördüncü kat gökte rüzgar gibi akan bir kum ırmağı var. Hak’ta’la gök ve yeri yarattığı zamanından beri akmaktadır. Nereden gelip nereye gittiğini, eneve boyunu Allah’tan başkası bilmez.

Hak’ta’la onun her zerresi adedince sahip olduğunuz bu dünya gibi bir dünyası vardır. O dünyaların her birinde her an kıyamet kopar, teraziyi koyarlar. Sıratı geçenler bir kavim cennete bir kavim cehenneme gider. Onların cehennem ve cenneti bize anlatıldıkları cehennem ve cennet değildir. Burada Hazret-i Pir’in bahsettiği birçok dünya ve onların kıyametleri cennet cehenneleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bütün Pir’lerin velilerin böyle değişik halleri vardır. Değişik perdede değişik haller yaşarlar. Hepsi de kendilerine doğrudur.


Kayseri’den Mesûd Güler: Çocuklara Nasîhat Etmek mi, Eleştirmek mi? — Din Nasîhattir ve “Yemekteyiz” Programı Eleştirisi, Sosyal Medya Küfreden İmamlar

Kayseri’de Mesud Güler. Kucak dolusu saygılar, selamlar. Aleyküm selam Mesud. Selamın aleyküm çocuklar. Kayseri’de Mesud Güler. Kucak dolusu saygılar, selamlar. Aleyküm selam Mesud. Selamın aleyküm çocuklarımız hata ya da davranışlardan dolayı sürekli eleştirmek, onları aşılamak yerine bizler anne baba olarak onların yanında olmamız gerekmez mi? Bizde bu sorunlardan dolayı sıkıntılar oluyor çoğu zaman.

Çocuklarla babalar arasında bize dua eder misiniz? Çocuklara nasihat edin, anlatın. Çocukları eleştirmeyin. Çocuklara laf söylemeyin. Anne babaların en büyük handikapları bu. Sen bunu yapmadın da bunu etmedin de bunu yapamıyorsun da böyle edemiyorsun da sen bunu neden böyle yaptın da neden böyle ettin de. Habire eleştiriyorlar çocuklara. Çocuklara bağırıyorlar kızıyorlar çağırıyorlar laf lafı getiriyor laf lafı getiriyor değil.

Din nasihattır din nasihattır din nasihattır. Eşler de bunu yapıyor. karı koca da birbirini devamlı eleştiriyor. Nasihat etmiyor. Ona güzelliği anlatmıyor. Bu böyle ailelerde kuranik rahatsızlık. Ailelerde dini terbiye olmadığı için kadın veya erkek birbirini eleştirmekten geçiriyorlar günlerini. Çünkü annesinden babasından öyle gördü. Eğer baba hep böyle işini eleştiriyorsa o çocuk da demek ki kadını hep eleştiriliyor diyor.

erkek eleştiriyor evlendiğinde. Kız çocuğu da demek ki kadınlar hep böyle eleştiriliyor diyor. Evlendiğinde de hep ona bir laf söylediğinde seslenmiyor. Veya hatta kadın erkeği eleştiriyor. Kadın hep adamda hata var, kusur var, yanlışlık var. Hep eleştiriyor. Bunu normalde kız bunu görünce evlenince o da eleştiriyor. Veya erkek bunu görüyor evlendiğinde eleştirilince o da aynı şeye susuyor. Bu yok İslam ahlakında.

İslam ahlakında nasihat etmek var. Nasihat et, doğruyu söyle ona. Varsa Kur’ân ve Sünnet bilgin ona nasihat et. Varsa Kur’ân ve Sünnet bilgin ona anlat. Sen bu çayın daha iyi demlenmesini biliyorsan, sen bu çayın ne kadar güzel demlenmesi gerektiğini ve çayın demleme modelini ve sistemini anlat. Sen bu çayı demlemesini bilmiyorda, demleyemiyorda, yapamıyorda, bir çayı da beceremiyorda. Ya bu doğru değil ki.

Sen de ki, bak bu normalde Türk çayı, bu Türk çayın demleme usulü, örnekliyorum şimdi bunu. Şöyledir suyunu kaynatırsın, üstüne çayını koymazsın. Neden? Çayını koyarsan yanar. Su kaynadıktan sonra içine çayını koy, hafiften bir yıka onu soğuk suyla. Ondan sonra üzerine sıcak suyu koy, altına da tekrar su doldur, koy. Demlensin orada. O su alttaki kaynayınca kadar o da dursun. Çünkü çabucak onu demlersen su kokar.

Çabucak onu demlersen o demini bırakmaz, lezzetini bırakmaz. 10 dakika o demlensin, 10-15 dakika sonra 10-15 dakikada içinde de iç. Bir Türk çayının içim saat demleme ve içimi yarım saattir. En fazla 45 dakikadır. Bitmiştir o çayın lezzeti bu kadardır. Çayı demleme. Bir başkasının başka usulü vardır. Ama benim bildiğim böyledir. Bunu normalde sen çayı demleyemiyorsun demektense çay böyle demlenir. Sen kahve yapmasın, çay demlenir.

Sen kahve yapmasını bilmiyorsun. Anlat kahve nasıl yapılır. Önce soğuk suyu, kahvesini koyacaksın, üzerine soğuk suyu koyacaksın. Sonra hafif orta ateşte kaynatacaksın. Bir taşım kaynattıktan sonra kahvesine göre o da. Dipek kahvesi ayrıdır, normal Türk kahvesi ayrıdır, çok kavrulmuş ayrıdır, az kavrulmuş ayrıdır, orta kavrulmuş ayrıdır. Bunların pişirilme özellikleri de farklıdır. Bunu anlat kardeşim.

Sen kalkıp da eleştirirsen, sen bunu yapamıyorsun dersen, eleştiriyorsun, öğretmiyorsun. Öğreteceksin. Neydi? Beşikten mezara kadar ilim. Beşikten mezara kadar öğreteceksin. Nefesin var mı? Var. Sen bunun nasıl olması gerektiğini biliyor musun? Evet. Nasihat edeceksin, öğreteceksin. Çocuklarla ilişkileriniz kopuyor. Çocuklarımızla ilişkilerimiz kopuyor. Sebeb eleştirmekten. Karı koca arasında ilişki kopuyor. Sebeb eleştirmekten.

Bu böyle yemekteyiz programında gibi. Şu yemekteyiz. Yok moda dünyası, yok ne giysem, yok ne yiysem. İnsanların ahlakını bozdu. Yok çorbanın tuzu olmamış. Yok bunun tadı böyle olmamış. Yok bu giydiğin olmamış. Eleştiriyor. Bir de onlar reyting uğruna acıbansız bir şekilde birbirlerini eleştiriyorlar. Bizim içimize bunu… Bir de ne diyorlar? Eleştiriye açık olacaksın. Nasihata açıkım kardeşim, eleştiriye değil. Ben nasihata açıkım.

Ben Kur’ân ve Sünnet’a açıkım. Ben eleştiriye açık değilim. Bu hak nereden doğdu sana? Bana eleştirme hakkı sana nereden doğdu? O eleştiriye kapıyı aralarsan adam küfür ediyor sana. Adam hakaret ediyor. Biraz böyle küfür ediyorlar sosyal medyada. 130’un üzerinde dava oldu benim. Küfür ediyor adam, hakaret ediyor. İçinde imamlar da var. Bildiğin imam. Bildiğin diyanette imam. Küfür ediyor adam. Duruyorsun.

Ya nasıl bir dünyada yaşıyoruz diyorsun ya. Neredeyse Twitter’da yayınlayacağım imamların küfürlerini. İmam bunlar. Bunların arkasında namaz kılıyor insanlar. Bunlar Diyanet Teşkilatı’nın imamı. Küfür ediyor adam. Hakaret… Hakareti kabulleneceğim ya. Küfür ediyor. Diyanet edepsiz önce. Sebep? İmamın meydanda eğit ya imamını. Eğit. Bir imam küfür eder mi bir Müslümana ya? Küfür ediyor. Hakaret ediyor. Onu hak görüyor kendine. Onu hak görüyor.

Eleştirmeye hak görüyor adam kendine. Nasihat etmiyor. Doğruyu anlatmıyor bize. Doğruyu anlat canım kardeşim bize. Onu söylemiyor. Çocuklarınıza da söylemiyoruz. Eşlerimize yapmıyoruz. Habire biz habire eleştiriyoruz. Habire eleştirip hakaret ediyoruz. Biz eleştirelim. Hakaret ediyoruz. Biz eleştirmek, hakaret etmek, küfür etmek bize hak. Öyle olduk. Allah bizi affetsin. Selamun aleyküm.

Bir insan sürekli bilgiye açık halde olan, bunun için hevesli olan ve Allah için koşan kişi haline nasıl gelecek? Bu ben…


Bilgiye Koşan Kişi Hâline Nasıl Gelinir? — Mustafa Özbağ’ın İlk Okuduğu Kitaplar: Gölpınarlı’nın Mesnevî’si, Ahmed er-Rıfâî’nin Hak Yolcusunun Düstûrları ve Onların Âlemi, Buhârî, el-Fetâvâ’l-Hindiyye

sûfî bir dünyanın içerisinde olduğumdan dolayı buna aşıklıkla bağlıyorum ben. bir kimse öğrenmeye aşıksa o kimse öğrenmeye, bilgi edilmeye, yeni bilgiler edilmeye koşacak o kimse hep. Siz bildiklerinizle amel ederseniz Allah size bilmediklerinizi öğretir Âyet-i Kerîme. O zaman biz bildiklerimizle amel ederekten bilmediklerimize doğru koşacağız. Bunun için nereden nasıl başlamak gerekiyor?

Bilginin bizde kemalete ulaşma noktasında aşamaları var mıdır varsa nereden nasıl başlamamız gerekiyor? Ben yine bunu sufice söyleyeceğim. ben belki de o yaşa kadar dini yaşamamıştım hiç. Dinini yaşamadığımdan dolayı dinin ne olduğunu da bilmiyordum. bazen anlatıyorum ya ilk okuduğum kitaplardan birisi abimin mesnevisi vardı. Gölpınarlı’nın çevirisi. Hâlâ da durur o bende. Bir de Ahmet’e Rıfâî Hazretlerinin Hak yolcusunun distürüleri vardı.

Bir de Ahmet’e Rıfâî Hazretlerinin Onların Alemi vardı benim ilk okuduğum kitaplar bunlar. Sonra Buhârî, sonra el-Fetâvâ’l-Hindiyye’ye, sonra benim okuduğum kitapları söylüyorum ben ilk başlangıçta. Bunları ben okumaya başlayınca böyle bir okuma, böyle bir öğrenme, dini öğrenme, aynı zamanda da yaşama şeyi başladı. İsteyi, şevki. Allah’ı zikre öğrendim onların aleminden. Başladım kendi kendime Allah’ı zikretmeye.

Ondan sonra Şeyh Efendi ile karşılaştım, tanıştım. Bu bende devam etti. Ben bunu biliyorum. O yüzden ben hep kardeşlere derim, hadis okuyun, fıkıh okuyun. dininizin ilk önce temelini öğrenin. Tefsir okuyun, dininizin temelini öğrenin. Ve o dini yaşamaya çalışın. Bir de biz bir sûfî topluluğuz ya, bir de üstadımız var. ben en büyük benim sağlam durduğum yerler, üstadıma sımsık yapışmaktı. ben hiç gözümü başka bir yere çevirmedim hiç.

Kur’ân, Sünnet ne emrediyor, üstadım ne söylüyor, ben ona gözümü diktim. Kendimce, şimdi tabi böyle geriye yönelik analiz ettiğimde kendimi o noktada çok böyle sıkı ve disiplinli tutmuşum. Cenab-ı Hak’a hamdolsun ben Kur’ân, Sünnet dairesinde tanıştıktan sonra kolay kolay bile bile böyle haram işlememe gayret ettim. Üstadımın çizgisinden ayrılmamaya, onun elini bırakmamaya gayret ettim. Herkes çok şey söyledi, benim üstadım hakkında da söyledi.

Ben böyle bir iki ilk önce böyle baktım, benim yanımda çok rahat eleştiriyorlar, söylüyorlar. Biraz bayındırılık var, böyle kocebeylik var, böyle bizde biraz biçahımız keskin, suyumuz sert. Bir iki kişiyi ben böyle çarpıverince, herkes durdu benim yanımda kimse üstadımı da eleştiremedi, beni de yolumu da eleştiremedi. Öyle sıkı bir şekilde şeyhim vefat edince kadar, Cenab-ı Hak’a hamdolsun biz yolumuzda durduk.

Şeyhim vefat ettikten sonra da yola devam ettik biz. Sonuçta şahıs perestlik yok usufilik yolunda. Son nefese kadar Allah’ı sevme, Resulünü sevme, Kur’ân ve Sünnet yolunda yola revan olma, devam etme var. Böyle şekilde ben kendimce kendi halimi biliyorum. Ben bu hali anlatabilirim size. Yaşadığım şey buydu. O yüzden nereden başlamak gerekiyor dediğimde ben kendi başlangıç noktamını söylerim size.


İnsan Bilgide Fânî Olabilir mi? — Allah’ta Fânî Olmak, Resûlullah’ta Fânî Olmak, Üstâdda Fânî Olmak; Üç Sevgi: Allah’ı Sevenin, Allah’ı Sevdirenin, Allah Sevgisi

İnsan bilgide fâni olabilir mi? İnsan Allah’ta fâni olsun. İnsan Allah’ta fâni olursa bilgisi gelir zaten. Bütün insanların handikaplarından birisi bu. Bilgiyi öğrenmek, yaşamak içindir. Hele bu din ise din yaşanmak için öğrenilir. Yaşadığınız müddetçe o bilgi sizde anlamlıdır, önemlidir. Eğer yaşamıyorsanız o bilgi sizde bu kadar anlamlı ve önemli değildir. Kitap yüklü eşek olursunuz. O yüzden bilgide fâni olma değil, Allah’ta fâni olmayı.

Ben sufice düşünürüm. Ben peygamberde fâni olmayı düşünürüm. Ben Allah’ta fâni olmayı düşünürüm. Ben üstadımda fâni olmaya düşünürüm. Benim düşüncem bu olur. O yüzden üç sevgi vardır ya Allah’ı sevenin sevgisi, Allah’ı sevdirenin sevgisi, Allah sevgisi. Ben bu üç sevgiyle hemhal olmaya çalışırım. Ben Allah’ımı severim. Ben Allah’ı seven olarak en yüksek derecede Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerini bilirim.

Ben Hazret-i Muhammed Mustafa’yı severim. Allah’ı sevdireni sevmek. ben üstadımı severim, üstadları severim, pir efendileri severim. Neden? Onlar Allah’ı sevdiren zâtlardır. Allah’ın veli kimseleri onlar görüldüğünde Allah hatıra gelir. Onlar bakıldığında onlara bakıldığında Allah hatıra gelir. Onlar normalde sözleri dinlediğinde Allah hatıra gelir. Onlar Allah’ın velileridir. Onlara bu dünyada da ahirette de korku yoktur. Ben onlara bakarım.

O yüzden normalde eğer birisini dinleyeceksem Allah’ın veli kulunu dinlerim. Birini takip edeceksem Allah’ın veli kulunu takip ederim. Ben Kur’ân ve Sünnet’e bakarım. Benim durduğum nokta bu olur. O yüzden bilgide fâni olma değil, benim yolum oydu. Ben üstadım da fâni olmayı, ben Resûlullah’a sallallâhu aleyhi ve sellem de fâni olmayı, ben Allah’ta fâni olmayı yeğlerim. Selamünaleyküm hocam. Rabbime şükürler olsun ki haftaya daha kavuşturdu.

Bize kıymetli hocam,…


Zekiye Kızdeşin Aile Borcu: Mustafa Özbağ’ın Sabah Duâ Sırrı — 7 İhlâs-Fâtiha (Peygamberlere, Pîr Efendilere, Velîlere, Alacaklı-Borçlulara) ve 7 Âyetülkürsî (Sağ-Sol-Ön-Arka-Alt-Üst-İç)

ailemin borcu var. Ticaretle uğraşıyorlar. O yıldan beridir de borcumuz bir türlü bitmedi. İşler bir türlü toparlanıp yoluna gitmedi. Allah Azaz için dua eder, dua bekleriz. Bizim için de maddi manevi kendi şahsım için de dua ediyorum. İstiyorum. Adım Zekiye. Allah yardımcınız olsun. Cenab-ı Hakk’ın ineniz olsun inşallah. Kolay değildir borçla uğraşmak. O yüzden her sabah kalktığınızda ben de çok büyük bir borcun altında kalmıştım.

Ben her sabah işe giderken kendimce üçü ihlas bir Fatiha peygamberlere, üçü ihlas bir Fatiha pir efendilere, imanlara, üçü ihlas bir Fatiha velilere, üçü ihlas bir Fatiha borçlu olduğum kimselerin ruhaniyetine, üçü ihlas bir Fatiha alacaklı olduğum kimselerin ruhaniyetine, üçü ihlas bir Fatiha benimle irtibata girecek olanların ruhaniyetlerine her sabah böyle okurdum. Allah’a dua ederdim. Ya Rabbi borçlu olduğum kimselere benim borcumu ödet.

Onlara selametlik ver. Benim üzerime fazla yüklenmesinler. Alacaklı olduğum kimselerin işlerini âleyle onlar bana borçlarını ödesinler. Benimle iş yapacak olanlara bir rahatlık, bir güven ver. Benimle iş yapsınlar. Ben de onlarla iş yapayım. Ben de borçlarımı ödeyeyim diye her sabah dua ederdim ben. Bunu böyle oldu bitti gitti geçti hepsiyle şimdi. Ondan sonra yedi tane ayet-ül kürsü okurdum.

Saman, masuluma, önüme, ardıma, altıma, üstüme, yedincisini içime. Allah’a yalvardım. Beni ne aldatanlardan eyle, ne aldananlardan eyle diye. Cenab-ı Hak’a hamdü sena olsun. Rabbim lütfetti, ikram etti, ihsan etti. Bir milyon dolar borç edelim kısa bir zaman içerisinde. Sonra Cenab-ı Hak geçinecek kadar, yaşayacak kadar malumulik de verdi hamd olsun. Şu anda Allah’a binlerce şükür borçlardan kurtulduk. Hala da çalışıyoruz.

Ticaretimize devam etmeye çalışıyoruz. Allah herkese ihsan eylesin. Allah herkese imdad eylesin. Borçlu yaşamak, borçlu bu dünya üzerinde yürümek kadar insana zul gelen, ağır gelen bir şey yok. Benim bildiğim bu. Allah hiç kimseyi borçlu yaşatmasın. Cenab-ı Hak bütün ümmeti Muhammed’e borçlarını ödesin inşallah. Değerli hocam…


İş Yerinde Huzürsuzluk ve Korku: Dostluğun İşini Yaptığın Müddetçe Selâmet Bulunur

iş yerimde huzur içinde ve selametle çalışmam için de dua istiyorum. Senden kendimi huzursuz ve korku içinde hissediyorum. Allah selametlik versin. Cenab-ı Hak gönlüne genişlik versin. Sen dostluğun işini yaptığın müddetçe inşallah selametliği bulursun. Allah yardımcınız olsun. Selamünaleyküm hocam üzerinize afiyet.


Uzun Yıllık Sedef Hastasının Kovid-Rüyâsı: Beyaz Güvercin Başına Konup Sedefleri Yiyor, Bismillâh Risalesi ile Selfie

COVID oldum. Rabbim tüm hastalara şifa versin. Ben uzun yıllardır Sedef hastasıyım. Oraya şu an kullanmadığımız eski evimizin bir odasındayım. Beyaz bir güvercin başıma konuyor. Saçımın dibindeki Sedefleri yiyor. Duvarda çerçeveyi içerisinde parlament muhafesi zemin üzerine kuş risaleli bağışlıkta bir yazı var. Ben de cep telefonuyla selfie çekip hem başımın üstündeki kuşu hem de duvardaki risaleli aynı karı içine almaya çalışıyorum.

İnşallah Cenab-ı Hak hastalıklarınıza, sıkıntılarınıza şifa verecek. İnşallah Cenab-ı Hak sizi müjdelendirecek. Rabbim müjdelendirdiği kullarından eylesin inşallah. Selamun aleyküm cümleten.


Allah Aşk İçin Yarattı, Nefis İsyankâr: “Ben Dedi Biziz Diyemedi” — Evrim Saçmalığına Karşı Tövbe-Zikir

Allah aşk için yarattı insanı. Nice peygamberler nice evliya veli gönderdi. Bizlere nefsi yarattı. İsyankar ahası olarak nefis. Ben dedi biziz diyemedi. Ben can dedi canan diyemedi. Bu yüzden ne yapmalıyız? Allah aşkına ulaşmak için. O her yerde biz ona ulaşamayız. Ama o bize ulaşır. Siz ne dersiniz bu konuda? Bu günah bataklığında? Allah sürekli yatıyı yaratıyorken evrim saçmalığına hâle inananlar var. Allah razı olur inşallah. Biz tövbe ederiz.

Allah’ı zikrederiz. Allah’a yaslanır. Allah’a dayanırız. Böylece de nefsimizle mücadelede de Allah’tan yardım diler. Hayatımıza devam ederiz. Selamünaleyküm hocam. Hayırlı yayınlar dilerim.


Manavgat’tan Çetin İnanç: Kız Çocuğun İsmi ve 2 Metre Önüne Düşen Şimşek Tâbîat Olayı

Ben menavgatan Çetin İnanç. Hocam bir hafta önce kızımızı elimizde aldık hayırlısıyla. Doğunca ismini vereceğim demiştiniz. Bir de iki günce çalıştım yerde yağmur fırtına ve çokça gök gürültüsü vardı. O esnada ben ihlas felak nasıl ayetler, Kürse ayetleri okumak için bir şey söylemiştim. Sonra birden şimşek iki metre önüme düştü ve ben o şimşek görüntüsünü gördüm ve çok korktum. Bu neyin işareti? Tabiat olayı başka bir şey değil.

Çetin Allah kızına da mübarek eylesin inşallah. Rüyanızda gördüyseniz bir isim ama annesi ama sen rüyanızda gördüğünüz ismini koyabilirsiniz. İnşallah. Allah’ın izniyle bir şey söylemiştir. Selamun aleyküm sizden…


Ma’nevî İlme Sâhip Olmayı İstemek Edepsizlik midir? Allah’tan İnâyet ve Velî Sevgisi İsteme Usulü

manevi ilme sahip olmayı istemek edepsizlik olur mu? Olmaz. Sizde ilim talebinde nasıl bulunmam gereken? Allah’tan inayet isteyin, yardım isteyin. Sizden inayet isteyin. Allah’ın izniyle bir şey söylemeyin. Allah’ın izniyle bir şey söylemeyin. Allah’ın izniyle bir şey söylemeyin. Allah’ın izniyle bir şey söylemeyin. Allah’sından inayet isteyin, yardım isteyin. Cenab-ı Hak’ın kendisini size tanıtmasını isteyin.

Allah sevgisini, Resûlullah sevgisini ve li sevgisini isteyin. İnşallah o yolda yürüyün. normalde siz bildiklerinizle amel ederseniz Allah siz bilmedikleriniz yövretir diye vahut etmiş. Siz bildiklerinizle amel etmeye gayret edin. İnşallah Cenab-ı Hak kalbinize ilham eylesin.


Bir İnsana Musallat Olunduğunu Nasıl Anlaşılır?

Bir insanla musallat olduğunu nasıl anlarız? Bir kimse kendisi anlayabiliyorsa kendisi anlayacak kendisi anlamıyorsa yapacak bir şey yok. Allah iyi eylesin inşallah. Artı otuz iki belçika. Geceniz hayır olsun elinizden öpüyorum sezer. Aleyküm selam Allah razı olsun. Sohbette…


Belkıs’ın Tahtı ve Süleymân Aleyhisselâm’ın Hazinesi Kudüs’te mi? — Mossad-Şinbet-M16-KGB ve Mehdî-i Resûl’ün Kutsal Emânetleri: Âdem’in Gömleği, Mûsâ’nın Asâsı, Süleymân’ın Yüzüğü, Peygamber’in Sancağı ve Kılıcı; 33 Yalancı Mehdî

Belkıs’ın tahtından bahsettiniz. Bu taht ve Süleymân Aleyhisselâm’ın hazinesi nerededir? Ne yapacaksınız? Gidip hazineye mi konacaksınız? Mossad da Süleyman’ın hazinesini araştırıyor zaten. Onun hazinesine konmak için uğraşıyorlar. Hatta siyahiyeye ortaklık teklif ediyorlar. O yüzden Kudüs’ü başkent yapıyorlar kendilerince. Çünkü Süleymân Aleyhisselâm’ın hazinesinin Kudüs’te olduğunu düşünüyorlar.

Kudüs’ü bütün yerle yeksan edecekler, yıkacaklar Süleyman’ın hazinesini bulmak için. Çünkü Süleyman’ın hazinesinde bir şey var. Bütün dünyanın hayatını değiştirecek bir olgu var orada. Asıl mesele bu. Asıl sır bu sahne. Asıl bir şey. Asıl bir şey. Asıl bir şey. Asıl bir şey. Asıl bir şey. Asıl bir şey. Asıl bir şey. Asıl bir şey. Asıl bir şey. Asıl mesele bu. Asıl sır bu zaten. Bunu normalde tespit ettiler kendilerince.

Bunu o Süleymân Aleyhisselâm’ın hazinesini bulduklarında bütün dünyayı hükmedeceklerine, bütün cinni ve şeytan taifesini hükmedeceklerini düşünüyorlar. Ama bu hazineyi onlar bulamayacaklar. Onu da söyleyin. Bunlar kitabi bilgi değil. Öleceğim gideceğim ben. Allah’ın verdiği bilgiyi, ilmiği saklayacak değilim. Bu Süleymân Aleyhisselâm ve Kârûn’un hazinesini bulacak olan Mehdî-i Resûl.

O yüzden normalde bu pis Yahudiler ve bu Evangalistler onu bulamayacaklar. Onu Mehdî Aleyhisselâm’ın hazinesini ve Süleymân Aleyhisselâm’ın mührünü Mûsâ Aleyhisselâm’ın asası Mehdî Aleyhisselâm’ın eline geçecek. Bu normalde şu anda Süleymân Aleyhisselâm’ın yüzüğü kayıp, Mûsâ Aleyhisselâm’ın asası kayıp, Âdem Aleyhisselâm’ın cennetten çıktığı gömlek kayıp.

Bu gömlek hem İbrahim’in üzerinde ateşe atıldığında vardı hem de Yusuf kuyuya atıldığında vardı. Bu gömlek de kayıp. Şimdi Süleyman Mehdî’a Resul hem Âdem Aleyhisselâm’ın üzerinden tüylerim diken diken oluyor. Hakkınızı helal edin. Hem Âdem Aleyhisselâm’ın cennetten çıkarken üzerindeki gömleğini Mehdî Aleyhisselâm ona ulaşacak. Hem Süleymân Aleyhisselâm’ın yüzüğüne ulaşacak hem Mûsâ Aleyhisselâm’ın asasına ulaşacak.

Hazret-i Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinde sancağını alacak. Dikkat edin buraya. Ve onun kılıcını alacak. Kutsal emanetler bunlar. Bunlar bir zatın üzerinde toplandığında o Mehdî Aleyhisselâm’dır. Onun zaten adı Hazret-i Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinden olacak. Annesinin adı Hazret-i Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin.

Annesinin adı babasının adı da Hazret-i Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin babasının adından olacak. Geri kalan hepsi de kendini Mehdî zannediyor. Zannediyor. Bir rüya görüyor, bir hal görüyor kendini Mehdî zannediyor. O yüzden mehtiliğini ilan ediyor veya etrafındakileri ilan ettiriyor. Bunların hepsi de 33 tane yalancı Mehdî. Bunlar çıkacak. Böyle bir 33 söylemişler bu 330 de olabilir. Bu 3300 de olabilir tarih boyunca.

Bunların hepsi de yalancı Mehdî. Mehdi çıktı dediğinizde tekrar söylüyorum. Bunun altını çizin. Bunu gelecek nesillere anlatın. Bunu çocuklarınızı anlatın. Bunu torunlarınızı anlatın. Tekrar söylüyorum. Âdem Aleyhisselâm’ın cennetten çıkarken üzerindeki gömleği, İbrahim Aleyhisselâm’ın ateşe atıldığındaki üzerindeki gömleği, aynı gömlek çünkü o. Ve Hazret-i Yusuf’un kuyuya atıldığı üzerindeki gömlek. Gömlek Mehdî-i Resul’ün üzerinde görünecek.

İki neden ona tanktır, toptur, tüfektir, silahtır, kurşundur, hiçbir şey işlemeyecek. Çünkü deccal ve avanesi ona savaş açacak. İkincisi ne? Süleymân Aleyhisselâm’ın yüsü. Çünkü Süleymân Aleyhisselâm’ın yüsünde iksir var. Onun yüsünde sır var. O yüsü kim parmağına takarsa bütün gizli ilimlerin cemi, hatemidir diyor ya Süleyman’daki ilim, Hazret-i Mevlânâ. Bütün bu manevi ilimler, bütün hepsi de Mehdî-i Resul’e geçmiş olacak.

Bunlarda şimdi velilerde çok az bir kısmı var. Bu veliler, bu çok az bir kısmı görünce sarhoş oluyorlar. Kendilerine Süleyman’ın ilmi verildiği zannediyorlar. Doğru değil, eksiksiniz, nakıtsınız. O yüzden Süleyman’ın ilmi yüsükte. O yüsük Süleymân Aleyhisselâm’ın elindeki yüsük Mehdî-i Resul’üne geçecek.

Ve bütün bu manevi gizli ilimler olarak bilinen şeytana hükmetme, cinilere hükmetme, varlıklara hükmetme, madenlere hükmetme ve Süleymân Aleyhisselâm’ın asıl hazinesi o zaten. O zaman Süleymân Aleyhisselâm’ın o kendi mabedinin dibine koymuş olduğu o hazine o yüsükle bağlantılı. O yüsük bir parmağa geçtiğinde o zaman oradaki hazine bütün her şey ifşa olacak. dünya cennette olacak. Ve ardından Mûsâ Aleyhisselâm’ın asası.

Çünkü bakın bir mürşid-i kamile manevi olarak verilen bunlar böyle silahlardır. Bir mürşid-i kamile manevi gömlek giydirirler. Bir mürşid-i kamile manevi yüsük verirler. Bir mürşid-i kamile manevi asa verilir. Bir mürşid-i kamile bu noktada Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sancağı verilir. Bir mürşid-i kamile Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kılıcı verilir. Kuşandırılır bununla.

Ama bunlar rumuzdur hepsi de. Bakın rumuzdur. O yüzden o kimse de kendi kendine zaten mürşid-i kamilse havalanmaz zaten bu tip şeylerden. Ama bunun gerçeğini ve hakikatini manen görür mü? Evet. Süleymân Aleyhisselâm’ın yüsüğünün manen hakikatini görür mü? Evet. Evet. Mûsâ Aleyhisselâm’ın denizi yardığı asasının hakikatini görür mü? Evet. Âdem Aleyhisselâm’ın giydiği elbisenin hakikatini görür mü? Evet.

Hazret-i Muhammed Mustafa’nın manevi sancağını görür mü? Evet. Hazret-i Muhammed Mustafa’nın manevi kılıcını görür mü? Evet. O yüzden ben kızdan bahsettik. Süleymân Aleyhisselâm’ın hazinesi nerededir dedik. O yüzden Süleymân Aleyhisselâm’ın hazinesini arıyor Musad ve Sihaye’nin Evangalist takımı. Ondan sonra yanlarına İngiliz M16’u da alıyorlar. Hatta bazen Rus KGB’yle de birleşiyorlar. Böyle onların kendilerinin medyumları var.

Onlar da kendilerini sattılar. Onlar da uğraşıyorlar ama Cenab-ı Hak onları buna bahşetmiyor. Evet. Evet. Hatta Müslümanlardan birkaç kişi bu son 15-20 yıldır devşirdiler bu tip işleri bilen şeyden, Mısır’dan, Yemen’den kimseler aldılar. Onlar da kendilerini sattılar, onlar da uğraşıyorlar ama Cenab-ı Hak onları buna bahşetmiyor. Evet. Zikirlere katılıp günlük vidimi çekmeye çalışan biriyim fakat zaman zaman…


Âdet Dönemlerinde Şehvetin Yükselmesi ve Cinnî Tâifesiyle İrtibâtı: Evlenme-Oruç-Zikir Tavsîyesi

şehvetimin yükseldiği zamanlarla genellikle âdet dönemlerinde olduğunu fark ettim. Bundan sakınmanın yollar neler, nedir cinni tayfesiyle alakası olur mu? Hızla evlen. Evlenebiliyorsan. Evlenemiyorsan oruç tut. Allah’ın zikredi. Selamünaleyküm. Allah’ın rahmeti, selameti, bereketi, afiyeti üzerinize olsun. Sorum şu, namazın içindeyken,…


Secdeden Kalkarken Ayakların Yerle Temasının Kesilmesi: Mekrûh mudur?

secdeden kalkarken dizlerim yere temas ediyor ama bazen ayaklarımın teması yerden kesiliyor. Endişem var. Acaba mekruh bir şey mi yapıyorum? Hakkınızı helal et. Secde, Allah’ı zikredecek, Allahu Ekber diyecek kadar veya Subhanehu ve Rabbil Alâ diyecek kadar iki el, iki diz, iki ayak bir şekilde yere değmesidir. Değdiği zaman mesele biter. Efendim, saygılarımla benim senin…


Üç Kişilik Üzülmüş Kadının Duâ İsteği: Kâbe’de Gezen Rüyâ ve Beyinin Dinlememesi

sıvama çok ihtiyacım var. Evde üç kişi, oğlum, beyim beni çok üzüyorlar. Zaman geliyor ağlamakla geçiyor zamanım. Bir de dersimi gücüm yettiği kadar yapayım. Ne kadar doğru. Kâbe’de geçen hafta rüyamda Kâbe’de gezerken olduğunu gördüm. Çocuk rahatsızlamam, beyim dinlemiyor, onu anlamak istemiyor saygılarımı. Allah muvinin olsun inşallah. Zikrini çekmeye gayret et. Herhalde duağına olacaktı sıvama diye yazdı galiba. Allah muvinin olsun inşallah.


Hz. Mevlânâ’nın Semâ’ı ile Bayezîd-i Bestamî’nin Şeyh Et’ırafında Tavafı: Kur’ân’ın Zâhir-Bâtınını Reddetmez

Hazret-i Mevlânâ’nın Sema etmesiyle Bâyezîd-i Bestâmî’nin bir şeyhin etrafında tavaf etmesi birbirine çok benzeyen olaylar. Mevlânâ kendini Kâbe olarak gördüğü için mi Sema etmiş olabilir mi? Hayır. Hazret-i Mevlânâ asla kendini Kâbe olarak görmedi. O yüzden Sema etmek Hazret-i Mevlânâ’nın da kendisinin başlattığı bir öğreti ve kültür değil. Sema ademden itibaren var olan bir âşıkların ritüeli.

Hazret-i Mevlânâ Kur’ân’ın bâtın manasına göre hareket etmemizi tavsiye ediyor. Kur’ân’ın zâhirine bakmayın diyor. Hazret-i Muhammed Kur’ân’ın zâhirine göre hareket ediyorsa Hazret-i Mevlânâ neden öyle söylüyor? Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hz.’e zâhiri reddetmez ama bâtının da göz önünde bulundurur. Benim bildiğim o. O yüzden zâhiri reddetmek yok. Selamun aleyküm…


Eşim ve Çocuklarımın Dini Sevmesi İçin Ne Yapmalıyım? — “Öyle Bir Din Yaşa ki Hayran Olsunlar”

eşimi ve çocuklarımın dine yaklaşma için sevmesi için ne yapmalıyım? Sen öyle bir din yaşa ki insanlar senin yaşamış olduğuna o dine hayran olsunlar. Selamun aleyküm. Ticaret yapıyorum. Para ihtiyacım olduğu zaman eşten dosttan istemek yerine…


Devlet Bankasından Kredi Almak — İslâm Hukûku’nun Olmadığı Yerde Devletle Faiz Meselesi

devlet bankasından kredi alıyorum. Burada haram durumu nedir, ne tavsiye edersiniz? biz kalkıp da birisine kredi çek, kredi al diyemeyiz. Ben böyle bir şey söylemem ama İslam hukukunun olmadığı yerde bir kimsenin devletle veya hukukunda faiz olmaz. Selamun aleyküm…


Çocuklara Hacâmet Ne Zaman Yapılır? — Rahatsızlık Varsa Yâş Sınırı Yok

çocuklara en erken ne zaman hacamat yapılması uygundur? Bebeklik döneminde kullanılan ilaçların olumsuz etkilerinden arınmak için hacamat yapılır mı? Bu noktada ben hacamat hadislerinde çocuklara şu yaşta hacamat yapılır, bu yaşta yapılmaz diye bir şey okumadım. Bir rahatsızlık varsa çocukların üzerine, bir rahatsızlık varsa rahatsızlıklarına göre hacamat yapılabilir diye düşünüyorum. Selamun aleyküm. Bu…


Kâfir Cinnilerin Ev İçinde Gezmesi, Odadan Odaya Korku ve Eş Yönünden Tesettür Sınırları

kâfir ciniler evin içinde gezerler mi? Gezerler. Normalde ben odadan odaya geçerken çok korkarım, tek namaz kılmamam. Bununla ilgili ne tavsiye edersiniz? Korkaklığın şerrinden Allah’a sığınırız demiş Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem. Bir de bayanlar tesettürlerine dikkat etsin dediniz. Bu evin içinde de geçerli mi? Ya normalde evin içerisinde de insanlar kendilerince eğer kocaları yoksa evde kendilerine dikkat etsinler.

Ama kocalarına karşı tesettürsüzlük söz konusu olur. Selamun aleyküm.


Sudan’daki Dergâhta İlim Gören Talebelere Yardım Ulaştırmak: İşin İçinde Para Olunca Mesafe

Sudan’daki dergahta ilim gören talebelere maddi olarak destek olmak istiyorum. Bu noktada oraya nasıl yardım ulaştırabiliriz? Bunu ben soramadım. Böyle şeylere de çok girmek istemiyorum. Çünkü işin içerisinde para olunca böyle bu tip şeylere girmek istemiyorum. Ama bu konuda da bir şey yapmak istemiyorum. İrtibata girerse olmazsa o mühendisin telefonunu ona vereyim. Onunla görüşsün inşallah.

Ama bu banka hareketleri nasıl oluyor nasıl gidiyor onu bilmiyorum. İnşallah bakarası çözmeye çalışırız. Selamun aleyküm.


Aşık Olan Nasıl Olur? — Bir Aşık Bulup Peşine Takılarak Aşıklığı Öğrenmek

Aşık olan nasıl olur? Bir bilsem ben de öyle olmaya gayret edeceğim ama. sen Hazret-iPir diyor ya sen bir aşık bul diyor. Bir aşık olmak için bir aşık bulmak lazım. O aşığın peşine takılmak lazım. O aşıklıktan aşıklığı öğrenmek lazım inşallah.


Yurtdışında Kâfir Cinnilerin Çokluğu ve Türkiye Şehirlerinde-Mahallelerinde Artması: Abdest-Zikir ve Fuhûş Mekânlarından Uzaklık

Yurtdışında kafir cinlilerin çok olduğunu bir sohbetinizde söyledim. Devamlı abdestli dolaşmaya gayret edecekler. Devamlı zikirullahla hemhal olmaya gayret edecekler. O yüzden fuhuşun açık yapıldığı yerlerden böyle açık açık her şeyin yapıldığı yaşandığı yerlerden uzak duracaklar. Şimdi artık böyle yavaş yavaş nasıl söyleyeyim bizim ülkemizin bazı şehirlerinde de kafir cinliler fazlalaşmaya başladı. Bazı mahallelerde fazlalaşmaya başladı.

Zaman zaman değişik şehirlere değişik mahallelere gittim de bunu hissediyorum, görüyorum. O yüzden yurtdışı ile ülkemiz arasında çok fazla bir fark kalmamaya başladı. Dikkat etmek lazım. Bir bayanın…


Eşinde Şüpheli Değişim Hissedilince: Kur’ân-Sünnet’ten Uzaklaşma Kâfir Cinnî Etkisinin İpucu

eşinde öyle bir şeyden şüpheleniyorsa ne yapabilir? o zaman o… eşler birbirlerine kimden şüpheleniyorlarsa dikkat edecekler. Eğer mesela bir kimse Kur’ân ve Sünnet’i yaşarken birden Kur’ân ve Sünnet’ten uzaklaşıyorsa, kafir cinlilerin etikisinde kalmış olabilir. Onun üzerine okumak lazım.


Her Şeyi Büyü ve Cinnî’ye Yüklemenin Yanlışlığı

Her şeyi de büyü ve cinlileri yüklemek ne kadar doğru? Bu çok büyük bir sıkıntı zaten. böyle her türlü olumsuzluğu büyüye yüklemek, kafir cinlileri yüklemek, sanki onun hiçbir dahli yok, onun hiçbir suçu yokmuş gibi hareket etmek doğru değil.


Kızıma-Oğluma Büyü Yapıldı İddiası: “Hiç Birisine İnanmam” ve Bunları Anlatan Kimseleri Dinleme Meselesi

Misal kızıma, oğluma büyü yapıldığın için böyle davranıyor diye söylüyorlar, ne kadar doğru? Hiçbirisine inanmam. Hiçbirisine inanmam. Hiçbirisine inanmam. Hiçbirisine inanmam. Hiçbirisine inanmam. Bunları çok anlatanları dinlemek ne kadar doğru? bazen burunumuz kısıyor, biz de dinliyoruz. Allah iyilsin inşallah. Ben…


Telefon Alarmi ile Sabah Uyanma: Duâ ile Kalkınca Allah Sorgu-Suâl Eder mi?

telefonun alarmı ile sabah namazına kalkınca uyku sersemi oluyor. Muhabbesi alırken gözüm yanıyor, kendime gelmem 10 dakika falan sürüyor. Ama alarm kurmadan sadece duruyorlar. Sadece dua ederek yattığımda sabah namazı vakti içinde birden gözüm açılıyor. Sanki hiç uyumamış gibi dinç olarak yataktan direkt kalkıyorum.

Alarm kurmadan sadece dua ile kalksam, Allah uğraşmaz ama tabiri caizse, Allah bana niye alarm kurmadın da beni uğraştırdın gibi sorgu sual eder mi etmez. Sen dua et, yat sabah namazına kalk.


Sabahın Sünnetini Farzdan Sonra Kılma Şartı: Zaman Kalmazsa Câiz

Sabahın sünnetinin farzından sonra kılabilir miyiz? Sünnetin farzından sonra kılmak için zamanı kalmazsa yapabilirsin ama önce sünnetini kılmak dair.


Çorlu’da Dergâhımız Var mı? — “Hiçbir Yerde Dergâhımız Yok ama Kardeşlerimiz Var”

Çorlu’da derganız var mı? Bizim hiçbir yerde dergamız yok ama arkadaşlarımız kardeşlerimiz var. Çorlu’da da kardeşlerimiz var. Doktor…


Panik Atak Krizleri: Kendini Heder Etmeden Bazen Olurunu Bırakmak

panik atak krizleri yaşıyorsun dedi dua eder misin? Allah yardımcınız olsun, Rabbim hafaza eylesin inşallah. Kendi kendinizi heder etmeyin, bazen olurunu bırakın bazı şeylere. Hiç…


Rüyâ Görememe Endişesi: “İllâkî Rüyâ Göreceğiz Diye Bir Kayıt Yok”

rüya göremez oldum bilerek bilmek kusur işte. Allah beni affetsin, Allah cümlemizi affetsin. İllaki rüya göreceğiz diye bir kaydı yok canım kardeşim. Aileme yazın yaptığımız…


Sezonluk İş Kışın Boş, Aileye Yük Olma Endişesi: Kendine İş Arayışı Tavsiyesi

sezonluk bir işimiz var. Kışın boş kalıyor, maaşlı sistemle çalışmanımız için ailemin eline bakıyorum maddi olarak. Çalışmakla ilgili ne yapmam gerekiyor? Hangi konular kriterim olmalı? Bu konuda net olamıyorum, bilgilendirir misiniz? Redüansı talibim. Normalde nasıl bir yol izleyeceğimi bilmiyorum, yol gösterir misiniz? Sımsık yapışmak eylem olarak nasıl olur? Önceki sohbetin sen kör cahil olduğumu öğrendin mi? Eylem olarak ne yapmam lazım?

Normalde şeyin bay bayan olduğunu bilmiyorum, ailenin ne iş yaptığını bilmiyorum. Ama böyle sezonluk iş yapıyorsa kendine bir iş bakabilirsin, kendine bir iş ayarlayabilirsin. Öyle de çalışabilirsin inşallah. Selamünaleyküm hocam. Yıllar önce gördüğüm bir rüyada…


Yıllar Önce Görülen Türbe Rüyâsı: “14 Sene Olsa Bile Gel” İstişâresi ve 14. Yıl

yaşlı bir dedenin yanında bir turbeye girdim. Küçük bir çocuktum, turbeye girer girmez yatakta gerçekten sıçradığımı hissettim. Onunla konuştum fakat cevaplar neyse etse ne yazılı alıyordum. Yanında kağıt kalem de vardı, benim yanına çağırdı. 14 sene olsa bile gel dedi, isim de verdi. Araştırdım, o ülkede aynı isimle olmasa da öyle bir yer olduğunu öğrendim. Bu yıl tam 14 yıl oluyor.

Sizce gitmeliyim, Rahman’ın bir rüya olduğunu nasıl anlamalıyım? Git, gitmeden anlayamazsın. Allah yardımcın olsun inşallah. Cenab-ı Hak muayenin olsun. Selamünaleyküm.


Köpeğe Dokunmak Abdesti Bozar mı? Şâfî-Hanefî Farkları ve Mezhepleri Öğrenmek İçin Kitap Önerileri (Ahmed Fikri Yavuz, Ömer Nasuhi)

Köpeğe dokunmak şafi mezhebinde abdest bozuyor fakat hanefi mezhebinde bozmuyor diye biliyorum. Yok, hanefide köpek necis. O yüzden abdesti bozar. Böyle benzer konuların farklılıklarına nasıl kararlaştırılıyor? Tam anlamıyla mezheplerle ilgili bilgileri nasıl var, hangi kitap okuyarak öğrenebiliriz?

Meslepten tarihi alıp okuyabilirsin ama önce bence sen bir küçük bir Ahmet Fikri Yavuz’un olabilir, Ömer Nasuh bilmenin olabilir, bir küçük ilmali kitabı al, önce onu oku, sana tavsiye. Selamünaleyküm.


Doğru Duâ Etmek: “Korkaklıktan Sana Sığınırım” mu “Beni Korkusuz Kıl” mı? — Ciğerini Yara Yara Spontane Duâ

Doğru dua etmek ile ilgili bilginize ihtiyacım var. Öncelikle bu soruların bir araya geçeceğimiz kelimelerde olumsuzluk olmamalı, tam net bir şekilde isteyin demiştiniz. Mesela korkaklıktan sana sığınırım demek yerine, beni korkusuz kıl mı demeliyiz? Bu durumlarda hadislerle nasıl dua etmeliyiz? Korkaklıktan Allah’a sığınan, sığının yazan bir hadis, nasıl duaya çevirebiliriz mesela?

Örnek, Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri dilinden dualar var hadislerde. Dua edebilirsiniz. Veyahut Kur’ân’ı Kerim’de dualar var, onları ezberleyip öyle dua edebilirsiniz. Ama bence bir kimsenin en güzel duası ciğerini yara yara spontane yapmış olduğu dua. Selamünaleyküm.


Verilen Oyların Sorumluluğu: İyileştirme İçin Tövbe

Verdiği oylardan sorumlu olduğunu bilmeyen kişi bu durumu iyileştirmek için bir şey yapabilir mi? Oy verenlere bu konuda ne tavsiye edersiniz? Tövbe edin. Allah tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Tövbe edelim inşallah. Selamünaleyküm. İki buçuk yaşındaki kızıma hâlâ bezi kullanıyorum. Kullanılmış bezi de banyoya koyuyorum. Bu sakıncalı mıdır? Evet. Birkaç gündür de yılanı hiç görmedi halde yılan diye korkup yanımıza geliyor.

Okuyun çocuğun üzerine. Selamünaleyküm.


Babam Test Pozitif Çıktı: Şifâ Duâsı

Babamın testi pozitif çıktı. Allah şifa versin. Allah yardımcınız olsun. Cenab-ı Hak muhineyiniz olsun inşallah. Cümle hastalara Rabbim şifa versin.


İslâm Köleliği Neden Yasaklamamıştır? — Yasakladı, Özgür İnsanı Köleleştirmek Büyük Günâh-ı Kebâir

İslam köleliği neden yasaklamamıştır? Zaman içerisinde yasakladı. İnsanı köleleştirmek yasak. Kim dedi. İslam köleliği yasaklaştırmadı diye? Yanlış biliyorsunuz. İslam insanları köleleştirmeyi büyük günah kebâri olarak gördü hem. O yüzden hür bir insana köleleştirmek büyük günah kebâri. Yapamazsınız. Bir…


Komşunun Getirdiği Yemek Artakalanını Dökmek İsraf mı? — İhtiyacı Olana Ulaştırma Tavsiyesi

komşumuz yemeğinin artakalanından getiriyor bize. Biz de yemeğe döksek israf günahı bize mi olur? Evet. Söyleyin, deyin ki özür dileriz hakkınızı helal edin. Bize bir daha yemek getirmeyin. Lütfen. Bir ihtiyacı olan kimseye götürün deyin. Çıkın işin içinden. Veya geldi, hiçbir şey söylemeyin. Siz de gidin ihtiyaçlı olan bir kimseye verin. Selamünaleyküm. Sorum şu. Bir müddetir…


Uykusuzluk Sorunu ve İlâç Tedavisi: “Gözde Büyütmeyin, Abdestini Al, Allah’ı Zikret”

yükü sızlık sorunu mevcut. İlaç tedavisi görmekteyim. Ne tavsiye bulunursunuz? Verebileceğiniz bir tesbihat var mıdır? Geceniz mübarek olsun. Allah’ı zikret. uykusuzluk o kadar çok kötü bir şey değil. Bunu kendinizce gözünüzde büyütmeyin. Böyle insanlar böyle küçücük şeyleri gözde büyütüyorlar, koşturuyorlar, ilaç alıyorlar. Bunları kabul etmiyorum. Abdestini al, namazını kıl. Allah’ı zikret. Yattığın yerde de Allah’ı zikret. Cenab-ı Hak uyutur.

Allah’tan uyutmayı ister. Selamünaleyküm.


Türkiye ve Dünyadaki Gelişmeler Üzerine Değerlendirme Talebi — Sohbetin Başına Havale

Türkiye ve dünyadaki gelişmeler üzerine değerlendirmenizi rica ediyorum. Canım kardeşim, sohbetin başında küçük bir değerlendirme fastı geçtik. O yüzden o fastı geçtik diyelim. Sohbetin başını dinlersen inşallah. Selamünaleyküm.


Çocuk Sahibi Olmak İçin Bitki Önerisi: Bilinmiyor

Çocuğumun olması için önerebileceğiniz bitki var mı? Bildiğim bir bitki yok. Selamünaleyküm. Bizim…


Câmimizin İmamı Sigara İçiyor: Kendisiyle Kılınan Namazlar Kabûl mü? — Diyânet Sigarayı Haram Kılmışken

camimizin imamı sigara içiyor. Cemaat ile kıldığımız namazlar kabul olur mu? İnşallah kabul olur. İnanılmaz. İnanılmaz. İnanılmaz. İnanılmaz. İnanılmaz. İnanılmaz. İnanılmaz. İnanılmaz. İnanılmaz. İnanılmaz. İnanılmaz. İnanılmaz. Ama söyleyin, Diyanet sigarayı haram kıldı. Diyanet sigarayı haram dediği halde imam nasıl haramı işliyor? İmama teblih edin. Selamünaleyküm. Bayındırdan sonsuz özlem, sevgi ve selamlar. Eyvallah.

Naime kardeş, herkese selam söyle inşallah. Burnumuzu da tutuyorsunuz. Geleceğiz ama bir türlü olmadı ya. Geleceğiz inşallah. Telefonumuza…


Telefona Tefsîr İndirmek İçin Tavsîye: Tefsîr-i Taberî ve Hadîslerle Kur’ân Tefsîri

tefsir indirmek istediğimizde tavsiyeniz hangi tefsir olur? Yunak’tan selamlar, sevgiler. Ve aleyküm selam. Tüm Yunak, Konya, bütün kardeşlere selamlar. Ya normalde benim tefsiri taberi benim hoşuma gidiyor. Bir de hadislerle Kuran tefsiri var. Hoşuma gidiyor. Nasıl söyleyeyim, zaman zaman elmalıya bakıyorum ama Elmalılı o kadar çok bakmıyorum. Genel olarak bu ikisinden faydalanıyorum.

Bu böyle biraz daha böyle o tefsir taberi çok eski bir tefsir zaten. O yüzden böyle bir siyasi korku, endişe, yönlendirme olmadan yazılmış tefsirlerden olarak kabul ediyorum. O yüzden onu daha fazla ondan faydalanıyorum. O da hemen hemen böyle hadislerle Kuran tefsiri gibi. o yüzden böyle o da taberi tefsiri de böyle işte bir ayeti, ayetle alakalı hadis varsa veyahut ilk sahabelerin sözleri varsa öyle açıklamaya çalışıyor.

O yüzden o ikisi hoşuma gidiyor. Bilhassa tefsir taberi hoşuma gidiyor. Sonra hadislerle Kuran tefsiri hoşuma gidiyor. Selamünaleyküm. Hayırlı geceler. Uzun zamandır üzerimde bir…


Üzerimde Ağırlık, Dünyaya Zerre Keyif Alamıyorum: Abdest-Tövbe-Zikir Reçetesi

ağırlık var ve dünyaya dair zerre keyif almıyorum ve hiçbir şey yapasım yok. İşlerimi yapamıyorum. Ne önersiniz? Bana dua eder misiniz kendime gelmem için, kendimi hissetmem için? Abdest al, Allah’a tövbe et ve Allah’ı zikret. Allah’tan yardım diler inşallah. Paramızı…


Parayı Faize Yatırmak — Dârü’l-Harbde Hârbî ile Mü’min Arasında Faiz Yok: İmâm-ı Âzam ve İmam Muhammed’in Fetvâsı, Tavsiye Etmem

faizi yatırmakta sıkıntı var mı? Darül harbde harbiyle mümin arasında faiz yoktur demiştiniz. Sizden dersli biri parasının faizi yatırabilir mi? Ben neden yatırdın demem ama tavsiyede etmem. faiz yoktur. Hadiste sabit. İmam Azam Hazretleri’nin, İmam Muhammed’in bu konuda fetvası var. Ama ben böyle mecbur kalınmadıkça bunun olmasını istemem. Bir böyle bizden dersli bir kardeşim parasının faizi yatırmasını çok uygun görmüyorum.

Ticaret yapsın, mal alsın satsın, daire alsın satsın, arsa alsın satsın, araba alsın satsın, ticaretin içinde dursun bence. Yatırırsa buradan kazandığını harcayabilir mi? Helal olur mu? buradan kazandığını harcayabilir, bunda bir sıkıntı yok. Ama ben çok uygun görmüyorum.


Çocuklarda Hacâmatın Boy Uzamasına Faydası ve Semâ Eden Gençlerin Müthiş Boy Atması

Hacamatın çocuklularda boy uzamasına faydası olur mu? Bilemem. Hacamat şifadır, hadîs-i şerîf bu. Kur’ân şifadır, bal şifadır. Sema ettirin çocuklarınıza. normalde bizim sema eden gençler de çocuklara baktığımda müthiş boy atıyorlardı. o yüzden sema kadar kız veya erkek hiç önemli değil. Boy attıran başka bir şey bilmiyorum. Selamünaleyküm.


Bu Ülkenin Başına Dürüst, Haram Yemeyen Bir Yönetim Geleceğine İnânıyor musunuz? — “Ümitvarım” Cevâbı

Bu ülkenin başına dürüst, haram yemeyen bir yönetim veya yönetici geleceğine inanıyor musunuz? İzmir Gazemür’den, dergamımız size sevgilerini yolladı. Cesur yürüyesinizden, ellerinizden öperiz. Eyvallah. bunun için mücadele ediyoruz. Ben ümitsiz bir insan değilim. Ümidimi yetiştireceğim. Bizim gibi insanların ümidini yitirmesi demek. Bütün arkamızdaki kitlenin ümidini yitirmesi demek. Ümit varım ben.

İnşallah bunlar böyle konuşula konuşula, cesaretli bir şekilde, şuurlu bir şekilde konuşula konuşula. İnsanlar bunları anlayacaklar. Bunları anlayınca daha iyi yönetecek olan kimselere, daha iyi yönetecek olan kimselere, daha iyi yönetecek olan kimselere, daha iyi yönetecek olan kimselere, arayış içerisine girecekler. İnşallah iyinin iyisine ulaşacağız.


Kerâmet Var mıdır? — Hak, Sabit; İnkâr Eden Küfre Düşer, Tecdîd-i İmân-Nikâh Lâzım

Keramet var mıdır? Vardır. Kur’ân’da ve sünnetde yeri var mıdır? Vardır. Sorumu yanlış noksan sorduysam sizden özür diliyorum. Yanlış noksan değildi. Keramet Kur’ân’a, sünnete, imamların iştahadına göre, vardır, haktır, hiç kimsede inkar edemez. Kerameti inkar eden bir kimse küfre düşer. Tecd-i iman, tecd-i nikah gerekli ona. Selamünaleyküm hayırlı geceler. Ben…


Mustafa Özbağ’ı Rüyâda Net Görüp Sabah Yarım Hatırlama — Normaldir

sizi çok sık olmasa da rüyamda görüyorum. Bu benim için çok büyük lütuf ama uyandığım zaman çok net hatırlıyorum. Kendi kendime tekrar ediyorum. Unutmayayım diye. Sabah uyanınca maalesef yarım yarım hatırlıyorum. Bu normal. Normal. Allah hayırlısını eylesin. Allah Rabbim yardım etsin. İnşallah Cenab-ı Hak muhineen olsun inşallah.


Kapanış: Bir Korona Yasaklı Gecenin Sonu, Derdimiz Kur’ân-Sünnet, Üç Tevhîd-Fâtiha ve Duâ

Bir korona yasaklı gecenin daha sonuna geldik. Sorularınız bitti. Sürçülisan ettiysek affola. Birilerinin gönlünü kırmak, incitmek değil derdimiz. Hayatta insanların partisine, purtisine, liderine laf söylemek değil derdimiz. Derdimiz Kur’ân Sünnet. Derdimiz vatanımız, milletimiz. Derdimiz doğrunun, hakikatin, iyinin, güzelliğinin hakim olması. Derdimiz Allah’ın hakikatinin bilinmesi. Derdimiz İslam’ın bilinmesi, öğrenilmesi.

Başka bir derdimiz yok. Kimsenin partisi, purtisi, lideri, bürokratik makamın mevkisi bizi ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren Kur’ân Sünnet, imamların iştahadı, beni ilgilendiren ilk sufilerin yolu, beni ilgilendiren vatanımın, milletimin doğru düzgün yönetilmesi, vatanımın, milletimin mutluluğu, refahı, vatanımın, milletimin değerlerinin çarçur edilmemesi. Başka bir şey değil. Hakkınızı helal edin.

İnşallah biz yine üç tevhid çekip gecemizi sonlandıracağız. Eftali zikir, fali mennehu. La ilahe illallah. La ilahe illallah. La ilahe illallah. El Fatiha. Allah Allah Allah. Amin. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Cenab-ı Hakk’ın ömrünüzü, yılınızı, ayınızı hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak cümlenizin evine bereket, kazançlarına bereket, üzerinize afiyet versin. Hastalıklara en kısa zamanda şifalar nasip eylesin.

Cenab-ı Hak muradları hasıl olmayanlarına, hayırlısıyla muradlarını hasıl eylesin. Rabbim ümmeti Muhammed’e yar ve yardımcısı olsun. Memleketimize yardım etsin. Bütün insanlarımıza yardım etsin. Geceniz mübarek olsun. Selamünaleyküm.


Kaynakça ve Referanslar

  • Mesnevî-i Şerîf 1028-1041. Beyitler — Tavşanın Bilgisi ve Bilginin Fazîleti: Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Şerîf I. cild (Nicholson neşri ve Abdülbâki Gölpınarlı tercümesi); Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî; Şem’î Şem’ullâh, Şerh-i Mesnevî; İsmâil Ankaravî, Mecmûatu’l-Letâif — “Eşek kulağını sat başka bir kulak al”, “Bilgi Süleymân mülkünün hatemidir, bütün âlem cesettir ilim candır”, “İnsanoğlunun gizli düşmanı çoktur, ihtiyata riayet eden kişi akıllıdır” ve “Yikanmak için dereye girince derenin dibindeki diken sana zarar verir” beyitleri şerhedilmiştir
  • Kur’ân-ı Kerîm — sohbette geçen âyet-i kerîmeler: Zâriyat 51/56 (“Ben cinleri ve insanları yalnız beni tanıyıp kulluk etsinler diye yarattım”); Neml 27/38-40 (Belkıs’ın tahtının Süleymân Aleyhisselâm’a tayy-ı mekân ile getirilişi); Cin 72/1-2 (cinlerin Hz. Peygamber’den Kur’ân dinlemesi); Bakara 2/268 (“Şeytân sizi fakirlikle korkutur ve size kötülüğü emreder”); Hac 22/47 ve Secde 32/5 (“Rabbinin katında bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir”); Kehf 18/25 (Ashab-ı Kehf’in 309 yılı); Bakara 2/124 (Halîfelik); Nisâ 4/59 (ulü’l-emre itâat); Mâide 5/44-47 (“Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler kâfirlerin, zâlimlerin, fâsıkların ta kendileridir”); Hucurât 49/12 (gıybet-tecessüs yasağı ve sûizân); Âl-i İmrân 3/139
  • Hadîs kaynakları ve sohbette zikredilen hadîsler: Aynî, Aclûnî Keşfü’l-Hafâ, “Küntu kenzen mahfiyyen” küdsî hadîsi; Tirmizî İlim 2 (“Kim ilim tahsili için yola çıkarsa dönünceye kadar Allah yolundadır”); Tirmizî İlim 7 (“Kim ilim tahsil ederse bu onun geçmiş günâhları için kefâret olur”); Tirmizî İlim 19 (“Hikmetli söz müslümanın yitiğidir”); Tirmizî-İbn Mâce (“Âdem oğluna şeytânın bir dokunuşu vardır, meleğin de dokunuşu vardır”); Buhârî-Müslim (şeytânın insanın damarlarında dolaştığı rivayet); Mâlik Muvatta Kader 3 (“Size iki şey bıraktım: Allah’ın kitâbı ve Resûlünün sünneti”); İbn-i Ebî Şeybe, el-Musannef‘te Ebû Saîd rivayetiyle Mehdî hadîsi; Ebû Dâvûd Tªhâret (kemik ve hayvan gübresiyle istincâ yasağı-cinnilerin yiyeceği); Aclûnî ve Deylemî’de geçen “Zamanın inkitâya uğradığı bir dönemde Mehdî denen bir adam çıkacak” rivayeti
  • Cin, Şeytân ve Perî — gaybî varlıklar literatürü: Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili VII. cild, sh. 5381-5395 (cin tâifesine dair geniş bahis); İmam el-Beyhakî, Sunenu’l-Kübrâ; İbn Teymiyye, Îmanu’l-Mu‘tenik min Şerri’l-Azrık (cinni defetme); Aydın İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân; Yûnus Emre Dîvânı “Bir dem dîv olur ya perî / Viraneler olur yeri / Bir dem uçar Belkıs ile / Sultan-ı insan olur” ilahisi; Dedé Korkut hikayelerinde Tepegöz-Oğuz kıssası
  • Belkıs’ın Tahtı ve Süleymân Aleyhisselâm’ın Hazinesi: Taberî, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk; Sa‘lebî, Arâisu’l-Mecâlis (Kısas-ı Enbiyâ); Muhammed b. Abdullah el-Kisâî, Kısasu’l-Enbiyâ; Süleymân’ın yüzüğü-Musa’nın asâsı-Âdem’in gömleği-Peygamber sancağı-kılıcı rivayetleri; İbn Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ; Mehdî edebiyatı: İbn Ebî Şeybe, Ebu Dâvûd Mehdî, İbn Mâce; Celal Yıldırım, İlmîhal
  • Kadı-zâdeler-Sûfî Gerilimi ve 28 Şubat Sonrası Tarikat-Cemaat Meselesi: Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı Toplumunda Tasavvuf ve Sûfîler; Madıha Madelung’un Kadı-zâdeler üzerine makaleleri; Semiramis Çavuşoğlu, The Kıdızâdeli Movement; Hilmi Ziya Ülken, Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi; 28 Şubat posîtıf-modern darbe literatürü
  • İmân-ı Kâmil ve Siyâset — İslâm Siyâset Düşüncesi: Mâverí, el-Ahkâmu’s-Sultâniyye; Ebû Ya’lâ el-Ferrâ, el-Ahkâmu’s-Sultâniyye; İbn Teymiyye, es-Siyâsetu’ş-şer’iyye; İmam Rabbânî Mektûbât (imanın kamili-îmânın kamâli); 6284 sayılı Kanun (İstanbul Sözleşmesi) ve iptali tartışmaları
  • Fıkıh kaynakları (Hanefî): Burhâneddîn el-Merginânî, el-Hidâye; Nizameddîn, el-Fetâvâ’l-Hindiyye; İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr; İmâm-ı Âzam ve İmam Muhammed’in dârü’l-harbde harbî ile mü’min arasında faiz olmadığına dair fetvâsı; İbn Kısâî ile Köpek necis meselesi; Ahmed Fikri Yavuz, İslâm Fıkhı ve Hukuku; Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihâli; Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla Ahkâm Hadîsleri
  • Ahmed er-Rıfâî Hazretlerinin Literatürü: Hak Yolcusunun Düstûrları (el-Bürhânu’l-Mü’eyyed); Onların Âlemi; Şifâ’ül-Eskâm (Kaze-i Rûnî) — Dördüncü kat gökte akan kum ırmağı ve zerreleri kadar âlemler-kıyâmetler-cennet-cehennemler rivayeti
  • Tefsîr ve Mezhepler Tarihi Kaynakları: Taberî, Câmi‘u’l-Beyân fi Tefsîri’l-Kur’ân; M. Arif Canoğlu (der.), Hadîslerle Kur’ân Tefsîri (İbn Kesîr); Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili; Abdülbâki Gölpınarlı, Türkiye’de Mezhepler ve Tarikatler
  • Kovid-Pandemi, Maske ve Cumâ Saf Düzeni: Diyânet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 2020 tarihli fetvâsı; Türkiye Sağlık Bakanlığı rehberleri; Giorgio Agamben’in salgın-biyopolitik yazıları; Marcia Angell, The Truth About the Drug Companies; sarık-peçe-poşu ile ağız-burun örtme tarîhî pratik
  • Azerbaycan-Karabağ, Akdeniz-Kıbrıs Hakları ve İngiltere’deki Türk Altınları: 2020 Karabağ Savaşı kronolojisi; Osmanlı’dan Kayseri Uçak Fabrikası (Türk Hava Kurumu) tarihî; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın İngiltere’den 2018-2019 altın çıkarma haberleri; Darwin Teorisi’nin İlköğretim Fen ve Teknoloji müfredatındaki yeri tartışmaları

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Zikir, Tevhîd, İhsân, Nefs, Ruh, Kalb. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı